İran’da Jina Mahsa Amini’nin Birinci Ölüm Yıl Dönümünde Gözaltılar

Geçen yıl başkent Tahran’a yaptığı bir gezi sırasında, “başörtüsünü kurallara uygun şekilde takmadığı” gerekçesiyle ahlak polisi tarafından karakola götürüldükten sonra hayatını kaybeden Jina Mahsa Amini’nin birinci ölüm yıl dönümünde aralarında baba Amini’nin de bulunduğu çok sayıda kişinin gözaltına alındığı bildirildi.

Merkezi Norveç’te olan insan hakları kuruluşu Hengaw, baba Amini’nin kızının ölümü için anma yapmama konusunda uyarıldıktan sonra serbest bırakıldığını açıkladı. İrna haber ajansı da baba Amini’nin artık gözaltında olmadığını duyurdu.

Jina Mahsa Amini’nin ailesi, ölümünün birinci yıl dönümüne yaklaşık bir hafta kala sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı paylaşımda, 16 Eylül’de kızlarının mezarı başında dini bir anma töreni düzenleyeceklerini duyurmuştu. Amini ailesi son bir yıldır güvenlik güçleri tarafından sıkı gözlem altında tutuluyor.

Amini ailesi kızlarının hastalık nedeniyle öldüğü yönünde yapılan resmi açıklamaları “şüpheli” bulduğunu belirtmişti. Yerel ve uluslararası çok sayıda medya kuruluyuna demeç veren aile bu nedenle İran yargısının hedefi haline gelmişti.

Kürtlerin yoğun yaşadığı bölgelerde vatandaşlar bugün dükkanlarını kapalı tutuyor. İran güvenlik birimlerinin Amini protestolarına sert müdahaleleri nedeniyle sokaklarda kitlesel gösteriler düzenlenmesi çağrıları yapılmadı. Kürtlerin yoğun yaşadığı bölgelerde olağanüstü hal ilan edilerek, yoğun güvenlik önlemleri alındı. Amini’nin memleketi Sakkız kasabası güvenlik güçlerince çevrilerek girişlere kapatıldı.

Resmi haber ajansı Tasnim sabah saatlerinden itibaren dükkanların fotoğraf ya da videosunu çeken çok sayıda kişinin gözaltına alındığını duyurarak, “Bu kişiler güvensizlik yaratmaya ve Kürdistan Vilayeti’nin güvenlik ve istihbarat birimlerince gözaltına alındı” ifadesine yer verdi. Kürtlerin yoğun yaşadığı bölgelerde vatandaşlar protesto için bugün dükkanların kapalı kalacağını duyurmuştu.

Jina Mahsa Amini, 13 Eylül 2022’de memleketi Sakkız kentinden ziyaret için geldiği başkent Tahran’da “ahlak polisi” olarak bilinen irşad devriyeleri tarafından “başörtüsü kurallarına uymadığı” gerekçesiyle polis nezaretine alınarak karakola götürüldü.

Karakolda aniden fenalaşarak hastaneye kaldırılan 22 yaşındaki Amini, 3 gün sonra 16 Eylül’de hayatını kaybetti. Olay kamuoyunda infial uyandırırken ülkede birçok siyasetçi ve sanatçı tarafından da büyük tepkiyle karşılandı.

Tepkiler üzerine Tahran Polisi tarafından yapılan açıklamada, irşad devriyesinin Amini’yi bir saatlik “brifing” için karakola götürdüğü, genç kadının burada aniden bilincini kaybetmesi ve kalp rahatsızlığı yaşaması üzerine hastaneye sevk edildiği ifade edildi.

Sosyal medyadaki aktivistler ise emniyet güçlerinin “aniden” bilincini kaybettiği yönündeki iddiasını reddederek, Amini’nin polis tarafından darbedildiğini ileri sürdü.

İddiaların ardından İran devlet televizyonu, genç kadının polis merkezine getirildiği ve karakolda bulunduğu anlardaki görüntüleri yayımladı.

Görüntülerde, diğer kadınlarla karakola getirilen Amini’nin, görevli bir kadınla konuştuktan sonra aniden fenalaşarak yere yığıldığı görüldü. Adli Tıp Kurumu da genç kadının darp nedeniyle değil, altta yatan hastalıkları nedeniyle yaşamını yitirdiğini açıkladı.

Darbedilmiş olabileceğine dair iddialarla birlikte Amini’nin şiddet görmese dahi suçsuz bir kadının gözaltına alınması ve polis nezaretinde ölümüne yol açan şekilde fenalaşmasından, zorunlu başörtüsü denetimlerini sürdüren ülke yönetiminin sorumlu olduğu konusunda toplumda bir fikir birliği oluştu. Tepkiler, 17 Eylül’de Amini’nin cenazesinin memleketi Sakkız kentinde düzenlenen törenle toprağa verilmesinin hemen ardından sokaklara taştı.

İlk olarak Sakkız’da cenaze töreni sonrasında toplanan bir grup, yetkililer aleyhinde sloganlar attı. Gösteriler aynı gün Senendec ve Tahran’a, daha sonra da il, ilçe ve kasaba olarak yaklaşık 80 noktaya yayıldı. Birçok noktada ülke yönetimi aleyhinde sloganlar atan eylemciler ile güvenlik güçleri arasında şiddetli arbede yaşandı. Güvenlik güçlerinin yanı sıra Devrim Muhafızları Ordusu’na bağlı gönüllü güvenlik gücü sayılan Besic üyeleri de göstericilere müdahale etti.

Ülke basınında ve sosyal medyada yayımlanan görüntülerde bazı göstericilerin ambulans, otobüs ve kamu binalarını tahrip ettiği görüldü. Mazenderan eyaletinin merkezi Sari’de göstericilerin bir kamu binasının duvarından devrim lideri Humeyni ve İran lideri Ali Hamaney’in posterlerini indirdiği görüntüler de sosyal medyada paylaşıldı.

Olayların başladığı ilk günlerde Sağlık Bakanlığı, 61 ambulansın göstericiler tarafından tahrip edildiğini veya yakıldığını açıkladı. Sosyal medyadaki aktivistler ise gözaltına alınan göstericilerin ambulanslarla taşındığını, bu nedenle göstericilerin ambulansları hedef aldığını savundu.

Gösterilerde 500’den fazla can kaybı

Resmi makamlardan olaylarda sivillerin ve güvenlik güçlerinin öldüğüne dair açıklamalar yapılsa da ölü sayısına ilişkin net bilgi verilmedi.

Devrim Muhafızları Ordusu Hava Kuvvetleri Komutanı Tuğgeneral Emir Ali Hacızade, 29 Kasım 2022’deki konuşmasında, ülkede devam eden protestolarda güvenlik güçlerinin de aralarında bulunduğu 300’den fazla kişinin hayatını kaybettiğini söyledi. İran Güvenlik Konseyi ise 3 Aralık’ta toplam ölü sayısının 200’ü aştığını açıkladı. Norveç merkezli İran İnsan Hakları Örgütüne göre, gösterilerde 537 kişi öldü, binlerce kişi gözaltına alındı. İran medyasına yansıyan haberlere göre, gösteriler sırasında yaklaşık 70 güvenlik görevlisi de yaşamını yitirdi.

Yetkililer, genel olarak protestoları “düşmanların komplosu” ve “isyan” olarak değerlendirdi. Protestolar, ülkedeki sanatçılardan farklı spor dallarındaki sporculara kadar birçok ünlü isimden destek gördü. Bu süreçte ABD, İngiltere ve Avrupa Birliği (AB) başta olmak üzere Batılı ülkeler de “insan hakları ihlalleri” gerekçesiyle İranlı yetkililere yönelik defalarca yaptırım kararı aldı.

Gösterilerle birlikte zorunlu başörtüsü yasasının esnetilmesi veya kaldırılması tartışmaları alevlendi. Aslında İran’da başörtüsü zorunluluğu tartışmaları yeni değil. İran devriminin kurucusu Humeyni tarafından Ağustos 1979’da uygulamaya konulan zorunlu başörtüsü yasası din adamları arasında bile zaman zaman tartışma konusu oldu.

Her ne kadar devrimin ilk günlerinden bugüne başörtüsü denetimi oldukça gevşetilse de zaman zaman sosyal medyaya da yansıyan irşad devriyelerinin gözaltı uygulaması ve bu esnada kadınların şiddete maruz kaldığı olaylar İran toplumunda tepki çekti.

Mahsa Amini’nin polis nezaretinde ölmesinin ardından başörtüsü zorunluluğuyla ilgili tartışmalar yeniden alevlendi. İlk olarak reformist İran İslami Halklar Birliği Partisi, 25 Eylül’de, yetkililerden “zorunlu başörtüsü yasalarının kaldırılmasının önünü açacak gerekli yasal adımları atmasını” talep etti.

Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ise 28 Eylül’de devlet televizyonunda katıldığı programda, eleştirilerin odağına oturan irşad devriyelerinin uygulamalarına ilişkin soruya, “Değerler değiştirilemez ama kanunun uygulanma şekli tartışılabilir.” yanıtını verdi.

Devriyelerin uygulamalarının yeniden gözden geçirilip geçirilmeyeceğine dair soruya karşılıksa, “Yasanın uygulanmasında en iyi yöntemler dikkate alınmalıdır. Muhalif görüşler için platform sağlamalıyız. Hükümet bu görüştedir.” demekle yetinen Reisi, yasanın kaldırılmasını düşünmediklerine işaret etti.

Bu tartışmalar devam ederken 30 Eylül’de ülkenin güneydoğusunda yer alan Zahidan kentinde cuma namazından sonraki gösteriler sırasında onlarca kişi güvenlik güçleri tarafından öldürüldü. “Kanlı Cuma” olarak adlandırılan olaylar, kentte aylarca sürecek protesto ve huzursuzluk dalgasına yol açtı.

İran, ABD ve İsrail’i suçladı

Hamaney, protestoların başlamasından sonra 3 Ekim’de yaptığı ilk açıklamada, “isyan” olarak tanımladığı protestolarla ilgili ABD ve İsrail’i suçladı.

İran siyasetinin önde gelenlerinden bazıları da bu dönemde zorunlu başörtüsü uygulamasına karşı açıklamalarda bulundu. Bunların başında eski Meclis Başkanı Ali Laricani geliyor. Laricani, 11 Ekim’de “İttilaat” gazetesine verdiği röportajda, “protestoların derin siyasi kökleri olduğunun kabul edilmesi gerektiğine” dikkati çekerek, zorunlu başörtüsü yasasının gözden geçirilmesi çağrısında bulundu. Bu süreçte ülkede bazı kadınlar başörtüsü kurallarına uymamaya başladı.

Bunun ardından “İyiliği Emretme ve Kötülükten Sakındırma Merkezi” Sözcüsü Ali Hanmuhammedi, 5 Aralık 2022’de yaptığı açıklamada, eleştirilerin hedefindeki irşad devriyelerinin görevinin sona erdiğini açıkladı. Daha sonra denetimler sokak ve caddelerdeki güvenlik kameralarıyla yüz tanıma sistemleriyle yapılmaya başlandı.

Bununla birlikte kendileri veya müşterilerinin zorunlu başörtüsü yasasına uymadığı tespit edilen bazı işletmeler mühürlendi. Mahsa Amini’nin ölümü ve sonrasında yaşananlar ülke yönetimi ile halk arasında derin bir yarık oluştururken İran lideri Hamaney, 4 Ocak’ta yaptığı konuşmada, zorunlu başörtüsü kurallarına tam riayet etmeyen kadınların “dinsizlik ve rejim karşıtlığıyla” itham edilmemesi gerektiğini vurguladı.

Mahsa Amini protestoları ülkedeki üniversitelerde ve okullarda da eylemlere yol açtı. Bu eylemler devam ederken 30 Kasım 2022’de başlayan ve genellikle kız öğrencilerin eğitim gördüğü okullarda yaklaşık 4 ay süren toplu zehirlenme vakaları ortaya çıktı.

Öğrencilerde solunum sıkıntısı, mide bulantısı, baş ağrısı ve uzuvlarda uyuşma gibi belirtiler görüldüğü açıklandı. Vakaların önüne geçilememesine tepki gösteren öğrenci ve öğretmenler, bazı kentlerde düzenledikleri gösterilerle yetkilileri protesto etmeye başladı.

Eğitim ve Öğretim Bakan Yardımcısı Yunus Penahi, 26 Şubat’ta düzenlediği basın toplantısında, öğrencilerin zehirlenmesinin kasıtlı olduğunu değerlendirdiklerini belirterek, “Bazı kişilerin başta kız okulları olmak üzere tüm okulların kapatılmasını istediği tespit edildi.” ifadelerini kullandı.

İran lideri Hamaney, toplumda endişenin giderek artması üzerine 6 Mart’ta yetkililere olayın üzerine ciddiyetle gidilmesi ve faillerin en şiddetli cezaya çarptırılması talimatı verdi. Yargı da zehirlenme vakalarının faillerinin idamla yargılanacağını açıkladı. Yetkililer olayları yeterince araştırıp sonuçlandıramadı.

7 kişi idam edildi

Gösterilerle ilgili ilk idam kararı, 8 Aralık’ta uygulandı. Başkent Tahran’daki protestolar sırasında “soğuk silahla vatandaşları tehdit ettiği ve bir güvenlik görevlisini yaraladığı” suçlamasıyla 20 Kasım’da Devrim Mahkemesi tarafından ölüm cezasına çarptırılan Muhsin Şikari, gözaltına alınmasından 75 gün sonra idam edildi.

Protestolar sırasında “2 milis gücünü (Besic) öldürmek ve 4 kişiyi yaralamakla” suçlanan Mecidrıza Rahneverd ise gözaltına alınmasının üzerinden sadece 23 gün geçtikten sonra 12 Aralık’ta idam edildi. Sonraki süreçte hakkında idam hükmü verilen 5 kişinin daha cezası infaz edildi.

İdam edilenler “yeryüzünde bozgunculuk çıkarmak (ifsad fi’l arz)” ve “devlete karşı savaş açmak (muharebe)” gibi suçlardan yargılandı. İran Ceza Kanunu’na göre bu suçlardan yargılananlar hakkında genelde idam kararları veriliyor.

Bununla birlikte haklarında ilk derece mahkemesinde idam hükmü verilen sanıklardan bazıları hakkındaki karar temyiz aşamasında bozuldu. Ülkede Hamaney’in onayıyla şubat ayında devrimin 44. yıl dönümü dolayısıyla Mahsa Amini gösterileriyle bağlantılı olanlar dahil on binlerce tutuklu ve mahkum için af veya ceza indirimi kararı alındı.

Kameralarla başörtüsü denetimleri nisanda uygulamaya girdi. Zorunlu başörtüsü yasası ihlalleri artınca İran hükümeti, ihlallere kamuya açık yerlerde para cezası, bankacılık hizmetlerinin engellenmesi ve sosyal faaliyetlerden men edilme yoluyla karşı koymayı öngören bir yasa tasarısı hazırladı. Gösteriler devam ederken tepkiler üzerine kaldırılan “irşad devriyeleri” uygulaması da temmuzda yeniden başlatıldı.

Mahsa Amini’nin polis nezaretindeyken ölümünün birinci yılı olan 16 Eylül’e sayılı günler kala ülkede protestoların yeniden canlanma ihtimali üzerine güvenlik güçleri operasyonlarını yoğunlaştırdı. Ülke medyasındaki haberlerde, birçok eyalette polis ve istihbarat kurumlarının işbirliğiyle yapılan operasyonlarda “isyanların liderlerinin” de aralarında olduğu çok sayıda kişinin gözaltına alındığı aktarıldı.

Gösteriler aylar önce sona ermesine ve baskılara rağmen özellikle başkent Tahran’da bazı kadınlar kamuya açık alanlar, alışveriş merkezleri, kafe, banka, okul ve sokaklarda halen başlarını örtmemeyi tercih ediyor.

Human Rights Watch İran uzmanı Tara Sepehri Far, İran hükümetinin “Mahsa Amini’nin kamuoyunda anılmasını engellemek için muhalefeti bastırmaya çalıştığını” söyledi. Amini davasını yakından takip eden iki gazeteci Niloufar Hamedi ve Elahe Mohammadi neredeyse bir yıldır cezaevindeyken, Mahsa Amini’nin babası Amjad Amini ile röportaj yapan Nazila Maroufian da birkaç kez gözaltına alındı.

Amjad Amini, İran dışından yayın yapan Fars medyasına verdiği demeçte, İran’da Kürt nüfusun yoğun oluduğu kuzeyindeki Saqez’de anma töreni düzenlemeyi planladığını söyledi.

AFP’ye göre Mahsa Amini’nin amcalarından biri olan Safa Aeli de 5 Eylül’de Sakkız’da tutuklandı. Hengaw adlı STK’ya göre hükümet bu hafta sonu Sakkız’a ek güvenlik güçleri gönderdi. Hengaw’ın cumartesi günü yaptığı açıklamaya göre “güvenlik güçleri” Sakkız’daki Amini ailesinin konutu çevresinde konuşlandırıldı.

(Kaynak: DW Türkçe, Euronews Türkçe)

Paylaşın

Libya’daki Sel Felaketinde Can Kaybı 11 Bine Yükseldi

Libya’nın doğusunda yer alan Derne kentinde özelliklere etkili olan sel felaketinde hayatını kaybedenlerin sayısı 11 bine yükseldi. Arama kurtarma çalışmaları sürerken bu sayının artması bekleniyor

Haber Merkezi / Libya Kızılayı’nın Derne’daki medya merkezi başkanı Salem el-Naas, birçok cesedin kuvvetli rüzgarlar nedeniyle açık denize sürüklendiğini ve yakındaki kasabaların kıyılarında bulunduğunu söylüyor. BM’ye bağlı Uluslararası Göç Örgütü yaklaşık 30 bin kişinin evsiz kaldığını tahmin ediyor.

Öte yandan Derne Belediye Başkanı Abdülmenam El Hayiti, Suudi TV Haber kanalı Al Arabiya’ya yaptığı açıklamada sel felaketinde 20 bine yakın insanın ölmüş olabileceğini söylemişti.

Yoğun yağışlar Derne yakınlarındaki iki barajın yıkılmasına neden olmuş ve 125 bin kişinin yaşadığı liman kentini sular altında bırakmıştı. Sel sonrasında kent sokaklarının metrelerce çamur altında kaldığı görülmüştü. Libya’nın El Beyda, El Marc, Susa ve Rahat kentlerinin de selden etkilenen bölgeler arasında.

Libya’da bir yandan arama kurtarma ekipleri enkaz altında kalanlara ulaşmak için çalışmalarını sürdürüyor ancak can kurtarma umutları azalıyor. Hayatını kaybedenlerse kitlesel olarak defnediliyor.

Birleşmiş Miletler, Libya’daki yerel kaynaklara dayanarak kayıp sayısının 10 bine yaklaştığını açıklamıştı. Uluslararası yardım çabalarının hız kazandığı ülkede Mısır, Türkiye, Tunus, Katar, İtalya, İspanya kurtarma ekipleri bölgeye ulaştı.

Trablus merkezli hükümet yetkilileri, kentte iki barajın yıkılması ve sele yol açması konusunda soruşturma başlatılması çağrısı yaptı. Barajların bakım ve onarımının uzun yıllar aksatıldığına dair eleştiriler gündeme gelmişti.

Libya, uzun süre ülkeyi yöneten Albay Muammer Kaddafi’nin 2011’de devrilip öldürülmesinden bu yana siyasi kaos içinde. 2014’ten bu yana iki rakip kuvvet tarafından farklı bölgeleri idare edilen ülkede Bingazi yönetimi ülkenin doğusunu kontrol altında tutuyor. Ancak uluslararası kabul edilen Trablus yönetimi de selden etkilenenlere yardım için harekete geçti.

İlk olarak Ege’de oluşan Daniel Fırtınası, Türkiye’de Marmara Bölgesi’nin batısı ve Trakya’da etkili olmuştu. Eylül’de Ege ve Trakya’da etkisi olan fırtınada Türkiye’de 8, Yunanistan’da 15, Bulgaristan’da da 4 kişi öldü. Yunanistan’da afetin yaralarını sarma çalışmaları halen devam ediyor. Tropik fırtınanın Mısır’a doğru ilerlediği kaydediliyor.

Paylaşın

Mahsa Amini’nin Ölüm Yıl Dönümü: İran Yönetiminden Halka Tehdit

Gözaltına alındıktan sonra hayatını kaybeden Mahsa Amini’nin ölümünün birinci yıldönümü yaklaşırken, İran yönetimi, yeni protestolara karşı halkı uyardı. İran Cumhurbaşkanı Reisi, “ülkede istikrarsızlık yaratmak isteyenlerin başına ne geleceğini biliyoruz” dedi.

Yargı erkinin başkan yardımcısı Sadık Rahimi de, güvenlik güçlerinin olası gösterilere karşı dikkatli olacağını belirterek, “İstihbarat ve güvenlik teşkilatları tüm hareketleri izliyor ve önümüzdeki günlerde sokağa çıkıp sorun yaratmak isteyenlerin tespit edilip adli makamlara teslim edilecek” ifadesini kullandı.

Mahsa Amini isimli 22 yaşındaki Kürt kadının şeriat kurallarına uygun giyinmediği gerekçesiyle 16 Eylül’de “ahlak polisi” tarafından gözaltına alınıp, sorgusunda hayatını kaybetmesi sonrası patlak veren ve İran rejimi karşıtı gösterilere dönüşen eylemlere milyonlarca kişi katıldı.

İran yönetimi, karakolda gözaltında yaşamını yitiren İranlı Mahsa Amini’nin ölüm yıl dönümü yaklaşırken, yeni protestolara karşı halkı uyardı. Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, bir televizyon kanalına yaptığı açıklamada, herhangi bir “istikrarsızlık” belirtisine tolerans gösterilmeyeceği uyarısında bulunuldu.

Mahsa Amini’nin ölümünün ardından çıkan olaylara atıfta bulunan Reisi, “Amini’yi bahane edip yabancı ülke ajanlığı yapmak, ülkede istikrarsızlık yaratmak isteyenlerin başına ne geleceğini biliyoruz.” dedi.

Yargı erkinin başkan yardımcısı Sadık Rahimi son yaptığı açıklamada, güvenlik güçlerinin olası gösterilere karşı dikkatli olacağını belirterek, “İstihbarat ve güvenlik teşkilatları tüm hareketleri izliyor ve önümüzdeki günlerde sokağa çıkıp sorun yaratmak isteyenlerin tespit edilip adli makamlara teslim edilecek” ifadesini kullandı.

İran yönetimi, geçen hafta en az beş sosyal medya hesabını kapatırken bu hesaplarla ilgisi bulunan altı kişiyi, yıl dönümü dolayısıyla halkı isyana teşvik suçlamasıyla tutukladı.

Bu arada Amini’nin ölümünün birinci yıldönümü yaklaşırken, İranlı yetkililerin ülke geneline yayılan eylemlerde yaşamını yitirenlerin aile üyelerini yakın takibe aldığı ve bunlardan bazılarını tutukladığı gelen haberler arasında.

Mahsa Amini isimli 22 yaşındaki Kürt kadının şeriat kurallarına uygun giyinmediği gerekçesiyle 16 Eylül’de “ahlak polisi” tarafından gözaltına alınıp, sorgusunda hayatını kaybetmesi sonrası patlak veren ve İran rejimi karşıtı gösterilere dönüşen eylemlere milyonlarca kişi katıldı.

Olaylar sırasında İran güvenlik güçlerinin açtığı ateşte 500’ün üzerinde insan yaşamını yitirdi. Üniversitelerin büyük ölçüde ev sahipliği yaptığı bu gösteriler, İran İslam Cumhuriyeti tarihinde yönetime karşı en şiddetli başkaldırı olarak tarihe geçti.

Avrupa Birliği (AB) ülkeleri, Amini’nin ölümü sonrası düzenlenen gösterilere yönelik müdahaledeki rolleri nedeniyle İranlı 18 kişi ve 19 kuruluşa yaptırım uygulama kararı aldı. Bu son yaptırımlarla birlikte AB’nin kısıtlayıcı tedbir uyguladığı İranlı kişi sayısı 164, kuruluş sayısı 31’e çıktı.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Libya’daki Sel Felaketi: Can Kaybı 20 Bine Yükselebilir

Bulgaristan, Yunanistan ve Türkiye’de onlarca kişinin ölümüne yol açan Daniel Fırtınası, Libya’nın doğusunda yer alan Derne kentinde de etkili oldu. Derne Belediye Başkanı Abdülmenam El Hayiti, sel felaketinde 20 bine yakın insanın ölmüş olabileceğini söyledi.

Haber Merkezi / Suudi TV Haber kanalı Al Arabiya’ya konuşan Abdulmenam Al-Ghaithi, bu rakamı bölgede yaşayan insan sayısına dayandırdı. Libya’da sel felaketinde ölü sayısı 5 bin 300 olarak duyurulmuş, yaklaşık 10 bin kişi de kayıp olarak açıklanmıştı.

Yoğun yağışlar Derne yakınlarındaki iki barajın yıkılmasına neden olmuş ve 125 bin kişinin yaşadığı liman kentini sular altında bırakmıştı. Sel sonrasında kent sokaklarının metrelerce çamur altında kaldığı görülmüştü. Libya’nın El Beyda, El Marc, Susa ve Rahat kentlerinin de selden etkilenen bölgeler arasında.

Libya’da bir yandan arama kurtarma ekipleri enkaz altında kalanlara ulaşmak için çalışmalarını sürdürüyor ancak can kurtarma umutları azalıyor. Hayatını kaybedenlerse kitlesel olarak defnediliyor.

Birleşmiş Miletler, Libya’daki yerel kaynaklara dayanarak kayıp sayısının 10 bine yaklaştığını açıklamıştı. Uluslararası yardım çabalarının hız kazandığı ülkede Mısır, Türkiye, Tunus, Katar, İtalya, İspanya kurtarma ekipleri bölgeye ulaştı.

Trablus merkezli hükümet yetkilileri, kentte iki barajın yıkılması ve sele yol açması konusunda soruşturma başlatılması çağrısı yaptı. Barajların bakım ve onarımının uzun yıllar aksatıldığına dair eleştiriler gündeme gelmişti.

Libya, uzun süre ülkeyi yöneten Albay Muammer Kaddafi’nin 2011’de devrilip öldürülmesinden bu yana siyasi kaos içinde. 2014’ten bu yana iki rakip kuvvet tarafından farklı bölgeleri idare edilen ülkede Bingazi yönetimi ülkenin doğusunu kontrol altında tutuyor. Ancak uluslararası kabul edilen Trablus yönetimi de selden etkilenenlere yardım için harekete geçti.

İlk olarak Ege’de oluşan Daniel Fırtınası, Türkiye’de Marmara Bölgesi’nin batısı ve Trakya’da etkili olmuştu. Eylül’de Ege ve Trakya’da etkisi olan fırtınada Türkiye’de 8, Yunanistan’da 15, Bulgaristan’da da 4 kişi öldü. Yunanistan’da afetin yaralarını sarma çalışmaları halen devam ediyor. Tropik fırtınanın Mısır’a doğru ilerlediği kaydediliyor.

Paylaşın

Kim İle Putin Görüştü: Emperyalizme Karşı Mücadelede Birlikte Olacağız

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Kuzey Kore lideri Kim Jong Un, Rusya’nın Çin sınırına yakın bölgesinde yer alan uzay merkezi Vostoçni Uzay Üssü’nde görüştü. Kim onuruna verilen yemekte Putin, “Ülkelerimiz arasında dostluk ve işbirliğinin gelecekte güçlendirilmesi” için kadeh kaldırdı.

Kuzey Kore lideri Kim, “Başkan Putin’in kararlarını her zaman destekleyeceğiz ve… emperyalizme karşı mücadelede birlikte olacağız” mesajı verdi. Kim, ülkesinin Rusya ile ilişkilerini güçlendirme konusunda daha önce de oldukça kararlı bir tutum sergilemiş ve Putin ile ikili ilişkilerin hükümetinin “bir numaralı önceliği” olduğunu söylemişti.

Rusya’nın Çin sınırına yakın bölgesinde yer alan uzay merkezi Vostoçni Uzay Üssü’nde görüşen Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Kuzey Kore lideri Kim Jong Un’un buluşmasında ‘işbirliği ve zafer’ mesajları verildi.

Putin, Rusya’nın doğusunda kozmodromu ziyaret eden Jong Un onuruna düzenlenen öğle yemeğinde Pyongyang ile “işbirliğinin gelecekte güçlenmesine” kadeh kaldırdığını söyledi. Putin’e ‘yoldaş’ şeklinde hitap eden Kuzey Kore lideri de Rusya’nın başta Batı olmak üzere düşmanlarına karşı “büyük bir zafer” kazanacağını ifade etti.

Rusya liderine “tam ve koşulsuz desteğini” bildiren Jong Un, Pyongyang’ın “anti-emperyalist” cephede her zaman Moskova’nın yanında yer alacağını kaydetti.

Liderler görüşmeye Soyuz-2 uzay roketi fırlatma tesisini gezerek başladı. Kremlin, iki liderin önce kendi heyetlerinin huzurunda iki saatten fazla bir süre görüştüğünü, ardından da iki devlet başkanı arasında bire bir görüşme gerçekleştiğini duyurdu.

Putin: Eski bir dost, iki yeni dosttan daha iyidir

Rusya Devlet Başkanı, yemekte Kim Jong Un’a bakarak, “Şu anki ziyaretiniz de bir dostluk ve arkadaşlık atmosferi içinde gerçekleşiyor. Eski bir dost, iki yeni dosttan daha iyidir” ifadesini kullandı.

Dışişleri Bakanı Sergei Lavrov ve Savunma Bakanı Sergey Şoygu ile Kuzey Koreli üst düzey yetkililerle çevrili bir masada kırmızı şarap kaldıran Putin “Halklarımızın refah ve esenliğine” dedi.

Rusya ve Kuzey Kore arasındaki ilişkilerin “1945 yılında Sovyet ve Kore askerlerinin yan yana Japon ordusunu yendiği Kore özgürlük mücadelesi sırasında kurulduğunu” ifade eden Putin, “Bugün dahi dostluk ve iyi komşuluk bağlarını güçlendirmeye çalışıyor, ortak bölgemizde barış, istikrar ve refah için çalışıyoruz.” şeklinde konuştu.

Jong Un: Zafer kazanacağına inanıyoruz

Jong Un, “Rus ordusunun ve halkının, hegemonya ve yayılma peşinde koşan kötü niyetli grupları cezalandırmak için verilen adil mücadelede büyük bir zafer kazanacağına inanıyoruz.” diye konuştu.

Putin ile görüşmesinde her alanda işbirliğinin nasıl güçlendirileceği konusunda” tatmin edici bir fikir birliğine vardıklarını” söyleyen Jong Un, “Yoldaş Putin ile Kore yarımadası ve Avrupa’daki siyasi, askeri durumun yanı sıra bölgede ve dünyada barışı sağlama mücadelesinde stratejik, taktiksel işbirliği, destek ve dayanışma konularında derinlemesine bir görüşme yaptım” dedi.

Jong Un’un açıklamalarında Kiev ve Moskova arasındaki çatışmadan bahsetmedi ancak Rus haber ajansı TASS, Kore liderinin Ukrayna’daki “özel askeri operasyon” alanında “kahraman” Rus ordusunu övdüğünü kaydetti.

Jong Un, “Rusya’nın kahraman ordusu ve halkının zafer geleneğini parlak bir şekilde miras alacağına; ‘askeri operasyonlar ve güçlü bir ulus inşa etmek’ konularında asil haysiyet ve onurunu güçlü bir şekilde sergileyeceğine inanıyorum” ifadelerini kullandı.

Rusya’nın Interfax haber ajansına göre Kremlin sözcüsü Dmitry Peskov, Devlet Başkanı Putin’in Kuzey Kore lideri Kim Jong Un ile yaptığı görüşmenin “önemli ve esaslı” olduğunu söyledi.

Peskov, Kuzey Kore’nin Rusya ile havacılık ve ulaşım alanlarında işbirliğine ilgi duyduğunu da sözlerine ekledi. Rus devlet haber ajansı Ria Novosti’ye yaptığı açıklamada da Peskov, iki liderin görüşmelerinde nükleer savaş risklerini ele almadıklarını söyledi.

Birleşmiş Milletler yaptırımları ilişkilerin gelişmesine engel mi?

Kremlin Sözcüsü Peskov daha önceki açıklamasında da görüşmenin “iki ulus arasındaki dostluğu kuvvetlendireceğini” ifade etmişti. Kremlin’den bu sabah yapılan açıklamada, Birleşmiş Milletler’in (BM) Kuzey Kore’ye yönelik yaptırımlarının Pyongyang ile ilişkilerini engellemeyeceği vurgulandı.

Birleşmiş Milletler 2006’daki ilk nükleer denemesinden bu yana Kuzey Kore’ye yaptırım uygulanmasını öngören 10’dan fazla karar almıştı. Bazı analistler, Rusya’nın bu toplantı sonucunda Kuzey Kore’ye cephane stoku karşılığında ileri teknoloji sağlayabileceği yorumunu yapmış, bunun ise uluslararası yaptırımların ihlali anlamına geleceğini vurgulamıştı.

Görüşmeye tepkiler ne oldu?

ABD daha önce Kuzey Kore’yi Rusya’ya silah satmaması için uyarmış, aksi takdirde yaptırımların daha da artırılacağını açıklamıştı.

BBC’ye konuşan Center for European Policy Analysis adlı düşünce kuruluşundan Samuel Greene, Rusya’nın pek fazla dostu kalmadığı için kendisiyle işbirliği yapabilen ülkelere daha fazla yakınlaşma ihtiyacı olduğunu, diğer yandan da Batı’ya “Ukrayna konusunda bizimle anlaşmazsanız size daha fazla sorun yaratabilecek Kuzey Kore’ye yardım ederim” mesajı verdiğini söylüyor. Güney Kore, olası bir silah anlaşmasını yakından takip ettiklerini açıkladı.

Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Andrey Rudenko ise seyahatle ilgili bilgileri Güney Kore’yle de paylaşabileceklerini belirtti ve “Güney Kore’nin Moskova’da elçiliği var, talep ederlerse bilgi veririz” dedi. Çin, Putin ile Kim’in görüşmesi için “Kuzey Kore ve Rusya arasındaki ilişkilerle ilgili” değerlendirmesinde bulundu.

Çin, Kuzey Kore’nin uzun süredir müttefiklerinden biri ve ekonomik destekçisi. Çin Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Mao Ning, ayrıca Kuzey Kore’nin “dağlar ve nehirlerle birbirine bağlı dost komşuları” olduğunu ve “Çin-Kuzey Kore ilişkilerinin iyi geliştiğini” kaydetti.

İki lider neden uzay üssünde buluştu?

Rus devlet medyası Ria Novosti’nin bildirdiğine göre Putin, Moskova’nın Kuzey Kore’ye uydu programında yardımcı olmak istediğini ve bu amaçla görüşme yeri olarak uzay istasyonunun seçildiğini söyledi. Kim’in ilerleme kaydetmekte zorlandığı alanlardan biri de uzay programı. Son altı ay içinde iki kez yörüngeye bir casus uydu yerleştirme çabaları başarısız oldu.

Casus uydunun Kuzey Kore’ye gökyüzünde düşmanlarını gözetleme imkanı sağlayacağı ve bunu saldırıları daha doğru planlamak ve gelen tehditleri izlemek için kullanabileceği belirtiliyor. Kim, casus uydu geliştirmeyi son birkaç yıldaki en önemli askeri önceliklerinden biri haline getirdi.

Rusya’ya silah satması karşılığında Kim’in de Putin’den kendi silah programı için gelişmiş askeri teknolojisini paylaşmasını istemesi bekleniyordu. Moskova’nın silahlarının Pyongyang’ınkilerden onlarca yıl ileride olduğu düşünülüyor.

Kim, zırhlı treninde yolculuk yaptı. 2019’daki görüşmeye de aynı şekilde gitmişti. Zırhlı treninde 20 zırhlı otomobil taşıdığı, normal trenlerden çok daha ağır olduğu için saatte en fazla 59 kilometre hızla ilerleyebildiği belirtiliyor. Rusya’daki tren raylarının genişliği Kuzey Kore’dekinden daha büyük olduğu için Kim’in treninin sınırda tekerlerini de değiştirmesi gerekmişti.

“Kuzey Kore’nin elinde milyonlarca top mermisi ve roket olabilir”

Carnegie Endowment for International Peace adlı düşünce kuruluşundan Ankit Panda, iki ülkenin de birbirlerinin ihtiyaçlarını karşılamasının mümkün olduğunu söylüyor: “Şimdi esas konu, iki tarafın da birbirlerinin istediği fiyatı ödemeye razı olup olmayacağı.”

Rusya’nın Kuzey Kore’den silah, top mermisi ve roket talep etmesi, yaptırımlar nedeniyle ekonomisi zor durumda olan Kuzey Kore’nin ise gıda ve hammadde istemesi bekleniyor.

New York Times gazetesine göre Rusya’nın 122 ve 152 milimetrelik top mermisi stokları azalmış durumda. Putin bu topların yanı sıra anti-tank mayınlar da talep edebilir. Gazeteye göre Kim’in talep listesinde ise gıdanın yanı sıra daha gelişmiş uydu ve nükleer denizaltı teknolojilerine erişim yer alabilir.

Kuzey Kore’nin silah sistemlerinin önemli bir kısmı, tıpkı Rusya’nınki gibi Sovyetler Birliği’nin sistemlerine göre tasarlanmış durumda. Bu yüzden iki ülkenin silahları ve mühimmatları çoğunlukla birbiriyle uyumlu.

BBC’ye konuşan Kuzey Kore Çalışmaları Üniversitesi’nden Prof. Kim Dong-yup’a göre, 1953’ten beri savaşmadığı için Kuzey Kore’nin elinde milyonlarca top mermisi ve roket olabilir. Prof. Kim, bu eski mühimmatları Rusya’ya vermenin Kuzey Kore’nin savunma kapasitesini azaltmayacağı görüşünde. Zira artık orduda daha modern mühimmatlar kullanıyorlar.

(Kaynaklar: BBC Türkçe, Euronews Türkçe)

Paylaşın

Fransa iPhone 12 Satışlarını Yasakladı: Fazla Radyasyon Yayıyor

Fransa fazla radyasyon yaydığı gerekçesiyle iPhone 12 satışlarını yasakladı. Fransa gibi bazı ülkelerdeki düzenleyici kuruluşlar, olumsuz sağlık etkilerini önlemek amacıyla cep telefonlarının yayabileceği elektromanyetik radyasyon miktarına sınırlamalar getirebiliyor.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ise çok sayıda araştırma sonucunda “cep telefonu kullanımının sağlık üzerinde herhangi bir olumsuz etkisinin tespit edilmediğini” belirtiyor.

Fransa, çok fazla elektromanyetik radyasyon yaydığı için Apple’dan ülkedeki iPhone 12 satışlarını durdurmasını ve mevcut telefonları onarmasını istedi.

Radyo frekanslarını düzenleyen Fransız kuruluşu ANFR, yapılan testlerde telefonun yaydığı vücut tarafından emilmeye yatkın olan elektromanyetik dalga miktarının izin verilenden daha fazla olduğunu tespit etti.

ANFR’den yapılan açıklamada “modelin vücut tarafından elektromanyetik emilim sınırını aşması” nedeniyle Apple’a iPhone 12’yi 12 Eylül’den itibaren Fransız pazarından çıkarması emrinin verildiği belirtildi.

Telefonun elde veya cepte tutulduğu durumlarda vücut tarafından kilogram başına 5,74 watt elektromanyetik enerji emiliminin tespit edildiği belirtildi.

Bu tür testlerde Avrupa genelinde belirlenen standart kilogram başına 4,0 wattlık soğurma seviyesi olduğu vurgulandı.

ANFR “Halihazırda satılan telefonlarla ilgili olarak, Apple’ın en kısa sürede etkilenen telefonları uyumlu hale getirmek için düzeltici önlemler alması gerekiyor. Aksi takdirde Apple onları toplatmak zorunda kalacak,” dedi.

Öte yandan ANFR, beş santimetre mesafeden emilen elektromanyetik radyasyonu ölçen testlerin kilogram başına 2,0 watt sınırına uygun olduğunu kaydetti.

Fransa gibi bazı ülkelerdeki düzenleyici kuruluşlar, olumsuz sağlık etkilerini önlemek amacıyla cep telefonlarının yayabileceği elektromanyetik radyasyon miktarına sınırlamalar getirebiliyor.

Dünya Sağlık Örgütü ise çok sayıda araştırma sonucunda “cep telefonu kullanımının sağlık üzerinde herhangi bir olumsuz etkisinin tespit edilmediğini” belirtiyor.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Libya’yı ‘Daniel Fırtınası’ Vurdu: 5 Binden Fazla Ölü, Binlerce Kayıp

Türkiye, Bulgaristan ve Yunanistan’da onlarca kişinin ölümüne yol açan Daniel Fırtınası, Libya’nın doğusunda etkili oldu. Kasırgada meydana gelen sellerde çok sayıda kişi hayatını kaybederken binlerce kişinin de kayıp olduğu bildirildi.

Haber Merkezi / Libya’nın doğusundaki hükümetin İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Tarık el-Harraz, ülkenin doğusunu etkisi altına alan sel felaketinde yalnızca Derne’de ölenlerin sayısının 5 bin 200 kişiye ulaştığını söyledi.

Selde hayatını kaybeden ve kimlik tespiti yapılanlardan 1300 kişinin naaşının toprağa verildiğini aktaran Harraz, sel felaketinde bazı ailelerin tamamının yok olması dolayısıyla kimlik tespiti yapılamayan çok sayıda ceset bulunduğunu ve bunların şu an defnedilemeyeceğini belirtti.

Derne’de sel felaketinden ölenlerin sayısının 10 bini aşabileceğini ifade eden Harraz, “Halen bulunamayan çok sayıda ceset var ve şu anda Türkiye, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Mısır’dan gelen uzman kurtarma ekipleri sele kapılarak denize sürüklenen cesetleri kurtarmak için çalışıyor.” dedi.

Uluslararası Kızılhaç tarafından yapılan açıklamada kayıp sayısının 10 bin olduğu bildirilmişti. Libya’nın doğusundaki hükümetin Başbakanı Usame Hammad, Derne kentindeki selde ölenlerin sayısının 2 bin 300’ü geçtiğini söylemişti. Hammad, Derne’deki durumu “felaket ve iyi değil” olarak nitelendirmişti.

Libya doğusundaki hükümetin İçişleri Bakanı İsam Ebu Zeribe ise, Derne kentinde şiddetli yağışlar nedeniyle hayatını kaybeden 1500’den fazla kişinin cesedinin bulunduğunu, kayıp kişi sayısının ise 7 bine ulaştığını söylemişti.

Ülkenin doğusunu kontrolünde tutan Libya Ulusal Ordusu Sözcüsü Ahmed Mismari televizyondan yaptığı açıklamada Derna’dak barajın çökmesi sonucu taşan suların bütün evleri içindekilerle birlikte denize sürüklediğini belirtmişti. Mismari de kayıp sayısının 5-6 bin civarında olduğunu söylemişti.

Öte yandan, Derne Belediye Meclis Üyesi Ahmed Emdur Facebook sayfasından yaptığı açıklamada, Derne’de çok sayıda bina ve konutun tamamen sular altında kaldığını; altyapının sel sularıyla sürüklendiğini, ana yolların yıkıldığını, kamu ve özel mülklerde önemli kayıpların olduğunu belirtmişti.

Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı Abdulhamid Dibeybe, sel felaketi nedeniyle dün ülke genelinde 3 günlük yas ilan etmiş, Libya Başkanlık Konseyi de kardeş ülkelere ve uluslararası kurumlara sel felaketinden zarar gören bölgeler için yardım çağrısında bulunmuştu.

“Tüm imkanlarımızla kardeşlerimizin yanındayız”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Yeni Anayasa Sempozyumu’nda yaptığı konuşmada Türkiye’nin “bu zor günlerinde tüm imkanları ile kardeşlerinin yanında” olacağını dile getirdi.

“Sahadan aldığımız bilgiler gerçekten çok büyük bir doğal afetin yaşandığını gösteriyor. Kayıplarla birlikte vefat sayılarının maalesef daha da artacağı anlaşılıyor” diyen Erdoğan, “AFAD Başkanlığımızı, arama kurtarma personelinden diğer ihtiyaçlara gerekli yardımları süratle ulaştırma noktasında talimatlandırdık. İlk etapta üç kargo uçağımız yardımlarla beraber Libya’ya hareket etti. Amacımız Libya’nın yaralarının bir an önce sarılmasını sağlamaktır” ifadelerini kullandı.

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD), bölgeye yardım göndermeyi planladığını duyurdu. Yapılan açıklamada, ülkeye 150 su üstü ve su altı arama kurtarma personeli, çadır ve çadır içi malzeme, iki kurtarma aracı, dört bot ile jeneratörden oluşan ihtiyaç malzemesi gönderileceği ifade edildi.

Libya, uzun süre ülkeyi yöneten Albay Muammer Kaddafi’nin 2011’de devrilip öldürülmesinden bu yana siyasi kaos içinde. 2014’ten bu yana iki rakip kuvvet tarafından farklı bölgeleri idare edilen ülkede Bingazi yönetimi ülkenin doğusunu kontrol altında tutuyor. Ancak uluslararası kabul edilen Trablus yönetimi de selden etkilenenlere yardım için harekete geçti.

Libya’da gazeteci olan Abdulkader Esad, çeşitli yetkililerin doğal felakete hızlı bir şekilde müdahale edemediği için ülkedeki kurtarma çalışmalarının sekteye uğradığını söylüyor.

İlk olarak Ege’de oluşan Daniel Fırtınası, Türkiye’de Marmara Bölgesi’nin batısı ve Trakya’da etkili olmuştu. Eylül’de Ege ve Trakya’da etkisi olan fırtınada Türkiye’de 8, Yunanistan’da 15, Bulgaristan’da da 4 kişi öldü. Yunanistan’da afetin yaralarını sarma çalışmaları halen devam ediyor. Tropik fırtınanın Mısır’a doğru ilerlediği kaydediliyor.

Paylaşın

Yardım Taleplerini Reddeden Fas’ta Ölü Sayısı 2 Bin 901’e Yükseldi

Fas’ın Marakeş kentinde meydana gelen ve ülkenin pek çok kentinde hissedilen 7 büyüklüğündeki depremde bilanço ağırlaşıyor. Depremde ölenlerin sayısı 2 bin 901’e, yaralıların sayısı 5 bin 530’a yükseldi.

Haber Merkezi / Fas İçişleri Bakanlığı’ndan yapılan yazılı açıklamada, El-Huz bölgesinde 8 Eylül’de meydana gelen 7 büyüklüğündeki deprem felaketinde hayatını kaybedenlerin sayısı bugün itibariyle 2 bin 901’e, yaralıların sayısı ise 5 bin 530’a yükseldi.

Söz konusu deprem, ülke tarihinde 1960 yılından bu yana gerçekleşen en büyük çaplı deprem olma özelliğini taşıyor. 63 yıl önce meydana gelen deprem, 12 bini aşkın can kaybına yol açmıştı.

Yerel basın tarafından ilk bilgilerde depremin 6,8 büyüklüğünde olduğu aktarılırken, Almanya Sismoloji Merkezi de depremin büyüklüğünü 7 olarak açıkladı. Kuzey Afrika ülkesi Fas’ta Ulusal Jeofizik Enstitüsü, ülkenin kuzeyindeki Marakeş’in El-Huz bölgesinde yerel saatle 23.10 sularında 7 büyüklüğünde deprem meydana geldiğini açıkladı.

ABD Jeolojik Araştırmalar Kurumu ise, depremin merkez üssünün Marakeş’in 71 km güney batısında Yüksek Atlas Dağları’nda, 18,5 km derinlikte olduğunu açıkladı.

Yüksek Atlas Dağları’nın yerleşime uzak bir bölgesinde meydana gelen depremin merkez üssünün nispeten sığ olduğu ve sarsıntıların yaklaşık 350 km uzaklıktaki başkent Rabat’ın yanı sıra Kazablanka ve Essaouira’da da hissedildiği bildirildi.

Yerin 8 kilometre derinliğinde meydana gelen depremde birçok kent etkilendi ve çok sayıda bina yıkıldı. Arama kurtarma ekipleri, yıkılan binaların enkazında kalanları kurtarmaya çalışıyor. Depremin merkezi olan dağlık bölgede enkaz altında kurtarılmayı bekleyenlerin olduğu, ancak yolların hasar görmesi ve heyelan nedeniyle bölgeye ulaşımın sınırlı olduğu bildiriliyor.

Ulusal Jeofizik Enstitüsü, Marakeş merkezli depremin ülke tarihinde son yüzyıldaki en büyük deprem olduğunu duyurdu. Ölümlerin yaşandığı şehirler arasında Marakeş, Azilal, Agadir, Varzazat ve Chichaoua’nın bulunduğu aktarıldı.

AP haber ajansının aktardığına göre UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alan Marakeş’teki eski şehri çevreleyen ünlü kırmızı duvarların bazı kısımları hasar gördü.

Kızılhaç’tan 100 milyon frank yardım çağrısı

Başta Marakeş olmak üzere depremin vurduğu bölgelerde sahara hastaneleri kurulurken, Sivil Savunma Kurumu, deprem bölgesinde çadır kentler kurmaya başladı. Çadır kentte depremzedelere barınma, giyecek ve yiyecek desteği sağlanıyor..

Uluslararası Kızılhaç Kızılay Dernekleri Federasyonu (IFRC), Fas’taki deprem sonrası ihtiyaçların karşılanması için 100 milyon İsviçre frangı tutarında acil yardım çağrısında bulundu.

Depremden sonra Fas Kızılay’ına bir milyon İsviçre frangı aktaran kuruluş, sağlık, su, hijyen, barınma, yardım malzemeleri, temel ihtiyaçlar ve geçim kaynakları dahil acil ihtiyaçların karşılanabilmesi için harekete geçme çağrısı yaptı.

Fransa’nın başkenti Paris’in Belediye Başkanı Anne Hidalgo, eskiden Twitter olarak bilinen X’te yaptığı bir paylaşımla Paris şehrinin deprem mağdurlarına yardım için 500 bin avro katkıda bulunacağını duyurdu.

Halen yüzlerce kişiden haber alınamazken, kurtarma ekipleri depremden etkilenen daha uzak bölgelere ulaşmak için zorluk çekiyor. İnsanlar enkaz altında kurtarılmayı beklerken aralarında İspanya ve İngiltere’nin de bulunduğu sadece dört ülkeden yardım almayı kabul eden Fas, daha fazla ülkeden yardım kabul etmesi için baskı altında.

Rabat hükümeti şu ana kadar İtalya, Belçika, Fransa ve  Almanya dahil diğer ülkelerden yardım kabul etmeyi reddetti. Fransa dün ülkede faaliyet gösteren yardım kuruluşlarına 5 milyon Avro gönderme sözü verdi.

Madrid ise geç saatlerde yaptığı açıklamada Fas’taki varlığını güçlendirdiğini ve Salı günü “31 uzman, 15 arama kurtarma köpeği ve 11 araçtan” oluşan beş köpekli kurtarma ekibinin daha bölgeye ulaşacağını duyurdu.

Paylaşın

Fas’taki Depremde Bilanço Ağırlaşıyor: Ölü Sayısı 2 Bin 497’ye Yükseldi

Fas’ın Marakeş kentinde meydana gelen ve ülkenin pek çok kentinde hissedilen 7 büyüklüğündeki depremde bilanço ağırlaşıyor. Depremde ölenlerin sayısı 2 bin 497’ye, yaralıların sayısı 2 bin 476’ya yükseldi.

Haber Merkezi / Fas İçişleri Bakanlığı, 7 büyüklüğündeki depremle ilgili güncel bilgileri paylaştı. Bakanlık açıklamasında, merkez üssü Marakeş’in El-Huz bölgesi olan depremde hayatını kaybedenlerin sayısının 2 bin 497’ye, yaraların ise 2 bin 476’ya yükseldiği belirtildi.

Söz konusu deprem, ülke tarihinde 1960 yılından bu yana gerçekleşen en büyük çaplı deprem olma özelliğini taşıyor. 63 yıl önce meydana gelen deprem, 12 bini aşkın can kaybına yol açmıştı.

Yerel basın tarafından ilk bilgilerde depremin 6,8 büyüklüğünde olduğu aktarılırken, Almanya Sismoloji Merkezi de depremin büyüklüğünü 7 olarak açıkladı. Kuzey Afrika ülkesi Fas’ta Ulusal Jeofizik Enstitüsü, ülkenin kuzeyindeki Marakeş’in El-Huz bölgesinde yerel saatle 23.10 sularında 7 büyüklüğünde deprem meydana geldiğini açıkladı.

ABD Jeolojik Araştırmalar Kurumu ise, depremin merkez üssünün Marakeş’in 71 km güney batısında Yüksek Atlas Dağları’nda, 18,5 km derinlikte olduğunu açıkladı.

Yüksek Atlas Dağları’nın yerleşime uzak bir bölgesinde meydana gelen depremin merkez üssünün nispeten sığ olduğu ve sarsıntıların yaklaşık 350 km uzaklıktaki başkent Rabat’ın yanı sıra Kazablanka ve Essaouira’da da hissedildiği bildirildi.

Yerin 8 kilometre derinliğinde meydana gelen depremde birçok kent etkilendi ve çok sayıda bina yıkıldı. Arama kurtarma ekipleri, yıkılan binaların enkazında kalanları kurtarmaya çalışıyor. Depremin merkezi olan dağlık bölgede enkaz altında kurtarılmayı bekleyenlerin olduğu, ancak yolların hasar görmesi ve heyelan nedeniyle bölgeye ulaşımın sınırlı olduğu bildiriliyor.

Ulusal Jeofizik Enstitüsü, Marakeş merkezli depremin ülke tarihinde son yüzyıldaki en büyük deprem olduğunu duyurdu. Ölümlerin yaşandığı şehirler arasında Marakeş, Azilal, Agadir, Varzazat ve Chichaoua’nın bulunduğu aktarıldı.

AP haber ajansının aktardığına göre UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alan Marakeş’teki eski şehri çevreleyen ünlü kırmızı duvarların bazı kısımları hasar gördü.

Yerel kurumlar, emniyet güçleri ve sivil savunma ekiplerinin deprem nedeniyle oluşan zararın tespiti ve gerekli yardımın ihtiyaç sahiplerine ulaştırılması için tüm imkanlarını seferber ettiği vurgulanan açıklamada, vatandaşlar sakin olmaya ve paniğe kapılmamaya çağrıldı.

Komşu ülke Cezayir’de de deprem hissedildi, ancak yetkililer herhangi bir can kaybı ya da hasar olmadığını belirtti. İki yıldır Fas ile diplomatik ilişkilerini kesmiş olan Cezayir, insani yardım için hava sahasının kullanılabileceğini açıkladı.

Ülkede üç günlük milli yas ilan edilirken, aralarında İsrail, Fransa, İspanya, İtalya ve Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) de bulunduğu birçok ülke Fas’a yardım göndermeyi teklif etti. Fas ile sorunlu ilişkilere sahip olan komşu ülke Cezayir ise, son iki yıldır kapalı olan hava sahasını, insani yardımlar ve yaralıların taşınabilmesini sağlamak amacıyla açtı.

Uluslararası Kızılhaç Örgütü, depremin getirdiği zararların bertaraf edilmesinin uzun zaman alacağını açıkladı. Örgütün Ortadoğu ve Kuzey Afrika Direktörü Hossam Elsharkawi, “Bu iş bir iki haftada çözülebilecek bir mesele değil. Yıllar almasa da en azından aylar alacak” diye konuştu.

İçişleri Bakanlığı tarafından Cumartesi akşamı yapılan açıklamada, “Kurtarma operasyonlarını hızlandırmak ve yaralıları tahliye etmek için devlet kurumları seferber olmuştur” denildi.

Dünyadan Fas’a mesajlar

Birleşmiş Milletler (BM) Sözcüsü, “BM, Fas’a depremden etkilenen halka yardım etmesi konusunda destek olmaya hazırdır” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, sosyal medya platformu X üzerinden yayınladığı mesajda, “Dost ve kardeş Fas’ta meydana gelen deprem felaketinden etkilenen tüm Fas halkına geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyorum. Bu zor gününde tüm imkânlarımızla Faslı kardeşlerimizin yanındayız” ifadelerine yer verdi.

Almanya Başbakanı Olaf Scholz da X üzerinden depreme ilişkin, “Fas’tan kötü haberler geldi. Bu zor saatlerde düşüncelerimiz bu yıkıcı depremin kurbanlarıyla beraber. Bu doğal afetten etkilenenlere taziyelerimi iletiyorum” dedi.

Hindistan Başbakanı Narendra Modi, Delhi’de bugün başlayan G20 zirvesinde yaptığı konuşmada uluslararası toplumun Fas’a yardım edeceğini söyledi. G20’ye katılan diğer liderlerden de başsağlığı ve destek mesajları paylaşıldı.

 

Paylaşın

Sudan’ın Başkenti Hartum’da Pazar Yerine Bombalı Saldırı: En Az 40 Ölü

Sudan’ın başkenti Hartum’daki bir pazar yerine düzenlenen saldırıda en az 40 kişi hayatını kaybetti. Saldırıda  çok sayıda kişinin de yaralandığı ve can kayıplarının artmasının muhtemel olduğu duyuruldu.

Sudan’da 15 Nisan’da başlayan iç savaşta, yerleşim bölgelerindeki çatışmalar yoğunlaştıkça sivil can kayıpları da yükseliyor. Geçen hafta da bir hava saldırısında ikisi çocuk, en az 20 kişinin öldüğü açıklanmıştı.

Sudan’ın başkenti Hartum’da bir pazar yerine düzenlenen hava saldırısında en az 40 kişinin öldüğü bildirildi. Yaralıların hastaneye taşınmaya devam ettiği bu nedenle ölü sayısının artabileceği kaydedildi. Yerel gönüllülerin bildirdiğine göre başkentin güneyinde bulunan Quoro pazarına hava saldırısı düzenlendi.

Saldırının ardından ilk önce 11 olarak açıklanan ölü sayısının 40’a yükseldiği kaydedildi. Bölgede bulunan gönüllüler, çok sayıda kişinin de yaralandığını ve can kayıplarının artmasının muhtemel olduğunu belirtti.

MSF’in Acil Durumlar Koordinatörü Mari Burton, Hartum’un “en az altı aydır savaşta olduğunu” belirtti.

Burton daha önce Twitter olarak bilinen X’te yaptığı paylaşımda “Ancak yine de, Başayr Hastanesi’ndeki gönüllüler ve doktorlar kenti vuran dehşetin boyutları nedeniyle şoke oldular” dedi.

MSF, “patlayıcı silahların” marketi vurduğunu, “düşünülemeyecek acı ve yaşam kaybıyla geçen bir günde daha hava saldırılarının ve top ateşinin devam ettiğini” söyledi.

MSF ayrıca “Patlama nedeniyle bedenlerinden parçalar kopan insanların hayatını kurtarmaya çalışıyoruz. Tam bir kaostu” diye de ekledi.

Sudan, Genelkurmay Başkanı Abdül Fettah el Burhan ve milis grubu Hızlı Destek Kuvvetleri’nin (RSF) komutanı General Hamdan Dagalo’nun arasının açılmasıyla iç savaşa sürüklenmişti.

Çatışmalar yüzünden binlerce kişi ölürken, beş milyon dolayında insan evlerini terk etmek zorunda kaldı. Savaştan en çok başkent Hartum ve ülkenin batısındaki Darfur bölgesi etkilendi.

RSF, Hartum ve bitişiğindeki Ombdurman ve Bahri kentlerinin büyük kısmını kontrolü altında tutuyor.

Sudan Ordusu buraları geri alabilmek için sık sık hava saldırıları düzenliyor. Geçen hafta da bir hava saldırısında ikisi çocuk, en az 20 kişinin öldüğü açıklanmıştı.

ABD, Suudi Arabistan ve diğer ülkeler taraflar arasında arabuluculuk yapmaya çalışsa da, şu ana dek sonuç alınamadı. Sivillerin kaçabilmesi için varılan birkaç ateşkes anlaşması da tutmadı.

(Kaynak: Eurnews Türkçe, BBC Türkçe)

Paylaşın