UEFA Konferans Ligi: Trabzonspor 4 Golle Güldü

UEFA Konferans Ligi 1. hafta karşılaşmasında Trabzonspor, Finlandiya ekibi KuPS Kuopio’ya konuk oldu. Tammela Stadyumu’nda oynanan mücadeleyi Trabzonspor 4-2 kazandı.

Karşılaşmada Trabzonspor’un gollerini 3. dakikada Paul Onuachu, 44. dakikada Muhammed Salah ve 47. ile 90+1. dakikalarda Franculino Djú kaydetti. Ev sahibi ekibin golleri ise 54. dakikada Petteri Pennanen ve 90+6. dakikada Gustav Engvall’den geldi.

Thomas Reis: Hak ettiğimiz bir galibiyet oldu

Trabzonspor Teknik Direktörü Thomas Reis, karşılaşmanın ardından yaptığı açıklamada galibiyetten duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Reis, takımının doğru anlarda gol bulduğunu belirterek ilk maçlarda iyi bir başlangıç yapmanın önemine dikkat çekti.

Üç farklı üstünlüğün ardından yaşanan sürece de değinen Reis, takımın skoru 3-0’a getirdikten sonra maçın bittiğini düşünmüş olabileceğini ifade etti. KuPS’un golü ve kazandığı penaltının ardından Andre Onana’nın kurtarışının maçın seyri açısından önemli olduğunu belirtti.

Reis, Finlandiya deplasmanında suni çimde oynanan karşılaşmada alınan galibiyet ve takımın mücadelesinden dolayı gurur duyduğunu da söyledi.

Miika Nuutinen: Dengeli bir maç oldu

KuPS Kuopio Teknik Direktörü Miika Nuutinen ise karşılaşmanın ardından yaptığı değerlendirmede mağlubiyetten dolayı üzgün olduğunu belirtti.

Nuutinen, takımının çok fazla gol yediğini ve penaltı atışını değerlendiremediğini söyledi. Oyuncularının bazı gol fırsatları yakaladığını ancak bunları gole çeviremediğini ifade eden Finlandiyalı teknik adam, fırsatlar değerlendirilebilseydi karşılaşmanın farklı bir sonuçla tamamlanabileceğini dile getirdi.

Paylaşın

Avrupa Ligi: Beşiktaş, Hoffenheim Deplasmanında 3-2 Kazandı

UEFA Avrupa Ligi lig aşamasının 2. haftasında Beşiktaş, Almanya temsilcisi Hoffenheim’a konuk oldu. Sinsheim’daki PreZero Arena’da oynanan karşılaşmayı siyah-beyazlılar 3-2’lik skorla kazandı.

Karşılaşmaya hızlı başlayan Beşiktaş, 17. dakikada Semih Kılıçsoy’un kaydettiği golle 1-0 öne geçti. Siyah-beyazlılar, 34. dakikada Ernest Muçi’nin ceza sahası dışından attığı şık golle farkı ikiye çıkardı. Hoffenheim, 41. dakikada Andrej Kramarić ile yanıt verdi ve ilk yarı Beşiktaş’ın 2-1’lik üstünlüğüyle sona erdi.

Beşiktaş Teknik Direktörü Vincenzo Italiano, karşılaşmanın ardından takımının performansından duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Deplasmanda alınan galibiyeti değerlendiren İtalyan teknik adam, “Gerçekten çok iyiydik. Çok önemli bir galibiyet. Çok mutluyum. Çok zor bir galibiyetti. Rakip de çok zorladı bizi, bizi zor duruma soktukları durumlar oldu ama hak ederek kazandık.” ifadelerini kullandı.

Hyeon-gyu Oh’un performansına da değinen Italiano, oyuncusunun iki gol attığı karşılaşmada takımın genel performansından memnun olduğunu belirtti. Avrupa Ligi’nde oynadıkları ilk iki maçı kazanmalarının önemli olduğunu söyleyen teknik direktör, yoğun maç takviminde daha az süre alan futbolcuların da kendilerini gösterdiğini ifade etti.

Italiano, Beşiktaş kaptanı Orkun Kökçü’nün karşılaşmada yaşadığı fiziksel sorunla ilgili de açıklama yaptı. Oyuncunun ayağındaki ağrı nedeniyle oyuna devam etmesini riskli bulduklarını belirten teknik direktör, Orkun’un en kısa sürede takıma dönmesini umduğunu söyledi. Deplasmanda kendilerini destekleyen taraftarlara teşekkür eden Italiano, Avrupa Ligi’nde üst tura yükselmek için aynı konsantrasyonla mücadele etmeleri gerektiğini kaydetti.

Hoffenheim Teknik Direktörü Christian Ilzer ise karşılaşmanın ardından yaptığı açıklamada mağlubiyetten dolayı üzgün olduklarını belirtti. Beşiktaş’ın takım organizasyonuna ve oyuncularının bireysel yeteneklerine dikkat çeken Ilzer, ikinci yarıda oyun dengesini koruyamadıklarını söyledi.

Ilzer, maç sonu değerlendirmesinde, “Çok üzgünüz. Yine mağlubiyet aldık. Derine atılan toplar, ekip ruhunu maçta gösteren, bireysel oyuncuların çok iyi olduğu bir takım gördük. İkinci yarı stabilize olamadık, kontrataktan gol yedik. Bu mağlubiyet tesadüf değil. Yapmamız gereken çok iş var.” ifadelerini kullandı.

Karşılaşmada öne geçme ve beraberliği sağlama fırsatları bulduklarını belirten Ilzer, bu fırsatları değerlendiremediklerini söyledi. Avusturyalı teknik direktör, takımın bazı alanlarda gelişmesi gerektiğini de ifade etti.

Beşiktaş, bu sonuçla UEFA Avrupa Ligi lig aşamasındaki ikinci maçını da kazanarak puanını altıya yükseltti. Hoffenheim ise organizasyonda ilk galibiyetini alma fırsatını değerlendiremedi. Siyah-beyazlı ekip, Avrupa Ligi’nin üçüncü haftasında 22 Ekim 2026’da Crystal Palace’ı sahasında ağırlayacak.

Paylaşın

TÜİK’e Göre Ücretli Çalışan Sayısı Yüzde 2 Arttı

TÜİK verilerine göre sanayi, inşaat ve ticaret-hizmet sektörlerinin toplamında ücretli çalışan sayısı, Ağustos 2026’da geçen yılın aynı ayına göre yüzde 2 artarak 16 milyon 409 bin 588 kişiye ulaştı.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Ağustos 2026 dönemine ilişkin Ücretli Çalışan İstatistikleri’ni açıkladı.

Verilere göre sanayi, inşaat ve ticaret-hizmet sektörlerinin toplamında ücretli çalışan sayısı, geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 2 artarak 16 milyon 409 bin 588 kişiye ulaştı.

TÜİK verilerine göre, 2025 yılının Ağustos ayında 16 milyon 89 bin 37 kişi olan ücretli çalışan sayısı, 2026 yılının aynı ayında 16 milyon 409 bin 588 kişiye yükseldi. Böylece ücretli çalışan sayısında yıllık bazda yüzde 2 artış kaydedildi.

Sektörler bazında incelendiğinde, ücretli çalışan sayısı yıllık olarak sanayi sektöründe yüzde 1 azalırken inşaat sektöründe yüzde 3,4, ticaret-hizmet sektöründe ise yüzde 3,3 artış gösterdi. Veriler, yıllık artışın özellikle inşaat ve ticaret-hizmet sektörlerinde gerçekleştiğini ortaya koydu.

Ücretli çalışan sayısı, Ağustos 2026’da bir önceki aya göre toplamda değişmedi. Sektörel dağılımda ise sanayi sektöründe yüzde 0,2 azalış, ticaret-hizmet sektöründe yüzde 0,2 artış kaydedildi. İnşaat sektöründe ücretli çalışan sayısı ise bir önceki aya göre aynı seviyede kaldı.

Böylece Ağustos ayında toplam ücretli çalışan sayısı aylık bazda sabit kalırken sektörler arasındaki değişim farklılık gösterdi.

Paylaşın

Babacan’dan Fon Skandalı Tepkisi: Şu Listeyi Artık Açıklayın

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Yeni Yol Partisi’nin grup toplantısında yaptığı konuşmada, fon dolandırıcılığı iddiaları, iktidarın ekonomi yönetimi ve basın özgürlüğüne yönelik uygulamalar hakkında değerlendirmelerde bulundu.

Fon skandalına ilişkin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bilgilendirilip bilgilendirilmediğini soran Babacan, soruşturma kapsamındaki isimlere ilişkin listelerin açıklanmasını istedi. Halk TV’ye kayyım atanmasına da tepki gösteren Babacan, “Gazetecileri susturarak gerçeği ortadan kaldıramazsınız” dedi.

Fon dolandırıcılığı skandalına ilişkin açıklamalarda bulunan Babacan, Adalet Bakanı Akın Gürlek’in 19 ay önce konuyla ilgili şikâyet aldığını, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in ise 10 ay önce fonlardaki manipülasyondan haberdar olduklarını söylediğini belirtti. AK Parti’nin ekonomi yönetiminin de kendilerine uyarılar yapıldığını ifade ettiğini aktaran Babacan, söz konusu isimlerin Cumhurbaşkanı Erdoğan’a konuyu iletip iletmediklerinin açıklığa kavuşturulması gerektiğini söyledi.

Babacan, “Bu isimler doğrudan Cumhurbaşkanı’na bağlı. Her hafta ya Kabine toplantısında ya da MYK toplantısında Sayın Erdoğan’la beraber oluyorlar. Buradan bu isimlere tekrar tekrar soruyorum: ‘Bu işlerden bizim haberimiz vardı’ diyorsunuz. Peki, Sayın Erdoğan’a fonlarda büyük bir dolandırıcılık olduğunu söylediniz mi, söylemediniz mi? Cumhurbaşkanı’nın bu işlerden haberi var mıydı, yok muydu?” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı’nın skandaldan haberdar olması durumunda gerekli adımların atılıp atılmadığının sorgulanması gerektiğini belirten Babacan, haberdar edilmemesi durumunda ise devlet yönetimi açısından daha ciddi bir tablonun ortaya çıkacağını savundu.

Babacan, “Sermaye piyasalarında asrın dolandırıcılığı oluyor ama ülkenin başındaki insanın bu kadar büyük bir olaydan haberi olmuyor, haberdar edilmiyor. Bu nasıl bir devlet yönetimidir Allah aşkına? Nereden bakarsanız bakın, durum çok çok vahim” diye konuştu.

Fon skandalına ilişkin bazı listelerin kamuoyundan gizlendiğini öne süren Babacan, iktidara listelerin açıklanması çağrısında bulundu.

“Şu listeyi artık açıklayın yahu. Kim kimmiş herkes bir öğrensin” diyen Babacan, olayın tüm yönleriyle aydınlatılması gerektiğini vurguladı. Babacan, “Bu arınmayı yapmadan, bu kadar büyük bir yolsuzluğun dosyasını kapatamazsınız. Yüz tane açgözlü hırsızı ele vermemek için size oy veren 28 milyon insanın hayallerini mi yıkacaksınız?” sözleriyle iktidarı eleştirdi.

Meclis’e sunulan yasa teklifini de eleştiren Babacan, Sermaye Piyasası Kuruluna (SPK) verilmesi öngörülen yetkilere dikkat çekti. Fon skandalının merkezinde yer alan kurumlardan biri olduğunu savunduğu SPK’ya tasfiye yöntemlerini, değerleme esaslarını, dağıtım sırasını ve ara ödemeleri belirleme yetkisi verilmesini eleştiren Babacan, bazı varlıkların borsa dışında satılmasına izin verme yetkisinin de kuruma tanınacağını söyledi.

Babacan, “Gözetim ve denetimden sorumlu tüm kurumların yöneticilerini ve sorumluluk zincirindeki insanların tümünü görevden almadan bu işi beceremezsiniz” ifadelerini kullandı.

Operasyonların yalnızca belirli bir kesimi kapsadığını ileri süren Babacan, siyasi iktidar ve bürokrasi içindeki sorumlulara yönelik adım atılmadığını savundu. Babacan, “Şu ana kadar sadece menfaat şebekesinin mensuplarıyla ilgili operasyonlar oldu. Üçgenin diğer iki ayağıyla ilgili, yani siyasi iktidar içinden ve bürokrasi içinde destek verenlerle ilgili ne yaptınız? Cevap veremiyorlar” dedi.

Halk TV’ye kayyım atanmasına tepki

Konuşmasında Halk TV’ye yönelik polis baskını ve kanala kayyım atanması konusuna da değinen Babacan, basın ve ifade özgürlüğünün demokrasinin temel unsurları olduğunu vurguladı.

Televizyon kanallarının TMSF’ye devredilmesini, kayyım atanmasını veya yayın faaliyetlerinin sona erdirilmesini eleştiren Babacan, basını susturarak gerçeklerin gizlenemeyeceğini söyledi.

Babacan, “Demokraside ifade özgürlüğü, basın özgürlüğü en temel ilkelerden biridir. İnsanların kendini ifade edemediği, basının özgürce haber yapma ve denetim fonksiyonunu yerine getiremediği ülkelerde artık demokrasiden bahsedilemez. Basın özgürlüğünü kısıtlamakla ve susturmakla hakikatin üstünü örtmek mümkün değildir. Gerçeklerin er ya da geç ortaya çıkma gibi bir huyu vardır” diye konuştu.

Önümüzdeki seçim sürecine de değinen Babacan, adil bir kampanya yürütülmesi için hukuk ve adalet ilkelerine bağlı kalınması gerektiğini belirterek iktidara yanlış uygulamalardan vazgeçme çağrısı yaptı.

Türkiye’de pek çok sorunun büyümesinde basın özgürlüğünün yetersiz olmasının etkili olduğunu savunan Babacan, kamuoyunun bilgilendirilmesinin yolsuzlukların ve usulsüzlüklerin önlenmesinde önemli rol oynadığını ifade etti.

Babacan, “Basın biliyor, yazamıyor. İnsanlar biliyor, konuşamıyor. Basın özgürlüğü olsaydı, bu iddialar daha en başında gazetelerde manşet olsaydı, internet sitelerinde haberler yayımlansaydı, inanın bu yangın daha küçükken mecburen söndürülürdü” dedi.

Söz konusu iddiaları haberleştiren gazeteciler hakkında soruşturmalar başlatıldığını, gazetecilerin gözaltına alındığını veya tutuklandığını ve yayın kuruluşlarına erişim engelleri getirildiğini söyleyen Babacan, bu uygulamaların hakikatin ortaya çıkmasını engelleyemeyeceğini dile getirdi.

Gazetecilerin görevinin soru sormak, araştırmak ve kamuoyunu bilgilendirmek olduğunu vurgulayan Babacan, bir gazetecinin görüşlerine katılmamanın veya bir yazıyı beğenmemenin yayın kuruluşlarını kapatmak için gerekçe olamayacağını savundu. Yargının eleştirileri susturmak amacıyla kullanılmaması gerektiğini belirten Babacan, hukuk çerçevesinde görev yapan gazetecilerin ve basın kuruluşlarının yanında olduklarını söyledi.

“Bir yerde birileri inşaat yaparken demirden çalmışsa basın bunu haber yapar, hayat kurtarır. Bir yerde birileri dolandırıcılıkla ceplerini dolduruyorsa basın bunu haber yapar, aileleri kurtarır. Bir yerde birileri yolsuzluğa batmışsa, çürümüşse basın bunu haber yapar, ülkeyi kurtarır” ifadelerini kullanan Babacan, özgür basının önemine dikkat çekti.

Türkiye’nin iktidarın hoşuna giden haberlerin yapıldığı bir basın düzenine değil, koşullar ne olursa olsun gerçeğin peşinden gidebilen özgür bir medyaya ihtiyacı olduğunu belirten Babacan, gazetecilerin korkmadan soru sorabildiği ve vatandaşların doğru bilgiye ulaşabildiği bir ortamın demokrasiye ve adalete güveni güçlendireceğini söyledi.

Soruşturma ve baskılara maruz kaldığını belirttiği gazetecilere geçmiş olsun dileklerini ileten Babacan, erişimi engellenen ve kapatılan yayın kuruluşlarına da mücadeleyi sürdürme çağrısında bulundu.

Medya kuruluşlarının kapatılmasının hakikati ortadan kaldırmayacağını ifade eden Babacan, “Mecra değişir. Bugün bir mecrayı kapatırlar, başka bir mecra doğar. Bugün bir hesabın önünü keserler, başka bir hesap alır yürür” dedi.

Konuşmasının sonunda iktidara seslenen Babacan, gazeteciler ve medya kuruluşları üzerindeki baskıların sona erdirilmesini istedi. Babacan, “Yanlışları yapıp da yanlışlar açığa çıkmasın diye basını susturmak bu ülkenin çıkışı değildir” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

Açlıkla Mücadelede Gerileme: 44 Ülke Risk Altında

Yaklaşık 20 yıldır küresel ölçekte iyileşme eğilimi gösteren açlıkla mücadelede son yıllarda yaşanan ilerleme durma noktasına geldi. 2026 Küresel Açlık Endeksi raporuna göre dünya genelindeki açlık endeksi puanı, 2018’deki 17,6 seviyesinden 18,1’e yükseldi.

Puanlardaki artışın açlığın ağırlaştığına işaret ettiği endekste, 2000 yılında 28,2 olan puanla karşılaştırıldığında uzun vadede önemli kazanımlar elde edildiği görülse de son yıllarda savaşlar, ekonomik krizler ve iklim değişikliğinin etkisiyle küresel ölçekte gerileme yaşandığı ortaya konuldu.

Rapora göre dünya genelinde 44 ülke, açlığın ciddi veya alarm verici düzeyde yaşandığı ülkeler arasında yer aldı. Bu ülkelerin 36’sı “ciddi”, 8’i ise “alarm verici” kategorisinde değerlendirildi. Yetersiz beslenme, çocuklarda büyüme ve gelişme geriliği ile çocuk ölümleri gibi temel göstergeler üzerinden hazırlanan rapor, en ağır açlık krizlerinin Sahra Altı Afrika ve Güney Asya’da yoğunlaştığını ortaya koydu.

Açlıkla mücadeledeki gerileme, ülkelerin endeks puanlarına da yansıdı. Buna göre 2018 yılıyla karşılaştırıldığında 32 ülkenin açlık endeksi puanı yükseldi. Bu durum, geçmiş yıllarda kaydedilen ilerlemeye rağmen birçok ülkede gıda güvensizliği ve yetersiz beslenme sorununun derinleştiğine işaret etti.

Endeks kapsamında puanı hesaplanabilen 122 ülke arasında en ağır tablo Somali’de kaydedildi. Ülkenin açlık endeksi puanı 47,0 olarak açıklanırken, bu değer Somali’yi “alarm verici” kategorisine yerleştirdi. Somali’nin 2018’de 51,1 olan puanına kıyasla sınırlı bir iyileşme gösterdiği, ancak ülkedeki açlık sorununun hâlâ kritik boyutlarda olduğu belirtildi.

Alarm verici kategoride bulunan diğer ülkeler arasında Demokratik Kongo Cumhuriyeti 39,5, Çad 38,0 ve Madagaskar 36,5 puanla öne çıktı. Çatışmalar, kurumsal sorunlar ve veri eksikliği nedeniyle kesin puanları hesaplanamayan Burundi, Güney Sudan, Sudan ve Yemen de aynı kategoride değerlendirildi.

Türkiye En Düşük Açlık Riskine Sahip Ülkeler Arasında

Türkiye, 2026 Küresel Açlık Endeksi’nde 5’in altında puana sahip ülkelerin yer aldığı en düşük açlık risk grubunda bulunuyor. Puanları birbirine çok yakın olan 24 ülke, raporda ayrı ayrı sıralanmak yerine ortak bir “1–24” aralığında gösterildi. Türkiye’nin yanı sıra Bulgaristan, Romanya, Çin ve Rusya da bu grupta yer aldı.

Türkiye’nin endeks puanı uzun yıllar içinde belirgin bir iyileşme gösterdi. Ülkenin 2000 yılında 22,1 olan puanı, 2006’da 11,6’ya, 2012’de ise 5,4’e geriledi. Türkiye, 2018 ve 2026 yıllarında da 5’in altında puanla en düşük risk grubundaki yerini korudu.

Bununla birlikte rapor, endeksin kapsamına ilişkin önemli bir ayrımın altını çizdi. Küresel Açlık Endeksi; çocuk sağlığı, beslenme yetersizliği ve çocuk ölümleri gibi göstergelere dayanıyor. Dolayısıyla hane halklarının market harcamalarını, gıda enflasyonunu veya bireylerin gıdaya erişim maliyetlerini doğrudan ölçmüyor. Bu nedenle Türkiye’nin endeksteki konumu, ülkedeki gıda fiyatları ve hane halklarının alım gücü hakkında tek başına kesin bir değerlendirme sunmuyor.

Türkiye’nin yakın coğrafyasındaki ülkeler arasında açlık göstergeleri bakımından belirgin farklılıklar bulunuyor. Suriye, 31,5 puanla “ciddi” açlık kategorisinde yer aldı. Ülkenin 2018’de 28,0 olan puanının yükselmesi, durumun kötüleştiğini gösterdi.

Irak 11,9, Ukrayna ise 11,6 puanla “orta” düzeyde sınıflandırıldı. Ukrayna’nın 2018’de 9,8 olan puanındaki artış da olumsuz bir değişime işaret etti. İran, 7,2 puanla “düşük” açlık düzeyinde yer aldı.

Güney Asya’da ise daha ağır bir tablo dikkat çekti. Hindistan 24,1, Pakistan 25,5 ve Afganistan 28,6 puanla “ciddi” açlık kategorisinde değerlendirilirken, Bangladeş 19,2 puanla “orta” düzeyde sınıflandırıldı. Bu veriler, bölgedeki ülkelerin beslenme ve gıda güvenliği sorunları bakımından farklı koşullarla karşı karşıya olduğunu ortaya koydu.

Dört Temel Gösterge Üzerinden Hesaplanıyor

Küresel Açlık Endeksi, açlığın boyutlarını değerlendirmek amacıyla dört temel göstergenin bir araya getirilmesiyle hesaplanıyor. Bunlar toplumdaki yetersiz beslenme oranı, 5 yaş altı çocuklarda yaşa göre kısa boyluluk (bodurluk), boya göre düşük kiloluluk (zayıflık) ve 5 yaş altı çocuk ölümleri olarak sıralanıyor.

Rapora göre 2018’den bu yana küresel ölçekte ilk üç göstergede kötüleşme yaşandı. Çocuk ölümleri oranında ise sınırlı bir iyileşme kaydedildi. Bu gelişmeler, özellikle çocukların yeterli beslenmeye erişimi ve sağlıklı gelişimi konusunda küresel ölçekte daha fazla çaba gösterilmesi gerektiğini ortaya koydu.

Raporun sonuç bölümünde, açlıkla mücadeledeki ilerlemenin mevcut hızla sürmesi durumunda 2030 yılına ilişkin hedeflere ulaşmanın birçok ülke için zorlaşacağı uyarısında bulunuldu. Buna göre 57 ülkenin, mevcut iyileşme temposuyla 2030 yılına kadar “düşük açlık” seviyesine ulaşamayacağı öngörülüyor.

Uzun vadede kaydedilen ilerlemeye rağmen son yıllarda ortaya çıkan olumsuz eğilimler, açlıkla mücadelenin yeniden güçlendirilmesi gerektiğini gösteriyor. Savaşların sona erdirilmesi, ekonomik kırılganlıkların azaltılması, iklim krizinin etkileriyle mücadele edilmesi ve yeterli beslenmeye erişimin güvence altına alınması, küresel açlık sorununun çözümünde belirleyici önem taşıyor.

Paylaşın

Arıkan’dan İktidara Sert Eleştiriler: Türkiye’yi Her Sabah Yeni Bir Krize Uyandırmayın

Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, Yeni Yol Partisi Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada Halk TV’ye kayyım atanmasından kamuoyunda “fon krizi” olarak bilinen gelişmelere, yargıdaki atama süreçlerinden ekonomik sorunlara kadar birçok konuda iktidara eleştiriler yöneltti.

Türkiye’nin hukuk, basın özgürlüğü ve yolsuzluk endekslerindeki sıralamalarına dikkat çeken Arıkan, “Türkiye’yi germeyin. Türkiye’yi her sabah yeni bir krize uyandırmayın” dedi.

Halk TV’ye kayyım atanmasına tepki gösteren Arıkan, bir basın kuruluşuna yönelik operasyonun zamanlamasını eleştirdi. İddiaların araştırılması ve suç varsa gereğinin yapılması gerektiğini belirten Arıkan, hukuki süreçlerde herkesin lekelenmeme hakkının gözetilmesi gerektiğini vurguladı.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın fon soruşturmasında adı geçen kişilerin lekelenmeme hakkına ilişkin açıklamalarını hatırlatan Arıkan, “Fon soruşturmasında adı geçenlerin lekelenmeme hakkı var da muhalif seslerin yok mu?” diye sordu.

Arıkan, Meclis’te gazetecilere yaptığı açıklamada da Türkiye’nin her güne olumsuz haberlerle uyandığını belirterek farklı seslerin duyulabileceği mecraların azalmasının kabul edilemez olduğunu söyledi. Geçtiğimiz hafta düzenlenen Uluslararası Adalet Zirvesi’ne katılan yabancı temsilcilere de değinen Arıkan, “Merak ediyorum, acaba o ülkelere hangi mesajlar verildi? Bugün yapılan operasyonun bilgisi onlara verildi mi?” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin basın özgürlüğü, hukukun uygulanması ve yolsuzluk endekslerinde alt sıralarda bulunduğunu hatırlatan Arıkan, bu gidişatın devam etmesi hâlinde ülkenin uluslararası sıralamalardaki yerini dahi kaybedebileceğini savundu. Arıkan, hukuksuzluklara ve haksızlıklara karşı mücadelelerini sürdüreceklerini belirtti.

“Fon listesinin yeri Cumhurbaşkanlığı değil, yargıdır”

Kamuoyunda “fon krizi” olarak anılan sermaye piyasalarındaki gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulunan Arıkan, fon listelerinin Cumhurbaşkanı’nın önünde olduğu yönündeki iddialara tepki gösterdi.

Türkiye’nin bir hukuk devleti olduğunu vurgulayan Arıkan, “Eğer burası bir hukuk devletiyse liste Cumhurbaşkanı’nın önünde değil, yargının önünde olmalıdır! Cumhurbaşkanlığı, yargı makamı değildir” dedi.

Olası usulsüzlüklerin yalnızca paranın iade edilmesiyle çözülemeyeceğini belirten Arıkan, kamuoyunun adalete ve devlete duyduğu güvenin de yeniden tesis edilmesi gerektiğini söyledi. Arıkan, “Diyelim ki paralar iade edildi. Peki, milletin kırılan adalet duygusunu hangi IBAN’a yatıracaksınız? Devlete duyulan güveni hangi dekontla geri getireceksiniz?” ifadeleriyle tepki gösterdi.

Arıkan, Türkiye’nin yaklaşık bir aydır gündeminde bulunan 131 fona ilişkin tartışmaların, sistemdeki denetim ve kontrol sorunlarını ortaya koyduğunu ileri sürdü. Bir kamu bankasının bünyesindeki iki yatırım fonunu örnek gösteren Arıkan, söz konusu fonlarda yaklaşık üç yıl boyunca yalnızca ikişer yatırımcı bulunduğunu, bu süreçte fonların değerinin yaklaşık dört katına çıktığını söyledi.

Arıkan’ın aktardığına göre, daha sonra fonlara yeni yatırımcılar katıldı ve fonlardan birindeki yatırımcı sayısı 14 bin 500’ü aştı. Fon fiyatlarının yüksek seviyelere ulaşmasının ardından milyarlarca liralık para çıkışı yaşandığını belirten Arıkan, yalnızca bir fonda yüksek fiyat döneminde giren paradan 4 milyar 190 milyon lira daha fazla para çıkışı gerçekleştiğini ifade etti.

Bu rakamları kimseyi peşinen suçlamak amacıyla paylaşmadığını belirten Arıkan, yatırımcıların önemli bir bölümünün parasını aynı anda çekmek istemesi durumunda ciddi kayıplar yaşanabileceğine dikkat çekti.

Sermaye Piyasası Kuruluna (SPK) ve ilgili kamu bankasının ekonomi yönetimine çağrıda bulunan Arıkan, benzer riskler taşıyan diğer fonların incelenip incelenmediğini, milyarlarca liralık çıkışların hangi hesaplara aktarıldığının araştırılıp araştırılmadığını sordu. Arıkan, yeni bir fon krizinin yaşanmayacağına ilişkin güvence verilmesini istedi.

İktidarın yönetim anlayışını da eleştiren Arıkan, “AK Parti’nin yönetim anlayışı 3F’den mi ibaret? Fon, faiz, fırsat!” dedi. Üretimin riskinin vatandaşa, finansal getirinin ise belirli kesimlere bırakıldığı bir anlayışla ülkenin kalkınamayacağını savunan Arıkan, Türkiye’nin geleceğinin bu anlayışa teslim edilemeyeceğini söyledi.

“Hâkim ve savcı olmak için hukuk mu, doğru kişiyi bilmek mi gerekiyor?”

Adalet Bakanlığının ev sahipliğinde düzenlenen Uluslararası Adalet Zirvesi’nde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yaptığı konuşmaya da değinen Arıkan, Türkiye’nin uluslararası endekslerdeki sıralamalarını gündeme getirdi.

Arıkan, Türkiye’nin 2025 Hukukun Üstünlüğü Endeksi’nde 143 ülke arasında 118’inci, 2025 Yolsuzluk Algı Endeksi’nde 182 ülke arasında 124’üncü, 2026 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde ise 180 ülke arasında 163’üncü sırada bulunduğunu belirtti. Bu tablo karşısında iktidarın adalet söylemini eleştiren Arıkan, “İktidar, hukukta 118’inci, özgürlükte 163’üncü sırada… Ama adalet konuşulacağı zaman kürsüde en önde” diye konuştu.

Ankara 2 No’lu Baro Başkanı’nın televizyon ekranlarında yaptığı, referans oldukları ve bakanlıklarla görüştükleri için 70 avukatın hâkim ve savcı olduğunu belirten açıklamalarına da tepki gösteren Arıkan, hukuk fakültesi mezunlarının atamalarda adalet beklediğini, buna karşın ayrıcalıkların övüldüğünü söyledi.

Adalet Bakanlığına çağrıda bulunan Arıkan, “Bu ayrıcalığı kim, hangi yetkiyle tanıdı? Hâkim ve savcı olmak için hukuk mu bilmek gerekiyor, yoksa doğru kişiyi mi bilmek gerekiyor?” diye sordu. Arıkan, atama süreçlerinin nasıl işlediğinin kamuoyuna açıklanmasını istedi.

“Emekli maaşını TÜİK’e göre alıyor, alışverişini market fiyatlarına göre yapıyor”

Ekonomik sorunlara ve gıda fiyatlarındaki artışa da değinen Arıkan, Türkiye’nin dünya genelinde gıda enflasyonu sıralamasında beşinci sıraya gerilemesinin vatandaşın mutfak masraflarını azaltmadığını söyledi. Bu gerilemenin Türkiye’deki ekonomik koşullardan ziyade Suriye’deki yüksek enflasyonla ilişkili olduğunu savunan Arıkan, TÜİK’in yıllık gıda enflasyonunu yüzde 27,62 olarak açıkladığını hatırlattı.

Market fiyatlarındaki artışın açıklanan enflasyon oranının neredeyse üç katına ulaştığını öne süren Arıkan, vatandaşın yaşadığı geçim sıkıntısına şu sözlerle dikkat çekti:

“Emekli maaşını TÜİK’in rakamlarına göre alıyor ama alışverişini marketin fiyatlarına göre yapıyor. Çok laf söylemeye gerek yok. İşte Türkiye’deki geçim krizinin özeti budur.”

Mekke Ortak Savunma Anlaşması için şeffaflık çağrısı

Arıkan, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması hakkında da değerlendirmelerde bulundu. Anlaşmanın savunma amaçlı olduğu ve Yemen’e yönelik bir saldırı harekâtı düzenlenmeyeceği yönündeki açıklamaların önemli güvenceler olduğunu belirten Arıkan, devletlerin geleceğini ilgilendiren kararların yalnızca sözlü açıklamalarla güvence altına alınamayacağını söyledi.

Anlaşmanın arkasında ABD’nin bölgesel hesaplarının bulunup bulunmadığını sorgulayan Arıkan, Washington’da planlananlarla kamuoyuna anlatılanların ne ölçüde örtüştüğünün açıklığa kavuşturulmasını istedi. ABD Başkanı Donald Trump’ın Türkiye ve Türk Silahlı Kuvvetleri hakkındaki açıklamalarına karşı hükümetin sessizliğini de eleştiren Arıkan, askerlerin belirsiz hedefler ve sınırları belirlenmemiş taahhütlerle karşı karşıya bırakılmaması gerektiğini vurguladı.

Arıkan, anlaşma kapsamında atılan adımların amaç, kapsam ve sınırlarının açıkça ortaya konulmasını ve Meclis’te atılan imzaların kamuoyundan saklanmamasını istedi.

Yemen’deki Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarına da değinen Arıkan, Türkiye’nin öncülüğünde Ankara’da bir “Yemen Diyalog Masası” kurulmasını önerdi.

Türkiye’nin diplomatik birikimi ve bölgesel ilişkilerinin bu süreçte önemli bir rol üstlenebileceğini belirten Arıkan, ülkenin Yemen’de arabuluculuk sorumluluğunu üstlenmesi gerektiğini ifade etti.

Paylaşın

Halk TV’ye Kayyum Atandı: Siyasi Liderlerden Karara Tepki

Halk TV’nin yönetimi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna (TMSF) devredildi ve kanalın yayınları durduruldu. Muhalefet temsilcileri kararı basın özgürlüğüne ve halkın haber alma hakkına müdahale olarak değerlendirdi.

Halk TV’ye sabah saatlerinde düzenlenen operasyonun ardından kayyum atandı. Kanalın İstanbul’daki merkez binasına giren polis ekipleri arama yaparken, çalışanların binaya girişine izin verilmedi ve yayın akışı durduruldu.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü soruşturma kapsamında alınan karar, siyaset dünyasında ve basın çevrelerinde geniş yankı uyandırdı.

Soruşturmanın, Halk TV Yönetim Kurulu Başkanı Cafer Mahiroğlu ile bağlantılı şirketlere yönelik olduğu bildirildi.

Başsavcılık, Mahiroğlu hakkında rüşvet, ihaleye fesat karıştırma ve suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama iddiaları kapsamında işlem başlatıldığını açıkladı. Soruşturma çerçevesinde 17 kişi hakkında gözaltı kararı verildiği, bunlardan 11’inin gözaltına alındığı aktarıldı.

Halk TV Yönetim Kurulu Başkanı Cafer Mahiroğlu, yayınların kontrolünün kendilerinde olmadığını belirterek yaşananları halkın haber alma hakkına yönelik siyasi saiklerle gerçekleştirilen bir müdahale olarak değerlendirdi. Hakkındaki suçlamaları reddeden Mahiroğlu, kanalın yeniden kendi yönetimlerine geçmesi için mücadele edeceklerini ifade etti.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Halk TV’ye kayyum atanmasına tepki göstererek kararı eleştirdi. Özel, sabah saatlerinde bir televizyon kanalına polis operasyonu düzenlenmesini ve kayyum atanmasını kabul edilemez bulduğunu belirtti. Özel, iktidarın daha önce belediyelere kayyum atadığını, şimdi ise milyonlarca kişinin izlediği bir televizyon kanalının yönetimine müdahale edildiğini savundu.

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, Halk TV’ye kayyum atanmasının basın özgürlüğü ve halkın haber alma hakkı açısından ciddi bir sorun oluşturduğunu ifade etti. Yavaş, basının özgür olmasının yalnızca gazeteciler için değil, toplumun doğru bilgiye ulaşabilmesi bakımından da önemli olduğunu vurguladı.

Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, kanalın yayınlarının durdurulmasını ve yönetimine kayyum atanmasını halkın haber alma hakkına yönelik bir müdahale olarak nitelendirdi. Baş, açıklamasında halkın iradesinin ve sesinin engellenemeyeceğini dile getirdi.

DEM Parti Mersin Milletvekili Perihan Koca da kayyum kararının basın özgürlüğünü hedef aldığını savunarak kamuoyuna dayanışma çağrısında bulundu.

Paylaşın

Tarımda Üretici Enflasyonu Yüzde 12,93

Tarımda üretici fiyatları, eylül ayında bir önceki aya göre yüzde 1,99 gerilerken geçen yılın aynı ayına göre yüzde 12,93, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 7,03, on iki aylık ortalamalara göre ise yüzde 30,64 artış gösterdi.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Eylül 2026 dönemine ilişkin Tarım Ürünleri Üretici Fiyat Endeksi (Tarım-ÜFE) verilerini açıkladı.

Buna göre tarımda üretici fiyatları, eylül ayında bir önceki aya göre yüzde 1,99 gerilerken geçen yılın aynı ayına göre yüzde 12,93 arttı. Tarım-ÜFE, 2026 yılı eylül ayında bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 7,03, on iki aylık ortalamalara göre ise yüzde 30,64 artış gösterdi.

Eylül ayında tarım ve avcılık ürünleri ile ilgili hizmetlerde fiyatlar bir önceki aya göre yüzde 1,66 azalırken ormancılık ürünleri ve ilgili hizmetlerde yüzde 2,75, balık ve diğer balıkçılık ürünleri, su ürünleri ve balıkçılığa destekleyici hizmetlerde ise yüzde 9,93 düşüş kaydedildi.

Ana gruplar içinde tek yıllık bitkisel ürünlerde yüzde 0,03, canlı hayvanlar ve hayvansal ürünlerde yüzde 1 artış gerçekleşti. Çok yıllık bitkisel ürünlerde ise fiyatlar yüzde 8,37 geriledi.

Alt gruplar incelendiğinde, yıllık bazda en yüksek fiyat artışı yüzde 61,07 ile sebze ve kavun-karpuz, kök ve yumrular grubunda görüldü. Aylık bazda en yüksek fiyat düşüşü ise yüzde 14,69 ile tropikal ve subtropikal meyvelerde gerçekleşti.

Paylaşın

Şampiyonlar Ligi: Galatasaray, Barcelona’ya 4-1 Kaybetti

Galatasaray, UEFA Şampiyonlar Ligi, lig aşamasının ikinci haftasında Ali Sami Yen Stadyumu’nda konuk ettiği İspanya ekibi Barcelona’ya 4-1’lik skorla mağlup oldu.

UEFA Şampiyonlar Ligi 2026-2027 sezonunun lig aşamasının ikinci haftasında Galatasaray, Ali Sami Yen Stadyumu’nda Barcelona’yı konuk etti. Karşılaşmayı 4-1 kazanan Barcelona, organizasyondaki ikinci galibiyetini alarak puanını 6’ya yükseltti. Galatasaray ise ikinci maçının ardından puanla tanışamadı.

Karşılaşmanın 28. dakikasında Aleksey Batrakov’un golüyle Galatasaray 1-0 öne geçti. Barcelona, 43. dakikada João Cancelo’nun golüyle skora denge getirdi ve ilk yarı 1-1 tamamlandı.

İkinci yarıya hızlı başlayan Barcelona, 50. dakikada Fermín López’in, 53. dakikada Anthony Gordon’un golleriyle skoru 3-1’e taşıdı. Konuk ekipte Karim Adeyemi, 65. dakikada attığı golle maçın sonucunu belirledi: 1-4.

Galatasaray, Şampiyonlar Ligi’nin üçüncü haftasında 21 Ekim’de Lille deplasmanına çıkacak. Barcelona ise bir sonraki Avrupa maçında Paris Saint-Germain ile karşılaşacak.

Okan Buruk: Çok iyi bir takıma karşı oynadık

Karşılaşmanın ardından açıklamalarda bulunan Galatasaray Teknik Direktörü Okan Buruk, rakip takımın kadro kalitesine ve oyuncularının birlikte oynama alışkanlığına dikkat çekti.

Buruk, “Çok iyi bir takıma karşı oynadık. İlk 11’deki 8 oyuncusu şampiyon olan İspanya’nın oyuncusu. Gerçekten birbirini ezberlemiş, makineleşmiş oyuncular. Kolay değil.” ifadelerini kullandı.

Buruk, Galatasaray’ın karşılaşmanın belirli bölümlerinde ortaya koyduğu oyuna da değindi. Tecrübeli teknik adam, takımının performansından söz ederken Avrupa futbolunda daha iyi sonuçlar alınabileceğini ve RAMS Park’taki atmosferin Şampiyonlar Ligi düzeyinde olduğunu belirtti.

Hansi Flick: İkinci yarı harikaydı

Barcelona Teknik Direktörü Hansi Flick de karşılaşmanın ardından düzenlenen basın toplantısında takımının performansını değerlendirdi. İlk yarıda bazı hatalar yaptıklarını belirten Alman teknik adam, ikinci yarıda oyunun kontrolünü ele geçirdiklerini söyledi.

Flick, “Bence ilk yarıda da iyi oynadık. Rakibimiz bir atak yaptı ve golü buldu. Elbette daha iyi olmamız gerekiyor ancak bu stadyumda oynamak kolay değildi. Sonuçtan çok memnunum.” dedi.

Takımının ikinci yarıdaki performansına ilişkin konuşan Flick, “İkinci yarıda maçı domine etmeyi başardık. Lamine Yamal da çok iyi bir maç çıkardı. İkinci yarıdaki performansımız harikaydı, inanılmazdı. Elbette daha iyi olmamız gerektiğinin farkındayız. Maçlarımızı analiz etmeliyiz ancak bugün takımımla gerçekten gurur duyuyorum.” ifadelerini kullandı.

Lamine Yamal’ın performansına da değinen Flick, genç oyuncunun gol atamamasına rağmen takımın hücum organizasyonlarında önemli rol oynadığını belirtti. Yamal’ın kendileri için çok önemli bir futbolcu olduğunu söyleyen teknik direktör, oyuncusunun takımında bulunmasından duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Sezon hedeflerine ilişkin değerlendirmesinde ise Flick, Barcelona’nın daha büyük hedefleri bulunduğunu vurgulayarak şampiyonluk kazanmak istediklerini ifade etti.

Paylaşın

Özel’den İktidara Yemen Ve Fon Skandalı Tepkisi

YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada dış politika, fon skandalı, Fatma Betül Sayan Kaya’nın ifade süreci, İBB davası ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın AK Parti’ye katılmasıyla ilgili değerlendirmelerde bulundu.

Özel, Türkiye’nin Yemen’deki olası bir çatışmanın tarafı hâline getirilmesine karşı çıkarken, fon skandalıyla ilgili sorumluların açıklanmasını ve İBB davasında adil yargılanma hakkının korunmasını istedi.

Konuşmasında dış politikaya ilişkin eleştirilerini dile getiren Özel, Türk askerinin Yemen’e gönderilmesine yönelik olası girişimlerin Türkiye’nin ulusal çıkarlarına hizmet etmediğini savundu. Böyle bir adımın ABD Başkanı Donald Trump’ın planları doğrultusunda atılacağını öne süren Özel, bunun ABD ve İsrail’in çıkarlarına hizmet edeceğini ifade etti.

Türkiye’nin Yemen konusunda kendi planı ve programı bulunmadığını söyleyen Özel, yurt dışına asker gönderilmesi konusunda Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin yetkisinin göz ardı edilemeyeceğini belirtti. Uluslararası anlaşmaların anayasal usullere uygun biçimde yürürlüğe girmesi gerektiğini vurgulayan Özel, Türkiye’nin herhangi bir savaşın tarafı hâline getirilmemesi çağrısında bulundu.

Dış politikanın kişisel ilişkilere ve siyasi pazarlıklara göre yürütülemeyeceğini dile getiren Özel, “Kendine ait bir planı olmayan, başkasının planının parçasıdır” dedi. Özel, Türk askerinin başka ülkelerin çıkarları doğrultusunda kullanılmasına karşı mücadele edeceklerini kaydetti.

“Milyonlarca kişi mağdur oldu”

Özel’in gündemindeki bir diğer konu, fon skandalı ve yatırımcıların yaşadığı mağduriyetler oldu. Yaşananları “asrın soygunu” olarak nitelendiren Özel, vatandaşların devlete emanet ettiği yatırımların zarar gördüğünü savundu.

Skandaldan 455 bin yatırımcının doğrudan, toplamda ise milyonlarca kişinin etkilendiğini ileri süren Özel, mağduriyetin aileler de hesaba katıldığında çok daha geniş bir kesime yayıldığını söyledi.

Fon şirketlerinin yönetiminde ve ilgili düzenleyici kurumlarda görev yapan bazı isimlerin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından atandığını belirten Özel, yönetim kademelerinde büyükelçilerden eski milletvekillerine, Cumhurbaşkanı başdanışmanlarından çeşitli kurul üyelerine kadar farklı isimlerin bulunduğunu ifade etti.

Özel, yaşananlardan siyasi iktidarın sorumlu olduğunu savunarak, “Eğer Erdoğan, atayan AK Partili, atanan AK Partili, soyan AK Partili, soyulan, dolandırılan AK Partili” sözleriyle iktidara tepki gösterdi.

Özel, Fatma Betül Sayan Kaya’nın ifade verme sürecine ilişkin haberlerin kamuoyuna yansıma biçimini de eleştirdi. Soruşturma süreçlerinde bazı kişilerin özel hayatlarına ilişkin ayrıntıların basına servis edildiğini, buna karşın Kaya’nın ifade sürecinin şeffaf biçimde yürütülmediğini öne sürdü.

Kaya’nın nerede ifade verdiği, sürecin nasıl gerçekleştiği ve kendisine hangi soruların yöneltildiği konusunda kamuoyunun yeterli bilgiye sahip olmadığını savunan Özel, bu durumu hukuk önünde eşitlik ilkesi açısından değerlendirdi.

Özel, yaşananların iktidarın farklı kişilere farklı hukuk uyguladığı yönündeki eleştirilerini güçlendirdiğini ileri sürdü.

Özel, konuşmasında milletvekillerine de seslenerek fon skandalı ve ilgili iddialar hakkında ellerinde belge veya bilgi bulunanların bunları kamuoyuyla paylaşmasını istedi. İddiaların doğruluğunun ortaya çıkarılması için somut bilgilerin açıklanması gerektiğini belirten Özel, sorumluların kendi hazırladıkları listeleri kamuoyuna duyurmaları çağrısında bulundu.

AK Parti’ye yönelik eleştirilerini sürdüren Özel, parti içindeki tartışmaların ve karşılıklı suçlamaların ardından muhalefete yöneltilen eleştirileri kabul etmediklerini söyledi. Özel, söz konusu iddiaların açıklığa kavuşturulması gerektiğini vurguladı.

İBB davası için adil yargılanma çağrısı

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun savunma sürecine de değinen Özel, vatandaşları İBB davasını tarafsız bir gözle takip etmeye davet etti. Çağrısının İmamoğlu’na siyasi destek verilmesinden ziyade adil yargılanma hakkının korunmasına yönelik olduğunu belirten Özel, savunma hakkının kısıtlanmaması gerektiğini söyledi.

Özel, İmamoğlu’nun savunmasının dinlenmesinin ve kamuoyunun bu savunmaya erişebilmesinin önemine işaret ederek, davaya ilişkin değerlendirmelerin peşin hükümler yerine tarafsız bir yaklaşımla yapılmasını istedi.

Mahkeme sürecine yönelik eleştirilerini dile getiren Özel, İmamoğlu’nun milletin vicdanında aklanacağına inandığını ifade etti. Özel, vatandaşların savunmayı dinlediklerinde İmamoğlu’nun masumiyetine ve haklılığına inanacaklarını düşündüğünü söyledi.

Cemil Tugay’ın AK Parti’ye katılmasına tepki

Özel, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın AK Parti’ye katılmasına da sert tepki gösterdi. Tugay’ın kendisini seçenlere ve siyasi yol arkadaşlarına ihanet ettiğini savunan Özel, bu kararın İzmir’de hayal kırıklığı yarattığını öne sürdü.

Siyasi geçişlerin yalnızca bugünün değil, geleceğin siyasi değerlendirmelerinin de konusu olacağını belirten Özel, CHP’nin zorlu koşullarda mücadele etmeyi sürdüreceğini söyledi. Özel, daha önce yaptığı konuşmalarda da iktidar yolunun kolay olmayacağını, mücadele ve fedakârlık gerektireceğini ifade ettiğini hatırlattı.

İzmir’de yaşanan gelişmelerin kent sakinlerinde yarattığı üzüntüyü anladığını belirten Özel, İzmir halkıyla aralarına kimsenin giremeyeceğini dile getirdi.

CHP içindeki tartışmalara sert sözlerle yanıt verdi

Cemil Tugay’ın aday gösterilmesi ve sonrasında yaşanan gelişmeler üzerinden kendisine yöneltilen eleştirilere de yanıt veren Özel, aday belirleme sürecinde sorumluluğu bulunan kişilerin bugün kendilerini eleştirmesini kabul etmediğini söyledi.

Özel, Tugay’ın adaylığına ilişkin kendi sorumluluğunu da sert ifadelerle değerlendirdi. Ancak geçmişte farklı adayların ve belediye yöneticilerinin siyasi tercihlerine ilişkin tartışmalarda bazı isimlerin sorumluluk üstlenmediğini savunarak, kendisine yöneltilen özeleştiri çağrılarına tepki gösterdi.

CHP içindeki bazı grupları iktidara teslim olmakla suçlayan Özel, partinin geleceğinin bu tür yaklaşımlara bırakılmayacağını söyledi.

Konuşmasının sonunda İzmir halkına seslenen Özel, kentte yaşanan gelişmeler nedeniyle üzüntü duyan vatandaşların yanında olduğunu belirtti. İzmir halkına karşı sorumluluklarını sürdüreceklerini ifade eden Özel, CHP’nin siyasi mücadelesinden geri adım atmayacağını vurguladı.

Paylaşın