Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, Yeni Yol Partisi Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada Halk TV’ye kayyım atanmasından kamuoyunda “fon krizi” olarak bilinen gelişmelere, yargıdaki atama süreçlerinden ekonomik sorunlara kadar birçok konuda iktidara eleştiriler yöneltti.
Türkiye’nin hukuk, basın özgürlüğü ve yolsuzluk endekslerindeki sıralamalarına dikkat çeken Arıkan, “Türkiye’yi germeyin. Türkiye’yi her sabah yeni bir krize uyandırmayın” dedi.
Halk TV’ye kayyım atanmasına tepki gösteren Arıkan, bir basın kuruluşuna yönelik operasyonun zamanlamasını eleştirdi. İddiaların araştırılması ve suç varsa gereğinin yapılması gerektiğini belirten Arıkan, hukuki süreçlerde herkesin lekelenmeme hakkının gözetilmesi gerektiğini vurguladı.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın fon soruşturmasında adı geçen kişilerin lekelenmeme hakkına ilişkin açıklamalarını hatırlatan Arıkan, “Fon soruşturmasında adı geçenlerin lekelenmeme hakkı var da muhalif seslerin yok mu?” diye sordu.
Arıkan, Meclis’te gazetecilere yaptığı açıklamada da Türkiye’nin her güne olumsuz haberlerle uyandığını belirterek farklı seslerin duyulabileceği mecraların azalmasının kabul edilemez olduğunu söyledi. Geçtiğimiz hafta düzenlenen Uluslararası Adalet Zirvesi’ne katılan yabancı temsilcilere de değinen Arıkan, “Merak ediyorum, acaba o ülkelere hangi mesajlar verildi? Bugün yapılan operasyonun bilgisi onlara verildi mi?” ifadelerini kullandı.
Türkiye’nin basın özgürlüğü, hukukun uygulanması ve yolsuzluk endekslerinde alt sıralarda bulunduğunu hatırlatan Arıkan, bu gidişatın devam etmesi hâlinde ülkenin uluslararası sıralamalardaki yerini dahi kaybedebileceğini savundu. Arıkan, hukuksuzluklara ve haksızlıklara karşı mücadelelerini sürdüreceklerini belirtti.
“Fon listesinin yeri Cumhurbaşkanlığı değil, yargıdır”
Kamuoyunda “fon krizi” olarak anılan sermaye piyasalarındaki gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulunan Arıkan, fon listelerinin Cumhurbaşkanı’nın önünde olduğu yönündeki iddialara tepki gösterdi.
Türkiye’nin bir hukuk devleti olduğunu vurgulayan Arıkan, “Eğer burası bir hukuk devletiyse liste Cumhurbaşkanı’nın önünde değil, yargının önünde olmalıdır! Cumhurbaşkanlığı, yargı makamı değildir” dedi.
Olası usulsüzlüklerin yalnızca paranın iade edilmesiyle çözülemeyeceğini belirten Arıkan, kamuoyunun adalete ve devlete duyduğu güvenin de yeniden tesis edilmesi gerektiğini söyledi. Arıkan, “Diyelim ki paralar iade edildi. Peki, milletin kırılan adalet duygusunu hangi IBAN’a yatıracaksınız? Devlete duyulan güveni hangi dekontla geri getireceksiniz?” ifadeleriyle tepki gösterdi.
Arıkan, Türkiye’nin yaklaşık bir aydır gündeminde bulunan 131 fona ilişkin tartışmaların, sistemdeki denetim ve kontrol sorunlarını ortaya koyduğunu ileri sürdü. Bir kamu bankasının bünyesindeki iki yatırım fonunu örnek gösteren Arıkan, söz konusu fonlarda yaklaşık üç yıl boyunca yalnızca ikişer yatırımcı bulunduğunu, bu süreçte fonların değerinin yaklaşık dört katına çıktığını söyledi.
Arıkan’ın aktardığına göre, daha sonra fonlara yeni yatırımcılar katıldı ve fonlardan birindeki yatırımcı sayısı 14 bin 500’ü aştı. Fon fiyatlarının yüksek seviyelere ulaşmasının ardından milyarlarca liralık para çıkışı yaşandığını belirten Arıkan, yalnızca bir fonda yüksek fiyat döneminde giren paradan 4 milyar 190 milyon lira daha fazla para çıkışı gerçekleştiğini ifade etti.
Bu rakamları kimseyi peşinen suçlamak amacıyla paylaşmadığını belirten Arıkan, yatırımcıların önemli bir bölümünün parasını aynı anda çekmek istemesi durumunda ciddi kayıplar yaşanabileceğine dikkat çekti.
Sermaye Piyasası Kuruluna (SPK) ve ilgili kamu bankasının ekonomi yönetimine çağrıda bulunan Arıkan, benzer riskler taşıyan diğer fonların incelenip incelenmediğini, milyarlarca liralık çıkışların hangi hesaplara aktarıldığının araştırılıp araştırılmadığını sordu. Arıkan, yeni bir fon krizinin yaşanmayacağına ilişkin güvence verilmesini istedi.
İktidarın yönetim anlayışını da eleştiren Arıkan, “AK Parti’nin yönetim anlayışı 3F’den mi ibaret? Fon, faiz, fırsat!” dedi. Üretimin riskinin vatandaşa, finansal getirinin ise belirli kesimlere bırakıldığı bir anlayışla ülkenin kalkınamayacağını savunan Arıkan, Türkiye’nin geleceğinin bu anlayışa teslim edilemeyeceğini söyledi.
“Hâkim ve savcı olmak için hukuk mu, doğru kişiyi bilmek mi gerekiyor?”
Adalet Bakanlığının ev sahipliğinde düzenlenen Uluslararası Adalet Zirvesi’nde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yaptığı konuşmaya da değinen Arıkan, Türkiye’nin uluslararası endekslerdeki sıralamalarını gündeme getirdi.
Arıkan, Türkiye’nin 2025 Hukukun Üstünlüğü Endeksi’nde 143 ülke arasında 118’inci, 2025 Yolsuzluk Algı Endeksi’nde 182 ülke arasında 124’üncü, 2026 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde ise 180 ülke arasında 163’üncü sırada bulunduğunu belirtti. Bu tablo karşısında iktidarın adalet söylemini eleştiren Arıkan, “İktidar, hukukta 118’inci, özgürlükte 163’üncü sırada… Ama adalet konuşulacağı zaman kürsüde en önde” diye konuştu.
Ankara 2 No’lu Baro Başkanı’nın televizyon ekranlarında yaptığı, referans oldukları ve bakanlıklarla görüştükleri için 70 avukatın hâkim ve savcı olduğunu belirten açıklamalarına da tepki gösteren Arıkan, hukuk fakültesi mezunlarının atamalarda adalet beklediğini, buna karşın ayrıcalıkların övüldüğünü söyledi.
Adalet Bakanlığına çağrıda bulunan Arıkan, “Bu ayrıcalığı kim, hangi yetkiyle tanıdı? Hâkim ve savcı olmak için hukuk mu bilmek gerekiyor, yoksa doğru kişiyi mi bilmek gerekiyor?” diye sordu. Arıkan, atama süreçlerinin nasıl işlediğinin kamuoyuna açıklanmasını istedi.
“Emekli maaşını TÜİK’e göre alıyor, alışverişini market fiyatlarına göre yapıyor”
Ekonomik sorunlara ve gıda fiyatlarındaki artışa da değinen Arıkan, Türkiye’nin dünya genelinde gıda enflasyonu sıralamasında beşinci sıraya gerilemesinin vatandaşın mutfak masraflarını azaltmadığını söyledi. Bu gerilemenin Türkiye’deki ekonomik koşullardan ziyade Suriye’deki yüksek enflasyonla ilişkili olduğunu savunan Arıkan, TÜİK’in yıllık gıda enflasyonunu yüzde 27,62 olarak açıkladığını hatırlattı.
Market fiyatlarındaki artışın açıklanan enflasyon oranının neredeyse üç katına ulaştığını öne süren Arıkan, vatandaşın yaşadığı geçim sıkıntısına şu sözlerle dikkat çekti:
“Emekli maaşını TÜİK’in rakamlarına göre alıyor ama alışverişini marketin fiyatlarına göre yapıyor. Çok laf söylemeye gerek yok. İşte Türkiye’deki geçim krizinin özeti budur.”
Mekke Ortak Savunma Anlaşması için şeffaflık çağrısı
Arıkan, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması hakkında da değerlendirmelerde bulundu. Anlaşmanın savunma amaçlı olduğu ve Yemen’e yönelik bir saldırı harekâtı düzenlenmeyeceği yönündeki açıklamaların önemli güvenceler olduğunu belirten Arıkan, devletlerin geleceğini ilgilendiren kararların yalnızca sözlü açıklamalarla güvence altına alınamayacağını söyledi.
Anlaşmanın arkasında ABD’nin bölgesel hesaplarının bulunup bulunmadığını sorgulayan Arıkan, Washington’da planlananlarla kamuoyuna anlatılanların ne ölçüde örtüştüğünün açıklığa kavuşturulmasını istedi. ABD Başkanı Donald Trump’ın Türkiye ve Türk Silahlı Kuvvetleri hakkındaki açıklamalarına karşı hükümetin sessizliğini de eleştiren Arıkan, askerlerin belirsiz hedefler ve sınırları belirlenmemiş taahhütlerle karşı karşıya bırakılmaması gerektiğini vurguladı.
Arıkan, anlaşma kapsamında atılan adımların amaç, kapsam ve sınırlarının açıkça ortaya konulmasını ve Meclis’te atılan imzaların kamuoyundan saklanmamasını istedi.
Yemen’deki Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarına da değinen Arıkan, Türkiye’nin öncülüğünde Ankara’da bir “Yemen Diyalog Masası” kurulmasını önerdi.
Türkiye’nin diplomatik birikimi ve bölgesel ilişkilerinin bu süreçte önemli bir rol üstlenebileceğini belirten Arıkan, ülkenin Yemen’de arabuluculuk sorumluluğunu üstlenmesi gerektiğini ifade etti.