Türkiye, İşçiler İçin En Kötü 10 Ülke Arasında

Türkiye, işçiler için en kötü 10 ülke arasında yer aldı. Türkiye’nin yanı sıra Bangladeş, Belarus, Ekvador, Mısır, Esvatini, Myanmar, Nijerya, Filipinler ve Tunus da işçi haklarının en çok ihlal edildiği ülkeler arasında sıralandı.

Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu (ITUC), 2025 yılına ilişkin Küresel Haklar Endeksi raporunu yayımladı. Rapora göre Türkiye, işçiler için en kötü 10 ülke arasında yer aldı. Türkiye’nin yanı sıra Bangladeş, Belarus, Ekvador, Mısır, Esvatini, Myanmar, Nijerya, Filipinler ve Tunus da işçi haklarının en çok ihlal edildiği ülkeler arasında sıralandı.

Konfederasyon Genel Sekreteri Luc Triangle, 151 ülkenin incelendiği raporun Mart 2025’e kadar olan süreci kapsadığını belirterek, “Ancak o tarihten sonra da olumsuz eğilimler derinleşmeye devam etti” dedi. Triangle, demokratik değerleri zayıflatan liderlerin ilk hedefinin işçi hakları olduğunu, çünkü sendikaların bu değerlerin en güçlü savunucusu ve en büyük toplumsal muhalefet olduğunu vurguladı.

Rapora göre ülkelerin yüzde 87’si grev hakkını, yüzde 80’i ise toplu pazarlık hakkını ihlal etti. Adalete erişim hakkının kısıtlandığı ülkelerin oranı yüzde 72 ile rekor seviyeye ulaştı. 2015’te işçi haklarında en iyi puanı alan ülke sayısı 18 iken, bu yıl sadece yedi ülke en üst düzeyde not alabildi.

Milyarderlerin etkisi arttı

Triangle, milyarder destekli siyasi aktörlerin, servetlerini artırırken demokratik yapıları zayıflattığını belirtti. “Dünyanın en zengin beş kişisi servetlerini iki katına çıkardı, buna karşılık dünya nüfusunun yüzde 60’ı daha da yoksullaştı” diyerek gelir adaletsizliğine dikkat çekti.

ITUC, aşırı sağcı politikalar ve milyarder destekli otoriter liderlere karşı küresel çapta bir demokrasi kampanyası yürüttüklerini de duyurdu. Triangle, “İşçilerin ihtiyaç duyduğu ücret, hak ve sosyal güvenceyi sağlamak bir kaynak değil, siyasi tercih meselesidir” dedi.

Paylaşın

UEFA, Kulüpler Sıralamasını Güncelledi: Türkiye’den İlk 50’de Tek Takım

UEFA, kulüpler sıralamasını güncelledi. Sıralamada, Türkiye’den toplam 9 kulüp yer alırken, ilk 50’ye girebilen tek takım ise Fenerbahçe oldu. Fenerbahçe, 47. sırada yer aldı.

UEFA (Avrupa Futbol Federasyonları Birliği), 2024/25 sezonu Şampiyonlar Ligi finalinin ardından kulüpler sıralamasını güncelledi. Avrupa’nın en prestijli takımlarını kapsayan listede zirve yine değişmedi: Real Madrid ilk sıradaki yerini korudu. Türkiye’den ise yalnızca bir kulüp ilk 50 içinde yer alabildi.

Avrupa futbolunun kulüpler bazındaki en kapsamlı değerlendirmesi olan UEFA sıralamasında, son güncellemede Real Madrid liderliğini sürdürdü. Eflatun-beyazlıları sırasıyla Manchester City, Bayern Münih, Liverpool, PSG, Inter, Chelsea, Borussia Dortmund, Roma ve Barcelona izledi. Bu takımlar ilk 10’da yer alarak Avrupa’nın elitleri arasında konumlandı.

UEFA kulüp sıralamasında Türkiye’den toplam 9 kulüp yer aldı. Ancak ilk 50’ye girebilen tek Türk takımı Fenerbahçe oldu. Sarı-lacivertli ekip, listede 47. sıraya yerleşerek Türkiye’nin en yüksek sıralamaya sahip kulübü oldu.

Türk takımlarının güncel UEFA sıralamaları:

47. Fenerbahçe
58. Galatasaray
82. Başakşehir
110. Sivasspor
113. Beşiktaş
148. Trabzonspor
173. Adana Demirspor
174. Konyaspor
175. Alanyaspor

Paylaşın

Meclis Başkanı Kurtulmuş’tan DEM Parti’ye “Süreç” Ziyareti

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, DEM Parti Meclis Grubu’nu ziyaret etti. Numan Kurtulmuş’a AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler ve Grup Başkanvekili Leyla Usta Şahin eşlik etti.

Haber Merkezi / DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan ile DEM Parti TBMM Grup Başkanvekilleri Gülistan Kılıç Koçyiğit ve Sezai Temeli, Kurtulmuş ve beraberindeki heyetle görüştü.

Meclis Başkanlığı seçimi gündemiyle yapılan görüşmede ayrıca “Barış ve Demokratik Toplum Sürecine” ilişkin Meclis’in rolü ve atılması gereken adımlar da ele alındı. Görüşme sonrasında ortak bir açıklama yapıldı. Burada konuşan Hatimoğulları, şunları söyledi:

“İçinden geçtiğimiz süreç, Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı ve akabindeki gelişmeler parlamentoya büyük görev ve sorumluluklar yüklemiştir. Bugün Sayın Meclis Başkanı ile bu konuları da müzakere ettik. Bu konuların çözümü, barış sürecinin tesis edilmesi ve Türkiye’nin demokratikleşmesinde özellikle parlamentonun üzerine düşen görev ve sorumlulukları kendisiyle de detaylı bir biçimde değerlendirme olanağımız oldu.

Önümüzdeki süreçte, yine Sayın Bahçeli’nin de ifade ettiği, bu sürecin çözümüne dair çok büyük katkılar sunacağına inandığımız parlamento bünyesindeki komisyonun çalışmalarının Sayın Başkan tarafından da başlatılacağını kendilerinden dinlemiş olduk. Nazik ziyaretleri için kendilerine çok teşekkür ediyoruz. Önümüzdeki dönem için de başarılar diliyoruz” dedi.

Numan Kurtulmuş da siyasi partilere yaptığı ziyaretler kapsamında DEM Parti Meclis Grubunu ziyaret ettiklerini, verimli bir görüşme gerçekleştirdiklerini söyledi. Türkiye’de sorunların çözülmesi, demokratik standartların ileriye götürülmesinin sağlanması, barış ve kardeşliğin pekişmesi için TBMM’nin üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmesi konusundaki fikirleri müzakere ettiklerini söyleyen Kurtulmuş, şu ifadeleri kullandı:

“Çok şükür, İmralı’dan gelen açıklama ve arkasından örgütün silahları bırakacağını açıklamasının ardından, mesele artık Türkiye’de siyasetin ve milli iradenin merkezi olan TBMM’de konuşulabilecek bir noktaya gelmiştir. Bütün siyasi partilerin yapıcı bir üslupla, bu sürecin sonlandırılması ve Türkiye’de yeni bir dönemin başlaması için önümüze çıkan bu tarihi fırsatı en iyi şekilde değerlendirmesi gerektiğini düşünüyoruz.

Ümit ederim ki önümüzdeki günlerde TBMM’de kurulacak komisyonun en verimli şekilde çalışması mümkün olsun. Bunun için komisyonun nasıl teşkil edileceği ve hangi çalışma usulleriyle çalışacağı konusunda bir ön hazırlığı gerçekleştireceğiz. Meclis Başkanlığı seçimi dolayısıyla MHP’ye, CHP’ye, şimdi DEM Parti’ye, biraz sonra da İyi Parti ve diğer partilere yapacağımız ziyaretlerde bu meselenin geneliyle ilgili bir fikir teatisinde de bulunacağız. Bu dönemin Türkiye için hayırlı ve uğurlu olmasını temenni ediyorum.”

Paylaşın

Hanehalkı Bütçesinden En Fazla Payı Konut Ve Kiraya Ayırdı

Hanehalkı Bütçe Araştırması’nın 2024 yılı sonuçlarına göre; Türkiye genelinde hanehalklarının tüketim amaçlı yaptığı harcamalar içinde en yüksek payı yüzde 26,0 ile konut ve kira harcamaları ayırdı.

Haber Merkezi / Araştırmaya göre; hanehalklarının tüketim amaçlı yaptığı harcamalar içinde ikinci sırayı yüzde 21,6 ile ulaştırma harcamaları, üçüncü sırayı ise yüzde 18,1 ile gıda ve alkolsüz içecekler harcamaları aldı.

Toplam tüketim harcamalarında en düşük payı alan harcama türleri ise yüzde 0,7 ile sigorta ve finansal hizmetler, yüzde 1,6 ile eğitim hizmetleri ve yüzde 2,3 ile eğlence, spor ve kültür ile sağlık harcamaları oldu.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Hanehalkı Tüketim Harcaması 2024 verilerini açıkladı.

Buna göre, Hanehalkı Bütçe Araştırması’nın 2024 yılı sonuçlarına göre; Türkiye genelinde hanehalklarının tüketim amaçlı yaptığı harcamalar içinde en yüksek payı yüzde 26,0 ile konut ve kira harcamaları alırken, ikinci sırayı yüzde 21,6 ile ulaştırma harcamaları, üçüncü sırayı ise yüzde 18,1 ile gıda ve alkolsüz içecekler harcamaları aldı.

Toplam tüketim harcamalarında en düşük payı alan harcama türleri ise yüzde 0,7 ile sigorta ve finansal hizmetler, yüzde 1,6 ile eğitim hizmetleri ve yüzde 2,3 ile eğlence, spor ve kültür ile sağlık harcamaları oldu.

Gelire göre sıralı yüzde 20’lik gruplar itibarıyla tüketim harcamalarının 2024 yılındaki dağılımına bakıldığında; en yüksek gelir grubu olan beşinci yüzde 20’lik grupta yer alan hanehalkları, ulaştırma harcamalarına (motorlu taşıt alımları, akaryakıt, yolcu taşımacılığı, araç bakım ve onarımı vb.) yüzde 26,6, konut ve kira harcamalarına yüzde 22,1 ve gıda ve alkolsüz içecekler harcamalarına yüzde 12,8 pay ayırdı.

En düşük gelir grubu olan birinci yüzde 20’lik grupta yer alan hanehalkları ise, konut ve kira harcamalarına yüzde 33,2, gıda ve alkolsüz içecekler harcamalarına yüzde 30,4 ve ulaştırma harcamalarına yüzde 10,1 pay ayırdı.

Temel gelir kaynağına göre harcama kalıpları değişti

Temel gelir kaynağı maaş, ücret, yevmiye geliri olan hanehalkları; konut ve kira harcamalarına yüzde 24,0, gıda ve alkolsüz içecekler harcamalarına yüzde 16,4 ve ulaştırma harcamalarına yüzde 23,0 pay ayırırken, müteşebbis geliri olan hanehalkları; konut ve kira harcamalarına yüzde 21,6, gıda ve alkolsüz içecekler harcamalarına yüzde 18,4 ve ulaştırma harcamalarına ise yüzde 26,4 pay ayırdı.

Hanehalkı büyüklüğüne göre tüketim harcamalarının 2024 yılındaki dağılımına bakıldığında; tek kişilik hanehalkları, konut ve kira harcamalarına yüzde 35,2, gıda ve alkolsüz içecek harcamalarına yüzde 15,1 ve ulaştırma harcamalarına yüzde 14,4 pay ayırdı.

Hanehalkı büyüklüğü 6 ve daha fazla kişi olan hanehalkları, gıda ve alkolsüz içecekler harcamalarına yüzde 24,7, konut ve kira harcamalarına yüzde 22,4 ve ulaştırma harcamalarına yüzde 20,4 pay ayırdı.

Gelir düzeyi arttıkça gıda ürünlerini çöpe atarak israf etme sıklığının arttığı gözlendi. Hanehalkları tarafından en fazla israf edilen gıda grupları incelediğinde ise; en büyük payı yüzde 40,1 ile taze meyve ve sebze alırken, bunu yüzde 32,0 ile ekmek, yüzde 14,3 ile süt ve süt ürünleri izledi.

Paylaşın

4.5 Yılda 866 Bin İş Yeri Kapandı

2021’in başından Nisan 2025’e kadar tam 508 bin 132 küçük esnaf iş yerinin kapısına kilit vurdu. Böylece 4 yıl 4 ayda, kapanan iş yeri sayısı toplam 866 bin gibi, korkunç bir rakama ulaştı.

2021’deki “faiz inerse enflasyon da iner” şeklindeki ekonomi formülünün ardından 2 yıldır Mehmet Şimşek’in “düşük kur-yüksek faiz” diye açıklanan kemer sıkma politikaları ticari hayatı da zora soktu. Ocak 2021’den bu yana; kapanan, feshedilen veya re’sen kapanan şirketler, gerçek kişi ticari işletmeler ve küçük esnafların sayısı toplamda 866 bini aştı.

Nefes’ten Ali Öztütk, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) kayıtlarına dayandırdığı haberde, Ocak 2021 ile Nisan 2025 arasında, 205 bin 725 şirket kapandı. Bu rakama, tasfiye edilen ve re’sen kapanışı yapılan 152 bin 177 şirket eklenince TOBB’a bağlı odalara üye, anonim şirketler ve limited şirketler dahil toplam 357 bin şirket kilit vurdu.

Küçük esnaf da bitik durumda. Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) kayıtlarına göre, 2021’in başından Nisan 2025’e kadar tam 508 bin 132 küçük esnaf iş yerinin kapısına kilit vurdu. Böylece 4 yıl 4 ayda, kapanan iş yeri sayısı toplam 866 bin gibi, korkunç bir rakama ulaştı. 4.5 yılda kapanan toplam iş yeri sayısı, halen SGK’da kaydı bulunan 3 milyon 655 milyon aktif Bağ-Kur sigortalısının yüzde 24’üne denk geliyor.

Diğer yandan, TOBB ve TESK kayıtlarına göre, söz konusu dönemde, yani son 4 yıl 4 ayda kurulan şirket ve küçük esnaf iş yeri sayısı toplamda 2 milyon 62 bin 299 oldu. Buna rağmen, Sosyal Güvenlik Kurumu’nda (SGK), adına Bağ-Kur primi ödenen kişi sayısı sadece 513 bin arttı.

Kapanan veya tasfiye edilen iş yerlerinin sayısından yaklaşık 1.2 milyon daha fazla yeni şirket kurulmasına rağmen, Bağ-Kura kayıtlı olarak SGK primi ödeyenlerin sayısının çok daha düşük kalması, “Kurulan şirketler kağıt üzerinde şirketler mi? Aynı kişiler tarafından kurulan çok sayıda tabela şirket mi var” sorusunu akla getirdi.

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB), re’sen kapanan şirketleri, yani faaliyeti tespit edilemediği için Ticaret Sicil Müdürlükleri tarafından kaydı silinenleri ayrı başlık altında açıklıyor. Fakat son 2 yıldır re’sen kapanışlarla ilgili sağlıklı bir rakam açıklanmadı.

TOBB’a göre son 4 yıl 4 ayda 109 bin 611 şirket tasfiye oldu. Ocak 2021-Kasım 2023 döneminde 42 bin 566 şirket de re’sen kapandı. Bu iki kalemin toplamı, 4 yıl 4 ayda 152 bin 177 iş yeri kapanışına işaret ediyor. Bunlarla birlikte yaklaşık 4.5 yılda kapanan şirket sayısı 866 bin 34’ü buluyor.

Paylaşın

Üreticide 13 Markette 49 Lira!

Üreticide 13 lira olan sivri biber markette 49 liraya, 5 lira olan kuru soğan 19 liraya, 33 lira olan kuru fasulye 105 liraya, 31 lira olan nohut 99 liraya, 170 lira olan kuru incir 515 liraya, 12 lira olan kabak ise 35 liraya satıldı.

Haber Merkezi / Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Mayıs ayı üretici-market fiyatları, girdi maliyetlerindeki değişimler ve 1 Haziran Dünya Süt Günü kapsamında değerlendirmelerde bulundu. Bayraktar, açıklamalarını görüntülü basın açıklamasıyla kamuoyuna duyurdu.

Bayraktar, Mayıs ayında üretici ile market arasındaki fiyat farkının en fazla sivri biberde görüldüğünü belirterek şu bilgileri paylaştı:

“Sivri biberdeki fiyat farkı yüzde 283’e ulaştı. Onu yüzde 278 ile kuru soğan, yüzde 217 ile kuru fasulye, yüzde 213 ile nohut, yüzde 203 ile kuru incir izledi.

Üreticide 13 lira olan sivri biber markette 49 liraya, 5 lira olan kuru soğan 19 liraya, 33 lira olan kuru fasulye 105 liraya, 31 lira olan nohut 99 liraya, 170 lira olan kuru incir 515 liraya, 12 lira olan kabak ise 35 liraya satıldı.”

Bayraktar, Mayıs ayında markette satılan 36 ürünün 17’sinde fiyat artışı, 19’unda ise fiyat düşüşü yaşandığını belirtti. En fazla fiyat artışı yüzde 22 ile limon ve elmada görüldü. Bu ürünleri yüzde 8 ile kuru üzüm, yüzde 6 ile kuru kayısı ve maydanoz takip etti.

Fiyatı en çok düşen ürün ise yüzde 49 ile sivri biber oldu. Sivri biberi yüzde 39’la salatalık, yüzde 36’yla kabak ve yüzde 34,5’la patlıcan izledi.

Üreticide fiyatı en çok artan ürün limon

Üretici tarafında ise 28 ürünün 8’inde fiyat artışı, 13’ünde fiyat düşüşü yaşandı. 7 üründe ise fiyat değişmedi.

Bayraktar’ın verdiği bilgilere göre:

En fazla fiyat artışı yüzde 112,5 ile limonda görüldü.
Limonu yüzde 25 ile havuç, yüzde 17 ile kuru kayısı, yüzde 13 ile marul izledi.
En fazla fiyat düşüşü ise yüzde 72 ile sivri biberde yaşandı.
Sivri biberi yüzde 53 ile kabak, yüzde 41 ile patlıcan, yüzde 36 ile kuru soğan takip etti.

Bayraktar, fiyat değişimlerinin nedenlerine ilişkin şunları söyledi: “Limon fiyatları, bayram öncesi talep artışına bağlı olarak yükseldi. Havuçta hasat tamamlandı, depolama maliyetleri fiyatlara yansıdı. Marul ve maydanozda arz azalınca fiyatlar arttı. Kayısıda zirai don etkisi üretici fiyatlarını yukarı çekti.

Sivri biber, kabak, patlıcan, domates ve salatalıktaki fiyat düşüşü ise tarladaki üretimin artmasıyla arz fazlasından kaynaklandı. Kuru soğanda ise ekim alanlarının artmasıyla rekolte yükseldi ve fiyatlar geriledi.”

Girdi maliyetlerine dair verileri de paylaşan Bayraktar, Mayıs ayında Nisan’a göre gübre fiyatlarında şu değişimlerin yaşandığını bildirdi:

Amonyum sülfat gübresi: yüzde 4,9 artış
Üre gübresi: yüzde 2,3 artış
DAP gübresi: yüzde 0,8 artış
20.20.0 kompoze gübre: yüzde 0,7 artış
Amonyum nitrat gübresi: yüzde 0,5 düşüş

Yıllık bazda

Elektrik: yüzde 47,08 artış
Üre gübresi: yüzde 46,2 artış
DAP gübresi: yüzde 36,9 artış
Amonyum nitrat gübresi: yüzde 33 artış
20.20.0 kompoze gübre: yüzde 31,4 artış
Amonyum sülfat gübresi: yüzde 28,6 artış

Yem fiyatları da yükselmeye devam etti. Mayıs ayında süt yemi yüzde 2,7, besi yemi yüzde 2 oranında arttı. Son bir yılda ise süt yemi yüzde 26,4, besi yemi yüzde 27,2 artış gösterdi. Mayıs’ta mazot fiyatı aylık yüzde 1,7, yıllık yüzde 13,9 arttı.

Bayraktar, “Yıllık bazda en fazla artış yüzde 47,08 ile elektrik fiyatlarında görüldü” dedi.

Bayraktar, 1 Haziran Dünya Süt Günü dolayısıyla süt üretimi ve fiyatlarına da değindi: “Süt, insan beslenmesinde önemli bir protein kaynağıdır ve hayvancılığın temel ürünüdür. Ülkemiz 2024 yılında; 20 milyon ton inek sütü, 934 bin ton koyun sütü, 543 bin ton keçi sütü üretimiyle dünya sıralamasında üst sıralarda yer aldı.

Ancak üreticimiz, çiğ süt fiyatlarındaki istikrarsızlık nedeniyle zarar ediyor. AB ülkeleriyle karşılaştırıldığında ülkemiz çiğ süt fiyatlarında son sırada. Türkiye’de 100 litre çiğ süt üreticiye ortalama 37 avroya satılırken, bu rakam İtalya’da 57, Yunanistan ve Hollanda’da 55, Almanya’da 54, Fransa’da ise 50 avro düzeyinde.”

Paylaşın

Ukrayna, Rusya’nın 40’tan Fazla Uçağını Vurdu

Ukrayna ve Rusya heyetlerinin İstanbul’daki buluşması öncesi Ukrayna Güvenlik Servisi (SBU), Rus askeri havalimanlarında bulunan 40’tan fazla savaş uçağını silahlı insansız hava araçlarıyla (SİHA) vurduklarını açıkladı.

Reuters’a konuşan bir SBU yetkilisi saldırıda, aralarında Rus Tu-95 ve Tu-22 bombardıman uçaklarının da olduğu 40’tan fazla düşman hava aracının hedef alındığını söyledi. AFP’ye bilgi veren bir güvenlik kaynağı da SBU’nun “düşmana ait bombardıman uçaklarını cephe hattının çok gerisinde yok etmek için kapsamlı bir operasyon başlattığını” söyledi.

Uzun menzilli füze ateşleme kapasitesine sahip Tu-95 ve Tu-22’ler Ukrayna kentlerine yönelik saldırılarda kullanılıyor. Rusya’nın Murmansk bölgesinin valisi, İHA saldırısını teyit etti. Rusya’nın kuzeyinde, Finlandiya sınırına yakın Murmansk’ta Olenya askerî hava üssü bulunuyor.

Ukrayna merkezli İngilizce yayın yapan haber siteleri, Irkutsk’taki Belaya hava üssünün de hedef alınan yerler arasında olduğunu öne sürdü. Üs, Rusya’nın orta kesimlerinde, Moğalistan sınırına yakın bir bölgede yer alıyor.

SBU’nun saldırısı, Rusya topraklarında iki köprünün çökmesine neden olan patlamaların ardından geldi. Rus yetkililer iki yolcu treninin raydan çıktığı ve en az yedi kişinin öldüğü olayları “terör eylemi” olarak nitelendirdi. Dün de Rus işgali altındaki Ukrayna topraklarından Kırım’a yakıt taşıyan bir Rus askeri treninde patlama yaşanmıştı.

Ukrayna Hava Kuvvetleri gece saatlerinde Rusya’nın 472 İHA ile savaşın başından bu yana en yoğun hava saldırısını düzenlediğini bildirdi. Kiev, Rus ordusunun yedi adet de füze fırlattığını duyurdu. Kiev’in açıklamasına göre, Rus İHA’larının 382’si ve füzelerden üçü hedeflerine ulaşamadan Ukrayna ordusunca havada önlendi.

Ukrayna ordusu, Rusya’nın cephe hattının gerisinde hedef aldığı bir üste ise savaşa katılmak üzere eğitim alan 12 Ukraynalı askerin öldüğünü, 60’tan fazlasının da yaralandığını belirtti. Bu saldırı Ukrayna ordusunda üst düzey bir istifaya da yol açtı. Geçen Kasım’dan beri Ukrayna Kara Kuvvetleri Komutanı olarak görev yapan Mihaylo Drapatyi, 12 askerin öldüğü saldırının ardından istifasını açıkladı.

Rusya ve Ukrayna heyetleri İstanbul’da masaya oturacak

Ukrayna ile Rusya arasındaki savaşın sona erdirilmesine yönelik diplomatik girişimler de sürüyor.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Rusya’nın Pazartesi günü İstanbul’da yapılmasını önerdiği toplantıya katılacaklarını duyurdu. Zelenskiy, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Ukrayna heyetine, 16 Mart’taki toplantıda olduğu gibi, Savunma Bakanı Rüstem Umerov’un başkanlık edeceğini belirtti.

Rus haber ajansları da Rusya heyetinin 2 Haziran’daki görüşmelere katılmak üzere İstanbul’a doğru yola çıktığını duyurdu.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Cumartesi Anneleri’nin Eylemi 30. Yılında: Adalet İstiyoruz

Cumartesi Anneleri / İnsanları adına basın açıklamasını okuyan kayıp yakını İkbal Eren, “30 yıldır haykırıyoruz: İnkâra son verin, kayıplarımızın akıbetlerini açıklayın. Biliyoruz ki: Cezasızlık son bulmadan adalet sağlanamaz. Adalet sağlanmadan barıştan söz edilemez” dedi.

Cumartesi Anneleri/İnsanları gözaltında kaybedilen ve katledilenlerin akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle eylemlerinin 1053’üncü haftasında Galatasaray Meydanı’nda bir araya geldi. Karanfiller ve gözaltında kaybettirilen yakınlarının fotoğraflarıyla Galatasaray Meydanı’nda bir araya gelen Cumartesi Anneleri, eylemlerinin bu haftasında 6 Mayıs 1995 yılında Mardin’in Midyat ilçesinde gözaltında kaybettirilen Mehmet Sait Zengin’in akıbetini sordu.

Basın açıklamasını okuyan kayıp yakınlarından İkbal Eren, 27 Mayıs 1995’ten beri gözaltında kaybettiklerini unutturmamak için Galatasaray Meydanı’nda seslerini yükselttiklerini ifade etti. 30 yıldır bu meydandan haykırdıklarını dile getiren İkbal Eren, “Devletin inkâr ve cezasızlık politikalarıyla üzerine karanlık bir perde çektiği gözaltında kaybetme vakalarını görünür kılmak ve adalete erişmek için 30 yıldır mücadele ediyoruz. 30 yıldır haykırıyoruz: İnkâra son verin, kayıplarımızın akıbetlerini açıklayın. Biliyoruz ki: Cezasızlık son bulmadan adalet sağlanamaz. Adalet sağlanmadan barıştan söz edilemez” dedi.

“Barışı istiyoruz, kayıplarımızı da. Barışı istiyoruz, hakikati de. Barışı istiyoruz, adaleti de. Barışı istiyoruz, demokrasiyi de” diyen İkbal Eren, bu haftaki eylemde Zengin Ailesi’nin sesi olmak için toplandıklarını ifade etti.
İkbal Eren, “36 yaşındaki Mehmet Sait Zengin, Midyat’ta yaşayan bir esnaftı. HADEP üyesiydi. Güvenlik güçlerinin tehditleri altında yaşayan Zengin, sürekli olarak takip ediliyor, gözaltına alınıyor ve işkenceye maruz kalıyordu. 1995 yılının Nisan ayında, dükkânına gelen polisler tarafından gözaltına alındı. 14 gün boyunca işkence gördü ve ardından serbest bırakıldı. Ancak serbest bırakıldıktan kısa bir süre sonra, 6 Mayıs 1995 tarihinde, Mardin’den geldiklerini söyleyen sivil kıyafetli iki polis tarafından evinden gözaltına alındı ve beyaz bir Toros ile götürüldü” dedi.

Mehmet Sait Zengin’in ailesi, can güvenliğinden endişe duyarak Midyat Karakolu’na başvurduğunu belirten İkbal Eren, “Yetkililer, ‘Bizde yok ama Mardin’e götürülmüş olabilir’ yanıtını verdi. Bunun üzerine aile Mardin’e gitti. Karakola başvuran kardeşi, ‘Onu ararsan sen de bu yolda gidersin’ diyerek tehdit edildi. Ailenin başvuruları sonuçsuz kaldı. Dört çocuk babası Mehmet Sait Zengin’den bir daha haber alınamadı” ifadelerini kullandı.

“Kaç yıl geçerse geçsin…”

30 yıldır ailesinin “Mehmet Sait Zengin’e ne oldu?” sorusunun yanıtsız bırakıldığını ifade eden İkbal Eren, sözlerine şöyle devam etti: “İnsan Hakları Derneği Mardin Şubesi’nin çabalarıyla yeniden canlandırılan dosya, Midyat Savcılığı’nın raflarında beklemeye terk edildi. Kaç yıl geçerse geçsin, Mehmet Sait Zengin için, tüm kayıplarımız için adalet talep etmekten; devletin evrensel hukuk normlarına uygun hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan asla vazgeçmeyeceğiz.”

Açıklamanın ardından Cumartesi Annelerinden Hanife Yıldız, gözaltında katledilen Hasan Ocak’ın annesi Emine Ocak’ın, gönderdiği mesajı iletti. Hanife Yıldız, “Emine Anamıza gittim. Bundan 30 yıl önce hepimizin sesini duyuran anne, buradaki herkese selamlarını iletti. 30 yıl kolay geçmiyor. Anneler ne evlatlarının akıbetini öğrendi ne de adalete eriştiler. Hepsi yürekleri yaralı gitti” dedi.

Eylem, Galatasaray Meydanı’na karanfil bırakılmasının ardından son buldu.

(Kaynak: MA)

Paylaşın

DEM Parti’den CHP’li Belediyelere Yönelik Operasyonlara Tepki

DEM Parti, CHP’li belediyelere yönelik yeni operasyonlara tepki gösterdi. DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, “Siyasi hesaplaşmaların yargı yoluyla çözülmeye çalışılması ve seçilmiş temsilcilere yönelik bu uygulamalar kabul edilemez” dedi.

Haber Merkezi / DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan ise, “Seçilmiş belediye başkanlarına yönelik eğitim sürdürülüyor, bu tür operasyonlar yapılıyor, toplumsal barışı zedeleniyor. Siyasi meselelerin çözüm yolu, müzakere ve diyalogdur; Demokratik siyaseti dışlayan onun müdahalesinin karşısında olmaya devam ediyor” ifadelerini kullandı.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan ile partinin Merkez Yürütme Kurulu (MYK), Cumhuriyet Halk Partili (CHP) belediyelere yönelik yeni operasyonlara tepki gösterdi.

Tuncer Bakırhan, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: “İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve ilçe belediyelerine, Adana’da Seyhan ve Ceyhan belediye başkanlarına yönelik operasyonlar kınılmıyor, bu müdahaleleri kabul edilemiyor. Demokrasinin temel politikalarından biri, halkın sandıkta ortaya koyduğu iradeye saygıdır.

Seçilmiş belediye başkanlarına yönelik eğitim sürdürülüyor, bu tür operasyonlar yapılıyor, toplumsal barışı zedeleniyor. Siyasi meselelerin çözüm yolu, müzakere ve diyalogdur; Demokratik siyaseti dışlayan onun müdahalesinin karşısında olmaya devam ediyor.”

Hatimoğulları ise sosyal medya hesabı üzerinden şu paylaşımı yaptı: “İBB’ye yönelik operasyon ve İstanbul İlçe belediye başkanları ile Seyhan ve Ceyhan belediye başkanlarının toplanmalarını kınıyoruz. Siyasi hesaplaşmaların yargı yoluyla çözülmeye çalışılması ve seçilmiş temsilcilere yönelik bu uygulamalar kabul edilemez.

Halkın sandıkta verdiği kararlara saygı ölçüsü, kişinin gücünün yeteneği elzemdir. Toplumsal barış ve güçlü bir demokrasi için, İstanbul’dan Van’a, Mardin’den Adana’ya kadar halkın iradesine saygı gösterilmeli ve bu siyasilerden vazgeçilmelidir.”

DEM Parti’den açıklama

DEM Parti MYK tarafından yapılan açıklamada ise şu ifadelere yer verildi: “İstanbul Büyükşehir Belediyesine yönelik 19 Mart tarihinde başlatılan yargı müdahalesi genişleyerek devam ediyor. Bu operasyonlar ne yazık ki ileri sürülen iddiaların kapsamını fazlasıyla aşarak İstanbul Büyükşehir Belediyesi başta olmak üzere muhalefet belediyelerine yönelik bir tür kuşatmaya dönüştürülmüştür.

Yargı süreci muhalif belediyeleri etkisizleştirmeyi, belediye hizmetlerini aksatmayı, halkın hizmet almasını engellemeyi hedefler hale gelmiştir. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ile çok sayıda alt kademe belediye başkanının, neredeyse tüm bürokratların ve şirket yöneticilerinin gözaltına alınıp tutuklanması ve belediye şirketlerine kayyım atanması başka şekilde açıklanamaz. Bu gelişmeler, belediye hizmeti alan milyonlarca vatandaşı mağdur etmekte ve muhalefetin yönetimde olduğu belediyelerde halkı adeta cezalandırmaktadır.

Çağrıldıklarında ifade verebilecek insanların, hukuki açıdan meşruiyeti olmayan bir yöntemle ve bir itirafçının beyanlarına dayanılarak bu şekilde gözaltı ve tutuklamaya maruz bırakılması, hukuk ve demokrasiye yönelik ağır bir ihlaldir. Atılan adımlar, içinden geçtiğimiz tarihi dönemin hassasiyetine aykırı bir şekilde, demokratik siyaset alanını da daraltmaktadır.

Elbette partimiz, yerel yönetimler başta olmak üzere siyasetin rant, yolsuzluk ve rüşvetten arındırılmasını ve temiz siyaseti savunmaktadır. Ancak bu yöndeki iddialarla yapılanların sadece muhalefet belediyeleriyle sınırlı tutulması, iktidar belediyelerindeki yolsuzluk ve rüşvet iddialarına ise koruma kalkanı oluşturulması söz konusu bu iddiaları da çürütmektedir. Muhalefete yönelik bir siyasi operasyona dönüştüğüne dair Türkiye’nin tamamında ciddi kaygılar oluşturmaktadır.

Kutuplaşmayı artıracak, hukuk ve demokrasi inancını tamamen ortadan kaldıracak, barış ve demokratik toplum özlemini zedeleyecek bu operasyonlara son verilmelidir. Hukuk herkes için ve tarafsız şekilde uygulanmalıdır. Belediyeler halkındır, yerel demokrasinin bel kemiğidir. Belediyeler üzerindeki yargı kıskacı ve kuşatması kaldırılmalıdır.”

Paylaşın

AGP Nedir Ve Nasıl Çalışır?

Accelerated Graphics Port’un kısaltması olan AGP, kişisel bilgisayarlarda 3D grafiklerin hızını ve performansını artırmak için video kartı ile bilgisayarın belleği arasında doğrudan bir bağlantı sağlama amacıyla tasarlanmıştır.

Haber Merkezi / Bundan önce, grafik kartları genellikle bilgisayara PCI (Peripheral Component Interconnect) yuvaları aracılığıyla bağlanıyordu ve bu da üst düzey 3D grafik uygulamalarının gerektirdiği sistem belleğine hızlı erişim sağlamıyordu.

AGP, 90’ların sonlarında bu soruna çözüm olarak ortaya çıktı ve video kartının sistem belleğine doğrudan erişmesini sağlayarak üstün grafik performansı sağladı. AGP’nin birincil amacı, özellikle video oyunları ve 3D modelleme yazılımları için bilgisayar ekranlarında daha akıcı, daha ayrıntılı 3D grafikler elde etmekti. Büyük veri bloklarını sistem belleğinden ekrana hızla taşımak için hassas bir şekilde tasarlandığından, 3D grafiklerin işlenmesini hızlandırmada etkili oldu .

Ek olarak, doku verilerini depolamak için sistem belleğini kullanma yeteneğine sahipti , bu da işleme sürecini daha da hızlandırdı. AGP, daha yüksek hızı ve esnekliği nedeniyle 2000’lerin ortalarında büyük ölçüde PCI Express ile değiştirilmesine rağmen, grafik performansını artırmada oynadığı hayati rol nedeniyle bilgisayar grafiklerinin tarihinde hala önemli bir rol oynamaktadır.

AGP hakkında sıkça sorulan sorular:

AGP ne anlama geliyor?

AGP, Accelerated Graphics Port’un kısaltmasıdır. 3D oyun grafiklerinin performansını artırmak için grafik kartları için özel olarak tasarlanmış bir tür genişleme yuvasıdır.

AGP nasıl çalışır?

Bir AGP’nin birincil amacı 3D videoyu hızlandırmaktır. Bunu, grafik kartına makinenin ana belleğine doğrudan erişim sağlayarak yapar ve daha yavaş PCI veri yoluna güvenmek zorunda kalmadığından önemli hız iyileştirmeleri sağlar.

AGP’nin yerini ne aldı ve neden?

PCI Express (PCIe), daha yüksek hız ve bant genişliği nedeniyle AGP’nin yerini almıştır. PCIe ayrıca modern grafik kartları için gerekli olan daha geniş bir işlevsellik yelpazesini de destekler.

PCI Express yuvasında AGP grafik kartı kullanabilir miyim?

Hayır, bir AGP kartını PCI Express yuvasına yerleştiremezsiniz. Her ikisinin de farklı yapılandırmaları ve voltajları vardır, bu nedenle birbirleriyle uyumlu değildirler.

AGP’nin farklı türleri nelerdir?

Esas olarak üç tip AGP vardır: AGP 1x, AGP 2x ve AGP 4x, her biri farklı veri hızları sunar. Üst düzey grafik kartları için ekstra güç sağlayan bir AGP Pro da mevcuttur.

AGP günümüzde hala kullanılıyor mu?

AGP eski bir teknoloji haline geldi ve modern bilgisayarlarda yerini büyük ölçüde PCI Express yuvaları aldı. AGP’yi destekleyen yeni bir bilgisayar bulmak nadirdir.

AGP’nin faydaları nelerdir?

AGP teknolojisi 3D grafiklerde daha hızlı render ve daha akıcı oyun deneyimi sağlar. Sistemin RAM’ine doğrudan erişim sağlayarak daha hızlı veri aktarım hızlarını destekler.

Dizüstü bilgisayarlarda AGP mevcut muydu?

AGP esas olarak masaüstü sistemler için tasarlanmış olsa da, bazı eski dizüstü bilgisayar modelleri Mobil AGP olarak bilinen teknolojinin bir çeşidini içeriyordu.

AGP’den PCI Express’e yükseltme yapabilir miyim?

Genellikle AGP’den PCI Express’e doğrudan yükseltme yapmak mümkün değildir çünkü iki sistem farklı tipte yuvalar kullanır. Yükseltme genellikle PCI Express yuvalarını destekleyen yeni bir anakart gerektirir.

Paylaşın