Pakistan’da Eski Başbakan İmran Han’a Suikast Girişimi: Ayağından Yaralandı

Konvoyuyla birlikte erken seçim talebiyle başkent İslamabad’a yürüyen Pakistan Adalet Hareketi Lideri İmran Han, Lahor kenti yakınlarında uğradığı saldırıda ayağından yaralandı. Han’ın hayati tehlikesinin olmadığı bildiriliyor.

Haber Merkezi / Olay, eski Başbakan Benazir Butto’nun 2007’de bir miting sırasında vurularak öldürülmesini ister istemez akıllara getirdi. İmran Han’a suikast girişimi ise önceki başbakanın istihbarat servisi ISI ile atışmasının ardından geldi.

Wazirabad böglesinde gerçekleşen saldırıda İmran Han’ın yanı sıra Han’ın mensubu olduğu Pakistan Adalet Hareketi liderlerinden Senatör Faysal Cavid’in de yaralandığı duyuruldu.

Fransız haber ajansı AFP’ye konuşan Han’ın üst düzey danışmanlarından biri, “Bu bir suikast girişimi” ifadelerini kullandı.

Dawn gazetesinde yer alan habere göre saldırgan gözaltına alındı. Ancak teyit edilmeyen bazı bilgilere göre saldırgan vurularak öldürüldü.

PTI’ın önde gelen isimlerinden Favad Çaduri, hedef gözetilerek yapılan saldırıda eski Başbakan İmran Han’ın bacağından yaralandığını doğruladı.

Pencap eyalet Başbakanı Pervez Elahi, İmran Han’ın konteynırının yakınında ateş açıldığını teyit etti ve eyalet polis yetkililerinden olaya ilişkin soruşturma başlatmasını istedi.

Elahi, “Olayın arkasındaki kişiler en kısa zamanda adalete teslim edilecek ve yaralılara en iyi tıbbi bakım sağlanacak.” ifadesini kullandı.

Han’ın danışmanlarından Rauf Hasan, Afp’ye verdiği demeçte, “İmran Han ayağından yaralandı ama durumu stabil. Bu (saldırı) onu öldürmeye, suikast düzenlemeye yönelik bir girişim.” ifadesini kullandı.

Nisan ayında güvensizlik önergesi ile devrilen Han, cuma gününden bu yana erken seçim talebiyle başkent İslamabad’a doğru yapılan “uzun bir yürüyüşe” öncülük ediyordu.

Yürüyüşe on binlerce kişi katılıyor. Kendi taraftlarlarına göre ise Han’a milyonlarca kişi eşlik ediyor.

İmran Han hükümeti nisanda düşmüştü

Pakistan’da parlamentoda 10 Nisan’da yapılan güven oylamasında 174 “hayır” oyuyla İmran Han hükümeti düşmüştü.

Ülkede, 3 dönem başbakanlık yapan Navaz Şerif’in kardeşi Şahbaz Şerif, 11 Nisan’da Mecliste düzenlenen seçimde 174 oyla salt çoğunluğun desteğini alarak başbakan seçilmişti.

Paylaşın

Filipinler’i Nalgae Fırtınası Vurdu: En Az 150 Can Kaybı

Her yıl ortalama 20 fırtına ve tayfunun gerçekleştiği Filipinler’de, son olarak etkili olan Nalgae tropik fırtınası nedeniyle oluşan sel ve heyelanlarda ölü sayısı 150’ye yükseldi. Filipinler’de, 2013 etkili olan Haiyan Tayfunu’nda 6 binden fazla kişi yaşamını yitirmiş ve büyük yıkım yaşanmıştı.

Bianet’in aktardığına göre, Filipinler Devlet Başkanı Ferdinand Marcos Jr., fırtınadan etkilenen Calabarzon, Bicol, Batı Visayas ve Bangsamoro bölgelerinde acil yardımları hızlandırmak ve yerel ve merkezi yönetimler arasında koordinasyonu kolaylaştırmak amacıyla 6 aylık afet durumu ilan etti.

Marcos Jr. arama kurtarma ve acil yardım ekiplerine çalışmalarını hızlandırmaları ve halkın mağduriyetinin ivedilikle giderilmesi talimatı verdi.

Marcos Jr. tropik fırtınadan özellikle etkilenen Bangsamoro bölgesindeki heyelanlarının sebebinin “ağaçların kesilmesi ve iklim değişikliği” olduğunu söyledi.

Yerel yöneticilere ağaç dikme çağrısında bulunan Marcos Jr. “Yapmaya ihtiyacımız olan şey bu” dedi: “Bunu sürekli duyup duruyoruz. Fakat hâlâ ağaç kesmeye devam ediyoruz. Sonra da bu oluyor, böyle heyelanlar oluyor.”

Nalgae tropik fırtınasının 28 Ekim’den bu yana devam ettiği Filipinler’deki sel ve heyelanlarda ölü sayısı 150’ye yükseldi.

Bugün de (3 Kasım) şiddetli yağışların beklendiği ülkede tropik fırtına ve beraberinde getirdiği sel ve heyelanlardan yaklaşık 4 milyon kişi etkilendi. Ulusal Afet ve Risk Azaltma ve Yönetim Merkezi, 1,2 milyon kişinin de evlerini terk etmek zorunda kaldığını açıkladı.

France 24 haber sitesinin aktardığına göre, en az 128 kişinin yaralandığı ülkede, 36 kişi halen kayıp. Hayatını kaybedenlerden 63’ü ise Filipinler’in güneyindeki Bangsamoro Özerk Bölgesi’nden.

Sel ve heyelanların etkili olduğu bölgelerle ilgili son durumu paylaşan Bölgesel Sivil Savunma Şefi Naguib Sinarimbo, “Sel baskınları ve heyelanların yaşandığı alanlarda toprak hala ıslak; dolayısıyla, hızla daha fazla erozyon meydana gelebilir” dedi: “Yıkıntılar ve kayalar, su baskınlarının güzergahındaki su yolları ve nehirleri tıkadı. Yani, buralar kolaylıkla taşabilir.”

Filipinler’de 6 aylık “afet durumu”

Anadolu Ajansı’nın (AA) aktardığına göre, Nalgae tropik fırtınasının etkili olduğu Filipinler’de 151 bin 162 ev ile 367 köprü ve yol gibi yapıların yanı sıra yaklaşık 70 bin hektarlık tarım alanı da hasar gördü.

Paylaşın

Uzak Doğu: Kuzey Kore’den Peş Peşe Füze Denemeleri

Uluslararası yaptırımlara rağmen füze denemelerine devam eden Kuzey Kore, 3 füze denemesi daha yaptı. Kuzey Kore dün, 23 ile tek günde en fazla sayıda füze denemesi gerçekleştirmişti.

Haber Merkezi / Japonya devlet televizyonu NHK, Kuzey Kore’nin yerel saatle 07.51, 08.41 ve 08.51’de fırlattığı füzelerin, Japon Denizi’ne (Doğu Denizi) düştüğünü açıkladı.

Japonya Başbakanı Kişida Fumio, gazetecilere yaptığı açıklamada, Kuzey Kore’nin füze denemelerini “tahammül edilemez” şeklinde niteledi.

Başbakan Kişida, ilk fırlatılan füzenin kıtalararası balistik tip füze (ICBM) olduğunun tahmin edildiğini söyledi. Kişida, karşı hamlelerin alınmasına yönelik ABD ve Güney Kore ile iş birliğinin sürdürüleceğini kaydetti.

Kuzey Kore, 1953’te sona eren Kore Savaşı’ndan bu yana ilk kez 2 Kasım’da Kuzey-Güney arasındaki deniz sınırının güney tarafına da füze fırlattı.

Füzenin düştüğü yer, Güney Kore’nin Sokcho kentinin 57 kilometre doğusu ve Ulleungdo adasının 168 kilometre kuzeybatısı.

Kuzey Kore, bu hafta Güney Kore ile ABD’nin yarımada çevresindeki ortak askeri tatbikatını kınamış ve “güçlü adımlar atmakla” tehdit etmişti.

Kuzey Kore en son, Eylül 2017 ve geçen ay başında, Japonya üzerinden geçerek Pasifik Okyanusu’na düşen füze denemişti.

Kuzey Kore’nin son füze denemeleri:

  • 25 Eylül, Pazar: Bir ABD donanma gemisinin Kore yarımadası çevresindeki sulara ulaşmasının ertesi günü, kısa menzilli ilk füze denemesi yapıldı.
  • 28 Eylül, Çarşamba: ABD Başkan Yardımcısı Kamala Harris’in Seul’u ziyareti öncesi iki kısa menzilli füze fırlatıldı.
  • 29 Eylül, Perşembe: Harris’in Güney Kore’den ayrılması sonrası iki kısa menzilli füze denemesi daha yapıldı.
  • 1 Ekim, Cumartesi: ABD, Japonya, Güney Kore ortak askeri tatbikatları sürerken iki kısa menzilli füze daha fırlattı.
  • 4 Ekim, Salı: Orta menzilli balistik füzeyi Japonya üzerinden fırlattı.
  • 6 Ekim, Perşembe: İki kısa menzilli füze daha fırlatıldı.
  • 28 Ekim Perşembe: Japon Denizi’ne iki balistik füze fırlatıldı.
  • 02 Kasım 2022: Japon Denizi ve Sarıdeniz’de farklı noktalara en az 23 füze ateşledi.
  • 03 Kasım 2022: Japon Denizi’ne düşen 3 füze fırlatıldı.
Paylaşın

BMGK, Rusya’nın ‘Kirli Bomba’ İddiasının Soruşturmasını Reddetti

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK), Rusya’nın Ukrayna’da “askeri biyolojik faaliyetler” yürütüldüğü iddialarına ilişkin soruşturma başlatılması talebini oy çokluğuyla reddetti.

Konseyde ABD, İngiltere ve Fransa’nın ret oyu kullanırken 10 üyenin çekimser kaldı. Sadece Rusya ve Çin lehte oy kullandı. Rusya, söz konusu iddiaların kurulacak bir komisyonca soruşturulmasını talep ediyordu. Oylama sonucunda bu talep reddedilmiş oldu.

Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu, Ukrayna’nın “kirli bomba” kullanma hazırlığı içinde olduğunu ileri sürmüş, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov da Ukrayna’da radyoaktif içerikli bombayı üretebilecek teknolojiye sahip tesislerin bulunduğunu söylemişti.

Şoygu, kirli bomba iddialarını Türkiye, ABD, Fransa ve İngiltere’den mevkidaşlarıyla yaptığı görüşmelerde de dile getirmişti. İddiaları reddedene Ukrayna yönetimi, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansının (IAEA) ülkesindeki tesislerde inceleme yapması çağrısında bulunmuştu.​​​​​​​

Karedeniz’de tahıl sevkiyatı yeniden başladı

Öte yandan, Rusya’nın Ukrayna, BM ve Türkiye ile imzaladığı tahıl koridoru anlaşmasına geri dönme kararının ardından Karadeniz’deki Ukrayna limanlarından tahıl sevkiyatı yeniden başladı.

Konuyla ilgili bu sabah bir açıklama yapan Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, tahıl inisiyatifinin yeniden başlamasının ardından altı geminin Ukrayna limanlarından ayrıldığını belirterek, “Böylece limanlardan ayrılan gemi sayısı 426, taşınan tahıl miktarı 9,7 milyon tonu geçti” dedi.

Tahıl koridoru anlaşmasının süresinin 19 Kasım’da dolacağını hatırlatan Akar, “girişimin uzatılması için” Türkiye’nin “gayretlerini yoğunlaştıracağını” kaydetti. Akar, özetle şu değerlendirmede bulundu:

“Tahıl inisiyatifi sadece tahıl sevkiyatı değil tarafların görüşmeler yoluyla bazı sorunları çözebileceğine de güzel bir örnek teşkil ediyor. Bu modelin kullanılmasıyla önümüzdeki günlerde ateşkesin ve barışa giden yolun açılması ve barışçıl yol ve yöntemlerle Karadeniz üzerinden komşumuz olan iki ülke arasındaki bu çatışmanın sona ermesi bizim en samimi dileğimiz.”

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

“Elon Musk, Twitter’da Çalışan 3 Bin 700 Kişiyi İşten Çıkaracak” İddiası

Yakın bir zamanda Twitter’ı satın alan Elon Musk’ın yaklaşık 3 bin 700 kişiyi işten çıkaracağı öne sürüldü. Musk’ın şirketin borçlarını ödemek için çalışanların yüzde 75’ini işten çıkaracağı yönünde iddialar ortaya atılmıştı.

Elon Musk’ın 44 milyar dolarlık Twitter’ı satın alma işlemleri Ekim ayı sonunda tamamlanmıştı. Musk’ın Twitter’da ciddi işten çıkarmalar yapacağı haberi ilk olarak New York Times gazetesinde yer almıştı. Musk ise tweet’inde bu haberi yalanlamıştı.

ABD merkezli haber kuruluşu Bloomberg, sosyal medya platformu Twitter’ı satın alan Tesla ve SpaceX’in Üst Yöneticisi Elon Musk’ın 3700 kişiyi işten çıkaracağını bildirdi. Bu sayı, Twitter’ın toplam çalışan sayısının yaklaşık yarısı.

BBC Türkçe‘nin aktardığına göre, sosyal ağın yeni sahibinin, işten çıkarılacak personele Cuma günü bilgi vereceği de iddia ediliyor.

Bloomberg ayrıca Elon Musk’ın şirketteki “uzaktan çalışma” politikasını bitirmeyi hedeflediğini, çalışanların artık bazı istisnalar haricinde ofise gelmelerinin isteneceğini yazdı.

Twitter’ın yeni sahibi, New York Times’ın haberini yalanladıktan sonra yaptığı bir paylaşımla da dikkatleri üstüne çekmişti.

Gazetenin “Musk bir tweet’inde yalan haber yayımlamakla tanınan bir gazetenin linkini paylaştı” şeklindeki başlığının ekran görüntüsünü, “Hayır, ben New York Times’ın bir linkini paylaşmadım” yazarak tweet’ledi.

Söz konusu işten çıkarma iddialarıyla ilgili Reuters’ın yorum talebine Twitter’dan yanıt verilmedi.

Elon Musk’ın 44 milyar dolarlık Twitter’ı satın alma işlemleri Ekim ayı sonunda tamamlandı.

Platformdan bir paylaşım yapan Musk, Twitter’ı “daha fazla para kazanmak için değil insanlığa yardım için” satın aldığını yazdı, sahte hesapları temizlemek ve Twitter’ı özgür konuşma platformu haline getirmek istediğini söyledi.

Devir işlemlerinin tamamlandığı yönündeki haberlerden önce ise Musk’ın şirketin borçlarını ödemek için çalışanların yüzde 75’ini işten çıkaracağı yönünde iddialar ortaya atılmıştı.

Paylaşın

Danimarka’da Seçimlerin Galibi Sosyal Demokratlar

Danimarka’da halkın dün yapılan genel seçimlerde Sosyal Demokratlar Partisi’ne yeniden hükümet kurma yetkisi verdiğini gösteriyor. Sosyal Demokratlar yüzde 27,5 oy oranıyla yine parlamentonun en büyük grubu olurken, bu, 20 yılı aşkın süredir Sosyal Demokratların aldığı en yüksek oy oranı.

Haber Merkezi / Danimarka’da dün yapılan genel seçimlerin resmi olmayan sonuçlarına göre Başbakan Mette Frederiksen’in Sosyal Demokratlar Partisi, oyların yüzde 27.5’ini kazanarak en yüksek oyu alan parti oldu.

Jakob Ellemann-Jensen liderliğindeki sağ görüşlü mavi blok ise parlamentoda en büyük ikinci grup olurken, Eski Başbakan Rasmussen’in 6 altı ay önce kurduğu Ilımlı Partisi ise parlamentonun en büyük üçüncü grubu oldu.

Haziran 2019’da göreve gelen Başbakan Frederiksen liderliğindeki azınlık Sosyal Demokrat hükümeti, salgında toplumu virüsün mutasyonundan korumak için milyonlarca sağlıklı vizonun öldürülmesi emrini verdiği gerekçesiyle eleştirilerin odağındaydı.

Kesinleşmeyen sonuçlara göre sol blok, 179 sandalyeli parlamentoda 87 sandalye elde ediyor; bu da Faroe Adası ve Danimarka’nın egemen bir toprağı olan ve genellikle sol adayları tercih eden Grönland’dan henüz belirlenmemiş iki sandalyenin desteğiyle çoğunluğu elde etmesini sağlayacak.

Sonuçlar, 14 partinin yarıştığı seçimlerde, merkez sol ve sağ partilerin, 179 sandalyeli parlamentoda hükümet kurmak için yeterli olan 90 sandalyeye tek başına sahip olmadığını gösteriyor. Bu, koalisyon anlamına geliyor.

Muhalefetteki Liberal Parti lideri Jakob Ellemann-Jensen ise çarşamba sabahı yaptığı açıklamada yenilgiyi kabul etti. Kesinleşmeyen sonuçlara göre Ellemann-Jensen’in partisi, Meclis’te sahip olduğu mevcut 43 sandalyeden 19’unu kaybetti.

Öte yandan Başbakan Frederiksen’in, eski Başbakan Lars Lokke Rasmussen’in yeni kurduğu ve çıkış anketlerine göre oyların yaklaşık yüzde 9’unu alan Moderaterne Partisi’nin desteğini alması halinde liderliğini koruyabileceğini gösteriyor.

Başbakan Frederiksen, iktidarda kalacağının belirginleşmesinin ardından yaptığı açıklamada Kraliçe’ye azınlık hükümetinin istifasını sunacağını ve geniş bir hükümet kurmaya çalışacağını dile getirdi.

Frederiksen yaptığı konuşmada, “Çok heyecanlı ve gururluyum. Son 20 yılın en iyi seçim sonucunu aldık. Oylarıyla bize güvenen tüm Danimarkalılara teşekkürler. Bu büyük bir güven oyu. Bu süreçte bazılarınızın şüpheleri olduğunu biliyorum. Şimdi zorluklarla karşı karşıyayız, Avrupa’daki savaş, enerji kıtlığı, enflasyon, iklim zorlukları ile krizler birleşiyor” diye konuştu. Frederiksen, hükümetinin istifasını yarın Kraliçe Margrethe’e sunacağını söyledi.

Tüm taraflar, koalisyon görüşmelerine kimin liderlik edeceğine karar vermek için Kraliçe Margrethe’i ziyaret edecek, ancak bu görevin Mette Frederiksen’e verilmesi bekleniyor. Frederiksen, görev verilmesi halinde geniş tabanlı bir hükümet kurmaya çalışacağını ifade etti.

Paylaşın

Uzak Doğu: Kuzey Kore, İlk Kez Deniz Sınırının Güneyine Füze Fırlattı

Uluslararası yaptırımlara rağmen füze denemelerine devam eden Kuzey Kore, Japon Denizi ve Sarıdeniz’de farklı noktalara en az 10 füze ateşlediği. Güney Kore ve Japonya makamları gelişmeyi doğruladı.

Haber Merkezi / Kuzey Kore, 1953’te sona eren Kore Savaşı’ndan bu yana ilk kez Kuzey-Güney arasındaki deniz sınırının güney tarafına da füze fırlattı.

Füzenin düştüğü yer, Güney Kore’nin Sokcho kentinin 57 kilometre doğusu ve Ulleungdo adasının 168 kilometre kuzeybatısı.

Kuzey Kore, bu hafta Güney Kore ile ABD’nin yarımada çevresindeki ortak askeri tatbikatını kınamış ve “güçlü adımlar atmakla” tehdit etmişti.

Güney Kore Genelkurmay Başkanlığı’ndan yapılan açıklamada, “Kore’nin bölünmesinden bu yana ilk kez bir Kuzey Kore füzesi karasularımıza bu kadar yakın bir yere indi. Bu son derece istisnai ve affedilemez bir durum. Ordumuz buna kararlı bir şekilde yanıt verecektir” ifadeleri yer aldı.

Japonya Savunma Bakanı Yasukazu Hamada, gazetecilere verdiği demeçte, Kuzey Kore füzelerinden Japon gemilerinin ve uçaklarının herhangi bir hasar görmediğini belirtti.

Hamada, “Savunma Bakanlığı diğer bakanlıklarla bilgi alışverişinde bulundu. Bu zamana kadar Kuzey Kore füzelerinden gemilere ve uçaklara herhangi bir hasar gelmedi” dedi.

Kuzey Kore’nin son füze denemeleri:

  • 25 Eylül, Pazar: Bir ABD donanma gemisinin Kore yarımadası çevresindeki sulara ulaşmasının ertesi günü, kısa menzilli ilk füze denemesi yapıldı.
  • 28 Eylül, Çarşamba: ABD Başkan Yardımcısı Kamala Harris’in Seul’u ziyareti öncesi iki kısa menzilli füze fırlatıldı.
  • 29 Eylül, Perşembe: Harris’in Güney Kore’den ayrılması sonrası iki kısa menzilli füze denemesi daha yapıldı.
  • 1 Ekim, Cumartesi: ABD, Japonya, Güney Kore ortak askeri tatbikatları sürerken iki kısa menzilli füze daha fırlattı.
  • 4 Ekim, Salı: Orta menzilli balistik füzeyi Japonya üzerinden fırlattı.
  • 6 Ekim, Perşembe: İki kısa menzilli füze daha fırlatıldı.
  • 28 Ekim Perşembe: Japon Denizi’ne iki balistik füze fırlatıldı.
  • 02 Kasım 2022: Japon Denizi ve Sarıdeniz’de farklı noktalara en az 23 füze ateşledi.
Paylaşın

İsrail’de Seçimi Binyamin Netanyahu Kazandı

İsrail’de son 3.5 yıl içinde yapılan beşinci erken genel seçimde eski Başbakan Binyamin Netanyahu’nun lideri olduğu Likud Partisi’ne destek vermesine kesin gözüyle bakılan sağ blok 120 sandalyeli İsrail Meclisinde 62 milletvekiliyle çoğunluğu elde etti.

Haber Merkezi / Sandık çıkış anketlerinin yayınlanmasının ardından açıklamada bulunan Netanyahu, “Çok büyük bir zaferin eşiğindeyiz” dedi ve “istikrarlı ve ulusal bir hükümet” kurma sözü verdi. Sesi kısık olan Netanyahu’nun sözü sık sık destekçileri tarafından “İsrail’in kralı Bibi” tezahüratları ile kesildi.

“Halk farklı bir yol istiyor, güvenlik istiyor” diyen Netanyahu sözlerine şöyle devam etti: “Güç istiyorlar, zayıflık değil. Diplomatik bilgelik istiyorlar.”

Netanyahu blokunda radikal sağcı Likud, Dini Siyonizm, Şas ve Birleşik Tevrat Yahudiliği partileri bulunuyor. “Değişim Koalisyonu” olarak isimlendirilen, farklı ideolojilerin bir araya geldiği karşı cephedeyse Yeni Umut, İsrail Evimiz, Yamina, Gelecek Var, Mavi Beyaz, İşçi Partisi ve Meretz’le Birleşik Arap Listesi yer alıyor.

Bu iki blok arasında kalan Filistinli Eymen Avde liderliğindeki Demokratik Barış ve Eşitlik Cephesi Koalisyonu’yla (Hadaş) Filistinli Ahmed Tıybi önderliğindeki Değişim için Arap Listesi (Ta’al) ortak olarak seçimlere katılıyor.

Kesin olmayan sonuçlara göre, Likud, 31 milletvekili çıkararak seçimi birinci tamamladı. Netanyahu’nun rakibi Başbakan Yair Lapid’in Gelecek Var Partisi ise 24 sandalyeyle ikinci parti oldu.

Kamuoyu araştırmaları çok çekişmeli geçecek bir yarışa işaret ediyordu. Yolsuzluk suçlamalarıyla yargılanan Netanyahu’nun partisi Likud’un seçimde ilk sırada yer alması bekleniyordu.

Bu sonuçlara göre, Netanyahu liderliğindeki blokta yer alan aşırı sağcı Dini Siyonizm Partisi 15, Ultra Ortodoks partilerinden Şas 10, Birleşik Tevrat Partisi ise 5 milletvekili kazandı.

Buna karşın Lapid öncülüğündeki ‘Değişim Koalisyonu’ isimli blokta Benny Gantz’ın öncülüğündeki Ulusal Birlik Partisi seçimleri dördüncü sırada tamamlayarak Meclise 12 milletvekili gönderdi.

Lapid blokundaki, İsrail Evimiz, soldaki İşçi Partisi ve İsrail vatandaşı Filistinlilerin partisi Birleşik Liste 5’er milletvekili çıkardı. Aynı bloktaki sol parti Meretz ise 4 milletvekili elde etti. Sandık çıkış anketine göre, Lapid liderliğindeki Değişim Koalisyonu’ndaki partiler toplamda 54 sandalyeye ulaştı.

Başbakan Yair Lapid, koalisyondaki sorunlar yüzünden erken seçim kararı almıştı. Seçime rağmen İsrail’de siyasi kriz sürerse 2023’ün bahar aylarında tekrar seçime gidilmesi mümkün.

Ancak sağ bloğun son haftalardaki oy artışını sürdürmesi ve Filistinli seçmenler arasında katılım oranının az olması halinde Netanyahu yeniden hükümeti kurabilir.

Netanyahu’nun potansiyel koalisyon partnerleri arasındaki aşırı sağcı Itamar Ben-Gvir, “sadık olmayan vatandaşların” sınır dışı edilmesi gerektiğini savunmuş, İsrail pasaportu olan “düşman” Arapların ülkeden ayrılmasını teşvik eden bir bakanlık kurulması çağrısı yapmıştı.

“Seçim sonuçları yükselen aşırılığın doğal sonucu”

Seçim sonuçlarının Filistinlilere karşı yükselen aşırılığın doğal sonucu olduğunu belirten Filistin Başbakanı Muhammed İştiyye, “İsrail seçimlerinde aşırı sağ partilerin yükselişi, halkımızın yıllardır çektiği, ölüm, tutuklanma, şehirleri, köyleri ve beldeleri işgal eden tutumlara dair, İsrail toplumunda aşırılık ve ırkçılığın artan tezahürlerinin doğal bir sonucudur. Böylece işgal askerleri, yerleşimciler suç işlemeleri için serbest bırakılıyor ve iki devletli çözüm baltalanıyor.” dedi.

Filistin halkının, işgalin sonlandırılması, başkenti Kudüs olan bağımsız devletin kurulması projesine dair mücadelesinin kesinlikle durmayacağını aktaran İştiyye, “İsrail seçimlerinde kazananların kimlikleri ne olursa olsun, ülkedeki partilerin arasındaki fark, Coca Cola ile Pepsi arasındaki fark gibidir.” şeklinde konuştu.

Uluslararası toplumun da sorumluluklarını yerine getirmesini isteyen İştiyye, Filistin halkına yönelik korumanın sağlanması talebinde bulundu.

Binyamin Netanyahu

Binyamin Netanyahu, İsrail tarihinin en uzun süre görev yapan başbakanı olmakla birlikte, devletin kuruluşundan sonra doğan ilk başbakandır. 1967 Altı-gün Savaşında, İsrail Güvenlik Kuvvetleri’ne katıldı ve Sayeret Matkal özel biriminde takım lideri oldu. Birçok operasyonda görev aldı. Bu operasyonların içinde; Hediye operasyonu ve omzundan vurulduğu İzotop Operasyonu vardır.

1973 yılında Yom Kippur Savaşı’nda ön cephede savaştı, Süveyş kanalı boyunca yapılan baskınlarda görev aldı ve Suriye sınırlarının içinde gerçekleşen Komando saldırısında liderlik yaptı. Terhisinden önce yüzbaşı rütbesine ulaştı. Netanyahu, 1984 yılından 1988 yılına kadar Birleşmiş Milletler İsrail Elçiliği yaptı, Likud Partisi’nin başkanlığı yaptı ve 1996-1999 yılları arasında başbakanlık yaptı.

Netanyahu, 1999 yılı başbakanlık seçimlerinde, Ehud Barak’a yenildikten sonra politikadan çekildi. 2002 yılında dış ilişkiler bakanı (2002-2003) ve Finans Bakanı (2003 – Ağustos 2005) olarak Ariel Şaron hükûmetleri altında görev aldı, fakat, Gazze’den geri çekilme Planı’ndan kaynaklanan anlaşmazlıkla birlikte ayrıldı. Şaron’un yeni bir parti kurmak için Likud Partisi’nden çekilmesiyle, 20 Aralık 2005 yılında tekrar Likud Partisi’nin başkanlığına geçti.

Netanyahu, 2006 seçimlerinde Likud çok başarılı olamadı ve sadece 12 koltuk kazandı. 2006 Aralık’ta Netanyahu resmi olarak Knesset’te muhalefet lideri ve Likud Partisi’nin başkanı oldu. Ağustos 2007’de Moşe Feiglin’i yenerek parti başkanlığı seçimlerini kazandı.

10 Şubat 2009 parlamento seçimleriyle birlikte, Likud ikinci parti oldu ve sağ partiler çoğunluğu kazandı. Netanyahu bir koalisyon hükûmeti kurdu. Netanyahu’nun kardeşi, İsrail Özel Güçleri kumandanı Yonathan Netanyahu, 1976 yılında, terörle mücadele rehine kurtarma operasyonunu yönetirken öldü. Diğer kardeşi İddo Netanyahu, oyun yazarlığı yapmaktadır.

Paylaşın

Dünya Sağlık Örgütü: Pakistan Çöküşün Eşiğinde

Pakistan’da 14 Haziran’dan bu yana etkili olan muson yağmurlarının yıkıcı etkisine dair bir açıklama yapan Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), ülkede sekiz milyon insanın tıbbi yardıma muhtaç olduğunu belirtti.

Dünya Sağlık Örgütü Doğu Akdeniz Bölgesi Acil Durum Direktörü Rick Brennan Cenevre’de gazetecilere yaptığı açıklamada Pakistan’ın “çöküşün eşiğinde” olduğunu söyledi.

Muhtaç durumdakilere yardım için Dünya Sağlık Örgütü’ne 81 milyon dolar tahsis edildiğini belirten Brennan, Birleşmiş Milletler’in (BM) Pakistan için öngördüğü 816 milyon euroluk toplam yardımın şimdiye kadar sadece yüzde 16’sının toplanabildiğini ifade etti.

Rick Brennan, selin çekilmesiyle ülkenin sivrisinek yatağına dönüştüğünü, birçok yerde temiz içme suyu olmadığını ve lağım sularının doğru bir biçimde tahliye edilemediğine dikkat çekti. Ülkede ishal hastalığının yaygınlaştığına dikkat çeken Brennan, Temmuz ile Ekim ayı arasında 540 bin sıtma vakası kaydedildiğini söyledi.

Pakistan’da binlerce sıtma hastası yeterli tedavi görmediği için hayatını kaybediyor. Kalıcı bir biçimde yetersiz beslenen çocukların sayısı artıyor. Seller nedeniyle bir sonraki hasat döneminin nasıl olacağı da belirsizliğini koruyor. Pakistan’da hükümet ülkede açlık krizinin yaşanmasını önlemek için bu hafta içinde Rusya’dan 300 bin ton buğday sipariş etti.

En az 1606 can kaybı

Pakistan’da etkili olan muson yağmurlarından kaynaklı sellerde can kaybının en az 1606 olduğu belirtiliyor. Ölenlerin 579’u çocuk ve 325’i kadın.

Bilim insanları, bu yıl Pakistan’da yıllık yağış ortalamasının üç buçuk katı üzerinde gerçekleşen muson yağmurlarında tartışmasız bir şekilde iklim krizinin rolü olduğunu söylüyor.

Pakistan’daki sel felaketinden sonra ülkede yaşam neredeyse durma noktasına gelmişti.

Selden sonra Pakistan’da:

  • 2 milyondan fazla ev,
  • Yaklaşık 24 bin okul,
  • 1500 sağlık tesisi,
  • 13 bin kilometre yol ya hasara uğradı ya da tamamen yıkıldı.

Ülkede yıkılan diğer yapılar arasında çok sayıda köprü, otel ve baraj da var.

İklim krizini tetikleyen küresel karbon salınımında yüzde 0,8 payı olan Pakistan’ın sel felaketi sonrası karşı karşıya olduğu hasarın maliyeti 30 milyar doların üzerinde.

Bu miktar, ülkenin gayrisafi yurt içi hasılasının yüzde 10’undan fazlasına tekabül ediyor.

Muson yağmurları hakkında

Muson sözcüğü, Arapça “mevsim” sözcüğünden geliyor; yağışların mevsimlik olduğunu vurgulamak açısından bu adlandırma kullanılıyor.

Musonlar denildiğinde akla ilk olarak “Asya musonu” gelse de bunun dışında ABD’nin güneybatı kıyılarını ve Meksika’yı etkileyen Meksika musonu veya Arizona musonu da denilen Kuzeybatı Pasifik Musonu da bilinen mevsimsel yağışlar arasında.

Güney, güneydoğu ve doğu Asya’da etkili olan muson yağışları, temel olarak yaz mevsiminde Umman Denizi, Bengal Körfezi ve Hint Okyanusu’nda denizdeki havanın daha serin olması nedeniyle ısınan Asya kara kütlesinin alçak basınç alanı oluşturmasıyla, nemli hava kütlesinin denizden karaya doğru taşınması sonucu meydana geliyor.

Yaz mevsiminde Hint Okyanusu üzerinde ortalama sıcaklık 25 santigrat dereceyken, karalarda 45 dereceye kadar çıkabiliyor. Denizden karaya doğru esen rüzgarlarla taşınan dev bulut kütleleri Himalaya Dağları’na kadar olan bölgede mevsimsel yağışlara yol açıyor.

Yağışlar, Hint alt kıtası, Hindi Çini ve güneydoğu Asya ülkeleri ile Çin, Kore Yarımadası, Japonya’ya kadar olan bölgede etkili oluyor. Ancak yağışların en fazla etkilediği bölge, cephe kütlesinin kuzeydeki Himalaya Dağları ile karşılaşarak sıkıştığı Hindistan, Nepal, Butan, Bangladeş, Myanmar’ı içine alan bölge. Bu bölgede yağışlar zaman zaman on binlerce insanın evlerini terk etmesine neden olan sellere yol açıyor.

İklim krizi

Öte yandan, iklim krizi de söz konusu yağışların şiddetini ve yarattığı etkileri arttırabiliyor. Örneğin, çevre örgütü Germanwatch’ın Küresel İklim Riski verilerine göre, Güney Asya ülkesi Pakistan, halihazırda iklim krizinin sebep olduğu aşırı hava olaylarına karşı en kırılgan sekizinci ülke olma özelliği taşıyor.

İklim Değişikliği Bakanı Sherry Rehman da 6 Temmuz’da, yaşanan seller ile ilgili açıklamasında, “Bir gün yanıyorsunuz, ertesi sabah su baskınları bekliyorsunuz… Yani, Pakistan’daki durumun ne kadar ciddi olduğunu görebilirsiniz” demişti.

Paylaşın

Mahsa Amini Protestoları: Tahran’da 1000’e Yakın ‘Sabotaj’ İddianamesi

İran’da ‘tesettüre uygun olmayan’ giyimi gerekçesiyle gözaltına alındıktan sonra hayatını kaybeden 22 yaşındaki Mahsa Amini’nin ölümü sonrası başlayan protestolar devam ederken, Tahran Başsavcısı, hükümet karşıtı gösterilerle bağlantılı olarak 1000 dolayında kişiye suçlama yöneltildiğini açıkladı.

Haber Merkezi / Aralarında güvenlik güçlerini öldürmek ve kundakçılığın da bulunduğu “Sabotaj eylemleriyle” suçlanan zanlıların bu hafta başlayacak kitlesel duruşmalarda yargılanacağı belirtildi. Yetkililer, ülke genelinde kaç kişinin tutuklandığını açıklamadı, ancak insan hakları savunucuları toplam tutuklu sayısının 14 bin olduğunu söylüyor.

Eylül ayında Amini’nin ölümü sonrası başlayan ve toplumun tüm kesimlerinden vatandaşların katıldığı bir halk isyanına dönüşen protestolar, 1979 İslam Derimi’nden bu yana ruhani liderliğe karşı en sert tepki ve meydan okumalardan biri olarak öne çıkıyor.

İnsan hakları örgütleri, altıncı haftasına giren eylemlerde İran genelinde şu ana kadar en az 250 protestocunun öldürüldüğünü ve binlerce kişinin tutuklandığını belirtiyor.

Öte yandan, İran yönetimi, ülkede Eylül ayında ahlak polisi tarafından gözaltına alınmasının ardından hayatını kaybeden 22 yaşındaki Jina Mahsa Amini’nin ölümünün ardından başlayan ve rejim karşıtı eylemlere dönüşen protestolar hakkında açıklama yaptı.

Resmi basın organlarında yayınlanan açıklamada, ülkedeki protestolardan Amerikan Merkezi Haberalma Teşkilatı (CIA), İngiltere Elektronik İstihbarat Servisi (GCHQ) ile İsrail dış istihbarat servisi (Mossad) sorumlu tutuldu. İran yönetimi açıklamasında Facebook, Instagram, Whatsapp, Twitter gibi sosyal medya platformlarının da İran’a yönelik “komplonun parçası” olduğunu savundu.

İran yönetimi geçen haftalarda da Batı ve Batılı medya organlarının ülkedeki protestolardan sorumlu olduğunu açıklamış ve protestoları “kışkırttığı” suçlamasında bulunmuştu. Söz konusu suçlamalara göstericilere yönelik müdahalenin sertleştirileceği tehditleri de eklenmişti.

İran’da kadınlara nasıl muamele yapılıyor?

İran, Afganistan’daki Taliban rejimi dışında kamusal alanda başörtüsü takmayı zorlayan tek ülke.

İranlı kadınların eğitime tam erişimi var, ev dışında çalışıyor ve kamu görevlerinde bulunuyorlar. Ancak, başörtüsü takmanın yanı sıra uzun, bol elbiseler de dahil olmak üzere halka açık yerlerde “mütevazı” giyinmeleri gerekiyor. Evli olmayan erkek ve kadınların birbirine yakın durması ve teması yasak.

1979 İslam Devrimi’nden sonraki günlere dayanan kurallar, “devletin her kademesinde yolsuzluk ve rüşvet gibi durumların aleniyet kazandığı ülkede” ahlak polisi tarafından uygulanıyor.

Resmi olarak Rehberlik Devriyesi olarak bilinen bu birimler, halka açık alanlarda geziyor ve hem erkeklerden hem de kadınlardan oluşuyor.

Uygulama, bir noktada ahlak polisini aşırı saldırgan olmakla suçlayan ve nispeten ılımlı olan eski Cumhurbaşkanı Hassan Ruhani döneminde yumuşatıldı. 2017 yılında kadınların kıyafet kurallarını ihlal ettikleri için tutuklanmayacağı sadece uyarılacağı açıklandı.

Ancak geçen yıl seçilen sert görüşlü Reisi yönetiminde, ahlak polisinin ajanları farklı bir uygulamaya geçti.

BM insan hakları ofisi, son aylarda genç kadınların yüzlerine tokat atıldığını, coplarla dövüldüklerini ve polis araçlarına alındıklarını söylüyor.

Ne olmuştu?

İran’ın Sakız kentinden başkent Tahran’a akrabalarını ziyarete gelen Mahsa Amini erkek kardeşinin kullandığı aracı durduran ahlak polisince gözaltına alınmıştı. Kardeşine, nasihat edilip serbest bırakılacağı söylenerek götürülen genç kadının, gözaltına alındıktan iki saat sonra komaya girdiği ve kaldırıldığı hastanede öldüğü ortaya çıktı.

Devlet televizyonu Amini’nin dövüldüğü iddialarını yalanlayarak, polisin genç kadını “nasihat etmek ve eğitmek” üzere karakola götürdüğünü ve orada kalp krizi geçirdiğini söyledi. Akrabaları, kadının herhangi bir kalp rahatsızlığı olduğunu yalanladı.

Devlet televizyonu bir polis karakolunda Amini olduğu söylenen bir kadının oturduğu koltuktan bir yetkiliyle konuşmak üzere kalktıktan sonra yere düştüğünü gösteren güvenlik kamerası kayıtları yayınladı. Ancak görüntülerden kadının Amini olduğu doğrulanamadı.

Amini’nin dövülerek öldürüldüğü yolunda sosyal medyada yayılan iddialarını reddeden Tahran emniyeti açıklamasında, “Ayrıntılı araştırmalara göre, Amini’nin araca alınması sonrasında ve tutulduğu karakolda fiziksel bir temas olduğunu” reddetti.

Ancak, İran’ın yarı resmi Fars haber ajansı, Mahsa Amini’nin ahlak polisince dövülmesi nedeniyle komaya girdiğini duyurdu.

Şu ana kadar Tahran, Senendec, Kerec, Tebriz, Meşhed, Kiş, Kirman, Yezd, Reşt, Bender Abbas, Abadan, Kirmanşah, Erdebil, İsfahan, Urumiye, Kazvin, Zencan, İlam, Mazenderan, Hemedan başta olmak üzere birçok şehirde gösteriler düzenlendi. Birçok noktada eylemciler ile güvenlik güçleri arasında şiddetli arbede yaşandı.

Paylaşın