Gazze’de İsrail Saldırılarında Ölü Sayısı 30 Bini Aştı

Hamas’ın başlattığı Filistin – İsrail savaşının 146. günü geride kalırken Gazze Şeridi’nde İsrail saldırılarında can kaybı 30 bin 35’e yükselirken, yaralıların sayısı ise 70 bin 457’yi aştı.

Haber Merkezi / Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Öte yandan Birleşmiş Milletler (BM) Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) Genel Müdür Yardımcısı Maurizio Martina, “Bugün Gazze halkı, çatışma nedeniyle korkunç boyutta gıda güvensizliği ve yüksek kıtlık riskiyle karşı karşıya” uyarısında bulundu.

Bunun temel nedenlerini yoğun çatışmalarda artış, gıdaya, temel hizmetlere ve hayat kurtarıcı yardımlara erişimde azalma ve insanların temel hizmetlerden yoksun bir şekilde yetersiz tesislere izole edilmesi olarak sıralayan Martina, Entegre Gıda Güvenliği Aşama Sınıflandırması (IPC) ölçeğine göre Gazze’de 378 bin kişinin “felaket” olarak adlandırılan 5. seviyede yer aldığına dikkati çekti.

Martina, bunun 5 evden birine tekabül ettiğini belirterek, Gazze’de sivil altyapı, gıda üretim ve dağıtım tesisleri ile sulama tesislerinin bir kısmının yok edildiğini, diğerlerinin ise çok ağır hasar aldığını ya da erişim bulunmadığını dile getirdi.

İsrail’in 9 Ekim’den bu yana uyguladığı kuşatmanın gıda ürünleri, elektrik ve yakıtı ya tamamen kestiğini ya da kısıtladığını kaydeden Martina, aynı zamanda su kısıtlamasının da sürdüğünü bildirdi.

Martina, 7 Ekim öncesine göre Gazze’deki su tedarikinin yüzde 7 düzeyine gerilediğini vurgulayarak, “Gazze’deki yeraltı suyunun yüzde 97’si insan tüketimine uygun değil” diye konuştu. Çatışma öncesinde Gazze’nin gıda üretiminde kendine yettiğini ifade eden Martina, mevcut durumun bunu çok ciddi düzeyde yok ettiğini söyledi.

Gazze’nin kuzeyinde tarım üretiminin en iyi ihtimalle mayısta çökeceğini öngördüklerini aktaran Martina, “15 Şubat itibarıyla Gazze’deki mahsul alanlarının yüzde 54.8’i hasar görmüş durumda” dedi. Martina, çatışmaların durması ve insani yardımın ulaşımının sağlanmasının kıtlığı engellemek için gerekli adımlar olduğunun altını çizdi.

Dünya Gıda Programı (WFP) İcra Direktörü Yardımcısı Carl Skau, “Bugün Gazze’de neredeyse 2,2 milyonluk nüfusun tümü gıda yardımına muhtaç” dedi. Skau, ateşkes anlaşması olması halinde WFP’nin operasyonlarını genişletmeye hazır olduğunu belirterek, “Kıtlık riski, Gazze’ye temel gıda ürünlerinin yeterli düzeyde sağlanamamasıyla artıyor” şeklinde konuştu.

WFP’nin 18-19 Şubat’ta yardım konvoylarının saldırıya uğradığını ve bunun ardından Gazze’nin kuzeyine yönelik operasyonlarını koşullar elverene kadar askıya almayı kararlaştırdığını belirten Skau, “Gazze’nin kuzeyine giden çalışanlarımız, koşulların felaket olduğunu bildirdi. Gıda ve temiz su çok sınırlı, gıdasızlık artıyor ve hastalık yaygın” değerlendirmesinde bulundu.

Skau, Gazze’nin kuzeyine gıda ve diğer insani yardım malzemelerinin yeterli düzeyde ulaştırılması için acilen adım atılması gerektiğini kaydetti.

Bunun için ise insani yardım çalışanları için güvenli çalışma ortamı sağlanmasının şart olduğuna işaret eden Skau, aynı zamanda İsrailli yetkililerle yürütülen uyarı sisteminin uygulanması ve iletişim ağının istikrarlı olması gerektiğini söyledi. Skau, kıtlığı engellemek için çok daha fazla gıda tedarikine ihtiyaç olduğunun altını çizerek, sağlık dahil temel hizmetlerin tekrar inşa edilmesi gerektiğini bildirdi.

Bunları sadece BM Mültecilere Yardım Ajansı’nın (UNRWA) yapabileceğine işaret eden Skau, BM Güvenlik Konseyi’nin 2018’de kabul ettiği 2417 sayılı kararın çatışma ve gıda güvensizliği arasındaki kısır döngüyü kırmayı amaçladığını hatırlattı. Skau, “Konsey’e bugün bu kararı uygulama çağrısında bulunuyoruz” dedi.

BM İnsani Yardım Koordinasyon Ofisi (OCHA) Cenevre Temsilcisi ve Koordinasyon Birimi Direktörü Ramesh Rajasingham ise “Gazze’de bugün nüfusun dörtte biri kıtlığın eşiğinde” dedi. Rajasingham, Gazze’nin kuzeyinde iki yaş altı çocuklardan 6’sından birinin şiddetli gıdasızlıkla mücadele ettiğini belirtti.

Gazze’de çocuklar, kadınlar ve emziren anneler arasında gıdasızlığın hızla arttığına işaret eden Rajasingham, barınaklardaki aşırı kalabalık, soğuk hava, yetersiz beslenmenin salgın hastalıklar için elverişli bir ortam oluşturduğunu söyledi. Rajasingham, insani yardım çalışanlarının Gazze’ye erişim konusunda çok büyük engellerle karşılaştığını aktardı.

Paylaşın

BM’den Gazze’de ‘Kıtlık’ Uyarısı

Birleşmiş Milletler (BM) Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) Genel Müdür Yardımcısı Maurizio Martina, “Bugün Gazze halkı, çatışma nedeniyle korkunç boyutta gıda güvensizliği ve yüksek kıtlık riskiyle karşı karşıya” uyarısında bulundu.

Bunun temel nedenlerini yoğun çatışmalarda artış, gıdaya, temel hizmetlere ve hayat kurtarıcı yardımlara erişimde azalma ve insanların temel hizmetlerden yoksun bir şekilde yetersiz tesislere izole edilmesi olarak sıralayan Martina, Entegre Gıda Güvenliği Aşama Sınıflandırması (IPC) ölçeğine göre Gazze’de 378 bin kişinin “felaket” olarak adlandırılan 5. seviyede yer aldığına dikkati çekti.

Bianet’in aktardığına göre; Martina, bunun 5 evden birine tekabül ettiğini belirterek, Gazze’de sivil altyapı, gıda üretim ve dağıtım tesisleri ile sulama tesislerinin bir kısmının yok edildiğini, diğerlerinin ise çok ağır hasar aldığını ya da erişim bulunmadığını dile getirdi.

İsrail’in 9 Ekim’den bu yana uyguladığı kuşatmanın gıda ürünleri, elektrik ve yakıtı ya tamamen kestiğini ya da kısıtladığını kaydeden Martina, aynı zamanda su kısıtlamasının da sürdüğünü bildirdi.

Martina, 7 Ekim öncesine göre Gazze’deki su tedarikinin yüzde 7 düzeyine gerilediğini vurgulayarak, “Gazze’deki yeraltı suyunun yüzde 97’si insan tüketimine uygun değil” diye konuştu. Çatışma öncesinde Gazze’nin gıda üretiminde kendine yettiğini ifade eden Martina, mevcut durumun bunu çok ciddi düzeyde yok ettiğini söyledi.

Gazze’nin kuzeyinde tarım üretiminin en iyi ihtimalle mayısta çökeceğini öngördüklerini aktaran Martina, “15 Şubat itibarıyla Gazze’deki mahsul alanlarının yüzde 54.8’i hasar görmüş durumda” dedi. Martina, çatışmaların durması ve insani yardımın ulaşımının sağlanmasının kıtlığı engellemek için gerekli adımlar olduğunun altını çizdi.

Dünya Gıda Programı (WFP) İcra Direktörü Yardımcısı Carl Skau, “Bugün Gazze’de neredeyse 2,2 milyonluk nüfusun tümü gıda yardımına muhtaç” dedi. Skau, ateşkes anlaşması olması halinde WFP’nin operasyonlarını genişletmeye hazır olduğunu belirterek, “Kıtlık riski, Gazze’ye temel gıda ürünlerinin yeterli düzeyde sağlanamamasıyla artıyor” şeklinde konuştu.

WFP’nin 18-19 Şubat’ta yardım konvoylarının saldırıya uğradığını ve bunun ardından Gazze’nin kuzeyine yönelik operasyonlarını koşullar elverene kadar askıya almayı kararlaştırdığını belirten Skau, “Gazze’nin kuzeyine giden çalışanlarımız, koşulların felaket olduğunu bildirdi. Gıda ve temiz su çok sınırlı, gıdasızlık artıyor ve hastalık yaygın” değerlendirmesinde bulundu.

Skau, Gazze’nin kuzeyine gıda ve diğer insani yardım malzemelerinin yeterli düzeyde ulaştırılması için acilen adım atılması gerektiğini kaydetti.

Bunun için ise insani yardım çalışanları için güvenli çalışma ortamı sağlanmasının şart olduğuna işaret eden Skau, aynı zamanda İsrailli yetkililerle yürütülen uyarı sisteminin uygulanması ve iletişim ağının istikrarlı olması gerektiğini söyledi. Skau, kıtlığı engellemek için çok daha fazla gıda tedarikine ihtiyaç olduğunun altını çizerek, sağlık dahil temel hizmetlerin tekrar inşa edilmesi gerektiğini bildirdi.

Bunları sadece BM Mültecilere Yardım Ajansı’nın (UNRWA) yapabileceğine işaret eden Skau, BM Güvenlik Konseyi’nin 2018’de kabul ettiği 2417 sayılı kararın çatışma ve gıda güvensizliği arasındaki kısır döngüyü kırmayı amaçladığını hatırlattı. Skau, “Konsey’e bugün bu kararı uygulama çağrısında bulunuyoruz” dedi.

BM İnsani Yardım Koordinasyon Ofisi (OCHA) Cenevre Temsilcisi ve Koordinasyon Birimi Direktörü Ramesh Rajasingham ise “Gazze’de bugün nüfusun dörtte biri kıtlığın eşiğinde” dedi. Rajasingham, Gazze’nin kuzeyinde iki yaş altı çocuklardan 6’sından birinin şiddetli gıdasızlıkla mücadele ettiğini belirtti.

Gazze’de çocuklar, kadınlar ve emziren anneler arasında gıdasızlığın hızla arttığına işaret eden Rajasingham, barınaklardaki aşırı kalabalık, soğuk hava, yetersiz beslenmenin salgın hastalıklar için elverişli bir ortam oluşturduğunu söyledi. Rajasingham, insani yardım çalışanlarının Gazze’ye erişim konusunda çok büyük engellerle karşılaştığını aktardı.

Gazze’de can kaybı 30 bine dayandı

Hamas’ın başlattığı Filistin – İsrail savaşının 144. günü geride kalırken, Gazze Şeridi’ndeki Filistin Sağlık Bakanlığı, İsrail’in saldırılarına ilişkin yazılı açıklama yaptı. Son saldırılarda 76 kişinin yaşamını yitirdiği ve bölgedeki can kaybının 29 bin 954’e çıktığını bildiren Bakanlık, İsrail güçlerinin 110 Filistinliyi daha yaraladığı ve toplam yaralı sayısının 70 bin 325’e ulaştığı kaydedildi.

Sağlık Bakanlığının açıklamasında halen enkaz altında ve yol kenarlarında ölülerin bulunduğu ancak İsrail güçlerinin engellemesi nedeniyle sağlık ekipleri ile sivil savunma görevlilerinin cenazelere ulaşamadığı vurgulandı.

Paylaşın

Gazze’de İsrail Saldırılarında Can Kaybı 30 Bine Dayandı

Hamas’ın başlattığı Filistin – İsrail savaşının 144. günü geride kalırken, Gazze Şeridi’ndeki Filistin Sağlık Bakanlığı, İsrail’in saldırılarına ilişkin yazılı açıklama yaptı.

Haber Merkezi / Son saldırılarda 76 kişinin yaşamını yitirdiği ve bölgedeki can kaybının 29 bin 954’e çıktığını bildiren Bakanlık, İsrail güçlerinin 110 Filistinliyi daha yaraladığı ve toplam yaralı sayısının 70 bin 325’e ulaştığı kaydedildi.

Sağlık Bakanlığının açıklamasında halen enkaz altında ve yol kenarlarında ölülerin bulunduğu ancak İsrail güçlerinin engellemesi nedeniyle sağlık ekipleri ile sivil savunma görevlilerinin cenazelere ulaşamadığı vurgulandı.

İnsani yardım kuruluşları İsrail’i Gazze’de çalışmalarını imkansız hale getirmekle suçladı. Birleşmiş Milletler (BM), yeterli gıda yardımı ulaştırılamaması nedeniyle Gazze Şeridi’nde nüfusun dörtte birinin “kıtlığın eşiğinde olduğu” uyarısında bulundu.

Sınır Tanımayan Doktorlar örgütü ise İsrail’i sağlık tesislerini saldırılardan korumayı önemsememekle suçladı. BM kuruluşları, personelinin saldırıya uğradığını ve konvoyların erişiminin sistematik olarak engellendiğini söylüyor.

Gazze’de ateşkes için bir anlaşma sağlamak, daha fazla rehinenin sırayla serbest bırakılmasını amaçlayan diplomatik müzakereler devam ediyor.

New York’taki Birleşmiş Milletler Merkezi’nde, ABD’nin, Gazze’de geçici ateşkesin yanı sıra rehinelerin bir an önce serbest bırakılması, İsrail’in Refah’a yönelik herhangi işgal ve eylemden kaçınmasını vurgulayan bir karar taslağını Güvenlik Konseyi üyelerinin tamamına ulaştırdığı belirtiliyor Güvenlik Konseyi’nin oylanması beklenen bu taslakla ilgili istişarelerin sürdüğü belirtiliyor.

Gazze’de, ateşkes sağlanması için diplomatik çabaların artarken, BM Güvenlik Konseyi’nde Gazze oturumu yapıldı. BM’ye bağlı yardım kuruluşlarının temsilcileri, dün gece Gazze’de sivillerin karşı karşıya olduğu insani durum ve gıda güvensizliği konusunda konsey üyelerine endişelerini aktardı.

BM Güvenlik Konseyi’nin Gazze oturumuna katılan üye ülkelerin tamamının temsilcisi, derhal ateşkes sağlanması” gerektiğini vurguladı.

Hamas’ın Fransa’nın başkenti Paris’teki Gazze ateşkes görüşmelerinde Filistinli tutukluların İsrailli rehinelerle takas edilmesini öngören bir taslak teklif aldığı belirtildi. Taslakta şu teklifler yer alıyor:

Her iki taraf askeri operasyonlarını tamamen durduracak.
Gazze üzerindeki hava keşif operasyonları günde sekiz saat süreyle durdurulacak.
İnsani yardım kategorisi altında listelenen 40 rehine karşılığında, bir rehineye 10 mahkum oranına göre yaklaşık 400 Filistinli mahkum serbest bırakılacak.

Kadınlar, 19 yaş altı çocuklar, 50 yaş ve üzeri yaşlılar ve hastalar da dahil olmak üzere tüm İsrailli rehineler, belirli sayıda Filistinli mahkum karşılığında serbest bırakılacak.
İlk aşamanın başlamasının ardından İsrail, kuvvetlerini Gazze Şeridi’ndeki yoğun nüfuslu bölgelerden uzaklaştıracak.
Askerlik çağındaki erkekler hariç, yerinden edilmiş tüm siviller kademeli olarak kuzey Gazze Şeridi’ne geri dönecek.

Günde 500 kamyon insani yardım getirilmesine izin verilecek.
200 bin çadır ve 60 bin karavan sağlama taahhüd ediliyor.
Gazze’deki hastanelerin ve fırınların onarılmasına izin verilmesi, gerekli ekipmanların girişine derhal izin verilmesi ve bu amaçlar için yakıt sevkiyatının sağlanması.

İsrail, molozları kaldırmak ve diğer insani amaçlara yardımcı olmak için ağır makine ve teçhizatın girişini ve bunun için gerekli yakıt sevkiyatını sağlamayı kabul edecek. Hamas, bu makine ve teçhizatı İsrail’i tehdit etmek için kullanmayacağını taahhüt edecek.

Paylaşın

Kuzey Kore’nin Silah Fabrikaları Rusya’ya Çalışıyor

Kuzey Kore Devlet Başkanı Kim Jong-un ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in görüşmesinin ardından, Kuzey Kore’nin Rusya’ya 6 bin 700 konteyner dolusu mühimmat gönderdiği öne sürüldü.

Seul ve Washington, Pyongyang ve Moskova’yı silah ticareti yapmakla suçluyor ve Kuzey’i Ukrayna’ya karşı kullanmak üzere Rusya’ya silah tedarik ettiği için kınıyor. Askeri işbirliğini güçlendirme sözü veren Pyongyang ve Moskova ise suçlamaları reddediyor.

Euronews Türkçe’nin aktardığına göre; Güney Kore Savunma Bakanı Shin Won-sik, gazetecilere yaptığı açıklamada Kuzey Kore’nin temmuz ayından bu yana Rusya’ya 6 bin 700 konteyner dolusu mühimmat gönderdiğini belirtti.

Konteynerlerin üç milyondan fazla 152 milimetrelik top mermisi veya 500 bin adet 122 milimetrelik mermi taşıyabileceğini belirten Shin “Muhtemelen ikisinin karışımı olabilir ve en az birkaç milyon merminin gönderildiğini söyleyebilirsiniz.” dedi.

Kuzey Kore’deki mühimmat fabrikasının hammadde ve elektrik eksikliği nedeniyle kapasitelerinin yaklaşık yüzde 30’unda çalıştığına dikkat çeken Shin, Rusya için top mermisi üreten fabrikaların ise “tam kapasite” çalıştığının altını çizdi.

Sunduğu bilgilerin kaynağını açıklamayan Shin, Kuzey Kore’nin mühimmat karşılığında çoğu gıda malzemesi içeren dokuz bin konteyner ürün aldığını bunun ülkedeki fiyatların dengelenmesine yardımcı olduğunu söyledi.

Güney Kore resmi haber ajansı Yonhap’ın aktardığına göre Shin, “Rusya’nın ne kadar vereceği belli değil, ancak Rusya Kuzey Kore top mermilerine ne kadar bağımlı hale gelirse, Rus teknoloji transferlerinin derecesi de o kadar artacaktır.” diye konuştu.

Güney Koreli bakan, bu bağlamda Moskova’nın teknik yardım sağlamaya devam etmesi halinde Kuzey Kore’nin önümüzdeki ayın başlarında bir uydu daha ateşleyebileceğini ve Pyongyang’ın uçak ve yer hareket kabiliyeti ekipman teknolojisi konusunda da yardım istediğini de sözlerine ekledi.

Seul ve Washington, Pyongyang ve Moskova’yı silah ticareti yapmakla suçluyor ve Kuzey’i Ukrayna’ya karşı kullanmak üzere Rusya’ya silah tedarik ettiği için kınıyor. Askeri işbirliğini güçlendirme sözü veren Pyongyang ve Moskova ise suçlamaları reddediyor.

ABD Dışişleri Bakanlığı, cuma günü yayınladığı bir bilgi notunda, Kuzey Kore’nin eylül ayından bu yana Rusya’ya 10 binden fazla konteyner dolusu mühimmat ya da ilgili malzeme teslim ettiğini bildirmişti.

Paylaşın

İsveç, NATO’nun 32. Üyesi

Rusya’nın Ukrayna işgalinin ardından NATO’ya (Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü) üyelik başvurusu yapan Finlandiya ve İsveç için süreç tamamlandı. İsveç, Macaristan’dan çıkan katılım onayı ile NATO üyesi oldu.

Haber Merkezi / Macaristan Parlamentosu’nda İsveç’in NATO’ya üyeliği için 188 milletvekili “evet” oyu kullanırken, 6 milletvekili ise “hayır” oyu verdi. Parlamento onayının ardından şimdi yasanın cumhurbaşkanı tarafından onaylanarak yayınlanması bekleniyor.

Bu aşamadan sonra İsveç, NATO uygulamalarına uygun bir şekilde “katılım belgesini” Washington’a vererek NATO’nun 32. üyesi olabilecek.

Macaristan ile İsveç arasında yaşanan bazı gerginlikler nedeniyle süreç uzamış, Macar tarafı oylamanın yapılabilmesi için İsveç Başbakanı Ulf Kristersson’un Budapeşte’yi ziyaret etmesi koşulunu öne sürmüştü. Kristersson, 23 Şubat’ta, başkent Budapeşte’de Macar mevkidaşı Viktor Orban ile NATO üyeliğini görüşmüştü.

İsveç Başbakanı Ulf Kristersson, oylama sonrasında sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda an itibarıyla NATO’ya üye tüm devletlerin parlamentolarının İsveç’in üyeliği yönünde oy kullandığını belirterek “Bugün tarihî bir gün. İsveç, Avrupa-Atlantik güvenliği için sorumluluklarını yerine getirmeye hazırdır” ifadelerini kullandı.

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg de, “Macaristan parlamentosunun İsveç’in NATO üyeliğini onaylamasını memnuniyetle karşılıyorum. Artık tüm Müttefikler onayladığına göre İsveç 32. NATO Müttefiki olacak. İsveç’in üyeliği hepimizi daha güçlü ve daha güvenli kılacak” dedi.

İsveç’in NATO üyeliği, hem bu ülkenin savunması için derin bir değişim anlamına gelirken, bölge için de önemli bir jeopolitik gelişmeye işaret ediyor.

Bu adım, İskandinav bölgesinde yer alan bu ülkenin, 19. yüzyılda Napolyon savaşlarının sona ermesinden sonra benimsediği 200 yıllık politik tarafsızlık politikası ve Soğuk Savaş’ın bitiminden bu yana uyguladığı askeri bağlantısızlık politikasına son veriyor.

Bugüne kadar bağımsız politika izleyen İsveç, artık askeri bir ittifakın üyesi haline geliyor.

TBMM Ocak’ta onay vermişti

İsveç, 200 yılı aşkın yürüttüğü askerî tarafsızlık ilkesinden Rusya’nın 2022’de Ukrayna’ya saldırması sonrasında vazgeçerek 2022 Mayıs ayında Finlandiya ile birlikte NATO’ya üyelik için başvurmuştu. Türkiye iki ülkenin üyeliğine özellikle terörle mücadele alanında yeterli iş birliğine yanaşmadıkları gerekçesiyle karşı çıkmış, ancak daha sonra Finlandiya’nın üyeliğine yeşil ışık yakmıştı.

Finlandiya 2023 Nisan ayında İttifak’ın 31’inci üyesi olarak NATO’ya katılırken Türkiye’nin İsveç konusundaki çekinceleri devam etmişti. Türkiye Büyük Millet Meclisinin İsveç’in üyeliğine 23 Ocak’ta onay vermesiyle gözler geriye kalan tek üye olan Macaristan’a çevrilmişti. Bir ülkenin NATO’ya üye olabilmesi için diğer tüm üye ülkelerin meclis onayı gerekiyor.

Paylaşın

Filistin – İsrail Savaşı: Gazzeli Siviller İçin ‘Tahliye Planı’

Hamas’ın başlattığı Filistin – İsrail savaşının 143. günü geride kalırken, İsrail’in Gazze Şeridi’ndeki Filistinlilerin tahliyesi için bir plan hazırladığı açıklandı.

Haber Merkezi / İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’nun ofisinden yapılan açıklamada İsrail ordusunun “Savaş Kabinesi’ne Gazze Şeridi’ndeki çatışma alanlarından nüfusun tahliyesi için bir plan sunduğu” belirtildi. Ancak planda sivillerin nereye ve nasıl tahliye edileceğine dair bir ayrıntı yer almadı.

Açıklama Mısır, Katar ve ABD’li “uzmanların” Katar’ın Doha kentinde yaptığı İsrail ve Hamas yetkililerinin de katıldığı görüşmeler sonrasında geldi. ABD arabuluculuk çabaları sonucunda “bir anlayışın” ortaya çıktığını açıklarken Hamas temsilcileri İsrail güçlerinin geri çekilmesinde ısrarcı olduklarını duyurdu.

Netanyahu ise İsrail ordusunun çekilmesi talebini “hayal” olarak niteleyerek Refah’a kara operasyonunun Hamas üzerinde “topyekûn bir zafer” kazanmayı sağlayacağını söyledi. Netanyahu CBS Sunday’e verdiği röportajda Refah’a bir operasyon için “Eğer bir anlaşmaya varırsak bu biraz gecikecek ama olacak” ifadelerini kullandı.

Netanyahu “Olması gerekiyor çünkü hedefimiz topyekûn zafer ve topyekûn zafere erişmeye yakınız, buna aylarca uzak değiliz, eğer bu operasyona başlarsak haftalar içinde elde ederiz” dedi.

Gazze’de can kaybı 29 bin 692’ye yükseldi

Öte yandan Gazze Şeridi’ndeki Filistin Sağlık Bakanlığı, İsrail’in saldırılarına ilişkin yazılı açıklama yaptı. Son saldırılarda 86 kişinin yaşamını yitirdiği ve bölgedeki can kaybının 29 bin 692’ye çıktığını bildiren Bakanlık, İsrail güçlerinin 131 Filistinliyi daha yaraladığı ve toplam yaralı sayısının 69 bin 879’a ulaştığı kaydedildi.

Sağlık Bakanlığının açıklamasında halen enkaz altında ve yol kenarlarında ölülerin bulunduğu ancak İsrail güçlerinin engellemesi nedeniyle sağlık ekipleri ile sivil savunma görevlilerinin cenazelere ulaşamadığı vurgulandı.

İsrail savaş kabinesi, Gazze Şeridi’nde ateşkes sağlanması ve Hamas’ın elindeki rehinelerin serbest bırakılması için görüşmelere devam edilmesine yeşil ışık yaktı. İsrail medyasına yansıyan haberlere göre, bunun için İsrail’den bir heyetin önümüzdeki günlerde Katar’a gitmesi bekleniyor.

Savaş kabinesinin görüşmelere yeşil ışık yakmasının ardından Reuters’a konuşan Mısırlı güvenlik kaynakları da, Katar’ın Hamas ve İsrail arasında bu hafta, ateşkes sağlanmasını hedefleyen görüşmelere ev sahipliği yapacağını aktardı.

Savaş kabinesinin görüşmelere devam edilmesi yönündeki kararı öncesinde İsrail dış istihbarat servisi Mossad’ın Başkanı David Barnea ve iç istihbarat servisi Şin Bet’in başında bulunan Ronen Bar’ın yer aldığı heyet, Fransa’nın başkenti Paris’te ABD, Katar ve Mısır temsilcileriyle bir araya gelmişti.

İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’nun Ulusal Güvenlik Danışmanı Tzachi Hanegbi de savaş kabinesinin toplantısı öncesinde N12 televizyonuna yaptığı açıklamada, “Heyet Paris’ten döndü. Bir anlaşma sağlama imkânı var gibi görünüyor” dedi. Ancak Hanegbi, sağlanacak olası bir ateşkes anlaşmasının savaşın sona ereceği anlamına gelmeyeceğini vurguladı. İsrail, başta kadınlar olmak üzere, Hamas’ın elindeki bütün rehinelerin serbest bırakılması için ısrar ediyor.

Hamas, Kasım ayındaki bir haftalık ateşkes sırasında 240 Filistinli mahkûma karşılık 100’den fazla rehineyi serbest bırakmıştı. İsrail, Hamas’ın elinde şu an 136 rehine olduğunu tahmin ediyor. İsrail ordusu bu rehinelerden 31’inin ölü olduğunun düşünüldüğünü açıklamıştı.

İsrail bir yandan saldırılarını Gazze-Mısır sınırındaki en güneydeki Refah kentine doğru genişletme planları yapıyor. 2,3 milyonluk bölge nüfusunun yarısından fazlası bakımsız çadır kamplarına, tıka basa dolu apartmanlara ve dolup taşan sığınaklara yığılmış durumda.

Yardım grupları bir felaket yaşanacağı uyarısında bulunurken ABD ve diğer müttefikler, İsrail’in sivillere zarar vermekten kaçınması gerektiğini söylüyor. İsrail Başbakanı Netanyahu, sivillerin tahliyesi dahil, “Refah’taki operasyonel eylem planlarını onaylamak” için bu hafta Bakanlar Kurulu’nu toplayacağını söyledi.

Netanyahu Facebook’ta yaptığı açıklamada Gazze’nin güneyinde Mısır sınırına yakın bir kasabaya atıfta bulunarak “Kaçırılanların serbest bırakılması ve Refah’taki Hamas taburlarının tasfiyesinin tamamlanması için başka bir çerçeveye ulaşmaya çalışıyoruz” dedi.

Saldırının ilk hedefi olan Gazze’nin kuzeyindeki bazı bölgelerde ağır çatışmalar hala devam ediyor. Bölge sakinleri Gazze Şehri’nin Zeytun mahallesinde günlerdir süren ve Pazar sabahına kadar devam eden şiddetli çatışmalar yaşandığını bildirdi.

Bölge sakinlerinin hayvan yemi yemek ve yıkılan binalarda gıda aramak zorunda kaldıkları haberleri geliyor. Savaşın başlamasından bu yana Gazze’nin kuzeyine büyük ölçüde yardım ulaştırılamıyor ve BM Dünya Gıda Programı da geçen hafta yardımları askıya aldı.

İsrail ve Hamas militan grubu arasında Katar’la birlikte arabuluculuk yapan Mısır’dan üst düzey bir yetkili Cumartesi günü yaptığı açıklamada, taslak ateşkes anlaşmasının çoğunluğu kadın, çocuk ve yaşlılardan oluşan 300 kadar Filistinli mahkum karşılığında, 40 kadar kadın ve yaşlı rehinenin serbest bırakılmasını içerdiğini söyledi.

Müzakereler konusunda isminin açıklanmaması kaydıyla konuşan Mısırlı yetkili, çatışmalara altı haftalık bir ara verilmesini öngören anlaşmanın, kuşatma altındaki bölgenin kuzey yarısı dahil Gazze’ye her gün yüzlerce kamyonun umutsuzca ihtiyaç duyulan yardımları getirmesine izin verilmesini içerdiğini kaydetti.

Yetkili, her iki tarafın da daha fazla serbest bırakma ve kalıcı bir ateşkes için, müzakereleri verilen ara sırasında sürdürmeyi kabul ettiğini belirtti. İsrail Başbakanlık ofisi, Savaş Kabinesi’nin görüşmeleri ve basında çıkan haberlerle ilgili yorum talebine yanıt vermedi.

Müzakereciler, İsrail-Filistin geriliminin sık sık yükseldiği bir dönem olan Ramazan ayının başlangıcı olan 10 Mart öncesinde bir anlaşmaya varılmasını hedefliyor.

Hamas, İsrail saldırılarına son verip güçlerini bölgeden çekene kadar kalan rehinelerin tamamını serbest bırakmayacağını söyledi ve ayrıca aralarında üst düzey militanların da bulunduğu yüzlerce Filistinli mahkumun serbest bırakılmasını talep ediyor. Netanyahu bu şartları şiddetle reddediyor.

Ancak Hamas’ın daha önceki bir önerisi, bildirilen anlaşma taslağına benzeyen bir başlangıç aşamasını özetliyor ve iki tarafın geçici bir ateşkes üzerinde birleşebileceğini gösteriyor.

İsrail, Hamas’ın 7 Ekim’de İsrail’in güneyine düzenlediği, ve 1200 kişiyi öldürüp yaklaşık 250 kişiyi rehin aldığı açıklanan saldırının ardından savaş ilan etti. Kasım ayında yapılan ateşkes ve takas anlaşmasıyla 100’den fazla rehine serbest bırakıldı. Rehin tutulan yaklaşık 130 kişininse dörtte birinin öldüğü sanılıyor.

Paylaşın

Zelenski, İki Yılda 31 Bin Ukrayna Askerinin Öldüğünü Açıkladı

Bir yıldan uzun bir süredir ilk kez resmi rakam paylaşan Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenski, Rusya’nın iki yıl önce başlattığı geniş çaplı işgalden bu yana 31 bin Ukrayna askerinin öldürüldüğünü açıkladı.

Yaralı sayısını açıklayamayacağını çünkü bunun Rus askeri planlamasına yardımcı olacağını söyleyen Zelenski, “Bu savaşta 31 bin Ukraynalı asker öldürüldü. Ne 300 bin ne de 150 bin. Putin yalan söylüyor. Yine de bu bizim için büyük bir kayıp” dedi.

Ukrayna, 2022 sonundan bu yana askeri kayıpları ile ilgili sayı paylaşmamıştı. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Mihailo Podolyak o dönem, 13 bin Ukraynalı askerin öldüğünü söylemişti.

New York Times gazetesinin Ağustos ayında yayınladığı bir haberde, ölen Ukraynalı sayısının 70 bine yakın olduğu kaydedilmişti. Amerikalı yetkililere dayandırılan aynı haberde, savaş sırasında 120 bin kadar da Rus askerinin öldüğü belirtilmişti.

VOA Türkçe’nin aktardığına göre; Zelenski, gazetecilere yaptığı açıklamada çatışmalarda 180 bin Rus’un öldüğünü söyledi. Rusya, gizli bilgi olarak kabul ettiği askeri kayıpları açıklamıyor. Her iki taraf da düzenli olarak birbirlerinin askeri kayıplarını çok büyük olarak tanımlıyor.

Zelenski ayrıca savaş sırasında ülkenin işgal altındaki bölgelerinde on binlerce sivilin öldürüldüğünü söyledi. Kiev, bu tür kayıpların boyutunu doğru bir şekilde değerlendiremeyeceğini çünkü bölgelere erişiminin olmadığını kaydediyor.

Savaş alanındaki kayıplar, geçen yılki karşı taarruzun Rus hatlarını yaramadığının kanıtlanmasının ardından güçlerini yeniden oluşturmak için sivilleri orduya nasıl seferber edeceğini yeniden düzenlemeye çalışan Ukrayna’da fazlasıyla hassas bir konu.

Kiev birlikleri geçen yıl bir karşı taarruz düzenlemiş ancak Rus işgali altındaki güney ve doğuda hazırlıklı savunma hatlarını aşamamıştı. Volodimir Zelenski, Ukrayna’nın Rus güçlerine karşı yeni bir karşı taarruz için net bir planı olduğunu; ancak ayrıntıları kamuoyuna açıklayamayacağını söyledi.

Zelenski, bu ayın başlarında Ukrayna Genelkurmay Başkanı Valeri Zalujni’in görevden alınmasıyla sonuçlanan büyük askeri sarsıntının, savaş alanındaki yeni eylem planıyla bağlantılı olduğunu söyledi. “Bu plan yönetim değişikliğiyle ilgili, buna bağlı değişiklikler var. Bilgi sızıntısı nedeniyle birkaç plan hazırlanacak” diyen Zelenski, ayrıntıya girmedi.

Zelenski daha önce yaptığı açıklamada, Kiev’in geçen yılki karşı taarruz planlarının henüz operasyon başlamadan önce Kremlin’e sızdırıldığını söylemişti. Bu sızıntının nasıl gerçekleştiğini ise açıklamamıştı.

Zelenski, İsviçre tarafından planlanan barış zirvesinde Kiev’in Rusya’ya karşı iki yıldır devam eden savaşı sona erdirme vizyonunun ele alınacağını ve bu barış planının ana hatlarının Rusya’ya sunulacağını umduğunu da söyledi. Ukrayna Cumhurbaşkanı, “Umarım bu bahar gerçekleşir. Bu diplomatik girişimi kaybetmemeliyiz” dedi.

Zelenski basın toplantısında Ukrayna’nın savaşı kazanmasının Batı’nın desteğine bağlı olduğunu belirterek, müttefikleri ve ortakları tarafından Kiev’e uzun menzilli füzeler tedarik edilmesi olasılığı konusunda “olumlu” hissettiğini kaydetti.

Zelenski ABD Kongresi’nin yeni bir askeri ve mali yardım paketini onaylayacağından emin olduğunu söyledi ancak Ukrayna’nın bu kararın “bir ay içinde” alınmasına ihtiyacı olduğunu kaydetti. Bu ay yaşanan yoğun çatışmaların ardından doğudaki stratejik Avdiyivka kentini kaybeden Ukrayna savaş alanında gerilemeler yaşarken, ABD’nin Kiev’e yapacağı askeri yardım da belirsizliğini koruyor.

ABD Başkanı Joe Biden’ın söz verdiği 61 milyar dolarlık yardımı, Senato’da iki partinin oylarıyla kabul edildi. Ancak paketin Temsilciler Meclisi’nde hala bekletiliyor olması, Kiev’in çok daha büyük ve daha iyi tedarik edilen Rus ordusunu geri püskürtme umutlarını azaltıyor.

ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan Pazar günü NBC’de yayınlanan “Meet the Press” programına verdiği mülakatta, Ukrayna’nın “ihtiyaç duyduğu araçlara sahip olduğu sürece” bu savaşı kazanabileceğine olan inancını dile getirdi ve ABD Temsilciler Meclisi’ni “adım atmaya ve bu tasarıyı geçirmeye” çağırdı.

Sullivan, kendi grubundaki siyasi bölünmelerin üstesinden gelmenin ve Genel Kurul’da tasarının oylanmasının Meclis Başkanı Mike Johnson’a bağlı olduğunu söyledi. Avrupa, Mart ayına kadar ülkeye bir milyondan fazla top mermisi gönderme planının çok gerisinde kalacağını kabul etti ve bunun yerine sevkiyatları yıl sonuna kadar tamamlamayı umuyor.

Paylaşın

Gazze’de İsrail Saldırılarında Can Kaybı 29 Bin 692’ye Yükseldi

Hamas’ın başlattığı Filistin – İsrail savaşının 142. günü geride kalırken, Gazze Şeridi’ndeki Filistin Sağlık Bakanlığı, İsrail’in saldırılarına ilişkin yazılı açıklama yaptı.

Haber Merkezi / Son saldırılarda 86 kişinin yaşamını yitirdiği ve bölgedeki can kaybının 29 bin 692’ye çıktığını bildiren Bakanlık, İsrail güçlerinin 131 Filistinliyi daha yaraladığı ve toplam yaralı sayısının 69 bin 879’a ulaştığı kaydedildi.

Sağlık Bakanlığının açıklamasında halen enkaz altında ve yol kenarlarında ölülerin bulunduğu ancak İsrail güçlerinin engellemesi nedeniyle sağlık ekipleri ile sivil savunma görevlilerinin cenazelere ulaşamadığı vurgulandı.

İsrail savaş kabinesi, Gazze Şeridi’nde ateşkes sağlanması ve Hamas’ın elindeki rehinelerin serbest bırakılması için görüşmelere devam edilmesine yeşil ışık yaktı. İsrail medyasına yansıyan haberlere göre, bunun için İsrail’den bir heyetin önümüzdeki günlerde Katar’a gitmesi bekleniyor.

Savaş kabinesinin görüşmelere yeşil ışık yakmasının ardından Reuters’a konuşan Mısırlı güvenlik kaynakları da, Katar’ın Hamas ve İsrail arasında bu hafta, ateşkes sağlanmasını hedefleyen görüşmelere ev sahipliği yapacağını aktardı.

Savaş kabinesinin görüşmelere devam edilmesi yönündeki kararı öncesinde İsrail dış istihbarat servisi Mossad’ın Başkanı David Barnea ve iç istihbarat servisi Şin Bet’in başında bulunan Ronen Bar’ın yer aldığı heyet, Fransa’nın başkenti Paris’te ABD, Katar ve Mısır temsilcileriyle bir araya gelmişti.

İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’nun Ulusal Güvenlik Danışmanı Tzachi Hanegbi de savaş kabinesinin toplantısı öncesinde N12 televizyonuna yaptığı açıklamada, “Heyet Paris’ten döndü. Bir anlaşma sağlama imkânı var gibi görünüyor” dedi. Ancak Hanegbi, sağlanacak olası bir ateşkes anlaşmasının savaşın sona ereceği anlamına gelmeyeceğini vurguladı. İsrail, başta kadınlar olmak üzere, Hamas’ın elindeki bütün rehinelerin serbest bırakılması için ısrar ediyor.

Hamas, Kasım ayındaki bir haftalık ateşkes sırasında 240 Filistinli mahkûma karşılık 100’den fazla rehineyi serbest bırakmıştı. İsrail, Hamas’ın elinde şu an 136 rehine olduğunu tahmin ediyor. İsrail ordusu bu rehinelerden 31’inin ölü olduğunun düşünüldüğünü açıklamıştı.

Refah’a operasyon planları

İsrail bir yandan saldırılarını Gazze-Mısır sınırındaki en güneydeki Refah kentine doğru genişletme planları yapıyor. 2,3 milyonluk bölge nüfusunun yarısından fazlası bakımsız çadır kamplarına, tıka basa dolu apartmanlara ve dolup taşan sığınaklara yığılmış durumda.

Yardım grupları bir felaket yaşanacağı uyarısında bulunurken ABD ve diğer müttefikler, İsrail’in sivillere zarar vermekten kaçınması gerektiğini söylüyor. İsrail Başbakanı Netanyahu, sivillerin tahliyesi dahil, “Refah’taki operasyonel eylem planlarını onaylamak” için bu hafta Bakanlar Kurulu’nu toplayacağını söyledi.

Netanyahu Facebook’ta yaptığı açıklamada Gazze’nin güneyinde Mısır sınırına yakın bir kasabaya atıfta bulunarak “Kaçırılanların serbest bırakılması ve Refah’taki Hamas taburlarının tasfiyesinin tamamlanması için başka bir çerçeveye ulaşmaya çalışıyoruz” dedi.

Saldırının ilk hedefi olan Gazze’nin kuzeyindeki bazı bölgelerde ağır çatışmalar hala devam ediyor. Bölge sakinleri Gazze Şehri’nin Zeytun mahallesinde günlerdir süren ve Pazar sabahına kadar devam eden şiddetli çatışmalar yaşandığını bildirdi.

Bölge sakinlerinin hayvan yemi yemek ve yıkılan binalarda gıda aramak zorunda kaldıkları haberleri geliyor. Savaşın başlamasından bu yana Gazze’nin kuzeyine büyük ölçüde yardım ulaştırılamıyor ve BM Dünya Gıda Programı da geçen hafta yardımları askıya aldı.

İsrail ve Hamas militan grubu arasında Katar’la birlikte arabuluculuk yapan Mısır’dan üst düzey bir yetkili Cumartesi günü yaptığı açıklamada, taslak ateşkes anlaşmasının çoğunluğu kadın, çocuk ve yaşlılardan oluşan 300 kadar Filistinli mahkum karşılığında, 40 kadar kadın ve yaşlı rehinenin serbest bırakılmasını içerdiğini söyledi.

Müzakereler konusunda isminin açıklanmaması kaydıyla konuşan Mısırlı yetkili, çatışmalara altı haftalık bir ara verilmesini öngören anlaşmanın, kuşatma altındaki bölgenin kuzey yarısı dahil Gazze’ye her gün yüzlerce kamyonun umutsuzca ihtiyaç duyulan yardımları getirmesine izin verilmesini içerdiğini kaydetti.

Yetkili, her iki tarafın da daha fazla serbest bırakma ve kalıcı bir ateşkes için, müzakereleri verilen ara sırasında sürdürmeyi kabul ettiğini belirtti. İsrail Başbakanlık ofisi, Savaş Kabinesi’nin görüşmeleri ve basında çıkan haberlerle ilgili yorum talebine yanıt vermedi.

Müzakereciler, İsrail-Filistin geriliminin sık sık yükseldiği bir dönem olan Ramazan ayının başlangıcı olan 10 Mart öncesinde bir anlaşmaya varılmasını hedefliyor.

Hamas, İsrail saldırılarına son verip güçlerini bölgeden çekene kadar kalan rehinelerin tamamını serbest bırakmayacağını söyledi ve ayrıca aralarında üst düzey militanların da bulunduğu yüzlerce Filistinli mahkumun serbest bırakılmasını talep ediyor. Netanyahu bu şartları şiddetle reddediyor.

Ancak Hamas’ın daha önceki bir önerisi, bildirilen anlaşma taslağına benzeyen bir başlangıç aşamasını özetliyor ve iki tarafın geçici bir ateşkes üzerinde birleşebileceğini gösteriyor.

İsrail, Hamas’ın 7 Ekim’de İsrail’in güneyine düzenlediği, ve 1200 kişiyi öldürüp yaklaşık 250 kişiyi rehin aldığı açıklanan saldırının ardından savaş ilan etti. Kasım ayında yapılan ateşkes ve takas anlaşmasıyla 100’den fazla rehine serbest bırakıldı. Rehin tutulan yaklaşık 130 kişininse dörtte birinin öldüğü sanılıyor.

Paylaşın

Washington’dan Moskova’yı Hedef Alan 500’den Fazla Yeni Yaptırım

Rusya – Ukrayna savaşında iki yıl geride kalırken, Washington yönetimi, Moskova üzerinde baskıyı artırmak amacıyla 500’den fazla yeni yaptırım uygulayacağını duyurdu.

ABD Maliye Bakanlığı Aralık ayında Rusya ekonomisinin yaptırımlardan etkilendiğini ve 2022’de yüzde 2,1 küçüldüğünü açıklarken, uzmanlar, yaptırımların Moskova’nın saldırılarını durdurmaya yetmeyeceği uyarısında bulunuyor.

Yaptırımlara rağmen Rus ekonomisi beklentilerin üzerinde bir performans gösterdi ve Uluslararası Para Fonu (IMF) Ocak ayında, 2023’teki yüzde 3’lük güçlü büyümenin ardından 2024 için yüzde 2,6’lık büyüme tahmininde bulundu.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden, ABD’nin Ukrayna’daki savaşının ikinci yıldönümünde Moskova üzerindeki baskıyı arttırmak amacıyla Washington’un Rusya’yı hedef alan 500’den fazla yeni yaptırım uygulayacağını açıkladı.

VOA Türkçe’nin aktardığına göre; Biden açıklamasında, ABD’nin ayrıca Rusya’ya destek sağladıkları gerekçesiyle yaklaşık 100 kuruluşa yeni ihracat kısıtlamaları getireceğini ve Rusya’nın enerji gelirlerini daha da azaltmak için harekete geçeceğini söyledi.

Biden ayrıca ekibine, dünya genelinde sivil toplum, bağımsız medya ve demokrasi için mücadele edenlere verilen desteği güçlendirme talimatı verdiğini de kaydetti.

Yaptırımların Rusya’yı savaştan ve muhalif lider Aleksey Navalni’nin ölümünden sorumlu tutmayı amaçladığını belirten Biden, Washington’un Ukrayna’yı ciddi mühimmat sıkıntısı çekerken ve ABD askeri yardımı Kongre’de aylardır ertelenirken bile desteklemeye devam etmeye çalıştığını vurguladı.

Yaptırımların “Putin’in yurtdışındaki saldırganlığı ve yurtiçindeki baskısı için daha da ağır bir bedel ödemesini sağlayacağını” kaydeden Biden, “Putin’in yol açtığı ölüm ve yıkımın bedelini ödememesi durumunda buna devam edeceğini” dile getirdi.

Biden, bu durumun, “NATO müttefiklerine, Avrupa ile dünyanın dört bir yanındaki ortaklara ve ABD’ye maliyetini de arttıracağını” belirtti.

Biden, Cuma günü açıklanan yaptırımların Navalni’nin hapsedilmesiyle bağlantılı kişilerin yanısıra Rusya’nın finans sektörünü, savunma sanayisini, tedarik ağlarını ve birçok kıtada yaptırımlardan kaçanları hedef alacağını söyledi.

Yaptırımlar, Rusya’nın 24 Şubat 2022’de Ukrayna’yı işgal etmesinin ardından ABD ve müttefikleri tarafından açıklanan ve on binlerce kişinin ölümüne ve şehirlerin yerle bir olmasında sorumluluğu bulunan binlerce hedefe yönelik önlemlerin sonuncusu.

“Savaşın üzerinden iki yıl geçmesine rağmen Ukrayna halkının olağanüstü bir cesaretle savaşmaya devam ettiğini” kaydeden Biden, “Ancak cephaneleri tükenmek üzere. Ukrayna’nın, İran ve Kuzey Kore’den gelen silah ve mühimmatla desteklenen Rusya’nın amansız saldırılarına karşı direnebilmesi için ABD’den daha fazla desteğe ihtiyacı var” dedi.

Biden, “İşte bu nedenle Temsilciler Meclisi çok geç olmadan iki partili ulusal güvenlik ek yasa tasarısını kabul etmelidir” mesajı verdi.

Tasarının Ukrayna için acil fon sağlamanın yanısıra ABD’nin kendi savunma sanayisine de yatırım yaptığının altını çizen Biden, “Tasarı Senato’da ezici bir çoğunlukla kabul edildi. Meclis Başkanı’nın oylama çağrısında bulunması halinde Meclis’ten de hızla geçeceğine şüphe yok” dedi.

Biden, açıklamasına, “Kongre bu tasarıyı destekleyerek Avrupa’da güvenliği güçlendirebileceğimizi, kendi güvenliğimizi güçlendirebileceğimizi ve Putin’e karşı durabileceğimizi biliyor. Bu tasarıya karşı çıkmak sadece Putin’in işine yarar” ifadelerini kullandı.

Tarihin olanlara tanıklık ettiğini söyleyen Biden, “Bu kritik anda Ukrayna’yı desteklemedeki başarısızlık unutulmayacaktır. Şimdi Ukrayna’nın yanında güçlü bir şekilde durma, müttefiklerimiz ve ortaklarımızla birlik olma zamanıdır. Şimdi ABD’nin özgürlük için ayağa kalktığını ve kimsenin önünde eğilmediğini kanıtlama zamanıdır” dedi.

Biden yönetimi Ukrayna için daha önce onaylanan bütçeyi tüketti ve ek fon talebi şu anda Cumhuriyetçiler’in kontrolündeki Temsilciler Meclisi’nde bekliyor.

Uzmanlar, yaptırımların Moskova’nın saldırılarını durdurmaya yetmeyeceği uyarısında bulunuyor. Eski bir Ulusal Güvenlik Konseyi yetkilisi olan Peter Harrell, “Kongre’nin Ukrayna’ya ek askeri yardım sağlaması, yaptırımlar konusunda yapabilecekleri her şeyden çok daha önemli” dedi.

ABD Maliye Bakanlığı Aralık ayında Rusya ekonomisinin yaptırımlardan etkilendiğini ve 2022’de yüzde 2,1 küçüldüğünü açıkladı. Yaptırımlar Baş Ekonomisti Rachel Lyngaas, Rusya ekonomisinin tahmin edilenden yüzde 5 daha küçük olduğunu söyledi.

Yaptırımlara rağmen Rus ekonomisi beklentilerin üzerinde bir performans gösterdi ve Uluslararası Para Fonu (IMF) Ocak ayında, 2023’teki yüzde 3’lük güçlü büyümenin ardından 2024 için yüzde 2,6’lık büyüme tahmininde bulundu.

Ancak IMF sözcüsü Julie Kozack dün yaptığı açıklamada, askeri harcamaların silah üretimini arttırması, enflasyonun yükselmesi gibi nedenlerle Rusya’nın artık bir savaş ekonomisi içinde olduğunun açık olduğunu söyledi.

Paylaşın

Çin’den ABD’ye “Tayvan” Uyarısı: Dikkatli Olun

ABD’nin Tayvan ile her türlü resmi teması kesmesini isteyen Çin Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Mao Ning, Washington’u Tayvan meselesinin “aşırı karmaşıklığı ve hassasiyeti konusunda dikkatli olmaya” çağırdı.

Tayvan, bu ay Senato’dan geçen ancak Temsilciler Meclisi’nde bekleyen 95 milyar dolarlık yardım paketin bir parçası. Paket, Tayvan’a sağlanan ABD silahlarının yenilenmesi için 1,9 milyar dolar içeriyor.

Washington, 1979 tarihli bir yasa uyarınca Tayvan’a işgali caydıracak yeterli askeri donanım ve teknoloji sağlamakla yükümlü. Adayı Çin topraklarının bir parçası olarak gören ve gerekirse güç kullanarak ele geçirmeyi taahhüt eden Pekin ise Tayvan’a yapılan silah satışlarına karşı çıkıyor.

Çin, Amerika Birleşik Devletleri Kongresi’nden bir heyetin Tayvan’a yaptığı ziyarete sert tepki gösterdi. Euronews Türkçe’nin aktardığına göre; Ziyaret sonrası tepkisini dile getiren Çin Dışişleri Bakanlığı, ABD’nin kendi kendini yöneten ada ile her türlü resmi teması kesmesini istedi.

Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Mao Ning, Washington’u Tayvan meselesinin “aşırı karmaşıklığı ve hassasiyeti konusunda dikkatli olmaya” çağırdı. Sözcü “Çin, ABD ve Tayvan makamları arasında her türlü resmi etkileşime karşıdır ve ABD’nin Tayvan işlerine her ne şekilde ya da her ne bahaneyle olursa olsun müdahalesini reddetmektedir.” dedi.

Pekin ve Washington’ın ABD Başkanı Joe Biden ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping arasında kasım ayında yapılan görüşmenin ardından sarsılan ilişkilerini istikrara kavuşturma arayışında.

Bu ortamda ziyaret Çin’de beklenenden daha şiddetli bir tepki çekti. Ancak Kongre heyetinin temaslarının 2022 yazında dönemin Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi’nin Tayvan’a yaptığı ziyaret sonrasında Çin’in yaptığı askeri tatbikatlar gibi büyük eylemleri tetiklemesi beklenmiyor.

Tayvan’a askeri ekipman satışı

Öte yandan, Kongre heyetinin ziyareti Tayvan’a askeri ekipman satışıyla ilgili anlaşmayı ABD Dışişleri Bakanlığı’nın onayladığı güne denk geldi. Çin’in ABD’li şirketlere yaptırım getirmesine yol açan satış, iletişim ve küresel konumlandırma sistemlerini ve ilgili teknolojiyi kapsıyor. Nispeten küçük boyuttaki satış silah içermiyor.

Tayvan, bununla birlikte, bu ay Senato’dan geçen ancak Temsilciler Meclisi’nde bekleyen 95 milyar dolarlık yardım paketinin de bir parçası. Ukrayna ve İsrail’e odaklanan paket, Tayvan’a sağlanan ABD silahlarının yenilenmesi için 1,9 milyar dolar içeriyor.

Washington, 1979 tarihli bir yasa uyarınca Tayvan’a işgali caydıracak yeterli askeri donanım ve teknoloji sağlamakla yükümlü. Adayı Çin topraklarının bir parçası olarak gören ve gerekirse güç kullanarak ele geçirmeyi taahhüt eden Pekin ise Tayvan’a yapılan silah satışlarına karşı çıkıyor.

Paylaşın