Bilim İnsanları, Titan’ın Denizlerinde Yelken Açmak İstiyor

Satürn’ün en büyük uydusu Titan’da yaşamın olup olmadığı araştırmaların konusu olmaya devam ederken, yüzeyindeki sıvı kütlelerinin içeriği ve hareketleri hakkında yeni bilgiler edinildi.

Araştırmacı Ralph Lorenz “Titan’ın denizleri tıpkı bizimkiler gibi, Satürn’ün muazzam kütleçekimiyle çekiliyor ve bazı kıyı şeritlerindeki gelgit aralığı yaklaşık 30 santimetreye ulaşabiliyor” diyor.

Araştırmacı Valerio Poggiali ise, “Gerçekten Dünya’ya benzeyen bir gökcismi olan Titan, yoğun bir nitrojen atmosferinde faaliyet gösteren metan bazlı bir hidrolojik sistemin şekillendirdiği, çok çeşitli ve tanıdık yüzey morfolojilerine sahip” ifadelerini kullanıyor.

Bilim insanları Satürn’ün uydusu Titan’ın yüzeyindeki sıvı kütlelerinin içeriği ve hareketleri hakkında yeni bilgiler edindi. Güneş Sistemi’nde yüzeyinde sıvı barındırdığı bilinen Dünya dışındaki tek cisim olan uydu, yaşama ev sahipliği yapma potansiyeliyle ilgi çekiyor.

Satürn ve uydularını 2004’te incelemeye başlayan NASA uzay aracı Cassini’nin görevi 2017’de sona erse de bu gökcisimleri hakkında kıymetli veriler sağlamaya devam ediyor.

Cassini’nin, Titan’ın kuzey kutbuna yakın üç hidrokarbon denizine dair radar verilerini analiz eden araştırmacılar, uydunun Dünya’ya benzer özelliklerini ortaya çıkardı.

Titan’ın yüzeyindeki sıvı kütleleri su değil, metan veya etan gibi hidrokarbon içerikli. Uyduda sıvı halde bulunan hidrokarbon miktarı, Dünya’daki bütün petrol ve doğalgaz rezervlerinden yüzlerce kat daha fazla.

Nature Communications adlı hakemli dergide dün yayımlanan makalede Titan’ın denizlerinin kimyasal yapısının, bulundukları enlem ve konuma göre değiştiği saptandı.

Uydunun Kraken, Ligeia ve Punga Mare adlı üç denizini inceleyen bilim insanları, nehirlerin denizlerden daha fazla metan içerdiğini tespit etti.

Ayrıca kıyılara, haliçlere ve boğazlara yakın yerlerde daha büyük dalgalar meydana geldiği görülürken, bu durum uyduda gelgit hareketleri yaşandığına işaret ediyor.

Çalışmanın başyazarı Valerio Poggiali şu ifadeleri kullanıyor: Gerçekten Dünya’ya benzeyen bir gökcismi olan Titan, yoğun bir nitrojen atmosferinde faaliyet gösteren metan bazlı bir hidrolojik sistemin şekillendirdiği, çok çeşitli ve tanıdık yüzey morfolojilerine sahip.

Dünya’daki hidrolojik döngü, suyun bulutlardan yağmur halinde yağarak nehirlerden denizlere akması ve daha sonra buharlaşarak gökyüzüne geri dönmesi sürecini ifade ediyor.

Titan’da bu döngü, sıvı haldeki metanla gerçekleşiyor. Bilim insanları metan yağmuruyla beslenen kanalların, kuzey kutbuna yakın denizlere akarak haliç ve deltaları oluşturduğunu söylüyor.

Veriler tıpkı Dünya’daki tatlı ve tuzlu suların birleşmesi gibi, nehirlerin saf metanı taşıyarak etan zengini denizlerle birleştirdiğine işaret ediyor.

Araştırmanın ortak yazarı Ralph Lorenz “Titan’ın denizleri tıpkı bizimkiler gibi, Satürn’ün muazzam kütleçekimiyle çekiliyor ve bazı kıyı şeritlerindeki gelgit aralığı yaklaşık 30 santimetreye ulaşabiliyor” diyor.

Cassini’nin daha önceki verileri, Titan’ın yüzeyinin altında su okyanusu olabileceğini göstermişti. Halihazırda bilim insanları bu suyun, yüzeydeki organik moleküllerle etkileşime girip girmediğini bilmiyor.

“Tüm bu organik madde hiç sıvı suyla temas etti mi?” diye soran Poggiali ekliyor: Enerji üretebilen veya bilgi depolayabilen moleküllerin meydana gelmesiyle, benzer etkileşimlerin gezegenimizde yaşamın kökenine yol açmış olabileceğini düşünüyoruz.

NASA’nın 2027’de fırlatmayı planladığı uzay aracı Dragonfly’ın bu soruya cevap bulmaya ve Titan’ın yaşam barındırıp barındırmadığına dair gizemi aydınlatmaya katkı sunması bekleniyor.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Özel Ve Babacan Görüştü: Gündemde Üç Konu Vardı

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan ve beraberindeki heyet ile, CHP Genel Merkezi’nde bir araya geldi.

CHP Lideri Özgür Özel’e, Genel Başkan Yardımcıları; Yalçın Karatepe, Gülşah Deniz Atalar, Gökan Zeybek, Meryem Gül Çiftci, Burhanettin Bulut ve Gökçe Gökçen eşlik etti.

Görüşme sonrası Özgür Özel ve Ali Babacan, basın mensuplarına açıklamalarda bulundular. CHP Lideri Özel, açıklamalarında şu ifadeleri kullandı:

“Bugün daha önceki dönemlerde ekonomi yönetiminde ve dışişleri bakanlığında görevler üstlenmiş, hepimizin çok geçmişte de iyi ilişkiler içinde olduğu Ali Babacan’ı DEVA Partisi’nin genel başkanı olarak genel merkezimizde ağırladık. Aslında 5 kasımdaki kurultaydan sonra hemen telefonlaşmıştık ve böyle bir ziyarete kendilerinin niyeti vardı ama her iki partinin aday belirleme sürecindeki yoğunlukları ardından yerel seçim gündemi ve sonrasında yaşadığımız yoğun gündemde bu ziyaret bugün gerçekleşebildi.

Sayın genel başkanın birazdan kendisinin mutlaka ifade edeceği hepimizin içinde bulunduğu çok önemli 3 gündem maddesi konusunda nezaket ziyaretine ilave olarak değerlendirmeleri ve bizim konuya nasıl yaklaştığımıza ilişkin ifadeleri oldu. Son derece verimli son derece her iki partinin bundan önce sürdürdükleri iyi ilişkileri bir kez daha teyit eden, bundan sonrası için de ülkenin yararına olabilecek yoğun bir iş birliği yapabileceğimizi gösteren verimli bir toplantı oldu.”

Özel’in ardından açıklamalarda bulunan Babacan ise şunları söyledi: “Geçim sorunu, enflasyon, ekonomik sıkıntıların geniş kesimlere gittikçe yayılması ve sosyal ayağı olmayan bir ekonomik modelin Türkiye’de son bir yıldır uygulanmaya çalışılması. İkinci önemli gündem maddemiz, sığınmacı sorunu ve bu bağlamda Suriye idi. Bu sorunun çözümü ile bağlantılı sayın genel başkanın Esad ile görüşme planı gerçekten kıymetli. Ana muhalefet partisinin de Suriye ile bir normalleşme iradesi ortaya koymadı bölgemizin huzuru açısından değerli. Suriye sorununun çözümünün Türkiye’deki sığınmacı sorununun çözümü için de önemli bir perspektif olduğunu teyit ettik.

Üçüncü önemli gündem maddesi de Meclis Başkanı Kurtulmuş’un başlattığı yeni anayasa arayışı. Dün Meclis Başkanı ile bir toplantı gerçekleştirdik. Bugüne kadar yaptığımız çalışmaları kendilerine emanet ettik. Tamam anayasa çalışalım ama öncelikle anayasayı bir üst hukuk normu olarak kabul eden ve anayasayı bağlayıcı bir hukuk normu olarak kabul eden bir yönetim anlayışının Türkiye’de olmasının bu çalışmaların yarınlarıyla alakalı önemli olacağını kendisine ifade ettik. Bu çalışma ile ilgili alakalı önümüzdeki süreçte de DEVA Partisi ile CHP arasında bir temas trafiğinin, bir diyalogunun olacağını kıymetli olacağını beraberce değerlendirdik.”

Soru – Yanıt

Babacan, TÜİK’in açıkladığı enflasyon rakamları ve emekli aylığına yapılan zamla ilgili gazetecilerin sorusuna şöyle yanıt verdi: “TÜİK’e mutlaka bir dış denetim mekanizması kurulmalı. Bu sağlanmadan açıklanan enflasyon rakamlarına güven olmaz, böyle olursa da Merkez Bankası’nın kendisini izah etmesi de zor olur. Hangi enflasyonu düşürecek? TÜİK’in açıkladığı rakamı düşüreceklerse çok uğraşmaya gerek yok talimat verirler, TÜİK düşürür iş biter! Son 5-6 yıldır çok büyük haksızlık var. Sabit gelirli Türk Lirası cinsinden para kazanan herkes mağdur olmuş durumda. Bırak gerçeğini TÜİK enflasyonu karşısında da büyük bir mağduriyet var. Asgari ücrete 1 Temmuz’da zam verilmedi. TÜİK bile bu kadar enflasyon açıklamışken 1 Temmuz’da asgari ücrete zammın pas geçilmesi kul hakkıdır!”

Özel de, emekli aylığının asgari ücret düzeyinden aşağı olmaması gerektiğini söyledi. CHP lideri, “En düşük Emekli maaşının 12.500’e çıkarılması sadece geçinemeyen emeklilerle dalga geçmektir. Bugün asgari ücret düzeyine çıkarılmayan her rakam emeklinin cebinden bir şeyleri almaktır. Emeklilerle birlikte en sert tepkiyi verip mücadeleye devam edeceğimizi iade etmek isterim” diye konuştu.

Özel, Erdoğan’ın İzmir’deki elektrik akımından iki kişinin ölmesiyle ilgili söylediği “Vebali olanlar özür dilemeli” ifadelerine yanıt verdi; “Gerçekten hayretle okuyorum. Ben İzmir’deki elim olay yaşandığı anda üç telefon açtım; ilki büyükşehir belediye başkanımıza. Dedim ki soruşturmada savcılıkla tam iş birliği yapın. Belediyenin sorumluluğunda olan bir mazgal var ve kusur bizdeyse ortaya çıkacak. Kusurun sahipleri hesap verecek biz de tekrarlanmaması için hangi tedbir alınacaksa bunun arkasında duracağız’ demişim.

Soruşturmanın sonunda kimin vebali olduğu ortaya çıkacak ve hesap verecek. Suç bizdeyse çıkar üzerimize düşen sorumluluğu yerine getiririz. Peki suç elektrik dağıtım şirketindeyse ki, sayın Erdoğan çıkıp özür dileyecek mi? 2010-13 arası  bütün elektrik dağıtımını ben mi özelleştirdim, Erdoğan mı? Türkiye’yi 21 bölgeye bölüp bütün elektrik dağıtım işini verirken elektrik mühendisleri odası ve CHP ‘elektrikte özelleştirme cinayettir’ diyor muydu, demiyor muydu? Suç bizdeyse özür dileyeceğim ama suç elektrik şirketindeyse Sayın Erdoğan dileyecek mi?” dedi.

Paylaşın

90’ların Minimalist Modası Geri Döndü

Moda, 90’ların sonuna doğru ilerlerken, 80’lerin gösterişli renkleri ve spor kıyafetlerinden, şık slip elbiseler ve denimin minimalizmine doğru bir dönüş yaptı.

Haber Merkezi / Moda dünyasında, trendler genellikle tam bir döngü oluşturur ve bugüne hızlıca ilerleyecek olursak, 90’ların minimalist estetiğinin geri dönüşünü fark ediyoruz.

Slip elbiseler: Şimdiye kadarki en sade giyim parçası olan slip elbiseler kesin bir geri dönüş yaşıyor. Dürüst olmak gerekirse, slip elbiseler moda sahnesinden hiç ayrılmadılar, sadece mağazanın bir yerlerinde olan slip elbiseler, bir kez daha mağazaların önlerinde ve vitrinlerinde sergilenmeye başlandı. Slip elbiseler, askılı topuklu ayakkabılar veya kalın botlarla tamamlanabilir.

Büyük boy blazerlar: Blazerlar 90’larda gerçek bir olaydı ve her ortamın olmazsa olmazıydı. Bir iş toplantısında yüksek belli bir kot pantolonla, dışarıda geçirilen gecede mini bir elbiseyle veya sadece akşam aperitivosu için şort ve sandaletlerle giyilebilen büyük boy bir blazer, 90’lar stilini yansıtacaktır.

Özel dikim blazerlar: Büyük bedenlerin aksine, özel dikim blazerlar da 90’lar minimalizminin zamansız bir parçasıydı. Özel dikim blazerlar, yüksek belli pantolonlar veya kot pantolonlarla mükemmel bir şekilde eşleşecektir.

Yüksek belli kotlar: Daha önce de belirttiğimiz gibi, yüksek belli denim 90’ların büyük bir trendiydi. Hiçbir minimalist 90’lar gardırobu, yüksek belli denim kot pantolon olmadan tamamlanmış sayılmazdı. Günümüzde yüksek belli kot pantolon seçerken, şeklinize ve tarzınıza en uygun olanı düşünün: havalı düz paça veya geniş paça, klasik açık denim veya indigo tonu (siyah ve beyaz denim hariç değil!).

Rahat pantolonlar: Bol kesimli pantolonlar her dönem moda dünyasına kolaylık getirmiştir. Bu pantolonları, içine sokulmuş basit bir tişört ve spor ayakkabılar ile kombinlemek, trend bir tarz için yeterlidir.

Klasik beyaz gömlekler: Minimalist modanın zamansız temel parçası ve herkesin favorisi kuşkusuz klasik beyaz gömleklerdir. Keskin ve canlı bir görünüm için yüz 100 pamuklu bir gömlekten daha iyisi yoktur. Daha sofistike bir kıyafet hedefliyorsanız, ipek bir gömlek tercih edebilirsiniz.

90’lar ayakkabıları: 90’ların ayakkabıları moda dünyasına kalıcı bir miras bıraktı. İster günlük bir görünüm için denim kot pantolonlarla eşleştirin, ister akşam için bir slip elbiseyle katmanlayın, bu ayakkabılar her kıyafete retro bir çekicilik katan mükemmel tamamlayıcılar.

Çantalar: Çantalar 90’larda trend haline geldiler ve altın kural olarak kaldılar. Bu yüzden buna geri dönüşten ziyade 90’lar çanta standardı diyelim. Kıyafete biraz kıvılcım katmak için her zaman canlı renklerİ tercih edebilirsiniz, ancak ayakkabılarla uyumlu olması ve her zaman kolayca kombinlenebilecek doğal tonları öneriyoruz.

Sonuç olarak, 2024’te 90’ların minimalist modasına geri dönmek, klasik gardırop parçalarına modern bir bakış açısı sunuyor.

Paylaşın

Suriye İle Normalleşme: ABD’den “Karşıyız” Açıklaması

Türkiye ile Suriye arasında süren normalleşme çabalarına ilişkin soruları yanıtlayan ABD Dışişleri Bakanlığı, ülke olarak normalleşme çabalarını desteklemediklerini ifade etti:

“ABD olarak, bu soruna siyasi bir çözüme yönelik ciddi bir ilerleme görmediğimiz müddetçe Esad rejimi ile ilişkileri normalleştirmeyeceğiz. Suriye rejimiyle ilişkisi olan tüm ülkelere, bu ilişkileri Suriyelilerin insani durumunu, insan haklarını ve güvenlik durumunu iyileştirmek ve BM’nin 4456 sayılı kararının hedeflerine ulaşmak için kullanmaları yönünde çağrıda bulunduk.”

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Dışişleri Bakanlığı, Rûdaw haber ajansı Washington Büro Müdürü Diyar Kurda’nın e-posta şeklinde gönderdiği sorularını yanıtladı.

Türkiye ile Suriye arasında süren normalleşme çabalarına ilişkin soruyu yanıtlayan Dışişleri Bakanlığı, normalleşmeyi desteklemediklerini aktardı. Dışişleri Bakanlığı’ndan bir sözcü, “Türkiye ile Suriye arasında normalleşme olacağına dair bilgilendirmeler görüyoruz. Amerika Birleşik Devletleri bu normalleşme çabalarını desteklemiyor” yanıtı verdi.

Bir diğer yanıtta ise “ABD olarak, bu soruna siyasi bir çözüme yönelik ciddi bir ilerleme görmediğimiz müddetçe Esad rejimi ile ilişkileri normalleştirmeyeceğiz. Suriye rejimiyle ilişkisi olan tüm ülkelere, bu ilişkileri Suriyelilerin insani durumunu, insan haklarını ve güvenlik durumunu iyileştirmek ve BM’nin 4456 sayılı kararının hedeflerine ulaşmak için kullanmaları yönünde çağrıda bulunduk” ifadeleri yer aldı

Normalleşmede ilk adım 28 Aralık’ta atıldı

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve Suriyeli mevkidaşı Faysal Mikdad, Suriye’de savaşın başladığı 2011 yılından bu yana dışişleri bakanları düzeyinde ilk kez resmi görüşme için Moskova’da bir araya gelmişti.

Toplantıda ilişkilerin normalleştirilmesinin yanı sıra Suriye’deki iç savaştan kaçarak Türkiye’ye sığınan 3,7 milyon Suriyeli mültecinin ülkelerine gönüllü geri dönmeleri konusunun da ele alınacağı kaydedilmişti.

Dışişleri Bakanlığı’nın internet sitesinde konuyla ilgili yer alan açıklamada “Türkiye ile Suriye arasındaki ilişkilerin normalleştirilmesi hakkında görüş alışverişinde bulunulması, terörle mücadele, siyasi süreç, sığınmacıların gönüllü, güvenli ve onurlu dönüşleri de dahil olmak üzere insani konuların ele alınması planlanmaktadır” denilmişti.

Ankara ile Şam arasındaki normalleşme sürecinde Rusya’nın da girişimleriyle ilk somut adım bakanlar düzeyinde 28 Aralık’ta atılmıştı.

Moskova’da 28 Aralık 2022’de Türkiye, Rusya ve Suriye savunma bakanları ve istihbarat başkanlarının katılımıyla yapılan üçlü toplantıda Suriye krizi, mülteci sorunu ve Suriye topraklarında bulunan tüm terör örgütleri ile ortak mücadele çabaları ele alınmıştı.

İlk görüşmede Şam yönetiminin, Türkiye’den, topraklarından çekilmesini ve Özgür Suriye Ordusu’nu (ÖSO) “terörist” olarak tanınmasını istediği ancak bu taleplerin Türkiye tarafından geri çevrildiği bildirilmişti.

Nisan başında dışişleri bakan yardımcıları düzeyinde yapılan toplantıya İran da katıldı. Türkiye, Suriye, Rusya ve İran savunma bakanları ve istihbarat başkanlarının katıldığı 25 Nisan’da yapılan toplantı, Ankara ile Şam arasında başlatılan normalleşme sürecinde yeni bir adım olmuştu.

Milli Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, Türkiye “Suriye topraklarında her şekliyle terör örgütleri ve tüm aşırılıkçı gruplarla mücadele, Suriyeli mültecilerin topraklarına dönmelerine yönelik çabaların yoğunlaştırılması”na vurgu yaptı ve tarafların “Suriye’nin toprak bütünlüğüne saygılı olduklarını teyit” ettikleri belirtilmişti.

Suriye ise “Türk birliklerinin Suriye’den çekilmesi” talebini yinelemişti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 28 Aralık toplantısı öncesinde Suriye’nin kuzeyindeki YPG güçlerine yönelik olası kara operasyonuyla ilgili açıklamada bulunurken, “Biz şu an itibarıyla Suriye, Türkiye, Rusya üçlü olarak bir adım atalım istiyoruz.

Bunun için de önce istihbarat örgütlerimiz bir araya gelsin, ardından savunma bakanlarımız bir araya gelsin, daha sonra dışişleri bakanlarımız bir araya gelsin. Onların yaptığı görüşmelerden sonra da biz liderler olarak bir araya gelelim. Bunu da Sayın Putin’e teklif ettim. O da buna olumlu baktı. Böylece bir dizi görüşmeler zincirini başlatmış olacağız” şeklinde konuşmuştu.

Erdoğan’ın açıklamalarının ardından Rus medyasına yansıyan haberlerde, Moskova’nın Türkiye tarafından önerilen üçlü diplomasi mekanizması fikrine sıcak baktığı belirtilmişti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan Kasım ayında Suriye Devlet Başkanı Esad ile görüşebileceğinin sinyalini vermiş ancak Esad, Türkiye Suriye’nin kuzeyindeki askerlerini çekmeyi kabul etmediği müddetçe Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmeyeceğini söylemişti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Washington’da yaptığı basın toplantısında Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’a Suriye ile normalleşme gündemi kapsamında Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad ile görüşme talimatı verdiğini söylemişti.

Washington dönüşü uçakta gazetecilere açıklamalarda bulunan Erdoğan yol haritasının muhataplarıyla birlikte Fidan’ın oluşturacağını bildirmişti. “Suriye’nin toprak bütünlüğünün bizim de çıkarımıza olduğunu her fırsatta dile getiriyoruz. Suriye’de inşa edilecek hakkaniyetli bir barış, en çok bize fayda sağlayacak” diyen Erdoğan, bu inşa sürecinin en önemli adımı da Suriye ile yeni bir dönem başlatmaktan geçtiğini söylemişti.

Şu ana kadar bu sürecin olumlu istikamette geliştiğini ve yakın zamanda somut adımlar atılmasını beklediklerini ifade eden Erdoğan, ABD ve İran’ın da bu süreci desteklemesi gerektiğine dikkat çekmişti. Bu süreci baltalamak isteyenlere karşı da “hazırlıklı oldukları” mesajını vermişti.

Erdoğan, “Suriye’nin bir ve bütün olarak yeni bir gelecek inşa etmesi için oluşacak iklimden kimsenin rahatsızlık duymaması temel beklentimizdir. Bu süreci terör örgütleri zehirlemek için elinden geleni yapacaklardır. Provokasyonlar tertipleyip oyunlar kuracaklardır. Tüm bunların farkındayız ve hazırlıklıyız” demişti.

Erdoğan, normalleşme yönünde olumlu mesajlar vermeye devam etti. Erdoğan, son olarak, “Dostlarımızın sayısını çoğaltmaya büyük önem veriyoruz. Büyük güçler arasındaki paylaşım kavgasının hızlandığı bir dönemde dış siyasette yeni denklemler kurmamız Türkiye için tercihten öte ihtiyaçtır. Bu açılımlara komşularımızla birlikte diğer ülkelerin de muhtaç olduğunu görüyoruz. Sıkılı yumrukların açılmasında fayda olduğuna inanıyoruz” dedi.

Paylaşın

Konut Fiyatları Son Bir Yılda Yüzde 45 Arttı

Konut fiyatları mayıs ayında bir önceki aya göre yüzde 1,3, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 45 oranında arttı. Üç büyük il incelendiğinde, konut fiyatları İstanbul, Ankara ve İzmir’de sırasıyla yüzde 1,1, 2,4 ve 2,6 oranlarında arttı.

Haber Merkezi / Konut fiyatlarının en çok arttığı iller ise Çankırı, Kastamonu ve Sinop oldu. Bu illerde konut fiyatları yıllık yüzde 89,8 artış gösterdi. Ayrıca, Ağrı, Ardahan Iğdır ve Kars’ta konut fiyatları yüzde 83,4 artarken, Van, Hakkari, Bitlis ve Muş’ta yüzde 71,7 arttı.

Türkiye genelinde ortalama bir konutun metrekare fiyatı 33 bin 459,9 lira olurken, ülke çapında 100 metrekarelik bir konutun fiyatı ortalama 3 milyon 460 bin lira oldu. 100 metrekarelik bir konutun ortalama fiyatı Ankara’da 2 milyon 693 bin TL, İstanbul’da 4 milyon 730 bin TL, İzmir’de ise 3 milyon 880 bin lira olarak kayıtlara geçti.

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB) 2024 Mart ayına ilişkin Konut Fiyat Endeksini (KFE) açıkladı. Buna göre; Türkiye’deki konutların kalite etkisinden arındırılmış fiyat değişimlerini izlemek amacıyla hesaplanan Konut Fiyat Endeksi (KFE) mayıs ayında bir önceki aya göre yüzde 1,3 oranında artarak 1273,5 seviyesinde gerçekleşti.

Bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 45,0 oranında artan KFE, aynı dönemde reel olarak yüzde 14,9 oranında azalış gösterdi.

İstanbul, Ankara ve İzmir’in konut fiyat endekslerindeki gelişmeler değerlendirildiğinde, mayıs ayında bir önceki aya göre, sırasıyla yüzde 1,1, 2,4 ve 2,6 oranlarında artış gözlendi. Endeks değerleri bir önceki yılın aynı ayına göre, İstanbul, Ankara ve İzmir’de sırasıyla yüzde 35,3, 53,9 ve 44,2 oranlarında artış gösterdi.

Konut fiyatlarının en çok arttığı iller ise Çankırı, Kastamonu ve Sinop oldu. Bu illerde konut fiyatları yıllık yüzde 89,8 artış gösterdi. Ayrıca, Ağrı, Ardahan Iğdır ve Kars’ta konut fiyatları yüzde 83,4 artarken, Van, Hakkari, Bitlis ve Muş’ta yüzde 71,7 arttı.

Türkiye genelinde ortalama bir konutun metrekare fiyatı 33 bin 459,9 lira olurken, ülke çapında 100 metrekarelik bir konutun fiyatı ortalama 3 milyon 460 bin lira oldu. 100 metrekarelik bir konutun ortalama fiyatı Ankara’da 2 milyon 693 bin TL, İstanbul’da 4 milyon 730 bin TL, İzmir’de ise 3 milyon 880 bin lira olarak kayıtlara geçti.

Paylaşın

Gebelikte Cinsellik: Bilinmesi Gereken Her Şey

Bebeğinizin gelişi için hazırlık yaparken, mutluluk, heyecan, beklentiyle beraber gelen fiziksel ve zihinsel değişimlerin (uyuşukluk, uykusuzluk gibi) bir karışımını yaşayacaksınız.

Haber Merkezi / Gebelik veya hamilelikte cinsellik, sizin ve bebeğiniz için güvenli mi gibi sorular sıcak konulardan biri olacak.

Şununla başlayalım: hamilelikte cinsellik tamamen normaldir ve yalnızca ihtiyaçlarınızı karşılamakla ve kendinizi daha iyi hissetmenizi sağlamakla kalmaz, aynı zamanda eşinizle olan bağınızı da güçlendirir.

Hamilelik sırasında cinsel ilişkiye girebilir miyim?

Kesinlikle! Çoğu durumda, hamilelik sırasında cinsel ilişki sadece güvenli değil, aynı zamanda normal ve sağlıklıdır. Vücut çeşitli değişikliklerden geçer, ancak genel olarak, herhangi bir komplikasyon olmadığı ve sağlık uzmanınız belirli kısıtlamalar önermediği sürece, cinsel aktivite tüm hamilelik boyunca güvenli kabul edilir.

Hamilelik sırasında cinsel ilişki kararı size ve vücudunuza bağlıdır. Hormonal değişiklikler, pelvise artan kan akışı, meme ve meme ucu hassasiyetindeki değişiklikler, ilk trimesterde ortaya çıkabilen yorgunluk ve mide bulantısı ve vücudunuzdaki değişikliklerin algılanması cinsel isteğinizi etkileyebilir.

Kadınların bir bölümü libido azalması yaşarken, bir bölümünde de tam tersi bir durum yaşanır. Her iki senaryo da tamamen normaldir.

Hamilelikte cinsel ilişki güvenli midir?

Genel olarak, hamilelik sırasında cinsel ilişki tamamen güvenlidir, ancak herhangi bir özel endişeniz varsa sağlık uzmanınıza danışmanız önerilir. Hamileliğiniz herhangi bir komplikasyon olmadan ilerliyorsa, cinsel aktivite yaşamamanız için hiçbir neden yoktur.

Trimesterlerdeki değişiklikler: Neler beklemelisiniz?

Birçok kadın ilk trimesterde daha az cinsel istek duyar. Çünkü hormonal dalgalanmalar, yorgunluk ve sabah bulantısı gibi erken gebelik belirtilerine neden olur ve ardından vücudunuzdaki değişikliklere uyum sağlama dönemi gelir. Bu tamamen normaldir.

İkinci ve üçüncü trimester dönemi, hormonal değişikliklerin dengelenmeye başladığı dönemdir ve bu dönemde birçok kadın cinsel dürtülerinin geri döndüğünü ve sabitlendiğini ifade etmektedir.

Hamileyken partnerim cinsel ilişkiye girmek ister mi?

Hamilelik şüphesiz kadınlar için bir değişim yolculuğu olsa da, bu süreçte bir dizi duygu ve uyum sürecinden geçen partnerlerini de etkiler. Cinsel ilişki konusunda, bazıları “bebeğe zarar vermemek” gibi nedenlerle korkarken, bazıları da kadının değişen vücudunu daha çekici bulur.

Orgazm doğumu tetikler mi?

Orgazm sırasında salgılanan oksitosin hormonu (evet, cinsel uyarılma ve ilişki kurma ile ilişkilendirilen hormon) pitocinin (doğum başlatma sırasında damla yoluyla alınan sentetik hormon) doğal bir formudur, ancak orgazmın doğumu başlatabileceğine dair bilimsel bir kanıt yoktur.

Paylaşın

İktidar, İsraf Harcamalarından Vazgeçmiyor

Asgari ücret ve emekli aylıkları zammına ‘kaynak yok’ açıklamasında bulunan iktidarın, israf harcamalarından vazgeçilmediği ortaya çıktı. Yılın ilk altı aylık döneminde bütçe açığı 747 milyar 183 milyon liraya ulaştı.

Erdoğan tarafından harcanabilen ve hesabı sorulamayan örtülü ödenek harcaması yılın ilk yarısında 5 milyar 966 milyon TL’ye çıktı.

Kırtasiye, yayın, baskı ve cilt giderleri başlığı altındaki harcama kaleminde Ocak-Haziran döneminde toplamda 5 milyar 318 milyon lira harcandı. Aynı dönemde temsil ve tanıtma harcamaları ise 1 milyar 375 milyon TL’ye ulaştı.

BirGün’den Havva Gümüşkaya’nın haberine göre, kamuda tasarruf ve emekli aylıklarına zam tartışmalarının yaşandığı döneme ait bütçe rakamları israf harcamalarından vazgeçilmediğini ortaya çıkardı. Asgari ücret ve emekli aylıkları zammına ‘kaynak yok’ denilerek direnildiği haziran ayında bütçeden 866 milyar 498 milyon TL harcandı. Bütçe giderleri geçen yılın aynı ayına göre yüzde 78 arttı.

Temsil ödeneği bitti: Tasarruf genelgesinde yüzde 25 oranında kesinti yapılacağı belirtilen temsil ve tanıtım harcamaları ödeneğinin yüzde 74’ü yılın ilk yarısında harcandı.

Mayıs ayında yayımlanan genelgede “Temsil ve ağırlama ödenekleri zorunlu haller dışında kullanılmayacaktır. Uluslararası toplantılar ile milli bayramlar hariç; açılış, konferans, seminer, yıldönümü ve benzeri kutlama ve organizasyonlara ilişkin faaliyetler nedeniyle, gezi, kokteyl, yemek ve benzeri faaliyetler düzenlenmeyecek, hediye verilmeyecek ve diğer adlar altında ödeme yapılmayacaktır” ifadeleriyle açıklanan temsil ve tanıtma harcamalarında tasarrufun uygulanmadığı bütçe rakamlarıyla açığa çıktı.

Haziran ayında 70 milyon 936 bin TL’lik harcamanın 51,4 milyon TL’si temsil, tanıtma ve ağırlama gideri, 19,5 milyon TL’si ise toplantı ve organizasyon gideri olarak kaydedildi. Geçen yılın Ocak-Haziran döneminde 521 milyon 274 bin TL olan temsil ve tanıtma harcamaları yaklaşık 3 kat artarak 1 milyar 375 milyon TL’ye ulaştı.

Örtülü ödenek arttı: Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan tarafından harcanabilen ve hesabı sorulamayan örtülü ödenekten haziran ayında 932 milyon TL’lik harcamaya imza atıldı. AKP iktidarlarında denetimsizliğin, israfın simgesi olarak öne çıkan örtülü ödenek harcaması yılın ilk yarısında 5 milyar 966 milyon TL’ye çıktı. 2023’ün ilk yarısında 1 milyar 951 milyon TL olan örtülü ödenek harcaması yüzde 205 arttı.

Uçak kiraları katlandı. Kamunun israf harcamaları arasında gösterilen kiralama işlemlerinin de tasarruf genelgesine rağmen devam ettiği ortaya çıktı. Yılın en büyük uçak kiralaması haziran ayında gerçekleştirildi. 573 milyon 697 bin TL hava taşıtı kiralama gideri olarak kaydedildi. Hava taşıtı kiralarına Ocak-Haziran döneminde 1 milyar 581 milyon TL harcandı. Geçen yılın aynı döneminde hava taşıtı kiralarına 727 milyon 654 bin TL aktarılmıştı.

Ocak-Mayıs döneminde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 108 oranında artan kira ödemeleri 9 milyar 608 milyon TL’ye çıktı. Bunun 2 milyar 61 milyon TL’sini otomobil kiraları oluşturdu.

Derneklere 1,5 milyar TL: Bütçede “Kâr amacı gütmeyen kuruluşlar” ana başlığı altında belirtilen dernek, birlik, kurum, kuruluş, sandık olarak isimlendirilen kuruluşlara yılın ilk yarısında aktarılan kamu kaynaklarının tutarı 1 milyar 560 milyon TL’ye ulaştı. “Diğer” olarak tanımlanan belirsiz ‘kâr amacı gütmeyen’ kuruluşlara ise Ocak-Haziran dönemine 178 milyon 457 bin TL aktarıldı.

Baskıya 3 milyar ödeme: Kırtasiye, yayın, baskı ve cilt giderleri başlığı altındaki harcama kaleminde Ocak-Haziran döneminde toplamda 5 milyar 318 milyon TL harcandı. Bu harcamanın yüzde 62’si baskı ve cilt gideri olarak kaydedildi. Geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 48 artan baskı ve cilt gideri 3 milyar 503 milyon TL’yi buldu.

KDV yüzde 246 arttı: Vergi gelirleri tahsilatı, geçen yılın ocak-haziran dönemine göre yüzde 100,5 artarak 3 trilyon 213 milyar 365 milyon liraya ulaştı. Vergi gelirlerinin bütçe tahminine göre gerçekleşme oranı ise yüzde 43,4 olarak kayıtlara geçti.

Vergi türleri itibarıyla ocak-haziran döneminde geçen yılın aynı dönemine göre gelir vergisi yüzde 126,7, kurumlar vergisi yüzde 60,2, dâhilde alınan katma değer vergisi yüzde 246,6, özel tüketim vergisi yüzde 87,3, banka ve sigorta muameleleri vergisi yüzde 205,9, ithalde alınan katma değer vergisi yüzde 75,8, damga vergisi yüzde 85, harçlar yüzde 62,9 ve diğer vergi gelirleri yüzde 74,6 arttı.

Paylaşın

Müsavat Dervişoğlu’ndan İktidara Sert Eleştiriler

Partisinin Meclis’teki grup toplantısında konuşan İYİ Parti Lideri Müsavat Dervişoğlu, ”Sokak hayvanlarının peşine düşeceğinize sokaktaki sapık ve katillerin peşine düşün. Çetelerin, mafyaların, kaçakların peşine düşün” dedi.

Dervişoğlu, İzmir’de yaşanan elektrik kaçağı nedeniyle 2 yurttaşın hayatını kaybetmesine ilişkin ise, ”İster yerel yönetim ister merkezi yönetim ister özel şirket olan asıl eksik olan kamu denetiminin yokluğudur. Bu olayın yakın takipçisi olacağımızı milletin kürsüsünden birkez daha ifade ediyoruz” ifadelerini kullandı.

Ekonomi üzerinden de iktidara yüklenen Dervişoğlu, “Gelelim en can yakan konuya ve onun kahramanı ‘vergimatik’ Mehmet’e… Zatımuhterem demiş ki, ‘Ben İngiltere’de kredi kartına taksit görmedim. Haklıdır görmemiştir. Bir İngiliz vatandaşı olarak pek iyi şartlarda yaşadığını hepimiz biliyoruz” dedi.

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin Meclis’teki grup toplantısında gündemin öne çıkan konularına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Dervişoğlu, ”Sokak hayvanlarının peşine düşeceğinize sokaktaki sapık ve katillerin peşine düşün. Çetelerin, mafyaların, kaçakların peşine düşün” açıklamasında bulundu.

İzmir’de yaşanan elektrik kaçağı nedeniyle 2 yurttaşın hayatını kaybetmesine ilişkin ”İster yerel yönetim ister merkezi yönetim ister özel şirket olan asıl eksik olan kamu denetiminin yokluğudur. Bu olayın yakın takipçisi olacağımızı milletin kürsüsünden bir kez daha ifade ediyoruz” ifadelerini kullandı.

“Gelelim en can yakan konuya ve onun kahramanı ‘vergimatik’ Mehmet’e… Zatımuhterem demiş ki, ‘Ben İngiltere’de kredi kartına taksit görmedim. Haklıdır görmemiştir. Bir İngiliz vatandaşı olarak pek iyi şartlarda yaşadığını hepimiz biliyoruz” diyen Dervişoğlu ekonomi eleştirisinde şu ifadeleri kullandı:

Emekli vatandaşlarımızın artık dayanacak gücü kalmamıştır. Sabırlarının sonuna gelmiştir. Ülkemizin yerli ve milli tek ekonomi uzmanı sayın Erdoğan içinde bulunduğu hayal dünyasından bir anca önce çıkmayı denemelidir.

Milletin kendilerine verdiği makamlarda oturup ona tehditler savuran bakanları da kendilerine bir çeki düzen vermelidirler… Nefes almak dışında hiçbir yaşamsal faaliyet gösteremeyen emeklilerimize yüzünüzü dönün artık ey iktidar sahipleri.”

Paylaşın

Özel Sektörün Yurt Dışı Kredi Borcu 168,5 Milyar Dolara Yükseldi

Mayıs sonu itibarıyla, özel sektörün yurt dışından sağladığı toplam kredi borcu, 2023 yıl sonuna göre 4,5 milyar dolar artarak 168,5 milyar dolar oldu. Vadeye göre incelendiğinde, uzun vadeli kredi borcu 157,3 milyar dolar; kısa vadeli kredi borcu ise 11,2 milyar dolar düzeyinde.

Haber Merkezi / Sektör dağılımı incelendiğinde, mayıs sonu itibarıyla, 157,3 milyar dolar tutarındaki uzun vadeli toplam kredi borcunun yüzde 37,8’ini finansal kuruluşların, yüzde 62,2’sini ise finansal olmayan kuruluşların borcu oluşturdu.

Aynı dönemde, 11,2 milyar dolar tutarındaki kısa vadeli toplam kredi borcunun yüzde75,7’sini finansal kuruluşların, yüzde24,3’ünü ise finansal olmayan kuruluşların borcu oluşturdu.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), “Özel Sektörün Yurt Dışından Sağladığı Kredi Borcu Gelişmeleri Mayıs 2024” raporunu açıkladı.

Buna göre; Mayıs sonu itibarıyla, özel sektörün yurt dışından sağladığı toplam kredi borcu, 2023 yıl sonuna göre 4,5 milyar dolar artarak 168,5 milyar dolar oldu. Vadeye göre incelendiğinde, 2023 yıl sonuna göre, uzun vadeli kredi borcunun 2,4 milyar dolar artarak 157,3 milyar dolar ; kısa vadeli kredi borcunun (ticari krediler hariç) ise 2,1 milyar dolar artarak 11,2 milyar dolar düzeyinde gerçekleştiği gözlendi.

Borçluya göre dağılıma bakıldığında, uzun vadeli kredi borcuna ilişkin olarak, bir önceki yıl sonuna göre bankaların kredi biçimindeki borçlanmalarının 365 milyon dolar azaldığı, tahvil ihracı biçimindeki borçlanmalarının ise 2,6 milyar dolar artışla 17,4 milyar dolar seviyesinde gerçekleştiği gözlendi.

Aynı dönemde, bankacılık dışı finansal kuruluşların kredi biçimindeki borçlanmaları 97 milyon dolar azalmış, tahvil stoku ise 41 milyon dolar azalarak 1,1 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Söz konusu dönemde, finansal olmayan kuruluşların kredi biçimindeki borçlanmalarının 275 milyon dolar azaldığı, tahvil stokunun ise 762 milyon dolar artarak 10,9 milyar dolar seviyesinde gerçekleştiği gözlendi.

Kısa vadeli kredi borcuna ilişkin olarak ise, 2023 yıl sonuna göre bankaların kredi biçimindeki borçlanmaları 1,3 milyar dolar artışla 5,8 milyar dolar ; finansal olmayan kuruluşların kredi biçimindeki borçlanmaları ise 382 milyon dolar azalışla 1,3 milyar dolar düzeyinde gerçekleşti.

Alacaklıya göre dağılım incelendiğinde, uzun vadeli kredi borcuna ilişkin olarak, mayıs sonu itibarıyla tahvil hariç özel alacaklılara olan borç, bir önceki yıl sonuna göre 583 milyon dolar azalarak 106,7 milyar dolar olarak gerçekleşti. Kısa vadeli kredi borcuna ilişkin olarak ise, tahvil hariç özel alacaklılara olan borcun bir önceki yıl sonuna göre 1,7 milyar dolar artarak 9,6 milyar dolar seviyesinde gerçekleştiği gözlendi.

Döviz kompozisyonuna bakıldığında, 157,3 milyar dolar tutarındaki uzun vadeli kredi borcunun yüzde 58,0’ının dolar, yüzde 35,5’inin Euro, yüzde 2,4’ünün Türk lirası ve yüzde 4,1’inin ise diğer döviz cinslerinden oluştuğu ve 11,2 milyar dolar tutarındaki kısa vadeli kredi borcunun ise yüzde 44,4’ünün dolar, yüzde 18,8’inin Euro, yüzde 32,5’inin Türk lirası ve yüzde 4,3’ünün diğer döviz cinslerinden oluştuğu görüldü.

Sektör dağılımı incelendiğinde, mayıs sonu itibarıyla, 157,3 milyar dolar tutarındaki uzun vadeli toplam kredi borcunun yüzde 37,8’ini finansal kuruluşların, yüzde 62,2’sini ise finansal olmayan kuruluşların borcu oluşturdu. Aynı dönemde, 11,2 milyar dolar tutarındaki kısa vadeli toplam kredi borcunun yüzde 75,7’sini finansal kuruluşların, yüzde 24,3’ünü ise finansal olmayan kuruluşların borcu oluşturdu.

Özel sektörün yurt dışından sağladığı toplam kredi borcu, mayıs sonu itibarıyla kalan vadeye göre incelendiğinde, 1 yıl içinde gerçekleştirilecek olan anapara geri ödemelerinin toplam 51,0 milyar dolar tutarında olduğu gözlendi.

Paylaşın

TÜİK Açıkladı: Konut Satışlarında Düşüş Devam Ediyor

Türkiye genelinde konut satışları haziran ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 5,2 azalarak 79 bin 313 oldu. Konut satışlarının en fazla olduğu iller sırasıyla 13 bin 25 ile İstanbul, 6 bin 866 ile Ankara ve 4 bin 361 ile İzmir.

Haber Merkezi / Konut satışlarının en az olduğu iller ise sırasıyla 34 ile Ardahan, 40 ile Hakkari, 44 ile Tunceli ve Bayburt.

Yabancılara yapılan konut satışları haziran ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 45,1 azalarak bin 440 oldu. Yabancılara yapılan konut satış sayısının en fazla olduğu iller sırasıyla 593 ile Antalya, 478 ile İstanbul ve 116 ile Mersin oldu.

Haziran ayında ülke uyruklarına göre en fazla konut satışı sırasıyla 332 ile Rusya Federasyonu, 156 ile İran ve 102 ile Ukrayna vatandaşlarına yapıldı.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Konut Satış İstatistikleri Haziran 2024 verilerini açıkladı. Buna göre; Türkiye genelinde konut satışları haziran ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 5,2 azalarak 79 bin 313 oldu.

Konut satışlarının en fazla olduğu iller sırasıyla 13 bin 25 ile İstanbul, 6 bin 866 ile Ankara ve 4 bin 361 ile İzmir olurken, kut satışlarının en az olduğu iller ise sırasıyla 34 ile Ardahan, 40 ile Hakkari, 44 ile Tunceli ve Bayburt oldu.

Konut satışları 2024 yılının ilk altı aylık döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 3,7 azalışla 545 bin 74 olarak gerçekleşti.

Türkiye genelinde ipotekli konut satışları haziran ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 49,4 azalış göstererek 6 bin 813 oldu. Toplam konut satışları içinde ipotekli satışların payı yüzde 8,6 olarak gerçekleşti. Ocak – Haziran döneminde gerçekleşen ipotekli konut satışları ise bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 57,7 azalışla 51 bin 415 oldu.

Haziran ayındaki ipotekli satışların, bin 547’si; 2024 yılının ilk altı aylık dönemindeki ipotekli satışların ise 12 bin 176’sı ilk el satış olarak gerçekleşti.

Türkiye genelinde diğer konut satışları haziran ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 3,3 artarak 72 bin 500 oldu. Toplam konut satışları içinde diğer satışların payı yüzde 91,4 olarak gerçekleşti. 2024 yılının ilk altı aylık döneminde gerçekleşen diğer konut satışları ise bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 11,1 artışla 493 bin 659 oldu.

Türkiye genelinde ilk el konut satış sayısı haziran ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 1,8 azalarak 25 bin 425 oldu. Toplam konut satışları içinde ilk el konut satışının payı yüzde 32,1 oldu. İlk el konut satışları 2024 yılının ilk altı aylık döneminde ise bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 1,3 artışla 173 bin 324 olarak gerçekleşti.

Türkiye genelinde ikinci el konut satışları haziran ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 6,7 azalış göstererek 53 bin 888 oldu. Toplam konut satışları içinde ikinci el konut satışının payı yüzde 67,9 oldu. İkinci el konut satışları 2024 yılının ilk altı aylık döneminde ise bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 5,8 azalışla 371 bin 750 olarak gerçekleşti.

Haziran ayında yabancılara bin 440 konut satıldı

Yabancılara yapılan konut satışları haziran ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 45,1 azalarak bin 440 oldu. Haziran ayında toplam konut satışları içinde yabancılara yapılan konut satışının payı yüzde 1,8 olarak gerçekleşti. Yabancılara yapılan konut satış sayısının en fazla olduğu iller sırasıyla 593 ile Antalya, 478 ile İstanbul ve 116 ile Mersin oldu.

Yabancılara yapılan konut satışları 2024 yılının ilk altı aylık döneminde ise bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 45,7 azalarak 10 bin 461 oldu. Haziran ayında ülke uyruklarına göre en fazla konut satışı sırasıyla 332 ile Rusya Federasyonu, 156 ile İran ve 102 ile Ukrayna vatandaşlarına yapıldı.

Paylaşın