ABD Başkanı Biden: Putin’in Nükleer Silah Kullanacağını Sanmıyorum

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Yeni START nükleer silah anlaşmasına katılımını askıya alma kararını değerlendiren ABD Başkanı Joe Biden, ABC News televizyonuna verdiği röportajda, “Bu büyük bir hata olur. Hiç sorumlu bir davranış olmaz. Ancak bunu onun nükleer silah kullanmayı değerlendirdiği şeklinde okumuyorum” dedi.

Rusya’nın anlaşmayı durdurmasının dünyayı daha az güvenli bir yer yapıp yapmayacağı sorusuna Biden, “Bakın, her iki tarafın çıkarına ve dünyanın çıkarına olan silah kontrol anlaşmalarından çekildiğimizde bence daha güvensiz durumda oluyoruz” şeklinde cevap verdi.

Ancak Biden, bunun Rusya’nın nükleer pozisyonunda bir değişiklik olduğuna dair delile işaret etmediğini de ekledi. Biden, “Bunun nükleer silah kullanmayı düşündükleri ya da kıtalar arası balistik füze kullanmayı düşündükleri anlamına geldiği fikrini destekleyen delil yok” diye konuştu.

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, dün Rusya’nın açıklamasının çok “talihsiz ve sorumsuz” olduğunu söylemiş, NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg ise Putin’e konuyu yeniden değerlendirmesi çağrısı yaparak kararının dünyayı daha tehlikeli bir yer haline getirdiğini söylemişti.

Putin bu hafta 2010’da varılan Rusya ve ABD’nin nükleer savaş başlığı sayısını kısıtlayan Yeni START silah kontrol anlaşmasını askıya alma kararı aldığını açıklamış ve Moskova’nın nükleer denemelere başlayabileceğini söylemişti.

Ancak Rusya, nükleer füzeler konusunda üzerinde anlaşılan sınırlara uyacağını ve anlaşmayı askıya almasına rağmen ABD’yi yapacağı konuşlandırmalar konusunda bilgilendireceğini belirtmişti.

Rusya’nın ABD ile Rusya arasında 2010 yılında imzalanan anlaşma, iki ülkenin konuşlandırabileceği uzun menzilli nükleer başlık ve nükleer silah taşıyabilecek füze sayısının sınırlandırılmasını öngörüyor. Anlaşmanın süresi 2021 yılında beş yıllığına uzatılmıştı.

Rusya’nın anlaşmadan henüz tamamen çekilmediğini vurgulayan Putin, ABD’nin nükleer silah denemelerini yeniden başlatması durumunda Rusya’nın da aynısını yapabilecek durumda olması gerektiğini kaydetti.

Rusya, tahmini verilere göre 6 bine yakın nükleer savaş başlığıyla dünyanın en büyük nükleer silah envanterine sahip. Rusya ve ABD, dünyadaki nükleer savaş başlıklarının yüzde 90’ını elinde bulunduruyor.

Rusya’da nükleer silah kullanma talimatını kim veriyor?

Rusya’nın nükleer doktrinine göre ülkedeki hem stratejik hem de stratejik olmayan nükleer silahlarının kullanımı konusunda son sözü Rusya Devlet Başkanı söylüyor.

Adını Kafkas Dağları’ndaki Cheget tepesinden alan ve Rusya’nın nükleer kodlarını içeren çanta, her an Rusya Cumhurbaşkanı’nın yanında bulunuyor. Rusya Savunma Bakanı (şu anda Sergey Şoygu) ve Genelkurmay Başkanı’nın (şu anda Valeri Gerasimov) da benzer çantalar taşıdığı düşünülüyor.

Cheget adlı çanta, Rusya Cumhurbaşkanı’nın askeri komuta zincirinin en üst rütbeli subaylarıyla iletişim kurmasını sağlıyor. Bu iletişim, Kazbek adı verilen, yüksek gizliliğe sahip elektronik komuta ve kontrol ağıyla sağlanıyor. Kazbek sistemi, Kavkaz olarak bilinen bir başka sistemi destekliyor.

Rus Zvezda televizyon kanalının 2019 yılında yayınladığı görüntüler, nükleer kodların bulunduğu çantalardan birinin içindeki düğmeleri göstermişti. Çantanın içindeki komuta bölümünde iki düğmenin bulunduğu, beyaz düğmenin “fırlatma” kırmızı düğmeninse “iptal” konutlarını gösterdiği görülmüştü. Zvezda’ya göre çantanın aktivasyonu, özel bir bilgi kartıyla sağlanıyor.

Rusya’nın stratejik nükleer saldırıyla karşı karşıya olduğunu düşünmesi durumunda Cumhurbaşkanı, nükleer çantalar aracılığıyla, Genelkurmay Başkanlığı’na ve nükleer kodlara sahip yedek komuta birimlerine doğrudan fırlatma talimatı gönderiyor. Bu talimatlar farklı iletişim sistemlerinden stratejik roket güçlerine basamak basamak aktarılıyor ve Amerika ya da Avrupa’ya nükleer silah atılmış oluyor.

Rusya’ya yönelik herhangi bir nükleer saldırı olduğunun doğrulanması durumunda Cumhurbaşkanı Putin, son adım olarak “Ölü El” olarak bilinen “Perimetr” sistemini harekete geçirebilir. Bu sistem, bilgisayarların kıyamet gününün ne zaman olacağını belirlemesi anlamına geliyor ve bir kontrol roketi, Rusya’nın geniş kapsamlı cephaneliklerinden nükleer saldırı talimatı veriyor.

Paylaşın

İsrail’den Filistin’in Nablus Kentinde Operasyon: 10 Ölü, 102 Yaralı

Filistin yönetimi altındaki Batı Şeria bölgesinin kuzeyinde son bir yıldır operasyonlarına ağırlık veren İsrail ordusu, son olarak Nablus kentinde düzenlediği operasyonda en az 10 kişi öldü, 102 kişi de yaralandı.

İsrail ordusu da Nablus kentinde bir operasyon düzenlendiğini doğrularken, askerlerin kente, daha önce Batı Şeria’da silahlı çatışmalara karışmakla suçlanan üç militanı tutuklamak için girdiğini ve bu üç kişinin saklandıkları yerde kuşatıldığını bildirdi.

Ordu, şüphelilere yönelik teslim olmaları yönündeki çağrıya ise karşı taraftan ateşle karşılık verildiğini ve çıkan çatışmada üç militanın da öldürüldüğünü, İsrail askerleri arasında ise ölen ya da yaralanan olmadığını aktardı.

Filistin Sağlık Bakanlığı 72 yaşındaki Adnan Saabe Baara’nın baskın sırasında öldürüldüğünü belirtti. Bakanlığa göre 61 yaşındaki Abdül Hadi Ashgar ve 16 yaşındaki Mohammed Shaaban da ölenler arasında.

Ölenlerden altısının da Aslan Yuvası adlı örgütün üyeleri olduğu belirtildi. İslami Cihat da ölenler arasında yerel komutanlarından biri olduğunu açıkladı. Sağlık Bakanlığı, 102 kişinin de yaralandığını belirtti.

Üst düzey Filistinli yetili Hüseyin el Sheikh, yaşananları kınadı ve “katliam” diye tanımladı. Filistin lideri Mahmud Abbas’ın bir sözcüsü de, yaşananlarda İsrail hükümetini sorumlu tuttu.

Geçen yıl Ekim ayında, yine İsrail ordusunun Nablus kentinde, “Aslanlar Yuvası” adlı bir örgüte karşı düzenlediği operasyonda beş Filistinli öldürülmüştü. Söz konusu örgüt, İsrailli siviller ile askerlere saldırılar düzenlemekle suçlanıyor.

Bu yıl şu ana dek baskınlarda aralarında siviller ve militanların da olduğu en az 50 Filistinli öldü, Filistinlilerin İsraillileri hedef alan saldırılarındaysa 11 kişi yaşamını yitirdi.

Filistin yönetimi altındaki Batı Şeria bölgesinin kuzeyinde son bir yıldır operasyonlarına ağırlık veren İsrail ordusu, bu operasyonlara gerekçe olarak, “terörist faaliyetlerinden” kuşkulanılan Filistinli militanların takibini gösteriyor.

Filistinli silahlı grupların kaleleri olarak görülen Nablus ve Cenin kentleri, bölgede İsrail baskınlarının en yoğun yaşandığı şehirler.

Paylaşın

Avrupa Birliği’nde Siyasetin Yargı Üzerindeki Etkisi Artıyor

Avrupa Birliği (AB) ülkelerinde sivil özgürlüklerin geliştirilmesi için kurulan “Liberties”in raporunda Bulgaristan, Çekya, Almanya, Macaristan, Polonya, Slovakya ve İspanya gibi ülkelerde yargıçların seçilmesi, terfi etmesi ve disiplin cezaları konusunda iktidarların söz sahibi olmasının ciddi bir endişe kaynağı yarattığı uyarısı yapıldı.

Yolsuzluğu sonlandırmak için yürürlükte olan kuralların ve mekanizmaların bu arada bazı ülkelerde “çok zayıf” olduğu eleştirisi getirilen raporda, suçları ihbar edecek muhbirler için yeterli şekilde şeffaflık veya korumanını olmadığı saptamasında bulunuldu.

AB üyesi bir çok ülkede hukukun üstünlüğüyle ilgili endişelerin göz ardı edilmesi sonucu aşırılık yanlısı görüşlerin daha fazla ön plana çıktığı uyarısı yapılan raporda, çoğu AB ülkesinin hukukun üstünlüğü sorunlarını çözmek için son bir yıl içinde “çok az çaba” gösterdiği kaydedildi.

Macaristan ve Polonya’ya sert eleştiriler

Varşova ve Budapeşte’ye yönelik eleştirilerin ön plana çıktığı raporda Polonya ve Macaristan, Brüksel’in onları denetleme girişimlerine rağmen, gücü merkezileştirmek, muhalifleri susturmak, kamuoyunu kontrol etmek ve seçim zaferlerini garanti altına almak için alınan ilave önlemlerle “en sorunlu ülkeler” arasında gösterildi.

Raporda AB’nin maddi yardımları kesme tehdidine rağmen talep edilen reformların çok azını yerine getirdiği eleştirisi yapıldı.

İsveç ve İtalya’daki seçimlerin ardından sağ parti koalisyon hükümetlerinin kurulduğu hatırlatılan raporda, iki ülkede de iktidarların STK’lara ve medyaya yönelik saldırılarında önemli bir artış olduğu uyarısı yapıldı.

“Medyaya baskılar artıyor”
AB içinde 46 insan hakları derneğinin ve 18 ülkenin katkısıyla hazırlanan raporda bir çok üye ülkede gazeteciler için görevlerini yapmanın zorlaştığı belirtilirken, Macaristan ve Polonya başta olmak üzere bazı üye ülkelerde kamu yayıncılarının “iktidarın borazanı” gibi davranmaya başladığı eleştirisi getiriliyor.

Ayrıca özel medya kuruluşu sahipliğinin giderek tekelleşmesi de basın özgürlüğü ve halkın haber alma özgürlüğü açısından tehdit oluşturduğu belirtiliyor.

Siyasetin yargı üzerindeki etkisi artıyor

Siyasetin yargı üzerindeki etkisine işaret edilen raporda Bulgaristan, Çekya, Almanya, Macaristan, Polonya, Slovakya ve İspanya gibi ülkelerde yargıçların seçilmesi, terfi etmesi ve disiplin cezaları konusunda iktidarların söz sahibi olmasının ciddi bir endişe kaynağı yarattığı uyarısı yapıldı.

Yolsuzluğu sonlandırmak için yürürlükte olan kuralların ve mekanizmaların bu arada bazı ülkelerde “çok zayıf” olduğu eleştirisi getirilen raporda, suçları ihbar edecek muhbirler için yeterli şekilde şeffaflık veya korumanını olmadığı saptamasında bulunuldu.

Sivil toplum kuruluşlarına yönelik baskıların da eleştirildiği raporda birçok hükümetin, kar amacı gütmeyen sivil toplum kuruluşlarına karşı “yasal taciz”de bulunarak, hayatta kalmalarını zorlaştırdığı suçlaması yapıldı.

Liberties Yönetim Kurulu Başkanı Balazs Denes, “Avrupa hükümetleri, demokrasilerini beslemeyi başaramayarak, tüm sistemi yıkmaktan çekinmeyecek aşırılık yanlısı politikacıların önünü açtıklarının artık farkına varmalı.” dedi.

AB ülkelerini Macaristan ve Polonya’nın şantajlarına boyun eğdiği görüşünü dile getiren Balazs Denes, hukukun üstünlüğü konusunda verdiği sözlerini tutmayan ve gerekli reformları yapmayan iki ülkeye yönelik fonların gerekirse AB tarafından kesilmesi çağrısında bulundu.

Balazs Denes, “AB fonlarının kesilmesi Polonya ve Macaristan’daki liderlere vatandaşları için demokrasiye dönmekten başka çare olmadığını göstermeli. Çünkü iki ülkede Ukrayna’yı işgal eden Rusya’ya karşı baş edebilmek için AB’ye muhtaç ” ifadesini kullandı.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Rusya’nın Nükleer Kapasitesi Ne Kadar, Kullanma Talimatını Kim Veriyor?

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ile nükleer silahların yayılımını önlemek amacıyla imzaladıkları Yeni Stratejik Silahların Azaltılması (New START) anlaşmasını askıya aldıklarını açıkladı.

Rusya’nın ABD ile Rusya arasında 2010 yılında imzalanan anlaşma, iki ülkenin konuşlandırabileceği uzun menzilli nükleer başlık ve nükleer silah taşıyabilecek füze sayısının sınırlandırılmasını öngörüyor. Anlaşmanın süresi 2021 yılında beş yıllığına uzatılmıştı.

Rusya’nın anlaşmadan henüz tamamen çekilmediğini vurgulayan Putin, ABD’nin nükleer silah denemelerini yeniden başlatması durumunda Rusya’nın da aynısını yapabilecek durumda olması gerektiğini kaydetti.

Rusya, tahmini verilere göre 6 bine yakın nükleer savaş başlığıyla dünyanın en büyük nükleer silah envanterine sahip. Rusya ve ABD, dünyadaki nükleer savaş başlıklarının yüzde 90’ını elinde bulunduruyor.

Peki Rusya’nın sahip olduğu nükleer kapasitenin boyutu nedir? Rusya’nın nükleer silahları kimin komutasında?

Nükleer süpergüç

Sovyetler Birliği’nin nükleer silahlarını devralan Rusya, dünyanın en fazla nükleer savaş başlığına sahip olan ülkesi.

Rusya Cumhurbaşkanı Vladimir Putin, 2022 yılı itibarıyla yaklaşık 5 bin 977 nükleer başlığı kontrolu altında bulunduruyor. Düşünce kuruluşu Amerikan Bilimadamları Federasyonu’na göre ABD Başkanı Joe Biden’ın kontrolunda bulunan nükleer başlık sayısı 5 bin 528.

Bu savaş başlıklarının 1500 kadarı büyük olasılıkla halen bütünlüğünü korusa da rafa kaldırılmış durumda. 2 bin 889 nükleer savaş başlığının yedek, 1588’ininse konuşlandırılmış stratejik savaş başlığı olduğu düşünülüyor.

Atom Bilimcileri Bülteni’ne göre yaklaşık 812 savaş başlığı karadaki balistik füzelerde, 576’sı denizaltılardaki balistik füzelerde, 200 kadarıysa ağır bombardıman üslerinde konuşlu bulunuyor.

Amerikan Bilimadamları Federasyonu’na göre Amerika’nın yaklaşık bin 644 adet konuşlandırılmış stratejik nükleer savaş başlığı bulunuyor. Çin 350, Fransa 290, İngiltere ise 225 adet konuşlandırılmış stratejik nükleer savaş başlığına sahip.

Bu rakamlar, hem Moskova hem de Washington’un dünyada defalarca kez tahribata yol açabileceğini gösteriyor.

Sovyetler Birliği, Soğuk Savaş sırasında en fazla yaklaşık 40 bin nükleer savaş başlığına sahipti. Amerika’nın sahip olduğu azami nükleer savaş başlığı sayısıysa 30 bin civarındaydı.

Ancak kilit mesele, nükleer savaş başlıklarının füze, denizaltı ve bombardıman uçaklarıyla nasıl atılacağıyla ilgili.

Rusya’nın 400 civarında nükleer donanımlı kıtalararası balistik füzesi olduğu düşünülüyor. Atom Bilimcileri Bülteni’nin tahminine göre bu füzeler 1185 savaş başlığı taşıyabilecek kapasiteye sahip.

Rusya ayrıca azami 800 savaş başlığı taşıyabilecek 10 nükleer silah donanımlı ve nükleer enerjiyle işleyen denizaltıya ve 60 ila 70 nükleer bombardıman uçağına sahip.

Yeni nükleer silahlar

Amerika’nın nükleer kapasitesi, gücü ve politikalarını değerlendiren Nuclear Posture Review’un 2022 yılında yayınladığı rapora göre Rusya ve Çin, nükleer güçlerinin kapsamını genişletiyor ve nükleer kapasitelerini modernleştiriyor. Raporda Washington’un yüksek maliyetli silahlanma yarışının önünü kesmek için silah kontroluna dayalı bir yaklaşım benimseyeceği kaydediliyor.

Putin ise Amerika’nın yeni tür nükleer silah geliştirdiğine ilişkin bilgi sahibi olduğunu söyledi.

Öte yandan Rusya, nükleer silahlarını modernleştiriyor.

Silah kontrolu politikalarını teşvik etmek amacıyla kurulan partilerüstü Arms Control Association’a göre Sovyetler Birliği’nin 1991 yılında çöküşünden bu yana az sayıda ülke nükleer silah denemesinde bulundu. Amerika en son 1992’de, Çin ve Fransa 1996’da, Hindistan ve Pakistan 1998’de, Kuzey Kore de 2017’de nükleer silah denemeleri yaptı.

Sovyetler Birliği ise son olarak 1990 yılında nükleer deneme yapmıştı.

Rusya’da nükleer silah kullanma talimatını kim veriyor?

Rusya’nın nükleer doktrinine göre ülkedeki hem stratejik hem de stratejik olmayan nükleer silahlarının kullanımı konusunda son sözü Rusya Cumhurbaşkanı söylüyor.

Adını Kafkas Dağları’ndaki Cheget tepesinden alan ve Rusya’nın nükleer kodlarını içeren çanta, her an Rusya Cumhurbaşkanı’nın yanında bulunuyor. Rusya Savunma Bakanı (şu anda Sergey Şoygu) ve Genelkurmay Başkanı’nın (şu anda Valeri Gerasimov) da benzer çantalar taşıdığı düşünülüyor.

Cheget adlı çanta, Rusya Cumhurbaşkanı’nın askeri komuta zincirinin en üst rütbeli subaylarıyla iletişim kurmasını sağlıyor. Bu iletişim, Kazbek adı verilen, yüksek gizliliğe sahip elektronik komuta ve kontrol ağıyla sağlanıyor. Kazbek sistemi, Kavkaz olarak bilinen bir başka sistemi destekliyor.

Rus Zvezda televizyon kanalının 2019 yılında yayınladığı görüntüler, nükleer kodların bulunduğu çantalardan birinin içindeki düğmeleri göstermişti. Çantanın içindeki komuta bölümünde iki düğmenin bulunduğu, beyaz düğmenin “fırlatma” kırmızı düğmeninse “iptal” konutlarını gösterdiği görülmüştü. Zvezda’ya göre çantanın aktivasyonu, özel bir bilgi kartıyla sağlanıyor.

Rusya’nın stratejik nükleer saldırıyla karşı karşıya olduğunu düşünmesi durumunda Cumhurbaşkanı, nükleer çantalar aracılığıyla, Genelkurmay Başkanlığı’na ve nükleer kodlara sahip yedek komuta birimlerine doğrudan fırlatma talimatı gönderiyor. Bu talimatlar farklı iletişim sistemlerinden stratejik roket güçlerine basamak basamak aktarılıyor ve Amerika ya da Avrupa’ya nükleer silah atılmış oluyor.

Rusya’ya yönelik herhangi bir nükleer saldırı olduğunun doğrulanması durumunda Cumhurbaşkanı Putin, son adım olarak “Ölü El” olarak bilinen “Perimetr” sistemini harekete geçirebilir. Bu sistem, bilgisayarların kıyamet gününün ne zaman olacağını belirlemesi anlamına geliyor ve bir kontrol roketi, Rusya’nın geniş kapsamlı cephaneliklerinden nükleer saldırı talimatı veriyor.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın

ABD Başkanı Biden: Rusya Ukrayna’da Asla Zafer Elde Edemeyecek

Polonya’nın başkenti Varşova’da konuşan Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden, Ukrayna’nın “güçlü durduğunu” ve Moskova’nın asla Kiev’i yenilgiye uğratamayacağını söyledi.

ABD Başkanı Biden, Rusya Cumhurbaşkanı Vladimir Putin’in ise Ukrayna’yı hafife aldığını belirtti.

Biden, ABD ve ortaklarının Moskova’nın yaklaşık bir yıl önce başlayan Ukrayna işgali nedeniyle bu hafta Rusya’ya karşı yeni yaptırım açıklayacağını söyledi.

Başkan Biden, ABD ve müttefiklerinin Ukrayna’ya verdiği desteğe atıfta bulunarak, “Evet, egemenlik için ayağa kalkardık ve öyle de yaptık, evet, demokrasi için ayağa kalkardık ve öyle de yaptık” diye konuştu.

“Putin NATO’nun parçalanacağını düşünüyordu ama NATO her zamankinden daha birlik halinde” ifadesini kullanan Biden, bugün Rusya Cumhurbaşkanı Putin’in daha güçlü demokrasilerle karşı karşıya olduğunu söyledi.

Joe Biden konuşmasında, “Ukrayna’ya destekten feragat edilmeyecek, NATO bölünmeyecek” dedi. Biden, “Otokratların ihtiyaçlarına karşı taviz verilemez, mutlaka karşı durulmalı” diye de ekledi.

“ABD gelecek yıl NATO zirvesine evsahipliği yapacak”

“Rusya Ukrayna’da asla bir zafer elde edemeyecek, asla” diyen Biden, Rusya’nın Ukrayna halkına karşı zulüm işlediğini, bunun da nefret uyandırdığını söyledi.

Batı’nın Rusya’ya karşı saldırı planlamadığını kaydeden Başkan Joe Biden, Rus işgali başladığından bu yana Polonya’nın Ukrayna’ya desteğini övdü.

ABD’nin gelecek yıl, askeri ittifak 75’nci yılına girerken, NATO zirvesine evsahipliği yapacağını açıklayan Biden, “NATO topraklarının her karışını savunacağız, NATO kaya gibi sağlamdır” değerlendirmesinde bulundu.

Biden, “ABD’nin NATO ittifakımıza ve 5. Madde’ye olan taahhüdünün çok sağlam olduğuna şüphe olmasın” dedi.

NATO’nun bir üyesine saldırının tüm üyelere saldırı olduğu şeklindeki ilkesine atıfta bulunan Başkan Biden, “NATO’nun her üyesi bunu biliyor. Rusya da biliyor ki birine yapılan saldırı, herkese yapılmış demektir” diye konuştu.

Paylaşın

Putin, Batı’ya Meydan Okudu: Rusya’yı Yenilgiye Uğratmak Mümkün Değil

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Ukrayna savaşına ağırlık verdiği Ulusa Sesleniş konuşmasında Batı’ya meydan okuyarak “Rusya’yı yenilgiye uğratmak mümkün değil” ifadelerini kullandı.

Batı’yı Ukrayna’daki savaşı başlatmak ve sürdürmekle suçlayan Putin, “Savaşı başlatan onlar. Biz ise sona erdirmek için güç kullanıyoruz” iddiasında bulundu.

Putin, Batı’nın “Rusya’yı savaş meydanında yenilgiye uğratmanın mümkün olmadığını bildiğini, bu nedenle saldırgan bir enformasyon harekâtıyla Rus kültürünü, dinini ve değerlerini hedef aldığını” ileri sürdü.

Ukrayna’nın, “ülkeyi işgal eden Kiev rejiminin ve Batılı efendilerinin elinde bir rehin haline geldiğini” savunan Putin, “Batılı elitler hedeflerini gizlemeye çalışmıyorlar. Hedefleri Rusya’yı stratejik yenilgiye uğratmak. Niyetleri, yerel bir çatışmayı küresel bir çatışmaya dönüştürmek” ifadelerini kullandı. Putin, Rusya’nın varlığının hedef alındığını ve buna yanıt vermeye hazır olduklarını söyledi.

Resmi olarak “savaş” kelimesini kullanmaktan kaçınan Rusya, 24 Şubat’ta “özel askeri operasyon” ilan ederek Ukrayna topraklarına girmişti. Rusya 2014’te de halen uluslararası hukukta Ukrayna toprağı olarak kabul edilen Kırım’ı ilhak etmişti.

Batılı gazetecilerin katılımına izin verilmedi

Putin’in 2022 sonunda yapması planlanan Ulusa Sesleniş konuşması gerekçe gösterilmeden ertelenmiş, Rus liderin Ukrayna savaşıyla ilgili gazetecilerin eleştirel sorularıyla karşı karşıya kalmaktan kaçındığı yorumları yapılmıştı. Rus Anayasası, Devlet Başkanının yılda bir Ulusa Sesleniş konuşması gerçekleştirmesini öngörüyor.

Bugünkü Ulusa Sesleniş konuşmasına “dost olmayan ülkeler” listesindeki, aralarında ABD, İngiltere ve AB ülkelerinin de bulunduğu ülkelerden medya mensuplarının bizzat katılması yasaklandı. Kremlin, bu ülkelerden medya mensuplarının yayını izleyerek haber yapabileceklerini bildirdi.

Nükleer anlaşma askıya alındı

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, ABD ile nükleer silahların yayılımını önlemek amacıyla imzaladıkları Yeni Stratejik Silahların Azaltılması (New START) anlaşmasını askıya aldıklarını açıkladı.

Rusya’nın ABD ile Rusya arasında 2010 yılında imzalanan anlaşma, iki ülkenin konuşlandırabileceği uzun menzilli nükleer başlık ve nükleer silah taşıyabilecek füze sayısının sınırlandırılmasını öngörüyor. Anlaşmanın süresi 2021 yılında beş yıllığına uzatılmıştı.

Rusya’nın anlaşmadan henüz tamamen çekilmediğini vurgulayan Putin, ABD’nin nükleer silah denemelerini yeniden başlatması durumunda Rusya’nın da aynısını yapabilecek durumda olması gerektiğini kaydetti.

Rusya, tahmini verilere göre 6 bine yakın nükleer savaş başlığıyla dünyanın en büyük nükleer silah envanterine sahip. Rusya ve ABD, dünyadaki nükleer savaş başlıklarının yüzde 90’ını elinde bulunduruyor.

Paylaşın

Uyuşturucu Depolara Sığmayınca İnşaatlarda Harç Oldu

Ekvador’da geçen sene çoğunluğunu kokainin oluşturduğu kaçak uyuşturucu miktarı, 2021’de iki katına çıkarak 210 tonu aştı. Ele geçirilen kaçak uyuşturucu depolara sığmayınca inşaatlarda çimento harcı ile birlikte kullanılmasına karar verildi. 

Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç Ofisi’nin (UNODC) desteklediği bir proje çerçevesinde “kapsülleme” adı verilen bir yöntemle kokain paketleri diğer endüstriyel atıklarla beraber çimento, kum ve suyla karıştırılarak inşaat beton yapımında çimento harcı ile birlikte kullanılmaya başlandı.

Ekvador Uyuşturucuyla Mücadele Soruşturma Direktörü Pablo Ramirez, bir ton kokaini yakmanın yaklaşık 12 saat sürebileceğini belirterek, aynı miktarı kapsüllemenin üç saatten az vakit aldığını vurguluyor.

Ekvador’da ele geçirilen kaçak uyuşturucu depolara sığmayınca inşaatlarda çimento harcı ile birlikte kullanılmasına karar verildi.

Ülkede geçen sene çoğunluğunu kokainin oluşturduğu kaçak uyuşturucu miktarı, 2021’de iki katına çıkarak 210 tonu aştı. Reuters’a konuşan güvenlik yetkilileri uyuşturucunun imha edilmeden önce tutulduğu 27 polis deposunun dolduğunu ve yakmak için kullanılan fırınların da kapasitesinin aşıldığını duyurdu.

Bu nedenle Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç Ofisi’nin (UNODC) desteklediği bir proje çerçevesinde “kapsülleme” adı verilen bir yöntemle kokain paketleri diğer endüstriyel atıklarla beraber çimento, kum ve suyla karıştırılarak inşaat beton yapımında çimento harcı ile birlikte kullanılmaya başlandı.

BM ofisine göre, harç sertleştikçe, mevcut diğer malzemelerle reaksiyona girerek kokainin toprağa sızmasını veya geri kazanılmasını önleyen çok sert bir yapı oluşturuyor.

15 metre derinliğindeki bir kuyunun beton duvarlarını oluşturmada kullanılan bu malzemenin güvenlik nedeniyle adı saklı tutulan bir tesiste zemin malzemesi olarak kullanılması öngörülüyor.

Yetkililere göre kuyuda şu ana kadar 2021 ve 2022’de el konulmuş toplam 350 ton kokain ve kokainin ham maddesi koka macunu kullanıldığı belirtiliyor.

Ekvador Uyuşturucuyla Mücadele Soruşturma Direktörü Pablo Ramirez, bir ton kokaini yakmanın yaklaşık 12 saat sürebileceğini belirterek, aynı miktarı kapsüllemenin üç saatten az vakit aldığını vurguluyor. Halen yaklaşık 83 ton kokainin kapsüllenmesini beklediklerini belirten yetkili böylece uyuşturucu toplama depolarının boşaltılmasına yardımcı olunduğunu sözlerine ekliyor.

Paylaşın

ABD Başkanı Biden’dan Ukrayna’ya Sürpriz Ziyaret

Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin yıl dönümüne birkaç gün kala Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden, Ukrayna’nın başkenti Kiev’e sürpriz bir ziyaret gerçekleştirdi. Ziyaret, önceden kamuoyuna duyurulmamıştı.

Haber Merkezi / Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ile bir araya gelen Biden, Ukrayna’ya yönelik yeni bir askeri yardım paketi açıkladı.

ABD Başkanı Biden, paketin ayrıntılarının kamuoyuna yarın duyurulacağını ve ABD’nin Ukrayna’nın elindeki Yüksek Hareketli Top Roket Sistemleri için daha fazla mühimmat sağlayacağını söyledi.

Joe Biden, “Kiev’e yaptığım ziyaret ile Ukrayna’nın demokrasisine, egemenliğine ve toprak bütünlüğüne sarsılmaz bağlılığımızı yeniden teyit ediyoruz” dedi.

Joe Biden, “Putin yaklaşık bir yıl önce işgalini başlattığında Ukrayna’nın zayıf, Batı’nın da bölünmüş olduğunu düşünüyordu. Bizden daha uzun süre dayanabileceğini düşündü. Ama fena halde yanılmıştı” diye konuştu.

Biden’ın Kiev’i ziyareti sırasında Ukrayna’nın başkentinde sirenler çaldığını bildirildi. Başkan Biden’ın Kiev’den sonra ise Polonya’ya gitmesi bekleniyor.

Brüksel’de toplanacak Avrupa Birliği (AB) Dışişleri Bakanları ise Ukrayna’ya mühimmat yardımını görüşecek.

Zelenskiy de Aralık ayında Washington’a sürpriz bir ziyaret gerçekleştirmiş ve ABD Kongresi’ne ülkesine daha fazla silah yardımı yapılması çağrısında bulunmuştu.

Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy, Biden ile el sıkıştığı anın görüntülerini Telegram sayfasında yayımladı.

Zelenskiy, paylaştığı mesajda, “Joseph Biden, Kiev’e hoş geldiniz! Ziyaretiniz, tüm Ukraynalılara yönelik desteğin son derece önemli bir göstergesi” dedi.

Paylaşın

Fransa Cumhurbaşkanı Macron: Rusya Yenilmeli Ama Ezilmemeli

Ukrayna – Rusya arasındaki savaşa ilişkin verdiği karışık mesajlar nedeniyle eleştirisine maruz kalan Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Rusya’nın Ukrayna ile olan savaşında yenilmesini istediğini ancak “ezilmesini” istemediğini söyledi.

Emmanuel Macron, ayrıca her iki tarafın da çatışmada tam olarak galip gelemeyeceğini öngördü.

Münih Güvenlik Konferansı’ndan döndükten sonra çeşitli basın kuruluşlarına açıklama yapan Macron, müttefiklerin Ukrayna’ya desteklerini arttırması çağrısında bulundu ve savaşın uzun sürme olasılığına karşı Fransa’nın hazırlıklı olduğunu belirtti.

Macron, Le Journal du Dimanche (JDD) gazetesine verdiği demeçte savaşı Rus topraklarına taşımaya karşı olduğunu yineledi.

Macron, “Bazılarının yaptığı gibi, Rusya’ya kendi topraklarında saldırarak Rusya’yı tamamen yenilgiye uğratmayı hedeflememiz gerektiğini düşünmüyorum. Bu gözlemciler her şeyden önce Rusya’yı ezmek istiyorlar. Bu hiçbir zaman Fransa’nın pozisyonu olmadı ve bizim pozisyonumuz da olmayacak.” diye konuştu.

“Her iki taraf da tam olarak galip gelemeyecek”

Fransız gazeteleri JDD ve Le Figaro ile yayın kuruluşu France Inter’e de demeç veren Macron “Rusya’nın Ukrayna’da yenilmesini ve Ukrayna’nın konumunu koruyabilmesini istiyorum” dedi.

“Sonunda bunun askeri olarak sonuçlanmayacağına inanıyorum” diyen Macron, her iki tarafın da çatışmada tam olarak galip gelemeyeceğini öngördü.

Macron’un Ukrayna ve Rusya arasındaki savaşa ilişkin politikası konusunda verdiği karışık mesajlar nedeniyle Paris bazı NATO müttefiklerinin eleştirisine maruz kalıyor ve bazı çevreler tarafından Batı ittifakının zayıf halkası olarak görülüyor.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Birleşmiş Milletler: Suriye’de Yaklaşık 9 Milyon Deprem Mağduru

Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli 7,7 ve 7,6 şiddetindeki depremler Türkiye’de olduğu gibi Suriye’de de büyük yıkıma neden oldu. Birleşmiş Milletler (BM), depremlerden Suriye’de 8,8 milyon kişinin etkilendiğini açıkladı.

Birleşmiş Milletler (BM) Suriye Temsilci Yardımcısı Nejat Rochdi, sosyal medyadan yaptığı paylaşımda, bu insanların çoğunun insani yardıma muhtaç olduğunu belirterek, “BM tüm Suriyelilere yardım etmek için daha fazlasını yapmaya kararlıdır” dedi.

Silahlı grupların hakimiyetinde olan Suriye’nin kuzeybatısında aktivistler ve yardım görevlileri depremi takip eden günlerde BM yardımının eksikliğinden şikâyetçi olmuştu.

BM Acil Yardım Koordinatörü Martin Griffiths bölgeye yaptığı ziyaret sırasında BM’nin silahlı grupların etkili olduğu bölgelerde yaşayan mağdurlara yardım edemediğini itiraf etmişti. İnsan hakları gözlemcileri ayrıca BM’nin bürokratik engellerle karşılaştığını, savaştan zarar gören bölgenin bozuk yolları göz önünde bulundurulduğunda yardımların alışılagelmiş büyük tırlar yerine daha küçük araçlarla daha hızlı ulaşabileceğini belirtiyor.

Şu ana kadar BM yardımı taşıyan 140’tan fazla kamyonun Türkiye üzerinden, 9 binden fazla binanın tamamen ya da kısmen yıkıldığı isyancıların kontrolünde olan bölgelere gönderildiği bildirildi. BM’ye göre depremden etkilenen bölgelerde en acil ihtiyaç çadır.

“Gönüllü olarak topraklarına döndüler”

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Güler ile birlikte sınır hattında karadan ve havadan incelemeler yaptı, hudut karakollarını denetledi.

AA’nın haberine göre; depremde bölgesindeki Suriyeli mültecilere ilişkin konuşan Akar, “Depremden sonra 10 bin 633 Suriyeli topraklarına gönüllü olarak dönmüştür” dedi.

Sınırda mülteci geçişi olduğu iddialarına değinen Akar, şöyle konuştu:

Bu iddialar tamamen gerçek dışıdır. Ne sınır kapısından ne de sınır hattından geçiş var. Konuyla ilgili yetkililerden bilgi aldık, yerinde incelemelerde bulunduk.

“Türkiye’ye yoğun geçiş olduğu iddiasının aksine tek yönlü yani Türkiye’den Suriye’ye doğru Suriyeli vatandaşların geçtiğini ifade ettiler. Depremde ailesini, kaldıkları yerleri kaybeden Suriyeli kardeşlerimizin kendi topraklarına gönüllü olarak döndüklerini belirttiler.

“Depremden sonra 10 bin 633 Suriyeli topraklarına gönüllü olarak dönmüştür. Dolayısıyla aldığımız bilgiler kapsamında, kitle halinde ne hudutlardan ne de sınır kapılarından ülkemize geçiş söz konusudur.”

Paylaşın