Yıl Sonu Enflasyon Beklentisi Yüzde 68,01’e Yükseltildi

Merkez Bankası eylül ayında yüzde 67,22 olan yıl sonu enflasyon beklentisini ekim ayında yüzde 68,01’e, 12 ay sonrası enflasyon beklentisini ise yüzde 44,94’den 45,28’e yükseltti. Banka 24 ay sonrası enflasyon beklentisini yüzde 23,87’den 25,82’ye artırdı.

Haber Merkezi / Merkez Bankası, yıl sonu dolar kuru beklentisini 30,14’ten 30,05’e TL’ye indirdi. Banka, cari ay sonu gecelik faiz oranı beklentisini yüzde 29,26’dan yüzde 33,22, bir hafta vadeli repo ihale faiz oranı cari ay sonu beklentisini ise yüzde 30,00’dan yüzde 33,68 yükseltti.

Merkez Bankası eylül ayında yüzde 3,9 olan yıl sonu büyüme tahminini ekim ayında yüzde 4,1’e yükseltti. Banka, 2024 yılı büyüme beklentisini ise yüzde 3,8’den yüzde 3,4’e çekti.

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB), 2023 yılı Ekim ayı Piyasa Katılımcıları Anketi sonuçlarını açıkladı.

Buna göre; Katılımcıların cari yıl sonu tüketici enflasyonu (TÜFE) beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 67,22 iken, bu anket döneminde yüzde 68,01 oldu. 12 ay sonrası TÜFE beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 44,94 iken, bu anket döneminde yüzde 45,28 oldu. 24 ay sonrası TÜFE beklentisi ise aynı anket dönemlerinde sırasıyla yüzde 23,87 ve yüzde 25,82 olarak gerçekleşti.

Katılımcıların BİST Repo ve Ters-Repo Pazarı’nda oluşan cari ay sonu gecelik faiz oranı beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 29,26 iken, bu anket döneminde yüzde 33,22 oldu. TCMB bir hafta vadeli repo ihale faiz oranı cari ay sonu beklentisi ise bir önceki anket döneminde yüzde 30,00 iken, bu anket döneminde yüzde 33,68 olarak gerçekleşti.

Katılımcıların cari yıl sonu döviz kuru (ABD Doları/TL) beklentisi bir önceki anket döneminde 30,14 TL iken, bu anket döneminde 30,05 TL oldu. 12 ay sonrası döviz kuru beklentisi ise bir önceki anket döneminde 37,26 TL iken, bu anket döneminde 38,64 TL olarak gerçekleşti.

Katılımcıların GSYH 2023 yılı büyüme beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 3,9 iken, bu anket döneminde yüzde 4,1 olarak gerçekleşti. GSYH 2024 yılı büyüme beklentisi ise bir önceki anket döneminde yüzde 3,8 iken, bu anket döneminde yüzde 3,4 olarak gerçekleşti.

Paylaşın

Yurt Dışı Üretici Enflasyonu Yüzde 57,25

Yurt dışı üretici enflasyonu eylül ayında bir önceki aya göre yüzde 0,59 azalış, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 47,62 artış, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 57,25 artış ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 53,10  arttı.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Yurt Dışı Üretici Fiyat Endeksi (YD-ÜFE) Eylül 2023 verilerini açıkladı.

Buna göre; Yurt dışı üretici enflasyonu (YD-ÜFE) eylül ayında bir önceki aya göre yüzde 0,59 azalış, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 47,62 artış, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 57,25 artış ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 53,10  arttı.

Sanayinin iki sektörünün yıllık değişimleri; madencilik ve taş ocakçılığında yüzde 50,33, imalatta yüzde 57,37 artış olarak gerçekleşti. Ana sanayi gruplarının yıllık değişimleri; ara malında yüzde 48,44, dayanıklı tüketim malında yüzde 61,32, dayanıksız tüketim malında yüzde 58,33, enerjide yüzde 55,87, sermaye malında yüzde 66,58 artış olarak gerçekleşti.

Sanayinin iki sektörünün aylık değişimleri; madencilik ve taş ocakçılığında yüzde 0,58 azalış, imalatta yüzde 0,59 azalış olarak gerçekleşti. Ana sanayi gruplarının aylık değişimleri; ara malında yüzde 0,97 azalış, dayanıklı tüketim malında yüzde 1,54 azalış, dayanıksız tüketim malında yüzde 0,31 artış, enerjide yüzde 2,48 artış, sermaye malında yüzde 1,40 azalış olarak gerçekleşti.

YD-ÜFE sektörlerinden ana metaller yüzde 37,92, basım ve kayıt hizmetleri yüzde 42,33, kağıt ve kağıt ürünleri yüzde 42,98 ile endekslerin en az arttığı alt sektörler oldu. Buna karşılık makine ve ekipmanlar b.y.s. yüzde 77,71, tütün ürünleri yüzde 76,98, bilgisayarlar ile elektronik ve optik ürünler yüzde 74,30 ile endekslerin en fazla arttığı alt sektörler oldu.

YD-ÜFE sektörlerinden motorlu kara taşıtları, römork ve yarı römork yüzde 2,23, ana metaller yüzde 2,21, diğer mamul eşyalar yüzde 1,77 ile endekslerin en fazla azalış gösterdiği alt sektörler oldu. Buna karşılık basım ve kayıt hizmetleri yüzde 3,18, kok ve rafine petrol ürünleri yüzde 2,48, gıda ürünleri yüzde 1,23 ile endekslerin en fazla arttığı alt sektörler oldu.

Paylaşın

Merkez Bankası Yıl Sonu Büyüme Tahminini 4,1’e Yükseltti

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB), eylül ayında yüzde 3,9 olan yıl sonu büyüme tahminini ekim ayında yüzde 4,1’e yükseltti. Banka, 2024 yılı büyüme beklentisini ise yüzde 3,8’den yüzde 3,4’e çekti.

Haber Merkezi / Merkez Bankası, yıl sonu dolar kuru beklentisini 30,14’ten 30,05’e TL’ye indirdi. Banka, cari ay sonu gecelik faiz oranı beklentisini yüzde 29,26’dan yüzde 33,22, bir hafta vadeli repo ihale faiz oranı cari ay sonu beklentisini ise yüzde 30,00’dan yüzde 33,68 yükseltti.

Merkez Bankası eylül ayında yüzde 67,22 olan yıl sonu enflasyon beklentisini ekim ayında yüzde 68,01’e, 12 ay sonrası enflasyon beklentisini ise yüzde 44,94’den 45,28’e yükseltti. Banka 24 ay sonrası enflasyon beklentisini yüzde 23,87’den 25,82’ye artırdı.

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB), 2023 yılı Ekim ayı Piyasa Katılımcıları Anketi sonuçlarını açıkladı.

Buna göre; Katılımcıların cari yıl sonu tüketici enflasyonu (TÜFE) beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 67,22 iken, bu anket döneminde yüzde 68,01 oldu. 12 ay sonrası TÜFE beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 44,94 iken, bu anket döneminde yüzde 45,28 oldu. 24 ay sonrası TÜFE beklentisi ise aynı anket dönemlerinde sırasıyla yüzde 23,87 ve yüzde 25,82 olarak gerçekleşti.

Katılımcıların BİST Repo ve Ters-Repo Pazarı’nda oluşan cari ay sonu gecelik faiz oranı beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 29,26 iken, bu anket döneminde yüzde 33,22 oldu. TCMB bir hafta vadeli repo ihale faiz oranı cari ay sonu beklentisi ise bir önceki anket döneminde yüzde 30,00 iken, bu anket döneminde yüzde 33,68 olarak gerçekleşti.

Katılımcıların cari yıl sonu döviz kuru (ABD Doları/TL) beklentisi bir önceki anket döneminde 30,14 TL iken, bu anket döneminde 30,05 TL oldu. 12 ay sonrası döviz kuru beklentisi ise bir önceki anket döneminde 37,26 TL iken, bu anket döneminde 38,64 TL olarak gerçekleşti.

Katılımcıların GSYH 2023 yılı büyüme beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 3,9 iken, bu anket döneminde yüzde 4,1 olarak gerçekleşti. GSYH 2024 yılı büyüme beklentisi ise bir önceki anket döneminde yüzde 3,8 iken, bu anket döneminde yüzde 3,4 olarak gerçekleşti.

Paylaşın

TÜİK Açıkladı: Tarımsal Girdi Enflasyonu Yüzde 41,33

Tarımsal girdi enflasyonu ağustos ayında bir önceki aya göre yüzde 6,94, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 29,71, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 41,33 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 62,79 arttı.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi (Tarım-GFE) Ağustos 2023 verilerini açıkladı.

Buna göre; Tarımsal girdi enflasyonu (Tarım-GFE) ağustos ayında bir önceki aya göre yüzde 6,94, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 29,71, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 41,33 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 62,79 arttı.

Ana gruplarda bir önceki aya göre tarımsal yatırıma katkı sağlayan mal ve hizmet endeksinde yüzde 6,58, tarımda kullanılan mal ve hizmet endeksinde yüzde 7,01 artış gerçekleşti. Bir önceki yılın aynı ayına göre göre tarımda kullanılan mal ve hizmet endeksinde yüzde 36,51, tarımsal yatırıma katkı sağlayan mal ve hizmet endeksinde yüzde 79,22 artış gerçekleşti.

Bir önceki yılın aynı ayına göre artışın düşük olduğu alt gruplar yüzde 14,92 ile gübre ve toprak geliştiriciler ve yüzde 25,63 ile hayvan yemi oldu. Yıllık artışın yüksek olduğu alt gruplar ise sırasıyla, yüzde 105,88 ile veteriner harcamaları ve yüzde 89,07 ile diğer mal ve hizmetler oldu.

Bir önceki aya göre artışın düşük olduğu alt gruplar sırasıyla, yüzde 1,28 ile hayvan yemi ve yüzde 1,89 ile tarımsal ilaçlar oldu. Buna karşılık, aylık artışın yüksek olduğu alt gruplar ise sırasıyla, yüzde 19,93 ile enerji ve yağlar ve yüzde 18,07 ile gübre ve toprak geliştiriciler oldu.

Paylaşın

Bütçe Açığı Yüzde 1027 Arttı

2019 yılından bu yana bakıldığında bütçenin açık vermediği dönem yok. 2023 Ocak – Eylül döneminde gelirler 3 trilyon 440 milyar lira olurken harcamalar 3 trilyon 953 milyar lira gerçekleşti. Aradaki fark ise 512,6 milyar TL.

Başka bir ifadeyle 2023 Ocak – Eylül döneminde geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre bütçe açığı artışı yüzde bin 27 oldu.

Eskiyen ‘yeni ekonomik model’den ‘rasyonel bir zemine dönme’ çabasındaki Türk ekonomisinde bütçe açığı rekor seviyelere ulaştı.

Ocak-Eylül döneminde bütçe açığı 2022 yılının aynı dönemine göre 10 kattan fazla artış gösterdi. Geçtiğimiz yıl bu dönemde 45,5 milyar TL olan merkezi yönetim bütçe açığı 512,6 milyar liraya tırmandı. Bu dönemdeki artış oranı yüzde bin 27 oldu. Ocak-Eylül döneminde faiz gideri ise önceki yıla göre yüzde 127 artarak 470,9 milyar lira oldu.

2021 son çeyreğinde “yeni ekonomik modele” geçen Türkiye hızla yükselen ve rekor kıran enflasyon sonrası 2023 cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ardından politika değişikliğine gitti. Hazine ve Maliye Bakanlığı görevini üstlenen Mehmet Şimşek selefi Nureddin Nebati’nin yanında görev teslim töreninde “Rasyonel bir zemine dönme dışında seçenek kalmamıştır” açıklaması yapmıştı. Şimşek döneminde değişen Merkez Bankası faizi kademeli ancak keskin şekilde arttırmıştı.

Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın açıkladığı merkezi yönetim bütçe raporu bu sene işlerin iyi gitmediğini gösteriyor. Ocak-Eylül döneminde gelirler 3 trilyon 440 milyar lira olurken harcamalar 3 trilyon 953 milyar lira gerçekleşti. Aradaki fark ise 512,6 milyar TL.

2019 yılından bu yana bakıldığında bütçenin açık vermediği dönem yok. Ancak 2023’te rekor bir artış söz konusu. 2021’de bu dönemde açık 61,9 milyar TL iken 2022’de 45,5 milyar liraydı. Açık 2020’nin aynı döneminde 140,6 milyar TL gerçekleşmişti.

Ocak-Eylül 2023’te geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre bütçe açığı artışı yüzde bin 27 oldu. Bu da 10 kattan fazla artış demek.

Bakanlığın verilerine göre bütçe açığının önemli sebeplerinden birisi faiz giderlerindeki artış. Ocak-Eylül 2022’de 207,7 milyar lira olan faiz gideri 2023’ün aynı döneminde 470,9 milyar liraya ulaştı. Bu da yüzde 127 artış demek.

Son 5 yıla bakıldığında bu dönemde faiz giderlerinin en çok yükseldiği yıl 2023 oldu. Faiz giderleri 2022’de önceki yıla göre yüzde 45 artarken 2021 ve 2020’de bu dönemdeki yıllık artış yüzde 32 olmuştu.

Kur Korumalı Mevduat’ın maliyeti kaç?

Hükümet 2021 sonunda Kur Korumalı Mevduat (KKM) uygulamasını devreye sokmuştu. Bütçede “Mevduat ve Katılma Hesaplarının Kur Artışlarına Karşı Korunmasına İlişkin Giderler” başlığıyla bulunan KKM gideri 2023 yılında eylül sonuna kadar 59,4 milyar lira oldu.

Mehmet Şimşek, bakanlığı devraldıktan sonra KKM uygulamasından çıkış politikasına geçti.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

2024 Bütçesi Belli Oldu: Vergi Yükü Arttı

2024 bütçesi bilgilendirme toplantısında konuşan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “2024 bütçe teklifi dirençli şehirler, dirençli ekonomi ve dirençli toplum öncelikleri gözetilerek hazırlandı. Temel önceliğimiz depremle yıkılan şehirlerimizi yeniden ayağa kaldırmak. Gerçekçi ve ayakları yere basan politikalarla hayat pahalılığı sorununun üstesinden geleceğiz” dedi ve ekledi:

“2023’te ekonomik büyümemizin yüzde 4,4 olarak gerçekleşmesini öngörüyoruz. 2024 yılı için ekonomimizin daha dengeli bir talep kompozisyonuyla yüzde 4 oranında büyümesini bekliyoruz. 2023’te 255 milyar doların üzerinde ihracatla bir önceki yılın üzerinde performansı yakalamayı, 2024 yılı için 267 milyar dolarlık rakama ulaşmayı amaçlıyoruz.

2024 Yılı Merkezi Yönetim Bütçesinde, bütçe giderlerinin 11 trilyon 89 milyar lira, bütçe gelirlerinin ise 8 trilyon 437 milyar lira olacağı tahmin edilmektedir. 2024 yılı bütçesinden deprem ihtiyaçları için 1 trilyon 28 milyar lira kaynak ayırıyoruz.”

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde “2024 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi Basın Bilgilendirme Toplantısı”nda konuştu. Yılmazın konuşmasından öne çıkan bölümler şöyle:

“2024 bütçe teklifi dirençli şehirler, dirençli ekonomi ve dirençli toplum öncelikleri gözetilerek hazırlandı. Temel önceliğimiz depremle yıkılan şehirlerimizi yeniden ayağa kaldırmak.

Gerçekçi ve ayakları yere basan politikalarımızla, tüm dünya ile birlikte ülkemizi de olumsuz etkileyen hayat pahalılığı sorunun da üstesinden geleceğiz. Bütçemiz; yatırımı, istihdamı, üretimi ve ihracatı destekleyen, bütüncül ve kapsayıcı bir kalkınma yaklaşımına sahiptir.

İstikrar içinde büyümenin sağladığı imkanları insan odaklı ve sosyal refahı artırıcı bir yaklaşımla toplumun bütün kesimleri ile paylaşmak esas alınmıştır. İşçisi, memuru, emeklisi, esnafı ve çiftçisiyle toplumun tüm kesimlerinin ihtiyaçları gözetilerek hazırlanmış, Edirne’den Kars’a 81 ilimizin her köşesinin gereksinimleri düşünülmüştür.

Böylece 2023 yılının ilk yarısında yüzde 3,9 oranında büyüyen Türkiye, OECD üyesi ülkeler arasında olumlu ayrışarak 12 çeyrektir devam eden büyüme performansını sürdürmüştür. Hâlihazırdaki büyüme oranlarımız, ihracat ve istihdamdaki rekorlara kadar pek çok göstergemiz Türkiye Yüzyılına emin adımlarla girdiğimizin ispatıdır.

Küresel iktisadi faaliyetlerdeki yavaşlamanın ve Şubat ayında yaşadığımız deprem felaketinin etkilerine rağmen 2023 yılının genelinde ekonomik büyümemizin yüzde 4,4 olarak gerçekleşmesini öngörüyoruz. 2024 yılı için ekonomimizin daha dengeli bir talep kompozisyonuyla yüzde 4 oranında büyümesini ve enflasyondaki düşüşün de teminiyle diğer ülkelerden olumlu yönde ayrışmasını bekliyoruz.

-Bilindiği üzere, güçlü ekonomik aktivitenin istihdam oluşturma kapasitesi üzerindeki olumlu etkisiyle, istihdamımız, 2023 yılının ikinci çeyreğinde tarihi yüksek seviyelerine ulaşmıştır. Yılın ilk yarısında, emekliliğe hak kazanma koşullarına yönelik düzenlemelerin sonucu istihdamdan ayrılanlar ve depremin olumsuz etkilerine rağmen net 220 bin istihdam artışı sağlanmıştır.

2023 yılı genelinde ekonomideki canlılığın sürmesiyle yılsonu itibarıyla istihdamdaki yıllık artışın yaklaşık 900 bin kişi olması, işsizlik oranının yüzde 10,1’e gerilemesi, 2024 yılında ise parasal sıkılaştırma koşullarının etkisiyle işsizlik oranının hafif bir yükselişle yüzde 10,3 seviyesinde gerçekleşmesi beklenmektedir.

Küresel ekonominin ivme kaybettiği ve dünya ticaretinde ciddi bir durgunluk yaşandığı bir dönemde, uyguladığımız politikalar ve güçlü ekonomik yapımız ile ihracatımız artmaya devam etmektedir.

2022 yılında 254,2 milyar dolarla bir önceki Orta Vadeli Program hedeflerimize yaklaşan ihracatımız, jeopolitik gerilimler ve küresel büyümedeki yavaşlama beklentilerinin yanı sıra depremin ihracat üzerindeki olumsuz etkilerine rağmen 2023 yılında da tarihi rekorlar kırmaya devam etmektedir.

Yıllıklandırılmış ihracatımız Eylül ayı itibarıyla 253 milyar doları aşmış, küresel mal ticaretinde ülkemizin aldığı pay yüzde 1’in üzerinde gerçekleşmiştir.

2023 yılı genelinde 255 milyar doların üzerinde ihracat ile bir önceki yılın üzerinde bir ihracat performansı yakalamayı, 2024 yılı için de 267 milyar dolarlık ihracat rakamına ulaşmayı amaçlıyoruz. Bu doğrultuda, ihracat desteklerimizi artırarak devam ettirecek, ihracat pazarlarını çeşitlendirme yönünde adımlar atacak, küresel ticaretteki yeni eğilimlerle uyumlu olarak çalışmalarımızı aktif bir şekilde sürdüreceğiz.

Seyahat gelirlerimiz ise, salgın ve jeopolitik gerilimlerin turizm sektörü üzerindeki olumsuz etkisine rağmen, Hükümetimizin uyguladığı politikaların desteğiyle güçlü seyrini sürdürerek, cari dengenin iyileşmesine önemli katkı sağlamaya devam etmektedir.

Turizm sektörümüzün olumlu performansı ile seyahat gelirlerimizin 2023 yılı sonunda 49 milyar dolara, 2024 yılında söz konusu yukarı yönlü ivmenin sürmesiyle 52,5 milyar dolara ulaşarak yeni rekorlar kaydetmesini bekliyoruz.

Yurt içi talepte öngörülen dengelenmenin neticesinde ithalat artış ivmesinin zayıflaması, turizm gelirlerindeki güçlü görünüm ve küresel enerji fiyatlarında ani bir yükseliş olmayacağı beklentisiyle, cari işlemler dengesinde önümüzdeki dönemde iyileşme öngörülmektedir.

Cari işlemler açığımızın en önemli sebeplerinden biri olan enerjide, son dönemde ithalat bağımlılığını azaltma ve arz güvenliğini sağlama amacıyla attığımız adımların ve temiz enerji kaynaklarıyla yeşil dönüşümü gerçekleştirme kararlılığımızın cari denge üzerindeki olumlu etkilerini, önümüzdeki dönemde daha belirgin bir şekilde göreceğiz.

Küresel ölçekte enflasyon sorunu pek çok gelişmiş ve gelişmekte olan ülkede devam ederken, enflasyonla mücadeleye yönelik şeffaf ve güvenilir politika adımlarını yerinde ve zamanında hayata geçirmekte, bu duruşumuzu düşük tek haneli enflasyon seviyelerine kalıcı şekilde ulaşıncaya kadar sürdürmekte kararlıyız.

Enflasyonla mücadelemizi sürdürürken, hayat pahalılığının yol açtığı zorlukları telafi edecek gerekli politikaları da uygulamaktan vazgeçmiyoruz.

Cumhurbaşkanımızın da ifade ettiği gibi, memurumuzu, işçimizi ve emeklimizi bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da enflasyona ezdirmeyeceğiz. Daha önce de başardığımız gibi, güven ve istikrar ortamında, akılcı adımlarla enflasyonu yeniden tek haneye indirecek ve halkımızın alım gücünü artıracağız.

Şimdiye kadar hazırladığımız bütçeler ile hastaneler, otoyollar, demiryolları, köprüler, tüneller, barajlar, içme suyu ve sulama tesisleri, organize sanayi bölgeleri, AR-GE merkezleri, enerji ve savunma sanayi projeleri gibi sayısız yatırımı hayata geçirdik, bu çerçevede 2024 yılı bütçemizde de yatırımlarımıza devam edeceğiz.”

Paylaşın

Dokuz Aylık Bütçe Açığı 512,6 Milyar Lira

2023 yılı Ocak – Eylül döneminde merkezi yönetim bütçe giderleri 3 trilyon 952,6 milyar lira, bütçe gelirleri 3 trilyon 440 milyar lira ve bütçe açığı 512,6 milyar lira oldu.

Haber Merkezi / Merkezi yönetim bütçesi eylül ayında 129,2 milyar lira açık verdi. Eylül ayında bütçe giderleri 570,5 milyar TL, gelirleri ise 441,3 milyar TL olarak kaydedildi.

Hazine ve Maliye Bakanlığı, “Eylül 2023 Merkezi Yönetim Bütçe Gerçekleşmeleri” raporunu açıkladı.

Buna göre; Eylül ayında merkezi yönetim bütçe giderleri 570,5 milyar lira, bütçe gelirleri 441,3 milyar lira ve bütçe açığı 129,2 milyar lira oldu. Ayrıca, faiz dışı bütçe giderleri 499,7 milyar lira ve faiz dışı açık ise 58,5 milyar lira oldu.

Merkezi yönetim bütçesi geçen yıl eylül ayında 78 milyar 627 milyon lira açık vermiş iken bu yılın eylül ayında 129 milyar 218 milyon lira açık verdi. 2022 yılı eylül ayında 45 milyar 511 milyon lira faiz dışı açık verilmiş iken 2023 yılı eylül ayında 58 milyar 454 milyon lira faiz dışı açık verdi.

Merkezi yönetim bütçe giderleri eylül ayı itibarıyla 570 milyar 482 milyon lira olurken, faiz harcamaları 70 milyar 764 milyon lira, faiz hariç harcamalar ise 499 milyar 719 milyon lira oldu.

2023 yılında merkezi yönetim bütçe giderleri için öngörülen 5 trilyon 589 milyar 85 milyon lira ödenekten eylül ayında 570 milyar 482 milyon lira gider gerçekleştirilirken, geçen yılın aynı ayında ise 285 milyar 567 milyon lira harcama yapıldı.

Eylül ayı bütçe giderleri geçen yılın aynı ayına göre yüzde 99,8 oranında artarken, giderlerin bütçe ödeneklerine göre gerçekleşme oranı ise 2022 yılında yüzde 10,1 iken 2023 yılında yüzde 10,2 oldu.

Faiz hariç bütçe giderleri geçen yılın aynı ayına göre yüzde 97,9 oranında artarak 499 milyar 719 milyon lira olurken, faiz hariç giderlerin bütçe ödeneklerine göre gerçekleşme oranı ise 2022 yılında yüzde 10,1 iken 2023 yılında yüzde 10,1 oldu.

Merkezi yönetim bütçe gelirleri eylül ayı itibarıyla 441 milyar 265 milyon lira olurken, vergi gelirleri 386 milyar 224 milyon lira , genel bütçe vergi dışı gelirleri ise 46 milyar 608 milyon lira oldu.

2022 yılı eylül ayında bütçe gelirleri 206 milyar 940 milyon lira iken 2023 yılının aynı ayında yüzde 113,2 oranında artarak 441 milyar 265 milyon lira olurken, bütçe tahminine göre bütçe gelirlerinin Eylül ayı gerçekleşme oranı 2022 yılında yüzde 8,1 iken 2023 yılında yüzde 9 oldu.

Eylül ayı vergi gelirleri tahsilatı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 122,6 oranında artarak 386 milyar 224 milyon lira olurken, vergi gelirlerinin bütçe tahminine göre gerçekleşme oranı ise 2022 yılında yüzde 7,9 iken 2023 yılında yüzde 9 oldu.

2023 yılı Ocak-Eylül döneminde merkezi yönetim bütçe giderleri 3 trilyon 952,6 milyar lira, bütçe gelirleri 3 trilyon 440 milyar lira ve bütçe açığı 512,6 milyar lira olurken, faiz dışı bütçe giderleri 3 trilyon 481,7 milyar lira ve faiz dışı açık ise 41,7 milyar lira oldu.

Merkezi yönetim bütçesi 2022 yılı Ocak-Eylül döneminde 45 milyar 500 milyon lira açık vermiş iken 2023 yılı Ocak-Eylül döneminde 512 milyar 602 milyon lira açık verirken, 2022 yılı Ocak-Eylül döneminde 161 milyar 611 milyon lira faiz dışı fazla verilmiş iken 2023 yılı Ocak-Eylül döneminde 41 milyar 738 milyon lira faiz dışı açık verdi.

Merkezi yönetim bütçe giderleri Ocak-Eylül dönemi itibarıyla 3 trilyon 952 milyar 585 milyon lira olurken, faiz harcamaları 470 milyar 864 milyon lira , faiz hariç harcamalar ise 3 trilyon 481 milyar 721 milyon lira oldu.

2023 yılı Ocak-Eylül döneminde merkezi yönetim bütçe giderleri geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 95,6 oranında artarak 3 trilyon 952 milyar 585 milyon lira olurken, faiz hariç bütçe giderleri geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 92 oranında artarak 3 trilyon 481 milyar 721 milyon lira oldu.

Merkezi yönetim bütçe gelirleri Ocak-Eylül dönemi itibarıyla 3 trilyon 439 milyar 983 milyon lira olurken, vergi gelirleri 2 trilyon 982 milyar 35 milyon lira, genel bütçe vergi dışı gelirleri ise 383 milyar 116 milyon lira oldu.

2022 yılı Ocak-Eylül döneminde bütçe gelirleri 1 trilyon 975 milyar 260 milyon lira iken 2023 yılının aynı döneminde yüzde 74,2 oranında artarak 3 trilyon 439 milyar 983 milyon lira olurken, 2023 yılı Ocak-Eylül dönemi vergi gelirleri tahsilatı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 81 oranında artarak 2 trilyon 982 milyar 35 milyon lira oldu.

Paylaşın

Türkiye’de Gıda Fiyatları 3 Yılda Yüzde 338 Arttı

Eylül 2020 ile Eylül 2023 arasındaki son 3 yılda Türkiye’de gıda fiyatları yüzde 338 artarken dünyada sadece yüzde 24 artış gösterdi. TÜİK verilerine göre yıllık reel gıda enflasyonu 2019 sonunda ve 2020 başında eksideydi. Yani, genel tüketici enflasyonu gıda enflasyonundan daha yüksek seyrediyordu.

Yeni Ekonomik Model sonrası bu durum tam tersine dönerken Nisan 2022’de bu fark yüzde 20’nin üzerine çıktı. Nonimal yıllık gıda enflasyonu ise 2021 ortasına kadar çoğunlukla yüzde 10’un altında seyretmesine rağmen Yeni Ekonomik Model ve Kur Korumalı Mevduat (KKM) döneminde rekora koştu. Kasım 2022’de yıllık gıda enflasyonu yüzde 102’ye ulaştı.

Türkiye’de enflasyonla birlikte hayat pahalılığı halkı derinden etkiliyor. Gıda enflasyonu ise daha çok can yakıyor. Çünkü gıda enflasyonu ile genel enflasyon arasındaki fark iyice açılmış durumda.

Dünya Bankası raporuna göre yıllık reel gıda enflasyonunun en yüksek olduğu dördüncü ülke Türkiye. Rapora göre Türkiye’de yıllık reel gıda enflasyonu yüzde 15 oldu. BM Gıda ve Tarım Örgütü’nün açıkladığı küresel gıda enflasyonu ile Türkiye’deki gıda enflasyonu arasındaki fark da had safhada. Küresel gıda fiyatları düşüş eğiliminde olmasına rağmen Türkiye’de gıda fiyatları 36 aydan bu yana sürekli artıyor.

Dünya Bankası’nın yayımladığı Gıda Güvenliği raporuna göre, yılbaşından beri emtia fiyatlarındaki gerilemeye rağmen, özellikle düşük gelirli ülkelerde, gıda fiyatları yüksek seyrediyor. Dünya Bankası’nın tanımına göre gıda enflasyonu ile genel tüketici enflasyonu arasındaki fark reel gıda enflasyonu gösteriyor.

Mayıs-Ağustos 2023 arasında mevcut olan son ay itibariyle yıllık reel gıda enflasyonun en yüksek olduğu ülke yüzde 44 ile Lübnan olurken arkasından yüzde 34 ile Mısır geliyor. Sierra Leone yüzde 15 ile üçüncü ve Türkiye de yine yüzde 15 reel gıda enflasyonu ile bu alanda dünyada dördüncü sırada bulunuyor.

Ruanda, Gine, Gana, Pakistan, Surinam ve Malavi yüzde 11 ile 13 arasında değişen yıllık reel gıda enflasyonu ile bu alanda ilk 10 listesinde bulunuyor. Türkiye nominal gıda enflasyonunda da yüzde 74 ile dünya dördüncüsü. Zirvede ise yüzde 403 ile Venezuela bulunurken ardından Lübnan (yüzde 274) ve Arjantin (yüzde 134) geliyor.

9. ve 10. Sıradaki Burundi ile Malavi’de yıllık enflasyon yüzde 39. Bu ülkelerdeki enflasyonun Türkiye’nin neredeyse yarısı olması dikkat çekiyor. Diğer gelişmemiş ve gelişmekte olan ülkeler gıda enflasyonunda Türkiye’den daha iyi durumda.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) verilerine göre Eylül 2020’den bu yana 36 aydan bu yana gıda fiyatları her ay aralıksız artıyor. FAO’nun açıkladığı küresel gıda fiyatları ise bu 36 ayının 19’unda bir önceki aya göre düştü. Buna göre Eylül 2020 ile Eylül 2023 arasındaki son 3 yılda Türkiye’de gıda fiyatları yüzde 338 artarken dünyada sadece yüzde 24 artış gösterdi.

TÜİK verilerine göre yıllık reel gıda enflasyonu 2019 sonunda ve 2020 başında eksideydi. Yani, genel tüketici enflasyonu gıda enflasyonundan daha yüksek seyrediyordu. Yeni Ekonomik Model sonrası bu durum tam tersine dönerken Nisan 2022’de bu fark yüzde 20’nin üzerine çıktı.

Nonimal yıllık gıda enflasyonu ise 2021 ortasına kadar çoğunlukla yüzde 10’un altında seyretmesine rağmen Yeni Ekonomik Model ve Kur Korumalı Mevduat (KKM) döneminde rekora koştu. Kasım 2022’de yıllık gıda enflasyonu yüzde 102’ye ulaştı.

Maaşlara gelen zammı enflasyon eritiyor

TÜİK verilerine göre eylül itibariyle son üç ayda enflasyon yüzde 25 oldu. Bu da memur maaşları ve asgari ücrete gelen yüksek zamların etkisinin kısa sürede yitirdiği anlamına geliyor.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Ekonomi Yönetimi Farklı Coğrafyalarda Para Arıyor!

14 ve 28 Mayıs seçimleri sonrası değişen ekonomi yönetimi, Türkiye’ye dış kaynak bulabilmek için aylardan beri dünyanın farklı coğrafyaları arasında mekik dokuyor. Son olarak, Dünya Bankası-Uluslararası Para Fonu (IMF) yıllık toplantıları için Fas’ın Marakeş kentinde bulunan Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Hafize Gaye Erkan, ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanı Jerome Powell ile 40 dakika görüştü.

Erkan, temasları kapsamında Blackrock, JPMorgan, Deutsche Bank ve Barclays gibi uluslararası finans ve yatırım çevreleri ile de bir araya geldi. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de Londra’da uluslararası yatırımcılar ile yaptığı toplantıların ardından Fas’a gitti. Şimşek Marakeş’te yaptığı açıklamada, geçmiş ekonomi politikalarını tersine çevirmenin zaman alacağını belirtti. 19 Ekim’de Paris’te yatırımcılarla görüşecek olan Şimşek, ardından dış kaynak arayışı kapsamında Abu Dabi, Doha ve Riyad’a gidecek.

Türkiye bir yandan “rasyonele dönüş” adı altında faiz artırım ve dış kaynak bulma sürecinden geçerken, diğer yandan yakın çevresindeki tansiyon giderek artıyor. Ukrayna-Rusya ve Azerbaycan-Ermenistan’dan sonra şimdi belki de en ciddi tehdit olarak İsrail-Hamas savaşının yayılmasından endişe ediliyor.

Uzmanlara göre, Türkiye’nin yakın coğrafyasında şiddeti giderek artan çatışmalar nedeni ile, ülke ekonomisinin ihtiyacı olan dış kaynağı bulmak kolay olmayacak. Milyarlarca dolarlık uluslararası sermayeyi çekmek için ülke ülke gezen Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in işi daha da zorlaşmış durumda.

Ekonomi yönetimi, Türkiye’ye dış kaynak bulabilmek için aylardan beri dünyanın farklı coğrafyaları arasında mekik dokuyor. Son olarak, Dünya Bankası-Uluslararası Para Fonu (IMF) yıllık toplantıları için Fas’ın Marakeş kentinde bulunan Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Hafize Gaye Erkan, ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanı Jerome Powell ile 40 dakika görüştü. Erkan, temasları kapsamında Blackrock, JPMorgan, Deutsche Bank ve Barclays gibi uluslararası finans ve yatırım çevreleri ile de bir araya geldi.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de Londra’da uluslararası yatırımcılar ile yaptığı toplantıların ardından Fas’a gitti. Şimşek Marakeş’te yaptığı açıklamada, geçmiş ekonomi politikalarını tersine çevirmenin zaman alacağını belirtti. 19 Ekim’de Paris’te yatırımcılarla görüşecek olan Şimşek, ardından dış kaynak arayışı kapsamında Abu Dabi, Doha ve Riyad’a gidecek. Peki Şimşek ve Erkan’ın dış kaynak arayışı, İsrail-Hamas savaşından nasıl etkilenecek?

DW Türkçe’den Aram Ekin Duran’a konuşan Kırklareli Üniversitesi Uluslararası Ticaret ve Lojistik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sinan Alçın, İsrail-Hamas arasındaki çatışmanın bir bölgesel savaşa dönüşme ihtimali nedeni ile uluslararası finansal hareketlerin “güvenli limanlara” yöneleceğini söylüyor.

Türkiye’nin çevresindeki çatışma ve risk alanlarının kısa vadeli sermaye girişlerinin azalmasına neden olabileceğini, yabancı doğrudan yatırım kararlarının da askıya alınabileceğini kaydeden Prof. Alçın, “Uluslararası yabancı fonlar açısından Türkiye şimdilik ‘izlenenler’ listesinde bulunmaya devam ediyor” diyor.

Bundan sonraki süreçte para politikasındaki sıkılaşmanın sürdürülüp sürdürülmeyeceği ve vergi toplama yanında kamunun da tasarrufa yönelip yönelmeyeceğinin uluslararası yatırımcılar açısından belirleyici olacağını ifade eden Alçın, şu görüşleri dile getiriyor:

“Uluslararası kısa vadeli yatırımcılar açısından Londra’daki swap piyasasındaki TL kısıdının henüz kaldırılmamış olması temel rahatsızlık unsuru. Bunun dışında son 3 aylık enflasyonun yüzde 20 olmasına karşın, Dolar/TL kurundaki hareketin yalnızca yüzde 1 artış göstermiş olması da kur kontrolünün devam ettiği sinyali vermekte ve bu kur seviyesinden Türkiye piyasasına girip önümüzdeki aylarda hızlı değer kaybedebilecek TL’yi dolara çevirip kayıpla çıkma konusunda da isteksizler.”

Uluslararası yatırımcı ne düşünüyor?

Türkiye’nin dış kaynak bulmada yaşadığı sorunlar, İsrail-Hamas savaşı öncesinde de ortaya konmaya başlanmıştı. Geçtiğimiz günlerde, Şimşek’in 4-5 Ekim tarihlerindeki Londra temasları sonrasında yayınlanan Bank of America raporunda, aralarında 4 trilyon doları yöneten fonların bulunduğu 23 yatırımcının Türkiye ekonomisine ilişkin görüşlerine yer verildi.

Rapora göre, Mehmet Şimşek ile özel görüşmelerde bulunan uluslararası yatırımcılar, Türkiye’nin yabancı yatırımları çekme çabalarının yavaş ilerlediğini belirtirken, “rasyonele dönüş” politikalarından her an vazgeçilme ihtimalinin en büyük endişe kaynağı olduğuna vurgu yapıldı. Türkiye’de yapısal sorunların devam ettiğini ve bu sorunları aşmanın kolay olmayacağını dile getiren yatırımcılar, Türkiye’ye sermaye girişi konusunda hâlâ “bekle-gör” politikası izledikleri mesajını vermiş oldu.

Beykoz Üniversitesi İşletme ve Yönetim Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Evren Bolgün’e göre, 2018-2023 arasındaki yanlış politikaların düzeltilmesi sadece faiz politikası ile değil, topyekun bir makro ekonomik bakış gerektiriyor.

Türkiye’nin hâlâ kendi içinde risk yaratma potansiyeline sahip olduğunu dile getiren Prof. Bolgün, “Dolayısıyla yabancı yatırımcı şunu söylüyor: Son 5 yılda öyle rasyonellikten uzak bir politika uyguladınız ki, biz şimdi 4,5 aylık politika değişikliğini yakından izliyoruz ancak hâlâ güvenimiz tam değil” diye konuşuyor.

28 Mayıs seçimleri öncesinde Türkiye’den çıkan 1,5 milyar dolarlık yabancı portföyünün seçimlerden sonra geri döndüğünü ancak seçimlerden bu yana geçen 4,5 ayda borsaya net yabancı girişi yaşanmadığını anımsatan Bolgün, “Son 4,5 ayın sonunda Türkiye’ye beklenen portföy yatırımı gelmedi. Körfez ülkeleri ile 50 milyar dolarlık ticaret anlaşması yapıyoruz, bunun 8 milyar doları sukuk olarak gelecek dendi. Ama bunlar gelmedi. Dünya Bankası’ndan geleceği açıklanan 18 milyar dolara ilişkin de bir gelişme yok hâlâ” şeklinde konuşuyor.

İsrail-Hamas savaşının ortaya çıkardığı yeni konjonktürün de Türkiye’ye gelmesi umut edilen yabancı yatırımları olumsuz etkileyeceğini kaydeden Bolgün, “Ama zaten savaş başlamadan önce de durum parlak değildi. Yabancının Türkiye’ye umulan düzeyde ilgi göstermediğini biliyoruz. Ocak-Eylül döneminde yabancı yatırımcının portföy yatırımı olarak Türkiye’ye soktuğu para sadece 350 milyon dolar” diyor.

Ortadoğu’daki savaşın uzaması halinde son 1 haftada yüzde 7 artan petrol fiyatlarının etkisiyle Türkiye’nin cari açığının giderek büyüyeceğine de işaret eden Prof. Bolgün, “Bu da enflasyon görünümünü daha da bozacak. Hele çatışmanın İsrail-Hamas’ı aşıp Lübnan, Suriye ve özellikle İran’ı da içine alması halinde, tablo her açıdan çok daha kötü hale gelebilir” değerlendirmesinde bulunuyor.

Net rezervler eksi 55 milyar dolar

İsrail-Hamas çatışması ABD dolarını tüm dünyada güçlendirirken, Türkiye’nin dolar rezervleri ise beklenen hızda artmıyor. TCMB’nin net rezervleri 6 Ekim haftasında 20,7 milyar dolar olarak kaydedilirken, swap hariç net rezervleri ise eksi 55,7 milyar dolar olarak gerçekleşti. Yani seçimden bu yana rezervlerde bir miktar iyileşme olsa da, hâlâ yabancı yatırımcı açısından güven vermekten uzak bir seviyede bulunuyor.

Prof. Dr. Oğuz Oyan, Türkiye’nin her yıl ortalama 200 milyar dolarlık dış borç ödemesi ve 50 milyar dolarlık cari açığını finanse etmesi gerektiğini söylüyor. Bunun için de hükümetin ya yeniden borçlanması ya da yabancı yatırımları çekmesi gerektiğini vurgulayan Prof. Oyan, şöyle konuşuyor:

“Türkiye’nin dış yatırım çekememesi bölgedeki sıcak çatışmalardan değil, Türkiye’nin ekonomik göstergelerinin oldukça bozuk olmasından kaynaklanıyor. Türkiye dış kaynak olmadan büyümesini finanse edemiyor. Cari açık vermeden büyüyemiyoruz. Bunun için de her zaman dış yatırım ihtiyacı var. Bu nedenle Türkiye’nin dış borçları milli gelirinin yarısına ulaştı. Şimdilik İsrail-Hamas savaşı kısa vadede Türkiye’ye ciddi bir olumsuz etki yapacağını öngörmüyorum. Ancak Doğu Akdeniz’deki enerji oyununa yeniden dönmek isteyen Türkiye’nin son dönemde İsrail ile yakınlaşma çabalarının büyük yara aldığını söyleyebiliriz.”

Filistin – İsrail savaşı

7 Ekim’de Hamas’ın saldırısı ile başlayan ancak sonrasında İsrail’in topyekun savaş ilanı ile boyut değiştiren İsrail-Hamas çatışmasının küresel ekonomiye etkileri de giderek daha çok tartışılmaya başlanıyor. Bölgenin en önemli limanlarından biri ve İsrail’in en büyük ikinci limanı olan Hayfa Limanı, dünyanın en yoğun nakliye hattının bitişiğinde yer alıyor. Süveyş Kanalı’ndan geçen gemilerin uğrak limanı olan Hayfa Limanı’nda savaş nedeni ile ortaya çıkacak sorunlar, küresel ticareti de etkileme potansiyeline sahip.

Bununla birlikte, savaşın uzaması ve bölge ülkelerine yayılması durumunda petrol ve doğalgaz arzında da ciddi sıkıntılar yaşanabilir. Bu durum 7 Ekim’den sonra artış eğilimine giren enerji fiyatlarında yeni rekorlara neden olabilir. Öte yandan İsrail’in Gazze’yi işgal etmesi halinde yaşanacak göç dalgası da Türkiye’nin de aralarında olduğu bölge ülkelerinde konut fiyatlarından kamu harcamalarına kadar pek çok alanı etkileyecek.

Türkiye özelinde bakıldığında, İsrail Türkiye’nin dış ticaretinde önemli aktörlerden biri olarak öne çıkıyor. Son açıklanan resmi verilere göre, Türkiye Ocak-Ağustos 2023 döneminde İsrail’e 3,8 milyar dolarlık ihracat yaparken, aynı dönemde İsrail’den ithalatı ise 1,2 milyar dolar düzeyinde gerçekleşti. İsrailli turistler içinde Türkiye önemli bir tatil lokasyonu. Türkiye’yi ziyaret eden İsraillilerin sayısı 2019’da 570 bin ile rekor kırmış, pandemi sonrasında sınırların yeniden açılması ile 2022’de ise Türkiye’ye gelen İsrailli turist sayısı 700 bine yaklaşmıştı.

Türkiye’nin Filistin ile ticareti ise İsrail ile kıyaslandığında çok düşük seviyede seyrediyor. 2023’ün ilk 8 ayında Filistin’e yapılan ihracat 83 milyon dolar olurken, ithalat ise 12 milyon dolar oldu. Yani aynı dönemde İsrail ile 5 milyar dolarlık dış ticarete imza atılırken, bu rakam Filistin ile 100 milyon dolara bile ulaşmadı.

Paylaşın

Şimşek’ten “Kredi Kartı Borçları” Sorusuna Yanıt: Güçlü Ekonomik Büyüme

965 milyar liraya ulaşan kredi kartlarına ilişkin soruyu yanıtlayan Bakan Mehmet Şimşek, ”Türkiye’de son 21 yılda kaydedilen güçlü ekonomik büyüme performansı ve yapısal dönüşüm ile birlikte vatandaşlarımızın kredi kartı ve kredi kullanımlarında artış görülmüştür” dedi ve ekledi:

“Bu artışa rağmen hane halkı borcunun milli gelire oranı yüzde 11 seviyesindedir. Bu oran yaklaşık yüzde 57 seviyesinde hane halkı borçluluğu olan Avro Bölgesi ortalamasının oldukça altındadır.”

Bakan Şimşek, 11 Eylül’de yaptığı açıklamada, “Kredi kartları, bireysel kredi, taşıt kredisi ve ikinci konut kredisinde sadece faizleri artırarak değil, bankalar üzerinden kredi verme iştahını keserek de kredi büyümesini düşüreceğiz” demişti.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verilerine göre, bireysel kredi kartlarındaki borç bakiyesi yılın başından 29 Eylül’e kadar olan dönemde yüzde 116,2 oranında net 518,8 milyar lira artarak 965 milyar liraya ulaştı.

Kredi kartı kullanımındaki artışı Meclis gündemine taşıyan CHP’li Ersever, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in yanıtlaması istemiyle yazılı soru önergesi sundu.

Ersever, 2015 ile 2023 arasında yıllar itibariyle toplam kredi kartı sayısını ve aynı dönem için kişi başına düşen kredi kartı sayısını takibe düşen toplam borç miktarını, icra nedeniyle kredi kartı ve kredi kullanımına kısıt getirilen kişi sayısını sordu.

Sol Haber’in aktardığına göre; Şimşek, Ersever’e şu yanıtı verdi: ”Türkiye’de son 21 yılda kaydedilen güçlü ekonomik büyüme performansı ve yapısal dönüşüm ile birlikte vatandaşlarımızın kredi kartı ve kredi kullanımlarında artış görülmüştür.

Bu artışa rağmen hane halkı borcunun milli gelire oranı yüzde 11 seviyesindedir. Bu oran yaklaşık yüzde 57 seviyesinde hane halkı borçluluğu olan Avro Bölgesi ortalamasının oldukça altındadır.”

Paylaşın