“Türkiye, Finlandiya’nın NATO Üyeliğini Mart’ta Onaylayabilir” İddiası

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Stockholm’de Kuran-ı Kerim’in yakılması ve yırtılması eylemlerinin ardından İsveç’in NATO üyeliğini desteklemeyeceklerini bildirmişti. Buna karşın Erdoğan Finlandiya’nın üyelik başvurusuna ise olumlu yaklaştıklarının sinyalini vermişti.

Şimdiye kadar 28 NATO ülkesi İsveç ve Finlandiya’nın başvurusuna onay verirken Türkiye ve Macaristan bu konuda henüz yeşil ışık yakmadı.

Türkiye’nin, Finlandiya’nın NATO’ya adaylığını en geç mart ayına kadar onaylayabileceği ileri sürüldü.

Bloomberg’e konuşan ve isminin açıklanmasını istemeyen kaynaklar, Finlandiya’nın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın güvenlik kaygılarını gidermek için yeterli çabayı göstermiş olabileceğini ifade etti.

Aynı kaynaklar İsveç’in ise beklentileri karşılamamasından dolayı Ankara’nın başvuruyu onaylamaya henüz hazır olmadığını belirtti.

“Onay seçimlerden önce çıkabilir”

Öte yandan ekonomi gazetesi, Türkiye’nin Finlandiya’nın üyeliğine onayı beklenenden daha önce verebileceğini de ileri sürdü.

Bu ülkenin NATO üyelik onayının seçimden sonra geleceği belirtiliyordu. Fakat Bloomberg, bu tarihin mart ayı ortasında Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin (TBMM) seçim öncesi tatile girmesinden önce olabileceğini kaydetti.

İsveç’te Kuran-ı Kerim yakma eyleminin ardından Türkiye, İskandinav ülkesini sert şekilde eleştirmişti. Türk yöneticiler, Finlandiya’nın üyeliğine yönelik olumlu açıklamalar yaparken, İsveç’e kapıları kapatmıştı.

Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin ardından iki İskandinav ülkesi NATO’ya katılmak için aynı anda başvuruda bulunmuş ve süreçte birlikte hareket edeceklerini açıklamıştı.

Son olarak Finlandiya Başbakanı Sanna Marin İsveçli mevkidaşı Ulf Kristersson ile Stockholm’de yaptığı görüşme sonrasında iki ülkenin üyelik için gerekli “tüm koşulları” taşıdığını belirterek “İsveç sorun yaratan değil, güvenilir bir komşumuz” dedi.

Paylaşın

ABD Kongresi’nden Başkan Biden’a Türkiye Ve F-16 Çağrısı

ABD’de 29 Demokrat ve Cumhuriyetçi senatör Başkan Joe Biden’a yazdıkları mektupta, iki İskandinav ülkesinin İsveç ve Finlandiya’nın Türkiye’nin öne sürdüğü şartları yerine getirmek için “tam ve iyi niyetli çaba” içinde olduklarını yazdı.

Senatörler, “NATO’ya katılım protokolleri Türkiye tarafından onaylandıktan sonra Kongre, F-16 savaş uçaklarının satışını değerlendirebilir. Ancak bunu yapmada başarısızlık, bekleyen bu satışın sorgulanmasına neden olur” dediler.

Kongre bu mektupla ilk kez Türkiye’ye F-16 satışını iki İskandinav ülkesinin NATO’ya katılımıyla doğrudan ve açıkça ilişkilendirmiş oldu.

ABD’de her iki siyasi partiden senatörler, Başkan Biden’a mektup yazarak Türkiye’ye F-16 satışının, İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya katılım protokolleri onaylanana kadar geciktirilmesi çağrısında bulundu.

Türkiye ile karşılıklı fayda sağlayan güvenlik ilişkisinin, ABD’nin çıkarına olduğunu belirten senatörler, “Protokollerin onaylanmaması ya da onay için bir takvim sunulmaması, Rusya’nın Ukrayna işgalini sürdürdüğü sırada İttifak’ın birliğini tehdit etmektedir.” ifadelerini kullandı.

ABD Senatosu NATO Gözlemci Grubu’nun Eş Başkanları olan Demokrat Senatör Jeanne Shaheen ve Cumhuriyetçi Thom Tillis, Başkan Biden’a gönderdikleri mektupta, Türkiye’nin İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya üyelik protokollerini onaylamakta gecikmesine ilişkin endişelerini ifade etti.

“İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya üye olmaları ittifakı daha da güçlendirecek”

Senatörler mektupta, NATO protokolleri onaylanana kadar Kongre’nin, Türkiye’ye F-16 savaş uçağı satışının değerlendirmeye başlamaması gerektiği görüşünü dile getirdi. Senatörler, İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya üye olmalarının Rusya’nın Ukrayna işgalini sürdürdüğü sırada ittifakı daha da güçlendireceğini vurguladı.

ABD’li senatörler “Türkiye ile verimli ve karşılıklı fayda sağlayan bir güvenlik ilişkisi ABD’nin çıkarınadır. Hükümetin İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya katılım protokollerini onaylamasını bekliyoruz. Protokollerin onaylanmaması ya da onay için bir takvim sunulmaması, Rusya’nın Ukrayna işgalini sürdürdüğü sırada İttifak’ın birliğini tehdit etmektedir.” ifadelerini kullandı.

Ukrayna’nın işgali karşısında NATO’nun güçlü bir tavır gösterdiğinin altını çizen senatörler, “Putin Ukrayna’yı işgal ettiğinde transatlantik ittifakın parçalanmasını umuyordu ancak ABD ve müttefikleri daha önce benzeri görülmemiş bir birlik ve güç sergiledi” diye yazdı.

ABD’li senatörler Başkan Biden’a ABD’nin Türkiye Büyükelçisi, ABD’nin NATO temsilciliği, İsveç ve Finlandiya dahil olmak üzere müttefiklerle diyalogu sürdürmesi ve Türkiye’nin de transatlantik birliğin desteklenmesi için hızla harekete geçmeye teşvik edilmesi çağrısında bulundu.

“İsveç ve Finlandiya iyi niyetle çaba gösterdi”

Türkiye’nin güvenlik kaygılarını dile getirmesi üzerine Madrid’de düzenlenen NATO Zirvesi sırasında, üçlü mutabakat zaptı imzalandığını hatırlatan senatörler, “O zamandan bu yana İsveç ve Finlandiya, uluslararası terörizm ve İsveç ve Finlandiya’nın yanı sıra ABD ile AB’nin terör örgütü listesinde bulunan PKK ile mücadeleye yönelik çabaların artırılması dahil, anlaşmada gündeme getirilen kaygıları gidermek üzere çalıştı” diye yazdı.

İsveç ve Finlandiya’nın silah ihracatına ilişkin düzenlemeleri gözden geçirmek üzere süreç başlattığını belirten senatörler, İsveç’in son dönemde savunma endüstrisinden Türkiye’ye askeri ekipman gönderilmesi için ilk ihracat lisanslarından birini verdiğine de dikkat çekti. Finlandiya’nın da benzer şekilde ihracat lisansı vermeyi değerlendirdiği belirtildi.

Senatörler İsveç ve Finlandiya’nın Türkiye’nin talep ettiği koşulları yerine getirmek için iyi niyetli çaba göstermesine ve sağlanan ilerlemeye rağmen, Türkiye’nin protokolleri onaylamadığını ve protokollerin onayının değerlendirilmesi konusunda bir takvim vermeye yanaşmadığını belirtti.

Mektupta Türkiye’nin Rusya’nın Ukrayna işgali devam ederken değerli bir NATO müttefiki olduğunu gösterdiği; ancak Türkiye’nin bu iki ülkenin NATO üyeliklerini onaylamamasının ilişkilere gölge düşürdüğü ifade edildi.

İsveç ve Finlandiya’nın NATO protokollerinin onaylanmamasının, “İttifak’ın güvenliğinin yanı sıra Avrupa ve Vladimir Putin’in tehdit etmeye devam ettiği uluslararası dünya düzeni açısından bir risk oluşturduğu” vurgulandı.

“Türkiye protokolleri onayladığında Kongre F-16 satışını değerlendirebilir”

Biden yönetiminin Türkiye’ye F-16 satışına destek vermesinin ve iki ülkenin işbirliği yaptığı güvenlik önceliklerinin desteklenmesinin, demokratik müttefiklere destek konusunda ortak bir anlayışa dayandığı dile getirildi.

Mektupta, “NATO katılım protokolleri Türkiye tarafından onaylandığında, Kongre F-16 satışını değerlendirebilir. Ancak protokollerin onaylanmaması satışın sorgulanmasına yol açacaktır” ifadeleri yer aldı.

Başkan Biden’a gönderilen mektupta her iki siyasi partiden toplam 29 senatörün imzası bulunuyor. Senato Dış İlişkiler Komisyonu Başkanı Demokrat Senatör Bob Menendez’in Türkiye’ye F-16 satışına ısrarla karşı çıktığı biliniyor.

Senato Dış İlişkiler Komisyonu üyelerinden Demokrat Senatör Chris Van Hollen da Çarşamba günü Politico haber sitesine verdiği bir söyleşide, özellikle Türkiye’nin NATO’nun genişlemesi konusundaki tavrını gündeme getirerek, Türkiye’ye F-16 satılmaması gerektiği görüşünü dile getirmiş, “Bu benim şahsi görüşüm ancak Senato’da çoğunluğun hissiyatını yansıttığını düşünüyorum” demişti.

Paylaşın

Demokrasi Endeksi: Türkiye, 167 Ülke Arasında 103. Sırada

2022 Demokrasi Endeksi’nde Türkiye, 167 ülke arasında 103’üncü sırada yer aldı. Türkiye için hazırlanan raporda “Türkiye’nin demokratik değerleri aşınmaya devam ediyor” başlığı atılırken, ülke “Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde son on yılda puanında ciddi bir düşüş yaşadı” ifadelerine yer verildi.

Listede Türkiye’yi Benin, Nijerya, Fildişi Sahili, Pakistan ve Moritanya takip ediyor.  İskandinav ülkesi Norveç, listenin ilk sırada yer alırken, Orta Asya ülkesi Afganistan, son sırada yer aldı.

10 puan üzerinden yapılan değerlendirmede Norveç, 9,81 ile listenin zirvesinde bulunuyor. Yunanistan ise “en kayda değer genel iyileşmeyi” gerçekleştirdi.

İngiltere merkezli araştırma ve analiz şirketi Economist Intelligence Unit (EIU) tarafından yapılan değerlendirmede Afganistan 0,32 puanla sonuncu oldu.

Endeskte ülkeler, ‘tam demokrasi’, ‘kusurlu demokrasi’, ‘hibrit (karışık/melez) rejim’ ve ‘otoriter rejim’ olarak dört kategoriye bölündü.

Raporda “Türkiye’nin demokratik değerleri aşınmaya devam ediyor” başlığı atılırken, ülke “Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde son on yılda puanında ciddi bir düşüş yaşadı.” deniliyor.

“Medya, muhalefet üzerindeki baskı arttı”

Türkiye’de “demokrasinin ciddi şekilde sınırlandığı” belirtilen raporda “Seçimler genellikle özgür ve adil değil, medya sansüre tabi, hukukun üstünlüğü zayıf ve yolsuzluk yaygın.” şeklinde değerlendirme yapılıyor.

‘Otoriter rejim’ kategorisinin 6 basamak üzerinde yer alan Türkiye’nin ortalama puanı 2012’deki 5,76 seviyesinden 2022’de 1,41 puan düşerek 4,35’e geriledi.

Raporda “Bu düşüş eğilimi cumhurbaşkanının giderek artan otokratik yönetimini yansıtmaktadır.” deniliyor.

2022’de seçim yasasının değiştirildiği ve kamu düzeni hakkında “yanlış bilgi yayanlar” için hapis cezası içeren yeni bir dezenformasyon yasasının kabul edildiği hatırlatılan raporda, “Erdoğan, 2022’de medya, muhalefet ve toplumsal muhalefet üzerindeki baskıyı artırdı.” ifadesine yer veriliyor.

İskandinav ülkeleri en üstte yer almaya devam ediyor

İskandinav ülkeleri, küresel sıralamada ilk altı pozisyonun beşinde yer alıyor.

Norveç, 9,81puanla ilk sırada bulunurken onu 9,61 ile Yeni Zelanda takip ediyor. Onları İzlanda, İsveç, Finlandiya ve Danimarka izliyor.

Raporda bu ülkelerin başta seçim süreci ve çoğulculuk ile hükümetin işleyişi olmak üzere tüm kategorilerde yüksek puana sahip olduklarına vurgu yapılıyor.

İsviçre, İrlanda, Hollanda ve Tayvan ilk on arasında yer alan diğer ülkeler.

‘En kayda değer iyileşmeyi’ Yunanistan yaptı

Finlandiya, İrlanda ve İtalya, puanlarını iyileştirmelerine rağmen diğer ülkelerin daha hızlı ilerleme kaydetmesi nedeniyle sıralamada geriledi.

Yunanistan, 7,97 puanla dokuz basamak yükselerek 26. sıraya yerleşti ve “en kayda değer genel iyileşmeyi” gerçekleştirdi.

Otoriter rejim sayısı 59

Demokrasi Endeksin’de 10 üzerinden 8 puan ve yukarısında puan alanlar ‘tam demokrasi’ olarak nitelendiriliyor. Bu noktada Şili, Fransa ve İspanya’nın yeniden en üst sıradaki ülkeler arasına katılmasıyla 2021’de 21 olan “tam demokrasi” sayısının 2022’de 24’e yükseldiği kaydedildi.

Endekste 167 ülke ve bölgeden 72’si yani yüzde 43.1’i demokrasi olarak kabul ediliyor.

“Kusurlu demokrasilerin” sayısı 2022’de beş ülke azalarak 48’e geriledi.

59 ülke ise “otoriter rejimler” kategorisinde sayıldı. 36 ülke ise “hibrit rejimler” olarak sınıflandırıldı.

Endekste ‘otorites rejim’ kategorisinde yer alan son 10 ülke ise şu şekilde: Afganistan, Myanmar, Kuzey Kore, Orta Afrika Cumhuriyeti, Suriye, Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Türkmenistan, Çad, Laos ve Ekvator Ginesi.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

İsveç Başbakanı’ndan “Kur’an Yakma Eylemleri” Açıklaması: Kullanışlı Aptallar

Ülkedeki Kur’an yakma eylemleri konusunda açıklamalarda bulunan İsveç Başbakanı Ulf Kristersson, “Mevcut güvenlik ortamında bu türden eylemleri düzenleyen grup ve kişiler İsveç’e zarar vermek isteyen güçler için kullanışlı aptallar oldu” dedi.

Kristersson, İsveç hükümetinin gerginliğin yatıştırılması için diplomatik girişimlerini sürdürdüğünü ve kendisinin bu doğrultuda BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ile bir telefon görüşmesi yaptığını ifade etti.

İsveç Başbakanı Ulf Kristersson İsveç’teki parti liderleriyle basına kapalı yaptığı görüşmenin ardından düzenlediği basın toplantısında ülkedeki Kur’an yakma eylemleri konusunda açıklamalarda bulundu.

“Yabancı aktörlerin, hatta devlet aktörlerinin bu yaşananları İsveç’in güvenliğine doğrudan zarar verecek şekilde kışkırtmaya çalıştığını gördük” diyen İsveç Başbakanı, “Mevcut güvenlik ortamında bu türden eylemleri düzenleyen grup ve kişiler İsveç’e zarar vermek isteyen güçler için kullanışlı aptallar oldu” dedi.

Kristersson, İsveç hükümetinin gerginliğin yatıştırılması için diplomatik girişimlerini sürdürdüğünü ve kendisinin bu doğrultuda BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ile bir telefon görüşmesi yaptığını ifade etti.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan soruşturma

Öte yandan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Türkiye’nin İsveç Büyükelçiliği önünde Kur’an-ı Kerim yakan aşırı sağcı İsveçli siyasetçi Rasmus Paludan ve Hollanda Parlamentosu önünde Kur’an-ı Kerim yırtan Irkçı Batı’nın İslamlaşmasına Karşı Vatansever Avrupalılar (PEGIDA) hareketi lideri Edwin Wagensveld hakkında “halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme ve halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama” suçlarından resen soruşturma başlattı.

Başsavcılık tarafından yapılan yazılı açıklamada, “söz konusu şüpheliler tarafından İslam Dininin kutsal değerleri olan Kur’an-ı Kerim ve İslam Peygamberi Hazreti Muhammed’e yönelik olarak halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme ve halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama niteliğinde eylemler yapıldığı anlaşılmakla; Cumhuriyet Başsavcılığımız tarafından iddia konusu olaylara ilişkin olarak işin gerçeğinin araştırılması amacıyla şüpheliler hakkında müsnet eylemleri sebebiyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 12. ve 13. maddeleri uyarınca halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme ve halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama suçlarından eylemlerine uyan 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun 216/1 ve 216/3 maddeleri uyarınca 2023/27095 soruşturma numarasıyla resen soruşturmaya başlanılmıştır” ifadeleri yer aldı.

Ne olmuştu?

İsveç’te Danimarka’nın aşırı sağcı siyasi partisi Hard Line’ın lideri Rasmus Paludan tarafından düzenlenen eylemde Türkiye’nin Stockholm Büyükelçiliği önünde Kur’an-Kerim’in yakılması, NATO’ya üyelik sürecinde Türkiye’nin vetosu ile karşı karşıya olan İsveç ile Türkiye arasında yeni bir gerginliğe neden olmuştu. Eylemlerin ardından İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya katılım sürecinde Türkiye’nin vetosunu kaldırması için oluşturulan üçlü mekanizma Ankara’nın talebi üzerine iptal edilmişti.

Paylaşın

Türkiye – Suriye Yakınlaşması: İran’da Görüşmelere Katılacak

Türkiye ile Suriye ilişkilerinin normalleşme sürecine İran’da katılacak. Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov, İran ile de Türkiye ile Suriye arasındaki ilişkilerin iyileştirilmesi sürecine dahil olması konusunda anlaşmaya varıldığını açıkladı.

Sergey Lavrov, ayrıca, “Adım adım ilerleme ve her adımın küçük de olsa somut sonuçlar getirmesi gerektiği konusunda anlayış var.” dedi.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ve Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şukri, Rusya’nın başkenti Moskova’da yaptıkları görüşmenin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuştu.

Lavrov’un gündeminde Türkiye ve Şam yönetimi arasında son haftalarda hız kazanan normalleşme adımları da vardı.

Türkiye hükümetinin Şam yönetimi ile ilişkileri normalleştirme politikalarını desteklediklerini söyleyen Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov, İran ile de Türkiye ile Suriye arasındaki ilişkilerin iyileştirilmesi sürecine dahil olması konusunda anlaşmaya varıldığını açıkladı.

Lavrov, özetle şöyle konuştu:

“İran’ın bu çalışmaya dahil olması konusunda anlaşma sağlandı. Hem Rusya hem İran hem de Türkiye, Suriye meselesinin çözümüyle uğraşan Astana üçlüsü üyesi. Türkiye-Suriye ilişkilerinin iyileşmesini teşvik etme yönünde ilerideki temaslara Rusya ve İran’ın eşlik etmesinin mantıklı olduğunu düşünüyorum. Süre ve belirli format üzerinde çalışmalar sürüyor.

“Adım adım ilerleme ve her adımın küçük de olsa somut sonuçlar getirmesi gerektiği konusunda anlayış var.”

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in arabuluculuğunda Şam yönetimi ve Türkiye hükümeti arasındaki yakınlaşma, savunma bakanlarının ve milli istihbarat başkanlarının 28 Aralık 2022 tarihinde Rusya’nın başkenti Moskova’da bir araya gelmesiyle sonuçlanmıştı.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Şubat ayında Suriye Dışişleri Bakanı Faysal Mikdad ile bir araya gelebileceğini açıklamıştı.

Rusya-Ukrayna savaşı

Sergey Lavrov, Mısırlı mevkidaşı ile yaptığı ortak basın toplantısında, ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken’in bir gün önce Orta Doğu turu kapsamında Mısır’ı ziyaret ettiğine dikkat çekerek Şukri’nin, Blinken’in savaşla ilgili mesajını kendisine ilettiği bilgisini paylaştı:

“Rusya’nın mevcut durumun kapsamlı şekilde çözülmesini amaçlayan herhangi bir ciddi teklifi dinlemeye hazır olduğunu her zaman söyledik. Bakan aracılığıyla Rusya’nın durması, Rusya’nın Ukrayna’dan çıkması ve sonra her şeyin yoluna gireceği mesajını bir kez daha duyduk.

Rusya Silahlı Kuvvetleri, Batı’nın Ukrayna’daki planlarının gerçekleşmemesi için gerekli tüm önlemleri alıyor ve bu planlar gerçekleşmeyecek.”

Paylaşın

Ekonomistlerin Türkiye İçin Yıl Sonu Enflasyon Beklentisi Yüzde 41

Reuters anketine katılan 10 ekonomistin yıl sonu enflasyon tahminlerinin medyanı yüzde 41 olurken, tahminler yüzde 30 ile yüzde 48 arasında değişti. Merkez Bankası ise enflasyonun yıl sonuna kadar yüzde 22,3’e kadar düşeceğini öngörmüştü.

Türkiye İstatistik Kurumu ise ocak ayı enflasyon verilerini 3 Şubat Cuma günü açıklayacak.

Türkiye’de enflasyon, 2021 yılı sonunda yaşanan döviz krizi nedeniyle yükselmiş olsa da, ekim ayında son 24 yılın zirvesi olan yüzde 85,51’e ulaştı. Enflasyonda aralık ayında da baz etkisi nedeniyle keskin bir düşüş yaşanmış ve ocak ayı içinde benzer bir düşüş beklenmeye başlanmıştı.

Ancak ekonomistler, enflasyonun 2023’te Merkez Bankası’nın tahmin ettiği yüzde 22,3’lük oranın neredeyse iki katına çıkacağını ve bu yıl mayıs ayında yeniden seçime gidilmesi nedeniyle hayat pahalılığının artabileceğini bekliyor.

Ocak ayı enflasyon tahmini yüzde 51-54

Gazete DuvaR’da yer alan habere göre; Reuters anketine katılan 13 ekonomistin ocak ayı için yıllık enflasyon tahminlerinin medyanı yüzde 53,5 olurken, tahminler yüzde 51,2 ile yüzde 56,65 arasında değişti.

Aylık bazda medyan tahmini ise yüzde 2,30 ile yüzde 5,95 aralığında olurken, ortalama beklenti %3,8 artış gerçekleşmesi oldu. Aylık bazda beklenen keskin artış ise toplu taşıma, tütün ürünleri, hizmetler ve artan gıda fiyatlarını da içeren bir dizi yeni yıl zammından kaynaklandı.

Yükselen fiyatlara rağmen Merkez Bankası ise 2021 sonundan bu yana politika faizini %19’dan %9’a düşürerek alışılmışın dışında bir adım atmıştı. Banka bu hamlesiyle geçen yılın sonlarında yaptığı en son indirim serisinin ekonomik yavaşlamayı ele almayı amaçladığını söylemişti. Perşembe günü ise Merkez Bankası Başkanı Şahap Kavcıoğlu, Türkiye’de keskin fiyat artışlarının devam etmesi için hiçbir temel nedenin kalmadığını söyleyerek, enflasyonun yıl sonuna kadar %22,3’e düşeceği yönündeki tahminini korumuştu.

Ancak Reuters anketine katılan 10 ekonomistin yıl sonu enflasyon tahminlerinin medyanı %41 olurken, tahminler yüzde 30 ile yüzde 48 arasında değişti. Türkiye İstatistik Kurumu ise ocak ayı enflasyon verilerini 3 Şubat Cuma günü açıklayacak.

Paylaşın

Yolsuzluk Algı Endeksi; Türkiye, 101. Sıraya Geriledi

Yolsuzluk Algı Endeksi’nde 2021 yılında 96. sırada yer alan Türkiye, 2022 yılında 101. sıraya geriledi. Türkiye, Tayland, Sri Lanka, Sırbistan, Peru, Panama, Kazakistan, Ekvador ve Arnavutluk ile aynı sıraya yerleşti.

Uluslararası Şeffaflık Örgütü Türkiye Temsilcisi Oya Özarslan, son 10 yılı “Türkiye’nin yokuş aşağı gitme süreci” olarak nitelendirdi. Türkiye’nin 10 yılda 14 puan kayıpla 48 ülkenin daha gerisine düştüğünü vurgulayan Özarslan’a göre bu tablo, Türkiye’de yolsuzlukla mücadele için herhangi bir adım atılmamasıyla ilişkili.

Uluslararası Şeffaflık Örgütü’nün (Transparency International) 2022 Yolsuzluk Algı Endeksi açıklandı. Türkiye, 36 puanla endekste yer alan 180 ülke arasında 101. sırada yer aldı.

Türkiye geçen yıl açıklanan 2021 yılına ait endekste, 38 puanla 96. sırada yer almıştı. Buna göre Türkiye son bir yılda iki puan kaybederken ülke sıralamasında beş basamak daha geriledi. Tayland, Sri Lanka, Sırbistan, Peru, Panama, Kazakistan, Ekvador ve Arnavutluk ile aynı sıraya yerleşti.

Açıklanan endeksle birlikte Türkiye, son 10 yılın en düşük puanını da almış oldu.

2013 yılına ait endekste 50 puanla dünya genelinde 53′üncü sırada yer alan Türkiye, 10 yılda önemli ölçüde gerileyerek 48 basamak birden düştü. Bu aynı zamanda endeks açıklandığından bu yana Türkiye’nin aldığı en düşük puan oldu. Türkiye, endeksin ilk açıklandığı 2012’de 49 puanla 54. sırada yer alıyordu.

Yolsuzluk Algı Endeksi 2022 Raporu’nu DW Türkçe’den Pelin Ünker’e değerlendiren Uluslararası Şeffaflık Örgütü Türkiye Temsilcisi Oya Özarslan, son 10 yılı “Türkiye’nin yokuş aşağı gitme süreci” olarak nitelendiriyor. Türkiye’nin 10 yılda 14 puan kayıpla 48 ülkenin daha gerisine düştüğünü vurgulayan Özarslan’a göre bu tablo, Türkiye’de yolsuzlukla mücadele için herhangi bir adım atılmamasıyla ilişkili.

Lesoto Krallığı Türkiye’yi geçti

Geçen yıl Türkiye ile aynı puanı paylaşan Sahra-Altı Afrika’da küçük bir krallık olan Lesoto, son bir yılda Türkiye’nin bir basamak üzerine çıkarken Arjantin ve Brezilya Türkiye’den iki basamak yükseldi. Türkiye sahip olduğu 36 puanla ayrıca Kosova, Kolombiya, Etiyopya, Tanzanya gibi ülkelerin de gerisinde kaldı.

Türkiye 2020 Endeksi’nde ise yolsuzluk algısında 40 puanla 180 ülke arasında 86’ncı sırada yer alıyordu.

Yolsuzluk Algı Endeksi uzmanlar ve iş insanlarının görüşlerine dayanarak 180 ülkeyi kamu sektöründe algılanan yolsuzluk düzeylerine göre sıralıyor. Toplamda 13 bağımsız veri kaynağına dayanan endekste yolsuzluk, 0 ila 100 arasında derecelendiriliyor. Buna göre, 0 yolsuzluğun çok yoğun olduğu, 100 ise tamamıyla yolsuzluktan arınmış ülkelere işaret ediyor.

Endekste yer alan 180 ülkenin ortalaması ise 43. Türkiye, elde ettiği puanla genel ortalamanın altında kalırken yolsuzluğun çok yoğun olduğu ülkelere iki adım daha yaklaştı.

Yolsuzluk otoriterlikle bağlantılı

Geçen yıl Türkiye’nin de bulunduğu Doğu Avrupa ve Orta Asya grubundaki ülkelerin ortalama puanı ise 35 oldu. Bölge, Sahra Altı Afrika’dan sonra en düşük ortalama puana sahip. Yolsuzluk Algı Endeksi 2022 Raporu’na göre bu durum yüksek düzeyde yolsuzluk, siyasi istikrarsızlık, zayıflamış kurumlar ve -en uç durumlarda- şiddetli çatışmalarla yakından bağlantılı. Bölgede yer alan birçok hükümet demokratik süreçleri baltaladığı, sivil alanı daralttığı ve medya özgürlüklerini kısıtladığı için yolsuzluk ve otoriterlik arasında kısır bir döngü var.

Rapora göre Türkiye’nin de demokrasisini ve hukukun üstünlüğünü ilerletmek için kuvvetler ayrılığındaki zayıflamayı ortadan kaldırması ve yolsuzluğun kovuşturulmasında nüfuzun kötüye kullanılmasını önlemek amacıyla daha güçlü bir yasal ve kurumsal yolsuzlukla mücadele çerçevesi oluşturması gerekiyor.

Uluslararası Şeffaflık Örgütü Temsilcisi Oya Özarslan, Türkiye’nin OECD Mali Eylem Görev Gücü FATF tarafından gri listeye alındığını ve Avrupa Yolsuzlukla Mücadele Grubu (GRECO) tarafından yerine getirmesi gereken hususlar açısından sürekli uyarıldığını söyleyerek “Taraf olduğumuz bütün sözleşmelere uyum konusunda problemlerimiz var. Yani sürekli uluslararası kurumlardan uyarılar geliyor. Düşüşler bundan kaynaklanıyor. Birincisi bu. İkinci olarak herhalde medyanın durumunu söyleyebiliriz. Türkiye medya özgürlüğünde 180 ülke arasında 149. sırada” diyor.

“Yargının siyasallaşması etkili”

Türkiye’de yolsuzlukla ilintili herhangi bir konuyu yazan herhangi bir gazetecinin tazminat, ceza gibi hususlarla karşılaşmasının çok olağan hale geldiğini vurgulayan Özarslan, yolsuzluk haberlerinin ayrıca yolsuzluğa karıştığı iddia edilen kişinin kişilik hakları dolayısıyla engellendiğine dikkat çekiyor.

Yargının siyasallaşmasının yanı sıra Kamu İhale Kanunu’ndaki açık ihale sayılarının gittikçe düşmesinin de Türkiye’nin puanının düşmesinde etkili olduğunu belirten Özarslan, “Ayrıca kamu özel iş birliğinde verilen yükümlülüklerin çok yüksek olması ve bunların kamuoyuna açık olmaması, iktidara çok yakın şirketlere verilmesi gibi süregelen, neredeyse kırık plak gibi söylediğimiz şeyler var. Bunların hepsi zaman içinde uluslararası endekslere yansıyor” ifadelerini kullanıyor.

“Mücadele vaatte kalmamalı”

Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AKP) yolsuzlukları engelleme savıyla iktidara geldiğine, ancak bu dönemde yolsuzluklarla ilgili çalışan meclis komisyonunun bile feshedildiğine dikkat çeken Özarslan, Millet İttifakı’nın dün açıkladığı mutabakat metninde yer alan yolsuzluk ve şeffaflıkla ilgili mücadele planını ise olumlu bulduğunu söylüyor.

Siyasi etik yasasının çıkarılması, Kamu İhale Kanunu’nun uluslararası standartlara uygun hale getirilmesi, vergi cennetlerine giden paranın denetlenmesi, varlık barışı çıkarılmasına son verilmesi gibi vaatlerin yerine gelmesinin Türkiye’nin önünü açacağını ifade eden Özarslan, “Ancak şunu da bilmeleri gerekir ki sivil toplum iktidara gelen her partiyi, her grubu denetlemeye ve hesap verebilirliğini sağlamaya, bunu talep etmeye devam edecektir. Bunlar vaatte kalmamalı” ifadelerini kullanıyor.

Yolsuzluk devasa boyutta

2022 Yolsuzluk Algı Endeksi, yoğun çaba ve zorluklarla elde edilen pek çok kazanıma rağmen, dünyada yolsuzluğun boyutunun devasa olduğunu gösteriyor.

On birinci yılını geride bırakan endekste ülkelerin üçte ikisinden fazlası (yüzde 68) 50’nin altında puan aldı. Geçen beş yıl içinde sadece sekiz ülke önemli ölçüde puanlarını iyileştirirken, Avusturya, Lüksemburg ve Birleşik Krallık gibi üst sıralarda yer alan ülkeler de dahil olmak üzere 10 ülkenin puanı önemli ölçüde düştü.

En düşük puan Somali’ye

Uluslararası Şeffaflık Örgütü’ne göre güçlü kurumlara ve iyi işleyen demokrasilere sahip ülkeler genellikle endeksin en üst sıralarında kendilerine yer buluyor. Çatışmaların yaşandığı ya da temel kişisel ve siyasi özgürlüklerin son derece kısıtlı olduğu ülkeler ise en düşük notları alma eğilimini gösteriyor.

2022 yılına ait endekste Danimarka 90 puanla sıralamada başı çekerken, Finlandiya ve Yeni Zelanda 87 puanla onu takip ediyor. Norveç, Singapur, İsveç, İsviçre, Hollanda, Almanya, İrlanda ve Lüksemburg bu yılın ilk 10’unu tamamlıyor.

Somali 12 puanla endeksin en alt sırasında yer alırken Suriye ve Güney Sudan 13 puanla onu izliyor. Venezuela, Yemen, Libya, Kuzey Kore, Haiti, Ekvator Ginesi ve Burundi de son 10’da yer alıyor.

“Dünya daha tehlikeli bir yer oldu”

COVID-19 salgını, iklim krizi ve dünya genelinde artan güvenlik tehditlerinin yeni bir belirsizlik dalgasını körüklediğine işaret edilen raporda, yolsuzluk sorunlarını ele almayan ülkelerin bu etkileri daha da kötüleştirdiği, yolsuzluk ve çatışmanın birbirini besleyerek kalıcı barışı tehdit ettiği dile getiriliyor. Yolsuzluk Algı Endeksi’nin en alt sıralarında yer alan ülkelerin çoğunda ya şu anda ya da yakın zamanda silahlı çatışmaların yaşandığına dikkat çekilen raporda yolsuzluk seviyesinin yüksek olduğu ülkelerde örgütlü suçların ve güvenlik tehditlerinin de yüksek olmasının daha muhtemel olduğunun altı çiziliyor.

Raporda ifadelerine yer verilen Uluslararası Şeffaflık Örgütü Başkanı Delia Ferreira Rubio, yolsuzluğun dünyayı daha tehlikeli bir yer haline getirdiğini, hükümetler bu konuda ilerleme kaydetmediği için şiddet ve çatışmalardaki yükselişin körüklendiğini vurguluyor. Bu nedenle dünyanın her yerinde insan hayatının tehlike altında olduğuna vurgu yapan Rubio, “Bundan kurtulmanın tek yolu, her düzeydeki yolsuzluğun kökünün kazınması ve hükümetlerin sadece elit bir azınlık için değil tüm insanlar için çalışmasını sağlamaktır” diyor.

Uluslararası Şeffaflık Örgütü İcra Kurulu Başkanı Daniel Eriksson ise “Hükümetler, iş insanları ve aktivistlerden marjinal topluluklar ve gençlere kadar halkı karar alma süreçlerine dahil etmek için alan açmalı. Demokratik toplumlarda insanlar seslerini yükselterek yolsuzluğun kökünün kazınmasına yardımcı olabilir ve hepimiz için daha güvenli bir dünya talep edebilirler” ifadelerini kullanıyor.

Paylaşın

IMF, Küresel Ekonomik Büyüme Tahminini 2,9’a Yükseltti

Uluslararası Para Fonu (IMF), 2022 yılında yüzde 3,4 olan küresel ekonomik büyüme hızının bu yıl yüzde 2,9’a gerileyeceğini tahmin ediyor. Ancak bu, Ekim ayında yayımladığı rapordaki yüzde 2,7 tahmininde bir iyileşmeye işaret ediyor.

Dünya çapında ekonomik büyüme hızının 2024’te yüzde 3,1’e çıkması bekleniyor. IMF, Ekim ayında yayımladığı raporda, küresel ekonominin 2024’te yüzde 3,2 büyüyeceğini öngörmüştü.

IMF’nin güncellenmiş raporunda, Türkiye ekonomisinin bu yıla ilişkin büyüme tahmini yüzde 3 olarak korundu.

Uluslararası Para Fonu (IMF), Dünya Ekonomik Görünüm Raporu’nda, küresel ekonomik büyüme tahminini yükseltti ve enflasyonun gerilmeye başladığı tespitinde bulundu.

Raporda, ABD ve Avrupa’da talebin devam etmesi, enerji maliyetlerinin azalması ve Çin’in “Sıfır Covid” politikasından vazgeçmesinin beklenenden daha hızlı bir toparlanmanın yolunu açtığını söylüyor.

Geçen yılın sonlarında, IMF küresel ekonomi için en kötünün henüz gelmediği konusunda uyarıda bulunuyordu. Ancak yine de, savaşın henüz kazanılmadığını söyleyerek merkez bankalarını enflasyona karşı mücadelelerini sürdürme konusunda uyarıyor.

IMF, 2022’de yüzde 3,4 olan küresel ekonomik büyüme hızının bu yıl yüzde 2,9’a gerileyeceğini tahmin ediyor. Ancak bu, Ekim ayında yayımladığı rapordaki yüzde 2,7 tahmininde bir iyileşmeye işaret ediyor.

Dünya çapında ekonomik büyüme hızının 2024’te yüzde 3,1’e çıkması bekleniyor. IMF, Ekim ayında yayımladığı raporda, küresel ekonominin 2024’te yüzde 3,2 büyüyeceğini öngörmüştü.

IMF’nin güncellenmiş raporunda, Türkiye ekonomisinin bu yıla ilişkin büyüme tahmini yüzde 3 olarak korundu.

IMF Baş Ekonomisti Pierre-Olivier Gourinchas, resesyon riskinin azaldığını ve merkez bankalarının enflasyonu kontrol etmede ilerleme kaydettiğini ancak Ukrayna-Rusya savaşı ve Çin’in Covid-19’a karşı mücadelesinin yeni sorunlara yol açma ihtimali nedeniyle fiyatları düşürmek için daha fazla çabanın gerektiğini söylüyor.

Gourinchas, “Beklenmeyeni beklemeye hazırlıklı olmalıyız ancak büyümenin dibe vurması ve ardından enflasyonun düşmesi bir dönüm noktasını temsil edebilir” diyor.

IMF raporunda ülkelerin büyüme tahminlerini de güncelledi.

ABD ekonomisinin 2023 yılına ilişkin büyüme tahmini yüzde 1’den yüzde 1,4’e çıkarıldı. 2022’de ülke yüzde 2 büyümüştü.

IMF, Çin’in bu yıla ilişkin ekonomik büyüme beklentisini keskin bir şekilde yükselterek yüzde 4,4’ten yüzde 5,2’ye çıkardı.

Çin’in “Sıfır Covid” politikasının getirdiği sınırlar ekonomisinin 2022’de yüzde 3 büyümesine yol açmıştı. Böylece 40 yılı aşkın bir süredir büyüme hızı ilk kez küresel ortalamanın altında kalmıştı.

Hindistan ekonomisinin bu yıla dair büyüme beklentisi yüzde 6,1’de sabit tutuldu. 2024’te ise geçen yıl olduğu gibi yüzde 6,8 büyüyeceği tahmin edildi.

Gourinchas, Asya’nın iki ekonomik güç merkezinin 2023’te küresel büyümenin yüzde 50’sinden fazlasını sağlayacağını söyledi.

İngiltere ise 2023’te daralması beklenen tek büyük ekonomi oldu. Daha önce bu yıl yüzde 0,3 büyümesi öngörülen İngiltere ekonomisinin 2023’te yüzde 0,6 küçülmesinin beklendiği kaydedildi.

Paylaşın

Finlandiya’dan “NATO Üyeliği” Açıklaması: İsveç’le Aynı Anda…

İsveç ve Finlandiya’nın NATO (Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü) üyelikleri süreci gündemin öne çıkan konuları arasında olmaya devam ediyor. Finlandiya Dışişleri Bakanı Haavisto, ülkesinin NATO’ya  başvuru sürecinde en yakın askeri ortağı olan İsveç’le aynı yönde hareket etmeyi sürdüreceğini söyledi.

NATO’ya üye olan 30 ülke içinde İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyelik başvurularını onaylamayan ülkeler sadece Türkiye ve Macaristan.

NATO’nun 5’inci maddesi, tüm üye ülkelerin karşılıklı savunma taahhüdünde bulunmalarını şart koşuyor ve bir üyeye yönelik saldırının tüm üyelere yönelik olarak kabul edileceğini kaydediyor.

Finlandiya Dışişleri Bakanı Pekka Haavisto, ülkesinin NATO’ya komşusu İsveç’le aynı zamanda katılma planına sadık kalacağını ve NATO’ya katılımın Temmuz ayından sonraki bir tarihe sarkmamasını umduğunu söyledi.

Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmesinden sonra geçen yıl NATO’ya üyelik başvurusu yapan İsveç ve Finlandiya, Türkiye’nin itirazlarıyla karşılaşmıştı.

Türkiye, İsveç ve Finlandiya, süreci ilerletmek amacıyla Madrid’te bir mutabakat zaptı imzalamış, ancak Türkiye, İsveç’in başkenti Stockholm’de Kuran yakılan protesto eylemleri üzerine görüşmeleri askıya almıştı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dün, Ankara’nın Finlandiya’nın NATO’ya İsveç’ten önce katılmasını kabul edebileceğini söylemiş, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da bugün benzer açıklamalar yapmıştı.

Ancak Finlandiya Dışişleri Bakanı Haavisto, ülkesinin NATO’ya başvuru sürecinde en yakın askeri ortağı olan İsveç’le aynı yönde hareket etmeyi sürdüreceğini söyledi.

Haavisto, Hensinki’de düzenlediği basın toplantısında, ”Güçlü dileğimiz, NATO’ya İsveç’le beraber katılmak yönündedir. Macaristan ve Türkiye dahil gelecekteki NATO ortaklarımıza Finlandiya ve İsveç’in güvenliğinin el ele ilerleyeceğini ifade ettik” dedi.

İsveç Dışişleri Bakanlığı’ndan bir sözcü konuya ilişkin açıklama yapmayı reddetti.

NATO’ya üye olan 30 ülke içinde İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyelik başvurularını onaylamayan ülkeler sadece Türkiye ve Macaristan.

Çok sayıda uzman, Türkiye’de Mayıs ayında yapılması planlanan cumhurbaşkanlığı ve meclis seçimlerinden önce İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyelik başvurularında ilerleme kaydetmenin zor olacağı görüşünde. Ancak Haavisto yine de İsveç ve Finlandiya’nın önümüzdeki birkaç ay içinde NATO üyesi olabileceklerini umduğunu dile getirdi.

Haavisto, “Temmuz’da Vilnius’da yapılacak NATO zirvesini önemli bir dönüm noktası olarak görüyorum ve iki ülkenin en geç o zaman NATO üyesi olarak kabul edileceklerini umuyorum” dedi.

Türkiye, özellikle İsveç’in çoğu Kürt militanları ve 2016 yılındaki darbe girişiminin sorumluları olarak tanımladığı teröristler konusunda daha açık bir tavır almasını istiyor.

Türkiye’nin güvenlik kaygılarını ciddiye aldığını kaydeden İsveç ise geçen yıl Haziran ayında imzalanan üçlü mutabakat zaptını uyguladığını belirtiyor. Ancak Ankara, İsveç’in yeterli adım atmadığında ısrarlı.

Bu durum, Rusya’yla bin 300 kilometre uzunluğunda sınıra sahip olan Finlandiya’nın İsveç olmadan NATO üyelik sürecine devam edebileceği spekülasyonlarını doğurdu.

Ancak Finlandiya Dışişleri Bakanı Haavisto, Amerika, İngiltere ve diğer NATO üyesi ülkelerin verdiği güvenlik garantilerinin Finlandiya’nın sabırlı olabileceği anlamına geldiğini kaydetti.

Haavisto, “NATO’nun 5’inci maddesiyle aynı olmasa da bu güvenlik garantilerini memnunlukla karşılıyoruz. Bu garantiler bizim için çok önemli” dedi.

NATO’nun 5’inci maddesi, tüm üye ülkelerin karşılıklı savunma taahhüdünde bulunmalarını şart koşuyor ve bir üyeye yönelik saldırının tüm üyelere yönelik olarak kabul edileceğini kaydediyor.

İki ülkenin üyeliği NATO için neden önemli?

Teknik olarak Finlandiya NATO’ya tek başına üye olabilir; ancak NATO açısından İsveç üzerinden stratejik bir kara erişimi olmadan Finlandiya’nın savunulmasının zor olacağı ifade ediliyor.

Finlandiya da ancak İsveç’in üyeliğinin Türkiye tarafından kalıcı bir şekilde engellenmesi halinde farklı bir rotayı değerlendirebileceğini belirtiyor.

Finlandiya’nın Rusya ile 1300 kilometrelik bir kara sınırı bulunuyor. Baltık Denizi’nin en büyük adası olan İsveç’in Gotland adası da Rusya’nın Baltık Filosu’nun bulunduğu Kaliningrad’a 300 kilometre mesafede.

Her iki ülke kolektif savunma sebebiyle NATO’ya birlikte üye olmalarını güvenliklerini sağlamanın en iyi yolu olarak görüyor.

Finlandiya’nın 285 bin askeri personeli seferber etme kapasitesi ve yaklaşık 650 tankı var. Güçlü hava kuvvetlerine sahip olan İsveç’in de Baltık Denizi koşullarına uyum sağlayan denizaltı filosu bulunuyor.

Stratejik olarak iki ülke NATO’nun Rusya’ya karşı oluşturduğu cephedeki boşluğu kapatırken, ittifaka Baltık bölgesinde gücünü yansıtma imkanı vermesi öngörülüyor.

Paylaşın

ABD’den Türkiye’ye “Rusya Yaptırımları” Baskısı

Özellikle Türkiye’ye Rusya’ya yönelik yaptırımlara uyulması konusunda uyarılarda bulunan Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Rusya’nın Amerikan yapımı uçaklarla seferlerini sürdürmesini engellemek için Türkiye’ye baskıyı artırıyor.

Washington yönetimi ayrıca İran’a yönelik yaptırımlar konusunda da Türkiye’ye uyarılarda bulunuyor.

Wall Street Journal gazetesinin isimsiz kaynaklara dayandırdığı haberine göre üst düzey Amerikalı yetkililer geçtiğimiz ay, Rusya ve Belarus’ta Türkiye’ye gelen Amerikan yapımı uçaklara yakıt ikmali, yedek parça ve bakım gibi hizmetler sunan Türk vatandaşlarının hapis, para cezası, ihracat izni iptali gibi yaptırımlarla karşı karşıya kalabileceği uyarısında bulundu.

Habere göre uyarı notunu Amerikan Ticaret Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Thea Rozman Kendler geçtiğimiz ay gerçekleştirdiği ziyaret sırasında iletti.

Uzmanlar bu uyarının ABD ve müttefiklerinin Rusya ve Belarus’a Ukrayna işgali sonrası uyguladıkları yaptırımların uygulanıp uygulanamadığı noktasında bir test olduğunu belirtiyor.

Ticaret Bakanlığı sözcüsü, ayrıntılar hakkında yorum yapmayı reddederken Rus, Belarus ve İranlı ticari havayolu şirketlerine hizmet verme konusunda ABD’nin uyguladığı ihracat kontrollerine uyulması konusunda uyarılar yapıldığını onayladı.

Beyaz Saray geçen yıl şubat atında Rusya’ya Amerikan yapımı uçaklara ihracat yasağı getirmişti. Bu kontroller kapsamında Amerikan yapımı ya da bünyesinde yüzde 25’ten fazla Amerikan yapımı parça bulunduran uçakların Rusya ve Belarus’a lisans verilmeden uçması yasaklandı.

Gazeteye göre Rus ve Belaruslu havayolu şirketleri filolarında bulunan Boeing 777, 757 ve 737 tipi uçaklarla 1 Ekim’den bu yana İstanbul, İzmir ve Antalya’ya 2 bin 100’den fazla uçuş gerçekleştirdi.

ABD’den Türkiye’ye “yaptırımlara uyun” ziyareti

Ayrıca, ABD Maliye Bakanlığı’ndan Terörizm ve Finansal İstihbarat’tan Sorumlu Müsteşarı Brian Nelson, önümüzdeki hafta aralarında Türkiye, Birleşik Arap Emirlikleri ve Umman’ın da bulunduğu ülkelere bir ziyaret gerçekleştirecek. Ziyaretin konusu Rusya’ya yönelik yaptırımlara uyulması ve İran yaptırımları olacak.

Reuters haber ajansının ABD Maliye Bakanlığı Sözcüsü’nün açıklamasına istinaden yaptığı haberde bakanlığın Terörizm ve Finansal İstihbarat’tan Sorumlu Müsteşarı Brian Nelson 29 Ocak-3 Şubat tarihleri arasında bölgeye bir ziyaret gerçekleştirecek. Nelson, Türkiye ve diğer ülkelerdeki ziyaretleri sırasında hükümet yetkilileri, iş adamları ve finans kurumlarının yetkilileriyle biraraya gelecek.

Görüşmelerde Washington’un Rusya’ya yönelik yaptırım kararlarına uyulması konusunda kararlılığı bir kez daha ilgili kişi ve kurumlara bir kez daha hatırlatılacak.

Paylaşın