Akşener’den Erdoğan’a: İnsan 100 Sayfa Tarih Okur Be!

Partisinin Şanlıurfa İl Kongresi’nde konuşan İYİ Parti Lideri Akşener, Erdoğan’ın seçimler için 14 Mayıs’ı işaret etmesiyle ilgili, “14 Mayıs’ta bir seçim ilanı yapıldı, sözel olarak yapıldı. Resmisi olur mu bilemem. Elindeki geniş imkanla bu kararlı alma imkanına sahip. Diyor ki 73 yıl sonra bu zihniyetten kurtulacağız. İnsan 100 sayfa tarih okur be.” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Yıl 1946… Demokrat Parti seçime girer, o seçim de açık oy gizli tasniftir. Buna rağmen Demokrat Parti Meclis’te grup kurar. Sonra 1947’de kongrelerinde bir karar alır. Bir Hürriyet misakı yayınlarlar. Derler ki Cumhurbaşkanı var olan partinin genel başkanı olamaz. Demokratik seçimlerde açık oy gizli tasnif olamaz. Ya bunu düzelteceksiniz ya da biz sine-i millete döneceğiz.”

Meral Akşener, konuya ilişkin konuşmasının devamında şu ifadeleri kullandı: “Celal Bayar ve İnönü bir araya gelirler. İkisi yakın arkadaştır. İnönü der ki Celal bey anayasa değişikliği şu anda çok zor. Der ki ben partinin tüzüğünü değiştireyim, Meclis’in iç tüzüğünü değiştirelim, sonra anayasayı değiştiririz. İnönü partiden ayrılır, sadece Cumhurbaşkanı olur; ilerleyen süreçte Demokrat Parti tek başına iktidar olur.

Biz bugün 1950’yi hatırlamıyoruz. Bugün 14 Mayıs’ta 1946’yı hatırlıyoruz. Siyasi tarihini bilmeyen, bizi bilmeyen muhteremler övüne övüne bugün 73 yıl sonrasını kendiniz yaşatıyorsunuz. Biz onu değiştireceğiz. O yüzden diyoruz ki, mayıslar bizimdir; yaşasın hürriyet kahrolsun istibdat.”

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin Şanlıurfa İl Kongresi’nde konuştu. Akşener’in konuşmasından bazı detaylar şöyle:

“Türkiye’nin o kadim devlet anlayışının yok edildiği, kerim devlet anlayışının ise tamamen ortadan kalktığı bir ucube sistemle karşı karşıya kaldık. O beraber çalıştığımız 2017, bugün karşınızda olmamı sağlayan dönemdir. 43 il gezmişim, o illerin çoğunda salon bulamadık. Kendi şehrimizde yaptığımız toplantı basıldı. Kütahya’da salon bulamadık. Yani paramızla bulamadık. Bir başka şehirde salon bulduk, salon son anda iptal edildi; biz otoparkta toplandık. Siz bu ülkenin kaderini değiştirenlersiniz. Bu ülkenin yarınlara umutla bakmayı sağlayanlarsınız.

14 Mayıs’ta bir seçim ilanı yapıldı, sözel olarak yapıldı. Resmisi olur mu bilemem. Elindeki geniş imkanla bu kararlı alma imkanına sahip. Diyor ki 73 yıl sonra bu zihniyetten kurtulacağız. İnsan 100 sayfa tarih okur be. Yıl 1946… Demokrat Parti seçime girer, o seçim de açık oy gizli tasniftir. Buna rağmen Demokrat Parti Meclis’te grup kurar. Sonra 1947’de kongrede bir karar alır. Bir Hürriyet misakı yayınlarlar. Derler ki Cumhurbaşkanı var olan partinin genel başkanı olamaz. Demokratik seçimlerde açık oy gizli tasnif olamaz. Ya bunu düzelteceksiniz ya da biz sine-i millete döneceğiz.

Celal Bayar ve İnönü bir araya gelirler. İkisi yakın arkadaştır. İnönü der ki Celal bey anayasa değişikliği şu anda çok zor. Der ki ben partinin tüzüğünü değiştireyim, Meclis’in iç tüzüğünü değiştirelim, sonra anayasayı değiştiririz. İnönü partiden ayrılır, sadece Cumhurbaşkanı olur; ilerleyen süreçte Demokrat Parti tek başına iktidar olur.

Biz bugün 1950’yi hatırlamıyoruz. Bugün 14 Mayıs’ta 1946’yı hatırlıyoruz. Siyasi tarihini bilmeyen, bizi bilmeyen muhteremler övüne övüne bugün 73 yıl sonrasını kendiniz yaşatıyorsunuz. Biz onu değiştireceğiz. O yüzden diyoruz ki, Mayıslar bizimdir, yaşasın hürriyet, kahrolsun istibdat!

İsveç’e tepki

Dün İsveç’te kutsal kitabımız Kuran-ı Kerim’i yakmaya çalıştı bir grup vandal, şerefsiz, ahlaksız. Bununla ilgili her türlü tedbiri bu ülkenin cumhurbaşkanı ve kabinesi almak zorundadır, ne gerekiyorsa yapmak zorundadır. Bugüne kadar hangi dinden olursa olsun, herhangi bir kutsal kitabı insan hakları çerçevesinde yakmaya kalkışmak ve bizim kitabımız olan Kuran-ı Kerim’i oraya yakmaya kalkışmak ve İsveç hükümetinin buna izin vermesini en şiddetli biçimde kınıyorum. Şimdi iktidar partisine düşen bu eylemin sonuçlarını İsveç hükümetinin ödemesini sağlamaktır.

Biz her seçimlere gittiğimizde bu arada başka başka bir şeyler oluyor. Onlara karşı da hepimizin dikkatli ve uyanık olması lazım.

Dış politikanın Urfa’ya etkileri… Biz coğrafyayı ekonomik coğrafya olarak tanımlıyoruz. Birinci derecede sınırdaşlarımızın ortaya koyduğu ekonomik değer 7 trilyon dolar. Buna Mısır’ı ilave edin, Türk dünyasını ilave edin. 21 trilyon dolar. Urfa, Kilis, Mardin, Gaziantep hepsinin Irak ve Suriye’ye ile ticari bağlantılarının bu şehirlerimize sağladığı faydayı düşünün. Bu fayda gitti, buna karşılık sayısını bir türlü devletimizin söyleyemediği sayıda göçmenle karşı karşıyayız.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir