Avrupa Ligi: Trabzonspor Adını Bir Üst Tura Yazdırdı

UEFA Avrupa Ligi 2. Ön Eleme Turu rövanş maçında Trabzonspor ile Ruzomberok, karşı karşıya geldi. Karşılaşmadan 1 – 0 galip ayrılan Trabzonspor, adını bir üst tura yazdırdı.

Haber Merkezi / Hakem Nenad Minakovic’in yönettiği karşılaşmada, Trabzonspor’a galibiyeti getiren golü, 55. dakikada Draguş kaydetti.

Trabzonspor, ilk maçı da 2 – 0 kazanmıştı. Trabzonspor’a galibiyeti getiren golleri, 39. dakikada Trezeguet ve 90+1. dakikada Cihan kaydetmişti.

Trabzonspor, Avrupa Ligi 3. eleme turunda Rapid Wien ile karşılaşacak. İlk maç 8 Ağustos’ta, ikinci maç 15 Ağustos’ta oynanacak.

65. dakikada Cihan Çanak’ın derinlemesine pasında Visca toplu buluştu. Bu oyuncunun yerden pasında ceza sahası içi sağ çaprazında topla buluşan Draguş, ayağının içiyle vuruşunda meşin yuvarlağı kaleci Fruhwald’ın sağından ağalarla buluştu. 1-0

Stat: Trabzon

Hakemler: Nenad Minakovic, Nikola Borovic, Bosko Bozovic

Trabzonspor: Uğurcan Çakır, Pedro, Mendy, Denswil, Eren Elmalı (Barisiç dk. 84), Lundstram, Ozan Tufan (Bardhi dk. 72), Visca, Cihan Çanak (Enis Destan dk. 81), Trezeguet (Umut Güneş dk. 81), Draguş (Nwakaeme dk. 72)

Ruzomberok: Frühwald, Gabriel, Maly, Mojzis (Köstl dk. 56), Gomala, Luteran (Müdry dk. 56), Lavrincik, Tucny, Hladik (Domonkos dk. 80), Gerec (Bod’a dk. 71), Chrien (Chobot dk. 71)

Gol: Draguş (dk. 65) (Trabzonspor)

Paylaşın

Hatimoğulları: Hiçbir Güç Bizi Anadilimizden Koparamaz

Partisinin Van’da düzenlediği Demokratik Yerel Yönetimler Kadın Çalıştayı’nda konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, “Son zamanlarda düğünlerde halay çektikleri için, geleneksel kıyafetler giydikleri için tutuklananların sayısının gittikçe arttığını, böylesi bir farklı operyasonel yaklaşım olduğunu görüyoruz” dedi ve ekledi:

“Buradan iktidara sesleniyoruz. Yerelden merkeze Kürtçeyse Kürtçe, Arapçaysa, Arapça, Lazcaysa Lazca, sayamadığım Türkiye’de konuşulan bütün dillerde anadilimizde konuşmaya, şarkılar söylemeye, dans etmeye, halay çekmeye, rüya görmeye devam edeceğiz. Hiçbir güç bizi anadilimizden koparamaz. Bugün 30 milyona yakın Kürt’ün yaşadığı bir ülkedeyiz. 30 milyona yakın bir halkın dilinin yasaklanması hiçbir anlayışın kabul edebileceği bir şey değil. Fiilen bunu yapmaları mümkün değil.”

Hatimoğulları, konuşmasının devamında, “Bu konuda bütün yerel yönetimlere çağrımızdır. Sadece DEM Partili yönetimlerin olduğu yerler de değil. Karadeniz’de Lazların olduğu belediyelerde, Akdeniz’de Arapların olduğu belediyelerde, ez cümle bütün belediyelerde Arapça, Lazca, yani o belediyenin sınırları içinde konuşulan bütün dillerde hizmet sağlanması, o dillerde kültürel faaliyetlerin yerel yönetimler eliyle sürdürülmesi çağrısını yapıyoruz. 72 milletin bir arada barış ve huzur içinde yaşamak istediği bir ülkede olması gereken yönetsel anlayış budur. Bu konuda ısrarcıyız ve bu ısrarımız iktidara dert olsun” ifadelerini kullandı.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Demokratik Yerel Yönetimler Kadın Kurulu, Van’da “Demokratik Yerel Yönetimler Kadın Çalıştayı” düzenledi. DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları’da çalıştayda bir konuşma gerçekleştirdi. Hatimoğulları, konuşmasında şunları ifade etti:

“Çalıştay eminim çok başarılı geçecek. Kadınlarla bir arada olmanın o pozitif enerjisini sabahın ilk saatlerinde programımıza başlarken hepimiz yürekten hissettik. Dört gün devam edecek olan programımızın başındayız. Yerel Yönetimlerde Eğitim Çalıştayı. İlk iki günü kadınlarla birlikte gerçekleştireceğiz, ikinci iki günü de karma bir şekilde gerçekleşecek.

Bu dört günlük süre boyunca demokratik, ekolojik ve kadın özgürlükçü yerel yönetim anlayışımızı nasıl daha fazla derinleştirebileceğimizi, hayata nasıl en iyi şekilde tatbik edebileceğimizi konuşacağız. Farkındalıklarımızı artıracağız, birikimimizi arttırmayı hedefleyeceğiz. Bu dört günlük çalışmanın sonucunda da belediyelerimizde en iyi şekilde bu fikriyatı tatbik etmek için tazelenmiş bir enerjiyle buradan çıkacağımıza inanıyorum.

Bütün yönetim anlayışımızın tamamında eş başkanlık ve eşit temsilliyet vazgeçilmezimizdir. ‘Eş başkanlık ve eşit temsiliyet mor çizgimizdir’ dedik, bunun için çok bedel ödedik. Sürecin bugüne kadar gelmesinde emek vermiş olan ve bedel ödeyen, kapı kapı dolaşıp bu anlayışı hanelere kadar örgütleyen, yerelden merkezi siyasete taşıyan emektar kadınlar var bu salonda. Bedel ödemiş kadınlar bu salonda. Bugüne gelmenin öyle kolay olmadığını hepimiz biliyoruz. Erkek egemen sistemin beş bin yıllık ağır etkilerine başta yerel yönetimler olmak üzere parti içinde de hala tanıklık ediyoruz.

Seçimlere hazırlık yaptığımız dönemde, özel harp yönteminin kadın hareketi üzerindeki saldırılarına çokça tanıklık ettik. Resmi başkanın kim olacağından tutun da erkek egemen anlayışın kendini dayatmasına kadar bu baskıları çok farklı kanallardan üzerimizde hissettik. Ama Kadın Meclisi ve kadın hareketiyle beraber çok güçlü bir yanıt ürettik. Bu kadar ağır bedel ödeyerek kazanmış olduğumuz eş başkanlık ve eşit temsiliyetten asla vazgeçmeyeceğimizi, yerel seçimlere hazırlanırken dosta da düşmana da gösterdik. Emeği geçen bütün arkadaşlara, bu mücadeleyi veren bütün arkadaşlara saygılarımı ve sevgilerimi sunuyorum. Emeklerinize sağlık. İyi ki direndiniz, iyi ki bizleri bugüne taşıdınız.

78 belediyemiz var ve hepsinde kadın eş başkanımız var. Yani 78 kadın eş başkan. Bugün Türkiye’ye model oluştan bir sistem. Aslında sadece Türkiye’ye de değil. Bu sistemin Ortadoğu’da çok konuşulduğunu, birçok kadın hareketinin eş başkanlık ve eşit temsiliyet sistemini büyük bir merakla araştırdığını bilmemiz lazım. 468 belediye meclis üyesi kadın var. Belediye Kadın Meclisi Grubumuz var. Aynı şekilde de parlamentoda da Kadın Grubumuz var. Bu şekilde bir kadın grubu kuran başka bir siyasi parti ne yazık ki Türkiye’de yok.

Bir günde oluşmadı bu gelenek, çok ağır bedeller ödendi. 1979’da Hilvan’da Düre Kaya, Emine Hacıyusufoğlu ve Saadet Yavuz meclis üyesi olarak seçildi. Bu büyük bir başarıdır. Bu Kürt kadınların 79’da ektiği tohumların, 2024’te bu salonda sonuçlarını yaşıyoruz. Saadet Yavuz hayatta. Kendisini Hilvan’da ziyaret ettik seçim çalışmaları sırasında, deneyimini dinledik. Gerçekten o kadar öğretici ki bütün kadın belediye eş başkanı arkadaşlarımızın gidip kendisiyle görüşmesini ve o deneyimi dinlemesini öneririm.

Türkiye kadın hareketi ve Kürt kadın hareketi kotayı tartıştı bir dönem, kadınların lehine pozitif ayrımcılığı tartıştı. Türkiye kadın hareketi ile Kürt kadın hareketinin ideolojik yaklaşımlarını, akıllarını ve pratiklerini birleştirmeleri bizleri bugüne taşımış oldu. Partimizde bunu yaşatabiliyorsak kadın hareketlerinin bundaki payı büyüktür. Taşıdıkları bilinç ve ideolojik yaklaşımlarının sonuçlarını hep birlikte yaşıyoruz. Biz ‘yenge başkan’dan bugüne kadar geldik. Sevgili Aysel Tuğluk anılarını yazmıştı. Gültan Kışanak burada, kendisini sevgiyle selamlıyorum.

‘Kürt Siyasetinin Mor Rengi’ kitabında bu sürecin ilmek ilmek kadınlar tarafından nasıl işlendiği, pratikte hangi sorunlarla karşılaşıldığı çok iyi yazılmış kadınlar tarafından. Bu fikri bir araya getiren Sevgili Gültan Kışanak oldu kitabında. Önemli bir kitap. Bizim bugün yaptığımız bu çalışmalara çok önemli bir ışık sunuyor. Erkek egemen zihniyet her yerde. Erkek egemen zihniyet ile mücadele ettik ve başardık diyebileceğimiz bir süreçte değiliz. Bizler sürekli başarmak zorundayız. Çünkü erkek egemen ve iktidarcı anlayış bulduğu her alanda, kadın hareketinin zayıfladığını hissettiği her anda karşımıza çıkar.

Boşlukları iktidarlar çok kolay doldurur. Mücadelemizdeki diriliği ve sürekliliği canlı tutmak çok önemli. Yerellerde seçilmiş kadın eş başkanlar olarak da sanıyorum ki en büyük görev ve sorumluluk sizlerin üzerindedir. Çünkü sizler halkın iradesini, kadınların iradesini temsil ediyorsunuz. Her birinizin pratik bir adımı o ilde, ilçede, belediyede örnek teşkil edecektir. Biz sadece biz değiliz. Seçilmişler sadece kendileri değildir, temsil ettikleri kadınlardır. O yüzden attığımız her adımın sorumluluğunun bilincinde davranmak gibi çok önemli bir görev ve sorumluluğumuz var.

Biraz önce de bahsettim. Bizlerin yaşadığı iyi olmayan pratiklerden biri de seçilmişler konusunda kadın erkek ayrımının arada bir karşımıza çıkmasıdır. Erkek yönetim anlayışının tuzaklarına karşı uyanık olmamızın özellikle altını çizmeliyim. Bunu şu sebeple söyledim. İktidar kötü bir hastalıktır. İktidar, kötü ve bulaşıcı bir hastalıktır. Bizler o makama geldiğimizde zannediyoruz ki bütün dünyanın tek ve en önemli insanıyız. Oysa böyle değildir. Bizler halkı temsilen oradayız.

Halkın isteklerini ve ihtiyaçlarını gerçekleştirmek ve paradigmanın ışığında bir pratik sergilemek üzere oradayız. İktidarcı anlayışın bulaşıcılığından biz kadınlar kendimizi korumak durumundayız. Koruma altına alabilmenin en önemli yolu da ideolojik donanımımızdır, paradigmamızı en iyi şekilde bilmek ve içselleştirmektir. Aksi takdirde iktidarın olumsuz etkilerini engelleyemeyiz. Bizler toplumsal cinsiyete duyarlı ve eşitlikçi kadın bakış açımızın farkındayız.

Erkek egemen anlayışın, o anlayışın etkisindeki hiç kimsenin bizi bu pratiğimizden vazgeçirmesine asla müsaade etmemeliyiz. Siz değerli kadın eş başkanlarımızdan en büyük beklentimiz de yerel yönetim pratiğini mahalle mahalle bütün kadınlara gerek davranışlarınız gerekse pratiğinizle aktarmanızdır. Bu görev ve sorumluluk siz değerli eş başkanlarımıza, yönetici arkadaşlarımıza ve bir bütün olarak hepimize aittir. Ama özel olarak yerellerde sizlere önemli oranda görevler düşmektedir.

“Eşitlikçi paradigmayı hayata geçirmek için modeller oluşturmalıyız”

Eşitlikçi paradigmayı hayata geçirmek için örneklerimizi artırmalıyız, modeller oluşturmalıyız. Bu modellerin sadece kendi yerellerimizde değil; Türkiye’de, Ortadoğu’da ve bütün dünyada konuşulabilmesini sağlayabilmek ve pratik deneyimimizi başka yerlere aksettirmek çok önemlidir. Türkiye’de yerel yönetim anlayışımızı oluştururken “Porto Allegra Deneyimi”ni okuyoruz. Biz isteriz ki DEM Parti’nin kadınlarla ilgili yaptığı çalışmalarını ve yerel yönetim modelini İspanya’daki de okuyabilsin, Amerika’daki de okuyabilsin, Cezayir’deki de okuyabilsin, Mısır’daki okuyabilsin. Biz bunu sağlayabiliriz. Pratiğimizin görünür kılınması çok önemlidir.

Belediyecilik hizmetimizle ilgili çok kısa birkaç noktaya değinmek istiyorum. Merkezi hükümetin erkek egemen, ırkçı ve faşist anlayışının ürünü olarak, kadın politikalarımıza ve tarihsel kazanımlarımıza vurmak istediği darbeye tanıklık ediyoruz. İstanbul Sözleşmesinden bir gece ansızın çekildiler. Şimdi geri çektiler ama 9’uncu Yargı Paketinde 6284 Sayılı Kanunu tartışmak istediler ve nafaka hakkını tırpanlamak için atmadıkları adım kalmadı. Bu faşist otoriter yönetimin attığı adımları, yerellerimizde kayyımcı anlayışla kadınların kazanımlarını nasıl yok ettiklerini en iyi sizler biliyorsunuz.

Kayyım atandığında ilk olarak kadın danışma merkezlerini, kadın sığınma evlerini, kadın kooperatiflerini, kadınla ilgili kurumlarımızı kapatmaları boşuna değildi. Eş başkanlık sistemimize saldırmaları boşuna değildi. Çünkü onlar biliyor ki yerellerde kadınların örgütlülüğü güçlü oldukça o hareketin siyasi gücü yerelde de güçlü olur merkezde de güçlü olur. O nedenle sürekli kadın hareketine, bizlere, Kürt kadın hareketine ve Türkiye’deki kadın hareketine karşı bu operasyonel yaklaşımları sergiliyorlar.

Hem ideolojik hem siyasi anlamda hem de pratikte gözaltı ve tutuklamaların temel nedeninin bu olduğunu gayet iyi biliyoruz. Yerelde kayyım politikalarına karşı kazanmış eş başkanlar olarak bunları boşa düşürmek konusunda pratik adımlarımızı en hızlı şekilde atmalıyız. Bazı belediyelerimizin pratikleri oldukça hızlıydı. Kadın danışma merkezlerinin hızla açılması çok önemliydi. Belediyelerin birinci ödevinin bunu hayata geçirmek olduğunun altını çizmek lazım.

‘Alo Şiddet’ hattından tutalım da kadın danışma merkezlerinin kurulmasına kadar, kadın üretim kooperatifinin kurulmasına kadar, kadın emeğinin değerlendirileceği pazarlara kadar her türlü çalışma kadın eş başkanlar başta olmak üzere belediye yönetimlerinin sorumluluğudur. Bize karşı olan saldırılara bu somut adımlarla yanıt vermek zorundayız. Bunu de en iyi şekilde yapacağınızdan hiç şüphem yok. Bizler bu kültürü ve geleneği Behice Boranlardan, Şirin Tekelilerden, Sevelerden, Pakizelerden alarak bugüne geldik.

“Anadilimizde şarkılar söylemeye, halay çekmeye devam edeceğiz”

Sözlerime son verirken bir noktaya da daha değineceğim. Son zamanlarda düğünlerde halay çektikleri için, geleneksel kıyafetler giydikleri için tutuklananların sayısının gittikçe arttığını, böylesi bir farklı operyasonel yaklaşım olduğunu görüyoruz. Buradan iktidara sesleniyoruz. Yerelden merkeze Kürtçeyse Kürtçe, Arapçaysa, Arapça, Lazcaysa Lazca, sayamadığım Türkiye’de konuşulan bütün dillerde anadilimizde konuşmaya, şarkılar söylemeye, dans etmeye, halay çekmeye, rüya görmeye devam edeceğiz.

Hiçbir güç bizi anadilimizden koparamaz. Bugün 30 milyona yakın Kürt’ün yaşadığı bir ülkedeyiz. 30 milyona yakın bir halkın dilinin yasaklanması hiçbir anlayışın kabul edebileceği bir şey değil. Fiilen bunu yapmaları mümkün değil. Bu konuda bütün yerel yönetimlere çağrımızdır. Sadece DEM Partili yönetimlerin olduğu yerler de değil.

Karadeniz’de Lazların olduğu belediyelerde, Akdeniz’de Arapların olduğu belediyelerde, ez cümle bütün belediyelerde Arapça, Lazca, yani o belediyenin sınırları içinde konuşulan bütün dillerde hizmet sağlanması, o dillerde kültürel faaliyetlerin yerel yönetimler eliyle sürdürülmesi çağrısını yapıyoruz. 72 milletin bir arada barış ve huzur içinde yaşamak istediği bir ülkede olması gereken yönetsel anlayış budur. Bu konuda ısrarcıyız ve bu ısrarımız iktidara dert olsun.

Değerli arkadaşlar; ben bu çalıştayın konuştuğumuz bütün bu konulara açıklık getireceğine, bu çalıştayda bilgilerimizi ve hafızamızı yeniden tazeleyeceğimize ve bu tazelenmiş bilgiler ve hafızamız ışığında bir pratik süreç içerisinde çalışmalarımızı en iyi şekilde halkımıza sunacağımıza eminim. Bu duygu ve düşüncelerle çalıştayın başarılı geçmesini diliyorum. Şimdiden hepinizin emeğine ve yüreğine sağlık. Kolay gelsin.”

Paylaşın

Özgür Özel: Uygulanan Politikalarla Yalnızca Rantçılar Kazanıyor

Burdur’da halka seslenen CHP Lideri Özgür Özel, iktidarın uyguladığı ekonomi politikaları eleştirerek, “Halkın partisinin iktidara gelip halktan, çiftçiden, üreticiden, hayvancıdan yana pozisyon alması lazım” dedi ve ekledi:

“Öyle politikalar üretmesi lazım. Hem üretici hem tüketiciyi korumak lazım. O zaman ne olacak? Hem fahiş fiyatlar ortadan kalkacak hem emek sömürüsü ortadan kalkacak. Herkes birden kazanacak. Şimdi kim kazanıyor? Sadece zenginler kazanıyor. Sadece rantçılar kazanıyor.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Burdur İl Başkanlığı’nı ziyaret etti. Özel’e İl Başkanı Kadir Koç, Burdur Belediye Başkanı Ali Orkun Ercengiz ve diğer il belediye başkanları eşlik etti. İl başkanlığına girişte Özel’e 1 Mayıs doğumlu “Mayıs” adlı bir köpek hediye edildi. Özel, Mayıs’ı genel merkeze götüreceğini söyledi.

Parti binasının balkonundan emeklilere seslenen Özgür Özel, “Bu iktidar geldiğinde en düşük emekli aylığı 8 çeyrek altın alıyordu. Bugünkü emekli maaşı 3 çeyrek altın alıyor. 5 tane çeyrek altın kayıp. Emekli ablam bir çeyrek altın almış kuyumcudan, evde çantada yok. Aklı çıkar, bütün yolu gezer, arar. Nerede kaybettim diye. Şimdi bak, bir emekli değil, her emekli, bir sefer değil, her ay, bir altın değil, beş altın kaybetmiş. Nerede kaybettik diye arayacak mısınız?” dedi.

Emeklilerin seçim sandığında kaybettiğini ifade eden Özel, “AK Parti geldi, seçim sandığında aylık beş çeyrek altını kaybettiniz. Kaybettiniz yer sandıksa, bunun bulacağı yer yine sandık. Seçim sandığına gidilecek, ne kaybedildiyse orada bulunacak” dedi.

Üreticinin, iktidarda halktan yana partinin olmaması nedeniyle ezildiğini vurgulayan Özel, şunları söyledi: “O köylünün fasulye üreticisinin, kabak üreticisinin, domates üreticisinin partisi iktidarda değil. Kimin partisi iktidarda? Zenginin partisi iktidarda. Gelirken garibandan oy alarak geldiler. Yerlerini yaptılar. Şimdi köylüye dönüp bakmıyorlar. 13 liraya süt imal ediliyor. Sütün maliyeti 13 lira. 8 liraya süt alıyorlar Burdur’da. Denetlense en iyi süt 15 lira o da maliyetinin kurtardığı. Oysa 1’e 1,5 paritesi var.

Yani sütün bugün 13 liraya satılması için bu adamın 8 liraya yem alması lazım. Yemin çuvalının 400 lira olması lazım. Kaç para şimdi? 580 lira – 600 lira. 600 liradan yem alıp 8 liradan süt satıyorlar. Böyle bir şey olmuyor. Ne oluyor bu sefer? Bütün anaçlar bıçak altına gidiyor. Kesiliyor. Sonra Türkiye’de beslenme sorunu var. Türkiye’de tarım ürünlerinde sorun var. Ne yapalım? İthalatına izin verelim. Baştan korumuyor, kaybediyor. Sonra ithalatına izin veriyor iyice perişan ediyor.”

Uygulanan politikalarla yalnızca rantçıların kazandığını ifade eden Özel, “Halkın partisinin iktidara gelip halktan, çiftçiden, üreticiden, hayvancıdan yana pozisyon alması lazım. Öyle politikalar üretmesi lazım. Hem üreticinin hem tüketiciyi korumak lazım. O zaman ne olacak? Hem fahiş fiyatlar ortadan kalkacak hem emek sömürüsü ortadan kalkacak. Herkes birden kazanacak. Şimdi kim kazanıyor? Sadece zenginler kazanıyor. Sadece rantçılar kazanıyor” diye konuştu.

Birgün’ün aktardığına göre; Özel, sözlerini şöyle sürdürdü: “Sen yandaş müteahhide 660 milyar buluyorsun, 20 milyona yakın emekliye 100 milyar bulamıyorsun. Bugün eğer o 660 milyarı çarçur etmese her emekli 17 bin 500 lira alabilir. Her asgari ücretli enflasyon zammı alabilir. Her çiftçinin her esnafın da kredi faizi silinir, vadelere bölünebilir. Halk Bankasından kredi çekmiş adam. Pandemide düşük faizle.

Öderken faizi artırıyorlar. Bakın pandemide KGB’den dünyanın en ucuz kredisini zenginlere dağıttılar. Adam aldı yat aldı, özel uçak, yalı aldı hepimizin parasıyla. Pandemide Halk Bankası’ndan esnaf kefalet kredisi çekenin faizini yüzde 9’dan 25’e çıkarıyorlar öderken. O yüzden bir tarafa para bulan varsa, bir tarafa para bulamıyorsa nedir bu iktidar? Emeklinin, işçinin, çiftçinin değil, zengin müteahhidin iktidarı olmuştur.

Çok basit bir hesap var. Burdur’daki emeklilere söylüyorum; bu iktidar geldiğinde en düşük emekli aylığı 8 çeyrek altın alıyordu. İkna olmayan gitsin kuyumcuya sorsun. Ben 22 yıl önce bu maaşı alıyordum o gün çeyrek altın kaç paraydı? Bugünkü emekli maaşı 3 çeyrek altın alıyor. 5 tane çeyrek altın kayıp. ‘Alamıyorum, alamıyorum’ diyor. Bak alamıyorsun, bir tane çeyrek altın düşünürsen aklın çıkar. Ne yaparsın? Eve giderken çeyrek altın alsan. Gittin, baktın çantada yok.

Emekli ablam bir çeyrek altın almış kuyumcudan, evde çantada yok. Aklı çıkar, bütün yolu gezer, arar. Nerede kaybettim diye. Doğru mu? Şimdi bak, bir emekli değil, her emekli, bir sefer değil, her ay, bir altın değil, beş altın kaybetmiş. Nerede kaybettik diye arayacak mısınız? Dolaşın, bakın nerede kaybettiniz? Vallahi de billahi de seçim sandığında kaybettiniz. AK Parti geldi, seçim sandığında aylık beş çeyrek altını kaybettiniz. Küçücük bir kız çocuğu küpesini düşürse gider, kaybettiği yerden bulur. Sizin de kaybettiniz yer sandıksa, bunun bulacağı yer yine sandık. Seçim sandığına gidilecek, ne kaybedildiyse orada bulunacak.”

Burdur Belediyesi’nin SGK borcuna ilişkin konuşan Özel, “Çok tartışma yapılıyor belediye borçları, konuşacağız. Bir de şunu söyleyeyim; Ali Orkun Ercengiz belediyeyi devraldığında 23 milyon dolar, bakın 23 milyon dolar borcu vardı. Bugünkü parayla çevirdiğimizde 1 milyara yakın. Şu anda bir kuruş borcu yok. bir kuruş borcu yok. Kimden aldık belediyeyi? AK Parti’den aldık. 23 milyon dolar borçla aldık, 1 kuruş borç yok. Hizmet olur mu? Olmasa bu oy olur mu? Geçen seçim ittifakla kazandık, bu seçimde tek başımıza neredeyse iki kişiden birinin oyunu kazandık. Karşımızda ittifak vardı, biz de yoktu. Tek başımıza kazandık” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

İTO Açıkladı: İstanbul’un Enflasyonu Yüzde 72,80

Temmuz ayında, İstanbul’da yıllık bazda perakende fiyatlar yüzde 72,80, toptan fiyatlar ise yüzde 55,12 arttı. Perakende fiyatlar haziran ayında bir önceki aya göre yüzde 4,21, toptan fiyatlar ise yüzde 1,04 arttı.

Haber Merkezi / İstanbul Ticaret Odası (İTO), 2024 Temmuz Ücretliler Geçinme İndeksi ve Toptan Eşya Fiyatları İndeksi verilerini açıkladı.

Buna göre; 2024 Temmuz ayında İstanbul’da; perakende fiyat hareketlerinin göstergesi olan İstanbul Ücretliler Geçinme İndeksi bir önceki aya göre yüzde 4,21, toptan fiyat hareketlerini yansıtan Toptan Eşya Fiyatları indeksi ise yüzde 1,04 oranında arttı.

2023 Temmuz ayına göre 2024 Temmuz ayında yaşanan fiyat değişimlerini gösteren bir önceki yılın aynı ayına göre değişim oranı İstanbul Ticaret Odası’nın (İTO) 1995 bazlı Ücretliler Geçinme İndeksinde yüzde 72,80, Toptan Eşya Fiyatları İndeksinde ise yüzde 55,12 olarak gerçekleşti.

Temmuz 2024’te Perakende fiyatlarda bir önceki aya göre; Ulaştırma ve Haberleşme Harcamalarında yüzde 10,76, Kültür Eğitim ve Eğlence Harcamaları grubunda yüzde 6,72, Sağlık ve Kişisel Bakım Harcamaları grubunda yüzde 6,60, Gıda Harcamaları grubunda yüzde 4,44, Konut Harcamalarında yüzde 4,23, Diğer Harcamalar grubunda yüzde 2,78, Ev Eşyası Harcamalarında yüzde 1,52 artış; Giyim Harcamaları grubunda yüzde -2,04 azalış izledi.

Temmuz 2024’te Toptan fiyatlarda bir önceki aya göre; İnşaat Malzemeleri grubunda yüzde 7,48, Mensucat grubunda yüzde 5,02, Yakacak ve Enerji Maddeleri grubunda yüzde 2,90, Gıda Maddeleri grubunda yüzde 1,88, Kimyevi Maddeler grubunda yüzde 0,90 artış; Madenler grubunda yüzde -1,94 ve İşlenmemiş Maddeler grubunda yüzde -4,62 azalış izledi.

Paylaşın

Can Atalay’dan AYM Kararı Açıklaması: Derhal Uygulanmalı

AYM kararını değerlendiren Can Atalay, “AYM’nin kararının yorumlanabilir, tartışılabilir, geçiştirilebilir bir karar olmadığını vurguladı. AYM kararının derhal uygulanmalı” dedi.

Haber Merkezi / Anayasa Mahkemesi (AYM), TBMM’de tezkerenin okunarak Türkiye İşçi Partisi (TİP) Hatay Milletvekili Can Atalay’ın vekilliğinin düşürülmesine ilişkin kararın “yok hükmünde” olduğuna karar verdi. Mahkeme, 4’e karşı 10 üyenin oyuyla, Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin, Atalay’la ilgili hak ihlali kararını uygulamamasına ilişkin kararının hukuki değerden yoksun olduğunu belirtti:

“TBMM’nin Genel Kurulu’nun 31.07.2024 tarihli 53. Birleşiminde Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin 03.01.2024 tarihli ve E.2023/12611, Değişik İş. 2024/1 sayılı kararının ekte gönderildiğine dair anılan Daire Başkanlığı yazısının okunması suretiyle Hatay Milletvekili Şerafettin Can Atalay’ın milletvekilliğinin düşmesinin yok hükmünde olduğunun tespitine ve Anayasa’nın 85. maddesi uyarınca iptaline karar verilmesi talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına, Kadir Özkaya, İrfan Fidan, Muhterem İnce ve Yılmaz Akçil’in karşı oyları ve oy çokluğuyla 22/2/2024 tarihinde karar verildi.”

Anayasa’nın 85’inci maddesinde, “Yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına veya milletvekilliğinin düşmesine 84 üncü maddenin birinci, üçüncü veya dördüncü fıkralarına göre karar verilmiş olması hallerinde, Meclis Genel Kurulu kararının alındığı tarihten başlayarak yedi gün içerisinde ilgili milletvekili veya bir diğer milletvekili, kararın, Anayasaya, kanuna veya İçtüzüğe aykırılığı iddiasıyla iptali için Anayasa Mahkemesine başvurabilir. Anayasa Mahkemesi, iptal istemini onbeş gün içerisinde kesin karara bağlar” ifadesi yer alıyor.

“AYM kararı derhal uygulanmalı”

Avukat Özgür Urfa, milletvekilliği düşürülen müvekkili Can Atalay ile cezaevinde görüştü. Görüşmenin ardından Evrensel’den Birkan Bulut’a konuşan Avukat Urfa, AYM’nin gerekçeli kararını Atalay’a verdiklerini söyledi. Urfa, “Atalay kararın çıktığı geceden itibaren süreci takip ediyor. Kararı da kendisiyle paylaştık. Hem TİP ve avukatları hem de diğer muhalefet partileriyle neler yapılabileceğini konuştuk. Kendisiyle konuştuğumuzda özetle, AYM’nin kararının yorumlanabilir, tartışılabilir, geçiştirilebilir bir karar olmadığını vurguladı. AYM kararının derhal uygulanması gerektiğini söyledi” dedi.

Bundan sonraki süreci değerlendiren Urfa, AYM’nin kararına dikkat çekerek şöyle konuştu: “Yok hükmünde denilmesi, böyle bir işlemi olmamış kabul etmektir. Dolayısıyla Meclisin Atalay’ın yeniden milletvekili kaydını yapması gerekiyor. Prosedür olarak AYM kararının Genel Kurul’da okunması dahi gerekmiyor. Fakat bu yapılacaksa da Meclisin olağanüstü toplanması lazım. Süreç artık Meclis’te ve Meclis Başkanı’nda. Meclis Başkanı’nın yetkisini kullanmaması durumunda avukatları ve TİP olarak da gerekli girişimlerde bulunacağız.”

Atalay’ın tahliye edilmemesi sürecinin başından beri yargısal değil siyasal işlediğini anlatan Urfa, “Siyasi müdahalelerle, yönlendirmelerle bu noktaya geldi. O nedenle yargı alanında bir inisiyatif kullanılacağını düşünmüyoruz. Bu yüzden Meclisin çözmesi, mahkemelerin önünü açması gerekiyor” dedi.

Can Atalay’ın avukatları, AYM’nin bugün Resmi Gazete’de yayımlanan kararının ardından mahkemeye tahliye başvurusunda bulundu.

Paylaşın

İsrail, Hamas’ın Askeri Lideri Muhammed Deif’in Öldürüldüğünü Duyurdu

İsrail, Hamas’ın en üst düzey askeri komutanı Muhammed Daif’in 13 Temmuz’da Gazze’nin güneyinde düzenlenen bir hava saldırısında öldürüldüğünü duyurdu. Hamas’tan ise konuya ilişkin bir açıklama gelmedi.

Haber Merkezi / İsrail, Muhammed Deif’in 7 Ekim’de İsrail’in güneyinde düzenlenen ve bin 200 kişinin ölümüne yol açan saldırıların planlanmasından sorumlu kişilerden biri olduğunu öne sürüyor.

Gazze’deki sağlık yetkilileri, 13 Temmuz’da Gazze’nin güneyinde düzenlenen hava saldırısında 90’dan fazla kişinin öldüğünü açıklamış ancak Muhammed Deif’in ölenler arasında olmadığını söylemişlerdi.

Hamas’ın Siyasi Büro Şefi İsmail Haniye de dün İran’ın başkenti Tahran’da düzenlenen suikast sonucu öldürülmüştü. Hamas, suikasttan İsrail’i sorumlu tutmuştu.

12 Ağustos 1965 yılında Han Yunus’ta dünyaya gelen Muhammed Deif, Hamas’ın askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları’nın komutanıydı.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Dışişleri Bakanlığı, 8 Eylül 2015’te Muhammed Deif’i Özel Olarak Belirlenmiş Küresel Teröristler listesine eklemişti.

Hamas, 13 Temmuz’da düzenlenen İsrail saldırısının ardından Muhammed Deyf’in öldürüldüğü iddiasının gerçeği yansıtmadığını belirtmişti.

“İsrail intikam saldırılarının bedelini ağır ödetecek”

Öte yandan İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu, Hamas lideri İsmail Haniye’nin Tahran’da ve Hizbullah’ın üst düzey bir liderinin Beyrut’ta öldürülmesinin ardından yaptığı açıklamada, İsrail’in kendisine yönelik herhangi bir saldırıya sert şekilde karşılık vereceğini söyledi.

Netanyahu, İsrail’in son birkaç günde Hamas ve Hizbullah dahil İran’ın bölgedeki vekil güçlerine ezici darbeler indirdiğini söyledi.

Ancak Netanyahu, açıklamasında Haniye’nin öldürülmesinden bahsetmedi. Haniye’nin ölümü sonrası, çeşitli gruplar İsrail’e yönelik intikam yeminleri etti ve Gazze’deki çatışmanın daha geniş bir Ortadoğu savaşına dönüşmesi yönündeki endişeler arttı.

İsrail, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun (BMGK) derhal ateşkes ilan edilmesini öngören kararına rağmen Hamas’ın 7 Ekim’deki saldırısından bu yana Gazze’ye yönelik saldırılarını ve sivil katliamlarını sürdürürken, uluslararası kınamalarla karşı karşıya kaldı.

Gazze’deki sağlık yetkililerine göre, 7 Ekim’den beri İsrail’in Gazze’de düzenlediği saldırılarda çoğu kadın ve çocuk olmak üzere 40.000’den fazla Filistinli öldürüldü ve yaklaşık 84.700 kişi de yaralandı.

Harabeye dönüşen Gazze’nin pek çok bölgesinde gıdaya, temiz suya ve ilaca ulaşmak hala çok zor. Güney Afrika’nın açtığı bir dava kapsamında İsrail, Uluslararası Adalet Divanı’nda soykırımla suçlanıyor.

Mahkeme, Başbakan Binyamin Netanyahu yönetiminin, 6 Mayıs tarihinde işgal edilmeden önce bir milyondan fazla Filistinlinin sığındığı güneydeki Refah kentindeki faaliyetlerini derhal durdurmasına hükmetmişti.

Paylaşın

Gaz Sorunları Mı Yaşıyorsunuz? Beslenmenize Bunları Ekleyin

Birçok kişi, tükettikleri şeylerin sağlıkları üzerindeki etkisini hiç umursamaz. Bu nedenle, asitlik, hazımsızlık, mide ağrısı ve farklı sindirim sorunları gibi birçok sağlık sorunuyla karşı karşıya kalırlar.

Haber Merkezi / Vücudun ayakta kalmasına yardımcı olan temel besinleri sağlayan sindirim sisteminin daha sağlıklı çalışması için beslenmenize ekleyebileceğiniz bazı gıdalar:

Çemen otu: Çemen otu tohumları sindirim sisteminiz için oldukça faydalıdır. Ayrıca, her gün aç karnına çemen otu suyu içebilirsiniz. Bu, sindirim sisteminizin daha sağlıklı çalışmasını sağlayacağı gibi midede biriken yağı da azaltacaktır.

Zerdeçal: Zerdeçal tıbbi faydalarla doludur. Zerdeçal, yiyeceklere renk katmanın yanı sıra anti – fungal, anti – viral, antioksidan ve anti – bakteriyel özelliklere sahiptir. Sindiriminizi sağlıklı tutmak istiyorsanız, bir bardak suya bir tutam zerdeçal tozu ekleyin ve her gün için.

Zencefil: Zencefil ağrıyı hafifletmenin yanı sıra bağışıklığınızı güçlendirmeye de yardımcı olur. Bununla birlikte sindirim sistemini de güçlendirir.

Chia Tohumları: Chia tohumları, sindirim sağlığını iyileştirmeye ve kilo kontrolüne yardımcı olabilecek lif açısından zengindir.

Papaya: Sindirim sorunları, hazımsızlık veya gazdan muzdaripseniz, o zaman beslenmenize papayayı ekleyebilirsiniz. Papaya iyi bir lif ve protein kaynağı olarak kabul edilir.

Paylaşın

AYM’nin Can Atalay Kararına Cumhurbaşkanlığından Tepki

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum, Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) TİP Milletvekili Can Atalay kararına tepki göstererek, kararının hukuk dünyası içinde icrai bir etkisi olmayacağını söyledi.

Haber Merkezi / Anayasa Mahkemesi (AYM), TBMM’de tezkerenin okunarak Türkiye İşçi Partisi (TİP) Hatay Milletvekili Can Atalay’ın vekilliğinin düşürülmesine ilişkin kararın “yok hükmünde” olduğuna karar verdi. Mahkeme, 4’e karşı 10 üyenin oyuyla, Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin, Atalay’la ilgili hak ihlali kararını uygulamamasına ilişkin kararının hukuki değerden yoksun olduğunu belirtti:

“TBMM’nin Genel Kurulu’nun 31.07.2024 tarihli 53. Birleşiminde Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin 03.01.2024 tarihli ve E.2023/12611, Değişik İş. 2024/1 sayılı kararının ekte gönderildiğine dair anılan Daire Başkanlığı yazısının okunması suretiyle Hatay Milletvekili Şerafettin Can Atalay’ın milletvekilliğinin düşmesinin yok hükmünde olduğunun tespitine ve Anayasa’nın 85. maddesi uyarınca iptaline karar verilmesi talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına, Kadir Özkaya, İrfan Fidan, Muhterem İnce ve Yılmaz Akçil’in karşı oyları ve oy çokluğuyla 22/2/2024 tarihinde karar verildi.”

Anayasa’nın 85’inci maddesinde, “Yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına veya milletvekilliğinin düşmesine 84 üncü maddenin birinci, üçüncü veya dördüncü fıkralarına göre karar verilmiş olması hallerinde, Meclis Genel Kurulu kararının alındığı tarihten başlayarak yedi gün içerisinde ilgili milletvekili veya bir diğer milletvekili, kararın, Anayasaya, kanuna veya İçtüzüğe aykırılığı iddiasıyla iptali için Anayasa Mahkemesine başvurabilir. Anayasa Mahkemesi, iptal istemini onbeş gün içerisinde kesin karara bağlar” ifadesi yer alıyor.

Mehmet Uçum: Yok hükmünde

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum, sosyal medya hesabından yaptığı açıklama ile karara tepki gösterdi:

“Anayasa Mahkemesinin bir hükümlü milletvekili hakkında verdiği ve hukuken yok hükmünde olan kararı hakkında kısa değerlendirme: Anayasa Mahkemesi çoğunluğunun önceki ihlal kararlarını gerekçe göstererek ilgili milletvekilinin hükümlü olduğu dosya kararının kesinleşmediği sonucuna ulaşması pozitif hukuku tanımamak demektir.

AYM çoğunluğu ısrarla adli yargının en üst karar organı olan Yargıtayca verilen ve aşamalardan geçmiş kararı kesinleştiren onama kararını keyfi olarak reddetmektedir.

AYM çoğunluğunun TBMM’nin milletvekilliğinin düşmesine ilişkin tamamlama merasimini göz ardı etmesi Anayasa’nın 85. Maddesine açıkça aykırıdır. Çünkü 85. madde gereğince “Milletvekilliğinin kesin hüküm giyme … halinde düşmesi, bu husustaki kesin mahkeme kararının Genel Kurula bildirilmesiyle olur” hükmü Anayasa Mahkemesinin denetimi dışındadır. Bu merasim tamamlanmış ve milletvekilliği düşmüştür. Bu merasimin (isterse eylemli iç tüzük değişikliği gibi uydurma bir gerekçeyle başvuru olsun) AYM tarafından denetimi Anayasa gereği asla mümkün değildir.

Mevzubahis kararın muhalefet şerhinde detaylı açıklandığı gibi, AYM çoğunluğu hem başvuruyu ele alma yönteminde (eylemli iç tüzük değişikliği şeklindeki uydurma gerekçeyi geçmiş içtihadına uygun değerlendirmeyerek) keyfi davranmış hem de Anayasanın 84. Maddesinin ikinci fıkrasına 85. Maddede getirilen AYM denetimi yasağını dikkate almamıştır.

Bu nedenle azınlık görüşünde isabetle ifade edildiği gibi başvuruya görevsizlik nedeniyle ret kararı verilmesi gerekirken karar verilmesine yer olmadığı kararı verilmesi bir hukuksuzluk halidir. AYM çoğunluğu bu kararla pozitif hukukun dışına çıkmış keyfilik alanına geçmiştir.

Öte yandan bu keyfi kararının hukuki değerlendirmesine bakınca karar verilmesine yer olmadığı kararının hukuk dünyasında icrai bir etkisi olmayacağı da açıktır.

Yani AYM çoğunluğu karar verilmesine yer olmadığına karar vererek aslında hukuken etkisi olmayan bir karar vermiş aslında gerçek bir karar vermemiştir. Hiç bir ilgili merci hukuken AYM’nin bu kararına göre hareket etmek veya işlem yapmak mecburiyetinde değildir. Bu karara göre bir işlem yapma imkanı da yoktur.

Dolayısıyla hukuki mana açısından sorunlu hukuki icra açısından yok hükmünde olan AYM çoğunluk kararının gerekçesine bakarak bir takım sonuçlar çıkarmaya çalışmak veya çağrılar yapmak beyhude çabadır. En azından şuna dikkat edilmesi gerekir, gerekçe hüküm değildir. Gerekçenin tek başına hiç bir icrai etkisi olmaz. Bu nedenle konuya iyi çalışmadan aceleyle hatalı ve yanlış mesajlar atmamaya özen gösterilmesi gerekir.”

Paylaşın

Ali Erbaş’ın Eşi Seher Erbaş Beş Defa “Kurasız” Hacca Gitti

Diyanet kaynakları, Ali Erbaş’ın Diyanet İşleri Başkanı seçilmesinden sonra eşi Seher Erbaş’ın beş defa hacca gittiğini ifade ettiler. Kaynaklar, Seher Erbaş’ın, zaman zaman umreye gittiğini de söylediler.

Kaynaklar, Ali Erbaş ve eşinin hac dönemlerinde servis elemanlarından aşçılara kadar geniş bir kadronun görevli olduğunu ve çiftin en özel ikramların yapıldığı yerde konakladığını da dile getirdiler.

Dev bütçesi ve fahiş harcamalarıyla eleştirilen Diyanet İşleri Başkanlığı, hac konusunda yaptığı ayrıcalıklarla da tartışmaların odağına oturdu. Milyonlarca yurttaş hac için sıra beklerken onlarca kişiyi, “mücamele” adı verilen özel vizeyle hacca götüren Diyanet’in bir tartışmalı uygulaması daha belirlendi. VIP umre turu ile adından söz ettiren Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın eşi Seher Erbaş, defalarca hacca gitti.

2017 yılında başkanlığa atanan ve Diyanet İşleri Başkanı olarak ilk haccını 2018 yılında yapan Ali Erbaş, gittiği beş hacca eşini de kuraya sokmadan götürdü.

BirGün’den Mustafa Bildirici’nin haberine göre Ali Erbaş’ın eşi Seher Erbaş 2018, 2019, 2022, 2023 ve 2024 yıllarında Erbaş’a eşlik ederek hac görevi için Mekke’ye seyahat etti. Seher Erbaş, 2020 ve 2021 yıllarında Covid-19 salgını nedeniyle hac yapılamadığı için Mekke’ye gitmedi.

Suudi Arabistan’ın pandemi nedeniyle hac sözleşmelerini askıya almasıyla hacca gidemeyen Seher Erbaş’ın, zaman zaman Suudi Arabistan’a umre için gittiği de bildirildi. Seher Erbaş’ın 2024 yılında ikisi umre, biri hac olmak üzere toplam üç kere Suudi Arabistan’a gittiği belirtildi.

Diyanet kaynakları, Ali Erbaş ve Seher Erbaş’ın hac ve umre görevlerinde Mekke Din Hizmetleri Ataşeliği’nde yalnızca kendilerine tahsisli suit odada kaldığını kaydetti. Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş ve eşinin hac dönemlerinde servis elemanlarından aşçılara kadar geniş bir kadronun görevli olduğu ve çiftin en özel ikramların yapıldığı yerde konakladığı dile getirildi.

Öte yandan Seher Erbaş’ın, koruması Z.H’yi de Suudi Arabistan’a götürdüğü öne sürüldü. Din İşler Yüksek Kurulu’nun ‘‘Hac kimlere farzdır?’’ sorusuna, ‘‘Hayatında bir defa hac yapmış olan Müslümanın bir daha haccetmesi gerekmez’’ yanıtını verdiğini anımsatan Diyanet kaynakları, şu yorumu yaptı:

“Seher Erbaş, beş defa kurasız hac yaptı. Seher Erbaş’ın Ataşelik’te kaldığı suit oda Mekke’deki en ünlü otelden daha lüks. O otelde bu yıl hac 61 bin 500 riyal idi. Türk parası ile 540 bin TL… Bu ödemelerin yapılıp yapılmadığı meçhul. Vatandaşa vaazlarda, ‘Yalan söylemeyin, emanete hıyanet etmeyin’ tavsiyesinde bulunanlar, kendilerine emanet edilenlere ne derece sahip çıkıyorlar, bakmak gerekir.’’

Paylaşın

Vulturing Nedir? Kendinizi Bu Zehirli İlişki Türünden Korumanın 5 Yolu

Vulturing (akbabalık), bir kişinin, genellikle bir ayrılıktan sonra veya hayatlarının zorlu bir dönemde olan ve duygusal olarak savunmasız bir kişiyi veya kişileri avladığı ilişki türü olarak tanımlanır.

Haber Merkezi / Bu ilişki türüne meyilli olan kişiler, kendi çıkarları için bir kişinin veya kişilerin duygusal durumundan faydalanarak doğru anı beklerler.

İşte, zihinsel ve duygusal sağlığınızı bu zehirli ilişki türünden korumanın 5 yolu:

İşaretleri tanıyın: Birisi, bir ayrılık sonrası veya zor bir zamanda aniden aşırı dikkatli veya destekleyici olursa, gizli amaçları olabilir. Davranışlarına dikkat edin ve içgüdülerinize güvenin.

Net sınırlar belirleyin: Kişisel sınırlar oluşturun ve koruyun. Birisi sınırlarınıza saygı göstermek istemiyorsa, bu sizin çıkarlarınızı önemsemediğinin bir işaretidir.

Güvenilir arkadaşlarınızdan ve ailenizden destek alın: Kendinizi destekleyici bir arkadaş ve aile ağıyla çevreleyin, size farklı bir perspektiften bakmanıza yardımcı olabilirler. Ayrıca ihtiyaç duyduğunuz duygusal desteği sunarak bir akbabanın avı olma olasılığınızı azaltabilirler.

İyileşmeye odaklanın: Sağlığınıza öncelik verin ve duygusal iyileşmeyi destekleyen aktivitelerde bulunun. Bu, dayanıklılığınızı artırmanıza ve kırılganlığınızı azaltmanıza yardımcı olabilir, böylece bir akbabanın duygusal durumunuzu istismar etme olasılığı azalır.

Acele etmeyin: Özellikle bir ayrılıktan sonra veya hassas bir dönemde yeni bir ilişki için acele etmeyin. Bu, daha rasyonel kararlar almanıza ve akbabaların kurduğu tuzaklara düşmemenize yardımcı olabilir.

Paylaşın