Ağustos Ayında 29 Kadın Öldürüldü, 21 Kadın Şüpheli Şekilde Ölü Bulundu

Ağustos ayında 29 kadın öldürüldü. Öldürülen 29 kadının 17’si evli olduğu erkek, 4’ü birlikte olduğu erkek, 3’ü eskiden evli olduğu erkek, 3’ü tanıdığı biri, 1’i eskiden birlikte olduğu erkek tarafından öldürüldü. 1 kadının öldüren kişiyle yakınlığı tespit edilemedi. Bu ay kadınların yüzde 59’u evli olduğu erkek tarafından öldürüldü.

Haber Merkezi / Kadınların 20’si evinde, 4’ü sokakta,  2’si iş yerinde, 1’i arabada, 1’i inşaat alanında öldürüldü. 1 kadının öldürüldüğü yer tespit edilemedi. Bu ay öldürülen kadınların yüzde 69’u evlerinde öldürüldü.

Öldürülen 29 kadından 8’i boşanmak istemek, barışmayı reddetmek, evlenmeyi reddetmek, ilişkiyi reddetmek gibi kendi hayatına dair karar almak istemesi bahanesi ile, 1’i bakımının zor olması, 1’i kumanda sebebiyle kavga edilmesi, 1’i nefret bahanesiyle öldürüldü. 18’inin ise hangi bahaneyle öldürüldüğü tespit edilemedi.

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu (KCDP), ağustos raporunu açıkladı.

Rapora göre ağustos ayında 29 kadın öldürüldü, 21 kadın şüpheli olarak ölü bulundu. Öldürülen kadınların 8’i boşanmak istemek, barışmayı reddetmek, evlenmeyi reddetmek, ilişkiyi reddetmek gibi bahanelerle, 1’i bakımının zor olması, 1’i kumanda sebebiyle kavga edilmesi, 1’i ise nefret bahanesi ile öldürüldü.

Ağustos ayında katledilen kadınların yüzde 59’u (17 kişi) evli olduğu erkek tarafından öldürülürken, yüzde 69’u evlerinde ölü bulundu, yüzde 48’i ateşli silahla öldürüldü. Bunun yanı sıra 29 kadından 4’ü birlikte olduğu erkek, 3’ü eskiden evli olduğu erkek, 3’ü tanıdığı biri, 1’inin de eskiden birlikte olduğu erkek tarafından öldürüldüğü belirtildi. Katledilen bir kadını öldüren kişi ile yakınlığı tespit edilemedi.

Raporda, 18 kadının hangi bahaneyle öldürüldüğünün tespit edilememesi, kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin görünmez kılınmasının bir sonucu olarak değerlendirildi. Raporda, “Kadınların kim tarafından, neden öldürüldüğü tespit edilmedikçe; adil yargılama yapılmayıp şüpheli, sanık ve katiller caydırıcı cezalar almadıkça, önleyici tedbirler uygulanmadıkça şiddet boyut değiştirerek sürmeye devam ediyor”  denilerek, kadın cinayetlerinde adil yargılanmanın önemine vurgu yapıldı.

Paylaşın

Kardiyak Sorunlar: Kadınlar Daha Fazla Etkileniyor

50’den fazla ülkede yürütülen ve 2,3 milyondan fazla insanı kapsayan yeni bir araştırma, kalp kaynaklı sorunlarda, kadınların erkeklere göre daha kötü sonuçlarla karşılaştıklarını ortaya koydu.

Haber Merkezi / Kalp hastalıkları (kardiyak sorunlar) üzerine yapılan 15 çalışmanın yeni bir analizi, kadınların kalp sorunları konusunda erkeklere göre daha geç teşhis ve tedavi edildiğini ve bu durumun daha kötü sonuçlara yol açtığını ortaya koydu.

ABD’deki Massachusetts Lowell Üniversitesi’ndeki araştırmacılar tarafından yürütülen analiz çalışmasında, 50’den fazla ülkede yürütülen ve 2,3 milyondan fazla insanı kapsayan çalışmalar gözden geçirildi.

Kalp hastalıkları nelerdir?

Kalp hastalığı, kalpte meydana gelen ve kalbi etkileyen herhangi bir bozukluğu kapsayan bir terimdir. Kalp hastalığı başlığı altında koroner arter hastalığı gibi kan damar hastalıkları, kalp ritmi problemleri (aritmiler) ve bu hastalıkların yanında doğuştan gelen kalp kusurları yer alır.

Kalp hastalıkları terimi çoğunlukla kardiyovasküler hastalık terimi ile dönüşümlü olarak kullanılır. Kalp hastalıklarını genel manada şu şekilde sıralayabiliriz:

Doğuştan gelen kalp hastalığı,
Koroner arter hastalığı,
Kalp ritminin bozukluğu ile ortaya çıkan kalp hastalıkları,
Dilate kardiyomiyopati (Kalp karıncıklarının genişlemesi),
Miyokard enfarktüsü (Kalbin kas tabakasının oksijensiz kalması olarak tanımlanabilir),
Kalp yetmezliği.

Kalp hastalıklarının belirtileri nelerdir?

Kalp hastalığının belirtileri hangi kalp hastalığıyla ilgili olduğuna bağlı olarak değişir.

Kalp hastalığı doğuştan gelebilir.
Kalp ritminin bozukluğu ile ilgili hastalıklar gelişebilir.
Koroner arter hastalığı,
Dilate (kalp karıncıklarında genişleme) kardiyomiyopati,
Kalbin kas tabakasının oksijensiz kalması demek olan miyokard enfarktüsü
Kalp yetmezliği adı sık duyulan kalp hastalıkları arasında yer alır.

Kalp hastalıkları kadınlarda ve erkeklerde farklı belirtiler gösterebilir. Ancak genel olarak ortak olan birçok belirti vardır. Çoğunlukla belirtiler süreklilik arz eder ve kendiliğinden bir iyileşme söz konusu değildir. En yaygın belirtiler arasında:

Göğüs ağrısı, göğüs sıkışması, göğüs basıncı ve göğüs rahatsızlığı,
Kısa aktiviteler sonrasında veya hiçbir sebep yokken ortaya çıkan nefes darlığı,
Kalpteki kan damarlarının sertleşmesi veya daralması sonucunda bacaklarda ve kollarda ağrı, uyuşukluk veya halsizlik,
Boyunda, çenede, boğazda, üst karın veya sırtta ağrı,
Baş dönmesi hatta bayılma,
Kalbin yerinden çıkacakmış gibi atması veya tam tersine hissedilemeyecek kadar yavaş atması,
Soluk gri veya mavi ten rengi,
Bacaklarda, karında veya göz çevresindeki bölgelerde şişkinlik,
Ateş, kuru ve kalıcı öksürük,
Deri döküntüleri veya ciltte meydana gelen dökülmeler yer alır.

Kadınlarda Kalp Hastalıkları Belirtileri Nelerdir?

Kalp hastalıkları, özellikle de kadınları daha fazla etkilemektedir. Kadınlarda daha sık görülen yüksek tansiyon ve romatizmal hastalıklar kontrol altına alınmadığı takdirde, kalbe zarar vererek kalp hastalıklarına davetiye çıkarır.

Erkeklerde göğüs ağrısı, kadınlara nazaran daha belirgindir. Bununla birlikte, kadınlarda göğüs ağrısı daha çok nefes darlığı ya da yorgunluk olarak hissedilir. Bunların yanı sıra, kalp hastalıkları söz konusu olduğunda kadınları daha çok etkileyen diğer belirtileri ise şu şekilde sıralayabiliriz:

Aşırı derecede halsizlik,
Boyun, çene ya da kolu etkileyen ağrı,
Mide bulantısı.

Kalp hastalıklarının nedenleri nelerdir?

Kalp hastalıkları ve korunma yolları konusunda çok daha dikkatli hareket edebilmek için, kalp hastalıklarına yol açan nedenleri bilmek ve buna göre yaşam tarzınızı düzene sokmak gerekir. Kalp hastalıklarına yol açan pek çok sebep vardır. Kalp hastalıklarına zemin hazırlayan bu sebepleri ise şu şekilde sıralayabiliriz:

Sigara kullanmak,
Beslenme düzeninde paketlenmiş hazır gıdalara yer vermek,
Yaşın da ilerlemesiyle birlikte hareketsiz kalmak,
Aşırı kilo ve obezite,

Yüksek tansiyon ve kolesterol kontrol altına alınmadığı takdirde, kalp zaman içinde zarar görür ve bu da kalp hastalıklarına zemin hazırlar.

Bunların haricinde, gebelik dönemindeki kadınların kan basıncında ani artışlara yol açan preeklampsi hastalığı da kalp hastalıklarına sebep olabilir.

Paylaşın

Taliban Yönetimindeki Afganistan’da Kadınların Ulusal Parka Girişi Yasakladı

Taliban, kadınların Band-e-Amir ulusal parkına girişini yasakladı. UNESCO, parkı “doğal olarak oluşmuş özel jeolojik yapıya sahip, doğal ve eşsiz güzellikte göllerin yer aldığı bir bölge” olarak tanımlıyor.

İnsan Hakları İzleme Örgütü’nden Fereshta Abbasi, yasak kararının Kadın Eşitlik Günü’nde alındığını hatırlattı ve durum için “Afgan kadınlarına yönelik tam bir saygısızlık” ifadelerini kullandı.

Afganistan’ın Fazilet Yayma ve Ahlaksızlığı Önleme Bakanı Muhammed Halid Hanefi, kadınların park içindeki örtünme kurallarına uymadığını söyledi. Hanefi, dini görevlilerden ve güvenlik birimlerinden, bir çözüm bulunana dek kadınların parka girişini yasaklamalarını istedi.

2009’da Afganistan’ın ilk milli parkı olan Band-e-Amir, ülkenin önemli turizm merkezlerinden birisi. Park, ayrıca aileler arasında da oldukça popüler. Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) parkı “doğal olarak oluşmuş özel jeolojik yapıya sahip, doğal ve eşsiz güzellikte göllerin yer aldığı bir bölge” olarak tanımlıyor.

Afgan ajansı Tolo News’un aktardığına göre Hanafi, parkı görmek için parka gitmenin “zorunlu olmadığını” söyledi. Bamiyan’daki dini önderler, parkı ziyaret eden ve kurallara uymayan kadınların bölgeye gelen ziyaretçiler olduğunu belirtti.

Tolo News’e konuşan Bamiyan Şii Ulema Konseyi Başkanı Sayid Nasrullah Waezi, “Örtünme eksikliği veya kötü örtünülen türbanla ilgili şikayetler var ama bunlar Bamiyan sakinleri için değil. Başka yerlerden buraya geliyorlar” dedi. Eski bir Afgan milletvekili olan Meryem Solaimankhil, yasağı eleştiren bir şiirini sosyal medya hesabından paylaştı ve “Geri döneceğiz, bundan eminim” dedi.

İnsan Hakları İzleme Örgütü’nden Fereshta Abbasi ise yasak kararının Kadın Eşitlik Günü’nde alındığını hatırlattı ve durum için “Afgan kadınlarına yönelik tam bir saygısızlık” ifadelerini kullandı.

Taliban’dan BM’ye tepki

Öte yandan Afganistan’da yönetimi elinde bulunduran Diyubendi İslamcı hareketi ve askeri organizasyonu Taliban, Birleşmiş Milletler (BM) tarafından, Afganistan’daki IŞİD (Irak Şam İslam Devleti) tehdidi ile ilgili rapora itiraz etti.

Taliban Hükümet Sözcüsü Sabihullah Mücahid,  Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGJK) raporunun, “asılsız suçlamalar” içerdiğini belirterek, iktidarı ele geçirdiğinden bu yana Taliban’ın IŞİD’e karşı “yüzlerce operasyon” düzenlediğini ve bu örgütün kapasitesini, “sıfır faaliyet” gösterdiği bir seviyeye düşürdüğünü ifade etti.

Taliban, ideolojik yakınlığına rağmen IŞİD ile, bu örgütün Afganistan’da organize olmaya başladığı 2015 yılından bu yana sert bir mücadele içinde. 2021’in Ağustos ayında Taliban’ın Kabil’e girerek ülkeyi yönetmeye başlamasının ardından da IŞİD pek çok ölümcül saldırı düzenlemişti.

BM Terörle Mücadele Ofisi Başkanı Vladimir Voronkov, kısa süre önce yaptığı açıklamada, Afganistan’daki durumun giderek karmaşık bir hal aldığını ve ülkede 20’den fazla terör örgütünün aktif olduğunu belirtmişti. Taliban’ın bu iddiaya verdiği yanıtta, Voronkov’un dile getirdiği iddiaların ya eksik bilgilendirmeden kaynaklandığı, ya da IŞİD’e moral vermek ve bölgeyi istikrarsızlaştırmak için dile getirildiği ifade edildi.

Siyasi gözlemciler, IŞİD’in Afganistan’da Taliban’ı bölmeye ve Taliban’ın dış kaynaklarını kesmeye çalıştığını öne sürüyor.

(Kaynak: DW Türkçe, BBC Türkçe)

Paylaşın

OECD Ülkeleri: Türkiye, Kadın Vekil Oranında Sondan Üçüncü

1 Ocak 2023 verilerine göre OECD (Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü ) ülkelerinde milletvekillerinin yüzde 34’ü kadın. Türkiye’de bu oran yüzde 17. Türkiye 42 ülke içinde sondan üçüncü sırada. Türkiye’den daha kötü durumda olan ülkeler ise yüzde 10 ile Japonya ve yüzde 13 ile Macaristan.

Zirvede ise Yeni Zelanda ve Meksika var. Bu ülkelerde milletvekillerinin yarısı kadın. Diğer bazı ülkelerdeki kadın milletvekili oranı ise şöyle: Norveç ve Finlandiya yüzde 46, Fransa yüzde 38, Almanya ve İngiltere yüzde 35, ABD yüzde 29, Bulgaristan yüzde 24 ve Yunanistan yüzde 21.

42 ülke arasında en fazla kadın bakan oranı Finlandiya ve İspanya’da. Türkiye, OECD üyelerinin de arasında bulunduğu 42 ülke içinde kadın bakan oranında son sırada bulunuyor. 1 Ocak 2023 verilerine göre meclisteki kadın milletvekili oranı Türkiye’de yüzde 17. Türkiye bu alanda sondan üçüncü durumda. Türkiye’de cumhurbaşkanlığı kabinesinde 18 isim bulunuyor. Bunlardan sadece birisi kadın.

OECD’nin paylaştığı Parlamentolar Arası Birlik (IPU) verileri siyasette kadın konusunda ülkelerin durumunu ortaya koyuyor. OECD’nin “Bir Bakışta Hükümet-2023” raporuna göre 38 OECD üyesi ve ilave 4 ülke içinde en fazla kadın bakan oranı yüzde 64 ile Finlandiya ve İspanya’da. OECD ortalaması ise yüzde 36. Yüzde 6 ile son sıradaki Türkiye’nin hemen üstünde yüzde 7 ile Çekya ve yüzde 8 ile Japonya yer alıyor.

Listedeki 30 Avrupa ülkesinden yarısı OECD ortalamasının üstünde yer alıyor. Almanya, Hollanda, Norveç ve Kolombiya’da bakanların yarısı kadın. Kadın bakan oranı Fransa’da yüzde 35, ABD ve İngiltere’de yüzde 33. Türkiye’nin komşularından Bulgaristan’da kadın oranı yüzde 16; Yunanistan’da ise yüzde 11.

1 Ocak 2023 verilerine göre OECD ülkelerinde milletvekillerinin yüzde 34’ü kadın. Türkiye’de ise bu oran yüzde 17. Türkiye 42 ülke içinde sondan üçüncü sırada. Öte yandan 14 Mayıs 2023 seçimlerinde bu oran yüzde 20’ye yükseldi.

Türkiye’den daha kötü durumda olan ülkeler ise yüzde 10 ile Japonya ve yüzde 13 ile Macaristan. Zirvede ise Yeni Zelanda ve Meksika var. Bu ülkelerde milletvekillerinin yarısı kadın. Diğer bazı ülkelerdeki kadın milletvekili oranı ise şöyle: Norveç ve Finlandiya yüzde 46, Fransa yüzde 38, Almanya ve İngiltere yüzde 35, ABD yüzde 29, Bulgaristan yüzde 24 ve Yunanistan yüzde 21.

Türkiye’de kadın bakanlar aile ve sosyal hizmetlerden sorumlu

28 Mayıs seçimleri sonrasında kurulan kabinede 17 bakan ve 1 cumhurbaşkanı yardımcısı bulunuyor. Kabinenin tek kadın üyesi Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş.

Öte yandan AK Parti iktidarında aileden sorumlu bakanlarının hepsinin kadın olması dikkat çekiyor. 1990’dan bu yana ise sadece iki kez erkek bakan bu makamda bulundu. 14 Mayıs seçimleri milletvekili listelerinde kadın aday oranında seçilebilir yerlerde CHP AK Parti’nin gerisinde kalmıştı.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

TKDF Açıkladı: 2023’te 227 Kadın Cinayeti İşlendi

2023 yılının ilk 7 ayında öldürülen kadın sayısı 227’ye ulaştı. Kadınların 65’i birlikte yaşadığı erkek, 36’sı boşanma aşamasında olduğu erkek, 29’u, aile içindeki erkek, altısı kardeşinin veya annesinin bağlantılı olduğu erkek, 20’si tanıdığı erkek, üçü kimliği belirlenemeyen erkek tarafından katledildi.

Kadınların 99’u ateşli silah, 49’u kesici alet, 18’i yüksekten düşme, sekizi boğularak öldürülürken, 53 kadının nasıl öldüğü ise tespit edilemedi.

Temmuz ayında ise 33 kadın cinayeti işlendi. Bu ölümlerden 5’i hala şüphesini korurken, 28’inin cinayet olduğu kesinleşti. Öldürülen kadınların 11’i evli, 12’si bekar, 4’ü boşanmış, 1’i ise dini nikahlı olarak kayıtlara geçti. 5 kadının medeni hali ise bilinmiyor. Katledilen en yaşlı kadın, henüz 60’ındaydı.

Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu (TKDF) , 2023 Temmuz Kadın Cinayetleri Raporu’nu açıkladı. ANKA’nın aktardığına  Türkiye’de temmuz ayında 28 kadın erkekler tarafından öldürülürken, beş kadının ölümü ise “şüpheli ölüm” olarak kayıtlara geçti.

Rapora göre; kadınlardan 13’ü birlikte yaşadığı erkek, yedisi ayrılma aşamasında olduğu erkek, biri kız kardeşinin ya da annesinin bağlantılı olduğu erkek, ikisi tanıdığı erkek tarafından öldürüldü. Kadınların 22’si ateşli silah, beşi kesici alet, ikisi yüksekten düşme, ikisi de boğularak katledildi. İkisinin ölüm şekli ise tespit edilemedi.

Rapora göre, bu yılın ilk 7 ayında öldürülen kadın sayısı 227’ye ulaştı. Söz konusu kadın cinayetlerinden 68’i “şüpheli ölüm” olarak kayıtlara geçti. Kadınların 65’i birlikte yaşadığı erkek, 36’sı boşanma aşamasında olduğu erkek, 29’u, aile içindeki erkek, altısı kardeşinin veya annesinin bağlantılı olduğu erkek, 20’si tanıdığı erkek, üçü kimliği belirlenemeyen erkek tarafından katledildi.

Kadınların 99’u ateşli silah, 49’u kesici alet, 18’i yüksekten düşme, sekizi boğularak öldürülürken, 53 kadının nasıl öldüğü ise tespit edilemedi.

Paylaşın

Afganistan’da Üniversiteler Kadınlar İçin Hazır: Taliban İzin Verirse

Afganistan’da üniversitelerin yöneticileri, Taliban liderinin onay vermesi halinde kız öğrencilere kapılarını açmaya hazır olduklarını duyurdu. Taliban’ın iktidara gelmesinden kısa bir süre sonra kızların altıncı sınıftan sonra okula gitmesi yasaklanmıştı.

Afganistan, dünyada kadınların eğitimine yasak getiren tek ülke. Eğitim Bakanlığı danışmanı Molvi Abdulcabbar, kız öğrencilerin eğitime başlaması konusunda şu anda bir tarih veremeyeceğini belirtti.

Taliban öncesi Afganistan’da 24 şehirde 140 özel üniversitede 200 bin civarında öğrenci eğitim görürken, bu öğrencilerden 60 ila 70 binini kadınlar oluşturuyordu.

Afganistan’da üniversitelerin yöneticileri, Taliban liderinin onay vermesi halinde kız öğrencilere kapılarını açmaya hazır olduklarını duyurdu.

Euronews Türkçe‘nin aktardığına göre; Eğitim Bakanlığı danışmanı Molvi Abdulcabbar, Taliban lideri Heybetullah Ahunzade’nin yasağın kaldırılması yolunda talimat vermesi halinde, üniversitelerin kızın öğrencileri tekrar kabul etmek için hazır olduğunu bildirdi. Abdulcabbar, kız öğrencilerin eğitime başlaması konusunda şu anda bir tarih veremeyeceğini belirtti.

The Associated Press’in sorularını yanıtlayan Abdulcabbar, “Ahunzade, üniversitelerin kız öğrencilere kapatılmasını emretti, bu yüzden yasak geldi. Kız öğrencilere izin verdiğini söylediğinde aynı gün okullar onlara kapılarını açacak. Bütün liderlerimiz (kız çocuklarının yeniden eğitime başlamasından) yana, hatta bakanlarımız bile bundan yana.” dedi.

Eğitim Bakanlığı danışmanı, gerek orta dereceli eğitim kurumlarında gerek yüksek eğitimde sabahları erkek, öğlenden sonra kız  öğrencilere eğitim verilebileceğini veya bunun tersinin yapılabileceğini belirterek bu konuda tüm hazırlıkları yaptıklarını sözlerine ekledi.

AP, Abdulcabbar’ın bu yönde konuşmasını Afganistan’da Taliban yönetimi içindeki görüş ayrılıklarının yeni bir göstergesi olarak yorumladı.

Taliban’ın Afganistan’da iktidarı devraldıktan sonra orta dereceli ve yüksek eğitimde kız öğrencilerin okula gitmesini yasaklaması dünya genelinde büyük tepki yaratmıştı.

Afganistan dünyada kız öğrencilere okulu yasaklayan tek ülke. Taliban öncesi Afganistan’da 24 şehirde 140 özel üniversitede 200 bin civarında öğrenci eğitim görürken, bu öğrencilerden 60 ila 70 binini kadınlar oluşturuyordu.

Taliban, ilk yasağı getirdiğinde ortaokul ve liseler için üniforma, servis gibi teknik sorunlar aşıldığında kız öğrencilerin tekrar okullara döneceğini vaat etmişti.

Afganistan’da Taliban yönetimi ocak ayında, kadınlara eğitim yasağını pekiştirecek bir adım atarak özel üniversitelere gönderdiği mesajda giriş sınavlarına kadınları almamaları talimatını vermişti.

Taliban ve Afganistan

Taliban Afganistan’da yönetimi elinde bulunduran Diyubendi İslamcı hareket ve askeri organizasyondur. Kendilerine Afganistan İslam Emirliği demekte olup ülke içinde bir savaş (veya cihat) sürdürmüştür.

İslam şeriatını yayma amacıyla Molla Muhammed Ömer tarafından 1994 yılında kurulan Taliban’ın 2016’dan beri lideri Mevlevi Hibetullah Ahundzade’dir.

Taliban, 1996’dan 2001’e kadar, Afganistan’ın kabaca dörtte üçüne hükmetmiş ve kendilerine göre yorumladıkları şeriatı uygulamıştır. 1994 yılında Afgan İç Savaşı’nın önde gelen gruplarından biri olarak ortaya çıkmıştı ve büyük ölçüde Afganistan’ın doğu ve güneyindeki Peştun bölgelerindeki geleneksel İslami okullarda (medreselerde) eğitim görmüş ve Sovyet-Afgan Savaşı’nda savaşmış öğrencilerden (talebe) oluşmaktaydı.

Muhammed Ömer’in önderliğindeki hareket, Mücahid liderlerinden aldığı güçle Afganistan’ın çoğu bölgesine yayıldı. 1996’da totaliter Afganistan İslam Emirliği kuruldu ve Afganistan’ın başkenti Kandahar’a transfer edildi. 11 Eylül saldırılarının ardından Aralık 2001’de Amerikan liderliğindeki Afganistan işgaliyle devrilene kadar ülkenin çoğunu kontrol etti.

En etkin dönemlerinde, Taliban hükûmeti diplomatik olarak yalnızca Pakistan, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri tarafından tanındı. Grup daha sonra Afganistan Savaşı’nda Amerikan destekli Hamid Karzai yönetimine ve NATO liderliğindeki Uluslararası Güvenlik Destek Gücü’ne karşı bir direniş hareketi olarak yeniden bir araya geldi.

Taliban, birçok Afgan’a uygulanan sert muameleyle sonuçlanan şeriat yorumu nedeniyle uluslararası alanda kınandı. 1996’dan 2001’e kadar olan iktidarları sırasında, Taliban ve müttefikleri Afgan sivillere karşı katliamlar gerçekleştirdi, açlıktan ölmek üzere olan 160.000 sivile Birleşmiş Milletler’in gıda tedarikini engelledi ve yakıp yıkma taktiği uyarınca geniş ve verimli toprakları yakarak on binlerce evi yok etti.

Taliban, Afganistan’ı kontrol ederken, insanları veya diğer canlıları tasvir eden resimler ve filmler ile def haricinde bir enstrümanın kullanıldığı müziği yasakladı, kadınların okula gitmesini engelledi, kadınların sağlık hizmetleri dışındaki işlerde çalışmasını yasakladı (erkek doktorların kadınları görmesi de yasaklandığı için) ve kadınların dışarıda bir erkek akraba ile dolaşmalarını ve burka giymelerini zorunlu kıldı.

Belirli kuralları çiğneyen kadınlar alenen kırbaçlandı veya idam edildi. Dini ve etnik azınlıklar, Taliban yönetimi altında ağır bir şekilde ayrımcılığa uğradı. Birleşmiş Milletler’e göre, 2010’da Afgan sivil ölümlerinin %76’sından, 2011 ve 2012’de ise %80’inden Taliban ve müttefikleri sorumluydu. Kültürel soykırıma da girişen Taliban, Bamyan’ın 1500 yıllık Buda heykelleri de dahil olmak üzere çok sayıda anıtı yok etmiştir.

Taliban’ın ideolojisi; Diyubendi köktendinciliği ve militan İslamcılığın, Peştunvali olarak bilinen Peştun sosyal ve kültürel normlarıyla birleştirilmesine dayanan “yeni” bir şeriat hukuku biçimi olarak tanımlanmıştır.

Uluslararası topluluklar ve Afgan hükûmeti; sıklıkla Pakistan’ın Servislerarası İstihbarat’ını ve ordusunu; kuruluşunda, iktidarda oldukları süre boyunca ve direniş süreci boyunca Taliban’a destek sağlamakla suçlamıştır. Pakistan ise 11 Eylül saldırılarından sonra gruba yönelik tüm desteğini kestiğini belirtmiştir. 2001 yılında, El Kaide lideri Usame bin Ladin komutasındaki 2.500 Arap’ın Taliban için savaştığı bildirilmiştir.

2020’nin Şubat ayında Trump yönetimi, 1 Mayıs 2021 itibarıyla tüm Amerikan güçlerinin Afganistan’dan çekileceğine dair Taliban ile anlaşma imzaladı. Karşılığında Taliban, El Kaide gibi terörist gruplarıyla bağlantısını kesecek, şiddeti azaltacak ve Amerika destekli Afgan hükûmetiyle müzakere edecekti. Her iki taraf da bu anlaşmanın şartlarını tam olarak yerine getirmese de, çekilme başladı.

15 Ağustos 2021’de Kabil’in düşmesiyle Taliban, Afganistan yönetimine tekrar sahip oldu.

Paylaşın

Temmuz’da 25 Kadın Öldürüldü, 9 Kadın Da Şüpheli Şekilde Hayatını Kaybetti

Temmuz ayında 25 kadın öldürüldü, 9 kadın da şüpheli şekilde ölü bulundu. Öldürülen 25 kadından 6’sı boşanmayı, barışmayı, evlenmeyi, ilişkiyi reddetmek gibi kendi hayatına dair karar almak istemesi bahanesi ile, 1’i failin aldatmasının ortaya çıkması bahanesi ile öldürüldü. 18 kadının ise hangi bahaneyle öldürüldüğü tespit edilemedi.

Haber Merkezi / Öldürülen 25 kadının 8’i evli olduğu erkek, 7’si birlikte olduğu erkek, 3’ü eskiden evli olduğu erkek, 2’si oğlu, 1’i akrabası,  1’i babası, 1’i tanıdığı biri tarafından öldürüldü. 2 kadını öldüren kişi ile yakınlığı tespit edilemedi. Öldürülen kadınların 16’sı ateşli silahlarla, 5’i kesici aletlerle, 1’i darp edilerek, 3’ü boğularak öldürüldü.

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu (KCDP), 2023 Temmuz Raporu’nu yayınladı. Raporda öne çıkan bölümler şöyle:

“Bu ay 25 kadın cinayeti işlenmiş, 9 kadın şüpheli bir şekilde ölü bulunmuştur. Öldürülen 25 kadından 6’sı boşanmak istemek, barışmayı reddetmek, evlenmeyi reddetmek, ilişkiyi reddetmek gibi kendi hayatına dair karar almak istemesi bahanesi ile, 1’i failin aldatmasının ortaya çıkması bahanesi ile öldürüldü. 18’inin ise hangi bahaneyle öldürüldüğü tespit edilemedi.

18 kadının hangi bahaneyle öldürüldüğünün tespit edilememesi, kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin görünmez kılınmasının bir sonucudur. Kadınların kim tarafından, neden öldürüldüğü tespit edilmedikçe; adil yargılama yapılmayıp şüpheli, sanık ve katiller caydırıcı cezalar almadıkça, önleyici tedbirler uygulanmadıkça şiddet boyut değiştirerek sürmeye devam ediyor.

Temmuz ayında öldürülen 25 kadının 8’i evli olduğu erkek, 7’si birlikte olduğu erkek, 3’ü eskiden evli olduğu erkek, 2’si oğlu, 1’i akrabası,  1’i babası, 1’i tanıdığı biri ı tarafından öldürülmüştür. 2 kadını öldüren kişi ile yakınlığı tespit edilememiştir. Bu ay kadınların yüzde 32’si evli olduğu erkek tarafından öldürüldü.

Kadınların 12’si evinde, 4’ü sokakta,  2’si otelde, 2’si arabada, 1’i arazide, 1’i ıssız yerde, 1’i işyerinde, 1’i su ve kenarında  öldürülmüştür. 1 kadının öldürüldüğü yer tespit edilememiştir. Bu ay öldürülen kadınların yüzde 48’i evlerinde öldürüldü.

Bu ay öldürülen kadınların 16’sı ateşli silahlarla, 5’i kesici aletlerle, 1’i darp edilerek, 3’ü boğularak öldürüldü. Bu ay öldürülen kadınların yüzde 64’ü ateşli silah ile öldürüldü.

25 kadının yaşam mücadelesi hikayeleri

İstanbul’da Güler Gökgöz birlikte olduğu Tuncay Erol tarafından evinde kıskançlık bahanesiyle iki çocuğunun gözleri önünde öldürüldü.

Manisa’da 52 yaşındaki Beyhan Urhan oğlu Ozan Urhan tarafından başından vurularak öldürüldü. Fail İzmir’de ölümle tehdit ettiği eskiden birlikte olduğu kadının evi önünde yakalandı. Mersin’de 27 yaşındaki Esra Asena Temir birlikte olduğu Mustafa Bangiz tarafından darp edilerek öldürüldü.

Ankara’da 45 yaşındaki Döndü Satılmış Ünal evli olduğu Akif Ünal tarafından kıskançlık bahanesiyle sokak ortasında öldürüldü. Nevşehir’de 29 yaşındaki Gamze Durmuş boşanma aşamasında olduğu Metin Durmuş tarafından boğularak öldürüldü.

İstanbul’da 39 yaşındaki Nazlı Şahin ve annesi 57 yaşındaki Salime Şahin, evli olduğu Erdal Şahin tarafından boşanmak istemesi sebebiyle evinde ateşli silahla öldürüldü. Erdal Şahin’in kayınpederi Mehmet Şahin eve geldiğinde de korkunç manzarayla karşılaştı ve kalp krizi geçirdi.

Batman’da 37 yaşındaki Aysel Ekici evli olduğu Murat Ekici tarafından evinde ateşli silahla öldürüldü. Karaman’da 34 yaşındaki Fatma Sema Çalışkan birlikte olduğu M. M. ile tartıştıktan sonra 12 yaşındaki çocuğunu da alıp bir tanıdığına sığındı. Kaldıkları yeri öğrenen M. M. Fatma Sema çalışkanı ateşli silahla öldürdü.

Mardin’de 45 yaşındaki Hindirin Aydoğan Kuzey ve Doğu Suriye kenti Qamişlo’da yaşayan ailesinin yanına gitmek istemesi üzerine evli olduğu Zeki Aydoğan tarafından evde önce işkence edildi. Bir süre sonra ise ateşli silahla öldürüldü.

Bursa’da 42 yaşındaki Semra Elmas dere yatağında şüpheli şekilde ölü bulunmuştu. Otopsi sonrası öldürüldüğü ortaya çıkan Semra Elmas’ın tır şöförü Arif Çakıroğlu tarafından boğularak öldürüldüğü ortaya çıktı.

İzmir’de 30 yaşındaki Kübra Ö. eskiden evli olduğu Mehmet Ö. tarafından sokak ortasında ateşli silahla öldürüldü. İstanbul’da Cahide Sevgi Arapoğlu birlikte olduğu Mustafa Kolay tarafından evinde ateşli silahla öldürüldü.

Sakarya’da 49 yaşındaki Kader Akşan birlikte olduğu H. E. tarafından ateşli silahla göğsünden ve karnından vurularak öldürüldü. Hatay’da Zehra Aysel Çatal eskiden evli olduğu erkek tarafından ateşli silahla öldürüldü.

Nevşehir’de Zübeyde Timur ve kızı Hatice Timur, boşandığı Yaşar Timur tarafından tatil yaptıkları otelde bıçaklanarak öldürüldü. Yaşar Timur’un, Danimarka’dan Türkiye’ye kadar Zübeyde Timur ve kızını takip ettiği ortaya çıktı.

Malatya’da 22 yaşındaki Büşra Alper evli olduğu Mehmet Alper tarafından 3o kez bıçaklanarak öldürüldü. Samsun’da 43 yaşındaki Melek Baştürk 16 yaşındaki oğlu V.S.K. tarafından evinde ateşli silahla öldürüldü.

Ankara’da 26 yaşındaki Suzan Çalık boşanma aşamasında olduğu Uğur Çalık tarafından kıskançlık bahanesiyle bıçaklanarak öldürüldü. Suzan Çalık’ın annesi “Bayramda köye geldiklerinde durup dururken kızımı dövdü. Şikayetçi olmadık bu olayda, ‘araları düzelir’ diye; ama ne yazık ki düzelmedi, hatta daha kötüye gitti.” dedi.

İstanbul’da 46 yaşındaki Gönül Er birlikte olduğu Murat Edepli tarafından ayrılmak istediği bahanesiyle evinde bıçaklanarak öldürüldü. Antalya’da 25 yaşındaki Merve Girişmek birlikte olduğu Batuhan Cambak tarafından sokak ortasında ateşli silahla öldürüldü.

Manisa’da 27 yaşındaki Sultan Zencirci, Ferhat Kuru tarafından iş yerinde ateşli silahla öldürüldü. Ferhat Kuru’nun Gül Demir ile birlikte olduğu, Sultan Zencirci ile de mesajlaştığının ortaya çıktığı ve bu sebeple aynı yerde çalışan kadınların iş yerini basarak iki kadına da ateş ettiği iddia edildi. Gül Demir de olay sebebiyle ağır yaralandı.

Çorum’da 35 yaşındaki Gülten Ataklı boşanma aşamasında olduğu Mürsel Ataklı tarafından ateşli silahla öldürüldü. Mersin’de A.B. cezaevinden firar ettiği ve 3 yıldır başkasına ait kimlik kullandığı belirlenen M.D. tarafından öldürüldüğü ortaya çıktı.”

Paylaşın

Türkiye’de Boşanma Sayısı Her Sene Artıyor

Türkiye’de 2001 ile 2022 arasında yıllık boşanma sayısı 92 binden 181 bine kadar çıktı. Yeni tip koronavirüs (Kovid) salgınının hakim olduğu 2020 yılı hariç bu dönemde boşanma sayısında belirgin bir artış eğilimi dikkat çekiyor.

Nüfus başına düşen boşanma sayısını ifade eden kaba boşanma hızı 2022 yılında binde 2,13 olarak gerçekleşti. Bu oran 2001 yılında binde 1,41 idi.

İktidarın aile yapısının korunmasına yönelik bir politika gütmesine rağmen son 20 senede boşanma oranı artarken evlenme oranı düşüyor. Evlilik sayısının azalmasında ekonomik zorluklar ve hayat pahalılığın rolü tartışma konusu.

Resmi veriler Türkiye’de aile yapısının son yıllarda ciddi bir değişime uğradığını gösteriyor. Tek başına yaşayanların sayısı hızla artıyor. Yapılan konut sayısı artmasına rağmen İstanbul başta olmak üzere büyük şehirlerde kiralık ev bulmak kolay değil.

Kira artışına getirilen yüzde 25 sınırının piyasaları alt üst etmesi bunda etkili. Ancak son sekiz yılda yaklaşık 2 milyondan fazla kişi daha yalnız yaşamaya başladı. 2014-2022 arasını kapsayan sekiz senede tek kişilik hanehalkı sayısı yüzde 73 artarak 5 milyon 67 bine yükseldi.

Hanehalkı, aralarında akrabalık bağı bulunsun ya da bulunmasın aynı konutta yaşayan bir veya birden fazla kişiden oluşan topluluk olarak tanımlanıyor. Hanehalkı, bir aileden oluşabileceği gibi birden fazla aileden de oluşabiliyor. “Tek kişilik hanehalkı” ise yalnız yaşayan fertten oluşuyor.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre 2022 yılında Türkiye’de 26 milyon 75 bin hanehalkı bulunuyor. Ortalama hanehalkı büyüklüğü ise 3,17 kişi.

Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) sonuçlarına göre, Türkiye’de 2008 yılında 4 kişi olan ortalama hanehalkı büyüklüğü, azalma eğilimi göstererek 2022 yılında 3,17 kişiye kadar düştü. Bu oran 2009’da da 4 idi. Ortalama hanehalkı büyüklüğü son 13 senedir sürekli olarak düşüyor. 2009-2022 arasındaki gerileme yüzde 21.

Ortalama hanehalkı büyüklüğü Güneydoğu Anadolu ve Doğu Anadolu bölgelerinde genel olarak daha yüksek. Ege ve Akdeniz bölgelerinde ise sayı daha düşük.

2022 yılında ortalama hanehalkı büyüklüğünün en yüksek olduğu il, 4,91 kişi ile Şırnak oldu. Şırnak’ı 4,81 kişi ile Şanlıurfa ve 4,67 kişi ile Batman takip ediyor. Ortalama hanehalkı büyüklüğünün en düşük olduğu iller ise 2,54 kişi ile Tunceli ve Çanakkale oldu. Bu illeri, 2,57 kişi ile Giresun ve 2,61 kişi ile Balıkesir izledi.

Tek başına yaşayanların sayısında rekor artış

TÜİK verilerine göre tek başına yaşayanların sayısı her geçen gün artıyor. 2014’te 2,93 milyon kişi tek başına yaşarken bu sayı 2022’de 5,07 milyona kadar çıktı.

Yalnız başına yaşayanların sayısı 2014-2022 arasındaki son 8 senede yüzde 73 artış gösterdi. 2014’ten bu yana yalnız yaşayanların sayısı her sene artıyor. Son 8 yılda 2,14 milyon kişi daha yalnız yaşamaya başladı.

2007’de yalnız yaşayan fertlerden oluşan tek kişilik hanehalklarının oranı yüzde 6,5 iken bu oran 2022 yılında yüzde 19,4’e kadar çıktı. Bu da 2022’de beş evden birinde tek kişinin yaşadığı anlamına geliyor. Tek başına yaşayanların oranı son 15 yılda üçe katlandı.

Öte yandan, TÜİK verilerine göre tek başına yaşayanların oranı 2013’te yüzde 8,3 iken 2014’te yüzde 13,9’a yükseldi. Bu keskin artışın sebebi tanım değişikliği veya veri güncellemesi olabilir. Yalnız yaşayan fertlerden oluşan tek kişilik hanehalklarının oranı genel olarak Ege ve Akdeniz bölgesindeki illerde daha yüksek.

2022’de tek kişilik hanehalklarının oranının en yüksek olduğu ilin yüzde 30,4 ile Gümüşhane olduğu görüldü. Gümüşhane’yi yüzde 29,9 ile Tunceli ve yüzde 29 ile Giresun izledi. Tek kişilik hanehalklarının oranının en düşük olduğu il ise yüzde 11,1 ile Batman olurken ardından yüzde 11,3 ile Diyarbakır ve yüzde 11,6 ile Şanlıurfa geliyor.

Türkiye’de her sene ne kadar konut yapılıyor?

Peki bu dönemde Türkiye’de ne kadar konut inşa edildi? TÜİK verileri iskan izni verilen yani yapı kullanma izin belgesi verilen daire sayısını gösteriyor.

Buna göre 2014-2022 arasındaki 9 yılda 6,6 milyon daire iskan ruhsatı aldı. Aynı dönemde 4,99 milyon dairenin ilk el satışı yapıldı. Türkiye’de konut sahipliği oranı 2014’te yüzde 61,1 iken 2022’de yüzde 56,7’ye geriledi. Türkiye’de ev sahipliği oranı düşerken kiracı oranı artış eğiliminde.

Boşanma sayısı her sene artıyor

Aile yapısına ilişkin önemli bir gelişme de boşanma sayısı ve oranının son 20 senede ciddi şekilde artması. 2001-2022 arasında yıllık boşanma sayısı 92 binden 181 bine kadar çıktı. Covid-19 salgınının hakim olduğu 2020 yılı hariç bu dönemde boşanma sayısında belirgin bir artış eğilimi dikkat çekiyor.

Nüfus başına düşen boşanma sayısını ifade eden kaba boşanma hızı 2022 yılında binde 2,13 olarak gerçekleşti. Bu oran 2001 yılında binde 1,41 idi.

İktidarın aile yapısının korunmasına yönelik bir politika gütmesine rağmen son 20 senede boşanma oranı artarken evlenme oranı düşüyor. Evlilik sayısının azalmasında ekonomik zorluklar ve hayat pahalılığın rolü tartışma konusu.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Birleşmiş Milletler: Kadın Ve Kızlara Negatif Ayrımcılık Yapılıyor

Birleşmiş Milletler (BM), kadınların sosyal hak ve güvencelerden erkekler kadar faydalanamadığını duyurdu. Ayrımcılık, bir kişiye ya da gruba, belli özelliklerinden dolayı önyargılı davranmaya denir. Bu davranış, pozitif ya da negatif yönde olabilir.

VOA Türkçe’den Can Kamiloğlu’nun aktardığına göre; Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi yayımladığı son raporunda, sosyal korumaya erişimin temel bir insan hakkı olduğu ancak dünya genelinde, çok sayıda kadın ve kız çocuğunun, hala sosyal güvenlik ödemeleri ve emekli maaşları gibi temel haklara erişemediğini açıkladı.

Sosyal korumanının temel amacının, mali yardım, sağlık sigortası ve sosyal sigorta sunan politikalar ve programlar aracılığıyla savunmasız kişilere ulaştırılması olduğu fakat erkeklere göre daha savunmasız olan kadın ve kızların bu güvencelerden sınırlı bir şekilde yararlandıkları kaydedildi. Bu eşitsizliğin özellikle mülteci kadın ve kızları daha çok etkilediği belirtildi.

Raporda, cinsiyet ayrımcılığı yüzünden kızların erken yaşta evlendirilmeye ve erken hamileliğe zorlandığı, evde olan kadınların güvenlik, sigorta veya emeklilik planlarından hiçbir şekilde yararlanamadığı belirtildi.

Uluslararası Kayıt Dışı Göçmenler Platformu Direktörü Michele LeVoy, göçmen kadınlar için, özellikle de belgesiz olanlar için durumun daha da tehlikeli olduğunu söyledi.

LeVoy, belgesiz göçmen kadınların hizmetlere veya adalete erişiminin önündeki en önemli engellerden birinin, gözaltına alınabilecekleri ve sınır dışı edilebilecekleri korkusu olduğunu belirterek ’’Sosyal yardımlarla çalışabilecek durumda olan kadınlar bile kendilerini en düşük ücretli işlerde bulma eğiliminde. Kadınlar, üreme ve bakım sorumlulukları olduğu iddiasıyla birçok ülkede çalıştıkları işlerinde ayrılmaya, iş piyasasından çekilmeye zorlanıyorlar’’ dedi.

BM Nüfus Fonu Ofisi direktörlerinden Monica Ferro, toplumsal cinsiyet eşitliğinin kadınların katılımı ve liderliği için bir ön koşul olduğunu, eşitlik konusunda yaşanan tüm engellerin ortadan kaldırılması, kadınların geleceklerini seçme, kararlarını sahiplenme konusunda güçlü küresel bir ekonomiye ihtiyaç duyulduğunu ifade etti’’

BM İnsan Hakları Konseyi’nin hazırladığı son rapordaki görüş ve önerilerin bazıları şöyle: “COVID-19 salgını ve sosyal ve ekonomik sonuçları, kadın ve kızları erkeklere oranla çok daha fazla olumsuz olarak etkiledi. Salgın hastalık nedeniyle dünya genelinde 350 milyondan fazla iş kaybedildi.

Salgın hastalık öncesinde 2022 yılı için yapılan tahminler beklenenden 75 ile 95 milyon daha fazla insanın aşırı yoksulluk içinde yaşadığını gösterdi. Dünyadaki açlık arttı.

Dünya genelinde yaklaşık 2 milyar insan gıda güvencesinden yoksun yaşıyor. Bu durumdan en fazla etkilenen kadınlar, çocuklar, göçmenler, yerli halklar, engelli kişiler, yaşlı kişiler, etnik azınlıklar, ülke içinde yerinden edilmiş kişiler olan dünya nüfusun en marjinal kesimleridir.

Dünya genelinde işsizlerin sadece yüzde 22’si işsizlik yardımı alıyor. Dünyada engelli kişilerin sadece yüzde 28’i engelli yardımı alıyor. Çocukların yalnızca yüzde 35’i sosyal koruma kapsamında”

BM İnsan Hakları Konseyi raporunda ayrıca hükümetlere de şu tavsiyelerde bulundu: “Sosyal güvenlik hakkının temel unsurları yaşam boyunca tüm insanlar için özel bir dikkatle güvenlik ve destek anlamındadır. Bu tür destekler, ister nakdi ister ayni olsun, sağlanmak zorundadır.

Hastalık, sakatlık, annelik, iş kazası, işsizlik, yaşlılık, sağlık hizmeti, yetersiz aile desteği, özellikle kadınlar, kızlar ve çocuklara devletler sosyal destek sağlamak zorundadır. Ekonomik, sosyal ve kültürel haklar, sosyal yaşam hakkının temel unsurlarıdır. Yardımlar için uygun koşullar makul ve orantılı olmalı, cinsiyet ayrımcılığı yapılmamalı. Sosyal yardımlarda eşitlik olmalı, hiçbir kesime ya da bir sınıfa ayrımcılık yapılmamalı”

Paylaşın

Bakan Göktaş’tan “6284” Açıklaması: Değişmesi Söz Konusu Değil

“6284 sayılı kanunun değiştirilmesi, kaldırılması söz konusu mu?” sorusuna yanıt veren Bakan Göktaş “Söz konusu değil. Değişmesi gerekmiyor bu kanunun. Bu kanun olduğu gibi kalmalı. Ancak uygulamada varsa bir hata bunun da üstünden gitmemiz lazım. Bu kanundan kaynaklanan hatalar değil” dedi.

Yasada yer alan “Kadının beyanı esastır” ilkesinin bazı kesimlerce “Aile birliğini tehdit eden düzenleme” şeklinde yorumlandığının hatırlatılması ve bu konuda bir değişiklik planlanıp planlanmadığının sorulması üzerine de Bakan Özdemir Göktaş, “Meselede bir mağdur varsa onun yanındayız. Mağdur bir kadınsa onun yanındayız. Mağdur bir çocuksa onun yanındayız. Mağdur bir erkekse onun da yanındayız” ifadelerini kullandı.

Durumun farkında olmayan bazı kadınların 6284 sayılı kanunun uygulanmasını istemediğini, koruma altındaki bazı kadınların eşlerinin yanına dönmeyi talep ettiğini belirten Bakan Özdemir Göktaş, bu konuda çok hassas olmak gerektiğinin altını çizdi.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Ankara’da basın kuruluşlarının temsilcileriyle bir araya gelerek gazetecilerin sorularını yanıtladı. DW Türkçe’den Kıvanç El‘in aktardığına göre; Çocuk istismarı ve kadına yönelik şiddetle mücadele konusunda Bakanlığın atmayı planladığı adımları anlatan Özdemir Göktaş, süresiz nafaka tartışmasına ilişkin de konuştu.

Dijital mecralardaki çocuk istismarı ve şiddet olayları ile mücadele için Bakanlık’ta bir birimin 7 gün 24 saat çalıştığını söyleyen Göktaş, sürekli dijital mecraları taradıklarını belirterek “Sosyal medya dediğiniz alan o kadar geniş bir alan ki. Bunlarla ilgili yapacağımız çok şey var. Öncelikle davranışsal bağımlılığın önlenmesi kapsamında farkındalık oluşturma ve bilinçlendirme. Bu bağımlılık karşısında çocuk, birey ve aile ilişkileri güçlendirici faaliyetler yürütüyoruz” dedi.

Bakan Özdemir Göktaş, çocukların dijital mecrada fazla zaman geçirince öfke kontrolü sorunu yaşadıklarına da dikkat çekti.

Kadına yönelik şiddetle mücadelede uygulamadaki sıkıntıları gidermek için de çalışma sürdürdüklerini kaydeden Bakan Göktaş, cezaların artırılması için tedbirler alınacağını söyledi. Kadına yönelik şiddetle mücadelenin en hassas oldukları konuların başında geldiğini vurgulayan Özdemir Göktaş, “İsteriz ki bu rakamlar sıfırlansın. İhbarları alıyoruz, anında müdahale ediyoruz” ifadelerini kullandı.

Seçim sürecinde AK Parti ile Cumhur İttifakı’nın bileşenlerinden Yeniden Refah Partisi (YRP) arasında imzalanan protokolde kadına yönelik şiddeti önlemeyi amaçlayan 6284 sayılı kanunda revize yapılması gündeme gelmişti. YRP, “aile bütünlüğünü bozucu hükümlerinin ayıklanması” şeklindeki talebini AK Parti’ye iletmiş, YRP’nin bu talebine AKP içinden de tepkiler gelmişti.

Gazetecilerin “6284 sayılı kanunun değiştirilmesi, kaldırılması söz konusu mu?” sorusu üzerine Bakan Göktaş “Söz konusu değil. Değişmesi gerekmiyor bu kanunun. Bu kanun olduğu gibi kalmalı. Ancak uygulamada varsa bir hata bunun da üstünden gitmemiz lazım. Bu kanundan kaynaklanan hatalar değil” yanıtını verdi.

Yasada yer alan “Kadının beyanı esastır” ilkesinin bazı kesimlerce “Aile birliğini tehdit eden düzenleme” şeklinde yorumlandığının hatırlatılması ve bu konuda bir değişiklik planlanıp planlanmadığının sorulması üzerine de Bakan Özdemir Göktaş, “Meselede bir mağdur varsa onun yanındayız. Mağdur bir kadınsa onun yanındayız. Mağdur bir çocuksa onun yanındayız. Mağdur bir erkekse onun da yanındayız” dedi.

Durumun farkında olmayan bazı kadınların 6284 sayılı kanunun uygulanmasını istemediğini, koruma altındaki bazı kadınların eşlerinin yanına dönmeyi talep ettiğini belirten Bakan Özdemir Göktaş, bu konuda çok hassas olmak gerektiğinin altını çizdi.

“Süresiz nafaka ödemek kabul edilebilir olamaz”

Boşanmaların ardından ödenen ve bir süredir kaldırılıp kaldırılmayacağı tartışılan “süresiz nafaka” ile ilgili de Bakan Göktaş, “Süresiz nafaka adil bir durum değil. Bazı insanlar 1990’lı yıllarda evlenmiş. Süresiz nafaka ödemek gibi uygulama kabul edilebilir olamaz” dedi.

Evlenecek gençlere maddi destek verilmesi amacıyla kurulması planlanan “Aile ve Gençlik Bankası” projesinin ne zaman hayata geçirileceğinin sorulması üzerine ise Bakan Özdemir Göktaş, bir takvimlendirme olmadığını, üzerinde çalıştıklarını kaydetti. Bu hükümetin seçim vaatleri arasında yer alıyordu.

Paylaşın