Avrupa Birliği’nden TikTok’a Resmi Soruşturma

Avrupa Birliği (AB) Komisyonu, yeni Dijital Hizmetler Yasası kapsamında, TikTok hakkında soruşturma başlattı. AB Komisyonu, benzer bir soruşturmayı yaklaşık iki ay önce yanlış bilgi yayıldığı şüphesiyle, X hakkında başlatmıştı.

Çin merkezli bir şirket olan TikTok’un Nisan 2023 tarihli verilere göre dünya çapında yaklaşık 136 milyon aktif kullanıcısı bulunuyor.

Avrupa Birliği (AB) Komisyonu, dünya çapında çocuklar arasında en popüler sosyal medya uygulamalarından biri olan TikTok hakkında, çocuk koruma ve reklam şeffaflığı kurallarını ihlâl ettiği şüphesiyle soruşturma başlattı.

Brüksel’de bugün yapılan açıklamada, soruşturma kapsamında, TikTok’un algoritmalarının bağımlılık yapıp yapmadığı ve bir “tavşan deliği etkisi” yaratıp yaratmadığına bakılacağı belirtildi. “Tavşan deliği etkisi”, uygulamanın içine bir kez girilince bir daha çıkılamadığı anlamına gelen bir sosyal medya kullanım davranışını ifade ediyor. Buna göre, TikTok’un reşit olmayan çocuklar için uygulamaya koyduğu mahremiyet ayarlarının AB kurallarına uyup uymadığına ışık tutulacak.

Komisyon açıklamasında, TikTok’un, belirli içeriklerin henüz reşit olmayan çocuklara gösterilmemesi konusunda yeterince etkili önlem almadığına atıfta bulunuldu. Buna ek olarak, TikTok’un yasa dışı içeriklerin yayılması konusunda yeterli derecede önlem alıp almadığı sorusuna da yanıt aranacağı kaydedildi.

VOA Türkçe’nin aktardığına göre; AB Komisyonu’nun İç Pazardan Sorumlu Üyesi Thierry Breton, söz konusu adımı Twitter üzerinden paylaşımda “gençler için daha güvenli bir internet” ifadesiyle duyurdu.

Hâlihazırda bir ön soruşturmanın yürütülmüş olduğuna değinilen açıklamada, bu kapsamda elde edilen sonuçların TikTok’a yönelik resmi bir soruşturma başlatılmasının gerekliliğini gösterdiği belirtildi.

AB Komisyonu, benzer bir soruşturmayı yaklaşık iki ay önce yanlış bilgi yayıldığı şüphesiyle, eski adıyla Twitter olan X hakkında başlatmıştı. Soruşturma kapsamında, Gazze savaşına yönelik yasa dışı ve yanıltıcı içeriklerin X üzerinden yayılması konusu değerlendiriliyor.

Sosyal medya platformları, 2023’te yürürlüğe giren AB Dijital Hizmetler Yasası kapsamında, nefret söylemi gibi yasa dışı içeriklere karşı adım atmakla yükümlü. Söz konusu yasanın yürürlüğe girmesinin ardından Brüksel, aralarında Facebook’un da yer aldığı çeşitli sosyal medya platformlarına bir soru kataloğu göndermişti.

Söz konusu katalogda, çocuk ve gençlerin ruhsal sağlığının korunması yönünde nasıl önlemler alındığı sorusu da yer alıyor. Öte yandan sosyal medya şirketleri, kullanıcılarına, platformlarında gösterdikleri reklamların kimin tarafından verildiğine dair bilgileri de aktarmakla yükümlü. Yasa kapsamında, kişisel verileri temel alan, spesifik kullanıcılara yönelik reklamların gösterilmesi ise yasak.

Çin merkezli bir şirket olan TikTok’un Nisan 2023 tarihli verilere göre dünya çapında yaklaşık 136 milyon aktif kullanıcısı bulunuyor.

Paylaşın

Gazze’de İsrail Saldırılarında Can Kaybı 29 Bini Aştı

Hamas’ın başlattığı Filistin – İsrail savaşının 136. günü geride kalırken Gazze Şeridi’nde İsrail Saldırılarında can kaybı 29 bin 92’ye yükseldi. Yaralıların sayısı ise 69 bin 28’e yükseldi.

Haber Merkezi / Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Öte yandan İsrail Savaş Kabinesi bakanlarından Benny Gantz, Gazze’deki savaş nedeniyle evlerini terk etmek zorunda kalan yaklaşık 1 milyon sivil için son sığınak konumundaki Refah kentine yönelik olası kara operasyonuyla ilgili yaptığı açıklamada, “Tüm dünya ve Hamas liderleri artık şunu bilmeli ki, eğer Ramazan’a kadar tüm rehineler evlerinde olmazsa, savaş Refah bölgesi dâhil her yerde devam edecek” dedi.

Kudüs’teki bir konferansta konuşan eski İsrail Genelkurmay Başkanı Gantz, söz konusu kara operasyonunun, “sivil can kaybının mümkün mertebe azaltılabilmesi için Amerikalı ve Mısırlı ortaklarla diyalog ve koordinasyon içinde” gerçekleştirileceğini ifade etti.

Ancak sivillerin olası bir kara operasyonundan önce Gazze içinde yerleştirilebilecekleri güvenli bir yer bulunmamasından ötürü yaşanan endişeler nedeniyle olası bir tahliye planına dair belirsizlikler sürüyor.

Gazze’nin Refah kentini havadan vuran İsrail, daha önce bu bölgeye yönelik olası kara operasyonuyla ilgili belli bir tarih vermemişti. Birçok ülke ve uluslararası yardım kuruluşu, Gazze’de İsrail askerlerin girmediği son büyük kent olan Refah’a yönelik bir kara operasyonunun insani açıdan yeni bir felaket yaşanmasına neden olacağı uyarısında bulunmuştu.

Ancak ABD Başkanı Joe Biden dâhil birçok liderin böyle bir harekâta girişilmemesi için yaptığı çağrıyla birlikte giderek artan uluslararası baskıya rağmen geri adım atmayan İsrail’de Başbakan Benyamin Netanyahu, savaşın Refah’a yönelik kara operasyonu olmadan tamamlanamayacağını savunuyor.

Kudüs’teki konferansta konuşan Netanyahu, rehine anlaşması olsun ya da olmasın, Hamas’a karşı “mutlak bir zafer kazanabilmek için bu işi bitirme” sözü verdi.

Gazze’deki rehinelerin serbest bırakılması için haftalardır yürütülen diplomatik girişimlerde hâlen sonuca ulaşılamadı. İsrail ile Hamas arasında ateşkes sağlanabilmesi için gerçekleştirilen müzakerelerde arabuluculuk yapan Katar, olası bir anlaşmaya yönelik umutların giderek azaldığını duyurdu.

“İsrail’in Filistin işgalinin hukuki sonuçlarına” ilişkin duruşmalar başlıyor

Ayrıca Uluslararası Adalet Divanı’nda (UAD) bugün, ”İsrail’i işgal ettiği Filistin topraklarındaki uygulamalarının hukuki sonuçlarının” ele alınacağı duruşmalar başlıyor. Birleşmiş Milletler’in en üst mahkemesi olan UAD’de Hollanda’nın Lahey şehrinde görülecek duruşmaların ilkinde, Filistin Dışişleri Bakanı Riyad el-Maliki konuşacak.

BM Genel Kurulu 2022 yılında, mahkemeden işgal konusunda tavsiye niteliğinde ya da bağlayıcı olmayan bir görüş istemişti.

BM Genel Kurulu, “Dünya Mahkemesi” olarak da bilinen UAD’den ikinci kez işgal altındaki Filistin topraklarıyla ilgili görüş talep ediyor. Temmuz 2004’te mahkeme, İsrail’in Batı Şeria’da inşa ettiği duvarın uluslararası hukuku ihlal ettiğine ve yıkılması gerektiğine karar vermişti.

Duruşmaların 26 Şubat’a kadar sürmesi ve bu tarihten sonra yargıçların birkaç ay içerisinde tavsiye niteliğinde bir görüş bildirmeleri bekleniyor. ABD, Çin, Rusya, Güney Afrika ve Mısır’ın da katılması beklenen duruşmaların son günü olan 26 Şubat’ta ise Türkiye bir sunum yapacak. İsrail ise, yazılı gözlemlerini göndermesine rağmen Lahey’de bulunmayacak.

İsrail geçmişte benzer tavsiye kararlarını görmezden gelmiş olsa da, devam eden İsrail-Hamas çatışmaları ve Gazze’den yaşanan sivil ölümler nedeniyle açıklanacak görüşün İsrail üzerindeki baskıya arttırabileceği yorumları yapılıyor.

Paylaşın

Yerinden Edilen Çocukların Sayısı 50 Milyonu Aştı

2023 yılında dünya genelinde 10 milyondan fazla çocuk evini terk etmek zorunda kalırken, dünya genelinde yerinden edilmiş çocukların sayısı 2010 yılından bu yana iki kattan fazla artarak 50 milyonun üzerine çıktı.

Çocukların yaşamsal malzemelerin yanı sıra güvenlik, eğitim, barınma, sağlık, oyun oynayacakları, gülecekleri ve öğrenecekleri bir yere ihtiyaç duydukları belirtildi.

Euronews Türkçe’de yer alan habere göre; Save the Children, geçen yıl dünya genelinde krizlerin yaşandığı bölgelerde 10 milyondan fazla çocuğun evini terk etmek zorunda kaldığını açıkladı.

Örgüt tarafından yapılan yeni bir analize göre, dünya genelinde yerinden edilmiş çocukların sayısı 2010’dan bu yana iki kattan fazla artarak 50 milyonun üzerine çıktı ve şu ana kadarki en yüksek seviyesine ulaştı.

Kuruluş, geçen yıl günde 29 bin çocuğun daha kendi ülkelerinde yerlerinden edildiğini ya da başka bir ülkeye kaçmak zorunda kaldığını tespit etti. Sudan ve Somali’deki 18 yaş altı çocuklar en çok etkilenenler oldu.

“Yerinden edilen bir çocuk, bildiği her şeyi geride bırakmak zorunda kalmadan önce, büyük olasılıkla hiçbir çocuğun görmemesi gereken türden bir şiddet veya yıkıma tanık oluyor” diyen örgüt yetkilileri, “Çocuklar evlerini kaybettiklerinde neredeyse her şeylerini kaybederler: sağlık hizmetlerine, eğitime, gıdaya ve güvenliğe erişimlerini” ifadelerini kullandı.

Çocukların aile ortamında veya aile ortamına en yakın koşullarda büyümeleri için çalışmalarda bulunan Better Care Network de, çocukların evlerinden ve ait oldukları toplumlardan koparıldıklarında, cinsel ve fiziksel şiddete maruz kalma risklerinin arttığını duyurdu.

2023 yılının sonunda, Gazze’de sadece 10 hafta içinde yerinden edilenlerin genel nüfusa oranı, dünya genelinde kaydedilen en yüksek oranlardan biriydi.

Nüfusun yaklaşık yarısının 18 yaşın altında olduğu Gazze’deki çocuklar, yerinden edilmenin hızı nedeniyle özellikle savunmasız durumda kaldı.

Paylaşın

İsrail, Refah Kentine Saldırı İçin Tarih Verdi

Hamas’ın başlattığı Filistin – İsrail savaşının 136. günü geride kalırken, İsrail, 10 Mart’a kadar Gazze’de tutulan rehineler serbest bırakmaması halinde Refah’a saldırı başlatılacağını açıkladı.

Haber Merkezi / Gazze’de halen 130 civarında İsrailli rehine bulunuyor ve bunların dörtte birinin -bazılarının İsrail ateşi nedeniyle- öldüğüne inanılıyor. Diğerlerinin çoğu kasım ayında bir hafta süren ateşkes sırasında serbest bırakıldı.

Mısır sınırına yakın Refah’ta İsrail saldırılarından kaçan yaklaşık 1,5 milyon kişi bulunuyor. Bu insanların pek çoğu önce kuzeyden merkeze, daha sonra da güneye doğru kaçmak zorunda bırakıldı.

Gazze’de, İsrail saldırılarında yaşamını yitirenlerin sayısı 27 bin 985’e yükselirken, yaralıların sayısı ise 68 bin 883’e yükseldi.

Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

İsrail Savaş Kabinesi bakanlarından Benny Gantz, Gazze’deki savaş nedeniyle evlerini terk etmek zorunda kalan yaklaşık 1 milyon sivil için son sığınak konumundaki Refah kentine yönelik olası kara operasyonuyla ilgili yaptığı açıklamada, “Tüm dünya ve Hamas liderleri artık şunu bilmeli ki, eğer Ramazan’a kadar tüm rehineler evlerinde olmazsa, savaş Refah bölgesi dâhil her yerde devam edecek” dedi.

Kudüs’teki bir konferansta konuşan eski İsrail Genelkurmay Başkanı Gantz, söz konusu kara operasyonunun, “sivil can kaybının mümkün mertebe azaltılabilmesi için Amerikalı ve Mısırlı ortaklarla diyalog ve koordinasyon içinde” gerçekleştirileceğini ifade etti.

Ancak sivillerin olası bir kara operasyonundan önce Gazze içinde yerleştirilebilecekleri güvenli bir yer bulunmamasından ötürü yaşanan endişeler nedeniyle olası bir tahliye planına dair belirsizlikler sürüyor.

Gazze’nin Refah kentini havadan vuran İsrail, daha önce bu bölgeye yönelik olası kara operasyonuyla ilgili belli bir tarih vermemişti. Birçok ülke ve uluslararası yardım kuruluşu, Gazze’de İsrail askerlerin girmediği son büyük kent olan Refah’a yönelik bir kara operasyonunun insani açıdan yeni bir felaket yaşanmasına neden olacağı uyarısında bulunmuştu.

Ancak ABD Başkanı Joe Biden dâhil birçok liderin böyle bir harekâta girişilmemesi için yaptığı çağrıyla birlikte giderek artan uluslararası baskıya rağmen geri adım atmayan İsrail’de Başbakan Benyamin Netanyahu, savaşın Refah’a yönelik kara operasyonu olmadan tamamlanamayacağını savunuyor.

Kudüs’teki konferansta konuşan Netanyahu, rehine anlaşması olsun ya da olmasın, Hamas’a karşı “mutlak bir zafer kazanabilmek için bu işi bitirme” sözü verdi.

Gazze’deki rehinelerin serbest bırakılması için haftalardır yürütülen diplomatik girişimlerde hâlen sonuca ulaşılamadı. İsrail ile Hamas arasında ateşkes sağlanabilmesi için gerçekleştirilen müzakerelerde arabuluculuk yapan Katar, olası bir anlaşmaya yönelik umutların giderek azaldığını duyurdu.

“İsrail’in Filistin işgalinin hukuki sonuçlarına” ilişkin duruşmalar başlıyor

Öte yandan Uluslararası Adalet Divanı’nda (UAD) bugün, ”İsrail’i işgal ettiği Filistin topraklarındaki uygulamalarının hukuki sonuçlarının” ele alınacağı duruşmalar başlıyor. Birleşmiş Milletler’in en üst mahkemesi olan UAD’de Hollanda’nın Lahey şehrinde görülecek duruşmaların ilkinde, Filistin Dışişleri Bakanı Riyad el-Maliki konuşacak.

BM Genel Kurulu 2022 yılında, mahkemeden işgal konusunda tavsiye niteliğinde ya da bağlayıcı olmayan bir görüş istemişti.

BM Genel Kurulu, “Dünya Mahkemesi” olarak da bilinen UAD’den ikinci kez işgal altındaki Filistin topraklarıyla ilgili görüş talep ediyor. Temmuz 2004’te mahkeme, İsrail’in Batı Şeria’da inşa ettiği duvarın uluslararası hukuku ihlal ettiğine ve yıkılması gerektiğine karar vermişti.

Duruşmaların 26 Şubat’a kadar sürmesi ve bu tarihten sonra yargıçların birkaç ay içerisinde tavsiye niteliğinde bir görüş bildirmeleri bekleniyor. ABD, Çin, Rusya, Güney Afrika ve Mısır’ın da katılması beklenen duruşmaların son günü olan 26 Şubat’ta ise Türkiye bir sunum yapacak. İsrail ise, yazılı gözlemlerini göndermesine rağmen Lahey’de bulunmayacak.

İsrail geçmişte benzer tavsiye kararlarını görmezden gelmiş olsa da, devam eden İsrail-Hamas çatışmaları ve Gazze’den yaşanan sivil ölümler nedeniyle açıklanacak görüşün İsrail üzerindeki baskıya arttırabileceği yorumları yapılıyor.

Paylaşın

“İsrail’in Filistin İşgalinin Hukuki Sonuçları” Uluslararası Adalet Divanı’nda

Hamas’ın başlattığı Filistin – İsrail savaşının 136. günü geride kalırken, ”İsrail’i işgal ettiği Filistin topraklarındaki uygulamalarının hukuki sonuçlarının” ele alınacağı duruşmalar Uluslararası Adalet Divanı’nda (UAD) başlıyor.

Duruşmalar, İsrail’in yine UAD’de soykırım sözleşmesini ihlali nedeniyle yargılandığı davadan farklı. Danışma görüşü, diğer davadan farklı olarak, iki devletin karşı karşıya geldiği bir dava niteliği taşımıyor. Danışma görüşleri her ne kadar bağlayıcı olmasa da UAD’nin o mesele hakkındaki görüşünü yansıtması bakımından önem taşıyor.

Uluslararası Adalet Divanı’nın görevleri arasında ilk olarak devletler arasında ortaya çıkan hukuki ihtilafları, uluslararası hukuka uygun şekilde çözmek, ikinci olarak da kendisine yönlendirilen hukuki konularda danışma görüşü bildirmek bulunuyor.

Uluslararası Adalet Divanı’nda (UAD), ”İsrail’i işgal ettiği Filistin topraklarındaki uygulamalarının hukuki sonuçlarının” ele alınacağı duruşmalar başlıyor.

VOA Türkçe’nin aktardığına göre; Birleşmiş Milletler’in en üst mahkemesi olan UAD’de Hollanda’nın Lahey şehrinde görülecek duruşmaların ilkinde, Filistin Dışişleri Bakanı Riyad el-Maliki konuşacak.

BM Genel Kurulu 2022 yılında, mahkemeden işgal konusunda tavsiye niteliğinde ya da bağlayıcı olmayan bir görüş istemişti.

BM Genel Kurulu, “Dünya Mahkemesi” olarak da bilinen UAD’den ikinci kez işgal altındaki Filistin topraklarıyla ilgili görüş talep ediyor. Temmuz 2004’te mahkeme, İsrail’in Batı Şeria’da inşa ettiği duvarın uluslararası hukuku ihlal ettiğine ve yıkılması gerektiğine karar vermişti.

Duruşmaların 26 Şubat’a kadar sürmesi ve bu tarihten sonra yargıçların birkaç ay içerisinde tavsiye niteliğinde bir görüş bildirmeleri bekleniyor.

ABD, Çin, Rusya, Güney Afrika ve Mısır’ın da katılması beklenen duruşmaların son günü olan 26 Şubat’ta ise Türkiye bir sunum yapacak. İsrail ise, yazılı gözlemlerini göndermesine rağmen Lahey’de bulunmayacak.

İsrail geçmişte benzer tavsiye kararlarını görmezden gelmiş olsa da, devam eden İsrail-Hamas çatışmaları ve Gazze’den yaşanan sivil ölümler nedeniyle açıklanacak görüşün İsrail üzerindeki baskıya arttırabileceği yorumları yapılıyor.

Bugün başlayan duruşmalar, İsrail’in yine UAD’de soykırım sözleşmesini ihlali nedeniyle yargılandığı davadan farklı. Danışma görüşü, diğer davadan farklı olarak, iki devletin karşı karşıya geldiği bir dava niteliği taşımıyor.

Birleşmiş Milletlerin temel yargı organı Uluslararası Adalet Divanı’nın görevleri arasında ilk olarak devletler arasında ortaya çıkan hukuki ihtilafları, uluslararası hukuka uygun şekilde çözmek, ikinci olarak da kendisine yönlendirilen hukuki konularda danışma görüşü bildirmek bulunuyor.

BM organları ve faaliyet alanlarıyla ilgili olması şartıyla BM yetkili kuruşları uluslararası hukuka ilişkin konu hakkında UAD’den danışma görüşü isteyebiliyor. Devletler şse, Divan’dan danışma görüşü isteyemiyor.

UAD bu meselede İsrail’in, işgal ettiği Filistin’deki politikaları ve uygulamalarının hukuki sonuçlarına ilişkin bağlayıcı olmayan danışma görüşü verecek. Danışma görüşleri her ne kadar bağlayıcı olmasa da UAD’nin o mesele hakkındaki görüşünü yansıtması bakımından önem taşıyor.

Yöneltilen sorular

BM Genel Kurulu 30 Aralık 2022 tarihli kararında UAD’den, Divan Statüsü’nün 65’inci maddesine dayanarak 1967’deki savaştan bu yana İsrail’in Filistin’deki işgalinin hukukiliğine ilişkin iki soru yöneltti.

BM Genel Kurulu’nun UAD’den talep ettiği sorular şu şekilde:

“1- İsrail’in, Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkını sürekli olarak ihlal etmesinin, işgali sürdürmesinin, 1967’den bu yana Filistin topraklarındaki yerleşim ve ilhak faaliyetlerinin, Kudüs’ün demografik yapısını, karakterini ve statüsünü değiştirmeye yönelik faaliyetlerinin ve ilgili ayrımcı mevzuat ve tedbirleri kabul etmesinin hukuki sonuçları nelerdir?

2- İsrail’in, ilk soruda belirtilen uygulamaları, işgalin hukuki statüsünü nasıl etkilemektedir ve bu durumun tüm devletler ve Birleşmiş Milletler için doğurduğu hukuki sonuçlar nelerdir?”

Hamas’ın kontrolündeki Gazze’deki sağlık yetkililerine göre, 7 Ekim’den bu yana Gazze Şeridi’nde çoğu çocuk ve kadın yaklaşık 29 bin Filistinli öldü. Hamas’ın 7 Ekim’deki İsrail saldırılarında ise 1200 kişi ölmüş, 200’den fazla kişi de rehin alınmıştı.

İsrail 1967 savaşında Batı Şeria, Gazze ve Doğu Kudüs’ü işgal etmişti. İsrail 2005 yılında Gazze’den çekilmiş ancak komşu Mısır ile birlikte Gazze’nin sınırlarını kontrol etmeye devam etmişti.

Paylaşın

İran, Yeni Hava Savunma Sistemlerini Tanıttı: Arman Ve Azarakheş

İran, ABD’nin Orta Doğu’daki İran yanlısı silahlı gruplara karşı hava saldırılarının devam ettiği bir dönemde, “Arman” balistik füze savunma sistemi ve kısa menzilli hava savunma sistemi “Azarakhsh”ı tanıttı.

“Arman” balistik füze savunma sisteminin 120 ile 180 kilometre arasındaki mesafelerde altı hedefi vurabilme kapasitesine, “Azarakhsh” kısa menzilli hava savunma sisteminin ise fırlatma aracında bulunan dört adet güdümlü füzeyle 50 kilometreye kadar olan hedefleri tespit edip imha edebilme yeteneğine sahip olduğu belirtildi.

İran resmi haber ajansı IRNA, savunma bakanlığı tarafından inşa edilen Arman anti-balistik füze sistemi ve Azarakheş alçak irtifa hava savunma sisteminin bu sabah tanıtıldığını duyurdu.

Euronews Türkçe’nin IRNA’dan aktardığına göre, Savunma Bakanı Muhammad-Rıza Aştiani, Arman füze sisteminin “orta menzile ve yüksek irtifaya sahip olduğunu, 180 kilometredeki hedefleri belirleyebildiğini ve 120 kilometrede onları vurup imha edebildiğini” açıkladı.

Ajans, “aynı anda altı hedefe” saldırabilen Azarakheş savunma sisteminin ise birden fazla araç tipine monte edilebildiğini ve “hedefini tespit etmek ve izlemek için radar, elektro-optik sistem ve termal arayıcılar kullandığını” belirtti.

İran, savaşı tetikleyen 7 Ekim’deki Hamas saldırısını övmüş, ancak herhangi bir dahli olduğu iddialarını reddetmişti.

Ancak Gazze’deki savaş beşinci ayına girerken Suriye, Lübnan, Irak ve Yemen’deki Tahran destekli militan gruplar Irak ve Suriye’de konuşlu Amerikan ve koalisyon birliklerine karşı giderek daha fazla saldırılar düzenlemeye başladı.

Ürdün’de Amerika Birleşik Devletleri’ne ait bir üsse 28 Ocak’ta düzenlenen saldırıda üç Amerikan askeri personelinin ölmesi, Washington’un Suriye ve Irak’taki İran yanlısı hedeflere karşı kendi saldırılarını başlatmasına yol açtı.

ABD, İngiltere ile birlikte, ayrıca Yemen’deki İran destekli Husilere karşı, grubun ticari gemilere yönelik ısrarlı saldırılarına karşılık olarak saldırılar düzenliyor.

Öte yandan İran’ın nükleer programı bölgedeki gerilimi arttıran bir diğer unsur. Tahran’ın nükleer programına şiddetle karşı çıkan İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, 2023 yılında İran’ın nükleer silah elde etmesini önlemek için “inandırıcı bir askeri tehditle” karşı karşıya kalması çağrısında bulunmuştu.

Tahran ise nükleer programının barışçıl olduğunda ısrar ediyor ve nükleer bomba arayışında olduğu iddialarını reddediyor.

Paylaşın

Gazze’de İsrail Saldırılarında Can Kaybı 29 Bine Dayandı

Filistin – İsrail savaşının 135. günü geride kalırken Gazze’de, İsrail saldırılarında yaşamını yitirenlerin sayısı son 24 saatte 127 artarak 27 bin 985’e yükseldi. Yaralıların sayısı ise 68 bin 883’e yükseldi.

Haber Merkezi / Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Öte yandan İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu Gazze Şeridi’nin güneyindeki Refah kentine operasyon düzenleyeceklerini duyurdu.

Netanyahu gazetecilere yaptığı açıklamada “Tabii ki bunu savaş alanındaki sivillerin güvenli bölgelere geçişini sağladıktan sonra yapacağız” şeklinde konuştan Netanyahu İsrail’in uluslararası baskılara da boyun eğmeyeceğini sözlerine ekledi.

Netanyahu “Refah’aoperasyon yapmamamızı isteyenler bize aslında ‘savaşı kaybedin’ diyor” şeklinde konuşarak buna izin vermeyeceğini belirtti. Hamas yönetimi ile “hesaplaşılacağını” belirten Netanyahu bunun bir zaman meselesi olduğunu kaydetti.

Filistin ile gelecekte varılacak bir barış anlaşmasının uluslararası taraflarca dikte edilmesine izin vermeyeceklerini söyleyen İsrail Başbakanı, “Bir uzlaşmaya ancak iki taraf arasında ve önkoşulsuz yapılacak direkt müzakerelerle varılabilir” dedi.

ABD ve müttefikleri İsrail’in rızası olmadan bir Filistin devletini tanıyabilecekleri konusunda sinyal verdiklerine dair basında yer alan haberlere tepki gösteren Netanyahu İsrail’in “Filistin’in tek taraflı tanınması” durumunda İsrail’in böyle bir şeye şiddetle karşı çıkacağını söyledi.

Netanyahu “bu daha önce görülmemiş terörden” sonra Filistinlilerin devlet ile ödüllendirilmesine karşı uyardı.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin geçici üyelerinden Cezayir’in yaklaşık iki hafta önce sunduğu İsrail-Hamas savaşında acil insani ateşkes talebini öngören karar tasarısının salı günü ele alınması bekleniyor. Ancak konseyin daimi üyelerinden Amerika Birleşik Devletleri kararı veto edeceğini açıkça bildirdi.

Tasarının kabul edilmesi için toplam 15 üyeli konseyin dokuzunun olumlu yönde oy kullanması gerekiyor. ABD, İngiltere, Fransa, Rusya ve Çin’den oluşan beş daimi üyeden birinin vetosu ise kararın kabulünü engelleyebiliyor.

ABD’nin BM nezdindeki büyükelçisi Linda Thomas-Greenfield, metnin savaşa ara verilmesini amaçlayan “hassas müzakereleri” tehlikeye atabileceğini belirtti. Thomas-Greenfield Cumartesi günü yaptığı açıklamada “ABD bu karar taslağına ilişkin eylemi desteklememektedir. Taslak bu haliyle oylamaya sunulacak olursa, kabul edilmeyecektir.” dedi.

ABD, Mısır, İsrail ve Katar arasında savaşa ara verilmesi ve Hamas’ın elindeki rehinelerin serbest bırakılması için devam eden müzakerelere işaret eden büyükelçi “Diğer tarafların bu süreci ve düşmanlıkların kalıcı bir çözüme kavuşturulması fırsatını tehlikeye atacak tedbirler almak yerine, sürecin başarıya ulaşması için ellerinden geleni yapmaları büyük önem taşımaktadır.” diye konuştu.

Beklenen oylama, İsrail’in bir milyondan fazla Filistinlinin sığındığı Gazze’nin güneyindeki Refah’a da saldırmayı planladığı döneme denk geliyor. BM ve uluslararası toplumda İsrail’in operasyonunu Refah’a doğru genişletmesinin Gazze’deki insani krizi daha da kötüleştireceği yönünde endişeler büyüyor.

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, Münih Güvenlik Konferansında yaptığı konuşmada, “Gazze’deki durum küresel ilişkilerdeki çıkmazın dehşet verici bir göstergesidir.” dedi.

Guterres’in sözlerine açıklık getiren BM sözcüsü Stephane Dujarric de, genel sekreterin Güvenlik Konseyi’ndeki birlik eksikliğine “parmak bastığını” belirterek, bu durumun BM’nin dünyanın dört bir yanındaki sorunları iyileştirme kabiliyetini engellediğine dikkat çekti.

Washington, geleneksel müttefik olarak gördüğü İsrail’e karşı 7 Ekim’den bu yana BM Güvenlik Konseyi’ndeki oylamaları iki kez veto etti. İki kez de çekimser kalarak konseyin Gazze’ye insani yardımı artırmayı amaçlayan ve çatışmalara acil ve uzun süreli insani ara verilmesi çağrısında bulunan kararları kabul etmesine izin verdi.

Paylaşın

CPJ: Gazeteci Cinayetlerinde ‘Cezasızlık’ Devam Ediyor

Gazetecileri Koruma Komitesi (CPJ) İcra Kurulu Başkanı Jodie Ginsberg, “Gazeteci katillerinin sorumlu tutulmaması ile gazeteci cinayetlerinin devam ettiği ortam arasında açık bir bağlantı var” dedi.

Ginsberg, “Bir gazetecinin öldürülmesi sadece o gazeteciyi etkilemiyor. Aynı zamanda bu bir dalga etkisi de yaratıyor” ifadelerini kullandı. Ginsberg, gazetecilerin hapse atılmasının yanısıra gazetecilere yönelik sanal taciz ve fiziksel saldırıların da yüksek seviyelerde olduğunu belirtti.

Gazetecileri Koruma Komitesi’nin (CPJ) Perşembe günü yayınlanan yeni raporuna göre, 2023 yılında dünya genelinde öldürülen gazetecilerin yüzde 70’inden fazlası İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarında hayatını kaybeden Filistinli gazetecilerdi.

Gazetecileri Koruma Komitesi tarafından geçen yıl tespit edilen 99 gazeteci ve medya çalışanı cinayetinden 77’si İsrail-Hamas savaşında işlendi. Gazetecileri Koruma Komitesi’nin yıllık raporuna göre İsrail saldırılarında öldürülenlerden 72’si Filistinli haberci, 3’ü Lübnanlı ve 2’si İsrailli gazeteciydi.

CPJ İcra Kurulu Başkanı Jodie Ginsberg yaptığı açıklamada, “Bu eşi benzeri görülmemiş bir durum. Tamamen bize Gazze’den haber ve bilgi getirmek için sadece savaşı haberleştiren değil, aynı zamanda savaşı yaşayan Filistinli gazetecilere bağımlıyız” dedi.

İsrail-Hamas savaşında gazeteci cinayetleri 2024 yılında da devam etti. CPJ’ye göre 14 Şubat itibariyle 2024’te savaşta 11 Filistinli gazeteci daha öldürüldü.

Geçtiğimiz yıl, 2015’ten bu yana dünya genelinde öldürülen en yüksek gazeteci sayısına tanıklık edildi. 2023’teki gazeteci cinayetleri 2022’ye göre yaklaşık yüzde 44 arttı. Ginsberg, “Gazetecilerin öldürülmesinin bir nedeni var. Bunun nedeni de yaptığımız işin önemli olması” dedi.

Sorunun büyük bir kısmı “cezasızlık”. CPJ araştırması, 1992’den bu yana basın özgürlüğü grubu tarafından belgelenen yaklaşık 1000 gazeteci cinayetinin yaklaşık yüzde 80’inin tamamen takipsiz kaldığını gösteriyor.

Ginsberg, “Gazeteci katillerinin sorumlu tutulmaması ile gazeteci cinayetlerinin devam ettiği ortam arasında açık bir bağlantı var” dedi.

Geçen yılın en korkunç gazeteci cinayetlerinden biri olan Kamerun’daki Martinez Zogo cinayetinin failleri hala cezasız. CPJ, Zogo’nun cesedinin Ocak 2023’te başkent Yaounde’nin dış mahallelerinde çıplak ve ciddi şekilde parçalanmış olarak bulunduğunu söyledi.

Ginsberg’e göre bu vahşi cinayet ülkedeki bazı muhabirlerin güvenlik için sürgüne kaçmasına yol açtı. Ginsberg, “Bir gazetecinin öldürülmesi sadece o gazeteciyi etkilemiyor. Aynı zamanda bu bir dalga etkisi de yaratıyor” diye ekledi.

Ginsberg’e göre İsrail de “cezasızlık” sorununun bir parçası. CPJ’nin Mayıs 2023 raporuna göre İsrail askerleri son 22 yılda 18’i Filistinli olmak üzere en az 20 gazeteciyi öldürdü. Bu cinayetlerden hiç kimse sorumlu tutulmadı. İsrail Dışişleri Bakanlığı yorum talebine yanıt vermedi.

Gazze’de öldürülen gazeteci sayısının şoke edici olmasına rağmen, dünyanın diğer bölgelerinde gazeteci cinayetleri azaldı ve geçen yıl 18 ülkede toplam 22 gazeteci öldürüldü. Buna karşılık CPJ 2022 yılında dünya genelinde 69 gazetecinin öldürüldüğünü belgeledi.

Meksika’da 2022 yılında 13 gazeteci öldürülürken, 2023 yılında iki gazeteci öldürüldü. Aynı şekilde Ukrayna’da da 2022’de 13 gazeteci öldürülürken, 2023’te iki gazeteci öldürüldü. Ginsberg yine de basın özgürlüğünün küresel ölçekte hala tehdit altında olduğunu belirtiyor.

“Başka yerlerde cinayetler azalmış olsa da, gazeteci güvenliği kesinlikle iyileşmedi” diyen Ginsberg, gazetecilerin hapse atılmasının yanısıra gazetecilere yönelik sanal taciz ve fiziksel saldırıların da yüksek seviyelerde olduğunu belirtti.

VOA Türkçe’nin aktardığına göre; Raporda öldürülenler arasında Türk gazeteci bulunmuyor ancak İsrail ordusunun Gazze Şeridi’ne yönelik bombardımanını takip eden Anadolu Ajansı’nın yerel kameramanı Muntasır es-Savvaf hayatını kaybeden Filistinli gazeteciler arasında yer alıyor.

Paylaşın

Dünyanın Üçüncü Büyük Ekonomisi Artık ‘Almanya’

Geçen yılın sonunda beklenmedik bir şekilde resesyona giren Japonya, dünyanın üçüncü büyük ekonomisi olma unvanını Almanya’ya kaptırdı. Hindistan’ın 2026 yılında hem Japonya’yı hem de Almanya’yı geçmesi bekleniyor.

Euronews Türkçe’de yer alan habere göre; Japonya’nın 2023 yılı gayrisafi yurtiçi hasılası dolar bazında yüzde 1,9 büyümesine rağmen 4,2 trilyon dolar olurken, Almanya’nın 4,5 trilyon dolar oldu.

Ekonomistlere göre pozisyonlardaki değişim, 2023 yılında yüzde 0,3 daralan Alman ekonomisinin Japonya’dan daha iyi performans göstermesinden ziyade, Japon para birimi yenin dolar karşısındaki keskin düşüşünü yansıtıyor.

Japon para birimi ABD para birimi karşısında 2022 ve 2023 yıllarında neredeyse beşte bir oranında, geçen yıl ise yaklaşık yüzde yedi oranında değer kaybetti.

Bunun nedeni kısmen, yükselen enflasyonla mücadele etmek için borçlanma maliyetlerini artıran diğer büyük merkez bankalarının aksine, Japonya Merkez Bankası’nın fiyatları artırmak amacıyla negatif faiz oranlarını sürdürmesiydi.

Almanya’nın büyük ölçüde ihracata bağımlı üreticileri, Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin ardından yükselen enerji fiyatlarından özellikle olumsuz etkilendi.

Avrupa’nın en büyük ekonomisi, Avrupa Merkez Bankası’nın Euro Bölgesi’nde faiz oranlarını yükseltmesinin yanı sıra bütçe konusundaki belirsizlik ve kalifiye işgücündeki kronik sıkıntılar nedeniyle de sekteye uğradı.

Her ne kadar zayıf yen ihracatı daha ucuz hale getirse de Toyota gibi büyük firmaların Çin gibi kilit pazarlardaki zayıflığı dengelemesine yardımcı oldu.

Perşembe günü açıklanan veriler Japonya ekonomisinin 2023’ün son üç ayında bir önceki çeyreğe göre yüzde 0,1 oranında küçüldüğünü ve yüzde 0,2’lik büyüme beklentisinin altında kaldığını gösterdi.

Üçüncü çeyrek büyümesi de aşağı yönlü revize edilerek negatif yüzde 0,8 olarak açıklandı ve bu da Japonya’nın 2023’ün ikinci yarısında teknik resesyonda olduğu anlamına geliyor.

Paylaşın

Gazze’de İsrail Saldırılarında Can Kaybı 28 Bin 576’ya Yükseldi

Hamas’ın başlattığı Filistin – İsrail savaşının 131. günü geride kalırken Gazze’de, İsrail saldırılarında yaşamını yitirenlerin sayısı son 24 saatte 103 artarak 28 bin 576’ya yükseldi. Yaralıların sayısı ise 68 bin 291’e yükseldi.

Haber Merkezi / Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Öte yandan İsrail’in harekatını yaklaşık 1,5 milyon kişinin sığındığı Refah’a genişletmesi olasılığının gölgesinde, taraflar arasında geçişi ateşkesin sağlanmasına yönelik görüşmelerde ilerleme sağlandığı belirtiliyor.

ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) Başkanı William Burns ve İsrail istihbaratı Mossad Başkanı David Barnea da, Mısır’ın başkenti Kahire’de yürütülen görüşmelere katıldı. İki istihbarat yetkilisi, bir önceki geçici ateşkesin sağlanmasında önemli rol oynamıştı.

Mısırlı üst düzey bir yetkili arabulucuların önemli ilerleme kaydettiğini; yapılan toplantının altı haftalık bir ateşkes anlaşmasına son şeklinin verilmesine odaklanacağını söyledi. Yetkili, tarafların kalıcı bir ateşkese yönelik görüşmelere devam edileceği konusunda bir güvence üzerinde çalışıldığını da kaydetti.

Hafta başında Beyaz Saray’da Ürdün Kralı Abdullah ile görüşen ABD Başkanı Joe Biden, en az altı hafta sürecek bir ateşkes üzerine odaklandıklarını söylemiş; kalıcı barış üzerine “gece gündüz” çalıştığını ifade etmişti.

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, Refah’ta bir İsrail saldırısının önlenebilmesi adına İsrail-Hamas savaşına ilişkin ateşkes müzakerelerinin başarılı olmasını umduğunu ifade etti. Guterres, bölgede olası bir saldırının “yıkıcı sonuçları olacağı” konusunda uyarıda bulundu.

Birleşmiş Milletler Genel Sekreter Sözcüsü Stephane Dujarric, “BM, insanların zorla yerlerinden edilmesinde rol oynamayacak” dedi. BM Acil Yardım Direktörü Martin Griffiths, Gazze’deki Filistinlilerin eşi görülmemiş bir saldırının mağduru olduğunu kaydetti.

Güney Afrika’dan Lahey’e Refah başvurusu

Güney Afrika Cumhuriyeti, Birleşmiş Milletler’in (BM) yargı organı olan Uluslararası Adalet Divanı’na (ICJ) İsrail’in Refah’taki askeri operasyonlarının uluslararası hukuka göre yasal olup olmadığının incelenmesi talebiyle acil başvuruda bulundu.

Güney Afrika hükümeti tarafından yapılan açıklamada, Mısır sınırında yer alan Refah’ın Gazze’deki Filistinliler için son sığınak noktası olduğu belirtilerek, Refah’taki saldırıların “daha büyük çaplı öldürmelere, zarara ve yıkıma yol açmış ve açacak olmasından duyulan endişe” ifade edildi.

Açıklamada, bu saldırıların hem Birleşmiş Milletler Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi’nin hem de ICJ tarafından 26 Ocak’ta verilen hükmün “ciddi ve onulmaz ihlali” anlamına geleceği uyarısında bulunuldu.

Güney Afrika’nın Aralık ayında İsrail’in soykırım uyguladığı gerekçesiyle açtığı davaya yönelik alınan söz konusu karar, Soykırım Sözleşmesi çerçevesine girebilecek her tür eylemi engelleme ve cezalandırma yükümlülüğüne vurgu yapmış ancak Gazze’deki askeri operasyonlarını sonlandırmaya yönelik bir hüküm kararda yer almamıştı.

Paylaşın