Amasya: İğneci Baba Türbesi

İğneci Baba Türbesi; Amasya’nın Merkez İlçesi, Dere Mahallesi, Kocacık Çarşısı, Çıtak İşhanı karşısında yer alır. 

Türbe binası ve mezarlar 1983 yılında özel bir şahıs tarafından onarılmıştır. Girişin alt kısmında çiçek bezemeli fayanslar ile kaplı abdest alma yerleri vardır.

Kuzey güney istikametinde uzanan dikdörtgen planlı yapının içerisinde, kuzey doğu tarafında İğneci Baba ve oğluna ait yanyana iki adet sanduka bulunmaktadır.

Güney cephesinde yivli bir minber ve çeşitli renk ve desende bezemeli çinilerle kaplı mihrabı bulunmaktadır. Duvarların alt kısımları, süpürgeliklerden itibaren 1 metre çinilerle kaplanmıştır.

Amasya: Magdinus ve Helkıs Köprüleri

Magdinus ve Helkıs Köprüleri; Amasya’nın Merkez İlçesi sınırları içerisinde yer almaktadırlar.

Halkın, Maydonoz ya da Madenüs diye isimlendirdiği köprü Sultan Bayezid Camisi önündedir. İlk hali ahşaptır ve bir çok kez sel sularıyla boğuşup zarar gören köprü 1968 yılındaki taşkında yıkılmıştır.

Beton ayaklı ve demir gövdeli köprü, 2011 yılında yeniden restorasyonu yapılmıştır. Sadece yayalara hizmet vermektedir. Bugün ‘Hükümet Köprüsü’ olarak adlandırılan, kuzey ucunda saat kulesinin yer aldığı köprü ise yine Roma Dönemi’nde yapılmış ahşap bir köprüydü.

İç Kale’nin Helkıs Kapısı civarında yer aldığı için bu isimle anılan köprü, Osmanlılar zamanında birkaç kez onarılarak kullanılmıştır. 1938 yılında yıktırılan ahşap köprü 1940 yılında yeniden, bu kez betondan yapılmıştır.

Amasya: Çelebi Mehmet Medresesi

Çelebi Mehmet Medresesi; Amasya’nın Merzifon İlçesi, Cami Cedit Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Çelebi Sultan Mehmet tarafından 1414 yılında Ebubekir Mehmet Bin Hamza’ya yaptırılmıştır. Selçuklu medreseleri planındadır. Kare planlı, dört eyvanlı, açık avlulu medreseye doğusundaki anıtsal kapıdan girilir. Üzerinde tek satır ve üç bölümden oluşan kitabenin bulunduğu giriş renkli kesme taş ve mermer kullanılarak süslenmiştir.

Kırmızı ve beyaz renkte kesme taş dizileriyle bezenmiş eyvan biçimli taç kapı, yapının en göz alıcı yerlerinden biridir. Eyvanın her iki yanında sivri kemerli geniş bölmeler bulunur. Tavan, sekiz köşeli yıldızlarla bezenmiştir. Oyma tekniği ile yapılan ve türünün en güzel örneklerinden biri olan ahşap kapının orijinali halen Ankara Etnografya Müzesi’nde sergilenmektedir.

Moloz taş ve tuğla malzemeyle inşa edilmiş medresenin geniş avlusunun üç tarafında dershaneler bulunur. Eyvanlı ana dershanelerin üzeri kubbeyle örtülüdür. Eyvanların her iki yanında üzerleri tonoz örtülü birer revak yer alır. Tümünün kemerleri kırmızıbeyaz taşla yapılmıştır. Medrese girişinin üzerinde tuğladan yapılmış silindirik gövdeli bir saat kulesi bulunur.

Bu kule medreseye 1865 yılında Amasya Valisi Ziya Paşa tarafından ilave ettirilmiştir. Minareye benzeyen kulenin silindirik kısmında üç çember görülür. Bunların üzerinde şerefeye benzer bir gezmelik vardır. Kulenin bundan sonraki kısmı köşelidir. Gezmeliğin hemen üzerindeyse dört yöne bakan saat kadranları bulunur. Kadranların üzerindeki ikinci katta saatin çanı yer alır. Çanın sesinin daha rahat duyulabilmesi için bu kısmın dört yanına yuvarlak kemerli küçük pencereler açılmıştır. Kulenin üstü kubbeyle örtülüdür.

Amasya: Gök Medrese

Gök Medrese; Amasya’nın Merkez İlçesi Gök Medrese Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Cami, medrese ve türbeden oluşan kapalı bir külliye şeklindedir. Amasya Valisi Seyfeddin Torumtay tarafından 1267’de yaptırılmıştır. Sekizgen biçimli türbe kasnağındaki mavi sırlı tuğlalardan dolayı Gök Medrese adını aldığı kabul edilir.

Hem cami hem medrese olarak kullanılan dikdörtgen planlı yapının kalın duvarları kesme taştan örülmüştür. Caminin büyük, beşik tonozlu, eyvanlı bir girişi vardır. Çevresi geometrik motiflerle süslü ana kapının iki yanındaki pencereler Selçuklu taş işçiliğinin en güzel örneklerindendir. Yukarı doğru zengin mukarnaslarla daralan pencerelerin etrafı dikdörtgen bordürlerle çevrilidir.

Ağaç işçiliğinin güzel bir örneği olan kapısı ise günümüzde Amasya Müzesi’nde sergilenmektedir. İç mekan, dörderli iki sıradan sekiz kalın sütunun mihraba dik üç bölüme ayrılmasıyla toplam on beş bölümden oluşmaktadır. Bölümler sivri kemerler üzerine oturan kubbe ve tonozlarla örtülüdür.

Yarım silindirik biçimli mihrap basit bir görünümdedir. Mimarisi ve süslemeleriyle Selçuklu sanatının güzel örneklerinden biri olan türbe kare plan üzerine sekizgen biçimlidir ve yüksek kasnaklı, yıldız piramidal, tuğla bir külahla örtülüdür.

Amasya: Kapı Ağası Medresesi

Kapı Ağası Medresesi (Büyük Ağa Medresesi); Amasya’nın Merkez İlçesi, Bahçeleriçi Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Sultan II. Bayezid’in Kapı Ağası Hüseyin Ağa tarafından 1488 yılında yaptırılmıştır. Planı klasik Osmanlı medrese formundan farklılık gösterir. Özellikle Selçuklu mezar anıtlarında görülen sekizgen plan şeması ilk kez bu medresede uygulanmıştır.

Medreseye kuzey-batı kenarında bulunan büyük yay kemerli kapıdan girilir. Giriş kapısının hemen ardında her iki yanında dikdörtgen nişlerin yer aldığı küçük bir dehliz bulunur. Medresenin ortasında bulunan sekizgen avlunun etrafı her kenarda bulunan dörder sütun ve bu sütunlar üzerine oturan sivri kemerli revaklarla çevrelenmiştir.

Bursa kemeri olarak adlandırılan tarzda yapılmış bu kemer yapısı iç mimariyi daha da güzelleştirmiştir. Üzerleri tonozlu bu revaklardan öğrenci hücrelerine geçilir. Dikdörtgen mermer çerçeveli birer pencere ile dışarıya açılan hücrelerin üzerleri sekizgen kasnaklı kubbelerle örtülüdür.

Medresenin güney kenarında öğrenci odalarından daha büyük ve daha yüksek bir kubbeyle örtülü, aynı zamanda mescit olarak da kullanılan dershane bulunur. Medresenin duvar örgüsünde moloz taş ve tuğla birlikte kullanılmıştır. Yatay şeritler halinde üçer sıra tuğla örgülerin arası moloz taş malzemeyle doldurulmuştur.

Medrese Amasya’da yüksek derecede eğitim öğretimin yapıldığı yer olmuştur. Altmışlı Medreseler grubundan olan bu medresede, en bilineni Taşköprülüzade Mustafa Müslihiddin Efendi olmak üzere birçok ilim adamı müderrislik yapmıştır. 19’uncu yüzyıl sonlarında eski canlılığını yitiren medrese, yaşanan depremler sonrası kullanılamaz durumda iken, 1978 yılında restore edilerek bugünkü haline kavuşmuştur.

Amasya: Gözlek Kaplıcası

Gözlek Kaplıcası; Amasya’nın Merkez İlçesine bağlı Gözlek Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Amasya-Çorum karayolunun 13. km’sinde yer alan Gözlek Kaplıcası 38-40 °C arasında değişen su sıcaklığıyla romatizmal rahatsızlıklar, bel ve eklem ağrıları, yumuşak doku hastalıkları, ameliyat sonrası hareketsizlik, genel stres bozuklukları, spor yaralanmaları ve daha birçok rahatsızlığın tedavisinde tamamlayıcı bir unsur olarak kullanılabilir niteliktedir.

Gözlek’in bu şifalı suyundan yararlanmak isteyen misafirler, Amasya Belediyesi’ne ait olup özel şahıslarca işletilen tesislerde kalabilmektedir. Normal oda, apart ve suit apartlarden oluşan tesis, tamamında termal suyun kullanılabildiği 27 oda ve 70 yatak kapasitelidir.

Amasya: Arkut Bey Kaplıcası

Arkut Bey Kaplıcası; Amasya’nın Hamamözü İlçesi yerleşim sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Kaplıcanın tarihi kesin olarak bilinmese de antik çağdan bu yana kullanıldığı düşünülmektedir. Bugünkü adını Selçuklu beylerinden Arkut Bey’den almıştır. Kaplıca alanı içinde halka açık bir hamam ile özel bir tesis bulunur. 138 yatak kapasiteli tesisin tüm odalarına termal su ulaştırılmaktadır. Dileyenler sıcak suyun keyfini havuzda da çıkarabilirler.

Sıcaklığı 42,5 °C civarında olan kaplıca suyunun kronik ağrılı romatizmal hastalıklara, sinir sistemi hastalıklarına, beyin çarpması sonucu oluşan felç ile çocuk felci sonrasında, kalp-damar ve tansiyon rahatsızlıklarında, ruhsal bozukluklarda, bel fıtığı veya siyatik sorunlarında, kadın hastalıklarında, hormon düzensizliğinde, cilt hastalıkları ve kepeklenmede yararlı özellikleri olduğu bilinmektedir.

Amasya: Terziköy Kaplıcaları

Terziköy Kaplıcaları; Amasya’nın Merkez İlçesine bağlı Çivi Köyü sınırları içinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Kaplıcalar Roma Döneminden bu yana kullanıldığı bu döneme ait kalıntılardan anlaşılmaktadır. 37-39 °C arasında dağişen sıcaklığa sahip kaplıcaların termal suyunun banyo ve içme kürlerinin romatizma, mide, bağırsak, idrar yolu rahatsızlıkları, beslenme bozukluğu gibi hastalıklarda olumlu etkileri olduğu bilinmektedir.

Terziköy Kaplıcaları’na gelerek bu şifalı sulardan yararlanmak isteyen misafirler, kendileri için hazırlanmış temiz, ferah ve sağlıklı konaklama yerlerinde kalabilirler. Kaplıcalarda Amasya İl Özel İdaresi’ne ait 72 yataklı bir otel, 45 yataklı bir motel ve bungalovlar bulunur.

Şifalı termal su, odaların tamamına ulaşmaktadır. Odalarda bulunan banyo imkanı dışında dileyenler için termal suyla dolu geniş yüzme havuzları hazırlanmıştır. Turizm Merkezi’nde, Özel İdare’ye ait tesisler dışında, özel şahıslara ait pansiyonlar da Terziköy’de kalmak isteyenlere huzurlu konaklama olanakları sunar

Amasya: Saat Kulesi

Saat Kulesi; Amasya’nın Merkez İlçesi, Hatuniye Mahallesi, H. Teyfik Hafız Sokak üzerinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Hükümet Konağı’nın hemen yanında, köprünün kuzey başında bulunan Saat Kulesi ilk kez 1865 yılında Amasya Valisi Ziya Paşa tarafından yaptırılmıştır. 1940’ta yeni köprünün inşası sırasında hasar gördüğü için yıktırılmış, 2002 yılında yeniden inşa edilmiştir. Zamanı göstermesinin yanı sıra Saat Kulesi’nin Amasyalılar için ayrı bir anlamı vardır. Kulenin kuşaktan kuşağa bir kıssa gibi anlatılan hikayesi şöyledir:

Anadolu’nun işgali sırasında Merzifon’a yerleşen İngiliz birlikleri Amasya’da karışıklıklar çıkartmak ve halkı tahrik etmek için bir takım kışkırtma eylemlerine girişmişlerdir. Merzifon’dan gelen iki İngiliz subayı Mondros Mütarekesi’nin 4. maddesini gerekçe göstererek Amasya cezaevindeki bütün mahkûmların serbest bırakılmasını isterler.

Ancak başta Mutasarrıf Sırrı Bey olmak üzere hapishane müdürü ve komiser İsmail Efendi İngilizlerin isteklerine boyun eğmez ve İngilizlerden Amasya’yı hemen terk etmeleri istenir. Bu isteği yerine getirmekten başka çare bulamayan İngilizler Amasya’yı terk ederler. Ancak ertesi gün başlarında İngiliz temsilcisi Solter’le birlikte tekrar Amasya’ya gelirler.

Bu defa geliş sebepleri farklıdır: Mutasarrıf Sırrı Bey’i tutuklamak. Bu arada bir grup İngiliz askeri, Saat Kulesi’nin kapısını kırarak içeri girer ve kulenin tepesinden Türk Bayrağını indirip, İngiliz bayrağını çekerler. Bu olay Amasya’da büyük bir tepkiye yol açar. Meydana toplanan kalabalık tam isyanın eşiğindeyken şehrin ileri gelenlerinden Müftü Hacı Tevfik Efendi, Kadı Ali Himmet Efendi, Hoca Bahaeddin Efendi ve Vaiz Abdurrahman Kâmil Efendiler meydana yetişerek halkı sakinleştirirler.

Şehir halkı, Amasya’da kargaşa çıkarmak isteyen İngilizlerin bu oyununa gelmekten kurtulmuştur ama hepsi çok üzüntülüdür. Gözyaşlarını tutamayan Kadı Ali Himmet Efendi’nin üzüntü ve öfkeyle “Allah büyüktür, bizim gibi asil bir milletin memleketinde yabancı bayrağı dalgalanamaz.” diye sesini yükselttiği sırada hiç beklenmeyecek bir uğultu yükselir. Aniden çıkan fırtına herkesin korkuyla yere yığılmasına neden olur.

Kısa süren bu fırtına, Saat Kulesi’nin tepesinde dalgalanan İngiliz bayrağı’nı param parça ederek Yeşilırmak üzerine savurup atmıştır. Ayağa kalktığında olan biteni gören Amasya halkını büyük bir mutluluk sarmıştır. Gördükleri bu inanılmaz olay karşısında korkan İngiliz askerleri geri çekilerek Hükümet Konağı’na zorlukla sığınırlar. Halk ise kuleden indirilen Türk Bayrağı’nı besmele ve tekbir sesleriyle tekrar yerine çeker.

Amasya: Hazeranlar Konağı Etnografya Müzesi

Hazeranlar Konağı Etnografya Müzesi; Amasya’nın Merkez İlçesi, Hatuniye Mahallesi, Hazeranlar Sokak üzerinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Amasya Defterdarı Hasan Talat Efendi tarafından 1865 yılında yaptırılmıştır. Bugün kentin etnografik müzesi olarak kullanılmaktadır. Konak, adını burada uzun süre oturan Hazeran Hanım’dan almaktadır.

Hazeranlar Konağı, dört eyvanlı, orta sofalı planı ile Osmanlı Dönemi yöresel sivil mimari eserlerin özelliklerini yansıtan en güzel yapılardan biridir. Antik dönem sur duvarları üzerine, bodrum üzeri, iki katlı ahşap çatkı arası kerpiç dolgulu olarak yapılmıştır. Konak, haremlik ve selamlık olarak iki bölüm halinde düzenlenmiştir.

Dört eyvanlı, iç avlulu, dışa kapalı yapı tipindedir. Konağın restorasyonuna 1979’da başlanılmış ve 1983’te tamamlanarak, 1984’de Etnografik eserlerin teşhir edildiği Müze Ev olarak hizmete açılmıştır. Hazeranlar Konağı’nda toplam 984 etnografik eser teşhir edilmektedir. Bu eserler arasında 19. yy. yaşantısını yansıtan giysiler, halı ve kilimler, konakta kullanılan günlük mutfak eşyaları ve kadın ziynet eşyaları gibi malzemeler yer almaktadır.

Konak teşhirinde yer alan etnografik eserler arasında, özellikle kitabeli olan halılar, bindallılar, gümüş takılar ve altın renkli sırma işlemeler dönemin özelliklerini yansıtması açısından önemlidir. Bugün konağın üst katları Müze Ev, bodrum katı ise Güzel Sanatlar Galerisi olarak kullanılmaktadır.