Şimşek Duyurdu: HES’ler, Limanlar, Otoyollar Ve Köprüler Özelleştirilecek

14 ve 28 Mayıs’ta gerçekleştirilen seçimler sonrası ekonomiden tam yetkili bakan olarak atanan Mehmet Şimşek, ekonomik krizden çıkışın formülü olarak özelleştirmelere işaret etti.

Gazete Pencere’de yer alan habere göre; Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, önümüzdeki dönemde Elektrik Üretim A.Ş’ye (EÜAŞ) ait hidroelektrik santralleri (HES), limanlar, otoyollar, köprüler ile arsa ve arazilerin özelleştirileceğini açıkladı.

Şimşek, yüksek enflasyon nedeniyle enflasyon muhasebesi sistemine geçileceği bildirirken bankalar ve finans kurumlarını ayrı tutacaklarını bu kurumlara enflasyon muhasebesi uygulanmayacağını söyledi.

Bakan Şimşek, bakanlığının 2024 yılı bütçesini sunduğu TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda soruları yanıtladı. Programdakiler dışında yeni bir kamu kurumunu özelleştirmeye almayacaklarını belirten Şimşek’e muhalefet milletvekilleri, “Zaten satmadığınız ne kaldı ki, elde avuçta ne varsa hepsini sattınız” karşılığını verdi.

Şimşek’in özelleştirileceğini söylediği köprü ve otoyollar geçmişte kamu kaynaklarıyla yapılan başta İstanbul-Ankara otoyolu ile İstanbul Boğaz Köprüsü olmak üzere özel sektörün işlettiklerine göre çok daha ucuz tarifelerin uygulandığı ulaşım ağlarını kapsıyor. Özelleştirmeleri halinde bu yol ve köprülerin fiyatının da olağanüstü artması bekleniyor.

Bakan Şimşek, muhalefet milletvekillerinin “Kapı kapı dolaşıp Arap ülkelerinden para dileniyorsunuz” şeklindeki eleştirilerine de yanıt verdi. Bugüne kadar Suudi Arabistan, Katar, Almanya, Fransa ve İngiltere gibi birçok ülkeye ziyaretleri olduğunu, ancak buralarda sadece uyguladıkları ekonomi programını anlattığını söyledi.

Hiç kimseden kapı kapı dolaşıp para istemediğini ifade eden Şimşek, bu görüşmelerin çoğuna konuşmacı olarak davet edildiğini belirtti. Şimşek, enflasyonu düşürme konusunda kararlı olduklarını belirtirken, bugün aldıkları önlemlerin 18 ay sonra sonuç verdiğini, aylık enflasyonda düşme olsa da yıllık enflasyondaki düşüşün gelecek yılın ortalarını bulacağını bildirdi.

Paylaşın

TÜİK Açıkladı: Dokuz Aylık Dış Ticaret Açığı 87 Milyar 204 Milyon Dolar

2023 yılı Ocak-Eylül döneminde ihracat bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 0,5 azalarak 187 milyar 204 milyon dolar, ithalat yüzde 1,2 artarak 274 milyar 432 milyon dolar oldu. Başka bir ifadeyle, dokuz aylık dış ticaret açığı 87 milyar 204 milyon dolar.

Haber Merkezi / Ocak-Eylül döneminde ihracatta ilk sırayı Almanya aldı. Almanya’ya yapılan ihracat 15 milyar 904 milyon dolar olurken, bu ülkeyi sırasıyla; 11 milyar 7 milyon dolar ile ABD, 9 milyar 156 milyon dolar ile İtalya, 9 milyar 87 milyon dolar ile Birleşik Krallık ve 8 milyar 933 milyon dolar ile Irak takip etti. İlk 5 ülkeye yapılan ihracat, toplam ihracatın yüzde 28,9’unu oluşturdu.

Ocak-Eylül döneminde ithalatta ilk sırayı Rusya Federasyonu aldı. Rusya Federasyonu’ndan yapılan ithalat 34 milyar 705 milyon dolar olurken, bu ülkeyi sırasıyla; 34 milyar 397 milyon dolar ile Çin, 21 milyar 190 milyon dolar ile Almanya, 16 milyar 563 milyon dolar ile İsviçre, 11 milyar 840 milyon dolar ile ABD izledi. İlk 5 ülkeden yapılan ithalat, toplam ithalatın yüzde 43,3’ünü oluşturdu.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Dış Ticaret İstatistikleri Eylül 2023 verilerini açıkladı. Buna göre; İhracat eylül ayında, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 0,5 azalarak 22 milyar 490 milyon dolar, ithalat yüzde 14,6 azalarak 27 milyar 501 milyon dolar oldu.

Ocak-Eylül döneminde ihracat bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 0,5 azalarak 187 milyar 204 milyon dolar, ithalat yüzde 1,2 artarak 274 milyar 432 milyon dolar oldu.

Enerji ürünleri ve parasal olmayan altın hariç ihracat, eylül ayında %2,3 azalarak 20 milyar 746 milyon dolardan, 20 milyar 260 milyon dolara geriledi. Eylül ayında enerji ürünleri ve parasal olmayan altın hariç ithalat %1,5 azalarak 20 milyar 598 milyon dolardan, 20 milyar 280 milyon dolara geriledi.

Enerji ürünleri ve parasal olmayan altın hariç dış ticaret açığı Eylül ayında 19 milyon dolar olarak gerçekleşti. Dış ticaret hacmi %1,9 azalarak 40 milyar 540 milyon dolar olarak gerçekleşti. Söz konusu ayda enerji ve altın hariç ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 99,9 oldu.

Eylül ayında dış ticaret açığı bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 47,8 azalarak 9 milyar 607 milyon dolardan, 5 milyar 12 milyon dolara geriledi. İhracatın ithalatı karşılama oranı 2022 eylül ayında yüzde 70,2 iken, 2023 eylül ayında yüzde 81,8’e yükseldi.

Ocak-Eylül döneminde dış ticaret açığı yüzde 4,9 artarak 83 milyar 142 milyon dolardan, 87 milyar 228 milyon dolara yükseldi. İhracatın ithalatı karşılama oranı 2022 Ocak-Eylül döneminde yüzde 69,3 iken, 2023 yılının aynı döneminde yüzde 68,2’ye geriledi.

Ekonomik faaliyetlere göre ihracatta, eylül ayında imalat sanayinin payı yüzde 94,1, tarım, ormancılık ve balıkçılık sektörünün payı yüzde 4,0, madencilik ve taşocakçılığı sektörünün payı yüzde 1,4 oldu. Ocak-Eylül döneminde ekonomik faaliyetlere göre ihracatta imalat sanayinin payı yüzde 94,5, tarım, ormancılık ve balıkçılık sektörünün payı yüzde 3,5, madencilik ve taşocakçılığı sektörünün payı yüzde 1,5 oldu.

Geniş ekonomik gruplar sınıflamasına göre ithalatta, eylül ayında ara mallarının payı yüzde 71,3, sermaye mallarının payı yüzde 14,9 ve tüketim mallarının payı yüzde 13,7 oldu. İthalatta, Ocak-Eylül döneminde ara mallarının payı %73,5, sermaye mallarının payı yüzde 13,9 ve tüketim mallarının payı yüzde 12,5 oldu.

Eylül ayında ihracatta ilk sırayı Almanya aldı. Almanya’ya yapılan ihracat 1 milyar 746 milyon dolar olurken, bu ülkeyi sırasıyla; 1 milyar 201 milyon dolar ile ABD, 1 milyar 196 milyon dolar ile Irak, 1 milyar 96 milyon dolar ile İtalya,1 milyar 69 milyon dolar ile Birleşik Krallık takip etti. İlk 5 ülkeye yapılan ihracat, toplam ihracatın yüzde 28,1’ini oluşturdu.

İhracatta Almanya İthalatta Çin ilk sırayı aldı

Ocak-Eylül döneminde ihracatta ilk sırayı Almanya aldı. Almanya’ya yapılan ihracat 15 milyar 904 milyon dolar olurken, bu ülkeyi sırasıyla; 11 milyar 7 milyon dolar ile ABD, 9 milyar 156 milyon dolar ile İtalya, 9 milyar 87 milyon dolar ile Birleşik Krallık ve 8 milyar 933 milyon dolar ile Irak takip etti. İlk 5 ülkeye yapılan ihracat, toplam ihracatın yüzde 28,9’unu oluşturdu.

İthalatta Çin ilk sırayı aldı. Eylül ayında Çin’den yapılan ithalat 3 milyar 728 milyon dolar olurken, bu ülkeyi sırasıyla; 3 milyar 134 milyon dolar ile Rusya Federasyonu, 2 milyar 357 milyon dolar ile Almanya, 1 milyar 249 milyon dolar ile ABD, 1 milyar 175 milyon dolar ile BAE izledi. İlk 5 ülkeden yapılan ithalat, toplam ithalatın yüzde 42,3’ünü oluşturdu.

Ocak-Eylül döneminde ithalatta ilk sırayı Rusya Federasyonu aldı. Rusya Federasyonu’ndan yapılan ithalat 34 milyar 705 milyon dolar olurken, bu ülkeyi sırasıyla; 34 milyar 397 milyon dolar ile Çin, 21 milyar 190 milyon dolar ile Almanya, 16 milyar 563 milyon dolar ile İsviçre, 11 milyar 840 milyon dolar ile ABD izledi. İlk 5 ülkeden yapılan ithalat, toplam ithalatın yüzde 43,3’ünü oluşturdu.

Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre; 2023 Eylül ayında bir önceki aya göre ihracat yüzde 1,7 artarken, ithalat yüzde 6,5 azaldı. Takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre ise; 2023 yılı Eylül ayında bir önceki yılın aynı ayına göre ihracat yüzde 2,0 artarken, ithalat yüzde 12,7 azaldı.

Teknoloji yoğunluğuna göre dış ticaret verileri, ISIC Rev.4 sınıflaması içinde yer alan imalat sanayi ürünlerini kapsamaktadır. Eylül ayında ISIC Rev.4’e göre imalat sanayi ürünlerinin toplam ihracattaki payı yüzde 94,1’dir. Yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayi ürünleri ihracatı içindeki payı yüzde 4,1’dir. Ocak-Eylül döneminde ISIC Rev.4’e göre imalat sanayi ürünlerinin toplam ihracattaki payı yüzde 94,5’tir. Ocak-Eylül döneminde yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayi ürünleri ihracatı içindeki payı yüzde 3,6’dır.

Eylül ayında imalat sanayi ürünlerinin toplam ithalattaki payı yüzde 83,6’dır. Yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayi ürünleri ithalatı içindeki payı yüzde 10,5’tir. Ocak-Eylül döneminde imalat sanayi ürünlerinin toplam ithalattaki payı yüzde 80,7’dir. Ocak-Eylül döneminde yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayi ürünleri ithalatı içindeki payı yüzde 10,2’dir.

Özel ticaret sistemine göre, eylül ayında, ihracat bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 0,8 azalarak 20 milyar 452 milyon dolar, ithalat yüzde 14,8 azalarak 25 milyar 723 milyon dolar olarak gerçekleşti. Eylül ayında dış ticaret açığı yüzde 44,9 azalarak 9 milyar 568 milyon dolardan, 5 milyar 271 milyon dolara geriledi. İhracatın ithalatı karşılama oranı 2022 Eylül ayında yüzde 68,3 iken, 2023 Eylül ayında yüzde 79,5’e yükseldi.

Özel ticaret sistemine göre ihracat, Ocak-Eylül döneminde, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 2,7 azalarak 170 milyar 172 milyon dolar, ithalat yüzde 0,4 artarak 256 milyar 717 milyon dolar olarak gerçekleşti.

Ocak-Eylül döneminde dış ticaret açığı yüzde 7,2 artarak 80 milyar 722 milyon dolardan, 86 milyar 545 milyon dolara yükseldi. İhracatın ithalatı karşılama oranı 2022 Ocak-Eylül döneminde yüzde 68,4 iken, 2023 yılının aynı döneminde yüzde 66,3’e geriledi.

Paylaşın

Hizmet Üretici Enflasyonu Yüzde 78,46

Hizmet üretici enflasyonu eylül ayında bir önceki aya göre yüzde 1,70, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 72,00, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 78,46 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 78,63 arttı.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Hizmet Üretici Fiyat Endeksi (H-ÜFE), Eylül 2023 verilerini açıkladı.

Buna göre; Hizmet üretici enflasyonu (H-ÜFE) eylül ayında bir önceki aya göre yüzde 1,70, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 72,00, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 78,46 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 78,63 arttı.

Bir önceki yılın aynı ayına göre, ulaştırma ve depolama hizmetlerinde yüzde 62,65, konaklama ve yiyecek hizmetlerinde yüzde 97,96, bilgi ve iletişim hizmetlerinde yüzde 85,32, gayrimenkul hizmetlerinde yüzde 71,10, mesleki, bilimsel ve teknik hizmetlerde yüzde 97,48, idari ve destek hizmetlerde yüzde 99,22 artış gerçekleşti.

Bir önceki aya göre, ulaştırma ve depolama hizmetlerinde yüzde 2,25 artış, konaklama ve yiyecek hizmetlerinde yüzde 0,95 azalış, bilgi ve iletişim hizmetlerinde yüzde 5,41 artış, gayrimenkul hizmetlerinde yüzde 0,37 azalış, mesleki, bilimsel ve teknik hizmetlerde yüzde 6,29 artış, idari ve destek hizmetlerde yüzde 1,72 azaldı.

H-ÜFE sektörlerinden su yolu taşımacılığı hizmetleri yüzde 13,78, hava yolu taşımacılığı hizmetleri yüzde 37,94, depolama ve destek hizmetleri (taşımacılık için) yüzde 50,82 ile endekslerin en az arttığı alt sektörler oldu. Buna karşılık sinema filmi, video ve televizyon programı yapımcılık hizmetleri, ses kaydı ve müzik yayımlama yüzde 143,85, bina ve çevre düzenleme (peyzaj) hizmetleri yüzde 129,99, büro yönetimi, büro destek ve diğer iş destek hizmetleri yüzde 107,79 ile endekslerin en fazla arttığı alt sektörler oldu.

H-ÜFE sektörlerinden konaklama hizmetleri yüzde 9,36, seyahat acentesi, tur operatörü, diğer rezervasyon hizmetleri ve ilgili hizmetler yüzde 7,39, hava yolu taşımacılığı hizmetleri yüzde 5,48 ile endekslerin en fazla azalış gösterdiği alt sektörler oldu. Buna karşılık programcılık ve yayıncılık hizmetleri yüzde 60,79, sinema filmi, video ve televizyon programı yapımcılık hizmetleri, ses kaydı ve müzik yayımlama yüzde 32,72, reklamcılık ve piyasa araştırması hizmetleri yüzde 16,09 ile endekslerin en fazla arttığı alt sektörler oldu.

Paylaşın

Dünya Bankası’ndan Orta Doğu’daki Çatışmalar ‘Çifte Şoka’ Neden Olabilir Uyarısı

Dünya Bankası’nın Emtia Piyasaları Görünüm Raporu’nda, Orta Doğu’daki son çatışmanın emtia fiyatları üzerindeki etkisinin şimdilik sınırlı olduğu, petrol fiyatlarının çatışmanın başlangıcından bu yana yaklaşık yüzde 6 arttığı, tarımsal emtiaların, çoğu metalin ve diğer emtiaların fiyatlarının ise neredeyse yatay seyrettiği kaydedildi.

Bankanın raporunda, “Bununla birlikte tarih, çatışmanın tırmanmasının, petrol ve diğer emtia fiyatlarının artmasına yol açabilecek büyük bir riski temsil ettiğini gösteriyor; bu, bölgede ve dünya genelinde gıda güvensizliğini yoğunlaştıracak bir sonuç olacaktır.” değerlendirmesinde bulunuldu.

Çatışmanın artması durumunda emtia fiyatlarına ilişkin görünümün hızla kötüleşeceğine işaret edilen raporda, çatışmanın etkilerinin arz kesintilerinin süresine ve ölçeğine bağlı olacağı, ticaret kısıtlamaları ve hava koşullarına bağlı aksamaların da fiyatların yükselmesine neden olabileceği, beklenenden zayıf küresel büyümenin de emtia fiyatları üzerinde önemli bir aşağı yönlü risk oluşturduğu aktarıldı.

Dünya Bankası, Emtia Piyasaları Görünüm Raporu’nun Ekim 2023 sayısını “Jeopolitik Risklerin Gölgesinde” başlığıyla yayımladı.

BloombergHT’nin aktardığına göre; Raporda, Orta Doğu’da yaşanan son çatışmaların, son yıllarda sıra dışı şokların etkileriyle mücadele eden emtia piyasalarında önemli bir belirsizlik yarattığı aktarıldı.

Çatışma başlamadan önce Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) ve OPEC dışı bazı üretici ülkelerden oluşan OPEC+ grubunun gönüllü olarak petrol arzını azaltmasının üçüncü çeyrekte enerji fiyatlarının yüzde 9 artmasına neden olduğu kaydedilen raporda, sonuç olarak Dünya Bankası’nın emtia fiyat endeksinin bu dönemde yüzde 5 arttığı ve şu anda 2015-2019 ortalamasının yüzde 45 üzerinde olduğu bildirildi.

Raporda, çatışmanın emtia fiyatları üzerindeki etkisinin şimdilik sınırlı olduğu, petrol fiyatlarının çatışmanın başlangıcından bu yana yaklaşık yüzde 6 arttığı, tarımsal emtiaların, çoğu metalin ve diğer emtiaların fiyatlarının ise neredeyse yatay seyrettiği kaydedildi.

Bankanın raporunda, “Bununla birlikte tarih, çatışmanın tırmanmasının, petrol ve diğer emtia fiyatlarının artmasına yol açabilecek büyük bir riski temsil ettiğini gösteriyor; bu, bölgede ve dünya genelinde gıda güvensizliğini yoğunlaştıracak bir sonuç olacaktır.” değerlendirmesinde bulunuldu.

Çatışmanın artması durumunda emtia fiyatlarına ilişkin görünümün hızla kötüleşeceğine işaret edilen raporda, çatışmanın etkilerinin arz kesintilerinin süresine ve ölçeğine bağlı olacağı, ticaret kısıtlamaları ve hava koşullarına bağlı aksamaların da fiyatların yükselmesine neden olabileceği, beklenenden zayıf küresel büyümenin de emtia fiyatları üzerinde önemli bir aşağı yönlü risk oluşturduğu aktarıldı.

Raporda, petrol arzında “küçük bir aksama” olması durumunda küresel petrol arzının günde 500 bin ila 2 milyon varil azalmasının ve petrol fiyatlarının varil başına 93 ila 102 dolar aralığına ulaşmasının öngörüldüğü kaydedildi.

Arzda “orta düzeyde bir aksama” durumunda ise küresel petrol arzının günde 3 ila 5 milyon varil azalacağı ve petrol fiyatlarının varil başına 109 ila 121 dolara yükselmesinin beklendiği belirtilen raporda, “büyük bir aksama” senaryosunda ise küresel petrol arzının günde 6 ila 8 milyon varil azalacağı ve fiyatların varil başına 140 ila 157 dolara çıkmasının öngörüldüğü bildirildi.

Raporda, küresel ekonominin büyük bir petrol fiyatı şokuyla başa çıkma konusunda 1970’lerdekinden çok daha iyi bir konumda olduğu, buna rağmen Rusya’nın Ukrayna’da başlattığı savaşın neden olduğu aksaklıkların üzerine Orta Doğu’daki son çatışmaların tırmanmasının küresel emtia piyasalarını “tehlikeli sulara” itebileceği vurgulandı.

Emtia fiyatlarına ilişkin tahminlere yer verilen raporda, genel olarak emtia fiyatlarının bu yıl yüzde 23,5 ve gelecek yıl yüzde 4,1 düşmesinin beklendiği kaydedildi. Bankanın raporunda, emtia fiyatlarının 2025 yılında istikrara kavuşmasının beklendiği aktarıldı.

Raporda, enerji fiyatlarının ise bu yıl yüzde 28,8 ve gelecek yıl yüzde 4,5 düşeceğinin tahmin edildiği belirtilerek Brent tipi ham petrolün fiyatının bu yıl varil başına ortalama 84 dolar olmasının, küresel ekonomik büyümenin yavaşlamasıyla gelecek yıl ise varil başına ortalama 81 dolara düşmesinin beklendiği bildirildi.

Arzın artmasıyla tarımsal emtia fiyatlarının ise gelecek yıl düşmesinin beklendiği belirtilen raporda, metal fiyatlarının ise talebin yavaşlaması nedeniyle 2024’te yüzde 5 düşeceği, 2025’te ise küresel sanayi faaliyetinin toparlanmasıyla yükselmesinin öngörüldüğü aktarıldı.

Raporda, politika yapıcıların tetikte olmaları gerektiği vurgulanarak başta altın olmak üzere bazı emtiaların görünüme ilişkin uyarılarda bulunduğuna işaret edildi.

Altın fiyatlarının çatışmanın başlangıcından bu yana yaklaşık yüzde 8 arttığı kaydedilen raporda, altın fiyatlarının jeopolitik kaygılarla benzersiz bir ilişkisi olduğu, çatışma ve belirsizlik dönemlerinde bu artışların sıklıkla “yatırımcı güveninin erozyona uğradığına” işaret ettiği ifade edildi.

Raporda, çatışmanın artması halinde gelişmekte olan ülkelerdeki politika yapıcıların manşet enflasyondaki olası artışı yönetmek için adımlar atmasının gerekeceği belirtildi.

Gıda güvensizliğinin artması riski göz önüne alındığında hükümetlerin gıda ve gübreye yönelik ihracat yasakları gibi ticari kısıtlamalardan kaçınması gerektiği belirtilen raporda, bu tür önlemlerin genellikle fiyat oynaklığını ve gıda güvensizliğini artırdığı aktarıldı.

Raporda, artan gıda ve petrol fiyatlarına tepki olarak fiyat kontrolleri gibi uygulamalardan da kaçınılması gerektiği vurgulanarak sosyal güvenlik ağlarının iyileştirilmesi, gıda kaynaklarının çeşitlendirilmesi, gıda üretimi ve ticaretinde verimliliğin artırılması gerektiği, uzun vadede ise tüm ülkelerin yenilenebilir enerji kaynaklarına geçişi hızlandırarak enerji güvenliklerini güçlendirebileceği ve bunun da petrol fiyatı şoklarının etkilerini hafifleteceği kaydedildi.

Dünya Bankası Baş Ekonomisti ve Kalkınma Ekonomisinden Sorumlu Kıdemli Başkan Yardımcısı Indermit Gill, Orta Doğu’daki son çatışmanın emtia piyasalarının 1970’lerden bu yana yaşadığı en büyük şok olan Rusya’nın Ukrayna’da başlattığı savaşın hemen ardından geldiğini belirtti.

Gill, politika yapıcıların ihtiyatlı olması gerekeceğini vurgulayarak, “Çatışma artarsa, küresel ekonomi yıllar sonra ilk kez yalnızca Ukrayna’daki savaştan değil, aynı zamanda Orta Doğu’dan da kaynaklanan çifte enerji şokuyla karşı karşıya kalacak.” ifadelerini kullandı.

Dünya Bankası Baş Ekonomist Yardımcısı ve Beklentiler Grubu Direktörü Ayhan Köse de yüksek petrol fiyatlarının devam etmesinin kaçınılmaz olarak gıda fiyatlarını da artıracağına dikkati çekti.

Son çatışmanın tırmanmasının yalnızca bölgede değil, dünya genelinde gıda güvensizliğini yoğunlaştıracağı uyarısında bulunan Köse, “Şiddetli bir petrol fiyatı şoku gerçekleşirse, bu durum birçok gelişmekte olan ülkede halihazırda yüksek olan gıda enflasyonunu yukarı çekecektir.” değerlendirmesinde bulundu.

Paylaşın

Külliyedeki EKK Toplantısı Sona Erdi: Enflasyonla Kararlılıkla Mücadele Vurgusu

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde gerçekleştirilen Ekonomi Koordinasyon Kurulu (EKK) toplantısı sonrası yapılan açıklamada, para ve maliye politikalarını etkin kullanarak enflasyonla mücadelenin kararlılıkla sürdürüleceği vurgusu yapıldı.

Haber Merkezi / Açıklamada, yine bu dönemde yeşil ve dijital dönüşüm ekseninde rekabet gücünün ve verimliliğin artırılarak yüksek katma değerli üretim yapısının sağlanması ve ihracata dayalı nitelikli ve sürdürülebilir büyüme ile vatandaşların sosyal refahını artırmanın hedeflendiği ifade edildi.

Açıklamanın devamında, “Katma değeri yüksek ihracat potansiyelimizi artırıcı ve cari işlemler dengesinde sürdürebilir iyileşmeyi sağlayıcı yatırımlara yönelik olarak TCMB’nin Yatırım Taahhütlü Avans Kredileri’nin (YTAK) genel çerçevesi Kurul tarafından değerlendirilmiş olup uygulama detayları ilgili kurumlar tarafından netleştirildikten sonra kamuoyuyla paylaşılacaktır” denildi.

Açıklama, “YTAK Programı’nın, TCMB’nin hedefleriyle uyumlu bir çerçevede tasarlanması kararlaştırılmıştır. Uluslararası kuruluşlardan sağlanan kredi niteliğindeki dış finansman kaynakları hakkında değerlendirmeler yapılmıştır. Bu kaynakların taahhüt edilmesinden sonraki süreçte daha etkin kullanımına yönelik yapılabilecek çalışmalar ele alınmıştır” cümleleriyle sona erdi.

“12. Kalkınma Planı 5 eksen üzerinde kurgulandı”

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, TBMM Genel Kurulunda görüşülen 12. Kalkınma Planı üzerine  yaptığı konuşmada, kalkınma planının 5 eksen üzerinde kurgulandığını belirterek şu ifadeleri kullandı:

“12. Kalkınma Planı genel çerçevesinde; hukukun üstünlüğünü, demokrasiyi, temel hak ve hürriyetleri güçlendirmek, iyi yönetişim anlayışını kurumsallaştırmak, beşeri ve sosyal yapımızı geliştirmek, afete dirençli yaşam alanları, akıllı ve sürdürülebilir şehirler oluşturmak, ekonomide istikrar ve sürdürülebilirliği sağlamak, her alanda yeşil ve dijital dönüşüm odaklı rekabetçiliği tesis etmek, ihracata dayalı nitelikli büyümeyi sağlamak, enerji ve gıda arz güvenliğini tesis etmek ve uluslararası işbirlikleri ile stratejik ortaklıkları güçlendirmek konularında somut adımlar atılacaktır.

12. Kalkınma Planı 5 eksen üzerinde kurgulanmıştır. İlk eksenimiz ‘istikrarlı büyüme, güçlü ekonomi’, ikinci eksenimiz ‘yeşil ve dijital dönüşümle rekabetçi üretim’, üçüncü eksenimiz ‘nitelikli insan, güçlü aile, sağlıklı toplum’, dördüncü eksenimiz ‘afetlere dirençli yaşam alanları, sürdürülebilir çevre’ ve beşinci eksenimiz ise ‘adaleti esas alan demokratik iyi yönetişim’ eksenidir.”

Paylaşın

TÜİK Duyurdu: Ekonomik Güven Ekim’de Arttı

Ekonomik güven endeksi eylül ayında 95,4 iken, ekim ayında yüzde 1,2 oranında artarak 96,5 değerini aldı. Endeksin 100’den büyük olması genel ekonomik duruma ilişkin iyimserliği, 100’den küçük olması ise genel ekonomik duruma ilişkin kötümserliği gösteriyor.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), ekim ayına ilişkin ekonomik güven endeksi verilerini açıkladı. Buna göre; Ekonomik güven endeksi eylül ayında 95,4 iken, ekim ayında yüzde 1,2 oranında artarak 96,5 değerini aldı.

Bir önceki aya göre ekim ayında tüketici güven endeksi yüzde4,4 oranında artarak 74,6 değerini, reel kesim (imalat sanayi) güven endeksi yüzde0,2 oranında artarak 105,3 değerini, hizmet sektörü güven endeksi yüzde0,5 oranında artarak 113,6 değerini aldı.

Perakende ticaret sektörü güven endeksi yüzde 3,3 oranında azalarak 113,9 değerini, inşaat sektörü güven endeksi yüzde 0,9 oranında artarak 89,1 değerini aldı.

Endeksin 100’den büyük olması genel ekonomik duruma ilişkin iyimserliği, 100’den küçük olması ise genel ekonomik duruma ilişkin kötümserliği gösteriyor. Yüzde 93,4 değerinde veri ise piyasanın hâlâ pozitif bir bakış açısına sahip olmadığını ortaya koyuyor.

Ekonomik güven endeksi nedir ve neden önemlidir?

Ekonomik güven endeksi, tüketici ve üreticilerin genel ekonomik duruma ilişkin değerlendirme, beklenti ve eğilimlerini özetleyen bir bileşik endekstir.

Endeks, mevsim etkilerinden arındırılmış tüketici güven endeksi, reel kesim, hizmet, perakende ticaret ve inşaat sektörleri güven endekslerinin alt endekslerinin ağırlıklandırılarak birleştirilmesinden oluşmaktadır.

Ekonomik güven endeksi hesaplamasında, her bir sektörün ağırlığı o sektörün normalleştirilmiş alt endekslerine eşit dağıtılarak uygulanmakta, güven endekslerine doğrudan uygulanmamaktadır.

Bu kapsamda tüketici, reel kesim, hizmet, perakende ticaret ve inşaat sektörlerine ait toplam 20 alt endeks hesaplamada kullanılmaktadır. Ekonomik güven endeksinin hesaplamasında kullanılan alt endeksler her ayın ilk iki haftasında derlenen veriler kullanılarak hesaplanmaktadır.

Ekonomik güven endeksinin 100’den büyük olması genel ekonomik duruma ilişkin iyimserliği, 100’den küçük olması ise genel ekonomik duruma ilişkin kötümserliği göstermektedir.

Paylaşın

Merkez Bankası Faizi Yüzde 35’e Yükseltti: Erdoğan İçin Tahammülü Zor Bir Oran

Hafize Gaye Erkan başkanlığında toplanan Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK), politika faizini 500 baz puan artırarak, yüzde 30’dan yüzde 35’e yükseltti. 

Haber Merkezi / TCMB yeni yönetimi altında böylece beşinci faiz artışı gerçekleşmiş oldu. Hafize Gaye Erkan, göreve başladığında politika faizi yüzde 8,5 düzeyindeydi.

Merkez Bankası, Hafize Gaye Erkan’ın Haziran ayında başkanlığa atanması sonrasında faiz indirimi sürecine son vererek, son 4 PPK toplantısında politika faizini sürekli olarak artırdı.

Ekonomistler, Merkez Bankası’nın faiz kararına ilişkin sosyal medyadan değerlendirmede bulundu. Ekonomistler şu yorumları yaptı:

Mahfi Eğilmez: TCMB faizi 5 puan artırarak yüzde 35’e yükseltti. İlke olarak irrasyonellikten rasyonelliğe geçişte faizin böyle tedrici artırılması doğru ama beklentilerin olumlu yönde gelişmesi için bu kararın yapısal reformlarla desteklenmesi lazım.

Atilla Yeşilada: TCMB çaktı 500 puanı. Cesur bir hamle, dövize fren, Borsa’ya destek derim.

Ibrahim M. Turhan: Para Politikası Kurulu doğru adımı attı. Merkez Bankası yönetimini içtenlikle kutluyorum. Para politikası duruşunun bir bütün olarak değerlendirildiğinde yeteri kadar sıkı olduğunu düşünüyorum. Ekonomi politikası mevcut koşullar altında olması gereken çizgide sürüyor.

Murat Muratoğlu: Merkez Bankası 500 baz puan faiz artırdı… Yüzde 35’e çıkardı ama… Bu düne kadar yeterli bir orandı… Ne kadar kabadayılık o kadar faiz… Bunu hesaplamadı mı?

Nesrin Nas: Yüzde 35, enflasyonu düşünürsek yeterli olmayabilir ama Erdoğan için tahammülü zor bir oran.

Hayri Kozanoğlu: TCMB enflasyon ile ekonomik durgunluk arasında sıkışmıştı. 500 puanlık artışla tercihini ekonomide durgunluktan yana yaptı. Metinden 2 Kasım Enflasyon Raporu’nda 2024 yılı %33 enflasyon hedefinin korunacağı anlaşılıyor. Özellikle KK ve bireysel kredi faizleri can yakacak.

İris Cibre: “Türk lirası mevduat payının artırılmasına yönelik ilave adımlarla parasal aktarım mekanizması güçlendirilmeye devam edilecektir”. Bu cümle sıkıntılı; Seçici kredi deyip para aktarım mekanizmasını güçlendiremezsin… Dolarizasyon ise, 2 ayda 63.3% e geriledi (5 puan). İlave adımlar demek yeni makro ihtiyati tedbir mi demek?

Öte yandan Reuters ve Anadolu Ajansı’nın anketine katılan ekonomistler, faizin bu ay da artacağı yönünde tahminlerde bulunmuştu. Reuters anketine katılan 20 ekonomistin tamamının tahmini faizin artırılacağı yönünde olmuştu.

Dört ekonomist 250 baz puan, bir ekonomist 300 baz puan, 15 ekonomist ise 500 baz puan artış öngörmüştü. AA’nın anketine katılan 19 ekonomistin beklentilerinin medyanı 500 baz puan artırım yönünde gerçekleşmişti.

Anket sonuçlarına göre, 250 ila 500 baz puanlık bir artırım öngören ekonomistlerin politika faizi beklentileri yüzde 32,50 ile yüzde 35 arasına yer almıştı. Ekonomistlerin yıl sonu politika faizi beklentilerinin medyanı ise yüzde 40 olmuştu.

Paylaşın

Merkez Bankası Açıkladı: Reel Kesim Güven Endeksinde Düşüş Sürüyor

Mevsimsellikten arındırılmamış reel kesim güven endeksi ekim ayında bir önceki aya göre 1,1 puan azalarak 103,3 seviyesinde gerçekleşti. Ekim ayında mevsimsellikten arındırılmış reel kesim güven endeksi ise bir önceki aya göre 0,2 puan artarak 105,3 seviyesinde gerçekleşti.

Haber Merkezi / İmalat sanayinde kapasite kullanım oranı ekim ayında yüzde 77,4 olarak gerçekleşti. Önceki veri yüzde 77,3 olarak izlenmişti.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Eylül ayına ilişkin reel kesim güven endeksi ve kapasite kullanım oranlarını yayımladı.

Buna göre; 2023 yılı Ekim ayında mevsimsellikten arındırılmış Reel Kesim Güven Endeksi (RKGE-MA), bir önceki aya göre 0,2 puan artarak 105,3 seviyesinde gerçekleşmiştir.

Endeksi oluşturan anket sorularına ait yayılma endeksleri incelendiğinde, mevcut toplam sipariş miktarı, gelecek üç aydaki ihracat sipariş miktarı, gelecek üç aydaki üretim hacmi miktarı ve mevcut mamul mal stokuna ilişkin değerlendirmeler endeksi artış yönünde etkilerken, son üç aydaki toplam sipariş miktarı, sabit sermaye yatırım harcaması, gelecek üç aydaki toplam istihdam ve genel gidişata ilişkin değerlendirmeler endeksi azalış yönünde etkilemiştir.

Mevsimsellikten arındırılmamış Reel Kesim Güven Endeksi (RKGE) bir önceki aya göre 1,1 puan azalarak 103,3 seviyesinde gerçekleşmiştir.

İmalat sanayinde kapasite kullanım oranı yüzde 77,4

2023 yılı Ekim ayında, imalat sanayinde faaliyet gösteren 1727 iş yeri tarafından İktisadi Yönelim Anketi’ne verilen
yanıtlar toplulaştırılarak değerlendirilmiştir. İmalat sanayi genelinde mevsimsel etkilerden arındırılmış Kapasite Kullanım Oranı (KKO-MA), bir önceki aya göre 0,1 puan azalarak yüzde 76,8 seviyesinde gerçekleşmiştir.

Mevsimsel etkilerden arındırılmamış Kapasite Kullanım Oranı (KKO), bir önceki aya göre 0,1 puan artarak yüzde 77,4 seviyesinde gerçekleşmiştir.

Paylaşın

Şimşek’ten ‘Gabar Petrolü’ Paylaşımı: Cari Açığı Azaltacak

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Gabar’daki petrol üretiminin 2024’te Türkiye’nin ihtiyacının yüzde 10’unu karşılayacağını belirterek, “Böylece cari açık kalıcı olarak azalacak ve rezerv birikimi hızlanacak” dedi.

Haber Merkezi / TPAO’nun (Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı) sosyal medya hesabından, Gabar bölgesinde günlük 25 bin varil petrol üretimine ulaşıldığı belirtilen bir açıklama yapıldı.

Açıklamada ayrıca, “Enerjide bağımsız Türkiye hedefimize doğru, ay yıldızlı bayrağımızın gölgesinde dağ taş, gece gündüz demeden tüm ekibimizle görevdeyiz” ifadelerine yer verildi.

Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek, konuya ilişkin sosyal medya hesabı üzerinden açıklamada bulundu. Mehmet Şimşek açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Gabar’daki petrol üretimi 2024’te ülkemiz ihtiyacının yüzde 10’unu karşılayacak. Böylece cari açık kalıcı olarak azalacak ve rezerv birikimi hızlanacak. 2026 itibarıyla toplam petrol üretimi, ihtiyacımızın yüzde 18’ini karşılayacak düzeye ulaşacaktır.”

Paylaşın

TÜİK Duyurdu: Tüketici Güven Endeksi 74,6’ya Yükseldi

Tüketici Güven Endeksi, ekim ayında bir önceki aya göre yüzde 4,4 oranında yükseldi. Böylece eylül ayında 71,5 olan Tüketici Güven Endeksi, ekim ayında 74,6 olarak kayıtlara geçti.

Haber Merkezi / Tüketici Güven Endeksi, ağustos ayında68 olarak kayıtlara geçmişti.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2023 Ekim ayına ilişkin Tüketici Güven Endeksini açıkladı. Buna göre, Türkiye İstatistik Kurumu ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası işbirliği ile yürütülen tüketici eğilim anketi sonuçlarından hesaplanan tüketici güven endeksi, Eylül ayında 71,5 iken Ekim ayında yüzde 4,4 oranında artarak 74,6 oldu.

Alt endekslerden, mevcut dönemde hanenin maddi durumu yüzde 6,1 artışla 59,7, gelecek 12 aylık dönemde hanenin maddi durum beklentisi yüzde 5,4 artışla 72,6, gelecek 12 aylık dönemde genel ekonomik durum beklentisi yüzde 7,2 artışla 72,9 ve gelecek 12 aylık dönemde dayanıklı tüketim mallarına harcama yapma düşüncesi yüzde 0,5 artışla 93,2 seviyelerine yükseldi.

Tüketici güven endeksi nedir ve neden önemlidir?

Tüketici güven endeksi, aylık tüketici eğilim anketi ile tüketicilerin maddi durum ve genel ekonomiye ilişkin mevcut durum değerlendirmeleri ile gelecek dönem beklentileri, harcama ve tasarruf eğilimleri ölçülmektedir.

Anket sonuçlarından hesaplanan tüketici güven endeksi 0-200 aralığında değer alabilmektedir. Tüketici güven endeksinin 100’den büyük olması tüketici güveninde iyimser durumu, 100’den küçük olması tüketici güveninde kötümser durumu göstermektedir.

Tüketici eğilimine ilişkin endekslerden, tüketimin finansmanı amacıyla borç kullanma ihtimali endeksinin artması iyimser durumu, azalması ise kötümser durumu göstermektedir.

Benzer şekilde tüketici fiyatlarının değişimine ilişkin düşünce ve beklenti endekslerinin artması tüketici fiyatlarında düşüş düşüncesini/beklentisini, azalması ise tüketici fiyatlarında artış düşüncesini/ beklentisini göstermektedir.

İşsiz sayısı beklentisi endeksinin artması işsiz sayısında azalma beklendiğini, endeksin azalması ise işsiz sayısında artış beklendiğini ifade etmektedir.

Paylaşın