Moody’s, Türkiye’nin Kredi Notunda Değişiklik Yapmadı

19 Temmuz 2024’te Türkiye’nin kredi notunu iki kademe artırarak “B3″ten “B1″e yükselen Uluslararası derecelendirme kuruluşu Moody’s, Türkiye’nin kredi notunda değişiklik yapmadı.

Türkiye’nin kredi notu 12 yıl aradan sonra mart ayında Fitch tarafından artırılmıştı. Bunu mayısta Standard and Poor’s’un (S&P) yaptığı artırım izlemiş ve kredi notu ‘B’den ‘B+’ye çıkmıştı.

Uluslararası derecelendirme kuruluşu Moody’s, Türkiye’nin kredi notunda güncelleme yapmadı. Beklenti, kredi notunun yükseleceği yönündeydi.

Moody’s ekonomideki istikrarın korunması halinde kredi notunun artabileceğini de bildirdi. Ayrıca ekonominin iç talebe dayalı kredi büyümesinden uzaklaştırılması gibi politikaların etkili bir şekilde uygulanmaya devam etmesinin de önemli olduğu vurgulandı.

Kuruluş, en son 19 Temmuz 2024’te Türkiye’nin kredi notunu iki kademe artırarak “B3″ten “B1″e yükseltmiş, kredi notu görünümünü “pozitif” olarak korumuştu.

Türkiye’de 2023 Mayıs ayında yapılan seçimlerin ardından ekonomide geleneksel ortodoks politikalara geçilmesi sonrası dünyanın bakışı değişmeye başlamıştı.

Türkiye’nin kredi notu 12 yıl aradan sonra mart ayında Fitch tarafından artırılmıştı. Fitch Ratings martta Türkiye’nin kredi notunu ‘B’den ‘B+’ya yükseltirken, not görünümünü de ‘pozitif’e çevirmişti. Bunu mayısta Standard and Poor’s’un (S&P) yaptığı artırım izlemiş ve kredi notu ‘B’den ‘B+’ye çıkmıştı.

Kredi derecelendirme kuruluşu not artışına ilişkin açıklamasında gelecek iki yıl içinde portföy girişlerinin artacağını, cari açığın daralacağını, enflasyonun düşeceğini öngörmüştü. Temmuzda da Moody’s, Türkiye’nin kredi notunda 11 yıl sonra artışa gitti ve ‘B3’ten ‘B1’e yükseltti.

İki kademe birden artış Türkiye için bir ilk olmuştu. Eylülde yine Fitch Ratings, Türkiye’nin kredi notunu ‘BB-‘ye yükseltti, görünümünü ise pozitiften durağana çekti. Beklenti, görünümün pozitif olarak korunmasıydı.

Son olarak Kasım’da S&P, Türkiye’nin kredi notunu bu yıl içinde ikinci kez arttırıp ‘B+’dan ‘BB-‘ye yükseltirken, kredi notu görünümünü ‘durağan’ olarak belirledi. Ülkenin ‘B’ olan kısa vadeli kredi notunun da teyit edildiği belirtildi.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

KKM’nin Maliyeti 1 Trilyon 200 Milyar Lirayı Buldu

İPA Başkanı Buğra Gökçe, Merkez Bankası verilerine atıfta bulunarak, Kur Korumalı Mevduat (KKM) hesapları için harcanan toplam miktarın 1 trilyon 200 milyar lirayı bulduğunu ifade etti.

Bu rakamın Türkiye’nin son iki yıldaki toplam yatırım bütçesine eşit olduğunu belirten Gökçe, “Eğer bu kaynak KKM’ye aktarılmasaydı, Türkiye iki katı yatırım yapabilirdi. Parayı nereye gömdük? Emeklinin, çalışanın, asgari ücretlinin hakkını zenginin cebine koyduk” dedi.

İstanbul Planlama Ajansı (İPA) Başkanı Buğra Gökçe, Resmi Gazete’de yayımlanarak sona erdirilen Kur Korumalı Mevduat (KKM) uygulamasına ilişkin sert eleştirilerde bulundu. Sosyal medya hesabından bir programa ait video paylaşan Gökçe, KKM’nin mali yüküne dikkat çekerek, “Vatandaşa verilmeyen zam kimin cebine gitti?” sorusunu gündeme getirdi.

Paylaştığı videoda, KKM’nin Türkiye ekonomisine getirdiği ağır yükleri detaylı bir şekilde açıklayan Gökçe, uygulamanın bütçeden devasa kaynaklar tükettiğini ve bu durumun dar gelirli kesimler üzerindeki etkisini vurguladı. Gökçe, KKM’ye harcanan bütçenin sosyal yardımlara, emekliye ve kamu çalışanlarına aktarılamadığına dikkat çekti.

Videoda, Merkez Bankası verilerine dayanarak konuşan Gökçe, KKM için harcanan toplam miktarın 1 trilyon 200 milyar TL’yi bulduğunu ifade etti. Bu rakamın Türkiye’nin son iki yıldaki toplam yatırım bütçesine eşit olduğunu belirten Gökçe, “Eğer bu kaynak KKM’ye aktarılmasaydı, Türkiye iki katı yatırım yapabilirdi. Parayı nereye gömdük? Emeklinin, çalışanın, asgari ücretlinin hakkını zenginin cebine koyduk,” dedi.

Gökçe, KKM uygulamasının toplumsal eşitsizlikleri derinleştirdiğini savundu. Uygulama kapsamında zengin kesimlerin menfaatine olan bir dağıtım yapıldığını belirten Gökçe, “Kur korumalı mevduat ile zengine, parasını dövize çevirmemesi karşılığında Türk lirasında tutması için ödeme yaptık. Bu, akıllara ziyan bir şey,” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

“Borç Krizi” Kapıda

4 ekim ile biten haftada bireysel kredi ve kredi kartı borçları 13,4 milyar lira artarak 3 trilyon 575 milyar liraya ulaştı. Söz konusu haftada bireysel kredilerinin bakiyesi 8,1 milyar lira artarak 1 trilyon 901 milyar liraya çıktı.

Kredi kartı borç bakiyesi ise 5,3 milyar lira artarak 1 trilyon 674 milyar liraya yükseldi. Tüketicilerin bankalara olan borçları 2023 yılı sonuna göre 846 milyar lira tutarında yaklaşık olarak yüzde 31,1 oranında arttı.

Bu dönemde bireysel kredilerin bakiyesi 344 milyar lira, kredi kartı borç bakiyesi ise 504 milyar lira artış kaydetti. Yılbaşından bu yana batık kredi kartı borçlarında yüzde 191,8, batık bireysel kredi borçlarında ise yüzde 57,7 oranında artış oldu.

BirGün’de yer alan habere göre; Bankalardaki mevduat, 27 Eylül-4 Ekim haftasında, 334 milyar lira azalarak 17,61 trilyon liraya gerilerken kredi hacmi de 28 milyar lira genişleyerek 14,95 trilyon liraya yükseldi. Mevduatın krediye dönüşüm oranı da yüzde 83,2’den yüzde 84,9’a çıktı.

Mevduat yılbaşından bu yana yüzde 18,6 oranında artarken kredi stokundaki büyüme yüzde 28,6 oldu. Faiz oranlarında yaşanan yüksek seyir ve yüksek enflasyon, geliri yeterince artmayan toplumun geniş kesimlerinin borçlarını geri ödemelerini zorlaştırıyor. Yurttaşlar giderek yeni bir borç krizine giriyor.

Yurttaşların bireysel kredi ve kredi kartı borçları ise 27 Eylül – 4 Ekim haftasında 13,4 milyar lira artarak 3 trilyon 575 milyar liraya ulaştı. Söz konusu haftada bireysel kredilerinin bakiyesi 8,1 milyar lira artarak 1 trilyon 901 milyar liraya, kredi kartı borç bakiyesi ise 5,3 milyar lira artarak 1 trilyon 674 milyar liraya çıktı. Tüketicilerin bankalara olan borçları 2023 yılı sonuna göre 846 milyar lira tutarında yaklaşık olarak yüzde 31,1 oranında arttı.

Bu dönemde bireysel kredilerin bakiyesi 344 milyar lira, kredi kartı borç bakiyesi ise 504 milyar lira artış kaydetti. Yılbaşından bu yana batık kredi kartı borçlarında yüzde 191,8, batık bireysel kredi borçlarında ise yüzde 57,7 oranında artış oldu.

Artan borçlara paralel olarak bankalara olan borcunu zamanında ödeyemeyen ve bu nedenle icra takibine alınan vatandaşların sayısı da hızla artıyor. Risk Merkezi’nin verilerine göre bu yıl Ocak-Ağustos döneminde 736 bin 513 bin kişi bireysel kredi borcunu, 899 bin 47 kişi de kredi kartı borcunu zamanında ödeyemediği için bankalar tarafından icra takibine alındı.

Hem kredi kartı hem de tüketici kredisi borcu için takibe alınanlar tek kişi sayıldığında toplam 1 milyon 213 bin 55 kişi bankalara olan borcunu zamanında ödeyemediği için takibe alındı. Bu arada önceki yıllarda bankalar ve diğer finans kuruluşları tarafından icra takibine alınan, ancak borcu hala devam eden yurttaş sayısı da ağustos ayı sonunda 3 milyon 847 bine ulaştı.

Paylaşın

Tedavüldeki Her İki Banknottan Biri 200 Lira

200 lira, ekonomik kriz ve yüksek enflasyon sonucunda günlük kullanımın “zorunlu” parası haline geldi. Tedavüldeki banknotların neredeyse yarısını artık 200 liradan oluşturuyor.

Tedavüldeki banknot sayısı, Eylül 2023’e (yıllık) kıyasla yüzde 24, Eylül 2022’ye (iki yıllık) kıyasla yüzde 52.3 artarak 5 milyar 280 milyon 711 bin 97 adede yükseldi. Bunların yüzde 49.7’si olan 2 milyar 623 milyon 168 bin 944 banknotu 200 TL’ler oluşturuyor.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’ndaki son sunumu sırasında, banknotlarla (kâğıt para) ilgili bir soru üzerine “Şu anda üst kupür çalışması yok” dese de Eylül 2024 sonu itibarıyla tedavüldeki kâğıt paraların iki tanesinden biri “200 TL” haline dönüştü.

Oysa 200 TL, 2009 yılında temelde bankalararası işlemlerde kullanılsın diye Türkiye’nin en büyük kupürlü banknotu olarak tedavüle verilmişti. Ancak özellikle 2018 yılıyla birlikte şiddetlenen ekonomik kriz ortamı, yüksek enflasyon ve TL’nin değerindeki erime bugün 200 TL’yi günlük kullanımın “zorunlu” parası haline getirdi. Çünkü 200 TL ile Merkez Bankası’nın yıllık ortalama dolar kuruna göre 2009’da 129 dolar alınabilirken bu rakam bugün 6.2 dolara düştü.

Cumhuriyet’ten Serhat Aligil‘in aktardığı Merkez Bankası’nın yeni yayımladığı verilere göre tedavüldeki banknot sayısı, Eylül 2023’e (yıllık) kıyasla yüzde 24, Eylül 2022’ye (iki yıllık) kıyasla yüzde 52.3 artarak 5 milyar 280 milyon 711 bin 97 adede ulaştı. Bunların yüzde 49.7’si olan 2 milyar 623 milyon 168 bin 944 adedini ise 200 TL’ler oluşturuyor.

Adet bazında 200 TL’nin toplamdaki payı Eylül 2023’te yüzde 35.2, Eylül 2022’de ise yüzde 24.3’tü. Ayrıca 200 TL’lik kâğıt paralardaki artış oranı yıllık bazda 74.8, son iki yılda yüzde 211.8 oldu. Bunun yanında 200 TL’lik kâğıt paraların toplam tutardaki payı doğal olarak çok daha büyük. Tedavüldeki kâğıt paraların toplam tutarı 656.9 milyar liraya ulaşırken bunun içinde 200 TL’nin payı yüzde 79.9’a yükseldi. Bu pay Eylül 2023’te yüzde 66.4, Eylül 2022’de ise yüzde 52.6’ydı.

Paylaşın

Milyonlarca Vatandaş Borç Batağına Sürükleniyor!

Kredili mevduat hesaplarından çekilen para miktarı son bir yılda yüzde 142,3 oranında artarak 130 milyar liradan 315 milyar liraya ulaştı. Aynı dönemde ödenemeyen kredili mevduat hesabı borçları yüzde 169,2 oranında artarak 2,8 milyar liradan 7,7 milyar liraya yükseldi.

Kredili mevduat hesaplarının en büyük dezavantajlarından biri, yüksek faiz oranları. Bu oranlar, borçlunun ödemesi gereken toplam tutarı önemli ölçüde artırarak, borç batağına sürüklenme riskini yükseltiyor. Ayrıca, günlük faiz uygulaması da borçlunun ödeme zorluğunu artıran bir diğer faktör.

Son dönemde asgari ücretliler ve dar gelirli kesimlerin gelirleri, artan enflasyon karşısında erimeye devam ediyor. Bu durum, vatandaşları bankaların sunduğu kredili mevduat hesaplarına yöneltmeye başladı. Kredili mevduat hesapları, ihtiyaç anında nakit ihtiyacını karşılamak için cazip bir seçenek gibi görünse de, yüksek faiz oranları nedeniyle borç batağına sürüklüyor. Son bir yılda Kredili Mevduat Hesaplarından (KMH) ilk kez para çekenlerin sayısı 100 binden 121 bine yükseldi.

Verilere göre, kredili mevduat hesaplarından çekilen para miktarı son bir yılda yüzde 142,3 oranında artarak 130 milyar liradan 315 milyar liraya ulaştı. Sözcü’nün haberine göre, bu durum, vatandaşların ne kadar sıklıkla bu hesapları kullandığının bir göstergesi. Ancak bu artışın bir diğer yüzü de ödenemeyen borçların hızla yükselmesi. Aynı dönemde ödenemeyen kredili mevduat hesabı borçları yüzde 169,2 oranında artarak 2,8 milyar liradan 7,7 milyar liraya yükseldi.

Bankaların verilerine göre, kredili mevduat hesabı kullanan kişi sayısı da son bir yılda yaklaşık 1 milyon arttı. Bu durum, özellikle ilk defa bu hesapları kullananların sayısındaki artışla birlikte dikkat çekiyor. Uzmanlar, bu durumun vatandaşların ekonomik durumlarının kötüleştiğinin bir göstergesi olduğunu belirtiyor.

Kredili mevduat hesaplarının en büyük dezavantajlarından biri, yüksek faiz oranları. Bu oranlar, borçlunun ödemesi gereken toplam tutarı önemli ölçüde artırarak, borç batağına sürüklenme riskini yükseltiyor. Ayrıca, günlük faiz uygulaması da borçlunun ödeme zorluğunu artıran bir diğer faktör.

Uzmanlar, kredili mevduat hesaplarının kısa vadeli çözümler sunduğunu ancak uzun vadede daha büyük sorunlara yol açabileceğini belirtiyor. Bu nedenle, vatandaşların bu hesapları kullanmadan önce iyice düşünmeleri ve alternatif çözümleri değerlendirmeleri gerekiyor.

Uzmanlara göre, ekonomik koşulların iyileşmesi ve gelirlerin artması, kredili mevduat hesaplarına olan talebi azaltabilir. Ancak bu süreçte, devlet ve bankaların da vatandaşlara daha uygun koşullarda kredi imkanı sunması ve finansal okuryazarlığı artırıcı çalışmalar yapması gerekiyor.

Paylaşın

784 Bin Vatandaş “Kredi Kartı Borcu” Nedeniyle Yasal Takip Altında

2024 yılının ilk yedi aylık döneminde, bireysel kredi kartı borcundan dolayı yasal takibe intikal etmiş kişi sayısı, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 70 artarak 784 bin kişi oldu.

Aynı dönemde, bireysel kredi borcundan dolayı yasal takibe intikal etmiş kişi sayısı ise bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 32 artarak 642 bin kişi oldu.

İstanbul Planlama Ajansı (İPA) yurttaşın kredi kartı kullanımına ilişkin dikkat çeken bir raporu ortaya koydu. İPA Başkanı Buğra Gökçe, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda 784 bin vatandaşın kredi kartı borcu nedeniyle yasal takip altında olduğunu belirtti.

2015 yılının Ağustos ayından 2024 yılının Ağustos ayına kadar toplam kredi kartı sayısı giderek arttı. Toplam kredi kartı sayısı geçen senenin aynı dönemine göre yüzde 13 artış göstererek 125 milyon 925 bin oldu.

Ağustos ayında İstanbulluların yüzde 36’sı kredi kartının yalnızca asgari tutarını ödeyebildiğini ifade etti. Halkın yüzde 9,3’ü kredi kartı borcunu hiç ödeyemediğini, yüzde 6,1’i asgari-tamamı arası bir tutar ödediğini ve yüzde 3,8’i ise asgari tutardan az ödeme yapabildiğini ifade etti. Kredi kartı borcunun tamamını ödeyebilenlerin oranı yüzde 44,8 oldu.

2024 yılı Ocak-Temmuz dönemleri arasında bireysel kredi kartı borcundan dolayı yasal takibe intikal etmiş kişi sayısı bir önceki döneme göre yüzde 70 artarak 784 bin kişi, bireysel kredi borcundan dolayı yasal takibe intikal etmiş kişi sayısı ise bir önceki döneme göre yüzde 32 artarak 642 bin kişi oldu.

Temel harcamaları kredi kartıyla yapılıyor

Ağustos 2024 verilerine göre, kredi kartı ile yapılan ödemelerde, en çok 205 milyar ile market ve alışveriş merkezleri harcamaları, 84 milyar ile benzin ve yakıt istasyonları harcamaları, 83 milyar ile hizmet sektörleri harcamaları ve 79 milyar ile çeşitli gıda harcamalarının öne çıktığı görüldü.

2024 yılının Haziran-Temmuz-Ağustos aylarında bir önceki döneme göre kredi kartı harcamalarında en yüksek artışın yüzde 156,4 ile eğitim/kırtasiye ödemelerinde gerçekleştiği görüldü. Eğitim/kırtasiye ödemelerindeki artışı yüzde 98 ile yemek harcamaları takip etti.

Öte yandan Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), kredi kartı borçları ile ihtiyaç kredilerinin yeniden yapılandırmasına yönelik düzenlemeye gitti. Kararla, kredi kartı borcunu veya ihtiyaç kredisini ödeyemeyenler borçlarını 60 aya kadar vadeyle yeniden yapılandırabilecek.

Paylaşın

Kredi Kartı İle Yapılan Ödemeler Yüzde 83 Arttı

Ağustos ayında kredi kartları, banka kartları ve ön ödemeli kartlar ile yapılan toplam ödeme tutarı önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 78 artarak 1 trilyon 420,6 milyar lira oldu.

Haber Merkezi / Kartlı ödemelerin 1 trilyon 192,4 milyar lirası kredi kartları ile yapılırken, 200,4 milyar lirasında banka kartları, 27,8 milyar lirasında ise ön ödemeli kartlar kullanıldı.

Kredi kartı ile yapılan ödemelerde ağustosta, önceki yılın aynı ayına göre büyüme yüzde 83, banka kartı ile yapılan ödemelerde yüzde 48, ön ödemeli kartlar ile yapılan ödemelerde ise yüzde 104 oldu.

Bankalararası Kart Merkezi (BKM), Ağustos 2024 Raporu’nu açıkladı. Rapora göre; Ağustos ayı itibarıyla Türkiye’de kredi kartı sayısı 125,9 milyon, banka kartı sayısı 191,7 milyon ve ön ödemeli kart sayısı 101,3 milyon adet oldu.

2023 yılının Ağustos ayı ile kıyaslandığında kredi kartı adedinde yüzde 13’lük, banka kartı adedinde yüzde 5’lik, ön ödemeli kart adedinde ise yüzde 22’lik artış yaşandı. Toplam kart sayısı ise 418,9 milyon adede ulaşarak geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 11 artış gösterdi.

Kredi kartları, banka kartları ve ön ödemeli kartlar ile Ağustos ayında yapılan toplam ödeme tutarı bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 78 artarak 1.420,6 milyar TL oldu. Kartlı ödemelerin 1.192,4 milyar TL’si kredi kartları ile yapılırken 200,4 milyar TL’sinde banka kartları, 27,8 milyar TL’sinde ise ön ödemeli kartlar kullanıldı.

Kredi kartı ile yapılan ödemelerde önceki yılın aynı dönemine göre büyüme oranı yüzde 83, banka kartı ile yapılan ödemelerde yüzde 48 olurken ön ödemeli kartlar ile yapılan ödemelerde ise bu oran yüzde 104 oldu. Kredi kartları, banka kartları ve ön ödemeli kartlar ile Ağustos ayında yapılan toplam ödeme adedi bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 12 artarak 1,61 milyar adet oldu.

Kartlı ödemelerin 927,4 milyon adedi kredi kartları ile yapılırken 556,1 milyon adedinde banka kartları, 114,5 milyon adedinde ise ön ödemeli kartlar kullanıldı. Kredi kartları ile yapılan ödeme adetlerinde büyüme oranı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 15, banka kartları ile yapılan ödeme adetlerinde yüzde 3 olurken ön ödemeli kartlar ile yapılan ödeme adetlerinde ise bu oran yüzde 32 oldu.

İnternetten kartlı ödemeler, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 78 artarak 413,3 milyar TL’ye yükseldi. İnternetten yapılan kartlı ödemelerin toplam içindeki payı ise yüzde 28 oldu. İnternetten kartlı ödeme adedi, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 6 artarak 217,9 milyon adede yükseldi. İnternetten yapılan kartlı ödemelerin toplam içindeki payı ise yüzde 14’tür.

Kartlarla yapılan temassız ödeme adedi geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 21 artarak 1.066,5 milyon adet oldu. Temassız ödeme tutarı ise geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 98 artarak 458,8 milyar TL oldu. Ağustos ayında mağaza içi yapılan her 5 kartlı ödemeden yaklaşık 4’ü temassız gerçekleşti.

Paylaşın

Fitch Ratings, Türkiye’nin Kredi Notunu “BB-“ye Yükseltti

ABD merkezli uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings, Türkiye’nin kredi notunu bir kademe artırarak BB-‘ye yükseltti, görünümü ise pozitiften durağana çekti.

Fitch Ratings, mart ayında Türkiye’nin kredi notunu “B”den “B+”ya yükseltirken, not görünümünü de “durağan”dan “pozitif”e çıkarmıştı.

Fitch Ratings, Türkiye ekonomisine ilişkin değerlendirmesini açıkladı. BloomberHT’nin aktardığına göre; Fitch, Türkiye’nin kredi notunu bir kademe artırarak BB-‘ye yükseltti, görünümü pozitiften durağana çekti.

Azalan dolarizasyon ve Döviz talebi, sermaye girişleri gibi etkilerle rezervlerin 149 milyar dolara, net rezervlerin de 41 milyar dolara yükseldiği ifade edilen raporda rezerv kompozisyonunun güçlendiği belirtildi.

Pozitif reel faiz oranları, düşük cari açık ve kur korumalı mevduatlardaki düzenli ve kademeli düşüşün dış tamponlardaki iyileşmeyi destekleyeceği belirtildi. Rezervlerin bu yıl sonunda 158 milyar dolara, 2025 sonunda 165 milyar dolara çıkacağı öngörüldü.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) politika faizini yüzde 50’ye yükselttiği hatırlatılarak parasal sıkılaşmanın TL’de reel değerlenmeye neden olduğu, bunun da hükümetin dezenflasyon stratejisi için önemli olduğu vurgulandı.

Notta “Fitch sıkı bir parasal politika duruşunun öngörülen mali konsolidasyon ve ihtiyatlı asgari ücret ayarlamalarıyla birleştirilmesinin enflasyonda önemli bir düşüşü destekleyeceğine ve iyileştirilmiş dış likidite tamponlarının, düşük cari açıkların ve azaltılmış dolarizasyonun sürdürülmesine yardımcı olacağına dair daha fazla güven duyuyor” değerlendirmesini yaptı. Kurum ilk faiz indirimini 2025’in başında bekliyor.

Kurum enflasyonun yıl sonunda yüzde 43 olacağı tahminini paylaştı. 2025’te enflasyonun ortalama yüzde 31’e düşeceği, yıl sonu tahmininin yüzde 21 olduğu belirtildi. Büyüme beklentisi bu yıl için yüzde 3,5, 2025 için yüzde 2,8 oldu.

Cari açığın bu yıl Gayrisafi Yurt İçi Hasılanın (GSYH) yüzde 1,9’una gerilemesinin ve 2025-2026’da ortalama yüzde 1,7 olmasının tahmin edildiği kaydedildi. Erken faiz indiriminin veya ortodoks politikadan dönüşün enflasyonist baskıları artıracağı ve not üzerinde olumsuz etkisi olacağı ifade edildi.

ABD ve AB ile ilişkilerin iyileştiği ancak Gazze ve Ukrayna risklerinden kaynaklanan jeopolitik zorlukların volatil ortama yol açtığı ancak bu durumun kredi notunu etkilemeyeceği belirtildi.

Fitch, en son 8 Mart 2024’te Türkiye’nin kredi notunu “B”den “B+”ya, görünümü ise “durağan”dan “pozitif”e yükseltmişti.

Diğer bir derecelendirme kuruluşu Moody’s, Temmuz’da Türkiye’nin kredi notunu 2 kademe yükselterek “B3″ten “B1″e çekmiş, kredi notu görünümünü “pozitif” olarak korumuştu. Derecelendirme kuruluşu S&P ise Mayıs yerel seçimlerinin ardından Türkiye’nin kredi notunu B’den B+’ya yükseltmişti.

Paylaşın

Morgan Stanley’den Merkez Bankası İçin Çarpıcı Faiz Tahmini

Merkez Bankası’nın (TCMB) son faiz kararına ilişkin açıklamasını değerlendiren Morgan Stanley Ekonomisti Hande Küçük, bankanın yılın kalanında politika faizini sabit tutacağı tahminini desteklediğini belirtti.

Açıklamada yapılan değişikliklerin faiz oranlarını daha uzun süre sabit tutma niyetini işaret ettiği öngören Küçük, büyümedeki yavaşlamanın daha da arttığına dair işaretler gelirken verilen mesajların yakın vadede gevşeme adımlarının atılmasına yönelik beklentileri erteleme amacını yansıttığını vurguladı.

Morgan Stanley Ekonomisti Hande Küçük, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) son faiz kararı ile yayımladığı açıklamanın yılın kalanında politika faizinin sabit kalacağı tahminini desteklediği değerlendirmesini yaptı.

Salı günü yayımlanan raporda, politika yapıcıların faizi değiştirmeden ve ek araçlar konusunda yeni bir sinyal verilmeden ‘şahin bir sürpriz’ yapmayı başardıklarını söyledi.

Bloomberg HT’de yer alan habere göre Küçük, TCMB’nin sözlü yönlendirmesinin, aylık enflasyon eğiliminin yüzde 1,5’e sürdürülebilir bir şekilde düşmesi ve enflasyon beklentileri ile tahmin aralığı arasındaki farkın daralması öncesinde faiz indirimi adımlarına başlanmasının pek olası olmadığını açıkça ortaya koyduğunu ve “bunun yakın vadede faiz indirimi adımlarına pek fazla alan bırakmadığını” söyledi.

Açıklamada yapılan değişikliklerin faiz oranlarını daha uzun süre sabit tutma niyetini işaret ettiği öngören Küçük, büyümedeki yavaşlamanın daha da arttığına dair işaretler gelirken verilen mesajların yakın vadede gevşeme adımlarının atılmasına yönelik beklentileri erteleme amacını yansıttığını belirtti.

Paylaşın

TİP İle AK Parti Arasında “Faşist” Gerilimi

TİP’li Sera Kadıgil, AK Partili Ömer Çelik’in “TİP Genel Başkanı Erkan Baş’ın, sözleri Avrupa’daki faşistlerin Cumhurbaşkanımıza karşı kullandığı dilin aynısıdır” ifadesine yanıt verdi:

“Anayasa’yı ayaklar altına alanlar, Ağzını açan kim varsa hapse tıkanlar, Halk açlıkla mücadele ederken saray üstüne saray yapanlar, Memleketin toprağını, deresini, ormanını, kıyılarını satanlar, ‘Yerli ve milli’ halkını uluslararası sermayeye ucuz işgücü olarak pazarlayanlar, Kadın, çocuk, yaşlı demeden insan öğüttükleri yetmezmiş gibi hayvanlarımızın da canına kast edenler iyi bilsin ki; Avrupa’dan Asya’ya dünyanın dört yanındaki faşistler bizim düşmanımızken sizinse ancak çırağınız çıkabilir.”

Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş’ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik ‘padişah bozuntusu’ sözlerine “Avrupa’daki faşistlerin dilini kullanıyor” yanıtı veren AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik’e TİP Milletvekili Sera Kadıgil’den yanıt geldi. Sera Kadıgil, yanıtında şu ifadeleri kullandı:

“Saray Sözcülerinin Genel Başkanımız Erkan Baş’a yönelik sözleri dünyanın her yerindeki faşistlerin başvurduğu, ‘zeytinyağı gibi üste çıkmak’ yönteminin aynısıdır. Bu, Saray Rejiminin bizzat ve isteyerek darmadağın ettiği meşru zeminini boş çıkışlarla tamir etmeye çalışmasından ibarettir. Yurdu NATO’nun güvenli karakolu, Kürecik ve İncirlik işgal üslerinin hamisi yapan İsrail’in ticaret ortaklarının ancak kendilerine yakışacak sıfatları bu ülkenin tam bağımsızlığını savunanlara tahvil etmeye kalkmaları, siyasi açıdan tam bir düzeysizliktir.

‘Demokratik seçimlerle’ ve ‘milli irade’nin desteğiyle seçilmiş Cumhurbaşkanlığı makamının, yine aynı İRADEYLE SEÇİLMİŞ Hatay Milletvekili Can Atalay’ı ESİR TUTABİLMEK uğruna, değiştirmek için yeterli çoğunluğu bulamadığı Anayasa’yı fiilen askıya almış olması, kendi meşruiyetini de ortadan kaldıran apaçık bir darbedir. Anayasa’yı ayaklar altına alanlar, Ağzını açan kim varsa hapse tıkanlar, Halk açlıkla mücadele ederken saray üstüne saray yapanlar, Memleketin toprağını, deresini, ormanını, kıyılarını satanlar, ‘Yerli ve milli’ halkını uluslararası sermayeye ucuz işgücü olarak pazarlayanlar, Kadın, çocuk, yaşlı demeden insan öğüttükleri yetmezmiş gibi hayvanlarımızın da canına kast edenler iyi bilsin ki; Avrupa’dan Asya’ya dünyanın dört yanındaki faşistler bizim düşmanımızken sizinse ancak çırağınız çıkabilir.”

Ne olmuştu?

Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, Hacı Bektaş Veli Anma Töreni’nde yaptığı konuşmada AK Parti iktidarını ve Erdoğan’ı eleştirmiş; “AKP oradaki saldırılarla bizi susturamayacağını veya bizim geri adım atmayacağımızı zaten biliyor. Amaç yurttaşı susturmak. Amaç Türkiye toplumunu baskı altına almak. Türkiye toplumunu şiddetle hizaya getirmek. Biz elimizden geldiğince, sadece kendi parti milletvekilimize değil bu ülkede hak, hukuk mücadelesi veren tüm yurttaşlarımız için hukuk, demokrasi mücadelesine sahip çıkan tüm yurttaşlar için bu duruşu sürekleştireceğiz. Asla kaba kuvvete boyun eğmeyeceğiz” ifadelerini kullanmıştı.

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, TİP Genel Başkanı Baş’ın, Erdoğan’a yönelik sözlerine tepki göstermişti. “TİP Genel Başkanı Erkan Baş’ın, Sayın Cumhurbaşkanımıza yönelik sözleri Avrupa’daki faşistlerin Cumhurbaşkanımıza karşı kullandığı dilin aynısıdır” ifadesini kullanan Çelik, şunları kaydetmişti:

“Bu, Avrupa faşistlerine tercümanlık yapmaktan ibarettir. Avrupa faşistlerinin söylemlerini kes-kopyala-yapıştır yöntemiyle kullanmak, siyasi açıdan tam bir düzeysizliktir. Demokratik seçimlerle ve milli iradenin açık desteğiyle defalarca seçilmiş Cumhurbaşkanlığı makamını bu ifadelerle faşistçe hedef almak, demokrasi ve halk düşmanlığının ta kendisidir. Avrupa faşistlerinin partilerine ‘halkçı’ adı koyup, demokrasi düşmanlığı yapmasına özenmiş bir açıklamadır. Bu söylenen sözlere Avrupa faşistlerine verdiğimiz cevabın aynısını veriyoruz.”

Paylaşın