Altın, Altı Ayda Yüzde 46 Kazandırdı: 1800 Lirayı Görebilir

Gram altın yıl başından bu yana yatırımcısına yüzde 46 kazandırdı. Gram altını yüzde 41,75 ile Euro, yüzde 39,39 ile dolar takip ediyor. Haftaya 1900 doların üzerindeki istikrarını koruyarak giren altın güvenli liman olmaya devam ediyor.

Gram altın 1106 TL seviyesinden yıla başlamıştı bugün 1603 TL seviyesini gördü gramın da Yatırımcısına 494 TL kazandırdı. Yılbaşında 10.000 TL karşılığında gram altına alan bugün parasına 14.619 TL yaptı. Buda %46 altılık bir değer artışı.

Dünyada altın yatırımcıları için yatay bir seyir hakimken Türkiye’de artan dolar kurunun etkisiyle yeni rekorlar görünüyor. Uluslararası piyasalarda altının ons fiyatı bin 915 dolar civarında alıcı buluyor. Gram altın ise bin 600 TL’yi geçerek yeni bir rekor kırdı.

Dünya gazetesinden Birol Bozkurt’un haberine göre ons altın ve bankalararası Dolar/TL kuru üzerinden hesaplanan gram altın, 1.618 TL ile yeni tarihi zirvesini görmesi sonrası 1.605 TL seviyelerinden alıcı buldu. Haziran ayı enflasyonu daha netleşmemiş olsa da ilk 6 aylık enflasyonun yüzde 18 civarında olacağı tahmin ediliyor.

Buna göre enflasyona karşı yatırımcısını en iyi koruyan yatırım aracı olarak yıl başından bu yana yüzde 46 artan gram altın ön plana çıkıyor.

Gram altını yüzde 41,75 ile Euro, yüzde 39,39 ile dolar takip ediyor. Haftaya 1900 doların üzerindeki istikrarını koruyarak giren altın güvenli liman olmaya devam ediyor. Görüşler şöyle:

“Gram altında bu yıl 1.800 TL görülebilir”

Altın ve Para Piyasaları Uzmanı İslam Memiş: Yılın ilk yarısında Yatırımcısına en çok altın kazandırdı. Yıla 1.106 TL seviyesinden başlayan gram altın yüzde 46 artışla bugün 1618 TL seviyesini gördü. Gram altında yılsonuna kadar 1.750- 1.800 TL aralığı test edilebilir ancak kısa vadede bir geri çekilme öngörüyorum. kısa vadede dolar TL kuru takip etmekte fayda var dolar TL kuru nereye gram altın oraya 24 TL seviyesine kadar gerileyen dolar TL kurumda gram altın 1550 TL seviyesine kadar sarkabilir.

“Yılın ilk yarısında yatırımcısına en çok altın kazandırdı”

Altın ve Para Piyasaları Uzmanı Mehmet Ali Yıldırımtürk: Yılın ilk yarısında yatırımcısına en çok altın kazandırdı yılın ilk yarısında şampiyon altın oldu gram altın 1106 TL seviyesinden yıla başlamıştı bugün 1603 TL seviyesini gördü gramın da Yatırımcısına 494 TL kazandırdı. Yılbaşında 10.000 TL karşılığında gram altına alan bugün parasına 14.619 TL yaptı. Buda %46 altılık bir değer artışı.

“Ons altında kararsız bir seyir izliyoruz”

Altın ve Para Piyasaları Uzmanı Şirin Sarı: Gram altın yeni rekorlar kırarken, global tarafta dolar endeksinin güçlü duruşu ile ons altında kararsız bir seyir izliyoruz. Teknik olarak; gram altında 1550 – 1650 TL bandının içinde kaldıkça yatay hareketi takip edeceğiz. 1550 TL altında alım fırsatı doğabilir. 1650 TL üzerine ise çıkmak için zorlanabilir. Ons altında ise satış baskısının devam ettiğini unutmayalım. Tüm bunlar gram altında suların bir süre daha dalgalı olmasına yol açabilir.

Paylaşın

Türkiye, Avrupa’da Araç Fiyatlarının En Pahalı Olduğu Ülke

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ve Avrupa Birliği (AB) İstatistik Ofisi Eurostat’ın açıkladığı fiyat düzeyi endeksine göre Avrupa’da araç fiyatlarının en pahalı olduğu ülke Türkiye.

2003 – 2022 arasındaki son 20 yılda Türkiye’de araç fiyatları 2009 yılı haricinde hep Avrupa Birliği (AB) genelinden pahalı oldu. 2022 yılında 27 AB ülkesi genelinde 100 euro karşılığı satın alınan bir aracın Türkiye fiyatı 144 euro oldu.

Euronews’in haberine göre kişisel ulaşım araçları fiyat düzey endeksine göre 2022’de en pahalı ülke 144 puan ile Türkiye oldu. Ardından 132 ile Danimarka, 120 ile İzlanda ve 114 puan ile Hollanda geliyor.
Avrupa’da en ucuz araçlar hangi ülkelerde?

27 AB ülkesinin ortalaması 100 olduğunda en ucuz araç fiyatı 87 puan ile Polonya’da. Slovakya ve Kuzey Makedonya’da bu değer 89 oldu. Kişisel ulaşım araçları fiyat düzey endeksi diğer bazı ülkelerde şöyle: Norveç 110, Fransa 102, İtalya 100, Almanya 99, İspanya 98 ve Yunanistan 93.

Maaşlar ve milli gelir hesaplamaya dahil değil

Öte yandan bu hesaplama ülkelerdeki ortalama maaş, asgari ücret veya kişi başına düşen milli gelir gibi değerleri yansıtmıyor. Türkiye’de 144 euroya satın alınan bir araç Almanya’da 99 euroya alınıyor. Ancak Almanya’daki bir kişinin aylık kazancı veya bu ülkedeki kişi başına düşen milli gelir Türkiye’ye oranla daha yüksek.

Son 20 yılda sadece bir kez AB’den ucuz oldu

2003-2022 arasındaki son 20 yılda Türkiye’de araç fiyatları 2009 yılı haricinde hep AB genelinden pahalı oldu. 2009’da AB’de bir aracın fiyatı 100 euro iken Türkiye fiyatı 97 euro olmuştu.

Türkiye 2022’de zirveye çıktı

Son 20 yılda Avrupa ülkelerindeki araç fiyatları incelendiğinde Türkiye 2022’de ilk kez zirveye çıktı. 2000’li yılların başında Türkiye üst sıralarda yer almasına rağmen sonradan daha aşağılara gerilemişti.

Son bir yılda yüzde 43 artış

Öte yandan 2022’deki rekor artış dikkat çekiyor. 2021’de AB genelinde 100 euro olan aracın fiyatı Türkiye’de 100,6 euro iken 2022’de 143,9 euro oldu. Bu da son bir yılda yüzde 43 artış demek.

ÖTV geliri rekor kırıyor, yıl bitmeden hedef aşılacak

2023’ün ilk beş ayı itibarıyla motorlu taşıt araçları ÖTV geliri 125,1 milyar TL oldu. Bu tahsil edilen miktar. Tahakkuk eden ise 128,7 milyar. Hükümetin bütçe planına göre yıl sonundaki hedef 203,6 milyar TL gelir. Mayıs ayı itibarıyla bütçe hedefinin yüzde 61,5’i gerçekleşti. Gelirlerin böyle devam etmesi durumunda yaz ayları bitmeden bütçe hedefi gerçekleşecek.

Dolar bazında ÖTV geliri

Son yıllardaki rekor enflasyon sebebiyle yıllar arasında TL bazında kıyas çok gerçekçi değil. Dolar bazında araçlardan toplanan ÖTV gelirine bakıldığında 2023 rekora gebe gibi görünüyor.

Hükümet motorlu taşıtlardan 2022 yılında 10,1 milyar dolar ÖTV geliri elde etmişti. Bu sene ilk beş ayda 6,3 milyar dolar toplandı. 2023 şimdiden son 10 yıldaki birçok yılın toplamını geçmiş durumda.

TÜİK’e göre Ocak-Mayıs 2023 döneminde 224 bin aracın trafiğe kaydı yapıldı.

Paylaşın

“Kamu Bankaları Piyasaya 1 Milyar Dolar Sattı” İddiası

Liranın dolar karşısında 26.07’yi geçmesini engellemek için kamu bankalarının öğlene kadar yaklaşık 1 milyar dolar sattığı öne sürüldü. Satışın, KKM dönüşleri nedeniyle piyasada oluşan döviz likidite ihtiyacının karşılanması için yapıldığı belirtildi.

Gelişmenin ardından açıklama yapan eski Merkez Bankası Başekonomisti Hakan Kara, “TCMB’nin döviz likiditesini kendinde topladığı bu sistemde döviz satması normal. Önemli olan satış değil alış-satış farkı. İşlemleri netleştirince döviz piyasasına satış değil bilakis alış yönünde ciddi müdahale olduğu görülüyor. TCMB son 8 iş gününde nette 13,4 milyar dolar almış” ifadelerini kullandı.

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Hafize Gaye Erkan’ın bankacılarla yaptığı toplantıda, bankacılara dövizi tutmak için dolar satışının artık yapılmayacağını söylediği bildirilmişti. Ancak Bloomberg’te yer alan Kerim Karakaya ve Aslı Kandemir imzalı haberde kamu bankalarının bugün 1 milyar dolar satış yaptığı ifade edildi.

Habere göre ismini vermek istemeyen bazı kaynaklar kamu bankalarının, liranın dolar karşısında 26.07’yi geçmesini engellemek için öğlene kadar yaklaşık 1 milyar dolar sattığını söyledi.

“Satış KKM’den dönüşler için yapıldı”

Reuters Haber Ajansı da ekonomi yönetiminde üst düzey yetkili bir kişiye dayandırdığı haberinde 1 milyar dolarlık satışın gerçekleştiğini ve bunun Kur Korumalı Mevduat (KKM) dönüşleri nedeniyle piyasada oluşan döviz likidite ihtiyacının karşılanması için yapıldığını vurguladı.

“Satış değil, alım yönünde müdahale var”

Eski TCMB Başekonomisti Hakan Kara yaşanan gelişmenin ardından Twitter hesabından açıklama yaptı. Kara şu ifadeleri kullandı:

“TCMB’nin döviz likiditesini kendinde topladığı bu sistemde döviz satması normal. Önemli olan satış değil alış-satış farkı. İşlemleri netleştirince döviz piyasasına satış değil bilakis alış yönünde ciddi müdahale olduğu görülüyor. TCMB son 8 iş gününde nette 13,4 milyar dolar almış.”

“Bu iki haberi gören bir yatırımcı umutlanabilir mi?”

Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Serkan Özcan da haberin ardından Twitter’dan şu açıklamayı yaptı:

“Önce Merkez Bankası Başkanı’nın açıklaması, sonra Bloomberg’in haberi! Bu durumun en önemli sebebi ortada elle tutulur, kapsamlı, anlaşılır bir programın olmaması! Ayrıca para politikasında alınması gereken sert tedbirlerin muhtemelen siyasi baskı nedeniyle hala alınamıyor oluşu! Aynı gün bu iki haberi arka arkaya gören bir yatırımcının bu ülkenin ekonomisinden umutlanabilmesi mümkün mü? Bu halleriyle daha fazla kafa karıştırır ve yaşanmakta olan sürecin yaratacağı tahribatı daha da büyütürler!”

“Kura müdahale amacı taşımıyor”

Bloomberg HT’ye konuşan konuya yakın kaynaklar ise “Kamunun günlük döviz piyasasındaki hareketi kura müdahale amacı taşımıyor” dedi.

“Bu satışlar gerekli”

Gelecek Partisi Ekonomi Politikaları Başkanı Kerim Rota ise yaşanan gelişmeyi şöyle yorumladı: “İhracatçının dövizinin yüzde 40’ını satma zorunluluğu, KKM’den gelenler, Yuvam hesabı gibi uygulamalar nedeniyle döviz piyasası kendi dengesini kaybedeli çok olmuştu. Yabancı ve yerleşiklerin TL’ye güçlü dönüşü olmadığı zamanlarda TCMB’nin kendi pozisyonundan ithalat vb. talebi için döviz satması zaten artık gerekli.

Zaman zaman da net alım yapması gerekebilir. Bunu şimdiki gibi şeffaf olmayan şekilde kamu bankaları aracılığıyla gizli kapaklı yapmak, Berat Albayrak, Nureddin Nebati, Murat Uysal, Şahap Kavcıoğlu politikalarını devam ettirmektir. Bu alım satımların TCMB bünyesindeki piyasalarda düzenli ihalelerle veya doğrudan müdahalelerle yapılması halindeyse şeffaflık adına bir irade ortaya koyulmuş olur. Bu tercih ekonomi politikalarının samimiyetini de ortaya koyacak.”

Öte yandan Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB) 22 Haziran tarihli Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısının özet metnini yayımladı.

Merkez Bankası’ndan “enflasyon” mesajı

Merkez Bankası, açıklamasında, “Kurul politika faizini enflasyonun ana eğiliminin gerilemesini ve orta vadede yüzde 5 hedefine ulaşmasını sağlayacak parasal ve finansal koşulları oluşturacak şekilde belirleyecektir. Kurul, mevcut para politikası çerçevesinin enflasyon görünümü ve yukarı yönlü riskler göz önüne alındığında yüzde 5 enflasyon hedefini gerçekleştirmekten çok uzak olduğu değerlendirmesinde bulunmuştur” ifadelerine yer verdi.

Açıklamanın devamında, “Enflasyonun 2023 yılında bir miktar yükseldikten sonra parasal sıkılaştırmanın birikimli etkilerinin devreye girmesiyle gerileyerek önce tarihsel ortalamalara, sonra da orta vadeli hedefe kademeli olarak yakınsayacağı öngörülmektedir. Kredi genişlemesi, maliyet baskıları ve döviz kuru gelişmeleri enflasyon üzerindeki baskıların artabileceğine işaret etmektedir. Enflasyon beklentilerindeki mevcut seyir ve fiyatlama davranışlarındaki bozulma, enflasyon görünümüne dair yukarı yönlü riskleri canlı tutmaktadır.” denildi.

Açıklamada ayrıca Kurul’un “adımları gerektiği zamanda ve gerektiği ölçüde kademeli olarak güçlendirilen bir parasal sıkılaştırma sürecinin uygulanmasına” karar verdiği bilgisi yer aldı. Parasal sıkılaştırma sürecinin enflasyon görünümünde belirgin iyileşme sağlanana kadar devam edeceği kaydedildi.

22 Haziran’daki Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısında politika faizinin yüzde 8,5’tan yüzde 15’e yükseltildiği hatırlatılan metinde, Kurul alınan bu kararı, dezenflasyonun en kısa sürede tesisi, enflasyon beklentilerinin çıpalanması, fiyatlama davranışlarındaki bozulmanın kontrol altına alınması için başlatılan parasal sıkılaştırma sürecinin ilk adımı olarak öngörmektedir” denildi.

Paylaşın

Merkez Bankası’ndan “Enflasyon” Mesajı: Yüzde 5 Hedefi Gerçekleştirilmekten Çok Uzak

27 ay sonra ilk kez faiz artırımına gittiği 22 Haziran’daki Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısının özetini yayımlayan Merkez Bankası, açıklamasında, “Kurul politika faizini enflasyonun ana eğiliminin gerilemesini ve orta vadede yüzde 5 hedefine ulaşmasını sağlayacak parasal ve finansal koşulları oluşturacak şekilde belirleyecektir. Kurul, mevcut para politikası çerçevesinin enflasyon görünümü ve yukarı yönlü riskler göz önüne alındığında yüzde 5 enflasyon hedefini gerçekleştirmekten çok uzak olduğu değerlendirmesinde bulunmuştur” ifadelerine yer verdi.

Haber Merkezi / Açıklamanın devamında, “Enflasyonun 2023 yılında bir miktar yükseldikten sonra parasal sıkılaştırmanın birikimli etkilerinin devreye girmesiyle gerileyerek önce tarihsel ortalamalara, sonra da orta vadeli hedefe kademeli olarak yakınsayacağı öngörülmektedir. Kredi genişlemesi, maliyet baskıları ve döviz kuru gelişmeleri enflasyon üzerindeki baskıların artabileceğine işaret etmektedir. Enflasyon beklentilerindeki mevcut seyir ve fiyatlama davranışlarındaki bozulma, enflasyon görünümüne dair yukarı yönlü riskleri canlı tutmaktadır.” denildi.

Açıklamada ayrıca Kurul’un “adımları gerektiği zamanda ve gerektiği ölçüde kademeli olarak güçlendirilen bir parasal sıkılaştırma sürecinin uygulanmasına” karar verdiği bilgisi yer aldı. Parasal sıkılaştırma sürecinin enflasyon görünümünde belirgin iyileşme sağlanana kadar devam edeceği kaydedildi.

22 Haziran’daki Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısında politika faizinin yüzde 8,5’tan yüzde 15’e yükseltildiği hatırlatılan metinde, Kurul alınan bu kararı, dezenflasyonun en kısa sürede tesisi, enflasyon beklentilerinin çıpalanması, fiyatlama davranışlarındaki bozulmanın kontrol altına alınması için başlatılan parasal sıkılaştırma sürecinin ilk adımı olarak öngörmektedir” denildi.

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB) 22 Haziran tarihli Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısının özet metnini yayımladı. Metinde şu ifadelere yer verildi:

Küresel ekonomi

“Küresel enflasyon düşerken, halen uzun dönem ortalamalarının üzerinde seyretmektedir. Son 10 yıllık dönemde ortalama enflasyon gelişmiş ekonomilerde yüzde 2,2 ve gelişmekte olan ekonomilerde yüzde 5,6 seviyesinde gerçekleşmiştir. 2023 yılında enflasyonun gelişmiş ekonomilerde yüzde 3,3 ve gelişmekte olan ekonomilerde ise yüzde 8,1 seviyesinde gerçekleşmesi beklenmektedir. Emtia fiyatlarında geçen yıl ortasından itibaren başlayan gerileme eğilimi sürmekle birlikte, Emtia Fiyat Endeksinin mevcut seviyesi son on yılın ortalamasının yüzde 23,2 üzerindedir. Endeks geçen yıl haziran ayında ulaştığı en yüksek seviyeye göre yüzde 29,4 gerilemiştir. Benzer şekilde geçen yıl nisan ayında ulaştığı tepe noktasına göre yüzde 22,0 gerileme kaydeden Tarımsal Emtia Fiyat Endeksi son on yılın ortalamasının yüzde 14,3 üzerindedir. Bu durum, gıdanın tüketici sepeti içerisindeki yüksek payı nedeniyle enflasyon üzerinde halen etkili olmaktadır. 2023 yılında ABD ve Euro Bölgesinde yıl sonu enflasyon beklentisi sırasıyla yüzde 3,0 ve yüzde 3,8 iken; çekirdek enflasyon beklentisi sırasıyla yüzde 4,3 ve yüzde 5,1 seviyesindedir.

Çekirdek enflasyonun ve enflasyon beklentilerinin yüksek seviyeleri küresel enflasyonun bir süre daha merkez bankalarının hedeflerinin üzerinde seyretmeye devam edeceğini ima etmektedir. Bu nedenle, bütün dünyada merkez bankaları enflasyonu düşürmeye yönelik tedbirler almaktadır. Takip edilen 12 gelişmiş ülke merkez bankası son 16 ayda toplamda 123 toplantı yapmış, bu toplantıların 89 tanesinde politika faizleri artırılmıştır. Aynı dönemde takip edilen 15 gelişmekte olan ülke merkez bankası toplamda 182 toplantı yapmış, bu toplantıların 97 tanesinde politika faizleri artırılmıştır. Uygulanan para politikasının sonuçları finansal koşullara da yansımaya başlamış ve merkez bankalarının finansman ve kredi koşullarındaki sıkılaşmaya yönelik vurguları güçlenmiştir.

Küresel büyüme görünümündeki yatay seyre rağmen, görece güçlü talep ve işgücü piyasalarındaki sıkılık devam etmektedir. Türkiye’nin dış ticaret ortaklarının ihracat paylarıyla ağırlıklandırılan küresel büyüme endeksi bir önceki PPK toplantısı dönemine kıyasla yatay görünümünü sürdürmüştür. Endeksin 2023 yılı için tahmin edilen büyüme oranı ocak ayındaki dip seviyenin yaklaşık 0,3 puan üzerinde yüzde 1,6 düzeyindedir. Bununla birlikte, 2022 yılında söz konusu endeksin yüzde 3,5 büyüme oranı ile kıyaslandığında dış talep görünümünde yıllık bazda kayda değer bir yavaşlama gözlenmektedir. Küresel PMI endeksleri hizmet sektöründe faaliyetin gücünü koruduğuna, imalat sanayinde ise eşik değerin hemen altındaki yatay seyrin devam ettiğine işaret etmektedir. Mayıs ayı itibarıyla yılın ikinci çeyreğinde küresel hizmetler PMI endeksi ilk çeyreğe göre 3,1 puan artarak 55,4 düzeyine erişmiş, imalat sanayi PMI endeksi 0,1 puan artarak 49,6 olmuştur. Bileşik PMI göstergelerine bakıldığında, mayıs ayında endeksin küresel düzeyde nisan ayındaki seviyeye kıyasla 0,2 puan artışla 54,4 olduğu, gelişmiş ülkelerde 53,7 seviyesinde yatay seyrettiği, gelişmekte olan ülkelerde ise 0,7 puan artışla 55,6’ya yükseldiği gözlenmiştir. Çin’de bileşik PMI göstergesi nisan ayına göre 2 puan artışla 55,6 düzeyinde gerçekleşirken mayıs ayında endeks gerek imalat gerek hizmetler sektöründe 50 eşik değerinin üzerinde bulunmaktadır. Bununla birlikte, salgın önlemlerinin gevşetilmesi sonrası hizmetlerdeki toparlanmanın daha belirgin olduğu gözlenmiştir. Diğer taraftan, gelişmiş ülke ekonomilerinde finansal koşulların etkisiyle iktisadi faaliyetin yavaşlayacağına yönelik beklentiler sürmektedir. Türkiye’nin önemli ticaret ortaklarından Euro Bölgesinde imalat PMI endeksi mayıs ayında 44,8 ile pandemiden bu yana en düşük düzeyine gerilemiştir.

Gelişmekte olan ülkelere yönelen portföy akımları haziran ayında, iyileşen risk algısına bağlı olarak devam etmiştir. Yılbaşından mayıs sonuna kadar hisse senedi piyasalarına yaklaşık 46,4 milyar dolar fon girişi olurken, borç senetleri piyasalarından yaklaşık 4,3 milyar dolar fon çıkışı olmuştur. Haziran ayında ise 8,3 milyar doları hisse senedi piyasalarına olmak üzere toplam 9,2 milyar dolar fon girişi olmuştur.

Enflasyon gelişmeleri

Ülkemizde enflasyon 2022 yılının ekim ayında ulaştığı zirveye kısayla 45,92 puan düşmüş olmakla birlikte halen yüksek seviyesini korumaktadır. Tüketici fiyatları mayıs ayında yüzde 0,04 oranında artmış ve yıllık enflasyon yüzde 43,68’den 4,09 puan düşerek yüzde 39,59 seviyesinde gerçekleşmiştir. Ülkemizde, yakın döneme ilişkin göstergeler enflasyonun ana eğiliminde yükselişe işaret etmektedir. Bu gelişmede yurt içi talepteki güçlü seyir, kur gelişmeleri ve hizmet enflasyonundaki katılık belirleyici olmuştur.

Alt grupların yıllık enflasyona katkıları hizmet grubunda 14,62 puandan 15,17’ye yükselmiş (0,55 puan artış); temel mal grubunda 9,80 puandan 10,17’ye yükselmiş (0,37 puan artış); alkol, tütün ve altın grupları toplamında 1,81 puandan 1,50’ye gerilemiş (0,31 puan azalış); gıda ve alkolsüz içecekler grubunda 14,22 puandan 13,64’e gerilemiş (0,58 puan azalış); enerji grubunda 3,24 puandan -0,88’e gerilemiştir (4,12 puan azalış).

Gıda fiyatları mayıs ayında yüzde 0,71 oranında artmış, grup yıllık enflasyonu yüzde 53,92’den 1,40 puan düşüşle yüzde 52,52 olmuştur. Gıda fiyatlarının mevsimsellikten arındırılmış aylık artış oranı bir önceki aya kıyasla gerilemiştir. Bu dönemde kırmızı et fiyatlarındaki yükseliş yavaşlarken, mevsimsellikten arındırılmış veriler, sebze fiyatlarında daha belirgin olmak üzere taze meyve ve sebze fiyatlarının mayıs ayında arttığına işaret etmiştir. Taze meyve sebze fiyatlarındaki oynaklıklar yurt içi gıda fiyatları kaynaklı riskleri canlı tutmaktadır. İşlenmiş gıda fiyatları aylık bazda yüzde 1,08 ile sınırlı bir artış kaydetmiştir. İşlenmiş et ürünleri haricinde grup genelinde ılımlı fiyat hareketleri izlenmiş, ekmek ve tahıl ürünleri fiyat artışındaki yavaşlama mayıs ayında da sürmüştür.

Enerji fiyatları mayıs ayında yüzde 21,00 ile yüksek bir oranda gerilemiş, grup yıllık enflasyonu yüzde 21,19’dan 28,16 puan azalışla yüzde -6,97 olmuştur. Bedelsiz doğal gaz kullanımı grup fiyatları üzerinde temel belirleyici olmuştur. Uluslararası enerji fiyatlarındaki olumlu görünümü takiben fiyatlar grup genelinde gerilerken, akaryakıt fiyatları belirgin düşüşle öne çıkan bir diğer kalem olmuştur.

Hizmet fiyatları mayıs ayında yüzde 4,60 oranında artmış, grup yıllık enflasyonu yüzde 58,62’den 1,33 puan yükselişle yüzde 59,95 olarak gerçekleşmiştir. Bu dönemde yıllık enflasyon ulaştırma grubunda gerilerken diğer gruplarda yükselmiştir. Bu grubun aylık fiyat artışında, lokanta-oteller yüzde 7,10 ve kira yüzde 5,15 ile öne çıkan alt gruplar olmuştur. Diğer hizmetler alt grubu fiyatlarındaki artışta kur gelişmelerine duyarlı olan ulaştırma araçlarının bakım onarımı kaleminin yanı sıra eğitim ve sağlık hizmetleri gibi geçmiş enflasyona endeksleme eğilimi güçlü olan kalemlerin etkisi öne çıkmıştır.

Temel mal fiyatları mayıs ayında yüzde 3,90 oranında yükselmiş, yıllık enflasyon yüzde 34,16’dan 0,91 puan artarak yüzde 35,07 olmuştur. Mayıs ayında yıllık enflasyon dayanıklı mal ile giyim ve ayakkabı alt gruplarında artış kaydetmiş, diğer temel mallarda ise gerilemiştir. Dayanıklı mal fiyatları (altın hariç) aylık yüzde 3,48 oranında yükselirken, yüzde 6,37 oranındaki fiyat artışıyla otomobil öne çıkan alt kalem olmuştur. Türk lirasındaki görünüm ve iç satışlardaki canlı seyirle birlikte otomobil fiyatlarında güçlü bir artış eğilimi yaşanmıştır. Giyim ve ayakkabı alt grubunda fiyatlar yüzde 9,96 oranıyla tarihsel mayıs ayı ortalamasının üzerinde artarken, bu gelişmede yöntem değişikliğine bağlı olarak yeni sezon ürünlerinin endekse girişinin nisandan mayıs ayına kaymasının etkisi hissedilmiştir.

Enflasyonun ana eğilimi 2022 yılı sonrası dönemde yavaşlasa da yüksek seyrini sürdürmektedir. Mevsimsellikten arındırılmış verilerle aylık artışlar B ve C göstergelerinde bir önceki aya kıyasla yükselirken, bu görünüm alternatif çekirdek enflasyon göstergeleri tarafından da teyit edilmektedir. Mevsimsellikten arındırılmış B ve C endekslerinin üç aylık ortalama artışları 2022 yılının şubat ayında sırasıyla yüzde 8,8 ve yüzde 8,4 ile en yüksek noktasına çıkarken, mayıs ayı itibarıyla yüzde 2,5 ve yüzde 2,8 seviyelerine gerilemiştir. Mayıs ayı itibarıyla B ve C endeksinin mevsimsellikten arındırılmış artış oranları sırasıyla yüzde 2,9 ve yüzde 3,6 olarak gerçekleşmiştir (önceki ay yüzde 2,3 ve yüzde 2,6). Medyan enflasyon ve SATRIM gibi alternatif çekirdek göstergelerde de önceki aya göre artışlar gözlenmiştir.

Talep ve üretim

Yılın ikinci çeyreğine ilişkin veriler, iktisadi faaliyetin özellikle iç talep kaynaklı güçlü seyrini sürdürdüğünü teyit etmektedir. Perakende satış hacim endeksi deprem kaynaklı etkilere rağmen yılın ilk çeyreğinde yıllık bazda yüzde 28,7 oranında artmıştır. Nisan ayında endeks yıllık bazda yüzde 23,7 oranında yükselerek artış eğilimini sürdürmüştür. Nisan ayı itibarıyla çeyreklik bazda artış oranı ise yüzde 3,3 oranında gerçekleşmiştir. Kartla yapılan harcamalardaki artış eğilimi ikinci çeyrekte devam etmiştir. İmalat sanayi firmalarının ikinci çeyrekteki kayıtlı siparişlerine bakıldığında iç piyasa siparişlerinin yıllık bazda 2,6 puan ile kuvvetli artış kaydettiği görülmektedir.

Güncel veriler deprem bölgesinde ekonomik faaliyetin beklenenden hızlı toparlanmasını sürdürmesiyle afet kaynaklı daralmanın büyük ölçüde telafi edildiğini göstermektedir. İlk çeyrekte ülke genelinde istihdam artışı afetin etkisiyle yavaşlarken nisan ayı itibarıyla mevsimsellikten arındırılmış istihdam 31,6 milyon seviyesinde gerçekleşerek afet öncesinde ocak ayındaki 31,7 milyon seviyesine oldukça yaklaşmıştır. Mevsimsellikten arındırılmış işgücüne katılım oranı ise yüzde 53,9 düzeyinde gerçekleşerek afet öncesi seviyesine ulaşmıştır.

Nisan ayında yıllıklandırılmış cari işlemler açığı enerji fiyatlarına bağlı olarak gerileyen enerji ithalatındaki düşüşe rağmen 2022 yılının nisan ayındaki 19,7 milyar dolar seviyesine kıyasla 38,1 milyar dolar artarak 57,8 milyar dolara yükselmiştir. Bu artış hizmetler dengesindeki güçlü seyre rağmen dış ticaret açığındaki yükselişin etkisiyle gerçekleşmiştir. Nisan ayı itibarıyla yıllıklandırılmış olarak ödemeler dengesi tanımlı dış ticaret açığı önceki yılın aynı dönemindeki seviyesine göre 54,0 milyar dolar artarak 100,2 milyar dolara yükselmiştir. Aynı dönemde yıllıklandırılmış hizmetler fazlası 14,9 milyar dolar artarak 51,6 milyar dolara çıkmıştır. Parasal koşulların ve beklentilerin etkisiyle altın ithalatı cari açıktaki artışta önemli rol oynamaktadır. Yılın ilk dört ayında toplam altın ithalatı bir önceki yılın aynı dönemindeki seviyesine kıyasla 9,2 milyar dolar artışla 11,8 milyar dolar seviyesinde gerçekleşmiştir. Mayıs ayı geçici dış ticaret verileri altın ithalatının artış ivmesini sürdürdüğüne işaret etmiştir. Yurt içi talepteki güçlü seyir tüketim malları ithalatı kanalıyla cari işlemler açığını artırıcı etkide bulunmaktadır. Mayıs ayına ilişkin geçici dış ticaret verileri ve haziran ayı için yüksek frekanslı veriler mevsimsellikten arındırılmış olarak ihracattaki nispeten yatay seyre karşın ithalatın, söz konusu grupların katkısıyla artış eğilimi sergilediğine işaret etmektedir.

Turizm gelirlerinin beklentilerin üzerinde ve yıl geneline yayılmış seyri ile yılın ikinci yarısında cari dengeye güçlü bir katkı sunacağı tahmin edilmektedir. Seyahat gelirleri yılın ilk dört ayında bir önceki yılın ilk dört ay toplamına göre 2,1 milyar dolar artarak 10,3 milyar dolar seviyesine ulaşmıştır. Yabancı ziyaretçi sayıları da benzer şekilde yılın ilk dört ayında bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 29,2 artarak 9,5 milyon kişi seviyesinde gerçekleşmiştir. Turizm gelirlerinin artan katkısıyla cari işlemler hesabının yılın ikinci yarısında daha dengeli bir seyir izleyeceği tahmin edilmektedir. Turizm gelirlerindeki güçlü seyir ile enerji ithalatındaki normalleşmenin döviz piyasasında arz kaynaklı olarak sağlıklı fiyat oluşumu ve istikrara katkı sağlayacağı öngörülmektedir. Diğer taraftan, artan turizm faaliyeti kısa vadede talebi artırarak tüketici enflasyonu üzerinde risk oluşturmaktadır.

Gayri Safi Yurt İçi Hâsıla yıllık büyümesi, deprem kaynaklı etkilere karşın, bir önceki çeyrekteki yüzde 3,5’e kıyasla artış göstererek yüzde 4 olmuştur. Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış olarak ise çeyreklik bazda büyüme yüzde 0,3 oranında gerçekleşmiştir. Yıllık büyümeye net ihracatın katkısı -2,8 puan, yatırımların katkısı 1,2 puan, geri kalan tüketim sektörünün katkısı ise 5,6 puan olmuştur. Yıllık büyümeye en yüksek katkı yurt içi talepten gelirken zayıf seyrini sürdüren dış talep ve deprem kaynaklı geçici üretim kaybı sanayi sektörünün büyümeye katkısını sınırlamıştır. Özel tüketim yıllık büyümesi yüzde 16,2 olurken, özel ve kamu kesimi tüketim ve yatırım harcamalarını içeren nihai yurt içi talep büyümesi yüzde 12,1 olmuştur. Bu dönemde, makine-teçhizat yatırımları yıllık bazda yüzde 8 büyüyerek artış eğilimini on dördüncü çeyreğe taşımıştır.

Nisan ayında sanayi üretim endeksi, mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış olarak aylık bazda yüzde 0,9 oranında azalmış, çeyreklik bazda ise yüzde 0,8 oranında artarak deprem sonrası toparlanma eğiliminin devamına işaret etmiştir.

Maliyet koşulları

2022 yılının ikinci yarısından itibaren gerileyen küresel emtia fiyatları girdi fiyatı kanalıyla tüketici enflasyonundaki düşüşü desteklemiştir. Diğer taraftan, döviz kurları ve işgücü maliyetindeki artışlar nedeniyle üretici fiyatları üzerindeki baskı artmaktadır.

Yurt içi üretici fiyat endeksi mayıs ayında enerji imalatı grubundaki gerilemenin etkisiyle yüzde 0,65 ile ılımlı bir artış kaydetmiş, yıllık üretici enflasyonu yüzde 52,11’den 11,35 puan düşerek yüzde 40,76 olarak gerçekleşmiştir. Uluslararası emtia fiyatları mayıs ayında genele yayılan düşüşler sergiledikten sonra haziran ayında yataya yakın bir seyir kaydetmektedir. Küresel arz zincirindeki baskılara dair göstergeler ve uluslararası taşımacılık maliyetleri düşük seyretmektedir. Küresel emtia fiyatlarındaki gerilemeyle birlikte mevcut küresel arz koşulları enflasyon açısından olumlu görünümünü sürdürmektedir. Diğer taraftan, döviz kuru gelişmelerinin önümüzdeki dönemde enerji ve ithal edilen diğer girdi fiyatları üzerinde baskı unsuru oluşturacağı beklenmektedir.

Hanelere sağlanan doğal gazın mayıs ayında tamamının, sonraki 11 ay süresince de 25 metreküpünün bedelsiz sunulması mayıs ayında tüketici fiyatları artışında belirgin bir yavaşlamaya yol açarak enflasyon üzerinde 2,4 puan düşürücü etki oluşturmuştur. Söz konusu düşürücü etki, ilave destekler söz konusu olmazsa, havaların soğuması ve ısınma amaçlı enerji tüketiminin devreye girmesiyle birlikte yılın son çeyreğinde tersine dönerek enflasyonu artırıcı yönde olacaktır.

Enerji fiyatlarındaki olumlu seyre karşın, sermaye malları, dayanıklı ve dayanıksız tüketim malları alt endekslerinde manşet üretici fiyatlarından ayrışan bir görünüm izlenmiştir. Bu görünüme ek olarak, Türk lirasındaki değer kayıpları, artan kur oynaklığı ve ücretlerde genele yayılan artışın yakın dönemde enflasyon üzerinde maliyet yönlü ilave baskı oluşturacağı öngörülmektedir. Söz konusu etmenlerden tüketici fiyatlarına geçişkenliğin, özellikle talep koşullarının güçlü olduğu dönemlerde hızlı gerçekleştiği görülmektedir. Öncü göstergelere göre, başta dayanıklı tüketim malları olmak üzere enflasyon sepetindeki birçok kalemde kur artışları tüketici enflasyonuna yansımaya başlamıştır.

Hizmet enflasyonunda katılık

Hizmet sektöründe fiyat artışları yüksek seviyelerini sürdürmekte, grup enflasyonu mallara kıyasla katılık arz etmektedir. Yurt içi talep etkisinin daha belirgin olduğu hizmet sektöründe aylık artışlar 2022’ye kıyasla halen yüksek seyretmektedir. Mevsimsellikten arındırılmış tüketici fiyat artışlarının son üç aylık ortalaması B göstergesinde yüzde 2,5 iken, hizmetlerde yüzde 3,7’dir. Buna ek olarak hizmet sektörüne ait yayılım endeksi tarihsel ortalamasının üzerinde seyrederek artışların sektör geneline yayıldığını göstermektedir.

Yükselen konut fiyatları ve geçmiş enflasyona endeksleme davranışına ek olarak gayrimenkul piyasasındaki arz-talep uyumsuzlukları, kira artışlarını yukarıya çekerek tüketici enflasyonunu olumsuz yönde etkilemektedir.

Gıda, ücret ve turizm kaynaklı gelişmelerden önemli ölçüde etkilenen lokanta ve otel alt grubunda aylık artışlar süreklilik gösteren bir görünüm arz etmektedir.

Kira, eğitim, sağlık, eğlence-kültür başta olmak üzere belirli hizmet kalemleri geçmiş tüketici enflasyonuna dönük fiyatlama davranışı sergileyerek, enflasyonist etkilerin uzun bir zamana yayılmasına neden olmaktadır.

Enflasyon beklentileri

Enflasyonun 2023 yılında bir miktar yükseldikten sonra parasal sıkılaştırmanın birikimli etkilerinin devreye girmesiyle gerileyerek önce tarihsel ortalamalara, sonra da orta vadeli hedefe kademeli olarak yakınsayacağı öngörülmektedir. Kredi genişlemesi, maliyet baskıları ve döviz kuru gelişmeleri enflasyon üzerindeki baskıların artabileceğine işaret etmektedir. Enflasyon beklentilerindeki mevcut seyir ve fiyatlama davranışlarındaki bozulma, enflasyon görünümüne dair yukarı yönlü riskleri canlı tutmaktadır.

Haziran ayı Piyasa Katılımcıları Anketi sonuçlarına göre: On iki ay sonrasına ilişkin enflasyon beklentisi yüzde 29,84’ten 0,81 puan artışla yüzde 30,65; gelecek yirmi dört ay sonrasına ilişkin enflasyon beklentisi yüzde 17,74’ten 0,38 puan yükselişle yüzde 18,12; beş yıl sonrasına ilişkin enflasyon beklentisi yüzde 8,22’den 0,15 puan aşağı güncellenerek 8,07 olmuştur.

Parasal ve finansal koşullar

Kurul, para politikası kararıyla birlikte kredi büyümesi ile kredi ve mevduat faizlerine ilişkin tespitlerde bulunmuştur. Finansal istikrar perspektifiyle, duyarlılık analizleri yapılarak bankacılık sisteminin politika faiz oranlarındaki artışlara karşı güçlü ve dayanıklı olduğu değerlendirilmiştir.

Kredi büyümesi iç talebi artırarak enflasyon üzerinde risk oluşturmaktadır. 16 Haziran 2023 itibarıyla, 2022 yılı sonuna kıyasla bireysel kredi bakiyesi kredi kartlarında yüzde 65,7, taşıt kredilerinde yüzde 63,1, ihtiyaç kredilerinde yüzde 27, konut kredilerinde yüzde 21,3 olmak üzere toplamda yüzde 38,1 oranında artmıştır. Diğer taraftan, son PPK döneminden bu yana ihtiyaç kredi büyümesi yavaşlamıştır. Bu gelişmede kredi büyümesine dayalı menkul kıymet tesisi uygulamasının kapsamının genişletilmesi ve var olan düzenlemeler nedeniyle mevduat faizlerindeki artış etkili olmuştur.

Kredi ve mevduat faizleri ile politika faizi arasındaki fark bir önceki PPK döneminde artmıştır. 16 Haziran 2023 haftası itibarıyla sektördeki ortalama ihtiyaç kredisi (KMH hariç) faizleri düzenleme öncesi döneme göre 749 baz puan artarak yüzde 41,7 seviyesine yükselmiştir. Türk lirası ticari kredi faizleri yatay bir seyir ile yüzde 14,7 olarak gerçekleşmiştir. Mevduat faizi önceki PPK döneminden bu yana 674 baz puan artışla yüzde 30,3’e yükselmiştir. Kur Korumalı Mevduat hesaplarında faiz üst tavanının kaldırılmasının yukarı yönlü etkisi devam etmektedir.

Bu çerçevede Kurul, parasal sıkılaştırma ile birlikte mevcut mikro- ve makroihtiyati çerçevenin sadeleştirilmesi süreciyle piyasa mekanizmalarının işlevselliğinin artırılması gerekliliğini değerlendirmiştir.

Para politikası

Kurul politika faizini enflasyonun ana eğiliminin gerilemesini ve orta vadede yüzde 5 hedefine ulaşmasını sağlayacak parasal ve finansal koşulları oluşturacak şekilde belirleyecektir. Kurul, mevcut para politikası çerçevesinin enflasyon görünümü ve yukarı yönlü riskler göz önüne alındığında yüzde 5 enflasyon hedefini gerçekleştirmekten çok uzak olduğu değerlendirmesinde bulunmuştur. Fiyat istikrarındaki bozulmanın makroekonomik istikrarı ve özellikle finansal istikrarı tehdit ettiğine dikkat çekilmiştir. Bu doğrultuda Kurul, adımları gerektiği zamanda ve gerektiği ölçüde kademeli olarak güçlendirilen bir parasal sıkılaştırma sürecinin uygulanmasına karar vermiştir. Parasal sıkılaştırma sürecinin enflasyon görünümünde belirgin iyileşme sağlanana kadar devam etmesi öngörülmüştür.

Politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranı yüzde 8,5’ten yüzde 15 düzeyine yükseltilmiştir. Kurul alınan bu kararı, dezenflasyonun en kısa sürede tesisi, enflasyon beklentilerinin çıpalanması, fiyatlama davranışlarındaki bozulmanın kontrol altına alınması için başlatılan parasal sıkılaştırma sürecinin ilk adımı olarak öngörmektedir.

Kurul, parasal sıkılaştırma sürecinin makroekonomik ve finansal koşullar üzerindeki etkilerine dair analizleri incelemiştir. Faiz artırım senaryolarının enflasyon, kredi büyümesi, kredi ve piyasa faizleri, ekonomik aktivite, beklentiler gibi anahtar makroekonomik değişkenler üzerindeki etkileri ile bankacılık stres testleri değerlendirilmiştir. Enflasyon görünümü bu doğrultuda yeni adımların atılmasını gerekli kılmaktadır.

Enflasyon ve enflasyon eğilimine ilişkin göstergeler yakından takip edilecek ve TCMB, fiyat istikrarı temel amacı doğrultusunda elindeki tüm araçları kararlılıkla kullanmaya devam edecektir.

Kurul, hedeften oldukça uzaklaşan enflasyonun para politikasının etkin kullanımını gerektirdiği tespitinde bulunmuştur. Parasal sıkılaştırma sürecinin başlaması ile para politikasının etkinliği artacaktır.

Buna ek olarak Kurul, mevcut mikro- ve makroihtiyati çerçevenin makro finansal istikrarı destekleme konusunda zayıf kaldığı ve piyasa mekanizmalarının işlevselliğini olumsuz etkilediği tespitlerini yapmıştır. Bu doğrultuda söz konusu çerçevede sadeleşme politikası benimsenmiştir. Mevcut mikro- ve makroihtiyati çerçeve, piyasa mekanizmalarının işlevselliğini artıracak ve makro finansal istikrarı güçlendirecek şekilde sadeleştirilecektir. Yumuşak bir geçiş süreci için sadeleşme politikasının kademeli olmasına karar verilmiştir. Sadeleşme sürecinde dönüşümün hızı ve sıralaması etki analizleri ile belirlenecektir. TCMB tarafından yapılan düzenlemelere ilişkin etki analizleri söz konusu çerçevenin tüm bileşenleri için enflasyon, faizler, döviz kurları, rezervler, beklentiler, menkul kıymetler ve finansal istikrar üzerindeki yansımalarıyla birlikte bütüncül bir bakış açısıyla değerlendirilerek yapılacaktır.

Bununla birlikte, fiyat istikrarının sürekliliğini sağlamak hedefiyle, TCMB cari dengeyi iyileştirecek stratejik yatırımları desteklemeye devam edecektir.

Kurul, kararlarını öngörülebilir, veri odaklı ve şeffaf bir çerçevede almaya devam edecektir.”

Paylaşın

Bitcoin 30 Bin 600 Doların Üzerinde; Polkadot Ve Polygon Sert Yükseldi

Bitcoin (BTC) 30 bin 600 doların üzerinde, Ethereum (ETH) ise bin 900 dolar seviyesinin üzerinde işlem görüyor. Polkadot ve Polygon ise yatırımcısına kazandıran kripto para birimleri arasında yer aldı.

Haber Merkezi / Kripto para piyasaları, haftanın ilk işlem gününe genel anlamada yatay bir seyirle başladı.

Dünyanın en büyük kripto para birimi Bitcoin (BTC) yüzde 0.65 artışla 30 bin 688 dolara yükseldi, dünyanın en büyük ikinci kripto para birimi Ethereum (ETH) ise 1.60 artışla bin 945 dolar seviyesinde işlem görüyor.

Bitcoin (BTC) cuma günü yüzde 1,42 artışla 30 bin 657 dolara yükselmiş, Ethereum (ETH) ise yüzde 2,13 artışla bin 881 dolar seviyesinde işlem görüyordu.

Öte yandan Polkadot ve Polygon da yüzde 3’e varan artışla yatırımcısına kazandıran kripto para birimleri arasında yer aldılar.

Bitcoin’in (BTC) hacmi, son 24 saatte yaklaşık yüzde 26,43 artarak yaklaşık 10,92 milyar dolar olurken, piyasa değeri ise 595 milyar dolar milyar dolar civarında. Bitcoin’in piyasa değeri cuma günü 595 milyar dolar civarındaydı.

Küresel kripto para piyasalarının değeri, son 24 saatte yüzde 1,10 artarak yaklaşık 1,21 dolar civarında işlem görüyor. Küresel kripto para piyasalarının değeri, cuma günü yaklaşık yüzde 1,82 artışla 1,19 dolar seviyesinde işlem görüyordu.

Tüm stablecoinlerin hacmi 26,98 milyar dolar, ve bu toplam 24 saatlik kripto piyasası hacminin yüzde 89,53’ü.

Bazı kripto para birimlerinde son durum ise şöyle:

Bitcoin 30,688 dolar, değer kazancı yüzde 0.65
Ethereum 1,945 dolar, değer kazancı yüzde 1.60
Tether 0.9999 dolar, değer kaybı yüzde 0.01
BNB 247 dolar, değer kazancı yüzde 0.74
XRP 0.483 dolar, değer kaybı yüzde 0.24

Cardano 0.2936 dolar, değer kazancı yüzde 1.29
Dogecoin 0.06817 dolar, değer kazancı yüzde 1.46
Polygon 0.6892 dolar, değer kazancı yüzde 2.94
Solana 19.4 dolar, değer kazancı yüzde 2.55

Litecoin 112.4 dolar, değer kazancı yüzde 2.1
Polkadot 5.51 dolar, değer kazancı yüzde 4.32
Tron 0.07663 dolar, değer kazancı yüzde 1.36
Shiba Inu 0.000007687 dolar, değer kazancı yüzde 3.25

Paylaşın

Son Altı Ayda Dış Ticaret Açığı 61,5 Milyar Dolar

2023 yılı Ocak – Haziran döneminde geçen yılın aynı dönemine göre; İhracat, yüzde 1,8 oranında azalarak 123 milyar 377 milyon dolar, ithalat ise, yüzde 4,3 oranında artarak 184 milyar 795 milyon dolar oldu. 6 Aylık dış ticaret açığı 61 milyar 418 milyon dolar olarak kayıtlara geçti.

Haber Merkezi / Haziran ayında geçen yılın aynı ayına göre; İhracat, yüzde 10,5 oranında azalarak 20 milyar 901 milyon dolar, ithalat ise, yüzde 16,8 oranında azalarak 26 milyar 297 milyon dolar, dış ticaret hacmi, yüzde 14,1 oranında azalarak 47 milyar 198 milyon dolar oldu.

Haziran ayında en fazla ihracat yaptığımız ülke Almanya olurken, en fazla ithalat yaptığımız ülke Çin olarak kayıtlara geçti.

Ticaret Bakanlığı, Haziran 2023 Dış Ticaret verilerini açıkladı. Buna göre, haziran ayında geçen yılın aynı ayına göre; İhracat, yüzde 10,5 oranında azalarak 20 milyar 901 milyon dolar, ithalat ise, yüzde 16,8 oranında azalarak 26 milyar 297 milyon dolar, dış ticaret hacmi, yüzde 14,1 oranında azalarak 47 milyar 198 milyon dolar olarak kaydedildi.

2023 yılı Ocak-Haziran döneminde geçen yılın aynı dönemine göre; İhracat, yüzde 1,8 oranında azalarak 123 milyar 377 milyon dolar, ithalat ise, yüzde 4,3 oranında artarak 184 milyar 795 milyon dolar, dış ticaret hacmi ise, yüzde 1,7 oranında artarak 308 milyar 172 milyon dolar oldu.

Haziran ayında geçen yılın aynı ayına göre; İhracatın ithalatı karşılama oranı 5,6 puan artarak yüzde 79,5 oldu. Enerji verileri hariç tutulduğunda, ihracatın ithalatı karşılama oranı 2,5 puan azalarak yüzde 90,6 olarak gerçekleşirken, enerji ve altın verileri hariç tutulduğunda ise, ihracatın ithalatı karşılama oranı 0,5 puan artarak yüzde 98,4 olarak kayıtlara geçti.

İhracatta Almanya, ithalatta Çin zirvede

Haziran ayında en fazla ihracat yaptığımız ülkeler sırasıyla; Almanya (1 milyar 780 milyon dolar), ABD (1 milyar 330 milyon dolar) ve İngiltere (1 milyar 12 milyon dolar) olurken, en fazla ithalat yaptığımız ülkeler sırasıyla; Çin (3 milyar 818 milyon dolar), Rusya Federasyonu (2 milyar 981 milyon dolar) ve Almanya (2 milyar 12 milyon dolar) oldu.

Haziran ayında en fazla ihracat yaptığımız ülke grupları sırasıyla; Avrupa Birliği (AB-27) (8 milyar 765 milyon dolar), Yakın ve Ortadoğu Ülkeleri (3 milyar 567 milyon dolar) ve Diğer Avrupa Ülkeleri (3 milyar 285 milyon dolar) olurken, en fazla ithalat yaptığımız ülke grupları sırasıyla; Avrupa Birliği (AB-27) (7 milyar 856 milyon dolar), Asya Ülkeleri (7 milyar 212 milyon dolar) ve Diğer Avrupa Ülkeleri (5 milyar 153 milyon dolar) oldu.

Haziran ayında sektörlere göre ihracatın payı sırasıyla; İmalat Sanayi yüzde 95,2 (19 milyar 896 milyon dolar), Tarım, Ormancılık ve Balıkçılık sektörü yüzde 2,8 (583 milyon dolar), Madencilik ve Taş Ocakçılığı sektörü yüzde 1,5 (318 milyon dolar) olurken, sektörlere göre ithalatın payı sırasıyla; İmalat Sanayi yüzde 82,1 (21 milyar 588 milyon dolar), Madencilik ve Taş Ocakçılığı sektörü yüzde 10,6 (2 milyar 789 milyon dolar), Tarım, Ormancılık ve Balıkçılık sektörü yüzde 4,8 (1 milyar 259 milyon dolar) oldu.

Paylaşın

ENAG Duyurdu: Enflasyon Yüzde 108,58

ENAG’a göre, enflasyon haziran ayında bir önceki aya göre yüzde 8,54, geçen yılın aynı dönemine göre 108,58 arttı. Ocak-Haziran dönemi enflasyon oranı ise yüzde 50,53 olarak kaydedildi.

Haber Merkezi / Akademisyen ve ekonomistlerden oluşan bağımsız Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG), Haziran ayına ilişkin enflasyon rakamlarını açıkladı.

ENAG verilerine göre, Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) Haziran ayında yüzde 8,54 oldu. E-TÜFE’nin son 12 aylık artışı yüzde 108,58 olarak gerçekleşti. Ocak-Haziran dönemi enflasyon oranı ise yüzde 50,53 oldu.

ENAG, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) alt grupları gösterge olarak alındığına aylık bazda az artışın yüzde 0 ile sağlık kaleminde gerçekleştiğini bildirdi. ENAG’a göre Haziran ayında enflasyonun en yüksek olduğu kalem ise yüzde 19,03 ile lokanta ve oteller oldu.

Lokanta ve otelleri, yüzde 15,96 ile ulaştırma ve yüzde 10,82 ile ev eşyası takip etti. Gıda ve alkolsüz içecekler fiyatlarındaki aylık artış ise yüzde 5,10 olarak kaydedildi.

ENAG, mayıs ayına dair yıllık ve Ocak-Mayıs dönemi enflasyon oranlarını doğal gaz fiyatının sabit kaldığı ve sıfır olarak alındığı varsayımlarına göre açıklamıştı.

Doğal gaz fiyatının Mayıs ayında değişmediği varsayımına göre, tüketici fiyat endeksi (TÜFE) Mayıs ayında yüzde 7.35 artmıştı. TÜFE’nin son 12 aylık artışı yüzde 109.01 olarak gerçekleşmişti.

Doğal gaz fiyatının Mayıs ayında 0 lira olduğu varsayımına göre, tüketici fiyat endeksi (TÜFE) Mayıs ayında yüzde 5.68 arttı. TÜFE’nin son 12 aylık artışı yüzde 105.45 olarak gerçekleşmişti.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ise mayıs ayında tüketici fiyat endeksindeki değişimin bir önceki aya göre yüzde 0,04, bir önceki yılın aynı ayına göre ise yüzde 39,59 olduğunu açıklamıştı.

İstanbul Ticaret Odası da (İTO) , İstanbul’daki 12 aylık enflasyonu yüzde 55,19 olarak açıklamıştı.

Paylaşın

Erkan: Merkez Bankası’nın Birinci Önceliği Fiyat İstikrarı Ve Enflasyon

Merkez Bankası Başkanı Hafize Gaye Erkan, faiz artışı kararının ardından bankacılarla görüşmüştü. Erkan’ın gelecekte izlenecek politikalara ilişkin altını çizdiği başlıklar bankacıları umutlandırmış.

Hafize Gaye Erkan, TCMB’nin birinci ve temel önceliğinin fiyat istikrarı ve enflasyon olacağını vurgulamış. Bankaları bunaltan ihtiyati tedbirlerin aşama aşama sadeleştirileceğini duymak da bankacıları sevindirmiş. Erkan’ın kurların aşağıda tutulmasını sağlamaya yönelik rezerv satışının son bulduğunu kesin bir dille ifade etmesi de dikkati çekmiş.

Merkez Bankası Başkanı Hafize Gaye Erkan kamuoyuna açık ilk sunumunu 27 Temmuz’da İstanbul’da yılın üçüncü enflasyon raporunu açıklarken yapacak. Enflasyonla mücadele ve para politikası yaklaşımı merak edilen Erkan da önceki enflasyon raporu toplantılarında olduğu gibi ekonomistlerin ve ekonomi gazetecilerinin sorularını yanıtlayacak.

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Hafize Gaye Erkan, faiz artışı kararının ardından bankacılarla gerçekleştirdiği toplantıda, para politikasında radikal değişikliklere gidileceğine ilişkin mesajlar verdi.

Ekonomim gazetesinin edindiği bilgiye göre, birinci önceliğin enflasyonla mücadele olduğuna işaret eden Erkan’ın, toplantıda güçlü TL’ye vurgu yapan tutumu dikkat çekti.

Önümüzdeki günlerde para politikası kapsamında atılacak adımlara ilişkin açıklamalarda bulunan Gaye Erkan’ın, döviz kurunu baskılama amaçlı “makro ihtiyati önlemler”in de kademeli olarak kaldırılacağını söylediği öğrenildi.

Öte yandan, Bakan Şimşek’in geçen haftaki açıklamasında işaret ettiği TCMB rezervlerindeki artışın, döviz satışının sonlandırılmasını teyit ettiği belirtiliyor.

“Testi keşke TL’ye yönelerek yapsaydınız”

Kaynakların verdiği bilgiye göre TCMB Başkanı Erkan, faiz artışı kararının hemen ardından bazı özel bankaların döviz alımına yönelmelerine de sitemde bulundu.

Erkan bankacıların “Gelen talepleri kullanarak test etmek istedik” sözlerine, “Keşke testi TL’ye yönelerek yapsaydınız; döviz alım taleplerini faiz kararından birkaç dakika sonra değil, zamana yayarak karşılasaydınız” karşılığını verdi.

Toplantıda, TCMB Başkanı Erkan’ın gelecekte izlenecek politikalara ilişkin altını çizdiği başlıklar bankacıları umutlandırmış. Erkan, TCMB’nin birinci ve temel önceliğinin fiyat istikrarı ve enflasyon olacağını vurgulamış. Bankaları bunaltan ihtiyati tedbirlerin aşama aşama sadeleştirileceğini duymak da bankacıları sevindirmiş. Erkan’ın kurların aşağıda tutulmasını sağlamaya yönelik rezerv satışının son bulduğunu kesin bir dille ifade etmesi de dikkati çekmiş.

Son dönemde yürürlüğe konulan 200’ün üzerinde bankacılık düzenlemesinin karlılıklarını düşürdüğünden yakınan bankacılar, reel sektör kredileri konusunda özeleştiri de yapmışlar. Erkan’ın reel sektörün finansman sorununun çözümü yaklaşımı üzerine bankacılar, “Evet, reel sektöre kredi veremedik. Krediler, KKM karşılığı verilenlerle sınırlı kaldı” demişler. Özel bankalar, “Kamu bankaları vergi topluyor, biz toplayamıyoruz” yakınmalarını da Başkan Erkan’a iletmişler.

Enflasyon raporu sunumu 27 Temmuz’da

Merkez Bankası Başkanı Hafize Gaye Erkan kamuoyuna açık ilk sunumunu 27 Temmuz’da İstanbul’da yılın üçüncü enflasyon raporunu açıklarken yapacak. enflasyonla mücadele ve para politikası yaklaşımı merak edilen Erkan da önceki enflasyon raporu toplantılarında olduğu gibi ekonomistlerin ve ekonomi gazetecilerinin sorularını yanıtlayacak.

Paylaşın

Gıda Enflasyonu: Türkiye, Dünyada 10. Sırada

Türkiye, gıda enflasyonunda dünya genelinde 10. sırada yer aldı. İlk 10’u oluşturan diğer ülkeler Venezuela, Lübnan, Zimbabve, Arjantin, İran, Surinam, Mısır, Lao ve Sierra Leone oldu.

Türkiye’de tarımsal girdi enflasyonu nisan ayında bir önceki aya göre yüzde 0,63, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 9,74, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 40,20 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 97,43 artmıştı.

Aynı dönemde tarım üretici enflasyonu bir önceki aya göre yüzde 2,14 artış, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 20,24 artış, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 50,79 artış ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 120,64 olmuştu.

Dünya Bankası’nın en son 20 Haziran tarihinde güncellenen “Gıda Güvenliği” raporuna göre en yüksek gıda enflasyonu yıllık bazda yüzde 471 artış ile Venezuela’da gerçekleşti.

Mayıs ayında en yüksek ikinci gıda enflasyonu yüzde 350 ile Lübnan’da görülürken, Zimbabve yüzde 117 ile üçüncü sırada yer aldı.

T24’ün aktardığına göre TÜİK verilerine göre mayıs ayında gıda fiyatlarının bir önceki yıla göre yüzde 52 arttığı Türkiye ise kendine 10. sırada yer buldu. İlk 10’u oluşturan diğer ülkeler Arjantin, İran, Surinam, Mısır, Lao ve Sierra Leone oldu.

Endeksler yükseldi

Rapora göre son 2 haftada; tarım ve tahıl endeksi yüzde 4, buğday endeksi yüzde 7, mısır endeksi yüzde 3, pirinç endeksi ise yüzde 2 yükseldi.

Yıllık bazda bakıldığında ise mısır endeksi yüzde 20, buğday endeksi yüzde 3 geriledi. Ancak, son 1 yılda pirinç endeksi yüzde 10 yükseldi.

Dünya Bankası’na göre 5 Haziran itibarıyla 20 ülke 27 gıda ürününün ihracatı yasaklayan kararlar alırken, 10 ülke ise 14 ürünün ihracatını kısıtlayan kararları uygulamaya koydu.

Paylaşın

Türkiye Genelinde Ekmeğe Zam Yolda!

Ekmeğe zam tartışmalarına ilişkin konuşan Türkiye Fırıncılar Federasyonu Başkanı Halil İbrahim Balcı, “Azami kilogram fiyatı 25 lira olan ekmeğin 35,5 lirayı geçmemesi yönünde öngörümüz var. Azami olarak 35,5 liranın üzerinde olmayacağını düşünüyorum.” dedi.

Halil İbrahim Balcı, açıklamasının devamında, temmuz ayı içinde peyderpey illerde bu fiyatın uygulanmaya başlayacağını belirterek, “Bazı vilayetlerde bu 200 gram 7 lira olarak uygulanır, bazı vilayetlerde 210 gram 7,5 lira olarak uygulanır. İle göre farklılık arz edebilir; ama 200-220 gram bandında değişiklik arz edebilir. Esnafımız bu fiyat farkını minimum seviyede tutmaya çalışırken sektörün aksayan yanlarını gidermeye çalışıyoruz.

200 gram ekmek 7 lira olduğunda 35 lira oluyor kilosu. Eğer 210 gram 7,5 lira olursa bu da 35,5 lira oluyor. 220 gram olursa o da 34,5 denk gelir. Azami 35,5 üzerinde olmaması için çalışmalarımızı yapıyoruz. Benim bir fiyat söylemem doğru olmaz; ancak 35 liranın üzerinde olmayacağını rahatlıkla söyleyebilirim” ifadelerini kullandı.

Türkiye Fırıncılar Federasyonu Başkanı Halil İbrahim Balcı Türkiye genelinde ekmek fiyatlarının Temmuz ayı başından itibaren 7 ile 7,5 lira arasında olacağını açıkladı.

Milli Gazete’nin haberine göre Ankara’daki Federasyon genel merkezinde açıklama yapan Balcı, “2022 yılında ekmek fiyatlarının 10 lira olacağı söylendi. Ancak biz tüm olumsuzluklara rağmen ekmeği 5 liradan sattık” dedi ve şunları söyledi:

“Hiç fırıncılık yapmayan, dernek adı altında olan kişiler, ‘ekmek 10 lira olacak’ söylemlerini tekrar gündeme getirmeye başladılar. Bunun yanında uncular da ekmek fiyatlarını konuşmaya başladı. Bu mesleği icra etmeyen, açıklama yapma yetkisi olmayan insanların, halkımızın temel gıda maddesi olan ekmek konusunda bilgilendirme yapmasını doğru bulmuyoruz.

Un Sanayicileri Başkanı’nın da ekmek fiyatları konusunda açıklama yapması son derece yanlış. Onların yapacağı açıklamanın un fiyatları üzerinden olması gerekir. Yaptığımız çalışmalar neticesinde ekmek fiyatının 10 lira olması söz konusu değildir. Azami kilogram fiyatı 25 lira olan ekmeğin 35,5 lirayı geçmemesi yönünde öngörümüz var. Azami olarak 35,5 liranın üzerinde olmayacağını düşünüyorum.”

Balcı, temmuz ayı içinde peyderpey illerde bu fiyatın uygulanmaya başlayacağını belirterek, “Bazı vilayetlerde bu 200 gram 7 lira olarak uygulanır, bazı vilayetlerde 210 gram 7,5 lira olarak uygulanır. İle göre farklılık arz edebilir; ama 200-220 gram bandında değişiklik arz edebilir.

Esnafımız bu fiyat farkını minimum seviyede tutmaya çalışırken sektörün aksayan yanlarını gidermeye çalışıyoruz. 200 gram ekmek 7 lira olduğunda 35 lira oluyor kilosu. Eğer 210 gram 7,5 lira olursa bu da 35,5 lira oluyor. 220 gram olursa o da 34,5 denk gelir. Azami 35,5 üzerinde olmaması için çalışmalarımızı yapıyoruz. Benim bir fiyat söylemem doğru olmaz; ancak 35 liranın üzerinde olmayacağını rahatlıkla söyleyebilirim” dedi.

Paylaşın