TCDD Borç Batağında: 11,5 Milyar Lira Zarar

TCDD’nin 2022 yılında 6 milyar 386 milyon 57 bin lira olan net dönem zararı, 31 Aralık 2023 itibarıyla 5 milyar 105 milyon 781 bin lira artarak 11 milyar 491 milyon 838 liraya yükseldi.

TCDD İşletmesi Genel Müdürlüğü’nün 2022 yılında 2 milyar 955 milyon 470 bin lira olan mali borçları, 2023 yılında 3 milyar 904 milyon 272 bin liraya yükseldi. Benzer bir artış ticari borçlarda da yaşandı. 2022 yılında 5 milyar 953 milyon 359 bin lira olan TCDD’nin ticari borçları, 2023 yılında 8 milyar 535 milyon 821 bin lira olarak gerçekleşti.

Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları İşletmesi Genel Müdürlüğü’nün (TCDD) 2023 yılı mali raporu gecikmeli olarak açıklandı. Muhalefetin, “İktidarın arka bahçesi oldu” eleştirileri yönelttiği idarenin 2022 yılında 6 milyar 666 milyon 422 bin TL olan net dönem zararında, 2023 yılında yüzde 70 artış yaşandığı ortaya çıktı.

TCDD’nin 2022 yılında 6 milyar 386 milyon 57 bin TL olan net dönem zararında, 31 Aralık 2023 itibarıyla 5 milyar 105 milyon 781 bin TL’lik artış yaşandı. 2023 yılı sonunda imza atılan kurum zararı, öngörüleni yüzde 124 aştı.

BirGün’den Mustafa Bildirci’nin haberine göre, TCDD’nin 2023 yılına yönelik mali raporuna göre, 2023 yılında gerçekleştirilen satışlardan toplam 5 milyar 332 milyon 482 bin TL gelir elde edildi. Satışların kuruma maliyetinin ise 11 milyar 842 milyon 713 bin TL olduğu bildirildi. TCDD, satışlardan kaynaklı zararı mali kayıtlara, 6 milyar 510 milyon 231 bin TL olarak geçti. Kurumun 2022 yılında 6 milyar 386 milyon 57 bin TL olan net dönem zararı ise 2023 yılında 11 milyar 491 milyon 838 milyon TL’ye fırladı.

Borçlarda çarpıcı artış

Kurum mali ve ticari borçlarında da çarpıcı artış kaydedildi. TCDD İşletmesi Genel Müdürlüğü’nün 2022 yılında 2 milyar 955 milyon 470 bin TL olan mali borçları, 2023 yılında 3 milyar 904 milyon 272 bin TL’ye yükseldi. Benzer bir artış ticari borçlarda da yaşandı. 2022 yılında 5 milyar 953 milyon 359 bin TL olan TCDD’nin ticari borçları, 2023 yılında 8 milyar 535 milyon 821 bin TL olarak gerçekleşti.

2023 yılında 11,4 milyar TL zarar eden TCDD’nin zararında yıllara göre yaşanan değişim ise şöyle sıralandı:

2018: 2 milyar 557 milyon TL
2019: 2 milyar 546 milyon TL
2020: 3 milyar 866 milyon TL
2021: 4 milyar 34 milyon TL
2022: 6 milyar 386 milyon TL

Paylaşın

AK Partili Vekillerden Erdoğan’a “Bürokratları Aşamıyoruz” Şikayeti

AK Parti milletvekillerinin, partinin Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısında Erdoğan’a bürokratik engellerden şikayet ederek, “bürokratları aşamıyoruz” dediği öne sürüldü.

Toplantıda Erdoğan’ın partisinin sokak köpeklerine yönelik çalışmalara ilişkin, “Bu işi bir an önce neticelendirin. Çalışma metnini de bir an önce bitirip, bana sunun” dediği iddia edildi.

AK Parti Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısının ana gündem maddesi ekonomi oldu. AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a detaylı bir sunum yapan Ekonomi İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Nihat Zeybekçi sunumunda; ekonomi, adalet, bürokrasi, vergi mevzuatı, sanayi-teknoloji, kredi teşvikleri, Meclis işleyiş aksaklıkları, göç problemi, atıl iş gücü ile tarım ve hayvancılık alanında yaşanan meselelere yer verdi. Toplantıda öne çıkan başlıklardan biri milletvekillerinin sahada karşılaştıkları problemler oldu.

Türkiye Gazetesi’nin edindiği bilgilere göre, toplantıda milletvekillerinin bürokratları aşamadığı, bu sebeple de vatandaşın sıkıntısının çözümü noktasında aksaklıklar yaşadıkları bilgisi paylaşıldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, MYK toplantısında siyasette yumuşama dönemi ile ilgili de konuştu. Erdoğan, muhalefet ile yapılan görüşmeleri işaret ederek, müzakere iradesinin, partiye yönelik hakaret ve sataşmaların kabullenileceği anlamına gelmediğini vurguladı.

Partiye dönük hakaretvari açıklamaların tekrarlanması hâlinde karşılık vermede tereddüt edilmeyeceğinin altını çizen Erdoğan, siyasetteki normalleşme süreciyle varmak istedikleri hedefi “Kendimize yeni ortak aramıyoruz. Anayasa, terörle mücadele ve dış politika gibi millî meselelerde iç cepheyi tahkim etmeye çalışıyoruz” sözleriyle anlattı.

Sokak hayvanları

Toplantıda Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı da, sokak hayvanları ile ilgili güncel verileri paylaştı. AK Parti Meclis Grup Başkanı Abdullah Güler de yapılan çalışmada gelinen son noktayı anlattı.

Erdoğan’ın “uyutma” konusuna temkinli yaklaşması üzerine Güler’in, 5199 sayılı kanunda bunun zaten olduğunu sadece kamu güvenliği açısından kapsamın genişletileceğini kaydettiği belirtildi. Bunun üzerine Erdoğan’ın “Bu işi bir an önce neticelendirin. Çalışma metnini de bir an önce bitirip, bana sunun” dediği öğrenildi.

Toplantıda yerel yönetimlerin buradaki rolü ile barınakların niteliğinin ve kalitesinin artırılması da gündeme geldi. Başıboş köpeklerin sadece barınaklara alınarak sorunun çözülemeyeceği, barınaklardaki imkân ve şartlarında iyileştirilmesinin önemli olduğuna değinildi. Öte yandan teklifin Meclis kapanmadan Meclis Başkanlığına sunulacağı belirtildi.

Paylaşın

Birleşmiş Milletler: Gazze’de Yüksek Derecede Kıtlık Riski Sürüyor

Birleşmiş Milletler’in yayınladığı rapora göre; Gazze Şeridi’nde nüfusun yüzde 96’sını oluşturan 2 milyon 150 bin kişi kriz seviyesi olarak ifade edilebilecek akut gıda güvensizliği içinde bulunuyor.

Raporda, Gazze’de nüfusun yüzde 22’si oluşturan yaklaşık 500 bin kişinin gıda güvensizliği yüzünden “beşinci aşama” olarak nitelendirilen felaket koşulları içinde yaşadığı kaydedildi. Bu aşamada, hanelerde aşırı derecede yiyecek kıtlığı yaşandığı, açlıkla başa çıkma kapasitelerinin adeta tükenme noktasına geldiği kaydedildi.

Gazze nüfusunun yüzde 33’ünü oluşturan 745 bin kişinin ise felaket koşullarına yakın “dördüncü aşama” içinde olduğu belirtildi.

Birleşmiş Milletler ile küresel gıda güvenliği izleme kuruluşu Entegre Gıda Güvenliği Sınıflandırma Aşaması’nın (IPC) ortaklaşa hazırladığı son raporda, Gazze’de çatışmaların sürmesi ve insani yardıma erişimin kısıtlanmasının devam etmesi durumunda Gazze Şeridi’nin tamamında kıtlık riskinin Eylül ayına kadar en üst düzeyde olacağı tespiti yapıldı.

VOA Türkçe’den Can Kamiloğlu‘nun rapordan aktardığı son güncellemelere göre, Gazze Şeridi’nde nüfusun yüzde 96’sını oluşturan 2 milyon 150 bin kişi kriz seviyesi olarak ifade edilebilecek akut gıda güvensizliği içinde bulunuyor.

Raporda, Gazze’de nüfusun yüzde 22’si oluşturan yaklaşık 500 bin kişinin gıda güvensizliği yüzünden “beşinci aşama” olarak nitelendirilen felaket koşulları içinde yaşadığı kaydedildi. Bu aşamada, hanelerde aşırı derecede yiyecek kıtlığı yaşandığı, açlıkla başa çıkma kapasitelerinin adeta tükenme noktasına geldiği kaydedildi.

Gazze nüfusunun yüzde 33’ünü oluşturan 745 bin kişinin ise felaket koşullarına yakın “dördüncü aşama” içinde olduğu belirtildi. Raporda, İsrail’in Refah’taki operasyonları sonrasında bölgeden kaçanların sayısının bir milyonu aştığı ifade edildi. Gazze Şeridi’nde Mayıs ayı sonu itibariyle tarım üretimi yapılan toprakların yüzde 57’sinin tahrip edildiği veya ciddi şekilde hasar gördüğü belirtildi.

Gazze Şeridi’nde insani yardımın ulaştığı alanın sürekli daralmaya devam ettiği, Filistinliler’e güvenli bir şekilde yardım ulaştırma yeteneğinin azaldığı kaydedilerek, “Bu olumsuz ve son derece istikrarsız durum böyle devam ederse, Nisan ayında az da olsa görülen iyileşmeler hızla tersine çevrilebilir” ifadesi kullanıldı.

BM Ortadoğu Barış Süreci Özel Koordinatörü Tor Wennesland, Güvenlik Konseyi’nin bugün yapılan Filistin oturumunda yaptığı konuşmada, Gazze’de açlık ve gıda güvensizliğinin devam ettiğini söyledi.

Özel Koordinatör Wennesland, Gazze’nin kuzeyinde yaklaşmakta olduğu öngörülen kıtlığın gıda dağıtımlarındaki artışla önlendiğini belirterek, “Güneyde gıda güvensizliği daha da kötüleşti. Gazze nüfusunun neredeyse tamamı yüksek düzeyde gıda güvensizliğiyle karşı karşıya kalmaya devam ediyor. Yaklaşık yarım milyon insan felaket düzeyinde gıda güvensizliğiyle karşı karşıya” dedi.

“İsrail’e baskı yapmaya devam ediyoruz”

ABD’nin BM Daimi Temsilcisi Linda Thomas–Greenfield, Güvenlik Konseyi’nde yaptığı Filistin ve Gazze’deki ateşkes çabalarıyla ilgili görüşlerini aktardıktan sonra yayınlanan son raporla ilgili endişelerini dile getirdi. Thomas – Greenfield, Gazze’de insani ihtiyaçların felaket boyutlarına ulaştığını belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Son yayınlanan IPC raporunun endişe verici bir şekilde açıkça ortaya koyduğu gibi Gazze’ye insani yardımın arttırılması ve ihtiyaç sahibi herkese ulaşması gerekiyor. Gazze nüfusunun büyük bir kısmı felaket düzeylerinde açlıkla karşı karşıyayken, yardımların ulaştırılmasında sürekli yaşanan kesintiler yüzünden durum hızla kötüleşme riski içerisinde.

Yardım ulaştırmakla görevli BM personeli ve sahada yardım için çalışanların güvenliğini de birinci öncelik olarak görüyoruz. İsrail’e, Gazze’ye yardım dağıtımını kolaylaştırmak için daha iyi koşullar yaratması konusunda baskı yapmaya devam ediyoruz.”

Paylaşın

Uyuşturucu Kullanımı 10 Yılda Yüzde 20 Arttı

2022 yılında dünya genelinde 15-64 yaş aralığındaki her 18 kişiden biri uyuşturucu kullanırken, son 10 yılda uyuşturucu kullanımındaki artış ise yüzde 20 oldu.

2022 yılında 228 milyon kişi esrar, yaklaşık 60 milyon kişi “opioid” adlı sentetik uyuşturucu çeşitlerini, 30 milyon kişi amfetamin türü maddeleri, 23,5 milyon kişi kokain ve 20 milyon kişi de ekstazi kullandı.

Uyuşturucu kullanımı sonucunda hayatını kaybedenlerin sayısında da gözle görülür artış yaşanırken, 2019 yılında uyuşturucu nedeniyle yaklaşık 500 bin kişinin yaşamını yitirdi.

Birleşmiş Milletler Uluslararası Uyuşturucu ve Suç Ofisi (UNODC), 26 Haziran Uluslararası Uyuşturucu Kullanımı ve Kaçakçılığı ile Mücadele Günü’nde “2024 Dünya Uyuşturucu Raporu”nu açıkladı.

Bianet’in rapordan aktardığı bilgilere göre, son 10 yılda uyuşturucu kullanımındaki artış yüzde 20 oldu, 2022’de dünya genelinde 15-64 yaş aralığındaki her 18 kişiden biri uyuşturucu kullandı.

Küresel olarak 2022’de 292 milyon kişinin uyuşturucu kullandığı aktarılan raporda, en çok kullanılan uyuşturucu maddenin esrar olduğu, 228 milyon kişinin bu maddeyi kullandığı kaydedildi.

Raporda, yaklaşık 60 milyon kişinin “opioid” adlı sentetik uyuşturucu çeşitlerini, 30 milyon kişinin amfetamin türü maddeleri, 23,5 milyon kişinin kokain ve 20 milyon kişinin ekstazi kullandığı belirtildi.

Uyuşturucu nedeniyle rahatsızlıklar yaşayan ve tedavi hizmeti bekleyenlerin sayısında ciddi artış gözlemlendiği vurgulanan raporda, 2022’de 64 milyon kişinin uyuşturucuya bağlı çeşitli sağlık sorunları yaşadığı ifade edildi.

Uyuşturucu kullanımı kaynaklı hastalığa yakalananların 11’de 1’inin tedavi imkanı bulabildiği, kadın hastalarda bu oranın 18’de 1 düştüğü, bu konuda kadınların çok daha dezavantajlı olduğu aktarıldı.

Raporda, sağlık hizmetlerine erişimin coğrafyadan coğrafyaya değiştiğine işaret edilerek, Güney Amerika’da hastaların yüzde 49’unun uyuşturucuya ilişkin tedavi alma imkanı bulurken bu oranın Orta Asya ve Transkafkasya bölgelerinde yüzde 4’e gerilediğinin altı çizildi.

Uyuşturucunun beraberinde getirdiği ölümcül sağlık sorunlarına da yer verilen raporda, 2022’de 13,9 milyon kişinin uyuşturucuyu vücutlarına enjekte ederek kullandığı, bu kişilerin 1,6 milyonunun HIV, 1,4 milyonunun HIV ve hepatit C, 6,8 milyonunun da hepatit C virüsü taşıdığı bilgisi paylaşıldı.

Enjekte ederek uyuşturucu kullanımının küresel hepatit C salgınının önemli bir etkeni olmaya devam ettiğine dikkatin çekildiği raporda, uyuşturucu enjekte edenlerin neredeyse yarısının hepatit C hastalığı taşıdığı belirtildi.

Ayrıca genel olarak hepatit C’nin neden olduğu karaciğer hastalıklarının, uyuşturucu kullanımına atfedilen ölümlerin yarısından fazlasını oluşturduğu ifade edildi.

Uyuşturucu kullanımı sonucunda hayatını kaybedenlerin sayısında da gözle görülür artış yaşandığı, 2019’da uyuşturucu nedeniyle yaklaşık 500 bin kişinin yaşamını yitirdiği ve hepatit C’nin yol açtığı karaciğer hastalıklarının uyuşturucuya bağlı ölümlerin başlıca nedenlerinden biri olduğu vurgulandı.

Dünyada kokain arzı ve talebinde belirgin artışın yaşandığına işaret edilen raporda, kokainin elde edildiği koka ağacının 354 bin 900 hektarlık alanda ekildiği, 2022’de bir önceki yıla oranla yüzde 20 artışla 2 bin 757 ton gibi rekor seviyede kokain üretimi yapıldığı anlatıldı.

Küresel kokain pazarının ABD’nin yanı sıra Batı ve Orta Avrupa’da yoğunlaşmaya devam ettiği ancak Afrika, Asya ve Güneydoğu Avrupa’daki gelişmekte olan ülkelerde de hızlı şekilde yayıldığı ifade edildi.

Raporda, küresel yasa dışı afyon üretiminin en çok yapıldığı Afganistan’da 2022’ye göre 2023’te ciddi düşüş yaşandığı, afyon üretiminin 2023’te yüzde 95 gerilediği, bu maddeyi üreten bir başka ülke Myanmar’da ise üretimin yüzde 36 arttığı belirtildi.

Afganistan’daki ciddi düşüşün küresel piyasaya da önemli ölçüde yansıdığı, 2022’ye oranla 2023’te üretimin dünya çapında yüzde 74 azaldığı, buna göre 2022’de dünya genelinde 7 bin 800 ton afyon üretilirken, bu rakamın 2023’te 1,9 tona gerilediği aktarıldı.

Bu keskin düşüşün Taliban yönetiminin 2022’de aldığı yasak kararıyla doğru orantılı olduğu, yasak kararı sonrasında ülkedeki çiftçilerin afyon yerine hububat ekmeye yöneldiği kaydedildi.

1,6 milyon kişiye hapis cezası

Raporda, emniyet güçlerinin ele geçirdiği uyuşturucu miktarına da değinildi. Buna göre 2022’de 2 bin 27 ton kokain, 1194 ton esrar reçinesi, 6 bin 168 ton esrar tohumu ele geçirildi.

Ayrıca 572 ton afyon,165 ton farmasötik opioid, 76 ton eroin, 22 ton morfin ve 536 ton sentetik uyuşturucu çeşitleri yakalandı.

Dünya çapında 2022’de uyuşturucu suçları nedeniyle yaklaşık 7 milyon kişi polisle muhatap olmak durumunda kalırken, 2,7 milyon kişi hakkında dava açıldı ve 1,6 milyon kişi de hapis cezasına çarptırıldı.

Raporun tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

EURO 2024: Danimarka İstediğini Aldı

2024 Avrupa Futbol Şampiyonası (EURO 2024) C Grubu üçüncü maçında Danimarka ile Sırbistan, Allianz Arena’da karşı karşıya geldi. Karşılaşma 0-0 berabere sona erdi.

Haber Merkezi / Danimarka, bu sonuçla birlikte puanını 3’e çıkardı ve grubu ikinci sırada noktaladı. Sırbistan ise aldığı 2 puanla grup sonuncusu oldu ve turnuvaya veda etti. Danimarka, son 16 turunda Almanya ile karşı karşıya gelecek.

Fransız hakem François Letexier’in düdük çaldığı karşılaşmanın ilk yarısında iki takım da pozisyonlar bulmasına rağmen gol sesi çıkmadı ve 45 dakikalık bölüm 0-0’lık skorla tamamlandı. Müsabakanın ikinci yarısında da tarafların golü bulamamasıyla karşılaşma berabere sonuçlandı.

Grubun diğer maçında İngiltere ile Slovenya Köln Stadı’nda karşılaştı. Mücadele başladığı gibi sona erdi. Puanını 5’e yükselten İngiltere grup lideri olarak bir üst tura adını yazdırdı. 3 puanlı Slovenya ise en iyi 3. kontenjanından son 16 turuna kalan takım oldu.

Paylaşın

EURO 2024: Slovenya Bir İlki Başardı

2024 Avrupa Futbol Şampiyonası (EURO 2024) C Grubu üçüncü maçında İngiltere ile Slovenya, Köln Stadyumu’nda karşı karşıya geldi. Karşılaşma 0-0 berabere sona erdi.

Haber Merkezi / Bu sonuçla birlikte 5 puana ulaşan İngiltere grubu lider olarak tamamlarken, 3 puanda kalan Slovenya en iyi üçüncüler arasına girmeyi başardı ve gruptan çıkarak bir ilki başardı.

Fransız hakem Clement Turpin düdük çaldığı karşılaşmanın ilk yarısında iki takım da pozisyonlar bulmasına rağmen gol sesi çıkmadı ve 45 dakikalık bölüm 0-0’lık skorla tamamlandı. Müsabakanın ikinci yarısında da tarafların golü bulamamasıyla karşılaşma berabere sonuçlandı.

Grubun diğer maçında Danimarka ile Sırbistan, Allianz Arena’da karşı karşıya geldi. Karşılaşma 0-0 berabere sona erdi. Danimarka, bu sonuçla birlikte puanını 3’e çıkardı ve grubu ikinci sırada noktaladı. Sırbistan ise aldığı 2 puanla grup sonuncusu oldu ve turnuvaya veda etti.

Paylaşın

EURO 2024: Fransa İle Polonya Yenişemedi

2024 Avrupa Futbol Şampiyonası (EURO 2024) D Grubu üçüncü maçında Fransa ile Polonya, BVB Dortmund Stadyumu’nda karşı karşıya geldi. Karşılaşma 1-1 berabere sona erdi.

Haber Merkezi / İtalyan hakem Marco Guida’nın yönettiği müsabakada Fransa’nın golünü 56. dakikada penaltıdan Kylian Mbappe, Polonya’nın golünü ise 79. dakikada penaltıdan Lewandowski kaydetti.

Bu sonuçla birlikte Fransa, puanını 5 yaptı ve gruptan ikinci çıktı. Polonya ise Avrupa Şampiyonası’nı aldığı tek puanla dördüncü sırada tamamladı.

Müsabakanın ilk yarısında gol sesi çıkmadı. İkinci yarıda ise Fransa’nın kazandığı penaltıda topun başına Kylian Mbappe geçti. 25 yaşındaki futbolcu 56. dakikada kullandığı penaltıyı gole çevirerek takımını 1-0 öne geçirdi.

Beraberlik golünü arayan Polonya 76. dakikada penaltı kazandı. Lewandowski, 77. dakika kullandığı penaltı vuruşunda kaleci Maignan’ı geçemedi. Ancak hakem, Maignan’ın ayaklarının çizgide olmaması nedeniyle penaltı atışını tekrarladı. Topun başına tekrar geçen Lewandowski, bu kez golü atmayı başardı ve skorda eşitliği sağladı.

Paylaşın

Erdoğan: Hukuk Devletinden Asla Sapmayacağız

Polis Akademisi Mezuniyet Töreni’nde açıklamalarda bulunan Erdoğan, “Ne yapıyorsa hukuk içinde yapacağız, hukuk devletinden asla sapmayacağız. Sizler herhangi bir grubun, hizbin, ideolojinin değil Türkiye Cumhuriyeti devletinin polisisiniz” dedi.

Erdoğan, “Hukukun dışına çıkılarak devlete hizmet edilmez. Kanunun arkasından dolanarak toplumda düzen sağlanmaz. Kamu görevlileri anayasa ve yasalarla sınırlıdır. Bunun istisnası yoktur ve olamaz. Vatandaşımız kolluk kuvvetlerine baktığında sadece kamu otoritesini değil, hukuk devletini de görmek ister. Geçmişte devletimiz kendini hukukun üstünde görenlerden çok çekmiştir” ifadelerini kullandı.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara Gölbaşı Polis Akademisi’nde “Polis Akademisi Mezuniyet Töreni”nde açıklamalarda bulundu. Erdoğan’ın açıklamalarından satır başları:

“Sizlerin en donanımlı yetişmelerinizi sağlayan hocalarınıza, amirlerinize, kıymetli ailelerinize ülkem ve milletim adına teşekkür ediyorum. Afrika’dan Türk cumhuriyetlerine, Balkanlardan Güney Asya’ya gönül coğrafyamızın dört bir ucunda görev yapacak siz kardeşlerime başarılar diliyorum. Yurtdışı ziyaretlerimizde Türkiye mezunlarının hayatın farklı alanlarında farklı konumlara geldiğini görüyoruz. Çok geniş bir yelpazede Türkiye’yi tanıyan, milletimizi seven kardeşlerimizin elde ettiği başarılardan biz de iftihar ediyoruz.

Her ne kadar son dönemde ülkemizde böyle bir ufuktan rahatsız olan kimi kendini bilmezler türemişse de biz onlara kulak asmıyoruz. Türkiye gibi devleti ırkçı lümpen faşizmin sığ sularına hapsetmeye kimsenin gücü yetmez. Ekonomi, turizm, ticaret ve kamu diplomasisine zarar verme girişimlerine eyvallah etmeyeceğiz. Ülkemizin gönül elçileri kadrosuna katılan bugünkü mezunlarımızın da gayretleriyle inşallah hedeflerimize ulaşacağız. Rabbim yolunuzu, bahtınızı, açık etsin diyorum.

Emniyet teşkilatımız saflarına eklenen 2766 yeni neferle milletimize karşı sorumluluklarını çok daha etkin şekilde yerine getirecektir. Bu çatı altında eğitim hayatınız boyunca edindiğiniz nitelik, disiplin ve prensipler sizlere rehberlik edecektir. Mesuliyeti yüksek bir mesleği icra ederken her birinizin hukuka ve kanunlara harfiyen uyacağınıza inanıyorum. Hukukun dışına çıkılarak devlete hizmet edilmez. Kanunun arkasından dolanarak toplumda düzen sağlanmaz. Kamu görevlileri hangi konumda olursa olsun Anayasa ve yasalarla mukayyettir. Görev ve yetkileri mevzuatla sınırlandırmıştır. Bunun istisnası yoktur ve olamaz.

Vatandaşımız kolluk kuvvetlerine baktığında sadece kamu otoritesinin müessir gücünü değil aynı zamanda hukuk devletini de görmek ister. Geçmişte ülkemiz kendini hukukun ve yasaların üstünde gören bürokratik vesayetten çok çekmiştir. Devletin güvenliği öne sürerek hukukun üstünlüğü çiğnenmiş, milli irade yok sayılmış, anayasa askıya alınmış, milletimizin özgürlük alanları daraltılmıştır.

Biz bu dönemi Türkiye’nin kayıp yılları olarak değerlendiriyoruz. 2002’den itibaren hayata geçirdiğimiz reformlarla güvenliği hukuk ve demokrasinin tam karşısında konumlandıran zihniyete son verdik. Devletimizin güvenliğini, milletimizin huzurunu temin etmeye çalıştık. Bugün de aynı ilkeyi titizlikle gözetiyoruz. Hem güvenliğimizi sağlıyor bunu hukuk devletin hudutları dahilinde, demokrasiden ödün vermeden hak ve hürriyete sahip çıkarak gerçekleştirmeye gayret ediyoruz.

Sizlerden de bu hassasiyetle hareket etmenizi istiyorum. Milletimizin de sizden beklentisi bu yöndedir. Vatandaşın canına, malına, namusuna, özgürlüklerine ve güvenliğine kast eden alçaklara karşı asla müsamahakar davranmayacaksınız. Suç işleyerek sınırı aşan her kim olursa olsun yargıya teslim ederek hak ettiği cezayı almasını temin edeceksiniz.

Hukukun dışına çıkanlara nasıl nefes aldırmıyorsanız, insanımıza karşı müşfik olacak, görevinizi yaparken ölçüyü kaçırmayacaksınız. Kolluk kuvvetlerinin halka yaklaşımını, devletin vatandaşıyla kurduğu bağın niteliğini ortaya koyan ayna gibidir. Polisimiz zehir tacirleri, suç örgütleri, çetelerin, şehir eşkıyaların, emperyalistlerin uşaklığını yapan teröristlerin kabusu haline gelirken halkımızın güven kaynağı olmak zorundadır.

Aksi durumda ne toplumda asayişi temin edebiliriz ne de ülkemizi asırlık hedefleriyle buluşturabiliriz. Türk polisine yakışır şekilde sorumluluklarınızı hakkaniyete ve adalete uygun olarak yerine getireceğimizden şüphe duymuyorum. Rabbim kazadan, beladan, saldırıdan muhafaza buyursun diliyorum. Bir kez daha 81 vilayetimizin tamamında asayişi, güvenliği, huzuru temin etmek için fedakârca görev yapan tüm polislerimize teşekkür, kahraman şehitlerimizi rahmetle anıyorum.

Türkiye stratejik, coğrafi konumu, iddiaları ve savunduğu değerler itibariyle asimetrik tehditlerle yüzleşen bir ülkedir. Teyakkuz halinde olmak, tedbir geliştirmek, proaktif anlayışla mücadele etmek gibi mecburiyetimiz bulunuyor. Terörle mücadelede artık 40 yılı geride bırakmak üzereyiz. Bu mücadelede son yıllarda tarihi kazanımlar elde ettik. Asker, polis, jandarma, istihbaratçı ve güvenlik korucularımızın muazzam çabalarıyla terör örgütünü özellikle sınırlarımız içerisinde kıpırdayamaz hale getirdik. İHA, yerli ve milli imkanlarla ürettiğimiz silahlarla eli kanlı canilere nefes aldırmıyoruz.

Sadece son 1 yılda PKK/KCK’ya yönelik 4977 şehir olmak üzere 34 bin 765 operasyon yapıldı. Bu operasyonlarda 7’si kırmızı, 1’i yeşil, 15’i turuncu, 34’ü gri kategoride toplam 1045 terörist etkisiz hale getirildi. Bölücü terör örgütüne katılımlar her geçen gün azalıyor. Bir dönem binlerle ifadelerle sayılar bugün 10’lu 20’li rakamı ancak buluyor. FETÖ, DEAŞ ve sol terör örgütlerinin tepesine biniyoruz.

FETÖ’ye geçen yıl 5827 operasyon yapıldı. 9350 şüpheli gözaltına alındı. Yurt dışına kaçan firarilerin ülkemize iadesiyle ilgili olarak Dışişleri ve Adalet Bakanlıklarımız çalışmaktadır. Devletimizin kurumlarının nefesi nereye kaçarsa kaçsınlar FETÖ’cü alçakların ensesinde olmaya devam edecektir. Organize suç örgütlerine karşı son 1 yılda elde edilen başarıları milletimiz zaten takdir etmektedir.

“Son 1 yılda her 100 olaydan 93’ü aydınlatıldı”

Emniyet ve MİT tarafından toplamda 603 çete çökertilmiştir. Zehir tacirleri hedefe koyduğumuz hedefe koyduğumuz bir diğer mülevves yapıdır. Son 1 yılda önemli mesafe kat ettik. Son 1 yılda her 100 olaydan 93’ü aydınlatıldı. Kimsenin yaptığı yanına kâr kalmıyor. Kolluk kuvvetlerimiz asayişi, huzuru, güvenliği temin etmek için gerçekten büyük fedakârlıkla çalışıyor.

Askerlerimizin operasyonlarıyla hudutlarımızda 168 bin yasadışı geçiş engellenmiş, 13 bin 681 düzensiz göçmen yakalanmıştır. 1473’ü Suriye’de, 1052’si Irakta olmak üzere terörist etkisiz hale getirilmiştir. 3158 mağara, sığınak, barınak, depo imha edilmiştir. Yaz ayları boyunca çok daha kararlı, sonuç alıcı operasyonlar gerçekleştireceğiz. Son terörist de ülkemiz için tehdit unsur olmaktan çıkarılıncaya kadar mücadelemizi devam ettireceğiz.

Tüm başarıların bize gösterdiği gerçek; güvenlik birimlerimiz FETÖ ve vesayet odaklarından temizlendikçe terör ve suç örgütlerine karşı başarılarımız katlanarak artıyor. Hangi görünüm, hangi kisve altında olursa olsun kendini devlet ve milletin menfaatlerinin üstünde gören hiçbir yapıya tahammülümüz yoktur. Emniyet teşkilatımıza ve dolayısıyla devletimize olan inancımızı zedeleyecek en küçük yanlışa göz yummayacağımızı vurgulamak isterim.

Eski Türkiye’nin kötü alışkanlıklarının güvenlik birimlerimiz dair hiçbir yapının devlette nüksetmesine izin vermeyeceğiz. Ne yapıyorsa hukuk içinde yapacağız, hukuk devletinden asla sapmayacağız. Sizler herhangi bir grubun, hizbin, ideolojinin değil Türkiye Cumhuriyeti devletinin polisisiniz. Sizler bu milletin bağrından çıkmış, gerektiğinde vatan ve millet için can vermeye hazır birer nefersiniz.

Sizler güvenliğimizin olduğu kadar demokrasi ve ekonomideki kalkınma hamlelerimizin de teminatısınız. Kamu otoritesi adına hareket eden kanun adamlarının herkesten daha fazla dikkatli olması beklenir. Sizlerin de bu beklentilerin bilinciyle davranacağınıza inanıyorum. Misafir öğrencilerimizi bir kez daha kutluyor, ülkelerine bizlerden selam götürmesini diliyorum. Allah yar ve yardımcınız olsun diyor, hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum. Kalın sağlıcakla.”

Paylaşın

EURO 2024: Avusturya’dan Tarihi Galibiyet

2024 Avrupa Futbol Şampiyonası (EURO 2024) D Grubu maçında Hollanda ile Avusturya, Berlin Olimpiyat Stadyumu’nda karşı karşıya geldi. Avusturya, karşılaşmadan 3-2 galip ayrıldı.

Haber Merkezi / Slovak hakem Ivan Kruzliak’ın düdük çaldığı karşılaşmada Avusturya’nın gollerini 6. dakikada Donyell Malen kendi ağlarına, 59. dakikada Stevan de Vrij kendi ağlarına ve 80. dakikada Marcel Sabitzer kaydetti.

Hollanda’nın gollerini ise 47. dakikada Cody Gakpo ve 75. dakikada Memphis Depay kaydetti.

Bu sonuçla Avusturya, grupta 6 puanla lider olarak son 16 turuna kaldı. Grupta 4 puanla üçüncü olan Hollanda ise en iyi 4 grup üçüncüsü arasına girmeyi garantileyerek adını son 16 turuna yazdırdı.

Karşılaşmanın 6. dakikasında Donyell Malen’in topu kendi ağlarına göndermesiyle Avusturya, erken golü bularak 1-0 öne geçti. Karşılıklı ataklarla geçen ilk yarıda başka gol sesi çıkmadı. Mücadelenin ikinci yarısı ise gol düellosuna sahne oldu. Henüz 47. dakikada Cody Gakpo meşin yuvarlağı ağlara göndererek karşılaşmada beraberliği sağladı.

Avusturya, bu gol sonrası 59. dakikada Romano Schmid’in golüyle yeniden öne geçti. Dakikalar 75’i gösterdiğinde bu kez Hollanda adına Memphis Depay sahneye çıktı ve yaptığı şık vuruşla skoru 2-2’ye getirdi. Avusturya’nın bu gole de cevabı gecikmedi ve yalnızca 5 dakika sonra, 80. dakikada kaptanı Marcel Sabitzer’in golüyle skoru 3-2 lehine çevirdi.

Stat: Berlin Olimpiyat

Hakemler: Ivan Kruzliak, Branislav Hancko, Jan Pozor (Slovakya)

Hollanda: Verbruggen, Geertruida, De Vrij, Van Dijk, Ake (Dk. 66 Van de Ven), Reijnders (Dk. 66 Wijnaldum), Schouten, Veerman (Dk. 35 Simons), Malen (Dk. 72 Weghorst), Gakpo, Depay

Avusturya: Pentz, Posch, Wöber, Lienhart (Dk. 69 Querfeld), Prass, Seiwald, Grillitsch (Dk. 69 Laimer), Wimmer (Dk. 68 Baumgartner), Sabitzer, Schmid (Dk. 90+2 Weimann), Arnautovic (Dk. 78 Gregoritsch)

Goller: Dk. 6 Malen (Kendi kalesine), Dk. 59 Schmid, Dk. 80 Sabitzer (Avusturya), Dk. 47 Gakpo, Dk. 75 Depay (Hollanda)

 

Paylaşın

Hüda Kaya Hakkında Tahliye Kararı: Barış İstemeye Devam Edeceğim

Hakkında yurt dışına çıkış yasağı ve adli kontrol şartıyla tahliye kararı verilen Hüda Kaya, savunmasında, “28 Şubat’ta idamlarla yargılanırken de şeriatçı olmakla yargılandık. İktidarlar değişti yargılama biçimi değişmedi” dedi ve ekledi:

“O zaman ‘şeriatçı’ olarak yargılanıyorduk bugün ise ‘terörist, bölücü olarak’ yargılanıyoruz. İyilik ve barış istemek iktidarlara göre değişmez. İyilikle, barışla teröristlik bir arada olamaz. Dün alanda, sokakta, kürsüde ne istediysem, bugün tüm tabiat, canlılar, toprak için, insanlar için aynen iyilik, barış ve mutluluk istemeye devam edeceğim.”

6-8 Ekim 2014 tarihindeki protestolar gerekçe gösterilerek eski HDP milletvekilleri Hüda Kaya, Serpil Kemalbay, Fatma Kurtulan, Pero Dündar ve Garo Paylan hakkında açılan davanın ilk duruşması başladı.

Sincan Cezaevi Kampüsü’nde bulunan Ankara 22’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye başlanan duruşmayı Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, milletvekilleri ve Demokratik İslam Kongresi (DİK) üyeleri takip etti.

Tutsak siyasetçi Hüda Kaya, duruşmaya Silivri Kadın Kapalı Cezaevi’nden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile katıldı.

Duruşmada, mahkeme iddianamede geçen suçlamaları hatırlattı. Daha sonra söz alan tutsak siyasetçi Hüda Kaya, “Bu iddianame öncekilerin kötü bir kopyası olarak önüme geldi. Baştan sona konuşmalarımda tek bir hakaret içermeyen konuşmalarım nedeniyle yargılanıyorum. Her zaman barış ve eşitlikten yana olan konuşmalarım siyasi bir öç olarak karşıma konuldu. Tek başımıza da kalsak yalana, haksızlığa sarılmayız” dedi.

Yaptığı konuşmaların ve katıldığı tüm etkinliklerin suçlama konusu yapıldığını belirten Kaya, “Adalet mülkün temeli değil de mülk adaletin temeli olunca, egemenlik halkın değil egemenlerin olunca, hukukun üstünlüğü değil üstünlerin hukuku geçerli olunca elbette sanık sandalyesinde olan bizler oluyoruz. Biz mağdur değiliz çünkü çok şükür çalmadık, insanların özgürlüklerini çalmadık, yalan söylemedik, şiddetin her türlüsüne karşı olduk.

Bütün bunlara rağmen savcılığın talep ettiği suçlara karşı ifade vermem hukuksuzca engellendi ve 8 aydır haksız şekilde tutuklu bulunuyorum. Bir milletvekili temsil ettiği insanların açısında, taziyesinde, haksızlığa uğradığında onların sesi olmak için çalışır. Hala görevde olan milletvekilleri de bunun için çalışıyor. Bizleri özgürlüğümüzden alı koyanların verdiği kararların siyasi olduğunu söylüyorum” diyerek, tepki gösterdi.

Kaya, Cizre olaylarında yaralıların kurtarılması için yaptığı yardım çağrısının dosyaya alındığına şaşırdığını söyleyerek, şöyle devam etti: “Şiddet karşıtı ve barış yanlısı bir insanım, buna karşı size vereceğim cevabım zaten dosyanın içindedir. Dinler insanı ve toplumu vicdani ve öz anlamında geliştirmek içindir diyebiliriz.

Onca öğreti ve öncü ve elçilere rağmen toplumlar birçok şeyi yozlaştırıp egemenlik aracı kıldığı gibi egemenler dinleri de baskı, sömürü ve cinsiyetçilik aracı haline getirdi. Yine Meclis’te yaptığım bir konuşma dosyaya konulmuş, kürsü dokunulmazlığı ihlal edilerek anayasaya aykırılık yapılıyor. Asıl bu hukuksuzluğu yapanlar, bunu dosyaya koyanlar hakkında işlem yapılmalıydı. Yaptığım konuşmanın nasıl dosyaya alınıp suç olarak geri döndüğünü anlamak mümkün değil.”

Kaya, sözlerini şöyle sürdürdü: “İHD’nin İstanbul Şubesi’nde Kobani olaylarına ilişkin bir konuşma yapmışım. Ne demişim,‘Kobani olaylarının ortaya çıkması ve aydınlatılması için önerge verdik ama bu olayların ortaya çıkartılmasını engelleyen AKP-MHP’dir. Derin devlet ve devletin karanlık yüzü olayların ortaya çıkmasını istemeyenlerin kim olduğunu tahmin etmek zor değil’ demişim. Yani ne konuşalım ne diyelim, barış konuşmayalım mı, iyilik konuşmayalım mı hep savaş hep çatışma mı konuşalım?

Ülkenin iyi geleceği olsun diye yaptığımız çırpınışların ödüllendirilmesi gerekirken bunlarla yargılanır hale gelmişiz. Yine 6 Eylül’de Mardin Belediyesine atanan kayyım belediyesi protestolarında zılgıtlar çekilmiş, şarkılar söylenmiş ve burada bir konuşma yapmışım. Bu da dosyada yer alıyor, ‘Hırsızlara boyun eğmeyeceğiz, itaat etmeyeceğiz’ demişim. Hakim bey bunu okurken gülsek mi bilemiyoruz iddianamede defalarca ‘hırsızlıklar’ kelimesi geçiyor. ‘Seçilmişlerin, halkın iradesi üzerine irade tanımıyoruz” diyerek konuşmama devam etmişim.

Süleyman Soylu’ya yine burada ‘sözde içişleri bakanı’ diyerek, ‘insanlar sizin yüzünüzden dinden uzaklaştı, hırsızlıkla yalanı her türlü kötülüğü inançla bütünleştirdiniz, sizin kötülüklerinize teslim olmayacağız. Kim olursa olsun çocukların, ezilenlerin, kadınların yanında olarak hakkın hakikatin yanında olmaya devam edeceğiz. Bu ülke bu halk kötülüğe teslim olmayacak, işte bu kayyım politikaları da kötülüğün sesinin halkların sesini kesmeye çalışmasıdır. Bu kötülük sesine yenilmeyeceğiz. Bu halk size dersinizi verdi vermeye devam edecek’ demişim.

Gerçekten ibretlik alıntılardan bir tanesidir bu. Politik mi, sosyolojik mi hangi açıdan değerlendirilse eksik kalır. Nerede olursam olayım, şiddete karşı, haksızlığa karşı olup, canlıların, insanların özgürlüğünün yanında olduğumu her yerde anlatmışımdır. Tüm bunları yetkililere söylememek onları incitmemek mi gerekiyor? İktidarın gücüyle bizlerde bir yerde yerleşip yurtlanırdık ama çok şükür hiçbirimiz bunu istemedik, buradan yana olmadık. Yine bu seçimlerde halk Mardin’de Ahmet Türk demedi mi her şeye rağmen, halk işte böyle dersini egemenlere verir.

28 Şubat dönemindeki yargılamalara değinen Kaya, bugün aynı sistemin AKP eliyle işletildiğini söyledi. Kaya, “28 Şubat’ta idamlarla yargılanırken de şeriatçı olmakla yargılandık. İktidarlar değişti yargılama biçimi değişmedi. O zaman ‘şeriatçı’ olarak yargılanıyorduk bugün ise ‘terörist, bölücü olarak’ yargılanıyoruz. İyilik ve barış istemek iktidarlara göre değişmez. İyilikle, barışla teröristlik bir arada olamaz. Dün alanda, sokakta, kürsüde ne istediysem, bugün tüm tabiat, canlılar, toprak için, insanlar için aynen iyilik, barış ve mutluluk istemeye devam edeceğim.”

Hakkında beyanlarda bulunan tanık Gül Tanrıverdi’nin Kandil’e gittiğine ilişkin iddialarına yanıt veren Kaya, Kandil’e çözüm sürecinde açık bir biçimde gittiğini ve bu röportajların yayınlandığını belirtti. İkinci gidişinde ise bir heyet eşliğinde gittiğini söyleyen Kaya, tarihleri ve verileriyle birlikte olduğunu söyledi. Gizli tanığın iddia ettiği üzere Halklar ve İnançlar Komisyonu ile gittiğine ilişkin beyanların gerçeği yansıtmadığını dile getiren Kaya, 6 Ekim’de HDP MYK toplantısına ise katılmadığını ve o tarihlerde Muş’ta olduğunu anımsattı.

Kaya’nın beyanları ardından söz alan avukat Zilan Leventoğlu, 2013-15 arasında yaşanan sürece dikkat çekerek, bu süreç üzerinden 11 yıl geçtiğini hatırlattı. Leventoğlu, Bu sürecin içinde yer alan AKP’lilerin ise faaliyetlerinden yargılanmadığını ancak HDP’li siyasetçilerin ise yargılandığını söyledi. Leventoğlu, söz konusu faaliyet ve çalışmaların suç olmadığını ve devletin bilgisi ile yapıldığını paylaştı.

Leventoğlu, müvekkilinin yurt dışında bir konferansa katılmak için havalimanında bulunduğunu ancak havuz medyasının “kaçacaktı” şeklinde haberler servis ettiğini anımsatarak, tepki gösterdi. HTS kayıtlarına değinen Leventoğlu, “Müvekkilin oğlu ile konuşmalarına dahi değinilerek dosyaya konulması ne kadar hakkaniyetli tartışılır. Bir yıl önce başlatılan soruşturmada gizlilik kararı kaldırılmamış, müvekkilin savunma yapması engellenmiştir.

Dosyada ithaf edilen suçlara ilişkin tek bir delil yok. 8 aydır müvekkilimiz hukuksuz bir biçimde tutukludur. Kobani Davası’nda görülen karar duruşmasında müvekkilimize atılı aynı suçlardan siyasetçiler beraat etmiştir. Tutukluluk halinin hiçbir hukuki ve makul bir gerekçesi kalmamıştır. Soruşturmaya yine konu olan son derece demokratik bir çağrı olan 6-8 Ekim çağrısında milletvekilimizin ne imzası vardır, ne toplantıya katılmıştır ne de paylaşım yapmıştır. Buna ilişkin tek bir delil, tanık ve belge yoktur” diye konuştu.

Savunmaların ardından mütalaasını sunan iddia makamı, Kaya’nın tutukluluğunun devamına karar verilmesini talep etti. Ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, Kaya’nın ayda bir kez imza atma yükümlülüğü ve yurt dışı çıkış yasağıyla birlikte tahliyesine karar verdi.

Birinci Kobani Davası

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanları Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş’ın da aralarında olduğu 108 siyasetçinin yargılandığı davanın karar duruşması 16 Mayıs’ta görülmüştü. Ankara 22’inci Ağır Ceza Mahkemesi, 18’i tutuklu 108 siyasetçinin yargılandığı davada ceza yağdırmış, Mahkeme Selahattin Demirtaş’a 42 yıl, Figen Yüksekdağ’a 30 yıl 3 ay ceza vermişti. Mahkeme, 24 kişi hakkında toplam 407 yıl 7 ay hapis cezası vermişti.

(Kaynak: MA)

Paylaşın