Özel, Erdoğan’a Seslendi: Darbenin Neresindesin?

Partisine yönelik soruşturmalara tepki gösteren CHP Lideri Özgür Özel, Erdoğan’a seslenerek, “Sana darbe yapılırsa ben karşısındayım, 15 Temmuz’da gördük. Buradan Erdoğan’a sesleniyorum. Peki sen Akın Gürlek’in yürüttüğü bu darbenin neresindesin?” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Ankara’da İl Genel Meclis Üyeleri Buluşması’nda konuştu. Özgür Özel, konuşmasında özetle şunları söyledi: “Örneğin, rahmetli Ecevit’e yönelik ne söylüyorsa, hatırlayın, 68.000 öğretmen atanmamış durumdaydı. Efendim madem atamayacaksın bu evlatları, bu sabileri niye mezun ettin?

Geldiğimizde bütün öğretmenleri atayacağız diye gelen Erdoğan, bugün rahmetliyi 68.000 öğretmenin hesabını soran Erdoğan, 1 milyon atamadığı öğretmenin gözlerinin içine bakmak durumunda. Ve 1 milyon atanmamış öğretmen var. Bu sabileri madem atamayacaktın, niye okuttun sorusu kendi sözü kendisini sınıyor, tarih önünde kendisini mahkum ediyor.

Yine depremde, depremin 3. günü oldu. Nerede bu devlet? Halen daha çadırı olmayan depremzedeler var diyen Erdoğan, depremin 33. gününde nerede bu devlet? Halen daha 33 gün olmuş, çadırı olmayan depremzedeler var sözüyle sınandı, bunun karşısında kaldı.

“CHP birinci parti”

Türkiye’de 7 bölgede belediyesi olan tek parti Cumhuriyet Halk Partisi’dir. O yüzden dönüp de Erdoğan gibi kinayelerle, alaylarla, rakiplerini küçük görmeyle asla meşgul olmadık. Ama yine de Türkiye’de 7 bölgede, Türkiye’de Ege bölgesinde bütün belediyeleri Cumhuriyet Halk Partisi’nin aldığını ve Erdoğan’ın Ege bölgesinde olmadığını ifade etmek gerekiyor. Ama Cumhuriyet Halk Partisi’nin her bölgede olduğunu ve bundan sonra da her bölgede olacağını ifade edelim.

Bugüne kadar yapılan ciddi anketlerin ortalamasına göre CHP, 3,5-4 puan farkla birinci parti. Bu durum Sayın Erdoğan’ın hazımsızlık duygusunu tetiklemiştir. Dünyanın bütün diktatörleri gibi Türkiye’yi yöneten siyasi akıl da şu anda sadece ve sadece kendi iktidarının devamına, bunun da ancak baskı ve korkuyla olacağına inanmış durumdadır. Bu yüzden dün grup toplantımızda ifade ettiğim bir sivil darbe mekaniği şu anda Türkiye’de harekettedir, çalışmaktadır.

Bugün bir sivil darbe mekaniği işliyor ve Recep Tayyip Erdoğan’ın bu sivil darbe mekaniğine karşı ne söyleyeceğini merak ediyorum. Ve tertemiz kurultayı, dün 81 il başkanı geldi. 81 ilin 81 il başkanı geldi dün, baba evinde açıklama yaptı. Ama bir darbe mekaniği, o sonucu hazmedemeyenlerin, karşımızda daha doğrusu bir darbe ittifakı var. O sonucu hazmedemeyenlerin, o sonucun ürettiği 31 Mart’ın mağluplarının ve esas olarak da bugün yükselen umudu korkuya çevirmeye çalışanların örgütlediği bir darbe mekaniği var.

Siyasi darbe yürütmenin başına yapılır. Siyasi darbe eskiden başbakana yapılıyordu, şimdi cumhurbaşkanına yapılır. 15 Temmuz’da sahip çıktım, bu gece yapsınlar yine karşısındayım. Yine sonuna kadar seçilmişlerin arkasındayım. Ama bugün bir siyasi darbe yapılıyor bir cumhurbaşkanına. Mevcut cumhurbaşkanına değil, bu milletin seçeceği bir sonraki cumhurbaşkanına darbe yapmaya çalışıyorlar

Buradan Erdoğan’a sesleniyorum! Darbeyi sana yaparlarsa ben karşısındayım. 15 Temmuz’da gördün! Soruyorum, sen bu darbenin neresindesin? Akın Gürlek’in yürüttüğü, adli tarafını yürüttüğü Ankara’da yürütülen Cumhuriyet Halk Partisi’ne, baba evimize, baba ocağına, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu partiye darbe yapmaya çalışanlar. Adayımızı belirlemeye çalışıyoruz, aday adaylarının başvuru günlerindeyiz. 23 Mart’ta yapacağımız yapacağımız ön seçimi yaptırmamaya çalışanlar.

Çıkaracağı cumhurbaşkanı adayının seni yeneceğini bildiğiniz için mi bu darbenin içindesiniz, yönetimindesiniz? Değilseniz çıkın bu darbe girişimine karşı bir tutum alın. Alamıyorsanız, susuyorsanız, biz 15 Temmuz’da susmadık. Yarın olsun yine susmayız ama sana darbe yapıldığında sana sahip çıkan bu demokrasinin mimarı Cumhuriyet Halk Partisi’ne darbe yapmaya çalışanlara da, içinde olanlara da, işbirlikçilerine de, göz yumanlara da yazıklar olsun!

Söz veriyorum başaramayacaksınız! Söz veriyorum başaramayacaksınız! Söz veriyorum başaramayacaksınız! İl genel meclisleri ayağa kalkmış! Belediye başkanları ayağa kalkmış! Milletvekilleri ayağa kalkmış! Biz ayaktaysak oturanlar utansın!”

Paylaşın

Kronik Ağrı, Hafıza Kaybına Neden Olabilir Mi?

Dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 30’u kronik ağrı çekiyor. Dahası, bunların yaklaşık üçte ikisi de hafıza kaybı yaşıyor. Bunun nedeni, ağrı ve hafızanın birbirini karşılıklı olarak etkileyebilen sinirleri paylaşmasıdır.

Haber Merkezi / İnsanlar, ağrıyı yorumlamak ve yanıt vermek için öğrenme, geçmiş deneyimler ve karar verme gibi bir dizi bilişsel sürece güvenir. Bu nedenle, ağrının biliş üzerindeki etkilerini, özellikle de hafıza üzerindeki etkisini anlamak, bu sorunu yaşayan bireylerin semptomlarını iyileştirmek ve yaşam kalitelerini artırmak için temel bir ön koşuldur.

Hafıza için kritik öneme sahip bir beyin bölgesi olan hipokampüs, kronik ağrı yaşayan bireylerde sıklıkla etkilenir. Önceki araştırmalar, kronik nöropatik ağrının, mekansal hafızayı bozduğunu ve ayrıca hipokampüste yeni nöronların üretimini baskıladığını göstermiştir; bu, kronik ağrısı olan bazı bireylerde gözlemlenen hafıza eksikliklerini açıklayabilir.

Xuzhou Tıp Üniversitesi’nden bir grup bilim insanı, kronik ağrı ve hafıza kaybı arasındaki bağlantıya ışık tutmaya yardımcı olabilecek fareler üzerinde yapılan bir araştırmanın sonuçlarını açıkladılar.

Bilim insanları, araştırmada, S1P/S1PR1 sinyal yolunun bu duyarlılığı etkileyen kritik bir faktör olduğunu belirlediler. Sfingozin 1-fosfat reseptörü 1’in kısaltması olan S1PR1, S1P adı verilen bir sinyal molekülü için bir transmembran reseptör proteinidir.

Beyninizi, anıları oluşturmak ve depolamak için sürekli olarak yeniden yapılandırılan karmaşık bir sinaptik bağlantı ağı üzerinden iletişim kuran bir hücre havuzu olarak hayal edin. Dendritik dikenler adı verilen yapılar, bu bağlantıların oluşumunda önemli bir role sahiptir.

Bilim insanları, bazı deneklerde kronik ağrının, dendritik dikenlerin içinde bulunan aktin sitoskeletonunun korunması için çok önemli olan reseptör S1PR1 seviyelerinde bir azalmaya neden olduğunu ortaya koydu. Bu durumda, hücreler arasındaki sinaptik bağlantılar zayıflar ve beynin önemli bilgileri hatırlama özelliği bozulur.

Araştırmanın sonuçları, S1PR1’in kronik ağrıyla ilişkili hafıza kaybını önlemek için umut verici bir terapötik hedef olabileceğini göstermektedir.

Bu bulgular ümit verici olsa da, hala birçok soru var. Örneğin, S1PR1 sinyallemesi burada incelenenlerin ötesinde başka hafıza türlerini etkileyebilir mi? Bu, ağrı ve bilişsel işlev bozukluğu içeren diğer nörolojik durumlarda da geçerli olabilir mi?

Paylaşın

TFF Başkanı Hacıosmanoğlu Açıkladı: Derbiyi Yabancı Hakem Yönetecek

Süper Lig’in 25. haftasında oynanacak Galatasaray – Fenerbahçe maçını yabancı hakem yönetecek. Basına yansıyan isimler arasında Fransa’dan Clement Turpin, Romanya’dan Istvan Kovacs ve Slovenya’dan Slavko Vincic bulunuyor.

Fenerbahçe, derbide yabancı orta hakem isteğini TFF’ye iletmişti. TFF’nin davetini samimiyetsiz bulduğunu açıklayan Galatasaray Kulübü Başkanı Dursun Özbek ise bu toplantıya katılmayacağını belirterek, şu ifadeleri kullanmıştı:

“Sanki derbi ilk kez oynanıyor. İlk yarıda sanki derbi oynanmamış. O zaman bu kardeşlik çalışmaları hiç yapılmamış ama ne zaman sıra Galatasaray’ın sahasına gelince Türk futbolundaki huzur gündeme geliyor.”

Pazartesi günü saat 20.00’de Ali Sami Yen Stadyumu’nda oynanacak Galatasaray – Fenerbahçe maçını yabancı hakem yönetecek.

Konuya ilişkin açıklama yapan Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu, “Türkiye Futbol Federasyonu olarak Galatasaray ve Fenerbahçe’ye davetimizle ilgili bilgi verdik. Fenerbahçe kabul etti, Galatasaray çarşamba günü olsun istedi. Bunun üzerine açıklama yaptık. Kimin samimiyetsiz olduğunu kamuoyunun takdirine bırakıyorum” dedi.

Ne olmuştu?

Süper Lig’in 25’inci haftasında oynanacak Galatasaray – Fenerbahçe derbisi öncesinde iki takımın başkanları, TFF Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu tarafından Riva’ya davet edilmişti.

Fenerbahçe derbide yabancı orta hakem isteğini TFF’ye iletmişti. TFF’nin davetini samimiyetsiz bulduğunu açıklayan Galatasaray Kulübü Başkanı Dursun Özbek ise bu toplantıya katılmayacağını belirterek şu ifadeleri kullanmıştı:

“Sanki derbi ilk kez oynanıyor. İlk yarıda sanki derbi oynanmamış. O zaman bu kardeşlik çalışmaları hiç yapılmamış ama ne zaman sıra Galatasaray’ın sahasına gelince Türk futbolundaki huzur gündeme geliyor.”

TFF’nin, bazı ülkelerin federasyonları ile görüştüğü ve derbi için hakem isteyebileceklerini bildirdiği gelen haberler arasında. Bazı kaynaklardan edinilen bilgiye göre Hollanda, Fransa, Romanya, Belçika ve Slovenya ile temas kuruldu.

Futbol camiasında konuşulan ve basına yansıyan bazı isimler arasında Fransa’dan Clement Turpin, Romanya’dan Istvan Kovacs ve Slovenya’dan Slavko Vincic bulunuyor. Turpin geçen hafta Manchester City – Real Madrid arasında oynanan Şampiyonlar Ligi maçını yönetmişti. Turpin 2020-2021’de Avrupa Ligi, 2021-2022’de ise Şampiyonlar Ligi finallerini yönetmişti.

İsmi öne çıkan bir diğer isim Kovacs ise Şampiyonlar Ligi’nde bugün oynanacak Real Madrid-Manchester City rövanş maçında görev yapacak. Kovacs EURO 2024’te Çekya – Türkiye maçını da yönetmişti.

Vincic ise bu sezon Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nde birer kez görev yaptı. Geçen yıl Dortmund ile Real Madrid arasında oynanan Şampiyonlar Ligi finalini yönetmişti. Vincic bu hafta Şampiyonlar Ligi’nde PSV – Juventus maçında görev alacak.

(Kaynak: BirGün)

Paylaşın

Ali Babacan, TÜSİAD Üzerinden İktidara Yüklendi: Ülkeyi Çökertiyorsunuz

Yeni Yol Partisi’nin grup toplantısında konuşan DEVA Partisi Lideri Ali Babacan, TÜSİAD’a yönelik başlatılan soruşturmaya ilişkin, “Bu soruşturma kürsüye çıkıp ‘bu ülkeye yatırım yapmayın’ demekten farklı değildir” dedi ve ekledi:

“Bu soruşturmayı açmak demek, ‘benim sağım solum belli olmaz ayağınızı denk alın istediğim anda yargı yoluyla ya da kontrol yoluyla tepenize çökerim’ demektir. Bu soruşturma yabancı yatırımcıya korku yerli yatırımcıya gözdağı vermekten başka bir şey değildir. İnanın bunlar bu ülkeyi yönetmeyi bilmiyorlar. Sadece ekonomide değil siyasetin her alanında ülkeyi çökertiyorlar.”

Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA Partisi) Genel Başkanı Ali Babacan, Yeni Yol Partisi’nin grup toplantısında konuştu. İktidarın ekonomi ve hukuk politikalarını sert sözlerle eleştiren Ali Babacan, özellikle TÜSİAD’a yönelik başlatılan soruşturmayı gündeme getirerek, şu ifadeleri kullandı:

“İktidar hakikate karşı. Gerçekleri duymak istemiyorlar. İktidarın hakikate alerjisi var. Geçtiğimiz günlerde bu alerji bu sefer de TÜSİAD’a karşı nüksetti. Hemen yargı sopasına sarıldılar, soruşturmayı başlattılar. Çünkü kendileri gibi düşünmeyen herkes ya hain ya da suçlu TÜSİAD Yüksek İstişare Kurulu Başkanı bir takım tespitlerde bulunmuş, ekonomi yönetimine dair ülkedeki hukuk ve adalet uygulamalarına dair bir takım sorunları dillendirmiş.

O tespitlerde, ‘depremlerde, yangınlarda, iş kazalarında çok sayıda vatandaşımızı kaybediyoruz demek ki hata, suistimal ve kayırmacılık çok yaygın’ diyor. Biz depremlerde, yangınlarda, iş kazalarında çok sayıda vatandaşımızı kaybetmiyor muyuz? Sayın Erdoğan ve şürakasına sesleniyorum çıkıp ‘bu yanlış, bu yalan’ diyebilir misiniz? Başka ne diyor, ‘eleştirel ifadelere ve habercilik faaliyetlerine açılan soruşturmalar çok sıklaştı’ diyor, bu doğru.

Her ses çıkaran soruşturma açılmıyor mu? Gazeteciler ev hapsine tabi tutulmuyor mu? Eleştiren yorum yapan, haber okuyan basın mensupları gözaltına alınmıyor mu, tutuklanmıyor mu? Sayın Erdoğan ve çevresindekiler çıkıp ‘bu yanlış bu yalan’ diyebilir misiniz? ‘Suç işlemek için örgüt kurmak, şirket kurmaktan çok daha kolay oldu’, diyor yanlış mı? Her köşe başında ayrı bir çete, her sokakta ayrı bir mafya yok mu? Ülkede işyerleri kurşunlanmıyor mu?

Sayın Erdoğan ve çevresindekiler çıkıp ‘bu yanlış, bu yalan’ diyebilir misiniz? Yıllardır söylüyoruz, tekrar söyleyeceğiz farklı her sesi susturmaya çalışarak, soruşturmalar açarak bu ülkeyi düzlüğe çıkaramazsınız, adaletten hukuktan vazgeçerek ekonomiyi düzeltemezsiniz. Bu şartlarda kim bu ülkeye yatırım yapar, kim yönetime güvenir de parasını Türkiye’ye getirir?

TÜSİAD’a açılan bu soruşturma kürsüye çıkıp ‘bu ülkeye yatırım yapmayın’ demekten farklı değildir. Bu soruşturmayı açmak demek, ‘benim sağım solum belli olmaz ayağınızı denk alın istediğim anda yargı yoluyla ya da kontrol yoluyla tepenize çökerim’ demektir. Bu soruşturma yabancı yatırımcıya korku yerli yatırımcıya gözdağı vermekten başka bir şey değildir. İnanın bunlar bu ülkeyi yönetmeyi bilmiyorlar. Sadece ekonomide değil siyasetin her alanında ülkeyi çökertiyorlar.”

“Yanlış politikalarla bu ülkeyi yönetemezsiniz”

Konuşmasında ekonomik sıkıntılara da değinen Ali Babacan, emeklilerin yaşadığı geçim sıkıntısını hatırlatarak, “Birkaç yıl önce ucuz et kuyruklarında bekleyen emekliler, şimdi ucuz yemek ve ekmek kuyruklarında bekliyor” dedi. Açlık sınırının 22 bin lirayı geçtiğini ancak en düşük emekli maaşının 14 bin 469 lira olduğunu belirten Babacan, bu rakamlarla geçinmenin imkânsız olduğunu vurguladı.

Ali Babacan, hükümetin hukuk düzenini ihlal ederek ekonomiyi düzeltemeyeceğini belirtti. “Güçlü bir ekonomi mi istiyorsunuz? Önce adil bir hukuk düzeni kuracaksınız” diyen Babacan, iktidarın eleştirileri susturma çabalarının ülkeye istikrar getiremeyeceğini söyledi. Konuşmasının sonunda hükümeti gerçeklerle yüzleşmeye davet eden Babacan, “Yanlış politikalarla bu ülkeyi yönetemezsiniz. Anlamadınız, anlamıyorsunuz” ifadelerini kullandı.

DEVA Lideri Babacan, grup toplantısında “vur vur inlesin” diye slogan atan partililere, “Vurmak bizim kültürümüzde yok. Biz ne zaman vuracağız biliyor musunuz? Seçim günü artık seçim konuşuluyor ya. Artık seçimin konuşulmasını önlemek mümkün değil, bu ülkede seçim konuşulur. O günü geldiğinde oy pusulasında önümüze alacağız, o evet mührünü öyle kuvvetli vuracağız ki Külliye’nin duvarları sarsılacak zaten. Asıl o zaman” dedi.

Paylaşın

Dervişoğlu’ndan TÜSİAD’a: Geç Kaldınız

İYİ Parti Lideri Müsavat Dervişoğlu, TÜSİAD’a açılan soruşturmaya ilişkin, “TÜSİAD’ın hatası konuşmak değil, geç kalmaktır. Umuyorum ki cesaretle dile getirdikleri doğruların cesaretle arkasında durmaya muvaffak olabilirler” dedi.

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuştu. Müsavat Dervişoğlu’nun gündeminde ekonomideki sorunlar, kayyum atamaları, PKK lideri Abdullah Öcalan ile yapılan görüşmeler ve TÜSİAD’ın açıklamaları vardı:

TÜSİAD’ın eleştiri yapma hakkı olduğunu ancak bu eleştirileri yöneltmekte geç kaldığını belirten Müsavat Dervişoğlu, şöyle konuştu: “TÜSİAD açıklama yapar, darbeden ve vesayetten bahseder bu beyler. Ne demiş bu TÜSİAD? ‘Hukukun üstünlüğünün yok edilmesi yatırım ortamını olumsuz etkiliyor… Enflasyonla mücadelede tüm kesimlerle sosyal mutabakat sağlanmalıdır… Merkez Bankası’nın bağımsızlığından taviz verilmemelidir… Kamu harcamalarının verimsiz kullanımı ve kayıt dışı istihdam bütçe açıklarını artırıyor ve gelir adaletini bozuyor…

Şimdi ben size soruyorum. Bunların hangisi yanlış? Burada yanlış yok. Aksine söylenecek çok şey var. Peki TÜSİAD, bunları deme hakkına sahip mi? TÜSİAD tüzüğünde rekabetçi piyasa ekonomisi sürdürülebilir kalkınma ve katılımcı demokrasi anlayışının benimsendiği bir toplumsal düzenin oluşmasına katkı sağlamaya amaçlar diyor. Bu tüzük, resmi kayıtlarda yer alıp ilgili makamların denetiminden geçtiğine göre TÜSİAD bütün bunları söyleme hakkına sahiptir.

Peki o zaman sorun nedir? Bence sorun, bunları söylemek için çok geç kalmış olmaları… Kısa dönemli karlılıkları için uzun dönemli demokratik ve sosyal düzenin yıkılıp tarumar olmasını oturup beklemeleridir.

TÜSİAD’ın hatası konuşmak değil, geç kalmaktır. Umuyorum ki cesaretle dile getirdikleri doğruların cesaretle arkasında durmaya muvaffak olabilirler. Adalet ve Kalkınma Partisi’nin iktidar döneminde yolsuzluk ve rüşvet arttı. Yoksulluk yolsuzlukla kardeştir. Türkiye’de vergi cehenneminde yaşıyoruz. Bu cehennemler birileri için rant cennetidir.”

“Kayyum devletin başındadır”

Kayyum gündeminden de bahseden Dervişoğlu, “Kayyum devletin başında” derken iktidara muhalif her kesimin üzerinde baskı kurulduğunu ifade etti: “İstibdat her dilde aynı anlama geliyor. Yani aslına bakarsanız kayyum hepimizin başındadır. Çünkü kayyum devletin başındadır.

Bugün bu yüzden en büyük sorunumuzun adı budur: Türk vatandaşı olabilmek, Cumhuriyet yurttaşı kalabilmek Cumhuriyeti muhafaza ve müdafaa etmektir! Konuşmamız gereken ortak dil adalettir. Ortak fikir hürriyettir. Yapmamız gereken iş ise tektir ve bellidir. O da Cumhuriyet’tir! Boş yere söylemiyorum. Bu ülkenin kurtuluşu birlikten geçer.”

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, PKK lideri Abdullah Öcalan ile yapılan görüşmelere de değindi. Dervişoğlu, AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Kadere bak” çıkışına gönderme yaptı.

“Hepiniz bir, biz ise tekiz” diyen Dervişoğlu, konuşmasını şu şekilde sonlandırdı: “Bunlar hep imtihan Erdoğan. 100 yıl sonra hepiniz itilaf cephesinde yeniden toplandınız! Kadere bak! Ben de diyorum ki! Bir taraftan, saray kadıları, bir taraftan Beştepe, bir taraftan Balgat, bir taraftan İsrail, bir taraftan Barzani, bir taraftan Colani, bir taraftan bölücüler, bir taraftan Vahabiler, bir taraftan İmralı, bir taraftan HÜDA-PAR, bir taraftan DEM, Hizbullah-PYD-YPG-PKK-Kandil-PJAK. Topunuz gelin! Buradayız, Cumhuriyet gibi dimdik ayaktayız. Hepiniz bir, biz ise tekiz. Mustafa Kemal’in askerleriyiz.”

Paylaşın

Gelecek Partisi Lideri Davutoğlu: Ya Demokrasi Ya Çetelerin Yönetimi

Yeni Yol Partisi’nin Grup Toplantısı’nda konuşan Gelecek Partisi Lideri Ahmet Davutoğlu, Türkiye’nin bir yol ayrımında olduğunu belirterek, “Bilyoner oligarşinin küçük bir modelini Türkiye’de mi kuracaksınız? Ya demokrasi ya da çetelerin oluşturduğu bir oligarşi mi?” dedi.

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Yeni Yol Partisi’nin Grup Toplantısı’nda konuştu. Davutoğlu’nun açıklamalarından satır başları şöyle: “Dünyada ne oluyorsa Türkiye’yi etkiliyor. Önümüzdeki dönemde de dünya ile Türkiye bir yol ayrımına doğru ilerliyor. Münih Konferansı, dünyanın nabzının attığı bir yerdi. 2007 yılında Putin’in oradaki konuşmasında Rusya’nın stratejisindeki değişimin işaretlerini vermişti. Ardından önce Gürcistan sonra da Ukrayna müdahalesi gelmişti.

Yeni Amerikan yönetiminin başkan yardımcısı, Münih’te yaptığı konuşmada Avrupalılara seslenerek ‘artık sizin değerlerinizin geçerli olduğu bir dünya yok’ demişti. Konuşmasında ne Gazze’ye ne de Filistin’den bahsetmedi. Yalnızca Avrupa’nın ikinci dünya savaşından sonra inşa ettiği yapılar ve uluslararası hukuktan bahsetti.

Avrupa’da yükselen ırkçılığı desteklediğini ifade ederek, Almanya’daki Türk karşıtı, İslam karşıtı, yabancı karşıtı partiye yönelik hukuki engellemelerin kalkması halinde, geleceğin iktidar partisi olabileceğini söyledi. Dikkat çeken diğer açıklaması ise İsveç’te Kur’an-ı Kerim yakma eyleminin İsveç mahkemesince düşünce özgürlüğü olarak görülmemesine karşı çıkması oldu.

Türkiye’nin dar gündeminin ötesinde dünya neredeyse 1930’lu yılların ötesini yaşıyor. Irkçılık ve yabancı düşmanlığı yükseliyor. Amerika ile Rusya, soğuk savaş sonrası ilk kez aynı yönetim anlayışıyla bir araya geliyorlar. Ukrayna konusunda Trump ile Putin bir buçuk saat görüşüyor.

Suudi Arabistan’da Ukrayna’nın geleceği konuşuluyor ancak masada ne Türkiye var ne de Ukrayna’nın diğer komşuları, ne Avrupa var ne de Birleşmiş Milletler var. Yeni bir döneme giriyoruz ve ben buna neo-emperyal, yeni sömürgeci dönem diyorum. Bu yönetimlerin ortak karakterleri de oligarşilere dayandırılması. Avrupa, bilyonerlerin oligarşi yönetimine gidiyor.

Geçen hafta bu kürsüde yaptığım açıklamayı tekrarlıyorum. Gazzelilere hitaben söylüyorum: Eğer Amerika’nın 15 bin kilometre öteden gelip oraya el koyma hakkı varsa, Gazzelilerin, Filistin Devleti kurulana kadar son meşru devletleri olan Osmanlı Devleti’ne bir referandum yaparak bağlanma hakları vardır. Türkiye Cumhuriyeti için de bu bir mesuliyettir.

Arap medyasında bu konuşmanın destekçileri varken, Arap ulusalcıları ve Türkiye’deki tarih okumasından yoksun olanlar bana karşı çıktılar. Doğu Akdeniz’e söz söyleyecek kim varsa önce Gazze diyecek. Buradan iktidara iki teklifte bulunuyorum. Bir, madem Filistin devleti var o zaman Filistin devletiyle Doğu Akdeniz’deki Filistin’in doğal gaz kaynakları konusunda mutabakat zaptı imzalayın.

Aynı imzayı Suriye ve Lübnan’la yapın. Bizi Doğu Akdeniz’e sıkıştırmak isteyenleri yaptığınız anlaşmalarla Kıbrıs’la İsrail arasındaki dar alana sıkıştırın. İkinci teklifim, dün Ukrayna Cumhurbaşkanı buradaydı çünkü o da dışlananlardan biriydi. Türkiye ev sahipliği yapmak istiyor. Doğru bir politika. Ancak önce Amerika ve Rusya’ya ‘Amerika’yla bizden habersiz ne konuştunuz?’ diye sorun.

Gelişmeler böyle devam ederse NATO ortadan çatlayacak. Amerikan Başkan Yardımcısı açıkça ‘artık kendi güvenliğinize kendiniz bakın’ dedi. Bu durumda Türkiye, NATO anlaşmasının dördüncü maddesi gereğince acil bir istişareye çağırmalı ve ‘Ben gerek Gazze savaşı gerek Ukrayna savaşı nedeniyle stratejik çıkarlarımın ve bölgedeki risklerin tehdidi altında olduğumu düşünüyorum. Gelin bunu konuşalım’ demeli.

NATO şimdi lazım olmayacaksa ne zaman lazım olacak? Orada, eğer Amerika’yla ayrışma yaşanırsa da tutumunu ortaya koymalı. Türkiye, birilerinin arkasından gidecek bir ülke olamaz. Türkiye öncü ülkedir. Tarihin arkasından koşulmaz, tarihin içinde koşulur, önüne geçilir, tarih yazdırılır.

“Ya demokrasi ya da çetelerin oluşturduğu bir oligarşi mi?”

Türkiye bir yol ayrımında artık. Uluslararası hukuktan, insan haklarından, evrensel değerlerden, Birleşmiş Milletler sisteminden ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nden yana mı olacaksınız, yoksa bilyoner oligarşinin küçük bir modelini Türkiye’de mi kuracaksınız? Ya demokrasi ya da çetelerin oluşturduğu bir oligarşi mi?

Her eleştireni soruşturmaya tabii tutmak, tutuklamak, 10-15 yıl hapishanede tutmak oligarşinin dışavurumudur. Siz sivil toplumu öldürdünüz. Muhafazakar sivil toplum örgütlerini öldürdükleri için şimdi de TÜSİAD’ı susturmaya çalışıyorlar. Muhafazakar sivil toplum kuruluşlarına sesleniyorum: Yanlışlıklara karşı hep beraber 28 Şubat’ta mücadele etmiştik ve hukuk olmadan ekonomi olmaz demiştik. O zaman milli sermaye olarak gördüğümüz şirketlere baskı yapıldığında dimdik karşı çıkmıştık. Adalet, yakınlarınıza uyguladığınız bir şey olduğunda adalet değildir. Adalet, hasımlarınıza uyguladığınızda adalet olur.

Ekim ayında Bahçeli’nin yaptığı açıklamalardan bugüne Türkiye’nin siyaseti savruluyor. Bir taraftan Bahçeli’nin açıklamalarıyla yürüyen süreç varken diğer taraftan kayyum atamaları ve yoğun operasyonlar var. Bahçeli ilk açıklama yaptığında içeride sorunlarımızı çözmemiz gerek diyerek desteklemiştim.

Ancak neden Sayın Cumhurbaşkanı’nın uygulamaları çelişkili? Hangisi doğru? Dem Heyeti 15 Şubat’ta açıklama gelecek demişti. Herkesin kafası karışık. İktidar milletvekillerinin de kafası karışık, devlet aklını inşa etmesi gerekenlerin de kafası karışık. Böyle bir Türkiye gittikçe otoriter eğilimlere teslim olan bir Türkiye olur.

Bizim kafamız net. Hem terörsüz bir Türkiye hem de tam demokratik bir Türkiye. Biri diğerinin alternatifi değil… İktidar kanadına baktığımızda bir tarafta özgürlüklerin kısıtlanması, yargıya siyasi baskı ve değişik partilerden milletvekili transferi çabası. Bir iktidar ne zaman milletvekili transferleri için kirli pazarlığa girişmişse çöküş başlamış demektir. 23 Mart’ta gerçekleşecek AK Parti kongresi var. Kongrede neler olacağı konusunda iktidar içindekilerinde soru işaretleri var. İktidarın MHP-AK Parti ilişkileri ise Sayın Bahçeli’nin sağlık durumuna ve insiyatifine bağlı.

23 Şubat’ta bir de ana muhalefetin cumhurbaşkanı adaylığı için ön seçim var. Bir yıl önce yapılan seçimde 5 yıl için büyük şehirleri yönetme yetkisi aldıktan bir yıl sonra cumhurbaşkanlığı hesapları içine girmek doğru değil. Herkesin birinci gündem maddesi İstanbul’u bekleyen deprem olması gerekiyor. Hem iktidara hem ana muhalefete sesleniyorum, dünyayı tartışın. Nereye gidiyoruz sorusunu konuşmalıyız.

Ramazan bayram ikramiyesi olarak bütün emeklilere bir asgari ücret yani 22 bin 405 Türk Lirası bayram ikramiyesi verilsin. Üretim her alanda daraldı ve 95 bin esnaf kepenk indirdi. Stratejik ve ekonomik yolsuzluğun olduğu bir diğer nokta da UTTS. Bir çipin maliyeti beş buçuk bin Türk Lirasıyken, araç sahiplerinden 55 bin Türk Lirası isteniyor ve İsrail firmasına gidecek. Yani bir gün o çiple İsrail karşıtı söz söyleyenler tespit edilip havaya uçurulduklarında hesabı kim verecek?”

Paylaşın

MHP’den Devlet Bahçeli Açıklaması: Kısa Sürede Mesaisine Başlayacak

MHP Genel Başkan Başdanışmanı Eyyup Yıldız, “Tedavi sürecini tamamlayan Sayın Genel Başkanımız taburcu olarak Ankara’ya dönmüş, nekahet sürecinin ardından Allah’ın izniyle kısa sürede mesaisine başlayacaktır” dedi.

Haber Merkezi / Eyyup Yıldız, Devlet Bahçeli hakkında çıkan haberlerle ilgili hukuki süreçlerin başlatıldığı da belirtti. Sosyal medyada, MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin “öldüğüne” ilişkin paylaşımlar dikkati çekiyor.

MHP Genel Başkan Başdanışmanı Eyyup Yıldız, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli hakkında sosyal medyada ve bazı yayın organlarında yer alan iddialara ilişkin sosyal medya hesabından açıklama yaptı. Yıldız açıklamasında, şu ifadeleri kullandı:

“Daha önceden MHP Genel Merkezimizin resmi sayfasından kamuoyuna paylaşılan metni hatırlatarak diyoruz ki: Liderimiz, Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli, 4 Şubat 2025’te daha önce planlanmış tetkik, tahlil ve check-up işlemleri için Kocaeli Gebze’deki Anadolu Sağlık Merkezi’ne giriş yapmıştır. Yapılan değerlendirmeler sonucunda daha önce operasyon geçirdiği kalp kapakçığında bir sorun tespit edilmiş ve başarılı bir girişimsel operasyon gerçekleştirilmiştir.

14 Şubat 2025 itibarıyla tedavi sürecini tamamlayan Sayın Genel Başkanımız taburcu olarak Ankara’ya dönmüş, nekahat sürecinin ardından Allah’ın izniyle kısa sürede mesaisine başlayacaktır. Ancak Türkiye düşmanlarının, ihanet şebekelerinin ve fitne odaklarının korkusu yine gün yüzüne çıkmıştır. Allah’tan, milletten ve adaletten nasibini almamış hainler, sosyal medya üzerinden iftira ve karalama kampanyalarıyla gerçekleri çarpıtmaya çalışmaktadır.

Bu ihanet çeteleri, liderimizin dimdik duruşundan, milletine olan bağlılığından, vatanı için gösterdiği mücadeleden korkmaktadır. Çünkü bilirler ki, Liderimiz Devlet Bahçeli nefesi yettiğince bu milletin, bu vatanın ve Türk-İslam ülküsünün savunucusu olmaya devam edecektir! Bilinmelidir ki, Türkiye’nin istikrara yürümesi, terörsüz bir Türkiye hedefine adım adım yaklaşması ve yurtdışında yürütülen başarılı süreçler bazı odakları rahatsız etmiştir.

Fitne çıkarmak, milleti yanıltmak isteyenlerin derdi budur! Ancak unutulmamalıdır ki, iftira atan diller, yalan yayan eller ve fitne tohumu eken hainler er ya da geç milletin tokadıyla yüzleşecektir! Sayın Genel Başkanımız, dualarla ve milletinin sevgisiyle ayağa kalkmıştır. Onun nefesi, sesi ve yüreği Türk milletinin her ferdinde yankılanmaktadır. Ne yaparlarsa yapsınlar, hangi iftirayı atarlarsa atsınlar, imanı güçlü olanın iradesi de güçlü olur! ‘Kurt kışı geçirir ama yediği ayazı unutmaz!’ Biz de unutmayacağız!

Liderimizin sağlığı üzerinden yapılan bu alçakça kampanyaların tüm teknik ve hukuki süreçleri titizlikle yürütülmekte, bu fitneyi yayanlar tek tek tespit edilmektedir. Devletimize ve milletimize uzanan her kirli eli kıracak, bu iftira çetelerini saklandıkları deliklerden çıkararak hesap soracağız! Türk milleti, liderine sahip çıkmaya devam edecektir.

Sayın Genel Başkanımız Devlet Bahçeli’nin vizyonuna, vatanseverliğine ve inançlı duruşuna yönelik her türlü saldırıya karşı mücadelemiz kararlılıkla sürecektir. Çünkü biz biriz, beraberiz ve Allah’ın izniyle bu kutlu davanın yılmaz neferleri olmaya devam edeceğiz!”

Paylaşın

Aakash Nedir Ve Özellikleri Nelerdir?

Aakash,, Hindistan’da eğitimi desteklemek için geliştirilen düşük maliyetli bir Android tabanlı tablet bilgisayardır. Bu tablet girişimi, Hindistan Hükümeti tarafından Bilgi ve İletişim Teknolojileri ile Eğitim Ulusal Misyonu’nun bir parçası olarak başlatıldı.

Haber Merkezi / Amacı, öğrencilere öğrenme deneyimlerini geliştirmek için uygun fiyatlı bilgi işlem cihazları sağlayarak dijital uçurumu kapatmaktır.

Aakash tabletler, dijital okuryazarlığı teşvik etmek, eğitim sonuçlarını iyileştirmek ve inovasyonu desteklemek için tasarlanmış Wi-Fi, dokunmatik ekranlar ve önceden yüklenmiş eğitim uygulamaları gibi temel özelliklerle donatılmıştır.

Özetle, Aakash tabletinin önemi, teknolojiyi daha erişilebilir ve uygun fiyatlı hale getirerek Hindistan ve diğer gelişmekte olan ülkelerdeki eğitim ortamını dönüştürme potansiyelinde yatmaktadır.

Aakash, Ubislate olarak da bilinir, Hindistan’da eğitim sektörüne, özellikle öğrencilere ve çalışan profesyonellere hitap etmek için üretilen düşük maliyetli bir tablet bilgisayar serisidir. Aakash’ı geliştirmenin amacı, özellikle düşük gelirli hanelerden gelen kullanıcıların günümüzün hızla gelişen bilgi toplumuna daha etkili bir şekilde katılmalarını sağlayacak son teknolojiye uygun fiyatlı erişim sağlayarak dijital uçurumu kapatmaktı.

Aakash’ın ardındaki vizyon, bireyleri günümüzün rekabetçi küresel ortamında başarılarına katkıda bulunacak bilgi ve araçlarla güçlendirmekti. Aakash tableti, çok sayıda eğitim uygulaması, multimedya içeriği ve internet bağlantısıyla önceden yüklenmiş olarak gelir ve bu da onu öğrenciler için olağanüstü bir öğrenme aracı yapar.

Ayrıca cihaz, kullanıcılarına elektronik ders kitapları, video dersleri, ödevler ve değerlendirme sınavlarına erişim sağlayarak eğitim kalitesini artırmaya yönelik hükümet girişimlerine yardımcı olur ve böylece öğrenmeyi daha etkileşimli ve ilgi çekici hale getirir. Profesyoneller de beceri geliştirmeye yardımcı olduğu ve kariyer gelişimlerine katkıda bulunabilecek zengin bilgi ve kaynaklara erişim sağladığı için Aakash tabletinden faydalanır.

Aakash, uygun maliyetli bir çözüm sunarak dijital katılımı teşvik etmeyi, yeniliği teşvik etmeyi ve Hindistan’ın hem kırsal hem de kentsel alanlarında yeni büyüme yolları yaratmayı amaçlıyor.

Aakash hakkında sıkça sorulan sorular:

Aakash nedir?

Aakash, DataWind tarafından özel olarak eğitim amaçlı tasarlanmış, Hindistan yapımı, düşük maliyetli bir tablet bilgisayardır. Ülkenin, ülke çapındaki öğrenciler için teknolojiyi erişilebilir ve uygun fiyatlı hale getirme amacının bir parçası olarak geliştirilmiştir.

Aakash tabletin özellikleri nelerdir?

Aakash tablet, dokunmatik ekran, Wi-Fi, USB portu gibi temel özelliklerle birlikte gelir ve çeşitli multimedya formatlarını destekler. Android işletim sisteminde çalışır ve kullanıcıların eğitim uygulamaları ve içerikleri indirmelerine olanak tanıyan özelleştirilebilir bir arayüz sağlar.

Aakash tablet kullanımından kimler faydalanabilir?

Aakash tablet öncelikle öğrenciler, öğretmenler ve eğitim kurumları için tasarlanmıştır. Çeşitli yaş grupları ve disiplinlerdeki kullanıcılar için öğrenme deneyimini geliştirebilecek uygun fiyatlı, taşınabilir ve kullanımı kolay bir cihaz sağlar.

Aakash tablet diğer cihazlarla uyumlu mu?

Aakash tablet, klavyeler, fareler ve harici depolama aygıtları gibi diğer aygıtlara bağlanmasını sağlayan bir USB bağlantı noktasıyla birlikte gelir. Ayrıca, kullanıcıların internete ve uyumlu yazıcılara ve diğer çevre birimlerine bağlanmasını sağlayan Wi-Fi’yi destekler.

Aakash tableti eğitim dışında başka amaçlarla da kullanabilir miyim?

Aakash tabletin temel odağı eğitim olsa da, kullanıcıların eğlence, iletişim ve üretkenlik için çeşitli uygulamaları indirip kullanmasına olanak tanıyan Android işletim sistemiyle çalışıyor.

Paylaşın

Fırında Elmalı Meşe Kabağı, Malzemeleri, Hazırlanışı

Fırında elmalı meşe kabağı, herkesin mutlaka tatması gereken bir lezzettir. Yapımı o kadar zor olmayan tarifimiz ellerinizle buluştuğunda daha da lezzetlenecektir.

Haber Merkezi / Öyleyse hemen verilen adımları takip edin ve bu kolay tarifi sevdikleriniz için yapın!

Ortalama 45 dakikada hazırlayacağınız bu tarifi denedikten sonra yorum bölümüne değerlendirebilirsiniz.

Malzemeleri;

1 elma, çekirdeği çıkarılmış ve küp şeklinde doğranmış
2 çay kaşığı esmer şeker veya pekmez
1 adet küçük meşe kabağı
2 çay kaşığı trans yağsız margarin

Hazırlanışı;

Tüm malzemelerinizi hazırlayın, başlayalım… Fırını önceden 190 derecede ısıtın. Küçük bir kasede elmayı esmer şekerle karıştırın, bir kenara koyun.

Pişirme sırasında buharın çıkabilmesi için meşe kabağını keskin bir bıçakla birkaç yerinden delin. Meşe kabağını yumuşatmak için yüksek ayarda 3 dakika kadar mikrodalgada pişirin.

Meşe kabağını bir kesme tahtasına koyun ve ikiye bölün, her bir yarımın ortasındaki çekirdekleri kazıyın ve çıkarın, içi boş meşe kabağını elma karışımıyla doldurun.

Meşe kabağını bir fırın tepsisine koyun, meşe kabağı dik durabiliyorsa, dik olarak pişirin ve üstünü alüminyum folyo ile kapatın. Dik duramıyorsa, meşe kabağını ters çevirerek pişirin. 30 ila 45 dakika veya iyice yumuşayana kadar pişirin.

Meşe kabağını servis tabağına alın, her yarısının üzerine 1 tatlı kaşığı margarin koyun ve hemen servis edin. Afiyet olsun…

Paylaşın

Alfredo Sosu, Malzemeleri, Hazırlanışı

Sağlıklı ve lezzetli bir sos tarifimi arıyorsunuz, alfredo sosunu deneyin. Öyleyse hemen verilen adımları takip edin ve bu kolay tarifi sevdikleriniz için yapın!

Haber Merkezi / Ortalama 30 dakikada hazırlayacağınız bu tarifi denedikten sonra yorum bölümüne değerlendirebilirsiniz.

Malzemeleri;

0,5 çay kaşığı zeytinyağı
1 yemek kaşığı kıyılmış sarımsak
1 yemek kaşığı çok amaçlı un
1,5 su bardağı yağsız süt
2 yemek kaşığı az yağlı krem ​​peynir
0,5 su bardağı parmesan peyniri
0,5 çay kaşığı karabiber

Hazırlanışı;

Tüm malzemelerinizi hazırlayın, başlayalım… Orta boy bir tavayı orta-yüksek ateşte ısıtın. Tavaya zeytinyağı ve sarımsağı ekleyin ve 1 dakika soteleyin.

Unu karıştırın; ateşi orta seviyeye düşürün ve 3 ila 4 dakika pişirmeye devam edin. Sütü karışıma azar azar ekleyin, iyice karışana kadar karıştırın. Karışım koyulaşana kadar pişirin.

Krema peynirini ekleyin ve tamamen eriyene kadar pişirmeye devam edin. Tavayı ocaktan alın; Parmesan peynirini ve karabiberi ekleyin. Parmesan peyniri eriyene ve sos iyice karışana kadar karıştırmaya devam edin.

Paylaşın