İsveç’ten Flaş Açıklama: NATO Görüşmelerinde İlerleme Sağlandı

İsveç Dışişleri Bakanı Tobias Billström, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve Finlandiya Dışişleri Bakanı Pekka Haavisto ile NATO Dışişleri Bakanlarıyla Bükreş’te yaptıkları toplantıyı ülkesinin devlet televizyonu SVT’ye değerlendirdi.

İsveç Dışişleri Bakanı Billström, “NATO görüşmelerinde ilerleme sağlandı. Bunu dün Bükreş’te görüştüğümüz diğer meslektaşlarım da onayladı. Çok yakında Türkiye’ye gideceğim ve Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu ile görüşeceğim. Orada birçok konuyu ele alma fırsatı bulacağız. Bu görüşmeyi de dört gözle bekliyorum” dedi.

Türkiye’nin, ne zaman İsveç’in NATO üyeliğini onaylayacağını bilmediğini söyleyen Billström, “Sabit bir zaman dilimini işaret etmek yanlış olur. Ancak dün Bükreş’teki görüşmede ortaya çıkan, ilerleme sağlandıkça Türkiye’nin parlamentosu İsveç’in NATO üyeliğini onaylayacak bir noktaya gelebilir” dedi.

Finlandiya ve İsveç’in NATO üyelik başvurusu

Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin ardından 18 Mayıs’ta resmen NATO üyeliğine başvuran Finlandiya ve İsveç’in NATO’ya katılım protokolleri 5 Temmuz 2022’de Brüksel’deki NATO Karargahında imzalandı.

30 üye ülkenin temsilcileri, İspanya’nın başkenti Madrid’de 29-30 Haziran’da yapılan NATO zirvesinde Türkiye’nin itirazlarını bir kenara bırakmasıyla iki ülkenin ittifaka davet edilmesi yönünde alınan karar doğrultusunda gerekli formaliteleri tamamlamak için karargahta bir araya geldi.

Bu bağlamda, 30 NATO üyesi ülkenin temsilcileri, İsveç ve Finlandiya’nın İttifaka katılım protokollerini imzaladı. Söz konusu katılım protokollerinin NATO üyesi ülkeler tarafından kendi ulusal yasaları ve prosedürleri uyarınca onaylanması gerekiyor.

Tüm üye ülkeler, kendi onay süreçlerini tamamladıktan sonra Washington Antlaşması’nı saklayan Amerika Birleşik Devletleri’ne (ABD) yeni üyenin katılımını öngören protokolleri kabul ettiklerine dair bildirim yapıyor.

Bütün aşamalar tamamlanınca NATO Genel Sekreteri, bu durumda Jens Stoltenberg, yeni üyeleri İttifaka katılmaya çağırıyor. Son olarak yeni üyeler de kendi ulusal yasal sürecini tamamlayarak katılım belgesini ABD’ye teslim ediyor ve katılım süreci tamamlanıyor.

Paylaşın

‘Mahsa Amini Protestoları’nda Bilanço Ağırlaşıyor: Can Kaybı 448’e Yükseldi

İran İnsan Hakları Örgütü, ‘tesettüre uygun olmayan’ giyimi gerekçesiyle gözaltına alındıktan sonra hayatını kaybeden Mahsa Amini’nin ölümü sonrası başlayan protestolarda can kaybının 448’e yükseldiğini açıkladı.

Haber Merkezi / İran İnsan Hakları Örgütü bilançonun toplam 26 kentten elde edilen verilerle oluşturulduğunu, en ağır bilançonun ise Sistan-Belucistan, Sine, Batı Azerbaycan, Mazendaran ve Kirmaşan kentlerinde yaşandığını kaydetti.

İran’da kadınlara nasıl muamele yapılıyor?

İran, Afganistan’daki Taliban rejimi dışında kamusal alanda başörtüsü takmayı zorlayan tek ülke.

İranlı kadınların eğitime tam erişimi var, ev dışında çalışıyor ve kamu görevlerinde bulunuyorlar. Ancak, başörtüsü takmanın yanı sıra uzun, bol elbiseler de dahil olmak üzere halka açık yerlerde “mütevazı” giyinmeleri gerekiyor. Evli olmayan erkek ve kadınların birbirine yakın durması ve teması yasak.

1979 İslam Devrimi’nden sonraki günlere dayanan kurallar, “devletin her kademesinde yolsuzluk ve rüşvet gibi durumların aleniyet kazandığı ülkede” ahlak polisi tarafından uygulanıyor.

Resmi olarak Rehberlik Devriyesi olarak bilinen bu birimler, halka açık alanlarda geziyor ve hem erkeklerden hem de kadınlardan oluşuyor.

Uygulama, bir noktada ahlak polisini aşırı saldırgan olmakla suçlayan ve nispeten ılımlı olan eski Cumhurbaşkanı Hassan Ruhani döneminde yumuşatıldı. 2017 yılında kadınların kıyafet kurallarını ihlal ettikleri için tutuklanmayacağı sadece uyarılacağı açıklandı.

Ancak geçen yıl seçilen sert görüşlü Reisi yönetiminde, ahlak polisinin ajanları farklı bir uygulamaya geçti.

BM insan hakları ofisi, son aylarda genç kadınların yüzlerine tokat atıldığını, coplarla dövüldüklerini ve polis araçlarına alındıklarını söylüyor.

Ne olmuştu?

İran’ın Sakız kentinden başkent Tahran’a akrabalarını ziyarete gelen Mahsa Amini erkek kardeşinin kullandığı aracı durduran ahlak polisince gözaltına alınmıştı. Kardeşine, nasihat edilip serbest bırakılacağı söylenerek götürülen genç kadının, gözaltına alındıktan iki saat sonra komaya girdiği ve kaldırıldığı hastanede öldüğü ortaya çıktı.

Devlet televizyonu Amini’nin dövüldüğü iddialarını yalanlayarak, polisin genç kadını “nasihat etmek ve eğitmek” üzere karakola götürdüğünü ve orada kalp krizi geçirdiğini söyledi. Akrabaları, kadının herhangi bir kalp rahatsızlığı olduğunu yalanladı.

Devlet televizyonu bir polis karakolunda Amini olduğu söylenen bir kadının oturduğu koltuktan bir yetkiliyle konuşmak üzere kalktıktan sonra yere düştüğünü gösteren güvenlik kamerası kayıtları yayınladı. Ancak görüntülerden kadının Amini olduğu doğrulanamadı.

Amini’nin dövülerek öldürüldüğü yolunda sosyal medyada yayılan iddialarını reddeden Tahran emniyeti açıklamasında, “Ayrıntılı araştırmalara göre, Amini’nin araca alınması sonrasında ve tutulduğu karakolda fiziksel bir temas olduğunu” reddetti.

Ancak, İran’ın yarı resmi Fars haber ajansı, Mahsa Amini’nin ahlak polisince dövülmesi nedeniyle komaya girdiğini duyurdu.

Şu ana kadar Tahran, Senendec, Kerec, Tebriz, Meşhed, Kiş, Kirman, Yezd, Reşt, Bender Abbas, Abadan, Kirmanşah, Erdebil, İsfahan, Urumiye, Kazvin, Zencan, İlam, Mazenderan, Hemedan başta olmak üzere birçok şehirde gösteriler düzenlendi. Birçok noktada eylemciler ile güvenlik güçleri arasında şiddetli arbede yaşandı.

Paylaşın

Mahsa Amini Protestoları: İranlı General: 300’den Fazla Kişi Öldü

İran’da ‘tesettüre uygun olmayan’ giyimi gerekçesiyle gözaltına alındıktan sonra hayatını kaybeden 22 yaşındaki Mahsa Amini’nin ölümü sonrası başlayan protestolar devam ederken İran Devrim Muhafızları Hava Kuvvetleri Komutanı Tuğgeneral Emir Ali Hacızade, 300’den fazla kişinin hayatını kaybettiğini söyledi.

Haber Merkezi / İran Öğrenci Haber Ağı SNN’ye göre dün akşam Tahran’daki Şehit Recai Üniversitesi’nde konuşan Hacızade, 11 haftadır devam eden protestolarla ilgili olarak “Elimde son veriler yok. Ama 300’den fazla kişi şehit oldu ve öldü” dedi.

Hacızade’nin “şehit” sözcüğüyle güvenlik güçlerini, “öldü” sözcüğüyle de protestocuları kastettiği düşünülüyor.

Emir Ali Hacızade, “Kandırılarak bu eylemlere katılanlar karşı devrimci değil bizim evlatlarımız ve halkımızın bir parçası. Onlara gerçekleri anlatmalıyız” dedi.

Protestoları güç kullanarak bastıran İran yönetimi, hayatını kaybeden ya da yaralanan kişilerle ilgili açıklama yapmıyor.

Norveç merkezli İran İnsan Hakları Merkezi adlı grup, protestolarda şimdiye kadar 60’ı çocuk 29’u kadın 448 kişinin hayatını kaybettiğini duyurmuştu. Ancak diğer insan hakları örgütleri gerçek sayının bundan çok daha yüksek olduğunu söylüyor.

İran’da kadınlara nasıl muamele yapılıyor?

İran, Afganistan’daki Taliban rejimi dışında kamusal alanda başörtüsü takmayı zorlayan tek ülke.

İranlı kadınların eğitime tam erişimi var, ev dışında çalışıyor ve kamu görevlerinde bulunuyorlar. Ancak, başörtüsü takmanın yanı sıra uzun, bol elbiseler de dahil olmak üzere halka açık yerlerde “mütevazı” giyinmeleri gerekiyor. Evli olmayan erkek ve kadınların birbirine yakın durması ve teması yasak.

1979 İslam Devrimi’nden sonraki günlere dayanan kurallar, “devletin her kademesinde yolsuzluk ve rüşvet gibi durumların aleniyet kazandığı ülkede” ahlak polisi tarafından uygulanıyor.

Resmi olarak Rehberlik Devriyesi olarak bilinen bu birimler, halka açık alanlarda geziyor ve hem erkeklerden hem de kadınlardan oluşuyor.

Uygulama, bir noktada ahlak polisini aşırı saldırgan olmakla suçlayan ve nispeten ılımlı olan eski Cumhurbaşkanı Hassan Ruhani döneminde yumuşatıldı. 2017 yılında kadınların kıyafet kurallarını ihlal ettikleri için tutuklanmayacağı sadece uyarılacağı açıklandı.

Ancak geçen yıl seçilen sert görüşlü Reisi yönetiminde, ahlak polisinin ajanları farklı bir uygulamaya geçti.

BM insan hakları ofisi, son aylarda genç kadınların yüzlerine tokat atıldığını, coplarla dövüldüklerini ve polis araçlarına alındıklarını söylüyor.

Ne olmuştu?

İran’ın Sakız kentinden başkent Tahran’a akrabalarını ziyarete gelen Mahsa Amini erkek kardeşinin kullandığı aracı durduran ahlak polisince gözaltına alınmıştı. Kardeşine, nasihat edilip serbest bırakılacağı söylenerek götürülen genç kadının, gözaltına alındıktan iki saat sonra komaya girdiği ve kaldırıldığı hastanede öldüğü ortaya çıktı.

Devlet televizyonu Amini’nin dövüldüğü iddialarını yalanlayarak, polisin genç kadını “nasihat etmek ve eğitmek” üzere karakola götürdüğünü ve orada kalp krizi geçirdiğini söyledi. Akrabaları, kadının herhangi bir kalp rahatsızlığı olduğunu yalanladı.

Devlet televizyonu bir polis karakolunda Amini olduğu söylenen bir kadının oturduğu koltuktan bir yetkiliyle konuşmak üzere kalktıktan sonra yere düştüğünü gösteren güvenlik kamerası kayıtları yayınladı. Ancak görüntülerden kadının Amini olduğu doğrulanamadı.

Amini’nin dövülerek öldürüldüğü yolunda sosyal medyada yayılan iddialarını reddeden Tahran emniyeti açıklamasında, “Ayrıntılı araştırmalara göre, Amini’nin araca alınması sonrasında ve tutulduğu karakolda fiziksel bir temas olduğunu” reddetti.

Ancak, İran’ın yarı resmi Fars haber ajansı, Mahsa Amini’nin ahlak polisince dövülmesi nedeniyle komaya girdiğini duyurdu.

Şu ana kadar Tahran, Senendec, Kerec, Tebriz, Meşhed, Kiş, Kirman, Yezd, Reşt, Bender Abbas, Abadan, Kirmanşah, Erdebil, İsfahan, Urumiye, Kazvin, Zencan, İlam, Mazenderan, Hemedan başta olmak üzere birçok şehirde gösteriler düzenlendi. Birçok noktada eylemciler ile güvenlik güçleri arasında şiddetli arbede yaşandı.

Paylaşın

Yedi Ülkeden İslamcı Örgütlere Karşı Ortak Savunma Gücü Hazırlığı

Batı Afrika ülkeleri Gana, Mali, Nijer, Togo, Benin, Burkina Faso ve Fildişi Sahili, cihatçı İslamcı örgütlere karşı harekete geçiyor. 7 ülkenin, İslamcı militanlara karşı kurmaya karar verdiği ortak askeri gücün önümüzdeki ay faaliyetine başlaması bekleniyor.

IŞİD ve El Kaide bağlantılı olduğu belirtilen örgütlerin saldırıları bölgede güvensizlik ortamını artırırken, son iki yılda Mali’de ve Burkina Faso’da askeri darbelere zemin hazırladı.

Birleşmiş Milletler’e göre, bu yılın ilk yarısında bölgedeki çatışmalarda 2 bin kişi öldü, 2 milyon kişi evini terk etmek zorunda kaldı ve yaklaşık 10 milyon kişi gıda yardımına muhtaç hale düştü.

Birleşik Krallık, Fransa ve Almanya bu ay arka arkaya yaptıkları açıklamalarda, Rusya’yla ilişkileri gelişen askeri cuntanın yönettiği Mali’deki askeri güçlerini çekeceklerini duyurdu.

Gana başkenti Akra’da geçen hafta buluşan Benin, Burkina Faso, Fildişi Sahili, Gana, Mali, Nijer ve Togo devlet liderleriyle Batı Afrika Ülkeleri Ekonomik Topluluğu (ECOWAS), Afrika Birliği ve Avrupa Birliği temsilcileri, 5 yıl önce başlattıkları askeri ve istihbarat işbirliğini büyüterek ortak güç kurma kararı almıştı.

Toplantıya ev sahipliği yapan Gana Devlet Başkanı Nana Akufo-Addo, militanların Batı Afrika’nın güneyindeki sahil bölgelerine yayıldığına dikkkat çekti.

Gana Ulusal Güvenlik Bakanı Albert Kan-Dapaah, haber portalı Semafor’a yaptığı açıklamada, ülke ordularına takviye kuvveti görevi yapacak gücün planlamasının sürdüğünü söyledi:

“Bölgeden, özellikle Mali’den Batılı askerlerin çekilmesinden kesinlikle kaygılıyız ama Akra Girişimi kendi sorunlarımıza yerli çözüm üretebilir.”

ECOWAS Komisyonu Başkanı Omar Touray, “terörizme ve şiddet kullanan köktencilere karşı” bu girişimi desteklediklerini dile getirdi.

Lagos’taki danışmanlık şirketinin ortağı Cheta Nwanze, Boko Haram ve IŞİD’in Batı Afrika kolu gibi örgütlerle mücadele deneyimine sahip 223 bin kişilik Nijerya ordusunun bu güç içinde olmamasının büyük eksiklik olacağını söyledi:

Gana ordusu yaklaşık 16 bin personelden oluşuyor. Nijerya’da daha kalabalık haydut grupları var, yani Britanyalılar bunu sadece afili laflarla değil personel bakımından da desteklemeye istekli değilse boşuna zaman harcıyoruz demektir.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Rusya’yı paralı askerlik şirketi Wagner Grubu ve propaganda aygıtları aracılığıyla Mali’de ve bölgede Fransız karşıtı duyguları körüklemekle suçlamıştı.

Mali Dışişleri Bakanı Abdoulaye Diop, bu ay başında yapılan 8. Dakar Uluslararası Afrika’da Barış ve Güvenlik Forumu’ndaki konuşmasında, Fransa’yı eleştirdi:

“Mali, egemenliğine, stratejik seçimlerine ve ortaklık tercihlerine saygı duyulmasını, Malililerin hayati çıkarlarının dikkate alınmasını istiyor. Bunlara uyulursa Mali’nin, Fransa dahil olmak üzere hiçbir ortakla sorunu olmaz.”

Fransa’nın hava sahası ihlallerini şikayet eden Mali’nin başvurusu Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde değerlendirilmeyi bekliyor.

Gelişmeleri yorumlayan All Africa internet sitesi editörü Michael Tantoh şöyle yazdı: Eski Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac’ın dediği gibi, Afrika olmadan Fransa, Üçüncü Dünya ülkesi durumuna düşer. Ancak yeni nesil Afrikalılar, Frankofon Afrika’nın sömürgecilik geçmişinden kopmaya çok istekli gözüküyor.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

İran’da Rap Şarkıcısı Salehi, Ölüm Cezasına Çarptırılabilir

22 yaşındaki Mahsa Amini’nin başörtüsü kurallarına uymadığı gerekçesiyle gözaltına alındıktan sonra hayatını kaybetmesi ile başlayan ve 10 haftadır devam eden protestoları destekleyen muhalif rap şarkıcısı Toomaj Salehi, ölüm cezasına çarptırılabilir.

Salehi “yozlaşma ve fesatlık” ile suçlanıyor. Bir yargı yetkilisine göre 31 yaşındaki Salehi propaganda, düşman bir hükümetle işbirliği ve şiddeti kışkırtmakla da suçlanıyor.

Yetkili, davanın Salehi’nin avukatıyla iletişime geçmesine olanak vermeden başladığı iddialarını ise reddediyor. Salehi ülkedeki protestolara katıldığını gösteren videoları paylaştıktan sonra geçen ay gözaltına alınmıştı.

10 haftadır devam eden protestoları destekleyen Salehi ayrıca aynı zamanda konuyla ilgili rap şarkıları da yayınlamıştı.

İranlı yetkililer, yabancı düşmanların kışkırttığı bir “isyan” olarak tanımladıkları protestoları haftalardır bastırmaya çalışıyor.

İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı (HRANA) adlı web sitesine göre protestolarda şimdiye kadar en az 451 kişi hayatını kaybetti ve 18 binden fazla kişi gözaltına alındı.

HRANA aynı zamanda yaklaşık 60 güvenlik görevlisinin öldüğünü bildirdi.

Salehi 30 Ekim’de, gözaltına alınmasından sadece birkaç gün önce CBC News adlı haber kanalıyla yaptığı bir röportajda düzeni eleştiren videolar yayımlamanın “zor olduğunu ve kendisini rejim güçleri için bir hedef haline getirdiğini” söylemişti.

Röportaj sırasında Salehi, İranlıların “korkunç bir yerde yaşadığını” ve “gücüne, parasına ve silahlarına tutunmak için tüm ülkeyi öldürmeye hazır olan bir mafya ile baş etmeye çalıştığını” belirtmişti.

Kasım’da İran devlet medyası, Salehi’nin İsfahan eyaletinde gözaltına alındığını gösteren bir video yayınladı.

Bu videoda Salehi olduğunu söyleyen ama gözleri bağlı olan bir adamın yerde oturduğunu görebiliyoruz.

Sesi titreyen bu adam, protestolardan alınan bir görüntüde güvenlik güçlerinin ülkeden gitmesi gerektiğini söylediğine değiniyor ve “hata yaptığını” söylüyor.

İfade özgürlüğü savunuculuğu grubu Article 19, “Toomaj’ın baskı altında itiraf etmeye zorlanmasını” kınadı.

“Asılsız suçlamalarla, ölümden korkmayanlara bir ders vermek istiyorlar”

Yarı resmi İsna adlı haber ajansına göre İsfahan bölge yargı başkanı, Pazar günü yaptığı açıklamada Salehi’nin “yozlaşma ve fesatlık” ile suçlandığını doğruladı ve “ciddi zararlara yol açacak yanlış bilgileri geniş çaplı bir şekilde yaydığını” söyledi.

CBC’ye konuşan Salehi’nin Londra’da yaşayan kuzeni Azadeh Babadi, rap şarkıcısının suçlu bulunmasını sağlamak için delil uydurulmasından korktuğunu söyledi.

Çok sayıda müzisyen, benzer endişeleri dile getirerek Salehi’nin isminin sosyal medyada yoğun bir şekilde paylaşılmasını talep etti.

Hichkas adlı rap şarkıcısı Twitter’da İslam Cumhuriyeti’nin, “Toomaj’ı öldürmeye çalıştığını” paylaşırken şarkıcı Mehdi Yarrahi, “Asılsız suçlamalarla, ölümden korkmayanlara bir ders vermek istiyorlar” yazdı.

Yargı, şimdiye kadar ismi verilmeyen ve protestolarla bağlantılı bir şekilde gözaltına alınan altı kişinin ölüm cezasına çarptırıldığını açıkladı.

Uluslararası Af Örgütü’ne göre Salehi’nin yanı sıra en az 15 kişiye daha idam cezasıyla sonuçlanabilecek suçlamalar yöneltildi.

Bu kişilerin arasında rap şarkıcısı Saman Yasin de bulunuyor.

Bazı ünlüler ve üst düzey yetkilileri kefaletle serbest bırakıldı

Öte yandan Pazar günü İran medyası, protestolara dahil oldukları veya protestoları destekledikleri gerekçesiyle gözaltına alınan bazı ünlülerin ve üst düzey yetkililerin kefaletle serbest bırakıldığını bildirdi.

Bu kişilerin arasında ünlü oyuncu Hengameh Ghaziani, aktivist ve blog yazarı Hossein Ronaghi, eski uluslararası futbolcu Voria Ghafouri ve eski milletvekili Parvaneh Salahshouri de bulunuyor.

Ghaziani bu ayın başlarında bir videoda başörtüsünü çıkararak protestoculara destek vermişti.

Benzer bir şekilde gözaltına alınan oyuncu Katayoun Riahi hakkında ise herhangi bir açıklama yapılmadı.

İran’ın Dini Lideri Ayetullah Ali Hamaney’in yeğeni, İran dışında yaşayan insanları hükümetlerine Tahran ile bağlarını kesmeleri için baskı yapmaya çağırdı.

Aktivist olan Farideh Moradkhani çektiği bir video aracılığıyla, “Ey özgür insanlar, bizimle olun ve hükümetlerinize bu cani ve çocuk öldüren rejimi desteklemeyi bırakmalarını söyleyin” dedi.

Bu video, Moradkhani’nin geçen hafta Tahran’da belirsiz suçlamalarla gözaltına alındığı bildirilen Fransa’daki erkek kardeşi tarafından yayımlandı.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın

Mogadişu’da Lüks Otele Silahlı Saldırı: En Az 4 Ölü

Somali’nin başkenti Mogadişu’da bir otele düzenlenen silahlı saldırıda en az dört kişi öldü, onlarca kişide yaralandı. Saldırıyı Eş Şebab örgütü üstlendi. Eş Şebab, Somali’de hükümeti devirerek kendi katı şeriat yorumuna göre bir düzen kurmayı hedefliyor.

Ülke basınındaki habere göre, otel çevresinde güvenlik güçleriyle silahlı kişiler arasında dün akşam başlayan ve halen devam eden çatışmalar devam ediyor. Ölü ve yaralı sayısının artabileceğinden endişe ediliyor.

Eş Şebab, Afrika Birliği güçlerinden ve yerel milislerden destek alan hükümet kuvvetlerinin büyük bir alanı yeniden ele geçirmesine rağmen saldırılarını sürdürüyor.

Reuters haber ajansının sorularını yanıtlayan Somali polis yetkilileri, Pazar gecesi düzenlenen saldırıya katılan silahlı ve bombalı militanların sayısını bilmediklerini söylüyor.

Bir görgü tanığı “önce büyük bir patlama ardından da şiddetli bir silahlı çatışma sesi duyduğunu” anlattı.

Otelin yakınında yaşayan Ahmed Aldullahi, “İçerideyiz, silah seslerini dinliyoruz” dedi.

Polis memuru Muhammed Abdi, oteldeki bazı üst düzey bürokrat ve siyasetçilerin pencerelerden kaçırılarak kurtarıldıklarını anlattı.

Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud, görevi devraldıktan üç ay sonra, Ağustos ayında, yine Mogadişu’daki lüks bir otele yönelen ve 20’den fazla kişinin ölümüne yol açan bir saldırıdan sonra, İslamcı militanlara topyekun savaş açtığını ilan etmişti.

Bu açıklamadan iki ay sonra Mogadişu’daki kalabalık bir caddede iki otomobile konan ve infilak eden bombalar yüzünden en az 100 kişi hayatını kaybetmiş ve saldırıyı yine Eş Şebab üstlenmişti.

Cumhurbaşkanı Mahmud bu olaydan sonra ülkede geniş bir bölgeyi kontrol eden Eş Şebab’dan köy ve kasabaları geri almak amacıyla Somali ordusunu ve hükümeti destekleyen aşiret milislerini harekete geçirdi.

Eş Şebab, Somali’de hükümeti devirerek kendi katı şeriat yorumuna göre bir düzen kurmayı hedefliyor.

Paylaşın

AB’den ABD’ye Ukrayna Suçlaması: Savaştan Kar Etme

Üst düzey bir AB yetkilisi, “Gerçek şu ki, bu savaştan en çok kazanç sağlayan ülke ABD çünkü daha fazla gaz satıyor ve bunu daha yüksek fiyatlara satıyorlar. Bunun yanı sıra çok daha fazla silah satıyorlar” dedi.

AB ile ABD arasında son haftalardaki en büyük gerilim noktası, ABD Başkanı Biden’in yeşil sübvansiyonları ve vergileri oldu.

Avrupa, ABD’yi savaşı kar elde etme aracına çevirmekle suçluyor. Rusya Lideri Vladimir Putin’in savaşı, Batı birliğini yok etmekle tehdit ederken, AB yetkilileri, aşırı yüksek gaz fiyatları, silah satışları ve ticareti nedeniyle ABD Başkanı Joe Biden’ı eleştiriyor.

Üst düzey Avrupalı ​​yetkililer, Joe Biden yönetimine öfkeli ve şimdi AB ülkeleri acı çekerken Amerikalıları savaştan bir servet kazanmakla suçluyor.

Üst düzey bir yetkilinin POLITICO’ya verdiği demeçte, “Gerçek şu ki, bu savaştan en çok kazanç sağlayan ülke ABD çünkü daha fazla gaz satıyor ve bunu daha yüksek fiyatlara satıyorlar. Bunun yanı sıra çok daha fazla silah satıyorlar” dedi.

Başka kurumlardaki yetkililer, diplomatlar ve bakanlar tarafından açık ya da gizli şekilde desteklenen bu türden yorumların sayısı sürekli artıyor.

Çifte darbe iddiası

Üst düzey AB yetkilisi, ABD sübvansiyonlarından kaynaklanan ticaret kesintilerinin ve yüksek enerji fiyatlarının Avrupa’ya çifte darbe oluşturduğunu söyledi. Bu durumun hem savaş çabalarını hem de transatlantik ittifakı zedeleme riski taşıdığını savunarak, “Gerçekten tarihi bir kavşaktayız. Amerika, birçok AB ülkesinde kamuoyunun değişmekte olduğunu anlamalı” dedi.

AB’nin Dışilişkiler Yüksek Temsilcisi Josep Borrell de POLITICO’ya verdiği röportajda, Washington’u Avrupa’nın endişelerine yanıt vermeye çağırdı: “Amerikalılar – dostlarımız – bizim üzerimizde ekonomik etkisi olan kararlar alıyorlar.”

ABD ise Avrupa’nın eleştirilerini yersiz buluyor. Biden’ın Ulusal Güvenlik Konseyi’nden bir sözcü, “Avrupa’da gaz fiyatlarındaki artışın nedeni Putin’in Ukrayna’yı işgali ve Putin’in Avrupa’ya karşı enerji savaşıdır” dedi.

ABD’den Avrupa’ya sıvılaştırılmış doğal gaz ihracatının büyük ölçüde artmış olmasının ABD’nin suçu değil aksine Avrupa’nın bir aletrnatife sahip olmasından kaynaklandığını belirten sözcü, “Bu şekilde Avrupa’nın Rusya’dan uzaklaşma ve bağımlılığını kesme fırsatı yakaladığını” söyledi.

Yeşil sübvansiyonlar sorun yarattı

İki taraf arasında son haftalardaki en büyük gerilim noktası, Biden’in yeşil sübvansiyonları ve vergileri oldu.

Bu sübvansiyonların haksız yere ticareti AB’den uzaklaştırdığını ve Avrupa endüstrilerini yok etmekle tehdit ettiğini söyleyen Brüksel, Washington şimdiye kadar geri adım atma belirtisi göstermediği için de sesini yükseltmeye başladı.

Avrupalıların ABD gazına ödediği bedel, Amerika’daki fiyatının neredeyse dört katı. Amerikan yapımı askeri teçhizat siparişlerinde de ciddi bir artış var.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron da yüksek Amerikan gazı fiyatlarının “dostça” olmadığını söyledi ve Almanya’nın ekonomi bakanı Washington’u daha fazla “dayanışma” göstermeye ve enerji maliyetlerini düşürmeye yardımcı olmaya çağırdı.

Avrupa da kendi sübvansiyonlarını planlayacak

Brüksel’deki yetkililer, Avrupa endüstrilerini çöküşten kurtarmak için acil bir savaş sübvansiyonu için planlar hazırlarken, AB ticaret bakanları konuyu cuma günü tartışacak.

Hollanda Ticaret Bakanı Liesje Schreinemacher, “ABD’nin ‘Enflasyonla Mücadele Düzenlemesi’ çok endişe verici. Bu tür sübvansiyonların Avrupa ekonomisi üzerindeki potansiyel etkisi çok büyük.” dedi.

Avrupa Parlamentosu’nun transatlantik ilişkilerden sorumlu yetkilisi Tonino Picula da “ABD, ne yazık ki korumacı ve ABD müttefiklerine karşı ayrımcılık yapan bir politika izliyor” dedi.

Amerikalı yetkililer ise fiyat belirlemesinin özel piyasa kararlarını yansıttığını ve herhangi bir ABD hükümet politikası veya eyleminin sonucu olmadığını vurguluyor.

İddia o ki çoğu  zaman ihracat ve ithalat fiyatları arasındaki fark; ABD LNG ihracatçılarından değil, AB içinde gazı yeniden satan şirketlerden kaynaklanıyor. Örneğin, uzun vadeli ABD gaz sözleşmelerinin en büyük Avrupalı ​​sahibi, Fransa’nın TotalEnergies şirketi. TotalEnergies başta olmak üzere Avrupalı gaz şirketleri son 6 ayda rekor karlar açıkladı.

ABD liderliğindeki küresel LNG arzındaki artış, Avrupalı ​​müttefiklerin ve ortakların kış öncesinde depolama seviyelerini tam kapasiteye getirmelerine yardımcı oldu ve savaşın etkileri konusunda ciddi bir katkı sağladı.

Müttefik mi değil mi?

Washington yeşil endüstrileri desteklemek için 369 milyar dolarlık bir endüstriyel sübvansiyon planını açıklayana kadar aslında bu konular fazla sorun edilmiyordu. Ancak sübvansiyon planı Brüksel’i tam bir panik moduna soktu.

Bir AB diplomatı, “Enflasyonla Mücadele Düzenlemesi her şeyi değiştirdi. Washington hâlâ müttefikimiz mi değil mi?” diye konuştu.

Biden için bu düzenleme aynı zamanda iklim krizi ile mücadele tarihi bir adım. Ancak AB bunu farklı görüyor. Fransa dışişleri bakanlığından bir yetkili, bunlar “rekabeti bozacak ayrımcı sübvansiyonlar” dedi.

Ticari konularda güven krizi

AB, Avrupa endüstrisinin Amerikan rakipleri tarafından yok edilmesini önlemek için büyük bir sübvansiyon paketi hazırlıyor. Alman parlamenter Reinhard Bütikofer, “Bu ilişkide ticari konularda güven krizi yaşıyoruz” dedi.

Fransız MEP Marie-Pierre Vedrenne ise “Bir noktada, kendimizi savunmanız gerekiyor. Güç mücadeleleri dünyasındayız. Bilek güreşi yaptığınızda, kaslı değilseniz, hem bedenen hem de ruhen hazırlıklı değilseniz kaybedersiniz.” şeklinde konuştu.

Savunma sektöründe de rahatsızlık büyüdü

Perde arkasında, Amerikan savunma sektörüne akan para konusunda da artan bir rahatsızlık var.

ABD, savaşın başlangıcından bu yana 15,2 milyar dolardan fazla silah ve teçhizat sağlayarak Ukrayna’ya açık ara en büyük askeri yardım sağlayan ülke oldu. Borrell’e göre AB şimdiye kadar Ukrayna’ya yaklaşık 8 milyar Euro askeri teçhizat sağladı.

Müttefiklerin silah ve teçhizata yönelik taleplerinde artışın devam edeceği düşünüldüğü için Pentagon şimdiden silah satışlarını hızlandırmak adına yeni bir yol haritası geliştiriyor.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Europol’den Dev Uyuşturucu Operasyonu: Kokain Trafiğine Ağır Darbe

İspanya, Fransa, Belçika, Hollanda ve BAE’de düzenlenen baskınlarda 30 tonun üzerinde uyuşturucu ele geçirildi. Europol, “Çöl Işığı” operasyonunda, “Avrupa’daki uyuşturucu trafiğinin lojistik altyapısının yanı sıra komuta-kontrol merkezinin” hedef alındığını belirtti.

Açıklamada, “Şüphelilerin komuta ve kontrolünde Avrupa’ya ihraç edilen kokain miktarı çok büyüktü” denildi.

Avrupa Birliği’nin (AB) polis teşkilatı Europol, Avrupa’nın kokain ticaretinin üçte birini kontrol eden bir “süper kartelin” altı ülke tarafından ortaklaşa gerçekleştirilen bir uyuşturucu operasyonu sonucunda çökertildiğini duyurdu.

Europol’un desteğiyle İspanya, Fransa, Belçika, Hollanda ve Birleşik Arap Emirlikleri’nde (BAE) düzenlenen baskınlarda 30 tonun üzerinde uyuşturucu ele geçirildiği açıklandı. Europol, para aklama suçuna da bulaşan kartelin çökertilmesinde ABD’nin de rol oynadığını belirtti.

49 tutuklama

Europol açıklamasında, “Çöl Işığı” adı verilen operasyonla bağlantılı soruşturma kapsamında Hollanda’da 14, İspanya’da 13, Belçika’da 10, BAE ve Fransa’da ise altışar kişinin tutuklandığı ifade edildi.

Europol, özellikle Dubai’de tutuklanan şüphelileri “yüksek değerli hedefler” olarak niteledi.

AFP haber ajansına konuşan bir Europol kaynağı ise Hollanda’da tutuklanan şüphelilerden biri için “son derece büyük bir balık” ifadesini kullandı.

Kokain trafiğine ağır darbe

Europol, “Çöl Işığı” operasyonunda, “Avrupa’daki uyuşturucu trafiğinin lojistik altyapısının yanı sıra komuta-kontrol merkezinin” hedef alındığını belirtti.

Açıklamada, “Şüphelilerin komuta ve kontrolünde Avrupa’ya ihraç edilen kokain miktarı çok büyüktü” denildi.

Soruşturma kapsamında Avrupa ve BAE’de düzenlenen son baskınlar 8-19 Kasım tarihleri arasında gerçekleştirildi. Hollanda’daki tutuklamalar ise 2021 yılında gerçekleştirildi.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

ABD’nin Suriye’deki Devriye Üssüne Roketli Saldırı

ABD’nin Suriye’nin Haseke kentine bağlı Şeddadi bölgesindeki devriye üssüne iki roketli saldırı düzenlendiği bildirildi. Patlamamış bir üçüncü roketin daha tespit edildiği aktarıldı.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), Suriye’nin kuzeyindeki devriye üssüne iki roketli saldırı düzenlendiğini duyurdu.

Açıklamada Haseke kentine bağlı Şeddadi bölgesindeki devriye üssüne iki roketle saldırı düzenlenerek, “koalisyon güçlerinin hedef alındığı” bildirildi.

25 Kasım günü yapılan açıklamada cuma gecesi geç saatte düzenlenen saldırı sonucu yaralanan olmadığı aktarıldı.

Açıklamada, Türkiye’nin “terör örgütü” olarak tanımladığı ve PKK’nın yan kolu olarak gördüğü YPG’nin ana unsurlarını oluşturan Suriye Demokratik Güçlerinin bölgeye yaptığı keşifte, patlamamış bir üçüncü roket da daha tespit edildiği aktarıldı.

CENTCOM Sözcüsü Albay Joe Buccino, “Bu tür saldırılar koalisyon güçlerini ve sivil halkın güvenliğini tehlikeye atıyor ve Suriye ile bölgenin güçlüklerle kazanılmış istikrar ve güvenliğine zara eriyor.” dedi.

CENTCOM daha önce yaptığı açıklamada da, İstanbul’da patlayan bomba sonucu Türkiye’nin Suriye’de düzenlediği operasyonları eleştirmişti.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Yemen’de 2 Milyon Kişi Yardımlardan Mahrum

Yaklaşık 7 yıldır iç savaşın sürdüğü Yemen, tarihinin en büyük ekonomik krizini yaşıyor. Birleşmiş Milletler İnsani Yardım Koordinasyon Ofisi (OCHA), insani yardım anlaşmalarına gereken onayın gecikmesi sebebiyle Yemen’de 2 milyon kişinin yardımlardan mahrum kaldığını açıkladı.

OCHA’nın Twitter hesabından yapılan yazılı açıklamada, bu yılın Temmuz ve Eylül ayları arasında 2 milyon kişinin insani yardımların en az bir çeşidine ulaşamadığı, insani yardımların ihtiyaç sahiplerine ulaşmasında yaşanan sıkıntıların çoğunun “bürokratik engellerden” kaynaklandı belirtildi.

OCHA, yardım görevlilerinin yaşadığı sorunların Temmuz-Eylül döneminde daha önceki aylara göre artış gösterdiğini, bu sürede Yemen’in 19 ilinde 673 olay yaşandığını açıkladı. Bu olaylardan 307’sinin insani yardım hareketliliğinin engellenmesinden kaynaklandığını ifade etti.

Açıklamada, insani yardım hareketliliği konusundaki olayların yüzde 94’ünün Husilerin kontrolündeki alanlarda görüldüğü, Husilerin Yemen’de insani yardım alanında faaliyet gösteren kadınların yanlarında yakın bir erkek akrabası olmadan hareket etmesine izin vermediği vurgulandı.

Yemen İç Savaşı

Yemen iç savaşı, 2015 yılının Mart ayından beri ülkedeki pek çok grup arasında devam eden çatışmalardır.

Arap Baharı sonrası devrilen eski cumhurbaşkanı Ali Abdullah Salih, Şii Ensarullah Hareketine destek vermeye başlamıştır. Yemen’de bir türlü sağlanamayan istikrar sonucu bir hükûmet krizi oluşmuştur ve Husilerin başkent San’a’yı ele geçirerek, yönetimi devralmasıyla sonuçlanmıştır.

Husiler, kısa sürede Taiz gibi büyük güney kentlerini ele geçirmeye başlamıştır. Yemen Ordusu dağılmıştır. Husiler ikinci büyük kent olan Aden’i kuşatmıştır. Bunun üzerine Suudi Arabistan öncülüğünde koalisyon oluşturulmuştur.

Koalisyon güçlerinin bombardımanları Husilerin ilerleyişini durdurmuştur. Ne var ki, bu durum Husileri geriletmeye de yetmemiştir. Öte yandan Arap Yarımadası el-Kaidesi ve diğer radikal gruplar ülkenin doğu bölgelerini ele geçirmeye başlamışlardır. Çatışmalar devam etmektedir.

Ülkede halen devam eden iç savaşta 377 bin kişi yaşamını yitirdi. Dünyanın en fakir ülkeleri arasında yer alan Yemen’de çatışmaların yol açtığı insani kriz giderek büyüyor.

Paylaşın