Türkiye, Avrupa’da Emekliye En Az Kaynak Ayıran Üçüncü Ülke

Türkiye, Avrupa’da, emeklilere milli gelirinden ayırdığı payda sondan üçüncü sırada yer aldı. Avrupa Birliği (AB) ülkeleri, ortalama milli gelirin yüzde 12,21, Türkiye ise milli gelirin sadece yüzde 5,27’si emeklilere ayrılıyor.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’ın, “Çok şükür emeklilerin maaşını zor koşulda olsak da ödüyoruz” sözleri ve olası tasarruf tedbirleri için emeklileri işaret etmesi, kamuoyunda büyük bir tartışma başlattı. Bakan Işıkhan’ın bu açıklamalarının hemen ardından, finansal analist İnan Mutlu’nun Eurostat verilerine dayanarak hazırladığı grafik, Türkiye’nin emeklilere milli gelirinden ayırdığı payda Avrupa’da sondan üçüncü olduğunu gözler önüne serdi.

Bakan Vedat Işıkhan, katıldığı bir televizyon programında sosyal güvenlik sisteminin sürdürülebilirliğiyle ilgili endişelerini dile getirdi. “Almanya’da insanlar 40 yıl çalışıyor, 15-20 yıl emekli aylığı alıyor. Bizde ise 20 yıl prim toplayabiliyoruz, 40 yıl ödeme yapıyoruz” diyerek sistemin dengesizliğine dikkat çeken Işıkhan’ın, tasarruf tedbirlerinin emekli ve asgari ücretlilerden yapılabileceğini belirtmesi büyük tepki topladı. “Zor koşulda olsak da ödüyoruz” ifadesi ise, emekli maaşının bir hak değil, bir lütuf gibi sunulduğu eleştirilerine neden oldu.

Bakan’ın açıklamaları sonrası finansal analist İnan Mutlu, Avrupa İstatistik Ofisi (Eurostat) verileriyle hazırladığı bir grafiği paylaşarak tartışmaya yeni bir boyut getirdi. Grafiğe göre Türkiye, emeklilik harcamalarının milli gelire oranında Avrupa’da en alt sıralarda yer alıyor:

Avrupa Birliği (AB) ortalaması: Milli gelirin yüzde 12,21’i emeklilere ayrılıyor.
Türkiye’nin oranı: Milli gelirin sadece yüzde 5,27’si emeklilere ayrılıyor.

Bu oranla Türkiye, 35 Avrupa ülkesi arasında sondan üçüncü sırada yer alıyor. İnan Mutlu’nun vurguladığı gibi, “Tüm Balkan ülkeleri dahi emeklilerine Türkiye’den çok daha fazla kaynak ayırıyor.”

Bakan Işıkhan’ın son “tasarruf” sinyali, geçmişte verdiği “kalıcı refah artışı” sözleriyle çelişmesi nedeniyle de eleştiriliyor. Işıkhan, daha önceki açıklamalarında en düşük emekli aylığını artırma çalışmaları yaptıklarını ve “Emeklilerimizin refahını artırmak için yeni çalışmalarımızı hayata geçirmeye devam edeceğiz” vaadinde bulunmuştu.

Paylaşın

Ekonominin Kötüye Gideceğini Düşünenlerin Oranı Yüzde 64,7

Ekonominin kötüye gideceğini düşünenlerin oranı yüzde 64,7, iyiye gideceğini düşünenlerin oranı yüzde 13,2, ekonomide değişim beklemeyenlerin oranı yüzde 16,1 oldu. Fikri olmayanların oranı ise yüzde 6 oldu.

Asal Araştırma’nın Türkiye genelinde 26 ilde 2.000 kişiyle gerçekleştirdiği ankette, vatandaşların adalet sistemi, ekonomik gidişat ve siyasal aktörlerin ekonomi yönetme becerisine ilişkin kanaatleri ölçüldü. Ortaya çıkan tablo, hem kurumsal güvensizliğin hem de geleceğe dair karamsarlığın yaygınlaştığını gösteriyor.

Katılımcılara yöneltilen “Türkiye’deki adalet sistemine güveniyor musunuz?” sorusuna verilen yanıtlar, yargıya yönelik toplumsal güvenin ciddi şekilde sarsıldığını ortaya koydu. Anket sonuçlarına göre vatandaşların yüzde 72’si açıkça “güvenmiyorum” dedi. “Güveniyorum” diyenlerin oranı sadece yüzde 20,3’te kalırken, yüzde 7,7’lik bir kesim ise ya fikrinin olmadığını ya da yanıt vermek istemediğini belirtti. Bu dağılım, adalet sistemine dair kuşkuların geniş toplum kesimlerine yayıldığını gösteriyor.

Araştırmada “Gelecek 6 ay içinde sizce Türkiye ekonomisi iyiye mi yoksa kötüye mi gider?” sorusu da yöneltildi. Bu soruya yanıt verenlerin yüzde 64,7’si, ekonominin kötüye gideceğini düşündüğünü söyledi. Sadece yüzde 13,2’lik bir kesim “iyiye gider” yanıtını verirken, yüzde 16,1 ise ekonomik görünümde değişim beklemediğini belirtti. Fikri olmayan veya cevap vermeyenlerin oranı ise yüzde 6 olarak kaydedildi. Veriler, toplumun kısa vadeli ekonomik beklentilerinde yaygın bir kötümserlik olduğunu ve umut dozunun son derece sınırlı kaldığını gösteriyor.

Anketin bir diğer dikkat çekici başlığı ise “Sizce iktidar mı, muhalefet mi ekonomiyi daha iyi yönetir?” sorusuna verilen yanıtlarda görüldü. Katılımcıların yüzde 46,5’i hem iktidarın hem de muhalefetin ekonomiyi yönetemeyeceğini ifade etti.

“İktidar daha iyi yönetir” diyenlerin oranı yüzde 23,6 olurken, “Muhalefet daha iyi yönetir” diyenler yüzde 21,5’te kaldı. Her iki tarafın da iyi yönetebileceğini düşünenlerin oranı yüzde 3,4 gibi oldukça sınırlı bir seviyede. Görüş bildirmeyenlerin oranı ise yüzde 5 olarak ölçüldü.

Araştırma, 12-18 Eylül 2025 tarihleri arasında NUTS2 düzeyindeki 26 ilde gerçekleştirildi. Görüşmeler, 18 yaş üstü seçmen nüfusunu temsil edecek şekilde, bilgisayar destekli telefon anketi (CATI) yöntemiyle yapıldı. Hata payı yüzde 2,2 olarak belirtildi.

Paylaşın

OECD’den Türkiye İçin Yıl Sonu Enflasyon Tahmini: Yüzde 33,5

Merkezi Paris’te bulunan Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD), Türkiye için yıl sonu enflasyon tahminini yukarı yönlü revize ederek yüzde 33,5’e yükseltti.

OECD, 2025 yılı için Türkiye ekonomisinin büyüme tahminini ise yüzde 2,9’dan yüzde 3,2’ye çekti.

Merkezi Paris’te bulunan Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD), “Türkiye İnceleme Raporu” başlıklı raporu yayımlandı. OECD raporunda, Türkiye’nin 2025 yılı ekonomik büyüme ve enflasyon tahminlerini revize etti.

OECD, Türkiye’nin 2025 yılındaki büyüme tahminini yüzde 2,9’dan yüzde 3,2’ye yükseltirken, enflasyon beklentisini de yüzde 31,4’ten yüzde 33,5’e çıkardı.

Kurum, Türkiye için 2026 yılında büyüme beklentisini yüzde 3,3’ten yüzde 3,2’ye indirdi. Enflasyon tahminini ise yüzde 18,5’ten yüzde 19,2’ye yükseltti.

Paylaşın

Sekiz Ayda Kapanan Şirket Sayısı 18 Bini Aştı

TOBB’un açıkladığı verilere göre; 2025 yılının ilk sekiz aylık döneminde, kapanan şirket sayısı, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 11,1 artarak 18 bin 482 oldu.

Haber Merkezi / Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB), 2025 yılının ilk sekiz ayına ait “Kurulan ve Kapanan Şirket İstatistikleri”ni kamuoyuyla paylaştı.

Buna göre; 2025’in ilk sekiz ayında, geçen yılın ilk sekiz ayına göre kurulan şirket sayısı yüzde 0,6 kurulan kooperatif sayısı yüzde 29,5 oranında azalırken, kurulan gerçek kişi ticari işletme sayısı yüzde 19,5 oranında arttı.

2025’in ilk sekiz ayında, geçen yılın ilk sekiz ayına göre kapanan şirket sayısı yüzde 11,1 kapanan kooperatif sayısı yüzde 11,1 oranında artarken, kapanan gerçek kişi ticari işletme sayısında yüzde 6,1 azaldı. Kurulan şirket sayısında geçen yılın aynı ayına göre yüzde 0,7 azaldı.

2025’in ilk sekiz ayında, geçen yılın ilk sekiz ayına göre kurulan şirket sayısı yüzde 0,7 kurulan kooperatif sayısı yüzde 43,8 oranında azalırken, kurulan gerçek kişi ticari işletme sayısı yüzde 10,8 oranında arttı.

Ağustos ayında, kapanan şirket sayısı 2024 yılının aynı ayına göre yüzde 5,2 kapanan kooperatif sayısı yüzde 36,1 oranında artarken, kapanan gerçek kişi ticari işletme sayısı yüzde 10,3 azaldı. Ağustosta kurulan şirketlerin sayısında bir önceki aya göre yüzde 5,9 azalış oldu.

Bir önceki aya göre kurulan şirket sayısı yüzde 5,9 kurulan gerçek kişi ticari işletme sayısı yüzde 15,2 kurulan kooperatif sayısı yüzde 25,3 oranında azaldı. Bir önceki aya göre kapanan şirket sayısı yüzde 34,6 kapanan kooperatif sayısı yüzde 27,2 kapanan gerçek kişi ticari işletme sayısı yüzde 30,2 oranında azaldı.

Ağustosta kurulan toplam 9 bin 328 şirket ve kooperatifin yüzde 87,6’sı limited şirket, yüzde 11,1’i anonim şirket, yüzde 1,3’ü ise kooperatiftir. Şirket ve kooperatiflerin yüzde 37,7’si İstanbul, yüzde 10,7’si Ankara, yüzde 6,4’ü İzmir’de kuruldu.

2025 yılında toplam 72 bin 488 şirket ve kooperatif kuruldu. Bu dönemde kurulan toplam 63 bin 420 limited şirket, toplam sermayenin yüzde 61,3’ünü 7 bin 798 anonim şirket ise yüzde 38,7’sini oluşturdu. Ağustos ayında kurulan şirketlerin sermayelerinin toplamı, Temmuz ayına göre yüzde 27,8 oranında azaldı.

Ağustosta şirket ve kooperatiflerin 2 bin 930’u ticaret, bin 324’ü inşaat ve bin 124’ü imalat sektöründe kuruldu. Ağustos 2025’de kurulan gerçek kişi ticari işletmelerinin; 654’ü inşaat, 382’si toptan ve perakende ticaret motorlu taşıtların ve motosikletlerin onarımı, 83’ü imalat faaliyetleri sektöründen.

Bu ay kapanan şirket ve kooperatiflerin; 662’si toptan ve perakende ticaret, motorlu taşıtların ve motosikletlerin onarımı, 270’i imalat, 171’i inşaat faaliyetler sektöründen. Bu ay kapanan gerçek kişi ticari işletmelerinin 407’si toptan ve perakende ticaret, motorlu taşıtların ve motosikletlerin onarımı, 156’sı inşaat, 101’i imalat faaliyetleri sektöründen.

Ağustosta kurulan 118 Kooperatifin 87’si Konut Yapı Kooperatifidir. Ağustosta kurulan 118 Kooperatifin 87’si Konut Yapı Kooperatifi, 16’sı İşletme Kooperatifi, 7’si Tarımsal Kalkınma Kooperatifi olarak kuruldu.

Ağustosta kurulan 826 yabancı ortak sermayeli şirketin 605’i Türkiye, 28’i İran 27’si Türkmenistan ortaklı olarak kuruldu.

Kurulan 826 yabancı ortak sermayeli şirketin 81’i anonim, 745’i limited şirkettir. 2025 yılında kurulan şirketlerin 585’i Uzmanlaşmamış toptan ticaret, 220’si İkamet amaçlı olan ve ikamet amaçlı olmayan binaların inşaatı, 193’ü İşletme ve diğer idari danışmanlık faaliyetleri sektöründe kuruldu.

Kurulan yabancı ortak sermayeli şirketlerin toplam sermayelerinin yüzde 79,2’sini yabancı sermayeli ortak payını oluşturdu.

Paylaşın

Kırmızı Et Fiyatları Üç Yılda Yüzde 591 Arttı

Ocak 2022’den bu yana ortalama gıda fiyatlarındaki artış yüzde 327 seviyesinde kalırken, aynı dönemde dana eti fiyatları yüzde 591’lik bir artışla rekor kırdı.

Türkiye’de enflasyon tartışmaları devam ederken, gıda fiyatlarındaki fahiş artışlar, mutfaktaki ekonomik sıkıntıları gözler önüne seriyor. İktisatçı İnan Mutlu’nun paylaştığı grafik, son üç yılda yaşanan çarpıcı fiyat artışlarını ortaya koydu.

Mutlu’nun analizine göre, Ocak 2022’den bu yana ortalama gıda fiyatlarındaki artış yüzde 327 seviyesinde kalırken, aynı dönemde dana eti fiyatları yüzde 591’lik bir artışla rekor kırdı. Bu durum, et fiyatlarının genel enflasyonun çok üzerinde yükseldiğini ve etin, dar gelirli aileler için lüks bir gıda maddesi haline geldiğini gösteriyor.

Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan İnan Mutlu, “Çok ciddi bir kırmızı ete erişememe sorunumuz var” dedi. Mutlu, bu durumun, yetersiz ve dengesiz beslenme sonucunda ortaya çıkabilecek “bodur çocuklar” sorununu gelecekte daha da büyüteceği uyarısında bulundu.

Paylaşın

Merkez Bankası Yeniden Döviz Alımlarına Başladı

Merkez Bankası’nın (TCMB), piyasalardaki tansiyonun düşmesiyle birlikte dün itibarıyla yeniden döviz alımına geçtiği bildirildi. Banka, eylül ayının ilk iki haftasında yaklaşık 10 milyar dolarlık döviz satışı gerçekleştirmişti.

Siyasi belirsizliklerin tetiklediği yoğun döviz talebini karşılamak amacıyla eylül ayının ilk iki haftasında yaklaşık 10 milyar dolarlık döviz satışı gerçekleştiren Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB), piyasalardaki tansiyonun düşmesiyle birlikte dün itibarıyla yeniden döviz alım tarafına geçtiği bildirildi. Reuters’ın işlemcilere dayandırdığı habere göre, CHP kurultayına ilişkin davanın ertelenmesiyle risk algısının azalması, TCMB’nin politikasında bu değişikliğe gitmesinde etkili oldu.

Piyasalardaki hareketlilik, mahkemenin 2 Eylül’de ana muhalefet partisi CHP’nin il teşkilatını görevden alması ve Özgür Özel’in genel başkan seçildiği kurultayın iptali istemiyle açılan davayla ilgili kararıyla başlamıştı. Yatırımcılar arasında, kurultayın iptal edilebileceği ve bunun bir siyasi krize yol açabileceği yönündeki endişeler, Türk Lirası varlıklardan çıkışa ve yoğun bir döviz talebine neden oldu.

Bu talebi karşılamak ve piyasada istikrarı sağlamak amacıyla devreye giren TCMB, döviz satışı programı uyguladı. Resmi verilere göre, eylül ayının ilk haftasında 5,5 milyar dolara yakın döviz satışı gerçekleştiren Merkez Bankası, işlemcilerin bilançolardan yaptığı hesaplamalara göre eylülün ikinci haftasında da 4 ila 4,5 milyar dolar arasında bir satış daha yaptı. Böylece eylülün ilk iki haftasında siyasi endişe kaynaklı döviz satışlarının toplamı 10 milyar dolara yaklaştı. (İkinci haftaya ilişkin resmi veriler Perşembe günü TCMB tarafından yayımlanacak.)

Ancak dün, CHP kurultay davasında mahkemenin duruşmayı erteleme kararı alması, siyasi belirsizlik endişelerini azalttı. Borsa, Türkiye’nin risk primini gösteren CDS ve TL cinsi tahviller başta olmak üzere tüm finansal varlıklarda dün belirgin bir pozitif ayrışma yaşandı. İşlemciler, piyasadaki bu rahatlamanın ardından TCMB’nin de döviz satışlarını sonlandırarak dün itibarıyla tekrar alım tarafına geçtiğine dikkat çekti.

Paylaşın

İstanbul’da Toplu Ulaşım Ücretlerine Yüzde 30 Zam

İstanbul’da otobüs, metro, metrobüs, minibüs ve vapur gibi toplu ulaşım araçlarıyla taksi ve okul servislerine yüzde 30 zam yapıldı. Yeni tarifenin 15 Eylül itibaren geçerli olacağı açıklandı.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Tarife Komisyonu ile Ulaşım ve Trafik Komisyonu, “Toplu Ulaşım Ücret Tarifesi Düzenlemesi”ne ilişkin çalışmalarını tamamladı.

Buna göre, İBB Meclisi toplantısına gönderilen gündem maddesinde toplu ulaşım ile taksi ve okul servislerine yüzde 29,22 zam yapılması talep edildi. Teklif Meclis grubundan oy çokluğu ile geçti. Yeni tarife 15 Eylül itibaren geçerli olacak.

Açıklanan tarife uyarınca elektronik tam biletin 27 liradan 35 liraya; Mavi Kart aylık abonman ücreti ise 2 bin 120 liradan 2 bin 748 liraya çıktı.

Deniz yolu taşımacılığında Üsküdar-Eminönü seferinin 34,20 liradan 44,33 liraya, Kadıköy-Eminönü ile Kadıköy-Beşiktaş seferlerinin 38,11 liradan 49,40 liraya, Bostancı-Adalar seferinin 100,45 liradan 130,22 liraya çıkartılması kararlaştırıldı.

T24’ün aktarımına göre mecliste yapılan oylama sonucu, taksilerde taksimetre açılış ücretinin 42 liradan 54,50 liraya, mesafe ücretinin kilometre başına 28 liradan 36,30 liraya, zaman tarifesi ücretinin de saatlik 350 liradan 453,71 liraya çıkarılmasına karar verildi. Kısa mesafe ücreti ise 135 liradan 175 liraya yükseltildi.

Minibüslerdeki indi-bindi ücretleri de arttı. Buna göre minibüslerde en kısa mesafe ücreti, 4 kilometreye kadar 25 liradan 32,50 liraya, 4 ile 7 kilometre arası 26 liradan 34 liraya, 7 ile 11 kilometre arası 27 liradan 35 liraya, 11 ile 15 kilometre arası 28 liradan 36 liraya, 15 ile 20 kilometre arası 30 liradan 39 liraya, öğrenci ücreti de 16 liradan 21 liraya çıkarıldı.

Yeni tarifeyle okul servis ücretlerindeki 0 ile 1 kilometre arası mesafe ücreti de 2 bin 605 liradan 3 bin 376 liraya yükseltildi. Personel servis ücretleri ise 1757 lira oldu.

Geçtiğimiz aylarda Danıştay Sekizinci Daire’nin almış olduğu kararla, bilet ve ücret tarifelerini belirleme ve değiştirme yetkisi UKOME’den alınarak belediye meclislerine verilmişti. Bundan sonra ise kentteki ulaşıma ilişkin zam kararları, UKOME yerine İBB Meclisi’nde alınacak.

Paylaşın

Yıl Sonu Enflasyon Beklentisi 11 Puan Arttı

Yüzde 17,5 olarak belirlenen 2025 yıl sonu enflasyon tahmini yeni Orta Vadeli Program’da (OVP) yüzde 28,5 olarak hesaplandı. Önceki OVP’de yüzde 9,7 olarak tahmin edilen 2026 yılı enflasyon oranı, yeni OVP’de yüzde 16’ya çıktı. 

Enflasyonun ancak 2027 yılında tek haneli sayılara düşmesinin beklendiği yeni OVP’de enflasyon tahmini, 2027 için yüzde 9, 2028 için yüzde 8 olarak hesaplandı.

Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Strateji ve Bütçe Başkanlığınca hazırlanan ve Resmi Gazete’nin 8 Eylül Pazartesi günü mükerrer sayısında yayımlanan üç yıllık Orta Vadeli Program’da (OVP) 2025 yıl sonu enflasyon beklentisi bir önceki OVP’ye göre 11 puanlık artış gösterdi.

2024 yılında yayımlanan OVP’de yüzde 17,5 olarak belirlenen 2025 enflasyon tahmini pazartesi günü yayımlanan programda yüzde 28,5 olarak hesaplandı.

Önceki OVP’de yüzde 9,7 olarak tahmin edilen 2026 yılı enflasyon oranı, yeni OVP’de yüzde 16’ya çıktı.

Enflasyonun ancak 2027 yılında tek haneli sayılara düşmesinin beklendiği yeni OVP’de enflasyon tahmini, 2027 için yüzde 9, 2028 için yüzde 8 olarak hesaplandı.

Ekonominin 2026 yılında yüzde 3,8 büyüyeceği öngörülen Orta Vadeli Program’a göre, 2025 yılı için büyüme tahmini yüzde 3,3 olurken, ekonominin 2027’de yüzde 4,3 ve 2028’de yüzde 5 büyümesi bekleniyor.

Bütçe açığının gayrisafi yurt içi hasılaya (GSYİH) oranının 2026’da yüzde 3,5, program dönemi sonunda ise yüzde 2,8 olması öngörülüyor.

İşsizlik oranının bu yıl yüzde 8,5 seviyesinde gerçekleşeceği, 2025’te yüzde 8,4, 2027’de yüzde 8,2 ve 2028’de yüzde 7,8 olacağı hedefleniyor.

Dış ticarette ise ihracatın 2025 sonunda 273,8 milyar dolar, 2026’da 282 milyar dolar, 2027’de 294 milyar dolar ve 2028’de 308,5 milyar dolar seviyesine ulaşması öngörülüyor.

İthalatın ise 2024 sonunda 367 milyar dolar, 2026’da 378 milyar dolar, 2027’de 393 milyar dolar ve programın sonunda 410,5 milyar dolara yükselmesi bekleniyor.

OVP, makro politikaları, hedefleri, bütçe dengesi, borçlanma durumu ve kamu idarelerinin ödenek tavanlarını içeren, merkezi yönetim bütçesi hazırlık sürecini başlatan temel politika belgesi olma niteliği taşıyor.

Program, 12’nci Kalkınma Planı’nın hedefleriyle uyumlu şekilde makroekonomik ve finansal istikrarı güçlendirmeyi, mali disiplini korumayı, enflasyonu orta vadede tek haneye indirmeyi ve sürdürülebilir büyümeyi amaçlıyor.

Programın öncelikleri, kamu kurumlarının bütçelerinden yasal düzenlemelere kadar karar alma süreçlerinde belirleyici olacak.

Ayrıca, küresel, bölgesel ve ulusal gelişmeler ışığında güncellenen makroekonomik çerçeve doğrultusunda önümüzdeki üç yıl için uygulanacak dönüşüm adımları ve takvimi ortaya koyuyor.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Gıda Fiyatları, Dünya Genelinde Sabit Kalırken Türkiye’de Yüzde 3.02 Arttı

Türkiye’de gıda fiyatları son bir ayda yüzde 3.02 artarken, dünya genelinde yatay bir seyir izledi. Bu durum, Türkiye’de gıda fiyatları üzerinde enflasyonist baskının sürdüğünü gösteriyor.

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), uluslararası gıda fiyatlarındaki değişimleri izleyen FAO Gıda Fiyat Endeksi’nin Ağustos ayı sonuçlarını açıkladı. Buna göre, ağustos ayında dünya genelindeki gıda fiyatları stabil kalırken, Türkiye’de durum farklı bir tablo çizdi.

Birleşmiş Milletler raporları küresel fiyatlarda sınırlı bir artışa işaret ederken, Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) verileri, Türkiye’deki gıda enflasyonunun hızla yükselmeye devam ettiğini gösterdi. Bu durum, Türkiye’nin ekonomik olarak dünyadan ayrıştığına dair yeni bir gösterge oldu.

FAO tarafından hazırlanan ve tahıl, yağlı tohum, süt ürünleri, et ile şeker fiyatlarındaki aylık değişimleri takip eden küresel gıda fiyat endeksi, ağustos ayında 130,1 seviyesine yükseldi. Öte yandan temmuzdaki endeks rakamı 130’a revize edildi.

Et, şeker ve bitkisel yağ fiyatlarındaki artışların tahıl ve süt ürünleri fiyatlarındaki düşüşleri dengelemesi, fiyatlardaki artışı sınırlandırdı. Bitkisel yağ fiyatları ağustosta aylık yüzde 1,4 artarak son üç yılın en yüksek seviyesine ulaştı. Tahıl fiyatları aylık yüzde 0,8 geriledi. Uluslararası buğday fiyatları, Avrupa Birliği ve Rusya’daki büyük hasatların etkisiyle düştü.

Et fiyatları, özellikle Çin ve ABD’deki güçlü talebin etkisiyle ağustos ayında yüzde 0,6 oranında artarak rekor seviyeye ulaştı. Bu dönemde büyükbaş ve küçükbaş hayvan etlerinin fiyatı yükselirken, domuz etinde kayda değer bir değişim görülmedi. Kanatlı etinde ise fiyatlar düşüş gösterdi.

Süt ürünleri fiyatları Asya pazarlarından gelen zayıf talep nedeniyle tereyağı, peynir ve tam yağlı süt tozu fiyatlarının düşmesiyle aylık yüzde 1,3 oranında geriledi. Şeker fiyatları ise temmuzda önceki aya göre yüzde 0,2 oranında hafif bir artış gösterdi.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, ağustos ayında gıda fiyatları bir önceki aya kıyasla yüzde 3,02 artarken, yıllık bazda yüzde 33,28’e ulaştı. Öte yandan Türk-İş’in açıkladığı mutfak enflasyonu verileri, aylık yüzde 2,64, yıllık ise yüzde 41,46 olarak hesaplandı.

Paylaşın

Çaya Üç Ayda Yüzde 28 Zam

ÇAYKUR’un kuru çay fiyatları haziran ayından bu yana toplam yüzde 28 oranında zamlandı. Sektör temsilcileri, önümüzdeki haftalarda da zam beklediklerini dile getiriyor.

ÇAYKUR, Haziran’dan bu yana kuru çaya üçüncü zammını gerçekleştirdi. Eylül ayı itibariyle çaya yüzde 7.5 zam gelirken, yeni fiyat listeleri bugün itibariyle toptancı bayileri ve distrübütörlere gönderildi.

Yeni fiyatlar bugün itibarıyla uygulanmaya başlanıyor.

Hatırlanacağı üzere kuru çaya Haziran ayının ortalarında yüzde 15 zam yapılmış, Temmuz sonunda ise yüzde 3,5 oranında ikinci bir zam gerçekleştirilmişti.

Şimdi de Eylül itibariyle ÇAYKUR yüzde 7,5’luk fiyat artışıyla kuru çayda üçüncü zammını gerçekleştirmiş oldu.

Böylece ÇAYKUR’un ardı ardına gelen zamları sonucu kuru çay fiyatları Haziran’dan bu yana yaklaşık yüzde 28 arttı.

Bloomberg HT’den İrfan Donat‘a bilgi veren sektör temsilcileri, Eylül ayındaki yüzde 7,5 oranındaki üçüncü zammın ardından önümüzdeki haftalarda benzer oranlarda bir zam daha beklendiğini dile getirdi.

Paylaşın