Merkez Bankası Açıkladı: Politika Faizi Yüzde 25’e Yükseltildi

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK), politika faizini 750 baz puan artışla yüzde 25 yükseltti. Piyasa beklentileri politika faizinin yüzde 20’ye çıkarılması yönündeydi.

Haber Merkezi / Reuters anketine katılan 17 ekonomistin tamamı yüzde 17,5 seviyesindeki politika faizinde artış beklerken, tahminler yüzde 18 ila yüzde 20,5 bandında yer alıyordu. Ankette sekiz ekonomist 250 baz puan, dört ekonomist 200 baz puan, üç ekonomist 150 baz puan, ve birer ekonomist 50 ve 300 baz puan artış bekliyordu.

Ekonomistler, TCMB’nin önümüzdeki aylarda da faiz artışlarına devam etmesi bekliyor. Ankette 2023 sonu faiz tahminlerinin medyanı yüzde 25 seviyesinde bulunuyordu. Tahminler, yüzde 20 ile yüzde 30 bandında yer alıyordu.

AA Finans’ın 15 ekonomistle gerçekleştirdiği ankete göre, TCMB’den 100 ila 250 baz puanlık bir artırım öngörülüyordu. Ekonomistlerin politika faizi beklentileri yüzde 18,50 ile yüzde 20,00 arasında, yıl sonu politika faizi beklentileri ise yüzde 20 ile 30 arasında yer alıyordu.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK) fazi kararını açıkladı. Politika faizini yüzde 17,5’tan yüzde 25 çıkaran Merkez Bankası’nın faiz kararı metninde şu ifadelere yer verildi:

“Yakın döneme ilişkin göstergeler enflasyonun ana eğiliminde yükselişin sürdüğüne işaret etmektedir. Bu gelişmede yurt içi talepteki güçlü seyir, ücret ve kur kaynaklı maliyet yönlü baskılar, hizmet enflasyonundaki katılık ve vergi düzenlemeleri belirleyici olmaktadır.

Bu unsurlara ek olarak, akaryakıt fiyatlarındaki yükselişin de etkisiyle enflasyon beklentilerinde ve fiyatlama davranışlarında öngörülenin üzerindeki bozulma, enflasyonun yıl sonunda Enflasyon Raporu’ndaki (Rapor) tahmin aralığının üst sınırına yakın seyredeceğine işaret etmektedir. Bununla birlikte Kurul, parasal sıkılaştırma adımlarının etkisiyle, dezenflasyonun 2024 yılında Rapor ile uyumlu şekilde tesis edileceğini öngörmektedir.

Doğrudan yabancı yatırımlar, dış finansman koşullarındaki iyileşme, rezervlerde süregelen artış ve turizm gelirlerinin cari işlemler hesabına desteği fiyat istikrarına güçlü katkıda bulunacaktır.

Politika faizi, enflasyonun ana eğilimini geriletecek ve enflasyonu orta vadede yüzde 5 hedefine ulaştıracak parasal ve finansal koşulları sağlayacak şekilde belirlenecektir. Enflasyon görünümünde belirgin iyileşme sağlanana kadar parasal sıkılaştırma gerektiği zamanda ve gerektiği ölçüde kademeli olarak güçlendirilecektir.

Kurul, mevcut mikro ve makroihtiyati çerçeveyi, piyasa mekanizmalarının işlevselliğini artıracak ve makro finansal istikrarı güçlendirecek şekilde sadeleştirmektedir. Sadeleşme süreci, etki analizleri dikkate alınarak kademeli olarak devam edecektir. Bu kapsamda, Türk lirası mevduat payının artırılmasına yönelik düzenlemeler parasal aktarım mekanizmasını güçlendirecektir. Kurul, faiz artırımının yanı sıra, parasal sıkılaştırma sürecini destekleyecek seçici kredi ve miktarsal sıkılaştırma kararları almaya devam edecektir.

Enflasyon ve enflasyonun ana eğilimine ilişkin göstergeler yakından takip edilecek ve Kurul, fiyat istikrarı temel amacı doğrultusunda elindeki tüm araçları kararlılıkla kullanmaya devam edecektir.”

Paylaşın

KKM’den Çıkış İçin Düzenlemeler Hangi Sonuçları Doğurabilir?

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Türk lirası (TL) mevduatları artıracak, Kur Korumalı Mevduat’ı (KKM) azaltacak düzenlemeye gitmişti. Resmi Gazete’de yayımlanan dört farklı tebliğe göre Merkez Bankası yabancı para mevduattan KKM’ye dönüşüm hedefi uygulamasına ve TL payına göre ilave/indirimli menkul kıymet tesis uygulamasına son vermişti.

Değişiklikle, vadesi gelen kur korumalı mevduat hesaplarını standart TL mevduata dönüştürme hedefi getirilmişti. Bu konudaki kriterleri tutturamayan bankalar ek menkul kıymet tesisine mecbur olacak. Öte yandan döviz ve kıymetli maden mevduatına uygulanan zorunlu karşılık oranları artırılmıştı.

Koç Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selva Demiralp BBC Türkçe için iki tür KKM’den hangisi için çıkış sinyali verildiğini ve kararın dolarizasyon, döviz kuru, enflasyon ve borsa üzerindeki olası etkilerini yazdı.

Eylül 2021’de uygulamaya konulan Yeni Ekonomi Modeli (YEM)’in “medarı iftiharı” sayılabilecek, dönemin Merkez Bankası başkanı Şahap Kavcıoğlu’nun “bir taşla beş kuş vuracağız” diye tasvir ettiği Kur Korumalı Mevduat hesabından (KKM) ilk çıkış sinyali hafta sonu geldi.

Gelen regülasyonlar, aylık maliyeti 10 milyar ABD dolarını aşan ve toplam mevduatın dörtte birine erişen bu “canavarı” küçültme konusunda ne kadar etkili olur tartışılır. Ancak seçim öncesi dönemde teşvik edilen ve beslenen bu canavarın en azından daha fazla büyümesinin engellenmesi bile doğru yolda atılmış bir adım.

Regülasyonlar KKM’yi küçültmeye yarar mı?

KKM’nin doğmasına sebep olan “düşük faizle büyüme” tercihi değişmiş değil.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’ndan (TCMB) gelen ürkek faiz artışları, Başkan Gaye Erkan’ın “ekonomiye zarar vermeden” faiz artışı yapacaklarını vurgulaması, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek tarafından 2023 büyümesinin (potansiyelin üzerinde) %4,5 olarak öngörüldüğünün not edilmesi bu izlenimimi güçlendiriyor.

Karar alıcılar, gerektiğinde büyümeden feragat edip enflasyon beklentilerini çıpalama konusunda isteksizler.

Siyasi baskı ile politika faizini artıramayan Merkez Bankası dolaylı yoldan faizleri artırmaya çalışıyor. Bu “kısıtlı optimizasyon” para politikasının işleyişini ve iletişimini bozuyor.

Bir ay önceki enflasyon raporu toplantısında mevduat faizlerindeki düşüşle gurur duyan TCMB, yeni gelen regülasyonlarla mevduat faizlerinin artmasını teşvik ediyor.

Bu şartlar altında KKM’den çıkış yolunda atılan adımların etkinliği zayıf kalacaktır.

İki tür KKM’den hangisi için çıkış sinyali verildi?

KKM hesaplarının TL’den geçişli ve dövizden geçişli iki türü var. Toplamda 125 milyar ABD dolarına yaklaşan KKM’nin kabaca %70’i dövizden geçişli, kalanı ise TL den geçişli KKM’de duruyor.

Yapılan düzenlemeler TL geçişli KKM hesaplarını eritmeyi ve bu hesapları TL mevduata dönüştürmeyi hedefliyor. Döviz geçişli olan ve toplam KKM’nin aslan payını oluşturan kısım içinse henüz cazip bir alternatif sunulamadığından bu hesaplar şimdilik rölantide bırakılmış.

Söz konusu dönüşümü yapabilmek amacı ile TL geçişli KKM hesaplarının vade bitiminde TL mevduata dönüştürülmesi için bankalara “sopa” gösterilmiş.

Vadesi gelen KKM’lerin %50’si TL mevduata dönmezse ek menkul kıymet tutulması zorunluluğu konmuş.

Döviz bazlı KKM hesaplarının vade bitiminde ise tekrar KKM’de tutulması için eskiden gösterilen “sopa” masadan kaldırılmış. Yüzde 5 gibi mütevazi bir düşüş hedeflenmiş.

Peki bu yeni sopalar KKM’nin tasfiyesi üzerinde etkili olur mu? Bunun için dolarizasyona sebep olan şartların (yani negatif reel mevduat faizi ve döviz kurunda artış beklentisi) ortadan kalkması lazım ki aşağıda detaylandırdığım üzere henüz o ortamdan oldukça uzağız. Bu nedenle gelen düzenlemelerle KKM’de anlamlı bir azalma beklemek iyimser bir tahmin olur.

Atılan adımların etkilerini şu şekilde değerlendirebiliriz:

Piyasa faizleri üzerindeki etkiler

Mevduat faizi: TL geçişli KKM’yi TL mevduata dönüştürebilmek için bankaların müşterilerine cazip bir mevduat faizi vermesi gerekiyor.

Kredi faizi: Bankaların mevduat faizini kısmi olarak artırıp “cezadan kaçabilmeleri” için kredi faizlerini de mevduat faizlerine paralel artırabilmeleri ve pozitif bir kâr marjını koruyabilmeleri lazım. Şayet bankalar kredi faizlerini artıramazlarsa iki senaryo söz konusu olabilir:

Kredi faizini artıramayan bankalar mevduat faizini de artırmazlar ve “sopa” devreye girer. Yani bankalar düşük faizli devlet tahvili almak zorunda kalırlar.
Cezadan kaçmak isteyen bankalar mevduat faizini artırırlarsa bu sefer de kar marjları azalır.

Düzenlemeler sonrası (ve hatta regülasyonların hafta sonu açıklanacağına dair bir bilgi sızıntısı şüpheleri ile geçtiğimiz Cuma gününden itibaren) bankacılık hisselerinin değer kaybetmesi bu ihtimallerin fiyatlandığını gösteriyor. Yani piyasa oyuncuları KKM’nin başarılı bir tasfiyesi olmayacağını, bankaların kredi faizlerini yükseltemeyeceğini, yeni regülasyonların banka karlarını olumsuz etkileyeceğini fiyatlıyorlar.

Bankalar kredi faizini neden artıramıyor?

Seçim öncesi dönemde gelen regülasyonlar sebebiyle bankaların eli kredi faizini belirleme konusunda serbest değil. Politika faizinin 1,8 katından yüksek kredi faizi veren bankalar menkul kıymet tutmak zorunda.

Eğer TCMB gerçekten KKM’den çıkış konusunda kararlı ise 24 Ağustos’taki Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısında bu üst sınırı yükseltmesi gerekir. Bu şekilde kredi faizlerinin artması ve bankaların kar marjının daha sağlıklı seviyelere tutulması mümkün olacağından bankaların mevduat faizlerini yükseltme konusunda eli rahatlar.

Öte yandan ekonomide bir durgunluk yaratma konusunda son derece tedirgin olan yönetimin eli rahat olsaydı enflasyon beklentisi %58 iken politika faizini iki ayda sadece 9 puan mı artırırdı? Bu seneki büyüme öngörüsü potansiyelin üzerinde tutulabilir miydi? Enflasyon raporundaki tahmin ufku boyunca çıktı açığı yaratmadan enflasyonu düşürmek gibi bir iddia olabilir miydi? Şayet TCMB’nin eli rahat olsaydı o zaman esas aracı olan politika faizini yükseltip yan yollara sapmadan çok daha etkin bir beklenti yönetimi yolunu seçmesi gerekmez miydi? Politika faizinde eli bu kadar sınırlı olan bir Merkez Bankası kredi faizlerinde üst sınırı ne kadar yükseltebilir?

Bu sorulara tatmin edici cevaplar alınamadığı sürece KKM’de anlamlı bir düşüşten bahsedebilmek zor.

Dolarizasyon ve döviz kuru üzerindeki etkiler

KKM’den çıkmaya niyet etmek güzel. Ancak bu niyetin gerçekleşebilmesi için tasarruf sahibini dolarizasyona teşvik eden iki temel sebebin ortadan kalkmış olması yani döviz kuru istikrarı ve TL mevduat faizinin enflasyona karşı koruma sağlaması gerekir.

Bu noktaya yakın mıyız? Hayır.

TCMB’nin 2024 sonu enflasyon beklentisi %33 iken (ki tarihi olarak bu tahminlerin hep yukarı yönlü revize edildiğini biliyoruz) mevduat faizleri yüzde 30’lerde seyrettiği için halen negatif bir reel mevduat faizi var.

KKM hesaplarından çıkanlara yüksek faiz verilse bile diğer mudiler genelinde bu imkan söz konusu değil. Bu durum bir taraftan harcamayı teşvik ederken diğer yandan dolarizasyon ve kur üzerinde baskının devamı ile enflasyonu da yukarı itecektir.

Borsa üzerindeki etkiler

Orta ve uzun vadede seçim öncesi dönemden miras alınan regülasyonları kaldıracak her adım bankacılık sistemini olumlu etkileyecektir. Moody’s’in bankacılık sektörü görünümünü durağana yükseltmesi de bu görüşü destekliyor.

Ancak kısa vadedeki belirsizlikler bankacılık hisselerinde Cuma gününden beri gözlenen olumsuz fiyatlamayı doğurmuş olabilir.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan KKM Açıklaması: Bu Ağır Yükü 85 Milyon Beraber Ödeyeceğiz

Merkez Bankası’nın Kur Korumalı Mevduat kararını değerlendiren CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, “Biz bunların olacağını daha önce söyledik. Saray Hükümetini defalarca uyardık. Bu sıkıntıları nasıl aşacağımızı “Ortak Politikalar Mutabakat Metni” ile ortaya koyduk. Bugün geldiğimiz noktada haklı çıkmaktan hiç mutlu değiliz. Bu ağır yükü 85 milyon hep beraber ödeyeceğiz” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Bütüncül bir program yerine, parça başına alınan kararlarla bu sorun çözülemez. KKM bu şekilde tasfiye edilemez. Parça başına alınan kararlar vatandaşlarımızı ve piyasaları daha da ürkütebilir. Kaş yapayım derken, göz çıkarılabilir. TCMB’nin son aldığı kararlarla ya bankalar mevduat faizlerini ciddi şekilde artıracak; ya da yüksek enflasyon ortamında millet KKM’den dövize koşacak. Peki, kasada döviz yokken bu nasıl karşılanacak?”

Kılıçdaroğlu, açıklamasının devamında, “Artık havanda su dövmeyin. Önümüzdeki bir yılda çevrilmesi gereken dış borç 206 milyar dolar. Hazine’nin sadece önümüzdeki dört ayda ödeyeceği dış borç 4,5 milyar dolar. Ama diğer tarafta ülkemizin döviz pozisyon açığı arşa çıkmış.

Vatandaşlarımıza ve piyasalara güven verecek bir programı artık derhal açıklayın. Eylül’de açıklayacağınız Orta Vadeli Program bu çerçevede önemli bir fırsattır. Herkese güven verecek para, maliye politikalarıyla, tutarlı bir makro ihtiyati çerçeveyi ortaya koyun.

Bu programla orta vadede KKM’den nasıl çıkacağınızın yol haritasını kamuoyuna açıklayın. Dolarizasyonu ve ülkemizin risk primini gerçekten düşürmek istiyorsanız, bu söylediklerimi mutlaka yapın. Aksi halde millet ve tarih huzurunda çok ağır vebal ödersiniz.” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından yaptığı açıklama ile Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nın (TCMB) Kur Korumalı Mevduat (KKM) kararını değerlendirdi. Kılıçdaroğlu’nun açıklamaları şöyle:

“Haftasonu piyasalar kapalıyken yine “kervan yolda dizilir” anlayışıyla, birtakım kararlar açıklandı. Alelacele alınan bu kararlar elbette sebepsiz değil. “Harç bitti, yapı paydos!” dememek için; suyunu çeken tulumbaya dolambaçlı yollardan su taşımaya çalışıyorlar.

TCMB, bir yandan bankaların yabancı para zorunlu karşılıklarını artırarak kuruyan döviz rezervlerini makyajlamaya; diğer yandan bankaların menkul kıymet tesisleriyle oynayarak, kapısının önüne terk edilen Kur Korumalı Mevduatın (KKM’nin) yükünü hafifletmeye uğraşıyor.

Rakamlar ortada… 17 Ağustos itibariyle, “TCMB net döviz pozisyon açığı (SWAP dahil)” 61 milyar $. “Kasa sıfır” demek için; 61 milyar $’a ihtiyaç var. TCMB’nin bilançosunda takip ettiği henüz gerçekleşmemiş kur farkı zararı ise 706 milyar lira.

Yine 17 Ağustos itibariyle TCMB’nin, büyük ölçüde KKM’den kaynaklanan zararı 565 milyar lira. Hazine’nin geçen yıldan bu yana KKM için ödediği 152 milyar lira da cabası. Bu ülke böyle bir ekonomik yıkım ve soykırımla daha önce hiç karşılaşmadı.

“En kötü senaryoda bile Hazine’ye yük gelmiyor” dedikleri KKM uygulaması; ülkenin kaynaklarını emen koca bir kara deliğe dönüştü. Sebep oldukları yüksek enflasyon Türk Lirasının “değer biriktirme” işlevini tamamen yok etti. KKM, dolarizasyonu çok yüksek seviyelerde katılaştırdı.

Biz bunların olacağını daha önce söyledik. Saray Hükümetini defalarca uyardık. Bu sıkıntıları nasıl aşacağımızı “Ortak Politikalar Mutabakat Metni” ile ortaya koyduk. Bugün geldiğimiz noktada haklı çıkmaktan hiç mutlu değiliz. Bu ağır yükü 85 milyon hep beraber ödeyeceğiz.

Bütüncül bir program yerine, parça başına alınan kararlarla bu sorun çözülemez. KKM bu şekilde tasfiye edilemez. Parça başına alınan kararlar vatandaşlarımızı ve piyasaları daha da ürkütebilir. Kaş yapayım derken, göz çıkarılabilir.

“Kasada döviz yokken…”

TCMB’nin son aldığı kararlarla ya bankalar mevduat faizlerini ciddi şekilde artıracak; ya da yüksek enflasyon ortamında millet KKM’den dövize koşacak. Peki, kasada döviz yokken bu nasıl karşılanacak?

Artık havanda su dövmeyin. Önümüzdeki bir yılda çevrilmesi gereken dış borç 206 milyar $. Hazine’nin sadece önümüzdeki dört ayda ödeyeceği dış borç 4,5 milyar $.  Ama diğer tarafta ülkemizin döviz pozisyon açığı arşa çıkmış.

Vatandaşlarımıza ve piyasalara güven verecek bir programı artık derhal açıklayın. Eylül’de açıklayacağınız Orta Vadeli Program bu çerçevede önemli bir fırsattır. Herkese güven verecek para, maliye politikalarıyla, tutarlı bir makro ihtiyati çerçeveyi ortaya koyun.

Bu programla orta vadede KKM’den nasıl çıkacağınızın yol haritasını kamuoyuna açıklayın. Dolarizasyonu ve ülkemizin risk primini gerçekten düşürmek istiyorsanız, bu söylediklerimi mutlaka yapın. Aksi halde millet ve tarih huzurunda çok ağır vebal ödersiniz.”

Paylaşın

Merkez Bankası’ndan Kur Korumalı Mevduat’ı Azaltacak Düzenleme

Vadesi gelen Kur Korumalı Mevduat (KKM) hesaplarını standart Türk Lirası (TL) mevduata dönüştürme hedefi getirildi. Bu konudaki kriterleri tutturamayan bankalar ek menkul kıymet tesisine mecbur olacak.

Öte yandan döviz ve kıymetli maden mevduatına uygulanan zorunlu karşılık oranları artırıldı.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Türk lirası (TL) mevduatları artıracak, Kur Korumalı Mevduat’ı (KKM) azaltacak düzenlemeye gitti.

Resmi Gazete’de yayımlanan dört farklı tebliğe göre Merkez Bankası yabancı para mevduattan KKM’ye dönüşüm hedefi uygulamasına ve TL payına göre ilave/indirimli menkul kıymet tesis uygulamasına son verdi.

Değişiklikle, vadesi gelen kur korumalı mevduat hesaplarını standart TL mevduata dönüştürme hedefi getirildi. Bu konudaki kriterleri tutturamayan bankalar ek menkul kıymet tesisine mecbur olacak.

Öte yandan döviz ve kıymetli maden mevduatına uygulanan zorunlu karşılık oranları artırıldı.

Vadesiz, ihbarlı ve 1 aya kadar vadeli döviz hesapları için zorunlu karşılık oranı yüzde 29 oldu. 3 ay, 6 ay ve 1 yıla kadar vadeli döviz hesabı zorunlu karşılık oranı yüzde 25 oldu. 1 yıl ve daha uzun vadeli döviz hesabı zorunlu karşılık oranı ise yüzde 19 oldu.

Düzenlemeyle ne amaçlanıyor?

Yapılan düzenlemelerle TL mevduatlar artarken, kur korumalı hesaplardan TL mevduata geçiş sağlanarak KKM’nin azaltılması gözetiliyor. Böylece TL vadeli mevduat hesapları desteklenerek makro finansal istikrarın güçlendirilmesine katkı sağlanması amaçlanıyor.

Bu kapsamda, Merkez Bankası’nca kur koruma desteği sağlanan hesaplardan TL hesaplara geçiş ve belli oranda kur korumalı hesapların yenilenmesinin hedeflenmesine, kur koruması bulunmayan TL payı seviyesinde artış hedefine geçildi.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’ndan (TCMB) Kur Korumalı Mevduat’a (KKM) ilişkin yapılan açıklama şu şekilde:

Sadeleşme süreci kapsamında yabancı para mevduattan kur korumalı mevduata dönüşüm hedefi uygulamasına ve TL payına göre menkul kıymet tesis ve zorunlu karşılık uygulamasına son verilmiştir.

Yapılan düzenlemelerle Türk lirası mevduatlar artarken, kur korumalı hesaplardan Türk lirası mevduata geçiş sağlanarak kur korumalı mevduatın azaltılması gözetilmektedir.

Böylece, Türk lirası vadeli mevduat desteklenerek makro finansal istikrarın güçlendirilmesine katkı sağlanması amaçlanmaktadır.

Bu kapsamda, Merkez Bankasınca kur koruma desteği sağlanan hesaplardan Türk lirası hesaplara geçiş ve kur korumalı hesapların belli oranda yenilenmesinin hedeflenmesine, Kur koruması bulunmayan Türk lirası payı seviyesinde artış hedefine geçilmesine, karar verilmiştir.

Sadeleşme süreci ve kur korumalı mevduatın Türk lirası mevduata geçişine ilişkin adımlar Para Politikası Kurulu’nun ilan ettiği ilkeler doğrultusunda devam edecektir.”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan KKM için yatırımcılara “yeni bir finansal alternatif” sunduklarını söylemişti.

Kur korumalı mevduatların büyüklüğü Ağustosa ayı itibarıyla 117 milyar dolar seviyesine çıktı. Bu banka mevduatlarının yaklaşık yüzde 25’lik kesimine karşılık geliyor.

Reuters KKM karşılıkları için, TL’de seçim sonrası yaşanan düşüşe bağlı olarak Merkez Bankası’nın Haziran ve Temmuz aylarında 11 milyar dolar ödediğini aktarıyor. Dövize çevrilebilir mevduat uygulamasının maliyeti Hazine tarafından karşılandı.

“Bunu gerçekleştirmek kolay olmayacak”

Ekonomist Kerim Rota Merkez Bankasının bu kararını değerlendirdi. Rota’nın açıklamaları şöyle:

“1.5 yıl boyunca tasarrufları başka ülkenin paralarına endeskleyen bir ürünü gözümüzün içine baka baka “Liralaşma” diye satmaya çalıştılar. Bu kanaldan TCMB’ye gelen dövizden çok daha fazlasını seçim uğruna geri sattılar. Buna yatırım yapan bireyler ve şirketlere vergi muafiyeti sağladılar.

KKM’ye Hazine ve TCMB’den şimdiye dek tahminen 700 Milyar TL üzerinde nakit aktarım yaptılar. Bunun yardımıyla ömrü uzatılan ölçüsüz negatif reel faiz nedeniyle dünyanın en yüksek 5.enflasyonuna maruz kaldık. Enflasyonun çok altında faizlerle verilen kredilere ulaşabilenlere vahşi bir servet aktarımı yapıldı.

Yine bu nedenle son dönemde dünyada konut ve kira fiyatları reel olarak en çok artan ülke haline geldik. Muhtemelen gelir ve servet dağılımı en çok bozulan ülkelerden biri olduk. Bugün yayınlanan tebliği KKM ve ölçüsüz negatif reel faizin verdiği zarardan kademeli dönüş niyeti beyanı olarak okumak gerekir. KKM ve negatif reel faizden dönüş niyeti doğru olsa da bunu gerçekleştirmek kolay olmayacak.

Tasarruf sahibi ve yatırımcının paramıza karşı öyle bir güven kaybı oluştu ki, bunun sadece iki ürün arasındaki faiz farkı ile geri kazanılması kolay değil. Öncelikle Haziran ayında sözü verilen şeffaflık ve öngörülebilirlik sözlerinin arkasında durmak gerekir.“

Paylaşın

Merkez Bankası 2023 Büyüme Beklentisini Sabit Tuttu

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB) Ağustos ayında 2023 büyüme tahminini 3,7 olarak sabit tuttu. Banka 2024 büyüme beklentisi de yüzde 4,3’den yüzde 4’e düşürdü.

Haber Merkezi / Merkez Bankası’nın yıl sonu enflasyon beklentisi yüzde 43,82’den yüzde e 59,46’a yükseldi, 12 ay sonrası için enflasyon beklentisi ise yüzde 33,21’den 42,01’e yükseldi. Banka’nın 24 ay sonrası için enflasyon beklentisi ise yüzde 19,04’ten yüzde 22,54’e yükseldi.

Merkez Bankası’nın yıl sonu dolar kuru beklentisi 28,46’dan 29,82’ye yükseldi. 12 ay sonrası döviz kuru beklentisi ise bir önceki anket döneminde 31,42 lira iken, bu anket döneminde 34,58 lira olarak gerçekleşti.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) Piyasa Katılımcıları Anketi’nin Ağustos ayı sonuçlarını yayımlandı.

Buna göre, Katılımcıların cari yıl sonu tüketici enflasyonu (TÜFE) beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 43,82 iken, bu anket döneminde yüzde 59,46 oldu. 12 ay sonrası TÜFE beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 33,21 iken, bu anket döneminde yüzde 42,01 oldu. 24 ay sonrası TÜFE beklentisi ise aynı anket dönemlerinde sırasıyla yüzde 19,04 ve yüzde 22,54 olarak gerçekleşti.

Katılımcıların BİST Repo ve Ters-Repo Pazarı’nda oluşan cari ay sonu gecelik faiz oranı beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 18,94 iken, bu anket döneminde yüzde 19,34 oldu. TCMB bir hafta vadeli repo ihale faiz oranı cari ay sonu beklentisi ise bir önceki anket döneminde yüzde 19,17 iken, bu anket döneminde yüzde 19,19 olarak gerçekleşti.

Katılımcıların cari yıl sonu döviz kuru (Dolar/TL) beklentisi bir önceki anket döneminde 28,46 TL iken, bu anket döneminde 29,82 TL oldu. 12 ay sonrası döviz kuru beklentisi ise bir önceki anket döneminde 31,42 TL iken, bu anket döneminde 34,58 TL olarak gerçekleşti.

Katılımcıların GSYH 2023 yılı büyüme beklentisi bir önceki anket döneminde ve bu anket döneminde yüzde 3,7 olarak gerçekleşti. GSYH 2024 yılı büyüme beklentisi ise bir önceki anket döneminde yüzde 4,3 iken, bu anket döneminde yüzde 4,0 olarak gerçekleşti.

Paylaşın

Merkez Bankası, Yıl Sonu Enflasyon Beklentisini 59,46’ya Yükseltti

Merkez Bankası’nın yıl sonu enflasyon beklentisi yüzde 43,82’den yüzde e 59,46’a yükseldi, 12 ay sonrası için enflasyon beklentisi ise yüzde 33,21’den 42,01’e yükseldi. Banka’nın 24 ay sonrası için enflasyon beklentisi ise yüzde 19,04’ten yüzde 22,54’e yükseldi.

Haber Merkezi / Merkez Bankası’nın yıl sonu dolar kuru beklentisi 28,46’dan 29,82’ye yükseldi. 12 ay sonrası döviz kuru beklentisi ise bir önceki anket döneminde 31,42 lira iken, bu anket döneminde 34,58 lira olarak gerçekleşti.

Merkez Bankası’nın 2023 büyüme tahmini ise 3,7 olarak sabit kaldı. Banka 2024 büyüme beklentisi de yüzde 4,3’den yüzde 4’e düşürdü.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) Piyasa Katılımcıları Anketi’nin Ağustos ayı sonuçlarını yayımlandı.

Buna göre, Katılımcıların cari yıl sonu tüketici enflasyonu (TÜFE) beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 43,82 iken, bu anket döneminde yüzde 59,46 oldu. 12 ay sonrası TÜFE beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 33,21 iken, bu anket döneminde yüzde 42,01 oldu. 24 ay sonrası TÜFE beklentisi ise aynı anket dönemlerinde sırasıyla yüzde 19,04 ve yüzde 22,54 olarak gerçekleşti.

Katılımcıların BİST Repo ve Ters-Repo Pazarı’nda oluşan cari ay sonu gecelik faiz oranı beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 18,94 iken, bu anket döneminde yüzde 19,34 oldu. TCMB bir hafta vadeli repo ihale faiz oranı cari ay sonu beklentisi ise bir önceki anket döneminde yüzde 19,17 iken, bu anket döneminde yüzde 19,19 olarak gerçekleşti.

Katılımcıların cari yıl sonu döviz kuru (Dolar/TL) beklentisi bir önceki anket döneminde 28,46 TL iken, bu anket döneminde 29,82 TL oldu. 12 ay sonrası döviz kuru beklentisi ise bir önceki anket döneminde 31,42 TL iken, bu anket döneminde 34,58 TL olarak gerçekleşti.

Katılımcıların GSYH 2023 yılı büyüme beklentisi bir önceki anket döneminde ve bu anket döneminde yüzde 3,7 olarak gerçekleşti. GSYH 2024 yılı büyüme beklentisi ise bir önceki anket döneminde yüzde 4,3 iken, bu anket döneminde yüzde 4,0 olarak gerçekleşti.

Paylaşın

Yıl Sonu Dolar Kuru Beklentisi 29,82’ye Yükseldi

Merkez Bankası’nın yıl sonu dolar kuru beklentisi 28,46’dan 29,82’ye yükseldi. 12 ay sonrası döviz kuru beklentisi ise bir önceki anket döneminde 31,42 lira iken, bu anket döneminde 34,58 lira olarak gerçekleşti.

Haber Merkezi / Merkez Bankası’nın yıl sonu enflasyon beklentisi yüzde 43,82’den yüzde e 59,46’a yükseldi, 12 ay sonrası için enflasyon beklentisi ise yüzde 33,21’den 42,01’e yükseldi. Banka’nın 24 ay sonrası için enflasyon beklentisi ise yüzde 19,04’ten yüzde 22,54’e yükseldi.

Merkez Bankası’nın 2023 büyüme tahmini ise 3,7 olarak sabit kaldı. Banka 2024 büyüme beklentisi de yüzde 4,3’den yüzde 4’e düşürdü.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) Piyasa Katılımcıları Anketi’nin Ağustos ayı sonuçlarını yayımlandı.

Buna göre; Katılımcıların cari yıl sonu tüketici enflasyonu (TÜFE) beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 43,82 iken, bu anket döneminde yüzde 59,46 oldu. 12 ay sonrası TÜFE beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 33,21 iken, bu anket döneminde yüzde 42,01 oldu. 24 ay sonrası TÜFE beklentisi ise aynı anket dönemlerinde sırasıyla yüzde 19,04 ve yüzde 22,54 olarak gerçekleşti.

Katılımcıların BİST Repo ve Ters-Repo Pazarı’nda oluşan cari ay sonu gecelik faiz oranı beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 18,94 iken, bu anket döneminde yüzde 19,34 oldu. TCMB bir hafta vadeli repo ihale faiz oranı cari ay sonu beklentisi ise bir önceki anket döneminde yüzde 19,17 iken, bu anket döneminde yüzde 19,19 olarak gerçekleşti.

Katılımcıların cari yıl sonu döviz kuru (Dolar/TL) beklentisi bir önceki anket döneminde 28,46 TL iken, bu anket döneminde 29,82 TL oldu. 12 ay sonrası döviz kuru beklentisi ise bir önceki anket döneminde 31,42 TL iken, bu anket döneminde 34,58 TL olarak gerçekleşti.

Katılımcıların GSYH 2023 yılı büyüme beklentisi bir önceki anket döneminde ve bu anket döneminde yüzde 3,7 olarak gerçekleşti. GSYH 2024 yılı büyüme beklentisi ise bir önceki anket döneminde yüzde 4,3 iken, bu anket döneminde yüzde 4,0 olarak gerçekleşti.

Paylaşın

Türkiye’nin Yurt Dışı Varlıkları Yüzde 4,8 Azaldı

Uluslararası Yatırım Pozisyonu (UYP) verilerine göre, Türkiye’nin yurt dışı varlıkları, Haziran sonu itibarıyla, 2022 yıl sonuna göre yüzde 4,8 oranında azalarak 293,5 milyar dolar, yükümlülükleri ise yüzde 10,4 oranında azalışla 546,4 milyar dolar oldu.

Haber Merkezi / Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB) Uluslararası Yatırım Pozisyonu Gelişmeleri Haziran 2023 raporunu açıkladı.

Buna göre, 2023 Haziran sonu itibarıyla, Uluslararası Yatırım Pozisyonu (UYP) verilerine göre, Türkiye’nin yurt dışı varlıkları, 2022 yıl sonuna göre % 4,8 oranında azalışla 293,5 milyar dolar, yükümlülükleri ise % 10,4 oranında azalışla 546,4 milyar dolar oldu.

Türkiye’nin yurt dışı varlıkları ile yurt dışına olan yükümlülüklerinin farkı olarak tanımlanan net UYP, 2022 yıl sonunda -301,6 milyar dolar iken 2023 Haziran sonunda -252,9 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti.

Varlıklar alt kalemleri incelendiğinde, rezerv varlıklar kalemi 2022 yıl sonuna göre yüzde 15,7 oranında azalışla 108,6 milyar dolar, diğer yatırımlar kalemi yüzde 2,0 oranında artışla 123,2 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti.

Diğer yatırımlar alt kalemlerinden bankaların Yabancı Para ve Türk Lirası cinsinden efektif ve mevduatları yüzde 11,6 oranında artışla 50,2 milyar dolar oldu.

Yükümlülükler alt kalemleri incelendiğinde, doğrudan yatırımlar (sermaye ve diğer sermaye) piyasa değeri ile döviz kurlarındaki değişimlerin de etkisiyle 2022 yıl sonuna göre yüzde 37,7 oranında azalışla 118,0 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti.

Portföy yatırımları 2022 yıl sonuna göre yüzde 8,2 oranında azalışla 85,6 milyar dolar oldu. Yurt dışı yerleşiklerin hisse senedi stoku 2022 yıl sonuna göre yüzde 21,8 oranında azalışla 22,5 milyar dolar olurken, yurt dışı yerleşiklerin mülkiyetindeki DİBS stoku yüzde 29,1 oranında azalışla 0,9 milyar dolar, Hazine’nin tahvil stoku (yurt içi yerleşiklerce alınan tahvil stoku düşüldükten sonra) ise yüzde 4,8 artışla 43,9 milyar doları seviyesinde gerçekleşti.

Aynı dönemde, diğer yatırımlar 2022 yıl sonuna göre yüzde 4,7 oranında artarak 342,9 milyar dolar oldu. Yurt dışı yerleşiklerin yurt içi yerleşik bankalardaki Yabancı Para mevduatı, 2022 yıl sonuna göre yüzde 0,6 oranında artarak 41,9 milyar dolar olurken, TL mevduatı % 5,3 oranında artarak 14,9 milyar dolar oldu.

Bankaların toplam kredi stoku yüzde 4,8 oranında artarak 59,7 milyar dolar olurken, diğer sektörlerin toplam kredi stoku yüzde 0,1 oranında azalarak 100,3 milyar dolar düzeyinde gerçekleşti.

Paylaşın

Özel Sektörün “Yurt Dışı Kredi Borcu” 154,6 Milyar Dolar

2023 haziran ayı sonu itibarıyla, özel sektörün yurt dışından sağladığı kredi borcu, 154,6 milyar dolar olarak kayıtlara geçti. Kredi borcu vadeye göre incelendiğinde, uzun vadeli kredi borcunun 3,9 milyar dolar azalarak 145,8 milyar dolar olduğu gözlemlendi.

Haber Merkezi / Özel sektörün yurt dışından sağladığı kısa vadeli kredi borcunun (ticari krediler hariç) ise 676 milyon dolar artarak 8,8 milyar dolar düzeyinde gerçekleştiği kayıtlara geçti.

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB), Özel Sektörün Yurt Dışından Sağladığı Kredi Borcu Gelişmeleri Haziran 2023 raporunu açıkladı.

Buna göre; Haziran sonu itibarıyla, özel sektörün yurt dışından sağladığı toplam kredi borcu, 2022 yıl sonuna göre 3,2 milyar dolar azalarak 154,6 milyar dolar oldu. Vadeye göre incelendiğinde, 2022 yıl sonuna göre, uzun vadeli kredi borcunun 3,9 milyar dolar azalarak 145,8 milyar dolar; kısa vadeli kredi borcunun (ticari krediler hariç) ise 676 milyon dolar artarak 8,8 milyar dolar düzeyinde gerçekleştiği gözlendi.

Borçluya göre dağılıma bakıldığında, uzun vadeli kredi borcuna ilişkin olarak, bir önceki yıl sonuna göre bankaların kredi biçimindeki borçlanmalarının 8 milyon dolar arttığı, tahvil ihracı biçimindeki borçlanmalarının ise 1,5 milyar dolar azalışla 12,3 milyar dolar seviyesinde gerçekleştiği gözlendi.

Aynı dönemde, bankacılık dışı finansal kuruluşların kredi biçimindeki borçlanmaları 40 milyon dolar azalmış, tahvil stoku ise 1,2 milyar dolar azalarak 1,2 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Söz konusu dönemde, finansal olmayan kuruluşların kredi biçimindeki borçlanmalarının 315 milyon dolar azaldığı, tahvil stokunun ise 902 milyon dolar azalarak 8,6 milyar dolar seviyesinde gerçekleştiği gözlendi.

Kısa vadeli kredi borcuna ilişkin olarak ise, 2022 yıl sonuna göre bankaların kredi biçimindeki borçlanmaları 33 milyon dolar artışla 5,1 milyar doları; finansal olmayan kuruluşların kredi biçimindeki borçlanmaları ise 495 milyo dolar artışla 1,6 milyar dolar düzeyinde gerçekleşti.

Alacaklıya göre dağılım incelendiğinde, uzun vadeli kredi borcuna ilişkin olarak, Haziran sonu itibarıyla tahvil hariç özel alacaklılara olan borç, bir önceki yıl sonuna göre 1,3 milyar dolar artarak 103,7 milyar dolar olarak gerçekleşti. Kısa vadeli kredi borcuna ilişkin olarak ise, tahvil hariç özel alacaklılara olan borcun bir önceki yıl sonuna göre 198 milyon dolar artarak 7,7 milyar dolar seviyesinde gerçekleştiği gözlendi.

Döviz kompozisyonuna bakıldığında, 145,8 milyar dolar tutarındaki uzun vadeli kredi borcunun yüzde 59,0’ının dolar, yüzde 36,4’ünün Euro, yüzde 1,9’unun Türk lirası ve yüzde 2,7’sinin ise diğer döviz cinslerinden oluştuğu ve 8,8 milyar dolar tutarındaki kısa vadeli kredi borcunun ise yüzde 39,1’inin dolar, yüzde 38,2’sinin Euro, yüzde 15,6’sının Türk lirası ve yüzde 7,1’inin diğer döviz cinslerinden oluştuğu görüldü.

Sektör dağılımı incelendiğinde, Haziran sonu itibarıyla, 145,8 milyar dolar tutarındaki uzun vadeli toplam kredi borcunun yüzde 34,7’sini finansal kuruluşların, yüzde 65,3’ünü ise finansal olmayan kuruluşların borcu oluşturdu. Aynı dönemde, 8,8 milyar dolar tutarındaki kısa vadeli toplam kredi borcunun yüzde 76,1’ini finansal kuruluşların, yüzde 23,9’unu ise finansal olmayan kuruluşların borcu oluşturdu.

Özel sektörün yurt dışından sağladığı toplam kredi borcu, Haziran sonu itibarıyla kalan vadeye göre incelendiğinde, 1 yıl içinde gerçekleştirilecek olan anapara geri ödemelerinin toplam 42,5 milyar dolar tutarında olduğu gözlendi.

Paylaşın

Merkez Bankası Duyurdu: Konut Fiyatları Yüzde 95,9 Arttı

Konut fiyatları, haziran ayında bir önceki aya göre yüzde 4,8 oranında artarken, bir önceki yılın aynı ayına göre nominal olarak yüzde 95,9, reel olarak ise yüzde 38,0 oranında artış kaydetti.

Haber Merkezi / İstanbul, Ankara ve İzmir’de konut fiyatları haziran ayında bir önceki aya göre, sırasıyla yüzde 4,0, 5,6 ve 4,9 oranlarında artarken, bir önceki yılın aynı ayına göre, sırasıyla yüzde 85,1, 106,0 ve 100,0 oranlarında artış kaydedildi.

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB), Konut Fiyat Endeksi (KFE) Haziran 2023 verilerini açıkladı. Buna göre; Haziran ayında bir önceki aya göre yüzde 4,8 oranında artan KFE, bir önceki yılın aynı ayına göre nominal olarak yüzde 95,9, reel olarak ise yüzde 38,0 oranında artış kaydetti.

İstanbul, Ankara ve İzmir’in konut fiyatlarındaki gelişmeler değerlendirildiğinde, haziran ayında bir önceki aya göre, sırasıyla yüzde 4,0, 5,6 ve 4,9 oranlarında artış gözlendi. Konut fiyatları bir önceki yılın aynı ayına göre, İstanbul, Ankara ve İzmir’de sırasıyla yüzde 85,1, 106,0 ve 100,0 oranlarında artış gösterdi.

Öte taraftan TÜİK’in temmuz ayı verilerine göre; Türkiye genelinde konut satışları temmuz ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 16,7 artarak 109 bin 548 oldu. Konut satışlarında İstanbul 15 bin 724 konut satışı ve yüzde 14,4 ile en yüksek paya sahip oldu.

Satış sayılarına göre İstanbul’u 9 bin 688 konut satışı ve yüzde 8,8 pay ile Ankara, 5 bin 203 konut satışı ve yüzde 4,7 pay ile İzmir izledi. Konut satış sayısının en az olduğu iller sırasıyla 27 konut ile Ardahan, 40 konut ile Hakkâri, 91 konut ile Tunceli oldu.

Ayrıca, Merkezi İngiltere’de bulunan emlak danışmanlık firması Knight Frank 2023 yılına ait Global Konut Fiyat Endeksi’ni yayınladı. Küresel konut fiyatlarının 2015’ten bu yana en yavaş yükselişini yaşadığı 2023 ilk çeyreğinde Türkiye, en yüksek artışın yaşandığı ülke oldu.

Türkiye’de konut fiyatlarının 12 aylık yükselişi yüzde 132,8 olarak kayıtlara geçerken, bu yılın ilk çeyreğindeki artış yüzde 22,2 oldu. 150 şehri kapsayan konut fiyatları araştırmasında da Ankara, İzmir ve İstanbul, dünyada konut fiyatlarının en hızlı yükseldiği iller olarak kayıtlara geçti. Yılın ilk çeyreğinde konut fiyatları Ankara’da yüzde 135,3, İzmir’de yüzde 133 ve İstanbul’da yüzde 127,3 oranında arttı.

Paylaşın