Kan Grubuna Göre Hangi Yiyeceklerden Uzak Durulmalı?

Muhtemelen hepiniz kendinize şu soruyu sormuşsunuzdur: “Herkes aynı şekilde mi beslenmeli?” veya “Bir gıdanın sağlıklı olarak tanımlanması, herkesin onu tüketmesi gerektiği anlamına mı gelir?” Peki ya kan grubu?

Haber Merkezi / Kan grubuna göre beslenme, Dr. Peter D’Adamo’nun 1996’da yayımladığı ve kan gruplarının evrimsel kökenlerine dayanarak beslenme önerileri sunduğu “Eat Right 4 Your Type” kitabıyla popülerleşen bir beslenme yaklaşımıdır.

Bu beslenme yaklaşımındaki temel fikir, her kan grubunun (A, B, AB, 0) genetik özelliklere bağlı olarak belirli yiyeceklere daha iyi tepki verdiği ve bazı yiyeceklerin ise sindirim, bağışıklık veya metabolik sorunlara yol açabileceği yönündedir.

İşte kan gruplarına göre beslenme önerileri:

0 Grubu: D’Adamo’ya göre 0 grubu, insanlığın en eski kan grubu olup avcı – toplayıcı atalara dayanır. Bu nedenle yüksek proteinli bir beslenme bu grup için uygundur.

Önerilenler:

Protein: Kırmızı et (sığır, kuzu), balık (somon, morina), kümes hayvanları.
Sebze: Brokoli, ıspanak, kara lahana gibi yeşil yapraklılar.
Yağlar: Zeytinyağı, keten tohumu yağı.
Meyve: Erik, incir, kiraz gibi alkali meyveler.

Uzak durulması gerekenler:

Tahıllar: Buğday, mısır, yulaf (gluten hassasiyeti iddia edilir).
Baklagiller: Mercimek, fasulye (sindirimde zorluk yaratabilir).
Süt ürünleri: Süt, peynir (çoğu 0 grubu bireyin laktozu sindiremediği öne sürülür).
Diğer: Kahve, alkol, işlenmiş gıdalar.

A Grubu: A grubu, tarım toplumlarının ortaya çıkmasıyla ilişkilendirilir. Vejetaryen bir yaşam tarzına daha uygun olduğu düşünülür.

Önerilenler:

Sebze: Brokoli, havuç, ıspanak, kabak.
Meyve: Yaban mersini, limon, greyfurt, ananas.
Tahıllar: Karabuğday, kinoa, yulaf.
Baklagiller: Mercimek, soya fasulyesi, siyah fasulye.
Protein: Soya ürünleri, az miktarda balık (somon, sardalya).

Uzak durulması gerekenler:

Et: Kırmızı et, tavuk (sindirimde ağır geldiği iddia edilir).
Süt ürünleri: Yoğurt, peynir (bağışıklık sistemini zayıflatabilir).
Sebzeler: Patates, domates, biber (lektin içeriği nedeniyle sakıncalı bulunur).
Diğer: İşlenmiş karbonhidratlar, şeker.

B Grubu: B grubu, göçebe topluluklarla bağdaştırılır ve hem bitkisel hem hayvansal gıdalara uyum sağladığı düşünülür.

Önerilenler:

Protein: Kuzu, tavşan, balık (morina, alabalık), yumurta.
Süt ürünleri: Yoğurt, kefir, az yağlı peynir (B grubu laktozu iyi sindirir).
Sebze: Brokoli, pancar, havuç.
Tahıllar: Yulaf, kinoa, pirinç.

Uzak durulması gerekenler:

Et: Tavuk, domuz eti (lektinlerin bağışıklık sistemini etkilediği öne sürülür).
Tahıllar: Mısır, buğday, çavdar.
Baklagiller: Mercimek, nohut.
Diğer: Yer fıstığı, susam, ayçiçeği tohumu.

AB Grubu: En yeni kan grubu olarak kabul edilir ve A ile B’nin özelliklerini birleştirir.

Önerilenler:

Protein: Deniz ürünleri (somon, sardalya), hindi, tofu.
Süt ürünleri: Yoğurt, kefir, az yağlı peynir.
Sebze: Brokoli, ıspanak, kereviz.
Meyve: Üzüm, kiraz, kivi.
Tahıllar: Pirinç, kinoa, yulaf.

Uzak durulması gerekenler:

Et: Kırmızı et, tavuk (sindirimde zorluk yaratabilir).
Baklagiller: Siyah fasulye, barbunya.
Diğer: Mısır, kafein, alkol.

Kan grubuna göre beslenme, ilginç bir görüş olsa da bilimsel olarak kesin bir doğruluğu yok. Yine de bazı kişiler için yapılandırılmış bir beslenme rehberi sunduğu için motive edici olabilir.

Örneğin, 0 grubu için düşük karbonhidratlı diyet veya A grubu için bitkisel ağırlıklı beslenme, genel sağlık trendleriyle uyumludur ve fayda sağlayabilir. Ancak bu diyeti körü körüne takip etmek yerine, kendi ihtiyaçlarınızı ve sağlık hedeflerinizi göz önünde bulundurmanız önemlidir.

Paylaşın

Dört Günlük Kayısı Diyeti Harikalar Yaratıyor

Kayısı, B3 ve B5 vitaminleri, folik asit, C vitamini, E vitamini (alfa tokoferol) ve K vitamini açısından harika bir kaynaktır ve sadece üç kayısıda bulunan karoten, günlük A vitamini ihtiyacının yarısını karşılar.

Haber Merkezi / Kayısı ayrıca, yüksek miktarda potasyum, demir, bakır ve magnezyum mineralleri içerir. Kayısı, potasyum içeriği sayesinde kalp – damar sistemini destekleyen değerli bir besindir. Kayısı, içerdiği demir sayesinde kansızlığa iyi gelir. Kayısı ayrıca, damarları güçlendirir ve göz sağlığına da yardımcı olur.

Eğer bu büyülü meyveyi bugüne kadar ihmal ettiyseniz, onu menünüze eklemenin zamanı geldi. Kayısı diyeti, kayısı tüketimine odaklanan, genellikle kısa süreli bir detoks veya kilo verme diyeti olarak kullanılan bir beslenme planıdır.

Kayısı diyeti, çoğunlukla 3-7 gün gibi kısa sürelerde uygulanır ve hızlı kilo kaybını hedefler.

Diyet sırasında günlük belirli miktarda taze veya kuru kayısı tüketilir ve günlük kalori alımı genellikle 1000 kalorinin altında tutulur.

Kayısının lif içeriği sayesinde sindirimi düzenlediği ve toksin atımına yardımcı olduğu düşünülür.

Örnek menü (4 günlük versiyon):

Kahvaltı: 3-4 taze kayısı, şekersiz bitki çayı veya su.
Ara öğün: 1-2 kayısı veya bir avuç kuru kayısı.
Öğle: Yarım kilo taze kayısı, az yağlı yoğurt veya salata.
Akşam: Kayısı, haşlanmış sebzeler veya bir parça ızgara tavuk.

Diyet sırasında bol su ve bitki çayı tüketimi önerilirken, şekerli gıdalar, işlenmiş karbonhidratlar ve yağlı yiyecekler kesinlikle yasaktır.

Kayısı diyetinin avantajları:

Kayısı, A vitamini, C vitamini, potasyum ve lif açısından zengindir; sindirimi destekler ve tokluk hissi sağlar.
Kısa sürede su kaybı ve şişkinlik azalmasıyla hızlı kilo kaybı görülebilir.
Basit ve uygulaması kolaydır.

Kayısı diyetinin dezavantajları:

Tek tip beslenmeye dayalı olduğu için besin eksikliklerine yol açabilir (özellikle protein ve sağlıklı yağlar eksik kalabilir).
Hızlı kilo kaybı genellikle su ve kas kaybından kaynaklanır, yağ kaybı sınırlıdır.
Uzun süre uygulanması metabolizmayı yavaşlatabilir ve sağlık sorunlarına neden olabilir.
Kuru kayısı fazla tüketilirse şeker içeriği nedeniyle kalori alımı artabilir.
Şeker hastaları veya sindirim sorunları olanlar için uygun olmayabilir.

Uyarı: Kayısı diyeti, sürdürülebilir bir beslenme planı değildir ve uzun süre uygulanmamalıdır. Herhangi bir sağlık sorununuz varsa (özellikle diyabet veya böbrek sorunları), diyete başlamadan önce doktora veya diyetisyene danışın.

Paylaşın

Greyfurt Uyurken Kilo Vermenizi Sağlar

Greyfurtun uyurken bile yağ yakan bir meyve olduğunu ve her zaman, her yerde tüketilmesi gerektiğini belirten uzmanlar, karmaşık beslenme planları yerine beslenmede tek bir malzemeye, yani greyfurta odaklanmayı öneriyor.

Haber Merkezi / 1970’lerde popülerleşen ve halen popülerliğini koruyan greyfurt diyeti, kısa süreli bir zayıflama diyetidir. Diyet, düşük kalorili bir beslenme planını greyfurtun metabolizmayı hızlandırıcı ve yağ yakıcı özelliğiyle birleştirir.

Greyfurt diyeti, genellikle 10 – 12 gün sürer ve diyet sırasında günlük kalori alımı 800 – 1000 kalori civarında tutulur.

Diyet döneminin her öğününde greyfurt veya greyfurt suyu tüketilir (genellikle yarım greyfurt veya bir bardak şekersiz greyfurt suyu).

Karbonhidrat (ekmek, makarna, şeker gibi) alımının oldukça sınırlı olduğun greyfurt diyetinde, yumurta, et, balık gibi protein kaynakları ön plandadır.

Diyette, kahvaltı, öğle ve akşam yemekleri düşük kalorili olacak şekilde planlanır.

Örnek menü:

Kahvaltı: Yarım greyfurt, 2 haşlanmış yumurta, şekersiz kahve veya çay.
Öğle: Yarım greyfurt, ızgara tavuk veya balık, yeşil salata (az yağlı sosla).
Akşam: Yarım greyfurt, kırmızı et veya balık, buharda pişmiş sebzeler.

Greyfurt diyetinin avantajları:

Hızlı kilo verme sağlayabilir (çoğunlukla su kaybı ve düşük kalori alımı nedeniyle).
Greyfurt, C vitamini ve lif açısından zengindir, tokluk hissi verebilir.

Greyfurt diyetinin dezavantajları:

Çok düşük kalorili olduğu için sürdürülebilir değildir ve kas kaybına yol açabilir.
Bilimsel olarak greyfurtun yağ yakıcı etkisi kanıtlanmamıştır; kilo verme daha çok kalori açığından kaynaklanır.
Uzun süre uygulanması besin eksikliklerine neden olabilir.
Bazı ilaçlarla (ör. kolesterol ilaçları) greyfurt etkileşime girebilir, bu yüzden doktor onayı gereklidir.

Uyarı: Greyfurt diyeti, kısa süreli bir çözüm olabilir ancak sağlıklı ve dengeli bir beslenme planı değildir. Uzun süreli kilo kontrolü için diyetisyenle çalışmak daha etkilidir. Herhangi bir sağlık sorununuz varsa, diyete başlamadan önce doktorunuza danışın.

Paylaşın

Aç Karnına Spor Yapmak Bu Altı Hastalığa Yol Açabilir

Aç karnına spor yapmanın daha fazla yağ yakmaya yardımcı olduğuna inanılıyor. Bu fikir kulağa hoş gelse de gerçek farklıdır. Spor öncesi öğün atlamak faydadan çok zarar verebilir.

Haber Merkezi / Aç karnına spor yapmak, zamanla ciddileşebilecek çeşitli sağlık sorunlarına yol açabilir.

Düşük kan şekeri (hipoglisemi): Aç karnına egzersiz yapmak kan şekeri seviyesinde ani düşüşe neden olabilir. Vücut enerji için yakacak kadar glikoza sahip olmadığında, temel işlevleri yavaşlatarak tepki verir.

Bu, baş dönmesine, titremeye, kafa karışıklığına, baş ağrılarına ve hatta bayılmaya yol açabilir. Bazıları için, sadece yorgun hissetmekle başlayabilir, ancak tekrarlayan ataklar tehlikeli hale gelebilir.

Yağ kaybı yerine kas kaybı: Aç karnına spor sırasında vücut yağ yakmak yerine, devam etmek için kas proteinini kullanır. Zamanla bu, kas kaybına, daha zayıf güce ve daha yavaş bir metabolizmaya yol açar. Buna kas katabolizması denir.

Hormonal dengesizlik: Spor öncesi öğün atlamak stresi ve metabolizmayı düzenleyen hormonları etkileyebilir. Örneğin stres hormonu kortizol, vücut baskı altındayken ve yakıtı azken yükselir.

Kortizol seviyesi zamanla yüksek kaldığında uykuyu bozabilir, göbek yağını artırabilir ve hatta bağışıklık sistemini zayıflatabilir. Bunun gibi hormonal dengesizlikler sağlıklı kalmayı veya herhangi bir spor hedefine ulaşmayı zorlaştırabilir.

Mide sorunları ve asitlik: Midede yiyecek olmadığında, sindirim için üretilen asit zararlı hale gelebilir. Spor sırasında, bu asit mide astarını tahriş edebilir ve asit reflüsüne, şişkinliğe veya hatta gastrite yol açabilir.

Bazıları için hafif bir rahatsızlık olarak başlar, ancak uzun vadede günlük yaşamı etkileyen kronik sindirim sorunlarına dönüşebilir.

Kalp sorunları riskinin artması: Bir araştırma, aç karnına yapılan sporun bazı bireylerde kalbe giden kan akışını geçici olarak azaltabileceğini ortaya koydu. Bu, altta yatan kalp rahatsızlığı olanlar için özellikle risklidir.

Sağlıklı bireylerde bile, düşük enerji seviyeleri yoğun egzersizler sırasında kalbe ekstra yük bindirebilir ve düzensiz kalp ritmi ve göğüs ağrısı riskini artırabilir.

Yorgunluk ve zayıf antrenman performansı: Aç karnına spor yapmak, yorgunluğa, nefes darlığına ve egzersiz performansında büyük bir düşüşe yol açar. Zamanla, bu sürekli yorgunluk tamamen tükenmişliğe veya aktif kalmak için motivasyon kaybına yol açabilir.

Paylaşın

Avokado Yağının Cilt İçin 6 Önemli Faydası

Doğanın inanılmaz bir iyileştirme kapasitesi vardır ve Avokado yağı da bunun mükemmel bir örneğidir. Avokado yağı, Cildi derinlemesine besler, nemlendirir ve gençleştirir.

Haber Merkezi / Avokado yağı sadece topikal olarak uygulandığında faydalı değildir; beslenmenizin bir parçası olarak cildiniz için içeriden dışarıya doğru inanılmaz faydaları olabilir.

Sağlıklı yağların bir kaynağı olarak, avokado yağı hem doymuş yağ hem de doymamış yağlar açısından zengindir. Özellikle, cildi nemli ve esnek tutarak cildin sağlığını destekleyen tekli doymamış yağ açısından zengindir.

Avokado yağı ayrıca, E vitamini gibi yüksek antioksidan seviyeleri iltihapla savaşmaya ve cilt hücrelerinizi hasardan korumaya yardımcı olur.

Beslenmenizde, örneğin salata soslarında sızma Avokado yağı kullanmak, avokado yağının birçok sağlık faydasından yararlanmanızı sağlar.

İşte Avokado yağının cilt için altı faydası:

Nemlendirir: İçeriğindeki omega-3 yağ asitleri ve E vitamini, cildi derinlemesine nemlendirir ve kuruluğu önler.

Antioksidan etki: E ve C vitaminleri sayesinde serbest radikallerle savaşır, cilt yaşlanmasını yavaşlatır.

Cilt yenileme: Oleik asit, cilt hücrelerinin yenilenmesini destekler ve yaraların iyileşmesini hızlandırabilir.

Tahrişi azaltır: Anti-inflamatuar özellikleri ile kızarıklık, egzama veya akne gibi cilt problemlerini yatıştırır.

Esneklik sağlar: Kolajen üretimini destekleyerek cildin elastikiyetini artırır, kırışıklıkları azaltır.

UV koruması: Hafif bir güneş koruyucu etkisi vardır, ancak SPF yerine kullanılmamalıdır.

Paylaşın

Adele Sendromu: Kırık Bir Kalp Asla İyileşmez

Aşk güzel bir şey olabilir ama bazen bireyin hayatını mahveden bir saplantıya da dönüşebilir. Adele sendromu, bir kişiye karşı duyulan duyguların normal sınırları aşarak duygusal ve ruhsal çöküntülere yol açtığı patolojik bir aşk bağımlılığıdır.

Haber Merkezi / Rahatsızlık adını Fransız yazar Victor Hugo’nun kızı Adele Hugo’dan almaktadır. Polis memuru Albert Pinson’a deliler gibi aşık olan Adele Hugo, Pinson’ın kendisine karşı hislerine karşılık vermemesine rağmen onu takip eder. Bu takıntısı öyle yıkıcı bir hal alır ki ailesi onu bir psikiyatri kliniğine yatırmak zorunda kalır.

Bu sendrom, kişinin gerçeklikten koparak karşılıksız bir sevgiye tutkuyla bağlanması ve bu uğurda mantıksız davranışlar sergilemesiyle karakterizedir.

Belirtileri:

Takıntılı düşünceler: Sevilen kişiyle ilgili sürekli düşünme, hayaller kurma.
Gerçeklikten kopma: Karşılıksız sevginin karşılık bulduğuna inanma.
Aşırı fedakârlık: Sevilen kişi için mantıksız fedakârlıklarda bulunma (örn. maddi harcamalar, hayatını değiştirme).
Depresif belirtiler: Reddedilme durumunda derin üzüntü, umutsuzluk.
Sosyal izolasyon: Diğer insanlara ve aktivitelere ilgisizlik.
Riskli davranışlar: Sevilen kişiye ulaşmak için tehlikeli veya uygunsuz eylemler.

Nedenleri:

Duygusal travmalar veya çocuklukta yaşanan bağlanma sorunları.
Düşük öz saygı ve onaylanma ihtiyacı.
Romantik idealleştirme eğilimi.
Psikolojik yatkınlıklar (obsesif-kompulsif özellikler, borderline kişilik yapısı).

Tedavisi:

Psikoterapi: Bilişsel davranışçı terapi (BDT) veya psikodinamik terapi, takıntılı düşünceleri anlamaya ve yönetmeye yardımcı olur.
Psikiyatrik destek: Gerektiğinde anksiyete veya depresyon için ilaç tedavisi.
Destek grupları: Benzer deneyimler yaşayanlarla paylaşım.
Öz bakım: Sağlıklı ilişkiler kurma ve kişisel sınırlar oluşturma becerisi geliştirme.

Paylaşın

Bu Besinler Stresi Artırıyor

Bazı besinler vücuttaki stres seviyesinin artmasına veya sinir sisteminin işleyişinin bozulmasına neden olabilir. Bunun yerine, tam tersine vücudu rahatlatacak besinler tercih edilmelidir.

Haber Merkezi / Bazı besinlere verilen tepkilerin kişiden kişiye değişebileceğini unutmamakla birlikte, işte stresi artırabilecek başlıca besinler:

Kafeinli içecekler (kahve, çay, enerji içecekleri, kola): Kafein, kortizol (stres hormonu) üretimini artırabilir ve sinir sistemini uyararak kaygıyı tetikleyebilir. Aşırı tüketim uykusuzluğa yol açar, bu da stresi yükseltebilir.

Şekerli gıdalar (tatlılar, çikolata, şekerli içecekler): Şeker, kan şekerinde ani dalgalanmalara neden olur. Düşüşler halsizlik ve sinirlilik yaratabilir. Uzun vadede inflamasyonu artırarak stresle başa çıkmayı zorlaştırabilir.

İşlenmiş karbonhidratlar (beyaz ekmek, makarna, fast food): Hızlı sindirilir ve kan şekerinde ani yükseliş – düşüşlere sebep olur, bu da ruh hali dalgalanmalarını tetikleyebilir. Besin değeri düşük olduğu için vücudu strese daha hassas hale getirebilir.

Alkol: Kısa vadede rahatlatıcı görünse de, alkol uyku kalitesini bozar ve beyindeki stres kimyasallarını artırabilir. Aşırı tüketim kaygıyı ve depresif hisleri yoğunlaştırabilir.

Tuzlu ve işlenmiş gıdalar (cips, konserve yiyecekler, hazır soslar): Yüksek sodyum, kan basıncını yükselterek vücudun stres tepkisini artırabilir. İşlenmiş gıdalardaki katkı maddeleri sinir sistemini olumsuz etkileyebilir.

Trans yağlar ve kızarmış yiyecekler (patates kızartması, donut, margarin içeren ürünler): İnflamasyonu artırır ve beyin sağlığını olumsuz etkileyerek stresle mücadele kapasitesini düşürebilir.

Yapay tatlandırıcılar (aspartam, sakarin içeren diyet içecekler): Bazı kişilerde baş ağrısı, sinirlilik ve kaygıyı tetikleyebilir. Bağırsak sağlığını bozarak dolaylı yoldan stres düzeyini etkileyebilir.

Paylaşın

Yaşlılıkta Beyin Sağlığını Korumak İçin Alışkanlıklar

Kronik olarak endişeli, kaygılı veya depresif olan kişilerde kortizol hormonunun seviyesi daha yüksektir. Aşırı stres beyinde kortizol birikmesine yol açarak beyin fonksiyonlarını bozabilir.

Haber Merkezi / Neyse ki yaşlandıkça beyin sağlığımızı korumak için her gün atabileceğimiz adımlar var. İşte beyninize iyi gelecek, kolaylıkla uygulayabileceğiniz günlük alışkanlıklar:

Zihinsel egzersiz: Bulmaca çözme, satranç oynama, yeni bir dil öğrenme veya enstrüman çalma gibi aktiviteler beyin fonksiyonlarını destekler.

Fiziksel aktivite: Günde 30 dakika yürüyüş, yoga veya hafif egzersiz, kan akışını artırarak beyne oksijen sağlar.

Sağlıklı beslenme: Akdeniz diyeti (balık, zeytinyağı, sebze, tam tahıllar), antioksidanlar (meyve, sebze) ve omega-3 (ceviz, somon) beyin için faydalıdır. Şeker ve işlenmiş gıdaları sınırlayın.

Yeterli uyku: Günde 7-8 saat kaliteli uyku, hafızayı güçlendirir ve toksinlerin temizlenmesine yardımcı olur.

Sosyal bağlantılar: Aile, arkadaşlarla vakit geçirme veya grup aktivitelerine katılma, bilişsel gerilemeyi yavaşlatır.

Stres yönetimi: Meditasyon, derin nefes egzersizleri veya mindfulness, kortizol seviyesini düşürerek beyin sağlığını korur.

Sigara ve alkolden kaçınma: Sigarayı bırakmak ve alkolü sınırlamak, beyin hücrelerini korur.

Rutin sağlık kontrolleri: Hipertansiyon, diyabet gibi durumların kontrolü, beyin sağlığını destekler.

Paylaşın

Alkol, Bunama Riskini İki Katına Çıkarıyor

Yeni yayınlanan bir araştırma, her hafta sekiz kadehten daha fazla alkol tüketenlerin, alkol tüketmeyenlere oranla bunama gibi beyin hasarı riskinin iki katına çıktığını öne sürüyor.

Haber Merkezi / Araştırmada yer alan bilim insanları, her hafta sekiz kadeh veya daha fazla alkollü içecek içenlerin hafıza ve düşünme sorunlarıyla ilişkili beyin lezyonları riskinin arttığını söylüyor.

Sao Paulo Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden bilim insanlarının yaptığı araştırma Neurology dergisinde yayımlandı.

Araştırma, haftada sekiz veya daha fazla alkollü içecek tüketen kişilerde, beyinde hyalüin arterioloskleroz adı verilen lezyonların (küçük kan damarlarının kalınlaşması ve sertleşmesiyle oluşan hasar alanları) riskinin arttığını ortaya koydu. Bu lezyonlar, bellek ve düşünme problemleriyle ilişkilendirilen beyin hasarının bir göstergesidir.

Araştırmada, bin 781 kişinin (ortalama ölüm yaşı 75) beyin otopsileri incelendi ve alkol tüketim alışkanlıklarına göre dört gruba ayrıldı: hiç içmeyenler (965 kişi), haftada yedi veya daha az içen ılımlı içiciler (319 kişi), haftada sekiz veya daha fazla içen ağır içiciler (129 kişi) ve eski ağır içiciler (368 kişi).

Bulgular, ağır içicilerde ve eski ağır içicilerde beyin lezyonlarının daha yaygın olduğunu gösterdi; örneğin, eski ağır içicilerde bu lezyonların görülme olasılığı hiç içmeyenlere kıyasla %89 daha yüksek bulundu. Ayrıca, ağır içicilerin, hiç içmeyenlere göre ortalama 13 yıl daha erken öldüğü tespit edildi.

Araştırmanın yazarı Dr. Alberto Fernando Oliveira Justo, “Ağır alkol tüketimi, artan sağlık sorunları ve ölümle bağlantılı büyük bir küresel sağlık sorunudur. Araştırmamız, ağır alkol tüketiminin beyne zarar verdiğini ve bunun uzun vadede bellek ile düşünme yeteneklerini etkileyebilecek hasarlara yol açtığını gösteriyor” dedi.

Paylaşın

Metabolizmayı Hızlandıran Yağ Yakıcı Besinler

Yağ yakmak sadece spor yapmakla ilgili değildir, tükettiğiniz şeyler metabolizmanızı hızlandırmada ve vücudunuzun kalorileri daha hızlı yakmasına yardımcı olmada büyük rol oynarlar.

Haber Merkezi / Vücudunuza hem yeterli oranda kalori sağlamak hem de kilo vermek istiyorsanız, bu yağ yakıcı besinler tam size göre.

İşte yağ yakmanıza yardımcı olabilecek bazı besinler:

Yeşil çay: Yeşil çay sadece sakinleştirici bir içecekten daha fazlasıdır; metabolizmanız için harikadır. Antioksidanlarla, özellikle de kateşinlerle doludur ve vücudunuzun yağları daha verimli bir şekilde yakmasına yardımcı olur. Gün içinde bir veya iki fincan içmek kalori yakmanıza hafif bir destek sağlar.

Avokado: Zengin, kremamsı ve doyurucu avokado, her öğüne veya atıştırmalığa ideal bir katkıdır. Avokado, metabolizmanızı aktif tutmaya ve yağ kaybını desteklemeye yardımcı olan sağlıklı tekli doymamış yağlarla doludur. Bu sağlıklı yağlar ayrıca vücudunuzun besinleri daha iyi emmesine ve daha uzun süre tok hissetmenize yardımcı olur.

Tarçın: Tarçın, kan şekeri seviyesini düzenlemeye yardımcı olarak gereksiz atıştırmalara yol açan şeker düşüşlerini önleyebilir. Ayrıca vücuttaki iltihabı azaltmaya yardımcı olabilen iltihap önleyici özelliklere sahiptir. Bunun da ötesinde, termojenezi artırarak vücudunuzun ısı üretirken kalori yakmasına yardımcı olur.

Yoğurt: Yoğurt sizin için ideal atıştırmalıktır. Proteinle doludur, kas yapmanıza yardımcı olur ve sizi daha uzun süre tok tutar, daha fazla kas daha hızlı bir metabolizma anlamına gelir. Yoğurttaki probiyotikler ayrıca bağırsak sağlığını destekler, bu da verimli sindirim ve yağ yakımı için anahtardır.

Acı biber: Baharat hayranıysanız, acı biberler yağ yakmada müttefikiniz olabilir. Acı biberler, metabolizmanızı hızlandıran ve vücudunuzun daha fazla kalori yakmasına yardımcı olan kapsaisin içerirler.

Limon: C vitaminiyle dolu olan limon, kan şekeri seviyesini düzenlemeye ve yağ metabolizmasını iyileştirmeye yardımcı olur. Gününüze bir bardak ılık limonlu suyla başlamak sindiriminizi harekete geçirebilir ve metabolizmanıza hızlı bir başlangıç ​​sağlayabilir.

Kahve: Kahvenin size enerji verdiğini muhtemelen biliyorsunuzdur, ancak aynı zamanda yağ yakma faydaları da vardır. Kahvedeki kafein metabolizmanızı hızlandırarak daha fazla kalori yakmanıza yardımcı olabilir. Sabah bir fincan size enerji verebilir ve ayrıca metabolizmanızı harekete geçirebilir.

Paylaşın