İstanbul’da Toplu Ulaşım Ücretlerine Yüzde 30 Zam

İstanbul’da otobüs, metro, metrobüs, minibüs ve vapur gibi toplu ulaşım araçlarıyla taksi ve okul servislerine yüzde 30 zam yapıldı. Yeni tarifenin 15 Eylül itibaren geçerli olacağı açıklandı.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Tarife Komisyonu ile Ulaşım ve Trafik Komisyonu, “Toplu Ulaşım Ücret Tarifesi Düzenlemesi”ne ilişkin çalışmalarını tamamladı.

Buna göre, İBB Meclisi toplantısına gönderilen gündem maddesinde toplu ulaşım ile taksi ve okul servislerine yüzde 29,22 zam yapılması talep edildi. Teklif Meclis grubundan oy çokluğu ile geçti. Yeni tarife 15 Eylül itibaren geçerli olacak.

Açıklanan tarife uyarınca elektronik tam biletin 27 liradan 35 liraya; Mavi Kart aylık abonman ücreti ise 2 bin 120 liradan 2 bin 748 liraya çıktı.

Deniz yolu taşımacılığında Üsküdar-Eminönü seferinin 34,20 liradan 44,33 liraya, Kadıköy-Eminönü ile Kadıköy-Beşiktaş seferlerinin 38,11 liradan 49,40 liraya, Bostancı-Adalar seferinin 100,45 liradan 130,22 liraya çıkartılması kararlaştırıldı.

T24’ün aktarımına göre mecliste yapılan oylama sonucu, taksilerde taksimetre açılış ücretinin 42 liradan 54,50 liraya, mesafe ücretinin kilometre başına 28 liradan 36,30 liraya, zaman tarifesi ücretinin de saatlik 350 liradan 453,71 liraya çıkarılmasına karar verildi. Kısa mesafe ücreti ise 135 liradan 175 liraya yükseltildi.

Minibüslerdeki indi-bindi ücretleri de arttı. Buna göre minibüslerde en kısa mesafe ücreti, 4 kilometreye kadar 25 liradan 32,50 liraya, 4 ile 7 kilometre arası 26 liradan 34 liraya, 7 ile 11 kilometre arası 27 liradan 35 liraya, 11 ile 15 kilometre arası 28 liradan 36 liraya, 15 ile 20 kilometre arası 30 liradan 39 liraya, öğrenci ücreti de 16 liradan 21 liraya çıkarıldı.

Yeni tarifeyle okul servis ücretlerindeki 0 ile 1 kilometre arası mesafe ücreti de 2 bin 605 liradan 3 bin 376 liraya yükseltildi. Personel servis ücretleri ise 1757 lira oldu.

Geçtiğimiz aylarda Danıştay Sekizinci Daire’nin almış olduğu kararla, bilet ve ücret tarifelerini belirleme ve değiştirme yetkisi UKOME’den alınarak belediye meclislerine verilmişti. Bundan sonra ise kentteki ulaşıma ilişkin zam kararları, UKOME yerine İBB Meclisi’nde alınacak.

Paylaşın

Türkiye, OECD Ülkeleri Arasında Enflasyon Şampiyonu

Türkiye, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’ne (OECD) üye ülkeler arasında en yüksek enflasyon oranına sahip ülke olmaya devam ediyor. Türkiye’de enflasyon, OECD ortalamasının sekiz katı düzeyinde seyrediyor. 

Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü’nün (OECD) yayımladığı son tüketici fiyatları endeksi (TÜFE) raporuna göre; Türkiye, yüzde 33,5 ile tüm üyeleri geride bırakarak bir kez daha açık ara zirveye yerleşti. Bu oran, aynı dönemde yüzde 4,1 olarak ölçülen OECD ortalamasının sekiz katına yaklaşıyor.

Karar’dan Berfu Kargı’nın aktardığı rapora göre, OECD üyesi 38 ülkenin arasında sadece Türkiye’de çift haneli enflasyon görüldü. Türkiye, Temmuz 2025 itibarıyla yüzde 33,5’lik yıllık enflasyon oranıyla OECD’de açık ara zirvede yer aldı.

İkinci sıradaki Estonya’da enflasyon yüzde 5,4, Macaristan’da yüzde 4,3, Kolombiya’da ise yüzde 4,9 olarak ölçüldü. Türkiye’nin bir önceki aya göre 1,5 puanlık düşüşle yüzde 35’ten yüzde 33,5’e gerilemesi, Meksika ve Polonya ile birlikte en sert düşüşler arasında yer aldı.

Ancak bu düşüşe rağmen enflasyon seviyesi hâlâ yüksekliğini koruyor. Alt kalemlerde ise Türkiye’de Temmuz itibarıyla gıda enflasyonu yüzde 28, enerji enflasyonu yüzde 37,7, gıda ve enerji hariç çekirdek enflasyon ise yüzde 35,1 olarak kaydedildi.

Gıda ve enerji hariç hesaplanan çekirdek enflasyonda da Türkiye OECD ülkeleri arasında zirvede yer aldı. Temmuz 2025 itibarıyla Türkiye’de çekirdek enflasyon yüzde 35,1 seviyesindeyken, OECD ortalaması yüzde 4,4 oldu. Aradaki yaklaşık sekiz katlık fark, Türkiye’de yapısal fiyat baskılarının ve maliyet kaynaklı enflasyonun ne kadar güçlü olduğunu gösteriyor.

Temmuz 2025 itibarıyla OECD genelinde yıllık enflasyon yüzde 4,1 ile sabit kaldı. Haziran ayında yüzde 4,2 olan oran, sınırlı bir gerileme gösterse de Mart 2025’ten bu yana enflasyon yüzde 4 bandında seyrediyor. Enerji fiyatlarındaki artış yavaşladı; Temmuz’da enerji enflasyonu OECD ortalamasında yüzde 0,3’e düştü. Haziran’da bu oran yüzde 0,9 düzeyindeydi.

Gıda fiyatlarında ise yatay seyir dikkat çekiyor. Haziran’da yüzde 4,6 olan gıda enflasyonu Temmuz’da yüzde 4,5 oldu. Her ne kadar genel ortalama sabit kalsa da 21 OECD ülkesinde gıda fiyatları yükseldi. Çekirdek enflasyon ise yüzde 4,4 ile sabit kalmayı sürdürdü.

G7 ülkelerinde manşet enflasyon yüzde 2,6 ile sabit kalırken, çekirdek enflasyon yüzde 3,0 olarak ölçüldü. Japonya ve Kanada’da enerji fiyatlarındaki düşüş, artan gıda fiyatlarının etkisini sınırladı.

Euro Bölgesi’nde ise Temmuz itibarıyla yıllık enflasyon yüzde 2,0 olarak ölçüldü. Özellikle gıda fiyatlarında yükseliş dikkat çekerken, enerji fiyatlarındaki düşüş hızı yavaşladı. Eurostat’ın Ağustos 2025’e ilişkin öncü verisi, manşet enflasyonun yüzde 2,1’e yükseldiğini, çekirdek enflasyonun ise değişmediğini gösteriyor. Bu veriler, Avrupa Merkez Bankası’nın yıl sonuna kadar para politikasında değişiklik yapmama eğilimini güçlendirebilir.

G20 ülkeleri genelinde yıllık enflasyon Temmuz’da yüzde 3,8 olarak ölçüldü. Bu oran, geçen yılın aynı dönemindeki yüzde 6,7 seviyesinden oldukça düşük. G20 içinde Arjantin hâlâ yüzde 36,6 ile yüksek bir orana sahip olsa da bu ülkenin genel ortalamaya etkisi son aylarda azaldı. Brezilya ve Suudi Arabistan’da enflasyon düşerken, Hindistan, Endonezya ve Güney Afrika’da artış kaydedildi.

OECD raporunun en sıra dışı verilerinden biri Costa Rica’ya ait. Ülkede Temmuz ayında yıllık enflasyon yüzde –0,6 oldu. Bu, üst üste üçüncü ayda yaşanan deflasyon anlamına geliyor. Raporda bu durum; enerji fiyatlarının hâlâ negatif bölgede kalması, gıda fiyatlarındaki yatay seyir ve çekirdek enflasyonun neredeyse sıfıra inmesiyle açıklanıyor.

Paylaşın

Yıl Sonu Enflasyon Beklentisi 11 Puan Arttı

Yüzde 17,5 olarak belirlenen 2025 yıl sonu enflasyon tahmini yeni Orta Vadeli Program’da (OVP) yüzde 28,5 olarak hesaplandı. Önceki OVP’de yüzde 9,7 olarak tahmin edilen 2026 yılı enflasyon oranı, yeni OVP’de yüzde 16’ya çıktı. 

Enflasyonun ancak 2027 yılında tek haneli sayılara düşmesinin beklendiği yeni OVP’de enflasyon tahmini, 2027 için yüzde 9, 2028 için yüzde 8 olarak hesaplandı.

Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Strateji ve Bütçe Başkanlığınca hazırlanan ve Resmi Gazete’nin 8 Eylül Pazartesi günü mükerrer sayısında yayımlanan üç yıllık Orta Vadeli Program’da (OVP) 2025 yıl sonu enflasyon beklentisi bir önceki OVP’ye göre 11 puanlık artış gösterdi.

2024 yılında yayımlanan OVP’de yüzde 17,5 olarak belirlenen 2025 enflasyon tahmini pazartesi günü yayımlanan programda yüzde 28,5 olarak hesaplandı.

Önceki OVP’de yüzde 9,7 olarak tahmin edilen 2026 yılı enflasyon oranı, yeni OVP’de yüzde 16’ya çıktı.

Enflasyonun ancak 2027 yılında tek haneli sayılara düşmesinin beklendiği yeni OVP’de enflasyon tahmini, 2027 için yüzde 9, 2028 için yüzde 8 olarak hesaplandı.

Ekonominin 2026 yılında yüzde 3,8 büyüyeceği öngörülen Orta Vadeli Program’a göre, 2025 yılı için büyüme tahmini yüzde 3,3 olurken, ekonominin 2027’de yüzde 4,3 ve 2028’de yüzde 5 büyümesi bekleniyor.

Bütçe açığının gayrisafi yurt içi hasılaya (GSYİH) oranının 2026’da yüzde 3,5, program dönemi sonunda ise yüzde 2,8 olması öngörülüyor.

İşsizlik oranının bu yıl yüzde 8,5 seviyesinde gerçekleşeceği, 2025’te yüzde 8,4, 2027’de yüzde 8,2 ve 2028’de yüzde 7,8 olacağı hedefleniyor.

Dış ticarette ise ihracatın 2025 sonunda 273,8 milyar dolar, 2026’da 282 milyar dolar, 2027’de 294 milyar dolar ve 2028’de 308,5 milyar dolar seviyesine ulaşması öngörülüyor.

İthalatın ise 2024 sonunda 367 milyar dolar, 2026’da 378 milyar dolar, 2027’de 393 milyar dolar ve programın sonunda 410,5 milyar dolara yükselmesi bekleniyor.

OVP, makro politikaları, hedefleri, bütçe dengesi, borçlanma durumu ve kamu idarelerinin ödenek tavanlarını içeren, merkezi yönetim bütçesi hazırlık sürecini başlatan temel politika belgesi olma niteliği taşıyor.

Program, 12’nci Kalkınma Planı’nın hedefleriyle uyumlu şekilde makroekonomik ve finansal istikrarı güçlendirmeyi, mali disiplini korumayı, enflasyonu orta vadede tek haneye indirmeyi ve sürdürülebilir büyümeyi amaçlıyor.

Programın öncelikleri, kamu kurumlarının bütçelerinden yasal düzenlemelere kadar karar alma süreçlerinde belirleyici olacak.

Ayrıca, küresel, bölgesel ve ulusal gelişmeler ışığında güncellenen makroekonomik çerçeve doğrultusunda önümüzdeki üç yıl için uygulanacak dönüşüm adımları ve takvimi ortaya koyuyor.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Gıda Fiyatları, Dünya Genelinde Sabit Kalırken Türkiye’de Yüzde 3.02 Arttı

Türkiye’de gıda fiyatları son bir ayda yüzde 3.02 artarken, dünya genelinde yatay bir seyir izledi. Bu durum, Türkiye’de gıda fiyatları üzerinde enflasyonist baskının sürdüğünü gösteriyor.

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), uluslararası gıda fiyatlarındaki değişimleri izleyen FAO Gıda Fiyat Endeksi’nin Ağustos ayı sonuçlarını açıkladı. Buna göre, ağustos ayında dünya genelindeki gıda fiyatları stabil kalırken, Türkiye’de durum farklı bir tablo çizdi.

Birleşmiş Milletler raporları küresel fiyatlarda sınırlı bir artışa işaret ederken, Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) verileri, Türkiye’deki gıda enflasyonunun hızla yükselmeye devam ettiğini gösterdi. Bu durum, Türkiye’nin ekonomik olarak dünyadan ayrıştığına dair yeni bir gösterge oldu.

FAO tarafından hazırlanan ve tahıl, yağlı tohum, süt ürünleri, et ile şeker fiyatlarındaki aylık değişimleri takip eden küresel gıda fiyat endeksi, ağustos ayında 130,1 seviyesine yükseldi. Öte yandan temmuzdaki endeks rakamı 130’a revize edildi.

Et, şeker ve bitkisel yağ fiyatlarındaki artışların tahıl ve süt ürünleri fiyatlarındaki düşüşleri dengelemesi, fiyatlardaki artışı sınırlandırdı. Bitkisel yağ fiyatları ağustosta aylık yüzde 1,4 artarak son üç yılın en yüksek seviyesine ulaştı. Tahıl fiyatları aylık yüzde 0,8 geriledi. Uluslararası buğday fiyatları, Avrupa Birliği ve Rusya’daki büyük hasatların etkisiyle düştü.

Et fiyatları, özellikle Çin ve ABD’deki güçlü talebin etkisiyle ağustos ayında yüzde 0,6 oranında artarak rekor seviyeye ulaştı. Bu dönemde büyükbaş ve küçükbaş hayvan etlerinin fiyatı yükselirken, domuz etinde kayda değer bir değişim görülmedi. Kanatlı etinde ise fiyatlar düşüş gösterdi.

Süt ürünleri fiyatları Asya pazarlarından gelen zayıf talep nedeniyle tereyağı, peynir ve tam yağlı süt tozu fiyatlarının düşmesiyle aylık yüzde 1,3 oranında geriledi. Şeker fiyatları ise temmuzda önceki aya göre yüzde 0,2 oranında hafif bir artış gösterdi.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, ağustos ayında gıda fiyatları bir önceki aya kıyasla yüzde 3,02 artarken, yıllık bazda yüzde 33,28’e ulaştı. Öte yandan Türk-İş’in açıkladığı mutfak enflasyonu verileri, aylık yüzde 2,64, yıllık ise yüzde 41,46 olarak hesaplandı.

Paylaşın

Çaya Üç Ayda Yüzde 28 Zam

ÇAYKUR’un kuru çay fiyatları haziran ayından bu yana toplam yüzde 28 oranında zamlandı. Sektör temsilcileri, önümüzdeki haftalarda da zam beklediklerini dile getiriyor.

ÇAYKUR, Haziran’dan bu yana kuru çaya üçüncü zammını gerçekleştirdi. Eylül ayı itibariyle çaya yüzde 7.5 zam gelirken, yeni fiyat listeleri bugün itibariyle toptancı bayileri ve distrübütörlere gönderildi.

Yeni fiyatlar bugün itibarıyla uygulanmaya başlanıyor.

Hatırlanacağı üzere kuru çaya Haziran ayının ortalarında yüzde 15 zam yapılmış, Temmuz sonunda ise yüzde 3,5 oranında ikinci bir zam gerçekleştirilmişti.

Şimdi de Eylül itibariyle ÇAYKUR yüzde 7,5’luk fiyat artışıyla kuru çayda üçüncü zammını gerçekleştirmiş oldu.

Böylece ÇAYKUR’un ardı ardına gelen zamları sonucu kuru çay fiyatları Haziran’dan bu yana yaklaşık yüzde 28 arttı.

Bloomberg HT’den İrfan Donat‘a bilgi veren sektör temsilcileri, Eylül ayındaki yüzde 7,5 oranındaki üçüncü zammın ardından önümüzdeki haftalarda benzer oranlarda bir zam daha beklendiğini dile getirdi.

Paylaşın

Üretici Enflasyonu Yüzde 24,19

Yurt içi üretici enflasyonu, ağustos ayında bir önceki aya göre yüzde 2,48, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 20,62, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 25,16 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 26,28 arttı.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) Ağustos 2025 verilerini açıkladı.

Buna göre; Yurt içi üretici enflasyonu, ağustos ayında bir önceki aya göre yüzde 2,48, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 20,62, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 25,16 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 26,28 arttı.

Sanayinin dört sektörünün yıllık değişimleri; madencilik ve taş ocakçılığında yüzde 27,62, imalatta yüzde 24,73, elektrik, gaz üretimi ve dağıtımında yüzde 26,68 ve su temininde yüzde 55,35 arttı.

Ana sanayi gruplarının yıllık değişimleri; ara mallarında yüzde 22,02, dayanıklı tüketim mallarında yüzde 30,22, dayanıksız tüketim mallarında yüzde 28,94, enerjide yüzde 24,76 ve sermaye mallarında yüzde 26,61 arttı.

Sanayinin dört sektörünün aylık değişimleri; madencilik ve taş ocakçılığında yüzde 1,97, imalatta yüzde 1,78, elektrik, gaz üretimi ve dağıtımında yüzde 10,09 ve su temininde yüzde 0,82 arttı.

Ana sanayi gruplarının aylık değişimleri; ara mallarında yüzde 1,34, dayanıklı tüketim mallarında yüzde 1,26, dayanıksız tüketim mallarında yüzde 3,21, enerjide yüzde 6,39 ve sermaye mallarında yüzde 1,11 arttı.

Paylaşın

Türkiye’de Gıda Enflasyonu Yeniden Yükselişte

Gıda enflasyonu ağustos ayında bir önceki aya göre yüzde 2,58, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 28,5 arttı. Gıda enflasyonu, yılbaşından bu yana ise yüzde 19,6 yükseldi.

Haber Merkezi / Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV), Gıda Fiyat Endeksi (TEGE) Ağustos 2025 verilerini açıkladı.

Buna göre; Gıda enflasyonu ağustos ayında bir önceki aya göre yüzde 2,58, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 28,5 arttı. Gıda enflasyonu, yılbaşından bu yana ise yüzde 19,6 yükseldi.

Aynı döneme ait diğer veriler de bu artışı destekler nitelikte. İstanbul Ticaret Odası’nın (İTO) İstanbul Ücretliler Geçinme Endeksi’ne (İTÜFE) göre gıda fiyatları yüzde 2,28, Türk-İş’in açıkladığı mutfak enflasyonu ise yüzde 2,64 yükseldi.

Ağustos ayında taze meyve ve sebze fiyatları dalgalı bir seyir izledi. Sivri biber, domates ve çarliston biber gibi bazı ürünlerde fiyat düşüşleri gözlemlenirken, kıvırcık, salatalık ve armut fiyatlarında ise hızlı artışlar yaşandı.

Taze ürünler dışında en fazla fiyat artışı turşu, yoğurt ve ayran gibi temel gıda maddelerinde yaşandı. Buna karşılık, çay, hazır kahve ve cips gibi ürünlerin fiyatları düşüş kaydetti.

Yıllık bazda gıda enflasyonu, farklı kuruluşların verilerine göre ciddi seviyelere ulaştı. TEGE’ye göre yıllık gıda enflasyonu yüzde 28,5 iken, İTO-İTÜFE’de yüzde 35,4 ve Türk-İş’e göre yüzde 40,7 olarak hesaplandı.

Paylaşın

Her 10 Emekliden 7’si Çalışmaya Devam Ediyor

TÜİK verilerine göre, Haziran 2025 itibarıyla 12.2 milyon emeklinin 8.6 milyonu ya bir işte çalışıyor ya da iş arıyor. Bu oran, toplam emekli nüfusunun yüzde 70.8’ine denk geliyor.

Dünya gazetesinden Naki Bakır’ın analizine göre, Türkiye’deki emeklilerin büyük bir kısmı yaşam maliyetlerinin yükselmesi nedeniyle çalışma hayatına geri dönüyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, Haziran 2025 itibarıyla 12.2 milyon emeklinin 8.6 milyonu ya bir işte çalışıyor ya da iş arıyor. Bu oran, toplam emekli nüfusunun yüzde 70.8’ine denk geliyor.

Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) verileri, Türkiye’de yaşlılık aylığı alan kişi sayısının 12 milyon 196 bin 336’ya ulaştığını gösteriyor. Buna karşılık, TÜİK’in ikinci çeyrek iş gücü verilerine göre, emekli olduğu için iş gücüne katılmayanların sayısı yalnızca 3 milyon 562 bin seviyesinde kalıyor. Bu rakamlar, Türkiye’de neredeyse her 10 emekliden 7’sinin geçimini sağlamak için aktif olarak iş gücü piyasasında yer aldığını ortaya koyuyor.

Naki Bakır, özellikle hayat pahalılığı karşısında emekli aylıklarının alım gücünün düşmesinin bu tabloyu yarattığını belirtiyor. Emeklilerin bir kısmı kayıtlı olarak Sosyal Güvenlik Destek Primi (SGDP) ödeyerek çalışırken, birçoğu da kayıt dışı yollarla iş hayatında kalmaya devam ediyor. Özellikle Emeklilikte Yaşa Takılanlar (EYT) düzenlemesi sonrasında SGDP ödeyen emekli sayısı 2.2 milyona ulaştı.

Paylaşın

TÜİK’e Göre Türkiye Ekonomisi Yüzde 4,8 Büyüdü

TÜİK’e göre, GSYH, 2025 yılının ikinci çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine kıyasla yüzde 4,8 arttı. TÜİK verileri, Türkiye ekonomisinin yılın ilk çeyreğinde yüzde 2,3 büyüdüğünü ortaya koymuştu.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) bu yılın Nisan-Haziran dönemine ilişkin gayrisafi yurt içi hasıla (GSYH) verilerini açıkladı. Buna göre GSYH, 2025 yılının ikinci çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine kıyasla yüzde 4,8 arttı.

GSYH’yi oluşturan faaliyetler incelendiğinde; 2025 yılı ikinci çeyreğinde bir önceki yıla göre zincirlenmiş hacim endeksi olarak; inşaat sektörü toplam katma değeri yüzde 10,9, bilgi ve iletişim faaliyetleri yüzde 7,1, sanayi sektörü yüzde 6,1; ticaret, ulaştırma, konaklama ve yiyecek hizmetleri yüzde 5,6; mesleki, idari ve destek hizmet faaliyetleri yüzde 5,4, ürün üzerindeki vergiler eksi sübvansiyonlar yüzde 3,0, finans ve sigorta faaliyetleri yüzde 2,6, gayrimenkul faaliyetleri yüzde 2,6 ve diğer hizmet faaliyetleri yüzde 2,1 arttı.

Tarım sektörü yüzde 3,5, kamu yönetimi, eğitim, insan sağlığı ve sosyal hizmet faaliyetleri ise yüzde 1,2 azaldı.

TÜİK verilerine göre, Nisan-Haziran döneminde Türkiye ekonomisinin çeyreklik bazdaki büyüme oranı yüzde 1,6 olarak gerçekleşti. Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış GSYH zincirlenmiş hacim endeksi, bir önceki çeyreğe göre yüzde 1,6 arttı.

Takvim etkisinden arındırılmış GSYH zincirlenmiş hacim endeksi, 2025 yılı ikinci çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 4,6 yükseldi.

Üretim yöntemiyle GSYH tahmini, yılın ikinci çeyreğinde cari fiyatlarla bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 43,7 artarak 14 trilyon 578 milyar 556 milyon lira oldu. GSYH’nin ikinci çeyrek değeri cari fiyatlarla ABD doları bazında 377 milyar 622 milyon olarak gerçekleşti.

Yerleşik hane halklarının nihai tüketim harcamaları 2025 yılının ikinci çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre zincirlenmiş hacim endeksi olarak yüzde 5,1 arttı. Devletin nihai tüketim harcamaları yüzde 5,2 azalırken gayrisafi sabit sermaye oluşumu ise yüzde 8,8 arttı.

Mal ve hizmet ihracatı, 2025 yılının ikinci çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine kıyasla zincirlenmiş hacim endeksi olarak yüzde 1,7, ithalatı ise yüzde 8,8 yükseldi.

İş gücü ödemeleri, 2025 yılının ikinci çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine kıyasla yüzde 42 arttı. Net işletme artığı/karma gelir yüzde 46,3 arttı.

İş gücü ödemelerinin cari fiyatlarla gayrisafi katma değer içerisindeki payı geçen yılın ikinci çeyreğinde yüzde 38,8 iken, bu oran 2025 yılında yüzde 38,4 oldu. Net işletme artığı/karma gelirin payı ise yüzde 39,5 iken yüzde 40,2 olarak gerçekleşti.

Paylaşın

Bu Yaz 10 Kişiden 6’sı Tatile Gitmedi

Araştırma şirketi Ipsos’un yaptığı son çalışma, halkın tatil alışkanlıklarında yaşanan dramatik değişimi ortaya koyuyor. Bulgulara göre, her 10 kişiden 6’sı bu yaz tatil yapmadı ve yapmayı da düşünmüyor.

Türkiye’de ekonomik koşullar, yaz tatilini pek çok kişi için ulaşılması güç bir hayale dönüştürdü. Araştırma şirketi Ipsos’un yaptığı son çalışma, halkın tatil alışkanlıklarında yaşanan dramatik değişimi ortaya koyuyor. Bulgulara göre, her 10 kişiden 6’sı bu yaz tatil yapmadı ve yapmayı da düşünmüyor. Katılımcıların yüzde 90’ı bu durumun sebebini doğrudan ekonomik sıkıntılar olarak açıklıyor.

Araştırmada dikkat çeken bir diğer veri, tatil planı yapanların oranındaki düşüş oldu. 2024’te yüzde 24 olan oran bu yıl yüzde 20’ye geriledi. Yükselen enflasyon ve artan yaşam maliyetleri, tatili birçok kişi için lüks haline getirdi.

Ekonomim’de yer alan habere göre, katılımcıların neredeyse tamamı tatil yapamama gerekçesi olarak ekonomik koşulları gösteriyor. Barınma, ulaşım ve yeme-içme fiyatlarındaki artış, özellikle yurt içi tatili pahalı bir seçenek haline getiriyor.

Araştırmaya göre, yurt dışı tatil tercihinde artış gözleniyor. Katılımcıların yüzde 10’u tatilini yurt dışında geçirdiğini belirtirken, bunun temel sebebi yurt içi maliyetlerinin bazı komşu ülkelere kıyasla daha yüksek olması. Vize istemeyen ülkelerdeki uygun fiyatlı turlar, tatilciler için cazip bir alternatif yaratıyor.

Eskiden aile yanında tatil yaygınken, bu eğilim gerilemeye başladı. Araştırma, insanların “gerçek anlamda dinlenmek” için otel ve pansiyon gibi konaklama seçeneklerini daha çok tercih ettiğini gösteriyor. Bu seçenekler, bireylere yemek ve temizlik gibi detaylarla uğraşmadan konforlu bir tatil imkânı sunuyor.

Halk yorgun bıkkın ve endişeli

Araştırmada, katılımcılara son dönemdeki ruh hallerine dair sorular da yöneltildi. Cevaplar; yorgunluk, bıkkınlık ve endişe duygularının hâkim olduğunu gösterdi. Uzmanlara göre bu ruh halinin en önemli nedenlerinden biri, dinlenme fırsatlarının azalması.

Tatil yapabilenlerin büyük çoğunluğu yurt içi destinasyonları tercih etti. Ancak otel ve pansiyon konaklamalarında artış gözlenirken, aile yanında geçirilen tatiller azaldı. Ödeme yöntemi olarak kişisel gelir hâlâ ilk sırada, fakat banka kredisiyle tatil yapanların sayısı geçen yıla göre artış gösterdi.

Ekonomik zorluklar nedeniyle tatil artık ertelenen veya iptal edilen bir plan haline geldi. Araştırma sonuçları, yaz tatilinin pek çok kişi için hayal olmaktan öteye geçemediğini ortaya koyuyor.

Paylaşın