Kol Düğmeleri Nasıl Takılır? Üç İpucu

Kol düğmeleri, elbise ve smokin gömlek manşetlerini bilekten tutturan aksesuarlarıdır. Kol düğmeleri, genellikle smokinli etkinliklerde veya diğer resmi durumlarda takılırlar, kol düğmeleri günlük veya iş elbiseleri gibi yarı resmi kıyafetlerin de bir parçası olabilir.

Haber Merkezi / Çeşitli kol düğmesi stilleri vardır ve malzemeler arasında gümüş, altın, cam, taş, metal, deri veya diğer değerli taşlar bulunabilir. Kol düğmeleri, kullanıcının kendine özgü estetiğini yansıtabilir veya belirli bir kıyafet için özel olarak yapılabilir.

Kol düğmeleri nasıl takılır?

Doğru gömleği giyin: Kol düğmeleri genellikle arkaya doğru katlanan çift manşetli gömleklerle birlikte giyilir. Ayrıca, iki üst üste binen kenarı olan tek manşetli gömleklerle de kol düğmeleri takabilirsiniz.

Gömleğinizin düğme deliklerini kontrol edin: Smokin gömleğinizin veya elbise gömleğinizin manşetinde iki düğme deliği olacak. Kol düğmelerini bu deliklerden geçireceksiniz.

Kol düğmesi tokasını kapatın: Uzatıldığında ve kilitlendiğinde, kol düğmeleri normalde baş kısmı dışarı çıkacak ve taban kısmı diğer tarafı sabitlemek için dik açıda olacak şekilde bir T şeklini alır. Tokayı kapatın, böylece baş düğme deliğinizden kolayca kayabilir.

Manşetleri bir arada tutun: Düğme deliklerini hizalamak için manşetlerin iki tarafını sıkıştırabilirsiniz.

Kol düğmesini takın ve sabitleyin: Ardından, kol düğmesini birinci ve ikinci düğme deliklerinden geçirin. Tamamen geçtiğinde, kol düğmesini sabitleyebilirsiniz.

Farklı kol düğmesi türleri benzersiz şekilde sabitlenir, ancak kurşun sırtlı kol düğmeleri gibi yaygın bir kol düğmesi türü için, kol düğmesinin alt kısmını (kapatma mekanizması) kol düğmesiyle buluşacak şekilde yukarı getirin. Ardından, kol düğmesinin direğini kol düğmesinin altından geçirin. Daha sonra, kurşun şeklindeki kapsülü sabitlemek için yatay olarak çevirebilirsiniz.

Kol düğmesi takmak için 3 ipucu

Kişiye özel kol düğmeleri takın: Karmaşık, kişiselleştirilmiş kol düğmesi tasarımları için değerli taşları, aile yadigarlarını veya değerli bir mücevher parçasını kendinize ait, üst düzey kol düğmelerine dönüştürebilirsiniz. Malzemeyi, özel günler için kişiye özel bir kol düğmesi çifti yaratabilecek bir kuyumcuya götürün.

Basit kol düğmeleriyle başlayın: Kol düğmelerini yeni deniyorsanız veya daha basit adım adım talimatlarla bir çift takmak istiyorsanız, balina sırtı kol düğmeleri başlamak için iyi olabilir.

Çivili düğmelerinizi kol düğmeleriyle eşleştirin: Gömlek çivili düğmeleri, smokin gömleklerinin düğme deliklerinden geçen parçalardır. Çivili düğmeler normalde siyahtır ve kol düğmeleri kendi başlarına bir aksesuar olabilse de, çivili düğmelerinizi veya yaka iğnelerinizi de eşleştirebilirler.

Paylaşın

Rusya’dan Suriye Açıklaması: Türkiye, Çekilmeyi Konuşmaya Hazır

Ankara – Şam hattındaki normalleşme sürecini değerlendiren Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, “Türkiye’nin Suriye’den asker çekmeyi görüşmeye hazır olduğunu ama müzakerelerin ana parametrelerinde henüz uzlaşma sağlanmadığını” dedi ve ekledi:

“Sığınmacıların dönüşü, terör tehdidini bastırmak için gerekli önlemler -ki bu, Türk birliklerinin varlığını gereksiz hale getirecek- bunlar üzerinde konuşuyoruz. Tüm bunlar görüşmeler kapsamında.”

Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın, Türkiye’nin ülkesinden asker çekmesini istediğini ancak bunun normalleşme görüşmeleri için bir ön şart olmadığını söylemesinin ardından, Rusya’dan dikkat çekici bir açıklama geldi.

Artı Gerçek’in aktardığına göre; Russia Today kanalı ile “Doğu’ya Köprüler” belgeseli için bir söyleşi gerçekleştiren Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Suriye hükümeti açısından “ilişkilerde normalleşme için Suriye’deki Türk askerlerinin nihayetinde çekileceğine dair açık bir karar alınmasının şart olduğunu” söyledi. Türkiye’nin de çekilmeyi görüşmeye hazır olduğunu savunan Lavrov, şu ifadeleri kullandı:

“Türkler buna hazır ama ayrıntılı parametreler üzerinde henüz uzlaşma sağlanmadı. Sığınmacıların dönüşü, terör tehdidini bastırmak için gerekli önlemler -ki bu, Türk birliklerinin varlığını gereksiz hale getirecek- bunlar üzerinde konuşuyoruz. Tüm bunlar görüşmeler kapsamında.”

Lavrov, Rusya, Türkiye, Suriye ve İran arasında Şam-Ankara hattındaki normalleşmeyi görüşmek için yakın gelecekte bir görüşmenin planlandığını da açıkladı: “Geçen sene savunma ve dışişleri bakanlıkları ile özel kurumların katılımıyla toplantılar düzenlemek için büyük çaba sarf ettik.

Bu toplantıları Suriye Arap Cumhuriyeti ile Türkiye Cumhuriyeti arasındaki ilişkilerin normalleşmesine yol açabilecek koşulları ele almak için kullandık. Bu toplantılara Suriye, Türkiye, Rusya ve İran’ın temsilcileri katıldı. Şimdi yeni bir toplantı hazırlamanın mantıklı olacağına inanıyoruz. Öngörülebilir bir gelecekte bunun gerçekleşeceğinden eminim.”

Normalleşmede ilk adım 28 Aralık’ta atıldı

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve Suriyeli mevkidaşı Faysal Mikdad, Suriye’de savaşın başladığı 2011 yılından bu yana dışişleri bakanları düzeyinde ilk kez resmi görüşme için Moskova’da bir araya gelmişti.

Toplantıda ilişkilerin normalleştirilmesinin yanı sıra Suriye’deki iç savaştan kaçarak Türkiye’ye sığınan 3,7 milyon Suriyeli mültecinin ülkelerine gönüllü geri dönmeleri konusunun da ele alınacağı kaydedilmişti.

Dışişleri Bakanlığı’nın internet sitesinde konuyla ilgili yer alan açıklamada “Türkiye ile Suriye arasındaki ilişkilerin normalleştirilmesi hakkında görüş alışverişinde bulunulması, terörle mücadele, siyasi süreç, sığınmacıların gönüllü, güvenli ve onurlu dönüşleri de dahil olmak üzere insani konuların ele alınması planlanmaktadır” denilmişti.

Ankara ile Şam arasındaki normalleşme sürecinde Rusya’nın da girişimleriyle ilk somut adım bakanlar düzeyinde 28 Aralık’ta atılmıştı.

Moskova’da 28 Aralık 2022’de Türkiye, Rusya ve Suriye savunma bakanları ve istihbarat başkanlarının katılımıyla yapılan üçlü toplantıda Suriye krizi, mülteci sorunu ve Suriye topraklarında bulunan tüm terör örgütleri ile ortak mücadele çabaları ele alınmıştı.

İlk görüşmede Şam yönetiminin, Türkiye’den, topraklarından çekilmesini ve Özgür Suriye Ordusu’nu (ÖSO) “terörist” olarak tanınmasını istediği ancak bu taleplerin Türkiye tarafından geri çevrildiği bildirilmişti.

Nisan başında dışişleri bakan yardımcıları düzeyinde yapılan toplantıya İran da katıldı. Türkiye, Suriye, Rusya ve İran savunma bakanları ve istihbarat başkanlarının katıldığı 25 Nisan’da yapılan toplantı, Ankara ile Şam arasında başlatılan normalleşme sürecinde yeni bir adım olmuştu.

Milli Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, Türkiye “Suriye topraklarında her şekliyle terör örgütleri ve tüm aşırılıkçı gruplarla mücadele, Suriyeli mültecilerin topraklarına dönmelerine yönelik çabaların yoğunlaştırılması”na vurgu yaptı ve tarafların “Suriye’nin toprak bütünlüğüne saygılı olduklarını teyit” ettikleri belirtilmişti.

Suriye ise “Türk birliklerinin Suriye’den çekilmesi” talebini yinelemişti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 28 Aralık toplantısı öncesinde Suriye’nin kuzeyindeki YPG güçlerine yönelik olası kara operasyonuyla ilgili açıklamada bulunurken, “Biz şu an itibarıyla Suriye, Türkiye, Rusya üçlü olarak bir adım atalım istiyoruz.

Bunun için de önce istihbarat örgütlerimiz bir araya gelsin, ardından savunma bakanlarımız bir araya gelsin, daha sonra dışişleri bakanlarımız bir araya gelsin. Onların yaptığı görüşmelerden sonra da biz liderler olarak bir araya gelelim. Bunu da Sayın Putin’e teklif ettim. O da buna olumlu baktı. Böylece bir dizi görüşmeler zincirini başlatmış olacağız” şeklinde konuşmuştu.

Erdoğan’ın açıklamalarının ardından Rus medyasına yansıyan haberlerde, Moskova’nın Türkiye tarafından önerilen üçlü diplomasi mekanizması fikrine sıcak baktığı belirtilmişti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan Kasım ayında Suriye Devlet Başkanı Esad ile görüşebileceğinin sinyalini vermiş ancak Esad, Türkiye Suriye’nin kuzeyindeki askerlerini çekmeyi kabul etmediği müddetçe Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmeyeceğini söylemişti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Washington’da yaptığı basın toplantısında Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’a Suriye ile normalleşme gündemi kapsamında Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad ile görüşme talimatı verdiğini söylemişti.

Washington dönüşü uçakta gazetecilere açıklamalarda bulunan Erdoğan yol haritasının muhataplarıyla birlikte Fidan’ın oluşturacağını bildirmişti. “Suriye’nin toprak bütünlüğünün bizim de çıkarımıza olduğunu her fırsatta dile getiriyoruz. Suriye’de inşa edilecek hakkaniyetli bir barış, en çok bize fayda sağlayacak” diyen Erdoğan, bu inşa sürecinin en önemli adımı da Suriye ile yeni bir dönem başlatmaktan geçtiğini söylemişti.

Şu ana kadar bu sürecin olumlu istikamette geliştiğini ve yakın zamanda somut adımlar atılmasını beklediklerini ifade eden Erdoğan, ABD ve İran’ın da bu süreci desteklemesi gerektiğine dikkat çekmişti. Bu süreci baltalamak isteyenlere karşı da “hazırlıklı oldukları” mesajını vermişti.

Erdoğan, “Suriye’nin bir ve bütün olarak yeni bir gelecek inşa etmesi için oluşacak iklimden kimsenin rahatsızlık duymaması temel beklentimizdir. Bu süreci terör örgütleri zehirlemek için elinden geleni yapacaklardır. Provokasyonlar tertipleyip oyunlar kuracaklardır. Tüm bunların farkındayız ve hazırlıklıyız” demişti.

16 Temmuz’da yapılan kabine toplantısının ardından açıklamalarda bulunan Erdoğan, Beşar Esad’a isim vermeden çağrıda bulunarak, “Karşılıklı saygı ve müşterek menfaatler temelinde daha önce karşımızda konumlanan ülkelerle dahi ilişkilerimizi güçlendirdik. Tüm bunları malum çevrelerin körüklediği eksen tartışmasına rağmen başardık” demiş ve eklemişti:

“Dostlarımızın sayısını çoğaltmaya büyük önem veriyoruz. Büyük güçler arasındaki paylaşım kavgasının hızlandığı bir dönemde dış siyasette yeni denklemler kurmamız Türkiye için tercihten öte ihtiyaçtır. Bu açılımlara komşularımızla birlikte diğer ülkelerin de muhtaç olduğunu görüyoruz. Bunun için sıkılı yumrukların açılmasında fayda olduğunu görüyoruz.”

Suriye Halk Meclisi’nde konuşan Devlet Başkanı Beşar Esad, “Egemenlik ve uluslararası hukuk, ilişkilerin onarılması konusunda ciddi olan tüm tarafların ilkeleriyle tutarlıdır ve terörle mücadele her iki tarafın da ortak çıkarıdır” demiş ve eklemişti:

“Komşu ülkenin topraklarını oradan çekilmek için işgal etmedik, teröre desteğimizi durdurmak için de destek vermedik … Çözüm açık sözlü olmak ve kibri değil hatayı tespit etmektir… Gerçek nedenlerini göremediğimiz bir sorunu nasıl çözebiliriz? İlişkiyi yeniden tesis etmek için öncelikle bu ilişkinin bozulmasına neden olan sebeplerin ortadan kaldırılması gerekir ve biz hiçbir hakkımızdan vazgeçmeyeceğiz.”

Paylaşın

DEM Parti: Barışı İnşa Etmekten Başka Şansımız Yok

“1 Eylül Dünya Barış Günü” nedeniyle mesaj yayınla DEM Parti Eş Genel Başkanları Tuncer Bakırhan ve Tülay Hatimoğulları, “Artık barışı inşa etmekten başka şansımız yok” dedi ve eklediler:

“Buna gücümüz de var, inancımız da. Savaşa, tecride, ırkçılığa, darbelere ve hukuksuzluğa karşı 1 Eylül’de milyonların barış talebini ve sesini yükseltmeye devam edeceğiz.”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanları Tuncer Bakırhan ve Tülay Hatimoğulları 1 Eylül Dünya Barış Günü dolayısıyla bir mesaj yayınladı. Bakırhan ve Hatimoğulları’nın mesajı şöyle:

“Ortadoğu’da başta Filistinliler ve Kürtler olmak üzere halklar ağır saldırı altındayken, Ukrayna-Rusya arasındaki savaş derinleşerek devam ederken, dünyanın pek çok yerinde çatışmalar artarken, şimdi yapılacak en anlamlı şey barış mücadelesini her zamankinden çok yükseltmektir.

Kendi geleceklerini çocukların, kadınların, milyonların sömürülmesine bağlayanlara en güzel cevap, eşit olarak barış ve kardeşlik içinde yaşanacak yeni bir dünya yaratmaktır. İçinde bulunduğumuz karanlık tabloya rağmen insanlık bunu yapabilir.

Herkesin kendi dili, dini ve rengiyle özgürce ve eşit yaşadığı bir dünya yaratmak mümkündür. Çıkar çevreleri, çatışmalardan beslenen odaklar faşizmi körüklüyor ve savaş tamtamları çalıyorken; milyonların sessiz çığlığında barış ve kardeşlik var, eşitlik ve özgürlük var.

Bugüne kadar çok bedel ödendi, çok acı çekildi. Artık barışı inşa etmekten başka şansımız yok. Buna gücümüz de var, inancımız da. Savaşa, tecride, ırkçılığa, darbelere ve hukuksuzluğa karşı 1 Eylül’de milyonların barış talebini ve sesini yükseltmeye devam edeceğiz.”

Paylaşın

Galatasaray, Milli Ara Öncesi Moral Depoladı

Süper Lig’in 4. hafta karşılaşmasında Adana Demirspor ile Galatasaray, Yeni Adana Stadı’nda karşı karşıya geldi. Karşılaşmadan 5 – 1 galip ayrılan Galatasaray, milli ara öncesi moral depoladı.

Haber Merkezi / Galatasaray’a galibiyeti getiren golleri 9. dakikada Kerem Aktürkoğlu, 18. dakikada Semih Güler (KK), 31. dakikada Barış Alper Yılmaz, 37. dakikada Dries Mertens, 60. dakikada Abdülkerim Bardakçı, Adana Demirspor’un tek golünü ise 78. dakikada Andreaw Gravillon (P) kaydetti.

Galatasaray, bu galibiyet ile puanını 9’a çıkardı, Adana Demirspor ise, 1 puanda kaldı.

Goller:

9. dakikada Metehan Baltacı’nın kendi yarı sahasından uzun pasında ceza sahası dışında kaleci Deniz Eren Dönmezer topa hakim olmak için kararsız kalınca araya giren Kerem Aktürkoğlu’nun vuruşunda meşin yuvarlak ağlarla buluştu: 0-1

18. dakikada savunmadan gönderilen uzun pasa Barış Alper hareketlendi. Topu alan Mertens vuruşunu yaptı. Semih Güler’e çarpan top sağ köşeden ağlarla buluştu: 0-2

31. dakikada Adana Demirspor’un kullandığı köşe vuruşunda Batshuayi topu karşıladı. Hızlı hücuma çıkan konuk ekip, Kerem Aktürkoğlu’nun Barış Alper’e gönderdiği pas ile kaleciyle karşı karşıya kaldı. Barış Alper’in aşırtma vuruşunda top ağlarla buluştu: 0-3

38. dakikada Batshuayı’nin ceza sahası içinde sağ kanattan ortasında diğer kanatta topla buluşan Mertens’in vuruşunda top ağlarla buluştu: 0-4

60. dakikada Kerem Demirbay’ın sağ kanattan kullandığı köşe atışında kale sahası çizgisinde yükselen Abdülkerim Bardakcı’nın kafa vuruşunda meşin yuvarlak ağlarla buluştu: 0-5

79. dakikada sağ kanattan atılan ara pasa yetişen Breyton Fogeu, ceza sahasının sağ çaprazında yerde kaldı. Hakem beyaz noktayı gösterdi. Topun Başına geçen Gravillion meşin yuvarlağı ağlarla buluşturdu. 1-5

Stat: Yeni Adana

Hakemler: Kadir Sağlam, Samet Çavuş, Bersan Duran

Adana Demirspor: Eren Dönmezer, Abdulsamet Burak (Breyton Fougeu dk. 46), Semih Güler, Gravillion, Jovan Manev, Tayfun Aydoğan (Salih Kavrazlı dk. 68), Maestro, Ali Yavuz Kol (Ozan Demirbağ dk. 72), Bünyamin Balat, Nabil Alioui (Tolga Kalender dk. 68), Abat Aymbetov (Yusuf Sarı dk. 51).

Galatasaray: Fernando Muslera, Elias Jelert, Abdülkerim Bardakcı, Metehan Baltacı, Kaan Ayhan (Efe Akman dk. 82), Kerem Demirbay, Lucas Torreira (Berkan Kutlu dk. 71), Kerem Aktürkoğlu (Yunus Akgün dk 70), Dries Mertens, Barış Alper Yılmaz (Yusuf Demir dk.82), Mauro Icardi (Michy Batshuayi dk. 25).

Goller: Kerem Aktürkoğlu (dk. 9), Semih Güler (dk. 18 k.k), Barış Alper (dk. 31), Mertens (dk. 38), Abdülkerim Bardakçı (dk. 60) (Galatasaray), Andreaw Gravillion (dk. 78 pen.) (Adana Demirspor)

Paylaşın

MHP’den Muhalefetin “Erken Seçim” Çağrılarına Yanıt

Muhalefet partilerinin erken seçim çağrılarına ilişkin açıklama yapan MHP’li Semih Yalçın, “Bilhassa muhalefetteki partilerin, tribünlere oynamak ve ‘erkenden erken seçim rüyaları görmek’ yerine, Türkiye’nin önündeki iç ve dış engellerin aşılmasına ne mikyasta katkı sağlayacakları önem arz etmektedir” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “MHP; Türkiye’nin hızını kesmek için yoluna düşürülen suni heyelan taşlarını temizlemek için üzerine düşen görevi, yeni dönemde de olanca gücü ve samimiyetiyle yerine getirme gayretinde olacaktır.”

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Semih Yalçın, MHP’nin yeni dönemde gerçekleştireceği siyasi faaliyetlere dair yazılı bir açıklama yaptı. Semih Yalçın, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Bilindiği üzere MHP, Türkiye’de millî bilincin ve varlık refleksinin diri kalmasında kritik rol oynayan bir siyasi partidir. Dolayısıyla partimizin yıllardır gerçekleştirdiği her siyasi faaliyet, ortaya koyduğu her tavır ve hayata geçirdiği bütün politikalar; bu işlevi dikkate alınarak sürdürülmektedir.

MHP, siyaset platformunda yer alan herhangi bir partiden ibaret değildir. Derin bir tarih şuuruna, kökü binlerce yıla uzanan millet ve devlet aklına dayanan siyaset felsefesine malik MHP kadroları; sosyal, kültürel ve fikir hayatımızda da önemli bir fonksiyon icra etmektedir.

Hayat sürdüğümüz coğrafyada vuku bulan olaylar, dünyada meydana gelen son hadiseler, MHP’nin üstlendiği tarihî misyonun ehemmiyeti kadar, hem karar vericilerin hem de millî birlik ve bütünlüğümüz istikametinde siyaset yapan partilerin sorumluluk payını katbekat arttırmıştır.

Gerek bölgemizde, gerekse yerküremizde insanlığın geleceği açısından köklü değişikliklerin yaşanacağı, yeni bir küresel düzenin ayak seslerinin hissedildiği sancılı bir süreçten geçmekteyiz.

Dünyaya nizam vermek bahanesiyle asırlardır insan hak ve hürriyetleri gibi temel kavramları istismar eden küresel aktörler tarafından, yeni bir sömürü düzeni tesis etmek için bu kez bütün yüksek beşerî normların çiğnendiğine şahit olunmaktadır.

Beşeriyetin akıbeti açısından endişe verici bu gelişmeler; coğrafyamızın barış ve sükûna kavuşması, yeryüzünün selamete erişebilmesi, insanı insan yapan değerlerin yaşatılabilmesi için 21. asrın Türkiye yüzyılı olması yolunda çaba gösteren herkese ağır mesuliyetler yüklemektedir.

Bu çerçevede; TBMM’nin Ekim ayında açılmasıyla başlayacak yeni yasama döneminden itibaren, iç meselelerle ilgili atılacak adımlar yanında, ülkemizin bölgesinde ve dünyada sürdürmekte olduğu küresel politikaların devamı, global aktörlerin Türkiye’ye dönük planları gibi hususlar, gündemde önemli yer işgal edecektir.

Yeni dönem; hem Türkiye’nin iç sorunlarının aşılmasına, hem de küresel ölçekteki hedeflere ulaşılmasına katkıda bulunmak üzere birlik ve bütünlüğümüze, dirlik ve düzenimize varlığını adayan siyasi partiler için büyük bir imtihan evresi olacaktır.

Bilhassa muhalefetteki partilerin, tribünlere oynamak ve ‘erkenden erken seçim rüyaları görmek’ yerine, Türkiye’nin önündeki iç ve dış engellerin aşılmasına ne mikyasta katkı sağlayacakları önem arz etmektedir. MHP; Türkiye’nin hızını kesmek için yoluna düşürülen suni heyelan taşlarını temizlemek için üzerine düşen görevi, yeni dönemde de olanca gücü ve samimiyetiyle yerine getirme gayretinde olacaktır.

Önümüzdeki siyasi sürece hazırlık bağlamında; partimizce öncelikle 19 Eylül 2024 tarihinde genel merkezimizde saat 14.00’te Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli’nin başkanlığında MYK toplantısı gerçekleştirilecektir. Bilahare 21 Eylül 2024 tarihinde de yine genel merkezimizde saat 14.00’te İl Başkanları toplantısı yapılacaktır.

Toplantılar vesilesiyle Türkiye gündemindeki bütün öncelikli konular masaya yatırılarak fikir teatisinde bulunulacaktır. Söz konusu toplantılarda ortaya atılan görüşler doğrultusunda varılacak ortak kararlar, partimizin daha sonraki siyasi adımlarının tayininde yol gösterici olacaktır.”

Paylaşın

Dünya’nın Merkezinde Gizemli Bir “Simit” Keşfedildi

Bilim insanları, Dünya’nın sıvı çekirdeğinin içinde halka biçimli bir bölge keşfetti. Bu bölge, gezegenin manyetik alanının dinamikleri hakkında yeni ipuçları veriyor.

Dünya’nın sıvı çekirdeğindeki halka biçimli bölge ekvatora paralel yalnızca düşük enlemlerde yer alıyor.

Dünya’nın kabuğu yani dış katmanı ortalama 30 ila 70 km, bunun altında yer alan manto yaklaşık 3 bin km kalınlığında. Manto katmanı Dünya’nın toplam hacminin yaklaşık yüzde 84’ünü oluşturuyor.

Ve mantonun altında da çekirdek yer alıyor. Çekirdek de katmanlara ayrılıyor; katı bir iç çekirdek ve sıvı bir dış çekirdek.

Dış çekirdek sıvı demir ve nikelden oluşuyor ve Dünya’nın manyetik alanını yaratıyor. Bu alan, Dünya’nın etrafını bir kalkan gibi sarıyor ve yaşamın sürmesi için gerekli ortamı oluşturuyor.

Bilim insanları Dünya’nın iç kısmına inip inceleme yapamadığı için bu katmanlar hakkında bilinenler çoğunlukla sismik verilerden geliyor.

Avustralya Ulusal Üniversitesi’nden araştırmacılar, büyük depremler sırasında oluşan sismik dalgaları inceledi. Ancak normalden farklı olarak depremin başlamasından saatler sonra ilerleyen dalgaları takip ettiler.

Bilim insanları, mantoyla çekirdeğin sınırına yakın bir yerde dalgaların yavaşladığını gözlemledi.

Bulgularını Science Advances adlı hakemli dergide dün (30 Ağustos) yayımlayan ekip, dış çekirdekte dalgaların yavaşlamasına yol açan, simit şeklinde bir yapı olduğunu buldu. Bu şekillere matematikte torus adı veriliyor.

Araştırmacılar ekvatora paralel şekilde uzanan yapının sadece düşük enlemlerde olduğunu da kaydetti.

Makalenin ortak yazarı Prof. Hrvoje Tkalčić “Bölge ekvator düzlemine paralel uzanıyor, düşük enlemlerle sınırlı ve donut şeklinde” diyerek ekliyor: Donutun kalınlığını tam olarak bilmiyoruz ancak çekirdek-manto sınırının birkaç yüz kilometre altına ulaştığı sonucuna vardık.

Büyük ölçüde sıvı haldeki demir ve nikelden oluşan dış çekirdek, Dünya’yı zararlı kozmik radyasyondan koruyan manyetik alanı üretiyor.

Manyetik alan, yaşamın var olmasında elzem bir yer edindiğinden bilim insanları dış çekirdeğin yapısını daha iyi anlamaya ve bu sayede manyetik alanda yaşanabilecek değişimleri öngörmeye çalışıyor.

Yeni bulgular bu çalışmalara katkı sağlayabilir. Tkalčić “Svı çekirdekteki düşük hız, bu bölgelerde yüksek yoğunlukta hafif kimyasal elementler bulunduğu ve bu elementlerin sismik dalgaların yavaşlamasına yol açtığı anlamına geldiği için bulgularımız ilginç” diyerek ekliyor: Bu hafif elementler, sıcaklık farklılıklarının yanı sıra dış çekirdekteki sıvının karışmasını sağlıyor.

Çalışmanın diğer yazarı Dr. Xiaolong Ma ise yeni çalışmanın, manyetik alanın arkasındaki mekanizma hakkında bir fikir verdiğini ancak çok fazla gizemin çözülmeyi beklediğini söylüyor.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Liyakat Hayal Oldu: Sınavda Birinci Oldular Mülakatta Elendiler

Erdoğan’ın genel seçimler öncesi verdiği söze rağmen kamuya işe alımlarda mülakat engeli halen kaldırılmazken, Defterdarlık Uzman Yardımcılığı Giriş Sınavı’na giren adayların birinci olsa da dakikalar içinde başarısız sayılarak elenmesi mağduriyetlerin sürdüğünü bir kez daha gösterdi.

Adalet Bakanlığı’nın ‘İdari Hakimlik’ ve İçişleri Bakanlığı’nın ‘Kaymakamlık Adaylığı Sınavı’nda yaşanan mülakat mağduriyeti Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın ‘Defterdarlık Uzman Yardımcılığı Sınavı’nda da yaşandı. 32 ilde birinci olan adaylar mülakatta verilen düşük puanlarla elendi. 94 puanla İstanbul birincisi Rıdvan Ö., 93 puanla Eskişehir birincisi Ersen Ç, ve 90 puan ile il üçüncüsü Necati Fıstıkçıoğlu da mülakatta kaldı. Liste elenen birincilerle uzadı.

Karar Gazetesi’nden Merve Şişman‘ın aktardığına göre skandala ilişkin konuşan mağdurlar isyan etti. Ehliyet ve liyakatin Türkiye’de kıymeti olmadığını söyledi. Yazılı sınavda 75 puan alanların atanması için sözlüde 100’e yakın puan verildiğini belirtti. 89 puanla Iğdır birincisi olup sözlüde 70 ile elenen Ali Ç. “Ne yazık ki başarıyı cezalandıran sisteme karşı mücadele ediyoruz. Sonuncuyu ilk sırada atamışlar, adalet nerede?” dedi. Malatya’da 85 puan almasına rağmen elenen aday ise yaşadığı hukuksuzluğu “Benden düşük alan 8-9 kişi atandı. Listenin son sırasındaki asıl listeye alınıyor ama il birincisi eleniyor” sözleriyle anlattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın genel seçimler öncesi verdiği söze rağmen kamuya işe alımlarda mülakat engeli halen kaldırılmadı. Defterdarlık Uzman Yardımcılığı Giriş Sınavı’na giren adayların birinci olsa da dakikalar içinde başarısız sayılarak elenmesi mağduriyetlerin sürdüğünü bir kez daha gösterdi. Büyük hayal kırıklığı yaşayan gençler, uğradıkları haksızlığı anlattılar.

Geçtiğimiz yıl mayıs ayında yapılan genel seçimler öncesi ‘Kamu personel alımında mülakat sistemi’ için Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ‘kaldıracağız’ vaadinde bulundu. Aradan bir yıldan fazla süre geçmesine rağmen herhangi adım atılmadı. ‘Verilen sözleri tutun’ çağrılarına kulak tıkayan hükümet ‘liyakat için gerekli’ savunması yaptı. Hatta uygulama resmi hale getirilerek kameralı sisteme geçildi; yüzde 50 sınav, yüzde 50 mülakat notu şartı geldi. Daha önce defalarca konuyu manşete taşıyan gazeteniz KARAR, yeni bir skandalı daha ortaya çıkardı.

27 Nisan 2024’te Defterdarlık Uzman Yardımcılığı Giriş Sınavı yapıldı. 3 Mayıs’ta yazılıdan 70 puan üstü alan adaylar, mülakata girme hakkı elde etti. Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın sitesinde yayınladığı 18 sayfalık listede, 79 şehirde mülakata girecek toplam 1.057 kişi vardı. Mülakatlar, 16 Haziran-1 Ağustos tarihleri arasında gerçekleştirildi. Asıl ve yedek olarak başarı gösterenlerin listesi 27 Ağustos’ta duyuruldu. Büyük bir heyecanla sonuçları bekleyen adaylar, liyakat yerine yine eş dost seçiminin tercih edildiğine şahit olunca yıkıldı.

İşte il il sonuçlar:

Adana’da 89 puanla il birincisi olan Canberk K., mülakatta elendi.
Adıyaman’da 89 puanla il birincisi olan Burhan T., mülakatta elendi.
Afyonkarahisar’da 87 puanla il birincisi olan Emirhan B., 3. yedek listesine girdi.
Ağrı’da 89 puan ile il birincisi olan Meltem Ö., mülakatla elendi.

Amasya’da 89 puan ile il birincisi olan Feride A., mülakatla elendi.
Ankara’da 92 puanla il birincisi olan Berat K., asıl ve yedek listeye dahi giremedi, mülakatta elendi.
Antalya’da 92 puan ile il birincisi olan Mehmet Taha K., 3. yedek listesine girdi.
Artvin’de 87 puanla il birincisi olan Gözde A., mülakatla elendi.

Aydın’da 83 puanla il birincisi olan Hatice B., mülakatla elendi.
Balıkesir’de 89 puanla il birincisi olan Nermin D., 2. yedek listesine girdi.
Bayburt’ta 93 puanla il birincisi olan Zübeyde E., 2. yedek listesine girdi.
Bolu’da 91 puanla il birincisi olan Fatma Ç., mülakatla elendi.

Burdur’da 88 puanla il birincisi olan Recep A., mülakatla elendi.
Çanakkale’de 81 puanla il birincisi olan Ayşenur Y., mülakatla elendi.
Çankırı’da il birincisi, ikincisi ve üçüncüsü mülakatla elendi.
Diyarbakır’da 92 puanla il birincisi olan Ceylan T., mülakatla elendi.

Eskişehir’de 93 puanla il birincisi olan Ersen Ç., yedek listeye dahi giremeden mülakatta elendi.
Gaziantep’te 86 puanla il birincisi olan Müslüm K., mülakatla elendi.
Hatay’da 93 puanla il birincisi olan Birgül K., mülakatla elendi.
Iğdır’da 89 puanla il birincisi olan Ali Ç., mülakatla elendi.

İstanbul’da 94 puanla il birincisi olan Rıdvan Ö., mülakatla elendi.
İzmir’de 90 puan ile il birincisi olan Muhammet Esad Y., mülakatla elendi.
Kastamonu’da 94 puanla il birincisi olan Arife Ö., mülakatla elendi.
Kahramanmaraş’ta 85 puanla il birincisi olan Zeyit Ç., mülakatla elendi.

Konya’da 92 puanla il birincisi olan Sevil E., mülakatla elendi.
Malatya’da 93 puanla il birincisi olan Murathan K., mülakatla elendi.
Muğla’da il birincisi İmran A. 89 puanla, ikincisi Osman K. 89 puanla, üçüncüsü Esra Cansel G., 86 puan aldı ancak mülakatla elendi.
Ordu’da 94 puanla il birincisi olan Rabia G., yedek listeye dahi giremeden mülakatla elendi.

Samsun’da 94 puanla il birincisi olan Bayram S., mülakatla elendi.
Kayseri’de 92 puanla il birincisi olan Sedef D., yedek ve asıl listeye giremeden mülakatla elendi.
Trabzon’da 89 puanla il birincisi olan Yasin Ş., mülakatla elenerek asıl ve yedek listeye giremedi.
Kilis’te 90 puan alarak il birincisi olan Metin A., mülakatla elendi.

Adana: 4 kişilik alım açıldı. 10 kişi mülakata girdi. Yazılıdan 89 puan alarak birinci gelen Canberk K., mülakat ile elenerek asıl ve yedek listeye giremedi. Onun yerine sıralamada en altta olan 72 puanlı Halime U. asıl listede yer buldu.

Adıyaman: 6 kişilik alım açıldı. 89’la sınavda en yüksek puana ulaşan Burhan T. dışında geriye kalanlar asıl listeye alındı.

Afyonkarahisar: 31 kişi 70 puan ve üstü alarak mülakata girmeye hak kazandı. Afyonkarahisar için 8 kişilik yer açıldı. 31 kişilik sıralamada 27. olan İsa U., 72 puan ile asıl listeye girdi. 87 puan ile Afyonkarahisar’ın birincisi Emirhan B., 3. yedek sırasına girdi. Asıl listedekilerden 3 kişi görevini yapmayı reddederse Emirhan B., ancak o şekilde görevine başlayabilecek.

Ağrı: 7 kişilik alım açıldı. 16 kişi mülakata girme hakkı elde etti. 70 ve 89 puan aralığındaki 16 adaydan 72 puan alan listenin 14. sırasındaki Muhammet Serhat V. asıl listeye alındı. Yazılı sınavdan en yüksek puanı alan Meltem Ö. 89 puan ile İkram A. 86 puan ile elendi.

Ankara: 6 kişilik alım açıldı. 25 kişi, 92 ve 78 puan aralığında yazılıdan not aldı. 92 puanla Ankara’nın birincisi olan Berat K. yedek listeye dahi giremedi. İkinci Berna Y. ise yazılıdan aldığı 89 puan ile elendi.

Artvin: 7 kişilik alım açıldı. 27 kişi, 70 ve 87 puan aralığında yazılıdan not aldı. Listenin 24. sırasındaki Berkay G. 72 puanla çalışma hakkı elde etti. 87 puanla birinci olan Gözde A. elendi.

Aydın: 2 kişilik alım açıldı. 83-73 puan aralığında not alan 8 kişiden sonuncu olan Hüseyin K. asıl listeye alındı. Birinci olan Hatice B. elendi.

Bartın: 2 kişilik alım açıldı. 88 puan alarak yazılıyı ikincilikle bitiren Ozan Y. asıl listeye giremeden elendi. Mehmet Enes T. ise aldığı 70 puanla asıl listeye girdi.

Burdur: 3 kişilik alım açıldı. Birinci Recep K. elenirken 73 puan alan Mert M. asıl listeye girdi.

Bursa: 4 kişilik alım açıldı. 18 kişi, 71 ila 93 puan aralığında not aldı. Birinci İlyas A. elenirken 71 puan alan Rabia Ezgi A. asıl listeye girdi.

Çankırı: 8 kişilik alım vardı. Toplamda 30 kişi 70 puan ve üzerinde yazılıdan puan aldı. En yüksek puanı alan 6 kişi kazananlar listesinde yok. Onların yerine 73, 75, 76 ve 77 puanlı 4 kişi yerleşti. İl birincisi, ikincisi ve üçüncüsü mülakatla elendi. Asıl listede ise Sevgi Y. ve Tuğçe Y. isimli kardeşlerin olması dikkat çekti. Elenen adaylardan biri “Mülakat puanımıza kurum puanımızın altında not verilmiş. Ama 73 alan kişi, 90 küsur mülakat notuyla asil yapılmış” dedi.

Diyarbakır: 4 kişilik alım açıldı. İl birincisi olan Ceylan T. elendi. Sonuncu sıradaki Nazlı K. 71 puan ile asıl listeye girdi.

Edirne: 8 kişilik alım vardı. 91 ila 70 puan arasında puan alan adaylardan sonuncu sıradaki Deniz D. 70 puan ile asıl listeye girdi.

Eskişehir: 6 kişilik alım açıldı. 93 puanla il birincisi olan Ersen Ç. yedek listeye dahi giremedi. 90 puan ile il üçüncüsü olan Necati F. mülakattan 60 puan alarak elendi. KARAR’a konuşan Necati F. “Listenin son sıralarında bulunanlar asil listedeydi. İyi geçmesine rağmen 60 puan vermişler mülakat notuma. Ben dahil 93 ve 90 alan 3 kişi elendi. İlk 8’den sadece 1 kişi asil listede kendine yer bulabildi. Mülakatta zarf çektik ve sorularımızı gördük. Hepsine doğru cevap verdim. Kesin geçebileceğimi düşünürken elendim” diye konuştu.

Gaziantep: 9 kişilik alım açıldı. 70 ila 86 puan aralığında not alan adaylardan son sıradaki Türkan Y. asıl listeye girdi. İl birincisi Müslüm K. yedek listeye bile giremeden elendi.

Iğdır: 6 kişilik alım açıldı. İl birincisi Ali Ç. aldığı 89 puana rağmen elendi. Ali Ç. “Sözlü mülakattan 70 vermişler. 1 puan daha lazımdı. 71 puanla listenin son sırasında mülakata giren Ferdi K’yı tercih ettiler. Öyle bir matematik yapmışlar ki yedeğe bile giremedim. Vicdan sahibi bir insanın yapabileceği bir şey değil bu. Başarıyı cezalandıran bir sisteme karşı mücadele ediyoruz ne yazık ki. Adalet nerede?” diye sordu.

Kastamonu: 5 kişilik alım açıldı. 11 kişi 94 puan ila 70 puan arasında not alarak mülakata girme hakkı elde etti. İl birincisi aldığı 94 puanla elendi. 70 puan ile listenin son sırasındaki Gülay Ş. asıl listeye girdi.

Konya: 8 kişilik alım açıldı. 18 aday 92 ila 71 puan aralığında yazılıdan not aldı. İl birincisi Sevil E. 92 puana karşın mülakatta elenirken listenin son sıralarında bulunan Pembe Nur K, 74 puanla asıl listeye girdi. İl ikincisi Berkan Ş. ve üçüncüsü Meryem G. de yine elenenler arasındaydı.

Malatya: 14 kişilik alım açıldı. 56 aday 71 ila 93 puan arasında not aldı. Malatya’da da senaryo değişmedi. İl birincisi aldığı 93 puan ile elendi. 56 adaylık liste içerisinde 55. olan Ömer Faruk D. aldığı 71 puanla asıl listeye alındı. Listede 85 puan ve üzeri alan ismini vermek istemeyen bir aday gazetemize şunları söyledi:

“Benden düşük puan alan 8-9 kişi atandı. Listenin son sırasındakini asıl listeye alıyorsanız ama il birincisi eleniyor. Mülakatta tüm sorulara doğru yanıt vermiştim. 50’nin biraz üzerinde not vererek beni elediler. Canımı dişimi takmıştım. Yüksek puanımla ve bilgimle görevime başlayacağımı düşünüyordum. Tekrar sınavlara girmeyi düşünüyorum. Ama mimlenebilirim diye korkuyorum. Konuşan kişileri bu sefer de kara listeye bile alabilirler. Ne yapacağımızı bilmiyoruz.”

Muğla: 4 kişilik alım açıldı. 17 aday 89 ila 71 puan aralığında not alarak mülakata girme hakkı elde etti. İl birincisi İmran A, ikincisi Osman K, üçüncüsü Esra Cansel G, mülakatla elenirken listede 71 puan ile sonuncu olan Emrullah D. asıl listeye girdi.

Ordu: 9 kişilik alım açıldı. 29 kişilik listede 70 puan ile sonuncu sırada olan Ali Batuhan Z. asıl listeye girerek atandı. 94 puanla il birincisi olan Rabia G yedek listeye dahi giremeden mülakatla elendi.

Samsun: 94 puanla il birincisi olan Bayram S., mülakatla elendi.

Kayseri: Kayseri’de 92 puanla il birincisi olan Sedef D., yedek ve asıl listeye giremeden mülakatla elendi.

Kilis: 90 puan alarak il birincisi olan Metin A., mülakatla elendi. Asıl ve yedek listeye dahi giremedi.

Paylaşın

“Yeraltı Dünyası” Efsanelerini Keşfetmek: Agartha

Uzun zamandır kayıp şehirler ve gelişmiş gizli medeniyetler fikrine takıntılı durumdayız. Bunun klasik bir örneği de, Dünya yüzeyinin altında saklı olduğu varsayılan efsanevi şehir Agartha’dır.

Haber Merkezi / Genellikle “İçi Boş Dünya” teorisiyle ilişkilendirilen Agartha, derin bilgeliğe sahip gelişmiş varlıkların yaşadığı gizli bir yer olarak tanımlanır. Antik Budist mitolojisiyle ilişkili olan Agartha’yı 19. yüzyıl okültistlerinden, Nazilere ve hatta hippilere kadar herkes aramış, ama bulamamıştır.

Dünya genelindeki birçok kültür, Dünya’nın altında farklı bir dünyanın olduğu fikrini benimseyen mitolojik anlatılara sahiptir. Antik Yunan mitolojisinde Hades’in yeraltı dünyasına atıfta bulunulurken, Hindu metinlerinde Nagalar olarak bilinen yılan benzeri varlıkların yaşadığı Patala’dan bolca bahsedilir. Hatta bazı Hristiyanlar, Cehennem’in ayaklarının altındaki bir yer olduğuna inanırlar.

Agartha ise, 19. yüzyılda öne sürülen “İçi Boş Dünya (Hollow Earth)” teorisi sayesinde öne çıkmıştır. Bu teori, Dünya’nın içinin ya tamamen boş olduğunu ya da gelişmiş medeniyetleri gizleyen geniş iç mekanlara sahip olduğunu öne sürüyordu.

John Cleves Symmes Jr. ve Cyrus Teed gibi bu teorinin ilk savunucuları, bu iç dünyalara girişlerin kutuplarda bulunabileceğini ifade ediyorlardı.

Agartha efsanesi üzerinde en büyük etki ise, 19. yüzyılın sonlarında Helena Blavatsky tarafından kurulan ve bir spiritüel hareket olan Teozofi’den geldi. Blavatsky yazılarında sık sık, Dünya yüzeyinin altındaki mistik şehirlerden bahsediyordu ve bu şehirleri kadim bilgelik ve spiritüel güç merkezleri olarak tanımlıyordu.

Helena Blavatsky ve William Scott – Elliot gibileri, Agartha’yı aydınlanmış varlıklar tarafından yönetilen ve yönlendirilen ütopik bir toplum olarak tasvir ediyorlardı.

Agartha’nın var olduğuna dair sağlam bir kanıt yok, (çünkü olmayan bir şeyin kanıtı da olmaz). Agartha hakkında sahip olunan bilgilerin neredeyse tamamı, oraya gittiklerini veya gitmiş biriyle tanıştığını iddia eden kaşiflerin ve mistiklerin anlatımlarından ibaret.

Agartha, ilk olarak Louis Jacolliot’un 1873 tarihli Les Fils du Dieu (Tanrıların Oğulları) kitabında yer almaktadır. Louis Jacolliot, kitapta Hindistan’ın Chandernagore kentindeki Brahminlerin kendisine “Asgartha” hikayesini anlattığını iddia etmiştir. Brahminlere göre Agartha, Kali Yuga’dan (Hinduizm’in Yuga döngüsündeki Yugaların dördüncüsü, en kısası ve en kötüsü) hemen önce, yaklaşık 5.000 yıl önce, yıkılmış antik bir şehirdi.

Agartha’nın Avrupalıların dikkatini tekrar çekmesi epey zaman almıştır. 1910 yılında Fransız okültist Gerard Encausse, 19. yüzyılın ünlü Fransız okültisti Alexandre Saint Yves d’Alverdre’nin 1886 tarihli bir metnini düzenleyip yeniden yayınlamıştır. Saint Yves, Haji Sharif adlı birinden Sanskritçe öğrenirken Agartha’yı öğrendiğini iddia etmiştir.

Saint Yves kitabında, hala orada yaşayanlardan telepatik iletişimler aldığını ve hatta astral projeksiyon yoluyla ziyaret ettiğini öne sürmüştür. Saint Yves, Agartha’nın derin ruhsal ve bilimsel bilgiye sahip ileri varlıklar tarafından yönetilen ütopik bir toplum olduğunu yazmıştır. Saint Yves’e göre, Agartha, yüzey dünyasının kaosu ve çatışmasıyla keskin bir tezat oluşturan bir uyum ve aydınlanma yeridir.

Kısa bir süre sonra, Ferdinand Ossendowski adlı Polonyalı bir yazar ve maceracı, 1922 tarihli Beasts, Men, and Gods adlı kitabıyla bu tartışmaya katılmıştır. Ossendowski kitapta, Moğolistan’daki seyahatlerini ve Agartha adlı gizli bir krallıktan bahseden lamalarla karşılaşmalarını anlatmıştır.

I. Dünya Savaşı’nın ardından, Ossendowski gibi yazarlardan etkilenen Alman okültist grupları Agartha’ya aramaya başlamışlardır. II. Dünya Savaşı sırasında Nazi okültistleri Agartha’ya ilgi göstermeye başlayınca işler daha da karmaşık bir hal almıştır. Bu dönemde, Aryan mitolojisine ve okülte derin ilgi duyan Thule Derneği, Agartha’nın var olduğunu savunuyordu.

Naziler, Agartha’yı asla bulamadılar ancak sonraki dönemde de Agartha’ya olan ilgi tamamen ortadan kalkmadı. Efsane, Vajrayana Budizmi ve Tibet Kalachakra öğretilerindeki efsanevi Budist ruhani krallığı Shambhala ile karıştırılması nedeniyle ilgi görmeye devam etmiştir.

Agartha’nın Batı’daki Shambhala ile modern ilişkisi ise Teosofi Cemiyeti’nin kurucularından Madam Blavatsky’ye dayanmaktadır. Bu cemiyet, Agartha’nın Tibet’in altında bulunan ve asuralar adı verilen yarı tanrıların yaşadığı devasa bir mağara ağı olduğunu öne sürmüştür.

Helena ve Nicholas Roerich tarafından kurulan Teosofi Cemiyeti’nin bir kolu da, Agarth’nın hem ruhsal hem de fiziksel bir yer olduğunu iddia etmiştir. Roerich’ler, bu mistik alemlere ruhsal yollarla ulaşılabileceğini öne sürerek Agarth’a efsanesini daha da popüler hale getirmiştir.

Günümüzde Agartha, bilgeliğin, aydınlanmanın ve ütopik ideallerin gizemli bir sembolü olarak tasvir edilmekte. Agartha’nın kendisi var olmasa da, bilgelik ve aydınlanmayı aramanın hiçbir sakıncası yok, ancak zamanı efsanevi bir ütopyayı aramak yerine bir ütopya inşa etmeye harcamak daha iyi olmaz mı?

Paylaşın

Dikkat Çeken Araştırma: Haftasonları Uyumak Kalp Hastalığı Riskini Azaltıyor

Hafta içi kaçırılan uyku saatlerini hafta sonu telafi etmek, düşünüldüğünden daha faydalı olabilir. Yeni ve kapsamlı bir çalışma, hafta sonu uykusunun, uyku yoksunluğuna bağlı riskleri azaltmaya yardımcı olabileceğini ortaya koydu.

Avrupa Kardiyoloji Derneği’nin bir toplantısında sunulan bulgulara göre, hafta sonları fazladan uyuyan kişilerin kalp hastalığı riskini yüzde 20’ye kadar azaltabileceği tespit edildi.

Çalışmanın yazarı, Pekin’deki Ulusal Kardiyovasküler Hastalıklar Merkezi ve Fuwai Hastanesi’nden Yanjun Song, “Yeterli telafi edici uyku, daha düşük kalp hastalığı riskiyle bağlantılı,” dedi. “Bu ilişki, hafta içi düzenli olarak yetersiz uyku çeken bireylerde daha belirgin hale geliyor.”

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri’ne (CDC) göre, her gece yedi saatten az uyuyan yetişkinler, kalp hastalığı, kalp krizi ve felç gibi kalp rahatsızlıkları riskleriyle daha sık karşılaşıyor.

Çalışma, İngiltere’de yarım milyon kişinin sağlık bilgilerini içeren UK Biobank veri tabanındaki yaklaşık 91.000 kişinin verileri kullanılarak yapıldı ve hafta sonu uykusuzluğunun kalp hastalığı riskini etkileyip etkilemediği değerlendirildi.

Araştırmacılar, katılımcıların 19.816’sını ya da toplamın yaklaşık yüzde 22’sini oluşturan, gecede yedi saatten az uyuduğunu bildiren kişileri uyku yoksunu olarak kabul etti.

Araştırmacılar, katılımcıların tıbbi kayıtlarını yaklaşık 14 yıl boyunca inceleyerek kalp hastalığı, kalp yetmezliği, düzensiz kalp atışı veya inme gibi kalp sorunları geliştirenleri belirledi.

Katılımcılar, hafta sonu ne kadar fazladan uyuduklarına göre dört gruba ayrıldı. Hafta sonu en fazla uyuyan grup, hafta içi uykularına kıyasla hafta sonları 1,28 ila 16,06 saat arasında ek uyku aldı. Hafta sonları en az ek uyku alanlar ise 0,26 saat ile 16,05 saat arasında uyku kaybetti.

Araştırmanın bulgularına göre, hafta sonları en fazla telafi edici uyku aldığını belirten katılımcıların, hafta sonları uykusuz kalanlara göre kalp hastalığına yakalanma ihtimali yüzde 19 daha düşüktü.

Günlük uyku yoksunluğu yaşayan alt grupta, çalışma, hafta sonu uykusunu en fazla telafi eden kişilerin kalp hastalığı riskinin, en az telafi edenlere göre yüzde 20 daha düşük olduğunu gösterdi. Çalışma, bu sonuçlar arasında erkekler ve kadınlar arasında belirgin bir fark bulamadı.

Çin’deki Fuwai Hastanesi ve Ulusal Kardiyovasküler Hastalıklar Merkezi’nden ve çalışmanın yazarlarından olan Zechen Liu, “Sonuçlarımız, modern toplumda uyku yoksunluğu çeken nüfusun önemli bir kısmı için, hafta sonları en fazla ‘telafi’ uykusu yapanların, en az yapanlara göre önemli ölçüde daha düşük kalp hastalığı oranlarına sahip olduğunu gösteriyor,” dedi.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Irak’ın Batısında En Az 15 IŞİD Militanı Öldürüldü

ABD ve Irak güvenlik güçlerinin, Irak’ın batısında IŞİD militanlarına yönelik ortak bir operasyon düzenlediği ve operasyonda en az 15 IŞİD militanın öldürüldüğü bildirildi.

Yedi Amerikan askerinin ise yaralandığı operasyonda, sivil kayıpların olduğuna dair bir belirti olmadığı da vurgulandı.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Cuma günü Irak güvenlik güçleri ile birlikte terör örgütü IŞİD’e karşı ortak operasyon düzenlendiğini ve operasyonda 15 militanın öldürüldüğünü bildirdi.

Sivil kayıp yaşanmadığı kaydedilen açıklamada, IŞİD üyelerinin patlayıcı yüklü intihar yelekleri ve çeşitli silahlar taşıdığı aktarıldı. Ayrıca beş Amerikan askerinin militanlarla çıkan çatışmada, iki askerin de operasyon sırasında düşme sonucu yaralandığı açıklandı. Operasyonun Irak’ın batısında gerçekleştiği belirtilirken konuma dair ayrıntı verilmedi.

CENTCOM’um açıklamasında, yapılan baskında örgütün lider kademesinin hedef alındığı, bu yolla Iraklı siviller ile bölgedeki müttefiklere yönelik saldırı düzenleme kapasitesinin bozulmasının hedeflendiği belirtildi. Ayrıca IŞİD’in bölge, müttefik ülkeler ve ABD için bir tehdit olmayı sürdürdüğü de söz konusu açıklamada yer aldı.

Irak, IŞİD’le mücadele misyonu kapsamında görev yapan 2 bin 500 Amerikan askerinin ülkeden çıkmasını istiyor. Bağdat ile Washington arasında ülkedeki ABD askerinin çekilmesine yönelik görüşmeler aylardır devam ediyor.

Bu ay başında Irak Dışişleri Bakanlığı, ABD askerinin çekilme tarihinin “son gelişmeler” ışığında ertelendiğini söylemiş ancak söz edilen gelişmeler veya takvime dair başka ayrıntı paylaşmamıştı. Hem ABD hem İran ile iş birliği yapan Irak’ta Amerikan askerlerinin yanı sıra İran destekli silahlı gruplar da bulunuyor.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın