3 İlçe Ve 4 Beldede Yenilenen Seçimlerin Sonuçlar Belli Oldu

31 Mart Mahalli İdareler Genel Seçimi’nin ardından Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK), seçimlerin yenilenmesine karar verdiği Pınarbaşı, Hilvan, Güzelyurt ilçeleri ile Güneykaya, Büyükkarıştıran, Akpazarı ve Sağlık beldelerinde seçmenler tekrar sandık başına gitti.

Haber Merkezi / Kırklareli’nin Lüleburgaz ilçesine bağlı Büyükkarıştıran beldesinde CHP’li Ertuğrul Çamlıca, Kayseri’nin Pınarbaşı ilçesinde CHP’li Deniz Yağan, Tunceli’nin Mazgirt ilçesine bağlı Akpazar beldesinde AK Partili Ali Aydın, Aksaray’ın Güzelyurt ilçesinde AK Partili Ünal Demircioğlu, Sivas’ın Güneykaya beldesinde AK Partili Hüseyin Kırışkuzu, Şanlıurfa’nın Hilvan ilçesinde DEM Partili Serhan Paydaş kazandı.

Kayseri Pınarbaşı

İYİ Parti, Büyük Birlik Partisi (BBP), Yeniden Refah Partisi (YRP), Zafer Partisi, Bağımsız Türkiye Partisi (BTP), Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Milli Yol Partisi, Milliyetçi Hareket Partisi (MHP), Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA Partisi) ve Saadet Partisi2nin yarıştığı Kayseri Pınarbaşı’nda 6 bin 783 oy alan CHP’li Deniz Yağan kazandı.

31 Mart yerel seçiminde CHP’nin adayı Yağan 5 bin 82, MHP’nin adayı Uzunluoğlu 4 bin 758 oy almıştı.

Şanlıurfa Hilvan

Adalet ve Kalınma Partisi (AK Parti), İYİ Parti, Büyük Birlik Partisi (BBP), Yeniden Refah Partisi (YRP), Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti), Bağımsız Türkiye Partisi (BTP), Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Hür Dava Partisi (HÜDA PAR), Demokrat Parti, Saadet Partisi ve Bağımsız aday Aziz Salgın’ın yarıştığı Şanlıurfa Hilvan’da 10 bin 357 oy alan DEM Partili Serhan Paydaş kazandı.

Hilvan’daki 31 Mart’ta seçimlerinde Serhan Paydaş 6 bin 960 oy, AKP adayı Bayık ise 6 bin 439 oy elde etmişti.

Aksaray Güzelyurt

Adalet ve Kalınma Partisi (AK Parti), İYİ Parti, Yeniden Refah Partisi (YRP), Zafer Partisi, Bağımsız Türkiye Partisi (BTP), Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Millet Partisi, Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) ve Saadet Partisi’nin yarıştığı Aksaray Güzelyurt’ta 873 oy alan AK Partili Ünal Demircioğlu kazandı.

Ünal Demircioğlu, “Herkese çok teşekkür ediyorum. Hemşerilerimizin sağ duyusu ve feraseti bizim için çok önemliydi. Allah onlardan razı olsun. Vatandaşlar, bizim arkamızda olduğu sürece yapamayacağımız hiçbir şey yok. Her şeyin en iyisini yapacağız” dedi.

Kırklareli Lüleburgaz – Büyükkarıştıran

Adalet ve Kalınma Partisi (AK Parti), Yeniden Refah Partisi (YRP), Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) ve Saadet Partisi’nin yarıştığı Kırklareli Lüleburgaz – Büyükkarıştıran’da 2 bin 286 oy alan CHP’li Ertuğrul Çamlıca kazandı.

31 Mart Mahalli İdareler Genel Seçimleri’nde DSP adayı Hakan Karaman 2 bin 59, CHP adayı Çamlıca 2 bin 57 oy almıştı.

Tunceli Mazgirt – Akpazarı

Adalet ve Kalınma Partisi (AK Parti), Yeniden Refah Partisi (YRP), Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti), Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) ve Saadet Partisi’nin yarıştığı Tunceli Mazgirt – Akpazarı’nda 644 oy alan AKP’li adayı Ali Aydın kazandı.

31 Mart 2024 Mahalli İdareler Genel Seçimleri’nde Akpazar’da CHP’nin adayı Zeynel Yıldırım 471, AK Parti’nin adayı Ali Aydın 467 oy almıştı.

Aksaray Merkez – Sağlık

Adalet ve Kalınma Partisi (AK Parti), İYİ Parti, Yeniden Refah Partisi (YRP), Zafer Partisi, Bağımsız Türkiye Partisi (BTP), Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) ve Saadet Partisi’nin yarıştığı Aksaray Merkez – Sağlık’ta 806 oy alan MHP’li Aptullah Tosun kazandı.

Sağlık beldesinde 31 Mart’ta yapılan seçimde, MHP adayı Abdullah Tosun 763, AK Parti adayı Mehmet Yiğit 762 oy almıştı.

Sivas Yıldızeli – Güneykaya

Adalet ve Kalınma Partisi (AK Parti), Yeniden Refah Partisi (YRP), Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) ve Saadet Partisi’nin yarıştığı Sivas Yıldızeli – Güneykaya’da 556 oy alan AK Partili Hüseyin Kırışkuzu kazandı.

31 Mart’taki seçimlerde MHP adayı Hasan Erçoban 333, Yeniden Refah Partisi adayı Oğuz Kağan Ünal 158, AK Parti adayı Hüseyin Kırışkuzu 149, Saadet Partisi adayı Mehmet Sarıkaya 7 oy almıştı.

Paylaşın

Erdoğan’dan Enflasyonla Mücadele Mesajı

Partisinin İstişare ve Değerlendirme Toplantısı’nda konuşan Erdoğan, “Enflasyon sorununu mutlaka çözeceğiz. Tek haneli enflasyon oranlarını inşallah yakalayacağız. Bunu geçmişte başardık, inşallah tekrar başaracağız” dedi.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Kızılcahamam’daki İstişare ve Değerlendirme Toplantısı’nda konuştu. Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Dünkü açılış konuşmasında siyasetteki yumuşama iklimi ile ilgili kanaatlerimizi açıklamıştık. Gazze’de 8 aydır süren katliam da her zamanki gibi gündemimizin en üst sırasındaydı. Filistin halkı tam 76 yıldır zulme maruz kalıyor. Hakları aşama aşama gasp ediliyor. Filistinli çocuklar 76 yıldır şımarık bir devlet tarafından katlediliyor.

Türkiye olarak 76 yıldır devam eden bu zulme her platformda itiraz ediyoruz. Hiçbir baskı tehdit küstahlık bunu değiştirmeyecek. Biz Filistinli kardeşlerimizin nasıl zorlu ve kahramanca bir mücadele verdiğini gayet iyi biliyoruz. Filistinli kardeşlerimiz Gazze’de insani değerleri savunuyor. Hamas ABD Başkanı Biden’ın son teklifine de müspet yaklaştı. Netanyahu ise yine soykırımdan yana oldu. Netanyahu işgal politikasını genişletti.

Gazze’ye gönderdiğimiz yardımlar kesintisiz devam ediyor. Bağımsız Filistin devletinin tanınması çalışmalarına güçlü destek veriyoruz. Filistin’i tanıyan devlet sayısı 147’ye çıktı. Bayramdan önce İspanya’yı ziyaret edeceğiz.

AK Parti reformcu ruhunu asla kaybetmemiş bir partidir. Önemli reformları hayata geçirdik. Ülkemizin ve milletimizin yolunu aydınlatmayı başardık. Milli iradeyi darbelerin ve darbecilerin karanlığından biz kurtardık. Paranoyalara son verdik, korkulara son verdik. Bu ülkeye hemen her alanda Cumhuriyet tarihinin altın yıllarını biz yaşattık. Elbette gurur duyuyoruz ama yeterli görmüyoruz. AK Parti statükocu bir parti değildir ve asla olmayacaktır.

“Yeni anayasa konusunda uzlaşıya açığız”

Yönümüz de yüzümüz de aydınlığa ve demokrasiye dönüktür. Yeni anayasa konusunda da uzlaşıya açığız. Diyoruz ki oturalım konuşalım en geniş mutabakatla Türkiye’yi darbe anayasasından her beraber kurtaralım. Yeni anayasa konusunda samimiyiz, bunu siyasi bilek güreşine çevirmeyelim.

Güvenliğimizden taviz veremeyiz. Irak’ın ve Suriye’nin kuzeyindeki terör üreten bataklıklar kurutulmadan Türkiye huzura eremez. Kendini güvende hissedemez. Terör örgütü eridikçe demokrasimiz serpilecek.

Siyaset ülkeye ve millete hizmet etmek için sorunlara ortak akıl ile çözüm üretmek için yapılır. Yumuşama ile birlikte siyasi partiler arasındaki kesişim alanının büyümesini de son derece önemli buluyorum… Enflasyon sorununu mutlaka çözeceğiz. Tek haneli enflasyon oranlarını inşallah yakalayacağız. Bunu geçmişte başardık, inşallah tekrar başaracağız.

Paylaşın

Çin’in Uzay Aracı Ay’ın Karanlık Yüzüne ‘Yumuşak İniş’ Yaptı

Çin’e ait keşif aracı Chang’e-6 Ay’ın uzak yüzündeki Güney Kutbu – Aitken Çanağı içindeki bir krater olan Apollo Çanağı’na yumuşak iniş yaptı. Keşif aracı, robotik koluyla toprak ve kaya örneklerini toplayacak.

Chang’e-6, bugüne dek Ay’ın karanlık yüzeyinden kaya ve toprak örneği toplayan ilk keşif görevi olacak.

Çin, Ay’daki keşif faaliyetini gelecek yıllarda yeni görevlerle sürdürmeyi planlıyor. Bu kapsamda “Chang’e-6″nın ardından, 2026’da Ay’ın güney kutbunda keşif yapmak üzere “Chang’e-7” ve 2027’de doğal kaynak kapasitesini ve kullanılabilirliğini doğrulamak ve Ay yüzeyindeki uzay üssü inşası için testler yapmak üzere “Chang’e-8” görevleri planlanıyor.

Ülke, 2030’dan itibaren Ay’a insanlı seferler düzenlemeyi, Uluslararası Ay Araştırma Üssü kurarak daha ileri keşif faaliyetlerine zemin hazırlamayı hedefliyor.

Pekin, iddialı uzay programında bir başarıya daha imza attı. Çin’e ait keşif aracı Chang’e-6’nın Ay’ın uzak yüzündeki devasa krater Güney Kutbu-Aitken Havzası’na iniş yaptığı belirtildi. Sonda, Ay’ın karanlık yüzünden taş ve toprak örnekleri toplayarak yeryüzüne getiren ilk uzay aracı olacak. Çin, bilim insanlarının lav akışının daha az olması nedeniyle büyük umutlar beslediği Ay’ın uzak yüzünden alınan örnekleri analiz eden ilk ülke olmak istiyor.

Devlet televizyonu CCTV’ye konuşan bir Çin uzay ajansı çalışanı, sondanın Pazar günü Dünya’nın uydu yüzeyinde bir iniş alanı aramak üzere Ay’ın yaklaşık 200 kilometre üzerindeki yörüngesinden ayrıldı. Çalışan, sondanın daha sonra 15 dakika içinde hızını Ay’ın hızına göre sıfıra düşürmek için araçtaki yakıtın yaklaşık yarısının büyük bir miktarını kullandığını kaydetti.

Çin Devlet Haber ajansı Xinhua, inişten sonraki iki gün boyunca sondanın, Ay’daki toprağın altından malzeme almak üzere bir matkap ve toprak örnekleri toplamak için bir robotik kol kullanacağını, ayrıca iniş alanında başka deneylerin de hedeflendiğini bildirdi.

Çin, Ay’ın uzak yüzeyini keşfetmeye yönelik misyonu Mayıs ayı başında başlatmıştı. Chang’e-6’yı taşıyan roket 3 Mayıs’ta Çin’in güneyindeki Hainan adasında bulunan Wenchang uzay üssünden fırlatılmıştı. Teknik açıdan oldukça karmaşık olan misyonun 53 gün sürmesi planlanıyor.

Sovyetler Birliği ve ABD’den sonra Çin, kendi bağımsız misyonuyla uzaya insan gönderen üçüncü ülke olma özelliğini taşıyor. Ay yüzeyinde kalıcı bir üs kurmayı hedefleyen Pekin, 2030’a kadar Ay’a mürettebatlı misyonu planlıyor. ABD ise, Çin’in iddialı uzay programının, uzaydan askeri hedeflere ulaşma çabasına yönelik şüphelerini ifade ediyor.

Ay’ın karanlık yüzü

Dünya’nın etrafı ile kendi etrafındaki dönüş hızı eşit olduğundan Ay’ın hep aynı yüzü Dünya’ya dönük oluyor. Ay’ın Dünya’dan görünmeyen uzaktaki yüzüne “karanlık yüzü” adı veriliyor. “Karanlık” ifadesi, ışık yokluğunu değil bu bölgenin Ay’ın yakındaki yüzüne göre daha az bilinmesini ifade ediyor.

İlk kez Sovyetler Birliği’nin “Luna” uydusu, 1959’da Ay’ın karanlık yüzünü fotoğraflamış, Sovyetler Birliği Bilimler Akademisi de 1960’ta Ay’ın karanlık yüzünü anlatan detaylı atlas yayımlamıştı. ABD’nin 1968’deki insanlı ay seferi “Apollo 8” görevine katılan astronotlar, Ay’ın karanlık yüzünü bizzat gören ilk insanlar olmuştu.

Paylaşın

Erdoğan, Ekim Ayına Kadar “Türkiye Buluşmaları” Yapacak

31 Mart’ta yapılan yerel seçimlerde ikinci parti konumuna gerileyen AK Parti, 2028 yılının rotasını çiziliyor. Erdoğan, 30 büyükşehirde ekim ayına kadar sürecek “Türkiye Buluşmaları” toplantılarına katılacak.

Yerel seçimlerin ardından değişim için Kızılcahamam’da kampa giren AK Parti’de, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 30 büyükşehirde toplantılara katılacağı “Türkiye Buluşmaları” yapılacak. Toplantılar ekim ayına kadar sürecek.

Türkiye gazetesinden Emrah Özcan’ın haberine göre, öte yandan AK Parti’nin devam eden kampında 2028 yılının rotası çiziliyor. Kampta teşkilatların gelecek projeksiyonu

Ayrıca bazı milletvekilleri demografik yapıda değişim olduğu, ülkede sosyal bir dönüşüm yaşandığı bu iki noktada temsiliyet noktasında eksiklikleri gidermek gerektiği gibi konularda endişelerini dile getirdi. Bazı vekiller ise “Bize ait olmayan sorunların faturasını biz ödüyoruz” derken parti kurucuları ve eski milletvekilleri, “Sadece istatistik vererek sunum yaparak olmaz. Sorunun ne olduğunu konuşmalıyız. Kimse sorumluluk almak istemiyor” dedi.

Gençlere özel projeler

AK Parti aynı zamanda bu dönemde teşkilattaki üye sayılarının artırmanın yollarını da arayacak. Özellikle 31 Mart ve 14-28 Mayıs seçimlerinde tercihini başka partiden yana kullanan seçmeni AK Parti’ye kazandırmak için yeni adımlar atılacak. 2023 seçimlerinde yüzde 52,44’ünü oluşturan genç seçmenlerin sayısı 2028 seçimlerinde yüzde 65’e çıkacağından gençler üzerinden teşkilatlanma da tüm hızıyla sürdürecek.

Gençlere yönelik ve özellikle üniversiteliler için özel bir ekip kurulacak. Kurulan ekip sosyal medya ve toplum dinamiklerini öne çıkardığı isimler partiye davet edilecek. Aynı zamanda da mahalle merkezli programlar üzerinden yeni isimler tespit edilip sürece katılmaları sağlanacak.

Ayrıca Milli Eğitim Akademisi kurulacak ve burayı bitiremeyen öğretmen olamayacak. Okul kantinlerinde şekerli yiyeceklerin yasaklanması ise 2025‘e kadar hayata geçecek.

Paylaşın

Özel’den “Siyasette Normalleşme” Yorumu: Haksızlığa Susmak Değil

Rize’de düzenlenen Çay Mitingi’nde konuşan CHP Lideri Özgür Özel, “Biz yerel seçimlerde şunu söylemiştik. Milletin gündeminde olmayan hiçbir konu Özgür Özel’in, CHP’nin gündeminde olmayacak. Asla kısır çekişmelerle, kimlik siyasetiyle, lüzumsuz polemik ve kavgalarla meşgul olmayacağız. Milletin gündeminde ne varsa o bizim gündemimizde olacak. Onu konuşacağız. Onu anlatacağız” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Müzakereler yapacağız. Eğer sonuç alamazsak sokaklar bizimdir. Meydanlar bizimdir. Sizin sesinizi duyacağız. Sesinizi duyuracağız. Birileri siyasetteki normalleşmeden rahatsızlık duyup eski kavgalı, tartışmalı günleri geri getirmek istiyor ama ben şunu söylüyorum. Normalleşme, muhalefetin dozunu düşürmek değildir. Normalleşme, vatandaşın sorunu görmemek değildir. Haksızlığa susmak değildir. Aksine normalleşme hem müzakere hem de mücadele etmek, sorunu görmek, yapıcı muhalefeti yapmak, gerektiğinde meydanları doldurmak, sesin en gürünü çıkarmaktır.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Rize’de gerçekleştirilen Çay Mitingi’nde konuştu. Özel, konuşmasında şunları söyledi:

“Buradan Sayın Erdoğan’la, kendi memleketinde hakaret etmenin, tartışmanın, onunla kavga etmenin ne bana ne kendisine ne Rize’ye ne de Türkiye’ye faydası var. Ancak ben buradan Sayın Erdoğan’a, kendi memleketinden, AKP’li ve MHP’li, CHP’li, İYİ Partili, her görüşten hemşerisinin sesini duyurmaya, çay üreticisinin sesini duyurmaya geldim. Bu toplantıda Rize’den katılımın yanı sıra Artvin’den, Trabzon’dan, Ordu’dan, Giresun’dan çay üreticileri var. Hepiniz hoş geldiniz. Bu büyük mücadeleye destek olmak, hemşerilerinin yanında olmak için Samsun’dan kalkıp gelenler var. Hoş geldiniz.

İl başkanım Saltuk Deniz’in şahsında tüm illerden gelen sizlerin buraya katılımlarına katkı sağlayan il başkanlarım ve örgütümüze teşekkür ediyorum. CHP olarak burada bulunmamızın en önemli sebebi 31 Mart’ta hep birlikte büyük bir başarı kazandığımız Türkiye ittifakının bize yüklediği sorumluluktur. O yüzden ben Türkiye ittifakının verdiği görev, sorumlulukla buraya geldim. Karşımda sadece CHP’liler yok, tüm görüşten Rizeliler buradalar. Doğu Karadenizliler buradalar. Biz burada Rize ve çay ittifakını görüyoruz. Hepiniz hoş geldiniz.”

Elbette bir sorun varsa oraya gitmek boynumuzun borcu. Ancak buraya sadece bir siyasi partinin lideri olarak değil Atatürk’ün verdiği talimatla uzun yıllar çalışılıp, Çay Kanunu çıkarılıp, İsmet Paşanın titiz emekleriyle ve çayın babası Zihni Derin’in bu topraklara çayı kazandırmasıyla, 100 yıl önce çayı Rize’ye, Doğu Karadeniz’e kazandıran CHP’nin Genel Başkanı olarak geldim. Elbette burada aramızda çok sayıda emekli var.

Geçen hafta emekli mitingindeydik. Dedim ki her yerden geliyorlar ama Rizelilerin haftaya mitingi var. Rize’den gelmese olur dedim. Yine çok sayıda emekli vardı. Ama Rizeli emeklileri çok seviyoruz. Meydanda Türk bayrağının yanında miting bayrakları var. Mitingi bayraklarını gösterin. Üzerinde çayda sömürüye son yazıyor ama aynı zamanda bayrağın kırmızısını, çayın yeşilini, çayın karasını ama Filistin bayrağının rengini taşıyor. Bu tasarım için kendi derdini anlatırken Filistin’i unutmayanlar için emeği geçenlere, il başkanımıza, milletvekilimize yürekten teşekkür ediyorum. Sağ olun ve var olun.

Filistin’i tanıyan ülkeleri arıyoruz, teşekkür yazıları yolluyoruz. Bütün dünyanın Filistin’i tanımasını bekliyoruz. Zulüm dursun diyoruz. İsrail’in yaptığı katliamları, soykırımı bir kez de Rize’den lanetliyoruz. Yıllarca Türkiye’nin tarım ülkesi olmasıyla övündük. Üç tarafı denizlerle çevrili, kendi kendine yetebilen, dört mevsimi yaşayan, topraklarına ne ekersen yüksek verim alınan bir ülke olmakla övündük ve gurur duyduk.

Ancak son yıllarda tarım ülkesi olma vasfını kaybettiğimizi üzülerek takip ediyoruz. Bereketli topraklarımız varken Afrika’da, Venezuela’da toprak kiralayıp tarım yapanlar var. Oysa ülkemizde her yıl Trakya kadar ekilir ve dikilir toprak AKP iktidarı boyunca Hollanda kadar ekilir ve dikilir toprak boş kaldı. Kaybedildi. İşte bu sebeplerle, biz köylünün, çiftçinin, tarımda çalışanların haklarını korurken, bu ülkenin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün köylü milletin efendisidir sözünü hiç unutmuyoruz.

Kendi ürünümüzü 1 liraya alıp uluslararası şirketlerin 10 liraya bize sattığı bu düzenden rahatsızız. 2003 yılında çiftçi kayıt sisteminde, 2,8 milyon çiftçi kayıtlıyken 20 yıl sonra 2,3 milyon çiftçiye düştü. 20 yılda nüfus 20 milyon artarken 500 bin çiftçiyi kaybettik. 20 milyon ton buğday üretimi varken 2002 yılında, 20 yıl sonra aynı miktarda buğday üretimi. Tarihimizde en fazla et ithalatı bu iktidar döneminde yapıldı. 22 yılda 356 bin ton et ithalatına, 1,8 milyar dolar para ayrıldı.

Son 1 yılda küçük baş hayvan sayımız 4 milyon azaldı. 2023 yılında küçülen, daralan tek sektör tarım sektörü oldu. Çiftçilerimizin bankalara olan borçları bir yılda yüzde 88 arttı. Yine çiftçilerimizin artan borcunun toplamı 652 milyar liraya ulaştı. Ülkemizde çiftçilerin yaş ortalaması yükseliyor. Çiftçilerin yaş ortalaması 58. Her dört genç çiftçiden üçü en kısa zamanda tarımı bırakmak ve başka işlerle uğraşmak istediğini söylüyorlar. Bir ülke için beka sorunu o mudur, bu mudur demeye gerek yok. Eğer bir ülkede çiftçilerin yaş ortalaması 58 olduysa dört gençten üçü yurt dışına gitmeyi hayal ediyorsa dört çiftçiden üçü tarım yapmak istemiyorsa işte o ülke için gerçek beka sorunu budur.

Çay üreticisinin özel sorunlarına değineceğim ama öncesinde tarımda çiftçilerimize neleri yapmamız gerektiğini, neleri önerdiğimizi söylemeliyim. CHP, sadece sorunu gören, duyan, söyleyen değil çözümlerini anlatan, nasıl çözüleceğine öneriler sunan bir partidir. Çiftçilerimizin sorunlarını çözmek için önce kanuna uyacağız. 2006 yılında kanun çıktı. Çiftçilere gayri safi milli hasılanın yüzde 1’i kadar destekleme verilecekti. Peki hiç verildi mi? Hiç verilmedi. Ne kadar veriliyor. Binde 2. Öyle olunca toplamda 853 milyar lira alacağınız var devletten. Bu sene yüzde 1 verilecek olsa, alınacak para 410 milyar lirayken, bu parayı sizlere, çay ve fındık üreticilerine, bizi doyuranlara ödemek yerine çetelere, müteahhitlere, zenginlere verenlere yazıklar olsun.

Hangi ürüne ne destek verileceği bir yıl önceden ilan edilmelidir. Çiftçi ne ekip biçeceğine ona göre karar vermelidir. Ayrıca bu ürünlerden destek verilen, üretilmesi istenenler için yüksek primli teşvik sistemi oluşturulmalıdır. Sulamada kullanılan elektrik borçları, hemen ve bugün değil ürün satılınca ödenebilmelidir. Çiftçimizin banka borçlarının faizleri tamamen silinip bir kereye mahsus hem tarım borçları, tarım kredisi borçları hem yüksek faizli diğer borçlar hem de kredi kartı borçlarının faizi silinmeli ve ana para beş yıla bölünmelidir. Çiftçinin elinde kalan ürünler devlet tarafından mutlaka alınmalı, gıda enflasyonunu düşürmek için üretici fiyatını düşürmek yerine üretim maliyetlerini düşürmek ve çiftçilerin çektikleri sıkıntıları bitirmek gerekir.

Şimdi çaya gelince. CHP’nin bugün Rize meydanında yapmış olduğu bu çay mitingi 100 yıllık bir yürüyüşün geldiği bir noktadır. 100 yıldır buralarda çay tarımı yapılmaktadır. Ancak Türkiye çay tüketiminde birinci sıradayken, çay üretiminde beşinci sıradadır. Sadece çay ithalatını denetleyerek, sınırlandırarak, kaçak çaya engel olarak sizin sıkıntılarınız çözülebilir. Çare buradadır. 1,5 milyon insan, 210 bin aile çayla geçiniyor.

Maalesef, bugün en büyük sıkıntı Cumhuriyet tarihi boyunca en kötü durum buradadır. Bir çay fiyatı açıkladılar. Kim açıklar çay fiyatını? Bakanlar açıklar. Başbakan açıklar. Şimdi bakan yok, başbakan yok. Hükümetin başı gelir açıklar. Senelerce tütün fiyatı memleketim Manisa Akhisar’da açıkladı. Üretici fiyatı beğenirse kasketi havaya atardı. Gazeteler yazardı. Fiyat güzel, kasket havada. Fiyat beğenilmezse kasketi alırdı, yere çalardı. Tütün fiyatı kötü, kasketler yerde. Şimdi hadi bakalım gelin açıklayın. Ortada kimse yok.

Çay fiyatını açıklamayan bir Tarım Bakanı, çay fiyatını açıklamayan hükümetin başkanı, Cumhurbaşkanı olur mu? Çayı niye tweet atarak fiyat açıklıyorsunuz? Gelin Rizelinin gözüne bakın. 17 lirayı söyleyin. Bakalım kasketler nasıl yere çalınıyor. Yazıklar olsun. 17 lira çay fiyatını açıklamaya utanıp, tweet attırıyorlar. 2 lira da destekleme var diyor. Seneye, martta ve nisanda, bugün gübre kaç para? Nisanda kaç para olacak? O yüzden o 2 lira da bugünün 2 lirası değil ha. Bir sene sonrasının 2 lirası neredeyse. 17 lira ile geçim olur mu? 17 lira ev döner mi, geçinilir mi, borçlar ödenir mi, bu iş yapılır mı? Bu 17 liralık yaş çay alım fiyatını kabul etmiyoruz. Reddediyoruz. Sadece maliyetleri bile karşılamıyor.

Bakın bugün kalktım gittim. Gündoğdu’daydık. Çay bahçesine girdim. Öğrendim. Makasla kestim. Baktım, bu güneşte, bu uğraş. Dediler ki bir de bunun yağmuru, ayazı, soğuğu var. Bu kadar alın teri ile bu kadar emekle üretilen çaya verilen bu fiyat çay üreticisine sen artık bu işi yapma, iflas et, sen aradan çekil, biz zenginlerle yürüyeceğiz demektir. Bunu kabul etmiyoruz.

Bakın orada bir amca dedi ki bana, eskiden bir kilo çay satardık, bir kilo zeytin alırdık. Doğru mu? Bakın Türkiye duyun bu sesi. Eskiden bir kilo çay satardık, bir kilo zeytin alırdık. Şimdi zeytinin kilosu 300 lira. Bir kilo çay 17 lira. Bir kilo çay ile 100 gram zeytin alamıyorsunuz artık. Geldiğimiz nokta budur. Duyun bu sesi. Bakın bir kilo çay, iki ekmek almıyor. Ekmek 10 lira. Gerçi burada 12,5 yapmışlar, sonra geri almışlar. Yahu arkadaş bu nasıl iş? Türkiye’nin en pahalı ekmeği Rize’de. Türkiye’nin en pahalı ulaşımı Rize’de. Her şeyin pahalısı Rize’de. Çaya para vermeye gelince 17 lira. Olmaz. Çay-Kur’u Varlık Fonuna devrettiler.

Çay-Kur Sayıştay Raporlarına göre 5 milyar lira zarar ediyor. Bu zarar kimden çıkıyor? Çay üreticisinden, Çay-Kur emekçisinden çıkıyor. Ülkemizin önemli bir çay üreticisi olmasına rağmen AKP döneminde maalesef ithalattan vazgeçilmedi. 2006 yılından bugüne kadar 477 milyon dolar yani 17 milyar liralık çay ithal edilmiş. 17 milyar lira. İthale vermek yerine Rizeli, Artvinli, Trabzonlu, Ordulu, Giresunlu çay üreticisine verilseydi, bugünlere gelmezdik. Gerçekten geçmişte çayın satıp araba alanlar, çayı satıp çocuk evlendirenler, çayı satıp düğün yapanlar şimdi çayı satıp borçlarını ödeyemiyorlar. Böyle düzene yazıklar olsun. İsyan ediyoruz.

Büyük derdi olanlar var. Çay-Kur’da çalışan işçiler var. 11 bin Çay-Kur işçisi var. Çay-Kur işçileri artık altı ay çalışıp altı ay boş kalmak istemiyorlar. Çay-Kur işçileri artık enflasyonun altında zam ala ala, sendikaları o pazarlıkları, o savunmaları yeterince güçlü yapmadı. Maaşlar eridi. Çay-Kur işçisi 20 yıl önce asgari ücretin 4,5 katını alıyorken bugün 1,5 asgari ücrete gerilediler. Bir gerçek var. Gerçek şu, 1,5 asgari ücret iyiymiş demeyin. Altı ay var, altı ay yok. Böylelikle Çay-Kur işçisi asgari ücretin de altında çalışıyor. Ayrıca Çay-Kur işçisinin artık kadro talebi var. Çay-Kur işçisine kadroyu verin. 12 ay maaş almalarını sağlayın. Onlar boş oturmak değil çalışmak, üretmek ve kazanmak, kazandırmak istiyorlar.

Şimdi geldik çay üreticisinin sorunları nasıl çözülecek demeye. Bunun birincisi, bir Çay Kanunu mutlaka çıkarılmalıdır. Ancak bu kanunun hükümetin bir 1,5 yıl önce getirdiği çay üreticisini perişan eden, tamamen özel sektörün eline teslim eden, uluslararası çay tekellerinin topraklarımızda egemenlik kurmasını sağlayacak bir teklif olmamalıdır. Biz, geçmişte sizin hemşeriniz, İstanbul Milletvekilimiz Mehmet Bekaroğlu ile bu dönem sizin evladınız, bizim abimiz Tahsin Ocaklı ile dört başı mamur bir çay teklifi verdik.

Teklife evet dediğinde işçinin de üreticinin de sorunu çözülüyor. Rize’nin yüzü gülüyor. Trabzon’un da Artvin’in de. Nerede çay üreten varsa yüzü gülüyor. Tahsin Bey önerdi ve verdi. Maalesef, AKP ve MHP oyları ile reddedildi. Tahsin Bey öneriyi bir daha verin. Hemşerileriniz için verin. Buradan Sayın Bahçeli’ye, Sayın Erdoğan’a, Rize’nin bütün milletvekillerine, Karadeniz vekillerine sesleniyoruz. Önergeyi vereceğiz. Gözünüzün içine bakacağız. Rize’yi unutmayın. Kaldırın elleri. Çay üreticisi elini uzatıyor. Bu eli havada bırakmayın. Bu eli boşta bırakmayın. Tutun elimizi. Tutun. Önergeyi reddetmeyin. İki kez önerge reddedildi.

Her yıl üretim maliyetlerinin üzerine mutlaka hakkaniyetli bir kar oranı konularak, taban fiyat erkenden açıklanmalıdır. Ayrıca organik çay üreticisinin taban fiyatı da açıklanan fiyatın en az iki katı olmalı, erkenden açıklanmalıdır. Efendim önce satılsın, fiyat oluşsun, sonra verelim değil. Organik çay desteklenmeli, fiyatı bir an önce açıklanmalıdır. Milli ürünümüz çaya yönelik özellikle gübre olmak üzere desteklenme oranları artırılmalı. Çay üreticisine söz verilen banka promosyon ödemelerine derhal başlanmalı. Çay bahçelerinde verimliliğin artması için, düşük verimlilikle mücadele yapılmalı. Ürün çeşidi artırılmalı. Yurda kaçak yollarla gelen çaylar engellenmelidir.

Buradan hatırlayalım. Ne diyordu Kemal Bey? Kaçak çayları getireceğim, Rize meydanında yakacağım. CHP’yi iktidara taşıyacağız. Kaçak çayları buraya getireceğiz. Çayları yakmaya Kemal Beyi de davet edeceğiz. Kemal Beyin sözü partimizin sözüdür. Eninde sonunda o işi yapacağız. Hammadde alımında kalite kontrol noktalarında yeterli çay eksperi, ziraat mühendisi bulunmalıdır. İş bilmezlerin eline güzelim çay üreticisinin emeği terk edilmemelidir. Çay kooperatifleri güçlendirilmelidir. Hem mevsimlik işçilere kadro verilmeli, hem çay üreticisinin örgütlenmesinin önüne geçen sendikal hakları mahkeme kararı ile iptal edilmemeli. Üretici sendikasına izin verilmelidir.

Bir önemli şikayeti de bugün duydum. Fotoğraflar gösterdiler. Rize’de 160’a yakın özel fabrika var. Bunların pek azının bacasında filtre var. Yani kurum çıkıyor. Ne yapıyorlar, çayın parasını onlar kazanıyor, karasını Rize’nin üstüne saçıyorlar. Buradan hepsine sesleniyorum. Ama öncelikle ilgili bakanlıklara sesleniyorum. Bu fabrikaların bacalarına filtre takılacak. Bunu ilgili bakanlık mutlaka denetlemelidir. Nasıl insanlarsınız? Parayı kazanıyorlar. Saçıyorlar. Rize’yi hasta ediyorlar. Sayın Bakan bu işin peşini bırakmam. O filtreler takılacak.

Denetim yapılacak. Rizeliler artık o kötü kurumu solumayacaklar. Sadece çay için değil. Bölgede en önemli sıkıntılardan bir tanesi fındık üreticisinin sorunları. Türkiye yüzde 70’ini üretiyor ama parayı çok uluslular kazanıyor. İhracat gelirimiz 2 milyar dolar civarında. Maliyetler her gün artıyor. Biz fındığın sorunlarını biliyoruz. Fındıkla ilgili sakın çayda yapılanları yapmaya kalkmayın diye uyarıyoruz. Karadeniz’i, batısından, ortasından, doğusuna yalnız bırakmamaya, Karadeniz’le birlikte olmaya söz veriyoruz. Hep burada olacağız. Hep yanınızda olacağız. Bugün Rize’ye geldik. Sizi duyduk. Sesinizi duyurduk. Bundan sonra hep birlikte olacağız.

Bugün burada olan sosyal demokratlara, muhafazakar demokratlara, Rize’nin bütün demokratlarına teşekkür ediyorum. Artık çayın baş tacı olduğu günleri görmek istiyorum. Tabutun içinde yaş çay üreticinin, üreticinin tabutuna çivi çakıldığını görmek istemiyoruz. Artık yüzümüz gülsün, Rize’nin yüzü gülsün istiyoruz. Rize’deki AKP’liler, MHP’liler… Alın terinin partisi olmaz. Alın terinin rengi olmaz. Alnınızın teri kutsaldır. Alın terinin karşılığını vermek devletin boynunun borcudur. Buradan gerçek ve doğru çay fiyatını 31 Mart seçimlerinden önce Pazar’da 25 lira olması gerektiğini söylemiştim. Buradan çağrımı tekrarlıyorum.

“Mücadele edeceğiz ve biz kazanacağız”

17 liralık fiyatın üzerine 8 lira desteklenme verilmeli. Bu para en geç ağustos ayının sonunda ödenmelidir. Buradan sesimizi duyuralım. Ne kadar istiyoruz? 25 lira çay fiyatı olmalıdır. Açıklanan 17 liranın üstüne 8 lira prim ağustos ayında yatmalıdır. Okullar açılmadan, çocuklar dershaneye yazılmadan, üniversiteye gitmeden, kış gelmeden, bugüne kadar verdiğimiz çayın da bundan sonra vereceğimiz çayın da farkını istiyoruz.

Rize’nin güzel insanları bir güçlü alkışı kendinize yapar mısınız? Bundan sonra sizlerle olmaya, derdinizi dile getirmeye, mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğiz. Çay Üreticileri Derneğine teşekkür ediyorum. Sendikalara teşekkür ediyorum. Ayrıca kadro peşinde olan Çay-Kur emekçilerine teşekkür ediyorum. Biraz önce beni karşılayan geçmişteki ittifak ortaklarımıza, ilçe başkanlarımıza, Demokrat Parti, Gelecek Partisi, İYİ Parti, Saadet Partisi’ne teşekkür ediyorum. Hepinizi çok seviyorum. Şuna inanın; Mücadele edeceğiz ve biz kazanacağız.”

Paylaşın

DEM Parti: Kayyımlar Belediyeleri Talan Etmiş

DEM Parti Eş Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Rüştü Tiryaki, DEM Parti Belediyelerinin gereksiz harcamaları kıstığını, hizmeti en düşük maliyetle yapmaya çalıştığını ancak iktidarın açıkladığı “tasarruf tedbirleri” paketi gerekçe gösterilerek belediyelerin çalıştırılamaz hale getirilmeye çalışıldığını söyledi.

Haber Merkezi / Mehmet Rüştü Tiryaki, “31 Mart seçimlerinde halkımız kayyım siyasetine çok güçlü bir yanıt verdi, kayyım siyasetini kabul etmediğini, etmeyeceğini bir kez daha gösterdi” diye konuştu.

Kayyımların halkın sadece iradesini değil aynı zamanda halkın kaynaklarını çaldığını dile getiren ve “Belediyelerimiz talan edilmiş durumda, belediyelerimiz iş yapamasın, belediye ile halk karşı karşıya gelsin diye seçimden kısa süre önce binlerce kişinin işe alındığını gördük” diyen Tiryaki, yürütülen talan siyasetini tek tek örnekleriyle anlattı.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) belediye eşbaşkanları Diyarbakır’da toplandı. Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı Kültür ve Kongre Merkezi’ndeki toplantı öncesi partinin Demokratik Yerel Yönetimler Kurulundan Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Rüştü Tiryaki açıklamalarda bulundu.

Tiryaki, DEM Parti Belediyelerinin gereksiz harcamaları kıstığını, hizmeti en düşük maliyetle yapmaya çalıştığını ancak iktidarın açıkladığı “tasarruf tedbirleri” paketi gerekçe gösterilerek belediyelerin çalıştırılamaz hale getirilmeye çalışıldığını söyledi. Tiryaki, “31 Mart seçimlerinde halkımız kayyım siyasetine çok güçlü bir yanıt verdi, kayyım siyasetini kabul etmediğini, etmeyeceğini bir kez daha gösterdi” diye konuştu.

Kayyımların halkın sadece iradesini değil aynı zamanda halkın kaynaklarını çaldığını dile getiren ve “Belediyelerimiz talan edilmiş durumda, belediyelerimiz iş yapamasın, belediye ile halk karşı karşıya gelsin diye seçimden kısa süre önce binlerce kişinin işe alındığını gördük” diyen Tiryaki, yürütülen talan siyasetini tek tek örnekleriyle anlattı. Tiryaki bütün bunlara rağmen yakınmadıklarının altını çizerek şunları söyledi:

“Bizler zümrüdü anka gibi küllerinden doğan bir halkın çocuklarıyız. Her sorunumuzu çözebiliriz, çözeceğiz de. Yeter ki siyasi iktidar köstek olmasın. Hazine ve Maliye Bakanı birkaç milyar dolar kredi bulmak için ülke ülke dolaşıyor. Bu siyasi iktidar engel olmazsa metro ve raylı sistemlerden şehirlerimizin alt yapısının yenilenmesine kadar, temiz su sorununun çözülmesinden planlı kentler kurulmasına ve yerinde dönüşüme kadar her il, ilçe ve beldemizin sorunlarını çözebiliriz. Belediye eş başkanlarımız harıl harıl çalışıyor, uzun vadeli krediler ve hibeler bulmaya çalışıyor. Bütün şehirlerimizin, ilçelerimizin ve beldelerimizin sorunlarını biliyoruz. Her sorunumuzu çözebiliriz, kaynak bulabiliriz yeter ki siyasi iktidar engel olmasın. Projelerimizi hayata geçirmemize engel olmasın.”

Tiryaki aynı zamanda iktidara kayyımların yaptığı borçların sorumluluğunu alması çağrısı yaptı. Tasarruf tedbirlerini de açıklayan Tiryaki; “Kısa süre önce iktidar tasarruf tedbirleri paketini açıkladı. Elbette kamuda tasarrufu destekliyoruz. Bundan hiç kimsenin kuşkusu olmasın. Mesele şu ki tasarruf tedbirleri kararları yerel yönetimlerin mevcut durumları göz önünde bulundurulmadan alınmış kararlardır. Eğer bu kararlar hayata geçirilirse belediyelerimizin hiçbirine hiçbir iş yaptırılmayacak.” dedi.

Yaptığımız hiçbir işe onay verilmiyor

İktidarın açıkladığı tasarruf tedbirleri paketinde yer alan “kamu kurumları 3 yıl boyunca hizmet binasını satın alamayacak, kiralayamayacak, hizmet binası yapamayacak, bunun için arsa bile satın alamayacak” kararına işaret eden Tiryaki; “Bu karar gerekçe gösterilerek belediyelerimizin yapmak istediği hiçbir inşaata izin vermiyor siyasi iktidar. Projelerimizi hazırlıyoruz, bakanlığa gönderiyoruz, tasarruf tedbirleri gerekçe gösterilerek bunlara izin verilmiyor. “3 yıl boyunca hiçbir araç satın alınamayacak” deniliyor. Bu araçlar için genel tedbirler kullanılmış ki belediyelerimizin acil gereksinimi olan araçlar da bu karar uyarınca satın alınamayacaklar” dedi.

Tiryaki her türlü tasarruf tedbirinin hayata geçirilmesine gereken desteği vereceklerini, ancak belediyelerin çalışmalarının engellenmesini kabul etmeyeceklerini belirterek, “En kısa sürede bakanlıklarla, belediyelerin çalışmalarını engelleyici bu kararların geri alınması için görüşeceğiz. Bu sorunların çözülmesi için çabalayacağız” şeklinde konuştu.

Paylaşın

Real Madrid 15. Kez Şampiyonlar Şampiyonu

İspanya temsilcisi Real Madrid, Almanya temsilcisi Borussia Dortmund’u Dani Carvajal ve Vinicius Junior’ın attığı gollerle 2-0 yenerek 15. kez şampiyonlar şampiyonu oldu.

Haber Merkezi / Real Madrid Teknik Direktörü Carlo Ancelotti, Şampiyonlar Ligi kupasını beşinci kez kazanarak, bu kupayı en çok kazanan teknik direktör başarısını bir adım daha ileri taşıdı.

Avrupa Şampiyonası’nın ardından futbolu bırakacağını duyuran Real Madrid’in başarılı orta sahası Toni Kroos da profesyonel futbol kariyerinin bir kulüp formasıyla son maçına çıktı.

İngiltere’nin başkenti Londra’daki Wembley Stadı’nda oynanan karşılaşmaya hızlı başlayan ve üst üste ataklar gerçekleştiren Borussia Dortmund oldu. Sarı-siyahlıların 23. dakikada yakalandığı pozisyonda Füllkrug’un şutunda meşin yuvarlak direkten oyun alanına döndü.

İlk yarıdan gol sesi çıkmazken ikinci yarıda Real Madrid, 74. dakikada kullanılan kornerde Dani Carvajal’ın kafa vuruşuyla 1-0 öne geçti. Real Madrid 83. dakikada gelişen atakta da Vinicius Junior’un ayağından bulduğu golle farkı 2’ye çıkardı.

Real Madrid; daha önce 1956, 1957, 1958, 1959, 1960, 1966, 1998, 2000, 2002, 2014, 2016, 2017, 2018 ve 2022 yıllarında olmak üzere kupada 14 kez mutlu sona ulaşmıştı. Borussia Dortmund ise kupadaki tek şampiyonluğunu 1997’de elde etmişti.

Stat: Wembley

Hakemler: Slavko Vincic, Tomaz Klancnik, Andraz Kovacic (Slovenya)

Borussia Dortmund: Kobel, Ryerson, Hummels, Schlotterbeck, Maatsen, Emre Can (Dk. 80 Malen), Sabitzer, Brandt (Dk. 80 Haller), Sancho (Dk. 87 Bynoe-Gittens), Adeyemi (Dk. 72 Marco Reus), Füllkrug

Real Madrid: Courtois, Carvajal, Rüdiger, Nacho, Mendy, Valverde, Camavinga, Kroos (Dk. 85 Modric), Bellingham (Dk. 85 Joselu), Rodrygo (Dk. 90+1 Militao), Vinicius Junior (Dk. 90+4 Vazquez)

Goller: Dk. 74 Carvajal, Dk. 83 Vinicius Junior (Real Madrid)

Paylaşın

Erdoğan’dan ‘Siyasette Normalleşme’ Açıklaması: Taviz Verecek Değiliz

AK Parti’nin Kızılcahamam Kampı toplantısında konuşan Erdoğan, “Biz kutuplaşmadan yana olmadık. Burada muhalefet kendisini samimi özeleştiriye tabii tutmalıdır. Bizim ittifak ortağımız olan MHP’nin de kırmızı çizgileri vardır. Aynı şekilde CHP’nin de kırmızı çizgileri olduğunu biliyoruz” dedi ve ekledi:

“Biz yumuşama adına duruşumuzdan, hassasiyetlerimizden taviz verecek değiliz. Muhalefetten de taviz vermesini beklemiyoruz. Ancak yıkıcı, gerilimci siyaset Türkiye’ye geçmişte acılar yaşattı. Bizim siyasette referansımız hukuktur. Hukuk içinde olduğu sürece her türlü eyleme, eleştiriye saygımız sonsuzdur.”

Erdoğan, konuşmasının devamında, “Ancak hukuk dışına çıkanlarla ilgili hakimler ve savcılar gerekeni yapacaktır. Terör hukuk dışıdır. Darbe, sokak eylemleri, iftira hukuk dışıdır. Bizim hukuk karşısında boynumuz kıldan incedir, şeriatın kestiği parmak acımaz. Aynı tutumu muhalefetten de bekleriz. Bizden hukuksuzluk karşısında kimse yumuşak bir tavır beklemesin. Demokrasiyi ortadan kaldırmaya, özgürlük adı altında başkalarının özgürlüklerini daraltmaya yönelenler bizden yumuşak tavır beklemesin” ifadelerini kullandı.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Kızılcahamam Kampı toplantısında konuştu. Erdoğan’ın açıklamaları şöyle:

“AK Parti değerlendirme ve istişare toplantımızın 31.’sinde sizlerle olmaktan büyük mutluluk duyuyorum. Bugün ve yarın belirlenen konu başlıklarında genel başkan yardımcılarımız sunuşlarını yapacaklar. 2 gün boyunca gündemi, kapsamlı biçimde değerlendireceğiz. Sizlerin kıymetli fikirlerini alacağız.

Seçimlerin hemen ardından depremin ardından sorunları ele aldık, değerlendirdik. İstişare toplantılarımızı devam ettireceğiz. Temmuzun 1 ve 2’sinde belediye başkanlarıyla bir araya geleceğiz ve yaşadığımız seçimlerin istişaresini yapacağız. Siyasi hayatımızın her aşamasında olduğu gibi partimizin kuruluşundan bu yana kararlarımızı istişareyle almaya önem verdik.

Siyaseti, milletimizle istişare yaparak yaptık. Bilim adamlarımızla, gençlerimizle, hanım kardeşlerimizle istişare yaptık. Emekçilerimizle istişare yaptık. Türkiye’nin selameti için söyleyecek sözü olan herkesle istişare yaptık.

Demokrasimizin serpilmesi, gelişmesi adına söyleyecek sözü olan herkese kapımızı açtık. Türk siyasi hayatında istişare kültürü bizimle anlam kazandı ve ete kemiğe büründü.

Birkaç ay sonra 23. kuruluş yıldönümümüzü kutlayacağız. En önemli vasfımız ise ortak akılla hareket etmemiz ve kuruluşumuzdan bu yana ortak akılda buluşmamızdır. Partimiz bünyesindeki demokratik mekanizmaları en iyi biçimde işlettik. Bugün ve yarın hiçbir komplekse kapılmadan 14 Mayıs ile 31 Mart seçim sonuçlarını masaya yatıracağız.

İl başkanlarımızla bir araya gelip onların fikirlerini dinledik. İl ve ilçe bazında değerlendirmemizi yapıyoruz. Fotoğrafı netleştiriyoruz. Seçmenden geçer not alamayan bizim takdirimize mazhar olamaz. Seçmenin mesajlarının tamamının farkındayız. İnce eleyip sık dokuyor gerçekten çok dikkatli davranıyoruz.

AK Parti ve Cumhur ittifakının surlarında gedik açmaya çalışanlara fırsat vermeyeceğiz. Bundan sonra da değişim irademizi güçlü tutacağız. Sizlerden ne kadar keskin olursa olsun eleştirilerinizi, tespitlerinizi paylaşmanızı istiyorum. Burada yanlışlarımızı düzeltmek üzere bir aradayız. Kendimize ve partimize ayna tutmak için buradayız.

Yola daha güçlü koyulabilmek ve sorunların tespitiyle, sorunların çözümüne ortak akılla çözüm üreteceğimizi düşünüyorum. Şimdiden katılımcı arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum. 31. İstişare ve Değerlendirme Toplantımızın tekrar hayırlı olmasını diliyorum.

Siyaset ülke için verilen çetin mücadelenin adıdır. Amacımız için ülkemiz için hizmet vermektir. AK Parti olarak 23 yıldır milletimizin huzurundayız. Siyasetimizi gerilim, kutuplaşma ve kamplaşma üzerine inşa etmedik. Gerektiğinde 15 Temmuz’da olduğu gibi herkesten önce öne biz atıldık. Siyasetimizi Türkiye’yi bir bütün olarak kucaklayarak yaptık.

Dil, din, ırk, mezhep, meşrep ayrımı yapmadık. Kimseyi kılık kıyafetine göre ayırmadık. Bu ülkede Kürtler bir dönem uygulanan yanlış politikalar nedeniyle ötekileştirilmişti, biz kucaklaştık. Aleviler, ötekileştirilmişti. Samimi şekilde gayret gösterdik. Vatan hepimizindir, Devlet hepimizindir. Her insana eşit mesafede durduk. 85 milyon ferdimizin hepsini kardeş gördüğümüz için milletimizin teveccühüne mazhar olduk.

Oy almadıklarımızın tercihlerine saygı gösterdik. Bu dün böyleydi, bugün de aynıdır. Türkiye’de siyasetin dünyanın diğer ülkelerine göre daha rekabetçi yapıldığını biliyoruz. Son seçimlerde de rekabet seviyesi yüksekti. 10 aylık sürede 3 seçim sürecini Türkiye birlikte yaşadı. Bilhassa 14-28 Mayıs seçimleri öncesi yapılanları kimse unutamaz.

FETÖ’nün servis yaptığı videoları, bölücü terör örgütü elebaşlarının rakibimiz için oy istemesine maruz kaldık. Seçim gecesi de ‘Kazanıyoruz’ senaryosunu izledik. Tarih ve mahşeri vicdan bunların ne yaptığını en iyi şekilde ortaya koyacaktır. Tüm tuşlara basmalarına rağmen bekledikleri sonuçları alamayanlar siyaseti yüksek gerilime mahkum ettiler. Milletin iradesine kara çalmayı sürdürdüler.

Biz basiretle hareket ettik. Kışkırtmalara rağmen soğukkanlı tavrımızı koruduk. Deprem bölgesinin yeniden ihyası ve ekonomik sıkıntılar başta olmak üzere Türkiye’nin sorunlarını çözmeye odaklandık. AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak, milli iradeyi küçümseme yoluna tevessül etmedik. Önümüzdeki 4 yıllık seçimsiz dönemi ülkemiz için en değerli biçimde kullanmaya baktık. Türkiye seçim atmosferinden çıkmış asıl gündemine yoğunlaşma fırsatı bulmuştur.

“Taviz verecek değiliz”

31 Mart sonra CHP Genel Başkanı Özgür Özel, AK Parti’de bizi ziyaret etti. Ben de arayı uzatmadan Kurban Bayramı öncesi ziyarette bulunacağım. Kendisine siyasette yumuşamayı ifade ettim. Bunun bir tarafı iktidar ise muhalefettir. Biz kutuplaşmadan yana olmadık. Burada muhalefet kendisini samimi özeleştiriye tabii tutmalıdır. Bizim ittifak ortağımız olan MHP’nin de kırmızı çizgileri vardır. Aynı şekilde CHP’nin de kırmızı çizgileri olduğunu biliyoruz.

Biz yumuşama adına duruşumuzdan, hassasiyetlerimizden taviz verecek değiliz. Muhalefetten de taviz vermesini beklemiyoruz. Ancak yıkıcı, gerilimci siyaset Türkiye’ye geçmişte acılar yaşattı. Bizim siyasette referansımız hukuktur. Hukuk içinde olduğu sürece her türlü eyleme, eleştiriye saygımız sonsuzdur.

Ancak hukuk dışına çıkanlarla ilgili hakimler ve savcılar gerekeni yapacaktır. Terör hukuk dışıdır. Darbe, sokak eylemleri, iftira hukuk dışıdır. Bizim hukuk karşısında boynumuz kıldan incedir, şeriatın kestiği parmak acımaz. Aynı tutumu muhalefetten de bekleriz. Bizden hukuksuzluk karşısında kimse yumuşak bir tavır beklemesin. Demokrasiyi ortadan kaldırmaya, özgürlük adı altında başkalarının özgürlüklerini daraltmaya yönelenler bizden yumuşak tavır beklemesin.

İnsan canına kastedenler, FETÖ’cüler karşısında kimse bizden yumuşak tavır beklemesin. Biz ana muhalefetten de muhalefetten de bunu bekliyoruz. Dar alanda siyaset yapılmaz. Yenikapı ruhu birilerinin ihtiraslarına kurban edilmişti.

Milletimizin umutlarını artıran siyasette yumuşamanın bu sefer kelebek ömürlü olmamasını umut ediyoruz. Her konuda aynı şeyi düşünüp, aynı cümleleri kurmaz zorunda değiliz. Yöntemlerimiz farklı olabilir, yaşam biçimimiz, siyasetteki doğrularımız farklı olabilir ama hepimiz ülkemizin kalkınmasını istiyor. Evlatlarımızın daha güçlü bir Türkiye’de yaşamasını arzu ediyor. Bunun için ortak tavır göstermemiz gerekiyor.

Türkiye’nin onlarca yıldır ayağına pranga olan konu terördür. AK Parti ve Cumhur ittifakı olarak Türkiye yüzyılına katkıda bulunacak herkesle bir araya gelmeye hazırız. Partilerle gerçekleştirdiğimiz temaslara biz bu açıdan bakıyoruz.

Türkiye ekonomisi yılın ilk çeyreğinde yüzde 5.7 büyüdü. Böylelikle 15’inci kez ekonomimizde büyüme yaşandı. Enflasyon inşallah yılın ikinci yarısından itibaren iniş trendine girecek. Hayat pahalılığını körükleyen yeni düzenlemeyle elimiz daha da güçlenecek. Seçkinlerin, tuzu kurların değil, milletin birikmiş sorunlarının çözüm adresi olmaya devam edeceğiz.

7 Ekim’den beri Gazze’de yaşanan katliama en güçle tepkiyi gösterip İsrail’e karşı somut önlemleri alan tek ülkeyiz. Bütün kalemlerde İsrail’le ticari ilişkileri durdurduk. Gazze’ye gönderdiğimiz yardımlar 55 bin tonu aştı. Tek başımıza kalsak da bu onurlu cesur duruşumuzdan vazgeçmeyeceğiz. MHP başta olmak üzere Meclis’teki diğer siyasi partilere de teşekkür ediyorum. Meclis’te İsrail’in yaptığı katliamlara karşı alınan ortak tavrı çok değerli buluyorum.

Yarın 3 ilçe ve 4 beldede vatandaşlarımız mahalli yönetim için sandık başına gidecek. Bu seçimlerin hayırlara vesile olmasını diliyorum.”

Paylaşın

İTO Açıkladı: İstanbul’un Enflasyonu Yüzde 82,20

Mayıs ayında, İstanbul’da yıllık bazda perakende fiyatlar yüzde 82,20, toptan fiyatlar ise yüzde 61,21 arttı. Perakende fiyatlar mayıs ayında bir önceki aya göre yüzde 3,59, toptan fiyatlar ise yüzde 2,59 arttı.

Haber Merkezi / İstanbul Ticaret Odası (İTO), 2024 Mayıs Ücretliler Geçinme İndeksi ve Toptan Eşya Fiyatları İndeksi verilerini açıkladı.

Buna göre; 2024 Mayıs ayında İstanbul’da; perakende fiyat hareketlerinin göstergesi olan İstanbul Ücretliler Geçinme İndeksi bir önceki aya göre yüzde 3,59, toptan fiyat hareketlerini yansıtan Toptan Eşya Fiyatları indeksi ise yüzde 2,59 oranında arttı.

2023 Mayıs ayına göre 2024 Mayıs ayında yaşanan fiyat değişimlerini gösteren bir önceki yılın aynı ayına göre değişim oranı İstanbul Ticaret Odası’nın (İTO) 1995 bazlı Ücretliler Geçinme İndeksinde yüzde 82,20, Toptan Eşya Fiyatları İndeksinde ise yüzde 61,21 oldu.

Mayıs 2024’te Perakende fiyatlarda bir önceki aya göre; Kültür Eğitim ve Eğlence Harcamalarında yüzde 7,86, Konut Harcamalarında yüzde 7,07, Giyim Harcamaları grubunda yüzde 6,76, Ev Eşyası Harcamalarında yüzde 3,48, Gıda Harcamalarında yüzde 2,35, Diğer Harcamalarda yüzde 1,36 artış; Sağlık ve Kişisel Bakım Harcamalarında yüzde 0,13, Ulaştırma ve Haberleşme Harcamalarında yüzde 0,45 azaldı.

Mayıs 2024’te Toptan fiyatlarda bir önceki aya göre; İşlenmemiş Maddeler grubunda yüzde 8,31, Madenler grubunda yüzde 5,13, İnşaat Malzemeleri grubunda yüzde 4,28, Gıda Maddeleri grubunda yüzde 1,41 ve Yakacak ve Enerji Maddeleri grubunda yüzde 0,09 artış, Kimyevi Maddeler grubunda ise yüzde 7,40 azaldı. Mensucat grubunda herhangi bir değişim olmadı.

Paylaşın

Hamas’tan Biden’ın Açıkladığı İsrail’in Ateşkes Önerisine Olumlu Yanıt

ABD Başkanı Joe Biden, İsrail’in yeni ateşkes teklifini açıklamasının ardından Hamas, İsrail’in ateşkes anlaşmasına yönelik yol haritasının “olumlu değerlendirdiğini” belirten bir bildiri yayınladı.

Haber Merkezi / ABD Başkanı Joe Biden, İsrailli rehinelerin serbest bırakılması karşılığında Gazze’de ateşkes için İsrail’in üç aşamalı önerisini açıklamış ve “bu savaşın sona ermesinin zamanı geldi” demişti.

Anlaşmanın ilk aşaması, İsrail güçlerinin Gazze’nin “nüfuslu bölgelerinden” çekileceği altı haftalık bir ateşkesi içeriyor. Bu aşamada Hamas’ın elinde bulunan yaşlı ve kadın rehineler, Filistinli mahkumlar karşılığında serbest bırakılacak. Yine bu aşamada Filistinli siviller geri dönecek ve bölgeye günde 600 kamyon insani yardım yapılacak.

Anlaşmanın ikinci aşamasında, Hamas ve İsrail, kalıcı barış şartlarını müzakere edecek, bu aşama müzakereler devam ettiği sürece sürecek. Anlaşmanın üçüncü aşamasında ise Gazze’nin yeniden imar planı ele alınacak.

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres’in, ABD Başkanı Joe Biden’ın açıkladığı Gazze Şeridi’nde ateşkes taslağıyla ilgili, “Kalıcı barış sağlanması için anlaşmaya yol açmasını umuyorum.” açıklamasında bulunduğu bildirildi.

AB Konseyi Başkanı Charles Michel, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “(Öneri) Bu, başta çatışmaların kalıcı durdurulması ve İsrail güçlerinin geri çekilmesinin yanı sıra Gazze’nin yeniden inşası olmak üzere uzun vadeli çözüme yönelik görüşmelere alan açması açısından çok önemli” ifadesine yer verdi.

Gazze’de ateşkes, esirlerin serbest bırakılması ve Gazze’nin yeniden inşasını içeren öneriyi memnuniyetle karşıladığını belirten Michel, Katar, Mısır ve ABD’ye çabaları için teşekkür etti. Michel, “Acı sona ermelidir. Tüm tarafları barış için bu fırsatı değerlendirmeye çağırıyorum” ifadelerini kullandı.

AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, X’ten yaptığı paylaşımda, Biden’ın duyurduğu ateşkes önerisine tüm kalbiyle katıldığını ifade ederek, bunun Gazze’deki savaşın ve sivillerin çektiği acıların sona erdirilmesi için önemli bir fırsat olduğunu kaydetti. Von der Leyen, ateşkes taslağına ilişkin dengeli ve gerçekçi olduğu yorumunu yaparak, “Şimdi önerinin tüm tarafların desteğine ihtiyacı var” mesajını paylaştı.

AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell de sosyal medya paylaşımında öneriye desteğine dikkati çekerek, savaşın artık sona ermesinin gerektiğini vurguladı.

Gazze Şeridi’nde İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı ise son 24 saatte 60 artarak 36 bin 284’e yükseldi. Gazze’de İsrail saldırılarında yaralananların sayısı ise son 24 saatte 280 artarak 82 bin 57’ye yükseldi.

Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Paylaşın