Otomobil Sektöründe “Temkinli İyimserlik” Yerini Endişeye Bıraktı

Otomobil sektörü temsilcileri, seçim sonrası krediye erişimde yaşanan zorlukların gevşeyeceği, yatırımcı ilgisinin devam edeceği yanı sıra tedarik sorunlarının azalacağı beklentisiyle yılsonunda 2017’den sonra ilk kez 1 milyon adetlik satış rakamına ulaşma hayali kuruyordu. Tedarik sorunu azalsa da ekonomideki gelişmeler paralelinde sektördeki ‘temkinli iyimserlik’ yerini endişeye bıraktı.

Yılın ilk yarısını tarihi rekorla kapatan otomotiv pazarında talep yavaşlarken, lüks segmentten sipariş iptal haberleri gelmeye başladı. Kurdaki sıçramaya paralel yüzde 80 ÖTV diliminin altında araç kalmaması ve hükümetin ikinci el piyasasına yönelik son dönemdeki müdahaleleri, yatırım amaçlı otomobil alımlarını azaltırken, hızla yükselen fiyatlar ve krediye erişimde yaşanan zorluklar da talebi baskılıyor.

Türkiye’deki yüksek enflasyon ve kurdaki hızlı yükselişle otomobili yeniden cazip ve güvenli bir yatırım aracına dönüştürmüş, bu durum otomotiv satışlarında ilk yarı rekoru getirmişti. Yatırım amaçlı alımların toplam satışlardaki payının yüzde 60’ları aşmasıyla Türkiye tarihinde ilk kez otomobil ve hafif ticari araç satışları, yılın ilk yarısında yarım milyon adeti geçerek 556 bin adete yaklaşmıştı. Sektör temsilcileri, seçim sonrası krediye erişimde yaşanan zorlukların gevşeyeceği, yatırımcı ilgisinin devam edeceği yanı sıra tedarik sorunlarının azalacağı beklentisiyle yılsonunda 2017’den sonra ilk kez 1 milyon adetlik satış rakamına ulaşma hayali kuruyordu. Tedarik sorunu azalsa da ekonomideki gelişmeler paralelinde sektördeki ‘temkinli iyimserlik’ yerini endişeye bıraktı.

Ekonomi gazetesinden Aysel Yücel’e konuşan; Honda Türkiye Genel Müdür Yardımcısı Bülent Kılıçer, talepte yavaşlama olduğunu ifade ederken, yatırım amaçlı alımların da durma noktasına geldiğini söyleyerek, “Sadece ihtiyaç sahipleri ve aracını yenilemek isteyenlerin otomobil aldığını görüyoruz” dedi.

Doğuş Otomotiv İcra Kurulu ve Yönetim Kurulu Başkanı Ali Bilaloğlu, son dönemde otomotivdeki talebin yatırım aracına dönüşmesi olduğunu hatırlatarak, “Finansal yatırım araçları enflasyonun altında kaldığı zaman, tüketicinin alternatif yatırımlar aramasından daha doğal bir gelişme olamaz. Seçimden sonra Merkez Bankası’nın ve hükümetin aldığı kararlar tüketicileri yine finansal yatırımlara yönlendirmeye başladı. Otomotiv satışları – tabiri caizse – normalleşmeye başladı. Ayrıca filo şirketlerinin kredi temini zor olduğundan dolayı filo satışları da potansiyelin gerisinde” açıklamasını yaptı.

Farklı markalardan birçok bayi temsilcisi de talebin yavaşladığını, yatırım amaçlı alımların azaldığını belirtti. Nissan, Renault, Dacia, Fiat, Peugeot, Opel ve Citroen bayiliğini yapan Gülan Otomotiv Yönetim Kurulu Başkanı Alp Gülan, yatırımcının otomobil alma iştahının kesildiğini işaret ederek, “Artan fiyatlar nedeniyle tüm araçlar yüzde 80 ÖTV dilimine girdi. Dolayısıyla küçük bir zammın ardından vergi dilimi değiştiği için birkaç haftada ya da ayda aracı satarak ikinci elde yüksek karlılık elde etme dönemi bitti. Öte yandan, Ticaret Bakanlığı’nın ikinci elde fırsatçılığın önüne’6 ay 6 bin km’ ve ‘ilan sitelerinde sıfırın üzerinde fiyatla araç satma’ gibi önlemler de otomobile yatırım iştahını azalttı. Şu anda yeni siparişleri gerçek alıcılar ve filo kiralama şirketleri veriyor dedi.

Sektör yetkilileri, daha önce verilmiş siparişler nedeniyle satışlardaki daralmanın temmuz ayına çok yansımayacağı, asıl etkinin ağustos sonu itibariyle hissedileceğini ifade ediyor. Temmuz ayında satışların 100 bin adeti aşması bekleniyor. Temmuz 2022’de yaklaşık 52 bin adetlik otomobil ve hafif ticari araç satılmıştı.

Sanayi çevrelerinden edindiğimiz bilgiye göre, talepteki yavaşlama nedeniyle bazı markalar yurt dışı araç tedariki ile ve üretim adetlerinde aşağı yönlü revizyona gidiyor. İhracatta ana pazar olan Avrupa’da da talebin zayıf olması, yerli üreticileri endişelendiriyor.

Kurdaki hızlı yükselişle fiyatlarda bir anda milyon TL’yi aşan artışların yaşandığı lüks araç segmentinde, tüketicilerin sipariş iptaline yöneldiği ifade ediliyor. Lüks araç segmenti temsilcilerinden Albayrac&Minoto CEO’su Ferhat Albayrak, “Kurdaki yükselişle vergi dilimi değişen araçlarda fiyatlar bir anda çok hızlı yükseldi. Bu nedenle verdiği lüks araç siparişini iptal etmeye çalışanlar olduğunu duyuyoruz. Siparişini iptal edemeyenlerin de kaporasını kurtarmak için aracı satmaya çalıştığı bilgisi geliyor” dedi.

Otomotiv analiz şirketi Cardata’nın verilerine göre, sıfır kilometre otomobil fiyatları yılbaşından bu yana yüzde 49, seçimden bu yana ise yüzde 26 artış gösterdi. İkinci el araçlardaki fiyat artışı ise yılbaşından bu yana yüzde 85 oldu. Artan fiyatlara paralel yüzde 80 ÖTV diliminin altında model kalmadı. Sıfır kilometre araçlarda 800 bin TL’nin altında sadece 19 model kaldı. Türkiye’de en ucuz otomobili olan B segmentindeki Hyundai i10’un manuel versiyonunun fiyatı 681 bin TL’yi aştı. Yine Türkiye’nin en çok satan modelleri Renault Clio ile Fiat Egea’da üst versiyonlar 1 milyon barajını aştı.

Üst üste gelen zamlar sonrası tüm otomobil modelleri yüzde 80 ve üzeri vergi dilimine girdi. Sektör yetkilileri, matrahların güncellenmesini talep ediyor. Konuyla ilgili açıklama yapan OSD Başkanı Cengiz Eroldu, sektörün bu konudaki talebini şöyle özetledi: “Aralık ayında baktığımız zaman yüzde 80 ve üzeri vergi diliminde olan araçlar pazarın yüzde 65’ini oluşturuyordu. Haziran ayında bu rakam yüzde 98’e geldi, temmuz ayında da 100 oldu. Bu tabii 45, 50, 60, 80 vergi diliminde yerli üreticilere bir rekabet avantajı sağlayan bir durumdu. Şimdi yerli üreticilerin araçları aslında ithalatçılara göre daha fazla artmış oldu çünkü yüzde 80’lik araçlarda vergi değişimi yok. Fakat sene başında yüzde 50 olan bir araçta yüzde 80’e gittiğiniz zaman bir vergi değişimi de geliyor. Türkiye’de satılan bütün araçların yüzde 80’lik ÖTV diliminde olması Türk tüketicisinin mobiliteye erişiminde önemli bir sorun.”

Otomobilde hızla artan fiyatlar tüketicinin araç alımında kredi talebini artırırken, birçok sektörde olduğu gibi otomotivde de krediye erişimde büyük zorluk yaşanıyor. Ancak TCMB’nin yeni hamlesi tüketicinin taşıt kredisine erişimini daha da zorlaştıracak. Dün Resmi Gazete’de yayımlanan kararla, finansal kaynakların verimli kullanımının desteklenmesi amacıyla, taşıt kredilerinde yüzde 3 olan büyüme sınırı yüzde 2 olarak belirlendi. Ekonomi gazetesine değerlendirmelerde bulunan, taşıt kredileri konusunda uzman bir banka üst yöneticisi, “Son dönemde özellikle otomobil fiyatlarındaki artış ve ötv matrahlarında otomobillerin bir üst matraha çıkması sebebiyle bireysel tüketici özelinde taşıt kredi taleplerinde daralmayı gördük.

Birçok otomobilin fiyatının da 2 milyon TL sınırını geçmesi ‘nihai fatura değeri-LTV’ kredilendirme sınırını geçmesi sebebiyle taşıt kredisi de verilemiyordu. Son düzenleme ile bireysel taşıt kredilerindeki büyüme sınırının bankalar nezdinde yüzde 3’den yüzde 2’ye çekilmesi taşıt kredilerini daha da yavaşlatacak, bireysel taşıt kredisi talebini düşürecektir” açıklamasını yaptı.

Paylaşın

Ekonomi Koordinasyon Kurulu’ndan Enflasyonda Tek Hane Mesajı

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında toplanan Ekonomi Koordinasyon Kurulu (EKK) toplantı sonrası yaptığı açıklamada, “Önümüzdeki süreçte temel makroekonomik hedefimiz enflasyonu yeniden tek haneli seviyelere düşürmektir” ifadelerine yer verildi:

Haber Merkezi / “Bu kapsamda toplantıda fiyat istikrarıyla birlikte finansal istikrarın devamı için Merkez Bankası’nın uhdesinde olmayan alanlarda atılacak adımlar ele alınmıştır.”

Açıklamanın devamında, “Güven ve istikrar ortamında enflasyon ile mücadele öncelikli olmaya devam edecek, nitelikli yatırımlarla yüksek katma değerli üretimi, ihracatı ve potansiyel büyümeyi daha da güçlendirecek, istihdam artışını destekleyecek, tasarrufları artırarak cari işlemler açığında kalıcı iyileşmeyi sağlayacak etkin ve kararlı adımlar eşgüdüm içerisinde hayata geçirilecektir.” ifadeleri kullanıldı.

Ekonomi Koordinasyon Kurulu (EKK), Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde toplandı.

Toplantıya, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanı İbrahim Şenel, Merkez Bankası Başkanı Hafize Gaye Erkan, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu Başkanı Şahap Kavcıoğlu, AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala ile ilgili kurum ve kuruluşların temsilcileri katıldı.

Toplantı sonrası yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Mali disiplini esas alan maliye politikamızı kamuda tasarruf anlayışı ile güçlendirerek elde edilecek mali alan, vatandaşlarımızın refahını artırmak için kullanılacaktır.

Deprem harcamaları hariç tutulduğunda bütçe açığının milli gelire oranını AB standartlarında tutacak bir yaklaşım devam ettirilecektir.

Toplam maliyeti 104 milyar dolara ulaşan deprem konusunda ilgili tüm kurumların koordinasyon içinde hareket etmesi ve deprem bölgesinde ekonomik ve sosyal hayatın rehabilitasyonuna bütçe imkanları içinde gerekli değişiklikleri yaparak tüm kurumların öncelik tanıması sağlanacaktır.

Önümüzdeki süreçte temel makroekonomik hedefimiz enflasyonu yeniden tek haneli seviyelere düşürmektir. Bu kapsamda toplantıda fiyat istikrarıyla birlikte finansal istikrarın devamı için Merkez Bankası’nın uhdesinde olmayan alanlarda atılacak adımlar ele alınmıştır.

Para politikasının genel çerçevesi ile son dönemde atılan miktarsal sıkılaştırma adımları konusunda bilgilendirme yapılmış, Kur Korumalı Mevduat konusunda gelişmeler değerlendirilmiştir.

Toplantıda mesleki eğitim merkezlerine sağlanan devlet katkısının etkinliği özel olarak değerlendirilmiş, tasarrufu ve etkinliği artırıcı kararlar alınmıştır.

Otomotiv ve gıda perakende sektöründe son dönemlerde arz talep dengesini bozacak şekilde oluşan stokçuluk ve haksız uygulamalar ile bunlarla bağlantılı fahiş fiyat artışlarının önlenmesine yönelik yürütülen çalışmalar değerlendirilmiştir.

Güven ve istikrar ortamında enflasyon ile mücadele öncelikli olmaya devam edecek, nitelikli yatırımlarla yüksek katma değerli üretimi, ihracatı ve potansiyel büyümeyi daha da güçlendirecek, istihdam artışını destekleyecek, tasarrufları artırarak cari işlemler açığında kalıcı iyileşmeyi sağlayacak etkin ve kararlı adımlar eşgüdüm içerisinde hayata geçirilecektir.”

Paylaşın

Bitcoin 29 Bin 200 Doların Üzerinde; XRP Ve Dogecoin Sert Yükseldi

Bitcoin (BTC) 29 bin 212 dolara yükselirken, Ethereum (ETH) ise bin 850 dolar seviyesinin hemen üzerinde işlem görüyor. XRP ve Dogecoin de yatırımcısına kazandıran kripto para birimleri arasında yer aldı.

Haber Merkezi / Kripto para piyasaları, ABD Merkez Bankası FED’in açıklayacağı Para Politikası Kurulu kararları öncesi yönünü yukarı çevirdi.

Dünyanın en büyük kripto para birimi Bitcoin (BTC) yüzde 0.22 artışla 29 bin 212 dolara yükselirken, dünyanın en büyük ikinci kripto para birimi Ethereum (ETH) ise yüzde 0.05 artışla bin 852 dolardan işlem görüyor.

Bitcoin’in (BTC) hacmi, son 24 saatte 26,09 düşerek yaklaşık 10,78 milyar dolar olurken, piyasa değeri ise 568 milyar dolar civarında.

Bitcoin (BTC) dün yüzde 2.24 düşüşle 29 bin 120 dolara gerilemiş, Ethereum (ETH) ise yüzde 0.96 düşüşle bin 852 dolar seviyesinde işlem görmüştü. Bitcoin’in (BTC) dün piyasa değeri 566  milyar dolar civarındaydı.

Küresel kripto para birimi piyasalarının değeri, son 24 saatte yüzde 0,40 artarak yaklaşık 1,18 trilyon dolar civarında işlem görüyor. Küresel kripto para piyasalarının değeri, dün yüzde 1,85 düşerek 1,17 trilyon dolardan işlem görmüştü.

Diğer en iyi kripto para birimlerinden XRP ve Dogecoin de yatırımcısına kazandıran kripto para birimleri arasında yer aldı.

Tüm stabilcoinlerin hacmi 23,96 milyar dolar ve bu, toplam kripto pazarının 24 saatlik hacminin yüzde 90,48’i. Tüm stablecoinlerin hacmi şu anda 30.82 milyar dolardır ve bu, toplam kripto pazarının 24 saatlik hacminin yüzde 90.2’siydi.

Bazı kripto para birimlerinde son durum ise şöyle:

Bitcoin 29.212 dolar, değer kazancı yüzde 0.22
Ethereum 1.852 dolar, değer kazancı yüzde 0.05
Tether 0.9999 dolar, değer kaybı yüzde 0.06
BNB 238 dolar, değer kazancı yüzde 0.14
XRP 0.7002 dolar, değer kazancı yüzde 1.98

Cardano 0.3019 dolar, değer kaybı yüzde 0.67
Dogecoin 0,08038 dolar, değer kazancı yüzde 3,29
Solana 23,45 dolar, değer kazancı yüzde 1,15
Polygon 0,7057 dolar, değer kaybı yüzde 2,42

Litecoin 89,57 dolar, değer kazancı yüzde 0,37
Polkadot 5,19 dolar, değer kaybı yüzde 0,03
Tron 0,08174 dolar, değer kazancı yüzde 0,06
Shiba Inu 0,000007891 dolar, değer kazancı yüzde 1,12

Paylaşın

IMF, Türkiye’nin 2023 Ve 2024 Büyüme Tahminini Değiştirdi

Uluslararası Para Fonu (IMF), Dünya Ekonomik Görünüm Raporu’nda Türkiye’nin bu yıl yüzde 3 ve 2024’te yüzde 2,8 büyümesinin tahmin edildiğini kaydetti. IMF’nin nisan ayındaki tahminlerinde, Türkiye ekonomisinin 2023’te yüzde 2,7 ve 2024’te yüzde 3,6 büyüyeceği öngörülmüştü.

Uluslararası Para Fonu (IMF),, Dünya Ekonomik Görünüm Raporu’nun Temmuz 2023 sayısını “Kısa Vadeli Dayanıklılık, Kalıcı Zorluklar” başlığıyla yayımladı.

Çalışmada küresel büyümenin 2022’de yüzde 3,5 olan tahminin hem 2023 hem de 2024’te yüzde 3’e düşeceği öngörüldü. Geçen Nisan ayında yayınlanan Dünya Ekonomik Görünüm Raporu’nda (WEO) 2023 yılı için öngörülen yüzde 2,8’lik tahminden binde 2 puan yüksek olmakla birlikte, büyüme tarihsel standartlara göre zayıf kalıyor.

Güncellemede, “Enflasyonla mücadele için merkez bankası politika faizlerindeki artış ekonomik faaliyet üzerinde baskı yaratmaya devam ediyor. Küresel manşet enflasyonun 2022’de yüzde 8,7’den 2023’te yüzde 6,8’e ve 2024’te yüzde 5,2’ye düşmesi bekleniyor. Çekirdek enflasyonun daha kademeli olarak düşeceği öngörülüyor ve 2024 yılı enflasyon tahminleri yukarı yönlü revize edildi” denildi.

IMF raporunda gelişmiş ekonomiler için 2023 yılı GSYH büyüme tahmini yüzde 1,3’ten yüzde 1,5’e revize edilirken, 2024 büyüme tahmini yüzde 1,4 olarak korundu. Yükselen piyasalar ve gelişmekte olan ekonomiler için 2023 yılı büyüme tahmini yüzde 3,9’dan yüzde 4,0’a çıkarılırken, 2024 büyüme beklentisi yüzde 4,2’den yüzde 4,1’e çekildi.

Güncellenen raporda, Türkiye ile ilgili büyüme beklentileri de değişti. Türk ekonomisinin bu yıl yüzde 3 ve 2024’te yüzde 2,8 büyümesinin tahmin edildiği kaydedildi. IMF’nin Nisan ayındaki tahminlerinde, Türkiye ekonomisinin 2023’te yüzde 2,7 ve 2024’te yüzde 3,6 büyüyeceği öngörülmüştü.

Yeni çalışmada ABD borç tavanı açmazının yakın zamanda çözüme kavuşturulmasının ve bu yılın başlarında yetkililerin ABD ve İsviçre bankacılığındaki türbülansı kontrol altına almak için güçlü adımlar atmasının, finans sektöründeki ani çalkantı risklerini azalttığı kaydedildi.

Bu durumun ekonomik görünüm üzerindeki olumsuz riskleri hafiflettiği kaydedilirken, “Bununla birlikte, küresel büyümeye yönelik risk dengesi aşağı yönlü olmaya devam etmekte. Enflasyon yüksek kalmaya devam edebilir ve hatta Ukrayna’daki savaşın şiddetlenmesi ve hava koşullarıyla ilgili aşırı olaylar gibi daha kısıtlayıcı para politikasını tetikleyen başka şoklar meydana gelirse yükselebilir” denildi.

Piyasalar merkez bankalarının daha fazla politika sıkılaştırmasına uyum sağladıkça finans sektöründeki türbülansın devam edebileceğini kaydeden IMF, “Kısmen çözülmemiş emlak sorunlarının bir sonucu olarak Çin’in toparlanması, sınırötesi olumsuzluklarla yavaşlayabilir. Kamu borcu sıkıntısı daha geniş bir ekonomi grubuna yayılabilir. Öte yandan, enflasyon beklenenden daha hızlı düşerek sıkı para politikasına olan ihtiyacı azaltabilir ve iç talep yeniden daha dirençli hale gelebilir” ifadelerine yer verdi.

“Çoğu ekonomide önceliğin, finansal istikrarı sağlarken sürekli dezenflasyona (ekonomik gerileme olmadan enflasyon baskılarının istikrarlı şekilde hafiflemesi) ulaşmak olmaya devam etmektedir” denilen güncellemede, bu nedenle merkez bankalarına fiyat istikrarını yeniden sağlamaya ve finansal denetim ve risk izlemeyi güçlendirmeye odaklanmaya devam etme çağrısı yapıldı.

IMF, “Piyasa sıkıntılarının ortaya çıkması halinde, ülkeler manevi zarar olasılığını azaltırken derhal likidite sağlamalıdır. Ayrıca ülkeler mali uyumu sağlayarak mali tamponlar oluşturmalı ve en kırılgan kesimler için hedeflenen desteği kapsamalıdır. Ekonominin arz tarafında yapılacak iyileştirmeler mali konsolidasyonu kolaylaştıracak ve enflasyonun hedeflenen seviyelere doğru daha yumuşak bir şekilde düşmesini sağlayacaktır” tavsiyelerine yer verdi.

“Kutlama yapmak için erken”

IMF başekonomisti Pierre-Olivier Gourinchas, güncelleme ile ilgili kaleme aldığı yazısında, “Küresel ekonomi, pandemi ve Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin ardından kademeli olarak toparlanmaya devam ediyor. Yakın vadede, ilerleme işaretleri yadsınamaz. COVID-19 sağlık krizi resmi olarak sona erdi ve tedarik zinciri aksaklıkları pandemi öncesi seviyelere döndü.

Yılın ilk çeyreğinde ekonomik faaliyet, zorlu ortama rağmen şaşırtıcı derecede güçlü işgücü piyasaları sayesinde dirençli olduğunu kanıtladı. Enerji ve gıda fiyatları savaşın yol açtığı zirvelerinden keskin bir düşüş göstererek küresel enflasyon baskılarının beklenenden daha hızlı azalmasını sağladı. Mart ayındaki bankacılık çalkantısının ardından yaşanan finansal istikrarsızlık ise ABD ve İsviçre makamlarının güçlü adımları sayesinde kontrol altına alınabildi” ifadelerini kullandı.

“Küresel Ekonomi Yoluna Giriyor Ama Henüz Zorlukları Atlatmış Değil” başlıklı yazıda Gourinchas, ‘’Yine de ufukta hala birçok zorluk var ve kutlama yapmak için henüz çok erken’’ dedi.

Bazı olumsuz riskler azalmış olsa da, küresel ekonomide dengenin aşağı yönlü olmaya devam ettiği uyarısı yapan IMF başekonomisti, ‘’Küresel faaliyetin ivme kaybettiğine dair işaretler artmakta. Para politikasının küresel olarak sıkılaştırılması, politika faizlerini daraltıcı seviyeye getirdi. Bu durum, finans dışı sektöre verilen kredilerin büyümesini yavaşlatarak, hane halkı ve firmaların faiz ödemelerini artırarak ve emlak piyasaları üzerinde baskı yaratarak faaliyetler üzerinde baskı oluşturmaya başladı” yorumunda bulundu.

Enerji ve gıda fiyatlarını içermeyen çekirdek enflasyonun, merkez bankalarının hedeflerinin oldukça üzerinde seyretmeye devam ettiğini kaydeden IMF Başekonomisti, “Bu yıl yüzde 6 olan enflasyonun kademeli olarak azalarak 2024 yılında yüzde 4,7’ye gerilemesi bekleniyor ki bu da binde 4 puanlık bir yukarı yönlü revizyon anlamına geliyor. Daha da endişe verici olanı, gelişmiş ekonomilerde 2024 yılında yüzde 3,1’e gerilemesi beklenen çekirdek enflasyonun bu yıl yıllık ortalama yüzde 5,1 oranında sabit kalması. Enflasyonla mücadelenin henüz kazanılmadığı açık” mesajını verdi.

Enflasyonun kalıcılığında kilit rolün işgücü piyasasındaki gelişmeler ve ücret-kar dinamikleri olacağını kaydeden Pierre-Olivier Gourinchas, “İşgücü piyasaları, birçok ekonomide işsizlik oranlarının COVID öncesi seviyelerinin altında ve istihdam seviyelerinin üzerinde olması nedeniyle özellikle parlak bir nokta olmaya devam etmekte. Genel ücret enflasyonu arttı ancak çoğu ülkede fiyat enflasyonunun gerisinde kaldı” dedi.

Bunun nedeninin basit olduğunu ve “açgözlülük enflasyonu” olarak adlandırılan durumla çok az ilgisi bulunduğunu kaydeden Gourinchas, “Nominal talep ekonominin üretebileceğinin çok üzerinde olduğunda, fiyatlar ücretlerden daha hızlı yukarı yönlenir. Sonuç olarak, reel ücretler 2022’nin ilk çeyreği ile 2023 arasında gelişmiş ve büyük yükselen piyasa ekonomileri için yaklaşık yüzde 3,8 oranında azaldı” ifadelerini kullandı.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın

İkinci El Araç Satışları İçin Yeni Önlem Geliyor!

Hem kurumların hem de şahısların yaptığı 2. el araç satışlarında, 6 ay ve 6 bin kilometre şartı aranacak. Bu kapsamda, bu 2 şart sağlanmadan 2. el araç satışı yapılamayacak.

2. el araç sektörü kaynaklarından edinilen bilgiye göre, Türkiye Noterler Birliği ve Ticaret Bakanlığı koordinasyonunda bir bilgisayar yazılımı hazırlanıyor. Bu yazılım sayesinde, araç devir işlemleri sırasında, ‘6+6’ düzenlemesinin takibi yapılabilecek.

Ticaret Bakanlığı geçen haftalarda, 2. el araç ilan fiyatlarının, sıfırı araç fiyatlarını geçemeyeceğine yönelik bir düzenleme hazırladı. Bakanlık aynı günlerde, 2022’de çıkarılan ve kamuoyunda ‘6+6’ olarak anılan ikinci el araç düzenlemesinde de güncellemeye gitti.

Habertürk’ün haberine göre, hem kurumların hem de şahısların yaptığı 2. el araç satışlarında, 6 ay ve 6 bin kilometre şartı aranacak. Bu kapsamda, bu 2 şart sağlanmadan 2. el araç satışı yapılamayacak.

Her iki düzenlemenin ortak amacı, 2. elde vergisiz kazancı ortadan kaldırarak, otomobilin bir yatırım aracı olarak görülmesini engellemek olarak açıklanabilir.

Fakat, her ne kadar ilan sitelerinde düzenlemeye aykırı 2. el araç ilanı sayısı 20 binden 7 bin adede düşse de araçların devir işlemlerinin yapıldığı noterler ile ilgili herhangi bir düzenleme bulunmuyor.

Dolayısı ile, ilan fiyatı sıfır kilometre araçtan düşük olan bir 2. el bir aracın, noterde sıfır kilometre araçtan daha pahalı olacak şekilde devrinin yapılmasını engelleyecek bir durumun olmadığı söylenebilir.

Bilgisayar yazılımı hazırlanıyor

2. el araç sektörü kaynaklarından edinilen bilgiye göre, Türkiye Noterler Birliği ve Ticaret Bakanlığı koordinasyonunda bir bilgisayar yazılımı hazırlanıyor.

Bu yazılım sayesinde, araç devir işlemleri sırasında, ‘6+6’ düzenlemesinin takibi yapılabilecek. Ayrıca, kişilerin bir yıl içerisinde yaptıkları satışlarda noterler tarafından görülecek ve gerekirse araç satış işlemi engellenecek.

Yani özetle, ikinci el araç piyasasına yönelik yapılan uygulamaların tümüne aykırı durumlar noterler tarafından anında görülerek araç devir işlemleri gerek görüldüğü durumlarda yapılmayacak.

Hazırlanan yazılımın Ağustos ayı başında devreye alınmasını planlandığını da aktaralım. Sektör kaynakları, söz konusu yazılımın detaylarının önümüzdeki günlerde yapılacak resmi açıklama ile netleşeceğini aktardı.

Paylaşın

Bitcoin 29 Bin 200 Doların Altında; XRP Ve Solana Sert Düştü

Bitcoin (BTC) 29 bin 120 dolara gerilerken, Ethereum (ETH) ise bin 850 dolar seviyesinin hemen altında işlem görüyor. XRP ve Solana da yatırımcısına kaybettiren kripto para birimleri arasında yer aldı.

Haber Merkezi / Kripto para piyasaları, ABD Merkez Bankası FED’in yarın açıklayacağı Para Politikası Kurulu kararları öncesi yönünü aşağıya çevirdi.

Dünyanın en büyük kripto para birimi Bitcoin (BTC) yüzde 2.24 düşüşle 29 bin 120 dolara gerilerken, dünyanın en büyük ikinci kripto para birimi Ethereum (ETH) ise yüzde 0.96 düşüşle bin 852 dolar seviyesinde.

Bitcoin’in (BTC) hacmi, son 24 saatte 45,6 artarak yaklaşık 14,6 milyar dolar olurken, piyasa değeri ise 566 milyar dolar civarında.

Bitcoin (BTC) dün yüzde 0.44 düşüşle 29 bin 787 dolara gerilemiş, Ethereum (ETH) ise yüzde 0.28 düşüşle bin 870 dolar seviyesinde işlem görmüştü. Bitcoin’in (BTC) dün piyasa değeri 578  milyar dolar civarındaydı.

Küresel kripto para birimi piyasalarının değeri, son 24 saatte yüzde 1,85 düşerek 1,17 trilyon dolar civarında işlem görüyor. Küresel kripto para piyasalarının değeri, dün yüzde 0,49 düşerek 1,19 trilyon dolardan işlem görmüştü.

Diğer en iyi kripto para birimlerinden XRP ve Solana da yatırımcısına kaybettiren kripto para birimleri arasında yer aldı.

Tüm stablecoinlerin hacmi şu anda 30.82 milyar dolardır ve bu, toplam kripto pazarının 24 saatlik hacminin yüzde 90.2’si.Tüm stablecoinlerin hacmi dün 21.26 milyar dolar ve bu, 24 saatlik toplam kripto piyasası hacminin yüzde 87.44’üydü.

Bazı kripto para birimlerinde son durum ise şöyle:

Bitcoin 29,120 dolar, değer kaybı yüzde 2.24
Ethereum 1,852 dolar, değer kaybı yüzde 0.96
Tether 0.9999 dolar, değer kaybı yüzde 0.02
BNB 237 dolar, değer kaybı yüzde 1.42
XRP 0.6891 dolar, değer kaybı yüzde 5.03

Cardano 0.3041 dolar, değer kaybı yüzde 2.82
Dogecoin 0.07743 dolar, değer kazancı yüzde 8.57
Solana 23.23 dolar, değer kaybı yüzde 4.93
Polygon 0.7246 dolar, değer kaybı yüzde 2.39

Litecoin 89.2 dolar, değer kaybı yüzde 3.44
Polkadot 5.21 dolar, değer kaybı yüzde 2.55
Tron 0.08169 dolar, değer kazancı yüzde 0.55
Shiba Inu 0.000007816 dolar, değer kazancı yüzde 0.31

Paylaşın

Merkez Bankası, Yeni “Sıkılaştırma” Kararlarını Duyurdu

20 Temmuz’da politika faizini yüzde 15’ten yüzde 17,5 düzeyine yükselten Merkez Bankası yeni “seçici kredi ve miktarsal sıkılaştırma” kararlarını kamuoyuna duyurdu. 

İhracat ve yatırım kredileri ile deprem bölgesine yönelik krediler Merkez Bankasının kredileri sınırlandırıcı tüm tedbirlerinin dışında tutuldu. İhracat ve yatırım kredileri hariç TL ticari kredilerde birinci kademe kaldırılarak faiz sınırının tek kademe olarak uygulanmasına da karar verildi.

Merkez Bankası, bu adımların yanı sıra, ihracatçıların finansmana erişimini desteklemek amacıyla reeskont kredilerinin günlük limitini 1,5 milyar TL’ye yükseltti. Reeskont kredilerine erişim şartları da kolaylaştırıldı.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK) yeni “seçici kredi ve miktarsal sıkılaştırma” kararları aldı.

Kredi büyümesine göre menkul kıymet tesisi kapsamında yüzde 3 olan TL ticari krediler için aylık büyüme sınırının yüzde 2,5 olarak belirlenmesine karar verildi. İhracat, yatırım, tarım ve esnaf kredileri bu sınırlandırmanın dışında tutuldu.

Piyasa mekanizmasının işlevselliğini artırmak için, faiz oranına göre menkul kıymet tesisi uygulaması sadeleştirildi. İhracat ve yatırım kredileri hariç TL ticari kredilerde birinci kademe kaldırılarak faiz sınırının tek kademe olarak uygulanmasına karar verildi.

Ayrıca taşıt kredilerinde yüzde 3 olan büyüme sınırının yüzde 2 olarak belirlenmesine, ihtiyaç kredilerinde değişikliğe gidilmeyerek yüzde 3 sınırının korunmasına karar verildi. Enflasyonun kontrolü ve iç talebin dengelenmesi kapsamında kredi kartı nakit kullanımlarına ve kredili mevduat hesaplarına uygulanan aylık azami faiz oranı yüzde 2,89’a yükseltildi.

Deprem bölgesi için istisna

İhracat ve yatırım kredileri ile deprem bölgesine yönelik krediler Merkez Bankasının kredileri sınırlandırıcı tüm tedbirlerinin dışında tutuldu.

Para Politikası Kurulu bu adımların yanı sıra, ihracatçıların finansmana erişimini desteklemek amacıyla reeskont kredilerinin günlük limitini 1,5 milyar TL’ye yükseltti. Ayrıca Reeskont kredilerinde KOBİ payının artırılmasına ve kullandırımlarda ihracat artış performansının dikkate alınmasına karar verildi.

Reeskont kredilerine erişim şartları da kolaylaştırıldı. Reeskont kredisi kullanımında yüzde 30 ilave ihracat bedeli satış koşulu kaldırıldı ve reeskont kredi vadesi boyunca verilen döviz almama taahhüdünden, ithalat ödemeleri kapsamındaki döviz alımları istisna tutuldu.

Merkez Bankası Para Politikası Kurulu 20 Temmuz tarihli toplantısında politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını yüzde 15’ten yüzde 17,5 düzeyine yükseltmişti.

Toplantıda faiz artırımının yanı sıra, parasal sıkılaştırma sürecini destekleyecek seçici kredi ve miktarsal sıkılaştırma kararları da alınmıştı. Merkez Bankası bu çerçevede bir gün sonra bankalara kur korumalı mevduat hesapları için yüzde 15 zorunlu karşılık getirmişti.

Merkez Bankası’nın kredilere ilişkin aldığı kararlarını değerlendiren Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, alınan kararların enflasyonu düşürmek ve cari açığı azaltmaya yönelik olduğunu belirtti.

Şimşek “Ülkemizin ödemeler dengesini iyileştirme, kamu açıklarını azaltma ve enflasyonu düşürme amacı doğrultusunda tedbir almaya ve uygulamaya devam ediyoruz. Merkez Bankası’nın bugün açıkladığı kararlar cari açığı azaltmaya ve enflasyonu orta vadede düşürmeye yöneliktir. Sınırlı kaynaklarımızı ihracata ve yatırımlara kanalize etmeye devam edeceğiz.” dedi.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

“Merkez Bankası Yeniden Döviz Satmaya Başladı” İddiası

Eski Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB) Başekonomisti Hakan Kara, seçim öncesi döviz kurlarının yükselişini durdurmak için satış yapan Merkez Bankası’nın yeniden döviz satışı yapmaya başladığını öne sürdü.

Haber Merkezi / Hakan Kara, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada “Seçimlerden sonra dolar kurundaki yüzde 35 artışın esas nedeni TCMB’nin 5 Haziran’dan sonra nette 20 milyar dolardan fazla alım yapmasıdır. Geçen hafta ise merkez bankasının nette tekrar satıcı olduğu görülüyor.” ifadelerini kullandı.

Seçim öncesinde doların yükselişini önlemek için Merkez Bankası “arka kapıdan” dolar satışı yapan Merkez Bankası’nın rezervleri eksiye düşmüş, seçim sonrasında ise TCMB Başkanlığına Hafize Gaye Erkan’ın, Hazine ve Maliye Bakanlığı’na da Mehmet Şimşek’in getirilmesinden sonra döviz satışları durdurulmuştu. Satışın durmasıyla da TCMB rezervleri yeniden yükselmeye başladı.

TCMB verilerine göre 14 Temmuz haftası itibariyle brüt rezerv 113,1 milyar dolara yükseldi. Bir önceki hafta rezervler 110,4 milyar dolar seviyesindeydi. Net rezervlerdeki artış ise daha sınırlı oldu. 14 Temmuz haftasında net rezerv 81 milyon dolar artışla 13,2 milyar dolara çıktı.

“Enflasyon ne zaman düşecek?”

Kredi değerlendirme kuruluşu Standart Poors’un (SP) Kıdemli Direktörü Frank Gill, Türkiye’de enflasyonda kısa vadede aşağı yönlü hareket beklemediklerini, dezenflasyon sürecinin 2024-2025’te başlayabileceğini söyledi. Gill, 2023’te enflasyonun yüzde 40 civarında kalabileceğini belirtti.

Yeni ekonomi yönetimiyle beraber bir politika dönüşümü gerçekleştiğini belirten Gill “Manşet enflasyonu düşürmek, cari açığı azaltmak konusunda ciddi olduklarını görüyoruz. Bunu da bankaları sert bir şekilde etkilemeden yaptıklarını görüyoruz. Ancak talepte yavaşlamanın zorlu bir süreç olduğunu görüyoruz. Yani zorlu dengeler var.” diye konuştu.

Türkiye’nin negatif reel faiz nedeni ile henüz sermaye girişlerinden yaralanamadığını belirten Gill, “Ancak Türkiye önemli ve sağlam bir ekonomi. Avantajları ve fırsatlarının yüksek olduğunu düşünüyoruz.” yorumunu yaptı.

Paylaşın

Erdoğan’ın ‘Faiz Görüşlerine’ Dikkat Çekildi: Ekonomide Belirsizlik Sürüyor

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın politika faizi hakkındaki görüşleri ve Mart 2024’te gerçekleşecek yerel seçimler de dahil olmak üzere var olan siyasi takvimin para ve maliye politikasında “kararlı” keskin bir değişiminin kapsamını sınırlayabileceğini ifade etti.

Fitch, Ankara’nın geçmişte para ve maliye politikasında aniden fikir değiştirmesi, para politikasını gereğinden erken gevşetmesi ve merkez bankasının yönetiminde devamlı değişiklik yapması nedeniyle belirsizliği kalıcı şekilde azaltmanın zaman alacağına dikkat çekti.

Kredi derecelendirme kuruluşu Fitch, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) geçen hafta art arda ikinci defa yaptığı faiz artırımının yeni ekonomi ekibinin izlediği akılcı para ve maliye politikasına dönüş hedefiyle uyumlu olduğunu ancak kademeli olmasına karar verilen bu yaklaşım nedeniyle politika yapıcıların yatırımcı güvenini tekrar sağlama ve belirsizliği azaltmada zorlanabileceğine dikkat çekti.

Dünya’nın aktardığına göre, Fitch tarafından yayımlanan değerlendirmede, “(Ekonomi yönetiminin) parasal koşullar ve piyasaları bozan düzenlemelerin (kaldırılarak) normalleşmeye kademeli yaklaşıyor olması ve geçmişte uygulanan politikalardan siyasi nedenlerle vazgeçildiği göz önüne alındığında, yetkililer yatırımcı güvenini kalıcı olarak yeniden tesis etmekte, makro-finansal istikrara olan riskleri azaltmakta ve dış kırılganlıkları hafifletmekte zorlanabilirler” denildi.

Fitch, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın politika faizi hakkındaki görüşleri ve Mart 2024’te gerçekleşecek yerel seçimler de dahil olmak üzere var olan siyasi takvimin para ve maliye politikasında “kararlı” keskin bir değişiminin kapsamını sınırlayabileceğini ifade etti.

Fitch Ankara’nın geçmişte para ve maliye politikasında aniden fikir değiştirmesi, para politikasını gereğinden erken gevşetmesi ve merkez bankasının yönetiminde devamlı değişiklik yapması nedeniyle belirsizliği kalıcı şekilde azaltmanın zaman alacağına dikkat çekti.

Paylaşın

Sıfır Otomobilde Ortalama Fiyatlar 3 Milyon Liraya Ulaştı

Türkiye’de orta ve alt gelir grubundaki vatandaşların sıfır otomobil alması hayal oldu. Temmuz 2023 itibarıyla Türkiye’de satışa sunulan 922 farklı sıfır kilometre otomobilin ortalama fiyatı 2 milyon 999 bin TL’ye ulaştı.

Satılan otomobillerin yüzde 90’ına yakınını oluşturan düşük ve orta segmentli otomobillerde fiyat ortalaması ise A segmenti otomobillerde 896 bin 591 TL, B segmenti otomobillerde 1 milyon 223 bin TL ve C segmenti otomobillerde 1 milyon 672 bin 792 TL olarak gerçekleşti.

Temmuz ayında sıfır kilometre otomobillerin liste fiyatları kurdaki artış, KDV’nin yüzde 20’ye yükseltilmesi ve ÖTV oranlarını belirleyen matrah limitlerinin geçerliliğini yitirmesi sonucu tüm otomobillerin yüzde 80 ÖTV dilimine girmesiyle yüksek oranda arttı.

Otomotiv veri şirketi Cardata’nın Hürriyet için derlediği verilere göre, Temmuz 2023 itibarıyla Türkiye’de satışa sunulan 922 farklı sıfır kilometre otomobilin ortalama fiyatı 2 milyon 999 bin TL’ye ulaştı.

Satılan otomobillerin yüzde 90’ına yakınını oluşturan düşük ve orta segmentli otomobillerde fiyat ortalaması ise A segmenti otomobillerde 896 bin 591 TL, B segmenti otomobillerde 1 milyon 223 bin TL ve C segmenti otomobillerde 1 milyon 672 bin 792 TL olarak gerçekleşti.

Geniş aile aracı olarak bilinen D segmenti sıfır otomobillerde fiyat ortalaması Temmuz 2023 itibarıyla 3 milyon 149 bin 437 TL olurken, E segmentindeki otomobillerin fiyat ortalaması 5 milyon 71 bin 740 TL’ye ve lüks sınıfa karşılık gelen F segmentindeki otomobillerin fiyat ortalaması 10 milyon 25 bin 355 TL’ye kadar yükseldi.

Öte yandan, elektrikli otomobillerdeki fiyat ortalamasındaki artışı da dikkat çekti. Buna göre, Türkiye’de satılan yüzde 100 elektrikli otomobillerin (BEV) ortalama fiyatı 3 milyon 236 bin 385 TL olurken, tam hibritlerin (HEV) ortalama fiyatı 2 milyon 787 bin 814 TL ve küçük hibrit (MHEV) otomobillerin ortalama fiyatı 4 milyon 63 bin 726 TL oldu.

Öte yandan, elektrikli otomobillerdeki fiyat ortalamasındaki artışı da dikkat çekti. Buna göre, Türkiye’de satılan yüzde 100 elektrikli otomobillerin (BEV) ortalama fiyatı 3 milyon 236 bin 385 TL olurken, tam hibritlerin (HEV) ortalama fiyatı 2 milyon 787 bin 814 TL ve küçük hibrit (MHEV) otomobillerin ortalama fiyatı 4 milyon 63 bin 726 TL oldu.

Cardata Genel Müdürü Hüsamettin Yalçın ise, “Krediye ulaşmada zorluk yaşanmaması halinde sene sonuna kadar sıfır kilometre otomobil satışları aylık 90-120 bin adet bandında devam edecektir. Sene sonunda satışların uzun bir süre sonra 1 milyon adedi geçme ihtimali çok yüksek.

Distribütörler Kur ve maliyet artışları çerçevesinde ayda ortalamada en az iki defa zam yapıyorlar. Kur, faiz ve Enflasyon birbiri ile dengede olmadığı ve vergisel olarak kolaylıklar olmadığı sürece sıfır kilometre araç fiyatlarında düşüş olmaz. Döviz Kuru şu an sıfır kilometre araç fiyatlarındaki en belirleyici ve dominant faktör” dedi.

Paylaşın