Türkiye, Yolsuzluk Algısı En Yüksek Ülkeler Arasında

Türkiye, yolsuzlukla mücadele politikalarında oldukça gerisinde kaldı. Türkiye, bu endekste Meksika, Kolombiya ve Macaristan ile birlikte yolsuzluk algısının en yüksek olduğu ülkeler arasında listelendi.

Ekonomik Kalkınma ve İş Birliği Örgütü (OECD) tarafından yayımlanan güncel veriler, Türkiye’nin yolsuzluk algısı, sosyal harcamalar ve organize suç faaliyetleri konularında gelişmiş ülkelerin standartlarının gerisinde kaldığını ortaya koydu. Veriler, Türkiye’nin bu alanlarda Avrupa ortalamasının altında bir performans sergilediğini gösteriyor.

OECD 2024 Yolsuzluk Algı Endeksi sonuçlarına göre, İskandinav ülkeleri kamu sektöründe en temiz ülkeler olarak öne çıktı. Endekste Danimarka, Finlandiya ve Yeni Zelanda gibi ülkeler zirvede yer alırken, Türkiye şeffaflık ve yolsuzlukla mücadele politikalarında Avrupa ortalamasının oldukça gerisinde kaldı. Türkiye, bu endekste Meksika, Kolombiya ve Macaristan ile birlikte yolsuzluk algısının en yüksek olduğu ülkeler arasında listelendi.

Dünya Gazetesi’nin haberine göre, OECD ülkelerinde kamu sosyal harcamalarının Gayrisafi Yurt İçi Hasıla’ya (GSYİH) oranı ortalama yüzde 21 düzeyindeyken, Türkiye bu alanda da ortalamanın altında bir performans sergiledi. Sosyal devlet politikaları kapsamında vatandaşlarına ayrılan bütçede sınırlı kaynak ayıran ülkeler arasında gösterilen Türkiye, sosyal destek harcamalarının GSYİH’ye oranı en düşük beş ülke arasında yer aldı. Bu kategoride Avusturya ve Finlandiya gibi ülkeler zirvede bulunurken, Türkiye Kolombiya ve Meksika gibi ülkelerle birlikte en alt sıralarda yer aldı.

Küresel verilere göre, organize suç piyasaları da Türkiye için dikkat çekici bir tablo ortaya koydu. Gelişmiş ülkeler bu alanda düşük risk seviyelerinde bulunurken, 2023 Global Organize Suç Endeksi verileri, Türkiye’yi daha yüksek risk grubundaki ülkelerle benzer bir çizgide değerlendiriyor. Endekste Meksika, Myanmar ve İran gibi ülkeler organize suç faaliyetlerinin en yoğun olduğu yerler olarak öne çıkarken, Türkiye 12. sırada yer alarak bu konuda önemli bir sorunla karşı karşıya olduğunu gösterdi.

Paylaşın

Devletin Parası Şehir Hastanelerine Akıyor

Şehir hastaneleri için ocak ayında 15 milyar 129 milyon 245 bin 397 liralık harcama kalemi ayrılırken, bu rakam 2025 yılının ilk 6 ayında 52 milyar 183 milyon liraya çıktı.

Sağlık Bakanlığı tarafından yayımlanan “Bütçe Giderlerinin Faaliyet Sınıflandırması Tablosu”na göre ise “Kamu Özel İş Birliği (KÖİ) modeli ile yapılan sağlık tesisleri” için Ocak ayında 15 milyar 129 milyon 245 bin 397 TL’lik harcama kalemi ayrılırken, bu rakam 2025’in ilk 6 ayında 52 milyar 183 milyon TL’ye çıktı. Son olarak bu yılın yedi ayında ise 70 milyar 770 milyon 837 bin 838 TL’yi bulması dikkat çekti.

Ankara Tabip Odası Yönetim Kurulu, bakanlığın yayımladığı “Bütçe giderlerinin faaliyet sınıflandırması tablosu”nu yorumladı.

BirGün’den Sibel Bahçetepe’nin aktardığına göre, Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın sağlık hizmeti organizasyonunda ve finansman yapısında koruyucu sağlık hizmetlerini geri plana ittiğini, kamu yararından önce özel sektörün çıkarlarını gözettiğine vurgu yaparak “Popülist sağlık politikaları nedeniyle kaynakların büyük bölümü tedavi edici sağlık hizmetlerine ve şehir hastanelerine aktarılırken, kamu bütçesinden şirketlere yapılan kaynak transferi her yıl artmaktadır” denildi.

Şehir Hastanelerinin kamu kaynaklarını yutmaya ve genel bütçe üzerinde yük oluşturmaya devam ettiği anımsatılan açıklamada “KÖİ modeliyle yapılan şehir hastaneleri bütçedeki kara deliğin genişlemesine neden olmaktadır. Eski Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, şehir hastanelerinin iktisadi yükünü itiraf ederken ‘kira bedelinin 322 milyar avroya ulaştığını’, bu nedenle ‘bütçeye yükünü 27,5 milyar avroyla sınırladıklarını’ açıklamıştı. Sağlık Bakanı değişse de sağlığı piyasalaştıran anlayış değişmediği için şehir hastaneleri sorunları sürmektedir” ifadelerine yer verildi.

2025 yılı bütçe ödeneklerinde şehir hastaneleri için ayrılan kira ödemeleri tutarlarının artırıldığı belirtilen açıklamada, şöyle devam edildi:

“37 milyar 420 milyon 717 bin TL’si hizmet alımı, 67 milyar 181 milyon 365 bin TL’si kullanım bedeli olmak üzere 104 milyar 602 milyon 82 bin TL’lik ödenek şehir hastaneleri için ayrıldı. Bu miktar Sağlık Bakanlığı bütçesinin yüzde 10’una denk geliyor. ‘Bütçe Giderlerinin Faaliyet Sınıflandırması Tablosu”na göre “KÖİ ile yapılan sağlık tesisleri” için Ocak ayında 15 milyar 129 milyon 245 bin 397 TL’lik harcama kalemi ayrılırken, bu rakam 2025 yılının ilk yedi ayında (Ocak-Temmuz) 70 milyar 770 milyon 837 bin 838 TL’yi buldu. Bu tutarların detayı açıklanmamıştır.

Kamu İhale Kurumu ve çeşitli ihale ilanlarında yer alan bilgilere göre 2025 yılı fiyatlarıyla 100 yataklı standart bir devlet hastanesinin inşaat maliyeti ortalama 900 milyon TL ila 1 milyar TL arasında değişmektedir. İllerin ve ilçelerin demografi, kent yapısı ve ulaşım gibi özellikleri göz önünde bulundurularak 2025 yılının ilk yedi ayda KÖİ modeli için ayrılan 70,7 milyar TL ile en az 100 yataklı 78 devlet hastanesi açılabilir veya kapatılan hastaneler modernleştirilerek yeniden ve yerinde halkın hizmetine sunulabilirdi.

Ayrıca söz konusu kaynak, birinci basamak koruyucu sağlık hizmetlerinin geliştirilmesi için seferber edilebilirdi. Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’nun 2024 yılının sonunda yaptığı bir açıklamada “2025 yılında 1000 yeni Aile Sağlığı Merkezi (ASM) açacağız’ demesine karşılık, Türkiye genelinde ASM sorunu devam etmektedir. 2025 yılının ilk yedi ayda Kamu Özel İş Birliği modeli için ayrılan kaynakla ortalama maliyeti 10 milyon TL’yi bulan 4 birimlik en az 7 bin 70 ASM yapılabilirdi.

Sağlık hizmetleri, kamucu planlamayla birlikte, eşit, ücretsiz ve erişilebilir olmalıdır. KÖİ modeliyle yapılan Şehir Hastaneleri sözleşmeleri tazminatsız olarak feshedilmeli, kamu zararı belirlenerek sorumlulardan geri alınmalıdır. Şehir hastaneleri için kapatılan köklü devlet hastaneleri yeniden açılmalıdır. Şehir hastaneleri kamulaştırılmalıdır.”

Hastaneler yenilensin

Sağlık emekçisi Kubilay Yalçınkaya da şehir hastanelerine ayda ayrılan gider kaleminin yüksekliğine dikkat çekerek “Birçok ilde hastaneler bütçe yetersizliği gerekçesi ile deprem riskine rağmen yenilenmez güçlendirilmez iken yılın ilk 7 ayında KÖİ Modeli ile yapılan sağlık tesislerine yönelik Faaliyetler 70 milyar TL’den fazla harcandı. KÖİ projelerine her ay harcanan bütçe ile her ay orta büyüklükte 3 kamu hastanesi yapılabilirdi” dedi.

Paylaşın

Türkiye’de Antidepresan Kullanımı Yüzde 67 Arttı

2014 yılında 39 milyon kutu olan antidepresan kullanımının, 2024 yılında yüzde 67’lik bir artışla 65,5 milyon kutuya yükseldi. CHP’li Mustafa Sarıgül, “Derin yoksulluk derin yaralar açıyor” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Erzincan Milletvekili Mustafa Sarıgül, 2025 yılının ilk yarısında gerçekleşen muayene sayıları ve TÜİK’in yoksulluk verilerini bir araya getirerek, Türkiye’deki sağlık sorunlarının temelinde ekonomik sıkıntıların yattığına dikkat çekti.

Sağlık Bakanlığı’na bağlı hastanelerde 2025’in ilk yarısında 239 milyon 166 bin muayene yapılması, Türkiye nüfusunun yaklaşık üç katına denk geliyor. Sarıgül, bu rakamın sorgulanması gerektiğini belirterek, TÜİK’in 2024 verilerine göre Türkiye’de yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında olan 25 milyon kişiye ve 3,6 milyon aşırı yoksul haneye işaret etti.

T24’ün haberine göre Sarıgül, “172 bin çocuk yatağa aç giriyorsa, 4 milyon hane elektrik faturasını ödeyemiyorsa, 100 kişiden 40’ı et ve et ürünleri yiyemiyorsa o toplumun sağlıklı olmasını bekleyemezsiniz” diyerek, yetersiz beslenme ve stresin yol açtığı sağlık sorunlarının ciddiyetini vurguladı. “85 milyon vatandaşımız sadece 6 ayda üç defa hasta oldu” sözleriyle durumun vehametini özetledi.

Ekonomik krizin, işsizliğin ve geçim sıkıntısının halkın ruh sağlığını da olumsuz etkilediğini belirten Sarıgül, antidepresan kullanımındaki artışa dikkat çekti. 2014 yılında 39 milyon kutu olan antidepresan kullanımının, 2024’te %67’lik bir artışla 65,5 milyon kutuya yükseldiğini açıkladı. Sarıgül, “Derin yoksulluk derin yaralar açıyor” diyerek, vatandaşları sağlığından eden bu durumun ilk seçimde değişeceğini iddia etti.

Paylaşın

Hazine, Her 100 Lira Ödeme İçin 400 Lira Borçlandı

Hazine’nin ödediği her 100 liralık anapara borcuna karşılık tam 407 lira yeni borç aldığı ortaya çıktı. 2025 yılının ilk yedi ayında, Hazine 519,5 milyar lira anapara ödemesi yaparken, 2,1 trilyon lira borçlandı.

Ekonomist Alaattin Aktaş, Türkiye’nin borçlanma dinamiğine ilişkin yaptığı son analizle ekonominin röntgenini çekti ve “Böyle bir dengesizlik daha önce hiç görülmemişti” diyerek uyarıda bulundu. Hazine’nin iç borçlanma verilerini yeniden hesaplayan Aktaş’a göre, Hazine’nin ödediği her 100 liralık anapara borcuna karşılık tam 407 lira yeni borç aldığı ortaya çıktı.

İç borç çevirme oranı genellikle “anapara + faiz ödemesi / toplam borçlanma” formülüyle hesaplanıyor. Ancak Aktaş, faizin bütçeden ödendiğini hatırlatarak, Hazine’nin yeni borcu aslında sadece anaparayı ödemek için aldığını vurguladı. Bu nedenle, gerçeğe en yakın oranın yalnızca anapara ödemesi ile borçlanma miktarı karşılaştırılarak bulunabileceğini belirtti.

Klasik yönteme göre bu yılın ilk yedi ayında iç borç çevirme oranı yüzde 141 seviyesinde gerçekleşti. Ancak yalnızca anapara ödemesi dikkate alındığında oran yüzde 407’ye ulaştı. Aktaş, “100 birim borç ödemek için 407 birim borç alındı” ifadesini kullanarak durumun vahametini ortaya koydu.

Verilere göre, Hazine 519,5 milyar lira anapara ödemesi yaparken, 2,1 trilyon lira borçlandı. Bütçeden yapılan faiz ödemesi ise 985,6 milyar lira oldu. Böylece, Hazine sadece yedi ayda ödediği anaparadan 1,6 trilyon lira daha fazla borç aldı.

Aktaş’a göre bu tablo, bütçe açığının büyüklüğünden kaynaklanıyor. Açığın kapatılması için Hazine sürekli yeni borçlanmaya gidiyor. Ancak borçlanma miktarının ödemelerin çok üzerinde olması, borç yükünü her geçen yıl artırıyor ve faiz yükünün de bütçe üzerinde ağır bir baskı oluşturmasına yol açıyor.

Ekonomist Aktaş, durumu bir aile şirketi örneğiyle anlatarak, borç sarmalının nasıl kalıcı hale geldiğini vurguladı. Hazine’nin giderek büyüyen borç yükü, vade sonunda hem anapara hem de faiz olarak yeniden ödenecek ve bu da kısır döngünün devam etmesine neden olacak.

Paylaşın

OECD Raporu: Türkiye, Eğitim Yatırımlarında Sonuncu

Türkiye, OECD’ye üye ülkeler arasında ilkokul düzeyinde öğrenci başına en az harcama yapan ülkeler arasında yer aldı. 2021 verilerine göre Türkiye’de öğrenci başına yapılan harcama 4 bin 38 dolar seviyesinde bulunuyor.

Türkiye’den yurtdışına yönelen nitelikli insan gücünün ardındaki nedenlerden biri, OECD’nin (Ekonomik Kalkınma ve İş Birliği Örgütü) son raporunda açıkça görülüyor.

Karar’dan Büşra Akdaş’ın haberine göre; OECD’nin 2024 “Education at a Glance” raporuna göre Türkiye, üye ülkeler arasında ilkokul düzeyinde öğrenci başına en az harcama yapan ülkeler arasında yer aldı.

2021 verilerine göre Türkiye’de öğrenci başına yapılan harcama 4.038 ABD doları seviyesinde bulunuyor. Bu rakam, OECD ortalaması olan 11.902 doların oldukça altında.

Listenin en üstünde yer alan Lüksemburg’da öğrenci başına harcama 25.584 dolar ile Türkiye’nin yaklaşık altı katı seviyesinde. Türkiye, Bulgaristan, Romanya ve Meksika ile birlikte listenin son sıralarında yer alıyor.

Uzmanlar, asıl “beka” meselesinin beşeri sermayenin güçlendirilmesi olduğunu belirtiyor. Nitelikli mezunların yurtdışına yönelmesi ise Türkiye’nin eğitimden elde ettiği potansiyel faydayı azaltan faktörlerden biri olarak öne çıkıyor.

OECD verileri, ülkeler arasında öğrenci başına harcama miktarının ciddi şekilde değiştiğini ortaya koyuyor. Norveç, İzlanda, Danimarka ve ABD gibi ülkeler listenin üst sıralarında yer alırken, Latin Amerika ve Doğu Avrupa ülkelerinin önemli bir kısmı listenin alt sıralarında bulunuyor.

Paylaşın

ABD’den “Suriye” Açıklaması: Sorunların Diyalogla Çözülmesini Destekliyoruz

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Tammy Bruce, ABD’nin Suriye’nin geleceğine dair tutumunda bir değişiklik olup olmadığı yönündeki soruyu, “Sorunları nasıl çözeceğimiz konusunda demokrasinin ve diplomasinin hayati önem taşıdığını da göz önünde bulundurarak devam ediyoruz” ifadeleriyle yanıtladı.

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Tammy Bruce, Washington’da düzenlenen günlük basın brifinginde, Ortadoğu’daki gelişmeleri değerlendirdi. Brifingle ilgili Bakanlığın resmi sitesinde yer alan açıklamada, bir gazetecinin Suriye Demokratik Güçleri (SDG) Genel Komutanı Mazlum Abdî’nin Suriye adem-i merkeziyetçiliği savunduklarına dair açıklaması sorulan Bruce, Süveyda’da yaşanan çatışmaları hatırlatarak, şu ifadeleri kullandı:

“Diplomasi, şiddeti durdurmanın ve barışçıl, kalıcı bir çözüm inşa etmenin en iyi yoludur. (ABD) Süveyda’da bir çözüme aracılık etmekten ve (Fransa) ile birlikte kuzeydoğunun birleşik bir Suriye’ye yeniden entegrasyonuna aracılık etmekten gurur duymaktadır. Önümüzdeki yol Suriyelilere aittir – tüm tarafları sükuneti korumaya ve farklılıkları kan dökerek değil, diyalog yoluyla çözmeye çağırıyoruz. Suriye istikrarı hak ediyor. Suriyeliler barışı hak ediyor.”

ABD’nin Türkiye Büyükelçisi Tom Barrack’ın tüm Suriyeliler için güvenlik ve sükûnetin sağlanması amacıyla tüm taraflarla temas halinde olduğunu dile getiren Bruce, SDG’nin orduya entegrasyonu konusunda da diyaloğu desteklediklerini söyledi. Tammy Bruce, “Elbette SDG ile Cumhurbaşkanı El-Şara arasındaki tüm verimli toplantıları memnuniyetle karşılıyoruz. SDG’nin Suriye’nin kuzeydoğusundaki mevcut ateşkesi kapsamlı ve kalıcı bir barışa dönüştürme niyetini de destekliyoruz. Elbette ülkeyi barış ve refaha doğru taşımak Suriye’ye ve yeni hükümete bağlı olacaktır” diye konuştu.

Bruce, ABD’nin Suriye’nin geleceğine dair tutumunda bir değişiklik olup olmadığı yönündeki soruyu, “Daha önce istikrarsız yerler hakkında konuştuğumuz gibi, asıl mesele istikrar için çalışmamızdı ve daha önceki tutumumuzun hala geçerli olduğunu düşünüyorum. Sorunları nasıl çözeceğimiz konusunda demokrasinin ve diplomasinin hayati önem taşıdığını da göz önünde bulundurarak devam ediyoruz” ifadeleriyle yanıtladı.

Türkiye’de Kürt sorununa yönelik yaşanan gelişmeler sorulan Bruce, soruyu “Öncelikle, hükümetlerin mevzuat veya atmaya çalıştıkları adımlar konusunda kendi içlerinde attıkları adımlar hakkında yorum yapmayacağız. Ayrıca, müzakerelerimizin nasıl sonuçlanabileceğini veya bundan etkilenen diğer hükümetlerle ilişkilerimizi nasıl etkileyebileceğini de tartışmayacağım” diye yanıtladı.

“Ezidîler, hayatlarını ve vatanlarını yeniden inşa etme fırsatını hak ediyor”

IŞİD’in 3 Ağustos 2014’te Şengal’de gerçekleştirdiği Ezidi soykırımı ve Şengal’e dönüşlere dair soruya Tammy Bruce şu cevabı verdi: “Bu 11 yıl önceydi. Binlerce kişi hayatını kaybetti, 2 bin 700 kişi hala kayıp, bir daha bulunamadı. Hayatta kalanların adalet arayışında destek almaları önemli. Şengal’de güvenlik ve istikrar, Ezidî toplumunun güvenli, gönüllü ve onurlu bir şekilde geri dönmesi için kilit öneme sahip. Ezidîler, hayatlarını ve vatanlarını yeniden inşa etme fırsatını hak ediyor.”

(Kaynak: Mezopotamya Ajansı)

Paylaşın

İmam Hatip Ve Meslek Liseleri Boş Kaldı

Sınavla öğrenci alan 837 Anadolu imam hatip lisesinin 236’sının kontenjanı doldurulamadı. Benzer bir tablo mesleki ve teknik Anadolu liselerinde de yaşandı. Tercih edilebilen meslek liselerinden 294’ünde boşluklar oluştuğu belirtildi.

Liselere Geçiş Sistemi kapsamında düzenlenen sınavın 14-24 Temmuz tarihleri arasında gerçekleştirilen tercih dönemi tamamlandı. LGS Sınavı’nın tercih sonuçlarına göre, Fen Liseleri ve Sosyal Bilimler liselerine ayrılan kontenjanların tamamı doldu.

Türkiye genelinde, sınavla öğrenci alan 533 Anadolu lisesinin yalnızca yedisinde kontenjan boşlukları oluştu. Anadolu liselerindeki boş kontenjan sayısının yalnızca 143 olduğu bildirildi.

Sayıları giderek artırılan Anadolu imam hatip liseleri ise tercih edilmedi. Buna göre, sınavla öğrenci alan 837 Anadolu imam hatip lisesinin 236’sının kontenjanı doldurulamadı. Anadolu imam hatip liselerindeki toplam boş kontenjan sayısı kayıtlara, 3 bin 825 olarak geçti.

Benzer bir tablo mesleki ve teknik Anadolu liselerinde de yaşandı. Tercih edilebilen meslek liselerinden 294’ünde boşluklar oluştuğu belirtildi. Mesleki eğitim veren liselerdeki boş kontenjan sayısı ise 4 bin 898 ile ifade edildi.

“Her yıl karşılaşılan olağan tablo”

Eğitim Uzmanı Salim Ünsal, tercih sonuçlarına ilişkin BirGün’den Mustafa Bildirici‘ye değerlendirmelerde bulundu. Tabloyu, “Her yıl karşılaşılan olağan tablo” olarak değerlendiren Ünsal, şunları söyledi:

“Mesleki ve teknik Anadolu liseleri ile Anadolu imam hatip liselerinde her yıl genel anlamda boşluklar oluşuyor. Bu okulların proje okul olarak adlandırılmasının toplumdaki beklentiyi karşılayamadığı görülüyor. Öğrencilerin büyük bölümünün fen, sosyal bilimler ve Anadolu liselerini tercih ettiği net şekilde sonuçlarla ortaya konuluyor.

Eğitimle ilgili planlama ne ise kontenjanlar da ona göre belirleniyor. Kontenjanlar yalnızca öğrencilerin tercihleri doğrultusunda belirlenseydi imam hatiplerin ve mesleki eğitim veren liselerin kontenjanının daha az olması gerekirdi.”

Ünsal, 4-6 Ağustos tarihlerinde gerçekleştirilecek nakil tercihleriyle ilgili de konuştu. Nakil döneminde büyük hareketlilik beklenmemesi gerektiğini kaydeden Ünsal, “Nakillerin gerçekleşmesi için üst sıralardaki okulların boşalması gerekiyor ki yukarı doğru kaymalar olsun. Genel olarak 285’lik puana kadar bir kontenjan boşluğu olmadığını görüyoruz” dedi.

Paylaşın

Türkiye’deki İşsiz Sayısı AB’nin İşsiz Sayısını Geride Bıraktı

Avrupa İstatistik Ofisi’nin (Eurostat) verilerine göre; Türkiye’deki geniş tanımlı işsiz sayısı tek başına tüm Avrupa Birliği (AB) ülkelerinin toplam işsiz sayısını geride bıraktı.

AB’de işsizlik ortalaması yüzde 5,9 olarak ölçülürken, Türkiye’de iş bulma umudunu yitirdiği için iş aramayanların ve atıl işgücünün sayısını kapsayan geniş tanımlı işsizlik 13,8 milyona ulaştı. AB’nin tamamında haziran ayındaki toplam işsiz sayısı ise 12,967 milyon olarak kaydedildi.

Ekonomik daralma, artan iflaslar ve konkordatolar, Türkiye’deki işsizlik oranını yükseltmeye devam ediyor. Avrupa İstatistik Ofisi’nin (Eurostat) verilerine göre, Türkiye yüzde 8,6’lık işsizlik oranıyla Avrupa’da en yüksek işsizliğe sahip üçüncü ülke konumuna geldi. Türkiye’nin önünde yalnızca yüzde 10,4 ile İspanya ve yüzde 9,9 ile Finlandiya yer alıyor.

Rapora göre, Türkiye’deki geniş tanımlı işsiz sayısı tek başına tüm Avrupa Birliği (AB) ülkelerinin toplam işsiz sayısını geride bıraktı. AB’de işsizlik ortalaması yüzde 5,9 olarak ölçülürken, Türkiye’de iş bulma umudunu yitirdiği için iş aramayanların ve atıl işgücünün sayısını kapsayan geniş tanımlı işsizlik 13,8 milyona ulaştı. AB’nin tamamında haziran ayındaki toplam işsiz sayısı ise 12,967 milyon olarak kaydedildi.

Haziran 2024’te yüzde 29,2 olan geniş tanımlı işsizlik oranı, Haziran 2025’te yüzde 32,9’a yükselerek son bir yılda 3,7 puan arttı. Aynı dönemde geniş tanımlı işsiz sayısı 11,7 milyondan 13,8 milyona çıkarak bir yılda 1 milyon 643 bin kişi daha işsizler ordusuna katıldı.

Paylaşın

Konferans Ligi: Başakşehir’in Play-off Turu Muhtemel Rakibi Belli Oldu

Başakşehir, Viking’i elemesi durumunda Konferans Ligi play-off turunda Spartak Trnava – Univ Craiova eşleşmesinin galibi ile karşılaşacak. Play-off turunda ilk maçlar 21 Ağustos, rövanşlar ise 28 Ağustos tarihlerinde oynanacak.

UEFA Avrupa Ligi’nde play-off turu kuraları, İsviçre’nin Nyon kentinde yapılan törenle çekildi. Başakşehir, Viking’i elemesi durumunda Konferans Ligi play-off turunda Spartak Trnava – Univ Craiova eşleşmesinin galibi ile karşılaşacak.

Konferans Ligi 3. eleme turunda St Patrick’s Athletic ile mücadele edecek olan Beşiktaş, rakibini elemesi halinde bu turda Lausanne – Astana eşleşmesinin galibi ile grup aşamasına kalmak için mücadele edecek.

Play-off turunda ilk maçlar 21 Ağustos, rövanşlar ise 28 Ağustos tarihlerinde oynanacak.

Fenerbahçe, UEFA Şampiyonlar Ligi 3. eleme turunda Hollanda ekibi Feyenoord’u geçmesi halinde play-off turunda Fransa takımı Nice ile Portekiz temsilcisi Benfica eşleşmesinin galibi ile karşılaşacak.

Fenerbahçe, play off turuna kalırsa rakibiyle ilk maçını 19 ya da 20 Ağustos’ta Şükrü Saraçoğlu Stadyumu’nda oynayacak. Rövanş maçı ise 26 ya da 27 Ağustos’ta deplasmanda oynanacak.

Samsunspor, UEFA Avrupa Ligi play-off turunda Shakhtar Donetsk (Ukrayna) ile Panathinaikos (Yunanistan) arasındaki 3. eleme turu eşleşmesinin galibiyle karşı karşıya gelecek.

Samsunspor, lig etabına katılabilmek için ilk maçını 21 Ağustos’ta deplasmanda oynayacak. Rövanş karşılaşması ise 28 Ağustos’ta Samsun’da oynanacak.

Kupa takvimi nasıl işleyecek?

UEFA Şampiyonlar Ligi‘nde 2025-2026 sezonunda üçüncü eleme turu maçları 5/6 ve 12 Ağustos’ta oynanacak.

Devler liginde Play-Off turu maçları 19-20 ve 26-27 Ağustos’ta oynanacak. Lig aşamasının ilk maçları ise 16–18 Eylül’de gerçekleşecek. Final ise 30 Mayıs 2026’da Macaristan’ın başkenti Budapeşte’de yapılacak.

UEFA Avrupa Ligi‘nde 2025-2026 sezonunda ikinci eleme turu maçları 24-31 Temmuz’da; üçüncü eleme turu maçları 7-14 Ağustos’ta; Play-off turu ise 21-28 Ağustos tarihlerinde oynanacak.Ligin grup aşaması ise 24-25 Eylül’de başlayacak.

Turnuvanın finaline ise 20 Mayıs 2026’da İstanbul ev sahipliği yapacak. Final maçı için Beşiktaş Tüpraş Stadyumu kapılarını açacak.

UEFA Avrupa Konferans Ligi‘nde 2024-2025 sezonu 3. Eleme Turu maçları 7 ve 14 Ağustos’ta oynanacak. Takımlar Play-off Turu için 21-28 Ağustos’ta sahaya çıkacak. Lig aşaması ise 2 Ekim’de başlayacak.

Turnuva finaline ise 27 Mayıs 2026’da Almanya’nın Leipzig kenti ev sahipliği yapacak.

Paylaşın

Türkiye’de Her 10 Kişiden 8’i Geçinemiyor

ASAL Araştırma’nın anketin katılan vatandaşların yüzde 53’ü zar zor geçindiğini, yüzde 29,4’ü “hiç geçinemediğini, borçlandığını söyledi. Bu, vatandaşların yüzde 82,4’ünün ekonomik sıkıntılarla karşı karşıya kaldığını ortaya koyuyor.

ASAL Araştırma ve Danışmanlık tarafından yapılan “Türkiye Siyasi Gündem Temmuz 2025” araştırması, Türkiye’de yaşanan ekonomik sorunların toplumsal etkilerini çarpıcı bir şekilde gözler önüne serdi. 7-13 Temmuz 2025 tarihleri arasında 26 ilde 1985 kişiyle yapılan anket, halkın büyük çoğunluğunun geçim sıkıntısı yaşadığını ortaya koydu.

Ankete göre, vatandaşların yüzde 53’ü “zar zor geçindim” derken, yüzde 29,4’ü “hiç geçinemedim, borçlandım” yanıtını verdi. Bu iki yanıt birlikte değerlendirildiğinde, Temmuz ayında toplumun yüzde 82,4’ünün ciddi ekonomik sıkıntılarla karşı karşıya kaldığı görülüyor.

Ankete katılanların sadece yüzde 9,5’i ekonomik olarak zorluk yaşamadığını, “geçim konusunda sorun yaşamadım” diyerek ifade etti. “Geçindim ve kenara para da ayırabildim” diyenlerin oranı ise yüzde 4,2 ile sınırlı kaldı. Öte yandan, herhangi bir görüş belirtmeyen ya da soruya yanıt vermeyenlerin oranı yüzde 3,9 olarak kayıtlara geçti.

Araştırma sonuçlarına göre, geçim sıkıntısı yaşayanların oranı her 10 kişiden 8’i aşarak yüzde 82,4’e ulaştı. Bu durum, temel ihtiyaçların karşılanmasında yaşanan zorlukların geniş kitleler üzerinde etkili olduğunu gösterdi.

ASAL’ın yayımladığı bilgilere göre araştırma, Türkiye genelinde 26 ilde, 18 yaş ve üzeri seçmen nüfusu temsil eden 1985 kişiyle bilgisayar destekli telefon görüşmeleri (CATI) yöntemiyle gerçekleştirildi. yüzde 95 güven düzeyi ve ±2,45 hata payı ile yapılan çalışmada, örneklem dağılımı TÜİK NUTS-2 sistemine göre belirlendi.

Paylaşın