Türkiye, Nüfusu En Yüksek 20 Ülke Arasında

Türkiye, 85 milyon 372 bin 377 kişi nüfusu ile nüfus büyüklüğüne göre 194 ülke arasında 18. sırada yer alırken, dünya toplam nüfusunun yüzde 1,1’ini oluşturdu.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Dünya Nüfus Günü 2024 verilerini açıkladı. Buna göre; Birleşmiş Milletler nüfus tahminlerine göre 2023 yılında en fazla nüfusa sahip ülke, 1 milyar 428 milyon 627 bin 663 kişi ile Hindistan olurken, bu ülkeyi 1 milyar 425 milyon 671 bin 352 kişi ile Çin, 339 milyon 996 bin 563 kişi ile Amerika Birleşik Devletleri izledi. Bu üç ülke dünya toplam nüfusunun yüzde 39,7’sini oluşturdu.

Türkiye, 85 milyon 372 bin 377 kişi nüfusu ile nüfus büyüklüğüne göre 194 ülke arasında 18. sırada yer alırken, dünya toplam nüfusunun yüzde 1,1’ini oluşturdu.

Birleşmiş Milletler dünya nüfus tahminlerine göre ülkelerin toplam nüfusları içindeki 0-17 yaş grubu çocuk nüfus oranları incelendiğinde, 2023 yılında en yüksek çocuk nüfus oranına sahip olan ülkeler, yüzde 55,5 ile Nijer ve Orta Afrika Cumhuriyeti oldu. Bu ülkeleri yüzde 54,2 ile Çad ve yüzde 54,0 ile Mali izledi. Çocuk nüfus oranının en düşük olduğu ülke, yüzde 13,9 ile Kore Cumhuriyeti oldu. Bu ülkeyi yüzde 14,1 ile Japonya, yüzde 14,2 ile Singapur izledi.

Çocuk nüfus oranı dünya ortalaması, 2023 yılında yüzde 29,8 oldu. Türkiye’deki çocuk nüfus oranının yüzde 26,0 ile dünya çocuk nüfus ortalamasının altında kaldığı görüldü.

Birleşmiş Milletler dünya nüfus tahminlerine göre Avrupa Birliği (AB) üyesi 27 ülkenin çocuk nüfus oranları incelendiğinde, 2023 yılında en yüksek çocuk nüfus oranına sahip olan ülkelerin sırasıyla yüzde 23,3 ile İrlanda, yüzde 21,0 ile İsveç ve yüzde 20,7 ile Fransa olduğu görüldü. Çocuk nüfus oranının en düşük olduğu ülkeler ise sırasıyla yüzde 15,1 ile İtalya, yüzde 15,6 ile Malta ve yüzde 16,0 ile Portekiz oldu. Türkiye’nin çocuk nüfus oranının yüzde 26,0 ile AB üye ülkelerinin çocuk nüfus oranlarından daha yüksek olduğu görüldü.

Genç nüfus oranının en yüksek olduğu ülke Suriye

Birleşmiş Milletler dünya nüfus tahminlerine göre ülkelerin toplam nüfusları içindeki 15-24 yaş grubu genç nüfus oranları incelendiğinde, 2023 yılında en yüksek genç nüfus oranına sahip olan ülke, yüzde 24,1 ile Suriye oldu. Bu ülkeyi yüzde 22,3 ile Orta Afrika Cumhuriyeti ve Doğu Timor, yüzde 22,1 ile Eritre izledi. Genç nüfus oranının en düşük olduğu ülke, yüzde 6,8 ile Ukrayna oldu. Bu ülkeyi yüzde 7,6 ile Katar, yüzde 8,5 ile Monako izledi.

Genç nüfus oranı dünya ortalaması, 2023 yılında yüzde 15,5 oldu. Türkiye’nin genç nüfus oranın yüzde 15,1 ile dünya genç nüfus ortalamasının hemen altında olduğu görüldü.

Birleşmiş Milletler dünya nüfus tahminlerine göre AB üyesi 27 ülkenin genç nüfus oranları incelendiğinde, 2023 yılında en yüksek genç nüfus oranına sahip olan ülkelerin sırasıyla yüzde 13,1 ile İrlanda, yüzde 12,0 ile Danimarka, yüzde 11,9 ile Hollanda olduğu görüldü. En düşük genç nüfus oranına sahip olan ülkelerin ise sırasıyla yüzde 9,0 ile Malta, yüzde 9,4 ile Litvanya, yüzde 9,5 ile Bulgaristan ve Slovenya olduğu görüldü. Türkiye’nin genç nüfus oranının yüzde 15,1 ile AB üyesi 27 ülkenin genç nüfus oranlarından daha yüksek olduğu görüldü.

Birleşmiş Milletler dünya nüfus tahminlerine göre ülkelerin toplam nüfusları içindeki 65 ve daha yukarı yaştaki yaşlı nüfus oranları incelendiğinde, 2023 yılında en yüksek yaşlı nüfus oranına sahip olan ülke, yüzde 35,8 ile Monako oldu. Bu ülkeyi yüzde 30,1 ile Japonya, yüzde 24,5 ile İtalya izledi. Yaşlı nüfus oranının en düşük olduğu ülke, yüzde 1,6 ile Katar oldu. Bu ülkeyi %1,7 ile Uganda, yüzde 1,8 ile Zambiya izledi. Yaşlı nüfus oranı dünya ortalaması, 2023 yılında yüzde 10,0 oldu. Türkiye’nin yaşlı nüfus oranının yüzde 10,2 ile dünya yaşlı nüfus ortalamasının hemen üzerinde olduğu görüldü.

Birleşmiş Milletler dünya nüfus tahminlerine göre AB üyesi 27 ülkenin yaşlı nüfus oranları incelendiğinde, 2023 yılında en yüksek yaşlı nüfus oranına sahip olan ülkelerin sırasıyla yüzde 24,5 ile İtalya, yüzde 23,6 ile Finlandiya ve %23,3 ile Portekiz olduğu görüldü. En düşük yaşlı nüfus oranına sahip olan ülkelerin ise sırasıyla yüzde 15,2 ile Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, yüzde 15,4 ile Lüksemburg, yüzde 15,5 ile İrlanda olduğu görüldü. Türkiye’nin yaşlı nüfus oranının yüzde 10,2 ile AB üyesi 27 ülkenin yaşlı nüfus oranlarından daha düşük olduğu görüldü.

Birleşmiş Milletler dünya nüfus tahminlerine göre ülkelerin toplam doğurganlık hızları incelendiğinde, 2023 yılında en yüksek toplam doğurganlık hızına sahip olan ülke, 6,67 çocuk ile Nijer oldu. Bu ülkeyi 6,12 çocuk ile Çad ve 6,10 çocuk ile Somali izledi. Toplam doğurganlık hızının en düşük olduğu ülke, 0,88 çocuk ile Kore Cumhuriyeti oldu. Bu ülkeyi 1,04 çocuk ile Singapur ve 1,15 çocuk ile Andorra ve San Marino izledi. Toplam doğurganlık hızı dünya ortalaması, 2023 yılında 2,31 çocuk oldu. Türkiye’nin toplam doğurganlık hızının 1,51 çocuk ile dünya ortalamasının altında kaldığı görüldü.

Birleşmiş Milletler dünya nüfus tahminlerine göre AB üyesi 27 ülkenin toplam doğurganlık hızları incelendiğinde, 2023 yılında en yüksek toplam doğurganlık hızına sahip olan ülke, 1,79 çocuk ile Fransa oldu. Bu ülkeyi 1,76 çocuk ile İrlanda ve 1,74 çocuk ile Romanya izledi. Toplam doğurganlık hızının en düşük olduğu ülke, 1,22 çocuk ile Malta oldu. Bu ülkeyi 1,29 çocuk ile İspanya, 1,30 çocuk ile İtalya izledi. Toplam doğurganlık hızı 2023 yılında 1,51 çocuk olan Türkiye’nin, AB üyesi 27 ülke ortalamasının altında kaldığı görüldü.

Birleşmiş Milletler dünya nüfus tahminlerine göre 2023 yılı için doğuşta beklenen yaşam süresinin dünya genelinde 73,4 yıl, erkekler için 70,8 yıl ve kadınlar için 76,0 yıl olduğu görüldü.

Ülkelerin 2023 yılı için doğuşta beklenen yaşam süreleri incelendiğinde, erkekler için doğuşta beklenen yaşam süresinin en yüksek olduğu ülke, 85,2 yıl ile Monako oldu. Bu ülkeyi 83,2 yıl ile Lihtenştayn ve 82,6 yıl ile İsviçre izledi. Erkekler için doğuşta beklenen yaşam süresinin en düşük olduğu ülke, 52,0 yıl ile Çad oldu. Bu ülkeyi 52,1 yıl ile Lesotho ve 53,4 yıl ile Orta Afrika Cumhuriyeti izledi. Türkiye’nin erkekler için 74,8 yıl olan doğuşta beklenen yaşam süresinin dünya ortalamasından yüksek olduğu görüldü.

Birleşmiş Milletler dünya nüfus tahminlerine göre AB üyesi 27 ülkenin erkekler için doğuşta beklenen yaşam süreleri incelendiğinde, erkekler için 2023 yılı doğuşta beklenen yaşam süresinin en yüksek olduğu ülkeler, 82,1 yıl ile İtalya ve İsveç oldu. Bu ülkeleri 81,8 yıl ile Malta ve 81,4 yıl ile İspanya izledi. Erkekler için doğuşta beklenen yaşam süresinin en düşük olduğu ülke, 69,5 yıl ile Bulgaristan oldu. Bu ülkeyi 71,7 yıl ile Letonya ve Romanya, 72,3 yıl ile Litvanya izledi. Türkiye’nin erkekler için 74,8 yıl olan doğuşta beklenen yaşam süresinin AB üye ülkeleri ortalamasından düşük olduğu görüldü.

Ülkelerin 2023 yılı için doğuşta beklenen yaşam süreleri incelendiğinde, kadınlar için doğuşta beklenen yaşam süresinin en yüksek olduğu ülke, 89,0 yıl ile Monako oldu. Bu ülkeyi 88,0 yıl ile Japonya ve 87,2 yıl ile Kore Cumhuriyeti izledi. Doğuşta beklenen yaşam süresinin en düşük olduğu ülke, 54,2 yıl ile Nijerya oldu. Bu ülkeyi 55,4 yıl ile Çad ve 57,7 yıl ile Orta Afrika Cumhuriyeti izledi. Türkiye’nin kadınlar için 80,3 yıl olan doğuşta beklenen yaşam süresinin dünya ortalamasından yüksek olduğu görüldü.

Birleşmiş Milletler dünya nüfus tahminlerine göre AB üyesi 27 ülkenin kadınlar için doğuşta beklenen yaşam süreleri incelendiğinde, kadınlar için 2023 yılı doğuşta beklenen yaşam süresinin en yüksek olduğu ülke, 86,7 yıl ile İspanya oldu. Bu ülkeyi 86,1 yıl ile İtalya ve Fransa, 85,8 yıl ile Malta izledi. Doğuşta beklenen yaşam süresinin en düşük olduğu ülke, 76,4 yıl ile Bulgaristan oldu. Bu ülkeyi 78,6 yıl ile Romanya ve 80,2 yıl ile Letonya izledi. Türkiye’nin kadınlar için 80,3 yıl olan doğuşta beklenen yaşam süresinin AB üye ülkeleri ortalamasından düşük olduğu görüldü.

Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) tarafından, 1989 yılında dünya nüfusunun 5 milyar insana ulaştığı tarih olan “11 Temmuz 1987” tarihi “Dünya Nüfus Günü” olarak kabul edilmiştir. Bu özel günde Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA) tarafından her yıl nüfusun önemli konularına dikkat çekilerek nüfus ve kalkınma konularında farkındalık oluşturmaya yönelik çalışmalar yapılmaktadır.

Paylaşın

AİHM, Türkiye’den Bin ByLock Başvurusu İçin Savunma İstedi

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Türkiye’den bin ByLock dava başvurusu için daha görüş (savunma) talep etti. Mahkemenin gündeminde 8 binden fazla ByLock dosyası bulunuyor.

AİHM, ByLock kullanımına ilişkin davalarla ilgili pilot kararını (Yüksel Yalçınkaya davası) 26 Eylül 2023 tarihinde açıklamış, AİHS’nin 6 ver 7’nci maddelerine ek olarak toplantı ve örgütlenme özgürlüğüyle ilgili 11’inci ve kararların bağlayıcılığı ve infazıyla ilgili 46’ncı maddelerinin ihlal edildiğine hükmetmişti.

Merkezi Fransa’nın Strasbourg kentinde yer alan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), ByLock kullandıkları gerekçesiyle “terör örgütü üyeliği” suçundan yargılanıp çeşitli cezalara mahkum edilen bin kişinin daha dava başvurusunu beş dosya halinde görüş amacıyla Ankara’ya tebliğ ettiğini bildirdi.

Başvurular, “hak ihlali” temelinde Ankara’ya karşı dava açmak için yapılmıştı. AİHM Aralık 2023’te iki bin başvuru daha tebliğ etmişti. Mahkemenin gündeminde 8 binden fazla ByLock dosyası bulunuyor.

Dava başvuruları, 2019-2023 yılları arasında AİHM gündemine taşınmış şikayetlerden oluşuyor. Başvurucular, haklarındaki mahkumiyet kararlarının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (AİHS) adil yargılanma hakkıyla ilgili 6’ncı ve kanunsuz ceza olamayacağını düzenleyen 7’nci maddelerini ihlal ettiğini savunuyor.

AİHM, ByLock kullanımına ilişkin davalarla ilgili pilot kararını (Yüksel Yalçınkaya davası) 26 Eylül 2023 tarihinde açıklamış, AİHS’nin 6 ver 7’nci maddelerine ek olarak toplantı ve örgütlenme özgürlüğüyle ilgili 11’inci ve kararların bağlayıcılığı ve infazıyla ilgili 46’ncı maddelerinin ihlal edildiğine hükmetmişti.

Eylül 2016’da tutuklandıktan sonra yargılanan eski öğretmen Yüksel Yalçınkaya, ByLock uygulaması kullandığı gerekçesiyle “FETÖ/PDY adlı silahlı terör örgütüne üye olma” suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezasına mahkum edilmişti. AİHM, Yalçınkaya kararında, Türk hükümetinin yargılanma haklarına getirilen kısıtlamaları yeterince gerekçelendirmediği ve yargılamanın adil şekilde yürütülmediği sonuçlarına varmıştı.

Pilot dava kararında, ByLock yargılamalarında yasaların aşırı geniş ve keyfi yorumlandığı ve mahkemelerin bu yargılamalardaki genişletici ve öngörülemez yorumunun Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 7’nci maddesinin keyfi soruşturma, mahkumiyet ve cezalandırmaya karşı etkili güvenceler sağlama amaç ve hedefine aykırı olduğu sonucuna varılmıştı.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Türkiye, Kişisel Veri İhlalinde 19. Sırada

2004 – 2024 yılları arasında dünya genelinde 17.2 milyar kişisel veri ihlalinin kayıtlara geçerken Türkiye’de de aynı dönem içerisinde 107.1 milyon kez kişisel veri ihlali yapıldığı belirlendi.

Türkiye, kişisel veri sızıntısına en çok maruz kalan 19. ülke olurken, ABD ilk sırada yer aldı. ABD’yi sırasıyla Rusya ve Çin takip etti.

Hollanda merkezli sanal özel ağ (“Virtual Private Network” – VPN) servisi Surfshark, Türkiye’nin veri sızıntısına en çok maruz kalan 19. ülke olduğunu raporladı.

Surfshark’ın resmi internet sitesinde yayınlanan rakamlara göre, Türkiye’de yaşayan insan sayısından daha fazla ihlale rastlanıldı.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) “Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi” başlıklı, 2022 tarihli çalışmasına göre 85.279.553 kişinin yaşadığı ülkede, 2004-2024 yılları arasında 107.138.741 kez kişisel veri ihlali yapıldığı belirtildi.

Surfshark’ın raporu, sadece 2024 yılının ilk ayında 974.225 ihlalin kayıtlara geçtiğini gösteriyor.

Buna göre, 2024’ün Ocak-Mart aylarını kapsayan ilk çeyreğinde, 2023’ün Ekim-Aralık aylarındaki son çeyreğine kıyasla kişisel veri ihlalinde yüzde 631’lik artış yaşandığı, ortalama 100.000 kişide 48.454 ihlalin görüldüğü vurgulandı.

Türkiye’de yakın dönemde gündeme gelen toplu veri ihlalinin yaşandığı vakalar, Ocak 2020’de 684.138 ihlalin kayıtlara geçtiği Zoosk, Haziran 2020 tarihli, 18.240.847 vakanın görüldüğü Wattpad ve son olarak Mayıs 2023’te 2.411.223 kişinin veri ihlaline neden olan CraftRise adlı etkileşimli oyun sunucusunda yaşananlardı.

Her üç örneğin de tekil olarak Türkiye’nin kişisel veri ihlalinde 19’uncu sırada olmasında pay sahibi olduğu biliniyor.

Surfshark’ın periyodik olarak güncellediği veriler, tek bir e-posta ile birden fazla uygulamaya, sayfaya, foruma kaydolan bir kişinin birden fazla defa ihlale maruz kalabileceğini kanıtlıyor.

Bunun sağlaması ise, 2004-2024 yılları arasında dünya genelinde 17.2 milyar kişisel veri ihlalinin kayıtlara geçmiş olması. Yani tek bir e-posta adresinin 3 kez ihlale maruz kalmış olabileceği düşünülüyor.

Türkiye’nin 19’uncu sırada olduğu kişisel veri ihlali listesinin ilk sırasında 3.44 milyarı geçkin ihlalin yaşandığı Amerika Birleşik Devletleri (ABD), ikinci sırada 2.42 milyarı geçkin ihlalle Rusya, üçüncü sırada ise 1.08 milyar ihlalle Çin bulunuyor.

Listenin en altında ise Fransa’nın Karayiplerdeki özerk statüde bulunan deniz aşırı toprağı Saint Barthelemy adası var.

2009’daki sayımda nüfusunun 7.448 olduğu öğrenilen ada topluluğunda, 2004’ten 2024 yılına kadar olan ki 20 yıllık süreçte 9.586 kişisel veri ihlali yaşandığı tespit edildi.

Nüfus-İhlal oranlaması düşünüldüğünde, listenin 231’inci basamağında bulunan Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti (KDHC – Kuzey Kore) ön plana çıkıyor.

2018’deki sayıma göre 25.549.604 insanın yaşadığı ülkede bugüne dek sadece 86.538 kişisel veri ihlali yapıldığı düşünülüyor.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

EURO 2024: Türkiye, Hollanda Engelini Aşamadı

2024 Avrupa Futbol Şampiyonası (EURO 2024) Çeyrek Final maçında Türkiye ile Hollanda, Berlin Olimpiyat Stadyumu’nda karşı karşıya geldi. Sahadan 2-1 mağlup ayrılan Türkiye, turnuvaya veda etti.

Haber Merkezi / Clement Turpin’in düdük çaldığı karşılaşmada Hollanda’nın gollerini 70. dakikada Stefan De Vrij ve 76. dakikada Cody Gakpo, Türkiye’nin golü ise 35. dakikada Samet Akaydın kaydetti.

Hollanda’nın yarı finaldeki rakibi İngiltere oldu.

Türkiye EURO 2024’te F Grubu’nda Gürcistan’ı 3-1, Çek Cumhuriyeti’nin 2-1 yendi; Portekiz’e yenildi, grubu 6 puanla Portekiz’in averajla gerisinde ikinci sırada tamamladı. Türkiye son 16 turunda Avusturya’yı 2-1 yenerek çeyrek finale kaldı.

Hollanda ise D Grubu’nda Polonya’yı 2-1 yendi, Fransa’yla 0-0 berabere kaldı, Avusturya’ya 3-2 yenildi. Grubu üçüncü sırada tamamlayan Hollanda, en iyi üçüncüler arasından kaldığı son 16 turunda Romanya’yı 3-0 mağlup ederek çeyrek finale yükseldi.

Türkiye Avrupa Futbol Şampiyonası’nda daha önce 2000’de çeyrek final, 2008’de ise yarı final oynamıştı. Hollanda ise bu turnuvayı 1988’de kazandı; 1976’da üçüncü oldu; 1992, 2000 ve 2004’te yarı final; 1996 ve 2008″te de çeyrek final oynadı.

Türkiye ve Hollanda daha önce 14 kez karşı karşıya geldi. Bu mücadelelerin altısını Hollanda, dördünü Türkiye kazandı. Dört maç ise berabere sonuçlandı. İki takım, EURO 2024 çeyrek final maçıyla ilk kez büyük bir turnuvada karşı karşıya geldi.

Türkiye ve Hollanda arasında oynanan son maçlar bir hayli gollü geçti. 2022 Dünya Kupası Elemeleri’nde İstanbul’da oynanan maçı 4-2 kazanan Türkiye, Amsterdam’daki karşılaşmadaysa rakibine 6-1 yenildi. Türkiye, EURO 2024’te ikinci turda elediği Avusturya’ya da son maçında 6-1 mağlup oldu.

Goller:

35. dakikada Hakan Çalhanoğlu’nun sol kanattan kullandığı köşe vuruşunu Hollanda savunması uzaklaştırmaya çalıştı. Savunmadan dönen topu kontrol eden Arda Güler, ceza sahasının sağ tarafından arka direğe doğru ortasını gönderdi. Müsait durumdaki Samet Akaydın, düzgün bir kafa vuruşuyla topu ağlarla buluşturdu: 0-1

70. dakikada sağ taraftan kullanılan kornerde Depay, ceza sahası içindeki Schouten ile paslaştı. Depay’ın, Schouten’den aldığı pasla ceza alanına gönderdiği ortaya penaltı noktası yakınlarındaki De Vrij’in kafa vuruşunda meşin yuvarlak filelerle buluştu: 1-1

76. dakikada Hollanda atağında sağ kanatta topla buluşan Dumfries’in yerden ceza sahasına ortasında arka direkte savunmada Mert Müldür’ün ters dokunuşu ağlara gitti: 2-1

Stat: Berlin Olimpiyat

Hakemler: Clement Turpin, Nicolas Danos, Benjamin Pages

Hollanda: Verbruggen, Dumfries, De Vrij, Van Dijk, Ake (Van de Ven dk. 73), Schouten, Simons, Reijnders (Veerman dk. 73), Bergwijn (Weghorst dk. 46), Gakpo, Depay

Türkiye: Mert Günok, Mert Müldür (Zeki Çelik dk. 82), Samet Akaydin (Cenk Tosun dk. 82), Abdülkerim Bardakcı, Ferdi Kadıoğlu, Kaan Ayhan (Semih Kılıçsoy dk. 89), Salih Özcan (Okay Yokuşlu dk. 77), Hakan Çalhanoğlu, Arda Güler, Kenan Yıldız (Kerem Aktürkoğlu dk. 77), Barış Alper Yılmaz

Goller: Samet Akaydin (dk. 35) (Türkiye), De Vrij (dk. 70), Gakpo (dk. 76) (Hollanda)

Kırmızı kart: Bertuğ Yıldırım (dk. 90+6) (Türkiye)

Paylaşın

Gıda Fiyatları Dünya Genelinde Gerilerken Türkiye’de Yükseldi

Gıda fiyatları dünya genelinde gerilemeye devam ederken, Türkiye’de artış eğilimini sürdürdü. Gıda fiyatları dünya genelinde yıllık yüzde 2 seviyesinde gerilerken, Türkiye’de ise yıllık yüzde 68’in üzerinde arttı.

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) derlediği tahıllar, yağlı tohumlar, süt ürünleri, et ve şeker fiyatlarındaki aylık değişimleri izleyen dünya gıda fiyatları endeksi Mayıs’taki revize edilmiş düzeyde kaldı. Haziran’da da 120,6 oldu. Mayıs gıda fiyatları endeksi daha önce 120,4 olarak açıklanmıştı.

Bloomberg’in haberine göre, Haziran’da dünya gıda fiyatları endeksi bir yıl önceki düzeyin yüzde 2,5, Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin ardından Mart 2022’de çıktığı tarihsel zirvenin de yüzde 24,8 altındaydı.

Küresel gıda fiyatları endeksinin Haziranda sabit kalmasında bitkisel yağlar, şeker ve süt ürünleri fiyatlarındaki artışın tahıl fiyatlarındaki düşüşünle dengelenmesi etkili oldu.

Tahıl Fiyat Endeksi, Haziranda başlıca ihracatçı ülkelerdeki iyi hasat beklentileriyle önceki aya göre yüzde 3 geriledi.

Bitkisel Yağ Fiyat Endeksiyse palmiye yağına artan küresel talep ve Amerika kıtasındaki soya ve ayçiçek yağlarına yönelik güçlü taleple yükseldi. Buna göre, Bitkisel Yağ Fiyat Endeksi haziranda bir önceki aya kıyasla yüzde 3,1 yüksek gerçekleşti.

Şeker Fiyat Endeksi, olumsuz hava koşullarının Brezilya ve Hindistan’daki üretime muhtemel etkisine ilişkin kaygılar nedeniyle yüzde 1,9 arttı.

Aynı dönemde FAO Süt Ürünleri Fiyat Endeksi, güçlü perakende satışlar, Batı Avrupa’da mevsimsel bağlamda düşen süt teslimatları ve Okyanusya bölgesindeki düşük stoklar nedeniyle yüzde 1,2 yükseldi. Öte yandan tereyağı fiyatları da söz konusu etkiler nedeniyle 24 ayın en yüksek düzeyine çıktı.

Et Fiyat Endeksi ise domuz, büyükbaş ve küçükbaş hayvan etlerinin uluslararası fiyatlarındaki hafif artışların, kümes hayvanları etlerinin fiyatlarındaki hafif düşüşle dengelenmesi sonucunda Haziran’da değişmeden kaldı.

Paylaşın

Erdoğan İle Esad Nerede Ve Ne Zaman Görüşecek?

Recep Tayyip Erdoğan ile Beşar Esad’ın Türkiye – Suriye arasındaki ilişkilerin normalleşmesi için eylül ayına kadar üçüncü bir ülkede bir araya geleceği öne sürüldü.

Erdoğan ile Esad, görüşmenin ise hangi ülkede olacağın Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Türkiye ziyareti sonrası netlik kazanacağı iddia edildi.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad ile “görüşmeye hazırız” mesajı vermişti. İddiaya göre kritik zirve için Ankara’daki kaynaklar, kritik zirvenin startının 11 Haziran’da verildiğini söyledi.

İktidara yakın Türkiye gazetesinin haberine göre, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın Moskova temasları sonrası Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, özel temsilcisi Aleksandr Lavrentyev’i Şam’a göndererek Esad’ı Şanghay İş Birliği Örgütü toplantısına katılması için ikna etmesini istedi. Esad da “Normalleşmeye hazırız” mesajı verdi, ancak Rusya’ya gelemedi.

Kaynaklar, görüşmenin Eylül 2024’e kadar yapılmasının düşünüldüğünü, zirvenin üçüncü bir ülkede yapılmasına ise kesin gözüyle bakıldığını belirtti.

Toplantının nerede yapılacağı ülkenin hangisi olacağı sorusuna verilen yanıtlar arasında ise Rusya, Körfez ülkeleri ve Irak öne çıkıyor. Habere göre Şam yönetimi, hazırlıklarını komşusu Irak’a göre yapıyor. Ankara ise sürecin sessiz yürütülmesini ve görüşmenin heyetler düzeyinde değil lider odaklı olmasını istiyor.

Ayrıca harici bir ülkenin toplantıya katılmaması talep ediliyor. Görüşmenin hangi ülkede olacağı, Rusya Devlet Başkanı Putin’in Türkiye ziyareti sonrası netlik kazanacak.

Buluşma öncesi iki ülke askerî, siyasi, ekonomik, terör ve mültecilerle ilgili konuların belirlenmesiyle alakalı karşılıklı komisyonlar kuracak. Taraflar, geçmişteki taleplerini revize edecek. Toplantıda en önemli başlıklar; Suriye’nin egemenliği, mültecilerin ülkelerine dönüşü ve PKK/YPG olacak.

Kaynaklar, Şam yönetiminin, “iyi niyet göstergesi” olarak Türk askerinin birkaç noktadan çekilmesini istediğini söyledi. Türkiye’nin ise “PKK/YPG ve DEAŞ dâhil bütün tehdit unsurlarına karşı birlikte hareket edelim” önerisinde bulunduğu aktarıldı.

Paylaşın

Fitch’ten Türkiye’ye “Sıkı Para Politikası Sürdürülmeli” Tavsiyesi

Türkiye’nin ekonomi politikalarını değerlendir Fitch Ratings Türkiye Analisti Erich Arispe Morales, “Merkez Bankası’nın sıkı politika duruşunu sürdürmekte kararlı olduğunu düşünüyoruz” dedi ve ekledi:

“TCMB’nin ana politika faizini sadece yıl sonunda 250 baz puan indirmesini bekliyoruz. Politika yapıcıların önündeki zorluk, enflasyonu benzer ülkelerle karşılaştırılabilir seviyelere indirmek için genel olarak sıkı bir politika duruşunu uzun bir süre devam ettirmektir.”

Fitch Ratings Türkiye Analisti Erich Arispe Morales, Türkiye’nin ekonomi politikalarını değerlendirdi. CNBC-e’ye konuşan Morales şunları şöyledi:

“Hükümetin politika kararları, vergi ile ilgili olanlar da dahil olmak üzere, tavsiyede bulunmuyoruz. Maliye politikasına ilişkin mevcut odak noktamız, geçen ay açıklanan harcama kısıtlama tedbirlerinin ve potansiyel gelir tedbirlerinin merkezi yönetim açığını ne ölçüde düşüreceği ve Merkez Bankası’nın daha sıkı politika duruşuyla tutarlılığı artırarak enflasyonu kontrol altına alma hedefini ne ölçüde destekleyeceğidir.

Kredi rating derecelendirme perspektifimizden bakıldığında kamu maliyesi, düşük borç seviyeleri (GSYH’nin %30’u), güçlü gelir tabanı, yönetilebilir borç amortismanları ve iyileşen finansman koşulları sayesinde emsallerine göre güçlü kalmaya devam etmektedir.

Türkiye’nin makroekonomik senaryosuna ilişkin Haziran güncellememizde, iç talebin dirençli seyri ve özellikle Nisan ayında gözlenen beklenenden güçlü enflasyon ivmesi nedeniyle Mart ayında %40 olan 24 yıl sonu enflasyon tahminimizi %43’e yükselttik. Haziran ayındaki para politikası kararında da vurgulandığı üzere, Merkez Bankası’nın sıkı politika duruşunu sürdürmekte kararlı olduğunu düşünüyoruz.

Sonuç olarak, TCMB’nin ana politika faizini sadece yıl sonunda 250 baz puan indirmesini bekliyoruz. Politika yapıcıların önündeki zorluk, enflasyonu benzer ülkelerle karşılaştırılabilir seviyelere indirmek için genel olarak sıkı bir politika duruşunu uzun bir süre devam ettirmektir.”

TL cazibesini artırdı

Öte yandan HSBC Stratejistleri Myrat Toprak ve Charlotte Ong tarafından kaleme alınan raporda enflasyondaki yavaşlamanın TL’nin cazibesini artırdığı belirtildi.

Haziran enflasyonunun Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) ve Türk Lirası için pozitif olduğunu kaydeden stratejistler “Para politikası ve kredibilite perspektifinden bakılınca Haziran enflasyon verisi oldukça olumlu” değerlendirmesini yaptı.

Verinin Türk Lirası için de olumlu olduğu belirtilen raporda TCMB anketinde yıl sonu enflasyon tahmininin yüzde 43,5 olduğu hatırlatılarak “Enflasyon beklentilerinde olası aşağı yönlü revizyonla birlikte ileriye dönük reel faizlerin yükselmesi ve liranın cazibesinin daha da artması muhtemel” ifadesine yer verildi.

Raporun sonuç kısmında ise şu ifadeler yer aldı; “Haziran ayında olduğu gibi aylık enflasyonda ılımlı artış gelecek aylarda da sürerse reel faiz dinamikleri de iyileşmeye devam edecek. Yılın ikinci yarısında politika yapıcılar Dolar / TL’nin stabil seyretmesinden yana da olsa da lira reel anamda daha ılımlı biçimde değerlenebilir.”

Paylaşın

Suriyeliler, Ekonomik Krizin Nedenlerinden Biri Mi?

Gaziantep Ticaret Odası Başkanı Tuncay Yıldırım, “Bugün Gaziantep’te faaliyet gösteren kayıtlı Suriyeli işletme sayısı, odamız, Sanayi Odası ve Esnaf Odaları dahil toplam 6 bin 300. Kayıtlı Suriyeli istihdam sayısı ise 12 bin. Bu sayılar bile şehrimizdeki Suriyeli nüfusu düşününce kayıt dışılığın boyutunu gözler önüne sermeye yeter” dedi.

Otomotiv sektörü işletmecisi Mehmet Çelik ise konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede, “İlk geldiklerinde misafir olarak geldikleri ve bir süre sonra tekrar dönecekleri söylendi. Hepimiz onlar için elimizden geleni yaptık. Evlerimizi de açtık, eşyalarımızı da paylaştık çünkü olması gereken buydu” dedi ve ekledi:

“Bu misafirlik 10 yılı geçti, şu anda aklınıza gelebilecek her türlü sektörde onlar çalışıyor. Herkes kendi kısmetini kazanır ama maliyet ve giderleri hesaplayınca haksız bir rekabet oluyor. Biz de bu durumdan olumsuz etkileniyoruz. Ben kiramı, vergimi, personel maaşını, sigortamı, faturalarımı öderken, onlar ya bunların birçoğunu ödemiyor ya da bir işletmede 5-6 ortak çalışıyor, giderleri olmadığı için de bizden fazla kazanmış oluyorlar.”

Türkiye’de son dönemde sığınmacılara yönelik artan öfkenin nedenlerinin birinin ülkedeki ekonomik koşullar ve sığınmacıların kayıt dışı çalışmasından kaynaklanan haksız rekabet olduğu değerlendirmeleri kimi çevrelerce yapılıyor.

İçişleri Bakanlığı’na bağlı Göç İdaresi Başkanlığı (GİB) verilerine göre, 27 Haziran 2024 itibariyle İstanbul’dan sonra geçici koruma kapsamındaki en fazla Suriyeli, 429 bin 855 kişinin yaşadığı Gaziantep’te bulunuyor. İstanbul’da ise bu sayı 530 bin 506.

36 bin üyeli Gaziantep Ticaret Odası’nca geçen hafta düzenlenen bir toplantıda, ekonomik sorunların tetikleyicilerinden biri olarak iç savaş nedeniyle Türkiye’ye sığınan Suriyeli göçmenler gösterildi. İktidara yapılan çağrıda “13 yıllık misafirliğin son bulması” ve başta kayıtdışı göçmenler olmak üzere tüm Suriyeli sığınmacıların geri gönderilmesi talep edildi.

VOA Türkçe’den Orhan Erkılıç‘a konuşan Gaziantepli esnaf, Ticaret Odası ile aynı düşünceleri paylaşırken, Suriyeli işletme sahipleri ise kente ekonomik anlamda faydaları dokunduğunu dile getiriyor.

Ülkelerinde savaş bitse bile farklı grupların kontrolünde olan bölgelerin iş, ticaret ve yaşam için henüz güvenli olmadığına dikkat çeken Suriyeli iş insanları, Türkiye’deki ekonomik krizden kendilerinin de olumsuz etkilendiğini ifade ediyor. Peki, Suriyeliler’in Türk ekonomisine katkısı ne?

Bu hafta görevinden istifa eden Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki, AK Parti genel başkan yardımcısıyken 2021’de “Suriyeliler giderse ekonomi çöker” demişti. Ancak rakamlar bunu doğrulamıyor. Birçok Suriyeli’nin düşük ücretle ve kayıtdışı çalıştığı görülüyor.

Birleşmiş Milletler’e bağlı Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) Türkiye Ofisi tarafından Şubat 2020’de yayınlanan “Türk İşgücü Piyasasında Suriyeli Mülteciler” araştırmasına göre, Türkiye’de yaklaşık 950 bin Suriyeli çalışıyor. Ancak çalışan Suriyeliler arasında kayıt dışı çalışanların oranı yüzde 91,6 gibi çok yüksek bir seviyede bulunuyor.

Daha yakın tarihli bir rapor ise Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV) tarafından hazırlanan “İşgücü Piyasasında Suriyeliler” raporu. 2021 tarihli raporda, “Suriyeliler’in çoğunlukla kayıt dışı istihdam edilmelerinin temelinde kültürel farklar, işverenlerin yaklaşımları, ekonomik koşullar ve yasal düzenlemeler gibi nedenler yatmaktadır” tespitinde bulunuluyor.

“Haksız rekabet yaratıyorlar”

Gaziantep Ticaret Odası Başkanı Tuncay Yıldırım, 46 meslek grubunu temsilen yönetim kurulu üyelerinin de katıldığı basın toplantısında Suriyeli sığınmacıların kayıt dışı ticari faaliyetler yoluyla “haksız rekabet” yarattığını ve yaşanan birçok ekonomik sorunun kaynağı olduğunu savundu.

Son günlerde yoğun şekilde tartışılan pahalılık, fahiş fiyatlar ve barınma sorunlarına dikkat çeken Yıldırım, “Elbette tüm bu bahsettiğimiz sorunların tetikleyicilerinden biri hiç şüphesiz 13 yıldır şehrimizde yaşayan geçici koruma altındaki Suriyeliler’dir. Kayıt dışı ticari faaliyetlerinin yarattığı haksız rekabet, kimi sektörlerde elde ettikleri üstünlükler, işletmelerimizin iç ve dış pazar kayıpları, kiralar başta olmak üzere genel fiyat seviyesine ve sosyo-kültürel yapımıza olan olumsuz etkileri ne yazık ki her geçen gün artan bir oranda hissediyoruz’’ dedi.

Yıldırım, “Bugün Gaziantep’te faaliyet gösteren kayıtlı Suriyeli işletme sayısı, odamız, Sanayi Odası ve Esnaf Odaları dahil toplam 6 bin 300. Kayıtlı Suriyeli istihdam sayısı ise 12 bin. Bu sayılar bile şehrimizdeki Suriyeli nüfusu düşününce kayıt dışılığın boyutunu gözler önüne sermeye yeter. Bu durumun Türk işletmeler açısından yarattığı haksız rekabeti hepiniz tahmin edebilirsiniz” diye konuştu.

Otomotiv sektörü işletmecisi Mehmet Çelik ise , 2011 sonrası Türkiye’ye gelen Suriyeli sığınmacıların şu anda her sektörde çalıştığını ifade ederek, şunları anlattı: “İlk geldiklerinde misafir olarak geldikleri ve bir süre sonra tekrar dönecekleri söylendi. Hepimiz onlar için elimizden geleni yaptık. Evlerimizi de açtık, eşyalarımızı da paylaştık çünkü olması gereken buydu.

Bu misafirlik 10 yılı geçti, şu anda aklınıza gelebilecek her türlü sektörde onlar çalışıyor. Herkes kendi kısmetini kazanır ama maliyet ve giderleri hesaplayınca haksız bir rekabet oluyor. Biz de bu durumdan olumsuz etkileniyoruz. Ben kiramı, vergimi, personel maaşını, sigortamı, faturalarımı öderken, onlar ya bunların birçoğunu ödemiyor ya da bir işletmede 5-6 ortak çalışıyor, giderleri olmadığı için de bizden fazla kazanmış oluyorlar.”

“İşveren, Suriyeliler nedeniyle yevmiyeyi azaltıyor”

Sarımsak tarlasında dört çocuğu ve eşiyle mevsimlik tarım işçiliği yaptığını ifade eden Müslüm Ceylan da, Suriyeliler’in gelmesiyle birlikte tarım işinde daha ucuza çalışmak zorunda kaldıklarını ifade etti.

Ceylan, “Son yıllarda verilen ücrete ‘tamam’ demek zorunda kalıyoruz. Çünkü bizim kabul etmediğimiz yevmiyeleri Suriyeliler kabul ediyor. İtiraz ettiğimiz zaman işveren bizi, Suriyeli işçileri çalıştırıp bize iş vermemekle tehdit ediyor. Defalarca Suriyeliler’e kabul etmemelerini söyledik ama bizi dinlemiyorlar. Bir an önce ülkelerine dönseler işçi olarak bizim değerimiz yeniden artar” diye konuştu.

Gaziantep’te beş yıldır tekstil sektöründe hizmet verdiğini ifade eden işletme sahibi Suriyeli Yusuf E. M. ise Türkiye’de yaşanan ekonomik sorunlardan Suriyeli iş insanlarının da etkilendiğini belirtti.

Suriyeli bir Türkmen olarak hem Suriye’de hem Türkiye’de dışlandığını anlatan Yusuf E.M. “Şu anda Antep’in Ünaldı bölgesinde çalışan Suriyeli işletme sahiplerinin neredeyse yarısı Mısır, Kerkük, Libya gibi bölgelere taşındı. Biz ekonomik anlamda ne Antep’e ne de Türkiye’ye zarar verdik. Gece gündüz çalışıyoruz, çalışan bir kitle nasıl zarar verebilir ki? İş verenin vicdansızlığı, ev sahibinin vicdansızlığı Suriyeli’ye mal ediliyor. Bizim artık bir tadımız kalmadı, çoğu gitti, böyle devam ederse biz de gitmenin yollarını arıyoruz. İşçi kesim gitse Antep’in ekonomisi zarar görür. Hem tekstilde hem tamirhanelerde hem tarımdaki işi Suriyeliler yapıyor” diye konuştu.

İstikrar ve güvenlik vurgusu

Gaziantep Ticaret Odası’ndan yapılan açıklamayı doğru bulmadığını belirten Suriyeli iş insanı B.H. de, Gaziantep’e katma değer sağladıklarını ifade ederek, ülkesinde farklı grupların yönettiği bölgelerde iş yapmanın da işletme kurmanın da mümkün olmadığını belirtti.

B.H., Ticaret Odası Başkanı Yıldırım’ın görüşlerinin aksine ekonomiye zarar vermediğini, tam tersine kent ve ülke ekonomisine katkı sağladığını savundu:

“Yaklaşık yedi yıl önce burada başlattığım işletmemi giderek büyüttüm. Şu anda 100’den fazla kişi buradan ekmek yiyor. Ürettiğim ürünleri Ortadoğu’nun yanı sıra Avrupa ülkelerine de ihraç ediyorum. Her türlü işim, işletmem, ticaretim yasal zeminde ve prosedüre uygun. Üretim yapıyorum, ticaret yapıyorum, vergimi ödüyorum ve Türkiye’ye ticari ve ekonomik değer katıyorum. Ben ticaret odası başkanının dediği gibi Antep ekonomisine zarar vermiyorum, tam tersi Antep ve tüm Türkiye ekonomisine fayda sağlıyorum.”

Bir iş insanı olarak her yerde üretim yapabileceğini söyleyen B.H., “Elbette ülkeme dönüp orada da üretim yapmak isterim. Ancak şu anda ülkemde gidebileceğimiz alanların hiçbirinde devlet yok tam bir güvenlik yok. Suriye’deki tek sorun savaşın bitmesi değil, devlet yok, güvenlik yok. Oralarda birçok örgüt ve grup var. Her an birisi gelip bana ya da işletmeme zarar verebilir ya da el koyabilir. Türkiye’yi seviyorum, halk da devlet de bize sahip çıktı ama şunu tüm samimiyetimle söylüyorum; ülkemde tekrar istikrar sağlanıp güvenli hale geldiği an bir dakika bile durmadan gidebilirim” dedi.

Paylaşın

Rusya, Türkiye’nin Arabuluculuk Önerisine Kapıyı Kapattı

Kremlin Sözcüsü Dmitri Peskov, Türkiye’nin Ukrayna’da arabuluculuk teklifine ilişkin, “Hayır, bu mümkün değil” dedi. Ancak Peskov, Rusya’nın Türkiye’ye neden itiraz ettiğine dair başka ayrıntı paylaşmadı.

Rusya ile yakın ilişkileri bulunan Türkiye, Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü savunuyor, aynı zamanda Kiev’e silah sağlıyor. NATO üyesi Türkiye daha önce Kiev ve Moskova arasında tahıl koridoru anlaşmasına aracılık etmişti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Ukrayna savaşında arabuluculuk teklifine Kremlin’den olumsuz yanıt geldi.

Erdoğan, Şanghay İşbirliği Örgütü Liderler Zirvesi için gittiği Kazakistan’ın başkenti Astana’da Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin görüştü.

İletişim Başkanlığından yapılan açıklamaya göre Erdoğan, “Türkiye’nin Rusya ile Ukrayna arasında devam eden savaşın önce ateşkes, ardından barışla sona erdirilmesi için uzlaşı zeminini oluşturabileceğini, iki tarafı da memnun edebilecek adil bir barışın mümkün olduğunu” ifade etti.

Türkiye’nin bu önerisine Moskova’nın yanıtını Putin’in sözcüsü Dmitri Peskov verdi.

Bir Rus televizyonuna verdiği mülakatta Türkiye’nin arabuluculuğu sorulunca Peskov, “Hayır, bu mümkün değil” dedi. Ancak Kremlin’in neden Türkiye’ye itiraz ettiğine dair başka ayrıntı paylaşmadı.

Rusya ile yakın ilişkileri bulunan Türkiye, aynı zamanda Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü savunuyor, Kiev’e silah sağlıyor. NATO üyesi Türkiye daha önce Kiev ve Moskova arasında tahıl koridoru anlaşmasına aracılık etmişti.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

JPMorgan’dan Türkiye İçin Yıl Sonu Enflasyon Tahmini: Yüzde 42,5

ABD merkezli yatırım bankası JPMorgan, Türkiye için yıl sonu enflasyon tahminini 43,4’ten yüzde 42,4’e düşürdüklerini duyurdu. Banka, Türkiye için 2025 yılı sonu enflasyon tahminini ise yüzde 25 olarak belirlemiş durumda.

Öte yandan Merkez Bankası (TCMB), sekiz ay sonra yavaşlayan enflasyon verilerine ilişkin yaptığı değerlendirmede, enflasyonun, hizmet grubunda sınırlı olmak üzere, tüm gruplarda gerilediğini belirtti.

Goldman Sachs, Morgan Stanley ve JP Morgan, Türkiye’nin haziran ayı enflasyonunu yorumlarken dezenflasyonun beklenenden iyi başladığına dikkat çekti. Yılsonu enflasyon hedefi içinse Goldman Sachs yüzde 36, Morgan Stanley yüzde 42,4 ve JPMorgan yüzde 42,5 tahmininde bulundu.

Morgan Stanley raporunda dezenflasyona iyi bir başlangıç yorumunu yaptığı raporunda çekirdek enflasyondaki düşüşe vurgu yaptı.  Yüzde 1,6 gelen aylık enflasyonun son 13 ayın en düşük aylık enflasyon verisi olduğu ifade edildi. Yıl sonu enflasyonu için Morgan Stanley 42,4 tahmininde bulundu. Merkez Bankası’nın sıkı para politikasına devam edeceği düşünülüyor.

Cnbc-e’de yer alan habere göre, yıllık enflasyonun yüzde 71,6’yla beklenenden daha fazla düştüğü vurgulandı. Buna rağmen hizmet enflasyonu ve vergi artışlarının enflasyon konusunda risk teşkil ettiği yorumu yapıldı. Morgan Stanley Dolar/TL kurunun son 3 ayda yüzde 2 bandında değiştiğine dikkat çekti.

Goldman Sachs’ın raporunda da enflasyonun beklenenden daha hızlı düştüğü ifade edildi. Çekirdek enflasyon verilerinin döviz kurlarıyla yakından ilişkili olduğuna dikkat çekildi ve TL/USD paritesindeki sakinliğin düşük çekirdek enflasyonunda etkili rol oynadığı belirtildi. Tıpkı Morgan Stanley gibi Goldman Sachs’ta mart ayından beri TL’deki stabiliteyi vurguladı.

Goldman Sachs hizmet enflasyonunun halen yüksek olduğunu belirtirken önümüzdeki aylarda burada da düşüş görüleceği yorumunda bulundu. Piyasa algısı nedeniyle hizmet sektöründeki yapışken enflasyon beklentisinin hızlıca değişeceği öne sürüldü.

Ekonomi yönetiminin asgari ücrette değişiklik yapmayacağı vurgusu da raporda kendine yer buldu. Yılın ilk yarısında büyüme rakamlarının beklenenden daha iyi olduğuna değinildi ve yılın ikinci yarısı için talebin yavaşlamaya başladığı ifade edildi.Bu yavaşlama etkisiyle manşet enflasyonun 2024 için yüzde 36’ya kadar gerileyebileceği ifade edildi.

JP Morgan’ın son raporuna göre, Türkiye’de Haziran ayında enflasyon oranları beklenenden daha fazla düşüş gösterdi. Manşet enflasyon, Mayıs ayında yıllık yüzde 75,5’ten Haziran ayında yıllık yüzde 71,6’ya geriledi. Bu düşüşte, temel mal fiyatlarındaki yavaşlama önemli bir rol oynadı.

Raporda, çekirdek mal enflasyonunun Haziran ayında aylık yüzde 0,1 artarak yıllık yüzde 50,6’ya düştüğü belirtiliyor. Hizmetler enflasyonu ise yıllık yüzde 95,3’e geriledi. Gıda fiyatları da aylık yüzde 1,8 artış göstererek, yıllık gıda enflasyonu yüzde 68,1’e geriledi.

JP Morgan, elektrik fiyatlarının yüzde 38 oranında artırılmasının ve otomatik tüketim vergilerinin yükseltilmesinin enflasyon üzerindeki yukarı yönlü baskıları artırdığını vurguluyor. Ancak, yıl sonunda manşet enflasyonun yüzde 42,5’e düşmesi bekleniyor. Ayrıca, 2025 yılı sonu için enflasyon tahmini yüzde 25 olarak belirlenmiş durumda.

Raporda, Merkez Bankası’nın sıkı para politikasını sürdürmesi gerektiği belirtiliyor. Maliye politikasında da sıkılaştırma adımlarının devam etmesi gerektiği, aksi takdirde enflasyonun kontrol altına alınmasının zorlaşacağı vurgulanıyor.

Merkez Bankası (TCMB) enflasyonu nasıl değerlendirdi?

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) sekiz ay sonra yavaşlayan yıllık enflasyon verisinin ardından fiyat gelişmelerine ilişkin değerlendirmelerini kamuoyuyla paylaştı:

“Tüketici fiyatları haziran ayında yüzde 1,64 oranında yükselmiş, yıllık enflasyon 3,85 puan düşüşle yüzde 71,60 olarak gerçekleşmiştir. Yıllık enflasyon, hizmet grubunda sınırlı olmak üzere, tüm gruplarda gerilemiştir. Hizmet grubunda aylık fiyat artışı, önceki aya kıyasla zayıflamakla beraber görece yüksek seyrini korumuştur. Aylık fiyat artışı kira ve lokanta-otel alt gruplarında yavaşlarken, ulaştırma ve haberleşme hizmetlerinde güçlenmiştir.

Dayanıklı mal fiyatları döviz kurundaki ılımlı seyir, iç talep gelişmeleri ve otomobilde gerçekleşen indirim kampanyalarına bağlı olarak uzun bir aranın ardından haziran ayında gerilemiştir. Gıda grubunda aylık fiyat artışı bir önceki aya yakın gerçekleşmiştir. Bu dönemde, işlenmiş gıda alt grubunda ekmek ve tahıllar fiyat artışı ile öne çıkan kalem olmuştur. İşlenmemiş gıda alt grubunda ise mevsimsellikten arındırılmış veriler, taze meyve ve sebze fiyatlarının önemli ölçüde yükseldiğine işaret etmiştir.

Öte yandan, son aylarda belirgin bir artış eğilimi sergileyen kırmızı et fiyatları haziran ayında azalmıştır. Enerji grubundaki fiyat artışında ise akaryakıttaki indirimlere karşın, şebeke suyu fiyatları belirleyici olmuştur. Üretici fiyatları aylık artışı zayıflamaya devam etmiş, yıllık üretici enflasyonu yüksek bazın da etkisiyle önemli ölçüde gerilemiştir. Bu görünüm altında, mevsimsellikten arındırılmış verilerle, B ve C göstergelerinin aylık artış oranları zayıflamış, göstergelerin yıllık enflasyonları gerilemiştir.”

Paylaşın