Manş Denizi’nde Göçmen Faciası: En Az 31 Ölü

Fransa’dan İngiltere’ye Manş Denizi üzerinden geçmeye çalışan göçmen botunun batması sonucu en az 31 göçmen hayatını kaybetti. Olayın şimdiye kadar Manş Denizi’nde meydana gelen en kötü kaza olduğu açıklandı. Manş Denizi’nde halen cesetlerin yüzdüğü bildirilirken ölü sayısının artmasından endişe ediliyor.

Haber Merkezi / Fransız ve İngiliz yetkililer, Manş Denizi’nde havada ve denizde arama kurtarma operasyonunu birlikte yürütüyor. Yetkililer, en az üç tekne ve üç helikopterin arama kurtarma çalışmalarına katıldığını açıkladı.

Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, göçmenlerin ölüm haberi üzerine yaptığı açıklamada, ilgili bakanların acil olarak toplanmasını istedi ve “Fransa, Manş Denizi’nin mezarlığa dönüşmesine izin vermeyecek.” dedi. Manş Denizi’nde yaşanan insani dramın sorumlularının derhal bulunacağı sözünü veren Macron, AB Sınır Koruma Ajansı’nın (Frontex) Manş Denizi’nde sınır güvenliğinin korunması konusunda imkanlarının artırılmasını istedi.

İngiltere Başbakanı Boris Johnson’ın olay üzerine hükümet kriz komitesi COBRA’yı topladığı bildirildi. Johnson daha sonra basına yaptığı açıklamada, “Bazı ortaklarımızı, özellikle de Fransızları son gelişmelerle ilgili duruma ayak uydurmaya ikna etmekte zorlandık, ancak bu konuda tüm ülkelerin karşı karşıya olduğu zorlukları anlıyorum.” dedi.

Manş Denizi’ni küçük teknelerle geçmeye çalışan göçmenlerin sayısının sonbaharla birlikte başlayan kötü hava şartlarına rağmen bu yıl arttığı bildiriliyor. Bu yıl söz konusu güzergahı kullanarak Fransa’dan İngiltere’ye geçmeye çalışanların sayısının 25 bin 700’den fazla olduğu kaydedildi. Bu rakam geçen yılın üç katına tekabül ediyor.

HDP: Mültecilere karşı ırkçı söylemleri kabul etmiyoruz

Halkların Demokratik Partisi (HDP), son dönemde göçmenler üzerinden yaşanan tartışmalara ilişkin “Mültecilik sorununu yaratan politikalara karşı çıkmak ile mültecilerin haklarını yok saymanın aynı şey olmadığını bütün taraflara tekrar hatırlatmayı görev biliyoruz” açıklamasında bulundu.

Haber Merkezi / HDP, özellikle Suriye ve Afganistan’dan gelen göçmenler üzerinden yaşanan tartışmalara ilişkin “mültecilere karşı ırkçı söylemleri de mülteciliğin araçsallaştırılmasını da kabul etmiyoruz” başlıklı bir açıklama yayımladı.

“Türkiye’deki yoksulluğun, işsizliğin, savaşın, yaşam tarzına müdahalelerin mültecilerden kaynaklandığını iddia edenler toplumu ırkçılığa itmekten başka bir sonuca yol açmamaktadır” ifadelerinin yer aldığı açıklama şöyle;

“Suriye, Afganistan, Libya ve pek çok ülke, AKP-MHP blokunun da aralarında yer aldığı yabancı güçlerin müdahaleleri sonucu iç savaşlarla boğuşuyor. Savaş sonucunda Türkiye üzerinden Avrupa’ya yönelen yoğun göç dalgalarına karşı farklı kesimlerden, insan haklarını ve özgürlükleri hiçe sayan ilkesiz tutumlar görüyoruz. Saray rejiminin savaş tezkerelerine karşı aktif mücadele etmek yerine, mültecileri hedef gösteren sistem muhalefeti, mültecilerin can güvenliğini tehlikeye atıyor.

Türkiye’deki yoksulluğun, işsizliğin, savaşın, yaşam tarzına müdahalelerin mültecilerden kaynaklandığını iddia edenler toplumu ırkçılığa itmekten başka bir sonuca yol açmamaktadır. Yabancılara karşı linç ve hatta ölümle sonuçlanabilecek saldırıların zeminini hazırlayan nefret söylemine karşı HDP olarak her zaman sorumlu bir tutum almayı ilkelerimize bağlılığımızın bir gereği olarak gördük ve bu perspektifle halklarımızın mültecilere karşı saldırgan veya ayrımcı bir tutum içinde olmaması gerektiğini en güçlü biçimde savunduk. Tepki gösterilmesi gereken kişiler sığınmacılar değil, AKP-MHP iktidarının Suriye’de insanların yerlerinden edilmesine sebep olan çözüm karşıtı, mezhepçi ve ırkçı dış müdahaleleridir. Savaş yerine siyasal çözümü teşvik eden bir politika benimsenmiş olsaydı, bugün Suriye Krizi böylesine yıkıcı bir hal almayacaktı.

Düzensiz göç ve sınırlardan denetimsiz geçişleri, AKP’nin çeşitli gizli anlaşmalar ve amaçlar doğrultusunda teşvik ettiğini biliyoruz. Ucuz iş gücü, örgütsüz emek, güvencesiz çalıştırma ile bir taraftan sermaye sınıfının karları arttırılırken; diğer taraftan demografik yapıyı değiştirme, mezhep çatışması yaratma, AB – BM’den para almak gibi çok yönlü hesaplar yapılıyor. Mevcut mülteci politikasının sebep olabileceği toplumsal çatışmaların gerçekleşmesi durumunda, bundan başta hükümet olmak üzere, muhalefetteki politikacıların da sorumlu olacağını şimdiden vurgulamak istiyoruz.

“Asla kabul etmiyoruz”

Suriye’de ve Afganistan’da farklı kesimlerin kendisini özgürce ifade edebileceği siyasi bir çözüme katkıda bulunmak yerine çözümsüzlüğü derinleştirecek müdahalelere sebep olan tüm devletlerin her şeyden önce mültecilerin yaşam ve sığınma hakkına saygı göstermesi gerekmektedir. Avrupa Birliği’nden alınan paralar karşılığında mültecilere karşı gardiyan rolünün üstlenilmesini asla kabul etmiyoruz.

AKP-MHP iktidarının sığınmacıları araçsallaştırarak ve şantaj malzemesi haline getirerek Türkiye’de olduğu gibi, Suriye’de de demografik yapıya ve siyasi çözüm kanallarına sistematik biçimde ve alenen müdahale etmesine rağmen Avrupa Birliği liderleri başta olmak üzere uluslararası toplumun bu tehlikeli oyuna tolerans göstermesini HDP olarak her platformda bir eleştiri konusu yapmaya devam edeceğiz.

Mültecilik sorununu yaratan politikalara karşı çıkmak ile mültecilerin haklarını yok saymanın aynı şey olmadığını bütün taraflara tekrar hatırlatmayı görev biliyoruz. Birleşmiş Milletler başta olmak üzere uluslararası aktörler mültecilerin yaşam ve sığınma hakkının garanti altına alınmasını sağlayacak ortak bir mekanizmanın oluşturulmasına odaklanmalıdır. HDP olarak göçlerin kaynağı olan dış müdahaleler, yoksulluk, savaş, siyasi krizler ve benzeri yıkım süreçlerinin ortadan kaldırılmasını esas alan ilkeli ve yapıcı politikaların hayata geçirilmesini savunmaya devam edeceğiz.”

Akdeniz’de göçmen faciası: En az 39 kişi öldü

Tunus’un liman kenti Sfax’tan İtalyan adası Lampedusa’ya geçmeye çalışan iki göçmen teknesinin batması sonucu en az 39 kişi hayatını kaybetti. 165 kişinin ise kurtarıldığı açıklandı. Arama kurtarma faaliyetlerinin devam ettiği duyuruldu.

Haber Merkezi / Tunus Savunma Bakanlığı, iki teknenin İtalyan adası Lampedusa’ya geçmeye çalışırken batması sonucu en az 39 göçmenin öldüğünü açıkladı.

Bakanlık sözcüsü Mohamed Zekri, sahil güvenlik ekiplerinin 165 kişiyi kurtardığını ve arama kurtarma faliyetlerinin Sfax açıklarında devam ettiğini söyledi. Zekri, açıklamasının devamında, ölen göçmenlerin Sahra altı Afrika’dan olduğunu da sözlerine ekledi.

Tunus’un liman kenti Sfax yakınlarındaki sahil şeridi, Afrika ve Orta Doğu’daki çatışmalardan ve yoksulluktan kaçan ve Avrupa’da daha iyi bir yaşam arayan insanlar için son dönemde önemli bir kaçış noktası haline gelmiş durumda.

2019’da yaklaşık 90 Afrikalı göçmen Libya’dan Avrupa’ya hareket ettikten sonra teknelerinin Tunus açıklarında alabora olması sonucu hayatını kaybetmişti. Bu Tunus açıklarında yaşanan en büyük göçmen faacilarından biri olarak tarihe geçmişti.

Bir insan hakları grubu, Tunus’taki ekonomik zorluklar nedeniyle, İtalya’ya kaçan Tunuslu göçmen sayısının 2020’de beş kat artarak 13.000’e yükseldiğini açıkladı.