“Yoksulluk Sınırı” Asgari Ücretin Dört Katına Dayandı

Dört kişilik bir aile için açlık sınırı 19 bin 44 liraya, yoksulluk sınırı 65 bin 874 liraya ulaştı. Tek başına yaşayan bir kişi için ise yoksulluk sınırı 30 bin 604 lira olarak hesaplandı. Sağlıklı ve dengeli beslenmek için günlük yapılması gereken harcama tutarı 634,80 lira olarak saptandı.

Haber Merkezi / Mayıs ayında dört kişilik bir aile için açlık sınırı 18 bin 489 TL, yoksulluk sınır 63 bin 955 liraydı.

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu’na (DİSK) bağlı Birleşik Metal-İş Sendikası’nın Sınıf Araştırmaları Merkezi (BİSAM), haziran ayı ‘açlık ve yoksulluk sınırı’ raporunu yayımladı.

Buna göre, Türkiye’de dört kişilik bir ailenin güncel açlık sınırı 19 bin 44 liraya, yoksulluk sınırı ise 65 bin 874 liraya çıktı. Yapılan hesaplamalara göre tek başına yaşayan bir kişinin yoksulluk sınırı ise 30 bin 604 TL.

Hazırlanan raporda açlık sınırı, dört kişilik bir ailenin sağlıklı ve dengeli beslenebilmesi için aylık yapması gereken harcamaya denk geliyor. Bunun için de bireylerin alması gereken kalori miktarı hesaplanıyor. Söz konusu değerin yetişkin bir erkek için 2 bin 953, yetişkin bir kadın için 2 bin 658, 15-18 yaş arası gençler için 3 bin 244 ve 4-6 yaş arası çocuklar için bin 963 kalori olduğu belirtiliyor.

Buna göre yetişkin bir erkeğin sağlıklı ve dengeli beslenebilmek için bir ay boyunca yapması gereken harcama, BİSAM raporuna göre en az 5 bin 330 TL. Bu meblağ yetişkin kadınlar için 5 bin 56 TL, 15-18 yaş arası bir genç için 5 bin 336 TL ve 4-6 yaş arası çocuklar için de 3 bin 323 TL olarak hesaplandı.

Sadece gıda giderlerini yansıtan açlık sınırı ile yoksulluk sınırı arasındaki fark, yoksulluk sınırında eğitim, sağlık, barınma, eğlence, ısınma ve ulaşım gibi diğer giderlerin de hesaplanması. Gıda harcamalarının üstüne bu kalemlerdeki harcamalar da eklenince, dört kişilik bir aile için 65 bin 874 TL olan yoksulluk sınırına ulaşılıyor.

Sağlıklı ve dengeli bir beslenme için, yetişkin bir bireyin süt ve süt ürünlerine günde en az 174 lira harcaması gerektiğini aktaran BİSAM raporu, et, tavuk ve balık grubu için minimum 133 lira, sebze ve meyve içinse 168 lira harcanması gerektiğini ortaya koyuyor. Ayrıca ekmek için 57, katı ve sıvı yağ için 32, yumurta için 8, şeker, bal, reçel ve pekmez için de günde ortalama en az 14 TL harcanması gerekiyor.

Paylaşın

Vakıf Üniversitelerinden Eğitim Ücretlerine Yüzde 100’ün Üzerinde Zam

Vakıf üniversitelerinin birçoğu eğitim ücretlerine yüzde 100’ün üzerinde zam yaparken, Fenerbahçe Üniversitesi’nin eğitim ücretlerine enflasyon oranının üzerinde zam yapmasına öğrenciler ve veliler tepki gösterdi.

Önceki gün Fenerbahçe Üniversitesi kampüsünde bir araya gelen öğrenci ve veliler, zam kararını alkışlarla protesto etti. Vakıf üniversitelerinin öğrencileri müşteri olarak gördüğünü söyleyen bir öğrenci, geçen yıl 90 bin lira olan eğitim ücretinin yüzde 228’lik zamla birlikte 220 bin lira olarak istendiğini aktardı.

Fenerbahçe Üniversitesi’nde okuyan bir başka öğrencinin velisi, “Son zamla birlikte yapacağımız ödeme yüzde 50 bursu olmasına rağmen 165 bin liraya ulaştı. Asgari ücretle çalışan bir aileyiz.

YÖK’ün en son 2021 yılına ilişkin hazırladığı vakıf yükseköğretim raporu Fenerbahçe Üniversitesi’nin tercihini de ortaya koydu. Rapora göre 2021 yılında reklam ve tanıtıma 921 bin 386 TL harcama yapan üniversite kütüphane, iç kaynaklı projeye üçte birini ayırdı.

Ülkede derinleşen ekonomik krizle birlikte milyonlarca öğrenci eğitime erişimde güçlük çekerken vakıf üniversiteleri eğitim ücretlerine astronomik zamlar yapmaya devam ediyor. TÜİK enflasyon oranı yüzde 71,60, ENAG ise yüzde 113 olurken vakıf üniversitelerinin yüzde 100’ün üzerinde zam yapmasına yurttaşlar tepkili.

İstanbul’da bulunan Biruni Üniversitesi yüzde 100’ün üzerinde, İstanbul Kültür Üniversitesi yüzde 80 ila yüzde 150, Ankara’da bulunan Başkent Üniversitesi yüzde 138 zam yaparken şimdi de Fenerbahçe Üniversitesi eğitim ücretine yüzde 228 oranında zam yaptı. Birçok akademisyenin temmuz ayı itibarıyla işten çıkarılmasıyla gündeme gelen Fenerbahçe Üniversitesi’nde TEFE-TÜFE’nin üzerinde yapılan zamma ise öğrenciler ve veliler tepki gösterdi.

Birgün’den Deniz Güngör‘ün haberine göre; Önceki gün üniversitenin kampusunda bir araya gelen öğrenci ve veliler, zam kararını alkışlarla protesto etti.

Vakıf üniversitelerinin öğrencileri müşteri olarak gördüğünü söyleyen bir öğrenci, geçen yıl 90 bin lira olan eğitim ücretinin yüzde 228’lik zamla birlikte 220 bin lira olarak istendiğini aktardı. “Diğer vakıf üniversitelerine kıyasla imkânlarımız sınırlı” diye konuşan öğrenci, “Yemekhanemiz yok. Öğretim görevlilerinin birçoğunu işten çıkardılar. Ekonomik kriz derinleşti ancak yüzde 50 burslu olmama rağmen bu artış kabul edilemez. Öğretmen çocuğuyum, 5 kardeşim var ve hepsi okuyor. Tek bir maaşla bu okul ücretini nasıl ödeyelim?” diye sordu.

Eğitim ücretinin ödenemeyecek boyuta ulaştığını ifade eden öğrenci, “Gecikme olursa üstüne buradan da bir para alacaklar. Birçok arkadaşım hem okuyor hem çalışıyor. İnsanlar bu denli okul ücretini nasıl ödeyecek? İstanbul gibi pahalı bir kentte yaşarken nasıl geçineceğiz? Eğer okul zam kararını geri çekmezse salı ve çarşamba günleri okul önünde toplanmayı planlıyoruz. Aramalarımızı açmıyorlar, maillerimize dönmüyorlar, elimizden bir araya gelmekten başka bir şey gelmiyor” ifadelerini kullandı.

Fenerbahçe Üniversitesi’nde okuyan bir başka öğrencinin velisi, “Son zamla birlikte yapacağımız ödeme yüzde 50 bursu olmasına rağmen 165 bin liraya ulaştı. Asgari ücretle çalışan bir aileyiz. Oğlum üniversiteyi kazandığında şehir dışında bir devlet okulunda okuyacağı zaman giderin daha fazla olacağını düşünerek yanımızda kalsın, harcamamız daha düşük olsun düşüncesiyle özel üniversite tercih ettik ancak yüzde 228 zam yapacakları aklımızın ucundan dahi geçmemişti” dedi.

“Bir sonraki dönem bizleri ne bekliyor bilmiyoruz”

“Bütün birikimimizi çocuğumuzun geleceğine yatırmıştık” diye konuşan veli, “Bu zamla birlikte çocukların eğitime devam hakları ellerinden alınacak. Yıllarca okul ücretini taksite bölerek, kartımıza taksitlere bölerek ödedik. Geçen yıl erken ödeme fırsatı da tanınmıştı, ancak bu yıl böyle bir hak tanınmadı. Şimdi biz bu ücreti ödemek için aylarca bir maaş eksik yaşamak zorunda bırakılacağız. Geçen yıl yapılanla bu yıl yapılan zam oranında bu kadar derin bir uçurum varken bunu nasıl bizim önümüze koyabiliyorlar? Bu haksızlık kabul edilemez” dedi. Veli son olarak şunları söyledi: “Birçok aile okul ücretini beden güçleriyle ödemek zorunda kalacak. TEFE-TÜFE’ye göre planlanması gerekirken bunun çok üzerinde bir zammı önümüze koydular. Bir sonraki dönem bizleri ne bekliyor bilmiyoruz.”

YÖK’ün en son 2021 yılına ilişkin hazırladığı vakıf yükseköğretim raporu Fenerbahçe Üniversitesi’nin tercihini de ortaya koydu. Rapora göre 2021 yılında reklam ve tanıtıma 921 bin 386 TL harcama yapan üniversite kütüphane, iç kaynaklı projeye üçte birini ayırdı. Kütüphaneye 360 bin 20 TL, iç kaynaklı Ar-Ge projelerine ise sadece 62 bin 328 TL harcandı.

Paylaşın

EURO 2024: Kupanın Sahibi İspanya

2024 Avrupa Futbol Şampiyonası (EURO 2024) final karşılaşmasında İspanya ve İngiltere, Berlin Olimpiyat Stadyumu’nda karşı karşıya geldi. Karşılaşmadan 2-1 galip ayrılan İspanya kupanın sahibi oldu.

Haber Merkezi / İspanya’yı şampiyonluğa taşıyan golleri 47. dakikada Nico Williams ve 86. dakikada Mikel Oyarzabal kaydetti. İngiltere’nin golü ise 73. dakikada Cole Palmer’dan geldi.

Mücadelenin ilk yarısında iki takımın da atakları sonuçsuz kalınca oyuncular soyunma odasına golsüz eşitlikle girdi. İkinci yarıya hızlı başlayan İspanya, 47. dakikada Yamal’ın pasında ceza sahası sol çaprazda topla buluşan Nico Williams’ın golüyle 1-0 öne geçti.

73. dakikada ceza sahası sağ çaprazdan Bellingham’ın ceza sahası dışına pasında Cole Palmer sert bir vuruşla topu ağlara gönderdi ve skoru 1-1’e getirdi. 86. dakikada sol kanattan Marc Cucurella’nın ceza sahasına ortasında Marc Cucurella fileleri havalandırdı ve İspanya 2-1 öne geçti.

İspanya, B Grubu’nda İtalya, Hırvatistan ve Arnavutluk’la yaptığı maçlarda gol yemeden üçte üç yaparak lider çıktı. Son 16 turunda Gürcistan’ı ve çeyrek finalde ev sahibi Almanya’yı eledi. Yarı finalde de turnuva öncesi favoriler arasında gösterilen Fransa’yı 2-1 yenen İspanya finale yenilgi almadan ulaşmış oldu.

İngiltere’de ise C Grubu’nda Danimarka, Slovenya ve Sırbistan’la karşılaştı ve 5 puanla grubu lider tamamlayarak son 16 turuna yükseldi. Son 16’da Slovakya karşısında 90+5. dakikada skoru eşitleyen İngiltere, uzatmalarda gol atarak çeyrek finale çıktı. Çeyrek finalde İsviçre’yi penaltılarla geçerken yarı finalde de Hollanda’yı 90+1. dakikada attığı golle yendi ve finalde İspanya’nın rakibi oldu.

Son beş turnuvada üçüncü kez final oynayan İspanya, karşılaşma boyunca topa daha çok sahip olan ve daha fazla pozisyona giren taraftı.

Teknik direktör Luis de la Fuente yönetimindeki İspanya’da Dani Olmo, maçın 90’ncı dakikasında çizgiden çıkardığı topla takımının şampiyonluğa ulaşmasında büyük rol oynadı. İspanyol orta saha oyuncusu Rodri, turnuvanın en iyi oyuncusu seçildi. En iyi genç oyuncu ödülüne ise 17 yaşındaki İspanyol kanat oyuncusu Lamine Yamal layık görüldü.

Avrupa Futbol Şampiyonalarında dördüncü kez mutlu sona ulaşan İspanya, bu kupayı an fazla kazanan takım ünvanını elde etti. EURO 2024’ten önce üç şampiyonlukla Almanya’yla birlikte bu kupada en fazla zafere ulaşan iki takımdan biri olan İspanya, beşinci finalinde dördüncü kez galibiyet elde etti. 1964, 2008 ve 2012’deki turnuvalarda şampiyonluğa ulaşan İspanya, 1984’te ise ikinci oldu.

EURO 2020’de Londra’da oynanan final maçında İtalya’ya penaltılarda yenilerek ikinci olmuştu. Bu üst üste ikinci Avrupa final maçları oldu. Takımın son kupa başarısı İngiltere’de düzenlenen 1966 Dünya Kupası’nda gelmişti.

Paylaşın

Donald Trump’a Silahlı Saldırı: Saldırgan Öldürüldü

Eski Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı ve Cumhuriyetçi Parti’nin başkan adayı Donald Trump, Pensilvanya eyaletinin Butler şehrinde düzenlenen seçim mitingi esnasında saldırıya uğradı.

Haber Merkezi / Federal Soruşturma Bürosu (FBI) olayın, “suikast girişimi” olarak değerlendirildiğini açıklarken, silahlı saldırganın öldüğü duyuruldu. Ayrıca mitinge katılan bir kişinin öldüğü, iki kişinin de ağır yaralandığı bildirildi.

Olayın ardından açıklama yapan ABD’li üst düzey yetkilileri korumakla görevli Gizli Servis “saldırganın miting alanı dışındaki yüksek bir noktadan sahneye doğru birden çok kez ateş açtığını” belirtti.

Açıklama şöyle; “Eski Başkan Trump’un13 Temmuz akşamı Butler, Pennsylvania’da yaptığı miting sırasında, yaklaşık 18:15 sıralarında, bir zanlı miting alanının dışındaki yüksek bir noktadan sahneye doğru birden çok kez ateş açtı.

ABD Gizli Servis Personeli ateş açan zanlıyı etkisiz hale getirdi ve zanlı öldü. ABD Gizli servisi proaktif önlemlerle derhal mürahale etti ve eski Başkan Trump güvende. Bir seyirci öldü ve iki seyirci ağır yaralandı. Olay şu anda soruşturma altında ve FBI bilgilendirildi.”

FBI saldırganın kimliğini Pensilvanya’dan Thomas Matthew Crooks (20) olarak açıkladı. Amerikan NBC ve CBS televizyonlarından paylaşılan açıklamada “FBI, Pennsylvania Bethel Park’tan 20 yaşındaki Thomas Matthew Crooks’un 13 Temmuz’da Pennsylvania Butler’da eski Başkan Donald Trump’a suikast girişiminde bulunan kişi olduğunu tespit etti” denildi.

Eski Başkan Trump, sosyal medya hesabı Truth Social üzerinden şu açıklamayı yaptı: “Pennsylvania’da yaşanan silahlı saldırıya hızlı bir şekilde müdahale ettikleri için ABD Gizli Servisi’ne ve tüm güvenlik güçlerine teşekkür etmek istiyorum. En önemlisi de mitingde öldürülen kişinin ailesine ve ağır yaralanan bir başka kişinin ailesine başsağlığı (ve geçmiş olsun) dileklerimi iletmek istiyorum.

Ülkemizde böyle bir eylemin gerçekleşmesi inanılmaz. Şu anda ölü olan saldırgan hakkında hiçbir şey bilinmiyor. Sağ kulağımın üst kısmını delen bir kurşunla vuruldum. Bir şeylerin ters gittiğini hemen anladım çünkü bir vızıltı sesi, silah sesi duydum ve kurşunun derimi parçaladığını hissettim. Çok fazla kanama oldu, o zaman ne olduğunu anladım. TANRI AMERİKA’YI KORUSUN!”

“Herkes bunu kınamalı”

Donald Trump’ın açılan ateşle yaralanmasına ilişkin olarak ABD Başkanı Joe Biden da bir açıklama yaptı. Kameraların karşısında kısa bir değerlendirme yapan Biden, Trump sağlık durumunun iyi olmasından duyduğu memnuniyeti dile getirirken Trump’ın güvenliğini sağlayan Gizli Servis üyelerine teşekkür etti.

Biden, açıklamasında ABD’de siyasi şiddete yer olmadığını ve bu saldırıyı herkesin kınaması gerektiğini söyledi. ABD Başkanı, “Şu anda tüm detayları bilmiyorum ama ilerleyen saatlerde öğreneceğim. Daha sonra bir açıklama da yapacağız. Ama bu olayı herkes kınamalı. ABD’de bu şekilde bir şiddet ve siyasi şiddet olacak şey değildir” dedi.

Olayın bir suikast olup olmadığına ilişkin bir soru üzerine de Joe Biden, “Bu konuda bir fikrim var ama yeterli bilgimiz yok ve tam olarak neler olduğunu bilmiyoruz. Önce neler olduğunu tam olarak öğrenmek istiyoruz” ifadelerini kullandı.

Saldırı ayrıca, Cumhuriyetçi Parti ve Demokrat Partili politikacılar tarafından kınandı. Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson, “Barışçıl bir kampanya mitinginde yaşanan bu korkunç siyasi şiddet eyleminin bu ülkede yeri yok ve herkes tarafından güçlü bir şekilde kınanmalı” dedi.

Trump’ın silahlı saldırı sonrasında güvenli bir yere götürülmesinden birkaç dakika sonra birçok Cumhuriyetçi Partili Kongre üyesi, sosyal medya platformu X’te, Associated Press (AP) haber ajansı tarafından çekilmiş ve eski başkanın gözle görülür şekilde kanlar içinde ama ayakta, yumruğunu havaya kaldırmış, etrafı Gizli Servis tarafından sarılmış bir şekilde çekilmiş fotoğrafını paylaştı.

Trump’ın başkan yardımcısı adayı olarak öne çıkan isimlerden biri olan Cumhuriyetçi Partili Senatör Marco Rubio AP’deki fotoğrafı X’te paylaşarak, “Tanrı Başkan Trump’ı korudu” yazdı.

Cumhuriyetçi Partili Senatör Ted Cruz da fotoğrafı X hesabından paylaştı ve Trump’ın tepkisini “Olağanüstü” olarak niteledi. Cruz, “Tanrı Başkan Trump’ı korusun” ifadesini kullandı.

Senato ve Temsilciler Meclisi’ndeki Demokrat Partili liderler de saldırıyı kınadı.

Senato Çoğunluk Lideri Chuck Schumer X’te, “Pennsylvania’daki Trump mitinginde yaşananlar karşısında dehşete düştüm ve eski Başkan Trump’ın güvende olması beni rahatlattı. Siyasi şiddetin ülkemizde yeri yok” dedi.

Temsilciler Meclisi Demokrat Parti Lideri Hakeem Jeffries ise X’e şunları yazdı: “Amerika bir demokrasidir. Hiçbir siyasi şiddet asla kabul edilemez.”

Senato Azınlık Lideri Mitch McConnell ise şu açıklamayı yaptı: “Bu gece tüm Amerikalılar, barışçıl bir mitinge yapılan alçakça saldırının ardından Başkan Trump’ın iyi görünmesine minnettar. Şiddetin siyasetimizde yeri yoktur.”

İkinci bir Trump dönemi için bir dizi muhafazakâr politika önerisi içeren Project 2025’e karşı bir grup kuran Demokrat Partili Temsilciler Meclisi Üyesi Jared Huffman, X üzerinden verdiği mesajında, “Politikamız ne olursa olsun, hepimiz siyasi şiddet belasını kınamalı ve sona erdirmek için çalışmalıyız” dedi.

Pensilvanya’daki miting, 78 yaşındaki Trump’ın partisi tarafından resmi olarak başkan adayı ilan edileceği kongre öncesi son mitingiydi. Cumhuriyetçilerin öne seçimlerini kazanan Trump’ın 5 Kasım’da yapılacak başkanlık seçimlerinde Demokratların adayı Başkan Joe Biden’ın rakibi olması bekleniyor.

Paylaşın

Suriye İle Normalleşme: Şam’dan 2011 Öncesine Dönülmesi Vurgusu

Suriye – Türkiye ilişkilerine ilişkin açıklama yapan Şam yönetimi, iki ülke arasındaki normal ilişkinin geri dönüşünün, iki ülkenin güvenlik, emniyet ve istikrarının temeli olan 2011 öncesindeki durumun geri dönüşüne dayandığını vurguladı.

Şam yönetiminin açıklamasında ayrıca, “Suriye Arap Cumhuriyeti, halklar ve Suriye’ye zarar veren hükümetlerin politika ve uygulamaları arasında net bir ayrım yapma konusunda her zaman istekli oldu. Suriye, ülkelerin çıkarlarının çatışma ya da düşmanlık üzerine değil, aralarındaki sağlam ilişkiler üzerine kurulu olduğuna inanmaya devam ediyor” ifadelerine yer verdi:

Suriye Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanlığı, Türkiye’yle ilişkilere yönelik bir açıklama yayımladı. SANA haber ajansının aktardığına göre, açıklamada şu ifadelere yer verildi: ‘’Suriye-Türkiye ilişkilerine ilişkin pozisyon ve açıklamaların devam ettiği bir dönemde, Suriye Arap Cumhuriyeti, gerçekler ve olayların kanıtladığı üzere, bir yandan halklar ile diğer yandan Suriye’ye ve ülkelerine zarar veren hükümetlerin politika ve uygulamaları arasında net bir ayrım yapmak konusunda her zaman istekli olduğunu hatırlatmak ister.’

Bakanlık açıklamasında, ‘’ Suriye, ülkelerin çıkarlarının çatışma veya düşmanlığa değil, aralarındaki sağlam ilişkilere dayandığına dair katı bir inanca dayanıyordu ve hala da öyle. Buna dayanarak Suriye, kendisi ve bu ülkeler arasındaki ilişkileri geliştirmek için ortaya konan çeşitli girişimlere olumlu yaklaşma konusunda istekliydi’’’ diye devam etti.

Bakanlık ayrıca, ‘’Aynı bağlamda Suriye, Suriye-Türkiye ilişkilerini düzeltmeye yönelik girişimleri gözönünde bulundurdu.  Bu girişimlerin sonucunun medyanın bir hedefi olmadığına inanıyor. Aksine, mevcut gerçeklere dayanan ve iki ülke arasındaki ilişkiyi yönlendiren, temeli egemenliğe, bağımsızlığa ve toprak bütünlüğüne saygı olan belirli ilkelere dayanan amaca yönelik bir yoldur. Kendi güvenliklerini ve istikrarlarını tehdit eden her şeyle yüzleşmenin yanı sıra, iki ülkenin ve iki halkın ortak çıkarlarına hizmet etmektedir’’ ifadelerini kullandı.

‘’Suriye Arap Cumhuriyeti, iki ülke arasındaki ilişkilerin normal durumuna dönmesiyle temsil edilen arzu edilen sonuçlara ulaşılmasını sağlamak için bu konudaki her türlü girişimin açık temeller üzerine inşa edilmesi gerektiğini vurguluyor’’  açıklamasında bulunan Bakanlık, ‘’ Bu temellerin başında yasadışı olarak bulunan güçlerin Suriye topraklarından çekilmesi ve sadece Suriye’nin değil, Türkiye’nin güvenliğini de tehdit eden terör örgütleriyle mücadele gelmektedir’’ ifadelerini sözlerine ekledi.

Dışişleri Bakanlığı açıklamasını şu sözlerle tamamladı: ‘’Suriye Arap Cumhuriyeti, Suriye-Türkiye ilişkilerinin düzeltilmesi için samimi çaba gösteren kardeş ve dost ülkelere teşekkür ve takdirlerini ifade ederken, iki ülke arasındaki normal ilişkinin geri dönüşünün, iki ülkenin güvenlik, emniyet ve istikrarının temeli olan 2011 öncesindeki durumun geri dönüşüne dayandığını vurguluyor.’’

ABD’nin başkenti Washington’da gazetecilere açıklama yapan Irak Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin, Irak hükûmetinin Recep Tayyip Erdoğan ve Beşar Esad arasında on yılı aşkın bir süreden sonra yapılacak ilk görüşmeye ev sahipliği yapmayı hedeflediğini doğruladı.

Fuad Hüseyin, teklifin Bağdat’ın hem Ankara hem de Şam’dan “yakınlaşmaya” açık olduğuna dair sinyaller almasının ardından geldiğini söyledi.

Rusya’nın arabuluculuk yapmaktan bahsetmeye başladığını söyleyen Hüseyin, “İki tarafı da Bağdat’a davet edeceğimize dair bir his var içimde ve geri döndüğümde meslektaşım Suriye Dışişleri Bakanı’na ulaşacağım, böylece bir tarih belirleyebileceğiz” dedi. Irak Dışişleri Bakanı, “her iki tarafın da prensip olarak masaya oturmaya hazır olduğunu” söyledi.

Irak Başbakanı Muhammed Şia es-Sudani’nin siyasi danışmanı Fadi el-Şammari, Irak hükümetinin Şam ile Ankara arasında yapılacak görüşmelerin hazırlıkları üzerinde çalıştığını söylemişti.

Erbil merkezli haber sitesi Rudaw’a konuşan Şammari, iki ülke arasındaki ihtilafın sona erdirilmesinde ülkesinin “önemli” bir rol oynadığına dikkat çekmişti. Şammari, Suriye ile Türkiye arasındaki yakınlaşmanın Irak’ın “doğrudan” çıkarına olduğunu da sözlerine eklemişti.

El-Şammari, Irak hükümetinin gündeminde “sınır güvenliği, ekonomik iş birliği, bölgedeki silahlı grupların etkisinin azaltılması, Suriyeli mültecilerin geri dönüşünün kolaylaştırılması ve terör örgütleriyle mücadelede iş birliği” gibi konuların yer aldığını söylemişti.

Normalleşmede ilk adım 28 Aralık’ta atıldı

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve Suriyeli mevkidaşı Faysal Mikdad, Suriye’de savaşın başladığı 2011 yılından bu yana dışişleri bakanları düzeyinde ilk kez resmi görüşme için Moskova’da bir araya gelmişti.

Toplantıda ilişkilerin normalleştirilmesinin yanı sıra Suriye’deki iç savaştan kaçarak Türkiye’ye sığınan 3,7 milyon Suriyeli mültecinin ülkelerine gönüllü geri dönmeleri konusunun da ele alınacağı kaydedilmişti.

Dışişleri Bakanlığı’nın internet sitesinde konuyla ilgili yer alan açıklamada “Türkiye ile Suriye arasındaki ilişkilerin normalleştirilmesi hakkında görüş alışverişinde bulunulması, terörle mücadele, siyasi süreç, sığınmacıların gönüllü, güvenli ve onurlu dönüşleri de dahil olmak üzere insani konuların ele alınması planlanmaktadır” denilmişti.

Ankara ile Şam arasındaki normalleşme sürecinde Rusya’nın da girişimleriyle ilk somut adım bakanlar düzeyinde 28 Aralık’ta atılmıştı.

Moskova’da 28 Aralık 2022’de Türkiye, Rusya ve Suriye savunma bakanları ve istihbarat başkanlarının katılımıyla yapılan üçlü toplantıda Suriye krizi, mülteci sorunu ve Suriye topraklarında bulunan tüm terör örgütleri ile ortak mücadele çabaları ele alınmıştı.

İlk görüşmede Şam yönetiminin, Türkiye’den, topraklarından çekilmesini ve Özgür Suriye Ordusu’nu (ÖSO) “terörist” olarak tanınmasını istediği ancak bu taleplerin Türkiye tarafından geri çevrildiği bildirilmişti.

Nisan başında dışişleri bakan yardımcıları düzeyinde yapılan toplantıya İran da katıldı. Türkiye, Suriye, Rusya ve İran savunma bakanları ve istihbarat başkanlarının katıldığı 25 Nisan’da yapılan toplantı, Ankara ile Şam arasında başlatılan normalleşme sürecinde yeni bir adım olmuştu.

Milli Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, Türkiye “Suriye topraklarında her şekliyle terör örgütleri ve tüm aşırılıkçı gruplarla mücadele, Suriyeli mültecilerin topraklarına dönmelerine yönelik çabaların yoğunlaştırılması”na vurgu yaptı ve tarafların “Suriye’nin toprak bütünlüğüne saygılı olduklarını teyit” ettikleri belirtilmişti.

Suriye ise “Türk birliklerinin Suriye’den çekilmesi” talebini yinelemişti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 28 Aralık toplantısı öncesinde Suriye’nin kuzeyindeki YPG güçlerine yönelik olası kara operasyonuyla ilgili açıklamada bulunurken, “Biz şu an itibarıyla Suriye, Türkiye, Rusya üçlü olarak bir adım atalım istiyoruz.

Bunun için de önce istihbarat örgütlerimiz bir araya gelsin, ardından savunma bakanlarımız bir araya gelsin, daha sonra dışişleri bakanlarımız bir araya gelsin. Onların yaptığı görüşmelerden sonra da biz liderler olarak bir araya gelelim. Bunu da Sayın Putin’e teklif ettim. O da buna olumlu baktı. Böylece bir dizi görüşmeler zincirini başlatmış olacağız” şeklinde konuşmuştu.

Erdoğan’ın açıklamalarının ardından Rus medyasına yansıyan haberlerde, Moskova’nın Türkiye tarafından önerilen üçlü diplomasi mekanizması fikrine sıcak baktığı belirtilmişti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan Kasım ayında Suriye Devlet Başkanı Esad ile görüşebileceğinin sinyalini vermiş ancak Esad, Türkiye Suriye’nin kuzeyindeki askerlerini çekmeyi kabul etmediği müddetçe Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmeyeceğini söylemişti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, son olarak Washington’da yaptığı basın toplantısında Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’a Suriye ile normalleşme gündemi kapsamında Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad ile görüşme talimatı verdiğini söylemişti.

Washington dönüşü uçakta gazetecilere açıklamalarda bulunan Erdoğan yol haritasının muhataplarıyla birlikte Fidan’ın oluşturacağını bildirmişti. “Suriye’nin toprak bütünlüğünün bizim de çıkarımıza olduğunu her fırsatta dile getiriyoruz. Suriye’de inşa edilecek hakkaniyetli bir barış, en çok bize fayda sağlayacak” diyen Erdoğan, bu inşa sürecinin en önemli adımı da Suriye ile yeni bir dönem başlatmaktan geçtiğini söylemişti.

Şu ana kadar bu sürecin olumlu istikamette geliştiğini ve yakın zamanda somut adımlar atılmasını beklediklerini ifade eden Erdoğan, ABD ve İran’ın da bu süreci desteklemesi gerektiğine dikkat çekmişti. Bu süreci baltalamak isteyenlere karşı da “hazırlıklı oldukları” mesajını veren Erdoğan, “Suriye’nin bir ve bütün olarak yeni bir gelecek inşa etmesi için oluşacak iklimden kimsenin rahatsızlık duymaması temel beklentimizdir. Bu süreci terör örgütleri zehirlemek için elinden geleni yapacaklardır. Provokasyonlar tertipleyip oyunlar kuracaklardır. Tüm bunların farkındayız ve hazırlıklıyız” demişti.

Paylaşın

Rusya’dan “Avrupa’nın Başkentleri Hedef Alınacak” Uyarısı

Kremlin Sözcüsü Dimitri Peskov, “Avrupa bizim füzelerimizin hedefi, bizim ülkemiz de Avrupa’daki ABD füzelerinin hedefi. Biz, bu füzeleri durdurabilecek kabiliyete sahibiz ancak bunun potansiyel kurbanları, bu ülkelerin başkentleridir” diye konuştu.

1987’de dönemin ABD Başkanı Ronald Reagan ve Sovyetler Birliği lideri Mihail Gorbaçov tarafından imzalanan Orta Menzilli Nükleer Kuvvetler Anlaşması, menzili 500 kilometreyi geçen ve karadan ateşlenen füzelerin kullanımını yasaklıyordu. Ancak Donald Trump yönetimindeki ABD, anlaşmadan resmen çekilmişti.

Rusya, Almanya’ya Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD), aralarında Tomahawk füzelerinin de bulunduğu uzun mesafeli silahlarını konuşlandırma kararının, Avrupa başkentlerini Rus füzelerinin hedefi hâline getirebileceği tehdidinde bulundu.

Kremlin Sözcüsü Dimitri Peskov, ABD’nin kararının bir “paradoks” oluşturduğunu söyledi. Peskov, “Avrupa bizim füzelerimizin hedefi, bizim ülkemiz de Avrupa’daki ABD füzelerinin hedefi. Biz, bu füzeleri durdurabilecek kabiliyete sahibiz ancak bunun potansiyel kurbanları, bu ülkelerin başkentleridir” diye konuştu.

Washington ile Berlin’in yayınladığı ortak açıklamada, SM-6 ve Tomahawk seyir füzeleri ile Avrupa’daki tüm füzelerden daha uzun menzile sahip hipersonik silahların Almanya’ya konuşlandırılacağı belirtilmişti. İki ülkenin ortak duyurusuna göre silahlar 2026’dan itibaren Almanya’ya getirilecek. Füzelerin “Avrupa’nın güvenliği” için konuşlandırılacağı belirtilirken, Rusya bu adıma “askeri yanıt” vereceğini duyurmuştu.

Söz konusu kararın duyurulmasının ardından ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin ve Rus mevkidaşı Andrey Belusov, bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Rus Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, “Görüşmede, güvenlik tehditlerinin engellenmesi ve gerilimin tırmanması olasılığı riskinin düşürülmesi ifade edilmiştir” denildi.

ABD Savunma Bakanlığı Pentagon’un sözcülerinden biri ise, Austin’in Moskova ile “iletişim hatlarının ayakta tutulmasının taşıdığı anlamı” vurguladığını kaydetti.

1987’de dönemin ABD Başkanı Ronald Reagan ve Sovyetler Birliği lideri Mihail Gorbaçov tarafından imzalanan Orta Menzilli Nükleer Kuvvetler Anlaşması, menzili 500 kilometreyi geçen ve karadan ateşlenen füzelerin kullanımını yasaklıyordu. Ancak Donald Trump yönetimindeki ABD, anlaşmadan resmen çekilmişti.

Söz konusu adımı savunan Almanya Başbakanı Olaf Scholz, kararın “çok iyi bir karar” olduğunu söylemiş ve ABD füzelerinin Almanya’nın savunmasına katkıda bulunacağını kaydetmişti.

Ancak karar, Almanya’da tartışma yaratmış bulunuyor. Sol Parti anlaşmayı “son derece problemli” şeklinde nitelerken, Sol Parti’den kopan Sahra Wagenknecht İttifakı (BSW) ise kararın “çok tehlikeli” olduğunu söyledi. Aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) ise, Konuşlandırma Almanya’yı hedef haline getiriyor” diye tepki verdi.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Irak’tan “Erdoğan – Esad” Açıklaması: Görüşmeye Ev Sahipliği Yapabiliriz

ABD’nin başkenti Washington’da gazetecilere açıklama yapan Irak Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin, Irak hükûmetinin Recep Tayyip Erdoğan ve Beşar Esad arasında on yılı aşkın bir süreden sonra yapılacak ilk görüşmeye ev sahipliği yapmayı hedeflediğini doğruladı. 

Haber Merkezi / Fuad Hüseyin, teklifin Bağdat’ın hem Ankara hem de Şam’dan “yakınlaşmaya” açık olduğuna dair sinyaller almasının ardından geldiğini söyledi.

Rusya’nın arabuluculuk yapmaktan bahsetmeye başladığını söyleyen Hüseyin, “İki tarafı da Bağdat’a davet edeceğimize dair bir his var içimde ve geri döndüğümde meslektaşım Suriye Dışişleri Bakanı’na ulaşacağım, böylece bir tarih belirleyebileceğiz” dedi. Irak Dışişleri Bakanı, “her iki tarafın da prensip olarak masaya oturmaya hazır olduğunu” söyledi.

Irak Başbakanı Muhammed Şia es-Sudani’nin siyasi danışmanı Fadi el-Şammari, Irak hükümetinin Şam ile Ankara arasında yapılacak görüşmelerin hazırlıkları üzerinde çalıştığını söylemişti.

Erbil merkezli haber sitesi Rudaw’a konuşan Şammari, iki ülke arasındaki ihtilafın sona erdirilmesinde ülkesinin “önemli” bir rol oynadığına dikkat çekmişti. Şammari, Suriye ile Türkiye arasındaki yakınlaşmanın Irak’ın “doğrudan” çıkarına olduğunu da sözlerine eklemişti.

El-Şammari, Irak hükümetinin gündeminde “sınır güvenliği, ekonomik iş birliği, bölgedeki silahlı grupların etkisinin azaltılması, Suriyeli mültecilerin geri dönüşünün kolaylaştırılması ve terör örgütleriyle mücadelede iş birliği” gibi konuların yer aldığını söylemişti.

Normalleşmede ilk adım 28 Aralık’ta atıldı

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve Suriyeli mevkidaşı Faysal Mikdad, Suriye’de savaşın başladığı 2011 yılından bu yana dışişleri bakanları düzeyinde ilk kez resmi görüşme için Moskova’da bir araya gelmişti.

Toplantıda ilişkilerin normalleştirilmesinin yanı sıra Suriye’deki iç savaştan kaçarak Türkiye’ye sığınan 3,7 milyon Suriyeli mültecinin ülkelerine gönüllü geri dönmeleri konusunun da ele alınacağı kaydedilmişti.

Dışişleri Bakanlığı’nın internet sitesinde konuyla ilgili yer alan açıklamada “Türkiye ile Suriye arasındaki ilişkilerin normalleştirilmesi hakkında görüş alışverişinde bulunulması, terörle mücadele, siyasi süreç, sığınmacıların gönüllü, güvenli ve onurlu dönüşleri de dahil olmak üzere insani konuların ele alınması planlanmaktadır” denilmişti.

Ankara ile Şam arasındaki normalleşme sürecinde Rusya’nın da girişimleriyle ilk somut adım bakanlar düzeyinde 28 Aralık’ta atılmıştı.

Moskova’da 28 Aralık 2022’de Türkiye, Rusya ve Suriye savunma bakanları ve istihbarat başkanlarının katılımıyla yapılan üçlü toplantıda Suriye krizi, mülteci sorunu ve Suriye topraklarında bulunan tüm terör örgütleri ile ortak mücadele çabaları ele alınmıştı.

İlk görüşmede Şam yönetiminin, Türkiye’den, topraklarından çekilmesini ve Özgür Suriye Ordusu’nu (ÖSO) “terörist” olarak tanınmasını istediği ancak bu taleplerin Türkiye tarafından geri çevrildiği bildirilmişti.

Nisan başında dışişleri bakan yardımcıları düzeyinde yapılan toplantıya İran da katıldı. Türkiye, Suriye, Rusya ve İran savunma bakanları ve istihbarat başkanlarının katıldığı 25 Nisan’da yapılan toplantı, Ankara ile Şam arasında başlatılan normalleşme sürecinde yeni bir adım olmuştu.

Milli Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, Türkiye “Suriye topraklarında her şekliyle terör örgütleri ve tüm aşırılıkçı gruplarla mücadele, Suriyeli mültecilerin topraklarına dönmelerine yönelik çabaların yoğunlaştırılması”na vurgu yaptı ve tarafların “Suriye’nin toprak bütünlüğüne saygılı olduklarını teyit” ettikleri belirtilmişti.

Suriye ise “Türk birliklerinin Suriye’den çekilmesi” talebini yinelemişti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 28 Aralık toplantısı öncesinde Suriye’nin kuzeyindeki YPG güçlerine yönelik olası kara operasyonuyla ilgili açıklamada bulunurken, “Biz şu an itibarıyla Suriye, Türkiye, Rusya üçlü olarak bir adım atalım istiyoruz.

Bunun için de önce istihbarat örgütlerimiz bir araya gelsin, ardından savunma bakanlarımız bir araya gelsin, daha sonra dışişleri bakanlarımız bir araya gelsin. Onların yaptığı görüşmelerden sonra da biz liderler olarak bir araya gelelim. Bunu da Sayın Putin’e teklif ettim. O da buna olumlu baktı. Böylece bir dizi görüşmeler zincirini başlatmış olacağız” şeklinde konuşmuştu.

Erdoğan’ın açıklamalarının ardından Rus medyasına yansıyan haberlerde, Moskova’nın Türkiye tarafından önerilen üçlü diplomasi mekanizması fikrine sıcak baktığı belirtilmişti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan Kasım ayında Suriye Devlet Başkanı Esad ile görüşebileceğinin sinyalini vermiş ancak Esad, Türkiye Suriye’nin kuzeyindeki askerlerini çekmeyi kabul etmediği müddetçe Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmeyeceğini söylemişti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, son olarak Washington’da yaptığı basın toplantısında Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’a Suriye ile normalleşme gündemi kapsamında Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad ile görüşme talimatı verdiğini söylemişti.

Washington dönüşü uçakta gazetecilere açıklamalarda bulunan Erdoğan yol haritasının muhataplarıyla birlikte Fidan’ın oluşturacağını bildirmişti. “Suriye’nin toprak bütünlüğünün bizim de çıkarımıza olduğunu her fırsatta dile getiriyoruz. Suriye’de inşa edilecek hakkaniyetli bir barış, en çok bize fayda sağlayacak” diyen Erdoğan, bu inşa sürecinin en önemli adımı da Suriye ile yeni bir dönem başlatmaktan geçtiğini söylemişti.

Şu ana kadar bu sürecin olumlu istikamette geliştiğini ve yakın zamanda somut adımlar atılmasını beklediklerini ifade eden Erdoğan, ABD ve İran’ın da bu süreci desteklemesi gerektiğine dikkat çekmişti. Bu süreci baltalamak isteyenlere karşı da “hazırlıklı oldukları” mesajını veren Erdoğan, “Suriye’nin bir ve bütün olarak yeni bir gelecek inşa etmesi için oluşacak iklimden kimsenin rahatsızlık duymaması temel beklentimizdir. Bu süreci terör örgütleri zehirlemek için elinden geleni yapacaklardır. Provokasyonlar tertipleyip oyunlar kuracaklardır. Tüm bunların farkındayız ve hazırlıklıyız” demişti.

Paylaşın

Dervişoğlu: Vatanımızı İnsanımızı Bu Asalaklardan Kurtaracağız

Partisinin değerlendirme kampında konuşan İYİ Parti Lideri Müsavat Dervişoğlu, “Vatanımızı da insanımızı da onun başına çöreklenmiş bu asalaklardan kurtaracağız” dedi ve ekledi:

“Bilinsin ki, İYİ Parti onu kuran milliyetçiliğin, kalkınmacılığın, demokratlığın idrakinde ve neye karşı kurulduğunun bilincindedir… Bu sebeple de başının üstündeki yüce gökyüzü ve kalbinde taşıdığı vicdanla vereceği tek dünya hesabının adresinin Türk millet olduğunu bilmektedir. Hesaplaşacağı tek yerin ise ona 22 yıldır kan kusturan iktidar olduğunu hiç unutmamaktadır. İşte biz bu hesabı görmenin yolunu aramak için buradayız.”

Müsavat Dervişoğlu, konuşmasının devamında, “Türkiye’yi yeniden inşa etmek iddiamızı gerçekleştirmek için buradayız. Bize ömür ve misyon biçenler bilsin ki, İYİ Partinin ömrü ve misyonunu Türk milleti belirler” ifadelerini kullandı.

İYİ Parti’nin başkanlık divanı, genel idare kurulu ve merkez disiplin kurulu üyeleri ile milletvekillerinin katıldığı, “Her gün yeniden doğarız” sloganıyla Afyonkarahisar’daki bir otelde düzenlenen değerlendirme kampı başladı.

Gazete Oksijen’in aktardığına göre; Müsavat Dervişoğlu, kampın açılışında yaptığı konuşmada, sadece kurultay yapmakla, genel başkan veya parti kurullarının değişimiyle, milletin verdiği mesajın ve istediği değişimin hakkının verildiğinin söylenemeyeceğinin altını çizerek, “Seçimlerde aldığımız işaretlerin istişaresini yapmak zorundayız. Bizi kuran millet iradesinin özünde istişarenin yattığını hep hatırlamak zorundayız. O işaretleri sözlere, sözleri de yaşama geçirmek zorundayız” diye konuştu.

Yapacaklarını millete anlatmak ve millete önerdikleri yolun onun için en iyisi olduğunu göstermek zorunluluğu bulunduğunu ifade eden Dervişoğlu, “O yolun sonunda da umudun gerçeğe dönüşeceğini Türk milletine ispat etmek zorundayız. Onun önce teveccühüne mazhar olmak sonra da oyunu ve rızasını almak zorundayız. Çünkü biz, Türkiye’nin yangınını söndürmek zorundayız. Ancak tüm bunlardan önce eski resimleri bir kenara bırakıp, aynaya bakmak durumundayız. Birbirimize ayna tutmak zorundayız” dedi. Daha önce, “öz eleştirimizi yapamadan kongre toplamak zorunda kaldık” dediğini anımsatan Dervişoğlu, şöyle devam etti:

İşte şimdi büyük bir ailenin, iyiler ve cesurlar ailesinin fertleri olarak bu öz eleştirileri yapmak üzere toplanmış bulunuyoruz. Ben aynaların gücüne ve gerçekliğine inananlardanım. Aynaların kimseye torpil yapmadığını, kimseye yalan söylemediğini bilenlerdenim… Bu yüzden aile meclisimizde olacağız. Önce kendimizi konuşacağız. Neyi yanlış yaptıysak bir daha yapmamaya yeminli olacağız. Kimsenin yanlışı diğerinden önemsiz, kimsenin doğrusu diğerinden önemli olmayacak. O nedenle de her şeyi masaya koyacağız.

Geçmişe saplanmadan ama hesabını vererek, bugünü azaltmadan ama hakkını vererek, geleceği kutsamadan ama değerini bilerek konuşacağız. Önce biz konuşacağız, sonra milletle konuşacağız. Konuşan, konuşabilen Türkiye’yi yeniden tesis edeceğiz. Türkiye’yi iyilikle buluşturmak için 7 yıl önce cesaretle çıkılan yolu bilerek, gerekirse o yola yeni bir rota çizeceğiz.

“İYİ Partinin ömrü ve misyonunu Türk milleti belirler”

Hızla, sabırla ve kararlılıkla yürüyeceklerini ve muzaffer olacaklarını vurgulayan Dervişoğlu, şunları kaydetti: Vatanımızı da insanımızı da onun başına çöreklenmiş bu asalaklardan kurtaracağız. Bilinsin ki, İYİ Parti onu kuran milliyetçiliğin, kalkınmacılığın, demokratlığın idrakinde ve neye karşı kurulduğunun bilincindedir…

Bu sebeple de başının üstündeki yüce gökyüzü ve kalbinde taşıdığı vicdanla vereceği tek dünya hesabının adresinin Türk millet olduğunu bilmektedir. Hesaplaşacağı tek yerin ise ona 22 yıldır kan kusturan iktidar olduğunu hiç unutmamaktadır. İşte biz bu hesabı görmenin yolunu aramak için buradayız… Türkiye’yi yeniden inşa etmek iddiamızı gerçekleştirmek için buradayız. Bize ömür ve misyon biçenler bilsin ki, İYİ Partinin ömrü ve misyonunu Türk milleti belirler.

Dervişoğlu, “İYİ Parti olarak ekonomiyi bataktan, adaleti vesayetten, nüfus ve sınır güvenliğini zilletten kurtardıklarında ve parlamenter sistemi yeniden tesis ettiklerinde, şehirleri, doğayı, suyu ve toprağı yeniden abat ettiklerinde, kardeşliği, cumhuriyeti, demokrasiyi, milli gurur ve birliği yeniden imar ettiklerinde görevlerini tamamlamış olacaklarını” söyledi. Müsavat Dervişoğlu, “O gün gelene kadar uzun yolları katedecek, zamanın hızına yetişeceğiz ve Türk milletine layık olacağız. Çünkü kararlıyız, mutlaka başaracağız.” diye konuştu.

Paylaşın

“Erdoğan, İki Bakanı Daha Görevden Alabilir” İddiası

Çevre Şehircilik ve İklim Bakanı Mehmet Özhaseki’nin yerine Murat Kurum, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın yerine Kemal Memişoğlu’nun atanmasının ardından Erdoğan’ın iki bakanı daha görevden alabileceği öne sürüldü.

İddiayı gündeme getiren gazeteci İsmail Saymaz, “Bugünden yarına bir bakan değişikliği bekleniyor diyemem. Bugün görüştüğüm AKP kaynaklarım. Cumhurbaşkanının bir hafta arayla bir bakan daha değiştirmeyeceğini söylediler. Tabii bu değişmeyeceği anlamına gelmez” ifadelerini kullandı.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, uzun süredir gündemde olan Kabine revizyonuyla ilgili ilk adımı attı ve Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ile Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki görevden alındı. Koca’nın yerine e İstanbul İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, Özhaseki’nin yerine ise önceki Bakan Murat Kurum getirildi.

Gazeteci İsmail Saymaz, Halk TV ekranlarında yayımlanan ‘Gündem Özel’ programında Kabine’yi yeni değişikliklerin beklediğini öne sürdü.

Saymaz şunları söyledi: “Bugünden yarına bir bakan değişikliği bekleniyor diyemem. Bugün görüştüğüm AKP kaynaklarım. Cumhurbaşkanının bir hafta arayla bir bakan daha değiştirmeyeceğini söylediler. Tabii bu değişmeyeceği anlamına gelmez. Fakat Özellikle Ticaret Bakanı Ömer Bolat ile ilgili çok fazla ‘istifa edecek, görevden ayrılmak istiyor’ duyumları alıyorum.

Diğer duyduğum isim ise Ulaştırma Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’nun görevden alınacağı yönünde. Abdulkadir beyin yakın çevresine bunu sorduğumda ise bu bilgi yalanlanıyor. Hatta onlar ‘önümüzdeki hafta bakanlar kurumu programı hazırlıyoruz nasıl böyle bir şey olabilir?” diyorlar. Ben de düşünmeden edemiyorum.

Galiba Abdulkadir Bey’in parti içinde ayağını kaydırmak isteyenler var. Başka hiçbir bakan için bunları işitmedim. Ama ben bu iki isim hakkında çok kulis döndüğünü söyleyebilirim. Bu görevden alınacakları anlamın gelmeyebilir ama bu onların AKP etrafındaki çeşitli çemberlerde onlara dair bir durum olduğu anlamına gelir.”

Paylaşın

Sürekli Uykusuz Mu Hissediyorsunuz? Beş Olası Neden

Uyku hali, basitçe uyma isteğidir. Herhangi bir işle uğraşırken uyuya kalmak ise uyku halinin kesin belirtisidir. Her zaman uykusuz hissetmenin nedenleri arasında ise yaşam tarzı ile belirli sağlık sorunları olduğunu söyleyebiliriz.

Haber Merkezi / Her zaman uykusuz hissetmeyi nasıl engelleyeceğinizi merak ediyorsanız, net bir cevap yok. Ancak bir doktora danışmadan önce değiştirebileceğiniz bazı yaşam tarzı faktörleri var. Örneğin:

Kötü uyku alışkanlığı: Tutarsız uyku saatleri vücudunuzun iç saatini bozarak uykuya dalma ve dinlenmiş bir şekilde uyanmanızı etkiler. Yeterince uyumamak veya düzensiz uyku kronik yorgunluğa ve her zaman uykusuz hissetmenize neden olabilir.

Uyku bozuklukları: Uykusuzluk gibi durumlar uykuya dalmayı veya uykuda kalmayı zorlaştırır ve uyku kalitesini düşürür. Uyku apnesi uyku sırasında solunumda kısa kesintilere neden olur ve bu da uyku kalitesini düşürür. Huzursuz bacak sendromu bacaklarda rahatsız edici hislere neden olur ve rahatlamayı ve uykuya dalmayı zorlaştırır.

Stres ve kaygı: Sürekli stres ve kaygı, uyarılma seviyesini artırabilir ve rahatlamayı, uykuya dalmayı zorlaştırabilir. Sürekli stres ve kaygı, geceleri zihninizi aktif tutarak uyku düzeninizi bozabilir, bu da kronik yorgunluğa ve her zaman uykusuz hissetmenize neden olabilir.

Kötü beslenme: Rafine şeker ve işlenmiş gıdalar açısından zengin bir beslenme kan şekeri seviyelerinde dalgalanmalara neden olarak enerji düşüşlerine ve yorgunluğa yol açabilir. Bu da her zaman uykusuz hissetmenize neden olabilir.

Altta yatan sağlık durumları: Tiroid bozuklukları gibi durumlar metabolizmayı ve enerji seviyesini etkileyebilir. Anemi, kanın oksijen taşıma kapasitesini azaltır ve yorgunluğa neden olur. Kronik yorgunluk sendromu, dinlenmeyle düzelmeyen, günlük yaşam kalitesini etkileyen kalıcı, açıklanamayan yorgunluğa neden olur.

Her zaman uykusuz hissetmenizin bazı nedenleri kontrolünüz dışındaki faktörler (altta yatan sağlık durumları gibi) olması mümkün, ancak diğerlerini kontrol edebilirsiniz.

Paylaşın