İdlib’e Hava Saldırısı: En Az 9 Can Kaybı

2011’de Suriye İç Savaşı’nın başlamasından bu yana, şehir Beşar Esad’a karşı silahlı mücadele yürüten muhalif güçlerin elinde bulunan İdlib’e yönelik hava saldırısında 9 kişinin hayatını kaybettiği, 70 üzerinde yaralı olduğu bildirildi.

Suriye hükümeti ve Rusya’nın kuzeybatıdaki İdlib vilayetine yönelik saldırıları hız kazanırken dün Rus savaş uçaklarının kent yakınındaki kampları bombaladı. Saldırılarda dokuz kişi hayatını kaybetti.

Görgü tanıkları ve kurtarma ekiplerinin verdiği bilgiye göre Suriye topçusunun da eşlik ettiği saldırılarda, muhaliflerin kontrolündeki son bölge olan İdlib’in batısındaki kamplar ve kamp çevresindeki ormanlık alan hedef alındı.

Suriye ordusu, silahlı muhaliflerin sığınma yerlerini hedef aldığını belirterek sivillere saldırdığı iddialarını reddetti. Rusya’dan herhangi bir açıklama yapılmadı.

Muhalif kuvvetlerin sivil savunma servisi hayatını kaybedenler arasında üç çocuk ve bir kadının bulunduğunu, saldırıların düzenlendiği kamplarda ise 70’in üzerinde insanın yaralandığını belirtti.

Muhalif güçlerin elinde olan ve kuzeybatıda Türkiye sınırı üzerinde bulunan bölgede nüfus 4 milyonun üzerinde.

Muhalif kaynaklar cihatçı Hayat Tahrir el Sham öncülüğünde bir grup ve Türkiye’nin desteklediği isyancı güçlerin öncülüğünde bir diğer grubun bir araya gelmesiyle kurulan koalisyonun ise Suriye ordusunun bölgedeki başlıca mevzilerine saldırarak karşılık verdiğini belirtti.

İdlib

İdlib veya İdlip, Suriye’nin kuzeybatısında bulunan ve aynı isimli yönetim bölgesinin merkezi şehridir. Halep’e 60 km uzaklıktadır. İlin, Hatay ile toprak komşuluğu vardır. Bu nedenle Hatay ve Kilis gibi güney illeri ile benzerlikler gösterir.

Suriye’nin büyük bir tarım merkezi olan İdlib bölgesi, aynı zamanda birçok “ölü şehir” içeren ve insan yapımı anlatımlar içeren tarihsel yapıtlar olarak oldukça önemlidir. Idlib, bir zamanlar güçlü bir krallığın başkenti olan Ebla antik kentini içermektedir. Nuhaše ve Luhuti antik krallıkları, bugünkü Valilik Bölgesi’nde Bronz ve Demir çağlarında ortaya çıkmıştır.

Şehrin ekonomisi tarıma dayanır ve Suriye’nin önemli tarım merkezlerinden birisidir. Özellikle de zeytin üretimi yapılmaktadır. İdlib zeytin, pamuk, buğday ve meyve, özellikle kiraz için önemli bir üretim merkezidir. Diğer başlıca ürünlerinde badem, susam, incir, üzüm ve domates içerir. 1995 yılında çeşitli narenciye kırpma ile ekili yaklaşık 300 hektar alan vardı.

Paylaşın

Mahsa Amini Protestoları Devam Ediyor; İran’dan ABD’ye Tepki

İran’da ‘tesettüre uygun olmayan’ giyimi gerekçesiyle gözaltına alındıktan sonra hayatını kaybeden 22 yaşındaki Mahsa Amini’nin ölümü sonrası başlayan protestolar 8. haftaya girerken, yönetimin artan baskısına rağmen gösteriler cumartesi günü de hız kesmedi.

Ülkede Sünnilerin çoğunlukta bulunduğu Sistan-Beluçistan eyaletine bağlı Haş kentinde gerginliğin sürdüğü gelen haberler arasında.

Üniversite öğrencileri ülke genelinde gösterilerini sürdürürken, işyerleri “kepenk kaparak” yönetime yönelik tepkilerini dile getiriyor.

Sosyal medya üzerinden yönetimi eleştirel paylaşımlar da artarak sürüyor.

Bu arada güvenlik güçlerini başta başkent Tahran olmak üzere üniversiteler önünde eylemleri bastırmak için daha sert önlemler aldığı görüldü.

AFP, başkentteki üniversiteler dışında Meşhed kentindeki Azad Üniversitesi ile ülkenin kuzeyinde Reşt kentindeki Gilan Üniversitesi’nde öğrencilerin yönetim karşıtı gösteriler yaptığını duyurdu.

Güvenlik güçlerinin, eylemlere katılanların tespiti için yüzlerini maskeyle kapatanları durdurup, daha fazla kimlik kontrolü yaptığı aktarıldı. Buna rağmen üniversitelerdeki eylemler cumartesi günü de devam etti.

Merkezi Norveç’te bulunan İranlı insan hakları derneği Hengaw, Amini’nin doğduğu kasaba olan Sakız’da esnafın tepsini dile getirmek için yine kepenk kapatma eylemi yaptığı duyurdu.

Reisi’den Biden’ın “İran’ı özgürleştireceğiz” sözlerine tepki

Öte yandan İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, ABD Başkanı Joe Biden’ın “İran’ı özgürleştireceğiz” şeklindeki sözlerine karşılık ülkesinin “ABD esaretine düşmemeye kararlı” olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Reisi, 1979’da ABD’nin Tahran Büyükelçiliğinin işgal edilmesinin 43’üncü yıl dönümü nedeniyle Tahran’da düzenlenen etkinlikte konuştu.

ABD Başkanı Biden’ın Kaliforniya eyaletindeki konuşmasında kullandığı ifadelere işaret eden Reisi, “Birkaç saat önce ABD Başkanı’nın belki de dikkati dağıldığı için bir açıklama yaptığını öğrendim. ‘İran’ı özgürleştirmeyi hedefliyoruz’ dedi. İran, 43 yıl önce özgürleşti ve sizin esaretinize düşmemeye kararlıdır.” dedi.

Konuşmasında ülkede genç bir kadının polis nezaretinde hayatını kaybetmesinin ardından başlayan ve yaklaşık 50 gündür devam eden protestolara da değinen Reisi, göstericileri “bazı aldatılmış kişiler“ veya ”hainler” olarak niteledi.

Çok sayıda can kaybının olduğu olaylardan ABD’yi sorumlu tutan Reisi, “Düşman bugün ulusal birliğimizi hedef almıştır. ABD, bugün güvenliğimizi, huzurumuzu ve iktidarımızı hedef almıştır. Bu konuda uyanık ve basiretli olmalıyız. Bugün isyanda olan herkes düşmanın stratejisi doğrultusunda hareket etmektedir.” değerlendirmesinde bulundu.

ABD Başkanı Biden, Kaliforniya’da düzenlenen Demokrat Parti etkinliğinde yaptığı konuşmada, destekçilerinin cep telefonlarını kaldırarak “Özgür İran” mesajı göstermesi üzerine, “Endişelenmeyin, İran’ı özgürleştireceğiz. Onlar çok yakında kendilerini özgürleştirecek.” ifadelerini kullanmıştı.

İran’daki gösteriler

Tahran’da 13 Eylül’de “ahlak polisi” olarak bilinen İrşad devriyeleri tarafından gözaltına alındıktan sonra komaya girerek hastaneye kaldırılan 22 yaşındaki Mahsa Amini’nin 16 Eylül’de yaşamını yitirmesi İran’da ülke yönetimine karşı protestolara yol açmıştı.

Olaylarda resmi kaynaklardan sivillerin ve güvenlik güçlerinin öldüğüne dair açıklamalar yapılsa da ölü sayısı hakkında net bilgi verilmedi.

Norveç merkezli İran İnsan Hakları Örgütü ise gösterilerde 253 kişinin öldüğünü duyurmuştu. İran medyasına yansıyan haberlerde ise gösteriler sırasında şu ana kadar 30’dan fazla güvenlik görevlisinin yaşamını yitirdiği belirtiliyor.

İran ABD ve İsrail’i suçluyor

İran yönetimi, yaklaşık 50 gündür devam eden olayları, “ülkeyi parçalamayı hedefleyen ABD ve İsrail gibi güçlerin komplosu” olarak değerlendiriyor.

ABD, Mahsa Amini gösterilerinde polisin eylemcilere yönelik müdahalesine ilişkin bazı İranlı güvenlik yetkililerine yaptırım kararları almıştı.

Washington yönetimi, ayrıca yakın zamanda İran’a, “Ukrayna’da kullanması için Rusya’ya silahlı insansız hava araçları ve teknik yardım sağladığı” gerekçesiyle yaptırım uygulamıştı.

İran da ABD’nin yaptırımlarına karşılık 1 Kasım’da “ülkedeki şiddeti kışkırtmak ve iç işlerine müdahale” gerekçesiyle üst düzey sivil ve askeri yetkililerin de aralarında bulunduğu Amerikalı 10 kişi ve 4 kuruluşa yaptırım kararı almıştı.

Sünnilerin çoğunlukta bulunduğu eyalette gerginlik sürüyor

İran’da Sünnilerin çoğunlukta bulunduğu Sistan-Beluçistan eyaletine bağlı Haş kentinde dün cuma namazı sonrası düzenlenen protestolarda güvenlik güçlerinin göstericilere müdahalesi sonucu 16 kişinin hayatını kaybettiği bildirilmişti.

İranlı Sünni din adamı Mevlevi Abdulhamid İsmailzehi’ye ait Telegram sayfasından yapılan yazılı açıklamaya göre, Haş kentindeki gösterilerde en az 16 kişi hayatını kaybetti, onlarca kişi de yaralandı.

Emniyet güçlerinin orantısız güç kullanmasının eleştirildiği açıklamada, “Haş vilayet binası önünde toplanan kalabalık sloganlar atarak, binaya taş attılar. Emniyet güçleri atılan taşlara, göstericilerin üzerine ateş açarak karşılık verdi.” ifadeleri kullanıldı.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Zahidan kenti Cuma İmamı İsmailzehi şunları kaydetti: “Haş’da en az 16 kişi öldü, onlarca kişi yaralandı. Polisin Sistan-Beluçistan eyaletindeki tutumu diğer eyaletlerden neden farklıdır bilinmez. Bu eyalette insanlar merhametsizce öldürülüyor ve kana bulanıyor. Dün Zahidan kentinde Kanlı Cuma’da, bugün Haş kentinde kanlı facia, zulüm ve ayrımcılığın boyutlarını ortaya koymaktadır. Bu faciayı kınıyorum. Hayatını kaybedenlerin ailelerine başsağlığı diliyorum.”

Beluç Aktivistler Örgütü, Haş’daki olaylarda 1 kişinin öldüğünü duyurmuştu.

İran’da Sünnilerin yoğun olarak yaşadığı Sistan-Beluçistan eyaletinin yönetim merkezi Zahidan kenti, 30 Eylül’de cuma namazı sırasında protestocular ile İran güvenlik güçleri arasında “Kanlı Cuma” olarak bilinen büyük olaylara sahne olmuştu.

Gösterilerde çıkan olaylarda 30’dan fazla emniyet görevlisinin hayatını kaybettiği belirtiliyor.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

NATO Genel Sekreteri Stoltenberg: Nükleer Savaşın Kazananı Olmayacak

Rusya’nın Ukrayna’da nükleer silah kullanma riski düşük olduğunu ancak sonuçları büyük olacağı için çok ciddiye aldıklarını vurgulayan NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, “Rusya sorumsuzca ve pervasızca davranıyor. Nükleer silahlar çatışmanın doğasını değiştirecektir. Nükleer savaşın kazananı olmayacaktır. Bu mesajı net biçimde veriyoruz. Rusya’nın nükleer duruşunda değişiklik yok” dedi.

NATO Genel Sekreteri Stoltenberg, “Putin kazanırsa sadece Ukrayna için felaket olmaz. Rusya Ukrayna’da kazanırsa tüm dünyanın zararına olacaktır. Hepimiz için Ukrayna’nın kazanıp Putin’in zafere ulaşamaması önemli” ifadelerini kullandı.

NATO’ya üye olmak için başvuran İsveç ve Finlandiya’nın Türkiye ile imzaladıkları üçlü muhtıranın gerekliklerini yerine getirdiğini söyleyen NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, “Artık tam üyelik zamanı gelmiştir, üyeliklerinin en kısa sürede onaylanmasını bekliyorum” dedi.

NTV Brüksel Temsilcisi Güldener Sonumut‘un sorularını yanıtlayan Stoltenberg, “Şimdiden muhtıra uygulanmaya başladı. İsveç ve Finlandiya, NATO üyesi olduktan sonra da işbirliğini sürdürecek. İki ülkenin tam üyeliği hem onlar hem NATO hem de Türkiye için iyi olacak. Kolay müzakereler olmadı Madrid’de saatler süren toplantılar yaptık. Finlandiya, İsveç ve Türkiye’yi anlaşmalardan dolayı takdir ediyoruz” ifadelerini kullandı.

Erdoğan’a teşekkür

Savaş devam ettikçe riskler süreceğini belirten Stoltenberg, “Açlıkla mücadele için Ukrayna tahılının dünyaya ulaşmayı sürdürmesi gerkeiyor. Bunun için Putin savaşa son vermeli. Savaş ortamında tahıl anlaşması son derece büyük önem taşıyor. Türkiye’ye ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’a tahıl anlaşmasının sağlanması ve yeniden uygulanması için çabalarından dolayı takdir ve teşekkürlerimi sunuyorum” dedi.

‘Nükleer savaşın kazananı olmayacak’

Rusya’nın Ukrayna’da nükleer silah kullanma riski düşük olduğunu ancak sonuçları büyük olacağı için çok ciddiye aldıklarını vurgulayan Stoltenberg, “Rusya sorumsuzca ve pervasızca davranıyor. Nükleer silahlar çatışmanın doğasını değiştirecektir. Nükleer savaşın kazananı olmayacaktır. Bu mesajı net biçimde veriyoruz. Rusya’nın nükleer duruşunda değişiklik yok” diye konuştu.

Stoltenberg, “Putin kazanırsa sadece Ukrayna için felaket olmaz. Rusya Ukrayna’da kazanırsa tüm dünyanın zararına olacaktır. Hepimiz için Ukrayna’nın kazanıp Putin’in zafere ulaşamaması önemli” ifadelerini kullandı.

‘Yunanistan ve Türkiye çok değerli iki müttefikimiz’

Türkiye ziyaretinde Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve Savunma Bakanı Hulusi Akar ile görüştüğünü söyleyen Stoltenberg, “Yunanistan ve Türkiye çok değerli iki müttefikimiz. NATO’nun ortak savunmasına büyük katkıları var. İki ülke NATO çerçevesinde yakın işbirliği içerisindeler. Sadece NATO karargahındaki diplomatik işbirliği değil operasyonel olarak da yakın işbirliği var. Anlaşmazlıklar olduğunun farkındayım ancak işbirliği ve iyi müttefiklik ruhu içinde çözülmesini bekliyorum” diye konuştu.

Paylaşın

ABD’den Güney Kore’ye Bombardıman Uçakları Gönderme Kararı

Uzak Doğu’da gerilim tırmanıyor… Güney Kore’nin ABD’den bölgedeki stratejik varlığını arttırmasını istemesinin ardından, ABD Hava Kuvvetleri ortak askeri tatbikat kapsamında Güney Kore’ye B-1B stratejik bombardıman uçakları gönderme kararı aldı. 

Kararın Kuzey Kore’nin yaptığı çok sayıdaki füze denemesinin ardından gelmesi dikkat çekti.

Yonhap News haber ajansının haberine göre, ABD ve Güney Kore’nin ortaklaşa gerçekleştirdikleri “Açıkgöz Fırtına” isimli hava tatbikatı Kuzey Kore’nin provokatif füze denemelerinin ardından bir gün uzatıldı. Pazartesi günü başlayan tatbikatın bugün de devam edeceği açıklandı.

Bu çerçevede ABD’nin, 2017 yılından bu yana ilk kez Güney Kore’ye B-1B stratejik bombardıman uçakları gönderme kararı aldığı belirtiliyor. ABD’nin 4 adet B-1B stratejik bombardıman uçağını Ekim ayının sonlarından buy ana Guam’da beklettiği biliniyor.

Kuzey Kore’nin son dönemdeki askeri faaliyetleri sonrasında Güney Kore, ABD’den bölgedeki stratejik varlığını arttırmasını istemişti. Uzun menzilli B-1B bombardıman uçaklarının da bu kapsamda bölgeye gönderileceği ifade ediliyor.

Basında yer alan haberlere rağmen stratejik bombardıman uçaklarının Güney Kore’ye gönderilmesine dair ABD ve Güney Koreli yetkililer soruları yanıtsız bıraktı. Ancak Perşembe günü Washington’da ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin’le biraraya gelen Güney Kore Savunma Bakanı Lee Jong-sup, ABD’nin bölgeye stratejik kuvvetlerini kaydırması konusunda fikir birliği içerisinde olduklarını söylemişti.

Öte yandan ABD yönetiminin Kuzey Kore’nin Rusya’ya gizlice silah temin ettiğine dair elinde bilgi olduğunu açıklamasının ardından Kuzey Kore’den yola çıkan ve yükü belirsiz olan bir trenin Rusya sınırından giriş yaptığı belirtildi.

Kuzey Kore’den Rusya’ya gizemli yük treni

38 Kuzey Projesi adlı Kuzey Kore konusunda çalışmalar yaşan Washington merkezli bir düşünce kuruluşu da söz konusu trene ait uydu fotoğraflarını yayımladı.

Düşünce kuruluşu uzun yıllar sonra iki ülke arasında bu şekilde bir tren geçişi yaşandığına dikkat çekerken Rusya silah taşındığı iddialarını reddetti ve trenin Kuzey Kore’den Rusya’ya at getirdiğini öne sürdü.

38 Kuzey isimli düşünce kuruluşu tarafından yapılan değerlendirmede, sadece uydu fotoğraflarıyla taşınan yükün ne olduğuna dair kesin bir değerlendirme yapılamayacağına dikkat çekilirken yıllar sonra bu rota üzerinde bir yük treninin faaliyet göstermesinin zamanlamasına vurgu yapıldı. Özellikle Kuzey Kore ve Rusya arasında silah alışverişi yapıldığına iddialarının olduğu bir döneme denk gelmesinin dikkat çekici olduğu ifade edildi.

Sabah saatlerinde Kuzey Kore tarafında görülen bir lokomotif ve 3 kapalı vagondan oluşan trenin öğleden sonra sınırın Rusya tarafında görüntülendiği belirtiliyor. Sınırın iki kilometre içerisine geçen trenin yanına daha sonra transfer için olduğu sanılan başka bir trene ait vagonların çekildiği görülüyor.

Beyaz Saray’dan Çarşamba günü yapılan açıklamada, Kuzey Kore’nin gizlice Rusya’ya çok sayıda top mermisi gönderdiğine dair bir bilgiye sahip olunduğu ifade edilmişti.

Kuzey Kore yönetimi de Eylül ayında yaptığı bir açıklamada, Rusya’ya silah ve mühimmat temin edildiği iddialarını reddetmişti. Rusya resmi Veterinerlik Dairesi’yse son olarak yaptığı açıklamada, söz konusu trenle Kuzey Kore’den Rusya’ya 30 adet at getirildiğini iddia etti.

Paylaşın

İran’da Protestolara Destek Veren Rapçi, 10 Dakikada İdama Mahkum Edildi

İran’da ‘tesettüre uygun olmayan’ giyimi gerekçesiyle gözaltına alındıktan sonra hayatını kaybeden 22 yaşındaki Mahsa Amini’nin ölümü sonrası başlayan protestolara siyasi şarkılar söyleyerek destek veren Samin Yassin (Seydi) çıkarıldığı mahkemece idama mahkum edildi.

Haber Merkezi / 2 Ekim’de gözaltına alınan Samin Yassin (Seydi), gözaltı sırasında ağır işkencelere maruz kaldı. Yassin çıkarıldığı mahkemede kendisine yöneltilen 11 suçlamanın tümünü reddetti. 10 dakika süren duruşması devlet televizyonunda canlı yayınlandı. Yassin 10 dakika sonunda idama mahkum edildi.

Kararın ardından İran’ın birçok kentinde gençler, sokaklara çıkarak kararı protesto etti. Yine dünya genelinde sanatçılar, Yassin’e verilen idam cezasını kınayarak, kararın geri çekilmesi için kampanya başlattı.

Ne olmuştu?

İran’ın Sakız kentinden başkent Tahran’a akrabalarını ziyarete gelen Mahsa Amini erkek kardeşinin kullandığı aracı durduran ahlak polisince gözaltına alınmıştı. Kardeşine, nasihat edilip serbest bırakılacağı söylenerek götürülen genç kadının, gözaltına alındıktan iki saat sonra komaya girdiği ve kaldırıldığı hastanede öldüğü ortaya çıktı.

Devlet televizyonu Amini’nin dövüldüğü iddialarını yalanlayarak, polisin genç kadını “nasihat etmek ve eğitmek” üzere karakola götürdüğünü ve orada kalp krizi geçirdiğini söyledi. Akrabaları, kadının herhangi bir kalp rahatsızlığı olduğunu yalanladı.

Devlet televizyonu bir polis karakolunda Amini olduğu söylenen bir kadının oturduğu koltuktan bir yetkiliyle konuşmak üzere kalktıktan sonra yere düştüğünü gösteren güvenlik kamerası kayıtları yayınladı. Ancak görüntülerden kadının Amini olduğu doğrulanamadı.

Amini’nin dövülerek öldürüldüğü yolunda sosyal medyada yayılan iddialarını reddeden Tahran emniyeti açıklamasında, “Ayrıntılı araştırmalara göre, Amini’nin araca alınması sonrasında ve tutulduğu karakolda fiziksel bir temas olduğunu” reddetti.

Ancak, İran’ın yarı resmi Fars haber ajansı, Mahsa Amini’nin ahlak polisince dövülmesi nedeniyle komaya girdiğini duyurdu.

Şu ana kadar Tahran, Senendec, Kerec, Tebriz, Meşhed, Kiş, Kirman, Yezd, Reşt, Bender Abbas, Abadan, Kirmanşah, Erdebil, İsfahan, Urumiye, Kazvin, Zencan, İlam, Mazenderan, Hemedan başta olmak üzere birçok şehirde gösteriler düzenlendi. Birçok noktada eylemciler ile güvenlik güçleri arasında şiddetli arbede yaşandı.

İran’da kadınlara nasıl muamele yapılıyor?

İran, Afganistan’daki Taliban rejimi dışında kamusal alanda başörtüsü takmayı zorlayan tek ülke.

İranlı kadınların eğitime tam erişimi var, ev dışında çalışıyor ve kamu görevlerinde bulunuyorlar. Ancak, başörtüsü takmanın yanı sıra uzun, bol elbiseler de dahil olmak üzere halka açık yerlerde “mütevazı” giyinmeleri gerekiyor. Evli olmayan erkek ve kadınların birbirine yakın durması ve teması yasak.

1979 İslam Devrimi’nden sonraki günlere dayanan kurallar, “devletin her kademesinde yolsuzluk ve rüşvet gibi durumların aleniyet kazandığı ülkede” ahlak polisi tarafından uygulanıyor.

Resmi olarak Rehberlik Devriyesi olarak bilinen bu birimler, halka açık alanlarda geziyor ve hem erkeklerden hem de kadınlardan oluşuyor.

Uygulama, bir noktada ahlak polisini aşırı saldırgan olmakla suçlayan ve nispeten ılımlı olan eski Cumhurbaşkanı Hassan Ruhani döneminde yumuşatıldı. 2017 yılında kadınların kıyafet kurallarını ihlal ettikleri için tutuklanmayacağı sadece uyarılacağı açıklandı.

Ancak geçen yıl seçilen sert görüşlü Reisi yönetiminde, ahlak polisinin ajanları farklı bir uygulamaya geçti.

BM insan hakları ofisi, son aylarda genç kadınların yüzlerine tokat atıldığını, coplarla dövüldüklerini ve polis araçlarına alındıklarını söylüyor.

Paylaşın

Rusya, Kuzey Kore’den Silah Mı Alıyor? Gizemli Yük Treni

Kuzey Kore ve Rusya arasında silah alışverişi yapıldığına dair yeni bir iddia ortaya atıldı. Kuzey Kore’den yola çıkan ve yükü belirsiz olan bir trenin Rusya sınırından giriş yaptığı öne sürüldü.

Beyaz Saray’dan Çarşamba günü yapılan açıklamada, Kuzey Kore’nin gizlice Rusya’ya çok sayıda top mermisi gönderdiğine dair bir bilgiye sahip olunduğu ifade edilmişti. Kuzey Kore yönetimi de Eylül ayında yaptığı bir açıklamada, Rusya’ya silah ve mühimmat temin edildiği iddialarını reddetmişti.

ABD yönetiminin Kuzey Kore’nin Rusya’ya gizlice silah temin ettiğine dair elinde bilgi olduğunu açıklamasının ardından Kuzey Kore’den yola çıkan ve yükü belirsiz olan bir trenin Rusya sınırından giriş yaptığı belirtildi. 38 Kuzey Projesi adlı Kuzey Kore konusunda çalışmalar yaşan Washington merkezli bir düşünce kuruluşu da söz konusu trene ait uydu fotoğraflarını yayımladı.

Düşünce kuruluşu uzun yıllar sonra iki ülke arasında bu şekilde bir tren geçişi yaşandığına dikkat çekerken Rusya silah taşındığı iddialarını reddetti ve trenin Kuzey Kore’den Rusya’ya at getirdiğini öne sürdü.

38 Kuzey isimli düşünce kuruluşu tarafından yapılan değerlendirmede, sadece uydu fotoğraflarıyla taşınan yükün ne olduğuna dair kesin bir değerlendirme yapılamayacağına dikkat çekilirken yıllar sonra bu rota üzerinde bir yük treninin faaliyet göstermesinin zamanlamasına vurgu yapıldı.

Özellikle Kuzey Kore ve Rusya arasında silah alışverişi yapıldığına iddialarının olduğu bir döneme denk gelmesinin dikkat çekici olduğu ifade edildi.

Sabah saatlerinde Kuzey Kore tarafında görülen bir lokomotif ve 3 kapalı vagondan oluşan trenin öğleden sonra sınırın Rusya tarafında görüntülendiği belirtiliyor. Sınırın iki kilometre içerisine geçen trenin yanına daha sonra transfer için olduğu sanılan başka bir trene ait vagonların çekildiği görülüyor.

Beyaz Saray’dan Çarşamba günü yapılan açıklamada, Kuzey Kore’nin gizlice Rusya’ya çok sayıda top mermisi gönderdiğine dair bir bilgiye sahip olunduğu ifade edilmişti. Kuzey Kore yönetimi de Eylül ayında yaptığı bir açıklamada, Rusya’ya silah ve mühimmat temin edildiği iddialarını reddetmişti.

Rusya resmi Veterinerlik Dairesi’yse son olarak yaptığı açıklamada, söz konusu trenle Kuzey Kore’den Rusya’ya 30 adet at getirildiğini iddia etti.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın

Dikkat Çeken Rapor: Avrupalılar Yıllık 3 Bin Euro Fakirleşti

Avrupa’da 2009 yılından itibaren uygulanmaya başlayan kemer sıkma politikalarının maliyeti ağır oldu. New Economics Foundation (NEF) ve Finance Watch tarafından yayınlanan bir rapora göre, Avrupalılar bu politikalar nedeniyle yıllık ortalama üç bin euro fakirleşti.

Rapor, kemer sıkma politikalarının daha hafif seyirde uygulanması halinde Avrupa Birliği (AB) ülkelerinin kamu hizmetlerine kişi başına yılda bin euro daha fazla harcama olanağı sağlayabileceğine dikkat çekti.

“Son on yıllık kemer sıkma politikaları Avrupa ekonomilerine zarar verdi ve yaşam standardımızın iyileşmesini engelledi” diyen NEF’in makro-ekonomi program sorumlusu Frank Van Lerven, “Borç ve bütçe açığını azaltma saplantısı ne ekonomik büyümeyi arttırdı ne de borçları düşürdü. Bunun yerine kemer sıkma politikaları Avrupa ülkelerini potansiyel gücünden uzaklaştırdı” ifadelerini kullandı.

Kemer sıkma önlemlerinin Avrupa’yı Covid-19’dan ve Ukrayna’daki savaşın yol açtığı krizden kaynaklanan ekonomik şoklara karşı daha savunmasız bıraktığını da işaret eden raporda, “Kesintiler bu kadar şiddetli olmasaydı, AB hükümetlerinin elinde yeşil projeler de dahil altyapı projelerine harcayabilecekleri ek 533 milyar euro mevcut olabilirdi” tespitine yer verildi.

Bu miktarın özellikle enerji fiyatlarındaki artışların etkisini hafifletmeye yardımcı olabileceği vurgulandı.

“Rapor dengeli bakış açısı sunmuyor”

Ancak Avrupa Liberal Forumu Geçici İcra Direktörü Antonios Nestoras, raporun bulgularının dengeli bir bakış açısı sunmadığını ve diğer önemli faktörleri dikkate almadığını belirtti.

Raporu eleştiren Nestoras, kamu harcama seviyelerinin toplumda sadece bir zenginlik temeli oluşturulduğunda etkin bir şekilde yönetilebileceğini söyledi.

“Zenginlik yaratmamız gerekiyor. Vatandaşlara ve şirketlere de bu zenginliği yaratmaları için eşit bir oyun alanı sağlamalıyız” diyen Nestoras, “Çabalarımızı zenginlik yaratmaya odaklamadığımız sürece para nereden gelecek? Bu, bu rapor ve genel olarak kamu politikaları tarafından yanıtlanmayan bir soru” ifadelerini kullandı.

‘Uzun vadeli bir yaklaşım gerekli’

Avrupa Komisyonu gelecek çarşamba 2023’te Avrupa Birliği’nin mali kurallarında yapacağı değişiklikleri açıklayacak.

Bu çerçevede yürütme organının her bir üye ülkeye özel borç azaltma yolları önermesi bekleniyor. NEF’te kıdemli kampanya sorumlusu Sebastian Mang ise harcama kurallarının gelecekte gevşetilmesi gerektiğini vurguluyor.

Mang, Avrupa’nın 2024’ten sonra ihtiyacı olan şey, her yeni krize geçici yanıtlar vermek yerine, amaca uygun uzun vadeli bir yaklaşımdır. Kemer sıkma ekonomisi başarısız bir deney oldu. Gayri safi yurtiçi hasıladaki (GSYH) düşük büyüme, hükümetlerin vergi gelirlerinde düşüşe yol açarak devlet borçlarını arttırdı” dedi.

Kemerler sıkıldı, kamu borçları arttı

NEF ve Finance Watch’un raporu Yunanistan ve İtalya gibi daha fazla kemer sıkan ve kamu harcamalarında kesintiye giden ülkelerin aslında daha yüksek kamu borcu seviyelerine ulaştığını savunuyor.

Tedbirlerin harcanabilir gelir üzerindeki etkisi konusunda da farklılıklar tespit eden çalışma, Almanya’da maaşların finansal kriz öncesine kıyasla sadece yüzde 1 oranında düştüğünü işaret ederken, krizden en çok etkilenen ülkelerden İrlanda ve İspanya’da ortalama yüzde 27 oranında azaldığını gösterdi.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Uluslararası Af Örgütü’nden FIFA’nın Dünya Kupası Mektubuna Tepki

Londra merkezli Uluslararası Af Örgütü, Uluslararası Futbol Federasyonları Birliği’nin (FIFA) Katar’daki Dünya Kupası’na katılacak ülkelerden “futbola odaklanmalarını” ve “ahlak dersi vermeyi” bırakmalarını istediği mektubuna tepki gösterdi.

Af Örgütü’nün Ekonomik ve Sosyal Adalet biriminin direktörü Steve Cockburn, “Gianni Infantino dünyanın ‘futbola odaklanmasını istiyorsa”, çözüm basit: FIFA ciddi insan hakları sorunlarını halının altına süpürmek yerine, onları ele almakla işe başlayabilir” dedi.

Cockburn, “İlk adım da göçmen işçilere tazminat ödenmesi için bir fon kurulacağına dair taahhüdün turnuva başlamadan kamuoyu önünde verilmesi ve LGBT bireylerin ayrımcılık ve tacizle karşılaşmaması sağlamak olur. Hâlâ bunları yapmamış olmaları şaşkınlık verici” diye ekledi.

Uluslararası Futbol Federasyonları Birliği’nin (FIFA) Katar’da bu ay düzenlenecek Dünya Kupası’na katılacak ülkelerin federasyonlarına mektup gönderdiği ortaya çıktı.

FIFA Başkanı Gianni Infantino ve Genel Sekreter Fatma Samoura’nın imzasının bulunduğu mektupta, Dünya Kupası’nda yer alacak 32 ülkeye “Lütfen artık futbola odaklanalım” çağrısında bulunuldu.

“FIFA olarak biz, dünyanın geri kalanına ahlak dersi vermeksizin tüm düşünce ve inançlara saygı göstermeye çalışıyoruz” ifadesi yer alan mektupta, “Futbolun dış dünyadan kopuk şekilde yaşamadığını biliyoruz ve aynı şekilde dünya genelinde birçok siyasi zorluk ve güçlük olduğunun da farkındayız… Ancak lütfen futbolun her mevcut ideolojik ve siyasi savaşın içine çekilmesine de izin vermeyin” denildi.

İlk olarak Sky News tarafından haber yapılan mektup, AFP ajansınca FIFA’ya doğrulatıldı. Reuters’ın haberine göre, Avustralya Futbol Federasyonu da mektubun ellerine ulaştığını teyit etti.

Katar’a yönelik tepki ve protestolar

Katar’ın ev sahipliği, bu ülkedeki insan hakları ihlalleri ve yabancı işçilerin Dünya Kupası’na hazırlanan statlardaki çalışma koşulları nedeniyle uzun süredir tartışma konusu.

Eşcinselliğin yasa dışı kabul edildiği Katar’ın LGBTQ ve kadın hakları konusundaki duruşu da protestolara neden oluyor.

İngiltere ve Fransa dâhil sekiz Avrupa ülkesi, takım kaptanlarının Dünya Kupası maçlarında FIFA kurallarını ihlal etme pahasına gökkuşağı renkli ve “One Love” (Tek Aşk) yazılı pazı bandı takacağını duyurdu.

Danimarka, Katar’daki işçi ölümlerine dikkat çekmek için Dünya Kupası’na özel siyah renkli bir milli takım forması da tasarladı. Avustralya Futbol Federasyonu ve milli takım oyuncuları da geçen hafta yayımladıkları mesajda, Katar’daki göçmen işçilerin çalışma koşullarını ve LGBTQ bireyleri hedef alan yasaları eleştirdi.

Birçok teknik direktör ve federasyon da göçmen işçilerin ailelerine tazminat ödenmesi amacıyla bir fon oluşturulmasına yönelik çağrılara destek verdi.

Af Örgütü: Çözüm basit

Londra merkezli Uluslararası Af Örgütü, FIFA’nın mektubuna tepki gösterdi.

Af Örgütü’nün Ekonomik ve Sosyal Adalet biriminin direktörü Steve Cockburn, “Gianni Infantino dünyanın ‘futbola odaklanmasını istiyorsa”, çözüm basit: FIFA ciddi insan hakları sorunlarını halının altına süpürmek yerine, onları ele almakla işe başlayabilir” dedi.

Cockburn, “İlk adım da göçmen işçilere tazminat ödenmesi için bir fon kurulacağına dair taahhüdün turnuva başlamadan kamuoyu önünde verilmesi ve LGBT bireylerin ayrımcılık ve tacizle karşılaşmaması sağlamak olur. Hâlâ bunları yapmamış olmaları şaşkınlık verici” diye ekledi.

Katar’daki Dünya Kupası, 20 Kasım Pazar günü başlayacak ve 18 Aralık’taki final maçıyla sona erecek. Dünya Kupası’na katılacak takımların kadroları ise önümüzdeki hafta açıklanacak.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Pakistan’da İktidar İle Muhalefet Arasında Gerilim Yükseliyor

Pakistan’da eski Başbakan İmran Han’ın silahlı saldırıda yaralanmasının ardından, partisi ülke genelinde cuma namazının sonrası protestoda kararı aldı. İmran Han hükümeti, 10 Nisan’da parlamentoda yapılan güven oylamasında 174 ‘hayır’ oyuyla düşürülmüştü.

Ülkede 3 dönem başbakanlık yapan Navaz Şerif’in kardeşi Şahbaz Şerif, 11 Nisan’da mecliste düzenlenen seçimde 174 oyla salt çoğunluğun desteğini alarak başbakan seçilmişti.

Sputnik Türkçe‘nin Pakistan ulusal basınından aktardığı haberlere göre, İmran Han’ın liderliğini yaptığı Pakistan Adalet Hareketi (PTI), cuma namazından sonra Pakistan genelinde İmran Han’a yönelik saldırıyı protesto edecek.

Öte yandan polis, Han’a saldıran kişinin uyuşturucu bağımlısı olduğunu belirtti. Saldırganın 46 mermi satın aldığını ve saldırıdan önce bir caminin çatısına çıkmak istediğini aktaran polis, güvenlik güçlerinin buna izin vermediğini vurguladı.

Soruşturmaya göre, saldırgan 9 milimetrelik tabanca kullandı. Saldırganın üzerinde 2 şarjör ve 20 mermi ele geçirildi.

Olay yerinde ise 11 boş kovan bulundu. Bunlardan 9’unun tabanca, 2’sinin ise daha büyük bir silaha ait mermi olduğu belirtiliyor.

Hastane çevresinde bekleyiş sürüyor

Eski Pakistan Başbakanı Navaz Şerif, Twitter’dan yaptığı açıklamada, Han’a yönelik saldırıyı kınadı.

Lahor’daki Shaukat Hanum Hastanesi’nde tedavisi süren Han’ın sağlık durumu ise iyi. PTI destekçilerinin hastane çevresinde dünden bu yana bekleyişi sürüyor.​​​​​​​

Dün saldırıya uğramıştı

Konvoyuyla birlikte erken seçim talebiyle başkent İslamabad’a yürüyen Pakistan Adalet Hareketi Lideri İmran Han, Lahor kenti yakınlarında uğradığı saldırıda her iki bacağından yaralanmıştı. Saldırıda 1 kişi ölmüş, 7 kişi yaralanmıştı.

Olay, eski Başbakan Benazir Butto’nun 2007’de bir miting sırasında vurularak öldürülmesini ister istemez akıllara getirdi. İmran Han’a suikast girişimi ise önceki başbakanın istihbarat servisi ISI ile atışmasının ardından geldi.

Paylaşın

İran’dan Ahlak Polisini Kaldırma Sinyali: Doğru Yolu Göstermek, Polisin İşi Değil

İran’da doğrudan rejimin en tepesindeki dini lider Seyyid Ali Hüseyni Hamaney’e bağlı Kültürel Devrim Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Said Rıza Ameli, sokaklarda kadınların örtünmelerini denetleyen ve ahlak polisi diye bilinen “irşad devriyesi” uygulamasını üstü kapalı eleştirdi. 

Haber Merkezi / Konseyin bu yönde kararı olmadığını savunan Ameli, “İrşad polisiye mesele değildir” dedi. İran İslam Cumhuriyeti Haber Ağı (IRINN) televizyonuna konuşan Ameli’nin, polisin ancak uyarıda bulunabileceğini ama nasıl örtünüleceği konusunda eğitim verme görevi olmadığını söylemesi dikkat çekti. “Yol göstericilik” veya “rehberlik” anlamına gelen irşad, 2005’ten beri sokaklarda devriye gezerek kılık kıyafet kontrolü yapan polisleri tanımlamak için kullanılıyor.

İran’da eylül ortasında ‘tesettüre uygun olmayan’ giyimi gerekçesiyle gözaltına alındıktan sonra hayatını kaybeden 22 yaşındaki Mahsa Amini’nin ölümü sonrası başlayan protestolar devam ediyor.

Yurtdışı merkezli insan hakları örgütleri ve resmi makamlar, yaklaşık 7 haftadır süren gösteriler sırasında 250’den fazla göstericinin ve 30’dan fazla güvenlik görevlisinin öldüğünü belirtiyor.

Ne olmuştu?

İran’ın Sakız kentinden başkent Tahran’a akrabalarını ziyarete gelen Mahsa Amini erkek kardeşinin kullandığı aracı durduran ahlak polisince gözaltına alınmıştı. Kardeşine, nasihat edilip serbest bırakılacağı söylenerek götürülen genç kadının, gözaltına alındıktan iki saat sonra komaya girdiği ve kaldırıldığı hastanede öldüğü ortaya çıktı.

Devlet televizyonu Amini’nin dövüldüğü iddialarını yalanlayarak, polisin genç kadını “nasihat etmek ve eğitmek” üzere karakola götürdüğünü ve orada kalp krizi geçirdiğini söyledi. Akrabaları, kadının herhangi bir kalp rahatsızlığı olduğunu yalanladı.

Devlet televizyonu bir polis karakolunda Amini olduğu söylenen bir kadının oturduğu koltuktan bir yetkiliyle konuşmak üzere kalktıktan sonra yere düştüğünü gösteren güvenlik kamerası kayıtları yayınladı. Ancak görüntülerden kadının Amini olduğu doğrulanamadı.

Amini’nin dövülerek öldürüldüğü yolunda sosyal medyada yayılan iddialarını reddeden Tahran emniyeti açıklamasında, “Ayrıntılı araştırmalara göre, Amini’nin araca alınması sonrasında ve tutulduğu karakolda fiziksel bir temas olduğunu” reddetti.

Ancak, İran’ın yarı resmi Fars haber ajansı, Mahsa Amini’nin ahlak polisince dövülmesi nedeniyle komaya girdiğini duyurdu.

Şu ana kadar Tahran, Senendec, Kerec, Tebriz, Meşhed, Kiş, Kirman, Yezd, Reşt, Bender Abbas, Abadan, Kirmanşah, Erdebil, İsfahan, Urumiye, Kazvin, Zencan, İlam, Mazenderan, Hemedan başta olmak üzere birçok şehirde gösteriler düzenlendi. Birçok noktada eylemciler ile güvenlik güçleri arasında şiddetli arbede yaşandı.

İran’da kadınlara nasıl muamele yapılıyor?

İran, Afganistan’daki Taliban rejimi dışında kamusal alanda başörtüsü takmayı zorlayan tek ülke.

İranlı kadınların eğitime tam erişimi var, ev dışında çalışıyor ve kamu görevlerinde bulunuyorlar. Ancak, başörtüsü takmanın yanı sıra uzun, bol elbiseler de dahil olmak üzere halka açık yerlerde “mütevazı” giyinmeleri gerekiyor. Evli olmayan erkek ve kadınların birbirine yakın durması ve teması yasak.

1979 İslam Devrimi’nden sonraki günlere dayanan kurallar, “devletin her kademesinde yolsuzluk ve rüşvet gibi durumların aleniyet kazandığı ülkede” ahlak polisi tarafından uygulanıyor.

Resmi olarak Rehberlik Devriyesi olarak bilinen bu birimler, halka açık alanlarda geziyor ve hem erkeklerden hem de kadınlardan oluşuyor.

Uygulama, bir noktada ahlak polisini aşırı saldırgan olmakla suçlayan ve nispeten ılımlı olan eski Cumhurbaşkanı Hassan Ruhani döneminde yumuşatıldı. 2017 yılında kadınların kıyafet kurallarını ihlal ettikleri için tutuklanmayacağı sadece uyarılacağı açıklandı.

Ancak geçen yıl seçilen sert görüşlü Reisi yönetiminde, ahlak polisinin ajanları farklı bir uygulamaya geçti.

BM insan hakları ofisi, son aylarda genç kadınların yüzlerine tokat atıldığını, coplarla dövüldüklerini ve polis araçlarına alındıklarını söylüyor.

Paylaşın