Kalp Hastalığı Olan Çocuklar Spor Yapabilir Mi?

Kalp hastalığı olan çocuklar spor yapabilir mi sorusuna verilecek cevap genellikle evettir. Aktif kalmak için spor yapmak, çocuğun fiziksel zindeliğini, kendine güvenini ve sosyal gelişimini artırabilir. Spor, doğuştan kalp hastalığı ile doğmuş olsun ya da olmasın çocuklar için iyidir.

Haber Merkezi / Doktorunuz, çocuğunuz için hangi sporların güvenli olduğu konusunda size tavsiyede bulunacaktır. Doğru spor türleri hastalığa bağlı olacaktır.

Bazı çocuklar için fiziksel aktivitede sınır olmayabilir. Ancak bazı çocuklar için futbol gibi temas sporları tehlikeli olabilir.

Kondisyonu artıran sporları genellikle kalp hastalığı olan çocuklar için iyi bir seçimdir. Bunlar;

  • Yüzme
  • Koşma
  • Bisiklet
  • Kürek
  • Tenis gibi.

Spor, çocuğunuzun sağlık geçmişinin gözden geçirilmesiyle başlayacaktır. Doktorunuz geçmiş operasyonlara, tedavilere, hastaneye yatışlara ve hastalıklara bakacaktır.

Doktor, ayrıca akciğerleri ve kalbi dinleyecektir. İşitme, görme, tansiyon ve refleksleri inceleyecektir. 

Doktorunuz, çocuğun, hangi sporları yapabilecekleri, nasıl oynamaları, kendilerini ne zaman ve nasıl sınırlamaları gerektiği ve spor yaparken ihtiyaç duyacakları her türlü güvenlik ağı konusunda, sizi bilgilendirecektir.

Fiziksel aktivite, kalp hastalığı olan çocuklar da dahil olmak üzere sağlık için hayati öneme sahiptir. Spor, ayrıca, egzersiz yaparken arkadaş edinme ve eğlenme fırsatı sağlar. Çocuğunuz spor yapmak istemiyorsa dahi aktif kalabileceği oyun türlerini teşvik edin.

Kalp rahatsızlığı olan bir çocuğun spor yapma (veya yapmama) kararı aile, çocuk ve onların doktorları ve diğer sağlık çalışanları arasındaki ortak bir karardır.

Paylaşın

Bacakların Şişmesinin 5 Sebebi; Yapılması Gerekenler

Ayakkabılarınızı veya çoraplarınızı giymekte veya çıkarmakta zorlanıyorsanız, bu bir şeylerin yolunda gitmediği anlamına gelir. Ya da ayak bileklerinizi bükmenin normalden daha zor olduğunu düşünüyorsanız, bunun bir nedeni şişlik olabilir.  

Haber Merkezi / Yada, bacağınızın alt kısmına hafifçe bastırırsanız ve parmak izinizin girintisini birkaç saniyeden uzun süre görürseniz, büyük olasılıkla biraz fazla sıvı birikiminiz var demektir.

Şişmiş bacakların diğer belirtileri;

  • Çoraplarınızı veya pantolon paçalarınızı çıkardığınızda cildinizde kalan girintiler
  • Ağır, uyuşmuş veya kaşıntılı bacaklar veya ayaklar
  • Kabarık, gergin veya parlak görünen cilt
  • Sıkı veya ağrılı cilt

Bacaklarınızın şişmesinin nedenleri 

Uzmanlar, bacakların ve ayakların çok çeşitli nedenlerden şişebileceğini söylüyor. Bacakların ve ayakların şişmesi ciddi bir durumun işareti olabilir. 

Ödem

Bütün gün ayakta kaldıysanız, ayaklarınızda veya bacaklarınızda biraz şişlik olması normaldir. Saatlerce oturuyorsanız da aynı. Ödem adı verilen bu şişlik, ayaklarınızda ve bacaklarınızda sıvı biriktiğinde ortaya çıkar. Fazla kilolu veya hamile olan kişilerde daha sık görülür, ancak herkesin başına gelebilir.

Ne yapmalı: Beslenmenizdeki tuzu azaltın. Gün boyu oturmak zorundaysanız, esnemek ve hareket etmek için sık sık kalkın. Hafif şişkinliğiniz varsa, yürüyüşe çıkın.

Derin ven trombozu

Derin ven trombozu (DVT), vücudunuzun bir damarında, genellikle pelvisinizde, uyluğunuzda veya alt bacağınızda oluşan bir kan pıhtısıdır. DVT’nin tipik semptomları:

  • Cildinizin yüzeyine yakın genişlemiş damarlar
  • Bacağınızda ağrı veya hassasiyet
  • Bazen kırmızı veya dokunulduğunda sıcak olan deri ile birlikte tek bacakta şişme

DVT kendi başına hayati tehlike oluşturmaz. Bununla birlikte, bir pıhtı koparsa, akciğerlerinize gidebilir ve kan akışını engelleyebilir. Bu, pulmoner emboliye yol açabilir: Çok ciddi bir durum.

Ne yapmalı: DVT belirtileri yaşarsanız, pulmoner emboli riskinizi azaltmak için hemen tedaviye başvurmanız önemlidir. Doktorunuz şunları önerebilir:

  • Bacakları yükseltmek
  • Kompresyon çorapları giymek
  • İlaç tedavisi
  • Cerrahi tedavi

Venöz yetmezlik

Bazen bacaklarınızdaki damarlar zayıflayabilir. Bu olduğunda, kan kalbe kolayca geri dönmez. Sonuç olarak, bacaklarınızda varisli damarlar ve sıvı birikmesi gelişebilir. Geçmişte DVT geçirmiş kişilerde venöz yetmezlik gelişebilir.

Ne yapmalı: Venöz yetmezlikle yaşıyorsanız, doktorunuz şunları önerebilir:

  • Egzersiz ve kilo verme gibi yaşam tarzı değişiklikleri
  • Sıkıştırma çorapları veya aralıklı pnömatik sıkıştırma cihazları
  • İlaç tedavisi
  • Cerrahi tedavi

Lenfödem

Lenfödem, vücudunuzun lenf düğümleri lenf sıvısını gerektiği gibi filtrelemediğinde ortaya çıkar. Bu olduğunda, hafif ila şiddetli arasında değişen bir veya daha fazla uzvun şişmesine neden olabilir.

Lenfödem bazen kanser tedavisi için lenf düğümleri alınan kişilerde görülür. Lenf düğümleri hasar görmüş veya başka nedenlerle düzgün çalışmayan başkalarını etkileyebilir.

Ne yapılmalı: Lenfödem yönetimi için yaygın tedaviler şunlardır:

  • Varis çorapları ve cihazları
  • Lenfatik drenaj (bir tür kendi kendine masaj)
  • Egzersiz yapmak
  • Cerrahi tedavi

Kalp, böbrek veya karaciğer hastalığı

Organlarınız gerektiği gibi çalışmadığında bacaklarınızda sıvı birikebilir. Konjestif kalp yetmezliği, böbrek hastalığı ve karaciğer hastalığı, bacaklarınızda şişmeye neden olabilir.

Yapılması gerekenler: Bu koşullardan herhangi birine sahipseniz (veya sahip olduğunuzdan şüpheleniyorsanız) ve bacaklarınızda yeni veya kalıcı şişlik fark ederseniz, bu koşulların tedavisi için bir doktorla görüşün.

Şişmiş bacaklarım için bir doktora görünmeli miyim?

Enfeksiyonlar, yaralanmalar ve artrit gibi durumlar da dahil olmak üzere birçok neden bacaklarda ve ayaklarda şişmeye neden olabilir. Şişlik çok şiddetli değilse ve bir veya iki gün içinde düzeliyorsa, muhtemelen korkacak bir şey yoktur. Bununla birlikte, doktorunuzla konuşun.

Dikkat: Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır.

Paylaşın

Çocuğunuz İlk Ne Zaman Diş Doktoruna Görünmeli?

Çocuğun ilk dişi çıktıktan sonra, 1 yaşında veya 6 ay içinde bir diş hekimine görülmesi önerilir. İlk diş hekimi ziyareti genellikle kısadır ve çok az tedavi gerektirir. Bu ziyaret, çocuğunuza diş hekimi ile  arkadaşça bir şekilde tanışma fırsatı verir.

Haber Merkezi / Bazı diş hekimleri muayene sırasında ebeveynden dişçi koltuğuna oturmasını ve çocuğunu tutmasını isteyebilir. Çocuğunuzla diş hekimi arasında bir ilişki kurulabilmesi için, ziyaretin bir bölümünde ebeveynden resepsiyon alanında beklemesi de istenebilir.

Muayene sırasında diş hekimi çocuğunuzun mevcut dişlerini kontrol edecek, çocuğunuzun ısırmasını inceleyecek ve diş etleri, çene ve ağız dokularıyla ilgili olası sorunları araştıracaktır. Diş hekimi tüm dişleri temizleyecek ve florür ihtiyacını değerlendirecektir.

Diş hekimi, ayrıca ebeveynleri çocuklar için ağız sağlığı bakımının temelleri konusunda bilgilendirir ve diş gelişim sorularını yanıtlar.

Diş hekimi şu konularda sizi bilgilendirir:

  • Çocuğunuzun dişleri ve diş etleri için iyi ağız hijyeni uygulamaları
  • Boşluk önleme
  • Florür ihtiyaçları
  • Ağız alışkanlıkları (parmak emme, dil itme, dudak emme)
  • Diş çıkarma
  • Doğru beslenme
  • Diş muayenesi ziyaretlerinin takvimi. Pek çok diş hekimi, çocuğun diş hekimini ziyaret etme konusundaki rahatlık ve güven düzeyini artırmak, dişlerin gelişimini izlemek ve gelişen sorunları derhal tedavi etmek için 6 ayda bir çocukları görmek ister.

Pediatrik diş hekimi ile normal diş hekimi arasındaki fark nedir?

Pediatrik diş hekimi, dişhekimliği okulunun ötesinde en az iki yıllık ek eğitime sahiptir. Ek eğitim, bir çocuğun gelişen dişlerinin, çocuk davranışlarının, fiziksel büyüme ve gelişiminin ve çocuk diş hekimliğinin özel ihtiyaçlarının yönetimi ve tedavisine odaklanır.

Çocuklara ilk diş röntgeni ne zaman çekilmelidir?

Diş röntgeni çekmeye ne zaman başlanacağı konusunda kesin bir kural yoktur. Diş problemleri açısından daha yüksek risk altında olabilecek bazı çocukların (örneğin, biberon diş çürümesine yatkın olanlar veya yarık dudak/damak olanlar ) diğerlerinden daha erken röntgen çektirmeleri gerekir.

Genellikle, çocuk 5 veya 6 yaşına kadar röntgen çektirmiş olacaktır. Çocuklar yetişkin dişlerini çıkarmaya başladıkça (yaklaşık 6 yaşında), röntgenler diş hekiminizin dişlerin yeterli olup olmadığını görmesine yardımcı olmada önemli bir rol oynar. yetişkin dişlerin çenede büyüdüğü, ısırma problemlerini araştırmak, dişlerin temiz ve sağlıklı olup olmadığını belirlemek için.

Paylaşın

Vitellüs Kesesi Nedir? İşte, Bilinmesi Gereken Her Şey

Vitellüs Kesesi, hamileliğin erken döneminde rahminizin içinde gelişen bir yapıdır. Embriyoya besin sağlar, anne ile fetüs arasındaki gazları dolaştırır ve önemli yapılara dönüşen hücreleri üretir. Vitellüs Kesesinin boyutu, görünümü ve konumu, hamileliğin sağlığı hakkında önemli bilgiler verebilir.

Haber Merkezi / Vitellüs Kesesi, doktorun doğum öncesi ultrason sırasında görebileceği ilk yapılardan biridir. Vitellüs Kesesi, ayrıca, kaçırılan adet döngüsü ve annenin kanındaki belirli hormon seviyeleri gibi diğer faktörlerle birlikte hamileliği doğrulamaya yardımcı olabilir.

Vitellüs kesesi sağlıklı bir hamilelik anlamına mı geliyor?

Vitellüs kesesi, diğer faktörlerle birlikte sağlıklı bir erken hamileliği doğrulamaya yardımcı olabilir. Doktorunuz Vitellüs kesesi incelemek için doğum öncesi ultrasonografi kullanacaktır:

  • Dış görünüş
  • Konum
  • Boyut

Bunlardan herhangi biri anormal görünüyorsa, hamilelikle ilgili bir sorun olduğu anlamına gelebilir. Doktorunuz, bir veya iki hafta içinde tekrar kontrol etmek için başka bir vitellüs kesesi ultrasonu önerebilir.

Vitellüs kesesinin işlevi nedir?

Vitellüs kesesi, plasenta ve organlar gelişmeden önce fetal gelişimde birçok temel işe sahiptir:

  • Hamile kişi ile embriyo arasında gazları dolaştırır
  • Embriyoya besin sağlar
  • Kan hücrelerinin en erken formunu geliştirir
  • Göbek bağına dönüşen hücreler, mide-bağırsak sistemi, üreme organları ve daha fazlasını yapar
  • Erken bağışıklık fonksiyonu ve metabolizma sağlar

Vitellüs kesesi nerede bulunur?

Vitellüs kesesi, bir embriyoyu çevreleyen rahim içinde büyük bir sıvı boşluğu olan gebelik kesesinin içindedir. Vitellüs kesesi gelişmekte olan embriyonun dışına yapışır.

Vitellüs kesesi neye benziyor?

Sağlıklı bir yumurta vitellüs kesesi, yuvarlak veya armut biçimli bir kesedir. Zarlardan yapılmıştır (ince, cilt benzeri malzeme).

Vitellüs kesesi ne zaman görünür?

Vitellüs kesesi, gebeliğin ikinci haftasında (hamilelik) gelişmeye başlar. Doktor, yaklaşık beşinci haftadan başlayarak transvajinal ultrason kullanarak vitellüs kesesi görebilir. Hamilelik beşinci haftadan 10. haftaya ilerledikçe vitellüs kesesi büyür.

Vitellüs kesesi ne zaman kaybolur?

10. haftadan sonra vitellüs kesesi giderek küçülür ve kaybolur. Embriyo onu emer. 14 ila 20. haftalarda, ultrasonla hiç görünmeyebilir.

Vitellüs kesesinin boyutu neyi gösterir?

Tipik bir gebelikte, vitellüs kesesinin çapı genellikle bir iç kenardan diğerine 3 ila 5 milimetredir. Vitellüs kesesinin 6 milimetreden büyükse hamilelikle ilgili bir sorun olabilir. Erken düşük belirtisi olabilir.

Paylaşın

Ebegümeci (Hibiskus) Çayının Yedi Faydası

Ebegümecinin (Hibiskus) bahçeniz için sadece renkli bir dekorasyon olduğunu mu düşünüyorsunuz? Yeniden düşünmenin zamanı gelmiş olabilir. Tropik çiçekli bitki ebegümeci, sağlığınız için bazı faydalar sağlayabilir.

Haber Merkezi / Ebegümecinin aroması keskin ve tatlıdır, bu da onu çay için mükemmel yapar.

İnsanlar, yüzyıllar boyunca ebegümecinin tohumunu, çiçeğini, yaprağını ve sapını yemeklerde ve geleneksel tıpta kullandı. Bugün dünyanın her yerinde ebegümeci aromalı reçeller, jöleler, soslar, şuruplar ve çaylar bulabilirsiniz.

Roselle veya kuzukulağı olarak da bilinen ebegümeci, yüksek tansiyondan hazımsızlığa kadar her şeyi tedavi etmek için kullanılmıştır.

Ebegümeci çayının faydaları

  • Antioksidanlarla korur

Ebegümeci bitkisi beta-karoten, C vitamini ve antosiyanin gibi antioksidanlar açısından zengindir. Antioksidan açısından zengin gıdalar sağlık açısından oldukça faydalıdırlar.

Antioksidanlar, vücudunuzdaki serbest radikaller olarak bilinen zararlı molekülleri yok eder. Serbest radikaller, hücrelere zarar vererek, kanser, kalp hastalığı ve diyabet gibi hastalıklara katkıda bulunurlar. 

  • İltihapla savaşır

Birkaç araştırma, ebegümecinin iltihapla savaşmada vücuda yardım ettiğini ortaya koymuştur.

  • Kan basıncını düşürür

Yüksek tansiyon, tüm yetişkinlerin neredeyse yarısını etkiler ve kalp krizi, felç, kalp yetmezliği ve böbrek hastalığı gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açar. Klinik çalışmalar, ebegümeci çayı içmenin insanlarda kan basıncını düşürdüğünü gösterilmiştir.

  • Kolesterolü düşürür

Yüksek kolestrol, milyonlarca yetişkini etkileyen ve kalp krizi ve felç gibi ciddi hastalıklara katkıda bulunan başka bir sağlık sorunudur. Bazı klinik çalışmalar ebegümecinin kolesterol seviyelerini düşürdüğünü göstermiştir.

  • Kilo kaybını teşvik eder

Birkaç çalışma, ebegümecinin kilo vermede olumlu etki gösterdiğini ortaya koymuştur. Ancak bu çalışmalarda, ebegümeci çayından daha konsantre bir form olan ebegümeci özü kullanılmıştır.

  • Bakterilerle savaşır

Laboratuvar çalışmalarında, ebegümeci özünün, belirli bakteri türlerini kontrol altında tuttuğu bulunmuştur.

  • Karaciğer sağlığını destekler

Bazı araştırmalar ebegümecinin karaciğerin sağlıklı kalmasına yardımcı olduğunu ortaya koymuştur: Muhtemelen güçlü antioksidan aktivitesi nedeniyle karaciğeri çeşitli toksinlerden koruyor.

Dikkat: Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır.

Paylaşın

Grip Kalp Krizini Tetikleyebilir Mi?

Grip size ne yapabilir? Kalp hastalığı durumunuz varsa, grip, hayati bir tehlike oluşturabilir. Grip kaynaklı stres, kalp krizine doğru ilerleyen olumsuz bir olaylar zinciri başlatabilir.

Haber Merkezi / Araştırmalar, kalp hastalığı olan kişilerin grip olduktan sonra kalp krizi geçirme olasılığının yaklaşık 10 kat daha fazla olduğunu gösteriyor.

Grip kalbinizi nasıl etkileyebilir?

Grip olursanız, bağışıklık sisteminiz virüsle savaşmak için agresif bir şekilde hareket eder. Bu tepki, kan basıncınızı yükseltir ve kalbinize fazladan baskı uygular.

Bu durumda, arterlerde plak oluşumu (mumsu, yağlı bir madde), yırtılmalara karşı giderek daha savunmasız hale gelir. Plak zayıflayıp kırıldığında, atardamarları tıkayan pıhtılar oluşabilir ve kalbe giden kan akışını bozabilir. Bir tıkanıklık kalp krizini tetikleyebilir.

Uzmanlar, mevcut bir kalp sorunu olan herkesin kardiyovasküler sisteminin gribin etkilerine maruz kalma olasılığının daha yüksek olduğunu söylüyor.

Grip başka ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir mi?

Konunun uzmanları, insanların genellikle gribi hafife aldığını belirterek, gribin, sadece soğuk algınlığı olmadığını ve ölümcül olabileceğini vurguluyorlar.

Gripten kaynaklanan olası komplikasyonlar;

  • Solunum yetmezliğine yol açabilen pnömoni ve bakteriyel pnömoni
  • Miyokardit (kalp kasınızın iltihabı) veya aritmi gibi ek kalp sorunları
  • İnme, aynı pıhtılaşma sürecinden geçerek kalp krizine neden olabilir
  • Ensefalopati (ciddi merkezi sinir sistemi hasarı)

En çok kim risk altındadır?

  • Kalp hastalığı da dahil olmak üzere diğer ciddi sağlık sorunları
  • Herhangi bir nedenle zayıflamış bağışıklık sistemi

Grip ile ilgili kalp sorunlarını önlemeye yönelik ipuçları

  • Grip aşınızı olun: Araştırmalara göre, yüksek risk grubundaysanız, mevsimsel grip aşısı olmak kalp krizi veya kalp durması  riskinizi önemli ölçüde azaltabilir
  • Hasta olan kişilerle temastan kaçının
  • Kalbinizi kontrol altında tutun: Kalp hastalığınız varsa, doktorunuzun önerdiği şekilde ilaç, diyet ve egzersizle durumunuzu dikkatli bir şekilde yönetin. Bu önleyici eylemler, genel bağışıklık sisteminizi güçlü tutmanıza yardımcı olacaktır
  • Grip benzeri semptomları göz ardı etmeyin: Özellikle yüksek risk grubundaysanız hemen doktorunuzla konuşun
  • Dinlenmek için zaman ayırın: Grip benzeri semptomlarınız varsa, dinlenmeye ve bol sıvı almaya zaman ayırın. Ne kadar uzun dinlenirseniz o kadar hızlı iyileşirsiniz.
Paylaşın

İster 30 İster 40 Yaşında Olun, Spora Başlamak İçin Asla Geç Değil

Araştırmalar, kalp sağlığını için egzersiz yapmaya başlamak için asla geç olmadığını söylüyor. Yakın zamanda yapılan bir araştırma, 30 yaşından önce egzersiz yapmaya başlayan erkeklerle 40 yaşından sonra egzersize başlayan erkekler içi çok benzer sonuçlar buldu.

Haber Merkezi / Fransız araştırmacılar, 40 erkek üzerinde bisiklete binmenin ve koşmanın etkilerini incelediler. Erkeklerin yarısı 30 yaşından önce koşmaya veya bisiklete binmeye başladı. Diğer yarısı ise 40 yaşından sonra koşmaya veya bisiklete binmeye başladı. Erkekler şu anda 55 ile 70 yaşları arasında.

Erkekler, egzersiz testi, kalp atış hızı analizi ve ekokardiyogram (yankı) dahil olmak üzere çeşitli testlerden tabi tutuldular. Bu testler, yapılan egzersizin, her iki erkek grubunun da kalp atış hızları, kan basıncı ölçümleri ve genel kalp sağlığı üzerinde benzer faydaları olduğunu ortaya koydu.

Araştırmacılar, yaşlandıkça biyolojik değişiklikler olsa da, 40 yaşından sonra bile, egzersiz yapmanın kalp sağlığını iyileştirebildiğini söylüyor. Araştırmacılar, bu sonuçların benzer araştırmalardaki bulguları desteklediğini ve egzersiz yapmaya başlamanın hiçbir zaman geç olmadığını söylüyor.

Egzersize başlamadan önce

Egzersize başlamak için asla geç olmadığını kabul eden uzmanlar, ancak bazı kişilerin bir egzersiz programına başlamadan önce bir doktora danışması gerektiğini belirtiyorlar.

40 yaşın üzerindeyseniz ve egzersiz yapmaya yeni başladıysanız, her zaman vücudunuzu dinlemeli, eklem ve sırt ağrılarını ciddiye almalısınız. Araştırmacılar, dayanıklılık antrenmanlarının kemik yoğunluğu, kas kütlesi ve hücre sağlığı için de faydalı olduğunu söylüyorlar.

Araştırmacılar, fiziksel aktivitenin kalp sistemindeki değişiklikleri engellemediğini, ancak değişiklikleri yavaşlatabildiğini belirtiyorlar.

Paylaşın

Cilt Kuruluğu Nedir? Belirtileri, Nedenleri, Teşhisi, Tedavisi

Cilt kuruluğu, cildinizin yeterli neme sahip olmadığı için pürüzlü bir dokuya sahip olması durumudur. Evde nemlendiriciler kullanarak tedavi edebileceğiniz cilt kuruluğu oldukça yaygın olan bir sorundur.

Haber Merkezi / Kaybolmayan veya tekrarlamaya devam eden cilt kuruluğunuz varsa bir dermatologa görünmenizde fayda vardır.

Cilt kuruluğu türleri;

  • Kontakt dermatit: Kontakt dermatit, cildinizle tahriş edici veya alerjik reaksiyona neden olan bir şey temas ettiğinde ortaya çıkar. Cildiniz kuru, kaşıntılı ve kırmızı olabilir ve ayrıca deri döküntüsü olabilir.
  • Egzama: Egzama, kırmızı, kuru, engebeli ve kaşıntılı cilt lekelerine neden olan bir grup cilt rahatsızlığıdır. Şiddetli formlar cildinizin çatlamasına neden olabilir ve bu da sizi enfeksiyona daha yatkın hale getirebilir. Bu yaygın cilt durumu tahriş edici maddeler, alerjenler ve stres ile daha da kötüleşebilir.
  • Seboreik dermatit: Saç derinizdeki kuru cilt, yetişkinlerde kepek veya bebeklerde beşik başlığı olarak bilinen bir durumun sonucu olabilir. Seboreik dermatit ayrıca yüzünüzde, göğsünüzde ve kollarınızın, bacaklarınızın veya kasıklarınızın iç kıvrımlarında kuru, pul pul dökülen cilt lekelerine neden olabilir. Daha az yaygın olarak, göbeğinizi de (göbek deliğini) etkileyebilir. Bu tip dermatit, vücudunuz cildinizde büyüyen normal bir mayaya tepki verdiğinde ortaya çıkar.
  • Sporcu ayağı: Sporcu ayağı, ayağınızdaki kuru cildi taklit edebilir, ancak buna bir mantar neden olur. Bu mantar vücudunuzda büyüdüğünde buna “saçkıran” denir. Sporcu ayağı olan kişilerin ayak tabanlarında kuru, pul pul deri olabilir.

Belirtileri:

  • Özellikle duştan, banyo yaptıktan veya yüzdükten sonra ciltte gerginlik hissi
  • Ciltte pütürlü bir görünüm
  • Kaşıntı
  • Ciltte soyulma ve pullanma
  • İnce çizgiler veya çatlaklar
  • Kızarıklık ve döküntüler
  • Kanayan derin çatlaklar
  • Kaşımaya bağlı izler ve renk değişikliği

Nedenleri;

  • Yaş: Yaşlandıkça cildinizin nem üreten yağ bezleri kurur. Bu da cildinizdeki yağ ve kolajenin (elastikiyet) kurumasına neden olarak cildin incelmesine neden olur. Bu, vücudunuzun yaşlanma sürecinin doğal bir parçasıdır.
  • İklim: Bulunduğunuz ortamın sıcaklığı cildinizin nemini etkileyebilir. Çöl benzeri iklimler gibi nemden yoksun iklimler veya şiddetli rüzgarın olduğu soğuk iklimler kuru cilde neden olur. Kuru cilt genellikle kış aylarında daha kötüdür, ancak kuru cilt yıl boyunca ortaya çıkabilir.
  • Sağlık koşulları ve genetik: Sizi buna daha yatkın yapan genlerle doğduysanız veya bir semptom olarak kuru cilde neden olan bir sağlık durumunuz varsa, kuru cilde yakalanma riskiniz daha yüksek olabilir. Kuru cilde yol açan bazı durumlar arasında alerji, egzama, diyabet ve böbrek hastalığı bulunur.
  • Meslekler: Özellikle açık havada, kimyasallarla çalışıyorsanız veya ellerinizi sık sık yıkıyorsanız, belirli meslekler kuru cilde neden olabilir. Sizi kuru cilt geliştirme olasılığınızı artıran bazı meslekler arasında sağlık hizmeti sağlayıcıları, kuaförler ve çiftçiler bulunur.

Teşhisi:

Cilt kuruluğunu görünümü ile teşhis etmek kolay olabilir. Doktorunuz, eksiksiz bir tıbbi öykü, fiziki muayene ve semptomlarınız hakkında daha fazla bilgi edindikten sonra teşhis koyacaktır.

Tedavisi;

  • Nemlendiricilerin kullanılması: Nemlendiriciler, çoğu kuru cilt tipi için ana tedavi şeklidir. Çatlamayı önlemeye yardımcı olmak için kuru cildi pürüzsüzleştirir ve yumuşatırlar ve doğal cilt bariyerinizi yeniden oluşturmaya çalışırlar. Nemlendirici ürünler merhemler, kremler, losyonlar ve yağlarda bulunur ve cildinizi yumuşatan ve nemlendiren yumuşatıcılar ve cildinizdeki nemi artıran hyaluronik asit gibi bileşenler içerir.
  • İlaç: Kaşıntılı veya çatlamaya meyilli aşırı kuru ciltler için, sağlık uzmanınız cildinizde kızarıklık ve kaşıntıya neden olan şişliği (iltihabı) azaltan topikal bir steroid reçete edebilir. Ağır vakalarda oral veya enjekte edilebilir ilaçlar uygun olabilir.

Cilt kuruluğunu nasıl önleyebilirim?

  • Hafif, kokusuz, nemlendiricili temizleyici kullanın
  • Ilık (sıcak değil) su ile duş alın
  • Stresi yönetin
  • Güneşe maruz kalmayı en aza indirin
  • Banyodan sonra nemlendirici kullanın
  • Cildinizi yumuşak bir havluyla kurulayın
  • Dehidrasyonu önleyin
  • Nikotin cildinizi kuruttuğu için sigarayı bırakın
  • Evinizin havasına nem eklemek için bir nemlendirici kullanın.

Dikkat: Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır.

Paylaşın

Göbek Yağından Sağlıklı Bir Şekilde Kurtulmanın 10 Yolu

Bazı insanlar için, karın bölümündeki aşırı kilolar büyük endişe kaynağıdır. Ancak uzmanlar, daha büyük sorunun karın bölgesindeki yağla birlikte gelen artan sağlık riskleri olduğunu söylüyor.

Haber Merkezi / Vücudunuzun orta bölümünün büyüklüğü, derinizin altındaki organları çevreleyen viseral yağ ile ilgilidir. Aynaya baktığınızda fark ettiğiniz şey deri altı yağ olsa da, iç organları saran yağ en zararlı olanıdır.

Araştırmalar, organlarımızın etrafındaki aşırı yağın aşağıdakiler dahil metabolik hastalık riskini artırdığını ortaya koymuştur;

  • Diyabet
  • Karaciğer yağlanması
  • Kalp hastalığı ve yüksek kolesterol
  • Polikistik over sendromu .
  • Fazla kilo ayrıca uyku apnesi, eklem ağrısı ve farklı kanser türleri riskini de artırır

Karın bölgesinden kilo vermek haftada birkaç kez mekik çekmek kadar kolay değil.

Egzersiz ve kuvvet antrenmanı yapın

Kalp atış hızınızı artıran ve sizi terleten egzersizler, genel olarak kilo vermenize yardımcı olur: Hem iç organlardaki hem de cildinizin altındaki yağlar.

Aerobik egzersiz, genel kalorileri yakar ve özellikle aynı anda diyetinizde değişiklikler yaparsanız toplam vücut yağını azaltmanıza yardımcı olur.

Uzmanlar, iç organlardaki yağları kaybetmenin anahtarının kombinasyon yaklaşımında yattığını söylüyor. Uzmanlar, haftada en az 150 dakikalık bir kardiyo rutini oluşturmayı ve haftada iki ila üç gün tüm vücut kuvvet antrenmanı eklemeyi önerir.

İlave şeker ve yüksek kalorili içecekleri sınırlayın

Çok fazla ilave şeker tüketmek, belinizin etrafında birikmesi muhtemel aşırı kilo ile ilişkilidir: Şekerle tatlandırılmış içecekler ve çok fazla meyve suyu içmek.

Mümkün olduğunca sık stres atın

Kendinizi stresli hissediyorsanız, vücudunuz muhtemelen stres hormonu kortizolünü kan dolaşımınıza salıyor. Kortizoldeki artış ile yüksek miktarlarda viseral yağ arasında güçlü bir bağlantı vardır.

Karın bölgenizi yontmak istiyorsanız, stres atmak için elinizden gelenin en iyisini yapın.

Lif oranı yüksek yiyecekler tüketin

Nohut, mercimek ve muz gibi lif oranı yüksek yiyecekler yemek, daha uzun süre tok hissetmenize yardımcı olabilir.

Bu gıdalar, suda çözülerek ve yapışkan bir jel oluşturarak gıdanın mideden bağırsağa geçişini yavaşlatabilen yüksek miktarda çözünür lif içerir.

Ayrıca, tam tahıllar, meyveler ve sebzeler içeren dengeli bir beslenme oluşturmak, diyetlerimizde daha fazla lif bulunmasına yol açar.

Alkolü sınırlayın

Araştırmalar, eğer çok içen biriyseniz, sosyal veya sıradan içicilere göre daha fazla göbek yağınız olabileceğini gösteriyor. Bu nedenle, tükettiğiniz alkol miktarını azaltmayı deneyin.

Protein tüketin

Yemeklerinize protein eklediğinizden emin olun. Seçenekler arasında et, balık, yumurta, süt ve fasulye bulunur.

Araştırmalar, proteinin tok hissetmenize, açlık hormonu seviyelerini düşürmenize ve hatta bir sonraki öğününüzde daha az yemenize yardımcı olabileceğini gösteriyor.

Sağlıklı karbonhidratları seçin

Karbonhidratlar kötüdür gibi bir algı bulunmakta. Ancak tüm karbonhidratlar kötü değildir. İşlenmiş karbonhidratlar yerine yüzde 100 tam tahıllı karbonhidratları tercih edin.

Uykusuz kalmayın

İyi bir gece uykusu hayati önem taşır. Diğer şeylerin yanı sıra bağışıklık sisteminizi güçlendirir, duygu durumunuzu halinizi iyileştirir ve üretkenliği artırır.

Karın bölgesi yağı ve kilo kaybı söz konusu olduğunda, uyku iştah açıcı hormonlar olan ghrelin ve leptini etkileyebilir.

Bir gecede yedi saat veya daha fazla uyumayı hedefleyin.

Ne yediğinizi ve egzersizinizi takip edin

Araştırmalar, yemek ve egzersiz günlüğü tutulduğunda başarının daha hızlı geldiğini gösteriyor. Ne yediğiniz ne kadar egzersiz yaptığınızı takip etiğinizde daha akıllıca kararlar verme olasılığınız artar.

Gece geç saatlerde yemek yemeyin

En sevdiğiniz TV şovunu izlerken tıka basa atıştırmaktan vazgeçin. Uzmanlar zamanında yenilen akşam yemeğinden sonra yememeyi öneriyor. Açlık duygusunu bastırmak için bir şey yiyecekseniz yoğurdu deneyin.

Ve hangi yöntemi denerseniz deneyin, tutarlı ve sabırlı olmanın sizi motive etmeye yardımcı olabileceğini unutmayın.

Dikkat: Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır.

Paylaşın

Elma Sirkesi Kilo Kaybına Yardımcı Olabilir Mi?

Kilo vermenin hızlı ve kolay bir yolunu mu arıyorsunuz? Peki, elma sirkesi aradığınız kilo verme iksiri olabilir mi? Araştırmaları değerlendiren konunun uzmanları, “muhtemelen hayır” diyor.

Haber Merkezi / Yapılan araştırmalarda elma sirkesinin kilo kaybına neden olmadığı ortaya çıktı. Elma sirkesi asetik asit içerir. Araştırmaya katılan denekler, 12 hafta boyunca sabahları 30 gr. ile 60 gr. arasında elma sirkesi aldılar.

Araştırmacılar asetik asidin şunları yapabileceğini öngördü:

  • Daha fazla yağ yakmaya neden olur
  • İştah açıcı hormonları değiştirir

Ne yazık ki, elma sirkesi hiçbir metabolik etki göstermedi. Sonuç, asetik asidin sadece mide bulandırdığı ve yemek yeme isteğini azalttığı ortaya çıktı.

Kilo kaybı için elma sirkesi kullanmak güvenli midir?

Elma sirkesinde bulunan asetik asit diş minesini aşındırabilmektedir. Bu yüzden elma sirkesini farklı bir içecekle karıştırarak kullanmak önemli.

Elma sirkesi beklediğimiz sihirli değnek değil mi?

Vücudumuz isteyerek kilo vermeye programlanmamışlardır: ‘Kilo verirsem öleceğim’ diye düşünür.

Vücut, kilo vermeye başladığınızda, iştahı ve açlığı artıran kimyasallar salgılamaya başlar. Vücut kilo kaybını sabote etmeye çalışır. Bu biyolojik dürtü nedeniyle, kilo kaybı için sihirli bir değnek asla olmayacak.

Peki, kilo vermek istiyorsam ne yapmalıyım? 

  • Öğün atlamayın: Gün boyunca üç kare yemek yiyin.
  • Kaydedin: Her gün ne yediğinizi kaydedin. Her gün yediğiniz yiyeceklerde kaç kalori olduğunu izlemek için bir uygulama kullanın. Kalorilerinizi nereye harcadığınıza bakın ve daha fazla protein mi yoksa daha az karbonhidrat mı alacağınızı belirleyin.
  • İyi uyuyun: İyi uyumadığınızda, sağlıksız kararlar verme olasılığınız daha yüksektir. Açlık hormonu (ghrelin) de iyi uyumadığınızda artar, bu nedenle daha aç uyanır ve daha çok yemek yersiniz.
  • Hareket edin: Haftada 150 ila 250 dakika egzersiz yapmalısınız. Diyet yapıyor ama egzersiz yapmıyorsanız, kas kütlesini koruyamazsınız.

Dikkat: Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır.

Paylaşın