TÜİK Açıkladı: Perakende Satış Hacmi Yıllık Yüzde 17,2 Arttı

Sabit fiyatlarla perakende satış hacmi ağustos ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 17,2 arttı. Aynı ayda gıda, içecek ve tütün satışları yüzde 15,3, gıda dışı satışlar (otomotiv yakıtı hariç) yüzde 24,2 arttı, otomotiv yakıtı satışları ise yüzde 1,0 azaldı.

Haber Merkezi / Sabit fiyatlarla perakende satış hacmi ağustos ayında bir önceki aya göre yüzde 4,7 azaldı. Aynı ayda gıda, içecek ve tütün satışları yüzde 0,1 arttı, gıda dışı satışlar (otomotiv yakıtı hariç) yüzde 5,6, otomotiv yakıtı satışları ise yüzde 9,0 azaldı.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Perakende Satış Endeksleri Ağustos 2023 verilerini açıkladı:

Buna göre; Sabit fiyatlarla perakende satış hacmi ağustos ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 17,2 arttı. Aynı ayda gıda, içecek ve tütün satışları yüzde 15,3, gıda dışı satışlar (otomotiv yakıtı hariç) yüzde 24,2 arttı, otomotiv yakıtı satışları ise yüzde 1,0 azaldı.

Sabit fiyatlarla perakende satış hacmi ağustos ayında bir önceki aya göre yüzde 4,7 azaldı. Aynı ayda gıda, içecek ve tütün satışları yüzde 0,1 arttı, gıda dışı satışlar (otomotiv yakıtı hariç) yüzde 5,6, otomotiv yakıtı satışları ise yüzde 9,0 azaldı.

Cari fiyatlarla perakende ciro ağustos ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 87,5 arttı. Aynı ayda gıda, içecek ve tütün satışları yüzde 89,9, gıda dışı satışlar (otomotiv yakıtı hariç) yüzde 98,1, otomotiv yakıtı satışları ise yüzde 58,5 arttı.

Cari fiyatlarla perakende ciro ağustos ayında bir önceki aya göre yüzde 4,5 arttı. Aynı ayda gıda, içecek ve tütün satışları yüzde 7,0, gıda dışı satışlar (otomotiv yakıtı hariç) yüzde 1,2, otomotiv yakıtı satışları ise yüzde 13,0 arttı.

Paylaşın

Bakan Şimşek “Enflasyon” İçin Tarih Verdi

Katıldığı bir programda ekonomiye dair açıklamalarda bulunan Bakan Şimşek, “Hem parasal, hem miktarsal, hem seçici kredi sıkılaştırmasına gittik, bunu destekleyecek gelir politikalarını ortaya koyduk. Bir yıl sonraki enflasyonu çıpalayacak, onu bir şekilde yatırımcıları ikna edecek bir para politikası duruşuna geçeceğiz dedik ve o noktada gerekeni yaptık.” dedi ve ekledi:

“Enflasyonda momentum kaybı aylık bazda önümüzdeki birkaç ay içinde başlayacak. Esas yıllık bazda kalıcı yüksek dozda dezenflasyon Haziran’dan itibaren başlayacak. Para politikasında aldığımız tedbirler gecikmeli yansıyacak, baz etkisi var, bu nedenle geçiş dönemi olacak.”

Şimşek, açıklamasının devamında, “Altını çizmek istiyorum, enflasyonu kalıcı bir şekilde düşürmekte hükümetimiz, Cumhurbaşkanımız kararlı, çünkü enflasyon yüksek, sürdürülebilir büyümenin önündeki en büyük engeldir. Geçmişte hükümetlerimiz enflasyonu tek haneye düşürdü ve uzun süre orada tuttu, ülkemizin kalkınmasına ivme kazandırdı, önümüzdeki dönemde aynı kararlılığı göstereceğiz, sadece sonuçları göstermemiz biraz zaman alacak” ifadelerini kullandı.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, A Haber’de katıldığı bir programda ekonomiye dair açıklamalarda bulundu. Şimşek’in açıklamalarından öne çıkan bölümler şöyle:

“Bizim programın ana hedefi sürdürülebilir yüksek büyüme, hedefe ulaşırken fiyat istikrarı, yani enflasyonun düşük tek hanelere düşürülmesi, rezerv birikimi ve KKM’den çıkış gibi, birbirini destekleyen bütüncül bir yaklaşım var. Program önemli bir fırsat içeriyor, bu nedenle bütün kesimlerden, yatırımcılardan ilgi çok yoğun. Önümüzdeki dönemde ilginin yoğunlaşmasını bekliyoruz, çünkü uygulama anlamında programın erken aşamasındayız.

“Gerekeni yaptık”

İnanıyorum ki programımız, özellikle tüm ülkemize kalıcı, uzun vadeli çözüm üretecek bir program. Hem parasal, hem miktarsal, hem seçici kredi sıkılaştırmasına gittik, bunu destekleyecek gelir politikalarını ortaya koyduk. Bir yıl sonraki enflasyonu çıpalayacak, onu bir şekilde yatırımcıları ikna edecek bir para politikası duruşuna geçeceğiz dedik ve o noktada gerekeni yaptık.”

Enflasyonda momentum kaybı aylık bazda önümüzdeki birkaç ay içinde başlayacak. Esas yıllık bazda kalıcı yüksek dozda dezenflasyon Haziran’dan itibaren başlayacak. Para politikasında aldığımız tedbirler gecikmeli yansıyacak, baz etkisi var, bu nedenle geçiş dönemi olacak.

Altını çizmek istiyorum, enflasyonu kalıcı bir şekilde düşürmekte hükümetimiz, Cumhurbaşkanımız kararlı, çünkü enflasyon yüksek, sürdürülebilir büyümenin önündeki en büyük engeldir. Geçmişte hükümetlerimiz enflasyonu tek haneye düşürdü ve uzun süre orada tuttu, ülkemizin kalkınmasına ivme kazandırdı, önümüzdeki dönemde aynı kararlılığı göstereceğiz, sadece sonuçları göstermemiz biraz zaman alacak.”

Paylaşın

IMF, Türkiye İçin 2023 Ve 2024 Yılı Enflasyon Tahminlerini Yükseltti

Uluslararası Para Fonu (IMF), Türkiye için 2023 yılı enflasyon tahminini yüzde 50,6’dan yüzde 51,2’ye, 2024 yılı enflasyon tahminini yüzde 35,2’den yüzde 62,5’e yükseltildi.

IMF, Türkiye ekonomisine ilişkin büyüme beklentilerinde ise bu yıl ve gelecek yıl için yukarı yönlü revizyona gitti. Türkiye ekonomisinin bu yıl yüzde 4 ve gelecek yıl yüzde 3,25 büyüyeceği tahmin edildi.

Uluslararası Para Fonu (IMF), Dünya Ekonomik Görünüm Raporu’nun ekim sayısını “Küresel Farlılıklarda Gezinme” başlığıyla yayımladı.

Gazete Duvar’ın aktardığına göre; Kovid 19 salgını ve Rusya-Ukrayna savaşının ardından küresel toparlanmanın yavaş ve düzensiz olmayı sürdürdüğüne işaret edilen raporda, yeniden açılmayla gelen toparlanma ve enflasyonun düşürülmesinde kaydedilen ilerlemeyle birlikte yılın başındaki ekonomik dayanıklılığa rağmen rahatlamak için erken olduğu vurgulandı.

Raporda, ekonomik faaliyetin, özellikle yükselen piyasalarda ve gelişmekte olan ekonomilerde hala salgın öncesi seyrinin gerisinde kaldığı vurgulanarak, bölgeler arasında genişleyen farklılıklara işaret edildi.

Çeşitli güçlerin toparlanmayı engellediği belirtilen raporda, bunlardan bazılarının, salgının, Ukrayna’daki savaşın ve artan jeoekonomik ayrışmanın uzun vadeli sonuçlarını yansıttığı aktarıldı.

Dünya ekonomisinin geçen yıl yüzde 3,5 büyüdüğü anımsatılan raporda, küresel ekonomik büyümenin yavaşlayarak bu yıl yüzde 3 ve gelecek yıl yüzde 2,9 olmasının beklendiği bildirildi. IMF, temmuz ayında yayımladığı tahminlerinde, küresel ekonominin hem 2023 hem de 2024’te yüzde 3 büyüyeceğini öngörmüştü.

Raporda, küresel ekonomik büyüme tahminlerinin 2000-2019 yılları ortalaması olan yüzde 3,8’in altında kaldığı kaydedildi. Gelişmiş ekonomilerin 2022’de yüzde 2,6 büyüdüğü hatırlatılan raporda, ABD’deki ivmenin beklenenden güçlü ancak Euro Bölgesi’ndeki büyümenin beklenenden zayıf olduğu bir dönemde bu ekonomilerdeki büyümenin yavaşlayarak bu yıl yüzde 1,5 ve 2024’te yüzde 1,4 olmasının beklendiği aktarıldı.

Raporda, geçen yıl yüzde 4,1’lik büyüme kaydeden yükselen piyasa ve gelişmekte olan ekonomilerin de Çin’deki emlak sektörü krizini yansıtacak şekilde hem 2023 hem de 2024’te yüzde 4 düzeyinde büyümesinin öngörüldüğü bildirildi. Orta vadede küresel büyüme tahminlerinin yüzde 3,1 ile son yılların en düşük seviyesinde bulunduğuna işaret edilen raporda, ülkelerin daha yüksek yaşam standartlarına ulaşma beklentilerinin zayıf olduğu belirtildi.

Raporda, küresel enflasyonun ise 2022’deki yüzde 8,7 seviyesinden 2023’te yüzde 6,9’a ve 2024’te yüzde 5,8’e istikrarlı bir şekilde düşeceğinin öngörüldüğü, ancak enflasyon tahmininin bu yıl için 0,1 ve gelecek yıl için 0,6 puan artırıldığı, çoğu durumda 2025’e kadar enflasyon hedeflerine dönülmesinin beklenmediği ifade edildi.

ABD’de borç limiti gerilimlerinin çözülmesiyle İsviçreli ve ABD’li yetkililerin bankacılık sektöründeki türbülansı kontrol altına almak için kararlı bir şekilde harekete geçmesi nedeniyle, finansal görünüme yönelik risklerin altı ay öncesine göre daha dengeli olduğuna işaret edilen raporda, ekonomide “sert iniş” ihtimalinin azaldığı ancak küresel büyümeye yönelik risklerin aşağı yönlü olmaya devam ettiği kaydedildi.

Raporda, Çin’in emlak sektörü krizinin özellikle emtia ihracatçıları açısından küresel etkileriyle birlikte derinleşebileceğine değinilerek, enflasyonun sıkı iş gücü piyasalarıyla birlikte beklenenden daha yüksek politika faizleri gerektirmesine katkıda bulunabileceği vurgulandı.

Daha fazla iklim ve jeopolitik şokun, gıda ve enerji fiyatlarında ilave artışlara neden olabileceği kaydedilen raporda, jeoekonomik ayrışmanın yoğunlaşmasının emtianın piyasalar arasındaki akışını kısıtlayabileceği, ek fiyat dalgalanmalarına neden olabileceği ve yeşil dönüşümü karmaşık hale getirebileceği ifade edildi.

Raporda, düşük gelirli gelişmekte olan ülkelerin ise yarısından fazlasının borç sıkıntısı içinde veya yüksek risk altında olduğu kaydedildi. IMF’nin raporunda, ülkelere ilişkin güncellenen ekonomik büyüme tahminleri de paylaşıldı.

Buna göre, ABD ekonomisine ilişkin büyüme beklentisi 2023 yılı için yüzde 1,8’den yüzde 2,1’e ve 2024 yılı için yüzde 1’den yüzde 1,5’e yükseltildi. Euro Bölgesi ekonomisine ilişkin büyüme tahmini ise bu yıl için yüzde 0,9’dan yüzde 0,7’ye ve 2024 yılı için de yüzde 1,5’ten yüzde 1,2’ye düşürüldü.

Avrupa’nın önde gelen ekonomilerinden Almanya’nın bu yıl yüzde 0,5 küçülmesi beklenirken, gelecek yıl yüzde 0,9 büyüyeceği tahmin edildi. IMF, temmuz ayındaki tahminlerinde, Almanya ekonomisinin bu yıl yüzde 0,3 küçüleceğini ve 2024’te yüzde 1,3 büyüyeceğini öngörmüştü.

Fransa ekonomisine ilişkin büyüme beklentisi bu yıl için yüzde 0,8’den yüzde 1’e çıkarılırken, gelecek yıl için yüzde 1,3 olarak korundu. İtalya ekonomisine ilişkin büyüme tahmini 2023 yılı için yüzde 1,1’den yüzde 0,7’ye ve gelecek yıl için yüzde 0,9’dan yüzde 0,7’ye düşürüldü. İspanya ekonomisine ilişkin büyüme tahmini de bu yıl için yüzde 2,5 olarak korunurken, gelecek yıl için yüzde 2’den yüzde 1,7’ye düşürüldü.

İngiltere ekonomisine ilişkin 2023 yılı büyüme tahmini yüzde 0,4’ten yüzde 0,5’e çıkarılırken, 2024 yılı beklentisi yüzde 1’den yüzde 0,6’ya indirildi. Yükselen piyasalar ve gelişmekte olan ülke ekonomileri grubunda ise Çin ekonomisine ilişkin büyüme beklentisi bu yıl için yüzde 5,2’den yüzde 5’e düşürüldü. Çin ekonomisine yönelik 2024 yılı büyüme tahmini de yüzde 4,5’ten yüzde 4,2’ye çekildi.

Hindistan ekonomisinde bu yıla dair büyüme beklentisi ise yüzde 6,1’den yüzde 6,3’e çıkarılırken, gelecek yıl için yüzde 6,3 olarak korundu. Rusya ekonomisine ilişkin büyüme tahmini de bu yıl için yüzde 1,5’ten yüzde 2,2’ye yükseltilirken, gelecek yıl için yüzde 1,3’ten yüzde 1,1’e düşürüldü.

Türkiye için tahminler

IMF, Türkiye ekonomisine ilişkin büyüme beklentilerinde ise bu yıl ve gelecek yıl için yukarı yönlü revizyona gitti.

Türkiye ekonomisinin bu yıl yüzde 4 ve gelecek yıl yüzde 3,25 büyüyeceği tahmin edildi. Fon, temmuz ayındaki tahminlerinde, Türkiye ekonomisinin bu yıl yüzde 3 ve gelecek yıl yüzde 2,8 büyüyeceğini öngörmüştü.

IMF, 6 Ekim’de de James Walsh liderliğindeki IMF heyetinin 25-29 Eylül’de yaptığı Türkiye ziyaretinin ardından ülke ekonomisine ilişkin değerlendirmeleri paylaşmıştı. Fondan yapılan açıklamada, Türkiye’de seçimden bu yana uygulanan politika değişikliğinin memnuniyetle karşılandığı aktarılmıştı.

Açıklamada, politika faizinin yükseltilmesi, vergilerin artırılması ve bazı finansal sektör önlemlerinin serbestleştirilmesi yönündeki son adımların riskleri azalttığı ve yatırımcı güvenini artırdığı belirtilerek, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın rezerv pozisyonunun da iyileştiği kaydedilmişti.

Paylaşın

TÜİK Duyurdu: Sanayi Üretimi Yüzde 3,1 Arttı

Sanayi üretimi ağustos ayında madencilik ve taş ocakçılığı sektörü endeksi bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 5,1, imalat sanayi sektörü endeksi yüzde 1,8 ve elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi ve dağıtımı sektörü endeksi yüzde 4,9 arttı.

Haber Merkezi / Sanayinin alt sektörleri incelendiğinde, ağustos ayında madencilik ve taş ocakçılığı sektörü endeksi bir önceki aya göre yüzde 0,2 arttı, imalat sanayi sektörü endeksi yüzde 1,3 azaldı ve elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi ve dağıtımı sektörü endeksi yüzde 2,4 arttı.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Sanayi Üretim Endeksi, Ağustos 2023 verilerini açıkladı. Buna göre; Sanayi üretimi yıllık yüzde 3,1 arttı.

Sanayi üretimi ağustos ayında madencilik ve taş ocakçılığı sektörü endeksi bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 5,1, imalat sanayi sektörü endeksi yüzde 1,8 ve elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi ve dağıtımı sektörü endeksi yüzde 4,9 arttı.

Sanayinin alt sektörleri incelendiğinde, ağustos ayında madencilik ve taş ocakçılığı sektörü endeksi bir önceki aya göre yüzde 0,2 arttı, imalat sanayi sektörü endeksi yüzde 1,3 azaldı ve elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi ve dağıtımı sektörü endeksi yüzde 2,4 arttı.

Sanayi üretimi temmuz ayında 7,4 arttı

Sanayi üretimi temmuz ayında madencilik ve taş ocakçılığı sektörü endeksi bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 1,7, imalat sanayi sektörü endeksi yüzde 7,4 ve elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi ve dağıtımı sektörü endeksi yüzde 4,1 arttı.

Sanayinin alt sektörleri incelendiğinde, temmuz ayında madencilik ve taş ocakçılığı sektörü endeksi bir önceki aya göre yüzde 10,5 arttı, imalat sanayi sektörü endeksi yüzde 1,4 azaldı ve elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi ve dağıtımı sektörü endeksi yüzde 3,7 arttı.

Sanayi üretim endeksi nedir?

Sanayi Üretim Endeksi, sanayi sektöründe yer alan kuruluşların üretimlerindeki değişimi gösteren bir endekstir. TÜİK tarafından 2005 yılı üretimi 100 olarak alınmak suretiyle, her ay 4850 işyerinden Aylık Sanayi Üretim Anketiyle derlenen verilere dayanılarak hesaplanmaktadır.

Sanayi üretimi ne demek?

Sanayi, endüstri veya işleyim devamlı veya belli zamanlarda, makine ve benzeri araçlar kullanarak bir madde veya gücün niteliğini veya biçimini değiştirerek toplu üretimde bulunan faaliyet dalı ve ekonominin ana sektörlerinden birisidir.

Sanayi grupları nelerdir?

Günümüzde sanayi faaliyetleri birincil, ikincil ve üçüncül sanayi olarak sınıflandırılmıştır. Bu kategorileri biraz daha açacak olursak tabii, sınai ve hizmet sanayisi şeklinde sınıflandırmaya tabi tutulduğu belirtilebilir.

Paylaşın

IMF’den Türkiye’ye Enflasyonun Üzerinde Ücret Zamlarından Kaçınılması Tavsiyesi

Türkiye ziyaretinin ardından açıklamada bulunan Uluslararası Para Fonu (IMF) heyeti, ücretlere ve emekli maaşlarına, geçmiş enflasyona göre değil beklenen enflasyona göre zam yapılmasını, enflasyonun üzerinde ücret zamlarından kaçınılmasını tavsiye etti.

Bu da ücretlere zam yapılırken yıl sonundaki yüksek enflasyonun değil, çok daha düşük olan 2024 sonu beklentisinin dikkate alınması, ücretlerde reel kayıp yaşanması anlamına geliyor.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, kamuda çalışan memur ve işçilerin maaş artışlarına ilişkin eylül başında yaptığı açıklamada “Bundan sonra ücret düzenlemeleri hedef enflasyona göre yapılacak” demişti.

Uluslararası Para Fonu (IMF) teknik ekibi, her yıl olduğu gibi dördüncü madde görüşmeleri kapsamında yaptığı Türkiye ziyaretinin ardından ilk açıklamayı kamuoyu ile paylaştı.

James P. Walsh liderliğindeki ekibin 25-29 Eylül tarihleri arasında hükümet yetkilileriyle yaptıkları görüşmelerin ardından gelen açıklama, IMF’nin internet sitesinde dün yayımlandı.

Sözcü’nün aktardığına göre, açıklamada, seçimden sonra uygulanan politika değişikliğinin IMF tarafından memnuniyetle karşılandığı ve faiz artışları nedeniyle yetkililerin tebrik edildiği belirtilirken, Merkez Bankası (TCMB) politika faizinin yükseltilmesi, vergilerin artırılması ve bazı finansal tedbirlerin serbestleştirilmesi yönündeki son adımların Türkiye’de riskleri azaltıp yatırımcı güveni ile rezervleri artırdığına işaret edildi.

Açıklamaya göre, ekonomik büyümenin 2023’te yüzde 4’e, 2024’te yüzde 3,2’ye düşmesini, 2022 sonunda yüzde 64,3 olan resmi tüketici enflasyonunun 2023 sonunda yüzde 69,1, 2024 sonunda yüzde 46 olmasını öngören IMF heyeti, işsizlik oranının da 2023’te yüzde 10,1, 2024’te yüzde 10,5 olmasını bekliyor.

IMF, milli gelire oranla cari açığın da 2023’te yüzde 4,1, 2024’te ise yüzde 3,1 olmasını öngörüyor. IMF heyeti Ankara’ya faizlerde daha fazla artış, finansal düzenlemelerde daha fazla serbestleştirme ve bütçe açığını azaltacak daha fazla adım çağrısında bulundu.

IMF heyeti ayrıca, ücretlere ve emekli maaşlarına, geçmiş enflasyona göre değil beklenen enflasyona göre zam yapılmasını, enflasyonun üzerinde ücret zamlarından kaçınılmasını tavsiye etti. Bu da ücretlere zam yapılırken yıl sonundaki yüksek enflasyonun değil, çok daha düşük olan 2024 sonu beklentisinin dikkate alınması, ücretlerde reel kayıp yaşanması anlamına geliyor.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, kamuda çalışan memur ve işçilerin maaş artışlarına ilişkin eylül başında yaptığı açıklamada “Bundan sonra ücret düzenlemeleri hedef enflasyona göre yapılacak” demişti.

Risk dengesinin aşağı yönlü olduğu belirtilen açıklamada, temel riskin, şu an devam etmekte olan politika değişikliğinin güçlü ivmesini kaybetmesi, bunun da güven kaybına neden olarak döviz talebi yaratması olduğu kaydedildi. Dış riskler olarak ise, yüksek emtia fiyatları, ticaret ortaklarının talebindeki yavaşlama ve küresel sistemik finansal istikrarsızlığa işaret edildi.

Paylaşın

Bakan Şimşek: Dış Kaynak Çalışmalarımız Sürüyor

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, ilave dış kaynak sağlamaya yönelik çalışmaları hız kesmeden sürdürdüklerini, bu çerçevede Londra’da çok verimli toplantılar yaptıklarını ifade etti.

Bakan Şimşek, yaptığı açıklamada ayrıca, piyasa koşulları elverdiği ölçüde uluslararası rezerv birikimine devam edeceklerini söyledi.

Şimşek 29 Eylül’de brüt Döviz rezervlerinin haftalık 3,3 milyar dolar gerileyerek 122,2 milyar dolar olduğunu belirterek “Bu gelişmede altın fiyatları ile swap işlemlerinin etkili olduğu görülüyor. Söz konusu dönemde yurt içi swap stoku 2,2 milyar dolar azalırken altın fiyatındaki gerilemenin etkisi ise 1,1 milyar dolar seviyesinde gerçekleşmiştir” değerlendirmesini yaptı.

Hazine nakit dengesi Eylül’de açık verdi

Öte yandan Hazine ve Maliye Bakanlığı, Eylül ayına ilişkin nakit gerçekleşmelerini açıkladı. Buna göre, geçen ay Hazine’nin nakit gelirleri 486 milyar 262 milyon lira, nakit giderleri 555 milyar 315 milyon lira oldu.

Faiz dışı giderler 508 milyar 739 milyon lira, faiz ödemeleri ise 46 milyar 577 milyon lira olarak gerçekleşti. Faiz dışı denge ise 22 milyar 477 milyon lira açık verdi. Eylül ayında nakit dengesinde, 69 milyar 53 milyon liralık açık oluştu.

Kur farklarından kaynaklanan artış 5 milyar 202 milyon lira olarak gerçekleşirken, kasa/banka net hesabında da 8 milyar 310 milyon lira artış görüldü.

Paylaşın

FAO Açıkladı: Küresel Gıda Fiyatları İki Yılın En Düşük Seviyesinde

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), Gıda Fiyat Endeksi’nin Eylül’de bir önceki aya kıyasla 0,1 puan düşüşle 121,5 puan olduğunu duyurdu. Düşüş, Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinden bu yana yaygınlaşan gıda enflasyonunun nihayet hafiflemesine yardımcı olacak.

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), Gıda Fiyat Endeksi Eylül 2023 verilerini açıkladı. Buna göre, Gıda Fiyat Endeksi’nin Eylül’de bir önceki aya kıyasla 0,1 puan düşüşle 121,5 puan oldu.

BloomberHT’nin aktardığına göre; Mart 2022’de kırılan rekorun ardından yaşanan düşüş, Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinden bu yana yaygınlaşan gıda enflasyonunun nihayet hafiflemesine yardımcı olacak.

Öte yandan ucuzlayan bitkisel yağlar bu yılki düşüşün önemli bir nedeni oldu. Karadeniz bölgesindeki ayçiçeği hasadı ve Güneydoğu Asya’daki palmiye mahsulleri Eylül ayında fiyatları neredeyse yüzde 4 düşürdü.

Tahıl fiyatları bu yıl, Rusya’nın ikinci ardışık buğday hasadının küresel arzı desteklemesi nedeniyle, hafif artış gösterse de düşüşlerini sürdürüyor.

Ayrıca Asya’da pirinç fiyatları, Tayland’daki daha iyi mahsulün Hindistan’ın ihracat kısıtlamalarının yol açtığı şokun hafifletilmesine yardımcı olması nedeniyle 15 yılın en yüksek seviyesinden düşüş gösterdi.

Bir diğer önemli gıda maddesi olan şekerin vadeli işlemleri, geçen ay on yıldan fazla bir sürenin en yüksek seviyesine ulaştı. Hindistan’da son beş yılın en düşük muson yağışının görülmesi, ülkenin gelecek yıl yapılacak ulusal seçimler öncesinde yerel fiyatları kontrol altında tutmak için şeker ihracatını kısıtlayacağı yönündeki endişeleri de artırdı.

İngiltere’de perakende gıda fiyatları Eylül ayında iki yıldan fazla bir süreden sonra ilk kez düşerken, Türkiye’den Kenya’ya kadar birçok ülkede maliyetler artmaya devam etti.

Küresel finansın liderleri bir araya geliyor

Öte yandan İkinci Dünya Savaşı sonrası yeniden şekillenen dünya ekonomisinde ABD’nin önderliğinde kurulan ve “Bretton Woods ikizleri” olarak adlandırılan IMF ve Dünya Bankası, her sene düzenledikleri yıllık toplantılarını 9-15 Ekim’de Fas’ın Marakeş kentinde gerçekleştirecek.

Eylül ayı başında 3 bine yakın kişinin hayatını kaybetmesine neden olan 7 büyüklüğündeki depremin vurduğu Marakeş’te gerçekleştirilecek toplantılar, 190 üye ülkeden maliye bakanları, merkez bankası başkanları, özel sektör ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ile akademisyenleri buluşturacak.

Küresel finansın liderlerinin katılacağı toplantılarda, Kovid-19 salgınının devam eden etkileri, Rusya-Ukrayna savaşının küresel ekonomide neden olduğu sonuçlar, iklim değişikliğinin artan etkileri, yükselen borç seviyeleri ve yoksul ülkelerin borçlarının hafifletilmesi gibi konular masaya yatırılacak.

Depremden sadece haftalar sonra Marakeş’te yapılacak toplantılarla uluslararası topluma “dayanışma” ve “karşılaşılan zorlukların üstesinden gelmede kararlı olma” mesajı verilecek.

Paylaşın

“128 Milyar Dolar Nerede?” Merkez Bankası Başkanı Yanıtladı

‘128 milyar dolar nerede’ sorusuna yanıt veren Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Hafize Gaye Erkan, döviz rezervlerinin 60 milyar dolarının şirketlere, 50 milyar dolarının da bireylere gittiğini bildirdi.

Merkez Bankası Başkanı Erkan, hangi şirket ve kişilerin hangi kurlardan dövizlerin sahibi olduğuna ilişkin detaylı bilgi vermezken geri kalan 18 milyar dolara ne olduğuna henüz açıklık getirmedi.

Merkez Bankası Başkanı, yapılan işlemin mevzuat dayanağı olduğunu, o dönemde Hazine ile Merkez Bankası arasında imzalanan protokol çerçevesinde gerçekleştirildiğini belirtirken, “Piyasaya döviz likiditesi sağlanarak Türkiye’ye yönelik negatife dönen sermaye akımlarının etkisiyle oluşabilecek sağlıksız fiyatlandırmaların ve kur oynaklığının enflasyona etkisinin önüne geçilmeye çalışılmıştır” dedi.

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Hafize Gaye Erkan, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Plan ve Bütçe Komisyonu’nda milletvekillerinin, ‘128 milyar dolar nerede’ sorularına yanıt verdi.

Gazete Pencere’de yer alan habere göre; Soruya, “Benden önceki dönem” vurgusunu yapan Erkan, döviz rezervlerinin 60 milyar dolarının şirketlere, 50 milyar dolarının da bireylere gittiğini bildirdi. Erkan hangi şirket ve kişilerin hangi kurlardan dövizlerin sahibi olduğuna ilişkin detaylı bilgi vermezken geri kalan 18 milyar dolara ne olduğuna henüz açıklık getirmedi. Sözlerine ise şu şekilde devam etti:

“Teknik olarak cevaplamak isterim. Çünkü teknokrat olarak yapabileceğim budur. 2020 yılında 2017 yılına kıyasla reel sektörün yabancı para pozisyonu yaklaşık 60 milyar dolar iyileşirken hane halkı döviz mevduatı yaklaşık 50 milyar dolar artmıştır. Aynı dönemde yurt dışı yerleşiklerin portföyü azalmış ve 2019 haricinde cari açık verilmiştir. Bu gelişmelerin TCMB pozisyonuna (rezervler) yansımaları görülmüştür. Bunun matematiği net şekilde açıktır.”

Başkan Gaye Erkan, göreve geldikten sonra geçmişe bakıp 128 milyar dolar konusunu incelediğini belirterek, “Beni üzen noktayı paylaşmak isterim” ifadelerini kullanarak, “TCMB’deki döviz rezervleri gizli saklı bir şekilde belirli kurumlara ve kişilere aktarılmış gibi bir anlayış var. Türkiye’nin bir evladı olarak, iletişim ve bilgi teknolojilerinin bu kadar geliştiği bir çağda Merkez Bankası gibi dünyaya açık bir kurumda ‘Rezervlere ne oldu?’ şeklinde bir tartışmayı kurumumuza da Türkiye’ye de yakıştıramam” dedi.

Piyasaya döviz likiditesi neden sağlanmıştı?

Başkan Erkan, yapılan işlemin mevzuat dayanağı olduğunu, o dönemde Hazine ile Merkez Bankası arasında imzalanan protokol çerçevesinde gerçekleştirildiğini belirtirken, “Piyasaya döviz likiditesi sağlanarak Türkiye’ye yönelik negatife dönen sermaye akımlarının etkisiyle oluşabilecek sağlıksız fiyatlandırmaların ve kur oynaklığının enflasyona etkisinin önüne geçilmeye çalışılmıştır” dedi.

Paylaşın

Kulis: Emekli Maaşlarına Ek Zamda İki Farklı Formül

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatı sonrası Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığı yeni emekli zammı düzenlemesi için düğmeye bastı. Emekliye verilmesi planlanan ek zam kapsamında iki farklı formül bulunuyor.

İlk formüle göre yeni ekonomi adımının iyi gitmesi sonucunda ek zam verilecek. Bu noktada en düşük emekli maaşında taban aylıkların 10 bin TL olarak revize edilmesi en güçlü formül olarak dikkat çekiyor.

İkinci formül kapsamında ise seyyanen zam söz konusu. Bu noktada da tüm emeklilerin maaşlarına 2 bin ila 3 bin lira arasında zam verilmesi formülü bulunuyor.

Sabah’ın haberine göre, emekli zammı düzenlemeleri öncelikli gündem konusu oldu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın verdiği talimatların ardından Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığı yeni emekli zammı düzenlemesi için harekete geçti.

Meclis’in yeni yasama yılına başlamasıyla birlikte emekli zamlarına ilişkin yürütülen çalışmalar hız kazandı. En düşük emekli maaşının bütçe çalışmalarının meyvelerini vermesiyle en geç Kasım ayında yeniden belirlenmesi bekleniyor. Emekli taban aylığının ara zam ile artmasıyla beraber Hazine desteği de yükselmiş olacak.

Emekliye verilmesi planlanan ek zam kapsamında iki farklı formül bulunuyor. İlk formüle göre yeni ekonomi adımının iyi gitmesi sonucunda ek zam verilecek. Bu noktada en düşük emekli maaşında taban aylıkların 10 bin TL olarak revize edilmesi en güçlü formül olarak dikkat çekiyor.

İkinci formül kapsamında ise seyyanen zam söz konusu. Bu noktada da tüm emeklilerin maaşlarına 2 bin ila 3 bin lira arasında zam verilmesi formülü bulunuyor.

Paylaşın

Merkez Bankası Rezervleri 3 Milyar 300 Milyon Dolar Azaldı

Merkez Bankası (TCMB), toplam rezervleri 3 milyar 300 milyon dolar azalarak, 122 milyar 203 milyon dolar oldu. Ayrıca, Kur Korumalı Mevduatlar, 1,3 milyar lira düşüşle 3,3 trilyon lira oldu.

Öte yandan bankacılık sektörünün kredi hacmi, geçen hafta 102 milyar 280 milyon lira artarak 10 trilyon 687 milyar 341 milyon liraya yükselirken, ticari ve tüketici kredi büyümesi başa baş noktada gerçekleşti.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) rezervlerinde görülen tarihi artış serisi son buldu.

TCMB verilerine göre brüt rezervler 29 Eylül haftasında 3,3 milyar dolar düşüşle 122,2 milyar dolar seviyesine geriledi. Bir önceki hafta brüt rezervler 125,5 milyar dolar ile 6 ayın en yüksek zirvesine yükselmişti. Aynı zamanda 22 Eylül haftasında brüt rezervlerde artış ivmesi 15. haftasını yaşayarak 1987 yılından bu yana en uzun artış serisi olarak kaydedilmişti.

29 Eylül haftasında bir önceki hafta 24 milyar dolar olan net uluslararası rezervler, söz konusu haftada 20,7 milyar dolara geriledi. Aynı dönemde swap hariç net rezervler de eksi 56,3 milyar dolar düzeyine düştü.

Kur Korumalı Mevduat’ta düşüş sürüyor

Ayrıca, kur korumalı mevduatlara karşı önlemlerin etkisiyle yaşanan düşüş azalarak da olsa devam ediyor.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verilerine göre, kur korumalı mevduatlar geçen hafta 1,3 milyar TL düşüşle 3,30 trilyon TL’ye geriledi. Mevduatların dolar karşılığı 120,7 milyar dolar oldu.

Son verilerle birlikte KKM’de düşüş ivmesi beş haftaya yükseldi. KKM’de düşüş ivmesi devam ederken son haftada bu ivmenin yavaşladığı da izlendi. KKM’de düşüş devam ederken Döviz mevduatları da geriledi.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası verilerine göre 29 Eylül haftasında yurt içi yerleşiklerin döviz mevduatları 3,6 milyar düşüşle 172,04 milyar dolara geriledi. Aynı dönemde gerçek kişilerin döviz mevduatlarında 1,82 milyar dolar, tüzel kişilerin döviz mevduatlarında ise 1,8 milyar dolarlık düşüş izlendi.

Parite etkisinden arındırıldığında ise 2,4 milyar dolarlık düşüş görüldü. Aynı veri setine göre gerçek kişilerin döviz mevduatları 878 milyon dolar, tüzel kişilerin ise 1,5 milyar dolar düştü.

Bankacılık sektörünün kredi hacmi 10 trilyon lirayı aştı

Öte yandan, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) tarafından yayımlanan haftalık bültene göre, sektörün kredi hacmi 29 Eylül itibarıyla 102 milyar 280 milyon lira arttı. Söz konusu dönemde toplam kredi hacmi 10 trilyon 585 milyar 61 milyon liradan 10 trilyon 687 milyar 341 milyon liraya çıktı.

Bankacılık sektöründe toplam mevduat ise (bankalararası dahil) geçen hafta 24 milyon lira azaldı. Söz konusu haftada yüzde 0,2 gerileyen bankacılık sektörü toplam mevduatı, 13 trilyon 309 milyar 511 milyon lira oldu.

(Kaynak: Bloomberght)

Paylaşın