Fas’taki Depremde Bilanço Ağırlaşıyor: Can Kaybı 2 Bin 122’ye Yükseldi

Fas’ın Marakeş kentinde meydana gelen ve ülkenin pek çok kentinde hissedilen 7 büyüklüğündeki depremde can kaybı 2 bin 122, yaralı sayısı ise 2 bin 421’e yükseldi. Depremden 19 dakika sonra 4,9 şiddetinde bir artçı şok meydana geldi.

Haber Merkezi / Fas İçişleri Bakanlığı, önceki akşam meydana gelen depremle ilgili güncel bilgileri paylaştı. Bakanlık açıklamasında, merkez üssü Marakeş’in El-Huz bölgesi olan 7 büyüklüğündeki depremde hayatını kaybedenlerin sayısının 2 bin 122’ye, yaraların ise 2 bin 421’ye yükseldiği duyuruldu.

Söz konusu deprem, ülke tarihinde 1960 yılından bu yana gerçekleşen en büyük çaplı deprem olma özelliğini taşıyor. 63 yıl önce meydana gelen deprem, 12 bini aşkın can kaybına yol açmıştı.

Yerel basın tarafından ilk bilgilerde depremin 6,8 büyüklüğünde olduğu aktarılırken, Almanya Sismoloji Merkezi de depremin büyüklüğünü 7 olarak açıkladı. Kuzey Afrika ülkesi Fas’ta Ulusal Jeofizik Enstitüsü, ülkenin kuzeyindeki Marakeş’in El-Huz bölgesinde yerel saatle 23.10 sularında 7 büyüklüğünde deprem meydana geldiğini açıkladı.

ABD Jeolojik Araştırmalar Kurumu ise, depremin merkez üssünün Marakeş’in 71 km güney batısında Yüksek Atlas Dağları’nda, 18,5 km derinlikte olduğunu açıkladı.

Yüksek Atlas Dağları’nın yerleşime uzak bir bölgesinde meydana gelen depremin merkez üssünün nispeten sığ olduğu ve sarsıntıların yaklaşık 350 km uzaklıktaki başkent Rabat’ın yanı sıra Kazablanka ve Essaouira’da da hissedildiği bildirildi.

Yerin 8 kilometre derinliğinde meydana gelen depremde birçok kent etkilendi ve çok sayıda bina yıkıldı. Arama kurtarma ekipleri, yıkılan binaların enkazında kalanları kurtarmaya çalışıyor. Depremin merkezi olan dağlık bölgede enkaz altında kurtarılmayı bekleyenlerin olduğu, ancak yolların hasar görmesi ve heyelan nedeniyle bölgeye ulaşımın sınırlı olduğu bildiriliyor.

Ulusal Jeofizik Enstitüsü, Marakeş merkezli depremin ülke tarihinde son yüzyıldaki en büyük deprem olduğunu duyurdu. Ölümlerin yaşandığı şehirler arasında Marakeş, Azilal, Agadir, Varzazat ve Chichaoua’nın bulunduğu aktarıldı.

AP haber ajansının aktardığına göre UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alan Marakeş’teki eski şehri çevreleyen ünlü kırmızı duvarların bazı kısımları hasar gördü.

Yerel kurumlar, emniyet güçleri ve sivil savunma ekiplerinin deprem nedeniyle oluşan zararın tespiti ve gerekli yardımın ihtiyaç sahiplerine ulaştırılması için tüm imkanlarını seferber ettiği vurgulanan açıklamada, vatandaşlar sakin olmaya ve paniğe kapılmamaya çağrıldı.

Komşu ülke Cezayir’de de deprem hissedildi, ancak yetkililer herhangi bir can kaybı ya da hasar olmadığını belirtti. İki yıldır Fas ile diplomatik ilişkilerini kesmiş olan Cezayir, insani yardım için hava sahasının kullanılabileceğini açıkladı.

Ülkede üç günlük milli yas ilan edilirken, aralarında İsrail, Fransa, İspanya, İtalya ve Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) de bulunduğu birçok ülke Fas’a yardım göndermeyi teklif etti. Fas ile sorunlu ilişkilere sahip olan komşu ülke Cezayir ise, son iki yıldır kapalı olan hava sahasını, insani yardımlar ve yaralıların taşınabilmesini sağlamak amacıyla açtı.

Uluslararası Kızılhaç Örgütü, depremin getirdiği zararların bertaraf edilmesinin uzun zaman alacağını açıkladı. Örgütün Ortadoğu ve Kuzey Afrika Direktörü Hossam Elsharkawi, “Bu iş bir iki haftada çözülebilecek bir mesele değil. Yıllar almasa da en azından aylar alacak” diye konuştu.

İçişleri Bakanlığı tarafından Cumartesi akşamı yapılan açıklamada, “Kurtarma operasyonlarını hızlandırmak ve yaralıları tahliye etmek için devlet kurumları seferber olmuştur” denildi.

Dünyadan Fas’a mesajlar

Birleşmiş Milletler (BM) Sözcüsü, “BM, Fas’a depremden etkilenen halka yardım etmesi konusunda destek olmaya hazırdır” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, sosyal medya platformu X üzerinden yayınladığı mesajda, “Dost ve kardeş Fas’ta meydana gelen deprem felaketinden etkilenen tüm Fas halkına geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyorum. Bu zor gününde tüm imkânlarımızla Faslı kardeşlerimizin yanındayız” ifadelerine yer verdi.

Almanya Başbakanı Olaf Scholz da X üzerinden depreme ilişkin, “Fas’tan kötü haberler geldi. Bu zor saatlerde düşüncelerimiz bu yıkıcı depremin kurbanlarıyla beraber. Bu doğal afetten etkilenenlere taziyelerimi iletiyorum” dedi.

Hindistan Başbakanı Narendra Modi, Delhi’de bugün başlayan G20 zirvesinde yaptığı konuşmada uluslararası toplumun Fas’a yardım edeceğini söyledi. G20’ye katılan diğer liderlerden de başsağlığı ve destek mesajları paylaşıldı.

Paylaşın

Fas’ta 7 Büyüklüğünde Deprem: Can Kaybı 2 Bini Aştı

Fas’ın Marakeş kentinde meydana gelen ve ülkenin pek çok kentinde hissedilen 7 büyüklüğündeki depremde can kaybı 2 bini aştı, yaralı sayısı ise bin 800 oldu. Depremin yerin 8 kilometre derinliğinde meydana geldiği açıklandı.

Haber Merkezi / Yerel basın tarafından ilk bilgilerde depremin 6,8 büyüklüğünde olduğu aktarılırken, Almanya Sismoloji Merkezi de depremin büyüklüğünü 7 olarak açıkladı. Depremden 19 dakika sonra 4,9 şiddetinde bir artçı şok meydana geldi.

Kuzey Afrika ülkesi Fas’ta Ulusal Jeofizik Enstitüsü, ülkenin kuzeyindeki Marakeş’in El-Huz bölgesinde yerel saatle 23.10 sularında 7 büyüklüğünde deprem meydana geldiğini açıkladı.

ABD Jeolojik Araştırmalar Kurumu ise, depremin merkez üssünün Marakeş’in 71 km güney batısında Yüksek Atlas Dağları’nda, 18,5 km derinlikte olduğunu açıkladı.

Yüksek Atlas Dağları’nın yerleşime uzak bir bölgesinde meydana gelen depremin merkez üssünün nispeten sığ olduğu ve sarsıntıların yaklaşık 350 km uzaklıktaki başkent Rabat’ın yanı sıra Kazablanka ve Essaouira’da da hissedildiği bildirildi.

Yerin 8 kilometre derinliğinde meydana gelen depremde birçok kent etkilendi ve çok sayıda bina yıkıldı. Arama kurtarma ekipleri, yıkılan binaların enkazında kalanları kurtarmaya çalışıyor.

Depremin merkezi olan dağlık bölgede enkaz altında kurtarılmayı bekleyenlerin olduğu, ancak yolların hasar görmesi ve heyelan nedeniyle bölgeye ulaşımın sınırlı olduğu bildiriliyor.

Ulusal Jeofizik Enstitüsü, Marakeş merkezli depremin ülke tarihinde son yüzyıldaki en büyük deprem olduğunu duyurdu. Ölümlerin yaşandığı şehirler arasında Marakeş, Azilal, Agadir, Varzazat ve Chichaoua’nın bulunduğu aktarıldı.

AP haber ajansının aktardığına göre UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alan Marakeş’teki eski şehri çevreleyen ünlü kırmızı duvarların bazı kısımları hasar gördü.

Türk Kızılay da sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Fas’ın Marakeş şehrinde meydana gelen deprem sonrası afet ekiplerinin gelişmeleri yakından takip ettiğini duyurdu.

Yerel kurumlar, emniyet güçleri ve sivil savunma ekiplerinin deprem nedeniyle oluşan zararın tespiti ve gerekli yardımın ihtiyaç sahiplerine ulaştırılması için tüm imkanlarını seferber ettiği vurgulanan açıklamada, vatandaşlar sakin olmaya ve paniğe kapılmamaya çağrıldı.

Komşu ülke Cezayir’de de deprem hissedildi, ancak yetkililer herhangi bir can kaybı ya da hasar olmadığını belirtti. İki yıldır Fas ile diplomatik ilişkilerini kesmiş olan Cezayir, insani yardım için hava sahasının kullanılabileceğini açıkladı.

Dünyadan Fas’a mesajlar

Birleşmiş Milletler (BM) Sözcüsü, “BM, Fas’a depremden etkilenen halka yardım etmesi konusunda destek olmaya hazırdır” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, sosyal medya platformu X üzerinden yayınladığı mesajda, “Dost ve kardeş Fas’ta meydana gelen deprem felaketinden etkilenen tüm Fas halkına geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyorum. Bu zor gününde tüm imkânlarımızla Faslı kardeşlerimizin yanındayız” ifadelerine yer verdi.

Almanya Başbakanı Olaf Scholz da X üzerinden depreme ilişkin, “Fas’tan kötü haberler geldi. Bu zor saatlerde düşüncelerimiz bu yıkıcı depremin kurbanlarıyla beraber. Bu doğal afetten etkilenenlere taziyelerimi iletiyorum” dedi.

Hindistan Başbakanı Narendra Modi, Delhi’de bugün başlayan G20 zirvesinde yaptığı konuşmada uluslararası toplumun Fas’a yardım edeceğini söyledi. G20’ye katılan diğer liderlerden de başsağlığı ve destek mesajları paylaşıldı.

Paylaşın

Birleşmiş Milletler’den G20’ye İklim Kriziyle Mücadele Çağrısı

Hindistan’ın başkenti Delhi’de düzenlenecek G20 Zirvesi öncesi açıklamalarda bulunan Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, iklim değişikliğiyle etkili bir şekilde mücadele etmek için “1,5 santigrat derece hedefinin” korunmasının hayati önemini vurguladı.

Haber Merkezi / BM Genel Sekreteri Guterres, dünya GSYİH’sının yüzde 85’ini ve küresel emisyonların yüzde 80’ini oluşturan G20 ülkelerinin, 1,5 santigrat derece küresel ısınma hedefinin tutturulmasında öncülük etmesi gerektiğini belirtti.

1,5 santigrat derece hedefi, iklim değişikliğinin yıkıcı ve muhtemelen geri döndürülemez sonuçlarından kaçınmak için küresel ısınmayı sanayi öncesi seviyelere (1850-1900) kıyasla 1,5 santigrat derece ile sınırlamayı amaçlayan 2015’teki Paris iklim görüşmelerinde kabul edildi.

İklim krizinin hızla tırmandığını ancak G20 ülkelerinin krizin gidişatını etkileme gücünün bulunduğunu söyleyen Guterres, “bu ülkeler küresel emisyonların yüzde 80’inden sorumludur” dedi.  Guterres, alınan önlemlerin iklim çöküşünü önlemek için yeterli olmayacağı konusunda uyardı.

BM Genel Sekreteri Guterres, G20 liderlerini, 1,5 santigrat derece hedefini desteklemeye, iklim adaletini vurgulayarak güveni yeniden inşa etmeye ve yeşil ekonomiye adil, eşitlikçi bir geçişi ilerletmeye çağırdı.

Guterres, büyük emisyon salınım yapan ülkelerin emisyon salınımlarını azaltmak için ekstra çaba sarf etmeleri ve gelişmekte olan ekonomilere bu emisyon salınım azaltımları konusunda da destek vermeleri gerektiğini vurguladı.

Guterres ayrıca G20 içindeki gelişmiş ülkelere, gelişmekte olan ülkelere yönelik taahhütlerini yerine getirerek liderlik etmeleri çağrısında bulundu.

Bu, 100 milyar dolar tutarındaki iklim finansmanı hedefinin tutturulmasını, uyum finansmanının iki katına çıkarılmasını, Yeşil İklim Fonu’nun yenilenmesini ve Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin (UNFCCC) son Taraflar Konferansı’nda oluşturulan kayıp ve hasar fonunun faaliyete geçirilmesini içermektedir.

Guterres, gelişmiş ülkelerin 2040 yılına kadar net sıfır emisyona ulaşmayı taahhüt ettiğini, gelişmekte olan ekonomilerin ise 2050 yılına kadar bu hedefi hedeflemesi gerektiğini söyledi.

Guterres ayrıca, OECD ülkelerinin 2030 yılına kadar kömürü aşamalı olarak bırakmalarını, diğer ülkelerin de 2040 yılına kadar aynı şeyi yapmalarını önerdi.

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, G20 ülkelerini iki öncelikli alana odaklanmaya çağırdı: iklim bozulmasını önlemek ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşmak.

Paylaşın

Kuzey Kore “Nükleer Denizaltısını” Tanıttı: Hero Kim Kun Ok

Kuzey Kore, ülkenin ilk operasyonel “taktik nükleer saldırı denizaltısını” denize indirdi. Pyongyang bu denizaltıyı, Kore yarımadası ile Japonya arasındaki sularda devriye gezen filoya tahsis etti.

Haber Merkezi / Denizaltıların yerinin tespiti su altındayken çok zor olduğundan bu tür bir silahın geliştirilmiş olması Pyongyang’a, karadaki donanımı vurulmuş bile olsa, denizde muarızlarını vurma konusunda üstünlük sağlayabilir. Bu denizaltı gerçekten tam olarak çalışır durumda mı?

Bunun cevabını bilmiyoruz. Yanıt için Kuzey Kore’nin tatbikatlarla bu denizaltının nükleer başlıklı füzeleri başarıyla atabileceğini sergilemesi gerekecek.

Analistler, “Hero Kim Kun Ok” adı verilen geminin, Kuzey Kore`nin 1970`lerde Çin’den satın aldığı ve yurt içinde üretmeye başladığı, değiştirilmiş Sovyet dönemi Romeo sınıfı bir denizaltı gibi göründüğünü söyledi.

Bununla birlikte, gemideki fırlatma tüpü kapaklı tasarımının büyük olasılıkla balistik füzeler ve seyir füzeleriyle silahlandırıldığı tahmin ediliyor.

Nükleer saldırı amaçlı bir denizaltı, uzun süredir Kuzey Kore’nin inşa etmeyi hedeflediği silahlar listesindeydi ve Kim nükleer programının çok önemli bir parçasını oluşturacak bu denizaltının geliştirilmesi üzerinde yıllardır çalışıyordu.

Medyaya dağıtılan fotoğraflarda Kim Jong-un, bir tersanede çevresinde deniz subaylarıyla birlikte nükleer füze atma kapasitesine sahip olduğu söylenen dev bir denizaltının yanında duruyor.

Denizaltının denize indirdiği törende konuşan Kuzey Kore lideri Kim Jong Un, bu geminin ülkesinin, ABD ve Asyalı müttefiklerine karşı nükleer silahlarla güçlendirilmiş bir donanma kurma çabalarında büyük önem taşıdığını bildirdi.

Donanmayı nükleer silahlarla silahlandırmanın acil bir görev olduğunu belirten Kim, deniz kuvvetleri için taktik nükleer silahlarla donatılmış daha fazla su altı ve su üstü gemisi sözü verdi.

Bu arada Associated Press, Güney Koreli yetkililerin denizaltının nükleer saldırı potansiyeline karşı temkinli yaklaştığı ve muhtemelen operasyonel göreve hazır olmadığı görüşünü taşıdığını aktardı.

Paylaşın

55 Üyeli Afrika Birliği G20’ye Üye Oluyor: Tarih Kesinleşmedi

1,3 milyarlık nüfusu temsil eden 55 üyeli Afrika Birliği’nin G20’ye üye olacağı duyuruldu. Afrika Birliği’nin G20’ye ne zaman üye olacağıyla ilgili ise henüz kesin bir tarih verilmedi.

Avrupa Birliği’nin (AB) yanı sıra Türkiye’nin de dahil olduğu dünyanın en güçlü 19 ülkesini kapsayan G20, ekonomik iş birliği amacıyla kurulmuş olsa da, artık terörle mücadele, iklim değişikliği gibi küresel konuların da istişare edildiği uluslararası bir forum haline geldi.

Avrupa Birliği (AB) Konseyi Başkanı Charles Michel, dünyanın önde gelen 20 ekonomisinden oluşan Yirmiler Grubu’na (G20) Afrika Birliği’nin (AfB) de dahil edileceğini duyurdu. G20 zirvesi için gittiği Hindistan’ın başkenti Yeni Delhi’de açıklamalarda bulunan Michel, AfB’nin katılımı konusunda üye ülkeler arasında fikir birliği oluştuğunu belirterek, “Bu iyi bir sinyal. Afrika Birliği’ni daimi üye olarak aramızda göreceğimiz için mutluluk duyuyorum” dedi.

27 ülkeden oluşan AB, şimdiye kadar G20 içinde birlik olarak yer alan tek üyeydi. 1963 yılında kurulan Afrika Birliği, kıtadaki uluslararası alanda tanınan tüm ülkeleri temsil ediyor ve 55 üyesi bulunuyor. Dünyanın en genç ve hızlı büyüyen nüfusuna sahip olan AfB ülkelerinde şu an 1,3 milyar olan nüfusun 2050 yılına kadar 2,5 milyara ulaşması bekleniyor. AB nüfusu ise 450 milyon dolayında.

AfB’nin üyelik tarihi kesinleşmedi

AfB’nin G20’ye ne zaman üye olacağıyla ilgili ise henüz kesin bir tarih verilmedi. Diplomatik kaynaklar, üyeliğin resmen ilanı için Brezilya’da gelecek yıl Temmuz ayında yapılacak G20 zirvesi ya da 2025’te Güney Afrika’da yapılacak zirve üzerinde durulduğunu belirtiyor.

AB’nin yanı sıra Türkiye’nin de dahil olduğu dünyanın en güçlü 19 ülkesini kapsayan G20, ekonomik iş birliği amacıyla kurulmuş olsa da, artık terörle mücadele, iklim değişikliği gibi küresel konuların da istişare edildiği uluslararası bir forum haline geldi. G20, özellikle Ukrayna savaşı döneminde Batı ve Rusya’nın birlikte dahil olduğu ve doğrudan bir araya geldiği az sayıdaki platformdan biri konumunda.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Batı Afrika Ülkesi Mali’de Çifte Saldırı: 64 Ölü

Afrika’nın sekizinci büyük ülkesi olan Mali’de düzenlenen saldırılarda 64 kişi hayatını kaybetti. 49 sivilin, 15 askerin hayatını kaybettiği saldırıları El-Kaide’ye bağlı cihatçılar üstlendi.

Mali, kuzeyde etnik Tuaregler tarafından yönetilen bir isyanın patlak verdiği 2012 yılından bu yana güvensizlikle mücadele ediyor.

Bölgedeki gerilim geçtiğimiz haftalarda, yıl sonuna kadar Mali’den ayrılacağı açıklanan BM barış gücü misyonunun Timbuktu yakınlarındaki iki üssü silahlı kuvvetlere devretmesinin ardından yeniden canlandı.

Batı Afrika ülkesi Mali’de dün Nijer nehri üzerindeki bir ordu üssüne ve bir yolcu teknesine cihatçıların yaptığı çifte saldırıda en az 64 kişi hayatını kaybetti.

France24’te yer alan habere göre, hükümetten yapılan açıklamaya göre, iki ayrı saldırı Nijer nehri üzerindeki Timbuktu teknesini ve kuzey Gao bölgesindeki Bamba’da bir ordu mevzisini hedef aldı.

Tekne üç ayrı roketle vurulurken, tahliye işlemlerinin yapıldığı teknede onlarca kişi sağ kurtarıldı.

Mali’deki çatışmalar

Saldırıları, Mağrip El-Kaidesi’nin (AQIM) Sahel’den sorumlu kolu Cemaat Nusra el İslam ve Müslim (JNIM) üstlendi. Örgüt geçen ay Mali’nin kuzeyindeki tarihi kavşak şehri Timbuktu’yu abluka altına aldığını duyurmuştu.

Mali, kuzeyde etnik Tuaregler tarafından yönetilen bir isyanın patlak verdiği 2012 yılından bu yana güvensizlikle mücadele ediyor.

Cihatçılar, isyanlar birlikte Mali’nin merkezi, Nijer ve Burkina Faso’ya doğru harekete geçerek Sahel’de şok dalgaları yarattı.

Mali’nin kuzeyindeki bölgesel isyan, 2015 yılında isyancılar ve Mali hükümeti arasında imzalanan bir barış anlaşmasıyla resmen sona erdi.

Ancak 2020 yılında sivil hükümetin devrilmesi ve yerine bir cuntanın geçmesinin ardından bu kırılgan anlaşma zora girdi.

Bölgedeki gerilim geçtiğimiz haftalarda, yıl sonuna kadar Mali’den ayrılacağı açıklanan BM barış gücü misyonunun Timbuktu yakınlarındaki iki üssü silahlı kuvvetlere devretmesinin ardından yeniden canlandı.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Fransa’da Okullarda “Abaya” Yasağı Kesinleşti

Fransa’da Danıştay, hükümetin abaya ve entari tarzı uzun elbiselerin laikliğe aykırı olduğu gerekçesiyle okullarda giyilmesini yasaklamasına ilişkin yapılan itirazı reddetti. Bu kararla, okullarda abaya yasağı kesinleşmiş oldu.

Fransa’da Eğitim Bakanı Gabriel Attal, yeni eğitim dönemi öncesinde laikliğe aykırı olduğu gerekçesiyle devlet okullarında abayanın yasaklanacağını açıklamıştı.

Bakan erkeklerin de “kamis” adı verilen uzun gömlekleri giymesinin yasaklandığını duyurmuştu. Bakan, yasağa gerekçe olarak ülkede geçerli olan laiklik ilkesini göstermiş, laiklik ilkesi gereğince devlet okullarından dini sembollerinin yerinin olmadığını belirtmişti.

Hükümet Sözcüsü Olivier Veran, 28 Ağustos’ta ülkedeki okullarda giyilmesinin yasaklanacağı abaya ve benzeri uzun elbiseler için “politik bir saldırı aracı” olduğu yorumunu yapmıştı.

Mahkemenin kararına göre, abaya yasağı özel hayata saygı, din özgürlüğü, eğitim hakkı ve çocuğun refahı haklarını ihlal etmediği gibi, ayrımcılık yasağı ilkesine de aykırılık teşkil etmiyor.

Fransa Danıştayı, okullarda abaya gibi tesettür giysilerinin daha fazla giyilmesinin “dini bir arka planı” olduğu değerlendirmesinde bulundu. Mahkeme, bunun öğrencilerin ifadelerinden anlaşıldığını vurguladı. Yüksek Mahkeme, yasanın devlet okullarında herhangi bir dine aidiyet göstergesi olan giysileri yasakladığına dikkat çekti.

Fransa’da 2004 yılında çıkan bir yasada devlet okullarında derslere dini simge ve objelerle girilmesi yasaklanmıştı. Bu kararın ardından okullarda baş örtüsü yasağı gelmişti.

Bundan sonra ne olacak?

Milli Eğitim Bakanlığı tarafından okullara gönderilen talimatnameye göre, abaya giymekte itiraz eden öğrencilerin aileleriyle önce “diyalog süreci” başlatılacak, bunun sonucunda bu giysiyi giymek isteyenler ısrar ederse okuldan atılacak.

Danıştay’ın ilgili dairesi, hükümetin abaya ve entari tarzı uzun elbiselerin laikliğe aykırı olduğu gerekçesiyle okullarda giyilmesini yasaklamasına ilişkin yapılan itirazla ilgili önceki gün bir duruşma düzenlemişti.

Müslümanların haklarını savunan ADM Derneğinin yaptığı başvuruyu değerlendirmek üzere düzenlenen duruşma yaklaşık iki saat sürmüştü.

Yasak kararını temel özgürlüklere aykırı olduğu gerekçesiyle Danıştay’a götüren dernek, duruşmada birkaç ay önceye kadar abayanın “dinle ilgisi olmayan kıyafet” olarak kabul gördüğünü ve bu konuda derin bir tartışma olduğu yolunda savunma yaptı.

Bu yasak nedeniyle abaya giydiği için okula giremeyen öğrencilerin özel hayatının ve kişisel özgürlüğünün ihlal edildiğini savunan derneğin avukatı, bu öğrencilerin kıyafetlerinden dolayı “damgalandığı” görüşünü dile getirdi.

ADM Derneği avukatı Vincent Brengarth, Eğitim Bakanlığının “abayanın” ne tarz bir giysi olduğunu tam anlamıyla tarif eden bir belgesi olmadığını kabul ettiğini söyledi. Brengarth, “Bir şeyin dini nitelikte olup olmadığını belirlemek Eğitim Bakanlığının görevi değil.” ifadesini kullandı.

Abaya kıyafetinin dinle ilgisi olmadığını belirten Brengarth, Fransa İslam Konseyi’nin (CFCM) de bu görüşte olduğunu bildirdi.

Paylaşın

Çin’den Duyguları İnciten “Kıyafetlere Ve Konuşmalara” Ceza Verme Hazırlığı

Çin hükümeti, halkın ruhuna zarar veren ve halkın duygularını inciten, kıyafet ve konuşmalar da dahil, geniş bir yelpazedeki davranışları yasaklamaya hazırlanıyor.

Yasayı ihlal eden kişi 15 güne kadar cezaevine gönderilecek ya da 5 bin yuan’a kadar para cezasına çarptırılacak.

Hazırlık, sosyal medyada Çin yurttaşları arasında öfkeye yol açarken, kullanıcılar ulusun duygularının ne zaman incindiğini yetkililerin nasıl bileceğini sorguluyor. “Nalan lang yueyueyue” kullanıcı adlı Weibo üyesi “Çin ulusunun ruhunun güçlü ve dirayetli olması gerekmez mi” diye sordu.

Çin hükümetinin hassasiyetleri rencide eden kıyafetleri giyen kişileri cezalandırmak için yeni bir yasayı uygulamaya koymayı planladığı bildiriliyor.

Yasa teklifinde yapılacak değişikliklerin taslağına göre “Çin halkının ruhuna zarar veren ve Çin halkının duygularını inciten” kıyafet ve konuşmalar da dahil, geniş bir yelpazedeki davranışlar yasaklanacak.

Bloomberg’ün haberine göre ülkenin yasama organının daimi komitesi tarafından yayımlanan taslak, komitenin bu yıl kabul edilmesine öncelik verdiği tasarılar arasında sıralandı.

Yasayı ihlal eden kişi 15 güne kadar cezaevine gönderilecek ya da 5 bin yuan’a (yaklaşık 18 bin 300 TL) kadar para cezasına çarptırılacak. Öte yandan hükümetin hangi görüntüleri veya konuşmaları rencide edici olarak değerlendireceği belli değil.

Yasa taslağı, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in iktidardaki 10 yılı boyunca yaklaşık 1,4 milyar nüfuslu ülkede muhalefeti bastırma çabalarını vurguluyor.

Habere göre geçen yıl Şanghay yakınlarındaki Suzhou kentinde bir kadın, kamusal alanda kimono (geleneksel bir Japon kıyafeti) giydiği için gözaltına alınmıştı.

Çinli yetkililer önceki aylarda konserlerde gökkuşağı tişörtleri giyen ya da üzerinde LGBTQ+ yanlısı semboller bulunan bayraklar dağıtan kişilere müdahale etmişti.

Yasa teklifi sosyal medyada Çin yurttaşları arasında öfkeye yol açarken, kullanıcılar ulusun duygularının ne zaman incindiğini yetkililerin nasıl bileceğini sorguluyor.

“Nalan lang yueyueyue” kullanıcı adlı Weibo üyesi “Çin ulusunun ruhunun güçlü ve dirayetli olması gerekmez mi” diye sordu.

Neden bir kostüm ona kolayca zarar verebiliyor?

2019’un önceki aylarında Hong Kong’daki demokrasi yanlısı protestolar sırasında Çin hükümeti, anakaradan finans merkezine yapılan siyah giysi ihracatına yasak getirmişti.

Protestocular, gösteriler sırasında üniforma olarak düz siyah tişörtler, pantolonlar ve ağız maskeleri kullanmıştı.

Pekin’in yasakladığı eşyalar arasında siyah tişörtlerle diğer giysiler, kasklar, şemsiyeler, telsizler, drone’lar, koruyucu gözlükler ve metal zincirler vardı.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Brezilya’da Tropikal Kasırga: 36 Kişi Hayatını Kaybetti

Brezilya’nın güney bölgesinde etkili olan tropikal kasırgada 36 kişinin hayatını kaybettiği duyuruldu. Kasırgada, 1650 kişinin evsiz kaldığı ve 3 bini aşkın kişinin de geçici olarak güvenli yerlere gittiği duyuruldu.

Brezilya’da şiddetli yağışların yol açtığı sel ve heyelanlarda yılbaşından bu yana çok sayıda kişi hayatını kaybederken binlerce kişi de evsiz kaldı.

Brezilya’nın güney bölgesinde hafta sonundan bu yana etkili olan tropikal kasırgada ölü sayısı artıyor.

Rio Grande do Sul Bölge Valisi Eduardo Leite, düzenlediği basın toplantısında, tropikal kasırganın yol açtığı heyelan ve sellerde hayatını kaybedenlerin sayısının 28’e çıktığını açıkladı, “Görülmemiş iklimsel bir felaketle boğuşuyoruz” dedi.

Leite, arama kurtarma çalışmalarının Pardo Nehri Vadisi’nde yoğunlaştığını belirterek, ölü sayısının artma olasılığının bulunduğunu söyledi.

Reuters ise bu sabahki haberinde, kasırgada 36 kişinin hayatını kaybettiğini yazdı.

Yetkililer, Rio Grande do Sul bölgesinde 67 kasabanın şiddetli fırtına ve sellerden etkilendiğini, 1650 kişinin evsiz kaldığını ve 3 bini aşkın kişinin de geçici olarak güvenli yerlere gittiğini duyurdu.

Brezilya Devlet Başkanı Luiz Inacio Lula da Silva, kasırga sebebiyle hayatını kaybeden kişilerin ailelerine başsağlığı dileğinde bulunarak, “Halka yardım etmek için her türlü gayreti göstereceğiz” demişti.

Brezilya’da şiddetli yağışların yol açtığı sel ve heyelanlarda yılbaşından bu yana çok sayıda kişi hayatını kaybederken binlerce kişi de evsiz kaldı.

Paylaşın

DSÖ’de Koronavirüs Endişesi: Yeni Varyant Ve Alt Varyantlar Yayılıyor

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Ghebreyesus, Şu anda dünya çapında tek bir baskın virüs varyantı olmamasına rağmen Omikron alt varyantı EG.5’in yükselişte olduğunu belirterek, 11 ülkede yüksek mutasyona uğramış BA.2.86 alt varyantının yol açtığı bazı vakaların da tespit edildiğini söyledi.

DSÖ Başkanı Ghebreyesus, tespit edilen varyantların “Bulaşıcılıklarını ve potansiyel etkilerini değerlendirmek için yakından izlendiğini” sözlerine ekledi. Ghebreyesus, ayrıca, korona enfeksiyonu nedeniyle hastaneye başvurularda ve ölümlerdeki artışın bu salgının “kalıcı olduğunu ve bununla mücadele etmek için sürekli araçlara ihtiyaç duyulduğunu ortaya koyduğunu” söyledi.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) önümüzdeki kış mevsiminde korona virüsü vakalarında küresel ölçekte artış kaydedilmesinden endişe duyulduğunu bildirdi. DSÖ Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus bugün internet aracılığıyla düzenlenen basın toplantısında dünya genelinde korona vakalarındaki artışla ilgili güncel verileri paylaştı.

Ghebreyesus, burada yaptığı açıklamada, ülkeler tarafından vaka sayılarına ilişkin tam olarak raporlama yapılmaması nedeniyle mevcut enfeksiyon seviyelerine dair sınırlı verilere ulaşıldığını ifade etti.

Ancak eldeki sınırlı veriler ışığında bile Covid-19 vakalarında gözle görülür bir artış tespit edildiğini vurgulayan Ghebreyesus, “Kış mevsimi yaklaşırken kuzey yarımkürede Covid-19 vakalarında endişe verici eğilimler görmeye devam ediyoruz” dedi.

DW Türkçe’nin aktardığına göre şu anda dünya çapında tek bir baskın virüs varyantı olmamasına rağmen Omikron alt varyantı EG.5’in yükselişte olduğunu belirten Ghebreyesus, ayrıca 11 ülkede yüksek mutasyona uğramış BA.2.86 alt varyantının yol açtığı bazı vakaların da tespit edildiğini söyledi.

DSÖ Başkanı Ghebreyesus, tespit edilen varyantların “Bulaşıcılıklarını ve potansiyel etkilerini değerlendirmek için yakından izlendiğini” sözlerine ekledi.

Öte yandan, DSÖ Pandemik Korona Programı Başkanı Maria Van Kerkhove, ön verilerin mevcut korona aşılarının söz konusu varyantlara karşı yeterli koruma sağladığını gösterdiğini belirtti. DSÖ Başkanı Ghebreyesus, ise kendilerini daha çok hatırlatma aşısı yaptırmayan risk grubundaki kişilerin endişelendirdiğini söyledi.

‘Yüz binlerce insanın korona nedeniyle…’

Ghebreyesus, korona enfeksiyonu nedeniyle hastaneye başvurularda ve ölümlerdeki artışın bu salgının “kalıcı olduğunu ve bununla mücadele etmek için sürekli araçlara ihtiyaç duyulduğunu ortaya koyduğunu” söyledi.

DSÖ Başkanı Ghebreyesus, korona ölümlerinin şu anda Ortadoğu ve Asya’nın bazı bölgelerinde artış gösterdiğini, Avrupa’nın çeşitli bölgelerinde ise hastaneye yatışlar ve yoğun bakım ünitelerindeki doluluk oranlarının arttığını kaydetti.

“Şu anda yüz binlerce insanın korona nedeniyle hastaneye kaldırıldığını tahmin ediyoruz” diyen Van Kerkhove ise bu durumun yaklaşan kış mevsimi nedeniyle endişelerini arttırdığını söyledi. Van Kerkhove, soğuk kış mevsiminde daha fazla insanın kapalı alanlarda daha uzun süre vakit geçirdiğini belirterek, “Bu da korona gibi hava yoluyla bulaşan virüslere ortam sağlıyor” dedi.

Uzman, grip ve RSV virüslerinin de bu dönemlerde daha fazla yayıldığına işaret ederek, test ve aşılamanın önemine vurgu yaptı.

Paylaşın