Taliban, Kadınlara Eğitim Yasağını Eleştiren Profesörü Tutukladı

Ağustos 2021’de Afganistan’da yönetimi yeniden ele geçiren Taliban, kadınlara getirdiği eğitim yasağını açıkça eleştiren Prof. İsmail Mashal’ı tutukladı. 37 yaşındaki Mashal, Taliban tarafından “kışkırtıcı eylemler” yapmakla suçlandı.

Haber Merkezi / Prof. İsmail Mashal’ın tutuklandığı sırada Taliban güçlerince tokatlandığı ve yumruklandı iddia edildi.

Eski bir gazeteci olan Prof. Mashal, Kabil’de, gazetecilik, mühendislik ve bilgisayar mühendisliği gibi alanlarda eğitim veren özel bir üniversiteyi yönetiyordu. Üniversitenin öğrencilerinden 450’si de kadındı.

Afganistan ve Taliban

Taliban Afganistan’da yönetimi elinde bulunduran Diyubendi İslamcı hareket ve askeri organizasyondur. Kendilerine Afganistan İslam Emirliği demekte olup ülke içinde bir savaş (veya cihat) sürdürmüştür.

İslam şeriatını yayma amacıyla Molla Muhammed Ömer tarafından 1994 yılında kurulan Taliban’ın 2016’dan beri lideri Mevlevi Hibetullah Ahundzade’dir.

Taliban, 1996’dan 2001’e kadar, Afganistan’ın kabaca dörtte üçüne hükmetmiş ve kendilerine göre yorumladıkları şeriatı uygulamıştır. 1994 yılında Afgan İç Savaşı’nın önde gelen gruplarından biri olarak ortaya çıkmıştı ve büyük ölçüde Afganistan’ın doğu ve güneyindeki Peştun bölgelerindeki geleneksel İslami okullarda (medreselerde) eğitim görmüş ve Sovyet-Afgan Savaşı’nda savaşmış öğrencilerden (talebe) oluşmaktaydı.

Muhammed Ömer’in önderliğindeki hareket, Mücahid liderlerinden aldığı güçle Afganistan’ın çoğu bölgesine yayıldı. 1996’da totaliter Afganistan İslam Emirliği kuruldu ve Afganistan’ın başkenti Kandahar’a transfer edildi. 11 Eylül saldırılarının ardından Aralık 2001’de Amerikan liderliğindeki Afganistan işgaliyle devrilene kadar ülkenin çoğunu kontrol etti.

En etkin dönemlerinde, Taliban hükûmeti diplomatik olarak yalnızca Pakistan, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri tarafından tanındı. Grup daha sonra Afganistan Savaşı’nda Amerikan destekli Hamid Karzai yönetimine ve NATO liderliğindeki Uluslararası Güvenlik Destek Gücü’ne karşı bir direniş hareketi olarak yeniden bir araya geldi.

Taliban, birçok Afgan’a uygulanan sert muameleyle sonuçlanan şeriat yorumu nedeniyle uluslararası alanda kınandı. 1996’dan 2001’e kadar olan iktidarları sırasında, Taliban ve müttefikleri Afgan sivillere karşı katliamlar gerçekleştirdi, açlıktan ölmek üzere olan 160.000 sivile Birleşmiş Milletler’in gıda tedarikini engelledi ve yakıp yıkma taktiği uyarınca geniş ve verimli toprakları yakarak on binlerce evi yok etti.

Taliban, Afganistan’ı kontrol ederken, insanları veya diğer canlıları tasvir eden resimler ve filmler ile def haricinde bir enstrümanın kullanıldığı müziği yasakladı, kadınların okula gitmesini engelledi, kadınların sağlık hizmetleri dışındaki işlerde çalışmasını yasakladı (erkek doktorların kadınları görmesi de yasaklandığı için) ve kadınların dışarıda bir erkek akraba ile dolaşmalarını ve burka giymelerini zorunlu kıldı.

Belirli kuralları çiğneyen kadınlar alenen kırbaçlandı veya idam edildi. Dini ve etnik azınlıklar, Taliban yönetimi altında ağır bir şekilde ayrımcılığa uğradı. Birleşmiş Milletler’e göre, 2010’da Afgan sivil ölümlerinin %76’sından, 2011 ve 2012’de ise %80’inden Taliban ve müttefikleri sorumluydu. Kültürel soykırıma da girişen Taliban, Bamyan’ın 1500 yıllık Buda heykelleri de dahil olmak üzere çok sayıda anıtı yok etmiştir.

Taliban’ın ideolojisi; Diyubendi köktendinciliği ve militan İslamcılığın, Peştunvali olarak bilinen Peştun sosyal ve kültürel normlarıyla birleştirilmesine dayanan “yeni” bir şeriat hukuku biçimi olarak tanımlanmıştır.

Uluslararası topluluklar ve Afgan hükûmeti; sıklıkla Pakistan’ın Servislerarası İstihbarat’ını ve ordusunu; kuruluşunda, iktidarda oldukları süre boyunca ve direniş süreci boyunca Taliban’a destek sağlamakla suçlamıştır. Pakistan ise 11 Eylül saldırılarından sonra gruba yönelik tüm desteğini kestiğini belirtmiştir. 2001 yılında, El Kaide lideri Usame bin Ladin komutasındaki 2.500 Arap’ın Taliban için savaştığı bildirilmiştir.

2020’nin Şubat ayında Trump yönetimi, 1 Mayıs 2021 itibarıyla tüm Amerikan güçlerinin Afganistan’dan çekileceğine dair Taliban ile anlaşma imzaladı. Karşılığında Taliban, El Kaide gibi terörist gruplarıyla bağlantısını kesecek, şiddeti azaltacak ve Amerika destekli Afgan hükûmetiyle müzakere edecekti. Her iki taraf da bu anlaşmanın şartlarını tam olarak yerine getirmese de, çekilme başladı.

15 Ağustos 2021’de Kabil’in düşmesiyle Taliban, Afganistan yönetimine tekrar sahip oldu.

Paylaşın

NATO Üyelik Süreci: İsveç Terörle Mücadele Yasasını Sertleştiriyor

İsveç Adalet Bakanı Gunnar Strommer, 2017 yılında kendisini IŞİD mensubu olarak tanımlayan bir saldırganın başkent Stockholm’de çalıntı bir kamyonu yayaların üzerine sürerek beş kişinin ölümüne yol açtığı terör saldırısına atıfta bulunarak bu saldırı sonrasında terörle mücadele yasalarının sertleştirilmesi gerekliliği doğduğunu söyledi.

Stockholm’de aşırı sağcı bir politikacının Kur’an yakma eylemiyle tırmanan gerilime de işaret eden Strommer, söylemin giderek sertleşmeye başladığını, İsveç’e yönelik tehditlerin büyüdüğünü kaydetti.

İsveç Adalet Bakanı Gunnar Strommer, ülkenin terörle mücadele yasalarında yapılması planlanan değişikliklerle ilgili açıklamalarda bulundu.

Terörle mücadele yasalarının sertleştirilmesiyle suç tanımının genişleyeceğini kaydeden Strommer, terör örgütü olarak sınıflandırılan örgütleri destekleyen kişilere karşı İsveç makamlarının daha kolay bir şekilde harekete geçebileceğini vurguladı. Strommer şimdiye kadar zanlıların, sadece eylemlerinin belirli bir terör olayıyla bağlantılı olması durumunda cezai takibata uğradığını, yeni yasanın her tür bağlantıyı kapsayacağını belirtti.

Yeni terörle mücadele yasasının Haziran ayında yürürlüğe girmesi bekleniyor.

Türkiye’nin talepleri arasındaydı

İsveç hükümeti, NATO üyeliğine onay karşılığı Türkiye’nin terörle mücadele alanında talep ettiği koşulları yerine getirebilmek için yasal değişikliklere gideceğini açıklamıştı. Türkiye, başta PKK ve Gülen yapılanması olmak üzere terörist olarak sınıflandırdığı kişilerin iadesini ve “terör örgütlerine desteğin” kesilmesini talep ediyor.

PKK İsveç’te terör örgütü olarak sınıflandırılmasına rağmen Suriye’de faaliyet gösteren YPGya da Türkiye’nin “Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ)” olarak tanımladığı Gülen yapılanması terör örgütleri listesinde yer almıyor.

“İsveç’e yönelik tehditler büyüyor”

İsveç Adalet Bakanı Gunnar Strommer, 2017 yılında kendisini IŞİD mensubu olarak tanımlayan bir saldırganın başkent Stockholm’de çalıntı bir kamyonu yayaların üzerine sürerek beş kişinin ölümüne yol açtığı terör saldırısına atıfta bulunarak bu saldırı sonrasında terörle mücadele yasalarının sertleştirilmesi gerekliliği doğduğunu söyledi.

Stockholm’de aşırı sağcı bir politikacının Kur’an yakma eylemiyle tırmanan gerilime de işaret eden Strommer, söylemin giderek sertleşmeye başladığını, İsveç’e yönelik tehditlerin büyüdüğünü kaydetti.

Paylaşın

ABD Kongresi’nden Başkan Biden’a Türkiye Ve F-16 Çağrısı

ABD’de 29 Demokrat ve Cumhuriyetçi senatör Başkan Joe Biden’a yazdıkları mektupta, iki İskandinav ülkesinin İsveç ve Finlandiya’nın Türkiye’nin öne sürdüğü şartları yerine getirmek için “tam ve iyi niyetli çaba” içinde olduklarını yazdı.

Senatörler, “NATO’ya katılım protokolleri Türkiye tarafından onaylandıktan sonra Kongre, F-16 savaş uçaklarının satışını değerlendirebilir. Ancak bunu yapmada başarısızlık, bekleyen bu satışın sorgulanmasına neden olur” dediler.

Kongre bu mektupla ilk kez Türkiye’ye F-16 satışını iki İskandinav ülkesinin NATO’ya katılımıyla doğrudan ve açıkça ilişkilendirmiş oldu.

ABD’de her iki siyasi partiden senatörler, Başkan Biden’a mektup yazarak Türkiye’ye F-16 satışının, İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya katılım protokolleri onaylanana kadar geciktirilmesi çağrısında bulundu.

Türkiye ile karşılıklı fayda sağlayan güvenlik ilişkisinin, ABD’nin çıkarına olduğunu belirten senatörler, “Protokollerin onaylanmaması ya da onay için bir takvim sunulmaması, Rusya’nın Ukrayna işgalini sürdürdüğü sırada İttifak’ın birliğini tehdit etmektedir.” ifadelerini kullandı.

ABD Senatosu NATO Gözlemci Grubu’nun Eş Başkanları olan Demokrat Senatör Jeanne Shaheen ve Cumhuriyetçi Thom Tillis, Başkan Biden’a gönderdikleri mektupta, Türkiye’nin İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya üyelik protokollerini onaylamakta gecikmesine ilişkin endişelerini ifade etti.

“İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya üye olmaları ittifakı daha da güçlendirecek”

Senatörler mektupta, NATO protokolleri onaylanana kadar Kongre’nin, Türkiye’ye F-16 savaş uçağı satışının değerlendirmeye başlamaması gerektiği görüşünü dile getirdi. Senatörler, İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya üye olmalarının Rusya’nın Ukrayna işgalini sürdürdüğü sırada ittifakı daha da güçlendireceğini vurguladı.

ABD’li senatörler “Türkiye ile verimli ve karşılıklı fayda sağlayan bir güvenlik ilişkisi ABD’nin çıkarınadır. Hükümetin İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya katılım protokollerini onaylamasını bekliyoruz. Protokollerin onaylanmaması ya da onay için bir takvim sunulmaması, Rusya’nın Ukrayna işgalini sürdürdüğü sırada İttifak’ın birliğini tehdit etmektedir.” ifadelerini kullandı.

Ukrayna’nın işgali karşısında NATO’nun güçlü bir tavır gösterdiğinin altını çizen senatörler, “Putin Ukrayna’yı işgal ettiğinde transatlantik ittifakın parçalanmasını umuyordu ancak ABD ve müttefikleri daha önce benzeri görülmemiş bir birlik ve güç sergiledi” diye yazdı.

ABD’li senatörler Başkan Biden’a ABD’nin Türkiye Büyükelçisi, ABD’nin NATO temsilciliği, İsveç ve Finlandiya dahil olmak üzere müttefiklerle diyalogu sürdürmesi ve Türkiye’nin de transatlantik birliğin desteklenmesi için hızla harekete geçmeye teşvik edilmesi çağrısında bulundu.

“İsveç ve Finlandiya iyi niyetle çaba gösterdi”

Türkiye’nin güvenlik kaygılarını dile getirmesi üzerine Madrid’de düzenlenen NATO Zirvesi sırasında, üçlü mutabakat zaptı imzalandığını hatırlatan senatörler, “O zamandan bu yana İsveç ve Finlandiya, uluslararası terörizm ve İsveç ve Finlandiya’nın yanı sıra ABD ile AB’nin terör örgütü listesinde bulunan PKK ile mücadeleye yönelik çabaların artırılması dahil, anlaşmada gündeme getirilen kaygıları gidermek üzere çalıştı” diye yazdı.

İsveç ve Finlandiya’nın silah ihracatına ilişkin düzenlemeleri gözden geçirmek üzere süreç başlattığını belirten senatörler, İsveç’in son dönemde savunma endüstrisinden Türkiye’ye askeri ekipman gönderilmesi için ilk ihracat lisanslarından birini verdiğine de dikkat çekti. Finlandiya’nın da benzer şekilde ihracat lisansı vermeyi değerlendirdiği belirtildi.

Senatörler İsveç ve Finlandiya’nın Türkiye’nin talep ettiği koşulları yerine getirmek için iyi niyetli çaba göstermesine ve sağlanan ilerlemeye rağmen, Türkiye’nin protokolleri onaylamadığını ve protokollerin onayının değerlendirilmesi konusunda bir takvim vermeye yanaşmadığını belirtti.

Mektupta Türkiye’nin Rusya’nın Ukrayna işgali devam ederken değerli bir NATO müttefiki olduğunu gösterdiği; ancak Türkiye’nin bu iki ülkenin NATO üyeliklerini onaylamamasının ilişkilere gölge düşürdüğü ifade edildi.

İsveç ve Finlandiya’nın NATO protokollerinin onaylanmamasının, “İttifak’ın güvenliğinin yanı sıra Avrupa ve Vladimir Putin’in tehdit etmeye devam ettiği uluslararası dünya düzeni açısından bir risk oluşturduğu” vurgulandı.

“Türkiye protokolleri onayladığında Kongre F-16 satışını değerlendirebilir”

Biden yönetiminin Türkiye’ye F-16 satışına destek vermesinin ve iki ülkenin işbirliği yaptığı güvenlik önceliklerinin desteklenmesinin, demokratik müttefiklere destek konusunda ortak bir anlayışa dayandığı dile getirildi.

Mektupta, “NATO katılım protokolleri Türkiye tarafından onaylandığında, Kongre F-16 satışını değerlendirebilir. Ancak protokollerin onaylanmaması satışın sorgulanmasına yol açacaktır” ifadeleri yer aldı.

Başkan Biden’a gönderilen mektupta her iki siyasi partiden toplam 29 senatörün imzası bulunuyor. Senato Dış İlişkiler Komisyonu Başkanı Demokrat Senatör Bob Menendez’in Türkiye’ye F-16 satışına ısrarla karşı çıktığı biliniyor.

Senato Dış İlişkiler Komisyonu üyelerinden Demokrat Senatör Chris Van Hollen da Çarşamba günü Politico haber sitesine verdiği bir söyleşide, özellikle Türkiye’nin NATO’nun genişlemesi konusundaki tavrını gündeme getirerek, Türkiye’ye F-16 satılmaması gerektiği görüşünü dile getirmiş, “Bu benim şahsi görüşüm ancak Senato’da çoğunluğun hissiyatını yansıttığını düşünüyorum” demişti.

Paylaşın

İsveç Ve Finlandiya’dan NATO Üyeliği Açıklaması: Birlikte Hareket Edeceğiz

İsveç’in başkenti Stockholm’de bir araya gelen Finlandiya ve İsveç’in Başbakanları Sanna Marin ve Ulf Kristersson, NATO (Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü) üyeliği sürecini birlikte yürütmeye kararlı olduklarını söylediler.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Stockholm’de Kuran-ı Kerim’in yakılması ve yırtılması eylemlerinin ardından İsveç’in NATO üyeliğini desteklemeyeceklerini bildirmişti. Buna karşın Erdoğan Finlandiya’nın üyelik başvurusuna ise olumlu yaklaştıklarının sinyalini vermişti.

Finlandiya ve İsveç’in Başbakanları Sanna Marin ve Ulf Kristersson, Perşembe günü İsveç’in başkenti Stockholm’de bir araya geldi.

Görüşmelerinin ardından ortak basın toplantısı düzenleyen liderler, Türkiye’nin son dönemde İsveç’e yönelik itirazı ve Finlandiya’ya yeşil ışık yakmasına rağmen NATO üyeliği sürecini birlikte yürütmeye kararlı olduklarını söyledi.

Ocak ayında Türkiye’nin Stockholm’deki diplomatik temsilciliği önünde aşırı sağ görüşlü bir kişinin Kuran yakma eylemi, Türkiye ile İsveç arasındaki gerilimi tırmandırmış; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin İsveç’ten önce Finlandiya’nın NATO üyeliğini onaylayabileceğini söylemişti.

Ancak Finlandiya Başbakanı Marin, iki kuzey ülkesinin güvenliklerinin birbirlerine karşılıklı olarak bağlı olduğunu; bir ülkenin NATO üyesi olup diğerinin olmaması gibi bir durumun söz konusu olmayacağını söyledi: İsveç’in sınıftaki sorunlu çocuk gibi resmedildiği bu atmosferden, bu durumdan hoşlanmıyorum. Bence şu an durum bu değil. İki ülkenin NATO’ya birlikte olması herkesin çıkarına.

Finlandiya Başbakanı Marin ayrıca, “İsveç de NATO üyeliği için gerekli tüm şartları sağlıyor” diye ekledi.

İsveç Başbakanı Kristersson da, ülkesinin geçen yıl imzalanan mutabakata bağlı olduğunu ve buna aykırı bir adım atmadığını savundu. Kristersson, son yaşanan Kuran yakma eylemlerinin bu konuyla ilgisi olmadığını söyledi ve ekledi: Bu yola beraber çıktık ve üyelik yolculuğunu beraber sürdüreceğiz.

Türkiye’nin çekinceleri

Avrupa Birliği’nin (AB) iki İskandinav üyesi İsveç ve Finlandiya, Rusya’nın Ukrayna’ya saldırması üzerine geçtiğimiz yılın Mayıs ayında NATO’ya katılmak için başvurdu. NATO iki ülkeyi bünyesine almak istiyor ancak bunun için ittifak üyesi 30 ülkenin tamamının onayı gerekiyor.

Ancak Türkiye iki ülkenin NATO’ya katılmalarına çekince koymuş, bu tutumuna gerekçe olarak da iki ülkenin “teröristlerle mücadele konusunda yeterince kararlı olmamasını” göstermişti.

Son olarak Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Stockholm’de Kuran-ı Kerim’in yakılması ve yırtılması eylemlerinin ardından İsveç’in NATO üyeliğini desteklemeyeceklerini bildirdi.

Buna karşın Erdoğan Finlandiya’nın üyelik başvurusuna ise olumlu yaklaştıklarının sinyalini verdi. Perşembe günü Fin gazetesi “Ilta-Sanomat” tarafından yayınlanan bir ankete katılanların çoğunluğu, İsveç’in başvurusunun onaylanmasının uzaması halinde Finlandiya’nın beklememesi gerektiğini savundu.

Şimdiye kadar 28 NATO ülkesi İsveç ve Finlandiya’nın başvurusuna onay verirken Türkiye ve Macaristan bu konuda henüz yeşil ışık yakmadı.

Paylaşın

Yolsuzlukla Suçlanan İki Milletvekilinin Dokunulmazlığı Kaldırıldı

Avrupa Parlamentosu’ndaki yolsuzluk soruşturmasında adı geçen Belçikalı parlamenter Marc Tarabella ve İtalyan milletvekili Andrea Cozzolino’nun dokunulmazlıkları kaldırıldı. Her iki milletvekili de suçlamaları reddediyor.

Karar Avrupa Parlamentosu üyeleri ve Belçika makamlarına resmi olarak iletildikten sonra süreç tamamlanacak. Cozzolino ve Tarabella’nın dokunulmazlıklarının kaldırılması süreci geçen ay başlatılmıştı.

Avrupa Parlamentosu Yasal İşler Komitesi, 31 Ocak’ta oy birliğiyle dokunulmazlıklarının kaldırılması yönünde karar almıştı.

Oylamaya katılan Belçikalı parlementer Marc Tarabella, diğer milletvekilleriyle birlikte kendi dokunulmazlığının kaldırılması yönünde oy kullandı.

Tarabella, dokunulmazlığının kaldırılması nedeniyle mutlu olduğunu belirterek bunun, yargı önünde kendisini ifade etmesini sağlayacağını söyledi. “Masum olduğunu” savunan Tarabella, yasal sürece saygısından dolayı bugüne kadar konuşmadığını ifade etti.

“Temiz Eller” operasyonu kapsamında gözaltına alınan eski Avrupa Parlamentosu üyesi Pier Antonio Panzeri, itirafçı olarak Belçika yargısıyla işbirliği yapacağını bildirmişti. Panzeri’nin ifadesinde, Tarabella’nın “bir veya daha fazla yabancı ülkeden” birkaç kez 120 bin ile 140 bin euro arasında rüşvet aldığını söylediği belirtiliyor.

İtalyan parlamenter Cozzolino da, Katar ve Fas’a zarar verebilecek karar alma sürecini engellemeye çalışmakla suçlanıyor. Rüşvet skandalının baş şüphelilerinden biri olan eski Avrupa Parlamentosu Başkan Yardımcısı Eva Kaili ile yardımcısı ve erkek arkadaşı Francesco Giorgi, Panzeri ile birlikte halen tutuklu bulunuyor.

“Masum olduğunu” savunan Tarabella, yasal sürece saygısından dolayı bugüne kadar konuşmadığını ifade etti.

Yolsuzluk soruşturması

Belçikalı makamların yürüttüğü yolsuzluk, rüşvet ve kara para aklama soruşturması kapsamında, Aralık 2022’de çok sayıda noktada aramalar yapılmış, 1,5 milyon euro nakit para ele geçirilmiş ve 4 kişi gözaltına alınmıştı.

Gözaltına alınan kişilerin AP Başkan Yardımcılığı görevi sona erdirilen Yunan milletvekili Eva Kaili, eski İtalyan AP Milletvekili Pier Antonio Panzeri, AP’de asistan olarak çalışan Kaili’nin erkek arkadaşı Francesco Giorgi ve hukukun üstünlüğü konularında çalışan sivil toplum kuruluşunun yöneticisi Niccolo Figa-Talamanca olduğu açıklanmıştı.

Giorgi’nin, ifadesinde iki AP milletvekili Andrea Cozzolino ile Marc Tarabella’nın Panzeri’den para aldığını söylediği ileri sürülmüştü.

AP Başkanı Roberta Metsola, Cozzolino ile Tarabella’nın dokunulmazlıklarının kaldırılması için süreç başlatmıştı.

Bu kişilerin, AP’nin ekonomik ve siyasi kararlarını etkilemek üzere Katar’dan rüşvet aldıkları iddia edilmişti. Konuyla ilgili haberlerde adı geçen Katar, iddiaları reddetmişti.

Daha sonraki haberlerde Fas’ın da bu kişilere rüşvet verdiği iddia edilmiş, Fas istihbaratı ile Fas’ın Varşova Büyükelçisi Abderrahim Atmoun’un şüphelilerle görüştüğü ileri sürülmüştü.

Paylaşın

İsrail’den Abluka Altındaki Gazze Şeridi’ne Hava Saldırısı

Filistin, İsrail’in Gazze Şeridi’nde bulunan bazı noktalara hava saldırısı düzenlendiğini duyurdu. İsrail ise ‘Hamas’a ait bir silah üretim tesisini’ vurduğunu bildirdi. Can kaybı ve yaralanmalara ilişkin bilgi paylaşılmadı.

Filistin resmi haber ajansı Wafa’nın aktardığına göre, İsrail’e ait savaş uçakları Gazze Şeridi’nin orta kesimlerinde bir bölgeye üç roketle saldırdı. Saldırıya hedef olan bölgede yangın çıktı, yakınlarındaki sivil yerleşimlerde maddi hasar meydana geldi.

Kentin güneybatı kesimindeki Şeyh Aclin bölgesine de iki roketle düzenlenen ikinci hava saldırısındaki hedeflerde maddi hasarlar oluştu.

İsrail savaş uçakları ayrıca Gazze’nin orta ve kuzey kesimlerindeki tarım alanlarını ve Beyt Lahye beldesinin kuzeyindeki bir noktayı da bombaladı. Saldırılar sonucu can kaybı ve yaralanmalara ilişkin bilgi paylaşılmadı.

İsrail Savunma Kuvvetleri, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Bugün erken saatlerde Gazze’den İsrail’e roket fırlatılmasına yanıt olarak İsrail ordusu savaş uçakları, ham kimyasal madde üretimi yapılan bir tesis ile Hamas terör örgütüne ait bir silah üretim tesisini vurdu” ifadelerine yer verdi.

Açıklamada, “İsrail Savunma Kuvvetleri, Gazze kaynaklı tüm terör faaliyetlerinden Hamas’ı sorumlu tutuyor ve Hamas, İsrail’e yönelik güvenlik ihlallerinin sonuçlarına katlanacak” denildi.

Son dönemde yaşanan saldırılar

İşgal altındaki Batı Şeria’nın kuzeyinde bulunan Cenin Mülteci Kampı’na İsrail ordusunun 26 Ocak’ta düzenlediği baskında 10 Filistinlinin öldürülmesini, Doğu Kudüs’teki bir yasadışı Yahudi yerleşim biriminde yedi İsraillinin hayatını kaybettiği saldırı izlemişti.

İşgal altındaki Doğu Kudüs’ün Silvan Mahallesi’nde de 28 Ocak Cumartesi günü 13 yaşında bir Filistinlinin düzenlediği silahlı saldırıda biri ağır, iki İsrailliyi yaralamasıyla bölgede şiddet tırmanmıştı.

İsrail ordusu ve Yahudi yerleşimcilerin açtığı ateş sonucu yılbaşından bu yana aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu 35 Filistinli öldürüldü.

Uluslararası Af Örgütü’nün 1 Şubat 2023’te paylaştığı verilere göre, İsrail güçleri 31 Ocak 2022’den bu yana geçen bir sene içinde en az 220 Filistinliyi öldürdü.

Paylaşın

Birleşik Krallık’ta Yaklaşık Yarım Milyon Kişi İş Bıraktı

İngiltere, İskoçya, Galler ve Kuzey İrlanda’dan oluşan Birleşik Krallık’ta kamu işçilerinin de aralarında bulunduğu yarım milyon kişi, iyileştirilmiş çalışma şartları için greve gitti. Grev en az son 10 yılın en büyük ve kapsamlı grevi olma özelliği taşıyor.

Öğretmen, devlet memuru, demiryolu ve otobüs görevlisi ve üniversite çalışanı yüzbinlerce kişi seslerini duyurmak için Parlamento meydanına yürüdü. Ülkede, birçok sendika grev hareketlerini birleştirme kararı almıştı.

azı sendikaların tarihlerinde ilk defa ya da onlarca yıldır ilk kez iş bırakma kararı aldığı ülkede, 300 bin öğretmen, 100 bin devlet memuru, 70 bin üniversite çalışanı ve 100 bin makinist bugün iş bıraktı. Bugün greve katılanlar şu şekilde:

– İngiltere ve Galler’de yaklaşık 100 bin öğretmenin ve okullardaki yardımcı personelin bugün greve çıkması bekleniyor. Grevin 26 bin okuldan 23 binini etkilemesi öngörülüyor.

– İskoçya’da çok sayıda öğretmen işi bırakıyor

– Birleşik Krallık çapında 150 üniversitede binlerce kişinin greve katılması bekleniyor.

– Toplamda 124 bakanlık ve hükümet departmanında çalışan yaklaşık 100 bin devlet memuru da ücret ve çalışma koşulları sebebiyle grevde.

– İngiltere’de çok sayıda makinist işi bırakıyor.

– Başkent Londra’da bazı otobüs şoförleri de grevde.

Yetersiz ücret artışları, artan fiyatlar

Yıllık tüketici enflasyonunun Eylül 2022’de yüzde 11,1 ile son 41 yılın en yüksek seviyesini gördüğü ülkede son aylarda devam eden grevlerin en önemli nedenlerinden biri, ücret artışı tekliflerinin tüketici fiyatlarında görülen bu artışın gerisinde kalması olarak gösteriliyor.

Mali Çalışmalar Enstitüsüne’ne göre öğretmenlerin maaşları 2010-2022 yılları arasında reel olarak ortalama yüzde 11 azaldı. Sendikaların hesaplamalarına göre ise bu oran gerçekte yüzde 23.

İngiltere ve Galler’de 2022 yılında öğretmenler yalnızca yüzde 5 zam alırken Kuzey İrlanda’da bu oran yüzde 3,2’de kalmıştı.

İngiltere’de, demiryolu çalışanlarının ücret, iş güvenliği ve çalışma koşulları sebebiyle katıldığı grev, ülke genelinde büyük ulaşım sıkıntılarına neden olmaya devam ediyor.

İngiltere’nin başkenti Londra’da grev sonucunda raylı sistem ulaşım servislerinin bir kısmı askıya alınırken bir kısmı aralıklı olarak hizmet veriyor.

İngiltere’nin başkenti Londra’nın simgelerinden olan Big Ben saat kulesinin önünde toplanan Kamu ve Ticari Hizmetler Sendikası (PCS) üyeleri de ücretler, emekli maaşı ödemeleri, iş güvenliği ve işten çıkarma süreçlerinde yaşanan mağduriyetleri protesto etti.

Hükümet, grev hakkını kısıtlamaya hazırlanıyor

Öte yandan, Birleşik Krallık’ta grevleri kısıtlayan yasa tasarısı dün (31 Ocak) Avam Kamarası’ndan geçmişti.

Bazı sektörlerdeki grevler sırasında minimum düzeyde hizmet sağlanmasını öngören ve Avam Kamarası’nda 246’ya karşı 315 oyla kabul edilen tasarı, Lordlar Kamarası’nın da onayı halinde yasalaşacak.

Tasarı, aralarında demiryolları ve acil durum hizmetleri gibi alanlarda grevler sırasında bazı çalışanların işbaşı yapmalarını, bunu reddedenlerin işten atılabilmelerini öngörüyor. İngiltere, İskoçya ve Galler’de geçerli olması öngörülen tasarıda, bakanlara itfaiye, ambulans ve demiryolu hizmetlerinde minimum düzeyde hizmet verilmesini zorunlu kılma yetkisi veriliyor.

Birleşik Krallık’ta enflasyon ve grevler

İngiltere’de enflasyon, enerji ve gıda fiyatları öncülüğünde yükselişini sürdürerek Eylül 2022’de yıllık yüzde 11,1 ile son 41 yılın zirvesine ulaşmıştı. Birleşik Krallık Ulusal İstatistik Ofisi (ONS) verilerine göre, yıllık tüketici enflasyonu Aralık 2022’de gerileyerek yüzde 9,2 oranında ölçüldü.

Enflasyonun son yılların en yüksek seviyelerde izlediği ülkede, enflasyon altında teklif edilen maaş zamları nedeniyle son aylarda farklı sektörlerde çok sayıda işçi sendikası toplu grev kararları aldı.

Grev kararı alanlar arasında metro çalışanları, otobüs şoförleri ve UBER sürücüleri, öğretmenler, liman işçileri, ceza avukatları, sağlık çalışanları, temizlik işçileri, havacılık ve posta servisi çalışanları yer alıyor.

Ülkede hemşireler 15 Aralık 2022’de sendika tarihinde ilk kez greve giderken, grev kararlarının yanı sıra hayat pahalılığı ve kemer sıkma politikalarını protesto eden binlerce kişi de başkent Londra başta olmak üzere ülke genelinde sıklıkla gösteriler düzenliyor.

Paylaşın

İsveç Başbakanı’ndan “Kur’an Yakma Eylemleri” Açıklaması: Kullanışlı Aptallar

Ülkedeki Kur’an yakma eylemleri konusunda açıklamalarda bulunan İsveç Başbakanı Ulf Kristersson, “Mevcut güvenlik ortamında bu türden eylemleri düzenleyen grup ve kişiler İsveç’e zarar vermek isteyen güçler için kullanışlı aptallar oldu” dedi.

Kristersson, İsveç hükümetinin gerginliğin yatıştırılması için diplomatik girişimlerini sürdürdüğünü ve kendisinin bu doğrultuda BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ile bir telefon görüşmesi yaptığını ifade etti.

İsveç Başbakanı Ulf Kristersson İsveç’teki parti liderleriyle basına kapalı yaptığı görüşmenin ardından düzenlediği basın toplantısında ülkedeki Kur’an yakma eylemleri konusunda açıklamalarda bulundu.

“Yabancı aktörlerin, hatta devlet aktörlerinin bu yaşananları İsveç’in güvenliğine doğrudan zarar verecek şekilde kışkırtmaya çalıştığını gördük” diyen İsveç Başbakanı, “Mevcut güvenlik ortamında bu türden eylemleri düzenleyen grup ve kişiler İsveç’e zarar vermek isteyen güçler için kullanışlı aptallar oldu” dedi.

Kristersson, İsveç hükümetinin gerginliğin yatıştırılması için diplomatik girişimlerini sürdürdüğünü ve kendisinin bu doğrultuda BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ile bir telefon görüşmesi yaptığını ifade etti.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan soruşturma

Öte yandan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Türkiye’nin İsveç Büyükelçiliği önünde Kur’an-ı Kerim yakan aşırı sağcı İsveçli siyasetçi Rasmus Paludan ve Hollanda Parlamentosu önünde Kur’an-ı Kerim yırtan Irkçı Batı’nın İslamlaşmasına Karşı Vatansever Avrupalılar (PEGIDA) hareketi lideri Edwin Wagensveld hakkında “halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme ve halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama” suçlarından resen soruşturma başlattı.

Başsavcılık tarafından yapılan yazılı açıklamada, “söz konusu şüpheliler tarafından İslam Dininin kutsal değerleri olan Kur’an-ı Kerim ve İslam Peygamberi Hazreti Muhammed’e yönelik olarak halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme ve halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama niteliğinde eylemler yapıldığı anlaşılmakla; Cumhuriyet Başsavcılığımız tarafından iddia konusu olaylara ilişkin olarak işin gerçeğinin araştırılması amacıyla şüpheliler hakkında müsnet eylemleri sebebiyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 12. ve 13. maddeleri uyarınca halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme ve halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama suçlarından eylemlerine uyan 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun 216/1 ve 216/3 maddeleri uyarınca 2023/27095 soruşturma numarasıyla resen soruşturmaya başlanılmıştır” ifadeleri yer aldı.

Ne olmuştu?

İsveç’te Danimarka’nın aşırı sağcı siyasi partisi Hard Line’ın lideri Rasmus Paludan tarafından düzenlenen eylemde Türkiye’nin Stockholm Büyükelçiliği önünde Kur’an-Kerim’in yakılması, NATO’ya üyelik sürecinde Türkiye’nin vetosu ile karşı karşıya olan İsveç ile Türkiye arasında yeni bir gerginliğe neden olmuştu. Eylemlerin ardından İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya katılım sürecinde Türkiye’nin vetosunu kaldırması için oluşturulan üçlü mekanizma Ankara’nın talebi üzerine iptal edilmişti.

Paylaşın

Fransa’da 1 Milyondan Fazla Kişi “Emeklilik Reformunu” Protesto Etti

Fransa’da başta başkent Paris olmak üzere Lille, Toulouse, Nice, Nantes, Rennes gibi kentler de 1 milyondan fazla kişi emeklilik yaşının 62’den 64’e yükseltilmesini öngören yasal düzenlemeyi protesto etti.

Ellerinde “Daha az çalışmak, daha çok yaşamak”, “Metro, iş, tabut” ve 61 yaşındaki Fransa Başbakanı Elisabeth Borne’yi kastederek “Elisabeth için de 60 yaşta emeklilik istiyoruz” pankartları taşıyan gruptakiler, hükümetin emeklilik reformundan vazgeçmesini talep etti.

Fransa’da emeklilik yaşını 62’den 64’e çıkarmayı amaçlayan ’emeklilik reformuna’ karşı ülke genelindeki gösterilere 1 milyondan fazla kişi katıldı. Hükümetin ’emeklilik reformuna’ karşı ülke genelinde eğitim, toplu taşıma, havacılık, enerji ve kamu sektörü çalışanları greve gitti.

Başkent Paris, Lille, Toulouse, Nice, Nantes, Rennes gibi kentler de dahil 300’den fazla noktada gösteri düzenlendi. Paris’te İtalya Meydanı’nda toplanan yurttaşlar, buradan hep birlikte sloganlar atarak Vauban Meydanı’na yürüdü.

Ellerinde “Daha az çalışmak, daha çok yaşamak”, “Metro, iş, tabut” ve 61 yaşındaki Fransa Başbakanı Elisabeth Borne’yi kastederek “Elisabeth için de 60 yaşta emeklilik istiyoruz” pankartları taşıyan gruptakiler, hükümetin emeklilik reformundan vazgeçmesini talep etti.

Paris’teki gösteride polis ve bazı göstericiler arasında gerginlik yaşandı. Polis göstericilere karşı biber gazı ve cop kullandı. Göstericilerden polise şişe ve taş atanlar oldu. Gruptakiler güzergahtaki çöpleri yaktı.

Paris Belediyesi de emeklilik reformu karşıtı toplumsal hareketle dayanışma için kapalı kaldı.

Auvergne-Rhone-Alpes ve Rhone Valiliği’nce Twitter’dan yapılan paylaşımda, Lyon kentindeki gösteride Fransa ve Avrupa Birliği (AB) bayraklarına zarar verilmesi kınanarak, “Bu eylemler Cumhuriyet ilkelerine aykırı” denildi.

Fransa’nın en büyük işçi sendikası olan Genel İş Sendikası (CGT), başkent Paris’teki gösteriye 500 bin kişinin, ülke genelindeki gösterilere ise toplam 2,8 milyon kişinin katıldığını açıkladı.

Fransa basınının emniyet kaynaklarına dayandırdığı verilere göre, 87 bini Paris’te olmak üzere ülke genelindeki gösterilere toplam 1 milyon 272 bin kişi katıldı ve ​​​Paris’teki gösterilerde 30 kişi gözaltına alındı.

Ülkedeki farklı sendikalar, 7 ve 11 Şubat tarihlerinde de “emeklilik reformuna” karşı yurttaşları sokağa inmeye çağırdı.

Ne olmuştu?

Fransa Başbakanı Elisabeth Borne, 10 Ocak’ta yeni “emeklilik reformu” kapsamında emeklilik yaşının 64’e çıkaracaklarını duyurdu.

Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un seçim vaatleri arasında yer alan düzenlemenin içeriği hakkında bilgi veren Borne, emekliliğe ayrılma yaşının 62 olduğu ülkede 1 Eylül’den itibaren yasal emeklilik yaşının kademeli olarak her yıl 3 ay yükseltilerek 2030’da 64’e ulaşacağını aktardı.

Hükümetin planı, muhalefetin tepkisiyle karşılaştı.

2022’deki seçimlerde cumhurbaşkanı adayı olan Boyun Eğmeyen Fransa partili Jean-Luc Melenchon, Twitter hesabından, hükümetin duyurduğu emeklilik reformunu “ciddi sosyal gerileme” olarak değerlendirdi.

Aşırı sağcı Ulusal Birlik vekili Marine Le Pen de Twitter’da, “Fransızlar, bu haksız reformu engellemek için tüm kararlılığımıza güvenebilirler” yazdı.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Pakistan’da Camiye Düzenlenen Bombalı Saldırıda Can Kaybı 93’e Yükseldi

Pakistan’ın kuzeybatısındaki Peşaver kentinde yer alan bir camiye düzenlenen bombalı saldırıda can kaybı 93’e yükseldi. Bombalı saldırıyı şu ana kadar üstlenen olmazken, saldırıda sorumluluğu olduğu iddia edilen Pakistan Talibanı, iddiaları reddetti.

Haber Merkezi / Pakistan Devlet Televizyon Kurumu (PTV), saldırıda 150 kişinin yaralandığını belirterek. can kaybının artmasından endişe duyulduğunu açıkladı.

Hayber Pahtunhva hükümeti, eyalet genelinde bir günlük yas ilan edildiğini duyurdu. Hayber Pahtunhva Valisi Gulam Ali, teröristin bombayla camiye nasıl girdiğinin incelemeler sonucunda netlik kazanacağını söyledi. Ali, güvenlik zafiyeti olduğunu doğruladı.

Saldırı sonrası Peşaver’de incelemelerde bulunduktan sonra açıklama yapan Başbakan Şahbaz Şerif, “İnsani trajedinin boyutu hayal bile edilemez. Halkı derin bir keder duygusu sarmış durumda” dedi ve ekledi:

“Terörizmin en önde gelen ulusal güvenlik sorunumuz olduğuna hiç şüphem yok. Acılı ailelerin acısı kelimelerle tarif edilemezken, en içten taziyelerimi ve en içten duygularımı ifade ediyorum. Bu alçak olayın faillerine mesajım, halkımızın azmini küçümseyemezsiniz.”

Eski Pakistan Başbakanı İmran Han’da, sosyal medya hesabından, “Peşaver Camii’nde namaz sırasında düzenlenen terörist saldırıyı şiddetle kınıyoruz” açıklamasında bulunmuştu.

Afganistan sınırındaki Hayber-Pahtunhva eyaletinin başkenti olan Peşaver’de sık ​​sık bombalı saldırılar düzenleniyor.

Geçen Mart ayında, bir intihar bombacısının Peşaver’de bulunan bir camiye düzenlediği saldırıda 64 kişi ölmüştü. Saldırıyı IŞİD üstlenmişti.

Afganistan’da Taliban’ın yönetime geldiği son bir yılda Pakistan’daki kanlı saldırıların sayısı da arttı.

Pakistan’daki çatışmaları inceleyen Pak Institute for Peace Studies adlı düşünce kuruluşunun raporuna göre 2022’de ülkedeki terör saldırıları bir önceki yıla göre yüzde 27 arttı. Bu saldırılarda en büyük pay sahibi de Taliban’dı.

Diğer aktörlerse IŞİD-Horasan ve Belucistan Kurtuluş Ordusu (BLA) idi. Yıl içinde Pakistan’da kaydedilen toplam terör saldırıların yüzde 60’ından fazlası bu üç militan grup tarafından gerçekleştirildi.

Paylaşın