Rusya, Ukrayna Genelinde Füze Saldırıları Başlattı

24 Şubat’taki işgalinin birinci yıldönümü yaklaşırken saldırıların daha da yoğunlaşması beklenen Rusya, Ukrayna genelinde füze saldırıları başlattı. Rusya, son haftalarda Ukrayna’nın güney ve doğusunda kara saldırılarını yoğunlaştırmıştı.

Rusya’nın Ukrayna’yı işgal ettiği 24 Şubat tarihinin birinci yılına yaklaşılırken, BM Genel Kurulu’nun gelecek hafta kalıcı bir barışa ulaşılması gerektiğini vurgulayan ve Moskova’nın askerlerini geri çekmesini talep eden bir karar tasarısını oylaması bekleniyor.

NATO’nun Ukrayna’ya askeri desteğini daha da arttıracağını açıklamasının ardından, Rusya bugün Ukrayna genelinde füze saldırıları başlattı.

Reuters haber ajansına göre Ukraynalı yetkililer, ülkenin güneyindeki hava savunma sistemlerinin Karadeniz’de bir gemiden ateşlenen sekiz füzeyi düşürdüğünü, ancak başka füzelerin ülkenin kuzeyini ve batısını vurduğunu açıkladı.

Yetkililer, bir füzenin batıdaki Lviv kentinde bir sanayi tesisine isabet ettiğini ve yangının kontrol altına alındığını söyledi.

Aralık ayında askere alınan on binlerce yedek askerle desteklenen Rusya, son haftalarda Ukrayna’nın güney ve doğusunda kara saldırılarını yoğunlaştırdı. 24 Şubat’taki işgalinin birinci yıldönümü yaklaşırken saldırıların daha da yoğunlaşması bekleniyor.

“Durum gergin”

Ukrayna Savunma Bakan Yardımcısı Hanna Malyar dün yaptığı açıklamada, “Düşmanın saldırıları doğuda gece gündüz devam ediyor. Durum gergin” dedi.

Rusya Savunma Bakanlığı da dün erken saatlerde, Ukrayna güçlerinin doğudaki Luhansk bölgesinden geri çekildiğini iddia etti. Bakanlık Telegram’dan “Ukrayna birlikleri daha önce işgal ettikleri hatlardan 3 kilometre kadar geri çekildiler” açıklamasında bulundu.

Kiev’deki askeri yönetim, hava saldırısı sirenlerinin çalmasının ardından içinde keşif ekipmanı olduğu tahmin edilen 6 Rus balonunun düşürüldüğünü açıkladı.

Doğu’daki Donetsk bölgesindeki Bakmut şehrindeki çatışmalar ise sürüyor. Rusya bu bölgede topçu ve kara saldırılarını sürdürüyor. Analist Oleh Zhdanov bu bölgede Ukrayna güçlerinin zorda olduğunu, “Rus birlikleri bölgeye toplu halde gönderildiği için oradaki güçlerimiz için işler çok zor” sözleriyle açıkladı.

Bakmut’ta yoğun çatışmalar

Ukrayna Silahlı Kuvvetleri Genelkurmay Başkanlığı dün akşam yayınladığı raporda, Rus güçlerinin Bakmut yakınlarında, kentin kendisi de dahil olmak üzere 15’ten fazla kasaba ve köye ateş açtığını söyledi.

Donetsk Bölge Valisi Pavlo Kirilenko ise, Bakmut’un güneybatısındaki Pokrovsk şehrinde yıkılan ve üç kişinin hayatını kaybettiğini söylediği bir apartmanın fotoğraflarını ve videosunu yayınladı.

Bakmut’un ele geçirilmesinin Rusya’ya Donetsk’in batısındaki iki büyük şehir olan Kramatorsk ve Sloviansk’a ilerlemenin önünü açacağı yorumları yapılıyor.

BM Genel Kurulu’nda karar tasarısı oylanacak

NATO son olarak, Ukrayna’ya askeri mühimmat desteğini arttırma kararı almıştı. NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg son olarak, Ukrayna’ya daha fazla mühimmat sağlanmasının önemini vurgulamıştı.

Rusya’nın Ukrayna’yı işgal ettiği 24 Şubat tarihinin birinci yılına yaklaşılırken, BM Genel Kurulu’nun gelecek hafta kalıcı bir barışa ulaşılması gerektiğini vurgulayan ve Moskova’nın askerlerini geri çekmesini talep eden bir karar tasarısını oylaması bekleniyor.

Paylaşın

Uzak Doğu’da Gerilim Yükseliyor; Güney Kore, Kuzey Kore’yi “Düşman” İlan Etti

Kore Yarımadası’nda yer alan Güney Kore ile Kuzey Kore arasında gerilim yeniden yükseliyor… Güney Kore savunma stratejisini güncellediği “beyaz belgede” Kuzey Kore’yi yeniden “düşman ilan etti.

Güney Kore 2016 yılında hazırladığı “beyaz belgede” Kuzey Kore için “düşman” ifadesine yer vermemişti.

“Beyaz belgede” Pyongyang’ın giderek artan silahlanmasıyla birlikte Güney Kore’ye yönelik askeri ve siber tahrikleriyle ilgili örnekler verildi. Belgede, “Kuzey Kore nükleer silahlardan vazgeçmeden askeri tehditler oluşturmaya devam ederken, bu rejim ve ordusu bizim düşmanımızdır.” denildi.

Beyaz belgede, Kuzey Kore’nin artan nükleer silah ve füze cephaneliğinin yanı sıra konvansiyonel askeri potansiyeline de geniş yer verildi.

Kuzey Kore ordusundaki nükleer silahlanmaya dikkat çekilen raporda, bu ülkenin sahip olduğu plütonyum miktarını 50 kilodan 70 kiloya çıkarttığı bildirildi.

Kuzey Kore’nin “önemli” miktarlarda yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyuma ulaştığı kaydedilen belgede, Pyongyang’ın son gerçekleştirdiği 6 denemeyle birlikte atom bombalarını minyatürleştirmek için “önemli düzeyde yetenek” geliştirdiği bildirildi.

Belgede Güney Kore ordusunun, Kuzey Kore’nin nükleer test olasılığı arttıkça bu ülkeye yönelik gözetimini güçlendirdiği bildirildi.

Belgede Kuzey Kore’nin 2018 yılında iki ülke arasındaki düşmanlıkların önlenmesi konusunda yapılan anlaşmayı bu yıl boyunca 15 kez ihlal ettiği kaydedilirken, son olarak Kuzey Kore dronlarının Güney Kore hava sahasını uzun bir müddet ihlal etmesi de buna örnek olarak gösterildi.

Belgede, Pyongyang’ın 2022 yılında kıtalararası balistik füzeler fırlattığı hatırlatıldı.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Dünya Sağlık Örgütü: En Kaygı Veren Bölge Suriye’nin Kuzeybatısı

Dünya Sağlık Örgütü, Türkiye’nin güneyindeki 10 ilde büyük yıkıma neden olan Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli 7,7 ve 7,6 şiddetindeki depremlerin ardından, Suriye’nin kuzeybatısında muhaliflerin elindeki bölgede yaşayan halkın durumundan özellikle endişe duyulduğunu açıkladı.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) Acil Durum Başkanı Mike Ryan, Cenevre’de düzenlediği basın toplantısında, “Şu anda en büyük kaygı uyandıran bölge Suriye’nin kuzeybatısı” dedi.

Mike Ryan, “Suriye’de hükümetin kontrolundaki alanlarda depremin etkisi önemli ancak oraya hizmet gidiyor ve halka erişim var” dedi ancak ülkenin kuzeybatısındaki durumun farklı olduğuna dikkat çekerek, Suriye’de şunu unutmamalıyız ki 10 yıldır savaş vardı. Sağlık sistemi çok zayıf. Halk çok kötü durumda” diye konuştu.

Suriye’nin kuzeybatısına insani yardım taşınması çabaları 10 yıldan uzun süredir devam eden iç savaş nedeniyle aksıyor. İç savaşın düşmanlıkları, Suriye’de cephe ötesine yardım taşınması için şimdiye kadar en az iki girişimi engelledi ancak gece saatlerinde bir konvoy bölgeye ulaştı.

Dünya Sağlık Örgütü Başkanı Tedros Adhanom Ghebreyesus, üst düzey WHO yetkililerinin, depremlerin ardından Şam’a yaptıkları ziyaret sonrasında bölgeye yardım ulaşabilmesini sağlamak için Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esat’tan Türkiye ile Suriye arasında daha fazla sayıda sınır geçişini açmasını istediklerini bildirdi.

Esat, Pazartesi günü Suriye’nin kuzeybatısına iki sınır kapısından daha girilmesine izin verdi. İnsan Hakları İzleme Örgütü’ne göreyse bu izin çok geç verildi.

Ryan, daha fazla sınır geçişinin açılmasını “her iki tarafın da geri adım atarak halkın ihtiyaçlarına odaklanması” olarak değerlendirdi ve “Çatışmaların sonsuza dek sürdüğü ortamda yeterli sağlık hizmetini sağlamak çoğu zaman mümkün olmuyor” diye konuştu.

Ryan, “Yardımların çok arttığını, acil durum ekiplerinin sevk edildiğini, bir afet anında yapılması gereken her şeyin yapıldığını gördük ancak bunların daha etkili şekilde yürütülmesi için daha barış içinde bir arka plan olmazsa bu çabalar sürdürülebilir olmaz” diye konuştu.

Paylaşın

Rusya – Ukrayna Savaşı: Rusya Önemli Askeri Güç Kaybı Yaşıyor

Ukrayna savaşı yüzünden Rusya’nın en modern teçhizatının çoğu da dahil olmak üzere önemli bir askeri güç kaybına uğradığı ortaya çıktı. Rusya, taktik savaş uçaklarının yüzde 6 ila 8 oranında kaybederken, bazı uçak türlerinde ise kayıplar bu yüzde 10 ila 15 arasında değişiyor.

Rus tank filosunun önemli kayba uğradığı “T-72B3” ve “T-72B3M” model tanklarının yaklaşık yarısının ve T-80’lerinin ise çoğunun tahrip olduğu ve bu nedenle Rus ordusunun bu kayıpları telafi etmek için eski teçhizatı sahaya çıkarmak zorunda kaldığı ortaya çıktı.

Uluslararası Stratejik Araştırmalar Enstitüsü’nün (IISS) yayımladığı “2023 silah dengesi” başlıklı rapor, Ukrayna savaşı yüzünden Rusya’nın en modern teçhizatının çoğu da dahil olmak üzere önemli bir askeri güç kaybına uğradığını ortaya koydu.

Raporda, Ukrayna’nın yurt dışından gelen askeri yardımlarla ordusunu tamamen modernleştirdiği, Çin’in askeri harcamalarında ise benzeri görülmemiş bir artış görüldüğü bildirildi.

Ukrayna’daki savaşa önemli yer verilen raporda Rusya’nın askeri kayıplarını ilan ettiği seferberlikle kapattığı belirtilirken, bununla birlikte yeni gelen askerlerin tecrübesiz olduğunun altı çizildi.

Rus tank filosunun uğradığı kayba işaret edilen IISS, raporunda, “T-72B3” ve “T-72B3M” model tanklarının yaklaşık yarısının ve T-80’lerinin ise çoğunun tahrip olduğu ve bu nedenle Rus ordusunun bu kayıpları telafi etmek için eski teçhizatı sahaya çıkarmak zorunda kaldığı saptamasında bulunuldu.

IISS’ye göre Rusya, taktik savaş uçaklarının yüzde 6 ila 8 oranında kaybederken, bazı uçak türlerinde ise kayıplar bu yüzde 10 ila 15 arasında değişiyor.

Ukrayna’nın daha az savaş uçağına sahip olduğu ve orantılı olarak daha fazla kayıp yaşadığına işaret eden IISS, Kiev’in taktik savaş uçağı envanterinin ise yaklaşık yarısını kaybettiği tahmininde bulundu.

Ukrayna silahlarını modernleştirdi

Sovyet dönemi silah stoklarından büyük ölçüde yararlanan Ukrayna’nın, Batılı ülkelerden gelen kara silahları tedarikiyle ordusunda bir dönüşüm başlatarak, muharebe yeteneklerini artırdığı kaydedilen raporda, daha modern ekipmanlara almak için yarışan Doğu Avrupa tarafından sağlanan Sovyet dönemi tanklarından da Kiev’e önemli ölçüde sevkiyat yapıldığı vurgulandı.

Çin savunma harcamalarını yüzde 7 artırdı

Raporda NATO’ya üye 20’ye yakın ülkenin savunma harcamalarında veya harcama hedeflerinde acil veya uzun vadeli artışlar açıkladığı kaydedildi.

Çin ordusunun modernleşe çalışmalarının “ABD için ciddi bir endişe kaynağı” yarattığı ifade edilen raporda, Çin’in 2022’deki savunma bütçesinde bir önceki yıla göre eşi görülmemiş yüzde 7’lik bir artış olduğuna dikkat çekildi.

(Kaynak: Eurnews Türkçe)

Paylaşın

Başörtüsüz Yarışmaya Katılan İranlı Satranççı Hakkında Tutuklama Emri

Kazakistan’ın Almatı kentinde Uluslararası Satranç Federasyonu (FIDE) tarafından aralıkta düzenlenen Dünya Hızlı ve Yıldırım Satranç Şampiyonası’na başörtüsüz katılmasıyla gündem olan satranç oyuncusu Sara Hadım, İran yönetiminin kendisi hakkında tutuklama emri çıkarttığını söyledi.

Sara Hadım, turnuvanın ardından İran’a dönmeyip eşi Ardeşir Ahmedi ve 1 yaşındaki oğlu Sam’le altın vize hizmetinden yararlanarak İspanya’ya yerleşmişti. Altın vize kurallarına göre ülkede yaklaşık 500 bin euro değerinde gayrimenkul satın alanlara oturma izni veriliyor.

Uluslararası yarışmaya başörtüsüz katılarak gündem olan İranlı kadın satranç oyuncusu Sara Hadım, Birleşik Krallık’ın (BK) kamu yayımcısı BBC’ye konuştu. 25 yaşındaki satranççı, İran yönetiminin 25 Ocak’ta kendisi hakkında tutuklama emri çıkarttığını söyledi.

Hadım bunun, İspanya Başbakanı Pedro Sanchez’in kendisini davet ettiği güne denk geldiğini de belirtti.

Sporcu, Kazakistan’ın Almatı kentinde Uluslararası Satranç Federasyonu (FIDE) tarafından aralıkta düzenlenen Dünya Hızlı ve Yıldırım Satranç Şampiyonası’na başörtüsüz katılmasıyla gündem olmuştu.

Hadım, turnuvanın ardından İran’a dönmeyip eşi Ardeşir Ahmedi ve 1 yaşındaki oğlu Sam’le altın vize hizmetinden yararlanarak İspanya’ya yerleşmişti. Altın vize kurallarına göre ülkede yaklaşık 500 bin euro değerinde gayrimenkul satın alanlara oturma izni veriliyor.

Satranççı, söyleşisinde Sanchez’le görüştüğü ve kararı öğrendiği günle ilgili şunları söyledi:

Tam da o gün ülkemde benim tutuklanmam için emir çıkarıldı. Dolayısıyla karışık duygular içindeydim. Bu ülkede takdir edildim. Fakat kendi ülkemde, birçok başarı kazandığım yerde, benim için tutuklama emri verildi.

İran’daki ailesini özlediğini ama yaptıklarından pişmanlık duymadığını belirten Hadım, “Ben hâlâ İran’ı temsil ediyorum, İranlıyım ve halk da beni öyle görüyor” dedi.

Genç satranç oyuncusunun müsabakaya başörtüsüz çıkması, İran’ı ayağa kaldıran Mahsa Amini protestolarıyla ilişkilendirilmişti.

Aslında doğrudan protestolara katılmak istediğini ama oğlunu düşündüğü için eylemlere başka şekilde destek olmaya karar verdiğini söyleyen Hadım, aktivist olmadığını yineleyerek, şöyle konuştu:

Ben aktivist değilim. Bu kadar çok şeyi riske atan kişiler için bir mesajım da yok. Sokaklardaki protestolara katılanlar bana ve daha birçok kişiye ilham veriyor.

Sporcu, BK’nin önde gelen gazetelerinden Telegraph’a geçen ay verdiği söyleşide de benzer tutum sergilemiş, “Ben satranç oyuncusuyum. Politik figür değilim” ifadelerini kullanmıştı.

Satranççı, söz konusu söyleşide müsabakaya başörtüsüz katıldığı için özür dileyerek olaydan ötürü Batı’yı suçladığı bir video çekmesini İranlı yetkililerin kendisinden istediğini de öne sürmüştü.

İran’da kadınlara nasıl muamele yapılıyor?

İran, Afganistan’daki Taliban rejimi dışında kamusal alanda başörtüsü takmayı zorlayan tek ülke.

İranlı kadınların eğitime tam erişimi var, ev dışında çalışıyor ve kamu görevlerinde bulunuyorlar. Ancak, başörtüsü takmanın yanı sıra uzun, bol elbiseler de dahil olmak üzere halka açık yerlerde “mütevazı” giyinmeleri gerekiyor. Evli olmayan erkek ve kadınların birbirine yakın durması ve teması yasak.

1979 İslam Devrimi’nden sonraki günlere dayanan kurallar, “devletin her kademesinde yolsuzluk ve rüşvet gibi durumların aleniyet kazandığı ülkede” ahlak polisi tarafından uygulanıyor.

Resmi olarak Rehberlik Devriyesi olarak bilinen bu birimler, halka açık alanlarda geziyor ve hem erkeklerden hem de kadınlardan oluşuyor.

Uygulama, bir noktada ahlak polisini aşırı saldırgan olmakla suçlayan ve nispeten ılımlı olan eski Cumhurbaşkanı Hassan Ruhani döneminde yumuşatıldı. 2017 yılında kadınların kıyafet kurallarını ihlal ettikleri için tutuklanmayacağı sadece uyarılacağı açıklandı.

Ancak geçen yıl seçilen sert görüşlü Reisi yönetiminde, ahlak polisinin ajanları farklı bir uygulamaya geçti.

BM insan hakları ofisi, son aylarda genç kadınların yüzlerine tokat atıldığını, coplarla dövüldüklerini ve polis araçlarına alındıklarını söylüyor.

Ne olmuştu?

İran’ın Sakız kentinden başkent Tahran’a akrabalarını ziyarete gelen Mahsa Amini erkek kardeşinin kullandığı aracı durduran ahlak polisince gözaltına alınmıştı. Kardeşine, nasihat edilip serbest bırakılacağı söylenerek götürülen genç kadının, gözaltına alındıktan iki saat sonra komaya girdiği ve kaldırıldığı hastanede öldüğü ortaya çıktı.

Devlet televizyonu Amini’nin dövüldüğü iddialarını yalanlayarak, polisin genç kadını “nasihat etmek ve eğitmek” üzere karakola götürdüğünü ve orada kalp krizi geçirdiğini söyledi. Akrabaları, kadının herhangi bir kalp rahatsızlığı olduğunu yalanladı.

Devlet televizyonu bir polis karakolunda Amini olduğu söylenen bir kadının oturduğu koltuktan bir yetkiliyle konuşmak üzere kalktıktan sonra yere düştüğünü gösteren güvenlik kamerası kayıtları yayınladı. Ancak görüntülerden kadının Amini olduğu doğrulanamadı.

Amini’nin dövülerek öldürüldüğü yolunda sosyal medyada yayılan iddialarını reddeden Tahran emniyeti açıklamasında, “Ayrıntılı araştırmalara göre, Amini’nin araca alınması sonrasında ve tutulduğu karakolda fiziksel bir temas olduğunu” reddetti.

Ancak, İran’ın yarı resmi Fars haber ajansı, Mahsa Amini’nin ahlak polisince dövülmesi nedeniyle komaya girdiğini duyurdu.

Şu ana kadar Tahran, Senendec, Kerec, Tebriz, Meşhed, Kiş, Kirman, Yezd, Reşt, Bender Abbas, Abadan, Kirmanşah, Erdebil, İsfahan, Urumiye, Kazvin, Zencan, İlam, Mazenderan, Hemedan başta olmak üzere birçok şehirde gösteriler düzenlendi. Birçok noktada eylemciler ile güvenlik güçleri arasında şiddetli arbede yaşandı.

Paylaşın

Suudi Arabistan İle Suriye İlişkilerinde 11 Yıl Sonra Bir İlk

Suudi Arabistan’ın gönderdiği 35 tonluk gıda yardımı taşıyan uçağın bugün Halep Uluslararası Havalimanı’na indiği bildirildi. Suudi Arabistan’dan Suriye’ye en son Şubat 2012’de bir uçuş gerçekleştirilmişti.

Haber Merkezi / Suriye’deki iç savaşın başlamasının ardından 2012’de Beşar Esad hükümetiyle ilişkiyi kesen Suudi Arabistan, çatışmaların ilk yıllarında silahlı muhaliflere destek vermişti.

Riyad, depremlerin ardından hem muhaliflerin elindeki hem de rejimin kontrolündeki bölgelere yardım sözü vermişti. Suudi Arabistan, bölgeye ilk yardımını karadan göndermişti.

Kahramanmaraş merkezli depremler sonucunda Suriye’de 3 bin 600’ü aşkın insan hayatını kaybetti.

Çok büyük oranda rejimin kontrolünde olan Halep vilayeti, Suriye’de depremlerden en fazla etkilenen bölge oldu. Dünya Sağlık Örgütü, Halep’te 200 binden fazla insanın evsiz kaldığını duyurdu.

Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad deprem sonrası yeniden inşa için BM’den yardım istedi

Öte yandan Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esad, Birleşmiş Milletler İnsani İşlerden Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı Martin Griffiths ile yaptığı toplantıda deprem sonrası ülkenin yeniden inşası için uluslararası topluma yardım çağrısında bulundu.

Suriye devlet başkanlığından yapılan açıklamada, Esad’ın ülkenin altyapısının yeniden kurulması için uluslararası yardımların hayati önemde olduğunu vurguladığı belirtildi.

On yılı aşan iç savaş sırasında batı ile ilişkileri sıfır düzeyine inen Şam yönetimi ülkenin içinde olduğu sıkıntıların sorumlusu olarak 2011’de sivil ayaklanmayla başlayan sonrasında iç savaşa dönüşen krizde Batılı ülkelerin uyguladığı yaptırımları gösteriyordu.

Yaptırımlara rağmen BM aracılığı ile ülkeye uluslararası yardımlar ulaştırılmaya devam etti.

Deprem’den etkilenen Halep şehrine geçmeden önce Griffiths, Suriye Dışişleri Bakanı Faysal Mekdad ile de bir araya geldi.

Kahramanmaraş merkezli depremlerde Suriye’de 3 bin 500’den fazla kişi hayatını kaybederken sadece Halep’te 200 binden fazla kişi evsiz kaldı.

Ülkedeki iç savaş ve depremlerin hem Şam yönetiminin hem de muhaliflerin kontrolündeki bölgeleri etkilemesi nedeniyle kurtarma faaliyetleri ve yardımların ulaştırılması daha da zorlaşıyor.

Deprem öncesinde muhaliflerin kontrolünde olan ve 4 milyondan fazla kişinin yaşadığı bölgeye yardımların neredeyse tamamı Türkiye üzerinden Cilvegözü sınır kapısından iletiliyordu.

Deprem sonrası bu kapıdan geçişler durdurulsa da kısa sürede tekrar başlatıldı ama yardımların daha hızlı taşınabilmesi için daha fazla kapının açılması çağrıları arttı.

Paylaşın

Portekiz’de Kiliselerde 4 Bin 815 Çocuk Cinsel İstismara Uğradı

Portekiz’de Pedro Strecht başkanlığında bağımsız uzmanlar tarafından oluşan heyetin kaleme aldığı bir rapor, kiliselerde son 70 yılda 4 bin 815 çocuk cinsel istismar kurbanı olduğunu ortaya koydu.

Raporun ekinde yer alan ancak basına açıklanmayan gizli bölümünde ise suçlamalara hedef olan din adamlarının kimlikleri de yer alıyor.

Portekiz’de bağımsız uzmanlar tarafından kaleme alınan bir rapor, 1950’den bu yana Katolik Kilisesi’nde görevli din adamlarının küçüklere yönelik cinsel tacizinden mağdur olanların sayısının en az 4 bin 815 kişi olduğunu ortaya koydu.

Pedro Strecht başkanlığındaki 6 kişilik heyet, Katolik Kilisesi’nin talebi doğrultusunda bir yıldır süren çalışmalarıyla ilgili raporunu bugün kamuoyuna açıkladı.

Komite raporunda mağdur olduğunu belirten 512 kişinin doğrudan kendileriyle temasa geçtiği aktarıldı.

Portekiz Piskoposlar Birliği, raporu gelecek ay tartışmaya açacak.

Pedro Strecht, raporunun tanıtımıyla ilgili düzenlediği basın toplantısında yaptığı açıklamada, tanıklarla doğrudan yapılan görüşmeler sonucu en az 4. bin 815 kurbanın mağdur olduğu tahmininde bulunduklarını bildirdi.

Raporun ekinde yer alan ancak basına açıklanmayan gizli bölümünde ise suçlamalara hedef olan din adamlarının kimlikleri de yer alıyor.

Bu bölümün sadece Portekiz Piskoposlar Birliği ile polise gönderildiği aktarıldı.

Rapora göre, suçlananların yüzde 77’si rahip, diğerleri ise kilise kurumlarında görevli. Kendilerine doğrudan gelip konuşanların yüzde 48’ini ilk kez mağduriyetlerini dile getirenler oluştururken, bunlar içinde yüzde 47’sinin kadın, geri kalanını erkek olduğu aktarıldı.

Raporda ihbar edilen suçların önemli bir kısmının zaman aşımına uğradığı belirtilirken, bunlar içinden 25’inin doğrudan savcılığa iletildiği bildirildi.

Son yıllarda kiliselerde din adamlarının karıştığı cinsel taciz suçlamalarına ilişkin Almanya, Fransa, İrlanda, Avustralya ve Hollanda’da kapsamlı raporlar kaleme alındı.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Esad, Muhaliflerin Elinde Bulunan Bölgelere Sınırları Açmayı Düşünmeye İstekli

Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad, Suriye’nin kuzeybatısındaki muhalif güçlerin elinde bulunan depremzedelere yardım ulaştırılması için sınır kapılarını açmayı değerlendirmeye istekli olduğu duyuruldu.

Suriye’de Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli depremler nedeniyle şu ana kadar 3 bin 500’ün üzerinde can kaybının olduğu bildirildi.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad ile görüşmesinin ardından yaptığı açıklamada, Esad’ın Suriye’nin kuzeybatısındaki muhalif güçlerin elinde bulunan depremzedelere yardım ulaştırılması için sınır kapılarını açmayı değerlendirmeye istekli olduğunu söyledi.

Ghebreyesus, “Bu öğleden sonra Devlet Başkanı Esad ile görüştüm ve kendisi bu acil durum için sınır ötesi erişim noktalarını değerlendirmeye açık olduğunu belirtti” dedi. Şam hükümeti geçen hafta da kuzey bölgesine yardım göndermeye hazır olduğunu açıklamıştı.

Ankara da geçen hafta, Şam’la diplomatik ilişkilerin başlaması yönünde atılan adımlar sonrasında Suriye’de hükümetin kontrolündeki bölgelerle doğrudan bir sınır kapısı açmaya istekli olabileceğini açıklamıştı.

“Heyet Tahrir el-Şam nedeniyle bölgeye yardımlar gecikiyor”

Öte yandan Birleşmiş Milletler, Suriye’nin hükümet kontrolündeki bölgelerinden muhaliflerin kontrolündeki bölgelere yapılan deprem yardımlarının, Heyet Tahrir el-Şam örgütü ile yaşanan “onay sorunları” nedeniyle geciktiğini söyledi.

Suriye’de deprem nedeniyle şu ana kadar bildirilen 3 bin 500 ölümün büyük bir kısmının Heyet Tahrir el-Şam’ın elinde tuttuğu bölgede meydana geldiği bildiriliyor.

Hükümetle cephe hatlarının kapalı olması ve sadece tek bir sınır kapısının kuzeydeki Türkiye’ye bağlanması nedeniyle bölge çok az yardım alabiliyor.

BM ve ABD’nin terör örgütü olarak sınıflandırdığı gruptan isminin açıklanmasını istemeyen bir kişi Reuters’a yaptığı açıklamada, Şam yönetiminin yardım ederek durumdan “çıkar sağlamaya çalıştığını” bu sebeple de Suriye’nin hükümet kontrolündeki bölgelerinden sevkiyat yapılmasına izin verilmeyeceğini belirtti.

BM Sözcüsü Jens Laerke ise Türkiye ile muhaliflerin kontrolündeki bölge arasında yardım sevkiyatı için iki sınır noktası daha açarak sınır ötesi operasyonları hızlandırmayı umduğunu söyledi.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Kahramanmaraş Merkezli Depremler: Suriye’de Can Kaybı 3 Bin 581’e Yükseldi

Kahramanmaraş’ın Pazarcık ve Elbistan ilçelerinde meydana gelen 7,7 ve 7,6 şiddetindeki depremlerin ardından Suriye’de de can kayıpları artmaya devam ediyor. Son açıklamalara göre, Suriye’de can kaybı 3 bin 581’e yükseldi.

North Press Agency Syria’nın aktardığına göre, Suriye Sağlık Bakanlığı, Şam yönetiminin kontrolündeki bölgelerde ölü sayısının bin 408’e yükseldiğini, 2 bin 341 kişinin ise yaralı olduğunu duyurdu.

Suriye’nin kuzeybatısında yaşanan can kaybı ve yaralanmalar ile ilgili bilgi paylaşan İdlib’deki Sivil Savunma kurumu ise bölgede 2 bin 167 kişinin depremlerde hayatını kaybettiğini, 2 bin 950 kişinin yaralandığını, İdlib ve Halep’teki arama-kurtarma çalışmalarının sürdüğünü açıkladı.

Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi’ne bağlı Sağlık Birimi ise depremlerde altı kişinin yaşamını yitirdiğini, 57 kişinin yaralandığını duyurdu.

Şam yönetimi, Maraş merkezli depremlerden en fazla etkilenen Lazkiye, Hama, Halep ve İdlib’i ‘afet bölgesi’ ilan etmiş, bu illerde yeniden inşa çalışmaları için fon oluşturulacağı bilgisi paylaşılmıştı.

DSÖ Genel Direktörü’nden Halep’e ziyaret

Öte yandan, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus da dün (11 Şubat) Maraş merkezli depremlerden etkilenen Suriye’nin Halep ilinde incelemelerde bulundu.

Ghebreyesus, ziyarete ilişkin yaptığı paylaşımda, “Ülke genelindeki insanlara yardım etmek amacıyla Halep’e, Suriye’ye ulaştım. Hayatta kalanların karşı karşıya olduğu dondurucu hava, barınak, yiyecek, su, ısı ve tıbbi bakım sorunu gibi koşulları görmek beni üzüyor” dedi.

BM’den can kaybı sayısı iki katına çıkabilir tahmini

Birleşmiş Milletler (BM), Türkiye ve Suriye’yi vuran depremlerde hayatını kaybedenlerin sayısının şu ana kadar açıklanan rakamın iki katına kadar çıkabileceğini kaydetti.

Cumartesi günü depremin merkezi olan Kahramanmaraş’a gelen İnsani İşlerden Sorumlu BM Genel Sekreter Yardımcısı ve Acil Yardım Koordinatörü Martin Griffiths, Sky News’e yaptığı açıklamada, “Enkazın altına girilmesi gerektiği için henüz tam bir tahmin yapmanın zor olduğunu düşünüyorum ancak (sayının) iki katına ya da üzerine çıkacağından eminim” diye konuştu.

Griffiths, can kayıplarının henüz gerçek anlamda saymaya başlanmadığını sözlerine ekledi.

Paylaşın

Depremlerin Vurduğu Suriye’de 5 Milyondan Fazla İnsan Evsiz Kaldı

Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli 7,7 ve 7,6 şiddatindeki depremler Türkiye’de olduğu gibi Suriye’de de büyük yıkıma neden oldu. Birleşmiş Milletler (BM) tahminlerine göre, depremler Suriye’de 5 milyondan fazla kişinin evsiz kalmasına yol açtı.

Birleşmiş Milletler (BM) Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin (UNHCR) Suriye’deki temsilcisi Sivanka Dhanapala, ülke genelinde depremlerden etkilenen tahmini 5 milyon 370 bin kişinin barınma yardıma ihtiyacı olduğunu söyledi.

Sivanka Dhanapala, “Bu çok büyük bir rakam ve zaten kitlesel yerinden edilmeden muzdarip olan bir nüfusu vuruyor” diye ekledi.

Dhanapala, iç savaş halindeki Suriye için deprem felaketini “kriz içinde kriz” olarak nitelendirdi. Ülkenin son dönemde ekonomik kriz ve Korona pandemisinden de ağır etkilendiğini hatırlatan Dhanapala, kışın ortasında yaşanmasının ağırlaştırdığı koşullara da dikkat çekti.

Yardımlar depremzedelere ulaştırılamıyor

Türkiye’de 10 ili etkileyen ve ağır kayıplara yol açan depremler Suriye’yi de vurmuştu. Ülkede hayatın kaybedenlerin sayısı 3 bin 550’yi aşarken, yaralı sayısı 5 bin 276 olarak açıklandı.

Suriye’ye uygulanan yaptırımlar nedeniyle yardımların ülkeye ulaştırılmasında ise sıkıntı yaşanıyor. ABD Hazine Bakanlığı, Perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkeye yapılacak deprem yardımlarıyla ilgili işlemlere yönelik 180 günlük bir yaptırım muafiyeti için lisans yayımlandığını bildirdi.

ABD Hazine Bakan Yardımcısı Wally Adeyemo, “Uluslararası müttefikler ve insani yardım partnerleri (depremden) etkilenenlere yardım etmek için harekete geçerken Suriye’deki ABD yaptırımlarının Suriyeliler için hayat kurtarıcı çabaların önünde durmayacağını vurgulamak isterim” ifadelerini kullanmıştı.

Suriye Dışişleri Bakanı Faysal Mikdad ise, ABD’nin bu hamlesini “yanıltıcı” olarak nitelendirerek ABD’yi “tek taraflı zorlayıcı önlemlere, düşmanca uygulamalara ve uluslararası hukuk ihlallerine son vermeye” çağırmıştı.

Dışişleri Bakanlığı, resmi haber ajansı SANA’ya yaptığı açıklamada ülkelere ve uluslararası kuruluşlara çağrıda bulunarak, “Suriye halkına uygulanan insanlık ve etik dışı yasa dışı ablukanın koşulsuz olarak kaldırılmasını talep etmelerini” istemişti.

Devlet Başkanı Beşar Esad da ulaşmayan yardımlardan Batı’yı sorumlu tutarken, Esad’a da depremleri araçsallaştırarak uluslararası izolasyondan kurtulmaya çalışma eleştirileri geliyor.

Birleşmiş Millet Güvenlik Konseyi, yardımların önümüzdeki hafta ülkenin kuzeybatısında muhaliflerin kontrolündeki bölgeye Türkiye üzerinden birden fazla sınır kapısından ulaştırılması için BM’ye onay verilip verilmeyeceğini masaya yatıracak.

Paylaşın