A Milli Futbol Takımı, EURO 2024 Kapısını Araladı

EURO 2024 Elemeleri D Grubu 6. maçında A Milli Futbol Takımı ile Hırvatistan, Opus Arena’da karşı karşıya geldi. Hakem Anthony Taylor’ın yönettiği karşılaşmadan A Milli Futbol Takımı, 1-0 galip ayrıldı.

Haber Merkezi / A Milli Futbol Takımı’na galibiyeti getiren golü 30. dakikada Barış Alper Yılmaz kaydetti. A Milli Futbol Takımı, bu galibiyetle D Grubu’nda puanını 13’e yükseltip maç fazlasıyla liderlik koltuğuna oturdu.

Grubun diğer maçında Letonya, Ermenistan’ı sahasında 2-0 mağlup etti. D Grubu’nun bir diğer takımı Galler ise yedinci maç gününü bay geçti.

EURO 2024’e katılacak 20 takımın belli olacağı grup aşaması, 16-21 Kasım 2023’te oynanacak karşılaşmalarla sona erecek. 10 grupta ilk 2 sırayı alan takımlar EURO 2024’e katılma hakkını elde edecek.

A Milli Futbol Takımı, bir sonraki maçında 15 Ekim Pazar günü TSİ 21.45’te Konya Büyükşehir Belediye Stadyumu’nda Letonya ile karşılaşacak.

Karşılaşmadan dakikalar

2. dakikada Kerem Aktürkoğlu’nun pasında topla buluşan Barış Alper’in sol çaprazdan uzak köşeye attığı şutta kaleci Livakovic son anda topu çelmeyi başardı. 9. dakikada Barış Alper’in çevirdiği topa ceza sahasının dışından gelişine vuran Kerem Aktürkoğlu, kaleci Livakovic’i geçemedi. Tecrübeli eldiven, son anda topu tokatladı.

13. dakikada Uğurcan’ın savunmanın arkasına gönderdiği pasla buluşan Kerem’in kaleci Livakovic ile karşı karşıya kaldığı pozisyondaki şutunda Livakovic gole izin vermedi. 30. dakikada Salih Özcan’ın orta sahadan uzun pasında savunmanın arkasında topla buluşan Barış Alper, kaleci Livakovic’in önde olduğunu görerek ceza sahası dışı sağ çaprazdan aşırtma bir vuruşla meşin yuvarlağı ağlara gönderdi. 0-1

54. dakikada Ay Yıldızlılar, ikinci gole çok yaklaştı. Kerem’in sol çizgiden çevirdiği topta Barış Alper’in çok yakın mesafeden attığı şutta top üstten auta çıktı. 62. dakikada Kerem’in sol kanattan ortasında arka direkte İrfan Can’ın kafa vuruşu kaleci Livakovic’te kaldı.

81. dakikada Sağ kanattan Majer’in ortasında Petkovic’in kafa vuruşunda kaleci Uğurcan gole izin vermedi. 90. dakikada Maçın hakemi Anthony Taylor, ceza sahası içinde Hakan’ın eline top çarptığı gerekçesiyle penaltı noktasını gösterdi. Ardından VAR’dan gelen uyarı sonrası pozisyonu izleyen Taylor, penaltıyı iptal etti.

Stat: Opus Arena

Hakemler: Anthony Taylor, Gary Beswick, Adam Nunn

Hırvatistan: Livakovic, Stanisic, Barisic (Sosa dk. 80) Gvardiol, Sutalo, Kovacic (Beljo dk. 80), Modric, Brozovic, Brekalo (Vlasic dk. 63) Pasalic (Majer dk. 63), Musa (Petkovic dk. 63)

Türkiye: Uğurcan, Ferdi, Samet, Abdülkerim, Cenk Özkaçar, İsmail (Kaan Ayhan dk. 86), Hakan, Salih Özcan, Kerem (Kenan Yıldız dk. 86), İrfan Can (Yunus Akgün dk. 65), Barış Alper (Bertuğ Yıldırım dk. 75)

Gol: Barış Alper (dk. 30) (Türkiye)

Paylaşın

AKPM’den Osman Kavala Kararı: Türkiye İçin “Magnitsky Yaptırımı” Çağrısı

Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (AKPM), üye ve gözlemci devletlere, “Osman Kavala ve Türkiye’deki diğer politik tutukluların keyfi ve illegal biçimde özgürlüklerinden mahrum edilmesine katkıda bulunmuş polis memuru, savcı, yargıç ve diğer devlet memurlarını hedef alan yaptırımlar uygulanması” çağrısında bulundu.

Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (AKPM), bu bağlamda üye ve gözlemci devletlerin “Magnitsky mevzuatlarını” ya da benzer hukuksal mekanizmaları kullanmalarını istiyor.

İlk olarak ABD’de kullanılan Magnitsky yaptırımları insan hakkı ihlallerine karışan bireyleri hedef alıyor. ABD’de 2012 yılında yürürlüğe giren ve vize yasağı ve mal varlıklarının dondurulması gibi yaptırımlar öngören yasanın bir benzeri 7 Aralık 2020 tarihinde AB tarafından hazırlandı.

AKPM, Magnitsky yaptırımı çağrısında bulunsa da kararı uygulama yetkisi üye ve gözlemci ülkelere ait. Üye ve gözlemci devletlerin bu çağrıya olumlu karşılık vermeleri şimdilik beklenmiyor.

Ancak Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (AKPM), “Osman Kavala’nın derhal serbest bırakılması” kararını katılanların 2/3 çoğunluğuyla kabul etti. 62 üyenin oy kullandığı oturumda 44 üye karardan yana 18 üye karara karşı oy kullandı

Karara göre, Türkiye Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Osman Kavala’nın “tutukluluğu kaldırılarak derhal serbest bırakılması” kararını yerine getirmediği takdirde, aşağıdaki yaptırımlarla karşı karşıya kalacak.

Bu yaptırımlar arasında en önemlileri Kavala’nın hukuksuzca hapiste kalmasına şahsi sorumlulukları nedeniyle yol açan kamu görevlileriyla ilgili “Magnitsky Mevzuatı”nın uygulanması ve “Osman Kavala’nın 1 Ocak 2024 tarihine kadar cezaevinden tahliye edilmemesi halinde, Meclis’in 2024’ün ilk Oturumunda Türk delegasyonunun yeterlik belgelerine itiraz etme yetkisinin devreye girmesi.”

Daha açık bir anlatımla bu karardan sonra Türk makamlarıyla “ilişkiye geçilmesi”ne karşın Kavalanın serbest bırakılması sağlanamadığı takdirde “Osman Kavala ve diğer siyasi mahkumların Türkiye’de yasadışı ve keyfi olarak özgürlüklerinden mahrum bırakılmasına polis memuru, savcı, hakim, cezaevi görevlisi yada başka görevlerde bulunanlar olarak katkıda bulunan herkes” Avrupa ülkelerinde bu eylemleri nedeniyle kovuşturmayla karşı karşıya kalacaklar.

İkincisi Osman Kavala 1 Ocak 2024’e kadar tahliye edilmediği takdirde 2024 Kış Oturumu’nda Türkiye delegasyonu AKPM’de oy kullanma haklarından yoksun kalacaklar.

Karar ne diyor?

“Osman Kavala’nın derhal serbest bırakılması çağrısı” başlıklı karar tasarısı (Doc. 15841 10/10/2023) Türkiye’nin Osman Kavala’nın derhal serbest bırakılmasını öngören Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararını uygulamamaktaki ısrarı dolayısıyla Avrupa Konseyi üyesi ve gözlemci Devletlere ve Avrupa Birliği’ne Türkiye’ye yönelik aşağıdaki yaptırımları da kapsayan bir çağrının kabulünü öngörüyordu. Tasarı değişiklik olmaksızın kabul edildi.

Karar tasarısı AKPM Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonu raportörü Sosyalistler, Demokratlar ve Yeşiller Grubu’ndan Avusturyalı parlamenter Petra Bayr tarafından kaleme alınmış ve Komisyon tarafından Meclise taşınmıştı. Karar Avrupa Konseyi üyesi ve gözlemci devletler ile Avrupa Birliği’ni şu yaptırımları gerçekleştirmekle yükümlü kılıyor:

14.1 İnsan hakları savunucusu Osman Kavala’nın derhal serbest bırakılması için Türk makamlarıyla en üst düzeyde ilişki kurulması;

14.2 Türkiye’de hukukun üstünlüğü ve insan haklarının korunmasına yönelik iyileştirmeleri desteklemek için acilen harekete geçilmesi;

14.3 Osman Kavala ve diğer siyasi mahkumların Türkiye’de yasadışı ve keyfi olarak özgürlüklerinden mahrum bırakılmasına polis memuru, savcı, hakim, cezaevi görevlisi yada başka görevlerde bulunanlar olarak katkıda bulunan herkesi şahsen hedef alarak yaptırım uygulamak üzere “Magnitsky mevzuatı” veya diğer yasal araçların uygulamaya sokulması;

15. Bu temel konu aynı zamanda Avrupa Birliği ile Türkiye arasındaki diyaloğun bir parçasıdır ve bu bağlamda Meclis, Avrupa Birliği’ni, insan haklarına ve hukukun üstünlüğüne saygılı bir toplumda çoğulculuğu teşvik eden çalışmalara öncelik verilmesi doğrultusunda Türkiye’ye mali desteğini belirlerken bu ciddi durumu tam olarak dikkate almaya çağırır.

16. Osman Kavala’nın 1 Ocak 2024 tarihine kadar cezaevinden tahliye edilmemesi halinde, bu Meclis, 2024’ün ilk Oturumunda Türk delegasyonunun yeterlik belgelerine itiraz etme yetkisini hatırlatır.

17. Meclis, Bakanlar Komitesi, Genel Sekreter ve Türkiye ile Kavala kararının uygulanmasını sağlamak ve bir bütün olarak Sözleşme sisteminin korunmasını ve nihayetinde kuruluşun güvenilirliğini güvence altına almak üzere , Reykjavik Deklarasyonu ve Mahkeme kararlarının uygulanmasına verilen önem doğrultusunda yakın işbirliği içinde çalışmaya hazırdır.

Magnistky mevzuatı nedir?

Metinde yer alan “Magnistsky mevzuatı” adı altındaki yaptırımlar kümesi hükümetlerin insan hakları ihlalleri işleyen ya da önemli yolsuzluklara karışan yabancı kişilere yönelik yaptırımlarda bulunmalarını sağlayan yasaları ifade ediyor.

Bu yaptırımlar, 2009’da Rusya’da vergi yetkililerini ve kolluk kuvvetlerini bir yatırım yönetim şirketi olan Hermitage Capital’den 230 milyon dolar vergi iadesini zimmete geçirmekle suçlayan vergi muhasebecisisi Sergey Magnitsky’nin işkencelerden geçirildikten sonra cezaevinde can vermesinin ardından ilk olarak 2012’de ABD tarafından yürürlüğe konulmuş ve mağdurun adıyla kodlanmıştı. O tarihten bu yana Kanada, Birleşik Krallık ve Avrupa Birliği ülkeleri çıkardıkları benzer yasalarla ağır insan hakları ihlalleri ya da büyük çaplı yolsuzluklar dolayısıyla kendi yurttaşları olmayan yabancı kişilere yönelik yaptırımlar uygulama yetkisi kazandılar.

Bu olayda AKPM’nin çağrısının muhatabı olan ülkeler Osman Kavala’nın serbest bırakılması doğrultusundaki AİHM kararının uygulanmasını görev ve yetkileri dolayısıyla önlemiş olan cezaevi yöneticilerinden yüksek yargıçlara kadar bütün güç sahiplerine ülke sınırlarına girdikleri andan itibaren kendi mevzuatlarına göre yaptırım uygulama yükümlülüğü altına girecekler.

AİHM kararı

AİHM (Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi) kararlarının infazı Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi tarafından denetleniyor. Bakanlar Komitesi, AİHM’nin 10 Aralık 2019 tarihli Osman Kavala kararı yerine getirilmediği gerekçesiyle 2 Şubat 2022 tarihinde Türkiye hakkında ihlal prosedürü başlatmıştı.

Komite, Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirip getirmediğini AİHM’ye sormuş; AİHM 11 Temmuz 2022 tarihinde Osman Kavala kararının yerine getirilmediğine hükmetmişti.

AKPM’nin her yıl insan hakları aktivistlerine verdiği Vaclav Havel İnsan Hakları Ödülü’ne de bu yıl Osman Kavala layık görülmüş; ödülü bu hafta başında Strasbourg’da düzenlenen bir törenle Kavala adına eşi Ayşe Buğra Kavala almıştı.

Paylaşın

Bakan Yerlikaya: Türkiye’de 4 Milyon 711 Bin 622 Düzenli Göçmen Var

İstanbul’da medya temsilcileriyle bir araya gelen Bakan Yerlikaya, Türkiye’de 4 milyon 711 bin 622 düzenli göçmen bulunduğu verisini paylaşarak, bunlardan 3 milyon 274 bin 59’unun geçici koruma altındaki Suriyeliler olduğunu söyledi.

Haber Merkezi / İkamet izinli yabancı sayısının 1 milyon 150 bin 386 olduğunu aktaran Bakan Yerlikaya, 287 bin 177 kişinin de uluslararası koruma kapsamında olduğunu söyledi.

İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, İstanbul’daki medya temsilcileriyle bir araya geldi. Bakan Yerlikaya, Türkiye’deki göçmenlere ve göçmen kaçakçılığına ilişkin verileri paylaştı. Yerlikaya, konuya ilişkin şu verileri paylaştı:

“Çağımızın küresel sorunlarını başında göç var. Türkiye de bu sorunla mücadelesini sürdürüyor. Geçici koruma altındaki Suriyeli sayısı 3 milyon 274 bin. İkamet izinli yabancı sayısı 1 milyon 150 bin. 281.177 uluslararası koruma altındaki yabancı bulunuyor.

2.937 operasyonda 3.975 göçmen kaçakçısı yakalandı 1.225’i tutuklandı. 112.404 düzensiz göçmen yakalandı. Bunlardan 48.339’u ülkelerine gönderildi… İstanbul’da 304 operasyon yapıldı. Yakalanacağını anlayıp ayrılan ya da ikamet süresi biten 120 bin 531 yabancı ülkemizden ayrıldı.

Hudut birliklerimizin başarılı çalışmaları ile 120 günde 80.946 göçmenin sınırdan girişi engellendi. İstanbul’da bugüne kadar düzensiz göçmenlere yönelik 304 operasyonlarda 94 şüpheli tutuklandı. Operasyonlarda 42.257 göçmen yakalandı şimdiye kadar.

4 milyon 711 bin 622 düzenli göçmen bulunuyor. Pilot şehir olan İstanbul’da 20 mobil göç noktasını çektik ve bunların yerine araç verdik. Ankara İzmir, Bursa ve Adana’da olmak üzere toplamda 50 mobil araç bulunuyor.

Bu çalışmalarımız sonucunda düzensiz göçmenler artık yeni göç rotası arayışına girdi. Organizatörler “Türkiye’de artık sıkı denetim var, gitmeyin” diyorlar. 120 günde bu noktaya gelindi. Algı çok önemli.”

“38 mafya tipi çete çökertildi”

Bakan Yerlikaya ayrıca, organize suç örgütleriyle mücadelenin aralıksız süreceğini belirterek, “120 günde 378 operasyonda 2874 şüpheli gözaltına alındı 702’si tutuklandı. 38 mafya tipi çete çökertildi… Türkiye Yüzyılı’nda uyuşturucuyu küresel felaket olarak görüyoruz. Temel hedefimiz Türkiye’nin uyuşturucu için yasaklı bölge olarak görüyoruz.

Terörle eşdeğer buluyoruz. Uyuşturucu rotalarının rotasının değişmesi için mücadele ortaya koyarken topluma dönük bilinçlendirme faaliyetlerini artırıyoruz. Uyuşturucuya göz açtırmayacağız. Gölge gibi takipteyiz. Hepsinin bir bir tepelerine çöküp nefeslerini kesip adalete teslim edeceğiz” dedi.

Paylaşın

“Türkiye’ye Ait SİHA’yı Düşüren ABD Uçağı İncirlik’ten Kalktı” İddiaları Yalanlandı

Suriye’de Türkiye’ye ait SİHA’yı “tehdit” olarak gördüğü gerekçesiyle düşüren ABD’ye ait uçağın İncirlik Hava Üssü’nden kalktığı iddiaları yalanlandı. ABD’ye ait uçağın Ürdün’den havalandığı açıklandı.

Haber Merkezi / Türkiye’ye ait SİHA (Silahlı İnsansız Hava Aracı), Suriye’de ABD’ye ait savaş uçağı tarafından düşürülmüştü. Halk TV canlı yayınında konuya ilişkin değerlendirmeler yapan Emekli Amiral Türker Ertürk, Türkiye’nin SİHA’sını düşüren ABD F-16’sının Adana’da bulunan İncirlik Hava Üssü’nden kalktığını söylemişti.

Milli Savunma Bakanlığı (MSB) yetkilileri, önce düşürülen SİHA’nın Türkiye’ye ait olmadığını savundu. Bugün Dışişleri Bakanı tarafından yapılan açıklamada ise ABD savaş uçağı tarafından düşürülen SİHA’nın, Türkiye’ye ait olduğu doğrulanmıştı.

AA’nın MSB kaynaklarından aktardığı bilgiye göre, SİHA’yı düşüren ABD uçağının İncirlik’ten kalktığına dair iddiaları yalanlandı. Kaynaklar, “Uçağın İncirlik’ten kalktığı tamamıyla spekülasyon. Böyle bir durum söz konusu değil” ifadelerini kullandı.Uçağın nereden kalktığına ilişkin soruya yanıt veren kaynaklar, “Uçak, Ürdün’den kalktı” dedi.

Muhalefetten tepkiler

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Helikopterimiz düşürülür, başka ülkeden duyarız. Gemimiz basılır, başka ülkeden duyarız. Şimdi de SİHA’mız düşürülüyor, yine başka ülkeden duyuyoruz. ABD ‘meşru müdafaa’ diyor, Dışişleri Bakanlığımız ise ‘farklı teknik değerlendirmeler’ diyerek yaşananları geçiştirmeye çalışıyor.

Siz devleti yöneten kişiler olarak ülkemizin hakkını böyle utangaç açıklamalarla mı savunacaksınız? Dış politikamızı ‘ABD ne der, Rusya ne der, İtalya ne der’ diye mi şekillendireceğiz?” ifadelerini kullanmıştı.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, “Bu vahim iddia doğru olsun ya da olmasın; buradan açıkça ilan etmek istiyorum: Eğer Amerikan Devleti, Türkiye’nin bu coğrafyadaki varlığından rahatsızsa, derhal Türk topraklarında bulunan, İncirlik Üssü’nü de boşaltmalıdır.” demişti.

Paylaşın

Türkiye – İsrail Ticaret Hacmi Son 20 Senede Katlanarak Arttı

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) genel ticaret sistemi verilerine göre 2022 yılında İsrail Türkiye’nin en çok ihracat yaptığı 10. ülke konumunda. Türkiye en çok ihracatı Almanya’ya yaparken (21,1 milyar dolar), İsrail’e ihracat bunun üçte biri seviyesinde.

Türkiye’nin en çok ithalat yaptığı ülkeler içinde ise İsrail 29. sırada bulunuyor. İki ülke arasındaki ticaret hacminin açık şekilde Türkiye lehine olmasından dolayı bu sonuç sürpriz değil. Türkiye en çok ithalatı ise Rusya, Çin ve Almanya’dan gerçekleştiriyor.

Türkiye-İsrail ticaret hacmi son 20 senede katlanarak arttı ancak aynı dönemde Türkiye’nin toplam ihracat ve ithalatı da benzer bir artış gösterdi. Bu yüzden Türkiye’nin toplam ihracat ve ithalatında İsrail’in payındaki değişime bakmak daha anlamlı bir veri.

Özel ticaret sistemi verilerine göre 2002 yılında Türkiye’nin ihracatında İsrail’in payı yüzde 2,39 iken bu oran 2022’de yüzde 2,87’ye yükseldi. İthalatta ise İsrail’in payı aynı dönemde yüzde 1,06’dan yüzde 0,63’e geriledi.

Türkiye-İsrail ilişkilerine bakıldığında, resmi veriler iki ülke arasında dönem dönem yaşanan ihtilafların ticari ilişkilere olumsuz tesir etmediğini gösteriyor. AK Parti iktidarında Türkiye-İsrail ticaret hacmi katlanarak arttı.

Son yıllarda Türkiye’nin İsrail’e ihracatındaki artış da dikkat çekiyor. 2002 yılında 1,41 milyar dolar olan ticaret hacmi 2022’de 8,91 milyar dolara kadar çıktı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan eylül sonunda BM Genel Kurul çalışmaları için gittiği New York’ta İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’yu kabul etmişti. Bu; iki lider arasında uzun bir aradan sonra yüz yüze ilk görüşme olmuştu. Erdoğan daha sonra Türk basınına yaptığı açıklamada İsrail Başbakanı Netanyahu’nun ekim, kasım gibi Türkiye’yi ziyaret edebileceğini belirterek “Ondan sonra da biz iade-i ziyaretimizi yapacağız.” demişti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye ve İsrail’in birçok alanda iş birliği yaptığını vurgulayarak “Yeni iş birliği alanlarının varlığı da bir gerçek… İsrail’in kaynaklarının Avrupa’ya taşınması konusunda arayışta olduğu da herkesin malumu. En akılcı rota ise Türkiye üzerinden bu kaynakların Avrupa’ya ulaştırılması.” yorumunu yapmıştı. Erdoğan’a göre iki ülke arasında sondaj çalışmaları noktasında da iş birliği fırsatları bulunuyor. Taraflar; rota, takvim ve sondaj alanları gibi ayrıntılar üzerinde müzakere ediyor.

Ticaret dengesi Türkiye lehine büyümeye devam ediyor

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) özel ticaret sistemi verilerine göre AK Parti iktidarının başladığı 2002 yılında Türkiye’nin İsrail’e ihracatı 861,4 milyon dolar; İsrail’den ithalatı ise 544,5 milyon dolar idi. 2022’de ihracat 6,74 milyar dolara yükselirken ithalat da 2,17 milyar dolara çıktı. Ticaret hacmi de 1,41 milyar dolardan 8,91 milyar dolara ulaştı. Buna göre ticaret hacmi son 20 senede yüzde 532 artış gösterdi.

2000-2022 arasında iki ülke arasındaki ticaret dengesi hep Türkiye’nin lehine oldu. Yani, ihracat hep ithalattan yüksek seyretti. 2014 yılında denge iyice daralırken son yıllarda Türkiye’nin ihracatı keskin şekilde yükseldi. Aynı dönemde ithalat daha stabil kaldığından ticaret dengesi Türkiye lehine büyümeye devam ediyor.

2010’daki Mavi Marmara krizinden sonra bile ticaret hacminin düşmemesi siyasi ihtilaflara rağmen ekonomik ilişkilerin güçlü olduğunu gösteriyor.

Peki, İsrail ile ticaret Türkiye için ne kadar önemli? TÜİK genel ticaret sistemi verilerine göre 2022 yılında İsrail Türkiye’nin en çok ihracat yaptığı 10. ülke konumunda. Türkiye en çok ihracatı Almanya’ya yaparken (21,1 milyar dolar), İsrail’e ihracat bunun üçte biri seviyesinde.

Türkiye’nin en çok ithalat yaptığı ülkeler içinde ise İsrail 29. sırada bulunuyor. İki ülke arasındaki ticaret hacminin açık şekilde Türkiye lehine olmasından dolayı bu sonuç sürpriz değil. Türkiye en çok ithalatı ise Rusya, Çin ve Almanya’dan gerçekleştiriyor.

Türkiye-İsrail ticaret hacmi son 20 senede katlanarak arttı ancak aynı dönemde Türkiye’nin toplam ihracat ve ithalatı da benzer bir artış gösterdi. Bu yüzden Türkiye’nin toplam ihracat ve ithalatında İsrail’in payındaki değişime bakmak daha anlamlı bir veri.

Özel ticaret sistemi verilerine göre 2002 yılında Türkiye’nin ihracatında İsrail’in payı yüzde 2,39 iken bu oran 2022’de yüzde 2,87’ye yükseldi. İthalatta ise İsrail’in payı aynı dönemde yüzde 1,06’dan yüzde 0,63’e geriledi.

Erdoğan “İsrail işgalci terör devletidir” demişti

Cumhurbaşkanı Erdoğan geçmişte İsrail’i sert sözlerle defalarca eleştirmişti. Erdoğan 2017 yılında, “İsrail işgalci terör devletidir” ifadesini kullanmıştı. Erdoğan 2021 yılındaki konuşmasında da “Gücü çocuk ve kadınlara yeten terör devleti İsrail’in zalimlikleri karşısında öfkeliyiz” demişti.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

UEFA Duyurdu: 2032 Avrupa Futbol Şampiyonası Türkiye Ve İtalya’da

EURO (Avrupa Futbol Federasyonları Birliği), 2032 Avrupa Futbol Şampiyonası’nın (EURO 2032) Türkiye – İtalya, 2032 Avrupa Futbol Şampiyonası’nın (EURO 2028) ise Birleşik Krallık ve İrlanda Cumhuriyeti ortaklığına verildiği duyuruldu.

Haber Merkezi / Karar sonrası Türkiye Futbol Federasyonu’ndan (TFF) yapılan açıklamada, “Akdeniz kültürünü paylaşan iki ülkeye, EURO 2032’ye ev sahipliği yapma onurunu verdiği için UEFA’ya şükranlarımızı sunuyoruz” ifadeleri kullanıldı.

EURO (Avrupa Futbol Federasyonları Birliği), EURO 2028 ve EURO 2032’nin ev sahiplerini açıkladı. UEFA’nın kararına göre; EURO 2028’in ev sahipliği için Birleşik Krallık VE İrlanda Cumhuriyeti’nin ortaklığına verildi. Yine 2 ülkenin ortak adaylık başvurusunda bulunduğu EURO 2032’nin ise Türkiye ve İtalya’da düzenleneceği resmi olarak açıklandı.

Daha önceki 4 adaylığında başarılı olamayan ve 2 adaylığından da oylama sürecine geçilmeden çekilen Türkiye, 7. girişiminde turnuvanın ev sahipliğini aldı. EURO 2008’e Yunanistan ile aday olan Türkiye, EURO 2012, EURO 2016 ve EURO 2024’e tek başına adaylık başvurusu yapmış ancak oylamada kaybetmişti.

Türkiye Futbol Federasyonu’ndan açıklama

Karar sonrası Türkiye Futbol Federasyonu’ndan (TFF) yapılan açıklamada, “Akdeniz kültürünü paylaşan iki ülkeye, EURO 2032’ye ev sahipliği yapma onurunu verdiği için UEFA’ya şükranlarımızı sunuyoruz.

İtalya Futbol Federasyonu (FIGC) ve Türkiye Futbol Federasyonu (TFF), yeni dostluk köprüleri kurup futbol mirasına kalıcı bir katkı bırakarak bugüne kadar düzenlenen en iyi Avrupa Şampiyonası’na ev sahipliği yapmak için güçlerini birleştirdi.

Önümüzdeki yıllarda İtalya ve Türkiye, “Play as One” mottomuzda da belirttiğimiz gibi, büyük bir tutku ve bağlılıkla çalışarak 2032 yılına kadar taraftarlara en üst düzey Avrupa Şampiyonası deneyimini sunmak için yoğun bir iş birliği içinde olacaktır.” denildi.

Paylaşın

IMF, Türkiye İçin 2023 Ve 2024 Yılı Enflasyon Tahminlerini Yükseltti

Uluslararası Para Fonu (IMF), Türkiye için 2023 yılı enflasyon tahminini yüzde 50,6’dan yüzde 51,2’ye, 2024 yılı enflasyon tahminini yüzde 35,2’den yüzde 62,5’e yükseltildi.

IMF, Türkiye ekonomisine ilişkin büyüme beklentilerinde ise bu yıl ve gelecek yıl için yukarı yönlü revizyona gitti. Türkiye ekonomisinin bu yıl yüzde 4 ve gelecek yıl yüzde 3,25 büyüyeceği tahmin edildi.

Uluslararası Para Fonu (IMF), Dünya Ekonomik Görünüm Raporu’nun ekim sayısını “Küresel Farlılıklarda Gezinme” başlığıyla yayımladı.

Gazete Duvar’ın aktardığına göre; Kovid 19 salgını ve Rusya-Ukrayna savaşının ardından küresel toparlanmanın yavaş ve düzensiz olmayı sürdürdüğüne işaret edilen raporda, yeniden açılmayla gelen toparlanma ve enflasyonun düşürülmesinde kaydedilen ilerlemeyle birlikte yılın başındaki ekonomik dayanıklılığa rağmen rahatlamak için erken olduğu vurgulandı.

Raporda, ekonomik faaliyetin, özellikle yükselen piyasalarda ve gelişmekte olan ekonomilerde hala salgın öncesi seyrinin gerisinde kaldığı vurgulanarak, bölgeler arasında genişleyen farklılıklara işaret edildi.

Çeşitli güçlerin toparlanmayı engellediği belirtilen raporda, bunlardan bazılarının, salgının, Ukrayna’daki savaşın ve artan jeoekonomik ayrışmanın uzun vadeli sonuçlarını yansıttığı aktarıldı.

Dünya ekonomisinin geçen yıl yüzde 3,5 büyüdüğü anımsatılan raporda, küresel ekonomik büyümenin yavaşlayarak bu yıl yüzde 3 ve gelecek yıl yüzde 2,9 olmasının beklendiği bildirildi. IMF, temmuz ayında yayımladığı tahminlerinde, küresel ekonominin hem 2023 hem de 2024’te yüzde 3 büyüyeceğini öngörmüştü.

Raporda, küresel ekonomik büyüme tahminlerinin 2000-2019 yılları ortalaması olan yüzde 3,8’in altında kaldığı kaydedildi. Gelişmiş ekonomilerin 2022’de yüzde 2,6 büyüdüğü hatırlatılan raporda, ABD’deki ivmenin beklenenden güçlü ancak Euro Bölgesi’ndeki büyümenin beklenenden zayıf olduğu bir dönemde bu ekonomilerdeki büyümenin yavaşlayarak bu yıl yüzde 1,5 ve 2024’te yüzde 1,4 olmasının beklendiği aktarıldı.

Raporda, geçen yıl yüzde 4,1’lik büyüme kaydeden yükselen piyasa ve gelişmekte olan ekonomilerin de Çin’deki emlak sektörü krizini yansıtacak şekilde hem 2023 hem de 2024’te yüzde 4 düzeyinde büyümesinin öngörüldüğü bildirildi. Orta vadede küresel büyüme tahminlerinin yüzde 3,1 ile son yılların en düşük seviyesinde bulunduğuna işaret edilen raporda, ülkelerin daha yüksek yaşam standartlarına ulaşma beklentilerinin zayıf olduğu belirtildi.

Raporda, küresel enflasyonun ise 2022’deki yüzde 8,7 seviyesinden 2023’te yüzde 6,9’a ve 2024’te yüzde 5,8’e istikrarlı bir şekilde düşeceğinin öngörüldüğü, ancak enflasyon tahmininin bu yıl için 0,1 ve gelecek yıl için 0,6 puan artırıldığı, çoğu durumda 2025’e kadar enflasyon hedeflerine dönülmesinin beklenmediği ifade edildi.

ABD’de borç limiti gerilimlerinin çözülmesiyle İsviçreli ve ABD’li yetkililerin bankacılık sektöründeki türbülansı kontrol altına almak için kararlı bir şekilde harekete geçmesi nedeniyle, finansal görünüme yönelik risklerin altı ay öncesine göre daha dengeli olduğuna işaret edilen raporda, ekonomide “sert iniş” ihtimalinin azaldığı ancak küresel büyümeye yönelik risklerin aşağı yönlü olmaya devam ettiği kaydedildi.

Raporda, Çin’in emlak sektörü krizinin özellikle emtia ihracatçıları açısından küresel etkileriyle birlikte derinleşebileceğine değinilerek, enflasyonun sıkı iş gücü piyasalarıyla birlikte beklenenden daha yüksek politika faizleri gerektirmesine katkıda bulunabileceği vurgulandı.

Daha fazla iklim ve jeopolitik şokun, gıda ve enerji fiyatlarında ilave artışlara neden olabileceği kaydedilen raporda, jeoekonomik ayrışmanın yoğunlaşmasının emtianın piyasalar arasındaki akışını kısıtlayabileceği, ek fiyat dalgalanmalarına neden olabileceği ve yeşil dönüşümü karmaşık hale getirebileceği ifade edildi.

Raporda, düşük gelirli gelişmekte olan ülkelerin ise yarısından fazlasının borç sıkıntısı içinde veya yüksek risk altında olduğu kaydedildi. IMF’nin raporunda, ülkelere ilişkin güncellenen ekonomik büyüme tahminleri de paylaşıldı.

Buna göre, ABD ekonomisine ilişkin büyüme beklentisi 2023 yılı için yüzde 1,8’den yüzde 2,1’e ve 2024 yılı için yüzde 1’den yüzde 1,5’e yükseltildi. Euro Bölgesi ekonomisine ilişkin büyüme tahmini ise bu yıl için yüzde 0,9’dan yüzde 0,7’ye ve 2024 yılı için de yüzde 1,5’ten yüzde 1,2’ye düşürüldü.

Avrupa’nın önde gelen ekonomilerinden Almanya’nın bu yıl yüzde 0,5 küçülmesi beklenirken, gelecek yıl yüzde 0,9 büyüyeceği tahmin edildi. IMF, temmuz ayındaki tahminlerinde, Almanya ekonomisinin bu yıl yüzde 0,3 küçüleceğini ve 2024’te yüzde 1,3 büyüyeceğini öngörmüştü.

Fransa ekonomisine ilişkin büyüme beklentisi bu yıl için yüzde 0,8’den yüzde 1’e çıkarılırken, gelecek yıl için yüzde 1,3 olarak korundu. İtalya ekonomisine ilişkin büyüme tahmini 2023 yılı için yüzde 1,1’den yüzde 0,7’ye ve gelecek yıl için yüzde 0,9’dan yüzde 0,7’ye düşürüldü. İspanya ekonomisine ilişkin büyüme tahmini de bu yıl için yüzde 2,5 olarak korunurken, gelecek yıl için yüzde 2’den yüzde 1,7’ye düşürüldü.

İngiltere ekonomisine ilişkin 2023 yılı büyüme tahmini yüzde 0,4’ten yüzde 0,5’e çıkarılırken, 2024 yılı beklentisi yüzde 1’den yüzde 0,6’ya indirildi. Yükselen piyasalar ve gelişmekte olan ülke ekonomileri grubunda ise Çin ekonomisine ilişkin büyüme beklentisi bu yıl için yüzde 5,2’den yüzde 5’e düşürüldü. Çin ekonomisine yönelik 2024 yılı büyüme tahmini de yüzde 4,5’ten yüzde 4,2’ye çekildi.

Hindistan ekonomisinde bu yıla dair büyüme beklentisi ise yüzde 6,1’den yüzde 6,3’e çıkarılırken, gelecek yıl için yüzde 6,3 olarak korundu. Rusya ekonomisine ilişkin büyüme tahmini de bu yıl için yüzde 1,5’ten yüzde 2,2’ye yükseltilirken, gelecek yıl için yüzde 1,3’ten yüzde 1,1’e düşürüldü.

Türkiye için tahminler

IMF, Türkiye ekonomisine ilişkin büyüme beklentilerinde ise bu yıl ve gelecek yıl için yukarı yönlü revizyona gitti.

Türkiye ekonomisinin bu yıl yüzde 4 ve gelecek yıl yüzde 3,25 büyüyeceği tahmin edildi. Fon, temmuz ayındaki tahminlerinde, Türkiye ekonomisinin bu yıl yüzde 3 ve gelecek yıl yüzde 2,8 büyüyeceğini öngörmüştü.

IMF, 6 Ekim’de de James Walsh liderliğindeki IMF heyetinin 25-29 Eylül’de yaptığı Türkiye ziyaretinin ardından ülke ekonomisine ilişkin değerlendirmeleri paylaşmıştı. Fondan yapılan açıklamada, Türkiye’de seçimden bu yana uygulanan politika değişikliğinin memnuniyetle karşılandığı aktarılmıştı.

Açıklamada, politika faizinin yükseltilmesi, vergilerin artırılması ve bazı finansal sektör önlemlerinin serbestleştirilmesi yönündeki son adımların riskleri azalttığı ve yatırımcı güvenini artırdığı belirtilerek, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın rezerv pozisyonunun da iyileştiği kaydedilmişti.

Paylaşın

FT’den Dikkat Çeken “Erdoğan Yazısı: Her An Sabrını Yitirebilir

Londra merkezli uluslararası ekonomi gazetesi The Financial Times, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 28 Mayıs seçimleri sonrası uygulanmaya başlayan geleneksel ekonomi politikalarını gerçekten benimseyip benimsemediğini irdeleyen bir analiz yayınladı.

Gazete Pencere’nin aktardığına göre; Adam Samson imzasıyla yayınlanan analizde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın mayıs ayında yeniden cumhurbaşkanı seçilmesinden bu yana geleneksel olmayan ekonomi fikirlerini bir kenara bırakmış gibi göründüğünü, ancak yatırımcıların ihtiyatlı olmayı sürdürdüğü vurgulandı.

Analizde, Erdoğan’ın orta vadeli ekonomi programını tanıtırken, bu vesileyle yıllardır izlediği geleneksel olmayan ekonomi politikalarından ani bir şekilde uzaklaştığına işaret eden planı takdim ettiği belirtildi. Gazeteye konuşan AK Partili eski cumhurbaşkanı yardımcısı Cevdet Yılmaz da Erdoğan’ın konuşmasında yeni ekonomi programının siyasi sahipliği konusuna değinmeye çalıştığını söyledi.

Düşük faiz oranlarının Erdoğan’ın ekonomi programının ana direği olduğunu yazan The Financial Times, hükümetin pek çok şirket ve kişi dolar ve altına yönelirken ekonomiyi ‘liralaştırma’ adımları attığını hatırlattı. Analizde, Erdoğan yeni ekonomi politikasına desteğini açıklasa da yatırımcı ve ekonomistlerin Erdoğan’ın daha sıkı para politikası karşısında sabrını ne kadar koruyabileceği konusunda derin endişe duyduğu belirtildi.

Buna göre, analistler ayrıca her ne kadar ekonomi politikaları daha geleneksel yönde ilerlese de Erdoğan’ın uzun süredir büyüme üzerinde olan odağının politika yapıcıların enflasyonu dizginleme çabalarına ciddi bir zorluk teşkil ettiği görüşünde.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, her an sabrını yitirebilir

Para politikasının teknik detaylarının yanı sıra Türkiye’nin endişe verici siyasetinin, geleneksel ekonomi politikasına sözde dönüşlerin ardından pek çok ani geri dönüşe şahit olan yatırımcıların peşini bırakmadığını kaydeden The Financial Times, Erdoğan’ı bu sefer ekonomi politikalarını değiştirmeye neyin ittiğinin bilinmediğini yazdı.

Gazetenin analizine göre, pek çok yönetici yeni politikaların dengesiz bir şekilde uygulanmasından ve mevcut politikalarda yapılan, iş yapmalarını zorlaştıran değişiklikler karşısında hüsrana uğramış durumda. Bunun yanı sıra, ismini vermek istemeyen eski üst düzey bir politika yapıcı, Erdoğan’ın faizle ilgili fikrini değiştirdiğinden ciddi anlamda şüphe duyduğunu belirterek Erdoğan’ın her an sabrını yitirebileceğini söyledi.

Yılmaz ise Erdoğan’ın yüksek faiz oranlarının enflasyona sebep olacağı yönündeki teorisini hâlâ destekleyip desteklemediği yönündeki soruya, mevcut politikaların orta ve uzun vadede uygulanmasıyla enflasyon ve faiz oranlarının düşmesini beklediklerini belirtti.

Bilkent Üniversitesi’nden Hakan Kara da özellikle 2024 yılındaki yerel seçimlerden önce siyasetçilerin ekonomik gerilemeye olan hoşgörüsüzlüğünün en büyük risk olduğunu söyledi.

Yeni ekonomi programının tüm hedeflerini yerine getirip getiremeyeceği konusunda endişelerin olmasına rağmen programın işe yaramaya başladığını ve yatırımcıların bunu fark etmeye başladığını aktaran The Financial Times, pek çok analistin yine de Türkiye’nin ekonomi politikalarında yeniden değişime gidip gitmeyeceği konusunda ihtiyatlı olmayı sürdürdüğünü kaydetti.

Fitcth kredi derecelendirme kuruluşundan Paul Gamble da söz konusu değişimin bu sefer farklı olup olmadığını anlamanın zaman alacağını, çünkü geçmişte pek çok geriye dönüş olduğunu söyledi.

Paylaşın

Türkiye’de Turistik Tesislerin Tadını Yabancılar Çıkarıyor!

Türkiye’de otel ve benzeri turistik tesislerin tadını büyük ölçüde yabancı turistler çıkarıyor. Öte yandan, Türkiye’de turistik konaklama tesislerinde geçirilen gece sayısında yabancı turistlerin oranı son 10 yılda düşüş eğiliminde.

2014 yılında turistik konaklama tesislerinde geçirilen gece sayısında yabancı oranı yüzde 75 iken salgın öncesinde 2019 yılında yüzde 62,9 oldu. 2020 yılında salgının etkisiyle bu oran yüzde 42,1’e kadar gerilirken 2022 yılında yüzde 61,3 oldu.

2022 yılı verilerine göre turistik konaklama tesislerinde geçirilen gece sayısının en yüksek olduğu ülkeler İspanya (451,6 milyon) ve Fransa (449,8 milyon). Hemen ardından İtalya (412 milyon) ve Almanya (400,4 milyon) geliyor. Türkiye ise 242,5 milyon ile beşinci sırada bulunuyor.

Türkiye’de 2022 yılı verilerine göre turistik konaklama tesislerinde geçirilen gece sayısında yabancı oranı yüzde 61,3 oldu.

Kovid 19 salgınıyla büyük bir darbe yiyen turizm sektörü toparlandı. AB ülkelerinde 2022 yılında otel ve pansiyon gibi turistik tesislerde geçirilen gece sayısı salgın öncesindeki seviyeye yaklaştı. Türkiye’de ise bu sayı salgın öncesi dönemin de üzerine çıkarak 242,5 milyona ulaştı.

2022 yılı verilerine göre turistik konaklama tesislerinde geçirilen gece sayısının en yüksek olduğu ülkeler İspanya (451,6 milyon) ve Fransa (449,8 milyon). Hemen ardından İtalya (412 milyon) ve Almanya (400,4 milyon) geliyor. Türkiye ise 242,5 milyon ile beşinci sırada bulunuyor.

100 milyonun üstünde konaklanan gece sayısına sahip diğer ülkeler Yunanistan (132,7 milyon), Hollanda (128,8 milyon) ve Avusturya (115,1 milyon) oldu.

Peki, turistik tesislerde kimler kalıyor? Bu oran ülkeden ülkeye büyük değişiklik gösteriyor. Turistik konaklama tesislerinde geçirilen gece sayısında yabancı oranın en yüksek olduğu ülkeler Malta (yüzde 91,9), Hırvatistan (yüzde 91,4) ve Kıbrıs (yüzde 90,8) oldu.

Bu oran Akdeniz ve Ege’de deniz tatili sunan ülkelerde yüksek. Yunanistan’da yabancı oranı yüzde 84 iken Portekiz (yüzde 64,4) ve Türkiye’de yüzde 61,3. İspanya ise yüzde 60,1 ile hemen Türkiye’nin ardından geliyor.

Bazı ülkelerin 2022 verileri bulunmuyor. Sağlıklı bir kıyas için bu ülkelerin 2019 verileri grafikte yer alıyor. Buna göre turistik konaklama tesislerinde geçirilen gece sayısında yabancı oranın en düşük olduğu ülke yüzde 16,9 ile Almanya. Avrupa’da turizmin önemli ülkelerinden Fransa’da ise bu oran yüzde 27,9. Yabancı turist oranı İskandinav ülkelerinde de düşük.

Türkiye çıkışta

Turistik konaklama tesislerinde geçirilen toplam gece sayısında Türkiye büyük bir çıkış içinde. 2014-2022 yılları arasında 2022 rekorun kırıldığı ülke oldu. 2014’te 130 milyon olan konaklanan gece sayısı 2022’de 242,5 milyon oldu.

Türkiye’de turistik konaklama tesislerinde geçirilen gece sayısında yabancı turistlerin oranı son 10 yılda düşüş eğiliminde. 2014 yılında yabancı oranı yüzde 75 iken salgın öncesinde 2019 yılında yüzde 62,9 oldu.

2020 yılında salgının etkisiyle bu oran yüzde 42,1’e kadar gerilirken 2022 yılında yüzde 61,3 oldu. Bu değişim için yabancı turist sayısı ve konaklama imkanlarının da incelenmesi gerekiyor.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

“2032 Avrupa Futbol Şampiyonası Türkiye – İtalya Ortaklığıyla Yapılacak” İddiası

Türkiye ve İtalya’nın 2032 Avrupa Futbol Şampiyonası (EURO 2032) düzenleyeceği öne sürüldü. UEFA (Avrupa Futbol Federasyonları Birliği) ise, resmi açıklamayı 10 Ekim’de yapacak.

Türkiye Futbol Federasyonu’ndan daha önce konuya ilişkin yapılan açıklamada, “TFF ile İtalya Futbol Federasyonu, yapılan görüşme ve değerlendirmelerin ardından EURO 2032’yi beraber düzenlemek için UEFA’ya ortak başvuru yapma kararı almıştır” ifadelerine yer verilmişti.

TFF Başkanı Büyükekşi’de, “Bu başvurunun Avrupa ve Türk futbolu için çok önemli olacağına inanıyorum. Türkiye için bir milat olacak. 2028 adaylık sürecinden vazgeçme gibi bir düşüncemiz yok. UEFA, EURO 2032 ortak adaylık başvurumuzu kabul ederse EURO 2028’den çekileceğiz.” demişti.

İtalyan gazeteci Nicolo Schira, Türkiye ve İtalya ortaklığının 2032 Avrupa Futbol Şampiyonası’nı (EURO 2032) düzenleyeceğini öne sürdü.

Ajansspor’un haberine göre, 10 Ekim Salı günü açıklanacak olan ev sahipliği öncesi Türkiye – İtalya ve Rusya’nın teklifleri bulunuyordu. Rus futbolu, Ukrayna savaşı nedeniyle UEFA’dan belirsiz bir süre ihraç edildiği için bu teklif geçersiz olmuştu.

Güncel tekliflerin sahipleri Türkiye ve İtalya da ortak düzenlemeye karar verince tek ihtimal bu olarak kaldı. Türkiye ve İtalya’nın teklifleri de geçerlilik kazanınca ev sahipliği kesin noktasına gelmişti. UEFA, resmi açıklamayı 10 Ekim (yarın) yapacak.

UEFA’dan yapılan açıklamaya göre, UEFA EURO 2032’yi İtalya ile ortaklaşa düzenlemek için geçtiğimiz yaz başvuru yapan Türkiye, EURO 2028 için yaptığı başvuruyu geri çekti. Türkiye’nin başvurusunu geri çekmesi sonrası EURO 2028’i İngiltere ile İrlanda’nın birlikte düzenlemesi kesinleşmiş oldu.

TFF Başkanı Büyükekşi: Türkiye için bir milat olacak

Türkiye Futbol Federasyonu’ndan (TFF) daha önce yapılan açıklamada, “TFF ile İtalya Futbol Federasyonu, yapılan görüşme ve değerlendirmelerin ardından EURO 2032’yi beraber düzenlemek için UEFA’ya ortak başvuru yapma kararı almıştır” ifadeleri yer almıştı.

TFF Başkanı Mehmet Büyükekşi ise yaptığı açıklamada şunları söylemişti: “Bu adaylık başvurusu 10 Ekim’de neticelenecek. 2028 adaylığı için karşımızda Birleşik Krallık, 2032 için ise İtalya var. İtalya Futbol Federasyonu ile müzakere yaptık ve ayrı ayrı adaylık başvurusu yapmak yerine UEFA’ya birlikte başvuru yapma kararı aldık.

UEFA bu çalışmamızı kabul ederse başka bir rakibimiz yok. Bu başvurunun Avrupa ve Türk futbolu için çok önemli olacağına inanıyorum. Türkiye için bir milat olacak. 2028 adaylık sürecinden vazgeçme gibi bir düşüncemiz yok. UEFA, EURO 2032 ortak adaylık başvurumuzu kabul ederse EURO 2028’den çekileceğiz.”

Paylaşın