İtibardan Tasarruf Olmaz: Kamudaki Taşıt Sayısı 106 Bini Aştı

İktidar, “itibardan tasarruf olmaz” anlayışından bir adım dahi geri atmıyor. 2022, 2023 ve 2024 yıllarında kamunun araç sayısının sırasıyla 103 bin 104, 104 bin 400 ve 106 bin 363 olduğu ortaya çıktı.

Birgün’den Mustafa Bildirci’nin haberine göre; Ocak – Temmuz arasında kamu, toplam 2 milyar 429 milyon 51 bin TL’lik taşıt kiraladı. Aynı dönemde alınan taşıtların maliyeti ise kayıtlara, 178 milyon 133 bin TL olarak geçti. Tasarruf Tedbirleri Genelgelerinin dahi engel olamadığı taşıt alımlarının ulaştığı boyut, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı’nın verileriyle de ortaya konuldu.

Buna göre, genel bütçe kapsamındaki idarelerin 2018 yılındaki taşıt sayısı, 98 bin 852 oldu. Toplam 45 kamu idaresinin kullanımı için alınan taşıt sayısı 2019 yılında ise 101 bin 107’ye çıktı. 2020 yılında yayımlanan ve kamu harcamalarında tasarruf öngören genelgenin etkisiyle taşıt sayısında azalma yaşandı. Bu kapsamda kamunun sahip olduğu taşıt sayısı 2020 yılında 98 bin 730’a geriledi.

Ancak 2021 yılından itibaren kamudaki araç saltanatı giderek daha da genişledi. 2021 yılında 45 kamu idaresinin envanterindeki toplam araç sayısının 100 bin 846 olduğu belirtildi. Araç sayısındaki artış 2022, 2023 ve 2024 yıllarında da sürdü. Buna göre, 2022, 2023 ve 2024 yıllarında kamunun araç sayısının sırasıyla 103 bin 104, 104 bin 400 ve 106 bin 363 olduğu bildirildi.

Cumhurbaşkanlığı: 461
Milli Eğitim Bakanlığı: 3 bin 274
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı: Bin 27
Gelir İdaresi Başkanlığı: Bin 110
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı: Bin 33
Gençlik ve Spor Bakanlığı: 831

Paylaşın

Yeni “Emekli Maaş Sistemi” Yolda

AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, dünyadaki örnekler incelenerek emeklilik sisteminin güncellenmesi gerektiğini belirterek, “Gelişmiş ülkelerdeki uygulamayı esas alırsak emeklilikte üç tane başlık öne çıkıyor. Bir tanesi, ödediğiniz prim miktarı, ödediğiniz süre ve yaş” dedi ve ekledi:

“Avrupa’nın gelişmiş ülkelerinde bizim ülkemizde olduğu gibi 40’lı, 45’li ve 50’lili yaşlarda bir emekliliğe rastlayamazsınız. Avrupa’da emeklilik yaşı 65’tir, 67’dir. Kimi ülkelerde de 70 yaşına kadar emeklilik yaş durumu vardır. Bu, sürdürülebilirlik çizgisi açısından önemlidir. Dünya ortalamasına baktığımızda 3 ila 4 çalışana karşılık bir emekli vardır.”

Güler açıklamasının devamında, “Ama şu an ülkemize baktığımızda halihazırda yaklaşık 32 milyon çalışan ve 16 milyon 100 civarında emekli olduğunu görüyoruz. Yani 2 çalışana 1 emekli olduğunu görüyoruz. Bizim bu manada mutlaka hem prim miktarını ve yaşı hem de ödenen süreyi esas alacak şekilde daha adil, daha dengeli ve sürdürülebilir mahiyette bir emeklilik sistemini inşa etmemiz lazım. Vatandaşlarımızın da seçmiş oldukları tercih noktasında ona göre bir emekli maaşına kavuşması lazım” ifadelerini kullandı.

Emekli maaşında sistem değişiyor. Orta Vadeli Program’da (OVP) yer alan yeni sistem ile çalışanların daha çok sistemde kalmaları teşvik edilecek. Böylece daha çok prim günü olanlar için emekli aylığının yüksek olması sağlanacak. Ekonomim’in aktardığı habere göre; yapılan çalışmalarda şu başlıklar öne çıkıyor:

Aylık bağlama sistemindeki karma yapının sadeleşmesi
Ocak ve Temmuz aylarında yapılan enflasyon artışlarının yeniden düzenlenmesi
Bozulan aktüeryal dengenin (Çalışan-emekli oranı) yeniden sağlanması
Sistemde kalmanın emekli aylığı açısından daha cazip hale getirilmesi

Emekli aylığı hesaplanırken uygulanan üçlü yapı da sistemi karmaşıklaştırıyor. 1999 öncesi dönem için farklı aylık bağlama oranları ve güncelleme katsayısı, 1999-2008 arası için daha düşmüş bir aylık bağlama oranı ve yeni güncelleme katsayısı, ardından 2008 sonrası için düşük aylık bağlama oranı ve büyümenin enflasyonun etki ettiği güncelleme katsayısı.

Bu hesaplamalar üç ayrı kanuna göre yapılıyor. Bu üç ayrı hesap toplanıp emekli aylığı ortaya çıkartılıyor. Sabah Gazetesi’nde yer alan habere göre çok değişken olmayan güncelleme katsayısı ve aylık bağlama oranıyla tek bir hesaplama yapılabilir. Böylece çok prim ödeyenin ve çok çalışanın daha yüksek maaş aldığı bir sistem ortaya çıkabilir.

Son yıllarda emeklilerin kafasını karıştıran bir başka unsur da ‘taban maaş’ ve ‘kök maaş’ uygulaması oldu. Çalışma hayatı kısa sürmüş, kısmi emekli olmuş, malulen emekli olmuş ya da asgari ücretten prim yatırmış birçok sigortalının emekli maaşı düşük kalmıştı. Bu emeklilere Hazine’den yapılan destek ile taban maaş şeklinde daha yüksek aylıklar ödendi, ödenmeye devam ediyor.

Bugünkü rakamlara bakıldığında 6-7 bin lira aylığı olan bir emekliye 12.500 TL ödeniyor. Ancak uygulama birkaç sorunu da beraberinde getirdi. Birincisi her zam döneminde ortaya çıkan sıfır artış sorunu. Taban maaşın altında aylık alanlar için ocak ve temmuz aylarındaki enflasyon artışları gerçek emekli aylıklarına yapıldığı için sıfır zam ortaya çıkmıştı.

Hem geçen temmuzda, hem bu temmuz ayında yaşanan olay için yeniden taban maaş artışı ihtiyacı doğdu. Bu durum sürdürülemez olduğu için her zam döneminde 3-4 milyon emekli için aynı sorun yeniden ortaya çıkacak.

İkinci sorun ise taban maaşın hemen üstünde aylığı olanlar açısından yaşanıyor. Örneğin bugün 12.500 TL olan taban maaşın hemen üstünde 13-15 bin bandında aylık alan çok sayıda emekli var. Bakıldığında 3.600 gün prim ödemiş, ya da düşük kazanç bildirmiş bir emekli ile, daha çok çalışmış daha yüksek prim ödemiş bir emekli arasında aylık farkı hemen hemen hiç kalmıyor.

Bu durumda 9 bin gün Bağ-Kur primi ödemiş esnaf için daha belirgin hale geliyor. 3.600 günle emekli olan birisi ile 9 bin gün Bağ-Kur primi ödemiş birisi 12.500 TL taban maaşı alabiliyor Bu da adaletsizliğe yol açıyor.

Üçüncü sorun ise yüksek prim ödemenin karşılığının olmaması algısıyla hem kayıt dışılığın hem de gerçek maaşın gizlenerek gizli kaşıt dışılığın ortaya çıkıyor olması. Böylece hem devletten vergi ve prim kaçırılırken çalışanın da geleceği çalınıyor. Ancak ‘Düşük ödesem de taban maaş alırım nasıl olsa’ algısı bu sorunu körüklüyor.

Orta Vadeli Program’da yeni düzenlemeler için tarih olarak 2024 yılı üçüncü çeyreği gösteriliyor. Yapılacak teknik çalışmalar sonunda taslaklar ortaya çıkmış olacak. son şekli verilen düzenlemelerin yeni yasama döneminde gündeme gelmesi bekleniyor.

“Dengeli ve sürdürülebilir bir emeklilik sistemi”

AKP Grup Başkanı Abdullah Güler, emeklilik sisteminin güncellenmesi ve haftalık çalışma süresinin düşürülmesi yönündeki iddialarla ilgili gazetecilere değerlendirmede bulundu.

Güler, emeklilik sistemini incelerken dünyadaki örneklerin dikkate alınması gerektiğini belirterek, şunları söyledi: “Gelişmiş ülkelerdeki uygulamayı esas alırsak emeklilikte üç tane başlık öne çıkıyor. Bir tanesi, ödediğiniz prim miktarı, ödediğiniz süre ve yaş. Avrupa’nın gelişmiş ülkelerinde bizim ülkemizde olduğu gibi 40’lı, 45’li ve 50’lili yaşlarda bir emekliliğe rastlayamazsınız.

Avrupa’da emeklilik yaşı 65’tir, 67’dir. Kimi ülkelerde de 70 yaşına kadar emeklilik yaş durumu vardır. Bu, sürdürülebilirlik çizgisi açısından önemlidir. Dünya ortalamasına baktığımızda 3 ila 4 çalışana karşılık bir emekli vardır. Ama şu an ülkemize baktığımızda halihazırda yaklaşık 32 milyon çalışan ve 16 milyon 100 civarında emekli olduğunu görüyoruz.

Yani 2 çalışana 1 emekli olduğunu görüyoruz. Bizim bu manada mutlaka hem prim miktarını ve yaşı hem de ödenen süreyi esas alacak şekilde daha adil, daha dengeli ve sürdürülebilir mahiyette bir emeklilik sistemini inşa etmemiz lazım. Vatandaşlarımızın da seçmiş oldukları tercih noktasında ona göre bir emekli maaşına kavuşması lazım.”

Güler, Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın desteğiyle en düşük emekli aylığının 12 bin 500 lira olduğunu belirterek şu ifadeleri kurdu: “Bu desteğin uygulanmadığı takdirde emekli maaşı daha düşük oranda olacaktır. Dolayısıyla bu durum düzeltilmeli, bu durum sürdürülebilir hale gelmeli; daha dengeli, daha adil bir hale gelmeli. İnşallah önümüzdeki dönemlerde evrensel, dünya ülkelerinde gelişmiş ülkelerin de uyguladığı bu sistem üzerinden benzer bir uygulamayı, çalışmayı bizim ülkemizde de hayata geçirmemiz gerekiyor.

Şu anda bizim toplumun her kesimiyle yeni istişareler yapmamız lazım ve dünya örneklerini, gelişmiş ülke örneklerini ortaya koymamız lazım. Bu çerçeve içerisinde de bunu daha makul bir çerçevede ortaya koymamız lazım. Tabii bakanlığımızın bu konuda çalışmaları var ama henüz şu anda bir yasal düzenleme açısından elimizde böyle bir metin yok. Bunu ilerleyen zaman dönemi içerisinde daha geniş çerçevede çalışmak lazım.”

Paylaşın

HÜDA PAR’dan “Anayasa” Çıkışı: Kemalizm’den Arındırılmalı

Yeni anayasa tartışmalarına ilişkin değerlendirmede bulunan HÜDA PAR Genel Başkan Vekili Halef Yılmaz, “12 Eylül darbecilerinin dayatmalarının hâşa vahiymiş, Allah kelâmıymış gibi kutsal ve dokunulmaz görülmesi akıl, inanç ve bilim zaviyesinden nereye oturtulacaktır? Aksi takdirde ne düzeltilmiş olacak? Neyi değişecek? Neresi yeni olacak? Neye çâre olacak? Niye değişecek?” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Mesele; bu millete dayatma ile hile ile çökmüş olan batıl bir ideolojinin ve kişilerin ilahlaştırılması yanlışının sonlandırılarak, bir asırdır milleti batıya gönüllü kul köle yapmaya çalışan ve batının teknik ve ilerlemesini değil, sapıklık ve batıl kültürünü taklid eden Kemalizm zihniyetinden anayasanın arındırılmasıdır.”

Hür Dava Partisi (HÜDA PAR) Genel Başkan Vekili Halef Yılmaz, sosyal medya hesabından, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş’un, yeni anayasa tartışmalarına ilişkin, “İlk 4 madde tartışması yapmanın bir zaman kaybı olduğuna inanıyorum” şeklindeki açıklamasını değerlendirdi. Halef Yılmaz, şu ifadeleri kullandı:

“Mesele, ilk 4 maddeden çok daha önemli ve büyüktür. Yeni bir Anayasa’dan bahsedilecekse eskisinin omurgası üzerine yapılacak yamalar, bunu yeni bir anayasa yapmayacaktır. Sadece darbeciler tarafından hazırlanmış eski Anayasa üzerinde bazı değişiklikler yapılmış olacaktır.

Mesele; Şekilsel değişikliklerden ibaret bir düzenleme yapmak olmamalıdır. Mesele, toplumumuzun tüm kesiminlerine ve medeniyet değerlerimize, inancımıza, geçmişimizden gelen büyük müktesebatımıza ve adaleti ikame edecek birlik beraberlik ruhuna hizmet edecek ve büyük mefkûremizle geleceğimizi şekillendirip halkımızın ve bize sığınanların can, mal, akıl, nesil ve din emniyetlerinin tesis edildiği adil bir sistemi inşa ve ihya etmektir.

Mesele; Bu milletin birlikteliğine, huzuruna, selametine ve değerlerine hizmet edecek, halkımızın hissiyat ve inancını yansıtıp temsil edecek, geçmiş yüzyılın yanlışlarını tekrar ettirmeyecek, yaşananlardan ders ve ibret alarak darbecilerin dayatması dışlayıcı ideolojik unsurların arındırılarak sivil ve yepyeni bir sözleşmeyi yapmak olmalıdır.

Mesele; Bu millete dayatma ile hile ile  çökmüş olan batıl bir ideolojinin ve kişilerin ilahlaştırılması yanlışının sonlandırılarak bir asırdır milleti batıya gönüllü kul köle yapmaya çalışan ve batının teknik ve ilerlemesini değil sapıklık ve batıl kültürünü taklid eden kemalizm zihniyetinden Anayasa’nın arındırılmasıdır.

Mesele; Irkçı kafatasçı jakoben dayatmalara gerekçe yapılan nitelemelerden vazgeçip ülke sosyolojisine ve hakikate uygun şekilde toplumun bütün farklılık ve dillerinin kabul edilerek sadece fiziki değil gönülden inanç birliğinin yeniden sağlanmasıdır.

Mesele; Laiklik adı altında milletimizin dini olan İslam’a düşmanlığa sebep olan bütün yanlışların düzeltilmesidir. İlk 4 maddenin bundan istisna tutulması meseleyi çözecek midir? 12 Eylül darbecilerinin dayatmalarının hâşa vahiymiş, Allah Kelâmıymış gibi kutsal ve dokunulmaz görülmesi akıl, inanç ve bilim zaviyesinden nereye oturtulacaktır? Aksi takdirde ne düzeltilmiş olacak? Neyi değişecek? Neresi yeni olacak? Neye çâre olacak? Niye değişecek?”

Paylaşın

AK Parti’de “Değişim” Sancısı

31 Mart’ta gerçekleştirilen yerel seçimlerde CHP’nin ardından ikinci parti konumuna gerileyen Adalet ve Kalkınma Partisi’nde (AK Parti) değişim sancısı yaşanmaya devam ediyor.

Partisinin 23. yıl kuruluş yıldönümünde konuşan AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yorulanların bırakmasını istemişti.

Bunun üstüne AK Parti Merkez Karar ve Yönetim Kurulu, Erdoğan başkanlığında 3 Eylül Salı günü bir araya gelecek. Bu toplantıda kongre takvimi başlatılacak. 8’inci Olağan Büyük Kongre’nin takvimine göre önce belde, sonra ilçe, il ve son olarak büyük kongre yapılacak.

A Haber’e göre sürecin ekim ayında başlatılması, Ramazan Bayramına kadar il kongrelerinin tamamlanması, mayısta ise büyük kongreye gidilmesi planlanıyor.

Mart 2021’i referans alarak, AK Parti olağan kongresini seçimler nedeniyle yasal sürenin 1 yıl üzerinde, 2025’te gerçekleştirecek. Bu kongre ile birlikte, ülke genelindeki parti kadroları da yeniden değerlendirilecek.

Erdoğan, parti yönetim organı olan ve yedekleriyle birlikte 110 üyeden oluşan Merkez Karar ve Yönetim Kurulu için yetki sahibi olacak. Erdoğan’ın, parti vitrini ve A takımında da değişiklikler yapması bekleniyor. AK Parti yetkilileri, kongre sürecini 2028 seçimlerine yönelik yeni kadroların belirlenmesi olarak değerlendiriyor.

Paylaşın

Deri Taytlarla Ne Giyilir: 11 İpucu

Çok yönlü ve vücuda yakışan deri taytlar, gardırobunuzun ilk sırasında yer almayı hak ediyor. Gerçek deri taytlar hayvan derisi ve elastik malzemeden yapılırken, suni deri taytlar poliüretan ve polivinil klorür (PVC) kumaşlardan yapılır. 

Haber Merkezi / İşte deri taytlarınıza daha iyi bir görünüm vermenize yardımcı olacak 11 ipucu:

1. Blazer ve asker botları: Ofise gidiyorsanız ve işte rahat görünümünüzü korumak istiyorsanız, taytınızı büyük bir blazer ve düğmeli bir gömlek (veya balıkçı yaka) ve mokasenler veya siyah asker botlarıyla kombinleyebilirsiniz.

2. Bluz ve topuklu ayakkabılar: Arkadaşlarınızla dışarı çıkmak veya bir gece buluşmasının tadını çıkarmak için deri taytınızı ve topuklu ayakkabılar ve güzel bir bluzla kombinleyebilirsiniz.

3. Kot ceket ve spor ayakkabılar: Daha rahat bir görünüm için deri taytınızı, mavi kot ceket, ceketin altına grafik desenli bir tişört veya normal beyaz bir tişört ve beyaz spor ayakkabılar ile kombinleyebilirsiniz.

4. Suni kürk manto ve stilettolar: Eğer kıyafetinizle dikkat çekmek istiyorsanız, suni kürk manto ve stilettoları yüksek belli taytınız veya suni deri taytınız kombinlemeyi deneyebilirsiniz.

5. Deri ceket: Daha iddialı görünmek istiyorsanız, deri tayt ve siyah bir çift asker botuyla siyah deri ceket giyerek biker tarzı bir kombin oluşturabilirsiniz.

6. Uzun bir sweatshirt ve spor ayakkabılar: Uzun bir sweatshirttü dar kot pantolon yerine spor ayakkabılar ve siyah deri taytlarla eşleştirmeyi deneyin. Sweatshirt yerine renkli uzun bir hırka kullanabilirsiniz.

7. Büyük boy kazak ve palto: Soğuk mevsimlerde rahat bir görünüm için büyük boy kazak ve uzun palto kombinasyonunu deneyebilirsiniz.

8. Ekose gömlek ve botlar: Kapşonlu bir üst altına ekose gömlek giyebilir ve kombininizi bere ve sevimli botlarla tamamlayabilirsiniz.

9. Panço ve çizme: Eğer dışarı çıkmanız gerekiyorsa deri taytınızı renkli bir panço ve rahat diz üstü çizmelerle kombinleyebilirsiniz.

10. Kolsuz bir gömlek: Deri taytınızın içine beyaz kolsuz bir gömlek sokmak sevimli bir görünüm oluşturabilir.

11. Süet ceket ve bilekte biten botlar: Eğer dışarı çıkacaksanız, siyah deri taytınız ve siyah gömleğinizle birlikte kahverengi süet ceket ve kahverengi bilekte biten botları tercih edebilirsiniz.

Paylaşın

Wabi Sabi Tasarım Nasıl Oluşturulur? Dört İpucu

Wabi sabi, hayatın geçici ve kusurlu özünü takdir eden, sadelik ve dinginliği vurgulayan eski bir Japon düşüncesidir. Daha basit ifadeyle, wabi sabi mükemmelliği reddeden bir yaşam biçimidir.

Haber Merkezi / Bu düşünce ayrıca, varoluşun sürekli akışına ve geçiciliğin kaçınılmazlığına değer verdiği için doğal dünyayla bir bağlantı anlamına gelir.

Wabi sabi kavramı dokuzuncu yüzyıl Japonya’sına veya muhtemelen daha öncesine dayanır. Her kelimenin kendine özgü bir anlamı ve tarihi bağlamı vardır. “Wabi” kelimesi yalnızlık ve toplumdan ayrılma ile ilgilidir, “sabi” ise yaşın hayatın her alanında güzelliği büyüttüğü çağrışımıyla zamanın hareketiyle ilgilidir.

Wabi sabi, farkındalığı ve kusurların kabulünü teşvik eden kapsamlı bir düşünce modelidir.

Evinizde wabi sabi tasarımı nasıl oluşturabilirsiniz?

Kararlarınızda dikkatli olun: Wabi sabi kavramı farkındalığı vurgular. Evinizi düzenlerken ve dekore ederken, seçimleriniz hakkında ayrıntılı bir şekilde düşünün. Kendinizi çevrelemek için seçtiğiniz nesneler ve onları nasıl yerleştirdiğiniz günlük hayatınızı etkiler. Size huzur getiren parçaları seçin.

Gereksiz eşyalarınızı ayıklayın: Bir evde fazla eşya olması bunaltıcı hissettirebilir. Huzurlu bir ortam oluşturmak için gereksiz eşyaları ayıklayın ve bağışlayın. Bu süreç ayrıca size gerçekten huzur getiren nesnelere odaklanmanıza ve maddiyatçı bir hissin oluşmasını engellemenize yardımcı olacaktır.

Doğal ifadeleri dahil edin: Wabi sabinin önemli bir unsuru doğayla bağlantıdır. Bitki ve çiçek düzenlemeleri, doğal bir asimetri ve güzellik durumuna sahip oldukları için wabi sabiyi yansıtır. Japon çiçek düzenleme uygulaması olan ikebana bunun bir örneğidir.

Eski veya kırık nesneleri onarın: Kırık veya yıpranmış eşyaları, nesneleri atmak yerine, yeniden kullanın. El yapımı veya yontulmuş çanak çömlek parçaları, wabi sabi ev dekorasyonunda gösterişli parçalar olarak hizmet eder.

Paylaşın

Fenerbahçe, Maç Fazlasıyla Zirvedeki Yerini Korudu

Süper Lig’in 4. hafta maçında Fenerbahçe ile Alanyaspor, Şükrü Saraçoğlu Stadyumu’nda karşı karşıya geldi. Sahadan 3 -0 galip ayrılan Fenerbahçe, maç fazlasıyla zirvedeki yerini korudu.

Haber Merkezi / Hakem Mehmet Türkmen’in yönettiği karşılaşmada Fenerbahçe’ye galibiyeti getiren golleri, 43. ve 65. dakikalarda Dusan Tadic ve 67. dakikada Edin Dzeko kaydetti.

Fenerbahçe, bu galibiyet ile puanını 10’a yükseltti, Alanyaspor ise 2 puanda kaldı.

Karşılaşmadan dakikalar

9. dakikada Mert Müldür’ün sağ taraftan ortasında Dusan Tadic’in ceza sahası içi sağ çaprazdan yaptığı kafa vuruşunda kaleci Ertuğrul, meşin yuvarlağı kontrol etti. 10. dakikada Dzeko’nun pasında topu alan Szymanski’nin kaleyi karşıdan gören noktadan sert vuruşunda top yandan auta gitti.

12. dakikada Serdar Dursun’un ceza yayı gerisinden sert vuruşunda meşin yuvarlak az farkla dışarı çıktı. 42. dakikada Efecan’ın sağ taraftan ortasında Makouta’nın penaltı noktasına yakın yerden yaptığı kafa vuruşunda top üstten auta gitti.

43. dakikada Dzeko’nun sağ taraftan içeriye çevirdiği topta ceza sahası sağ çaprazdan Tadic’in vuruşunda meşin yuvarlak filelerle buluştu (1-0). 45+1. dakikada Maximin’in sol taraftan çizgiye yakın yerden vuruşunda top savunmaya çarptıktan sonra direğe de çarparak kornere çıktı.

64. dakikada Hadergjonaj’ın savunmadan gönderdiği uzun topa hareketlenen Cordova, Oosterwolde’yi geçip ceza sahası içinden aşırtma bir vuruş denedi ancak kalesini erken terk eden Livakovic gole izin vermedi. 65. dakikada lanyaspor forvetine geçit vermeyen Livakovic bekletmeden uzun oynadı. Rakip savunmanın arkasına sarkan Tadic, kalecinin önde olduğunu görerek aşırtma vuruşla topu ağlara gönderdi (2-0).

67. dakikada Fred’in pasıyla ceza sahasına giren İrfan Can Kahveci, penaltı noktası üzerindeki Dzeko’ya pasını aktardı. Bu futbolcunun bekletmeden vuruşunda top filelere gitti (3-0). 75. dakikada sol kanatta topla buluşan Tadic, kale sahasına hareketlenen En-Nesyri’ye ortaladı. Bu futbolcunun kafa vuruşunda Ertuğrul Taşkıran’ın kurtardığı top üst direğe çarparak oyun alanına geri döndü.

86. dakikada sol kanatta topla buluşan Christian son çizgiye inip ceza sahasına hareketlenen Lopes’e pasını aktardı. Bu futbolcunun bekletmeden yaptığı sert vuruşta meşin yuvarlak az farklı üstten dışarı çıktı. 90+5. dakikada En-Nesyri’nin kayarak pasında sol kanatta topla buluşan Mert Hakan Yandaş ceza sahası önüne gelip plase bir vuruş yaptı, meşin yuvarlak yan direğe çarparak oyun alanına geri döndü.

Stat: Şükrü Saraçoğlu

Hakemler: Mehmet Türkmen, Kerem Ersoy, İbrahim Çağlar Uyarcan

Fenerbahçe: Livakovic, Mert Müldür, Djiku (Dk. 61 Becao), Çağlar Söyüncü, Oosterwolde, İsmail Yüksek, Fred, Tadic (Dk. 83 Cenk Tosun), Szymanski (Dk. 83 Mert Hakan Yandaş), Saint-Maximin (Dk. 61 İrfan Can Kahveci), Dzeko (Dk. 73 En-Nesyri)

Alanyaspor: Ertuğrul Taşkıran, Hadergjonaj, Furkan Bayır, Aliti, Balkovec, Richard (Dk. 78 Buluthan Bulut), Makouta, Cordova (Dk. 73 Lopes), Efecan Karaca (Dk. 73 Janvier), Yusuf Özdemir (Dk. 73 Christian), Serdar Dursun (Dk. 89 Bera Çeken)

Goller: Dk. 43 ve 65 Tadic, Dk. 67 Dzeko (Fenerbahçe)

Paylaşın

DEM Parti, Eylül Ayından İtibaren “Örgütlenme Seferberliği” Başlatıyor

DEM Parti, eylül ayından itibaren, AK Parti ve MHP iktidarının muhaliflere yönelik baskı politikalarına karşı yeni bir “örgütlenme seferberliği” başlatmayı planlıyor. “Örgütlenme seferberliği” ile parti yönetimlerinin daha aktif hale getirilmesi planlanıyor.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Merkez Yürütme Kurulu’nun (MYK) 26 Haziran’da gerçekleştirdiği toplantıda açığa çıkan kararlar doğrultusunda, Eylül ayında iki önemli konferans yapılacak. 13 Eylül tarihinde Kadın Örgütlenme Konferansı, 14-15 Eylül tarihleri arasında ise Merkezi Örgütlenme Konferansı düzenlenecek.

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) İnşaat Mühendisleri Odası’nda (İMO) düzenlenecek konferanslar yaklaşırken, DEM Parti birçok ilde çalışmalarını sürdürüyor.

Tüm il eş başkanları, Parti Meclisi (PM) üyelerinin doğal delege olarak katılım sağlayacağı konferansın delegasyonu, çeşitli kurumlara ve bileşen partilere verilen kotalarla tamamlandı. Kadın Örgütlenme Konferansı’na 200, Merkezi Örgütlenme Konferansı’na ise 360 delege katılacak.

Özellikle yerel seçimler sonrası parti içi işleyişlere dair seçmen tarafından getirilen eleştirilerin de gündeme alınacağı konferanslarda, örgütlenme modeli üzerine tartışmalar gerçekleştirilecek. Öte yandan, AKP-MHP iktidarının Kürt siyasal hareketi ve muhaliflere dönük yoğunlaştırdığı baskı politikalarına karşı bir “örgütlenme seferberliği” başlatılacak.

Mezopotamya Ajansı’ndan Fırat Can Arslan‘ın edindiği bilgilere göre; özellikle yerel seçimlerde DEM Parti’nin yaşadığı “yereldeki örgütler ile genel merkez arasındaki iletişimsizlik ve halk ile doğru temelde diyalog kuramama ” gibi dikkat çeken sorunlara dair çözümler sağlanması beklenen konferansta, Halkın Emek Partisi’nden (HEP) bugüne 32 yıllık demokratik siyasi mücadele deneyimlerinin güncelleştirilmesi ve daha verimli hale getirilmesi esas alınacak.

Demokratik Kürt siyasetinde geçmişten bu yana görev almış yöneticiler ve delegelerin de katılımıyla gerçekleşen il ve ilçe yönetim toplantılarında hazırlanan raporlarla birlikte konferansa dönük hazırlıklar somutlaşırken, söz konusu raporlar DEM Parti Yerel Yönetimler Kurulu’nun 3 Ağustos’ta Wan’da düzenlediği “Demokratik Yerel Yönetimler Çalıştayı’nda” sonuçlanmıştı. Tüm belediye eşbaşkanlarının katılımıyla gerçekleşen çalıştayda, Kürt halkının kendini yönetme talebine sahip çıkacağı ifade edilmişti. Söz konusu çalıştayda, Eylül ayındaki konferansa bir model önerisi taşıma amacı güdüldü.

Konferansta, Halkların Demokratik Partisi’nden (HDP) Yeşil ve Sol Gelecek Partisi’ne ve son olarak DEM Parti’ye geçiş sürecinde birçok il ve ilçede gerçekleşen olağan üstü kongreler sonrası şekillenen yönetimlerin “örgütlenme seferberliği” ile önümüzdeki dönemde başlayacak olağan kongre süreciyle birlikte daha aktif hale getirilmesi de hedefleniyor. Bu ihtiyaca cevap olabilmesi adına açılan “Parti Okulu”ndaki eğitimlerle ise süreç daha da kolaylaştırılmaya çalışılıyor. Konferansın odak noktalarından biri de Parti Okulu planlaması olacak.

DEM Parti, olası bir baskın seçime tam anlamıyla hazır olabilmek adına Eylül ayından itibaren çalışmalarını sürdürecek.

“İttifak” soruları yanıt bekliyor

Son olarak 21 Ağustos’ta toplanan DEM Parti MYK’sinin gündem maddelerinden biri olan “ittifak” tartışmalarına dair ise somut bir adım henüz atılmış değil. “Demokrasi İttifakı” vurgusunun yapıldığı MYK’de çalışmaların hızlandırılması için bizzat Eş Genel Başkanlar Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan’ın temaslarda bulunmasına ve ilgili bir komisyonun kurulmasına karar verilmişti.

Bununla birlikte DEM Parti bünyesindeki bileşen zemininin ve son iki seçim sürecinde sol-sosyalist parti ve kurumlarla oluşturulan ittifak deneyimlerinin beklenen etkiyi yaratmaması da kamuoyunun yönelttiği dikkat çekici eleştirilerin başında geliyor.

Paylaşın

Trabzonspor, Abdullah Avcı İle Yollarını Ayırdı

UEFA Konferans Ligi’nden elenen Trabzonspor’da yönetim, teknik direktör Abdullah Avcı ile vedalaşma kararı aldı. Trabzonspor’un ikinci döneminde 44 maça çıkan Avcı, 26 galibiyet, 13 mağlubiyet ve 6 beraberlik aldı.

Haber Merkezi / Abdullah Avcı, Trabzonspor ile 2021-22 yılında şampiyonluğa ulaştı. Trabzonspor, Abdullah Avcı yönetiminde, 2020-21 ve 2022-23 sezonlarının Süper Kupası’nı da müzesine götürdü.

Trabzonspor Başkanı Ertuğrul Doğan’ın Abdullah Avcı’dan boşalan teknik direktörlük koltuğu için Şenol Güneş ile görüştüğü ifade ediliyor. Trabzonspor yönetiminin tecrübeli teknik adamı ikna etmek için uğraş verdiği belirtiliyor.

Abdullah Avcı kimdir?

31 Temmuz 1963 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Abdullah Avcı, futbola Vefaspor altyapısında başladı. Abdullah Avcı, 1982 yılında as takıma yükseldi ve iki sezon forma giydi. 1984 yılında Karagümrük’e transfer olan Abdullah Avcı, iki sezonda 54 lig maçına çıktı. Abdullah Avcı, 1986 yılında Çaykur Rizespor ile anlaştı ve kiralık olarak sırasıyla Bakırköyspor ve Kahramanmaraşspor’da forma giydi.

1989 yılında kiralık sözleşmeleri biten Abdullah Avcı, bir sezon Rizespor’da oynadı. Avcı, 1990 yılında Kasımpaşa’ya transfer oldu ve daha sonra sırasıyla İstanbulspor, Küçükçekmecespor ve Nişantaşıspor formaları giydi. Abdullah Avcı, 1999 yılında jübile yaptı ve antrenörlüğe başladı.

Antrenörlük kariyerine İstanbulspor’da başlayan Avcı, burada Aykut Kocaman, Metin Türel ve Ziya Doğan’ın ekiplerinde yardımcı antrenör olarak çalıştı. Abdullah Avcı, 2002 yılında İstanbulspor U-21 takımını çalıştırdı ve gençlik gelişim koordinatörü olarak görev yaptı. Avcı, 2004 yılında Galatasaray U-21 takımının teknik direktörü oldu ve sonraki sezon Galatasaray A2 takımını çalıştırdı.

Ekim 2005 yılında Türkiye U-17 takımının teknik direktörü olan Abdullah Avcı, Türkiye’yi tarihinde ikinci kez Avrupa U-17 Futbol Şampiyonu yaptı. Avcı, yönetimindeki Türkiye, tarihinde ilk kez FIFA 17 Yaş Altı Dünya Kupası’na katılmaya hak kazandı. Bu turnuvada da başarılı olan Avcı, takımı dünya üçüncüsü yaptı.

Abdullah Avcı, 2006 yılında İstanbul Büyükşehir Belediyespor teknik direktörü oldu ve akımı beş sezon boyunca çalıştırdı, 2011 yılında Türkiye Kupası finali oynadı. Abdullah Avcı, 17 Kasım 2011 yılında Türkiye millî futbol takımının teknik direktörü oldu. İki yıl boyunca Türkiye’yi çalıştıran Abdullah Avcı, 2014 FIFA Dünya Kupası Elemeleri’ndeki başarısız sonuçların ardından görevden alındı.

Avcı, 2014’te yeni isim değiştiren İstanbul Başakşehir’in teknik direktörü oldu. Abdullah Avcı, 2020 yılında Trabzonspor’un teknik direktörlük görevine getirildi. Avcı, 2021 – 22 sezonunda Trabzonspor ile 81 puan toplayarak kariyerindeki ilk Süper Lig şampiyonluğunu kazandı. Trabzonspor, Avcı yönetiminde, 2020-21 ve 2022-23 sezonlarının Süper Kupası’nı da müzesine götürdü.

Paylaşın

Patronlar İstedi; İktidar, Vergi Yükünü Yine Halka Yıktı

Vergi adaletinin her geçen gün daha yüksek sesle konuşulduğu bu dönemde, patronlar bir kez daha az vergi ödemenin yolunu buldu. İktidar, vergi yükünü yine halka yıktı.

“Enflasyon düzeltmesi” adlı uygulama bir süredir küçük ve orta ölçekli şirketlerin hedefindeydi. Daha kârlı olduğu için faaliyetlerini borçlanarak sürdüren şirketler, bu uygulama nedeniyle daha fazla vergi verecekti.

TOBB, MÜSİAD, İTO gibi sermaye örgütleri Ankara’da yoğun lobi çalışmalarında bulundu ve vergi beyannamelerinin son teslim tarihine 9 gün kala Hazine ve Maliye Bakanlığı’na geri adım attırdı.

Mehmet Şimşek dün, cirosu 50 milyon liranın altında olan şirketlerin bu yıl da uygulamadan muaf tutulacağını açıkladı. Böylece yaklaşık 1,5 milyon kişi ve işletme daha fazla vergi ödemekten sıyrıldı.

Bakanlığın geri adımı, IMF’nin bu yöndeki talebini dile getirdiği saatlerde geldi. IMF, hem maliye politikasının “daha sıkı” olmasını hem küçük ve orta ölçekli işletmelerden alınan verginin azaltılmasını istemişti.

Öte yandan geçen ay çıkarılan ve “sermayeyi vergilendireceği” savunulan vergi paketinin büyüklüğünün, patronlardan alınmayan verginin sadece yüzde 8’i kadar olduğu görülmüştü. Büyük sermaye grupları sembolik vergileri sessizlikle karşılamıştı.

Yem sıkı maliye politikası hem şirketlere sağlanan vergi muafiyetleri, sıkılaşmanın emekçilere yüklenmesi anlamına geliyor.

‘Enflasyon düzeltmesi’ neydi?

Enflasyon emekçinin cebinden eksiltirken, patronların kârlarını artırmalarına bahane oldu ve varlıklarının değerini katladı.

Yıllar sonra bu zenginliğin küçük bir kısmı “enflasyon düzetmesi” ile vergilendirilmek istendi.

“Enflasyon düzeltmesi”, şirketlerin ödeyeceği vergiyi belirleyen mali tablolarının, enflasyon nedeniyle artık gerçek değerlerini ifade edemez geldiği noktada uygulanıyor. En son 2004’te uygulanmıştı.

Örneğin bir firmanın 2004 yılında 100 liraya bir arsa satın aldığını varsayalım. Enflasyon muhasebesi uygulaması öncesinde bu arsa, firmanın 2022 yılı bilançosunda da 100 lira olarak görünüyordu.

Onlarca milyon liralık gayrimenkuller, alındıkları yıldaki alış bedelleriyle listeleniyor, mal varlığı ufak gösteriliyordu. Şimdi yeni uygulamayla firmalar, ilgili kalemin bilançoya girdiği tarihten bu zamana oluşan enflasyon kadar güncelleme yapmak zorunda.

Şirketler önce 2023’te bilançolarını, bu doğrultuda güncelledi ama ortaya çıkan yeni değerler üzerinden vergilendirilmedi. Uygulama 2024’te başlayacaktı ki, son geri adımla birlikte bu kapsamdaki şirketlerin önemli bir bölümü muaf tutuldu.

İstanbul Sanayi Odası’nın araştırmasına göre sadece en büyük 500 sanayi kuruluşunun 1,4 trilyon lira olan toplam varlıkları, 2023’te “enflasyon düzeltmesi” yapıldıktan sonra 4,7 trilyon liraya sıçradı. Aradaki astronomik fark, 2023’te ve 2024’ün ilk üç ayını kapsayan dönemde ödenen vergiye etki etmedi. Son gelişmeyle birlikte bu kapsamdaki mükellef sayısı iyice daraltıldı.

Yaklaşık 1 milyon kurumlar vergisi mükellefi var. Bunların arasında vergisinin yüzde 80’ini ödeyen mükellef sayısı 1000 civarında. Büyük bölümü zarar açıklıyor ve vergi ödemiyor.

Patronlar neden karşı çıkıyor?

Bilançolarında aktif hesapları güçlü olan şirketler bu varlıklarını sermayeleriyle edinmişlerse “enflasyon düzeltmesi”nden olumlu etkileniyorlar, vergi yükleri azalıyor.

Borçları fazla olan şirketlerse borç kaleminin düzeltmeye tabi olmaması nedeniyle daha fazla vergi ödüyorlar.

Uygulamada amortismanlar da değerlenmiş tu­tarlar üzerinden hesaplanacağı için gider miktarı artıyor ama gelir tarafı ağır basacağı için, borçlanarak yatırım yapan şirketler, “enflasyon düzeltmesi” sonrası kârları artacağından, daha fazla vergi ödüyor.

Enflasyon düzeltmesinin “haksız” bir uygulama olduğunu savunan patronlar, bunun “özel sektöre darbe” olduğunu söylüyordu.

Ekonomi yönetiminin geri adımı sonrası patron örgütlerinden “teşekkür” mesajları yağdı. Ancak yine de bu geri adımı yetersiz bulanlar vardı. Kimileri 50 milyon liralık ciro sınırının yükseltilmesini, böylelikle daha fazla şirketin muafiyet kapsamına alınmasını istedi.

Enflasyon düzeltmesi uygulamasının değiştirilebilmesi için kanuni düzenleme gerekiyor. Mehmet Şimşek, Meclis’in açılacağı Ekim ayına işaret ederek uygulamanın değiştirileceği sinyalini verdi.

Çeşitli yöntemlerin masada olduğunu kaydeden Şimşek, öne çıkan bir seçeneği şöyle özetledi:

“Devam eden yatırımlar hesabının enflasyon düzeltmesinden kaynaklı değerlenmesi nedeniyle oluşan kârların özel bir fona alınarak vergilenmemesi ve bu hesabın işletme döneminde 5 yıl gibi bir sürede vergiye tabi kazancın tespitinde dikkate alınabilmesine yönelik bir model de seçenekler arasında.”

(Kaynak: Sol Haber)

Paylaşın