Vertigo: Göz Ardı Edilmemesi Gereken Baş Dönmesi Nedeni

Vertigo, bireyin kendisinin veya çevresinin hareket ettiğini veya döndüğünü hissetmesine neden olan bir rahatsızlıktır. Vertigo, baş dönmesinden farklıdır, baş dönmesi bir hareket yanılsamasıdır.

Haber Merkezi / Bireyin, kendisinin hareket ettiğini hissetmesine subjektif vertigo, çevredeki ortamın hareket ettiğini hissetmesine objektif vertigo denir.

Belirtileri:

Baş dönmesi (etrafın dönmesi hissi),
Bulantı, kusma,
Denge kaybı,
Nistagmus (gözlerde istemsiz hareketler),
Bazen kulak çınlaması veya işitme kaybı.

Nedenleri:

Benign Paroksismal Pozisyonel Vertigo (BPPV): İç kulaktaki kristallerin yer değiştirmesiyle başın belirli hareketlerinde kısa süreli baş dönmesi olur.
Meniere Hastalığı: İç kulakta sıvı birikimi, baş dönmesi, kulak çınlaması ve işitme kaybına yol açar.
Vestibüler Nörit veya Labirentit: İç kulak iltihabı, genellikle viral enfeksiyon sonrası baş dönmesi ve denge sorunlarına neden olur.
Migrenle İlişkili Vertigo: Migren ataklarıyla birlikte baş dönmesi görülebilir.
Akustik Nörinom: İç kulak sinirinde iyi huylu bir tümör, nadiren vertigoya sebep olabilir.

Tanısı:

Doktor muayenesi, öykü ve fiziksel testler (örn. Dix-Hallpike manevrası)
İşitme testi, denge testleri, MR veya BT gibi görüntüleme yöntemleri

Tedavisi:

BPPV için: Epley manevrası gibi repositioning hareketleri.
Meniere için: Düşük tuz diyeti, diüretikler, bazen steroidler.
Vestibüler nörit için: Semptomları hafifletmek için ilaçlar (antihistaminikler, antiemetikler) ve vestibüler rehabilitasyon.
Migrenle ilişkili vertigo için: Migren tedavisi ve tetikleyici faktörlerden kaçınma.
Altta yatan ciddi durumlar (tümör, inme) için spesifik tedaviler.

Ne zaman doktora başvurmak gerekir?

Sık veya ani denge kaybı,
Bulantı veya görme bozuklukları,
Titreme, alışılmadık yorgunluk veya tekrarlayan düşmeler,
Belirtiler günlük yaşantıyı etkilediği durumlarda.

Paylaşın

Böbrek Hastalığı Cilt Kaşıntısına Neden Olabilir

Böbrekler vücudun dengesini korumada önemli bir rol oynar. Kanı temizler, fazla suyu atar ve kalsiyum ve fosfor gibi minerallerin seviyelerini yönetmeye yardımcı olur.

Haber Merkezi / Böbrekler iyi çalışmayı bıraktığı zaman, zararlı atıklar ve mineraller kanda birikebilir. Bu durum, cilt de dahil olmak üzere vücudun birçok bölümünü olumsuz etkileyebilir.

Böbrek hastalığı olan kişilerde en sık görülen cilt sorunlarından biri pruritus olarak da bilinen kronik kaşıntıdır. Kronik kaşıntı, özellikle böbrek hastalığının ileri evrelerinde olan veya diyalize giren kişilerde görülür.

Peki, böbrek hastalığı nasıl cilt kaşıntısına neden olur?

Üremik toksinler: Böbrekler düzgün çalışmadığında, kanda üre ve diğer atık maddeler birikir. Bu toksinler cildi tahriş ederek kaşıntıya yol açabilir.

Fosfor düzeyleri: Böbrek hastalığı, kandaki fosfor seviyelerinin artmasına neden olabilir. Yüksek fosfor, ciltte kaşıntıya sebep olabilir.

Kuru cilt: Böbrek hastalarında cilt genellikle kurur ve bu da kaşıntıyı tetikler.

Enflamasyon: Kronik böbrek hastalığında vücutta sistemik enflamasyon artabilir, bu da ciltte hassasiyete ve kaşıntıya yol açabilir.

Diyalizle ilişkili faktörler: Diyaliz tedavisi alan hastalarda, diyaliz sırasında kullanılan maddeler veya yetersiz diyaliz, kaşıntıyı artırabilir.

İkincil hiperparatiroidizm: Böbrek hastalığı, paratiroid hormon seviyelerini artırabilir ve bu da kaşıntıya katkıda bulunabilir.

Peki ne yapılabilir?

Doktorla görüşme: Kaşıntının altında yatan nedenin belirlenmesi için bir nefrolog veya dermatologla görüşülmeli. Kan testleri, üre ve fosfor seviyelerini kontrol edebilir.

Cilt bakımı: Nemlendirici kremler (parfümsüz, alkolsüz) kullanarak cildi nemli tutmak faydalı olabilir.

Diyet: Fosfor içeren yiyeceklerden (örneğin, süt ürünleri, kuruyemiş) kaçınmak için diyetisyenle çalışılabilir.

İlaçlar: Antihistaminikler, topikal steroidler veya kaşıntıyı azaltan özel kremler doktor önerisiyle kullanılabilir.

Diyaliz ayarlamaları: Diyaliz alan hastalarda, tedavi planının optimize edilmesi kaşıntıyı azaltabilir.

Not: Kaşıntı, böbrek hastalığının yanı sıra alerji, karaciğer hastalığı veya diğer durumlarla da ilişkili olabilir. Bu nedenle, sürekli veya şiddetli kaşıntı durumunda bir doktora başvurulması önemlidir.

Paylaşın

Araştırma: Tempolu Yürüyüş Kalp Ritmi Bozuklukları Riskini Azaltabilir

Yeni yayınlanan bir araştırma, hızlı bir tempoda yürümenin, yavaş bir tempoda yürümeye oranla kalp atış hızı düzensizliği riskini neredeyse yarı yarıya azaltabileceğini ortaya koydu.

Haber Merkezi / Araştırma, 15 Nisan’da Heart dergisinde yayınlandı.

İskoçya’daki Glasgow Üniversitesi’nden araştırmanın yazarı Dr. Jill Pell, “Fiziksel olarak aktif olmanın kalp ritmi anormallikleri ve diğer kalp hastalığı türlerine yakalanma riskinizi azalttığını biliyorduk” diyor ve ekliyor:

“Yavaşça yürümek, tüm günü hareketsiz geçirmekten yine de daha iyidir, ancak bu yeni araştırma daha hızlı yürümenin ek koruma sağladığını gösterdi.”

Günlük adım sayısını artırmak (2.200’ün üzerinde) halihazırda daha düşük kardiyovasküler hastalık ve ölüm riskiyle ilişkilendiriliyor.

Araştırma için, yürüme hızlarını takip etmek için ivmeölçer takan yaklaşık 82 bin kişi de dahil olmak üzere yaklaşık 421 bin kişinin verileri toplandı.

Katılımcıların yaklaşık yüzde 41’i hızlı yürüyüş temposuna, yüzde 53’ü ortalama yürüyüş temposuna ve yüzde 6’dan biraz fazlası ise yavaş yürüyüş temposuna sahipti.

Araştırmanın sonuçları, hızlı veya ortalama bir tempoda yürümenin kalp ritmi sorunları yaşama riskini sırasıyla yüzde 43 ve yüzde 35 oranında azalttığını gösteriyor.

Sonuçlar, hızlı veya ortalama bir tempoda yürüyen kişilerin felç riskini artıran kalp ritmi rahatsızlığı olan atriyal fibrilasyona yakalanma riskini sırasıyla yüzde 46 ve yüzde 38 daha düşük olduğunu gösteriyor.

Araştırmada yer alan bilim insanları, yürüyüş hızı ile kalp ritmi sorunları arasındaki bağlantının yaklaşık yüzde 36’sının iltihap ve metabolizmadan etkilendiğini tahmin ediyor.

Paylaşın

Domates Suyu: Kalp İçin Bir İksir

İçerisinde bir sürü faydalı besin bulunduran Domates, lif, vitamin ve mineral, A, B6, C ve K vitaminlerinin yanı sıra folik asit, likopen, tiamin, potasyum, manganez, magnezyum, fosfor ve bakırın da mükemmel bir kaynağıdır.

Haber Merkezi / Uzmanlar, ilave tuz içermeyen domates suyunun kolesterolü düşürüp kalp krizi riskini azaltabileceğini söylüyor. İşte domates suyunun kalp sağlığı için potansiyel faydaları:

Likopen: Domates suyunun ana aktif bileşeni olan likopen, güçlü bir antioksidandır. Oksidatif stresi azaltarak damar sağlığını destekler ve LDL (“kötü”) kolesterolün oksidasyonunu önleyebilir. Bazı araştırmalar, yüksek likopen alımının kalp hastalığı riskini azaltabileceğini gösteriyor.

Potasyum: Domates suyu potasyum açısından zengindir ve bu mineral kan basıncını düzenlemeye yardımcı olabilir. Yüksek tansiyon, kalp krizi riskini artıran önemli bir faktördür.

Anti inflamatuar etki: Domates suyundaki biyoaktif bileşikler, kronik iltihaplanmayı azaltabilir. Kronik iltihap, ateroskleroz (damar sertliği) gibi kalp hastalıklarıyla ilişkilidir.

Kan pıhtılaşması: Domates suyunun, kan pıhtılaşmasını azaltıcı hafif etkileri olabileceği belirtiliyor, bu da damar tıkanıklığı riskini dolaylı olarak düşürebilir.

Dikkat edilmesi gerekenler:

Aşırı tüketim: Domates suyu asidik olduğundan reflü veya gastriti tetikleyebilir.

Tuz içeriği: Marketten alınan domates sularında sodyum oranını kontrol edin.

İlaç etkileşimleri: Domates suyu, kan sulandırıcı ilaçlarla (örn. warfarin) veya potasyum tutucu ilaçlarla etkileşime girebilir. Doktorunuza danışın.

Kişisel durum: Kalp hastalığı öykünüz varsa, domates suyunu diyetinize eklemeden önce bir uzmana danışın.

Paylaşın

Mide Ağrısı: En Sık Görülen Nedenler Nelerdir Ve Ne Yapılmalı?

Mide ağrısı her yaştan bireyi etkileyen en yaygın sağlık şikayetlerinden biridir. Uzmanlar, bunların geçici ve zararsız olabileceği gibi ciddi sağlık sorunlarının da habercisi olabileceğini söylüyor.

Haber Merkezi /  Mide ağrısıyla başa çıkmanın ilk adımı, nedenlerini anlamak ve doğru önlemi almaktır. İşte mide ağrısının en sık görülen nedenleri ve önerileri:

Nedenler

Hazımsızlık (Dispepsi): Aşırı yemek, yağlı veya baharatlı gıdalar, hızlı yemek yeme hazımsızlığa neden olabilir.  Hazımsızlık şişkinlik ve geğirme gibi belirtilere neden olabilir.

Gastrit: Mide zarının iltihaplanması; genellikle Helicobacter pylori enfeksiyonu, aşırı alkol, NSAID ilaçlar (örn. ibuprofen) veya stresle ilişkilidir. Gastrit, yanma, ekşime ve bulantı gibi belirtiler gösterebilir.

Gastroözofageal Reflü Hastalığı (GERD): GERD, mide asidinin yemek borusuna kaçması durumudur. GERD, öğüste yanma (heartburn), ekşi tat ve boğazda gıcık gibi belirtilere neden olabilir.

Gıda İntoleransı veya Alerjisi: Gıda intoleransı, glüten hassasiyeti gibi durumlarda ortaya çıkabilir ve gıda intoleransı, şişkinlik, ishal ve kramp gibi belirtiler gösterebilir.

Bağırsak Sorunları: Bu durum kabızlık veya ishale neden olabilir. Karın krampları, gaz, değişken dışkılama alışkanlıkları gibi belirtiler gösterebilir.

Mide Ülseri: Mide zarında yaralanma olarak tanımlayabileceğimiz mide ülseri, keskin ve yanıcı ağrıya neden olabilir.

Stres ve Anksiyete: Psikolojik faktörler mide asidi üretimini artırabilir. Bu a mide krampı ve bulantıya neden olabilir.

Enfeksiyonlar: Viral veya bakteriyel enfeksiyonlar, mide ağrısına neden olabilir. Bulantı, kusma, ishal ve ateş gibi belirtiler gösterebilir.

Ne yapılmalı?

Diyet ve Yaşam Tarzı Değişiklikleri: Küçük porsiyonlarla, yavaş yemek yemek, yağlı, baharatlı, asitli gıdalar (kahve, narenciye, domates) ve alkolden uzak durmak, bol su içmek ve yemekten sonra hemen uyumamak, bu değişiklikler arasında sayılabilir.

Stres Yönetimi: Meditasyon, nefes egzersizleri veya hafif egzersiz (yoga).

Ne Zaman Doktora Gitmeli?

Şiddetli veya sürekli ağrı (özellikle göğse veya omuza yayılıyorsa).
Kanlı kusma, siyah/katran gibi dışkı, veya kanlı ishal.
Yüksek ateş, şiddetli ishal veya dehidrasyon belirtileri.
Kilo kaybı, iştahsızlık veya yutma güçlüğü.
Ailede mide kanseri öyküsü varsa.
Ağrı birkaç günden uzun sürüyorsa veya sık tekrarlıyorsa.

Paylaşın

Meme Kanseri Hakkında 5 Şaşırtıcı Gerçek

Günümüzde meme kanserinin teşhisi ve tedavisinde etkileyici ilerlemeler kaydedilmiştir, ancak en sağlıklı hayatı yaşamak için meme kanseriyle ilgili gerçeklerden haberdar olmanız da önemlidir.  

Haber Merkezi / İşte meme kanseri hakkında beş şaşırtıcı gerçek:

Erkekler de meme kanseri olabilir: Her ne kadar nadir olsa da, erkeklerde de meme kanseri görülebilir. Erkek meme kanseri vakaları, tüm meme kanseri vakalarının yaklaşık yüzde 1’ini oluşturur.

Genetik mutasyonlar her zaman gerekli değildir: BRCA1 ve BRCA2 gibi genetik mutasyonlar meme kanseri riskini artırır, ancak meme kanseri vakalarının sadece yüzde 5-10’u bu genetik mutasyonlarla bağlantılıdır.

Alkol tüketimi riski artırabilir: Günde bir kadeh alkol tüketimi bile meme kanseri riskini yüzde 7-10 oranında artırabilir, özellikle östrojen reseptörü pozitif kanser türlerinde.

Meme kanseri genç kadınlarda da görülebilir: Meme kanseri genellikle 50 yaş üstünde yaygın olsa da, 20’li ve 30’lu yaşlarda da ortaya çıkabilir. Genç kadınlarda genellikle daha agresif seyreder.

Egzersiz riski azaltabilir: Haftada 150 dakika orta düzeyde egzersiz yapmak, meme kanseri riskini %20’ye kadar azaltabilir. Fiziksel aktivite, östrojen seviyelerini dengeleyerek koruyucu bir etki sağlar.

Paylaşın

Sıcak Havalarda Egzersiz Yapmak İçin Altı İpucu

Sıcak havalarda egzersiz yapmak, dikkatli olunmaz ise sağlık için risk oluşturabilir. Yüksek sıcaklıklar ve nem seviyesi, susuzluğa, sıcak bitkinliğine ve hatta sıcak çarpmasına neden olabilir.

Haber Merkezi / İşte sıcak havalarda egzersizleri güvenli bir şekilde yapmaya ve egzersiz planından en iyi şekilde yararlanmaya yardımcı olacak altı temel ipucu.

Erken veya geç saatleri: Egzersiz için günün en serin saatleri olan sabah veya havanın serinlemeye başladığı akşam saatleri tercih edilmeli.

Bol su: Egzersiz öncesi, sırası ve sonrası yeterince su tüketilmeli. Dehidrasyonu önlemek için her 15 – 20 dakikada bir küçük yudum su alınmalı.

Hafif ve nefes alan kıyafetler: Açık renkli, gevşek ve nem emici spor kıyafetleri tercih edilmeli. Şapka veya güneş gözlüğü de kullanılabilir.

Gölgeli alanlar: Mümkünse ağaçlık alanlarda veya gölgeli parkurlarda egzersiz yapılmalı. Direkt güneş ışığından kaçınılmalı.

Vücut reaksiyonları: Yorgunluk, baş dönmesi veya aşırı terleme gibi belirtiler hissedilirse hemen durulmalı ve serin bir yere geçilmeli.

Güneş kremi: Cildi korumak için suya dayanıklı, en az SPF 30 içeren güneş kremi düzenli olarak kullanılmalı.

Paylaşın

Her Yudumda Böbreklere Zarar Veren Beş İçecek

Böbrekler vücudun sessiz işçileridir. Bu organlar, atıkları filtreler, sıvıları dengeler ve temel mineralleri kontrol altında tutar. Çoğu zaman, farkında olmadan bu organların sağlıkları tehlikeye atılır.

Haber Merkezi / Örneğin bazı içecekler zararsız hatta ferahlatıcı gibi görünürler, ancak bu içecekler faydadan çok zarar verirler. İşte her yudumda böbreklere zarar veren içecekler:

Koyu renkli gazlı içecekler: Bu içecekler, onlara o keskin tadı veren fosforik asitle doludur. Araştırmalar, yüksek fosforik asit alımını böbrek hasarı ve böbrek taşı riskinin artmasıyla ilişkilendirmiştir.

Hazır meyve içecekleri: Hazır satın alınan meyve içecekleri çok az gerçek meyve içerir.Hazır meyve içecekleri şekerler, koruyucu maddeler ve yapay tatlandırıcılarla doludur. Bu yüksek şeker içeriği insülin artışlarına, yüksek tansiyona ve sonunda kronik böbrek sorunlarına katkıda bulunur.

Alkol: Ara sıra az miktarda alkol almak zarar vermese de, düzenli alkol alımı böbreklerin daha fazla çalışmasını sağlar. Düzenli alkol alımı böbrek yetmezliğinin önde gelen nedenlerinden biridir.

Enerji içecekleri: Enerji içecekleri uyanıklık ve dayanıklılık vaat ediyor, ancak bu kutuların içindekiler farklı bir hikaye anlatıyor. Enerji içeceklerindeki yüksek miktarda kafein, eklenmiş şekerler ve sentetik vitaminler böbrekleri aşırı uyarır.

Spor içecekleri: Spor içecekleri, sodyum, şeker ve yapay renklerle doludurlar; bunların hepsi düzenli olarak tüketildiğinde böbreklere zarar verebilir.

Böbrek dostu içecekleri seçmek neden önemlidir?

Böbrekler çok fazla şey istemez, sadece temiz hidrasyon, dengeli bir yaşam tarzı ve toksinlere düşük maruziyet. Sağlıklı içecekler iltihaplanma riskini azaltır, atıkların atılmasına yardımcı olur ve elektrolit dengesini korur.

Doğru içecekler ne zaman tüketilmeli?

Sabahın erken saatleri, yemeklerden önce, limonlu su veya bitkisel infüzyonlar gibi detoks içeceklerini tüketmek için en iyi zamanlardır.

Gün boyu, yudum yudum su içmek böbrekleri zorlamadan vücudun susuz kalmamasını sağlar.

Paylaşın

Bebeklerde Uyku Düzeni: Hangisi Normal Hangisi Değil?

Bebeklerin uyku düzeni ebeveynler için kafa karıştırıcı olabilir. Bebekler ilk aylarının çoğunu uyku halinde geçirirler, ancak uyku döngüleri yetişkinlerden çok farklıdır.

Haber Merkezi / Yeni doğan bebekler günde 14 ila 17 saat uyurlar, gece ve gündüz kavramları yoktur ve uyku düzenlerini sık sık değiştirirler.

Bebekler, 4 – 6 aylıkken, geceleri daha uzun süre (yaklaşık 6 – 8 saat) uyumaya başlarlar ve gündüzleri birkaç kez kestirirler. 1 yaşındayken, çoğu bebeğin her gün 12 ila 14 saat uykuya ihtiyacı vardır.

Yeni doğan bebeklerin uyku döngüsü yaklaşık 50 – 60 dakika sürer, bu nedenle daha sık uyanırlar ve uyku sürelerinin yaklaşık yarısını beyin gelişimi için gerekli olan REM (hızlı göz hareketi) uykusunda geçirirler.

Uyku gerilemeleri çeşitli aşamalarda yaygındır (genellikle 4. ayda, 8. ayda ve 12. ayda). Bu gerilemeler, genellikle gelişimsel dönüm noktaları veya diş çıkarma nedeniyle oluşan geçici uyku kesintilerini içerir.

Ebeveyn olarak aşırı uyuşukluk, nefes almada veya beslenmede zorluk gibi anormal belirtiler fark ederseniz, bir çocuk doktoruna danışmanız önerilir.

Sağlıklı bir uyku düzeni oluşturmak için ipuçları:

Uyku vakti rutini oluşturun: Bebeğinizin gevşemesine yardımcı olmak için sakinleştirici ve öngörülebilir bir uyku vakti rutini geliştirin.

Uykuya elverişli bir ortam yaratın: Odanın karanlık, sessiz ve rahat bir sıcaklıkta olduğundan emin olun.

Uykululuk işaretlerini izleyin: Bebeğinizin esnemesi veya gözlerini ovuşturması gibi uykululuk işaretlerine dikkat edin.

Aşırı uyarılmadan kaçının: Yatmadan önce yüksek sesle müzik çalmak veya bebeğinizi parlak ışıklara maruz bırakmak gibi aşırı uyarılmalardan kaçının.

Paylaşın

“SkinnyTok” Nedir? Tehlikeli TikTok Trendi

“SkinnyTok” adı verilen yeni bir trend ortaya çıktı: “Skinny” ve “TikTok” kelimelerinin birleşiminden oluşan bu terim, genellikle kadınlara kilo verme ipuçları sunan videoları ifade ediyor.

Haber Merkezi / Bu sözde “ipuçları”, yalnızca sürdürülemez değil, aynı zamanda düzensiz beslenmeye tehlikeli derecede yakın olan davranışları da teşvik ediyor.

SkinnyTok’taki en çok paylaşılan sloganlardan bazıları şunlar: “Karnın guruldadığında, seni alkışladığını hayal et.” “Küçük olmak istiyorsan, küçük ye. Büyük olmak istiyorsan, büyük ye.” “Ödül almaya ihtiyacın yok. Sen bir köpek değilsin.”

Uzmanlar ne diyor?

SkinnyTok, uzmanlar tarafından ciddi şekilde eleştirilmektedir. Bu trendin özellikle gençler üzerinde uzun vadeli zararlar oluşturabileceğini vurgulayan uzmanlar, konuya ilişkin uyarılarını beş madde altında sıralıyorlar:

Yeme bozuklukları Riski: Aşırı zayıflığı teşvik eden içerikler, anoreksi, bulimia gibi yeme bozukluklarını tetikleyebilir.

Beden algısı bozukluğu: Gençlerde gerçekçi olmayan beden idealleri oluşturur, özsaygıyı ve özgüveni olumsuz etkileyebilir.

Sağlıksız beslenme alışkanlıkları: Düşük kalorili veya dengesiz diyet önerileri, besin eksikliklerine ve metabolik sorunlara yol açabilir.

Psikolojik etkiler: Sürekli zayıflık baskısı, kaygı, depresyon ve sosyal izolasyonu artırabilir.

Fiziksel sağlık sorunları: Aşırı kilo verme, kalp sorunları, hormonal dengesizlikler ve bağışıklık sistemi zayıflığı gibi riskler doğurabilir.

Önleme:

Uzmanlar, “SkinnyTok” gibi zararlı trendlerin etkisini önlemek için ise şu adımların atılabileceğini söylüyorlar:

Medya okuryazarlığı eğitimi: Gençlere sosyal medya içeriklerini eleştirel bir şekilde değerlendirmesi öğretilebilir.

Sağlıklı beden algısı teşviki: Sağlıklı yaşam tarzı ve pozitif beden algısı üzerine eğitimler düzenlenebilir.

Ebeveyn ve eğitimci farkındalığı: Ebeveynler ve öğretmenler, zararlı içeriklere karşı rehber olabilir.

Platform düzenlemeleri: TikTok gibi platformlar, yeme bozukluklarını teşvik eden içerikleri kaldırabilir; sağlıklı içeriklere öncelik verebilir.

Profesyonel destek: Yeme bozukluğu belirtileri gösteren bireyler psikolog veya diyetisyen desteği alabilir.

Sağlıklı rol modeller: Zayıflığı değil, sağlıklı yaşamı yücelten içeriklerin öne çıkarılması teşvik edilebilir.

Paylaşın