Volodimir Zelenski Zorda: “Rusya’ya Karşı Harekete Geçin” Çağrısı

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) toplantısına video konferansla bağlanan Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenski, sivil altyapıya yönelik hava saldırıları nedeniyle BMGK’yı Rusya’ya karşı harekete geçmeye ve sert tepki vermeye çağırdı.

Rusya’nın veto yetkisine sahip bir üye olması nedeniyle Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin bu çağrıya yanıt olarak herhangi bir adım atması beklenmiyor.

Rusya dün Ukrayna’ya çok sayıda füze atarak 10 kişinin ölümüne, nükleer santrallerin kapanmasına ve pek çok yerde su ve elektriğin kesilmesine neden oldu.

Zelenski BM Güvenlik Konseyi toplantısına video konferansla bağlanarak yaptığı konuşmada, “Sadece bir günde 70 füze düştü. Bu Rusya’nın terör formülüdür. Saldırılar enerji altyapımızı hedeflemektedir. Hastaneler, okullar, ulaşım ve yerleşim bölgeleri zarar gördü” dedi.

Zelenski ayrıca konuşmasında, Rusya’nın ülkesini hedef alan hava saldırılarına karşı dünyadan “çok sert bir tepki” beklediğini kaydetti.

“Rusya kışı silah olarak kullanıyor”

Rusya’nın veto yetkisine sahip bir üye olması nedeniyle BM Güvenlik Konseyi’nin bu çağrıya yanıt olarak herhangi bir adım atması beklenmiyor.

ABD’nin BM Büyükelçisi Linda Thomas-Greenfield de konseyde yaptığı konuşmada, Rusya Cumhurbaşkanı Vladimir Putin’in “Ukrayna halkına büyük acılar çektirmek için kışı açıkça silah olarak kullandığını” söyledi.

Thomas-Greenfield, Putin’in “ülkeyi dondurarak boyun eğdirmeye çalışacağını” da sözlerine ekledi.

Rusya’dan Zelenski’nin katılımına itiraz

Rusya’nın BM Büyükelçisi Vasily Nebenzya ise Zelenski’nin video aracılığıyla toplantıya katılmasının konsey kurallarına aykırı olduğunu savundu.

“Ukrayna ile Batı’daki destekçilerinin pervasız tehdit ve ültimatomlarını reddettiğini” dile getiren Nebenzya,

Ukrayna’nın altyapısına verilen zararın Ukrayna hava savunma sistemleri tarafından ateşlenen füzelerden kaynaklandığını iddia etti. Rus elçi konuşmasında ayrıca, Batı’yı Kiev’e hava savunma füzeleri sağlamayı durdurmaya çağırdı.

Rusya’nın dünkü füze saldırılarının başkent Kiev’i de hedef aldığı bildirildi. Ukrayna İçişleri Bakanı Denys Monastyrsky yaptığı açıklamada, “Bugün yüksek katlı apartmanlara üç isabet aldık. Maalesef 10 kişi hayatını kaybetti” dedi.

Kiev valisi ise, 3 milyondan fazla insanın yaşadığı Kiev bölgesinde elektrik ve su kesintilerinin devam ettiğini kaydetti. Eksi 3 derece olan Kiev’deki kesintiler nedeniyle halkın günlük hayatını sürdürmede zorlandığı basına yansıyor.

Rusya geçen aydan bu yana düzenlediği füze saldırılarıyla Ukrayna’nın sivil enerji şebekesini hedef alıyor.

Moskova füze saldırılarının amacının Ukrayna’nın savaşma kabiliyetini zayıflatmak ve onu müzakereye zorlamak olduğunu söylüyor. Kiev ise altyapıya yönelik saldırıların savaş suçu teşkil ettiğini, kasıtlı olarak sivillere zarar vermeyi ve ulusal iradeyi kırmayı amaçladığını belirtiyor.

Paylaşın

Rusya’dan Ukrayna’ya Füze Saldırıları: Ölü Ve Yaralılar Var

Rusya, Ukrayna’nın hayati önemdeki altyapısını hedef alan yeni füze saldırıları başlattı. Saldırılarda ölü ve yaralıların olduğu bildirildi. Patlama sesleri Kiev’in dış mahallelerinde yankılanırken, başkentteki en az bir kritik altyapı saldırıların hedefi oldu.

Ülke genelinde hava saldırısı alarmı verildi. Ukrayna medyası, ülkenin çeşitli bölgelerinde hava savunma sistemlerinin faaliyet gösterdiğine dair haberler yayınladı.

Kiev Kent Askeri İdaresi bugün mesajlaşma uygulaması Telegram’da yaptığı açıklamada, Ukrayna’nın başkentindeki iki katlı bir binayı hedef alan Rus hava saldırısında bir kişinin öldüğünü ve bir kişinin yaralandığını bildirdi.

Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenski, gece video aracılığıyla yaptığı konuşmasında, elektrik, ısınma, su, internet, cep telefonu bağlantıları ve ilaç sağlamak için Ukrayna’nın her yerinde günün her saati ücretsiz olarak özel “yenilmezlik merkezleri” kurulacağını açıkladı.

Kiev ve çevresindeki Reuters muhabirleri, birkaç yüksek patlama sesi duyduklarını ve hava savunma füzelerinin üzerlerinde uçtuğunu söylediler. Yerel bir enerji sağlayıcısı, Kiev’de acil elektrik kesintilerinin başladığını açıkladı.

Kiev Belediye Başkanı Vitali Kliçko, Telegram’da, “(Füzeler) Başkentin altyapı tesislerinden birini vurdu. Sığınaklarda kalın! Hava alarmı devam ediyor” diye yazdı.

Kliçko, hangi altyapının vurulduğuna dair hiçbir ayrıntı vermedi. Ancak Rus kuvvetleri, 24 Şubat’ta başlayan işgalin ardından savaş alanında aksiliklerle karşı karşıya kaldıkları için son haftalarda Ukrayna’nın hayati önemdeki altyapısını giderek daha fazla hedef aldı.

Ukraynalı yetkililer, bugün erken saatlerde Ukrayna’nın güneydoğusundaki Vilniyansk kentindeki bir doğum hastanesini vuran Rus füze saldırısında yeni doğmuş bir bebeğin öldüğünü söyledi.

Elektrik kesintileri

Rus saldırıları, aynı anda 10 milyon kadar kullanıcının uzun süreler boyunca elektriğinin kesilmesine neden oldu. Ukrayna’nın ulusal elektrik şebekesi operatörü bugün ülke genelinde daha fazla elektrik kesintisinin gerekli olacağını açıkladı.

Ukrayna Devlet Nükleer Enerji Şirketi Energoatom, Reuters haber ajansına yaptığı açıklamada Rus saldırılarının ardından Güney Ukrayna Nükleer Santralı’ndaki bazı birimlerin kapatıldığını açıkladı.

Öte yandan Moldova Başbakan Yardımcısı, aynı zamanda da Altyapı Bakanı olarak görev yapan Andrey Spuni bugün yaptığı açıklamada, Rusya’nın Ukrayna enerji altyapısına füze saldırılarının, Moldova genelinde büyük bir elektrik kesintisine neden olduğunu söyledi.

Spuni Twitter’da, “Rusya’nın bugün Ukrayna’nın enerji altyapısına düzenlediği saldırının ardından Moldova’da büyük çaplı elektrik kesintisi yaşandı. İletim sistemi operatörü Moldelectrica, TSO ülkenin yüzde 50’sinden fazlasına yeniden elektrik sağlamak için çalışıyor” dedi.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın

Avrupa Parlamentosu, Rusya’yı ‘Terör Destekçisi Devlet’ İlan Etti

Avrupa Parlamentosu’nun (AP) Ekim ayındaki genel kurulunda gündeme gelen, Rusya’nın teröre destek veren ülke ilan edilmesine ilişkin öneri, Çarşamba günü yapılan oturumda oylandı. AP, Rusya’yı, “teröre destek veren ülke” ilan eden kararı onayladı.

Avrupa Parlamentosu, Ukrayna’daki çatışmalara katılan Çeçen milisler ile Wagner Grubu üyesi paralı askerlerin de terör grupları listesine alınması çağrısında bulundu.

Avrupa Birliği’nin (AB) teröre destek veren ülkelere ilişkin henüz bir karar listesi bulunmadığı için, Avrupa Parlamentosu’nun kararı, sembolik önem taşıyor.

Avrupa Parlamentosu (AP), Moskova’nın enerji altyapısı, hastaneler, okullar ve sığınaklar gibi sivil hedeflere askeri saldırılarının uluslararası hukuku ihlal ettiği gerekçesiyle, Rusya’yı “terör destekçisi devlet” olarak tanımayı öngören tasarıyı kabul etti.

Merkezi Fransa’nın Strasbourg kentinde bulunan AP bugün, 494 parlamenterin kabul ettiği metinle Rusya’yı “terörün sponsoru ve terör araçları kullanan bir devlet” olarak tanımladı. 58 üye tasarıya karşı oy kullandı; 44 parlamenter çekimser kaldı.

Avrupa Birliği’nin bu kararı destekleyecek yasal bir çerçevesi olmadığı için, karar büyük ölçüde sembolik bir nitelik taşıyor. AB, Ukrayna’yı işgali nedeniyle Rusya’ya daha önce benzeri görülmemiş yaptırımlar uygulamıştı.

Moskova’nın Avrupa Parlamentosu’nun kararına tepkisi gecikmedi.

Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Maria Zaharova, mesajlaşma uygulaması Telegram üzerinden yaptığı açıklamada, “Avrupa Parlamentosu’nun aptallığın sponsoru olarak ilan edilmesini öneriyorum” dedi.

AP internet sitesine siber saldırı

Karardan birkaç saat sonra, Avrupa Parlamentosu’nun internet sitesi siber saldırıya uğradı.

Parlamento Sözcüsü Jaume Duch Twitter’dan yaptığı açıklamada, “@Europarl_EN internet sitesinin kullanılabilirliği, yüksek seviyedeki harici ağ trafiği nedeniyle şu anda dışarıdan etkilenmekte. Bu trafik bir DDoS saldırısı olayı ile ilgili” dedi. Siteye erişim kısa bir süre sonra normale döndü.

Hizmet reddi saldırıları (DDoS) genellikle sistemleri aşırı yüklemek amacıyla hedeflenen makineyi veya kaynağı gereksiz isteklerle doldurarak gerçekleştiriliyor.

Siber saldırıyı, Kremlin yanlısı bilgisayar korsanlığı grubu “KILLNET” üstlendi.

Grup Telegram kanalı üzerinden yaptığı açıklamada, “KILLNET, Avrupa Parlamentosu’nu resmi olarak homoseksüelliğin destekçisi olarak tanıyor” diye yazdı.

KILLNET son yıllarda Avrupa hükümeti internet sitelerini, Eurovision Şarkı Yarışması’nı ve özel şirketleri hedefleyen bir dizi saldırının sorumluluğunu üstlendi.

Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenski daha önce, ABD ve diğer ülkeleri Rusya’yı ‘’terör destekçisi devlet’’ ilan etmeye çağırmış ve Rus güçlerini sivilleri hedef almakla suçlamıştı.

AB’nin ABD’ye benzer bir terör listesi yok. ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken ise Kongre’nin her iki kanadında da Rusya’yı terör listesine almaya çağıran kararlara rağmen şu ana kadar bunu yapmayı reddetti.

ABD Dışişleri Bakanlığı şu ana kadar Küba, Kuzey Kore, İran ve Suriye’yi teröre destek veren devletler listesine aldı. Bu tanım, dört ülkenin, savunma ihracatı yasağına ve mali kısıtlamalara tabi oldukları anlamına geliyor.

Avrupa Parlamentosu Araştırma Servisi’ne göre AB’de şu ana kadar dört ülkenin parlamentosu Rusya’yı terörizmin devlet sponsoru olarak tanımladı. Bu ülkeler Litvanya, Letonya, Estonya ve Polonya.

Paylaşın

ABD’nin Virginia Eyaletinde Silahlı Saldırı: 7 Ölü

Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Virginia eyaletine bağlı Chesapeake kasabasında silahlı bir kişi süpermarkette altı kişiyi öldürdü. Mağaza müdürü olduğu tahmin edilen saldırganın daha sonra olay yerinde kendisini öldürdüğü belirtiliyor.

Associated Press (AP) haber ajansı, polis yetkililerine dayandırdığı haberinde, biri saldırgan olmak üzere yedi kişinin öldüğünü açıkladı.

Chesapeake Polis Departmanı Sözcüsü Leo Kosinski, konuyla ilgili ilk açıklamasında, “ölü sayısının 10’u geçmeyeceğini” ve yaralılar olduğunu söylemişti. Polis Departmanı, saldırı ile ilgili bir açıklama daha yaparak saldırıda en az yedi kişinin öldürüldüğünü duyurdu.

Polis sözcüsü Kosinski, olayın süpermarketin içinde yaşandığını ve saldırganın tek başına hareket ettiğini düşündüklerini kaydetti.

ABD’de “silahlı şiddet salgını”

Sentara Norfolk Hastanesi sözcüsü, yerel bir televizyon kanalına verdiği demeçte, bu hastanede beş kişinin tedavi altına alındığını söyledi.

Aynı kanala konuşan bir kadın, 20 yaşındaki kardeşinin işe geldikten 10 dakika sonra vurulduğunu anlattı. Kadın, kardeşinin yakınlarıyla konuşabilecek ve mesaj yazabilecek durumda olduğunu belirtti.

Joetta Jeffery adlı bir kişi de CNN’e saldırı sırasında annesinin içeride olduğunu ve kendisine telefonla mesaj gönderdiğini söyledi. Jeffery, annesinin yaralanmadığını ama şok içinde olduğunu ifade etti.

Virginia’nın Demokrat senatörlerinden Mark Warner, Walmart’taki silahlı saldırının ardından bir açıklama yaparak yine bir katliam haberiyle sarsıldıklarını söyledi. L. Louise Lucas ise “Ülkemizdeki bu silah şiddeti salgınına çözüm bulmak için var gücümle çalışacağım” dedi.

2019 yılında Texas’ın El Paso kentinde bir Walmart mağazasında yaşanan ateş açma olayında da 23 kişi hayatını kaybetmişti.

2022’de 500’ün üzerinde silahlı saldırı

Silahlı Şiddet Arşivi isimli kuruluşun derlediği verilere göre, bugüne kadar 2022 yılında ABD’de 574 kitlesel silahlı saldırı yaşandı.

Bu, ülkede bu yıl her gün ortalama 1,8’in üzerinde kitlesel silahlı saldırının yaşandığı anlamına geliyor. Kuruluş, saldırgan hariç en az dört kişinin ateşli silahlar ile yaralandığı olayları “kitlesel silahlı saldırı” olarak tanımlıyor.

Paylaşın

İskoçya’nın ‘Bağımsızlık Referandumu’ Reddedildi

Birleşik Krallık Yüksek Mahkemesi, İskoçya Özerk Yönetimi’nin bağımsızlık referandumuna ilişkin başvurusunu karara bağladı. İskoçya’nın Birleşik Krallık parlamentosunun izni olmadan ikinci bir bağımsızlık referandumu düzenleme talebini değerlendiren Yüksek Mahkeme, talebi oybirliğiyle reddetti.

Mahkeme Başkanı Robert Reed, yaptığı açıklamada, “İskoçya’nın, ikinci bir referandumun Birleşik Krallık parlamentosu ile ilgili olmadığı yönündeki iddiası”nı reddetti ve referandumun sadece “hukuki etkisinin değil, maddi etkisinin” de dikkate alınması gerektiğini söyledi.

Reed, İskoçya’ya öz yönetim hakkı veren Anayasal düzenlemeye göre İskoçya parlamentosunun yetkilerinin sınırları olduğunu ve iki ülke arasındaki birliğin kaderine ilişkin konularda Londra’daki Birleşik Krallık parlamentosuna verilmiş olan yetkileri kullanamayacağına hükmetti:

“İskoçya parlamentosu, İskoçya’nın bağımsızlığı konusunda bir referandum için yasama yetkisine sahip değil.”

“Mahkeme kararına saygı duyuyorum”

İskoçya Özerk Yönetimi Başbakanı Nicola Sturgeon karardan sonra sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Hayal kırıklığına uğramış olsam da Yüksek Mahkeme kararına saygılıyım. Mahkeme yasa yapmaz, sadece yorumlar” dedi:

“İskoçya’ya Londra’nın onayı olmadan kendi geleceğini belirleme hakkı vermeyen bir yasa, Birleşik Krallık’ın gönüllü bir ortaklık olduğu fikrinin gerçek dışı olduğunu ortaya koyuyor ve bağımsızlık talebini güçlendiriyor.”

Ne olmuştu?

Nicola Sturgeon, 10 Ekim’de yaptığı açıklamada, İskoçya’nın bağımsızlığını kazanması için ikinci bir referandumun, Yüksek Mahkemenin lehte karar vermesi halinde 19 Ekim 2023’te yapılabileceğini duyurmuştu.

Birleşik Krallık parlamentosundan izin alınmasını zorunlu kılan yasaya karşı mahkemeye başvuran Sturgeon, Yüksek Mahkemenin İskoçya parlamentosunun referandum düzenlemeye yönelik yetkisinin olup olmadığını değerlendireceğini aktarmıştı.

2014 yılındaki referandumdan ret kararı çıkmıştı

İskoç Ulusal Partisi, 18 Eylül 2014’te yapılan referandumda İskoçya halkı yüzde 55’le bağımsızlığı reddetmiş olsa da Brexit’in durumu değiştirdiğini ve yeni bir referanduma ihtiyaç olduğunu savunuyor.

İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden (AB) çıkma kararı aldığı Brexit referandumunda İngiltereli yurttaşların aksine yüzde 62 ile karşı oy kullanan İskoçya halkı, istemedikleri halde AB’den çıkarıldıklarını söylüyor.

Ancak, yeni bir bağımsızlık referandumu düzenlemek için Birleşik Krallık Parlamentosundan izin alınması gerekiyor. Öte yandan, Muhafazakar Partinin çoğunluğu elinde bulundurduğu 650 üyeli parlamentodan böyle bir izinin çıkmasının imkan dahilinde olmadığı tahmin ediliyor.

Bu nedenle bağımsızlık yanlılarının alternatif yollar deneyebileceği değerlendiriliyor. Bu seçeneklerden birini, Birleşik Krallık Parlamentosundan izin alınmasını zorunlu kılan yasaya karşı mahkemeye gitmek oluşturuyor. Diğer bir yol ise merkezi hükümete rağmen referanduma gitmek ve olumlu sonuç çıkması halinde tek taraflı bağımsızlık ilan etmek.

Brexit’e karşı oy

İngiltere, Galler, Kuzey İrlanda ve İskoçya’dan oluşan Birleşik Krallık’ta, Haziran 2016’da yapılan AB referandumunda yüzde 48’e karşı yüzde 52 ile AB’den çıkma kararı alınmıştı. Referandumda İngiltere ve Galler “evet”, İskoçya ve Kuzey İrlanda ise “hayır” oyu vermişti.

İngiltere’nin AB ile vardığı Brexit anlaşmasıyla Kuzey İrlanda’ya ayrıcalıklı bir konum verilerek, fiili AB üyesi olarak kalmasına yol açan düzenleme yapılmış fakat İskoçya, İngiltere ile aynı koşullarda 31 Ocak’ta AB’den resmen ayrılmıştı.

(Kaynaak: Bianet)

Paylaşın

Mahsa Amini Protestoları: Can Kaybı 416’a Yükseldi

İran’da ‘tesettüre uygun olmayan’ giyimi gerekçesiyle gözaltına alındıktan sonra hayatını kaybeden 22 yaşındaki Mahsa Amini’nin ölümü sonrası başlayan protestolarda yaşamını yitirenlerin sayısı 416’a yükseldi.

Haber Merkezi / Norveç merkezli İran İnsan Hakları Örgütü’ne (IHR), ait internet sitesinde yayımlanan raporda, son bir haftadaki olaylarda 72 kişinin daha hayatını kaybettiği belirtildi.

İran’da kadınlara nasıl muamele yapılıyor?

İran, Afganistan’daki Taliban rejimi dışında kamusal alanda başörtüsü takmayı zorlayan tek ülke.

İranlı kadınların eğitime tam erişimi var, ev dışında çalışıyor ve kamu görevlerinde bulunuyorlar. Ancak, başörtüsü takmanın yanı sıra uzun, bol elbiseler de dahil olmak üzere halka açık yerlerde “mütevazı” giyinmeleri gerekiyor. Evli olmayan erkek ve kadınların birbirine yakın durması ve teması yasak.

1979 İslam Devrimi’nden sonraki günlere dayanan kurallar, “devletin her kademesinde yolsuzluk ve rüşvet gibi durumların aleniyet kazandığı ülkede” ahlak polisi tarafından uygulanıyor.

Resmi olarak Rehberlik Devriyesi olarak bilinen bu birimler, halka açık alanlarda geziyor ve hem erkeklerden hem de kadınlardan oluşuyor.

Uygulama, bir noktada ahlak polisini aşırı saldırgan olmakla suçlayan ve nispeten ılımlı olan eski Cumhurbaşkanı Hassan Ruhani döneminde yumuşatıldı. 2017 yılında kadınların kıyafet kurallarını ihlal ettikleri için tutuklanmayacağı sadece uyarılacağı açıklandı.

Ancak geçen yıl seçilen sert görüşlü Reisi yönetiminde, ahlak polisinin ajanları farklı bir uygulamaya geçti.

BM insan hakları ofisi, son aylarda genç kadınların yüzlerine tokat atıldığını, coplarla dövüldüklerini ve polis araçlarına alındıklarını söylüyor.

Ne olmuştu?

İran’ın Sakız kentinden başkent Tahran’a akrabalarını ziyarete gelen Mahsa Amini erkek kardeşinin kullandığı aracı durduran ahlak polisince gözaltına alınmıştı. Kardeşine, nasihat edilip serbest bırakılacağı söylenerek götürülen genç kadının, gözaltına alındıktan iki saat sonra komaya girdiği ve kaldırıldığı hastanede öldüğü ortaya çıktı.

Devlet televizyonu Amini’nin dövüldüğü iddialarını yalanlayarak, polisin genç kadını “nasihat etmek ve eğitmek” üzere karakola götürdüğünü ve orada kalp krizi geçirdiğini söyledi. Akrabaları, kadının herhangi bir kalp rahatsızlığı olduğunu yalanladı.

Devlet televizyonu bir polis karakolunda Amini olduğu söylenen bir kadının oturduğu koltuktan bir yetkiliyle konuşmak üzere kalktıktan sonra yere düştüğünü gösteren güvenlik kamerası kayıtları yayınladı. Ancak görüntülerden kadının Amini olduğu doğrulanamadı.

Amini’nin dövülerek öldürüldüğü yolunda sosyal medyada yayılan iddialarını reddeden Tahran emniyeti açıklamasında, “Ayrıntılı araştırmalara göre, Amini’nin araca alınması sonrasında ve tutulduğu karakolda fiziksel bir temas olduğunu” reddetti.

Ancak, İran’ın yarı resmi Fars haber ajansı, Mahsa Amini’nin ahlak polisince dövülmesi nedeniyle komaya girdiğini duyurdu.

Şu ana kadar Tahran, Senendec, Kerec, Tebriz, Meşhed, Kiş, Kirman, Yezd, Reşt, Bender Abbas, Abadan, Kirmanşah, Erdebil, İsfahan, Urumiye, Kazvin, Zencan, İlam, Mazenderan, Hemedan başta olmak üzere birçok şehirde gösteriler düzenlendi. Birçok noktada eylemciler ile güvenlik güçleri arasında şiddetli arbede yaşandı.

Paylaşın

Mahsa Amini Protestoları: İki Sinema Oyuncusu Gözaltına Alındı

İran’da ‘tesettüre uygun olmayan’ giyimi gerekçesiyle gözaltına alındıktan sonra hayatını kaybeden 22 yaşındaki Mahsa Amini’nin ölümü sonrası başlayan protestolara destek vermeleri sonrası İran sinemasının önde gelen isimlerinden Hengameh Ghaziani ve Katayoun Riahi’nin gözaltına alındığı bildirildi.

Haber Merkezi / Ülkenin resmi haber ajansı IRNA’ya göre, Hengameh Ghaziani ve Katayoun Riahi, İran yetkililerine karşı komplo kurmakla suçlanıyor. IRNA, iki aktristin de Pazar günü Başsavcılığın talimatıyla gözaltına alındığını duyurdu. Hengameh Ghaziani ve Katayoun Riahi, başörtülerini çıkararak protestoculara destek vermişti.

Ghaziani, gözaltına alınması öncesi sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Bu benim son paylaşımım olabilir. Şu andan itibaren başıma ne gelirse gelsin, bilin ki her zaman olduğu gibi son nefesime kadar İran halkının yanındayım” demişti.

İran’da kadınlara nasıl muamele yapılıyor?

İran, Afganistan’daki Taliban rejimi dışında kamusal alanda başörtüsü takmayı zorlayan tek ülke.

İranlı kadınların eğitime tam erişimi var, ev dışında çalışıyor ve kamu görevlerinde bulunuyorlar. Ancak, başörtüsü takmanın yanı sıra uzun, bol elbiseler de dahil olmak üzere halka açık yerlerde “mütevazı” giyinmeleri gerekiyor. Evli olmayan erkek ve kadınların birbirine yakın durması ve teması yasak.

1979 İslam Devrimi’nden sonraki günlere dayanan kurallar, “devletin her kademesinde yolsuzluk ve rüşvet gibi durumların aleniyet kazandığı ülkede” ahlak polisi tarafından uygulanıyor.

Resmi olarak Rehberlik Devriyesi olarak bilinen bu birimler, halka açık alanlarda geziyor ve hem erkeklerden hem de kadınlardan oluşuyor.

Uygulama, bir noktada ahlak polisini aşırı saldırgan olmakla suçlayan ve nispeten ılımlı olan eski Cumhurbaşkanı Hassan Ruhani döneminde yumuşatıldı. 2017 yılında kadınların kıyafet kurallarını ihlal ettikleri için tutuklanmayacağı sadece uyarılacağı açıklandı.

Ancak geçen yıl seçilen sert görüşlü Reisi yönetiminde, ahlak polisinin ajanları farklı bir uygulamaya geçti.

BM insan hakları ofisi, son aylarda genç kadınların yüzlerine tokat atıldığını, coplarla dövüldüklerini ve polis araçlarına alındıklarını söylüyor.

Ne olmuştu?

İran’ın Sakız kentinden başkent Tahran’a akrabalarını ziyarete gelen Mahsa Amini erkek kardeşinin kullandığı aracı durduran ahlak polisince gözaltına alınmıştı. Kardeşine, nasihat edilip serbest bırakılacağı söylenerek götürülen genç kadının, gözaltına alındıktan iki saat sonra komaya girdiği ve kaldırıldığı hastanede öldüğü ortaya çıktı.

Devlet televizyonu Amini’nin dövüldüğü iddialarını yalanlayarak, polisin genç kadını “nasihat etmek ve eğitmek” üzere karakola götürdüğünü ve orada kalp krizi geçirdiğini söyledi. Akrabaları, kadının herhangi bir kalp rahatsızlığı olduğunu yalanladı.

Devlet televizyonu bir polis karakolunda Amini olduğu söylenen bir kadının oturduğu koltuktan bir yetkiliyle konuşmak üzere kalktıktan sonra yere düştüğünü gösteren güvenlik kamerası kayıtları yayınladı. Ancak görüntülerden kadının Amini olduğu doğrulanamadı.

Amini’nin dövülerek öldürüldüğü yolunda sosyal medyada yayılan iddialarını reddeden Tahran emniyeti açıklamasında, “Ayrıntılı araştırmalara göre, Amini’nin araca alınması sonrasında ve tutulduğu karakolda fiziksel bir temas olduğunu” reddetti.

Ancak, İran’ın yarı resmi Fars haber ajansı, Mahsa Amini’nin ahlak polisince dövülmesi nedeniyle komaya girdiğini duyurdu.

Şu ana kadar Tahran, Senendec, Kerec, Tebriz, Meşhed, Kiş, Kirman, Yezd, Reşt, Bender Abbas, Abadan, Kirmanşah, Erdebil, İsfahan, Urumiye, Kazvin, Zencan, İlam, Mazenderan, Hemedan başta olmak üzere birçok şehirde gösteriler düzenlendi. Birçok noktada eylemciler ile güvenlik güçleri arasında şiddetli arbede yaşandı.

Paylaşın

Endonezya’da 5,6 Büyüklüğünde Deprem: 162 Ölü

Endonezya’daki 5,6 büyüklüğündeki depremde en az 162 kişinin hayatını kaybettiği, yaklaşık 700 kişinin de yaralandığı açıklandı. Depremde yaralananların çoğu yıkılan binalar sebebiyle yaralandı.

Endonezya’nın Batı Cava Valisi Rıdvan Kamil, 162 kişinin hayatını kaybettiğini doğruladı. 100 kilometre uzaklıkta başkent Cakarta’da da hissedilen depremde gökdelenlerde ve ofis binalarındaki insanlar tahliye edildi.

Yetkililer olası artçı sarsıntılar konusunda uyarıda bulundu ve ölü sayısının artabileceğini söyledi.

Depremin gerçekleştiği bölgede nüfusun yoğun ve binaların yapısal olarak zayıf olduğuna ve ayrıca heyelanların sık yaşandığına dikkat çekildi.

Sosyal medyada paylaşılan görüntülerde bölgedeki evlerin ve dükkanların yıkıldığını görülüyor.

Endonezya haber kanalı Kompas TV’ye konuşan Cianjur bölge yetkilisi Herman Suherman, 700 kişinin yaralandığını söyledi.

Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Jeolojik Araştırma Merkezi (USGS) Cianjur kentinin 18 kilometre güneybatısında meydana gelen depremin, 10 kilometre derinlikte kaydedildiğini duyurdu.

Depremin ardından Cianjur kentinin birçok bölgesinde toprak kaymaları meydana geldi; deprem ve heyelanlarda, aralarında hastane, yatılı okulu ve diğer kamu binalarının da olduğu onlarca bina zarar gördü.

Depremin ardından tsunami uyarısı yapılmadı.

Öte yandan, deprem Endonezya’nın başkenti Jakarta’da da hissedildi. Endonezya’da sık sık deprem olsa da depremlerin Jakarta’da da hissedilmesi daha az rastlanır bir durum. Ülkede en son Şubat ayında meydana gelen 6,2 büyüklüğündeki depremde en az 25 kişi ölmüştü.

Ülkede Ocak 2021’de de 6,2 büyüklüğünde bir deprem meydana gelmiş, 100’ün üzerinde insan ölmüş, yaklaşık 6 bin 500 kişi yaralanmıştı.

2004 yılında Hint Okyanusu’nda yaşanan deprem ve tsunamide ise aralarında Endonezya’nın da olduğu ülkelerde yaklaşık 230 bin kişi ölmüştü.

Paylaşın

ABD’de Eşçinsel Kulübüne Silahlı Saldırı: 5 Ölü, 18 Yaralı

ABD’nin Colorado eyaletinde eşcinsellerin gittiği “Club Q” adlı gece kulübünde düzenlenen silahlı saldırı da 5 kişi hayatını kaybetti, 18 kişi de yaralandı. 2016 yılında da Florida’da bir eşcinsel kulübü hedef alınmış , silahlı saldırıda 49 kişi hayatını kaybetmişti.

Haber Merkezi / ABD’de son dönemde eşcinsel karşıtı söylem artmış durumda. Olayın gerçekleştiği Colorado Springs 480 bin nüfuslu bir kent ve Denver şehrinin 112 km güneyinde yer alıyor. Kent uzun süredir ABD evanjelik inancın merkezi.

Polis saldırının cumartesi gecesi gerçekleştiğini duyurdu. Polis Sözcüsü Pamela Castro, ilk acil durum telefonunun gece yarısından kısa bir süre geldiğini ve olay yerine giden polislerin bir şüpheliyi gözaltına aldığını açıkladı. Polis olayla ilgili soruşturma başlatıldığını duyurdu.

Saldırıya hedef olan Club Q’nun Facebook sayfasından yapılan açıklamada, “Club Q topluluğumuza yönelik bu anlamsız saldırıdan dolayı şok yaşamaktadır” ifadeleri yer aldı. Açıklamada, “Silahlı saldırganın üzerine atlayarak bu nefret saldırısını sonlandıran kahramanca konuklarımıza hızlı tepkilerinden dolayı minnettarız” denildi.

Olayla ve saldırganın kimliği ile ilgili ayrıntı vermeyen polis yetkilileri, yaralıların çevredeki hastanelerde tedavi altına alındığını duyurdu. Federal Soruşturma Bürosu FBI’dan görevliler de olayı soruşturmak için bölgede.

Paylaşın

Mahsa Amini Protestoları: Ölü Sayısı 378’e Yükseldi

İran’da ‘tesettüre uygun olmayan’ giyimi gerekçesiyle gözaltına alındıktan sonra hayatını kaybeden 22 yaşındaki Mahsa Amini’nin ölümü sonrası başlayan protestolarda yaşamını yitirenlerin sayısı 378’e yükseldi.

İran İnsan Hakları Örgütü (IHR) Mahsa Amini’nin “ahlak polisi” tarafından gözaltına alındıktan sonra hayatını kaybetmesiyle başlayan protestolarla ilgili bir rapor açıkladı. IHR’nin raporuna göre, son bir haftada güvenlik güçlerinin protestoculara yönelik saldırıları sonucu yaklaşık 40 kişinin hayatını kaybetmesiyle, üçüncü ayına giren protestolarda ölü sayısı 378’e yükseldi.

Ülkedeki 31 eyaletten 25’ine dair verilerin yer aldığı IHR raporunda, en fazla can kaybının Sistan-Beluçistan eyaletinde yaşandığı belirtildi.

Raporda, Sistan-Beluçistan’da 123, Tahran ve Kürdistan’da 40, Batı Azerbaycan’da 39, Mazenderan’da 33, Gilan 23, Elborz’da 15, Kirmanşah’ta 14, Huzistan’da dokuz, Horasan-ı Rezevi ve İsfahan’da beşer, Zencan ve Doğu Azerbaycan’da dörder, Merkezi, Kazvin ve Loristan’da üçer, Kohgiluye-Buyer Ahmed, Erdebil, İylam, Buşehr, Fars ve Hemedan’da ikişer, Hürmüzgan, Simnan ve Kirman’da da birer göstericinin öldüğü kaydedildi.

IHR’nin raporuna göre, hayatını kaybeden göstericilerden 47’si 18 yaş altında, 27’si kadın ve 351’i erkekti.

Protestoculara ateşli silahlarla saldırı

Öte yandan, İran’ın Batı Azerbaycan eyaletine bağlı Mahabad kentinde düzenlenen protestolara emniyet güçleri ateşli silahlarla saldırdı.

Sosyal medyaya yansıyan görüntülere göre, dün gece Mahabad’da yaşanan olaylarda polis protestoculara karşı silah ve patlayıcılar kullandı.

Kentte rejim aleyhine sloganlar atan göstericiler, bazı caddeleri tuğla ve taşlarla kapattı. Emniyet güçlerinin göstericilere ateşli silahlarla saldırdığı kentte, yer yer patlama sesleri duyuldu.

Kente çok sayıda polisin sevk edildiği belirtilirken, rejim karşıtları sosyal medyadan yaptıkları paylaşımlarla “Mahabad halkına yardım” çağrılarında bulunuyor. Çıkan olaylarda can kaybı ya da yaralı olup olmadığına ilişkin resmi makamlar tarafından henüz bir açıklama yapılmadı.

İran’da kadınlara nasıl muamele yapılıyor?

İran, Afganistan’daki Taliban rejimi dışında kamusal alanda başörtüsü takmayı zorlayan tek ülke.

İranlı kadınların eğitime tam erişimi var, ev dışında çalışıyor ve kamu görevlerinde bulunuyorlar. Ancak, başörtüsü takmanın yanı sıra uzun, bol elbiseler de dahil olmak üzere halka açık yerlerde “mütevazı” giyinmeleri gerekiyor. Evli olmayan erkek ve kadınların birbirine yakın durması ve teması yasak.

1979 İslam Devrimi’nden sonraki günlere dayanan kurallar, “devletin her kademesinde yolsuzluk ve rüşvet gibi durumların aleniyet kazandığı ülkede” ahlak polisi tarafından uygulanıyor.

Resmi olarak Rehberlik Devriyesi olarak bilinen bu birimler, halka açık alanlarda geziyor ve hem erkeklerden hem de kadınlardan oluşuyor.

Uygulama, bir noktada ahlak polisini aşırı saldırgan olmakla suçlayan ve nispeten ılımlı olan eski Cumhurbaşkanı Hassan Ruhani döneminde yumuşatıldı. 2017 yılında kadınların kıyafet kurallarını ihlal ettikleri için tutuklanmayacağı sadece uyarılacağı açıklandı.

Ancak geçen yıl seçilen sert görüşlü Reisi yönetiminde, ahlak polisinin ajanları farklı bir uygulamaya geçti.

BM insan hakları ofisi, son aylarda genç kadınların yüzlerine tokat atıldığını, coplarla dövüldüklerini ve polis araçlarına alındıklarını söylüyor.

Ne olmuştu?

İran’ın Sakız kentinden başkent Tahran’a akrabalarını ziyarete gelen Mahsa Amini erkek kardeşinin kullandığı aracı durduran ahlak polisince gözaltına alınmıştı. Kardeşine, nasihat edilip serbest bırakılacağı söylenerek götürülen genç kadının, gözaltına alındıktan iki saat sonra komaya girdiği ve kaldırıldığı hastanede öldüğü ortaya çıktı.

Devlet televizyonu Amini’nin dövüldüğü iddialarını yalanlayarak, polisin genç kadını “nasihat etmek ve eğitmek” üzere karakola götürdüğünü ve orada kalp krizi geçirdiğini söyledi. Akrabaları, kadının herhangi bir kalp rahatsızlığı olduğunu yalanladı.

Devlet televizyonu bir polis karakolunda Amini olduğu söylenen bir kadının oturduğu koltuktan bir yetkiliyle konuşmak üzere kalktıktan sonra yere düştüğünü gösteren güvenlik kamerası kayıtları yayınladı. Ancak görüntülerden kadının Amini olduğu doğrulanamadı.

Amini’nin dövülerek öldürüldüğü yolunda sosyal medyada yayılan iddialarını reddeden Tahran emniyeti açıklamasında, “Ayrıntılı araştırmalara göre, Amini’nin araca alınması sonrasında ve tutulduğu karakolda fiziksel bir temas olduğunu” reddetti.

Ancak, İran’ın yarı resmi Fars haber ajansı, Mahsa Amini’nin ahlak polisince dövülmesi nedeniyle komaya girdiğini duyurdu.

Şu ana kadar Tahran, Senendec, Kerec, Tebriz, Meşhed, Kiş, Kirman, Yezd, Reşt, Bender Abbas, Abadan, Kirmanşah, Erdebil, İsfahan, Urumiye, Kazvin, Zencan, İlam, Mazenderan, Hemedan başta olmak üzere birçok şehirde gösteriler düzenlendi. Birçok noktada eylemciler ile güvenlik güçleri arasında şiddetli arbede yaşandı.

Paylaşın