DEM Parti’den AK Parti’ye Net Uyarı

DEM Parti, Ali Bozan’a yönelik saldırı sonrası yaptığı açıklamada, Sayısal çoğunluğuna güvenerek, siyaseten başa çıkamadığı her eleştiriye karşı şiddete başvuran AKP iktidarını uyarıyoruz” ifadelerine yer verdi:

“Saldırganlığı bir siyaset biçimine dönüştürürseniz, altında kalırsınız. Sizin bu nobranlığınız ve saldırganlığınız asla partimize ve vekillerimize geri adım attırmayacaktır. Bu saldırganlıkla ne gerçekleri dile getirmemizi ne de halkın sorunlarını meclis kürsüsünde dillendirmemizi engelleyemezsiniz.”

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu’nda İYİ Parti’nin grup önerisi üzerine söz alan Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Mersin Milletvekili Ali Bozan, “AKP, TÜİK eliyle her ay işçinin, memurun, emeklinin cebinden düzenli bir şekilde çalıyor. İşçinin, emeklinin sesi maalesef duyulmuyor ama ben de buradan cebinden ücreti çalınan yurttaşların adına bağırmak istiyorum: Hırsız var, hırsız var, hırsız var! AKP hırsızlık yapıyor, AKP hırsızlık yapıyor, AKP hırsızlık yapıyor!” dedi.

Ali Bozan, kendisine “terbiyesiz” diye bağıran AK Partililere, “Kendinizi ifade etmekten acizsiniz, ancak hakaret ediyorsunuz, ağzınız pislik kokuyor” diye karşılık verdi.

Tartışmanın büyümesiyle AK Parti milletvekilleri Bozan’ın üstüne yürürken, AK Parti Bilecik Milletvekili Halil Eldemir, ceketinden tutarak Bozan’ı yere fırlattı. CHP’li milletvekillerinin engellemeye çalıştığı olaylar sırasında bazı AK Partililerin yere düşen Bozan’a tekme attığı görüldü. Eski Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu da Bozan’a önce tokat, sonra da yumruk attı.

Bozan’a saldırı sonrası DEM Parti’den açıklama geldi.

Açıklamada şu ifadeler yer aldı: “AKP iktidarı kendisine karşı eleştirilere tahammül edemeyerek, gerçeklere karşı şiddete başvurmayı alışkanlık haline getirdi. Milletvekilimiz Ali Bozan’a yönelik kalabalık AKP vekilleri tarafından gerçekleştirilen saldırı korkaklığın göstergesidir.

Sayısal çoğunluğuna güvenerek, siyaseten başa çıkamadığı her eleştiriye karşı şiddete başvuran AKP iktidarını uyarıyoruz. Saldırganlığı bir siyaset biçimine dönüştürürseniz, altında kalırsınız. Sizin bu nobranlığınız ve saldırganlığınız asla partimize ve vekillerimize geri adım attırmayacaktır. Bu saldırganlıkla ne gerçekleri dile getirmemizi ne de halkın sorunlarını meclis kürsüsünde dillendirmemizi engelleyemezsiniz.”

Paylaşın

Türkiye’de Enerji Yoksulluğu Artıyor

Elektrik yardımı yapılan yoksul hane sayısı yıldan yıla artarken bu artış seçim yılı olan 2023 yılında yüzde 61 ile en yüksek seviyesine çıktı. Geçen yıl yaklaşık 4 milyon 379 bin haneye elektrik yardımı yapıldı.

18 Ocak 2022 tarihinde Cumhurbaşkanlığı makam onayı ile yoksul hanelere doğal gaz yardımı yapılması kararlaştırıldı. 2022 yılında 690 bin 30 haneye toplam 516 milyon 700 bin lira, 2023’te ise 166 bin 666 haneye toplam 117,5 milyon liralık doğal gaz yardımı yapıldı.

14 Mayıs seçimlerinden hemen önce 1 Mayıs 2023 tarihinde Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile 1 Mayıs 2024 tarihine kadar ayda 25 metreküp karşılığı doğalgazın tüm konutlara ücretsiz verilmesi yoluna gidildi. Kömür yardımından yararlanan hanelerin sayısı ise 2022 yılında 2 milyonu geçerken, 2023’te yaklaşık 1 milyon 896 bin haneye bu yardımın verildiği öngörülüyor.

Türkiye’de özelleştirmeler ve dışa bağımlılığın etkisiyle fiyatlar yükselirken enerji yoksulluğu artıyor. Rakamlar enerji yoksulluğunun daha da artacağını gösteriyor. TMMOB Makina Mühendisleri Odası’nın Türkiye’nin Enerji Görünümü 2024 Raporu Türkiye’de enerji yoksulluğunun vardığı boyutları ortaya koydu.

DW Türkçe’den Pelin Ünker‘in aktardığı Raporun Prof. Dr Seyhan Erdoğdu imzalı “Türkiye’de Enerji Yoksulluğu 2023” bölümüne göre; 2021 yılında Türkiye’de evini yeterince sıcak tutamayan hanelerin oranı yüzde 20,5 ile AB ortalamasının üç katına yakın.

Aynı yıl Türkiye’de enerji hizmetleri fatura ödemelerinde gecikmeler yaşayan hanelerin oranı ise yüzde 24,5 ile AB ortalamasının 3,8 katını buluyor. Göreli yoksulların yarıya yakını (yüzde 44,5) kışın yeterince ısınmayan evlerde yaşarken yüzde 42,8’ i de elektrik ve doğal gaz faturalarını ödemekte zorluk çekiyor. Bu oran AB ülkelerinde ortalama yüzde 16.

Rapora göre enerji yoksulluğuna ilişkin karşılaştırmalı veriler AB ülkelerine kıyasla Türkiye’deki enerji yoksulluğunun ne kadar yaygın ve derin olduğunu gösteriyor. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı Yoksulluk ve Yaşam Koşulları İstatistikleri de Türkiye’deki enerji yoksulluğunu teyit ediyor.

TÜİK’in kullanılabilir fert medyan gelirinin yüzde 60’ını baz alarak belirlediği yıllık 35 bin 24 liralık yoksulluk sınırına göre yoksul sayısı önceki yıla göre 188 bin artarak 18 milyon 219 bine çıkarken, bu kişilerin yüzde 42,2’si evinin ısınma ihtiyacını ekonomik olarak karşılayamıyor.

Türkiye genelinde evinin ısınma ihtiyacını karşılayamayan hanelerin oranı ise yüzde 19,5. Öte yandan TÜİK’in yoksul sayısında baz aldığı gelir düzeyleri aylık yaşam maliyetlerinin oldukça altında.

Enerji yoksulluğu, sahip olunan gelir düzeyi ile enerji hizmetlerinin ve ürünlerinin, ısıtma, soğutma, aydınlatma, yemek pişirme, ev aletlerini ve bilgi teknolojisini kullanma gibi temel sosyal ve maddi ihtiyaçlar için gerekli olan düzeyde ve kalitede satın alınamamasını ifade ediyor.

Türkiye 2021 yılını yüzde 36’lık bir yıllık enflasyonla kapatmıştı. Enflasyon şimdi ise bunun iki katı düzeyinde. Enerji fiyatlarındaki yıllık artış haziran itibarıyla yüzde 30,41’e ulaşırken fiyatlardaki artış tüketici enflasyonuna (TÜFE) da yansıyor.

Haziranda yıllık TÜFE yüzde 72 civarında gerçekleşirken elektrik ve doğal gaz fiyatlarını da içeren konut grubunda yıllık artış yüzde 94,72 oldu. Buna karşın asgari ücrete yıl başından bu yana zam yapılmadı. Memur ve emekliye yapılan zam da enflasyonun altında kaldı.

Fiyat artışları karşısında reel gelirler erirken hükümet enerji yoksulluğuna karşı çözümü ise sosyal yardımlarda arıyor.

Makine Mühendisleri Odası’nın raporunda, Avrupa Birliği’nin oluşturduğu stratejiye değinilerek enerjiye erişimin temel bir insan hakkı olduğunun dünyada giderek daha fazla kabul görmeye başladığına işaret ediliyor. Rapora göre Türkiye ise bu konuya stratejik bir yaklaşımdan uzak.

“Cumhurbaşkanlığı kararnameleri ya da makam onayı ile uygulamaya sokulan enerji yardımları, kamuoyuna bir insan hakkı ya da sosyal hak olarak değil Cumhurbaşkanının şahsi kararı ile verilen yardımlar gibi sunuluyor” denilen raporda enerji yardımlarına ilişkin ayrıntılı verilerin açıklanmadığına, yardımların özellikle genel ve yerel seçimler öncesi geniş emekçi kesimlerin geçim krizine karşı artan tepkilerini önlemek için gündeme alındığına işaret ediliyor.

Elektrik yardımı ve doğal gaz desteği

Rapora göre elektrik yardımı yapılan yoksul hane sayısı yıldan yıla artarken bu artış seçim yılı olan 2023’te yüzde 61 ile en yüksek seviyesine çıktı. Geçen yıl yaklaşık 4 milyon 379 bin haneye elektrik yardımı yapıldı. Yardım yapılan bu hanelerde yaşayanların sayısı toplamda 13 milyon 750 bini buluyor. Veriler yoksulların yüzde 75’ine elektrik yardımının ulaştığını gösteriyor.

Yoksul hanelere elektrik yardımı 31 Mart 2019 seçimlerinden hemen önce 29 Şubat 2019’da yayınlanan Cumhurbaşkanı kararıyla başlatıldı; 2019’da 1,3, 2020’de 1,6, 2021’de 1,8, 2022’de 2,7 milyon haneye elektrik yardımı yapıldı.

Son yıllarda hanelerin doğalgaz kullanımı yaygınlaştıkça doğalgaz yoksulluğu da yakıcı bir sorun haline gelirken 18 Ocak 2022 tarihinde Cumhurbaşkanlığı makam onayı ile yoksul hanelere doğal gaz yardımı yapılması kararlaştırıldı. 2022 yılında 690 bin 30 haneye toplam 516 milyon 700 bin lira, 2023’te ise 166 bin 666 haneye toplam 117,5 milyon liralık doğal gaz yardımı yapıldı.

Ayrıca doğalgaz ödemelerini karşılamakta zorlanan hane sayısının yoksul olarak tanımlanan hanelerden çok daha fazla olması nedeniyle 14 Mayıs seçimlerinden hemen önce 1 Mayıs 2023 tarihinde Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile 1 Mayıs 2024 tarihine kadar ayda 25 metreküp karşılığı doğalgazın tüm konutlara ücretsiz verilmesi yoluna gidildi.

Kömür yardımından yararlanan hanelerin sayısı ise 2022 yılında 2 milyonu geçerken, 2023’te yaklaşık 1 milyon 896 bin haneye bu yardımın verildiği öngörülüyor.

Kömür yardımından 3294 sayılı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanunu kapsamındaki sosyal güvencesi olmayan ihtiyaç sahibi haneler veya sosyal güvencesi olan ancak hane içinde kişi başına düşen aylık geliri net asgari ücretin 1/3’ünden (2024 yılı için 5.667,37 TL) az olan haneler faydalanabiliyor.

Türkiye’nin elektrik üretiminin sadece yüzde 14,3’ü kamunun elinde. Makine Mühendisleri Odası’nın raporuna göre elektrik dağıtım özelleştirmelerinin tamamlandığı 2013 sonundan 2023 yılı sonuna kadar geçen 10 yıllık süre içinde tek terimli tek zamanlı (TTTZ) elektrik enerjisinin vergiler dahil faturaya yansıyan tarife fiyatları, düşük kademe mesken abonelerinde yüzde 320, yüksek kademe mesken abonelerinde yüzde 530 arttı.

Artış ilk kademedeki alçak gerilim (AG) ticarethane abonelerinde yüzde 863, yüksek kademe ticarethane (AG) abonelerinde yüzde 1184, sanayi (AG) abonelerinde yüzde 1393, tarımsal sulama (AG) abonelerinde yüzde 757 oldu.

Rapora göre elektrik özelleştirmeleri ile sağlanan rekabet iddia edildiği gibi tüketiciye fayda sağlamadı. Özelleştirmelerin ardından fiyatlar sürekli yükselirken bu artışlardan etkilenen abone sayısının da artması nedeniyle enerji yoksulluğu her geçen gün artıyor.

Makine Mühendisleri Odası bu nedenle toplumsal faydayı önceleyen, üretimde birincil kaynak dahil olmak üzere bütüncül ve merkezi bir kamusal planlama ve kamu hizmeti anlayışını içeren enerji politikalarının geciktirilmeksizin hayata geçirilmesi gerektiğini vurguluyor.

Elektrik üretiminde, sanayide ve konutlarda temel bir enerji kaynağı olarak kullanılan doğal gazın yüzde 98’i ise ithal ediliyor. Yüksek enerji fiyatları Türk lirasının dolar karşısındaki değer kaybıyla birleştiğinde tahribat artıyor.

Türkiye’nin toplam enerji arzında dışa bağımlılığı, 1990’da yüzde 52 iken, 2002 yılında yüzde 68, 2010’da yüzde 70 ve 2015 yılında yüzde 76’ya kadar yükseldi. Son yıllarda özellikle güneş, rüzgar ve jeotermaldeki artış ile 2020’de yüzde 70’e, 2022’de yüzde 68’e geriledi.

Türkiye Doğal Gaz Dağıtıcıları Birliği (GAZBİR) çalışmalarına göre, 2024 Ocak ayı sonu itibarıyla, 20,1 milyonu konut, 0,8 milyonu serbest tüketici olmak üzere 20,9 milyon doğal gaz abonesi bulunuyor. AKP, Mart 2019’da yapılan yerel seçimler öncesinde konutlar ve küçük işletmeler için doğal gaz tarifesinde yüzde 10 indirim uygulamıştı.

Rapora göre seçimlerden sonra yapılan zamla tarife aynı yıl için de yüzde 41,1 arttı, 2020’de korona etkisiyle fiyatlar aynı kalırken 2021’de konut aboneleri için yüzde 47,15 yükseldi. Zam furyası, 2022 içinde de devam etti. Bu dönemde doğalgaz satış fiyatları konutlar için yüzde 119,37 artırıldı.

Seçim yılı olan 2023’ün ilk dört ayında konut satış fiyatları aynı kalırken, Nisan 2023’de bütün konut tüketicilerine doğal gaz bedava temin edildi, 2024 Nisan sonuna kadar konut tüketicilerinin aylık 25 metreküp gaz tüketimi faturalandırılmadı. Ocak 2019 ile Mayıs 2024 arasındaki toplam artış ise yüzde 358 oldu. Aynı dönem TÜFE artışı yüzde 450 olarak gerçekleşti.

Makine Mühendisleri Odası, “popülist” olarak nitelediği tüm konutlara bedava doğal gaz politikasıyla yoksulluk sınırlarının altında yaşam savaşı veren milyonlarla zenginlerin aynı tutulduğunu, yoksul kesimler için ayrılması gereken kaynakların bu şekilde harcandığını savunuyor. Ayrıca, bu uygulama gerekçe gösterilerek TÜİK’in enerji fiyat artışları sıfırlandığını ve yılın ilk altı ayındaki TÜFE oranları düşük gösterilerek TÜFE endeksli ücret artışı taleplerinin önü kesildiğini hatırlatıyor.

Raporda doğal gaz fiyatları ile yapılan sosyal yardımları değerlendiren Endüstri Mühendisi Oğuz Türkyılmaz, Türkiye’de ortalama ücret haline gelen asgari ücrete yapılan sınırlı artışların yüksek fiyatlar karşısında hızla eridiğine işaret ediyor.

“Art arda gelen zamlar nedeniyle alım gücü hızla kaybolan ücretlerle insan onuruna yaraşır bir yaşam sürdürmek de imkânsız” diyen Türkyılmaz, faturasını ödeyemeği için elektriği, gazı ve suyu kesilen konut sayısının yüz binlerle ifade edildiğini, enerji yoksullarına kamusal desteklerin de yetersiz olduğunu vurguluyor.

Bir ailenin aylık asgari elektrik tüketiminin 230 kilovat saat olduğunu belirten Türkyılmaz’ın verdiği bilgiye göre düşük gelirli ailelere yapılan elektrik yardımının üst sınırı ise 150 kilovat saatte kalıyor. Türkyılmaz, “Bu uygulama gözden geçirilmeli, hanede yaşayan kişi sayısından bağımsız olarak, tüm yoksul ailelerin aylık 240 kilovat saate kadar elektrik tüketimlerinin tamamı kamu tarafından karşılanmalı” diyor.

Bir konutun yıllık doğalgaz tüketiminin ise örneğin Ankara’da 1.164 metreküp olduğunu ifade eden Türkyılmaz, Mayıs 2024 satış fiyatı üzerinden bu tüketim için ödenecek miktarın 8 bin 404 lira olduğunu anlatıyor.

Düşük gelirli ailelere yapılacağı açıklanan 1.500-3.500 TL yardımın, yıl içinde hiç yeni zam yapılmasa bile ödenecek gaz bedelinin yalnızca yüzde 17,8 ila yüzde 41,6’sını karşıladığını belirten Türkyılmaz, “Bugün yardıma ihtiyaç duyan bir hanenin doğal gaz için ödeyeceği paranın yalnız bir kısmını karşılayan destek düşük ve yetersiz. Destek tutarı, yıllık gaz ihtiyacı olarak ödenecek gaz bedeline eşitlenmeli ve kapsamı tüm düşük gelirli aileleri kapsayacak şekilde genişletilmeli” ifadelerini kullanıyor.

Raporda ayrıca enerji girdileri ve ürünlerindeki yüksek vergilerin düşürülmesi, elektrik faturalarına eklenen kayıp/kaçak bedeli ve dağıtım şirketlerine ilave kazançlar sağlayan tüm kalemlerin iptal edilmesi, konutların temel ihtiyacı olan elektrik, doğal gaz, su ve iletişimin vergilerden muaf tutulması ve özelleştirme uygulamalarına son verilmesi çağrısı yapılıyor.

Paylaşın

Birleşmiş Milletler: 733 Milyon İnsan Aç

Dünya Gıda Programı (WFP) İcra Direktörü Cindy McCain, gezegen üzerinde yaşayan herkesi doyurabilecek kadar gıda üretildiğini vurgulayarak, buna rağmen yüz milyonlarca insanın açlık çektiğini ifade etti.

Cindy McCain, gıda ürünlerinin üretimi ve dağıtımını sağlayan sistemlerin altının, ekonomik ve sosyal eşitsizliklerce oyulduğunu belirterek, dünyanın pek çok bölgesinde artan gıda fiyatlarına dikkat çekti.

WFP İcra Direktörü, son dört yılda yaklaşık 40 ülkede gıda fiyatlarının en az yüzde 50 arttığını ve çok sayıda ailenin temel gıda maddelerine erişemediğini aktardı.

Birleşmiş Milletler (BM) Dünya Gıda Raporu, 2023 yılında dünya genelinde yaklaşık 733 milyon insanın açlık çektiğini ortaya koydu. Dünya nüfusunun yüzde 9,1’ine denk gelen bu sayı, açlıkla mücadelede 2021 ve 2022 yıllarına oranla kayda değer bir değişiklik olmadığını gösteriyor. Bu da, küresel açlık sorununun 2020’lerin sonunda aşılması hedefinden gittikçe uzaklaşıldığı anlamına geliyor.

Yapılan çalışmalarla 2019 yılında açlık sınırının altında yaşayan insan sayısı 581 milyon kişiye, bir başka tabirle dünya nüfusunun yüzde 7,5’ine indirilmişti. Ancak bir yıl sonra başlayan korona pandemisi ile birlikte yaşanan küresel tedarik zincirlerindeki aksamalar ve birçok ülkedeki ekonomik kriz açlıkla mücadeleyi sekteye uğrattı.

Açıklanan güncel rapora göre, şu an yaşanan açlığın pek çok sebebi var. Sudan’da ve Ortadoğu’daki savaşlar, kuraklıklar, seller ve diğer aşırı hava olayları ile sağlıklı gıdaya erişim zorluğu ve yoksulluk öne çıkan sebepler olarak sıralanıyor.

Her yıl yayınlanan rapor bu sene, BM’ye bağlı pek çok kuruluşun yöneticisi tarafından kamuoyu ile paylaşıldı. BM Genel Sekreteri Antonio Guterres de, konuyla ilgili video mesajında, açlık, gıda güvensizliği ve yetersiz beslenme gibi sorunların küresel birer kriz olmayı sürdürdüğünü, raporun bu gerçeği bir kez daha gözler önüne serdiğini vurguladı.

BM Dünya Gıda Raporu’nda, 2030 yılında dünya üzerinde 582 milyon insanın yetersiz besleneceği ve bu insanların yarısının Afrika’da yaşayanlar olacağı öngörüsü de yer alıyor.

“Herkese yetecek gıda üretiliyor”

Dünya Gıda Programı (WFP) İcra Direktörü Cindy McCain, konuyla ilgili yaptığı değerlendirmede küresel eşitsizliğin aşılabilmesi için daha fazla çaba sarfedilmesi gerektiğini dile getirdi. Gezegen üzerinde yaşayan herkesi doyurabilecek kadar gıda üretildiğini vurgulayan McCain, buna rağmen yüz milyonlarca insanın açlık çektiğini ifade etti.

Gıda ürünlerinin üretimi ve dağıtımını sağlayan sistemlerin altının, ekonomik ve sosyal eşitsizliklerce oyulduğunu belirten Cindy McCain, dünyanın pek çok bölgesinde artan gıda fiyatlarına dikkat çekti. McCain, son dört yılda yaklaşık 40 ülkede gıda fiyatlarının en az yüzde 50 arttığını ve çok sayıda ailenin temel gıda maddelerine erişemediğini aktardı.

WFP raporuna göre açlık en çok yoksul ülkelerde ve özellikle de bu ülkelerin, aşırı fakirlik ve gıda güvensizliğinin kökleşmiş sorunlar haline geldiği kırsal kesimlerinde yaşayanları etkiliyor.

En fazla risk altında olan grupların kadınlar, gençler ve yerli halklar olduğunu vurgulayan raporda, içinde bulunduğumuz dönemde, Afrika, Batı Asya ve Karayip bölgelerinde açlığın yayıldığı, Asya’nın bazı bölgelerinde ise olumlu gelişmeler yaşandığı ifade ediliyor. Güney Amerika’da ise yetersiz beslenen insan sayısının 2021 yılına kıyasla 2023’te 5,4 milyon azaldığı belirtiliyor.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Meclis Genel Kurulu’nda Yumruklu Kavga

DEM Parti Milletvekili Ali Bozan, “AKP, TÜİK eliyle her ay işçinin, memurun, emeklinin cebinden düzenli bir şekilde çalıyor” sözleri sonrası AK Parti Milletvekillerinin saldırısına uğradı.

Meclis polisinin müdahale ettiği kavgada DEM Partili ve CHP’li milletvekilleri de kavgayı önlemeye çalıştı. Bu sırada kavgayı ayırmaya çalışan CHP Grup Başkanvekili Murat Emir’in yere düştüğü görüldü.

Meclis Genel Kurulu’nda vergi kanunu görüşmelerinde yumruklu kavga yaşandı. Eski bakan Adil Karaismailoğlu’nun DEM Parti Milletvekili Ali Bozan’ı yumrukladığı görülürken “hırsız”, “ahlaksız”, “şerefsiz”, “terörist” sözleri havada uçuştu.

DEM Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan vergi adaletsizliği üzerine yaptığı konuşmasında “AKP, TÜİK eliyle her ay işçinin, memurun, emeklinin cebinden düzenli bir şekilde çalıyor. Ama bu cebinden maaşı çalınan işçinin, emekçinin, emeklinin sesi maalesef duyulmuyor. Ben de buradan o cebinden ücreti, maaşı çalınan yurttaşların adına bağırmak istiyorum: Hırsız var, hırsız var, hırsız var! AKP hırsızlık yapıyor, AKP hırsızlık yapıyor, AKP hırsızlık yapıyor” ifadelerini kullandı.

Bunun üzerine AK Parti sıralarından ‘Terbiyesizlik yapma’, ‘Ahlaksızlık yapma’, ‘Git ağzını yıka’ sesleri duyuldu. Bozan ise “Gelin, kendinizi ifade edin. Kendinizi ifade etmekten acizsiniz, kendinizi ifade etmekten aciz olduğunuz için ancak hakaret ediyorsunuz, ağzınız pislik kokuyor o yüzden” yanıtını verdi.

Tansiyonun giderek yükseldiği Genel Kurul’da AK Partili milletvekilleri, “İn oradan terbiyesiz” diye bağırdı. Ali Bozan’ın “Terbiyesiz de sensin, ahlaksız da sensin” demesi üzerine AK Parti milletvekilleri kürsüye yürüdü. AK Partililerin Bozan’ı kürsüden indirmeye çalışması sonrası karşılıklı hakaretler devam etti.

Bu sırada AK Parti Erzurum Milletvekili Selami Altınok’un “Şerefsizsiniz, hırsızsınız, teröristsiniz, alçaksınız!” dediği duyuldu.

Kısa süre içinde sözlü tartışma Ali Bozan’a saldırıya yönelik fiziki saldırıya döndü. AK Parti Bilecik Milletvekili Halil Erdemir, Bozan’a yumruk attı. Eski Ulaştırma Bakanı ve AK Parti Trabzon Milletvekili Adil Karaismailoğlu’nun da Ali Bozan’a yumruk attığı görüldü. Ali Bozan’ın yere düşmesi sonrası AK Partili milletvekilleri Bozan’ın etrafını sararak o yerdeyken saldırıya devam etti.

Meclis polisinin müdahale ettiği kavgada DEM Partili ve CHP’li milletvekilleri de kavgayı önlemeye çalıştı. Bu sırada kavgayı ayırmaya çalışan CHP Grup Başkanvekili Murat Emir’in yere düştüğü görüldü.

(Kaynak: Gazete Duvar)

Paylaşın

Türkiye, Basın Özgürlüğünde Bu Yılda Sınıfta Kaldı

Türkiye, Sınır Tanımayan Gazeteciler’in (Reporters sans frontières – RSF) 2024 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde 180 ülke arasında 158. sırada yer aldı. Endeksin en üst sırada Norveç, en alt sırasında Eritre bulunuyor.

Türkiye, RSF’nin Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde 2023 yılında 165. sırada yer alıyordu. Türkiye bu yılki endekse göre, Filistin, Yemen, Venezuela, Pakistan, Somali ve Libya gibi birçok ülkenin gerisinde kaldı.

Türkiye’de 24 Temmuz, 116 yıldır “Basın Bayramı” ya da “Basın Özgürlüğü için Mücadele Günü” olarak kutlanıyor.

116 yılın ardından Türkiye, basın özgürlüğünü savunan Fransa merkezli uluslararası sivil toplum kuruluşu olan Sınır Tanımayan Gazeteciler’in (Reporters sans frontières – RSF) 2024 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde 180 ülke arasında 158. sırada yer alıyor.

Endekste en üst sırada Norveç bulunurken, 180. ve en sırada Doğu Afrika ülkesi Eritre, 179. sırada ise Suriye yer aldı.

Osmanlı Devleti zamanında basılan gazeteler ancak “saraya” bağlı sansür memurlarının onayından geçtikten sonra yayımlanabiliyordu.

24 Temmuz 1908’de II. Meşrutiyet ilan edilmeden bir gece öncesinde gazeteler “devrim” niteliğinde bir karar alarak, sabah saatlerinde gelecek olan sansür memurlarına kapılarını açmayıp gazeteleri direkt olarak baskıya gönderdiler.

Sansüre karşı ilk mücadele olan bu olayın yıldönümü, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin (TGC) 1948 yılında aldığı kararla “Basın Bayramı” olarak ilan edildi. 1971’de ise adı “Basın Özgürlüğü için Mücadele Günü” olarak değiştirildi.

Ancak “Basın özgürlüğü için mücadele” gününde Türkiye’nin basın özgürlüğü bilançosu iç açıcı gözükmüyor.

Uluslararası Basın Enstitüsü’nün (International Press Institute – IPI) Türkiye verilerine göre, şu anda 13 gazeteci cezaevinde bulunuyor. IPI’ın rakamlarına göre 2024 yılının başından bu yana ise 219 gazeteciye yönelik hak ihlali tespit edildi.

Bu ihlallerin 95’i “tehdit, hedef gösterme ve sözlü şiddet” kategorilerinde gerçekleşirken, toplam ihlallerin yüzde 43’ünü oluşturdu. Son 6 ayda gazetecilere yönelik uygulanan 85 hak ihlali ise “tutuklama, gözaltı ve davaları içeren yasal yollarla yapılan şiddet” kategorisinde yer alıyor. Hak ihlallerinden en az 25’i ise “fiziksel şiddet” olarak tespit edildi.

Görülen davaların yüzde 39’unda gazeteciler “terör örgütüne üye olmak” ya da “terör propagandası” yapmakla suçlanırken, yüzde 30’unda ise “hakaret ve iftira” suçlarından yargılandı.

Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) 24 Temmuz’a ilişkin basın açıklaması yayınladı. Açıklamada “Bugünün sansür memurlarını dayanışma ile yeneceğiz” ifadelerini yer verildi.

IPI’ın derlediği verilere göre sadece Temmuz 2024’te 141 gazete veya haber sitesi Basın İlan Kurumu (BİK) tarafından kısıtlamaya maruz kaldı. Toplamda ise bu kurumlara 505 günlük erişim yasağı getirildi.

Nisan-Haziran Bağımsız İletişim Ağı Medya Gözlem Raporu’na göre ise, üç ayda yaklaşık Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) medya kuruluşlarına toplamda 29 milyon 205 bin 625 TL’lik para cezası kesti.

Türkiye, RSF’nin Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde 2023 yılında 165. sırada bulunurken 2024’te 158. sırada yer aldı. Türkiye bu endekse göre, Filistin, Yemen, Venezuela, Pakistan, Somali ve Libya gibi birçok ülkenin gerisinde kaldı.

Euronews Türkçe’ye konuşan Sınır Tanımayan Gazeteciler Türkiye temsilcisi Erol Önderoğlu, RSF’nin yıllık olarak yayınladığı “Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi”nde Türkiye’nin 158. sırada yer almasının, medya bağımsızlığına saygı duyulmamasının bir yansıması olduğunu ifade etti.

Önderoğlu, RSF’nin endeksinin, Türkiye’deki kamuoyunun ve medyanın çoğulcu yapısının hiçe sayıldığını ortaya koyan bir gösterge olduğunu belirtti.

Medyaya hükmetmenin amaçlandığını savunan Önderoğlu, Türkiye’nin verilerine ilişkin “Bu, yargıya hakim olmayı önceleyen bir politikanın fotoğrafıdır. Demokratik kurumsallık görüntüde var ancak içi boşaltılmış” değerlendirmesinde bulundu.

Basın özgürlüğü anlamında Türkiye’nin gelişim göstermesi için yargı mekanizmasının düzelmesi gerektiğini savunan Önderoğlu sözlerini şöyle noktaladı:

“Üst sıraları kazanma, yargı mekanizmasının yapı ve işleyişi itibarıyla hakkaniyet temellerine oturtulması, otoriter yasama pratiğinden vazgeçilmesi ile gazetecilere yönelik keyfi tutuklama ve kovuşturmalara son verilmesine bağlıdır.”

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Sinan Ateş’in öldürülmesine ilişikin davayla ilgili olarak “müdahil olma” talebindeki dilekçesinde, gazetecilerinde yer aldığı 154 kişilik bir isim listesini mahkemeye sundu.

Cumhuriyet yazarı Barış Terkoğlu, Sinan Ateş davasına “suçtan zarar gören” olarak katılma talebinde bulunan MHP’nin, başvuru dilekçesinde 154 kişinin ismini vererek mahkemeye çağrılmasını istediğini yazdı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır Meclis’te yaptığı konuşmada, Sinan Ateş davasına katılma talebinde bulunan MHP’nin dilekçesinde yer alan isim listesi için, “Bu fişlemedir ve birinin burnu kanarsa iktidar hesabını veremez” dedi.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

İYİ Parti’de Bir İstifa Daha: Milletvekili Sayısı 33’e Düştü

31 Mart’ta yapılan yerel seçimlere “hür ve müstakil” giren ve seçimlerde büyük bir hezimet yaşayan İYİ Parti’de İstanbul Milletvekili Nimet Özdemir partisinden istifa ettiğini duyurdu.

Haber Merkezi / Nimet Özdemir istifa kararına ilişkin yaptığı açıklamada, Benim için önemli olan; değerlerimden, inançlarımdan vazgeçmeden bunları savunmak. Bundan sonraki Vekillik hayatımda bu ilkeler doğrultusunda tüm gücümle çalışmaya devam edeceğim. Bana oy verenleri utandırmayacağım” ifadelerini kullandı.

Nimet Özdemir’in istifasıyla İYİ Parti’nin Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki (TBMM) milletvekili sayısı 33’e düştü.

Suların durulmadığı İYİ Parti’de İstanbul Milletvekili Nimet Özdemir, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklama ile partisinden istifa ettiğini duyurdu. Özdemir, istifa kararına ilişkin açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Siyasi hayatımın başlangıç noktası ve inandığım değerler uğruna büyük mücadele verdiğim İYİ Parti’den, gönül bağımı kopardığım için ayrılmış bulunmaktayım. Bir Vekil olarak, sadece beni seçenlerin, seçim bölgemdeki vatandaşlarımızın değil, bütün Türkiye’nin Vekili olduğumun bilincindeyim.

Seçim kampanyamı; Yetiştirme Yurtlarından çıkan kız çocuklarımız, hem anne hem baba olmak zorunda olan kadınlarımız, engellilerimiz ve sahipsiz hayvanlarımıza çare olacak mücadele için girdiğimi, bu vesileyle de Vekilliği kazandığımı biliyorum.

Sözünü verdiğim dört başlık başta olmak üzere, vatandaşlarımızın yaşadıkları sorunlara çare olmak adına çalışmalarıma devam edeceğimden emin olun. Benim için önemli olan; değerlerimden, inançlarımdan vazgeçmeden bunları savunmak. Bundan sonraki Vekillik hayatımda bu ilkeler doğrultusunda tüm gücümle çalışmaya devam edeceğim. Bana oy verenleri utandırmayacağım.”

Nimet Özdemir kimdir?

1970 yılında Kayseri’nin Develi ilçesinde dünyaya gelen Nimet Özdemir, ilköğrenimini ve ortaöğrenimini Ankara’da; üniversiteyi Conley Amerikan Üniversitesi Siyaset Bilimi bölümünde tamamladı.

2008 yılında inşaat alanında faaliyet gösteren bir şirkette kurucu ortak olarak görev alan Özdemir, 2015 yılında ise kule vinç kiralama alanında, 2020 yılında ise inşaat malzemeleri temini alanında faaliyet gösteren bir şirket kurdu.

İYİ Parti’nin 2017’de kuruluşundan itibaren partiye üye olan Nimet Özdemir, İstanbul’da il ve ilçe delegeliği görevlerinde bulundu. Ümraniye’de ilçe yöneticiliği yapan Özdemir, il bazında da görevler üstlendi. Nimet Özdemir, İYİ Parti Hayvan hakları, STK ve derneklerden sorumlu başkan yardımcısı olarak görev yaptı.

2023 Türkiye genel seçimlerinde İstanbul 1. bölgeden 1. sıra milletvekili adayı olan Nimet Özdemir, 28. dönem TBMM İstanbul milletvekili olarak seçildi.

Paylaşın

Erdoğan, CHP’li Belediyeleri Hedef Aldı

Partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuşan Erdoğan, “CHP’li belediyelerin yolsuzluk, hırsızlık girdabına vatandaşlarımız tekrar sürüklendi. Dans düzenlemesinin belediyecilik zannediyorlar. İdeolojik bağnazlık bunların paçalarından akıyor” dedi ve ekledi:

“CHP Genel Başkanı’na şunu söylemek isterim. Dürüst siyaset sözlerin arkasında durmayı gerektirir. Tutmadığınız sözlerin mahcubiyetini daha büyük vaatlerde bulunarak gizleyemezsiniz. Gücünüz yetiyorsa belediye başkanlarına söyleyin. Bedava yapacağız diyerek söz verip 3 ayda 3-4 kez zam yaptıkları hizmetlerin fiyatlarını düşürsünler. Emeklilere faydanız olsun istiyorsanız belediyeleriniz SGK’ya olan birikmiş borçlarını ödesinler. Şu anda Hazine ve Maliye Bakanlığımız belediyelerin kaynağında bu borçların tahsiline başlayacaktır.”

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda konuştu. Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Bugün vefatının 29. yıl dönümü olan Batı Trakya Türklerinin efsanevi lideri Merhum Dr. Sadık Ahmet’i rahmetle yad ediyorum. Batı Trakya Türk azınlığının bugünkü kazanımlarında merhum Sadık Ahmet’in mücadelesinin çok büyük payı vardır. Yunan makamları ile görüşmelerimizde Batı Trakya’daki soydaşlarımızın sorunları, gündemimizin ilk sırasında yer alıyor. Meseleler sürekli takibimizde. Aynı durum Kıbrıs Türk halkının gasp edilen hakları için de geçerli.

KKTC: Kıbrıs Türk halkı 3 çeyrektir ayrımcılığa maruz kalıyor. 1963 ile 1974 yılları arasındaki katliamları bir çoğumuz daha dün gibi hatırlıyoruz. Yakılan köyleri, öldürülen çocukları, Kıbrıslı kardeşlerimizin dramlarını asla unutamayız. Tüm bu zulümler işlenirken Batılı kurum ve kuruluşlar hiçbir şey yapmadı. Gazze soykırımını seyrettikleri gibi uzaktan izlediler. 1983 yılında KKTC ilanıyla Barış Harekatı taçlandırılmıştır ancak bağımsızlık iradesini kırmaya yönelik politikalar devam etti. 2004’te Annan Planı’na evet diyen KKTC cezalandırılırken, hayır diyen Rum Kesimi, AB’ye tam üye yapılarak ödüllendirildi. Müzakerelerden de hiçbir sonuç çıkmadı.

Eski yöntemlerle bir yere varılamayacağını gördük. Federalizme bizim de Kıbrıs Türkü’nün de karnı tok. 20 Temmuz’u büyük bir coşku ile cumartesi günü kutladık. Kıbrıs davasına verdiğimiz önemi bir kez daha tüm dünyaya ilan ettik. Hedefimiz KKTC’nin tanınırlığını artırmaktır. Kıbrıs Türk halkının kendi ayakları üzerinde durması için de desteklerimizi, yatırımlarımızı sürdürüyoruz.

Özellikle muhalefetin Türkiye’yi yabancılara şikayet eden eski siyasetini terk etmeye başlamasını önemsiyoruz. Sabık genel başkan döneminde CHP’nin dış politikada yaşadığı savrulmalar, siyasi rekabet kavramıyla açıklanamayacak boyutlara ulaşmıştı. Kimi CHP milletvekilleri, PKK’nın Suriye’deki uzantılarının gönüllü avukatlığını yapıyorlardı. 15 Temmuz ihanetinin faillerini aklama görevini de CHP yönetimi üstlenmişti. Muhalefetin normalleşmesi adına kayda değer buluyorum. Lefkoşa’daki beraberliğin milli meselelerde istikrarlı şekilde sürdürülmesini temenni ediyorum.

Biz komşularımızla ilişkilerimizde gerilim peşinde değiliz. Bölgemizde ve dünyada dostlarımızın sayısını artırmaya bakıyoruz. Bu politikamızda da samimiyiz, iyi niyetliyiz. Ortak çıkarlar ve karşılıklı saygı çerçevesinde hareket edildiği takdirde aşılamayacak hiçbir engel görmüyoruz. Son 1 yılda bu yönde önemli adımlar attık. Pek çok uluslararası kuruluşla işbirliğimizi ilerlettik.

Enflasyon: Ekonomide de sıkıntılarımızın üstesinden geliyoruz. OVP’nin olumlu sonuçlarını görmeye başladık. Enflasyonu bundan sonra daha hissedilir biçimde düşecektir. Fiyat balonu kimi sektörlerde yavaş yavaş sönüyor. Fiyatlama anlayışlarının piyasa gerçekleriyle uyumlu hale geldiğini görüyoruz. Sene sonu enflasyonu hedeflediğimiz seviyelere mutlaka indireceğiz. Moodys’in kredi notumuzu 2 kademe artırması, 10 yıl sonra gelen bu not artırımı Türkiye için çok geç kalmış bir adımdı. Bunlar elbette yeterli değil.

Kredi derecelendirme şirketleri adaletli davrandıkça bu notlar da hak ettiğimiz seviyelere çıkacaktır. Milletimiz gönlünü ferah tutsun. Türkiye doğru yoldadır. Hedeflerine emin adımlarla ilerlemektedir. Daha önce nasıl enflasyonu tek haneye indirdiysek inşallah aynısını yine başaracağız. Bunu AK Parti ve Cumhur İttifakı’ndan başka yapabilecek kimse de yoktur. Muhalefet havanda su dövmektedir. Bunlar aynı riyakarlığa seçim döneminde de başvurdular. 4-5 ay öncesini hatırlayın. Suyu ucuzlatmaktan bahsediyorlardı, şimdi yüzde 400-500 oranında zam yapıyorlar.

Emekliler: Emeklilerimizi kapılarına dahi yaklaştırmıyorlar. Seçim bitti, verilerin sözler rafa kalktı. CHP’li belediyelerin yolsuzluk, hırsızlık girdabına vatandaşlarımız tekrar sürüklendi. Dans düzenlemesinin belediyecilik zannediyorlar. İdeolojik bağnazlık bunların paçalarından akıyor. CHP Genel Başkanı’na şunu söylemek isterim. Dürüst siyaset sözlerin arkasında durmayı gerektirir. Tutmadığınız sözlerin mahcubiyetini daha büyük vaatlerde bulunarak gizleyemezsiniz. Gücünüz yetiyorsa belediye başkanlarına söyleyin. Bedava yapacağız diyerek söz verip 3 ayda 3-4 kez zam yaptıkları hizmetlerin fiyatlarını düşürsünler. Emeklilere faydanız olsun istiyorsanız belediyeleriniz SGK’ya olan birikmiş borçlarını ödesinler. Şu anda Hazine ve Maliye Bakanlığımız belediyelerin kaynağında bu borçların tahsiline başlayacaktır.

Benim çiftçim, üreticim, sanayicim, işçim şüphesiz en iyisine layıktır. Bilhassa ömrünün en güzel yıllarını ailesine, ülkesine hizmet için harcayan emeklilerimizin hakkını ödeyemeyiz. Emeklilerimizin yanında yer almayı asli görevimiz olarak görüyoruz. Son 21 yılda emeklilerimizin hayat kalitesini yükseltecek birçok adım attık. Bizden önce emekli maaşları insani standartların altındaydı. Kasım 2002’de en düşük emekli aylığı 66 liraydı. Yani 43 dolardı. Bu dönemde asgari ücret 184 lira olarak uygulanıyordu. Bu da 122 dolardı. Emeklilerimizin önemli bir kısmı asgari ücretin 3’te 1’i aylık almaktaydı.

En düşük emekli aylığını 12 bin 500 liraya, yani 380 dolara yükselttik. Son 2 yılda yüzde 257 oranında artırmış olduk. Bu yıl ocak ayında yüzde 49.3 oranında aylıkları artırmıştık, temmuzda da aylıklara yüzde 24.7, emekli sandığına ise yüzde 19.3 oranında zam yaptık. 2024’te emekli maaşlarında yüzde 78-86 oranında artışa gittik. Bu artış, enflasyon beklentisinin oldukça üzerindedir. Emeklilere bayram ikramiyesi ödemelerini biz başlattık. Bir diğer imkan ise banka promosyonudur.

Kamu bankalarımızın öncülüğünde emeklilerimize ödenen promosyonların yükseltilmesini temin ettik. 8-12 bin lira promosyon alıyorlar. Tüm bunlarla birlikte Çalışma Bakanlığımız ‘Emekliler Yılı’ kapsamında farklı alanlarda pek çok imkan sağlıyor. Çok daha fazlasını yapacağız. Depremin faturası azaldıkça, ekonomide uyguladığımız politikalar sonuç verdikçe, ilave kaynağı başta emeklilerimiz olmak üzere halkımızın emrine sunacağız. Gösterdiğimiz tüm bu çabalara rağmen yaşadığınız sıkıntıların tamamen farkındayım, serzenişlerinizi duyuyorum.

Tüm imkanlarımızı seferber ediyoruz. Bizim popülizmle işimiz yok. Biz, meydanlarda söz verip sonra unutanlardan değiliz. Verdiği sözün her zaman arkasında dimdik duranlardan olduk. Bizden öncekilerin yaptığı yanlışları tekrarlamamakta kararlıyız. Bu ülke meydanlarda vaat yarıştıranlardan çok çekti. Böyle bir hataya yeniden düşme lüksümüz yok. Amacımız, ekonomimizi enflasyonu körükleyecek kısır döngüye sokmadan, insanlarımızın refahını kalıcı olarak artırmaktır.

Sokak hayvanları: Bugün bazı şeyleri açık açık konuşmamız gerekiyor. Türkiye’de bir başıboş köpek sorunu var. Dünyanın hiçbir medeni ülkesinde göremeyeceğiniz bir sokak köpeği popülasyonuyla karşı karşıyayız. Bu sayı her yıl katlanarak artıyor. Bu köpekler üstelik çocuklara, yetişkinlere, yaşlılara, koyun sürülerine saldırıyorlar. Trafik kazalarına sebep oluyorlar. Çocuklarımızı parçalamak suretiyle bizden koparıyorlar. Kuduz vakaları ile yabancı ülkelerin vatandaşlarına uyarılarını saymıyorum bile.

Milletimiz bizden bu sorunu çözmemizi istiyor. Halkımız sokakların güvenli hale gelmesini istiyor. Vatandaşımız hem şiddetin hem sağlığımıza yönelik tehdidin sona ermesini arzuluyor. Bizim bu feryatlara tepkisiz kalmamız düşünülemez. Hayvanlar konusunda kimse bize merhamet dersi vermeye kalkışmasın. Hele hele bölücü terör örgütünün beşikteki bebeği katletmesine, Gazze’de sayısı 16 bini bulan masum çocuğun katledilmesine ses çıkarmayanlar kalkıp da bize merhametten bahsetmesin.

Köpek yüzünden çocuğu hayatını kaybetmiş annenin üzerine yürüyen bir karakter fukarasının diline en son alacağı kelime merhamettir. Herhangi bir canlıya karşı yüreğinde zerre merhamet olan biri kalkıp da o densizliği yapamaz. İnsan sevmiyorlar ki, bir köpeği nasıl sevecekler? Birileri geliyor, Meclis’e taşınıyor. Koridorları işgal edip Meclis altında milletvekillerine katil diye bağırabiliyor. Milletvekili, milletin temsilcisidir.

Biz bu densizliğe pabuç bırakacak bir grup değiliz. Biz 3-5 marjinal karakterin çığırtkanlık yaparak bağırarak Meclis’i çalışamaz hale getirmesine eyvallah etmeyiz. Burası milletin meclisidir. Kimse şanına gölge düşüremez. Gerekli tedbirler mutlaka alınmalıdır. Yasa teklifi kabul edildi. Sokak hayvanlarını da yaşatmayı amaçlayan teklife ‘evet’ diyen tüm milletvekillerini tebrik ediyorum. Bu meseleyi Meclis tatile girmeden önce taşkınlıklara prim vermeden yasalaştırarak sokaklarımızı güvenli hale getireceğiz. Asla taviz yok, bu işi bitireceğiz.

Son 1 haftadır ortalığı ayağa kaldıran sanatçılar, dernekler ve medya mensuplarından başıboş köpekleri sahiplenme kampanyamıza güçlü destek bekliyorum.”

Paylaşın

Türki­ye’deki Tekstil Şirketleri Mısır’a Taşınıyor!

Öz İplik İş Sen­dikası Başkanı Rafi Ay, fason üretim yapan Türk şirketlerin üretimle­rini Mısır’a kaydırdığını ve son 1 yılda Mısır’a gö­çen Türk üretici sayısının 130’a ulaştığını söyledi. Ay, 90 bin işçinin de teks­til sektöründen gitmek zorunda kaldığını ifade etti.

Rafi Ay, üretim şartlarının iyileştirilmemesi ve işçi haklarının sağlanmaması halinde fabrika göçünün daha da artacağa dikkat çekti. İşçi maaşlarıyla tasarruf yapılmayacağını söyleyen Ay, asgari ücrete ara zammın kaçınılmaz ha­le geldiğini vurguladı.

Hak-İş’e bağlı Öz İplik İş Sen­dikası Başkanı Rafi Ay, basında sansürün kaldırılı­şı ve basın bayramı olarak kutlanan 24 Temmuz dola­yısıyla gazetecilerle sohbet toplantısı düzenledi.

Sözcü’den Erdoğan Süzer’in aktardığına göre; Ülkedeki ekonomik zorluklar nedeniyle sabit gelirlilerin zor günler geçirdiğini belirten Rafi Ay, “Bizden tasarruf istiyor­lar. Emekçiler bırakın tasarrufu 100 yıl önce gündemden kalkan karın doyurma ve barınma sorunuyla boğuşuyor. Biz karnımızı doyuramıyoruz, kiramızı ödeyemiyoruz” dedi.

Fason üretim yapan Türk şirketlerin üretimle­rini Mısır’a kaydırdığını ve son 1 yılda Mısır’a gö­çen Türk üretici sayısının 130’a ulaştığını bildiren Rafi Ay, 90 bin işçinin de teks­til sektöründen gitmek zorunda kaldığını ifade etti.

Asgari ücrete ara zam yapılması gerektiğinin altını çizen Rafi Ay, sendikacı­lığın önünde ciddi engel­ler çıkarıldığını anlatırken işçilerin eylemler için harekete hazır olduğunu, konfederasyonlardaki değerlendirmelerin ardın­dan görevin sendikalara düşebileceğini söyledi.

Az kazanandan az, çok kazanandan çok vergi alınması gere­kirken yükün çalışanlara yüklendiğini söyleyen Rafi Ay, “Kazan­cımızla vergi arasındaki fark yüzde 115. Asgari ücret artarken vergi dilimleri artırılmadı, bizden daha çok vergi almak için makas daraltıldı. Eskiden son 2 ayda ikinci vergi dilimine gi­rerdik, şimdi nisandan itibaren ikinci dilime, eylülden sonra da üçüncü dilime giriyoruz. E biz çok kazanmıyoruz ki” dedi.

Paylaşın

Kıskançlıkla Nasıl Başa Çıkılır?

Kıskançlık, bir kişinin üçüncü bir kişiyle etkileşimleri nedeniyle başka bir kişinin sevgisini veya ilgisini kaybedeceğinden korktuğu veya kırgınlık duyduğu zaman ortaya çıkan olumsuz bir duygudur.

Haber Merkezi / Zaman zaman kıskançlık hissetmek normal olsa da, sağlıklı bir şekilde ifade edilmezse bu durum sorun haline gelebilir.

Kıskançlığın temel nedeni oldukça kişisel olabilirken, kıskançlığı sürdürebilecek bazı genel özellikler ve durumlar vardır.

Örneğin, bir kişi güvensizse, yetersiz hissediyorsa, terk edilme veya yalnızlık korkusu yaşıyorsa, düşük öz saygıya sahipse veya kendini başkalarıyla karşılaştırma eğilimindeyse kıskançlığa daha yatkın olabilir.

Kıskançlığın en yaygın belirtileri arasında kızgınlık, incinme ve güven kaybı duyguları yer alır. İlginçtir ki kıskançlığın, öfke veya üzüntüde bulabileceğiniz gibi belirgin veya tanınabilir bir yüz ifadesi yoktur.

Bunun yerine kıskançlık, öfke, üzüntü, korku ve şaşkınlık gibi çeşitli duygulardan oluşan bileşik bir duygu olarak kabul edilir.

Sağlıklı bir ilişkinin anahtarı açık ve dürüst iletişimdir. Kıskançlık duygusuyla başa çıkmak için bazı ipuçlarını şöyle sıralayabiliriz:

Derin bir nefes alın ve kıskançlığın bir duygu olduğunu, gerçek olmadığını ve bu duyguya göre hareket edip etmeme konusunda bir seçeneğe sahip olduğunuzu hatırlayın.

Kıskançlık duygusunu kabul edin ancak bunun üzerinde durmayın. Eşinizin veya arkadaşınızın sizi aldattığını hayal edip buna takılıp kalırsanız, muhtemelen hiç var olmayan şeyleri düşünmeye başlarsınız.

Kıskançlık duygusuna göre hareket ederek bir şey kazanıp kazanmayacağınızı düşünün. Çoğu zaman kıskançlık işleri daha da kötüleştirir.

İlişkilerde hiçbir şeyin garanti olmadığını kabul edin ve eşinize veya arkadaşınıza güvenemiyorsanız ilişkiyi sonlandırmayı deneyin.

İlişki içinde olduğunuz kişiyle birlikte sınırlar çizin ve her ikinizin de rahat hissettiği ve rahatsız olduğu şeyleri belirleyin.

Güvenin kazanılan bir şey değil, verilen bir şey olduğunu unutmayın.

Kıskançlık eğiliminiz hayatınızı etkilemeye başlıyorsa, ilişkinizi olumsuz etkiliyorsa veya işinizi yapmanızı veya kendinize veya başkalarına bakmanızı zorlaştırıyorsa, bir sağlık uzmanına görünmenizi öneririz.

Paylaşın

Dervişoğlu’ndan İktidara “Küfe” Tepkisi: Bu Millet Sizin Marabanız Değil

Partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuşan İYİ Parti Lideri Müsavat Dervişoğlu, “Yumurta küfesi iktidarın sırtındaysa, iktidar da vatandaşın sırtında. İnin beyler vatandaşın sırtından bu millet sizin köleniz değil, marabınız değil, uşağınız hiç değil” dedi ve ekledi.

“Gereken mücadeleyi Meclis’te sürdürmeye devam edeceğiz. Dün nasıl başardıysak bugün de başaracağız. İtibardan tasarruf etmeyenlerden biz tasarruf edeceğiz. Rant uğruna feda edilmeyen bir karış toprağımız kalmamıştır. Her afet sonrasında söz konusu alanların birilerinin cebine girecek rant olacağını biliyoruz. Saray rejimleri milletin kanını emerler. Saray rejimi bize ded ki çocuklar mı ölsün, köpekler mi ölsün dedi. Onlara göre illa birileri ölmeli. Yeni bir tuzak kurmaları gerekiyordu. Bu attıkları vicdan bombası ile uğraşıp duruyoruz.”

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuştu. Müsavat Dervişoğlu’nun konuşmasından öne çıkanlar şu şekilde:

“Emekli maaşları: Erdoğan bir müjdeyi bir bakana veriyorsa bilin ki o müjdeyi Erdoğan bile beğenmemiştir. Meclis’e getirdikleri yasalara bakıyorsunuz. Kurumların yüzlerce sayfalık çalışmalarında yer alan düzenlemeler Meclis’e gelmiyor, gelemiyor. Çünkü güçleri tefeci bezirganlara, beton ağalarına, sanal vurgunculara yetmiyor. Kendi kendini yiyen yılan misali dönüp her şey Saray’da düğümleniyor. Olan da çiftçiye işçiye, gençlere, emekliye oluyor.

Yumurta küfesi iktidarın sırtındaysa, iktidar da vatandaşın sırtında. İnin beyler vatandaşın sırtından bu millet sizin köleniz değil, marabınız değil, uşağınız hiç değil. Gereken mücadeleyi Meclis’te sürdürmeye devam edeceğiz. Dün nasıl başardıysak bugün de başaracağız. İtibardan tasarruf etmeyenlerden biz tasarruf edeceğiz.

Rant uğruna feda edilmeyen bir karış toprağımız kalmamıştır. Her afet sonrasında söz konusu alanların birilerinin cebine girecek rant olacağını biliyoruz. Saray rejimleri milletin kanını emerler. Saray rejimi bize ded ki çocuklar mı ölsün, köpekler mi ölsün dedi. Onlara göre illa birileri ölmeli. Yeni bir tuzak kurmaları gerekiyordu. Bu attıkları vicdan bombası ile uğraşıp duruyoruz.

Sokak hayvanları: Bir parti genel başkan olarak değil, sade vatandaş olarak sesleniyorum. Ölümle, yok etmeyle başlayan hiçbir cümleden hayır gelmez. Bunu fazlasıyla yaşamış, kiminize göre abiniz, bir kardeşiniz oalrak söylüyorum. Sokak hayvanları meselesini ortak akılla çözmek hepimiz için önemli bir imtihandır.

MHP’nin listesi: İki cihanda yan yana gelemeyecek bazı insanları bölücü, liberal, Marksist yapıların elemanı diye yaftalamışlar. Bunu yapanlara sesleniyorum. Bu bize saygısızlıktır. Çok bir şey söylemek istiyorum. Ayrıntıya girip de kimseyi mahcup etmek istemiyorum. İçimde yetiştiğim camiayı kırmak istemem. Ancak sabrın da bir sınırı vardır. Sözlerimin muhatapları maziyi paylaştığım insanlar değil, eline dava arkadaşlarının kanı bulaşmış alçaklardır.

Hayatım boyunca bölücü, liberal, Marksist ve FETÖ’cü diye hiç anılmadım. Bütün ömrüm boyunca kullandığım tek bir sıfat var. Onu da öyle bir ayağa düşürdünüz ki, sizin yüzünüzden utancımdan kullanamıyorum. Allah sizi ıslah eylesin. Buradan onlara sesleniyorum. Beni sakın ha sakın hangi sebeple olursa olsun, başkalarının havuzuna dahil etmeyin. Beni kimseyle de karıştırmayın.”

Paylaşın