Mükerrem Kemertaş Kimdir? Hayatı, Albümleri

1938 yılında Erzurum’da dünyaya gelen Mükerrem Kemertaş, 31 Mart 2018 yılında İzmir’de hayatını kaybetti. Mükerrem Kemertaş’ın naaşı Doğançay Mezarlığı’na defnedildi.

Sanat hayatına Erzurum Halk Oyunları Derneği’nin THM çalışmasına katılarak başlayan Mükerrem Kemertaş, ilk defa 1956 yılında bir gençlik şöleninde sahneye çıktı. Mükerrem Kemertaş, o güne kadar Hırtızlı Hafız Celal, Çığılı İzzet, Celal Güzelses gibi ustaları yakinen dinleyebilme fırsatı buldu.

Mükerrem Kemertaş, 1960 yılında Erzurum Radyosu’nun açılması ve devamında 1961’de Doğudan Sesler Korosu’nun kurulmasıyla birlikte Seyfettin Sığmaz, Hulusi Seven, Fikret Tosuner ve Suat Işıklı nezaretinde, bu koroda korist ve solist olarak görev aldı. Mükerrem Kemertaş, bu topluluğun TRT Erzurum Radyosu için düzenli aralıklarla hazırladığı programlarda beş yıl boyunca yer aldı.

Daha sonra, 1966 yılında açılan “Kadrolu Ses Sanatçısı” sınavını kazanarak Erzurum Radyosu’nda kadrolu sanatçı olan Mükerrem Kemertaş, b dönemde Erzurum Radyosu’nda Ali Canlı, Mustafa Geceyatmaz, Kemal Karasüleymanoğlu, Fikret Karahan ve Talip Özkan’ın Şefliğinde Yurttan Sesler Korosu’nda çalışmaya başladı.

Mükerrem Kemertaş, İstanbul Radyosu THM Müdürü Nida Tüfekçi’nin isteği üzerine, 1970 yılından itibaren İstanbul Radyosu Yurttan Sesler Topluluğu’nda, Nida Tüfekçi, Neriman Altındağ Tüfekçi, Ahmet Yamacı, Yücel Paşmakçı’nın nezaretinde görevine devam etti.

Uzun havaları ustalıkla icra etmesiyle tanınan Mükerrem Kemertaş’ın, 1960’lı ve 1970’li yıllarda değişik firmalar adına yapmış olduğu çok sayıda plak ve kaseti mevcuttur. 1985 yılında İzmir Radyosu’na naklen atanan Mükerrem Kemertaş, emekli olduğu 2004 yılına kadar bu radyodaki çalışmalarını sürdürdü.

Sahneye ilk çıktığı 1956 yılından günümüze kadar çok sayıda konserler de veren Mükerrem Kemertaş, emekli olmasına rağmen “sanatçının emeklisi olmaz” ilkesini doğrularcasına, müzik etkinliklerine katılarak sanat yaşamına devam etti.

Mükerrem Kemertaş’ın albümlerinden bazıları: Huma Kuşu, Tutam Yâr Elinden Tutam, TRT Arşiv Serisi 88 / Mükerrem Kemertaş, Yadigâr.

Paylaşın

Mümin Sarıkaya Kimdir? Hayatı, Albümleri

9 Haziran 1978 yılında Yozgat’ta dünyaya gelen Mümin Sarıkaya, ilk, orta ve lise eğitimini Yozgat’ta tamamladı. 10 yaşında ağabeyinin yanında bateri çalmaya başlayan Mümin Sarıkaya, ilk bağlama dersini de ağabeyinden aldı.

Eserlerini sosyal medya platformları aracılığı ile müzikseverlerle buluşturmaya başlayan Mümin Sarıkaya, “Ben Yoruldum Hayat” bestesi ile dikkatleri üzerinde çekti. Mümin Sarıkaya, Ahmet Çelenk ile yolları kesiştikten sonra eserlerini bir albümde toplamaya karar verdi.

Mümin Sarıkaya’nın albümle aynı adı taşıyan, “Ben Yoruldum Hayat” ve daha önce single olarak yayınladığı “Al Başımdan Bu Dertleri” şarkılarının da bulunduğu albümde 10 eser yer aldı. Albümde 6 şarkının söz ve müziği Mümin Sarıkaya’ya ait.

Ayrıca Neşet Ertaş, Ali Osman Nebioğlu, Nurullah Akçayır gibi ustaların eserlerini yorumlayan Mümin Sarıkaya, şarkıların düzenlemelerinde Göksun Çavdar, Cihan Sezer, Alper Atakan gibi önemli müzisyenlerle çalıştı.

Mümin Sarıkaya’nın albümleri: Öldüğümü Bilmesinler, Dur Diyemem, Ben Yoruldum Hayat, Al Başımdan Bu Dertleri.

Paylaşın

Müslüm Gürses Kimdir? Hayatı, Albümleri

5 Temmuz 1953 yılında Şanlıurfa’nın Halfeti ilçesine bağlı Fıstıközü köyünde dünyaya gelen Müslüm Gürses, 3 Mart 2013 yılında İstanbul’da hayatını kaybetti. Müslüm Gürses’in naaşı Zincirlikuyu Mezarlığı’na defnedildi.

Asıl adı Müslüm Akbaş olan Müslüm Gürses’in ailesi, ekonomik sıkıntılar nedeniyle kendisi 3 yaşındayken Adana’ya göç etti. İlkokuldan sonra eğitime devam edemeyerek, bir süre ayakkabı tamircisi ve terzi olarak çalışan Müslüm Gürses, annesinin desteğiyle 1967’de henüz 14 yaşındayken Adana’da bir çay bahçesinde düzenlenen ses yarışmasına katıldı. Birinci olarak dikkati çeken Müslüm Gürses, yarışmadan sonra “Gürses” soyadını kullandı.

Sesiyle küçük yaşlarda dikkati çeken Müslüm Gürses, 1967’den itibaren TRT-Adana-Çukurova Radyosunda, cumartesi günleri canlı olarak türküler söyledi. İstanbul’a 1969’da gelen Gürses, aynı yıl Selahattin Sarıkaya’nın sahibi olduğu Sarıkaya Plak ile “Giyin Kuşan Selvi Boylum/Hayatımı Sen Mahvettin” ve “Gitme Gel Gel/Haram Aşk” adlı iki 45’lik plak doldurdu.

Müslüm Gürses’in “Sevda Yüklü Kervanlar” adlı şarkısını da içeren “Sevda Yüklü Kervanlar/Vurma Güzel Vurma” isimli 45’lik Plağı 1969’da Palandöken’den çıktı. 300 bin basılan plak dönemin rekorunu kırdı. Askere gidince bir süre plaklarına ara veren sanatçı, döndüğünde İstanbul’a gelerek müzik yaşamına bıraktığı yerden devam etti. Palandöken firması ile 13, Bestefon ile 4, Hülya Plak ile 15 ve Çın Çın Plak ile 2 adet 45’lik plak doldurdu. Ardından 1999’a kadar 15 yıl boyunca Elenor Plak ile çalıştı.

Müslüm Gürses, yaşamının son yıllarında bazı pop ve rock tarzındaki şarkıları da repertuvarına katarak, Bülent Ortaçgil’in “Sensiz Olmaz”, Nilüfer’in “Olmadı Yar”, Teoman’ın “Paramparça”, Tarkan’ın “İkimizin Yerine”, Şebnem Ferah’ın “Sigara” ve Kenan Doğulu’nun “Tutamıyorum Zamanı” adlı çalışmalarını da seslendirmiş ve hayran kitlesini daha da arttırmıştı.

Müslüm Gürses, arabesk furyasının yükseldiği dönemde Yeşilçam’a da adım attı. Çoğu şarkılı, türkülü olmak üzere 38 filmde rol alan Gürses, ilk kez 1979’da çekilen ”İsyankar” filmiyle kamera karşısına geçti. Genellikle suça sürüklenen, alkolizmin batağına saplanmış gençlerin, acı dolu hayat hikayelerinin işlendiği filmlerde rol alan sanatçı, kariyerinin son döneminde de komedi filmlerinde yardımcı oyuncu olarak göründü.

Müslüm Gürses, 1978’de Anadolu turnesi dolayısıyla Tarsus’tan Adana’ya dönerken trafik kazası geçirdi. Sürücünün hayatını kaybettiği kazada, öldü sanılarak morga kaldırılan Gürses’in yaşadığı son anda fark edildi ve ameliyata alındı. Kazada, alnı ciddi biçimde zedelenen sanatçının başına, beynini koruyacak plaka takıldı. Gürses, kazadan dolayı koku alma duyusunu yitirdi. İşitme duyusu da ciddi biçimde zarar gören sanatçı, yavaş konuşmaya başladı. Usta sanatçı, 1990’lı yılların başında “Özür Diliyorum Senden”, “İsyankar” ve “Ben İnsan Değil miyim?” adlı albümleriyle müzik dünyasında ikinci büyük çıkışını yakaladı.

Sinema oyuncusu Muhterem Nur ile 1982’de Malatya turnesinde ilk kez karşılaşan ve “Sahneye ilk kim çıkacak” kavgası eden sanatçı, bu olaydan sonra Nur’dan ayrılmadı. Çocukluğunda hiçbir filmini kaçırmadığı ve büyük bir hayranlık duyduğu Muhterem Nur ile 1986’da hayatını birleştiren Gürses’in, ”Esrarlı gözler” isimli şarkısını Muhterem Nur için bestelediği söylendi. O dönem Türk sinemasında oldukça popüler bir konumda olan Nur, eşinin isteğiyle sanat yaşamını sonlandırırken, Gürses’in yaşamındaki en büyük destekçisi oldu.

Yaklaşık 44 yıllık kariyerinin büyük bölümünde, hemen her yıl birkaç albüme imza atan ve toplam 78 albüm çıkaran Gürses, yaşamı boyunca “kenar mahalle” ya da “varoş” müziği yaptığı yönünde eleştirilere maruz kalsa da her türden müzisyenin ve müzikseverin saygısını kazanmayı başardı.

Mütevazi karakteriyle bilinen Gürses’in yaşamını beyaz perdeye aktaran “Müslüm” filmi, sanatçının Şanlıurfa’daki çocukluğundan başlayıp Adana’da keşfedilmesine ve İstanbul’da yıldızlaşmasına kadar pek çok bilinmeyen yönünü 2018’de sinemaseverlere sunuldu.

Paylaşın

Açlık Sınırı 19 Bin, Asgari Ücret 17 Bin Lira

Dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarı yani açlık sınırı 18 bin 978 liraya yükseldi.

Gıda harcaması ile giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık harcamalarının toplam tutarı  yani yoksulluk sınırı ise 61 bin 820 liraya çıktı.

Bekar bir çalışanın ‘yaşama maliyeti’ de aylık 24 bin 614 liraya yükseldi.

Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (Türk-İş), 2024 Haziran Açlık ve Yoksulluk Raporu’nu açıkladı. Rapora göre, bekar bir çalışanın yaşama maliyeti 2024 yılı Haziran ayında 24 bin 614 TL iken net asgari ücret halen (vergi kesintisi olmadan) 17 bin TL. Gıda harcaması tutarı yılbaşına göre 3 bin 930TL ve bir önceki yılın aynı ayına göre 8 bin 605 TL arttı. Tüm temel harcamalar için yapılması gereken harcama tutarı ise sadece son altı ayda 12 bin 800 TL artış gösterdi.

Raporda, “Asgari ücret bir işçinin bile geçimini sağlayamazken bir ailenin sadece gıda harcamasını karşılayabilmesi mümkün görünmemekte” ifadeleri yer aldı.

TÜRK-İŞ Konfederasyonunun yaptığı araştırmanın 2024 Haziran ayı sonuçları şöyle: Ankara’da yaşayan dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarı (açlık sınırı) 18.978,77 TL ’ye gıda harcaması ile giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık harcamalarının toplam tutarı ise (yoksulluk sınırı) 61.820,10 TL ’ye, bekar bir çalışanın ‘yaşama maliyeti’ de aylık 24.614,20 TL ’ye yükseldi.

TÜRK-İŞ’ in verilerine göre “mutfak enflasyonu” verilerindeki değişim Haziran 2024 itibariyle şu şekilde gerçekleşti:

Ankara’da yaşayan dört kişilik bir ailenin “gıda için” yapması gereken asgari harcama tutarındaki artış bir önceki aya göre % 0,05 oranında gerçekleşti.
Beş aylık değişim oranı % 31,51 oldu.
Son on iki ay itibariyle değişim oranı ise % 82,96 olarak hesaplandı.
Yıllık ortalama artış % 82,02 olarak gerçekleşti.

Gıda fiyatları: TÜRK-İŞ hesaplamasında temel alınan ve doğrudan piyasadan çarşı-pazar-market dolaşılarak derlenen gıda ürünleri fiyatlardaki değişim, harcama gruplarına göre Haziran 2024 itibariyle şu şekilde oldu:

Süt, yoğurt, peynir grubunda; Süt, yoğurt, peynir ürünlerinin fiyatında önemli bir değişiklik görülmedi. Peynir ve yoğurt kilogram fiyatlarında 1 liralık artış tespit edildi. Sütün fiyatı değişmedi. Et, tavuk, balık, yumurta, kuru baklagiller, ürünlerinin bulunduğu grupta; Ay ay artışı devam eden dana ve kuzu eti fiyatları bu ay kurban bayramının da etkisiyle biraz duruldu. Balık tezgahlarında levrek, çupra, alabalık, somon gibi yaygın bulunan kültür balıkları yer alırken balık fiyatlarında da artış görüldü.

Yumurta ihracatının durağan etkisi devam ederken okullarında da kapanmasının etkisiyle bu ay da fiyatlarda gerileme tespit edildi. Tavuk fiyatlarında önemli bir değişim olmadığı gözlemlendi. Kuru baklagiller grubunda kuru fasulyenin fiyatı değişmedi. Nohutun kilogram fiyatında 3 TL, yeşil ve kırmızı mercimek fiyatlarında 3 TL, kuru fasulye ve yeşil mercimek kilogram fiyatlarında da 5 TL’lik bir artış gerçekleştiği tespit edildi.

Taze sebze-meyve grubunda; Mevsim etkisiyle düşmesi beklenen meyve ve sebze fiyatları el yakmaya devam ediyor. Hesaplamada her zaman olduğu gibi gıda harcaması içinde günlük kullanımı yaygın olan mevsim ürünleri esas alındı. Yaş sebze-meyve fiyatlarında mevsim etkisiyle beklenen düşüş henüz görülmedi. Geçtiğimiz yıllarda sadece marketlerde gördüğümüz dilim karpuz satışı artan fiyatlar nedeniyle artık semt pazarlarında da yaygın hale geldi.

Meyve fiyatlarında ortalama % 4,31 lik bir artış tespit edilirken sebze fiyatlarında da ortalamada %8,56 lık bir artış görüldü. Ortalama sebze (ana yemekleri tamamlayan maydanoz, kıvırcık vb. salata yeşillikleri dâhil değil) kg fiyatı 34,14 TL, ortalama meyve kg fiyatı 57,81 TL oldu. Hesaplamada -bu ay20’si sebze ve 13’ü meyve olmak üzere toplam 33 üründeki fiyat değişimi dikkate alındı. Ortalama meyve-sebze kg fiyatı 42,61 TL olarak tespit edildi.

Ekmek, pirinç, un, makarna, bulgur, irmik gibi ürünlerin bulunduğu grupta Geçen ay gelen zam ile birlikte 200 gramı 10 TL olan ekmeğin fiyatında uzun süre değişiklik yapılmayacağı bekleniyor. Grubun diğer ürünleri olan pirinç, un, makarna, irmik gibi ürünlerin fiyatı aynı kaldı. Temel yağ ürünlerinin bulunduğu grupta; Temel yağ ürünlerinin bulunduğu grupta; ayçiçekyağı, zeytinyağı ve tereyağı fiyatlarında kısmi bir artış görüldü. Margarin, siyah ve yeşil zeytin fiyatları sabit kaldı. Yağlı tohum fiyatlarının ortalamada az da olsa gerilediği gözlemlendi.

Son grup içinde yer alan diğer gıda maddelerinden; Baharat ürünlerinin fiyatında ortalamada 28 TL’lik artış tespit edildi. Çayın fiyatında az da olsa artış tespit edilirken şeker fiyatlarında kısmi bir düşüş tespit edildi. Ihlamurun fiyatı bu ay değişmedi. Bal ve reçel fiyatlarında yine kısmi bir artış görülürken pekmezin fiyatı sabit kaldı. Geçen ay fiyatını artan tuz bu ay sabit kaldı. Salça fiyatlarında ise kilogramda 1 TL’lik bir artış tespit edildi.

Sonuç: Raporun sonuç bölümünde şu ifadeler yer aldı: “Çalışanların, kendilerine ve ailelerine yetecek bir ücret almaları gereği açıktır. Ancak temel ihtiyaçların karşılanabilmesini sağlayacak ve refahtan pay almasını mümkün kılacak ücretin hesabı nasıl yapılacaktır? İşçinin yaşam standardını sürdürmesi ya da iyileştirmesi için gerekli olan tutar ne kadar olmalıdır? Kuşkusuz bu ve benzeri soruların cevabını vermek kolay değildir. Gerekli olacak tutarın hesabı, yaşam standardı ve tüketim alışkanlıklarına da bağlı olarak kişiden kişiye, hatta ülkeden ülkeye farklılıklar göstermekte.

İşçinin ailesiyle birlikte, insan onuruna yaraşır bir yaşam düzeyi sağlayabilecek harcama tutarını belirlemek için yapılabilecek hesaplamalardan biri, beslenmeye ilişkin ihtiyaçların belirlenmesidir. Dengeli beslenebilmek için, yetişkinlerin ihtiyaç duyacağı kalori miktarı ile çocukların yaşlarına göre gerekli olan kalori miktarının ne olması gerektiği hakkında bilimsel araştırmalar yapılmıştır. Sağlığın korunabilmesi içinbu kalorileri sağlayacak besin miktarları yanı sıra, gerekli protein, yağ ve karbonhidrat miktarları konusunda da belirlemelerde bulunulmuştur. Bu kapsamda, farklı büyüklükteki aileler için toplam besin ihtiyacı hesaplanabilmektedir.

TÜRK-İŞ’in bu çalışmasında, dört kişilik bir ailenin, bilimsel olarak belirlenmiş beslenme kalıbı temel alınmaktadır. Anılan beslenme kalıbı, Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimler Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü’nden sağlanmıştır. Günlük kalori ihtiyacının hesabında, hem yetişkin kişiler hem de genç ve çocuk nüfus dikkate alınmaktadır. Buna göre yetişkin erkek için 3500, yetişkin kadın için 2300, 15-19 yaş grubundaki erkek çocuk için 3200 ve 4-6 yaş grubundaki çocuk için 1600 kalorilik liste temel alınmıştır.”

Paylaşın

Bilim İnsanları “Mars’ta Yaşayabilecek” Bitkiyi Buldu

Bilim insanları, çöl bölgelerinde bulunan Syntrichia Caninervis adlı yosunun, kurak, yüksek radyasyon seviyesine sahip ve aşırı soğuk Mars benzeri koşullara dayanabildiğini duyurdu.

Araştırmayı etkileyici olarak nitelendiren Villanova Üniversitesi’nden Prof Edward Guinan, “Mars kolonizasyonu için umut verici bir öncü bitki olabilir” dedi. Yosunun da büyümesi için suya ihtiyaç duyacağını da belirten Edward Guinan, “Gidecek çok yolumuz var” ifadelerini kullandı.

Florida Üniversitesi’nden yosun uzmanı Prof. Stuart McDaniel, “Çöl yosunu yenilebilir değil fakat uzayda başka önemli hizmetler sunabilir” dedi.

Bilim insanları Mars’ta hayatta kalabilecek bir yosun türü belirledi. Zorlu koşullara dayanabilen bitki, Kızıl Gezegen’deki insan yaşamını başlatabilir.

Sıcaklıkların -153 dereceye kadar düşebildiği Mars’ın, insanların yaşaması için uygun koşullara sahip olduğu söylenemez. İnce atmosferi Güneş’ten gelen ısıyı yakalayamadığı gibi, gezegeni ultraviyole radyasyona karşı da koruyamıyor.

Bilim insanları Mars ortamında hayatta kalabilecek çeşitli mikroorganizmaları, alg ve likenleri daha önce test etmişti. The Innovation adlı hakemli dergide dün yayımlanan çalışmadaysa ilk defa bütün bir bitkinin sert koşullarda yaşayıp yaşayamayacağı araştırıldı.

Syntrichia caninervis adlı çöl yosunu, Antarktika’dan Mojave Çölü’ne kadar çeşitli ortamlarda hayatta kalabiliyor. Araştırmacılar yeni çalışmada bu bitkinin -196 dereceye ve yüksek seviyelerde gama radyasyonuna da dayanabildiğini gösterdi.

Ekip, yosunları önce -80 derecede 5 yıla kadar, daha sonra da -196 derecede 30 güne kadar tuttu. Donan bitkiler çözündükten sonra eski hallerine geri dönmeyi başardı. Araştırmacılar dondurulmadan önce kurutulan bitkilerin daha hızlı kendine geldiğini kaydetti.

Çöl yosununun çoğu bitkiyi öldürecek seviyedeki gama radyasyonunda hayatta kaldığı, hatta 500 Gy’de daha iyi geliştiği görüldü. 50 Gy’lik gama radyasyonu, insanları öldürebilecek etkiye sahip.

Ardından Çin Bilimler Akademisi Gezegen Atmosferleri Simülasyon Tesisi’nden yararlanan bilim insanları Mars’taki basınç, sıcaklık ve ultraviyole radyasyona sahip bir ortamda yosunları test etti. Bir hafta boyunca bu ortamda hayatta kalan bitkiler, simülasyondan çıkarıldıktan sonra eski hallerine geri döndü.

Araştırmacılar makalede şöyle yazıyor: Geleceğe bakacak olursak, bu umut verici yosunun Mars’a veya Ay’a götürülerek uzaydaki bitki kolonizasyonu ve büyümesi ihtimalinin daha fazla test edilebileceğini umuyoruz.

Florida Üniversitesi’nden yosun uzmanı Prof. Stuart McDaniel, yer almadığı çalışmanın önem arz ettiğini belirterek şöyle ekliyor: Karasal bitkilerin yetiştirilmesi uzun vadeli uzay görevlerinin önemli bir parçası çünkü bitkiler karbondioksit ve suyu verimli bir şekilde oksijen ve karbonhidratlara, yani insanların hayatta kalmak için ihtiyaç duyduğu hava ve gıdaya dönüştürüyor. Çöl yosunu yenilebilir değil fakat uzayda başka önemli hizmetler sunabilir.

Öte yandan çalışmanın bazı sınırlılıkları var. Prof. McDaniel ve diğer uzmanlar, yosunların Mars toprağında yetişip yetişmeyeceğinin bilinmediğini vurguluyor. Uzmanlar ayrıca bitkinin önemli bir oksijen kaynağı olup olmayacağı sorusunun da cevapsız kaldığını söylüyor.

Villanova Üniversitesi’nden Prof. Edward Guinan, yosunların Mars’ta yetişmek için suya ihtiyaç duyacağını söylese de çalışmanın etkileyici olduğunu da belirtiyor. “Önümüzde uzun bir yol var” diyen Prof. Guinan şöyle ekliyor: Ancak bu mütevazı çöl yosunu, gelecekte Mars’ın küçük bölümlerini insanlığın yaşayabileceği bir hale getirme umudu veriyor.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Şimşek’ten “Asgari Ücret” Yorumu: Düşük Değil

Asgari Ücrete ilişkin değerlendirme yapan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, “Asgari ücret AK Parti hükümetlerinde dolar bazında ciddi oranda arttı. Haziran 2024 itibariyle asgari ücret 524 dolar” dedi ve ekledi:

“Bu sene reel olarak asgari ücret artmış olacak. Asgari ücret yılbaşında yüzde 49 arttı. İlk 6 ayda enflasyon yüzde 20’lerde olacak. Yıl sonunda enflasyon piyasanın beklediği gibi olsa bile yüzde 42-43’lerde olacak. Gelişmekte olan ülkelerde en yüksek asgari ücret bizde. Türkiye’de asgari ücret düşük değildir.”

Vergi politikaları hakkında da değerlendirme yapan Mehmet Şimşek, “Türkiye’de birçok kesim vergiden imtina ediyor, ciddi bir kayıtdışılık var. Biz verginin tabanını büyüterek sonuç alacağız. Bizim iki temel ilkemiz var. Vergide adaleti sağlamak ve uygulamada etkinliği sağlamak” ifadelerini kullandı.

Mehmet Şimşek, IMF ilişkileri hakkında ise Türkiye’nin IMF nezdinde arzulanan seviyeye neredeyse vardığını söyledi.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, ekonomi gündemindeki son gelişmeleri değerlendirmek için Bloomberg HT – Habertürk yayınına katıldı. Bakan Şimşek’in öne çıkan ifadeleri şunlar oldu:

“Gri listeden çıkışımız bir ekip çalışması. Daha önce mevzuat çalışması yapılmıştı ama en önemlisi uygulamadaki etkinlikti. Gri listeye girmek kolay çıkmak zor. İçişleri ve Adalet Bakanlığımızın desteği olmasaydı bu listeden çıkamazdık. Haziran ayından bu yana bir araya geldiğim bütün hazine bakanlarıyla bu konuyu konuştuk.

Bizim finansal sistemimizin sağlıklı işlemesi ve itibarlı olması lazım. Listeden çıkmak büyük kazanım ama burada esas amaç Türkiye’nin güvenilebilir olduğunu ortaya koymaktı… Siyasi mülahazalar devreye girmesin diye FATF’ye bir mektup bile yazdık.

Son aylarda kaynak girişi güçlü oranda arttı. Şu an bu kaynak girişini nasıl yönetiriz onunla uğraşıyoruz. Sisteme çok Döviz girince aşırı TL basıyorsunuz. Bu da likidite fazlası yaratıyor… Rezerv yeterliliği bakımından neredeyse IMF kriterini yakaladık. Yurt içi bankalarla olan swapları neredeyse 5 milyar dolara indirdik. Vadesi gelmişken kapatıyoruz. Swap hariç net rezerv artı 12 milyar dolara yükseldi. Döviz rezervlerini endişe kaynağı olmaktan çıkardık.

Reel bazda lirada bir miktar değerleme oldu. Esas hedefimiz enflasyonu kalıcı şekilde düşürerek nominal kurlarda istikrar sağlamak… Gri liste kararından sonra Moody’s’in bunun olumlu yönde yansıyacağı yönünde değerlendirmesi var. Fon akışı son derece güçlü.”

Gri Liste: “Terörizmin finansmanıyla mücadeleyi bir öncelik haline getirdik. Gri listeden Türkiye oybirliğiyle çıkarıldı. Tek bir ülke itiraz etmedi. Komşumuz Yunanistan bile ‘güçlü şekilde sizi destekliyoruz’ dedi. Listeden çıktık ama terörizmin finansmanıyla ilgili güçlü bir şekilde mücadele edeceğiz. MASAK’ın idari kapasitesi geliştirilecek. Yapay zekayı bu noktada devreye alacağız. Başardık, başarmaya devam edeceğiz.

Cari Açık: Programın temelinde rasyonel politikalar ve yapısal reformlar var. Bu durum yatırımcı güvenini getiriyor. Bu durum reel kurda istikrarı getiriyor. O da beraberinde dezenflasyonu getiriyor. Programın özünde dengesizliklerin giderilmesi var. Türkiye’nin biriktirdiği dengesizliklerden bir tanesi dış açıktı. Geçen Mayıs ayında yıllık cari açık 57 milyar dolardı. Bu Mayıs ayında 26 milyar dolara muhtemelen inecek. Cari açık konusunda başarı sağlandı, bu başarıyı kalıcı hale getirmek lazım. Devletin aktif olarak işin içinde olduğu sanayi politikası ortaya koyacağız.

Şu an rezerv birikimi şirketlerin ve vatandaşların portföy tercihleri ve dış kaynaktan geliyor… İkinci dengesizlik bütçe açığıydı. Geçen sene seçimden önce muhalefetin popülist iteklemesiyle EYT geçti. Geçen sene EYT’nin yıllık maliyeti finansman maliyetiyle birlikte 724 milyar TL oldu. Bütçe dengelerinin iyileşmesinde oldukça mesafe kat ettik. Ama kat edeceğimiz yol var. Gelecek sene bütçe açığının milli gelire oranını yüzde 3’ün altına çekeceğiz

Üçüncü dengesizlik büyümedeki dengesizlikti. Büyümede yeniden dengelenmeyi sağladık. Enflasyonun ana kaynağı iç talep kaynaklı büyüme. KKM’de 44 haftadır kesintisiz olarak düşüş var. Bu durum para politikasının çalışmasını engelleyen bir faktör. KKM’yi giderek bir sorun olmaktan çıkarıyoruz. Bugün itibariyle şirketlerin KKM’deki vergi avantajı son buldu. Artık şirketler için bir istisna yok. Bireylerin KKM’den kazandıkları da vergiye tabi olacak. KKM’den çıkış hızlanacak.

Kalıcı refah artışı için en önemli konu istihdamdır. Bir her sene ortalama 690 bin istihdam sağladık 20 yılda. Geçici olarak tabii ki ekonomide bir yavaşlama sürecine gireceğiz. Enflasyondaki düşüşle birlikte reel ücret artışları yaşanacak. Mayıs ayında enflasyon yükseldi diyebilirsiniz ama son 12 ayın enflasyonu o. Piyasalar temkinli, henüz programı tam satın aldılar diyemeyiz. Önümüzdeki 12 ay için yüzde 31 enflasyon bekliyorlar.

Bizim için önemli olan yıl sonunda enflasyonun yüzde 42’nin altına düşmesi, o zaman alım gücünün hissedileceği bir döneme gireceğiz… Dolar/TL ‘de büyük dalgalar vatandaşları ve şirketleri tedirgin ediyor.

Geçen sene mali itki vardı. Yüksek bütçe açığı yüksek enflasyon demek. Biz mali itkiyi geriye çekeceğiz. İnşaat maliyetlerinde artışın bu sene devamı için bir sebep yok. Geçen sene KDV’yi artırmıştık ama bu sene bir KDV artışı gündemde değil.

Muhalefetin popülist söylemi olabilir ama biz bütün dengelere bakıyoruz. Muhalefetin popülist söylemine itibar etmeyeceğiz. Bizim tek bir amacımız var refah artışı ve refah artışının adaletli paylaşımı… Gelecek sene bütçe açısından daha farklı bir noktada olacağız. Kazandığı halde vergi vermekten imtina eden kesimlerle mücadele edeceğiz… Türkiye’nin risk primi geçen yıl 700 civarındaydı bu sene 270 baz puanlara geldi.

Asgari ücret: Bizim için önemli olan dengesizliklerin giderilmesi ve bunu da kalıcı hale getirmek. Vatandaşımız bize inansın. Evet kolay bir süreç değil bu. Türkiye’nin sorunlarına kolaycı çözümler yok.

Vatandaşımızı enflasyona ezdirmedik ve ezdirmeyeceğiz. Asgari ücret AK Parti hükümetlerinde dolar bazında ciddi oranda arttı. Haziran 2024 itibariyle asgari ücret 524 dolar. Bu sene reel olarak asgari ücret artmış olacak. Asgari ücret yılbaşında yüzde 49 arttı. İlk 6 ayda enflasyon yüzde 20’lerde olacak. Yıl sonunda enflasyon piyasanın beklediği gibi olsa bile yüzde 42-43’lerde olacak. Gelişmekte olan ülkelerde en yüksek asgari ücret bizde. Türkiye’de asgari ücret düşük değildir.

Asgari ücreti vergi dışında bıraktık. Bu sene bunun bütçeye maliyeti 670 milyar TL… EYT ile birlikte emekli başına çalışan sayısı 1,5 seviyelerine indi… Enflasyon yavaşlayacak, vatandaşlarımıza reel büyümeden pay vermeye devam edeceğiz. Sabırla yola devam edersek bu enflasyonu düşüreceğiz.

Bütün kesimlerin bir süre sabır göstermesi gerekecek. 2025’ten itibaren küresel finansal koşullar elverişli olacak. Bu dış kaynak noktasında elimizi güçlendirecek… Asya’daki ülkelere, Endonezya, Filipinler, Tayland’a bakın, bir de Latin Amerika, Brezilya, Şili, Kolombiya, Avrupa’da Bulgaristan, Macaristan, ile karşılaştırın. Polonya hariç, gelişmekte olan ülkeler arasında en yüksek asgari ücret bizde.

Vergi paketi: Piyasada üzerinde tartışılan paket kapsam olarak bizim süzgecimizden geçmiş bir paket değil… Bahşişlerin vergilendirilmesi hiçbir zaman gündemimizde olmadı. Motokurye konusunda pakette yok. Gündemde değildi… Türkiye’de birçok kesim vergiden imtina ediyor, ciddi bir kayıtdışılık var. Biz verginin tabanını büyüterek sonuç alacağız. Bizim iki temel ilkemiz var. Vergide adaleti sağlamak ve uygulamada etkinliği sağlamak.

Türkiye’nin vergilerinin gelire oranı yüzde 21 bile değil. OECD’de en düşük vergi yüküne sahip ikinci ülkeyiz. Türkiye’de dolaylı vergilerin milli gelire oranı yüzde 9,1. AB’de bu oran yüzde 13,6. OECD ülkelerinde yüzde 10,5. Burada sorun doğrudan vergi gelirlerinin düşük olması. Esas oraya odaklanıyoruz… Bizim tercihimiz vergilendirilmeyen alanlardan vergi almak, yeni bir vergi yükü getirmek değil. Koparılan yaygaralar doğru değil.

Bu vergi paketinde ne yapıyoruz. Çokuluslu şirketlere yüzde 15 asgari kurumlar vergisi getiriyoruz. Yurt içinde asgari kurumlar vergisi çalışıyoruz. Kuyumcunun beyan ettiği aylık matrah geçen sene 16 bin TL seviyesinde. Bütün bu alanlarda yetki alıp, hasılat tespiti yapacağız, hasılata aykırı beyanlardan izahat isteyeceğiz, sonrasında harekete geçeceğiz. Kayıt dışılıkla mücadele edeceğiz.

GYO’ların vergi istisnalarını kaldırmayı düşünüyoruz. Yap-işlet-devret şirketlerine yüzde 30 vergi düşünüyoruz. Bu pakette değil ama belki bir sonraki pakette Borsa kazançlarının vergilendirilmesini çalışıyoruz.

İşletmelerde artık hasılat tespitine gideceğiz. Türkiye’de 1,1 milyonun üzerinde kurumlar vergisi mükellefi var. Kurumlar vergisi mükelleflerinden yarısından çok fazlası vergiden kaçınmaya çalışıyor… Geçenlerde bir yapay zeka şirketi ziyaret etti. Kurumlar vergisinin tüm defterlerini inceleyecek bir modül geliştirebilir misiniz diye sorduk. Bunu geliştirmek için kapımız şirketlere açık.

Çok kazananları buradan uyarıyorum. Vergiden kaçınmanın cezalarını artıracağız, denetimleri sıkılaştıracağız. Giderek burada daha çok yapay zekayı devreye alacağız. Vergi denetim elemanlarımız için bütün teknolojileri devreye alacağız… Yurt dışı çıkış harcında taslağın son hali verilmedi… Şu anda vergi taslağı ham durumda. Asgari kurumlar vergisi hususunu iş dünyası ile konuşacağız.

Şu andaki pakette sermaye kazançlarının ilave vergilendirilmesi ilave çalışma gerektiriyor. Borsa konusu bu paketin konusu değil. Ama vergilendirilmeyecek alan kalmayacak… Kamu çalışanlarında kaç yerde görev alınırsa alınsın tek maaş olacak ve o maaşa da limit gelecek. Bu düzenleme yakından meclise gelecek.”

Paylaşın

EURO 2024: Fransa Çeyrek Finalde

2024 Avrupa Futbol Şampiyonası (EURO 2024) Son 16 Turu’nda Fransa ile Belçika, Düsseldorf Arena’da karşı karşıya geldi. Sahadan 1 – 0 galip ayrılan Fransa, çeyrek finale yükseldi.

Haber Merkezi / İsveçli hakem Glenn Nyberg’in düdük çaldığı müsabakada Fransa’nın golünü 85. dakikada Vertonghen (K.K.) kaydetti.

Fransa, çeyrek finalde Portekiz – Slovenya maçının galibiyle karşı karşıya gelecek. Hamburg şehrindeki Volkspark Stadı’nda 5 Temmuz Cuma günü oynanacak çeyrek final müsabakası, TSİ 22.00’de başlayacak.

Avrupa Şampiyonası’nda final oynadığı 2016 yılının ardından Fransa, tarihinde 8. kez çeyrek finale yükseldi.

85. dakikada Kante’nin pasında sırtı dönük ceza sahası içinde topu alan Muani’nin topu sağına çekerek yaptığı vuruşta, savunmada Vertonghen’in ters vuruşunda, meşin yuvarlak kaleciyi yanılttı ve ağlara gitti: 1-0.

Paylaşın

Fransa’da “Aşırı Sağ” Kazandı

Marine Le Pen ve Jordan Bardella liderliğindeki aşırı sağcı Ulusal Birlik (RN) Partisi, Fransa’da düzenlenen erken genel seçimlerin ilk turunda birinci parti olarak çıktı. Seçimin ikinci turu 7 Temmuz’da yapılacak.

Haber Merkezi / Fransa’da Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, 7 Haziran’daki Avrupa Parlamentosu (AP) seçimleri sonrası sürpriz biçimde Ulusal Meclisi feshetmiş ve erken genel seçim kararı vermişti.

Fransa’da erken genel seçimlerin ilk turunda, aşırı sağcı Ulusal Bütünleşme (RN) partisi büyük zafer elde etti. Yüzde 34 oyla açık ara birinciliği alan aşırı sağ RN’i, yüzde 29 ile dört sol partinin birleştiği Yeni Halk Cephesi (NFP) takip etti. Seçimlerin ardından iktidar partisi ve sol muhalefet, “RN’e karşı baraj oluşturarak” aşırı sağ karşısındaki adayları destekleme çağrısı yaptı.

Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un iktidardaki partisi Rönesans ve ittifak ortakları yüzde 20 ile üçüncü sırada yer aldı. Merkez sağda bulunan Cumhuriyetçiler Partisi’nin oy oranı yüzde 10’da kaldı.

Aşırı sağcı Ulusal Birlik partisinin gerçek lideri Marine Le Pen, sonuçlar açıklandıktan sonra yaptığı konuşmada “Macron yanlısı bloğun tamamen silindiğini” savundu. Aday olduğu seçim bölgesinde oyların yüzde 57’sini alarak ilk turda milletvekili seçilen Le Pen, seçmenden ikinci turda mecliste mutlak çoğunluk istedi ve RN lideri Jordan Bardella’nın Başbakan olmaya hazır olduğunu söyledi.

28 yaşındaki Jordan Bardella ise sonuçlara ilişkin konuşmasında 7 Temmuz’da yapılacak ikinci turun “Beşinci Cumhuriyet tarihinin en belirleyicisi olacağını” ileri sürdü.

Fransa’da genel seçimler ne kadar önemli?

Mutlak çoğunluğa sahip bir parti başbakanı ve hükümeti atama hakkına sahip olacak. Her ne kadar Macron cumhurbaşkanlığından istifa etmeyeceğini söylemiş olsa da.

2022 genel seçimlerinde %18,7 oy oranıyla üçüncü olan Le Pen, 2. Dünya Savaşı’ndaki Nazi işgalinden bu yana Fransa’da ilk aşırı sağcı hükümeti kurmasını sağlayacak 289 sandalyeyi kazanmayı umuyor.

Bu gerçekleşirse, en son 1997-2002 yılları arasında muhafazakar Cumhurbaşkanı Jacques Chirac’ın Sosyalist Başbakan Lionel Jospin ile birlikte olduğu gibi, farklı partilerin liderleri arasında kohabitasyon dönemi yaşanabilir.

Fransa basını sonuçları nasıl değerlendirdi?

Fransız sağının önde gelen gazetelerinden Le Figaro, seçim sonuçlarına ilişkin “Fransız trajedisi” başlıklı değerlendirmesinde Fransa’nın önünde “siyasi serüven ya da kurumsal blokaj olmak üzere çifte perspektif bulunduğu”, bunun da “bir rejim krizinin çifte yüzü olduğu” görüşünü savundu.

Merkez sol eğilimli Liberation gazetesi ise “Şok sonrası blok yapmak” manşetli haberinde, RN’nin iktidarın eşiğinde olduğunu, birleşen solun direndiğini, Macron cephesinin diz çöktüğünü ve ancak cumhuriyetçi bir cephenin en beter senaryoyu engelleyebileceğini” yazdı.

İlk tahminler ikinci tur sonunda mecliste RN’nin 240-270, sol ittifakın 180-200, merkez partilerin 60-90, Cumhuriyetçilerin ise 30-50 arası milletvekiline sahip olacağını gösteriyor.

Sol parti militan ve sempatizanları, seçim sonuçları açıklandıktan sonra başta başkent Paris olmak üzere ülkenin birçok kentinde aşırı sağa karşı spontane mitingler düzenledi.

Aşırı sağ güçlü yükselişini teyit etti

Cumhuriyet tarihinde ender görülen bir oranla yüzde 70’e yakın katılımın yaşandığı seçimlerde Jordan Bardella’nın liderliğini yaptığı RN, üç hafta önce Avrupa seçimlerinde gözlemlenen güçlü yükselişini doğruladı.

Sandık çıkış anketlerine göre, merkez sağdan koparak aşırı sağı destekleme kararı alan Cumhuriyetçiler (LR) Genel Başkanı Eric Ciotti ile işbirliği yapan RN, oyların yüzde yaklaşık 34’ünü alarak ilk turu açık ara önde bitirdi. Bu rakam, RN’nin 2022’deki son parlamento seçimlerine kıyasla yaklaşık 16 puanlık bir artış elde ettiği anlamına geliyor.

Ifop’un tahminlerine göre, bu artış sayesinde, RN’in, 7 Temmuz’da yapılması planlanan ikinci turda Meclis’teki 577 sandalyeden 240 ila 270’ini alabilecek orana yükseliyor.

Oyların yaklaşık yüzde 29’unu alan dört sol partinin bir araya gelerek oluşturduğu Yeni Halk Cephesi’nin (NFP), bu oy oranıyla gelecek hafta yapılan ikinci turun ardından 180 ila 200 arası sandalye sahibi olması bekleniyor.

Cumhurbaşkanı Macron’un partisi Rönesans ile onu destekleyen merkez partileri UDI ve MODEM’in oluşturduğu “Ensemble/Birlikte” hareketi de oyların yüzde 22’sini alarak, üçüncü sıraya yerleşti.

Seçimlere 250 milletvekiliyle katılan merkez bloğun, bu oy oranıyla önümüzdeki hafta büyük kayıplar vermesi ve yalnızca 60 ile 90 arasında sandalyeye sahip olacağı öngörülüyor.

Liderleri Eric Ciotti aşrı sağ ile ittifaka gitmesine rağmen, kendi parti isimleri altında seçimlere giden ülkenin köklü merkez sağ partisi Cumhuriyetçiler ise anketlerde öngörüldüğü kadar oy kaybetmeyerek küçük bir sürpriz yarattı.

Son anketlerde yüzde 6-7 civarında oy alacağı tahmin edilen Cumhuriyetçiler (LR) oyların yüzde 9,7’sini almayı başardı. Eski cumhurbaşkanları Jacques Chirac ve Nicolas Sarkozy’nin geleneğinden gelen LR, bu oy oranı ile parlamentoda 30 ila 50 milletvekili çıkarabiliyor.

Fransa’daki iki turlu seçim sistemi nasıl işliyor?

Fransa’da milletvekili seçimleri tek isim usulü iki turlu çoğunluk sistemine göre yapılıyor. Meclisteki 577 milletvekili için 577 ayrı seçim bölgesi bulunuyor. Her parti istediği kadar seçim bölgesinde tek bir adayla seçime katılıyor. Oy vermek için en az 18 yaşında ve seçmen kütüğüne kayıtlı olmak gerekiyor.

Seçimin ilk turunda geçerli oyların mutlak çoğunluğunu (yüzde 50 + 1 oy) elde eden aday doğrudan milletvekili seçiliyor. Bir seçim bölgesinde hiçbir aday ilk turda yüzde 50 barajını aşamaz ise ikinci tur yapılıyor. Bir seçim bölgesinde ikinci turda yarışabilmek için, ilk turda kayıtlı seçmenlerin en az yüzde 12,5’inin oyunu almış olmak gerekiyor.

Siyasi partiler ikinci turda genel olarak ideolojik duruşlarına göre aralarında ittifaklar kuruyor. Merkez, merkez sağ, merkez sol ve sol partilerin geçmişte ittifak kurmaya yanaşmadığı aşırı sağcılar son yıllarda bu tür seçimlerin ikinci turunda geleneksel sağcı ve muhafazakar seçmenden oy toplayabiliyor.

Paylaşın

Özel’den “Erken Seçim” Açıklaması: Erdoğan, Kaçamayacak

CHP Lideri Özgür Özel, erken seçime ilişkin yaptığı açıklamada, “Anayasa’ya göre eğer Erdoğan’ın bu ikinci cumhurbaşkanlığı esnasında Meclis bir erken seçim kararı alırsa kendisi son kez aday olabilir. Yani bu dönem meclis 360 milletvekiliyle erken seçim kararı alırsa Erdoğan bir kez daha ve son kez aday olabiliyor” dedi ve ekledi:

“Tabii o erken seçimi kazanamazsa bir daha aday olamaz, bitiyor. Mesela Erdoğan Meclis’i yarın kendisi feshetse aday olamıyor ama Meclis 360 milletvekiliyle erken seçim kararı alırsa aday olabiliyor. Şimdi benim bahsettiğim tarih bir buçuk sene sonra yani Erdoğan’ın ikinci cumhurbaşkanlığı döneminin tam ortası.”

Özel, açıklamasının devamında, “Erdoğan biz erken seçim kararı almazsak bir daha aday olamıyor. Ona kamuoyunun önünde şöyle bir teklifte bulunduğumu düşünün; ‘İki buçuk yılın geçti, iki buçuk yılın daha var. Gel seçimleri yenileyelim.’ Seçimden kaçamayacaktır çünkü ‘Yok ben kaçıyorum’ dediğinde her geçen gün aleyhine işleyecek. Herkes şöyle düşünecek; Demek ki kaybedeceğini biliyor.” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, T24’ten Cansu Çamlıbel’e konuştu.

Özel, “MHP çok erken rahatsız olmuş olabilir normalleşmeden. AK Parti de MHP’nin restini görmüş olabilir. Ama istedikleri kadar normalleşmeyi torpillemeye çalışsınlar, normalleşmenin bir toplumsal karşılığı var. Bu toplum kavgadan, gerginlikten bıktı. Bu toplum iktidarla muhalefetin Karagöz-Hacivat gibi kısır kavgaları yıllarca sürdürmesinden bıktı. Bu toplum artık kendi sorunlarının konuşulmasını istiyor. Ben 31 Mart’tan beri aynı şeyi söylüyorum; toplumun sorunlarıyla ilgili olmayan hiçbir kavganın bir tarafı olmayacağım. Bunu sürdürüyorum. Kim ne derse desin… Yoksa ben Devlet Bahçeli’nin “AK Parti ile CHP arasında ittifak samimi dileğimizdir” derken aslında ne demek istediğini bilmiyor muyum?” diye konuştu.

Bahçeli’nin Erdoğan’a “Ya benimsin, ya kara toprağın” dediğini savunan Özel şunları söyledi: Bunun çalışmasını engelleyecek tek hamle şu olabilir. Ben Erdoğan’a “Sen Bahçeli’yi kafana takma. Ben sana Meclis’te de destek vereceğim, ekonomik pakette de destek vereceğim, arkandayım” dersem… Yani Erdoğan’a partner değiştirmeyi teklif edersem, Cumhur İttifakı’nı dağıtırım. Ama bu benim sırtıma, AK Parti’nin 22 yıllık hatalarına, sorumluklarına ortak olmak gibi hiç taşımaya niyetim olmayan bir yük koyar. Ben iktidara gidiyorum. Benim partim birinci parti olmuş. Seçimden beri her ay oylarımız artıyor. Büyük bir ekonomik kriz var. Erdoğan ne depremzede için ne de enflasyonla ilgili verdiği sözleri tutuyor.

Türkiye’de anormal olan anlayış zaten şu; siyasi rakipsek birbirimize bomba atmalıyız, ateş etmeliyiz. Bunun bir ortası var. Erdoğan’la yaptığımız görüşme benim açımdan sorunların bizzat onun yüzüne söylenmesi açısından da önemli. Çünkü birçok seçmen şöyle düşünüyor; “Bu sorunlar var ama Erdoğan’ın haberi yok. Haberi olsa çözer. Kendisi çok iyi, çevresi kötü biliyor.” Ben oturuyorum konuşuyorum ve ayrılıyorum. Çıkınca da ne konuştuğumu insanlara söylüyorum. Hiç olmazsa sorunları Erdoğan’a bizzat söylediğimi biliyor halk artık.

Özel, “Peki siz kendisiyle görüşmede gündeme getirdiğiniz ve hiç haberi olmadığı izlenimine kapıldığınız bir dosyaya denk geldiniz mi?” sorusuna ise şu yanıtı verdi: Hiç öyle bir izlenim almadım. Her şeyden haberi var. Her atamanın da her yaşananın da sorumlusu Erdoğan yani. Aksini düşünmüyorum. Ama Türkiye’nin bu kadar sorunu varken iktidar ile muhalefetin sürekli bir deyim yerindeyse kayıkçı kavgası içinde olmasının kimseye faydası yok. Bizim anladığımız normalleşme sadece iktidarla diyalog kanallarının açık olması değil aynı zamanda muhalefetin normalleşmesidir. Muhalefetin sorunları sadece gören değil sorunların çözümüne kafa yoran ve çözüm öneren taraf olmasıdır.

Özel, bugün görülmeye başlanan Sinan Ateş davası için ise şunları söyledi: Sinan Ateş davası benim gördüğüm kadarıyla Cumhur İttifakı’nı hem zorlayan hem birbirine bağlayan bir dava. Sinan Ateş davası AK Parti’nin işini çok zorlaştırıyor, bir yandan da MHP’yle AK Parti’yi birbirine bağlıyor. Yani iki yönden etkisi var bunun. Cinayet öncesinde Sinan Ateş’in konumunu atan kişi MHP’nin genel başkan yardımcılarıyla aynı telefondan aynı gün içinde defalarca mesajlaşıyor ve bu iddianame kapsamında o isimler yok. Buna kimi inandırabilirsiniz? Ülkeyi yönetenler bence çok tarihi bir risk alıyorlar şu anda, çok tarihi bir hata yapıyorlar.

“Erdoğan, seçimden kaçamayacak”

Özel erken seçim talebiyle ilgili ise şunları söyledi: Yüksek Seçim Kurulu’nun son kararı Erdoğan’ın 2023’teki ikinci seçiminin son seçimi olduğunu söylüyor. O karara itiraz edenler oldu ama reddedildi. Şimdi artık ona itiraz etmenin bir yolu yok. Ama Anayasa’ya göre eğer Erdoğan’ın bu ikinci cumhurbaşkanlığı esnasında Meclis bir erken seçim kararı alırsa kendisi son kez aday olabilir.

Yani bu dönem meclis 360 milletvekiliyle erken seçim kararı alırsa Erdoğan bir kez daha ve son kez aday olabiliyor. Tabii o erken seçimi kazanamazsa bir daha aday olamaz, bitiyor. Mesela Erdoğan Meclis’i yarın kendisi feshetse aday olamıyor ama Meclis 360 milletvekiliyle erken seçim kararı alırsa aday olabiliyor. Şimdi benim bahsettiğim tarih bir buçuk sene sonra yani Erdoğan’ın ikinci cumhurbaşkanlığı döneminin tam ortası.

Erdoğan biz erken seçim kararı almazsak bir daha aday olamıyor. Ona kamuoyunun önünde şöyle bir teklifte bulunduğumu düşünün; “İki buçuk yılın geçti, iki buçuk yılın daha var. Gel seçimleri yenileyelim.” Seçimden kaçamayacaktır çünkü “Yok ben kaçıyorum” dediğinde her geçen gün aleyhine işleyecek. Herkes şöyle düşünecek; “Demek ki kaybedeceğini biliyor.”

“En kısa zamanda Esad’la görüşmeyi planlıyorum”

Kendisinin “Mülteci sorununun tek çözümü Suriye ile görüşmek” sözlerinin ardından, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da Esad’la görüşebiliriz açıklaması sorulan Özel şu yanıtı verdi: Biz zaten yıllardır ona “Esad ile görüşün, yoksa sorunlarımız çözülmez” diyoruz. Ama kendisi “Katille görüşülmez” diyordu. Sonra “İstihbaratçılar marjında görüşüyoruz” demeye başladılar. Bugün de bunu diyorlar. Biz zaten bunu hep savunduk. Ama biliyoruz ki Esad, Erdoğan ile görüşmek için Suriye’nin kuzeyindeki Türk Silahlı Kuvvetleri varlığının geri çekilmesini ön şart koşuyor.

Ben bu noktada Esad’la doğrudan görüşerek Türkiye ile Suriye’nin arasında sorunları ortadan kaldırmak için aracılık edebilirim. Esad ile de görüşürüm bunun için, Erdoğan ile de. Esad’la Türkiye’nin masaya oturmasına ve Türkiye’de yaşayan sığınmacıların Suriye’ye geri gitmesini sağlayacak barış ortamının sağlanmasını temin edecek görüşmelere aracılık edebilirim. Bunun için en kısa zamanda Esad’la doğrudan görüşmeyi de planlıyorum.

Diplomasi bir sanat ve Türkiye’de inanılmaz derecede iyi yetişmiş insanlar var bu konuda. Yeter ki çözüm iradesi olsun. Ama ilk düğümü çözmeden bir sonrakini çözemezsiniz. Önce Esad Türkiye ile masaya oturmaya ikna edilmeli. Ben Esad’ı masaya oturmaya ikna edebilirim. Yeter ki Erdoğan’ın böyle bir niyeti olsun. Erdoğan’ın son açıklamasından da görüyoruz ki bizim burada attığımız adımlar Erdoğan’ı da cesaretlendiriyor.

Özel, “Ben cumhurbaşkanı adayı olmak istemiyorum” mu diyorsunuz?” sorusuna ise şu yanıtı verdi: Benim cumhurbaşkanı adayımızın seçimi kazanması dışında bir hedefim yok. Cumhurbaşkanı adayına ölçüm ve değerlendirmeden yararlanarak, mümkün olduğu kadar çok kişiyle ortaklaşarak karar vermek dışında bir hedefim yok. Belki bütün üyelerimize sorarak ya da belki seçmen nezdinde yoklama yaparak bu süreci ilerleteceğiz. Anketlere bakarak ve ortak akılla bir aday gösterildiğinde bir kere daha risk almış olmayız.

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

Belediyeler Borç Batağında!

2023 yılında 682,3 milyar TL geliri bulunan belediyeler, toplam 768 milyar 828 milyon 974 bin TL’lik gidere imza attı. 2023 yılında, 2022 yılına oranla en yüksek artış kaydedilen gider kaleminin, yüzde 105’lik artış ile personel giderleri kalemi olduğu belirtildi.

Belediyelerin ve bağlı idarelerin öz gelirlerinin giderlerini karşılama oranındaki erime de verilere yansıdı. Buna göre, 2021 yılında yüzde 43 olan mahalli idarelerin gelirlerinin giderlerini karşılama oranı, 2022 yılında yüzde 42’ye, 2023 yılında ise yüzde 38’e kadar geriledi.

Türkiye’de iktidar eliyle yaratılan ekonomik kriz, yerel yönetimlerin bütçe dengesini de bozdu. İğneden ipliğe hemen her ürüne yapılan zammı yurttaşa yansıtmamaya çalışan belediyelerin gelirleri giderlerinin çok altında kaldı.

Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı’nın belediyelerin bütçe gerçekleşmelerine yönelik verileri de çarpıcı tabloyu gün yüzüne çıkardı.

Birgün’den Mustafa Bildirici’nin Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı’nın verilerinden aktardığına göre, belediyeler 2023 yılı geliri 682 milyar 313 milyon 298 bin TL oldu.

Toplam 682,3 milyar TL’lik gelirin 474,7 milyar TL’sini faizler, cezalar ve paylardan toplanan para oluşturdu. Faiz, ceza ve payların ardından en yüksek gelir kaleminin, 68,6 milyar TL’lik gelir ile sermaye gelirleri kalemi olduğu bildirildi.

Belediyelerin giderleri ise Türkiye’deki hızlı enflasyon artışı nedeniyle katlandı. Buna göre, 2023 yılında 682,3 milyar TL geliri bulunan belediyeler, toplam 768 milyar 828 milyon 974 bin TL’lik gidere imza attı. 2023 yılında, 2022 yılına oranla en yüksek artış kaydedilen gider kaleminin, yüzde 105’lik artış ile personel giderleri kalemi olduğu belirtildi.

Belediyelerin 2023 yılındaki diğer bazı gider kalemleri ve 2022 yılına oranla yaşanan artış ise şöyle sıralandı:

Mal ve hizmet alım: 353 milyar 410 milyon 751 bin TL (Yüzde 101)
Faiz: 16 milyar 870 milyon 57 bin TL (Yüzde 77)
Cari transferler: 48 milyar 199 milyon 611 bin TL (Yüzde 84)
Sermaye giderleri: 245 milyar 131 milyon 412 bin TL (Yüzde 88)

Belediyelerin ve bağlı idarelerin öz gelirlerinin giderlerini karşılama oranındaki erime de verilere yansıdı. Buna göre, 2021 yılında yüzde 43 olan mahalli idarelerin gelirlerinin giderlerini karşılama oranı, 2022 yılında yüzde 42’ye, 2023 yılında ise yüzde 38’e kadar geriledi.

Paylaşın