Kamuda Tasarruf Paketi: Emekli Ve Memur Aylıklarında Kesinti Mi Yapılacak?

Türkiye ekonomisini yakından takip eden İngiliz Ekonomist Timothy Ash, Mehmet Şimşek’in açıkladığı kamuda tasarruf programına ilişkin, “Şimşek 100 milyar TL harcama kesintisi yapacağını duyurdu” dedi ve ekledi:

“Yatırımda yüzde 15 kesinti ve yeni işe alımlar, araba alımları ve kamu binası inşaatlarında 3 yıllık kısıtlama yapılacak. Ancak bunlar, kamu sektörü maaşları ve emekli maaşlarına gerçek kısıtlamalar getirilmeden enflasyonu düşürmek için yeterli mi?”

İngiliz ekonomist ve Bluebay Varlık Yönetimi Gelişen Piyasalar Kıdemli Stratejisti Timothy Ash, Mehmet Şimşek’in açıkladığı ‘Kamuda Tasarruf Paketi’ni değerlendirerek memur ve emeklileri tedirgin edecek bir açıklama yaptı.

Gazete Pencere’nin aktardığına göre; Ash, “Şimşek 100 milyar TL harcama kesintisi yapacağını duyurdu. Yatırımda yüzde 15 kesinti ve yeni işe alımlar, araba alımları ve kamu binası inşaatlarında 3 yıllık kısıtlama yapılacak. Ancak bunlar, kamu sektörü maaşları ve emekli maaşlarına gerçek kısıtlamalar getirilmeden enflasyonu düşürmek için yeterli mi?” ifadelerini kullandı.

Ash’e göre, emekli ve memurlara bırakın zammı, aylıklarında kesinti bile yapılmalı. Yoksa bu tasarruf tedbirleri kapsamında enflasyon düşmeyecek.

“Kamuda tasarruf paketi”

“Kamuda Tasarruf ve Verimlilik Paketi” adı verilen paket, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ile Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek tarafından kamuoyuyla paylaşıldı. Beştepe’deki basın toplantısında konuşan Yılmaz, “hazırlıkları son aşamaya gelen” genelge taslağının bu hafta içinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın onayına sunulacağını duyurdu.

Açıklanan paket, kamu yatırımlarında zorunlu hâller dışında yeni proje kabul edilmemesini içeriyor. Tasarruf paketi, temsil ve tanıtma ödeneklerinde de bu yıldan itibaren yüzde 25 kesinti yapılmasını öngörüyor.

Taşıtlar: Kamudaki taşıt sayısı ve kullanımına standartlar getirilmesini de hedefleyen pakette, “3 yıl süreyle yeni araç satın alma ve kiralama yapılmaması”, “bütçe dışı kaynaklardan taşıt kullanımının izne tabi tutulması ve kanunla izin verilenler hariç yabancı menşeili araç kullanımının yasaklanması”, “mevcut kiralık taşıt sözleşmelerinin yenilenmesinin izne tabi olması”, “ihtiyaç fazlası ve ekonomik ömrünü tamamlamış taşıtların tasfiyesi” ve “savunma ve güvenlik hariç, kamuda personel servisi hizmetinin toplu taşıma olan yerlerde kaldırılması” gibi tasarruf önlemleri bulunuyor.

Kamu binaları: Tasarruf paketinde kabu binalarına ilişkin harcamalar konusunda ise “deprem riski hariç, yeni hizmet binası alımının/ yapımının 3 yıl süreyle durdurulması”, “yeni bina kiralanmaması, mevcut kiralamaların bir takvimle sonlandırılması”, “doğal afet ve güvenlik hariç, yeni lojman ve sosyal tesis alımı/ yapımı ve kiralanmasının süresiz olarak yasaklanması” ve “savunma ve güvenlik hariç, mevcut sosyal tesislerin ekonomiye kazandırılması” dâhil çeşitli adımlar atılacağı ifade ediliyor.

Üç yıl boyunca kamuda yeni personel istihdamının emekli olanlarla sınırlandırılacağının duyurulduğu pakette, “kamuda esnek ve uzaktan çalışma modellerinin geliştirilmesi” yönündeki hedeften de bahsedilerek “home office” düzenine geçişe yönelik çalışmaların da sinyali veriliyor.

Enerji ve atık yönetimi: Hükümetin hazırladığı pakette, “sokak ve cadde ışıklandırmasında LED dönüşümünün hızlandırılması”, “kamu bina ve tesislerinde enerji verimliğini artıran uygulamalar geliştirilmesi, yenilenebilir enerji kaynaklarından faydalanılması” ve “ekonomik değeri olan atıkların, bedeli karşılığında her yıl değerlendirilmesinin zorunlu hâle getirilmesi” gibi tasarruflar da yer alıyor.

Hizmet içi eğitim ve yurt dışı geçici görevler konusunda alınacak tasarruf tedbirleri arasında ise “hizmet içi eğitim, toplantı vb. faaliyetlerin kamu tesislerinde yapılması”, “yurt dışı geçici görevlerin sınırlandırılması, görevlendirmelerin asgari seviyede tutulması” ve “yurt dışı geçici görev harcamalarının bütçe başlangıç ödeneğini aşmaması, bu harcama kalemine ödenek aktarımının yasaklanması” bulunuyor.

Uluslararası toplantılar ve milli bayramlar hariç; gezi, kokteyl, yemek vb. faaliyet düzenlenmeyeceğinin belirtildiği pakette, “ajanda, takvim, plaket, eşantiyon türü hediyelerin verilmesinin” yasaklanacağı ve “zorunlu hâller hariç, demirbaş alımlarının üç yıl süreyle durdurulacağı” ifade ediliyor.

Haberleşme ve iletişim giderlerine ilişkin tedbirler arasında “e-yazışma sistemine geçişin tamamlanması”, “tebligatlarda elektronik tebligat sistemleri kullanılması”, “kurumsal arşivlerin elektronik ortama taşınması” ve “yayın, rapor vb. tanıtım amaçlı doküman basımının yapılmaması” yer alıyor.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, açıklanan paketle ilgili olarak “Kamunun tasarruf yapması, verimliliği artırması, daha az bütçe açığına, daha az kamu borçlanmasına ve faiz yüküne, daha az cari açığa yol açacaktır” değerlendirmesinde bulundu.

Yılmaz, “Kanuni düzenleme gerektiren hususlarda parti farkı gözetmeksizin tüm grupların desteğini beklediğimizi özellikle ifade etmek istiyorum” diye ekledi.

Paylaşın

İstanbul’da Yaşayan Annelerin Gündemi Ekonomik Sorunlar

2023 yılının ilk üç ayında İstanbul’da yaşayan annelerin ev içi gündemi yüzde 52,2 ile ekonomik sorunlar ve yüzde 17,8 ile 31 Mart’ta yapılan yerel seçimler oldu.

Ekonomik sıkıntılar altında, İstanbul’da yaşayan annelerin yalnızca yüzde 39’u eğer isterse iki günde bir etli yemek yiyebileceğini, yüzde 33,6’sı yeni kıyafet alabileceğini, yüzde 30,7’si yılda bir haftalık tatil yapabileceğini düşünüyor.

İstanbul’da yaşayan annelerin yüzde 33,1’i çalışıyor, yüzde 66,9’u ise çalışmıyor. Çalışmayan annelerin yüzde 65,2’sinin çalışmama sebebi ev işleri ve bakım emeğiyken, diğer sebepler arasında iş bulamama (yüzde 5,6) ve aile izni olmaması (yüzde 1) bulunuyor.

İstanbul Planlama Ajansı (İPA) Başkanı Dr. Buğra Gökce, İPA’nın hazırladığı ‘İstanbul’da Anne Olmak’ raporunun ayrıntılarını paylaştı. Gökçe, İstanbul’da yaşayan annelerin temel gündeminin ekonomi olduğunu belirtti.

Gökce, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Annelerimizin hayatını kolaylaştırmak için yeni yatırımlar, yeni atılımlarla çalışmaya devam edeceğiz” dedi.

Gökce’nin açıklaması şöyle: İstanbul’da yaşayan annelerin gündemi ekonomi ipaistanbul tarafından yayınlanan “İstanbul’da Anne Olmak” raporuna göre:

Yılın ilk 3 ayında İstanbullu annelerin ev içi gündemi yüzde 52,2 ile ekonomik sorunlar ve yüzde 17,8 ile 31 Mart yerel seçimleri oldu.

Ekonomik sıkıntılar altında, İstanbullu annelerin yalnızca yüzde 39’u eğer isterse iki günde bir etli yemek yiyebileceğini, yüzde 33,6’sı yeni kıyafet alabileceğini, yüzde 30,7’si yılda bir haftalık tatil yapabileceğini düşünüyor.

İstanbullu annelerin yüzde 33,1’i çalışıyor, yüzde 66,9’u ise çalışmıyor. Çalışmayan annelerin yüzde 65,2’sinin çalışmama sebebi ev işleri ve bakım emeğiyken, diğer sebepler arasında iş bulamama ( yüzde 5,6) ve aile izni olmaması ( yüzde 1) bulunuyor.

İstanbul’da annelerin hayatını kolaylaştırmak ve annelere destek olmak için istanbulbld çok önemli adımlar attı:

İBB’nin “Yenidoğan Destek Paketi”nden 28.788 anne, “Yuvamız İstanbul Hizmeti”nden 10.000’den fazla anne ve “İstanbul Bebek Projesi”nden 5.713 anne faydalandı. Toplam 69.607 Anne-Bebek Destek Paketi, ihtiyaç sahibi ailelere ulaştırıldı.

Anne Kart uygulamasıyla 0-4 yaş çocuk anneleri, İstanbul’da ücretsiz toplu taşıma hakkı kazandı. Anne Kart uygulamasından yararlananların sayısı 650 bini aştı.

Günümüz ulaşım fiyatları üzerinden hesaplandığında geçtiğimiz 4 yılda Anne Kart sayesinde 3 Milyar 484 Milyon TL annelerimizin cebinde kaldı. Annelerimizin hayatını kolaylaştırmak için yeni yatırımlar, yeni atılımlarla çalışmaya devam edeceğiz.

Paylaşın

Ekonomistlerden Tasarruf Paketi Yorumu: İşe Yaramaz

İktisatçı Mahfi Eğilmez, Mehmet Şimşek’in açıkladığı kamuda tasarruf programına ilişkin yaptığı değerlendirmede, tasarruflar paketinin Saray harcamalarını kapsamadığı sürece işe yaramayacağını söyledi.

Haber Merkezi / Mahfi Eğilmez, “Kamu kesimi için hazırlanan tasarruf paketini hızlıca gözden geçirdim. Doğru önlemler var. Bununla birlikte tasarruf önlemleri saray harcamalarını, uçaklarını, konvoylarını, korumalarını kapsamadığı sürece fazlaca işe yaramaz. Koyanların uymadığı kurallara kimse uymaz” ifadelerini kullandı.

Ekonomim yazarı Şeref Oğuz, açıklanan tasarruf programının hüsran olduğunu belirterek, “Dağ fare doğurdu. Maliye Bakanı tasarruf paketini açıkladı, sonuç hüsran. Özetle tasarrufu; merkezi idare yerine yerel yönetimler, kamu yerin özel sektör, iktidar yerine vatandaş yapsın” dedi.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ve Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek kamuda tasarruf paketinin detayları için kameralar karşısına geçti.

Mehmet Şimşek, “Program çerçevesinin en önemli önceliği hayat pahalılığını bir sorun olmaktan çıkarmak. Paket ile dezenflasyon sürecine katkı sağlayacağız” dedi. Kamuda tasarruf tedbirlerinin üç ayağı olduğunu belirten Mehmet Şimşek, “Kamuda tasarruf, bütçede harcama disiplini, kamu yatırımları” ifadelerini kullandı.

İktisatçı Mahfi Eğilmez, tasarruflar paketinin Saray harcamalarını kapsamadığı sürece işe yaramayacağını belirtti. Eğilmez, “Kamu kesimi için hazırlanan tasarruf paketini hızlıca gözden geçirdim. Doğru önlemler var. Bununla birlikte tasarruf önlemleri saray harcamalarını, uçaklarını, konvoylarını, korumalarını kapsamadığı sürece fazlaca işe yaramaz. Koyanların uymadığı kurallara kimse uymaz” ifadelerini kullandı.

Ekonomim yazarı Şeref Oğuz, açıklanan tasarruf programının hüsran olduğunu belirterek, “Dağ fare doğurdu. Maliye Bakanı tasarruf paketini açıkladı, sonuç hüsran. Özetle tasarrufu; merkezi idare yerine yerel yönetimler, kamu yerin özel sektör, iktidar yerine vatandaş yapsın” dedi.

Ekonomist İris Cibre ise olmasın gerekenlerin tasarruf paketi diye açıklandığını ifade etti. Cibre, programın 3 yıl olarak belirlenmesinin sebebi olarak da seçimleri işaret etti.

İris Cibre, “Aslında, hep olması gerekeni, Tasarruf Paketi olarak açıkladılar. Olması gerekeni 3 yıl yani seçime kadar sürdürecekler. Kulağımıza fısıldanan 100 Milyar TL. Fakat, açıklanan bir rakam olmadı. Ne kadar tasarruf edilecek? Etkisi ne olacak? Bilmiyoruz” dedi.

TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Fatih Özatay, “Tasarruf tedbirleri açıklandı. Genellikle olumlu. Eksikler: Etkisi ne olacak? Bütçe açığını GSYH’ye oranla ne kadar düşürecek? (Belki ayrıntı sonradan gelecektir). Döviz cinsinden ya da kura endeksli gelir garantilerine ilişkin bir şey yok. Neden? Kamu personeli servisleri kaldırılıyor(sözleşmeler bitince). Lojmanlar azaltılıyor; kiraları artırılıyor. Memura yük” ifadelerini kullandı.

“Fakire yüklenmeye devam”

Vergi Uzmanı Ozan Bingöl, “Yanlış ekonomi politikalarının sonucunda KKM diye ortaya çıkarılan ucube bir sistemin iki yılda bu ülkeye maliyeti 1 trilyon 58 milyar 285 milyon liradır. Bu paraya vazgeçilen vergiler dahil değildir! Acaba sadece iki yılda oluşan bu zararı eşantiyonla, ajandayla, baskı ciltle, daha dün çerez parası diye nitelendirdiğiniz makam araçlarında yapılacak tasarrufla telafi etmeyi planlıyorsanız çok yanılıyorsunuz. Bütçeye verilen hasar sandığınızdan ve kamuoyuna yansıttığınızdan çok daha fazla!” dedi.

Ekonomi yazarı Seçluk Geçer, “Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in Kamuda Tasarruf paketinden anladığım… ZENGİNDEN KESEMİYORUZ FAKİRE YÜKLENMEYE DEVAM !!!” ifadelerini kullandı.

Ekonomist Dr. M. Murat Kubilay ise, “1- Hedeflere yönelik somut veri ve sayısal hedefler yok. 2- Kamu maliyesindeki son yıllardaki hızlı kötüleşmenin sorumlularından hesap sorma yok. 3- Programı açıklayan, milyarlarca dolar Hazine garantisinin verildiği dönemin maliye bakanı. 4- Kamuoyunda tepki gören ancak devlet bütçesine etkisi küçük olan taşıt ve kira giderleri ön planda. 5- İç ve dış olağanüstü şoklara karşı uygulanacak B planı yok. 6- Gelecekteki devasa sosyal güvenlik açığı üzerine ikna edici çalışma yok” dedi ve ekledi:

“7- Uzun vadeli ve TÜFE’ye endeksli tahvil stokunun yıpratıcı etkisine çözüm yok. 8- Kamu personel sayısı sınırlanıyor, en çok alım yapan AKP ve sağlık ile eğitimde açık büyük. 9- Paketin görünmeyen gücü ise bu eleştirileri işine gelmediği için yapmayan veya istese bile yapacak kapasitede olmayan, devlet ile hükumet ayrımının muğlaklaştığı bu dönemin PİYASA KANZİLERİ olacak. Bizi partizanlıkla suçlayıp 3 yıla enflasyon tek hane diye bağıracaklar. Hedef tutmadıklarında da Nureddin Nebati daha mı iyiydi diyecekler.”

Murat Muratoğlu ise hükümetin duyurduğu paketi “Normal bir ülkede olması gerekenleri ‘tasarruf’ diye böyle yuttururlar adama!” diyerek eleştirdi.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Yalçın Karatepe ise “Bilin bakalım ne yok? Kamu İhale Kanununu değiştirerek ihaleleri rekabetçi yapacak düzenleme yok, KÖİ kapsamında döviz üzerinden yapılan garanti ödemelerin indirilmesi yok…” dedi. CHP Genel Başkan Yardımcısı Özgür Karabat, “Enflasyonun sebebini vatandaşın tüketimi olarak gören Şimşek, bütçe açığının nedenini de memurlar olarak görüyor” diye konuştu.

Paylaşın

İYİ Parti’de İstifa Dalgası Devam Ediyor!

31 Mart’ta yapılan yerel seçimlere “hür ve müstakil” giren ve seçimlerde büyük bir hezimet yaşayan İYİ Parti’de İsmail Tatlıoğlu, partisinden istifa ettiğini duyurdu.

Haber Merkezi / İsmail Tatlıoğlu, istifa açıklamasında, “İlk günden itibaren onurla yer aldığım, heyecanla hizmet ettiğim bu siyasal süreci kendi açımdan sürdürülebilir bulmuyorum. Bu nedenle İYİ Parti mensubiyetimi sonlandırıyorum” ifadelerini kullandı.

Eski İYİ Parti TBMM (Türkiye Büyük Millet Meclisi) Grup Başkanı ve 27. Dönem Bursa Milletvekili İsmail Tatlıoğlu partisinden istifa etti.

İstifasına ilişkin yazılı bir açıklama yayımlayan Tatlıoğlu, “Gelinen noktanın önümüzdeki zaman diliminde daha doğru yorumlanacağını düşünüyorum. İlk günden itibaren onurla yer aldığım, heyecanla hizmet ettiğim bu siyasal süreci kendi açımdan sürdürülebilir bulmuyorum. Bu nedenle İYİ Parti mensubiyetimi sonlandırıyorum” dedi.

Tatlıoğlu’nun açıklaması şöyle: “İYİ Parti’nin kuruluş ve parlamentoya taşınma süreci, milletimizin demokrasi arzusunun parlak bir yansımasıdır. Demokratik siyasi birikimimize ciddi bir katkıda bulunulmuş, çok ayrıcalıklı bir not düşülmüştür. En başından itibaren ülkesi için bir umut inşa etmek, yeni bir hikaye yazmak amacıyla ileriye çıkmış cesur insanları saygı ve hürmetle selamlıyorum.

Gelinen noktanın önümüzdeki zaman diliminde daha doğru yorumlanacağını düşünüyorum. İlk günden itibaren onurla yer aldığım, heyecanla hizmet ettiğim bu siyasal süreci kendi açımdan sürdürülebilir bulmuyorum. Bu nedenle İYİ Parti mensubiyetimi sonlandırıyorum. (Kongre hassasiyeti nedeniyle ertelenmiş bir karardır). Devam eden arkadaşlara başarılar diliyorum. Bu vesileyle, başta Kurucu Genel Başkan olmak üzere, ayrılan veya devam eden, birlikte yürüdüğümüz, birlikte çalıştığımız bütün arkadaşlarıma ayrı ayrı teşekkür ediyorum.”

Paylaşın

2023 Yılında 6 Milyon 379 Bin Tapu Haczedildi

Giderek derinleşen ekonomik kriz, yurttaş için artık katlanılamaz hal alırken, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü’nün verilerine göre, 2023’te tapulara yönelik 6 milyon 379 bin e-haciz işlemi uygulandı.

2020 yılında tapular üzerinde toplam 3 milyon 737 bin 827 adet haciz tesisi gerçekleştirilirken bu sayı 2021 yılında yüzde 45 artarak 5 milyon 431 bin 29’a ulaştı. 2022 yılında tapular üzerinde uygulanan e-haciz sayısı ise 5 milyon 572 bin 805 olarak kayıtlara geçti.

Giderek derinleşen ve milyonlarca kişiyi yoksulluğa mahkûm eden ekonomik kriz, yurttaş için artık katlanılamaz hal aldı. Borcunu ödeyemeyen yurttaş sayısı Türkiye’deki ekonomik krizin yakıcı etkisini gözler önüne sererken Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü’nün verileri ise korkunç tabloya ayna tuttu.

Birgün’den Mustafa Bildircin‘in haberine göre 2023 yılında tapular üzerinde uygulanan e-haciz sayısının 6 milyonu aştığı öğrenildi.

Müdürlüğün, 2020, 2021, 2022 ve 2023 yıllarına yönelik e-haciz verileri ise dikkati çekti. Resmi verilere göre, 2020 yılında tapular üzerinde toplam 3 milyon 737 bin 827 adet haciz tesisi gerçekleştirilirken bu sayı 2021 yılında yüzde 45 artarak 5 milyon 431 bin 29’a ulaştı. 2022 yılında tapular üzerinde uygulanan e-haciz sayısı ise 5 milyon 572 bin 805 olarak kayıtlara geçti.

Paylaşın

Kamuda Tasarruf Paketinde Neler Var? Bakan Şimşek Açıkladı

Kamuda tasarruf paketinin detayları için kameralar karşısına geçen Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, “Program çerçevesinin en önemli önceliği hayat pahalılığını bir sorun olmaktan çıkarmak. Paket ile dezenflasyon sürecine katkı sağlayacağız” dedi.

Kamuda tasarruf tedbirlerinin üç ayağı olduğunu belirten Mehmet Şimşek, “Kamuda tasarruf, bütçede harcama disiplini, kamu yatırımları” ifadelerini kullandı:

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ve Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek kamuda tasarruf paketinin detayları için kameralar karşısına geçti.

Gazete Duvar’ın aktardığına göre; Cevdet Yılmaz, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen toplantıda, “Son dönemlerde yaşanan gelişmeler bu alanda daha geniş bir çerçevede ve daha güçlü adımlar atma ihtiyacını ortaya çıkarmıştır. Kamunun tasarruf yapması ve verimliliği artırması daha az bütçe açığına, daha az kamu borçlanmasına ve faiz yüküne, makro tasarruf oranımızın artmasına ve daha az cari açığa yol açacaktır. Talep yönlü katkısının yanı sıra, bitme aşamasına yakın projelere, sulama ve rekabet gücünü artırıcı altyapılara yoğunlaşan kamu yatırımları arz yönlü artışla da enflasyon ile mücadelemizi güçlendirici etkide bulunacaktır” ifadelerini kullandı.

Orta vadeli programın enflasyonu düşürmeye yönelik politikalarının belirgin sonuçlarını bu yılın ikinci yarısında görmeye başlayacaklarını söyleyen Yılmaz, “Gelecek yıl yüzde yirminin altında, 2026 yılında ise tek haneli enflasyona ulaşmaya kararlıyız. Geçmişte başardık, yine başaracağız. Bunu sağlarken büyümeyi, istihdamı ve sosyal dengeleri azami oranda gözetmeye devam edeceğiz. Amacımız, istikrar içinde büyümek ve kalıcı sosyal refah artışı sağlamaktır. Bu paket ve izleyen diğer çalışmalarımızla geçen yıl olduğu gibi bu yıl da bütçe açığının milli gelire oranını başlangıçta öngörülenin altında gerçekleştirmeyi planlıyoruz” dedi.

“Kamuda tasarruf tedbirlerinin üç ayağı var”

Yılmaz’ın ardından Bakan Mehmet Şimşek konuşmayı devraldı. Şimşek, en önemli önceliklerinin hayat pahalılığını bir sorun olmaktan çıkarmak olduğunu söyleyerek, “Yani enflasyonu düşük tek haneli rakamlara indirmek. Enflasyonla mücadelede tabii ki çalışmalar uyum içerisinde yürütülüyor. Bugün açıklayacağımız paketle ve yakında açıklayacağımız ilave tedbirlerle dezenflasyon sürecine katkıda bulunacağız. Paketi bu perspektifle hazırladık. AK Parti hükümetlerinin en önemli özelliklerinden biri mali disiplindir. 20 yıllık performansa baktığınız zaman bunu göreceksiniz. Bu bizim ilk tasarruf paketimiz değil, son paket de olmayacak. Önümüzdeki dönemde birçok adım atacağız. 3 önemli husus var. OVP’ye uygun olarak verimi artırmayı amaçlayarak tasarruf yapmayı amaçlıyoruz. Güçlü bir izleme ve raporlama olacak. Sonuncu olarak tüm kurumları kapsayacak” ifadelerini kullandı.

3 önemli husus olduğunu belirten Şimşek, “OVP’ye uygun olarak verimi artırmayı amaçlayarak tasarruf yapmayı amaçlıyoruz. Güçlü bir izleme ve raporlama olacak. Sonuncu olarak tüm kurumları kapsayacak. Ekonomik temelleri sağlamlaştırmak istiyoruz. Programı sağlamlaştırıyoruz. Tasarruf üzerinden dezenflasyona destek vereceğiz. Ambulans, savunma ve güvenlik gibi alanlardaki zorunlu ihtiyaçlar hariç, kamuda yeni araç satın almayı ve kiralamayı 3 yıl durduruyoruz. İhtiyaç fazlası ve ekonomik ömrünü tamamlamış taşıtlar tasfiye edilecek. Savunma ve güvenlik hariç, kamuda personel servisi hizmetinin toplu taşımı olan yerlerde kaldırılacak. Bütçe dışı kaynaklardan taşıt kullanımını da sıkı kurallara tabi tutulacak. Kanunla izin verilenler hariç yabancı menşeili araç kullanımı yasaklanacak” dedi.

3 yıl süreyle yeni hizmet binası alımı ve yapımının durdurulacağını belirten Şimşek, “Yeni bina kiralanmayacak. Yeni lojman ve sosyal tesis alımı/yapımı yasaklanacak. Mevcut tesisler ekonomiye kazandırılacak” diye konuştu.

Kamudaki personel sayılarına ilişkin de konuşan Şimşek, “3 yıl boyunca emekli olanlar kadar kamuya yeni personel alınacak. Destek personeli sayısı azaltılacak. Esnek ve uzaktan çalışma modelleri geliştirilecek. Kamu çalışanlarının yönetim kurulu ücretlerine sınırlama getiriyoruz. Sadece bir yerden yönetim kurulu ücreti alınabilecek, ücretlere üst sınır getireceğiz” ifadelerini kullandı.

Bakanlıkların yurtdışı teşkilatlarının gözden geçirileceğini ifade eden Şimşek, “Tüm taşra teşkilatı etkinlik esasıyla gözden geçirilecek. Hizmet içi eğitim, toplantı vb faaliyetler kamu tesislerinde yapılacak. Yurt dışı geçici görevler sınırlandırılacak. Bu kaleme başka ödeneklerden aktarım yapılamayacak. Sokak ve cadde ışıklandırılmasında LED dönüşümü hızlandırılacak. Kamu binalarında enerji verimliliği artırılacak. E-yazışma sistemine geçiş tamamlanacak. Tebligatlarda elektronik sisteme geçilecek. Kurumsal arşivler elektronik ortama taşınacak. Yayın, rapor vb. tanıtım amaçlı dokümanlar basılmayacak” diyerek tasarruf başlıklarının açıklanmasına devam etti.

“Temsil ve tanıtma ödeneklerinde yüzde 25 kesinti yapılacak. Uluslararası toplantılar ve milli bayramlar hariç; gezi, kokteyl, yemek vb faaliyet düzenlenmeyecek. Eşantiyon hediyeler yasaklanacak. Demirbaş alımları 3 yıl süreyle durdurulacak. Mal ve hizmet alım ödeneklerinde yüzde 10 kesinti, yatırım ödeneklerinde yüzde 15 kesinti uygulanacak. Tek seferlik gelire dayalı kalıcı harcama programları başlatılamayacak. Verimsiz harcamalara son verilecek. Kamu yatırımlarında önceliklendirmeye gidilecek. Fiziki ilerlemesi yüzde 75’in üzerinde olan yatırım projeleri, deprem riski olan projeler, deprem bölgesinde planlanan projeler, gıda arzını artıran projeler, yeşil ve dijital dönüşüm ile OSB liman-demiryolu bağlantı projeleri önceliklendirilecek. Zorunlu haller dışında yeni proje olmayacak.”

“Tasarruf paketinin izlenmesi Hazine ve Maliye Bakanlığı ile idareler tarafından sağlanacak. İstisnasız tüm kamu personelleri uymak zorunda. İzleme, denetim, raporlama ve yaptırım yapılacak. İdari yaptırım ve para cezası uygulanacak.”

Geçtiğimiz hafta Kabine Toplantısı sonrasında açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da kamuda ciddi bir tasarruf adımı atılacağını belirtmişti. Erdoğan kamuda tasarrufa ilişkin “Enerji faturamız büyümemize paralel olarak kabarıyor. Üretim, yeni pazarlara ihraç ederek, içeride tasarruf kültürünü yaygınlaştırmamız gerekiyor. Daha az kaynak kullanarak daha büyük etki oluşturacak projelere ağırlık vereceğiz. Buna kamu olarak inşallah biz öncülük ve rehberlik edeceğiz” demişti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan “Kamuda taşıtlar, binalar, haberleşme giderleri, cari harcamalar, hizmet içi eğitim, yurt dışı seyahat, kamu istihdamı gibi alanda tasarruf kültürünü güçlendirecek adımlar atacağız. Hem vatandaşlarımıza sunulan hizmetlerin kalitesini artıracağız. Ekonomi yönetimimizi bu konuda gerekli çalışmaları tekemmül ettirmek için talimatlandırdım” diye eklemişti.

Paylaşın

159 Kişiden ‘Kobani Davası’ Açıklaması: Tutuklular Derhal Serbest Bırakılmalı

Aralarında akademisyen, yazar, milletvekili ve hukukçuların yer aldığı 159 kişi, dört yıldır devam eden ve 16 Mayıs’ta görülecek duruşmasında kararın açıklanması beklenen Kobani Davası’na ilişkin ortak bir açıklama yayınladı.

Haber Merkezi / Tutukluların derhal serbest bırakılması gerektiği belirtilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

“Yerel seçim sonuçları, toplumun talebi olan siyasî yumuşama, barış ve huzur beklentisini güçlendirdi. Bu beklenti ve umudun gerçekleşmesinin ön koşulu, yargının siyasal otoritenin emrinden çıkıp Anayasa’nın hukuk devleti ilkesi uyarınca adalet dağıtan bağımsız bir kuruma dönüşmesidir.

Bu bağlamda, ülkenin geleceğini etkileyecek bir kararın eşiğindeyiz. Önümüzdeki günlerde görülecek Kobane Davası’nda çıkacak karar, gerek iç gerekse barış ve demokrasiden yana dış kamuoyunda, iktidarın bağımsız yargı ilkesine saygı duyup duymayacağının göstergesi olacaktır. Çünkü bu dava, Gezi Davası örneğinde de olduğu gibi, yargının siyasal araç olarak kullanıldığı davaların kilit noktasıdır. Bu yönüyle sadece DEM Parti ve bölge halkı için değil, ülkemizin geleceği açısından da kritik bir öneme sahiptir.

Kobane davasında çıkacak karar ülkede hukuksuzluğun sona ereceğinin, yargının bağımsızlığına kavuşacağının işaret fişeği olmalıdır. Kobane ve benzer muvazaalı davalar hukukun gereklerine uygun olarak sonuçlandırılmalıdır. Başta, hiçbir nesnel delile dayanmayan Gezi Davası mahkûmiyetleri olmak üzere hukuk alanında siyasî saiklerle yaratılan bütün mağduriyetler giderilmelidir.

Yapılması gereken açıktır: Taraf devletlerin bütün organları için bağlayıcı olan AİHM kararları ve uygulamadan sorumlu Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin Demirtaş ve diğer tutukluların vakit geçirmeden serbest bırakılması kararı gereğince, Kobane tutukluları derhal serbest bırakılmalıdır. Hükümet ve yargının Bakanlar Komitesi’nin kararını dikkate alması Avrupa Konseyi üyeliğinin getirdiği bir yükümlülüktür.

Gerilim siyasetinin, adaletsizliğin, hukuksuzluğun topluma huzur ve güven sağlamadığını, kitlelerden de onay almadığını son siyasal gelişmeler göstermiştir. Kobane Davası kararının hukuk devletinin inşasına ve toplumsal barışa vesile olmasını diliyor, bekliyoruz.”

İmzacılar

Abdulhakim Daş-Doğu Güneydoğu Dernekleri Plt. Bşk., Abdullah Keskin-Yayıncı., Abdullah Öncel-Urfa Baro Başkanı., Abdülbaki Erdoğmuş-İlahiyatçı, 21. Dönem Milletvekili., Adnan Özyalçıner-TYS başkanı, Yazar., Ahmet Aykaç-Prof. Dr., Ahmet Çakmak-Prof. Dr., Ahmet Dindar-Avukat., Ahmet Özdemir Aktan-Prof. Dr., Akın Atalay-Avukat., Alev Er-Gazeteci, Çevirmen., Ali Bayramoğlu-Gazeteci, Yazar., Ali Bilge-İktisatçı., Ali Haydar Konca-Avrupa Birliği eski Bakanı., Ali Yaycıoğlu-Prof. Dr., Altay Öktem-Yazar., Arlin Çiçekci-Yazar., Arzu Başaran-Ressam., Atilla Ansal-Prof. Dr., Atilla Dirim-Çevirmen., Aydın Selcen-Yazar, diplomat., Aylin Tekiner-Sanatçı., Ayşe Erzan-Prof. Dr., Ayşe Semiha Baban-Yaşar Kemal Vakfı Başkanı., Ayşe Sözeri Cemal-İletişimci., Ayşegül Devecioğlu-Yazar., Ayşen Günsu Teker-Senarist., Ayşen Şahin-İletişimci, Yazar., Baskın Oran-Prof. Dr., Bengü Üçüncü-Senarist., Berrin Sönmez-Emekli Öğretim Görevlisi., Binnaz Toprak-Prof. Dr., 24. Dönem Milletvekili., Birgül Oğuz-Yazar., Burhan Sönmez-Yazar, Uluslararası PEN Başkanı., Burhan Şenatalar-Prof. Dr., Bülend Tuna-Mimar., Bülent Atamer-Mühendis., Bülent Tekin-Şair, Yazar., Cafer Solgun-Araştırmacı, Yazar., Celalettin Can-78’liler Girişimi Sözcüsü, Gazeteci, Yazar., Cengiz Arın-Akademisyen., Cihangir İslam-27. Dönem Milletvekili., Cuma Erçe-PSAKD Genel Başkanı., Çağatay Anadol-Yayıncı., Çiğdem Koç-Avukat., Deniz Durukan-Yazar., Deniz Türkali-Oyuncu., Doğan Bermek-Mimar., Ekrem Baran-İlahiyatçı., Emine Uşaklıgil-Gazeteci, Yazar., Enes Atila Pay-Mimar., Ercan Geçmez-HBV Genel Başkanı., Erdal Karayazgan-Mühendis., Erdoğan Aydın-Tarihçi, Yazar., Erdoğan Kahyaoğlu-Yazar., Ergin Cinmen-Avukat., Erol Köroğlu-Doç. Dr., Ertuğrul Günay-Kültür ve Turizm eski Bakanı, Hukukçu., Esat Akçılad-Senarist., Esra Koç-Ziraat Y. Mühendisi., Esra Mungan-Doç. Dr., Eşber Yağmurdereli-Avukat., Fatma Akdokur-Dr. İlahiyatçı., Fatma Bostan Ünsal-İnsan Hakları Savunucusu., Ferhat Tunç-Müzisyen., Fethiye Çetin-Avukat., Fırat Acar-Yayıncı., Figen Çalıkuşu-Avukat., Figen Şakacı-Yazar., Fikret Başkaya-Akademisyen, Yazar., Fikri Sağlar-Kültür ve Turizm, Devlet eski Bakanı., Gaye Boralıoğlu-Yazar., Gençay Gürsoy-Prof. Dr., Gülayşe Koçak-Yazar., Gülhan Türkay-Prof. Dr., Sosyal Araştırmalar Vakfı Bşk., Gülseren Onanç-Aktivist, Sivil Toplum Gönüllüsü., Gülten Kaya-Müzik Yapımcısı., Gürhan Ertür-Sivil Toplum Gönüllüsü., Hacer Ansal-Prof. Dr., Halil İbrahim Yenigün-Dr. Akademisyen., Hasan Cemal-Gazeteci, Yazar., Huri Özdoğan-Prof. Dr., Hülya Ekşigil-Gazeteci., Hülya Gülbahar-Avukat., İbrahim Betil-Sivil Toplum Gönüllüsü. İslam Özkan-Gazeteci., Kadir Akın-Yazar., Kemal Aytaç-Avukat., Levent Tüzel-Hukukçu, 24. Dönem Milletvekili., Ludmila Denisenko-Sanat Tarihçi, Yazar., Mebuse Tekay-Avukat., Mehmet Ali Alpar-Prof. Dr., Mehmet Altan-Prof. Dr., Mehmet Bilal Dede-Yazar., Mehmet Ural-Siyasi Danışman., Melek Taylan-Belgesel Sinemacı., Metin Bayrak-Felsefeci., Murat Uyurkulak-Yazar., Murathan Mungan-Yazar., Mustafa Aslan-ABF Genel Başkanı., Mustafa Paçal-Danışman., Nahit Eren-Diyarbakır Baro Başkanı., Namık Tan-Milletvekili, Emekli Büyükelçi., Nazar Büyüm-Yazar., Necmiye Alpay-Dilci, Yazar., Nesim Ovadya İzrail-Yazar., Nesrin Nas-Siyasetçi., Nesrin Sungur-Prof. Dr., Nesteren Davutoğlu-İletişim Uzmanı., Neşe Erdilek-Sosyolog., Nil Mutluer-Dr., Sosyal Bilimci., Nilüfer Tapan-Prof. Dr., Nuray Sancar– Gazeteci, Yazar., Nurcan Baysal-Yazar., Nurhan Süerdem-Yazar., Nurten Ertuğrul-Mali Müşavir., Orhan Alkaya-Yönetmen, Şair., Orhan Pamuk-Yazar., Orhan Silier-Tarihçi., Osman Okkan-Belgesel Sinemacı., Oya Baydar-Yazar., Öget Öktem Tanör-Prof. Dr., Ömer Ceylan-Emekli Ekonomist., Ömer Faruk-Yazar., Ömer Madra-Emekli Akademisyen., Ömer Zülfü Livaneli-Müzisyen, Yazar, Film Yönetmeni., Özden Uçar-Senarist., Rakel Dink-Hrant Dink Vakfı YK Başkanı., Reşit Şahin Canbeyli-Prof. Dr., Rezzan Tuncay-Prof. Dr., Rıza Türmen-AİHM Eski Yargıcı., Rojhat Dilsiz-Şırnak Baro Başkanı., Saffet Ercan-Dr. İst. Tabip Odası YK üyesi., Selçuk Erez-Prof. Dr., Selim Ölçer-Dr., İnsan Hakları Savunucusu., Sena Kaleli-24. Dönem Milletvekili., Serdar Arat-Sanatçı, Prof., Sinan Özaraz-Van Baro Başkanı., Şahika Yüksel-Prof. Dr., Şanar Yurdatapan-Müzisyen, İnsan Hakları Aktivisti., Şenol Karakaş-Aktivist., Talat Kırış-Prof. Dr., Tatyos Bebek-Diş Hekimi., Temel İskit-Emekli Büyükelçi., Tuğrul Eryılmaz-Gazeteci., Turgut Öker-AABK Onursal Başkanı., Ümit Aktaş-Yazar., Ümit Biçer-Prof. Dr., Ümit Kıvanç-Gazeteci, Yazar., Ünal Ünsal-Emekli Büyükelçi., Viki Çiprut-Gazeteci., Yakın Ertürk-Prof. Dr., Yakup Uygun-Fotoğraf Sanatçısı., Yavuz Ekinci-Yazar., Yektan Türkyılmaz-Doç. Dr., Yeşim M. Atamer-Prof. Dr., Zafer Aydın-Yazar., Zehra Arat-Prof. Dr., Ziya Halis-Çalışma ve Sosyal Güvenlik eski Bakanı.

Kobani Davası

Eylül – Ekim 2014’te IŞİD’in Kobani bölgesine saldırıları yoğunlaştırması üzerine Türkiye’nin farklı şehirlerinde “Kobani’ye destek” adıyla başlayan eylemlere ilişkin ilk soruşturma 2014 yılında başlatıldı. İktidar, ilerleyen yıllarda ölümlerle ilgili olarak sokak eylemi çağrısı yapan HDP’yi suçladı.

HDP Eş Genel Başkanları, Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyeleri ve yöneticileri hakkında suç duyuruları yapıldı. İfade veren HDP’li siyasetçi ve MYK üyeleri savcılıklarda ifade verdiler. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, o tarihte milletvekili olanlar ile olmayan MYK üyeleri hakkında iki ayrı soruşturma başlattı. Başlayan soruşturmalar nedeniyle HDP Eş Genel Başkanları ve milletvekilleri hakkında fezleke hazırlandı.

HDP milletvekillerinin dokunulmazlığının gündeme gelmesi de bu olaylardan sonra başladı ve 20 Mayıs 2016’da Meclis’te oy çokluğuyla milletvekili dokunulmazlıkları kaldırıldı. Selahattin Demirtaş ve dokunulmazlığı kaldırılan HDP milletvekilleri 4 Kasım 2016’da evlerine yapılan baskınla gözaltına alınarak tutuklandılar.

Kobani olaylarına götüren süreci başlattığı öne sürülen HDP’nin sosyal medyadaki paylaşımı gerekçe gösterilerek HDP’li 108 isim hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı iddianame hazırladı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, olaylarla ilgili soruşturması kapsamında 2 Ekim 2020’de 17 HDP’li siyasetçi tutuklandı. Tutuklananlar arasında, o dönem gözaltına alındıktan sonra görevinden istifa eden eski Kars Belediye Başkanı Ayhan Bilgen de vardı.

Sanıklar arasında, HDP’nin eski eş genel başkanlarından, şu anda Kandıra F Tipi Cezaevi’nden cezaevinde bulunan Figen Yüksekdağ, Gültan Kışanak, Sebahat Tuncel, Sırrı Süreyya Önder, Ayhan Bilgen, Ayla Akat Ata, Emine Ayna, Ali Ürküt, Alp Aydonörs, Sırrı Süreya Önder gibi siyasetçiler yer alıyor.

Savcılığın, 30 Aralık 2020 tarihinde hazırladığı iddianame, 7 Ocak 2021’de Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. 26 Nisan’da Sincan Cezaevi Kampüsü’nde başlayan davada 20’si tutuklu 108 HDP’li siyasetçi yargılanıyor.

Kobani dava dosyası 3 bin 530 sayfalık bir iddianame ile 324 klasör delil ve eklerinden oluşuyor. 2 bin 676 mağdur müştekinin bulunduğu iddianamede sanıkların 29 ayrı suçlamayla 38’er kez ağırlaştırılmış müebbet ve 19 bin 680’er yıl hapsi isteniyor. “Adam öldürme”, “yağma”, “kamu görevlisini silahla yaralama”, “bayrak yakma”, “devletin birliğini, ülkenin bütünlüğünü bozma” yöneltilen suçlamalardan bazıları.

Paylaşın

Merkez Bankası Açıkladı: Mart’ta Cari Denge 4,54 Milyar Dolar Açık Verdi

Mart ayında cari işlemler hesabı 4 milyar 544 milyon dolar açık kaydetti. Altın ve enerji hariç cari işlemler hesabı ise 782 milyon dolar fazla verdi. Ödemeler dengesi tanımlı dış ticaret açığı 5 milyar 193 milyon dolar oldu.

Haber Merkezi / Hizmetler dengesi kaynaklı net girişler 2 milyar 241 milyon dolar seviyesinde gerçekleşti. Bu kalem altında seyahat kaleminden kaynaklanan net gelirler 2 milyar 104 milyon dolar oldu. Birincil gelir dengesi ve ikincil gelir dengesi kalemleri sırasıyla 1 milyar 604 milyon dolar net çıkış ve 12 milyon doları net giriş kaydetti.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Ödemeler Dengesi Gelişmeleri Mart 2024 raporunu açıkladı.

Buna göre; Mart ayında cari işlemler hesabı 4 milyar 544 milyon dolar açık kaydetti. Altın ve enerji hariç cari işlemler hesabı ise 782 milyon dolar fazla verdi. Ödemeler dengesi tanımlı dış ticaret açığı 5 milyar 193 milyon dolar oldu.

Hizmetler dengesi kaynaklı net girişler 2 milyar 241 milyon dolar seviyesinde gerçekleşti. Bu kalem altında seyahat kaleminden kaynaklanan net gelirler 2 milyar 104 milyon dolar oldu. Birincil gelir dengesi ve ikincil gelir dengesi kalemleri sırasıyla 1 milyar 604 milyon dolar net çıkış ve 12 milyon doları net giriş kaydetti.

Doğrudan yatırımlardan kaynaklanan net çıkışlar 224 milyon doları olarak kaydedildi. Portföy yatırımları 96 milyon dolar tutarında net çıkış kaydedildi. Alt kalemler itibarıyla incelendiğinde, yurt dışı yerleşiklerin hisse senedi piyasasında 236 milyon dolar net alış ve devlet iç borçlanma senetleri piyasasında 361 milyon dolar net satış yaptığı görüldü.

Yurt dışındaki tahvil ihraçlarıyla ilgili olarak; bankalar 1 milyar 935 milyon dolar net borçlanma, Genel Hükümet 314 milyon dolar net geri ödeme gerçekleşti. Diğer yatırımlar altında, yurt içi bankaların yurt dışı muhabirlerindeki efektif ve mevduat varlıkları 216 milyon dolar net artış kaydedildi.

Yurt dışı bankaların yurt içindeki mevduatları, yabancı para cinsinden 938 milyon dolar net artış ve Türk lirası cinsinden 464 milyon dolar net artış olmak üzere toplam 1 milyar 402 milyon dolar net artış kaydetti.

Yurt dışından sağlanan kredilerle ilgili olarak, bankalar, Genel Hükümet ve diğer sektörler sırasıyla 1 milyar 054 milyon dolar, 27 milyon dolar ve 385 milyon dolar net kullanım gerçekleşti. Resmi rezervlerde bu ay 10 milyar 281 milyon dolar net azalış oldu.

Paylaşın

Fenilketonüri Nedir? Nedenleri, Belirtileri, Teşhisi, Tedavisi

Fenilketonüri (PKU), yaşamın ilk günlerinde rutin yenidoğan taramasıyla teşhis edilebilen doğuştan bir metabolizma hatasıdır. PKU, fenilalanin amino asidinin işlenmesinden sorumlu olan fenilalanin hidroksilaz (PAH) adı verilen bir enzimin yokluğu veya eksikliği ile karakterize edilir.

Haber Merkezi / Amino asitler proteinlerin kimyasal yapı taşlarıdır ve uygun büyüme ve gelişme için gereklidir. Normal PAH aktivitesi ile fenilalanin başka bir amino asit olan tirozine dönüştürülür. Ancak PAH olmadığında veya eksik olduğunda fenilalanin birikir ve beyin için toksiktir.

Tedavi olmazsa, PKU’lu kişilerin çoğunda ciddi zihinsel sakatlık gelişecektir. Zihinsel sakatlığı önlemek için tedavi, yaşamın ilk günleri veya haftalarında başlayan, dikkatle kontrol edilen, fenilalanin açısından kısıtlı bir diyetten oluşur.

PKU’lu bebekler genellikle doğumda normal görünür. Erken tarama ve diyet tedavisi ile etkilenen bireyler hiçbir zaman PKU belirtileri göstermeyebilir. Ancak tedavi edilmeyen ve yaşamın ilk günlerinde teşhis konulmayan yenidoğanlar zayıf olabilir ve yetersiz beslenebilirler. Diğer semptomlar kusma, sinirlilik ve/veya küçük sivilcelerle birlikte kırmızı deri döküntüsünü içerebilir.

Gelişimsel gecikme birkaç aylıkken belirgin olabilir. Tedavi görmeyen çocukların ortalama IQ’su genellikle 50’nin altındadır. PKU’daki zihinsel engellilik, beyindeki fenilalanin seviyesinin yükselmesinin doğrudan bir sonucudur ve bu durum, bireysel sinir liflerinin yağlı örtüsünün (miyelin) tahrip olmasına neden olur. Ayrıca beyindeki dopamin ve serotonin (nörotransmiterler) düzeylerini azaltarak depresyona neden olabilir.

Tedavi edilmeyen PKU’lu bebeklerde, pigmentasyona neden olan bir madde olan melanin üretimine müdahale eden yüksek fenilalanin seviyeleri nedeniyle alışılmadık derecede açık göz, cilt ve saç rengi olma eğilimindedir. Ayrıca idrar veya terdeki fenil asetik asitin neden olduğu küflü veya “fare benzeri” bir vücut kokusuna da sahip olabilirler.

Tedavi edilmeyen bazı PKU hastalarında nöbetler, anormal kas hareketleri, gergin kaslar, reflekslerde artış, istemsiz hareketler veya titreme gibi nörolojik semptomlar mevcuttur.

Tedavi edilmeyen PKU’lu hamile kadınlar, düşük yapma veya rahimde düzgün şekilde büyümeyen bir bebeğe sahip olma açısından yüksek risk altındadır. Tedavi edilmeyen PKU’lu kadınların çocuklarında anormal derecede küçük bir kafa (mikrosefali), konjenital kalp hastalığı, gelişimsel anormallikler veya yüz farklılıkları olabilir.

Bu semptomların şiddeti ile annedeki yüksek fenilalanin düzeyi arasında güçlü bir ilişki vardır. Sonuç olarak, tedaviyi bırakan PKU’lu tüm kadınlar, tedaviye gebe kalmadan önce yeniden başlamalı ve bir metabolik genetik uzmanı ve diyetisyen tarafından yönetilen hamilelik boyunca tedaviye devam etmelidir.

PKU, PKU genindeki değişikliklerden (varyantlardan) kaynaklanır . PKU geninde 300’den fazla farklı hastalığa neden olan varyant tespit edilmiştir. Farklı varyantlar, değişen derecelerde PAH enzim aktivitesine ve dolayısıyla kanda değişen derecelerde fenilalanin yükselmesine neden olduğundan, her çocuğun diyeti, bireyin spesifik fenilalanin toleransına göre ayarlanmalıdır.

PKU otozomal resesif bir şekilde kalıtsaldır. Resesif genetik bozukluklar, bir bireyin her bir ebeveynden mutasyona uğramış bir geni miras almasıyla ortaya çıkar. Bir kişi hastalık için bir normal gen ve bir de mutasyona uğramış gen alırsa, kişi hastalığın taşıyıcısı olacaktır, ancak genellikle semptom göstermeyecektir.

Taşıyıcı iki ebeveynin mutasyona uğramış geni geçirme ve etkilenmiş bir çocuğa sahip olma riski her hamilelikte %25’tir. Anne-baba gibi taşıyıcı olan bir çocuğa sahip olma riski her gebelikte %50’dir. Çocuğun her iki ebeveynden de normal gen alma şansı %25’tir. Risk erkekler ve kadınlar için aynıdır.

PKU tanısı, kan lekesinde yüksek düzeyde fenilalanin (konsantrasyonlar 1.200 μmol/L’nin (20 mg/dL) üzerinde) ölçülerek rutin yenidoğan taramasıyla konulabilir. PKU’ya ayrıca hastalığa neden olan iki varyantı gösteren moleküler genetik testle de teşhis edilebilir.

PKU tedavisinin amacı plazma fenilalanin düzeylerini 120-360 umol/L (2-6 mg/dL) aralığında tutmaktır. Bu genellikle dikkatle planlanmış ve izlenen bir diyetle sağlanır. Çocuğun fenilalanin alımını sınırlamak dikkatli bir şekilde yapılmalıdır çünkü fenilalanin esansiyel bir amino asittir. Dikkatli bir şekilde sürdürülen bir diyet, zihinsel engelliliğin yanı sıra nörolojik, davranışsal ve cilt problemlerini de önleyebilir.

Tedaviye çok genç yaşta başlanmalıdır, aksi takdirde bir dereceye kadar zihinsel engellilik beklenebilir. Ancak geç tedavi gören bazı çocuklar bile oldukça iyi sonuçlar elde etti. Çalışmalar, üç aylıktan önce düşük fenilalanin diyeti ile tedavi edilen PKU’lu çocukların normal aralıkta bir IQ ile iyi durumda olduklarını defalarca göstermiştir.

PKU’lu bir kişi diyetteki fenilalanin alımını kontrol etmeyi bıraktığında genellikle nörolojik değişiklikler meydana gelir ve IQ düşebilir. Diyet düzenlemesi durdurulduğunda ortaya çıkabilecek ve ciddileşebilecek diğer sorunlar arasında okulda zorluklar, davranış sorunları, ruh hali değişiklikleri, zayıf görsel-motor koordinasyonu, zayıf hafıza, zayıf problem çözme becerileri, yorgunluk, titreme, zayıf konsantrasyon ve depresyon yer alır.

Yıllar süren tartışmalardan sonra artık klinisyenler arasında PKU diyetinin süresiz olarak sürdürülmesi gerektiği ve çocuklukta veya sonrasında diyeti bırakan PKU’lu yetişkinlerin diyete geri dönmesi gerektiği konusunda neredeyse evrensel bir kabul var. Birçok genç yetişkin diyete yeniden başladı ve kandaki fenilalanin düzeylerinin düşmesinin bir sonucu olarak zihinsel berraklıkta iyileşme buldu.

Fenilalanin hemen hemen tüm doğal proteinlerde bulunduğundan, sağlıktan ödün vermeden yalnızca doğal gıdaları kullanarak diyeti yeterince kısıtlamak mümkün değildir. Bu nedenle fenilalanin içermeyen özel gıda preparatları faydalıdır. Et, süt, balık ve peynir gibi protein açısından zengin yiyeceklerin genellikle diyette yer almasına izin verilmez. Meyveler, sebzeler ve bazı tahıllar gibi doğal olarak düşük proteinli gıdalara sınırlı miktarlarda izin verilir.

2007 yılında sapropterin hidroklorür (Kuvan), ABD Gıda ve İlaç İdaresi (FDA) tarafından PKU’yu tedavi etmek için onaylandı. Kuvan, fenilalanini tirozine metabolize etmek için artık PAH enziminin aktivitesini uyaran, PAH enziminin doğal kofaktörü olan BH4’ün oral farmasötik formülasyonudur. Kuvan fenilalanin kısıtlı diyetle birlikte kullanılır.

2018 yılında pegvaliase-pqpz (Palynziq), PKU’lu yetişkinler için FDA tarafından onaylandı. Palynziq, mevcut tedavide kontrol edilemeyen kan fenilalanin konsantrasyonları olan hastalar için enjekte edilebilir bir enzim tedavisidir.

Paylaşın

Feokromositoma Paraganglioma Nedir? Belirtileri, Nedenleri, Teşhisi, Tedavisi

Feokromasitoma, adrenal bezlerde, özellikle adrenal bezin merkezinde, adrenal medulla adı verilen kromaffin hücreleri olarak bilinen belirli hücrelerden ortaya çıkan nadir bir tümör türüdür. Bu hücreler epinefrin ve norepinefrin hormonlarını salgılar ve feokromasitoma bunları sürekli olarak aşırı üretir.

Haber Merkezi / Feokromasitomalar, üst karın bölgesinin arka kısmında, böbreklerin üzerinde bulunan iki adrenal bezden birinden kaynaklanır. Paragangliomalar vücudun her yerindeki paraganglialarda (sinir demetleri) oluşan benzer tümörlerdir. Mikroskop altında feokromasitoma ve paraganglioma aynıdır. Büyük ölçüde sadece konuma bağlı olarak farklı şekilde adlandırılırlar. Tüm feokromasitoma paragangliomaların yaklaşık %80-85’i adrenal medullada meydana gelir.

Yaklaşık %15-20’si bu alanın dışında göğüste, kalpte, karında, pelviste, mesanede ve/veya boyunda veya kafatasının tabanında meydana gelir. Baş ve boyundaki ve bazen diğer bölgelerdeki paraganglioma sessizdir, yani yüksek epinefrin veya norepinefrin üretmezler. Feokromositoma/paraganglioma salgılamayla ilişkili semptomlar arasında yüksek tansiyon (hipertansiyon), baş ağrıları, aşırı terleme ve/veya kalp çarpıntısı yer alır. Çoğu hastada feokromositomalar/paragangliomalar bilinmeyen nedenlerle rastgele (ara sıra) ortaya çıkar.

Vakaların yaklaşık %35’inde feokromositomalar otozomal dominant kalıtsal kalıtsal olabilir. Bazı kalıtsal vakalar, çoklu endokrin neoplazi tip 2a ve 2b, von Hippel Lindau sendromu, nörofibromatozis tip 1 veya kalıtsal paraganglioma feokromositoma sendromları veya ailesel izole feokromasitoma gibi başka bir bozukluğun parçası olarak ortaya çıkabilir. Çoğu feokromasitoma paraganglioma hedefe yönelik cerrahi yoluyla tedavi edilebilir.

Feokromositoma paraganglioma hastası olan bazı kişilerde semptom gelişmeyebilir (asemptomatik). Yüksek tansiyon (hipertansiyon), feokromasitomalarla ilişkili en yaygın bulgudur. Yüksek tansiyon her zaman mevcut olabilir veya gelip gidebilir. Etkilenen bireylerde sıklıkla baş ağrısı, düzensiz kalp atışı (çarpıntı) ve aşırı terleme (terleme) ile sonuçlanan kronik yüksek tansiyon atakları yaşanabilir. Bu bölümlerin sıklığı günde birkaç defadan ayda birkaç defaya kadar değişmektedir.

Feokromasitoma paragangliomalarla ilişkili semptomlar, katekolaminler olarak bilinen bazı hormonların (örn., norepinefrin ve epinefrin) salınması nedeniyle ortaya çıkar. Aşırı katekolamin salınımı, yüksek tansiyona ve feokromositomanın diğer karakteristik semptomlarına neden olur.

Daha az sıklıkta ortaya çıkan ek semptomlar arasında göğüs veya karın ağrısı, bulantı, kusma, ishal, kabızlık, soluk cilt (solgunluk), halsizlik ve kilo kaybı yer alabilir. Anksiyete veya endişe atakları da meydana gelebilir. Bazı kişiler aniden ayağa kalktıklarında kan basıncında aşırı bir düşüş yaşarlar, bu da bazen baş dönmesine (ortostatik hipotansiyon) neden olur. Feokromositoma paraganglioma hastası olan bazı kişiler, karbonhidratların parçalanmasında (metabolizmasında) zorluklar yaşayabilir ve diyabet geliştirebilirler.

Tedavi edilmezse feokromositomalar paragangliomalar ilerleyerek kalp kası hastalığı (kardiyomiyopati), beyinde kanama (beyin kanaması) veya akciğerlerde sıvı birikmesi (akciğer ödemi) gibi ciddi, hayatı tehdit eden komplikasyonlara neden olabilir. Feokromasitoma paraganglioma hastası olan bazı kişiler felç veya kalp krizi (miyokard enfarktüsü) geliştirme riski altında olabilir.

Feokromositomaların paragangliomaların yaklaşık %15’i kansere neden olabilir (metastatik, yani vücudun diğer bölgelerine yayılmış). Ekstraadrenal paragangliomaların metastatik olma olasılığı adrenal feokromositomalardan daha fazladır. Metastatik feokromositomalar paragangliomalar lenf düğümleri, karaciğer, akciğerler ve kemikler dahil olmak üzere vücudun çeşitli bölgelerine yayılabilir (metastaz yapabilir).

Çoğu durumda feokromositoma paragangliomanın kesin nedeni bilinmemektedir. Vakaların çoğu bilinmeyen nedenlerle (ara sıra) rastgele meydana gelir.

Feokromasitoma vakalarının yaklaşık %35’i genetik bozulmalardan veya belirli genlerdeki değişikliklerden (mutasyonlardan) kaynaklanır. Bu mutasyonlar otozomal dominant bir şekilde kalıtsaldır. Otozomal dominant genetik bozukluklar, hastalığın ortaya çıkması için değiştirilmiş genin yalnızca tek bir kopyasının gerekli olduğu durumlarda ortaya çıkar. Değiştirilen gen, ebeveynlerden herhangi birinden miras alınabilir veya etkilenen bireydeki yeni bir mutasyonun (gen değişikliği) sonucu olabilir. Değişmiş genin etkilenen ebeveynden yavruya geçme riski her hamilelik için %50’dir. Risk erkekler ve kadınlar için aynıdır.

Bazı feokromositoma paraganglioma vakaları genetik sendromun bir parçası olarak ortaya çıkar. Feokromasitoma paragangliomaların ikincil bir bulgu olabileceği bozukluklar arasında çoklu endokrin neoplazi tip 2a ve 2b, von Hippel Lindau sendromu, nörofibromatozis tip 1, kalıtsal paraganglioma feokromositoma sendromları ve izole ailesel feokromasitoma yer alır.

İzole, sendromik olmayan feokromasitoma paragangliomalı bireylerde yine de genetik bir yatkınlık olabilir veya tümörün gelişmesine neden olabilir. Genetik olarak bir bozukluğa yatkın olan bir kişi, hastalık için mutasyona uğramış bir gen taşır, ancak belirli koşullar altında tetiklenmediği veya “aktive edilmediği” sürece bu gen ifade edilemeyebilir. Genetik yatkınlığı olan bazı kişilerde hiçbir zaman bir tetikleyici olmayabilir ve hiçbir zaman tümör gelişmeyebilir. Bu vakaların bazıları, her iki ebeveynden de gelmeyen ancak artık çocuklarına aktarılabilen spontan bir genetik değişimin (yani yeni mutasyon) sonucu olarak rastgele ortaya çıkabilir.

Feokromositomalar paragangliomalar en az on farklı genden birinin mutasyonlarından kaynaklanabilir: aynı zamanda çoklu endokrin neoplazi tip 2 ile de ilişkili olan RET geni; von Hippel-Lindau sendromuyla da ilişkili olan VHL geni; nörofibromatozis tip 1 ile bağlantılı nörofibromatozis (NF1) geni; kalıtsal paraganglioma-feokromositoma sendromlarıyla ilişkili süksinat dehidrojenaz alt birim genleri (SDHA, SDHB, SDHC, SDHD, SDHAF2); TMEM127 geni; ve MAX geni.

Ayrıntılı hasta öyküsü (ailedeki önceki feokromositoma paraganglioma vakaları dahil), ayrıntılı bir klinik değerlendirme ve karakteristik bulguların (paroksismal ataklar, normal tedaviye yanıt vermeyen hipertansiyon vb.) tanımlanmasına dayanarak feokromasitoma paraganglioma tanısından şüphelenilebilir. . Kan ve/veya idrar analizi, idrarda ve kanda (plazma) katekolaminlerin veya bunların metabolitlerinin yüksek düzeylerini tespit ederek salgılayan feokromositoma paraganglioma tanısını doğrulayabilir. Metabolitler, vücut katekolaminleri parçaladığında (metabolize ettiğinde) üretilen katekolaminlerin yan ürünleridir.

Bilgisayarlı tomografi (BT taraması) ve manyetik rezonans görüntüleme (MRI) gibi görüntüleme teknikleri sıklıkla feokromositoma paragangliomanın spesifik konumunu ve boyutunu belirlemek için gerçekleştirilir. CT taraması sırasında, iç yapıların kesit görüntülerini gösteren bir film oluşturmak için bir bilgisayar ve röntgen kullanılır. MRI, belirli organ ve dokuların ayrıntılı kesit görüntülerini oluşturmak için manyetik alan ve radyo dalgalarını kullanır. MR, feokromositoma paraganglioma olduğundan şüphelenilen hamile kadınlar için tercih edilen görüntüleme tekniğidir.

Lobenguane I 123 enjeksiyonu (AdreView) ve galyum 68 dotatat, çocuklarda ve yetişkinlerde nadir görülen nöroendokrin tümörlerin tespitine yönelik moleküler görüntüleme ajanlarıdır ve tanı için ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) tarafından onaylanmıştır. Bunlar genellikle metastatik hastalıktan (vücuda yayılmış) şüphelenildiğinde kullanılır.

Feokromasitoma/paragangliomanın tanısı ve tedavi yönetimi, endokrin bozuklukları teşhis eden ve tedavi eden uzmanlar (endokrinologlar) gibi tıbbi uzmanlardan oluşan bir ekibin koordineli çabalarını gerektirebilir; kanserin teşhis ve tedavisinde uzmanlaşmış doktorlar (tıbbi onkologlar); kanserleri tedavi etmek için radyasyon kullanımında uzmanlar (radyasyon onkologları); onkoloji hemşireleri; cerrahlar; diyetisyenler; ve/veya diğer sağlık profesyonelleri.

Spesifik terapötik prosedürler ve müdahaleler birçok faktöre bağlı olarak değişiklik gösterebilir: tümör boyutu; tümörün yeri; tümörün lokalize mi yoksa yayılmış mı olduğu (metastaz); belirli semptomların varlığı veya yokluğu; bireyin yaşı ve genel sağlığı; ve/veya ek unsurlar. Belirli ilaç rejimlerinin ve/veya diğer tedavilerin kullanımına ilişkin kararlar, doktorlar ve sağlık ekibinin diğer üyeleri tarafından, vakanın özelliklerine göre hastayla dikkatli bir şekilde istişarede bulunularak alınmalıdır; olası yan etkiler ve uzun vadeli etkiler de dahil olmak üzere potansiyel fayda ve risklerin kapsamlı bir şekilde tartışılması; hasta tercihi; ve diğer uygun faktörler.

Feokromasitoma/paragangliomanın ana tedavisi cerrahidir. Feokromositomaların yaklaşık %80-85’i ameliyatla başarıyla çıkarılır. Adrenal bezlerden birinin veya her ikisinin (adrenalektomi) veya adrenal dışı paraganglioma durumunda başka bir bölgenin cerrahi olarak çıkarılması yapılabilir. Adrenal feokromasitoma tedavisinde en yaygın cerrahi prosedür laparoskopik adrenalektomidir.

Bu işlem sırasında karın bölgesinde küçük bir kesi açılır, kesiden küçük bir tüp (laparoskop) yerleştirilerek tümör çıkarılır. Her iki adrenalin de alındığı hastalarda, adrenalin normal glukokortikoid üretimini korumak için adrenalin dış katmanının (veya adrenal korteksin) küçük bir kısmı geride bırakılabilir (kortikal koruyucu cerrahi olarak adlandırılır). Bu, her iki adrenalin de çıkarılması gereken hastalarda glukokortikoid eksikliğinin neden olduğu daha sonraki komplikasyonları azaltabilir.

Ameliyattan önce, etkilenen kişilerin adrenal hormonların etkilerini en aza indirmek için alfa-adrenerjik blokerler ve muhtemelen beta-adrenerjik blokerlerle tedavi edilmesi gerekir. Doksazosin ve prazosin gibi alfa-adrenerjik blokerler, yüksek tansiyonu (hipertansiyon) kontrol etmek için kullanılır. Bazı hastalarda, hızlı kalp atışlarındaki aritmileri (taşikardi) tedavi etmek için propranolol veya metoprolol gibi beta-adrenerjik blokerler eklenebilir.

Metastatik feokromasitoma/paraganglioma vakalarını tedavi etmek için cerrahi kullanılabilir. Radyasyonun kanser hücrelerini hedeflemek ve yok etmek için kullanıldığı radyasyon tedavisi ve belirli antikanser ilaç kombinasyonları (kemoterapi), metastatik veya rezeke edilemeyen feokromasitoma/paraganglioma hastalarının tedavisinde de kullanılabilir. Ameliyatın etkilenen tüm dokuları çıkaramadığı durumlarda, metastaz yapmış dokunun periyodik olarak küçültülmesi (kütlenin küçültülmesi) yararlı olabilir. Ameliyatla etkilenen tüm dokuların giderilmediği kişilerin yüksek tansiyonu kontrol altına almak için ilaç kullanması gerekebilir.

2018 yılında FDA, Iobenguane I 131’i (marka adı: Azedra), cerrahi olarak çıkarılamayan, orijinal tümör bölgesinin dışına yayılmış ve sistemik antikanser tedavisi gerektiren feokromositoma paragangliomalı 12 yaş ve üzeri hastaların tedavisi için onayladı. Feokromositoma paraganglioma hastası olan tüm bireylere ve ailelerine genetik danışmanlık önerilmektedir. Diğer tedaviler semptomatik ve destekleyicidir.

Paylaşın