Son Üç Yılda Türkiye’de En Az 963 Kadın Öldürüldü

Eşitlik İçin Kadın Platformu (EŞİK) gönüllüsü Selin Nakıpoğlu, “Kadına yönelik erkek şiddetin temelinde cinsiyet eşitsizliğinin yattığını belirleyen ve zorla evlendirme, kürtaj gibi fiilleri suç sayan İstanbul Sözleşmesi, devletin sorumluluklarını açıkça ortaya koyuyor” dedi ve ekledi:

“Bunlar, başta kadınlar ve çocuklar olmak üzere herhangi bir kişinin şiddete maruz kalmasını önlemek, şiddete ve istismara cinsiyeti temelinde yaklaşmak, mağdurları korumak ve gerektiğinde failleri cezalandırmak.”

Selin Nakıpoğlu, “Eşit yurttaşlık hakkımız için mücadeleye olan inancımızı kaybetmeme zamanındayız. Saray’ın imzamı çekiyorum sözünün bir hükmü yok ve bu karar erkek şiddeti ile mücadele etmiyorum demek. Biz ne olursa olsun İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmiyoruz” ifadeleriyle sözlerini noktaladı.

İstanbul Sözleşmesi’nden resmi olarak çıkılmasının üçüncü yılında Cumhuriyet’ten Rengin Temoçin‘e konuşan Eşitlik İçin Kadın Platformu (EŞİK) gönüllüsü Selin Nakıpoğlu, sözleşmeden çekilmenin kadın, çocuk ve LGBTİ+ haklarının giderek daha fazla baltalanmasının bir başka işareti olduğunu belirtti.

Nakıpoğlu, “Kadına yönelik erkek şiddetin temelinde cinsiyet eşitsizliğinin yattığını belirleyen ve zorla evlendirme, kürtaj gibi fiilleri suç sayan İstanbul Sözleşmesi, devletin sorumluluklarını açıkça ortaya koyuyor. Bunlar, başta kadınlar ve çocuklar olmak üzere herhangi bir kişinin şiddete maruz kalmasını önlemek, şiddete ve istismara cinsiyeti temelinde yaklaşmak, mağdurları korumak ve gerektiğinde failleri cezalandırmak” diye konuştu.

Nakıpoğlu sözlerini şu şekilde noktaladı: “Eşit yurttaşlık hakkımız için mücadeleye olan inancımızı kaybetmeme zamanındayız. Saray’ın imzamı çekiyorum sözünün bir hükmü yok ve bu karar erkek şiddeti ile mücadele etmiyorum demek. Biz ne olursa olsun İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmiyoruz.”

Kadın dernekleri sözleşmeden çıkılmasının üçüncü yılında sosyal medya üzerinden yaptıkları paylaşımda artan kadın cinayetlerine vurgu yaptı.

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’ndan yapılan açıklamada “Üç yıl önce bugün anayasaya aykırı şekilde İstanbul Sözleşmesi’nden resmi olarak imza çekildi. Günde yedi kadın öldürülebiliyor, şüpheli ölümler her sene artıyorsa sorumlusu imzayı çekenlerdir. Çözüm İstanbul Sözleşmesi’dir. Her maddesi uygulanana dek mücadeleyi sürdüreceğiz” görüşlerine yer verdi.

Eşitlik İçin Kadın Platformu (EŞİK) ise paylaşımında şunları söyledi: “Kadınların ve çocukların nafakasına el uzatanlara, ayrımcılık yapanlara, istismarı affedenlere, kadın cinayetlerini görmezden gelenlere, İstanbul Sözleşmesi’ne karşı olanlara verilecek tek bir cevabımız var:

Kadınların hakları ve hayatları üzerinden siyaset yapmaktan vazgeçin; çünkü biz eşitlikten, özgürlükten, yaşam tarzımızdan ve haklarımızı garanti altına alan yasalardan vazgeçmemeye kararlıyız. Biz hiç yorulmadık, vazgeçmedik, boyun eğmedik. Yorulmayacağız, vazgeçmeyeceğiz, boyun eğmeyeceğiz. İstanbul Sözleşmesi’nden de 6284 sayılı yasadan da vazgeçmeyeceğiz.”

Paylaşın

EURO 2024: Türkiye Çeyrek Finalde

2024 Avrupa Futbol Şampiyonası (EURO 2024) Son 16 Turu’nda Türkiye ile Avusturya, Leipzig Stadyumu’nda karşı karşıya geldi. Sahadan 2-1 galip ayrılan Türkiye, adını çeyrek finale yazdırdı.

Haber Merkezi / Portekizli Artur Soares Dias’ın yönettiği karşılaşmada Türkiye’nin gollerini 1. ve 59. dakikada Merih Demiral, Avusturya’nın tek golünü ise 66. dakikada Gregoritsch kaydetti.

Türkiye’nin çeyrek finaldeki rakibi Romanya’yı saf dışı bırakan Hollanda.

Goller: Karşılaşmanın ilk dakikası içinde Arda Güler’in sağ kanattan kullandığı korner sonrasında kale sahasında karambol oluştu. Kaleci Pentz’in çizgi üzerinde müdahale ettiği topu Merih Demiral tamamladı (1-0).

59. dakikada bir kez daha sahneye çıkan Merih Demiral, Arda Güler’in kullandığı köşe atışına iyi yükseldi ve topu ağlarla buluşturdu (2-0). 66. dakikada Marcel Sabitzer’in kullandığı köşe vuruşunda Michael Gregoritsch topu ağlarla buluşturdu (2-1).

Türkiye, Portekiz, Gürcistan ve Çekya ile birlikte yer aldığı F Grubu’nu 2 galibiyet ve 1 mağlubiyetle ikinci olarak bir üst tura çıktı. Avusturya ise D Grubu’nda Fransa, Hollanda ve Polonya ile mücadele etti ve 2 galibiyet ve 1 yenilgiyle topladığı 6 puanla lider olarak son 16’ya yükseldi.

Paylaşın

Belediyeler Borç Batağında!

2023 yılında 682,3 milyar TL geliri bulunan belediyeler, toplam 768 milyar 828 milyon 974 bin TL’lik gidere imza attı. 2023 yılında, 2022 yılına oranla en yüksek artış kaydedilen gider kaleminin, yüzde 105’lik artış ile personel giderleri kalemi olduğu belirtildi.

Belediyelerin ve bağlı idarelerin öz gelirlerinin giderlerini karşılama oranındaki erime de verilere yansıdı. Buna göre, 2021 yılında yüzde 43 olan mahalli idarelerin gelirlerinin giderlerini karşılama oranı, 2022 yılında yüzde 42’ye, 2023 yılında ise yüzde 38’e kadar geriledi.

Türkiye’de iktidar eliyle yaratılan ekonomik kriz, yerel yönetimlerin bütçe dengesini de bozdu. İğneden ipliğe hemen her ürüne yapılan zammı yurttaşa yansıtmamaya çalışan belediyelerin gelirleri giderlerinin çok altında kaldı.

Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı’nın belediyelerin bütçe gerçekleşmelerine yönelik verileri de çarpıcı tabloyu gün yüzüne çıkardı.

Birgün’den Mustafa Bildirici’nin Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı’nın verilerinden aktardığına göre, belediyeler 2023 yılı geliri 682 milyar 313 milyon 298 bin TL oldu.

Toplam 682,3 milyar TL’lik gelirin 474,7 milyar TL’sini faizler, cezalar ve paylardan toplanan para oluşturdu. Faiz, ceza ve payların ardından en yüksek gelir kaleminin, 68,6 milyar TL’lik gelir ile sermaye gelirleri kalemi olduğu bildirildi.

Belediyelerin giderleri ise Türkiye’deki hızlı enflasyon artışı nedeniyle katlandı. Buna göre, 2023 yılında 682,3 milyar TL geliri bulunan belediyeler, toplam 768 milyar 828 milyon 974 bin TL’lik gidere imza attı. 2023 yılında, 2022 yılına oranla en yüksek artış kaydedilen gider kaleminin, yüzde 105’lik artış ile personel giderleri kalemi olduğu belirtildi.

Belediyelerin 2023 yılındaki diğer bazı gider kalemleri ve 2022 yılına oranla yaşanan artış ise şöyle sıralandı:

Mal ve hizmet alım: 353 milyar 410 milyon 751 bin TL (Yüzde 101)
Faiz: 16 milyar 870 milyon 57 bin TL (Yüzde 77)
Cari transferler: 48 milyar 199 milyon 611 bin TL (Yüzde 84)
Sermaye giderleri: 245 milyar 131 milyon 412 bin TL (Yüzde 88)

Belediyelerin ve bağlı idarelerin öz gelirlerinin giderlerini karşılama oranındaki erime de verilere yansıdı. Buna göre, 2021 yılında yüzde 43 olan mahalli idarelerin gelirlerinin giderlerini karşılama oranı, 2022 yılında yüzde 42’ye, 2023 yılında ise yüzde 38’e kadar geriledi.

Paylaşın

Erdoğan’dan “Beşar Esad” Mesajı: Görüşebiliriz

Erdoğan, Türkiye ve Suriye arasında yeniden bir diplomatik ilişkiler kurulur mu sorusuna verdiği yanıtta, “Suriye ile ilişkileri geliştirmek için geçmişte nasıl birlikte hareket ettiysek aynı şekilde yine ederiz” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Suriye halkı bizim kardeş halk olarak yaşadığımız bir topluluktur. Suriye ile ilişkilerimizi nasıl canlı tuttuysak biliyorsunuz sayın Esed ile bu görüşmeleri yaptık yarın yine görüşebiliriz. Suriye’nin içişlerine karışmak gibi bir amacımız yok.”

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile görüşmesine ilişkin sorulan soruya da yanıt veren Erdoğan, “Devlet Bey ile ülkemizin siyasi gelişiminde neler oluyor, ne gibi tedbirler almamız gerekir, bunların görüşmesini yapıyoruz. Gerek MHP gerek AK Parti olarak adımlarımızı atıyoruz” ifadelerini kullandı.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cuma namazı sonrası açıklamalarda bulundu. Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkan bölümler şöyle:

“İstanbul Bahçelievler’de meydana gelen yıkım: Kentsel dönüşümün temelinde bu tür birçok kaçak yapıların doğru dürüst yapılmadığı yerlerde dönüşüme gidelim ki işi sağlama bağlayalım. Yıkılan binalarda sıkıntı, bakıyorsunuz 3 kat kaçak yapılmış.

Bundan sonra ad yaşayacağımızı açık söyleyebilirim. Bundan sonraki süreçte kentsel dönüşümle zemin etütleri ile başlayıp TOKİ ile verilen imtihanı nasıl verdiysek ülke genelinde bu yapıları yaparak adımlarımızı atalım ve işi sağlama bağlayalım.

Devlet Bahçeli ile görüşme: Cumhur İttifakı’nın önemli temsilcisi olarak Devlet Bey’le uzun süredir çalışmalarımız var. Görüşmelerimizi ara vermeden devam ettirdik, ettiriyoruz, bundan sonra da devam ettireceğiz. Herhangi bir suiistimale de fırsat vermeyi asla düşünmüyoruz. Böyle bir şey de söz konusu değil.

Devlet Bey’le şu anda ülkemizin siyasi gelişiminde neler var, neler oluyor, ne gibi tedbirler almamız gerekir, bunların değerlendirmesini yaptık ve her görüşmemizde de nereden bakarsanız yani 1 saat civarında bu değerlendirmeleri yapıyoruz ve bununla birlikte gerek Milliyetçi Hareket Partisi gerekse Adalet ve Kalkınma Partisi olarak adımlarımızı atıyoruz.”

Suriye: Biz Suriye ile bu ilişkileri geliştirmekte, geçmişte nasıl birlikteysek yine aynı şekilde birlikte hareket ederiz. Suriye’nin içişlerin karışmak gibi bir derdimiz, hedefimiz asla olamaz.

Suriye halkı bizim kardeş halklar olarak beraber yaşadığımız bir topluluktur. Nasıl ki biz Suriye ile ilişkilerimizi çok çok canlı tuttuysak geçmişte, ailece görüşmelere varıncaya kadar… Biliyorsunuz sayın Eset ile biz görüşmeleri yaptık. Yarın olmaz diye bir şey kesinlikle mümkün değil, yine olur. Suriye’nin içişlerine karışmak gibi de bir derdimiz asla yok.”

Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad, son yaptığı açıklamada Suriye – Türkiye ilişkilerini iyileştirmeye yönelik her türlü çabanın temelinin ‘Suriye’nin egemenliğine saygı duyulması’ olduğunu dile getirmişti. Esad, ‘Türkiye’nin, Suriye devletinin kendi toprakları üzerindeki egemenliğini tanıdığı sürece Türkiye-Suriye ilişkilerinin geliştirilmesine yönelik görüşmelere açık olduğunu’ belirtmişti.

Ne olmuştu?

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve Suriyeli mevkidaşı Faysal Mikdad, Suriye’de savaşın başladığı 2011 yılından bu yana dışişleri bakanları düzeyinde ilk kez resmi görüşme için Moskova’da bir araya gelmişti.

Toplantıda ilişkilerin normalleştirilmesinin yanı sıra Suriye’deki iç savaştan kaçarak Türkiye’ye sığınan 3,7 milyon Suriyeli mültecinin ülkelerine gönüllü geri dönmeleri konusunun da ele alınacağı kaydedilmişti.

Dışişleri Bakanlığı’nın internet sitesinde konuyla ilgili yer alan açıklamada “Türkiye ile Suriye arasındaki ilişkilerin normalleştirilmesi hakkında görüş alışverişinde bulunulması, terörle mücadele, siyasi süreç, sığınmacıların gönüllü, güvenli ve onurlu dönüşleri de dahil olmak üzere insani konuların ele alınması planlanmaktadır” denilmişti.

Ankara ile Şam arasındaki normalleşme sürecinde Rusya’nın da girişimleriyle ilk somut adım bakanlar düzeyinde 28 Aralık’ta atılmıştı.

Moskova’da 28 Aralık 2022’de Türkiye, Rusya ve Suriye savunma bakanları ve istihbarat başkanlarının katılımıyla yapılan üçlü toplantıda Suriye krizi, mülteci sorunu ve Suriye topraklarında bulunan tüm terör örgütleri ile ortak mücadele çabaları ele alınmıştı.

İlk görüşmede Şam yönetiminin, Türkiye’den, topraklarından çekilmesini ve Özgür Suriye Ordusu’nu (ÖSO) “terörist” olarak tanınmasını istediği ancak bu taleplerin Türkiye tarafından geri çevrildiği bildirilmişti.

Nisan başında dışişleri bakan yardımcıları düzeyinde yapılan toplantıya İran da katıldı. Türkiye, Suriye, Rusya ve İran savunma bakanları ve istihbarat başkanlarının katıldığı 25 Nisan’da yapılan toplantı, Ankara ile Şam arasında başlatılan normalleşme sürecinde yeni bir adım olmuştu.

Milli Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, Türkiye “Suriye topraklarında her şekliyle terör örgütleri ve tüm aşırılıkçı gruplarla mücadele, Suriyeli mültecilerin topraklarına dönmelerine yönelik çabaların yoğunlaştırılması”na vurgu yaptı ve tarafların “Suriye’nin toprak bütünlüğüne saygılı olduklarını teyit” ettikleri belirtilmişti.

Suriye ise “Türk birliklerinin Suriye’den çekilmesi” talebini yinelemişti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 28 Aralık toplantısı öncesinde Suriye’nin kuzeyindeki YPG güçlerine yönelik olası kara operasyonuyla ilgili açıklamada bulunurken, “Biz şu an itibarıyla Suriye, Türkiye, Rusya üçlü olarak bir adım atalım istiyoruz.

Bunun için de önce istihbarat örgütlerimiz bir araya gelsin, ardından savunma bakanlarımız bir araya gelsin, daha sonra dışişleri bakanlarımız bir araya gelsin. Onların yaptığı görüşmelerden sonra da biz liderler olarak bir araya gelelim. Bunu da Sayın Putin’e teklif ettim. O da buna olumlu baktı. Böylece bir dizi görüşmeler zincirini başlatmış olacağız” şeklinde konuşmuştu.

Erdoğan’ın açıklamalarının ardından Rus medyasına yansıyan haberlerde, Moskova’nın Türkiye tarafından önerilen üçlü diplomasi mekanizması fikrine sıcak baktığı belirtilmişti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan Kasım ayında Suriye Devlet Başkanı Esad ile görüşebileceğinin sinyalini vermiş ancak Esad, Türkiye Suriye’nin kuzeyindeki askerlerini çekmeyi kabul etmediği müddetçe Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmeyeceğini söylemişti.

Paylaşın

Türkiye’nin Gri Listeden Çıkarılmasının Ekonomiye Olumlu Etkisi Olacak Mı?

İktisatçı Prof. Dr. Hayri Kozanoğlu “Çok yaygın kullanılan ‘Piyasalar beklentileri satın alır, gerçekleri satar’ diye bir ifade var. Bu çerçevede düşünürsek zaten Mehmet Şimşek’in göreve gelişinden beri önde gelen gündem maddelerinden biri Türkiye’nin gri listeden çıkartılmasıydı” dedi ve ekledi:

“Bu da bu beklentide satın alındı. Yani zaten böyle bekleniyor. Tersi olsa, Türkiye gri listeden çıkarılmazsa bir olumsuz hava eser. Gri listeden çıkarılınca ciddi bir olumlu havanın doğacağını zannetmiyorum.”

Gri liste kararının ekonomik etkilerinden çok, iç siyasi yansımalarının önemli olacağı görüşünü dile getiren Kozanoğlu, “Bunu daha çok iç piyasada ben iç kamuoyuna yönelik olarak ‘Bakın Mehmet Şimşek geldi, gri listeden de çıktık’ propagandası yapılacağını düşünüyorum. Ama yani gri listeye girildiği zaman da başkanlık sisteminin olduğunu, Cumhurbaşkanı’nın Recep Tayyip Erdoğan olduğunu, işte Cumhur İttifakı tarafından ülkenin yönetildiğini hatırlamak gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Türkiye, kara para ile mücadelede yetersiz kaldığı gerekçesiyle Ekim 2021’de eklendiği gri listeden çıktı. Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) bünyesinde faaliyet yürüten Mali Eylem Görev Gücü (FATF) Singapur’da yaptığı değerlendirme toplantısında Türkiye ile beraber Jamaika’nın da adını listeden çıkarma kararı verdi. Örgüt, her iki ülkeyi de kaydettikleri “önemli ilerleme” nedeniyle tebrik ettiklerini açıkladı. Peki bu gelişme ne anlama geliyor?

Kara para aklama, terörizmin finansmanı ve diğer mali suçlarla mücadeleyi amaçlayan uluslararası bir örgüt olan “Financial Action Task Force” (Finansal Eylem Görev Gücü – FATF) yılda üç kez yaptığı değerlendirme toplantılarında suç gelirlerinin aklanması ve terörizmin finansmanıyla mücadelede yetersiz kalan ülkeleri açıklıyor.

FATF’nin kendi sitesindeki tanıma göre, gri liste kapsadığı ülkelerin artırılmış bir izlemeye tabi olmasını öngörüyor. Eksiklikleri olduğu tespit edilen ve bunları gidereceğini taahhüt eden ülkeler “gri liste” olarak adlandırılan “Yüksek Risk Altında Ülkeler” listesine alınıyor. Ülkeler, FATF taahhütleri kapsamında gerekli adımları atarak bu listeden çıkabiliyor.

Türkiye aslında ilk olarak 2011 yılında gri listeye girmişti. Yapılan düzenlemelerin ardından yine dönemin Maliye Bakanı Mehmet Şimşek zamanında 2014 yılında listeden çıkarılmıştı. Ekim 2021’de ise kara paranın aklanması ve terörizmin finansmanını engellemede eksikleri olduğu gerekçesiyle yeniden gri listeye alındı.

Türkiye’de kara para aklama ve terörizmin finansmanı konusunda gri alanların oluşmasında birbirini ardına yapılan varlık barışı düzenlemeleri ve emlak sektöründe yabancıya satışların etkili olduğu düşünülüyor.

Dönemin FATF Başkanı Marcus Pleyer, Türkiye’nin gri listeye alındığını duyururken; bankacılık, altın ve değerli taşlar ile emlak sektörü gibi yüksek riskli sektörlerde düzenlemeler yapılması gerektiğini bildirmişti. Pleyer, konuşmasında, “Türkiye; kara para aklama vakalarını, El Kaide ve IŞİD gibi BM tarafından terörist olarak tanınan gruplarla bağlantılı para transferlerini takibe almalı. Türkiye’nin; kara para aklamayı önlemede, terörün finansmanını engellemede, suç şebekeleri ve yolsuzluklarla mücadelede adımlar attığını göstermesi önemli” ifadelerini kullanmıştı.

Singapur’daki toplantılarda Türkiye ve Jamaika’nın çıkarıldığı listede hâlihazırda; Bulgaristan, Burkina Faso, Kamerun, Hırvatistan, Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Haiti, Kenya, Mali, Mozambik, Namibya, Nijerya, Filipinler, Senegal, Güney Afrika ,Güney Sudan, Suriye, Tanzanya, Vietnam ve Yemen bulunuyor.

FATF tavsiyelerine uymayıp kara para aklama ve terör finansmanı konusunda iş birliği yapmayan İran, Kuzey Kore ve Myanmar ise örgütün ‘kara liste’sinde bulunuyor.

Gri listeden çıkmak neden önemli?

Gri listede olmak yabancı bankalar ve yatırımcılarla ilişkileri olumsuz etkiliyor. Gri listeye alınan ülkeler, dış yatırım çekme sürecinde uluslararası otoriteler, kredi kuruluşları ve yatırımcılar nezdinde itibar kaybına uğrarken bu durum bankacılık işlemlerini de olumsuz etkiliyor.

Yurt içinde ise dış ticaret ağı yüksek olan şirketlerin ekstra denetimler ve yükümlülüklerle karşılaşmasına neden oluyor. Bu bağlamda gri listede yer almak, yüksek dış finansman ihtiyacı olan Türkiye ekonomisine yabancı yatırım ilgisini azaltırken, dış ticareti ve pazar paylarını olumsuz etkiliyor.

“Gri liste demek, şaibeli ekonomi demektir. Kara paracı ekonomi demektir. Terörün finansmanı ve kara parayla mücadelede yetersiz ve etkisiz ülke demektir” diyen eski Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı Ufuk Söylemez, bunun büyük bir güvensizlik yarattığına dikkat çekti:

“Bizim bu listeye girme sebeplerimizin başlı başına en başlıca tabii Türkiye’nin bir kayıt dışı ekonomi cenneti olması… İkincisi Türkiye mali aflarla ve vergi barışlarıyla; kaynağı ve sahibi meçhul milyarlarca doların bir ay içinde girip çıkmasıyla, tam anlamıyla Avrupa standartlarına baktığımız zaman, demokrasilerine tam bir şaibeli ülke durumuna sokuldu, maalesef.”

Gri liste yabancı yatırımcıların Türkiye’ye bakışını olumsuz etkiliyor. Ancak iktisatçı Prof. Dr. Hayri Kozanoğlu’na göre bu listeden çıkmanın etkisi sınırlı olacak. Kozanoğlu şöyle açıklıyor:

“Çok yaygın kullanılan ‘Piyasalar beklentileri satın alır, gerçekleri satar’ diye bir ifade var. Bu çerçevede düşünürsek zaten Mehmet Şimşek’in göreve gelişinden beri önde gelen gündem maddelerinden biri Türkiye’nin gri listeden çıkartılmasıydı. Bu da bu beklentide satın alındı. Yani zaten böyle bekleniyor. Tersi olsa, Türkiye gri listeden çıkarılmazsa bir olumsuz hava eser. Gri listeden çıkarılınca ciddi bir olumlu havanın doğacağını zannetmiyorum.”

Gri liste kararının ekonomik etkilerinden çok, iç siyasi yansımalarının önemli olacağı görüşünü dile getiren Kozanoğlu, “Bunu daha çok iç piyasada ben iç kamuoyuna yönelik olarak ‘Bakın Mehmet Şimşek geldi, gri listeden de çıktık’ propagandası yapılacağını düşünüyorum. Ama yani gri listeye girildiği zaman da başkanlık sisteminin olduğunu, Cumhurbaşkanı’nın Recep Tayyip Erdoğan olduğunu, işte Cumhur İttifakı tarafından ülkenin yönetildiğini hatırlamak gerekiyor” dedi.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Türkiye, 3 Yıl Sonra “Gri Liste”den Çıkarıldı

OECD bünyesindeki Mali Eylem Görev Gücü (FATF), Türkiye’yi kara para ile mücadelede yetersiz kalan ülkeler listesi olan gri listeden çıkardı. FATF, konuyla ilgili açıklama yapmadan önce Mehmet Şimşek, “Başardık” diye duyurdu.

Haber Merkezi / FATF Genel Kurulu iki ülkeyi “gri liste” olarak tabir edilen “artırılmış izleme sürecinden” çıkardığını duyurdu: Türkiye ve Jamaika.

Türkiye 2011 yılında da gri listeye alınmış, yine dönemin Maliye Bakanı Mehmet Şimşek zamanında 2014’te listeden çıkarılmıştı.

Gri liste; suç gelirlerinin aklanması ve terörizmin finansmanıyla mücadelede yetersiz kalan ülkelerin yakından izlenmesini öngörüyor. Bu listede yer almak, ülkelerin yabancı bankalar ve yatırımcılarla ilişkilerini olumsuz etkiliyor. Gri listeye alınan ülkeler, yabancı yatırım çekme sürecinde uluslararası otoriteler, kredi kuruluşları ve yatırımcılar nezdinde itibar kaybına uğruyor.

Kara Paranın Aklanmasının Önlenmesine Yönelik Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) bünyesinde faaliyet yürüten Mali Eylem Görev Gücü’nün (FATF), Singapur’da başlayan Genel Kurul toplantısı bugün sona erdi.

Kuruluş Türkiye’yi, kara para aklama ve terörizmin finansmanı konusunda yetersiz kalan ülkelerin içinde yer aldığı gri listeden çıkardı. Singapur’da olan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, sosyal medya hesabından “Başardık” şeklinde bir paylaşım yaptı.

OECD’nin açıklamasına göre, FATF Genel Kurulu iki ülkeyi “gri liste” olarak tabir edilen “artırılmış izleme sürecinden” çıkardı.

Genel Kurul, daha önce karşılıklı değerlendirmeler sırasında tespit edilen stratejik kara para aklama ve terörün finansmanıyla mücadelede (AML/CFT) eksikliklerini giderme konusunda kaydettikleri ilerlemeden dolayı, Türkiye ve Jamaika’yı tebrik etti.

Genel Kurul, Türkiye ve Jamaika’nin artık FATF’ın artırılmış izleme sürecine tabi olmayacağına karar verdi.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Türkiye’nin gri listeden çıkarılmasına ilişkin açıklama yaptı. Yılmaz, “Uluslararası kaynak girişini hızlandıracak ve borçlanma maliyetleri üzerinde pozitif etki yaratacaktır.” ifadelerini kullanarak yabancı yatırımcının ülkeye girmesindeki sürecin hızlanacağının altını çizdi.

İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya ise konuya ilişkin “Ülkemizin ‘Gri Liste’den çıkmasında emeği olan herkese teşekkür ediyorum. Başta terör ve o hainlerin finansmanına yönelik olmak üzere, organize suç örgütleriyle, zehir tacirleriyle, göçmen kaçakçılığı organizatörleriyle, kara para aklayan suç odaklarıyla mücadelemizi kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz” dedi.

Türkiye neden gri listeye alındı?

Dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, geçtiğimiz günlerde Youtube üzerinden yayın yapan GDH TV’de yaptığı açıklamada, Türkiye’nin 2019’dan 2021’e kadar FATF’nin 40 standardından 38’ini büyük ölçüde yerine getirdiğini söyledi. Soylu, Türkiye’nin bu çabasına rağmen gri listeye alınmasının “siyasi karar” olduğunu öne sürdü.

Raja Kumar’ın selefi olan ve 2020-2022 yıllarında FATF Başkanlığı’nı üstlenen Marcus Pleyer ise o dönem Türkiye’nin izleme amacıyla gri listeye alındığını şu sözlerle ortaya koymuştu: “Türkiye karmaşık kara para aklama vakalarıyla etkin bir şekilde başa çıktığını ve Birleşmiş Milletler’in terör organizasyonu olarak tanımladığı IŞİD ve El Kaide gibi örgütlerin mali finansmanına soruşturma açmakta kararlı olduğunu göstermelidir.”

“Gri liste” ne anlama geliyor?

FATF, yılda üç kez yaptığı değerlendirme toplantılarında suç gelirlerinin aklanması ve terörizmin finansmanıyla mücadelede yetersiz kalan ülkeleri açıklıyor.

FATF’nin kendi sitesindeki tanıma göre, gri liste kapsadığı ülkelerin artırılmış bir izlemeye tabi olmasını öngörüyor. Eksiklikleri olduğu tespit edilen ve bunları gidereceğini taahhüt eden ülkeler “gri liste” olarak adlandırılan “Yüksek Risk Altında Ülkeler” listesine alınıyor. Ülkeler, FATF taahhütleri kapsamında gerekli adımları atarak bu listeden çıkabiliyor.

FATF tavsiyelerine uymayıp kara para aklama ve terör finansmanı konusunda iş birliği yapmayan İran, Kuzey Kore ve Myanmar gibi ülkeler ise örgütün ‘kara liste’sinde bulunuyor.

Gri listeden çıkmak neden önemli, ekonomiyi iyileştirici etkisi olacak mı?

Türkiye’nin gri listede yer alıyor olması aynı zamanda yabancı bankalar ve yatırımcılarla olan ilişkilerini de etkiliyor. Gri listeye alınan ülkeler, dış yatırım çekme sürecinde uluslararası otoriteler, kredi kuruluşları ve yatırımcılar nezdinde itibar kaybına uğrarken bu durum bankacılık işlemlerini de olumsuz etkiliyor.

Yurtiçinde ise dış ticaret ağı yüksek olan şirketlerin ekstra denetimler ve yükümlülüklerle karşılaşmasına neden oluyor. Bu bağlamda gri listede yer almak, yüksek dış finansman ihtiyacı olan Türkiye ekonomisine yabancı yatırım ilgisini azaltırken, dış ticareti ve pazar paylarını olumsuz etkiliyor.

Paylaşın

Türkiye, Cinsiyet Eşitliğinde 146 Ülke Arasında 127. Sırada

Toplumsal cinsiyet eşitliğinde 146 ülke arasında 127. sırada yer alan Türkiye’nin, Suudi Arabistan, Nijerya ve Tunus gibi ülkelerin de gerisinde olması dikkat çekti.

Küresel Eşitlik ve Kapsayıcılık Ağı Başkanı Ayşe Kaşıkırık, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Bizim cinsiyet eşitliğini tam görebilmemiz için tam 134 yıl lazım” dedi.

Dünya Ekonomik Forumu’nun Küresel Cinsiyet Uçurumu Raporu yayımlandı. Rapor ülkelerin toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda sağlık, eğitim, ekonomi ve siyaset alanında nerede olduklarını gösterirken veriler ülkelerin bu dört kategorideki iç dengelerine göre ise değişiyor.

Buna göre, Türkiye toplumsal cinsiyet eşitliğinde 146 ülke arasında 127. sırada yer alıyor. Ayrıca rapora göre Türkiye toplumsal cinsiyet eşitliğinde, ekonomi alanında 133., eğitim alanında 90., politika alanında 114. ve sağlık alanında 98. sırada.

Cumhuriyet’ten Rengin Temoçin’in haberine göre; Küresel Eşitlik ve Kapsayıcılık Ağı Başkanı Ayşe Kaşıkırık, dünya genelinde tam bir toplumsal cinsiyet eşitliğinin olmadığına dikkat çekerken Türkiye’nin sıralamasının düşük olmasındaki etkenlerin siyaset ve ekonomi olduğuna vurgu yaptı.

Kaşıkırık, “Türkiye, eğitim ve sağlık konusunda iyi ancak zaten bu alanlar diğer ülkelerin çok iyi olduğu alanlar. Fark yaratacağımız alan ekonomik güçlenme ve siyasette kadınları var edebilmek. Bu iki alanda zaten Türkiye yıllardır sınıfta kalıyor. Biz kadınları ekonomik hayata katmadıkça zaten siyasette de var olamazlar. Dolayısıyla bizi ülke olarak aşağıya çeken iki alan var, ekonomi ve siyaset” ifadelerini kullandı.

Suudi Arabistan, Nijerya ve Tunus gibi ülkelerin de Türkiye’nin sıralamasının üstünde olması dikkat çekti. Kaşıkırık, “Suudi Arabistan bizden bir sıra üstte. Tunus, Nepal, Ürdün gibi ülkeler de bizden çok yukarıda. Bizim altımızdakiler savaş, kriz ülkeleri. Bizden yıllar sonra 2015’te kadınlar seçme seçilme hakkını kazandığı Suudi Arabistan’da şu anda kadınlar parlamentoda yüzde 20-25’in üstünde temsil ediliyor” dedi.

Kaşıkırık sözlerini “Bizim cinsiyet eşitliğini tam görebilmemiz için tam 134 yıl lazım” diyerek noktaladı.

Paylaşın

Beşar Esad’dan Dikkat Çeken Açıklama: Türkiye İle Görüşmelere Açığız

Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad, Türkiye’nin, Suriye devletinin kendi toprakları üzerindeki egemenliğini tanıdığı sürece Türkiye-Suriye ilişkilerinin geliştirilmesine yönelik görüşmelere açık olduğunu söyledi.

10 Mayıs 2023’te Rusya, İran, Türkiye ve Suriye dışişleri bakanları arasında, Ankara-Şam ilişkilerinin iyileştirilmesine yönelik bir yol haritasının hazırlanması amacıyla Moskova’da bir toplantı yapılmıştı.

Bu, Suriye iç savaşının başlangıcından bu yana üst düzey diplomatların ilk resmi toplantısıydı. Tarafların arasındaki ilk en üst düzey resmi temas ise Rusya’nın girişimiyle 28 Aralık 2022’de gerçekleştirilmişti.

Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Suriye Özel Temsilcisi Alexander Lavrentiev ile bir araya geldi.

Gazete Duvar‘ın aktardığı Suriye Devlet Başkanlığı Ofisi’nden yapılan açıklamaya göre; Esad, Suriye-Türkiye ilişkilerini iyileştirmeye yönelik her türlü çabanın temelinin ‘Suriye’nin egemenliğine saygı duyulması’ olduğunu dile getirdi.

Esad, ‘Türkiye’nin, Suriye devletinin kendi toprakları üzerindeki egemenliğini tanıdığı sürece Türkiye-Suriye ilişkilerinin geliştirilmesine yönelik görüşmelere açık olduğunu’ belirtti.

Lavrentiev ise, Rusya’nın Suriye ve Türkiye’yi kapsayan girişimlere desteğini ifade ederek, arabuluculuk için uygun koşullara dikkat çekti.

Ne olmuştu?

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve Suriyeli mevkidaşı Faysal Mikdad, Suriye’de savaşın başladığı 2011 yılından bu yana dışişleri bakanları düzeyinde ilk kez resmi görüşme için Moskova’da bir araya gelmişti.

Toplantıda ilişkilerin normalleştirilmesinin yanı sıra Suriye’deki iç savaştan kaçarak Türkiye’ye sığınan 3,7 milyon Suriyeli mültecinin ülkelerine gönüllü geri dönmeleri konusunun da ele alınacağı kaydedilmişti.

Dışişleri Bakanlığı’nın internet sitesinde konuyla ilgili yer alan açıklamada “Türkiye ile Suriye arasındaki ilişkilerin normalleştirilmesi hakkında görüş alışverişinde bulunulması, terörle mücadele, siyasi süreç, sığınmacıların gönüllü, güvenli ve onurlu dönüşleri de dahil olmak üzere insani konuların ele alınması planlanmaktadır” denilmişti.

Ankara ile Şam arasındaki normalleşme sürecinde Rusya’nın da girişimleriyle ilk somut adım bakanlar düzeyinde 28 Aralık’ta atılmıştı.

Moskova’da 28 Aralık 2022’de Türkiye, Rusya ve Suriye savunma bakanları ve istihbarat başkanlarının katılımıyla yapılan üçlü toplantıda Suriye krizi, mülteci sorunu ve Suriye topraklarında bulunan tüm terör örgütleri ile ortak mücadele çabaları ele alınmıştı.

İlk görüşmede Şam yönetiminin, Türkiye’den, topraklarından çekilmesini ve Özgür Suriye Ordusu’nu (ÖSO) “terörist” olarak tanınmasını istediği ancak bu taleplerin Türkiye tarafından geri çevrildiği bildirilmişti.

Nisan başında dışişleri bakan yardımcıları düzeyinde yapılan toplantıya İran da katıldı. Türkiye, Suriye, Rusya ve İran savunma bakanları ve istihbarat başkanlarının katıldığı 25 Nisan’da yapılan toplantı, Ankara ile Şam arasında başlatılan normalleşme sürecinde yeni bir adım olmuştu.

Milli Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, Türkiye “Suriye topraklarında her şekliyle terör örgütleri ve tüm aşırılıkçı gruplarla mücadele, Suriyeli mültecilerin topraklarına dönmelerine yönelik çabaların yoğunlaştırılması”na vurgu yaptı ve tarafların “Suriye’nin toprak bütünlüğüne saygılı olduklarını teyit” ettikleri belirtilmişti.

Suriye ise “Türk birliklerinin Suriye’den çekilmesi” talebini yinelemişti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 28 Aralık toplantısı öncesinde Suriye’nin kuzeyindeki YPG güçlerine yönelik olası kara operasyonuyla ilgili açıklamada bulunurken, “Biz şu an itibarıyla Suriye, Türkiye, Rusya üçlü olarak bir adım atalım istiyoruz.

Bunun için de önce istihbarat örgütlerimiz bir araya gelsin, ardından savunma bakanlarımız bir araya gelsin, daha sonra dışişleri bakanlarımız bir araya gelsin. Onların yaptığı görüşmelerden sonra da biz liderler olarak bir araya gelelim. Bunu da Sayın Putin’e teklif ettim. O da buna olumlu baktı. Böylece bir dizi görüşmeler zincirini başlatmış olacağız” şeklinde konuşmuştu.

Erdoğan’ın açıklamalarının ardından Rus medyasına yansıyan haberlerde, Moskova’nın Türkiye tarafından önerilen üçlü diplomasi mekanizması fikrine sıcak baktığı belirtilmişti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan Kasım ayında Suriye Devlet Başkanı Esad ile görüşebileceğinin sinyalini vermiş ancak Esad, Türkiye Suriye’nin kuzeyindeki askerlerini çekmeyi kabul etmediği müddetçe Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmeyeceğini söylemişti.

Paylaşın

ABD’den Türkiye’ye “Yahudi Karşıtlığı” Uyarısı

ABD Dışişleri Bakanlığı’nın Dini Özgürlükler Raporu’nda İsrail’in Gazze’deki eylemleri sonrası Türkiye’de Yahudi karşıtlığının arttığına yer verildi. Raporda antisemitik söylem ve nefret söyleminin devam ettiği ifade edildi.

Raporda Türkiye’nin azınlıklarla ilgili bazı olumlu adımlarına da yer verildi. Türkiye’nin ülkedeki Uygur Müslümanları’nı korumaya istekli olduğunu gösterdiğini yazan ABD Dışişleri Bakanlığı, 2023 yılı boyunca hiçbir Uygur’un Çin’e sınırdışı edilmediğini kaydetti.

Rapor için üst düzey ABD elçilik ve konsolosluk yetkililerinin yıl boyunca Dışişleri Bakanlığı, Diyanet İşleri Başkanlığı ve Vakıflar Genel Müdürlüğü dahil hükümetten yetkililerle din özgürlüğü konularını görüşmek üzere düzenli olarak temaslarda bulunduğu kaydedildi.

ABD Dışişleri Bakanlığı, 2023 yılında 200 kadar ülkede inanç meselelerini incelediği Dini Özgürlükler Raporu’nu yayınladı. VOA Türkçe’den Dilge Timoçin’in aktardığına göre; Raporun Türkiye bölümünde, özellikle Hamas’ın 7 Ekim saldırısı ile İsrail’in Gazze’deki eylemleri sonrası Yahudi karşıtlığının arttığına yer verildi.

“Yahudi vatandaşlar, hükümetin İsrail karşıtı söyleminin açıkça antisemitik halk protestolarına ivme kazandırdığını söyledi” denilen raporda 18 Ekim’de Samsun Atakum Belediye Meclisi Üyesi Süleyman Sezen’in 17 Ekim’de Gazze’deki bir hastanede meydana gelen ve başlangıçta “yanlış bir şekilde” İsrail’in sorumlu tutulduğu patlamayı kınarken Hitler’i Yahudiler’i öldürdüğü için övmesi hatırlatıldı.

AK Partili Meclis Üyesi Sezen, “Hitler’i bir kez daha rahmetle anıyorum. (…) Dünya Yahudiler’den temizlendikten sonra barışa ve huzura kavuşacaktır” demişti.

1 Ocak 2023 ile 31 Aralık 2023 arası dönemi kapsayan rapor antisemitik söylem ve nefret söyleminin sosyal ve yazılı medyada devam ettiğini kayda geçirdi ve “Ekim ayında İsrail-Hamas çatışmasının tırmanmasının ardından, İslami Yeni Akit gazetesinde yer alan bir köşe yazısında hükümete İsrail ordusunda görev yapan Türk Yahudileri’nin vatandaşlıklarının iptal edilmesi çağrısı” örnek verildi.

Şubat ayında İstanbul polisinin IŞİD Horasan (IŞİD-K) ile bağlantılı 15 şüpheliyi şehirdeki sinagog ve kiliseleri hedef almayı planladıkları iddiasıyla tutuklaması da raporda yer aldı.

2023’ün Mart ayında Üsküdar Amerikan Lisesi ile Ulus Musevi lisesi arasındaki futbol maçında öğrencilerin Nazi selamı vermesi de rapora girdi.

Rapora göre hükümetin, özellikle İsrail-Hamas çatışmasına ilişkin Filistin yanlısı protesto dalgaları sırasında ekstra güvenlik taleplerine duyarlı olduğunu söyleyen Yahudi Cemaati üyeleri, hükümetin resmi söyleminin İsrail’in politikalarını ve liderliğini güçlü bir şekilde eleştirdiğini ancak bunun Yahudiler’e karşı nefret söylemi oluşturduğunu düşünmediklerini söyledi.

Ancak Yahudi temsilciler, yasanın “kin ve düşmanlığa tahriki” suç saymasına rağmen hükümetin halk arasında veya sosyal medyada nefret söylemini kovuşturmadığını ve yetkililerin yasayı Müslümanlar nefret söylemine maruz kaldığında uyguladığını da savundu.

“Ceza kanunu dine küfrü yasaklamakta ve dini inançlara karşı alenen saygısızlık göstermek de dahil ‘kin ve düşmanlığa tahrik’ için ceza öngörmekte ve ‘bir din tarafından kutsal sayılan değerlere hakareti’ suç sayıyor” hatırlatması yapılan raporda, başka eleştiriler de sıralandı.

Rapora göre bu eleştirilerin bazıları şu şekilde; “Hükümet, özellikle de yalnızca Ermeni Apostolik Ortodoks Hristiyanlar’ı, Yahudiler’i ve Rum Ortodoks Hristiyanlar’ı kapsayan 1923 Lozan Antlaşması’nın hükümet tarafından yorumlanması kapsamında, gayrimüslim dini azınlık olarak tanınmayanların haklarını sınırlamaya devam etti.

Aleviler, devlet tarafından tanınmayı hak eden bir dini inanç olduklarını ifade etmeye devam ederken, hükümet Alevi ibadetini dini değil kültürel olarak sınıflandırmaya ve Yargıtay’ın 2018’de bu yönde verdiği bir karara rağmen Alevi ibadethanelerini (cemevleri) tanımamaya devam etti. Diyanet İşleri Başkanı 2018’de camilerin hem Aleviler hem de Sünniler için uygun ibadet yerleri olduğunu söyledi.

Heybeliada’daki Rum Ortodoks Heybeliada Ruhban Okulu kapalı kalmaya devam etti.

Hükümet Sünni olmayan dini gruplara cezaevlerinde din görevlisi sağlamadı; ancak bu grupların din görevlileri savcının izniyle mahkumları ziyaret edebildi ve onlara vaaz verebildi.

Hükümet, Sünni Müslüman din adamlarına eğitim vermeye devam ederken, diğer dini grupların ülke içinde din adamı yetiştirmesini kısıtladı. Rum Ortodoks ve Ermeni Ortodoks Patrikhaneleri ülke içinde resmi teoloji eğitimi verememeye devam etti.

2020’de müzeden camiye dönüştürülmesi planlanan beşinci yüzyıldan kalma Kariye Kilisesi, restorasyon süresince yıl sonunda kapalı kalmaya devam etti.

Ocak ayında 17 İranlı Hıristiyan’ı tutuklayan ve İran’a geri gönderilmek üzere geri gönderme merkezlerinde tutan Bolu’daki hükümet yetkilileri, daha sonra evde ibadet etmeyi bırakmayı kabul ettiklerini bildirmeleri üzerine bu kişileri serbest bıraktı.

Altıncı yüzyılda kilise olarak inşa edilen ve hükümet tarafından 2020 yılında camiye dönüştürülen Ayasofya’nın hasar gördüğüne dair haberler gelmeye devam etti.”

ABD Dışişleri Bakanlığı, Yehova’nın Şahitleri’nin 2023 yıllık raporuna da atıfta bulunarak, “Hükümet zorunlu askerlik hizmetine alternatif sivil hizmet sağlamadı ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Yehova’nın Şahitleri lehine verdiği kararlara uygun yasal değişiklikler yapmadı.

Raporda ayrıca Yehova Şahitleri’nin imar kısıtlamaları ve bina şartnameleri nedeniyle uygun ibadet yerleri kuramadıkları ve grup üyelerinin kapı kapı dolaşarak ya da halka açık yerlerde vaaz verdikleri için para cezalarına çarptırıldıkları belirtildi” denildi.

Olumlu adımlar

Raporda Türk hükümetinin azınlıklarla ilgili bazı olumlu adımlarına da yer verildi. Hükümetin ülkedeki Uygur Müslümanları’nı korumaya istekli olduğunu gösterdiğini yazan ABD Dışişleri Bakanlığı, 2023 yılı boyunca hiçbir Uygur’un Çin’e sınırdışı edilmediğini kaydetti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 15 Eylül’de Yahudiler’in yeni yılı Roş Aşana için “en içten” dileklerini ilettiği rapora girdi. Aralık ayında da Erdoğan’ın Hanuka Bayramı vesilesiyle ülkenin Yahudi vatandaşlarını tebrik ettiği hatırlatıldı.

Mart ayında Süryani Ortodoks cemaatinin, Türkiye’nin kurulduğu 1923 yılından bu yana yeni inşa edilen ilk kilise olan İstanbul’daki Mor Efrem Kilisesi’nin inşaatını tamamladığı belirtilen raporda, “Mor Efrem, 8 Ekim’de Cumhurbaşkanı Erdoğan, bakanlar ve üst düzey din adamlarının konuşmalarıyla resmen açıldı ve ardından 15 Ekim’de Süryani Patriği tarafından dini takdis edildi” denildi.

Rapor için üst düzey ABD elçilik ve konsolosluk yetkililerinin yıl boyunca Dışişleri Bakanlığı, Diyanet İşleri Başkanlığı ve Vakıflar Genel Müdürlüğü dahil hükümetten yetkililerle din özgürlüğü konularını görüşmek üzere düzenli olarak temaslarda bulunduğu kaydedildi.

Büyükelçilik ve konsolosluk yetkililerinin, Rum Ortodoks, Ermeni Apostolik Ortodoks, Yahudi, Süryani Ortodoks, Protestan, Alevi, Keldani Katolik ve Bahai İnanç dahil çeşitli Müslüman ve dini azınlık liderleri ve cemaat temsilcileriyle biraraya geldiği kaydedilen raporda, “Görüşülen konular arasında azınlık nüfusunun azalmasına yönelik baskılar; patrikhanelerin yasal statülerinin olmaması; Doğu Ortodoks Heybeliada Ruhban Okulu’nun kapatılmaya devam edilmesi; İsrail, Yunanistan ve Ermenistan ile jeopolitik sorunlardan kaynaklanan sosyal ayrımcılık; Aleviler’in dini bir inanç olarak tam olarak tanınmaması; zorunlu din eğitimi ve Protestan Hıristiyanların giriş yasakları ve sınırdışı edilmeleri yer aldı” denildi.

Paylaşın

EURO 2024: Türkiye Adını Son 16’ya Yazdırdı

2024 Avrupa Şampiyonası (EURO 2024) F Grubu üçüncü maçında Türkiye ile Çekya, Hamburg’daki Volkspark Stadı’nda karşı karşıya geldi. Türkiye, sahadan 2-1 galip ayrıldı.

Haber Merkezi / Türkiye’ye galibiyeti getiren golleri, 51. dakikada Hakan Çalhanoğlu ve 90+3. dakikada Cenk Tosun kaydetti. Çekya’nın tek golünü ise 66. dakikada Tomas Soucek attı.

Böylece Türkiye, 2008’den sonra ilk kez Avrupa Şampiyonası’nda gruplardan çıktı. Türkiye, 2008’de yarı final oynayarak turnuva tarihindeki en büyük başarısını göstermişti.

İlk kez 1996 yılında bu kupaya katılan ve turnuvayı puansız kapatan Türkiye, EURO 2000’de çeyrek finalde elenirken EURO 2016 ve EURO 2020 şampiyonalarında gruptan çıkamamıştı.

Grubun diğer karşılaşmasında Gürcistan, Portekiz’i 2-0 mağlup etti. Gürcistan’a galibiyeti getiren golleri, 2. dakikada Kvaratskhelia ve 57. dakikada Mikautadze kaydetti.

Gürcistan, Portekiz karşısında aldığı galibiyetle birlikte en iyi 3.’ler arasına girdi ve son 16 turuna yükseldi.

Grubu lider tamamlamayı garantileyen Portekiz, Slovenya ile eşleşirken, Gürcistan ise son 16 turunda İspanya ile karşılaşacak. Türkiye ise, son 16 turunda Avusturya ile karşı karşıya gelecek.

Goller

51. dakikada Kenan’ın ceza sahası içinden şutunu kaleci zorla da olsa kurtarmayı başardı. Atağın devamında İsmail’in pasında topu alan Hakan ayağının dışıyla ceza sahası içi sol çaprazından harika vurdu ve top köşeden ağlarla buluştu: 1-0.

66. dakikada ceza sahasına yükseltilen topta Tomas Soucek, Mert Günok’la hava topu mücadelesine çıkıp topu önünde buldu. Soucek boş kaleye topu ağlara yolladı: 1-1.

90+3. dakikada Cenk Tosun topu sol kanatta alıp ceza sahasının içine girdi ve sert bir şutla topu köşeden ağlarla buluşturdu: 2-1.

Paylaşın