Türkiye’de Enflasyon Avrupa Birliği Ortalamasının 15 Katı

Türkiye’de ortalama yıllık enflasyon yüzde 33.29 iken, Avrupa Birliği (AB) ülkeleri ortalaması ise yüzde 2.2. Başka bir ifadeyle, Türkiye’de yıllık enflasyon, AB ortalamasının 15 katı seviyesinde.

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Merkezi (DİSK-AR), TÜİK verilerini temel alarak yayımladığı Eylül 2025 enflasyon bülteninde, Türkiye ekonomisinin küresel sıralamadaki konumuna dair çarpıcı bir tablo ortaya koydu.

Rapora göre, Türkiye, Avrupa ülkeleri arasında hem ortalama hem de gıda enflasyonunun en yüksek olduğu ülke konumunda bulunuyor:

Ortalama Yıllık Enflasyon: Türkiye’de yüzde 33.29 iken, AB ülkeleri ortalamasında bu oran sadece yüzde 2.2’dir. Türkiye’deki yıllık enflasyon, AB ortalamasının 15 katı seviyesindedir.

Gıda Enflasyonu: Türkiye’de yüzde 36.06 olan gıda enflasyonu, AB ülkeleri ortalaması olan yüzde 3’ün 12 katına denk geliyor.

Harcama grupları incelendiğinde, yıllık artışın en yüksek olduğu grup, yüzde 66.10 ile eğitim oldu. Aylık en yüksek artış ise yüzde 8.60 ile gıda ve alkolsüz içecekler grubunda yaşandı.

DİSK-AR, TÜİK verilerinin güvenilirliği konusunda da sert eleştiriler yöneltti. Kuruluş, TÜİK’in Haziran 2022’den bu yana enflasyon hesabına esas oluşturan madde fiyat listesini açıklamaktan vazgeçmesini kınadı.

Bültende, TÜİK’in madde fiyat listesini açıklama zorunluluğu getiren kesinleşmiş yargı kararına rağmen hukuka direndiği vurgulandı:

“TÜİK yönetimi Anayasaya ve Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerine meydan okudu ve okumaya devam ediyor… TÜİK kesinleşmiş yargı kararına rağmen hukukun arkasından dolanarak madde fiyat listesini açıklamadı.”

Ayrıca, raporda TÜİK’e göre görülen yıllık enflasyondaki yavaşlama hızının büyük ölçüde, geçen yılın yüksek aylık enflasyonunun yerini cari yılın daha düşük aylık enflasyonunun almasından kaynaklanan baz etkisi olduğu belirtildi. DİSK-AR, fiyatlarda gerçek bir düşüşün söz konusu olmadığını savundu.

Paylaşın

Şimşek’e Göre Enflasyonun Nedeni “Zirai Don Ve Kuraklık”

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, “Zirai don ve kuraklık kaynaklı gıda enflasyonu uzun dönem eylül ayı ortalamasının 3 puan üzerinde gerçekleşti ve aylık enflasyona 1,1 puan katkı yaptı” dedi.

Hazine ve Maliye Mehmet Şimşek, sosyal medya hesabı üzerinden enflasyon rakamlarını değerlendirdi. Mehmet Şimşek, şu ifadeleri kullandı:

“Eylülde yüksek gerçekleşen aylık enflasyonda gıda fiyatları belirleyici oldu. Zirai don ve kuraklık kaynaklı gıda enflasyonu uzun dönem eylül ayı ortalamasının 3 puan üzerinde gerçekleşti ve aylık enflasyona 1,1 puan katkı yaptı.

Okulların başladığı eylül ayında eğitim grubu ve ilgili diğer kalemler aylık enflasyona yaklaşık 0,7 puan katkıda bulundu.

Enflasyonun ana eğilimi dezenflasyonun süreceğine işaret ediyor. Dönemsel etkilerin azalması ve uyguladığımız arz yönlü politikalarla program önceliğimiz olan dezenflasyonun devamını sağlayacağız.”

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre yıllık enflasyon ise yüzde 33,29 olarak gerçekleşti. Bu sonuçla aylık enflasyon piyasa beklentilerinin üzerinde açıklandı.

Ana harcama gruplarına yıllık olarak bakıldığında en fazla artış yüzde 51,36 ile konutta oldu. Gıda ve alkolsüz içeceklerde yüzde 36,06, ulaştırmada ise yüzde 25,30 fiyat artışı kaydedildi.

Aylık bazda gıda ve alkolsüz içecekler kategorisinde fiyat artışı yüzde 4,62 oldu. Ulaştırmada yüzde 2,81, konutta ise yüzde 2,56 artış kaydedildi.

Kötü gelen enflasyon verisiyle Borsa İstanbul’da endeksler aşağı yönlü hareket etti. Güne yukarı yönlü başlayan BIST 100 endeksi gerileyerek 11 bin seviyesine indi.

Bağımsız araştırma kuruluşu Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG), Eylül’de enflasyonun aylık bazda yüzde 3,79, yıllık artışın ise yüzde 63,23 olarak gerçekleştiğini açıkladı.

İstanbul Ticaret Odası (İTO) da İstanbul için hesapladığı endekste aylık enflasyonu yüzde 3,19 olarak duyurmuştu. Böylece Eylül’de aylık tüketici fiyat artışlarına ilişkin TÜİK, ENAG ve İTO verilerinin birbirine yakın seyrettiği görüldü.

Paylaşın

Konkordato Başvurularında Rekor Artış

2025 yılınım ilk dokuz ayında mahkemeler tarafından verilen geçici mühlet kararı sayısı, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 76 artarak 2 bin 85’e ulaştı. Kesin mühlet kararı verilen dosya sayısı ise yüzde 171 artışla 1212’ye yükseldi.

Finansmana erişim sorunları ve işletme sermayesi yetersizliği nedeniyle zorlanan reel sektörde, konkordato başvuruları endişe verici boyutlara ulaştı. Konkordatotakip.com verilerine göre, Eylül 2025’te 172 dosya için kesin mühlet kararı verilerek tüm zamanların aylık rekoru kırıldı.

Ekonomim’in haberine göre yılın son çeyreğine girilirken, ilk dokuz aylık konkordato karnesi ciddi bir ekonomik baskıyı işaret ediyor:

Geçici Mühlet: Ocak-Eylül döneminde geçici mühlet kararı verilen toplam dosya sayısı, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 76 artarak 2 bin 85’e ulaştı. (Bu sayı, 2024 yılının toplam sayısını şimdiden aşmış durumda.)

Kesin Mühlet: Kesin mühlet kararı verilen dosya sayısı ise yüzde 171 artışla 1212’ye yükseldi.

En büyük endişe kaynağı ise konkordato süreçlerinin başarıyla sonuçlanamaması oldu. Dokuz aylık dönemde mahkemeler 165 iflas kararı verirken, alacakların ödenmeye başlanmasını ifade eden tasdik kararı sayısı sadece 67’de kaldı. Bu, konkordato müessesesinin borçlu şirketleri koruma amacının ötesine geçerek, iflasa sürüklenen şirket sayısının ciddi oranda arttığını gösteriyor.

Konkordato başvurularının sektörel dağılımında tekstil ve hazır giyim sektörü negatif ayrışmaya devam etti. Yılın 9 ayında sadece tekstil sektöründe 147 dosya için geçici mühlet kararı verilirken, hazır giyim dahil edildiğinde toplam konkordato sayısı 192’ye yükseldi. Tekstili, 92 dosya ile inşaat sektörü takip etti.

İş insanları, konkordato sisteminin suistimal edildiği ve alacaklıları riske attığı konusunda ısrarcı. Adalet Bakanlığı’nın İcra İflas Kanunu reform paketi hazırlığı sürerken, piyasa temsilcileri konkordato kalkanının sadece kamu ve banka borçlarını kapsaması, piyasa borçlarının ise kapsam dışında tutulması gerektiğini talep ediyor.

Paylaşın

Türkiye, Kişi Başı Servette 46. Sırada

Türkiye’deki hane halkı serveti, enflasyon karşısında reel olarak yüzde 8 geriledi. Bu reel kayıp nedeniyle Türkiye, kişi başı servet sıralamasında 2023 yılındaki yerini koruyarak 46. sırada kaldı.

Sigorta devi Allianz, 60’a yakın ülkenin hane halkı varlık ve borçlarını inceleyen 16. Küresel Varlık Raporu’nu yayımladı. Rapor, 2024 yılında küresel çapta finansal varlıkların büyümede yeni bir rekora imza attığını ortaya koydu. Küresel finansal varlıklar, bir önceki yılın yüzde 8’lik artışını aşarak yüzde 8.7 oranında büyüdü.

Raporda, küresel büyümenin asıl lokomotifinin ABD olduğu vurgulandı; finansal varlık artışının yarısı ABD’de gerçekleşirken, Çin’in payı yüzde 20’de, Batı Avrupa’nın payı ise yüzde 12’de kaldı. Allianz Başekonomisti Ludovic Subran, “ABD’deki varlık büyümesi tek kelimeyle inanılmaz” ifadesini kullandı.

T24’ün haberine göre Türkiye, hane halklarının brüt finansal varlıklarındaki yüzde 45.8’lik nominal artışla dünyada Arjantin’den sonra en hızlı büyüyen ikinci ülke oldu. Ancak bu güçlü nominal artış, ülkedeki yüksek enflasyon nedeniyle tersine döndü. Türkiye’deki hane halkı serveti, enflasyon karşısında reel olarak yüzde 8 geriledi. Bu reel kayıp nedeniyle Türkiye, kişi başı servet sıralamasında 2023 yılındaki yerini koruyarak 46. sırada kaldı.

Türk hane halklarının toplam varlıkları 2024’te yüzde 34 artarak 112 milyar Avro’ya ulaştı. Varlık artışına en büyük katkıyı, yüzde 75.5’lik yükselişle menkul kıymetler sağladı. Portföyün yüzde 58’ini oluşturan banka mevduatları ise yalnızca yüzde 31 büyüyerek menkul kıymetlerin ve sigorta/emeklilik tasarruflarının (yüzde 67.2 artış) gerisinde kaldı.

Paylaşın

Türkiye, Avrupa’da Emekliye En Az Kaynak Ayıran Üçüncü Ülke

Türkiye, Avrupa’da, emeklilere milli gelirinden ayırdığı payda sondan üçüncü sırada yer aldı. Avrupa Birliği (AB) ülkeleri, ortalama milli gelirin yüzde 12,21, Türkiye ise milli gelirin sadece yüzde 5,27’si emeklilere ayrılıyor.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’ın, “Çok şükür emeklilerin maaşını zor koşulda olsak da ödüyoruz” sözleri ve olası tasarruf tedbirleri için emeklileri işaret etmesi, kamuoyunda büyük bir tartışma başlattı. Bakan Işıkhan’ın bu açıklamalarının hemen ardından, finansal analist İnan Mutlu’nun Eurostat verilerine dayanarak hazırladığı grafik, Türkiye’nin emeklilere milli gelirinden ayırdığı payda Avrupa’da sondan üçüncü olduğunu gözler önüne serdi.

Bakan Vedat Işıkhan, katıldığı bir televizyon programında sosyal güvenlik sisteminin sürdürülebilirliğiyle ilgili endişelerini dile getirdi. “Almanya’da insanlar 40 yıl çalışıyor, 15-20 yıl emekli aylığı alıyor. Bizde ise 20 yıl prim toplayabiliyoruz, 40 yıl ödeme yapıyoruz” diyerek sistemin dengesizliğine dikkat çeken Işıkhan’ın, tasarruf tedbirlerinin emekli ve asgari ücretlilerden yapılabileceğini belirtmesi büyük tepki topladı. “Zor koşulda olsak da ödüyoruz” ifadesi ise, emekli maaşının bir hak değil, bir lütuf gibi sunulduğu eleştirilerine neden oldu.

Bakan’ın açıklamaları sonrası finansal analist İnan Mutlu, Avrupa İstatistik Ofisi (Eurostat) verileriyle hazırladığı bir grafiği paylaşarak tartışmaya yeni bir boyut getirdi. Grafiğe göre Türkiye, emeklilik harcamalarının milli gelire oranında Avrupa’da en alt sıralarda yer alıyor:

Avrupa Birliği (AB) ortalaması: Milli gelirin yüzde 12,21’i emeklilere ayrılıyor.
Türkiye’nin oranı: Milli gelirin sadece yüzde 5,27’si emeklilere ayrılıyor.

Bu oranla Türkiye, 35 Avrupa ülkesi arasında sondan üçüncü sırada yer alıyor. İnan Mutlu’nun vurguladığı gibi, “Tüm Balkan ülkeleri dahi emeklilerine Türkiye’den çok daha fazla kaynak ayırıyor.”

Bakan Işıkhan’ın son “tasarruf” sinyali, geçmişte verdiği “kalıcı refah artışı” sözleriyle çelişmesi nedeniyle de eleştiriliyor. Işıkhan, daha önceki açıklamalarında en düşük emekli aylığını artırma çalışmaları yaptıklarını ve “Emeklilerimizin refahını artırmak için yeni çalışmalarımızı hayata geçirmeye devam edeceğiz” vaadinde bulunmuştu.

Paylaşın

Ekonominin Kötüye Gideceğini Düşünenlerin Oranı Yüzde 64,7

Ekonominin kötüye gideceğini düşünenlerin oranı yüzde 64,7, iyiye gideceğini düşünenlerin oranı yüzde 13,2, ekonomide değişim beklemeyenlerin oranı yüzde 16,1 oldu. Fikri olmayanların oranı ise yüzde 6 oldu.

Asal Araştırma’nın Türkiye genelinde 26 ilde 2.000 kişiyle gerçekleştirdiği ankette, vatandaşların adalet sistemi, ekonomik gidişat ve siyasal aktörlerin ekonomi yönetme becerisine ilişkin kanaatleri ölçüldü. Ortaya çıkan tablo, hem kurumsal güvensizliğin hem de geleceğe dair karamsarlığın yaygınlaştığını gösteriyor.

Katılımcılara yöneltilen “Türkiye’deki adalet sistemine güveniyor musunuz?” sorusuna verilen yanıtlar, yargıya yönelik toplumsal güvenin ciddi şekilde sarsıldığını ortaya koydu. Anket sonuçlarına göre vatandaşların yüzde 72’si açıkça “güvenmiyorum” dedi. “Güveniyorum” diyenlerin oranı sadece yüzde 20,3’te kalırken, yüzde 7,7’lik bir kesim ise ya fikrinin olmadığını ya da yanıt vermek istemediğini belirtti. Bu dağılım, adalet sistemine dair kuşkuların geniş toplum kesimlerine yayıldığını gösteriyor.

Araştırmada “Gelecek 6 ay içinde sizce Türkiye ekonomisi iyiye mi yoksa kötüye mi gider?” sorusu da yöneltildi. Bu soruya yanıt verenlerin yüzde 64,7’si, ekonominin kötüye gideceğini düşündüğünü söyledi. Sadece yüzde 13,2’lik bir kesim “iyiye gider” yanıtını verirken, yüzde 16,1 ise ekonomik görünümde değişim beklemediğini belirtti. Fikri olmayan veya cevap vermeyenlerin oranı ise yüzde 6 olarak kaydedildi. Veriler, toplumun kısa vadeli ekonomik beklentilerinde yaygın bir kötümserlik olduğunu ve umut dozunun son derece sınırlı kaldığını gösteriyor.

Anketin bir diğer dikkat çekici başlığı ise “Sizce iktidar mı, muhalefet mi ekonomiyi daha iyi yönetir?” sorusuna verilen yanıtlarda görüldü. Katılımcıların yüzde 46,5’i hem iktidarın hem de muhalefetin ekonomiyi yönetemeyeceğini ifade etti.

“İktidar daha iyi yönetir” diyenlerin oranı yüzde 23,6 olurken, “Muhalefet daha iyi yönetir” diyenler yüzde 21,5’te kaldı. Her iki tarafın da iyi yönetebileceğini düşünenlerin oranı yüzde 3,4 gibi oldukça sınırlı bir seviyede. Görüş bildirmeyenlerin oranı ise yüzde 5 olarak ölçüldü.

Araştırma, 12-18 Eylül 2025 tarihleri arasında NUTS2 düzeyindeki 26 ilde gerçekleştirildi. Görüşmeler, 18 yaş üstü seçmen nüfusunu temsil edecek şekilde, bilgisayar destekli telefon anketi (CATI) yöntemiyle yapıldı. Hata payı yüzde 2,2 olarak belirtildi.

Paylaşın

OECD’den Türkiye İçin Yıl Sonu Enflasyon Tahmini: Yüzde 33,5

Merkezi Paris’te bulunan Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD), Türkiye için yıl sonu enflasyon tahminini yukarı yönlü revize ederek yüzde 33,5’e yükseltti.

OECD, 2025 yılı için Türkiye ekonomisinin büyüme tahminini ise yüzde 2,9’dan yüzde 3,2’ye çekti.

Merkezi Paris’te bulunan Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD), “Türkiye İnceleme Raporu” başlıklı raporu yayımlandı. OECD raporunda, Türkiye’nin 2025 yılı ekonomik büyüme ve enflasyon tahminlerini revize etti.

OECD, Türkiye’nin 2025 yılındaki büyüme tahminini yüzde 2,9’dan yüzde 3,2’ye yükseltirken, enflasyon beklentisini de yüzde 31,4’ten yüzde 33,5’e çıkardı.

Kurum, Türkiye için 2026 yılında büyüme beklentisini yüzde 3,3’ten yüzde 3,2’ye indirdi. Enflasyon tahminini ise yüzde 18,5’ten yüzde 19,2’ye yükseltti.

Paylaşın

Sekiz Ayda Kapanan Şirket Sayısı 18 Bini Aştı

TOBB’un açıkladığı verilere göre; 2025 yılının ilk sekiz aylık döneminde, kapanan şirket sayısı, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 11,1 artarak 18 bin 482 oldu.

Haber Merkezi / Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB), 2025 yılının ilk sekiz ayına ait “Kurulan ve Kapanan Şirket İstatistikleri”ni kamuoyuyla paylaştı.

Buna göre; 2025’in ilk sekiz ayında, geçen yılın ilk sekiz ayına göre kurulan şirket sayısı yüzde 0,6 kurulan kooperatif sayısı yüzde 29,5 oranında azalırken, kurulan gerçek kişi ticari işletme sayısı yüzde 19,5 oranında arttı.

2025’in ilk sekiz ayında, geçen yılın ilk sekiz ayına göre kapanan şirket sayısı yüzde 11,1 kapanan kooperatif sayısı yüzde 11,1 oranında artarken, kapanan gerçek kişi ticari işletme sayısında yüzde 6,1 azaldı. Kurulan şirket sayısında geçen yılın aynı ayına göre yüzde 0,7 azaldı.

2025’in ilk sekiz ayında, geçen yılın ilk sekiz ayına göre kurulan şirket sayısı yüzde 0,7 kurulan kooperatif sayısı yüzde 43,8 oranında azalırken, kurulan gerçek kişi ticari işletme sayısı yüzde 10,8 oranında arttı.

Ağustos ayında, kapanan şirket sayısı 2024 yılının aynı ayına göre yüzde 5,2 kapanan kooperatif sayısı yüzde 36,1 oranında artarken, kapanan gerçek kişi ticari işletme sayısı yüzde 10,3 azaldı. Ağustosta kurulan şirketlerin sayısında bir önceki aya göre yüzde 5,9 azalış oldu.

Bir önceki aya göre kurulan şirket sayısı yüzde 5,9 kurulan gerçek kişi ticari işletme sayısı yüzde 15,2 kurulan kooperatif sayısı yüzde 25,3 oranında azaldı. Bir önceki aya göre kapanan şirket sayısı yüzde 34,6 kapanan kooperatif sayısı yüzde 27,2 kapanan gerçek kişi ticari işletme sayısı yüzde 30,2 oranında azaldı.

Ağustosta kurulan toplam 9 bin 328 şirket ve kooperatifin yüzde 87,6’sı limited şirket, yüzde 11,1’i anonim şirket, yüzde 1,3’ü ise kooperatiftir. Şirket ve kooperatiflerin yüzde 37,7’si İstanbul, yüzde 10,7’si Ankara, yüzde 6,4’ü İzmir’de kuruldu.

2025 yılında toplam 72 bin 488 şirket ve kooperatif kuruldu. Bu dönemde kurulan toplam 63 bin 420 limited şirket, toplam sermayenin yüzde 61,3’ünü 7 bin 798 anonim şirket ise yüzde 38,7’sini oluşturdu. Ağustos ayında kurulan şirketlerin sermayelerinin toplamı, Temmuz ayına göre yüzde 27,8 oranında azaldı.

Ağustosta şirket ve kooperatiflerin 2 bin 930’u ticaret, bin 324’ü inşaat ve bin 124’ü imalat sektöründe kuruldu. Ağustos 2025’de kurulan gerçek kişi ticari işletmelerinin; 654’ü inşaat, 382’si toptan ve perakende ticaret motorlu taşıtların ve motosikletlerin onarımı, 83’ü imalat faaliyetleri sektöründen.

Bu ay kapanan şirket ve kooperatiflerin; 662’si toptan ve perakende ticaret, motorlu taşıtların ve motosikletlerin onarımı, 270’i imalat, 171’i inşaat faaliyetler sektöründen. Bu ay kapanan gerçek kişi ticari işletmelerinin 407’si toptan ve perakende ticaret, motorlu taşıtların ve motosikletlerin onarımı, 156’sı inşaat, 101’i imalat faaliyetleri sektöründen.

Ağustosta kurulan 118 Kooperatifin 87’si Konut Yapı Kooperatifidir. Ağustosta kurulan 118 Kooperatifin 87’si Konut Yapı Kooperatifi, 16’sı İşletme Kooperatifi, 7’si Tarımsal Kalkınma Kooperatifi olarak kuruldu.

Ağustosta kurulan 826 yabancı ortak sermayeli şirketin 605’i Türkiye, 28’i İran 27’si Türkmenistan ortaklı olarak kuruldu.

Kurulan 826 yabancı ortak sermayeli şirketin 81’i anonim, 745’i limited şirkettir. 2025 yılında kurulan şirketlerin 585’i Uzmanlaşmamış toptan ticaret, 220’si İkamet amaçlı olan ve ikamet amaçlı olmayan binaların inşaatı, 193’ü İşletme ve diğer idari danışmanlık faaliyetleri sektöründe kuruldu.

Kurulan yabancı ortak sermayeli şirketlerin toplam sermayelerinin yüzde 79,2’sini yabancı sermayeli ortak payını oluşturdu.

Paylaşın

Kırmızı Et Fiyatları Üç Yılda Yüzde 591 Arttı

Ocak 2022’den bu yana ortalama gıda fiyatlarındaki artış yüzde 327 seviyesinde kalırken, aynı dönemde dana eti fiyatları yüzde 591’lik bir artışla rekor kırdı.

Türkiye’de enflasyon tartışmaları devam ederken, gıda fiyatlarındaki fahiş artışlar, mutfaktaki ekonomik sıkıntıları gözler önüne seriyor. İktisatçı İnan Mutlu’nun paylaştığı grafik, son üç yılda yaşanan çarpıcı fiyat artışlarını ortaya koydu.

Mutlu’nun analizine göre, Ocak 2022’den bu yana ortalama gıda fiyatlarındaki artış yüzde 327 seviyesinde kalırken, aynı dönemde dana eti fiyatları yüzde 591’lik bir artışla rekor kırdı. Bu durum, et fiyatlarının genel enflasyonun çok üzerinde yükseldiğini ve etin, dar gelirli aileler için lüks bir gıda maddesi haline geldiğini gösteriyor.

Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan İnan Mutlu, “Çok ciddi bir kırmızı ete erişememe sorunumuz var” dedi. Mutlu, bu durumun, yetersiz ve dengesiz beslenme sonucunda ortaya çıkabilecek “bodur çocuklar” sorununu gelecekte daha da büyüteceği uyarısında bulundu.

Paylaşın

Merkez Bankası Yeniden Döviz Alımlarına Başladı

Merkez Bankası’nın (TCMB), piyasalardaki tansiyonun düşmesiyle birlikte dün itibarıyla yeniden döviz alımına geçtiği bildirildi. Banka, eylül ayının ilk iki haftasında yaklaşık 10 milyar dolarlık döviz satışı gerçekleştirmişti.

Siyasi belirsizliklerin tetiklediği yoğun döviz talebini karşılamak amacıyla eylül ayının ilk iki haftasında yaklaşık 10 milyar dolarlık döviz satışı gerçekleştiren Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB), piyasalardaki tansiyonun düşmesiyle birlikte dün itibarıyla yeniden döviz alım tarafına geçtiği bildirildi. Reuters’ın işlemcilere dayandırdığı habere göre, CHP kurultayına ilişkin davanın ertelenmesiyle risk algısının azalması, TCMB’nin politikasında bu değişikliğe gitmesinde etkili oldu.

Piyasalardaki hareketlilik, mahkemenin 2 Eylül’de ana muhalefet partisi CHP’nin il teşkilatını görevden alması ve Özgür Özel’in genel başkan seçildiği kurultayın iptali istemiyle açılan davayla ilgili kararıyla başlamıştı. Yatırımcılar arasında, kurultayın iptal edilebileceği ve bunun bir siyasi krize yol açabileceği yönündeki endişeler, Türk Lirası varlıklardan çıkışa ve yoğun bir döviz talebine neden oldu.

Bu talebi karşılamak ve piyasada istikrarı sağlamak amacıyla devreye giren TCMB, döviz satışı programı uyguladı. Resmi verilere göre, eylül ayının ilk haftasında 5,5 milyar dolara yakın döviz satışı gerçekleştiren Merkez Bankası, işlemcilerin bilançolardan yaptığı hesaplamalara göre eylülün ikinci haftasında da 4 ila 4,5 milyar dolar arasında bir satış daha yaptı. Böylece eylülün ilk iki haftasında siyasi endişe kaynaklı döviz satışlarının toplamı 10 milyar dolara yaklaştı. (İkinci haftaya ilişkin resmi veriler Perşembe günü TCMB tarafından yayımlanacak.)

Ancak dün, CHP kurultay davasında mahkemenin duruşmayı erteleme kararı alması, siyasi belirsizlik endişelerini azalttı. Borsa, Türkiye’nin risk primini gösteren CDS ve TL cinsi tahviller başta olmak üzere tüm finansal varlıklarda dün belirgin bir pozitif ayrışma yaşandı. İşlemciler, piyasadaki bu rahatlamanın ardından TCMB’nin de döviz satışlarını sonlandırarak dün itibarıyla tekrar alım tarafına geçtiğine dikkat çekti.

Paylaşın