Anayasa Mahkemesi: Can Atalay’ın Vekilliğinin Düşürülmesi Yok Hükmünde

Anayasa Mahkemesi (AYM), Türkiye İşçi Partisi (TİP) Hatay Milletvekili Can Atalay’ın vekilliğinin düşürülmesine ilişkin kararın “yok hükmünde” olduğuna karar verdi.

TİP Genel Başkanı Erkan Baş, “Can Atalay’ın derhal tahliye edilerek milletvekili yemininin ardından görevine başlaması sağlanmalıdır. Darbeciler yenilecek, Can Atalay Meclis’e gelecek! Tüm Gezi tutsakları özgürlüğüne mutlaka kavuşacak!” dedi.

Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) Türkiye İşçi Partisi’nden (TİP) Hatay milletvekili seçilen ve TBMM’de milletvekilliği düşürülen Can Atalay hakkındaki gerekçeli kararı bugünkü (1 Ağustos) Resmi Gazete’de yayımlandı.

AYM, TBMM’de tezkerenin okunarak Can Atalay’ın milletvekilliğinin düşürülmesine ilişkin kararın “yok hükmünde” olduğuna karar verdi. Mahkeme, 4’e karşı 10 üyenin oyuyla, Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin, Atalay’la ilgili hak ihlali kararını uygulamamasına ilişkin kararının hukuki değerden yoksun olduğunu belirtti:

“TBMM’nin Genel Kurulu’nun 31.07.2024 tarihli 53. Birleşiminde Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin 03.01.2024 tarihli ve E.2023/12611, Değişik İş. 2024/1 sayılı kararının ekte gönderildiğine dair anılan Daire Başkanlığı yazısının okunması suretiyle Hatay Milletvekili Şerafettin Can Atalay’ın milletvekilliğinin düşmesinin yok hükmünde olduğunun tespitine ve Anayasa’nın 85. maddesi uyarınca iptaline karar verilmesi talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına, Kadir Özkaya, İrfan Fidan, Muhterem İnce ve Yılmaz Akçil’in karşı oyları ve oy çokluğuyla 22/2/2024 tarihinde karar verildi.”

Anayasa’nın 85’inci maddesinde, “Yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına veya milletvekilliğinin düşmesine 84 üncü maddenin birinci, üçüncü veya dördüncü fıkralarına göre karar verilmiş olması hallerinde, Meclis Genel Kurulu kararının alındığı tarihten başlayarak yedi gün içerisinde ilgili milletvekili veya bir diğer milletvekili, kararın, Anayasaya, kanuna veya İçtüzüğe aykırılığı iddiasıyla iptali için Anayasa Mahkemesine başvurabilir. Anayasa Mahkemesi, iptal istemini onbeş gün içerisinde kesin karara bağlar” ifadesi yer alıyor.

AYM’nin iki kez hak ihlali kararı vermesine rağmen tahliye edilmeyen Atalay hakkında, Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin verdiği karar Meclis Genel Kurul’unda 30 Ocak’ta okunmuş, Atalay’ın milletvekilliği düşürülmüştü.

“Yok hükmünde olduğu tespit edildi”

Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş da şu açıklamayı yaptı: “TBMM’nin Hatay Milletvekilimiz Can Atalay’ın milletvekilliğinin düşürülmesine dair kararının yok hükmünde olduğu Anayasa Mahkemesi tarafından açıkça tespit edildi ve gerekçeli karar Resmi Gazete’de yayınlandı.

Ülkemize yaşatılan bu büyük utanç derhal giderilmeli, Can Atalay’ın derhal tahliye edilerek milletvekili yemininin ardından görevine başlaması sağlanmalıdır. Darbeciler yenilecek, Can Atalay Meclis’e gelecek! Tüm Gezi tutsakları özgürlüğüne mutlaka kavuşacak!”

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, kararla ilgili sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Anayasa Mahkemesi, Hatay Milletvekili Can Atalay hakkında verdiği gerekçeli kararıyla milletvekilliğinin düşmesinin yok hükmünde olduğunu tespit etmiştir. Can Atalay tahliye edilmeli, hızla milletvekili yemini etmesi sağlanmalı ve tüm hakları iade edilmelidir” dedi.

Paylaşın

Vücut Yağı Mı Vücut Losyonu Mu: Cildiniz İçin Hangisi Daha İyi?

Cilt bakımı söz konusu olduğunda, rafları dolduran ürün yelpazesi fazlasıyla bunaltıcı olabilir. Bu ürünler arasında, nemlendirme için iki popüler seçenek öne çıkar: Vücut yağı ve vücut losyonu.

Haber Merkezi / Her iki cilt bakım ürünü de benzersiz faydalar sunar, ancak cildiniz için hangisi daha iyi?

Vücut yağı: Vücut yağları, nemlendirici ve iyileştirici özellikleri nedeniyle son yüzyılda popüler olsalar da, yüzyıllardır kullanılmakta. Hindistan cevizi, badem veya argan gibi doğal yağlardan elde edilen bu karışımlar, yağ asitleri ve antioksidanlar açısından zengindirler. Bu karışımlar, cilde derinlemesine nüfuz ederek yoğun nemlendirme sağlar ve nemi hapsederler.

Vücut yağlarının öne çıkan avantajlarından biri, cildin doğal sebumunu taklit edebilme yetenekleridir, bu da onları özellikle kuru, susuz kalmış veya hassas cilt tipleri için uygun hale getirir.

Ancak, tüm vücut yağlarının eşit özelliklere sahip olmadığını belirtmek önemlidir. Bazı vücut yağları, komedojenik olabilir, yani gözenekleri tıkayabilir ve özellikle akneye meyilli veya yağlı cilde sahip olanlar için sivilceye neden olabilir. Komedojenik olmayan yağlar veya hafif formüller tercih etmek, bu riski azaltmaya yardımcı olabilir.

Vücut losyonu: Öte yandan vücut losyonları, genellikle cilde nem çeken gliserin veya hyaluronik asit gibi nemlendiricilerle zenginleştirilmiş su bazlı emülsiyonlardır. Ayrıca, nem kaybını önlemek için koruyucu bir bariyer oluşturan petrolatum veya dimetikon gibi tıkayıcı maddeler de içerirler.

Vücut losyonları çok yönlülükleri ve uygulama kolaylıkları nedeniyle övülürler. Cilt tarafından hızla emilir, geride yağlı olmayan bir sonuç bırakır ve özellikle nemli iklimlerde veya daha sıcak mevsimlerde günlük kullanım için idealdir. Belirli cilt sorunlarına hitap ederler ve hassas cilt, yaşlanma karşıtı veya güneş koruması seçenekleri sunarlar.

Derin nemlendirme sağlamada üstün olan vücut yağlarının aksine, vücut losyonları nem seviyelerini korumak için daha sık uygulama gerektirebilir, özellikle çok kuru cilde sahip kişiler için. Ek olarak, bazı losyonlar hassas cilt tipleri için tahriş edici olabilen sentetik kokular veya koruyucular içerebilir.

Cildiniz için doğru olanı seçmek: Sonuç olarak, vücut yağı ve vücut losyonu arasındaki seçim kişisel tercihe ve cilt tipine bağlıdır. Yoğun nemlendirme ve cildinizi şımartmak istiyorsanız, lüks bir vücut yağı sizin için doğru seçim olabilir. Ancak, hızlı emilen hafif, zahmetsiz bir nemlendirici tercih ediyorsanız, vücut losyonu sizin için en iyi seçenek olabilir.

Tercihiniz ne olursa olsun, yüksek kaliteli içeriklere öncelik vermek ve cildinizin ihtiyaçlarını dinlemek önemlidir. Farklı ürünler denemek ve cildinizin nasıl tepki verdiğini gözlemlemek, cildinizi beslenmiş, nemli ve parlak tutmak için mükemmel uyumu bulmanıza yardımcı olabilir. Sonuçta, cilt bakımı söz konusu olduğunda, tek bir çözüm yoktur, sizin için en iyi işe yarayan şey vardır.

Paylaşın

Doğalgaza Yüzde 38 Zam: Ağustostan İtibaren Geçerli Olacak

Ağustos ayından itibaren geçerli olmak üzere konutlarda kullanılan doğalgazın toptan satış fiyatına yüzde 38 zam geldi. Böylece, konutlarda kullanılan doğalgazın fiyatı 1000 metreküp için 5 bin 631 lira oldu.

Boru Hatları İle Petrol Taşıma Anonim Şirketi (BOTAŞ), ağustos ayında geçerli olacak mesken ve sanayi aboneleri tarifeleriyle elektrik üretimi için kullanılan doğal gazın fiyat tablosunu internet sitesinde yayımladı.

Buna göre, ağustos itibarıyla konutlarda kullanılan doğalgazın toptan satış fiyatı yüzde 38, yıllık doğalgaz tüketimi 300 bin metreküp ve altında olan serbest tüketicilerin elektrik üretimi dışındaki kullanımındaki doğalgazın satış fiyatı ise yüzde 33,1 oranında artış gösterdi.

Elektrik üretimi amacıyla kullanılan doğalgazın toptan satış fiyatı ile yıllık doğal gaz tüketimi 300 bin 1 metreküp ve üzeri olan serbest tüketicilerin elektrik üretimi haricindeki doğalgazın satış fiyatında değişiklik yapılmadı.

Sanayi abonelerinin tarifesi, kademe 1 için 1000 metreküp doğalgazda 8 bin 549 lira, kademe 2 için ise 11 bin 380 lira olarak belirlendi. Elektrik üretimi için kullanılan doğalgazın 1000 metreküp fiyatı 12 bin lira olarak açıklandı.

BOTAŞ’ın konut tüketicilerine ağustosta uygulayacağı satış fiyatı ise 1000 metreküp doğalgaz için 5 bin 631 lira olarak duyuruldu.

BOTAŞ’ın internet sitesinde yapılan açıklamada, “Kuruluşumuzun doğalgaz toptan satış fiyatları, piyasa koşulları, piyasa fiyat istikrarı, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun tarife ile ilgili kararları ve maliyet unsuru olan alım-işletme giderlerindeki değişim dikkate alınarak mümkün olan en makul seviyede belirlenmekte ve tüketicilere sunulmaktadır.” dendi.

Paylaşın

Her Beş Kızdan Biri 18 Yaşına Girmeden Evlendiriliyor

Dünya genelinde her beş kızdan biri 18 yaşına girmeden önce evlendirilirken, her dört genç kadından biri eşi ya da birlikte olduğu erkeğin şiddetine maruz kalıyor.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından yapılan bir araştırmadan çıkan sonuca göre dünya genelinde ergenlik dönemi ile 20 yaş arasındaki her dört genç kadından biri eşi ya da birlikte olduğu erkek tarafından şiddete maruz bırakılıyor.

DSÖ tarafından küresel ölçekte gerçekleştirilen ve sonuçları The Lancet Child & Adolescent Health adlı uzmanlık dergisinde yayınlanan araştırma göre 15-19 yaşları arasındaki yaklaşık 19 milyon genç kadın bu durumdan muzdarip. Bu sonuca göre dünya genelinde şiddete maruz kalan genç kadınların ortalaması yüzde 24.

Bölgesel olarak ele alındığında ise aynı yaş grubundaki kadınların şiddete uğrama oranları farklılık gösteriyor. Orta Avrupa’da bu oran yüzde 10 iken, Okyanusya bölgesindeki genç kadınların yüzde 47’si bu tür deneyimler yaşadı. Okyanusya bölgesi Avustralya ve Yeni Zelanda’nın yanı sıra daha küçük Pasifik ada devletlerini de kapsıyor. Sahra altı Afrika’da ise bu rakam yüzde 40 olarak kayıtlara geçti.

DSÖ, ilişkilerde partnerler tarafından uygulanan şiddetin sağlık, akademik ve mesleki performans ile gelecekteki ilişkiler açısından yıkıcı sonuçları olduğuna dikkat çekti. Hazırlanan raporda, bu tür şiddetin genç kadınlarda depresyon, anksiyete bozuklukları, istenmeyen gebelikler, cinsel yolla bulaşan hastalıklar ve ruh sağlığı sorunları riskini arttığı vurgulandı.

Araştırma ayrıca yoksul ülkelerde ve bölgelerdeki genç kadınların eğitim haklarının kısıtlandığını ortaya koyarken, söz konusu bölgelerdeki kızları ilk eğitimden sonra okula göndermeme ve 18 yaşından önce evlendirme eğilimlerinin arttığına dikkat çekti. Ayrıca söz konusu bölgelerde genç kızların kendilerinden daha yaşlı erkeklerle evlendirilmeleri nedeniyle çiftler arasında bir güç dengesizliği oluştuğu ve kızların izole edildiği sonucuna varıldı.

DSÖ tarafından yapılan açıklamada dünya genelinde her beş kızdan birinin 18 yaşından önce evlendirildiğine vurgu yapıldı. DSÖ genç kadınların durumlarının iyileştirilmesi için kız ve erkek çocuklarına okullarda sağlıklı ilişkiler ve kadın hakları konusunda eğitim verilmesi çağrısında bulundu.

DSÖ uzmanları araştırma çerçevesinde 161 ülkedeki kadına yönelik şiddetle ilgili 2000-2018 yılları arasındaki verileri mercek altına alırken, 15-19 yaş aralığındaki kadınların deneyimlerini inceleyip raporlaştırdı.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Demirtaş’tan “İsmail Haniye” Paylaşımı: Direnişle Geçirilmiş Her Hayat Anlamlıdır

Selahattin Demirtaş, Hamas’ın siyasi lideri İsmail Heniyye’nin Tahran’da öldürülmesine ilişkin yaptığı açıklamada, “Zulme karşı direnişle geçirilmiş her hayat anlamlıdır, saygındır” dedi.

Haber Merkezi / Edirne  F Tipi Cezaevi’nde bulunan eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, sosyal medya hesabından Hamas’ın siyasi lideri İsmail Heniyye’nin Tahran’da öldürülmesine ilişkin paylaşımda bulundu.

Demirtaş paylaşımında, “Zulme karşı direnişle geçirilmiş her hayat anlamlıdır, saygındır. Filistin Halkı’nın liderlerinden Haniye de her daim bu şekilde anılacaktı. Haniye’nin korkakça katledilmesini lanetliyorum, kendisine Allah’tan rahmet, ailesine ve tüm Filistin Halkı’na başsağlığı diliyorum” ifadelerini kullandı.

İsmail Haniye Tahran’da öldürüldü

Hamas, Siyasi Büro Başkanı İsmail Haniye’nin İran’ın başkenti Tahran’da ikamet ettiği konuta İsrail ordusunun düzenlediği hava saldırısında öldürüldüğünü açıkladı.

Hamas’tan yapılan yazılı açıklamada, Haniye’nin yeni İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın görevi teslim törenine katılmak için Tahran’da bulunduğu belirtildi. Haniye’nin, İsrail ordusunun tören sonrası Tahran’daki konutuna düzenlenen hava saldırısında hayatını kaybettiği aktarıldı.

İsmail Haniye kimdir?

62 yaşında hayatını kaybeden Haniye, 1962 yılında Filistin’deki mülteci kamplarından birinde doğdu. Genç yaştan itibaren Filistin davasına dahil oldu. İsrail, Haniye’ye 1989 yılındaki ilk Filistin ayaklanması sırasında üç yıl hapis cezası verdi.

1992 yılında hapisten çıkan Haniye, ardından İsrail ile Lübnan arasındaki sahipsiz topraklara sürüldü. Yanında birçok Hamas lideri de bulunuyordu. Sürgün sonrası Gazze’ye geri döndü. 1997 yılında Hamas’ın ruhani liderinin ofisinin yönetimine getirildi ve örgüt içindeki pozisyonunu güçlendirdi.

Haniye 2006 yılında, Hamas’ın seçim zaferi sonrasında, Filistin yönetimi lideri Mahmud Abbas tarafından başbakanlığa getirildi. Ancak bir yıl sonra, El Fetih ile Hamas arasında Gazze’de yaşanan ve bir hafta süren kanlı güç savaşının sonunda görevden alındı.

Haniye görevden almayı “anayasaya aykırı olduğunu” savunarak kabul etmedi ve hükümetinin “Filistin halkına karşı olan ulusal sorumluluklarından vazgeçmeyeceğini” söyleyerek Gazze’yi yönetmeye devam etti.

Haniye, 6 Mayıs 2017’de İslami Direniş Hareketi Şura Konseyi tarafından Halid Mişal’in yerine Hamas’ın siyasi büro başkanı seçildi. Bu, grubun yapısındaki en yüksek pozisyon olarak kabul ediliyor. 2018 yılında ABD Dışişleri Bakanlığı Haniye’yi terörist olarak tanımladı.

Haniye kısa bir süre sonra Hamas’ın “diplomatik” bir karargahının bulunduğu ve önceki krizlerde İsrail ile bazı müzakerelerin yürütüldüğü Katar’a sürgüne gitti. Örgütü uzaktan yönetmesine rağmen Haniye, Gazze’de Hamas’ın diğer liderlerinden ve kurucularından destek aldı.

Hamas’ın Gazze’deki siyasi kanadının lideri Yahya Sinvar. Hamas’ın askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları’nı ise Muhammed Deyif ve sağ kolu Marvan İsa yönetiyor. Halid Meşal ve Mahmud Zahar da Hamas’ın kurucuları ve önde gelen liderleri olarak kabul ediliyor.

Paylaşın

Financial Times’tan Çarpıcı “Türkiye Ekonomisi” Analizi

Birleşik Krallık merkezli uluslararası ekonomi gazetesi Financial Times’ta Türkiye ekonomisine ilişkin yayınlanan analizde, “Türkiye, Erdoğan’ın alışılmadık ekonomi politikalarından radikal bir şekilde dönüşün sıkıntısını hissediyor” ifadelerine yer verildi.

Adam Samson tarafından kaleme alınan analizde, bir zamanlar yüksek faiz oranlarını “tüm kötülüklerin anası” olarak nitelendiren Erdoğan’ın Mayıs 2023’te yeniden seçilmesinin ardından, birçok Türkiye gözlemcisine göre, neredeyse hayal bile edilemeyecek türden bir geri dönüş yaptığını ifade edildi.

Samson, “Erdoğan işe, saygın bir eski başbakan yardımcısı ve City of London tahvil stratejisti olan Mehmet Şimşek’i Bakan olarak atayarak başladı. Şimşek, uçurumun kenarındaki 1 trilyon dolarlık bir ekonomiyi devraldı. Yıllarca süren aşırı düşük faiz oranları enflasyonu körüklerken, seçim öncesi yapılan teşvikler, hanelere bir ay bedava gaz ve asgari ücret artışları da dahil olmak üzere, ithalat talebini ateşlemişti. Ekonomistler, Şimşek’in Haziran 2023’te göreve gelmeden önce Türkiye’nin bir ödemeler dengesi krizine çok yakın olduğundan endişe ediyorlardı” dedi.

Samson’un analizinin tamamı şu şekilde: “Şimşek, “rasyonel” ekonomi politikası oluşturma ve Türkiye’nin merkez bankasının yönetimini yeniden düzenleme sözü vermek için az zaman harcadı. Erdoğan, “sıkı para politikasının” enflasyonla mücadelede bir araç olacağını söylerken, bu durum, düşük faizlerin hızlı fiyat artışına neden olmak yerine tedavi ettiği yönündeki yıllardır süregelen ısrarından olağanüstü bir geri dönüştü.

Eski Fed ekonomisti Fatih Karahan tarafından yönetilen Merkez Bankası, geçen haziran ayında yüzde 8,5 olan faiz oranını mart ayında yüzde 50’ye yükseltti. Daha önceki alışılmışın dışındaki önlemlerle kesintiye uğrayan para politikasının ekonomiye aktarım mekanizması şimdi daha işlevsel görünüyor, yani bir zamanlar kolay olan finansal koşullar sıkılaşıyor.

Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu (TURKONFED) Başkanı Süleyman Sönmez, “İş dünyası, bol nakit ve düşük faizli ancak krediye erişimin sınırlı olduğu bir dönemden, kıt nakit ve yüksek kredi faizli ve krediye erişimin daha da sınırlı olduğu bir döneme geçiş yaptı” dedi.

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mustafa Gültepe, yakın zamanda düzenlenen bir basın toplantısında, “İhracatçılar da geçen yıl reel efektif döviz kurundaki yüzde 20’lik artış karşısında giderek daha fazla hayal kırıklığına uğruyor. Türkiye, dolar bazlı fiyatlandırma açısından rakiplerinden en az yüzde 40 daha pahalı. Sonuç olarak, Türkiye rekabet gücünü kaybediyor,” dedi.

Üst düzey bir Türk bankacıya göre, kredi verenler de koşullar sıkılaştıkça sorunlu bireysel kredilerde potansiyel bir artışa hazırlanıyor. Karahan enflasyonla mücadele için “ne gerekiyorsa” yapacağına dair defalarca söz verdi. Fiyat artışları yavaşlamaya başlamazsa, işletmelerin sonunda talebi azaltan uzun süreli bir sıkı politika dönemine hazırlanmaları gerekebilir.

Tüketici talebi, geçen yılki seçim öncesi ‘hediyelerin’ devam eden etkileri ve hanehalkı borç seviyelerinin diğer gelişmekte olan piyasalara kıyasla düşük kalması nedeniyle güçlü kalmaya devam etti. Bu talep, birçok işletmenin 2022’nin sonlarında yüzde 85’in üzerine çıkan ve geçen ay yüzde 72’ye gerileyen enflasyon oranı konusunda şaşırtıcı derecede iyimser olmasının bir nedeniydi. İhracatçılar ayrıca, Türk mallarının rekabet gücünün bir ölçütü olan reel döviz kurunda 2018’in başından Mayıs 2023’e kadar yüzde 33’lük bir düşüşle desteklendi.

Yine de tüketimdeki hızlı büyüme soğuyor ve ekonomistler, politika yapıcıların yıl ortasında asgari ücret artışından kaçınmasının ardından daha fazla yavaşlama bekliyor. FactSet’in anketine katılan ekonomistler, enflasyona göre düzeltilmiş üretimin bu yıl yüzde 3 büyümesini, 2023’e kadarki on yılda ise ortalama yüzde 5,2 büyümesini bekliyor. Bu mütevazı yavaşlama yine de bazı şirketler için sismik bir değişimi temsil ediyor.

“Şirketler genel olarak Şimşek’i destekledi”

TURKONFED Başkanı Sönmez, “Büyümedeki yavaşlamanın enflasyonla mücadele sürecinin ayrılmaz bir parçası olduğunun farkındayız” dedi.

Ancak perde arkasında, iş dünyasında artan bir hoşnutsuzluk duygusu var. Eski bir üst düzey ekonomi yetkilisi, politika değişikliğinin üzerinden bir yıldan fazla zaman geçmesine rağmen enflasyonun hala istikrarlı olmaktan uzak olduğunu ve birçok şirketin “bekle ve gör” modunda sıkışıp kaldığını, bunun da uzun vadeli kararlar almayı zorlaştırdığını belirtiyor.

Eski yetkili, iş dünyasında Şimşek’in mesajlarının, yıllardır uzak durdukları Türk lirasına ve iç borç piyasasına geri dönen uluslararası yatırımcıları cezbetmeye çok fazla odaklandığına dair bir his olduğunu da söyledi. Birçok işletmenin, koşulların bu yazdan itibaren gevşemeye başlamasını beklediğini ve sabırlarının tükenmeye başladığını da sözlerine ekledi.

(Kaynak: Gazete Pencere)

Paylaşın

Rebound İlişkide Misiniz? Bilmeniz Gereken 5 İşaret

Rebound ilişkiler genellikle, birinin eski partnerini unutmasına yardımcı olan ilişki olarak tasvir edilir. Ancak gerçek hayatta çok daha karmaşık ve duygusal olarak yorucu olabilirler.

Haber Merkezi / Yakın zamanda bir ayrılığın ardından yeni bir ilişkiye başladıysanız, bunun bir rebound olup olmadığını merak ediyor olabilirsiniz. Bir rebound ilişkisinde olup olmadığınızı anlamak hem sizin hem de yeni partnerinizin duygusal sağlığı için çok önemlidir.

Bir rebound ilişkisinde olduğunuzu gösterebilecek beş işaret şunlardır:

İlişkiniz çok hızlı ilerledi: Bir toparlanma ilişkisinin en yaygın belirtilerinden biri, ilerleme hızıdır. Kendinizi normalden daha hızlı hareket ederken bulursanız, bu hızlı ilerleme genellikle yeni, sağlıklı bir bağ kurmaktan ziyade önceki ilişkinizin bıraktığı duygusal boşluğu doldurma arzusundan kaynaklanır.

Eski partnerinizden sık sık bahsediyorsunuz: Geçmiş ilişkilerden ara sıra bahsetmek doğal olsa da, sürekli olarak eski partnerinizden bahsetmek kırmızı bayrak olabilir. Yeni partnerinizi eski partnerinizle karşılaştırıyor, geçmiş ilişkinizden bahsediyor veya hatta yeni partnerinizi eski partnerinizi kıskandırmak için kullanıyorsanız, bu tamamen devam edemediğinizin bir işaretidir.

Bu davranış yalnızca yeni partnerinizle gerçek bir bağ kurma yeteneğinizi engellemekle kalmaz, aynı zamanda yeni ilişkiyi bir başa çıkma mekanizması olarak kullanıyor olabileceğinizi de gösterir.

Hayatın devam ettiğinizi kanıtlamaya ihtiyaç duyuyorsunuz: Rebound ilişkiler yaşayan kişiler genellikle eski partnerlerine ve hayatın devam ettiğini gösterme konusunda zorlayıcı bir ihtiyaç hissederler. Yeni ilişkide olmanızın motivasyonu büyük ölçüde başkalarına bir şey kanıtlamaksa, büyük ihtimalle bir rebound ilişidir.

Duygusal durumunuz dengesiz: Geri tepme ilişkileri genellikle duygusal dengesizlik ile karakterize edilir. Aşırı inişler ve çıkışlar yaşıyorsanız, bu önceki ayrılığınızı tam olarak atlatamadığınızın bir işareti olabilir. Bu duygusal dalgalanmalar, eski partnerinize karşı çözülmemiş duygulardan ve yeni bir ilişkiye ani geçişten kaynaklanabilir.

Geçmiş ilişki sorunlarını ele almaktan kaçınıyorsunuz: Bir toparlanma ilişkisinde, genellikle geçmişi düşünme veya ondan ders çıkarma konusunda bir isteksizlik vardır.

Önceki ilişkinizin neden bittiğini anlamak veya kendi duygusal tepkilerinizle başa çıkmak için zaman ayırmadıysanız, yeni ilişkiyi bu acı verici ama gerekli süreçlerden kaçınmak için kullanıyor olabilirsiniz. Bu kaçınma, kişisel gelişimi ve sağlıklı bir yeni ilişkinin gelişimini engelleyebilir.

Paylaşın

Özgür Özel: Mali Darbe Girişimine Boyun Eğmeyeceğiz

CHP Lideri Özgür Özel, belediyelerin SGK borçlarına ilişkin yaptığı açıklamada, “Bu mali darbe girişimine karşı boyun eğmeyeceğimizi ve bu kötülüğe karşı mücadele edeceğimizi ilan ediyorum” dedi ve ekledi:

“İyiler, dürüstler, çalışkanlar ve halktan yana olanlar kazanacak. Kötü planlar yapanlar, halkın kararına karşı duranlar kaybedecek. Ben milletimizi bu kötülüğün karşısında iyilikle, güzellikle ve belediye başkanlarımızın yapacağı hizmetlere destek olarak bu mali darbe girişimini püskürtmeye davet ediyorum.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin Eskişehir İl Başkanlığı’na ziyaret etti. Özgür Özel’e Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç, Eskişehir İl Başkanı Talat Yalaz, Eskişehir milletvekilleri Utku Çakırözer, Umut Akdoğan, Jale Nur Sümbüllü ve İbrahim Arslan eşlik etti.

Cumhuriyet’in aktardığına göre; Burada açıklama yapan Özel, Eskişehir’in en önem verdikleri illerden bir tanesi olduğunu belirterek “Bozkırın ortasında bir cennet yarattılar Yılmaz Büyükerşen ile birlikte” dedi.

Özel şöyle konuştu: “Malum iktidar partisi CHP’nin belediyelerdeki başarılarından inanılmaz rahatsız, ne yapacaklarını şaşırdılar. Ama geçmişte ittifakla aldığımız şehri bu sefer ittifaksız aldık. Bu halk dostu belediyeciliğe gösterilen güvendi. Bunu hazmetmek yerine iktidar ‘biz bu belediyeleri nasıl çalıştırmayız’ diye düşünüyor. Bir darbe girişimi ile karşı karşıyayız. Darbe halkın seçtiklerini işlevsiz kılmaktır. Şimdi yaşanan ise mali darbe girişimidir. Geçen sefer İstanbul’da yaptılar hepimiz Ekrem Başkan’a sahip çıktık ve millet o darbeyi püskürttü.

Şimdi bütün belediyelere SGK’dan yazı yolladılar. Teker teker herkese icra kağıdı geliyor. Biz bu belediyelerin büyük bölümünün sizden devraldık. Bu Ankara’nın vergi borcunu şişiren Melih Gökçek adam tek bir kuruş ödememiş ki. Daha önce belediyeler AKP’deyken borçlarını ödememiş çünkü onlara af çıkarılmış. Şimdi de yıllardır yapmadıklarını yapıyorlar. Belediyeleri CHP’ler aldı diye ‘faizini ödesin’ diyorlar. Yemeği Melih Gökçek yedi hesabı Mansur Yavaş ödesin diyorlar.

Saygı gösterecekleri yerde mali yönden elimizi kolumuzu bağlayacaklar, hizmet edemez hale getirecekler ve ‘CHP hizmet etmiyor görüyor musunuz’ diyecekler. Millet bunu görmeyecek mi? Kötülükle siyaset olmaz. Millet askeri darbenin yargı darbenin karşısında durduysa bunun da durur.

“Mali darbe girişimini püskürtmeye davet ediyorum”

Millet aksatanı da biliyor hizmeti yapanı da biliyor. Ben bu mali darbe girişimine karşı boyun eğmeyeceğimizi ve bu kötülüğe karşı mücadele edeceğimizi ilan ediyorum. İyiler, dürüstler, çalışkanlar ve halktan yana olanlar kazanacak. Kötü planlar yapanlar, halkın kararına karşı duranlar kaybedecek. Ben milletimizi bu kötülüğün karşısında iyilikle, güzellikle ve belediye başkanlarımızın yapacağı hizmetlere destek olarak bu mali darbe girişimini püskürtmeye davet ediyorum.”

Somali’de hayatını kaybeden asker ve usta tiyatrocu Genco Erkal için başsağlığı dileyen Özel, “Genco Erkal bir cumhuriyet sanatçısıydı. Türkiye’nin en önemli tiyatro sanatçılarından bir tanesiydi. Onu da muhalif kimliğinden dolayı üzdüler. Çok üzgünüz, hepimizin başı sağ olsun.” dedi.

Sokak hayvanları hakkında düzenlenen kanun hakkında ise Özel şunları söyledi: “Bir sokak köpeği sorunu var evet ama bundan iktidar sorumlu. Aşırı üremeye bir çare üretmeden köpeklerin bu şehirde yarattığı sorunu durduramayacağımızı veteriner hekimler söylüyor. Sorunun yükünü belediyelerin sırtına bırakmak gibi bir anlayış yok. Önce oraya ‘öldürün hayvanları’ yazdılar.

Biz karşı çıktık sildirdik. Şimdi de yükü belediyelere yıktılar ama para vermiyorlar. Biz çaresiz ve parasız kalsak da bu üstü örtülü katliam yasasındaki talimatı uygulamayacağız, bir tane cana kıymayacağız. CHP yaşatmak için var. CHP insan haklarını, hayvan haklarını savunuyor. Gücümüz yettiğince barınak yaparız, kısırlaştırırız, sahiplendiririz. Gücümüz yetmediğinde sorumlu ise iktidardır bunu da milletimize anlatırız.”

Paylaşın

850 Bin Yıllık “Arkaik İnsan” Kalıntıları Bulundu

Kuzey İspanya’nın Burgos eyaletindeki Atapuerca (Sierra de Atapuerca) arkeolojik alanında yapılan son kazılarda, Homo Antecessor olarak bilinen arkaik insan türüne ait bir bireyin iskelet kalıntıları ortaya çıkarıldı.

Haber Merkezi / Katalan İnsan Paleoekolojisi ve Sosyal Evrim Enstitüsü’nden (IPHES) araştırmacılar, arkeolojik alanda birden fazla kafatası parçası, alt çene kemiğinden 2 parça, birkaç omur, bilekten bir kemik ve tek bir kesici diş çıkardılar.

Araştırmacılar, çıkarılan parçaların yaklaşık 25 yaşında dişi bir Homo Antecessor’a ait olduğunu belirlediler. Yapılan tarihleme çalışmaları, kadının yaklaşık 850 bin yıl önce, Erken Pleyistosen döneminde yaşadığını ortaya koydu.

Latincede “öncü insan” anlamına gelen Homo Antecessor, ilk olarak 1991 yılında İspanyol paleoantropologlar Jose Maria Bermudez de Castro, Eudald Carbonell ve Juan Luis Arsuaga tarafından keşfedilmişti.

Homo Antecessor’un 800 bin ila 1,2 milyon yıl önce Avrupa’nın her tarafında yaşadığına inanılıyor, ancak şimdiye kadar 1994 yılında ve 30 yıl sonra 2024 yılında Atapuerca’da bulunan iskelet parçaları bu arkaik homininin tek doğrulanmış kalıntıları.

Sierra de Atapuerca, insanlığın zaman içindeki uzun ve destansı yolculuğunun hikayesi hakkında daha fazla bilgi edinmek isteyen bilim insanları tarafından yoğun bir incelemeye tabi tutulmakta.

Bu alanda yapılan her yeni keşif, arkaik insan eserleri veya iskelet kalıntıları, bu bilgi arayışını daha da ileriye taşımaya yardımcı olmakta. Bu nedenle Atapuerca (Sierra de Atapuerca) arkeolojik alanındaki ikinci Homo Antecessor’un keşfi olağanüstü önemli bir gelişme olarak görülmekte.

Paylaşın

Fitch Ratings’ten “Türk Bankaları” Uyarısı

ABD merkezli kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings, Türk bankalarını değerlendirdiği raporunda, “Varlık kalitesinde ılımlı bozulma var” ifadelerine yer verdi.

Kuruluş raporunda ayrıca, “Yüksek faiz ortamında artan swap maliyetlerini ve yasal kredi büyüme sınırlamaları nedeniyle, varlıkların daha yavaş yeniden fiyatlandırılmasıyla marj baskısını yansıtmakta” ifadelerini kullandı.

Fitch Ratings’in son üç aylık Türk Bankaları Veri İzleme Raporu’na göre, Türk bankalarının faaliyet ortamı, azalan makroekonomik ve finansal istikrar riskleri ve artan yatırımcı güvenini yansıtarak 2024 ilk çeyrekte iyileşmeye devam etti.

Bununla birlikte, parasal sıkılaştırma, kredi büyüme sınırlamaları ve yüksek TL fonlama maliyetleri ve bireysel borçluların daha zayıf geri ödeme performansı nedeniyle kârlılık baskılarına neden olduğunu belirten Fitch, bankaların karşılık ayırma ve kârlılık tamponlarının parasal sıkılaştırmanın etkisini atlatmak için yeterli kalmasını bekliyor.

Ekonomim’de yer alan habere göre, rapor kapsamındaki Türk bankaları için, faaliyet karı/ortalama risk ağırlıklı varlıklar (RVA) oranı 2024 ilk çeyrekte ortalama yüzde 3,4 (2023 dördünçü çeyrek: yüzde 4,6) olarak gerçekleştiğini belirten Fitch, “Yüksek faiz ortamında artan swap maliyetlerini ve yasal kredi büyüme sınırlamaları nedeniyle, varlıkların daha yavaş yeniden fiyatlandırılmasıyla marj baskısını yansıtmakta” ifadelerini kullandı.

Fitch, kredi değer düşüklüğü giderleri, esas olarak teminatsız perakende segmentindeki varlık kalitesindeki bozulmayı yansıtarak, 2023 dördüncü çeyrekteki yüzde 31’den, değer düşüklüğü öncesi kârın ortalama yüzde 41’ine yükseldiğini vurguladı.

Fitch, kapsam dahilindeki bankaların çekirdek sermaye rasyosunun 2024 birinci çeyrekte yüzde 12,8’e gerilediğini belirtirken (2023 dördünçü çeyrek: yüzde 14,7), bu gerilemede, sıkılaştırılan tolerans, artan faaliyet RWA’ları ve bazı bankaların temettü ödemeleri etkili olduğunu ifade etti.

Paylaşın