Bakan Şimşek’ten İyileşme Mesajı

Merkez Bankası (TCMB) tarafından açıklanan eylül ayı ödemeler dengesi verilerine ilişkin açıklama yapan Bakan Şimşek, “Yıllık cari dengede son iki ayda 7,3 milyar dolar iyileşme sağlandı. Program öngörülerimiz doğrultusunda bu iyileşmenin devamını bekliyoruz” dedi.

Haber Merkezi / Hazne ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, sosyal medya hesabından Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından açıklanan eylül ayı ödemeler dengesi verilerine ilişkin paylaşım yaptı.

Cari dengedeki olumlu seyre işaret eden Şimşek, “Yıllık cari dengede son iki ayda 7,3 milyar dolar iyileşme sağlandı. Program öngörülerimiz doğrultusunda bu iyileşmenin devamını bekliyoruz.” değerlendirmesini yaptı.

Ekonomi bu yıl ikinci kez cari fazla verdi

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) yayımladığı verilere göre cari denge 1,88 milyar dolar fazla verdi.

Haziran ayında Türkiye ekonomisinde 693 milyon dolarlık cari fazla verilmişti. Bundan önce 2021 yılında dört aylık bir cari fazla serisi kaydedilmiş, 2021 yılının Ekim ayında 4,1 milyar dolarlık cari fazla görülmüştü.

TCMB verilerine göre 12 aylık cari açık 51,7 milyar dolara geriledi. Orta Vadeli Program’daki (OVP) öngörülere göre 2023 yılında cari açığın 42,5 milyar dolar olması bekleniyor.

Çekirdek denge olarak bilinen altın ve enerji hariç cari işlemler hesabı Eylül ayında 7,1 milyar dolar fazla verdi. Ödemeler dengesi tanımlı dış ticaret açığı 3,7 milyar dolar olarak gerçekleşti.

Hizmetler dengesi kaynaklı girişler 6,3 milyar dolar olurken bu kalem altında seyahat kaleminden kaynaklanan net gelirler 5,03 milyar dolar oldu.

Eylül’de doğrudan yatırımlardan kaynaklanan net çıkışlar 337 milyon dolar olarak kaydedildi. Portföy yatırımları ise 1,02 milyar dolar tutarında net giriş gösterdi.

Resmi rezervlerde bu ay 7,7 milyar dolarlık artış olurken net hata noksan girişi 208 milyon dolar olarak kaydedildi.

Paylaşın

Goldman Sachs, Merkez Bankası’nın Faiz İndirimine Başlayacağı Tarihi Verdi

ABD merkezli çokuluslu yatırım bankası Goldman Sachs, 2024 görünüm raporunda Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’na (TCMB) ilişkin tahminlerini paylaştı. Raporda, TCMB’nin bu yıl faiz artırımlarına devam edeceği ve politika faizinin yüzde 40’a kadar yükseleceği öngörüldü.

Goldman Sachs, 2024 yılının 3. çeyreğinde faiz indirimlerinin başlayacağı, yıl sonunda faizin yüzde 40’tan yüzde 25’e gerileyeceği tahminine yer verdi. Yıl sonunda enflasyonun da yüzde 35’e gerileyeceği öngörüldü.

Merkez Bankası (TCMB) son toplantısında politika faizini 500 baz puanlık artışla yüzde 30’dan yüzde 35’e yükseltmiş ve faiz artırım döngüsünün süreceği mesajını vermişti.

Bankacılık sistemindeki likidite fazlası ortadan kaldırıldı

Öte yandan Merkez Bankası’nın (TCMB) zorunlu karşılıklarla ilgili uygulamasının devreye girmesinin ardından sistemdeki likidite fazlası çekildi. TCMB verilerine göre 10 Kasım itibariyle net fonlama 75,6 milyar TL ile pozitife döndü. Verilere göre Ekim sonu itibariyle sistemdeki likidite fazlası 228,6 milyar TL seviyesindeydi.

Kasım başında açıklanan önlemlerle TCMB kur korumalı mevduatlarda zorunlu karşılık oranlarını artırırken, yabancı para mevduatta TL cinsi ilave karşılık uygulaması getirmişti. Söz konusu önlemlerle sistemden 350 milyar TL çekilmesi öngörülüyordu.

Bankacılık sisteminde likidite çekilirken TCMB taraflı Döviz karşılığı TL swap piyasasında yabancı para swap stoku 55,7 milyar dolar oldu. Altın karşılığı TL swap piyasasında ise swap stoku 3,2 milyar dolar olarak kaydedildi.

Döviz depo stoku ise 290 milyon dolar oldu. Gün sonu toplam swap pozisyonu ise döviz depolar dahil 58,9 milyar dolar olarak gerçekleşerek yeni tarihi zirveye işaret etti.

Paylaşın

12 Aylık Cari Açık 51,7 Milyar Dolara Geriledi

12 aylık cari açık 51 milyar 7 milyon dolara geriledi. Orta Vadeli Program’daki (OVP) öngörülere göre, 2023 yılında cari açığın 42 milyar 5 milyon dolar olması bekleniyor.

Haber Merkezi / Öte yandan cari denge eylül ayında 1,88 milyar dolar fazla verdi.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Ödemeler Dengesi Gelişmeleri Eylül 2023 verileri açıkladı. Buna göre, eylül ayında cari işlemler hesabı 1.876 milyon dolar fazla kaydedildi. Altın ve enerji hariç cari işlemler hesabı ise 7.118 milyon dolar fazla verdi.

Ödemeler dengesi tanımlı dış ticaret açığı 3.657 milyon dolar olarak gerçekleşti. Hizmetler dengesi kaynaklı girişler 6.253 milyon dolar seviyesinde gerçekleşti. Bu kalem altında seyahat kaleminden kaynaklanan net gelirler 5.033 milyon dolar oldu.

Birincil gelir dengesi kalemi 851 milyon dolar net çıkış, ikincil gelir dengesi kalemi ise 131 milyon dolar net giriş kaydedildi. Doğrudan yatırımlardan kaynaklanan net çıkışlar 337 milyon dolar olarak kaydedildi.

Portföy yatırımları 1.018 milyon dolar tutarında net giriş kaydetmiştir. Alt kalemler itibarıyla incelendiğinde, yurt dışı yerleşiklerin hisse senedi piyasasında 263 milyon dolar net satış, devlet iç borçlanma senetleri piyasasında ise 90 milyon dolar net alış yaptığı görüldü.

Yurt dışındaki tahvil ihraçlarıyla ilgili olarak, bankalar 1.429 milyon dolar ve diğer sektör 400 milyon dolar net borçlanma gerçekleştirdi. Diğer yatırımlar altında, yurt içi bankaların yurt dışı muhabirlerindeki efektif ve mevduat varlıkları 3.258 milyon dolar net azalış kaydetti.

Yurt dışı bankaların yurt içindeki mevduatları, yabancı para cinsinden 162 milyon dolar ve Türk lirası cinsinden 252 milyon dolar net artış olmak üzere toplam 414 milyon dolar net artış kaydedildi.

Yurt dışından sağlanan kredilerle ilgili olarak, bankalar, diğer sektörler ve Genel hükümet sırasıyla 1.632 milyon dolar, 354 milyon dolar ve 152 milyon dolar net kullanım gerçekleştirdi. Resmi rezervlerde bu ay 7.663 milyon dolar net artış oldu.

Paylaşın

Merkez Bankası Toplam Rezervleri 128 Milyar 420 Milyon Dolara Yükseldi

Merkez Bankası’nın (TCMB) toplam rezervleri, 3 Kasım haftasında bir önceki haftaya kıyasla 1 milyar 860 milyon dolar artışla 126 milyar 560 milyon dolardan 128 milyar 420 milyon dolara yükseldi.

Haber Merkezi / Öte yandan kur korumalı mevduat hesapları 3 kasım haftası itibariyle 2,92 trilyon liraya geriledi. Son 10 haftada kur korumalı mevduat hesaplarında 447 milyar lira gerileme kaydedildi.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), tarafından Haftalık Para ve Banka İstatistikleri yayımlandı.

Açıklanan istatistiklere göre, 3 Kasım itibarıyla Merkez Bankası brüt döviz rezervleri, 1 milyar 532 milyon dolar artışla 83 milyar 944 milyon dolara yükseldi. Brüt döviz rezervler, 27 Ekim’de 82 milyar 412 milyon dolar seviyesinde bulunuyordu.

Söz konusu dönemde altın rezervleri 328 milyon dolar artarak 44 milyar 148 milyon dolardan 44 milyar 476 milyon dolara çıktı.

Merkez Bankası’nın toplam rezervleri, 3 Kasım haftasında bir önceki haftaya kıyasla 1 milyar 860 milyon dolar artışla 126 milyar 560 milyon dolardan 128 milyar 420 milyon dolara çıktı.

Toplam rezervlerde mayıs sonundan 3 Kasım ile biten haftaya kadar geçen sürede artış, 29 milyar 962 milyon dolar olurken, söz konusu artış yüzde 30,4’e tekabül etti. Bu dönemde toplam rezerv, 15 hafta üst üste artarak 1987 başlangıçlı veri tarihindeki en uzun artış rekorunu kaydetmişti.

KKM, 3 trilyon liranın altına indi

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verilerine göre 3 Kasım haftası itibariyle Kur Korumalı Mevduat hesapları toplamı 2,92 trilyon liraya geriledi. Dolar cinsinden KKM büyüklüğü 103,2 milyar dolara düştü.

3 Kasım haftasında KKM hesaplarında düşüş 86,2 milyar TL’ye ulaştı. Son 10 haftada KKM hesaplarında 447 milyar TL gerileme kaydedildi.

KKM hesaplarında düşüş ivmesi devam ederken, ekonomi yönetiminin KKM hesaplarının baskılayan düzenlemeleri de sürdü.

2 Kasım günü açıklanan düzenlemeye göre Kur Korumalı Mevduat (KKM) hesaplarında zorunlu karşılık oranı yükseltildi ve Döviz deposu için TL türüne ilave zorunlu karşılık oranı getirildi.

Düzenlemeye göre, KKM hesaplarının yoğunlaştığı 6 aya kadar vadelinin zorunlu karşılık oranı 5 puan artırılarak yüzde 30’a yükseltildi. 1 yıla kadar vadeli ile 1 yıl ve daha uzun vadeli olanlar için zorunlu karşılık oranı ise yüzde 5’ten yüzde 10’a çıkarıldı.

TCMB, Eylül ayında KKM hesaplarının yoğunlaştığı 6 aya kadar vadenin zorunlu olarak değişme oranı yüzde 15’ten yüzde 25’e yükseltilmiş, 1 yıl kadar vadeli ve 1 yıl ve daha uzun vadeli olanlar için karşılama oranları yüzde 5 olarak belirtilmişti.

Paylaşın

Merkez Bankası’ndan Enflasyon Yorumu: Gıdada Fiyat Artışları Gücünü Korudu

Ekim ayında yavaşlayarak yıllık düzeyde yüzde 61,4’e gerileyen enflasyonla ilgili değerlendirmelerini yayımlayan Merkez Bankası (TCMB), değerlendirmesinde taze meyve-sebze hariç gıdada fiyat artışlarının gücünü koruduğunu belirtti.

Haber Merkezi / Değerlendirmesinde yıllık enflasyonun, gıda ve temel mal gruplarında gerilediğini, hizmet ve enerjide artış kaydettiğini belirten Merkez Bankası (TCMB), enerji grubunda, akaryakıt fiyatlarındaki düşüşe karşın, diğer enerji emtia fiyatlarındaki görünümün gecikmeli etkileriyle artış kaydedildiğini ifade etti.

Doğalgazda tüketimin bedelsiz kullanım sınırının (ilk 25 metreküp) bir miktar üzerine çıkmasıyla, bu kanaldan aylık tüketici enflasyonuna 0,22 puanlık etki geldiğini vurgulayan Merkez Bankası (TCMB), Kasım ve Aralık aylarında tüketimdeki artışa bağlı olarak, doğalgaz kaleminden gelen etkinin yükseleceğini öngördü.

Merkez Bankası (TCMB), değerlendirmesinde, temel mal grubuna ilişkin olarak, otomobil fiyatlarının cari yılda aylık bazda ilk kez gerilediği, dayanıklı malda aylık enflasyonunun son iki yılın en düşük seviyesinde gerçekleştiği ifade edildi.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), “Ekim Ayı Fiyat Gelişmeleri” raporunu yayınladı. Raporda şu ifadeler kullanıldı:

“Ekim ayında tüketici fiyatları yüzde 3,43 oranında yükselmiş ve yıllık enflasyon 0,17 puan azalarak yüzde 61,36 olmuştur. Bu dönemde B ve C endekslerinin yıllık değişim oranları sırasıyla 0,39 ve 0,83 puan artarak yüzde 67,61 ve 69,76 olarak gerçekleşmiştir.

Yıllık tüketici enflasyonuna katkılar incelendiğinde, bu dönemde hizmet, enerji ve temel mal gruplarının katkıları sırasıyla 0,43, 0,17 ve 0,04 puan artarken, gıda ve alkol-tütün-altın gruplarının katkıları sırasıyla 0,60 ve 0,21 puan düşmüştür.

Mevsimsellikten arındırılmış verilerle incelendiğinde, B ve C endekslerinde aylık artışlar önemli ölçüde zayıflamıştır. Fiyat artışları, B endeksini oluşturan gruplardan işlenmiş gıdada bir önceki aya kıyasla gerilemiş, hizmet ve temel mallarda ise daha sınırlı bir yavaşlama kaydetmiştir.

Hizmet fiyatları ekim ayında yüzde 3,83 oranındaki yükseliş ile önceki aylara kıyasla yavaşlamakla birlikte güçlü seyretmiş, grup yıllık enflasyonu 2,19 puan artışla yüzde 88,65 seviyesine ulaşmıştır. Bu dönemde en belirgin aylık artış yüzde 7,91 ile kira grubunda gerçekleşmiş, alt grup yıllık enflasyonu yüzde 100,67 seviyesine ulaşmıştır. Akaryakıt fiyatlarındaki düşüşün yansımaları ulaştırma hizmetlerinde hissedilmiş, havayolu ile yolcu taşımacılığı (yüzde -12,97) ve karayolu ile şehirlerarası yolcu taşımacılığı fiyatlarında (yüzde -4,57) düşüşler izlenmiştir. Haberleşme alt grubunda yüzde 4,08 oranında gerçekleşen aylık fiyat artışında cep telefonuyla yapılan
görüşme ile internet ücretlerindeki yükselişler belirleyici olmuştur. Yemek hizmetlerinin sürüklediği lokanta-otel grubunda aylık fiyat artışı (yüzde 3,51) otel fiyatlarındaki düşüşün etkisiyle önceki aya kıyasla bir miktar yavaşlamıştır. Ekim ayında, diğer hizmetler alt grubundaki aylık artış (yüzde 2,90), eğitim hizmetleri kaynaklı etkilerin de tamamlanmasıyla, önceki aylara kıyasla belirgin şekilde güç kaybetmiştir.

Temel mal grubu yıllık enflasyonu 0,18 puan düşüşle yüzde 53,05 olarak gerçekleşmiştir. Yıllık enflasyon, giyim ve ayakkabı alt grubunda yükselirken, dayanıklı mallarda daha belirgin olmak üzere, diğer alt gruplarda gerilemiştir. Dayanıklı mal aylık fiyat artışındaki yavaşlama eğilimi ekim ayında korunmuş, aylık enflasyon yüzde 0,43 ile sınırlı kalmıştır. Bu dönemde otomobil fiyatları (yüzde -0,44) gerilemiş, beyaz eşya (yüzde 1,19) ve mobilyada (yüzde 0,57) fiyat artışları önemli ölçüde zayıflamıştır. Bu gelişmelerle alt grup yıllık enflasyonu 3,46 puan düşerek yüzde 62,15 seviyesine gerilemiştir. Diğer temel mallar alt grubunda fiyatlar yüzde 2,50 oranında yükselmiş, yıllık enflasyon 0,68 puan düşüşle yüzde 49,42 olmuştur. Bu gruptaki aylık artışta, ev ile ilgili temizlik malzemeleri, kişisel bakım ürünleri ile konutun bakım ve onarımı için malzemeler kalemlerinin etkisi hissedilmiştir. Yeni sezona geçişle birlikte giyim ve ayakkabı fiyatları yüzde 13,98 oranında yükselmiş, alt grup yıllık enflasyonu 6,74 puan artışla yüzde 38,10 olarak gerçekleşmiştir.

Enerji fiyatları ekim ayında yüzde 3,62 oranında artmış, grup yıllık enflasyonu 1,35 puan artarak yüzde 11,60 olmuştur. Grup aylık fiyat artışında, 25 metre küpü bedelsiz olarak kullandırılan doğal gaz kaleminde tüketim artışına paralel olarak sepete yansıyan fiyatların yükselmesi etkili olmuştur. Bu gelişme, aylık tüketici enflasyonunu 0,22 puan yukarı çekmiştir. Öte yandan, uluslararası petrol fiyatlarındaki gelişmeleri takiben akaryakıt fiyatları yüzde 2,15 oranında gerileyerek enerji grubunda daha olumsuz bir görünümün önüne geçmiştir.

Şebeke suyu fiyatları ekim ayında yüksek oranda (yüzde 7,92) artmıştır. Ek olarak, katı yakıtlar ve tüp gaz kalemleri sırasıyla aylık bazda yüzde 6,91 ve 4,67 oranlarında artış kaydetmiştir.

Gıda ve alkolsüz içecekler grubu fiyatları ekim ayında yüzde 3,20 oranında artmış, yıllık enflasyon 3,15 puan azalarak yüzde 71,99 olmuştur. Yıllık enflasyon işlenmemiş gıdada 5,77 puan azalışla yüzde 90,40’a, işlenmiş gıdada ise 1,34 puan düşüşle yüzde 58,61’e gerilemiştir. Mevsimsellikten arındırılmış veriler taze meyve sebze fiyatlarının sebze fiyatları öncülüğünde yavaşlayarak ılımlı bir şekilde arttığına işaret etmiştir. Taze meyve sebze dışı işlenmemiş gıdada genele yayılan fiyat artışları görülürken, başta kırmızı et olmak üzere, beyaz et, yumurta, kuruyemiş ve bakliyat gibi kalemler öne çıkmıştır. İşlenmiş gıda grubunda aylık artış (yüzde 2,46) geçen aya kıyasla yavaşlamış, bu gelişmede süt ve süt ürünleri ile ekmek tahıllar kalemindeki fiyat artışlarının
yavaşlaması etkili olmuştur.

Yurt içi üretici fiyatları ekim ayında yüzde 1,94 oranında artmış, yıllık enflasyon 8,05 puan azalışla yüzde 39,39 olmuştur. Bu gerilemenin temel belirleyicisi enerji grubu olmuştur. Yurt içi enerji imalatı fiyatları aylık yüzde 2,86 düşüş kaydetmiş, grup yıllık enflasyonu geçtiğimiz yıl aynı dönemdeki yüksek bazın da etkisiyle 26,32 puan gerileyerek yüzde -12,91 seviyesinde gerçekleşmiştir. Diğer ana sanayi grupları incelendiğinde, yıllık fiyat artışlarının tüm gruplarda gerilediği görülmektedir. Aylık fiyat gelişmeleri sektörler bazında incelendiğinde ise ham petrol ve doğal gaz, basım ve kayıt hizmetleri, suyun arıtılması ve dağıtılması, giyim eşyaları, diğer madencilik-taş ocakçılığı ve gıda ürünleri fiyat artışlarıyla öne çıkmıştır.”

Paylaşın

‘Kur Korumalı Mevduat’taki Düşüş 400 Milyar Liraya Ulaştı

27 Ekim haftasında Kur Korumalı Mevduat (KKM) hesaplarında 62,3 milyar lira düşüş kaydedildi. Veriler son 10 haftada KKM’de 400 milyar liraya varan düşüş kaydedildiğini gösterdi. Ayrıca, Merkez Bankası’nın (TCMB) rezervleri 27 Ekim haftasında yukarı yönlü ivmesini korudu.

BloombergHT’de yer alan habere göre; Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Hafize Gaye Erkan, “Rezervler artarken KKM bakiyesinde düşüş olması TL mevduata geçiş stratejisinin doğru yolda olduğunu gösteriyor” dedi.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verilerine göre kur korumalı mevduatlar 27 Ekim haftasında 62,3 milyar TL düşüş kaydetti. Bu dönemde kur korumalı mevduatlarda toplam büyüklük 3 trilyona geriledi. Dolar cinsinden bakıldığında ise KKM’de toplam tutar 107 milyar dolar oldu.

Veriler son 10 haftada KKM’de 400 milyar TL’yi varan düşüş kaydedildiğini gösterdi.

KKM’de düşüş ivmesi devam ederken ekonomi yönetiminden KKM’den caydıran önlemler gelmeye de devam ediyor. Son olarak KKM’de zorunlu karşılıkların artırılması kararı alındı.

Buna göre KKM hesaplarında zorunlu karşılık oranını yükseltirken, Döviz mevduat için TL cinsi ilave zorunlu karşılık oranı getirildi. Resmi Gazete’de yayımlanan tebliğe göre 6 aya kadar vadeli KKM’de zorunlu karşılık oranı yüzde 25’ten yüzde 30’a yükseltildi. 1 yıla kadar vadeli ve 1 yıl ve daha uzun vadeli olanlar için zorunlu karşılık oranı ise yüzde 5’ten yüzde 10’a çıkarıldı.

Yabancı para cinsinden mevduat/katılım fonu için zorunlu karşılık oranları tüm vadelerde 1’er yüzde puan artırıldı. Türk lirası cinsinden tesis edilmek üzere tüm vadelerde döviz mevduata yüzde 4 ilave zorunlu karşılık uygulanmasına karar verildi. Yurt dışından sağlanan yatırımların teşvik edilmesi amacıyla söz konusu kaynaklara zorunlu karşılık istisnasının süresi de 31 Aralık 2023’ten 2024 yılı sonuna kadar uzatıldı.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Hafize Gaye Erkan, bu adımlarla sistemden 350 milyar TL çekileceğini öngördüklerini belirtti.

Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Erkan, yılın son enflasyon raporu sunumunda KKM’ye de değindi. Erkan, kur Korumalı mevduata ilişkin, “Rezervler artarken KKM bakiyesinde düşüş olması TL mevduata geçiş stratejisinin doğru yolda olduğunu gösteriyor” dedi ve KKM’den çıkış konusunda acele içinde olmadıklarını sözlerine ekledi.

Merkez Bankası rezervlerinde toparlanma sürüyor

Öte yandan Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) rezervleri 27 Ekim haftasında yukarı yönlü ivmesini korudu.

TCMB verilerine göre ilgili haftada brüt rezervler 126,6 milyar dolar oldu. Bir önceki haftada brüt rezervler 126,1 milyar dolar olarak kaydedilmişti. Net rezervlerdeki toparlanma ise daha belirgin oldu. 27 Ekim haftasında TCMB’nin net rezervleri 22,6 milyar dolardan 25,1 milyar dolara yükseldi.

Swap hariç net rezervlerde ise bozulma görüldü. 27 Ekim haftasında swap hariç net rezervler eksi 56,4 milyar dolar oldu. Bir önceki haftada bu veri eksi 55,7 milyar dolar düzeyindeydi.

TCMB Başkanı Hafize Gaye Erkan, enflasyon raporu sunumunda da rezervlerdeki toparlanma ivmesine vurgu yaptı.

Erkan, “Rezervlerimizdeki artış devam ediyor. TCMB’nin uluslararası rezervleri Haziran’dan bu yana güçlü bir şekilde artmaktadır. Rezervler artarken kur korumalı mevduat bakiyesinde düşüş olması, mevduata geçiş stratejimizin doğru yolda olduğunu göstermektedir” diye konuştu.

Paylaşın

Merkez Bankası, Yıl Sonu Enflasyon Beklentisini Yüzde 65’e Yükseltti

Ankara’da düzenlenen basın toplantısında yılın son Enflasyon Raporu’nu sunan Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Hafize Gaye Erkan, “Bu çerçevede yıl sonu tahmin orta noktalarını 2023 için yüzde 65, 2024 için yüzde 36 ve 2025 için yüzde 14 olarak güncelledik” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Tahmin aralıklarının alt ve üst noktalarını da 2023 yılı için yüzde 62 ve 68, 2024 yılı için ise yüzde 30 ve 42 olarak revize ettik. Bu noktada, iki hususun altını çizmek isterim. İlk olarak, jeopolitik riskler ve yönetilen/yönlendirilen fiyatlara ilişkin belirsizliklerin artması nedeniyle tahminlerimiz üzerindeki belirsizlik aralığını genişlettik.”

Hafize Gaye Erkan açıklamasının devamında, “İkinci olarak, tahminlerimizi yukarı yönlü güncellemiş olsak da dezenflasyonun başlama zamanı, dezenflasyonun hızı ve dezenflasyonun seyrinde bir değişiklik olmayacağını değerlendiriyoruz” ifadelerini kullandı:

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankas (TCMB) Başkanı Hafize Gaye Erkan, Ankara’da düzenlenen basın toplantısında yılın son Enflasyon Raporu’nu sundu. Hafize Gaye Erkan, sunumunda şu ifadeleri kullandı:

“Cumhuriyetimizin 100. yılını kutlamaktan duyduğumuz sevinç ve gururu bu vesileyle sizlerle paylaşmak istiyorum. Millî mücadele ve istiklal ruhumuzun simgesi olan Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılına başlarken, ülkemizi daha da ileri taşımak için her birimize önemli görevler düşmektedir.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası olarak görevimiz, fiyat istikrarı amacımız doğrultusunda dezenflasyonun en kısa sürede tesis edilmesi ve enflasyonun yeniden tek haneye indirilmesidir. Tüm çalışmalarımıza bu azim ve kararlılıkla devam ediyoruz. Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere, vatanımız uğruna fedakârlıkla mücadele eden tüm kahramanlarımızı huzurlarınızda saygıyla anıyorum.

Merkez Bankası olarak, toplumsal refaha en büyük katkıyı, fiyat istikrarını sağlayarak sunacağımızın bilincindeyiz. Bu sebeple, haziran ayında başlattığımız güçlü parasal sıkılaştırma ile enflasyonla kararlı bir şekilde mücadele ediyoruz.

Bir süredir yüksek ve oynak seyreden enflasyonu kontrol altına almanın uzun ve zorlu bir süreç olacağı bilinciyle enflasyon görünümünde belirgin bir iyileşme sağlanana kadar tüm araçlarımızı kararlılıkla kullanacağız.

Politikamız faiz, kredi, mevduat, döviz piyasası, iç ve dış finansman ile rezervler gibi finansal koşulları oldukça güçlü şekilde ve hedeflediğimiz doğrultuda etkiliyor. Parasal sıkılaştırmanın ekonomi üzerindeki geniş çaplı etkileri ise zamana yayılmaktadır. Bununla birlikte, iç talepte dengelenme sürecine ilişkin, şimdiden bazı öncü sinyaller alıyoruz. Para politikasının birikimli etkileri, içinde bulunduğumuz geçiş döneminde devreye girerken, dezenflasyon sürecinin 2024 yılının ikinci yarısında başlamasını hedefliyoruz.

Bu bağlamda, Enflasyon Raporu ve toplantımızı da sizlere enflasyonun durumu, para politikamız ve enflasyona ilişkin öngörülerimizi aktarmak için önemli bir zemin ve fırsat olarak değerlendiriyoruz.

Konuşmamda, ilk olarak küresel ekonomi ve enflasyona dair gelişmeleri, para politikası stratejimizi ve aldığımız kararların finansal piyasalardaki etkilerini sizlerle paylaşacağım. Daha sonra, orta vadeli enflasyon tahminlerimizi ve önümüzdeki döneme ilişkin değerlendirmelerimizi sunacağım.

Küresel büyümeye baktığımızda, 2023 yılının son çeyreğinde, iktisadi faaliyet zayıf seyrine devam etmektedir. İhracat yaptığımız ülkelerde geçtiğimiz yıl boyunca kademeli olarak azalış gösteren büyüme oranları, 2023 yılında da gerilemesini sürdürmüştür.

Geçtiğimiz Rapor döneminden bu yana küresel imalat sanayi PMI göstergesi eşik değer olan 50 seviyesinin altındaki seyrine devam etmiştir. 2023 yılının ilk yarısında ivmelenerek, küresel büyümenin itici gücü olan hizmet sektöründe ise PMI göstergesi tepe noktası olan 56’dan gerileyerek eşik seviyesine yaklaşmıştır.

Bu genel görünüm, hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkeler için geçerlidir. Bu kapsamda, en önemli ticaret ortağımız olan Euro Bölgesi’nde imalat göstergesinin ekim ayında 43 ile eşik değerin belirgin olarak altında kalması, bölgedeki iktisadi faaliyette gerilemeye işaret etmektedir.

Buna ek olarak, dünya ticaretindeki ağırlığından dolayı Çin’in büyümesindeki zayıflık hem doğrudan hem de dolaylı üretim ilişkileri yoluyla küresel talebi aşağı çekmektedir. Eylül ve ekim ayları Çin PMI verileri de zayıflamaya işaret ediyor.

Küresel büyüme görünümüne bağlı olarak, enerji hariç emtia endeksi zayıflarken, enerji fiyatları jeopolitik gelişmelerin de etkisiyle ayrışma göstermiştir. Enerji fiyatlarındaki artışta en önemli rolü petrol fiyatları oynamaktadır. Geçtiğimiz üç ay içerisinde yüzde 30’un üzerinde artarak 95 doları aşan petrol fiyatları, bu seviyelerde yüksek oynaklık göstererek 90 dolar civarında seyretmeye devam ediyor.

Enflasyon Raporu’muzda da daha detaylı ele aldığımız üzere, uluslararası kurum ve kuruluşların petrol fiyatlarına ilişkin tahminleri de kayda değer bir belirsizliğe işaret etmektedir. Küresel enflasyon, 2022 yılının ilk yarısında ulaştığı yüksek seviyelere kıyasla belirgin şekilde gerilemiştir. Ancak, gelişmiş ülkelerde çekirdek enflasyondaki düşüş, manşet enflasyona kıyasla daha dirençli olmuştur.

Gelişmekte olan ülkeler arasında ise farklılaşan bir görünüm söz konusudur. Parasal sıkılaştırma sürecine erken başlamış ve küresel emtia şoklarından görece daha az etkilenmiş ülkeler enflasyonla mücadelede yol kat etmişken; diğer ülkelerde, enflasyon, hedeflerin belirgin olarak üzerinde kalmayı sürdürmüştür.

Enflasyonun hedefin üzerinde seyrettiği gelişmiş ülkelerde parasal sıkılaştırma devam etmektedir. İşgücü piyasasının ve çekirdek enflasyonun gösterdiği direnç nedeniyle gelişmiş ülke merkez bankalarının “daha uzun süre, daha sıkı” bir duruş sergileyecekleri iletişimlerinde vurgulanmış, bunun sonucunda da küresel finansal koşullar sıkılaşmıştır.

Parasal sıkılık, gelişmekte olan ülkelerde de korunmaktadır. Merkez bankalarının para politikası kararları, enflasyon, kur ve küresel finansal akımlara dair beklentilere göre değişkenlik göstermektedir. Bu ortamda, ABD devlet tahvil faizlerinin de yükselmesi ve jeopolitik gelişmelerin risk algısını olumsuz etkilemesi sonucunda, son aylarda gelişmekte olan ülkelerden portföy çıkışı gözlenmektedir.

Özetlemek gerekirse, küresel iktisadi faaliyetteki zayıflama, petrol fiyatlarında artan oynaklık, para politikalarının kısıtlayıcı düzeyde daha uzun süre tutulacağı beklentisi ve sermaye akımlarında gözlenen çıkışlar, ülkemizde de enflasyon görünümü üzerinde risk oluşturmaktadır. Söz konusu risklerin tahminler üzerinde oluşturduğu belirsizliğe, konuşmamın ilerleyen kısımlarında daha detaylı olarak değineceğim.

Bununla birlikte, tüm bu olumsuz şoklara rağmen, ülkemizde finansman koşullarının dengeli seyrettiğini de olumlu bir gelişme olarak vurgulamak isterim. Küresel ekonomiye ilişkin değerlendirmelerimizin ardından, şimdi de ülkemizdeki enflasyon gelişmelerine ilişkin tespitlerimizi sizlerle paylaşmak istiyorum.

Politika metinlerimizde ve Temmuz Enflasyon Raporu’nda manşet enflasyon ve enflasyonun ana eğiliminde kısa vadede belirgin bir yükseliş öngördüğümüzü paylaşmıştık. Nitekim, tüketici fiyatları enflasyonu, eylül ayı itibarıyla yüzde 61,5’e çıkarak haziran ayına kıyasla 23,3 puan yükselmiştir.

Bu artışa katkıları alt kalemler bazında incelediğimizde, 7,9 puan ile hizmet, 5,3 puan ile temel mal ve 4,8 puan ile gıda grupları öne çıkmaktadır. Enflasyonun haziran-eylül arasında yükselmesinin temel sebebi, büyük şokların bir arada gerçekleşmesidir.

Enflasyonun belirleyicilerine bu açıdan bakıldığında, mayıs-eylül arasında yüzde 90 oranında yükselen akaryakıt fiyatları, 4,8 puanlık katkıyla öne çıkmaktadır. Aynı dönemde, sepet kurda gerçekleşen yüzde 40’a yakın artışın maliyet kanalıyla enflasyona 4,3 puanlık etkisi olmuştur.

Bunun yanında, deprem nedeniyle ortaya çıkan finansman ihtiyacı ve artan kamu harcamalarını dengelemek amacıyla, temmuz ayıyla birlikte kamu gelirlerini destekleyici tedbirler alınmıştır. Başta KDV ve maktu ÖTV artışları olmak üzere, vergilerde ve yönetilen fiyatlarda yapılan birçok güncelleme kısa bir dönemde gerçekleşmiştir. Söz konusu vergi güncellemelerinin etkisi ise 2,5 puan olmuştur.

Tarihsel eğilimlere kıyasla yüksek oranda olan bu şokların bir arada gerçekleşmesi, beklenti ve fiyatlama davranışlarında ilave bir bozulmaya da yol açmıştır. Enflasyonda bu kanaldan gelen 10,1 puanlık güçlü etki önemli rol oynamıştır.

Eylül enflasyonu, ekimdeki yüksek frekanslı veriler ve tüm öncü göstergeler, söz konusu şokların enflasyona yansımasının büyük ölçüde tamamlandığına işaret etmektedir. Şimdi, sizlere enflasyonda önemli rol oynayan yurt içi talep, hizmet fiyatları ve enflasyon beklentileriyle ilgili değerlendirmelerimizi sunmak istiyorum.

Enflasyonun yükselişinde temel belirleyicilerden olan ve parasal sıkılaştırmanın dezenflasyonu tesisinde kritik rol oynayacak temel unsur, talebin yapısı ve dengelenmesidir. Bu bağlamda, talepteki güçlü seyir devam etmekle birlikte, bazı göstergeler talepteki aşırılığın kademeli şekilde ortadan kalkmakta olduğuna işaret etmektedir.

Örneğin, yurt içi satışlara bakıldığında, otomobil ve beyaz eşya satışları üçüncü çeyrekte tarihsel ortalamalarının üzerindeki seyrini sürdürürken, çeyreklik bazda yavaşlamıştır.

Benzer şekilde, ekim ayına ilişkin İktisadi Yönelim Anketi verilerine göre, tarihsel ortalamaların üzerindeki seyre rağmen, firmaların kayıtlı iç piyasa siparişleri son dönemde zayıflamıştır. Bu görünüm, dayanıklı tüketim malları grubu tarafında daha da belirgindir.

İç talep ve üretim görünümü beraber değerlendirildiğinde ise, toplam talep koşullarının, yaşanan ivme kaybına rağmen, enflasyonist olmaya devam ettiği görülmektedir. Nitekim, ağustos ayı itibarıyla sanayi üretim endeksi yıllık bazda yüzde 3 civarında artarken, perakende satış hacmi aylık bazda gerilese de yıllık olarak yüzde 17’nin üzerinde artmıştır.

Takip ettiğimiz göstergeler çerçevesinde, tahminlerimiz, ikinci çeyrekte zirveyi gören çıktı açığının, parasal sıkılaştırma eşliğinde azalmakla birlikte, üçüncü çeyrekte halen pozitif bölgede seyrettiğini göstermektedir.

Tüketim talebinin dengelenmesi, parasal sıkılaştırma sürecinde Türk lirası tasarruf araçlarına olan talebin artırılmasıyla desteklenmektedir. Bu süreçte uyguladığımız seçici kredi sıkılaştırması, arz ve talep dengesinin de uyumunu gözetmektedir. Parasal sıkılaştırmanın birikimli etkilerinin devreye girmesiyle, bu kademeli dengelenmenin süreceğini öngörüyoruz.

Öte yandan, yılın ilk yarısında, Türk lirası cinsi sabit getirili enstrümanların yüksek enflasyon ortamındaki getiri yetersizliğinden beslenen güçlü tüketim talebi, hem cari dengede hem de cari denge kanalıyla enflasyon dinamikleri üzerinde etkili olmuştur.

Ağustos ayı itibarıyla, 12-aylık birikimli olarak baktığımızda, cari açık, 2022 yılına kıyasla 23,5 milyar dolar artarak 2023 yılında 57 milyar dolara ulaşmıştır. Bu artışta, dış ticaret açığındaki yaklaşık 28 milyar dolar yükseliş belirleyici olmuştur. İhracat, bu dönemde yatay seyrederken, ithalat 31,1 milyar dolar artmıştır.

İthalattaki bu artışta, yıllıklandırılmış tüketim malı ithalatının 2022 yılına göre 1,6 kat, altın ithalatının ise 3,3 kat artması öne çıkmaktadır. Bu gelişmede, enflasyondan korunma motivasyonu etkili olmuştur.

Diğer taraftan, eylül ayındaki eğilime mevsimsellikten arındırılmış verilerle bakıldığında, dış ticaret açığının ithalattaki düşüşün etkisiyle 2,7 milyar dolar gerileyerek 5,8 milyar dolara indiği gözlenmektedir. İthalattaki düşüşte ise, toplam 1,5 milyar dolar gerileyen altın ve tüketim malı ithalatı belirleyici rol oynadı.

Talepteki aşırılığın giderilmesi ve Türk lirası tasarruf araçlarına olan talebin artması enflasyon üzerinde doğrudan olduğu kadar, cari denge kanalıyla dolaylı olarak da yavaşlatıcı etki gösterecektir.

Yıllara yayılmış yüksek enflasyonun bir sonucu olarak eğitim, kira, sağlık, lokanta ve otel gibi alt kalemler üzerinden güçlenen hizmet grubundaki katılık da enflasyonun önemli bir bileşeni olmayı sürdürmektedir.

Nitekim, döviz kuru ve emtia fiyatları gibi çeşitli unsurlara bağlı olarak ani artışlar gösterebilen temel mal enflasyonu, söz konusu faktörler ortadan kalktığında hızla gerilerken, kademeli olarak artan hizmet enflasyonunun yavaşlaması zamana yayılmaktadır.

Hizmet enflasyonunun son dönemde artan katılığında kiralar ön plana çıkmaktadır. Yüksek enflasyon, tasarruf amaçlı konut talebi ve arz sorunları gibi birçok kaynaktan etkilenen kiralarda, artış yüksek oranlarda sürmektedir.

Bununla birlikte, özellikle büyükşehirlerde, kiralık ev ilanlarındaki fiyat artışlarında yavaşlama sinyalleri alıyoruz. Ancak, yeni konut fiyatları ve kira artışlarında öngörülen yavaşlamanın enflasyona yansıması zaman alacaktır.

Bu durumun temelinde, hizmet enflasyonundaki atalet bulunmaktadır. Hizmet kalemlerinde zamana bağlı fiyat güncelleme davranışının yaygın oluşu, fiyat artışlarının daha uzun süreye yayılmasına sebep olmaktadır. Hizmetler başta olmak üzere, enflasyondaki ataletin kırılması, beklentilerin düzelerek yeniden çıpalanmasına bağlıdır.

Ancak, son dönemde aylık enflasyondaki artışların beklenenden yüksek gerçekleşmesi, beklentiler üzerinde olumsuz bir etkide bulunmuştur. Nitekim, sol panelde görüldüğü üzere, Piyasa Katılımcıları Anketi’nde 12 ay sonrası enflasyon beklentileri temmuz-ekim döneminde 12 puan yükselmiştir. Bununla birlikte, enflasyon beklentilerindeki bozulma aydan aya yavaşlamıştır.

Enflasyon beklentileri arasındaki uzlaşı da temmuz sonrasında bir miktar güçlenmiştir. 2024 yıl sonu enflasyonu beklentileri ise yüzde 40,9’dur. Öte yandan, bildiğiniz üzere, ekim ayında anketin temsil gücünü artırmak amacıyla katılımcı listemizde kapsamlı bir revizyon gerçekleştirdik.

Bu revizyonun etkisini arındırıp ekim ayı verisine sabit panelle baktığımızda, 12 ay, 24 ay ve beş yıl sonrası beklentilerde gerileme görmekteyiz. Beklentiler, geçmiş enflasyon gelişmelerine dayalı olduğu kadar, Merkez Bankasının tahminlerine bağlı olarak geleceğe yönelik unsurlarla da şekillenmektedir.

Dolayısıyla, para politikasındaki kararlılık ve tutarlılık ile bu çerçevede geliştirdiğimiz iletişim politikası, beklenti oluşumunda Merkez Bankası tahminlerinin ağırlığını artırarak, beklentilerin yeniden çıpalanmasını hedeflemektedir.

Enflasyonun belirleyicilerine ilişkin tespitlerimizin ardından, şimdi sizlerle enflasyonun ana eğilimine ilişkin değerlendirmelerimizi paylaşmak istiyorum. Enflasyonun ana eğilimini anlamak için gerek aylık enflasyonun kendisini gerekse para politikasının etki alanını daha iyi yansıtan ve duruma-ürüne özgü şokların ayrıştırılmasını sağlayan çeşitli göstergeleri yakından takip ediyoruz.

Bu amaçla, hem B ve C endeksleri gibi dışlama yöntemine dayalı çekirdek göstergeleri, hem de SATRIM ve medyan enflasyon gibi istatistiksel yöntemleri bir arada kullanıyoruz. Mevsimsellikten arındırılmış B endeksi aylık enflasyonu, ağustos ayında yüzde 9,7 seviyesinden, eylül ayı itibarıyla yüzde 5’in altına inmiştir.

Aynı doğrultuda, C endeksi aylık enflasyonu, ağustos ayında yüzde 9,1 iken, eylül ayında yüzde 5,5’e gerilemiştir. Bu çerçevede, daha önce detaylı değindiğim maliyet kaynaklı şokların enflasyona normalden yüksek bir geçişkenlikle ve büyük oranda yansımış olduğunu değerlendiriyoruz.

Ekim ayı öncü göstergeleri de aylık enflasyondaki gerilemenin devam edeceğine işaret etmektedir. Parasal sıkılaştırma adımlarımızın birikimli etkileri ile enflasyonun ana eğilimini zayıflatmaya devam ederek, dezenflasyonu 2024 yılında tesis etmekte kararlıyız.

Konuşmamın bu bölümünde, bu hedef doğrultusunda uygulamakta olduğumuz para politikası stratejimizi sizlere aktarmak isterim. Geçtiğimiz Rapor döneminde de belirttiğimiz gibi parasal sıkılaştırma sürecini bütünsel bir şekilde tasarladık. Politika faizimizi yüzde 8,5’ten yüzde 35’e yükselttik. Haziran-ekim arasındaki Para Politikası Kurulu toplantılarında aldığımız kararlarla, politika faizini güçlü bir şekilde toplamda 26,5 puan artırmış olduk.

Bu süreçte, faiz artırımlarının tamamlayıcısı olarak miktarsal sıkılaştırma ve seçici kredi politikalarını da devreye aldık. Miktarsal sıkılaştırmaya dair detay vermek gerekirse, bu kapsamda, kur korumalı mevduat hesaplarına zorunlu karşılık oranları getirdik ve söz konusu oranları, ilk aşamada, yüzde 15 olarak belirledik.

Sonrasında ise, zorunlu karşılık oranlarını 6 aya kadar vadeli kur korumalı mevduat hesapları için yüzde 25’e artırırken, daha uzun vadeli hesaplar için ise yüzde 5’e indirdik. Böylece, Sterilizasyon yoluyla toplam 700 milyar TL tutarında miktarsal sıkılaştırma yapılmıştır.

Bugün itibarıyla yürürlüğe giren kararımızla zorunlu karşılık oranlarını 5’er puan daha artırarak ilgili vadelerde sırasıyla yüzde 30 ve yüzde 10’a çıkardık. Buna ek olarak, yabancı para mevduata Türk lirası olarak tesis edilmek üzere ilave yüzde 4 zorunlu karşılık tesisi kararı aldık. Böylece, ilave 350 milyar Türk lirası likiditenin daha sistemden çekilmesiyle, toplam sterilizasyon 1 trilyon Türk lirasının üzerine çıkacaktır.

Seçici kredi sıkılaştırması bağlamında ise, bir yandan talebi dengelemeye katkı sağlarken, diğer yandan ekonominin üretim kapasitesini korumayı önemsiyoruz. Bu çerçevede, aşırı yurt içi talebi sınırlamak amacıyla taşıt kredileri ve ticari kredilerin büyüme sınırını indirdik.

Aynı zamanda, kredi kartı azami faiz oranlarını politika faizi artışına paralel olarak yükselttik. Diğer taraftan, ihracat, yatırım ve tarım kategorilerine yönelik ticari kredilerde ise kredi büyüme sınırı bulunmamakta olup faiz oranı sınırı da daha düşük olarak korunmuştur.

Bu adımlarla birlikte, makroihtiyati çerçevenin sadeleştirilmesi sürecinde, faiz eşik değerini ihtiyaç kredilerinde tek kademeye çekerken, ticari kredilerde kaldırdık. Bunun yanı sıra, kredi büyümesinde ve dağılımında son dönemde gözlenen sağlıklı seyre bağlı olarak, akım kredilerde menkul kıymet tesisi ve harcama mukabilinde kredi kullanımı uygulamalarını kaldırdık.

Mevduata yönelik düzenlemeler tarafında ise, toplam mevduatta Türk lirası payının artırılması amacıyla TL mevduata geçişi özendirecek yönde sadeleşme adımları da attık. Bu süreçte, kur korumalı mevduattan TL mevduata geçişe yönelik, menkul kıymet düzenlemesinden çıkarak komisyon düzenlemesini getirdik.

Türk lirası mevduata yönelik adımlarımızın parasal aktarım mekanizmasının güçlendirilmesi açısından kritik önemde olduğunu değerlendiriyoruz. Atılan para politikası adımlarımızın hedeflenen etkilerinin tam olarak ortaya çıkması bir süreç içinde gerçekleşmekle birlikte, şimdi sizlere, şu ana kadar elde ettiğimiz, öncü gösterge niteliğindeki bazı olumlu sonuçları sunacağım.

Politika faizindeki artışa paralel olarak mevduat faizleri de yükselmiş ve politika faizinin mevduat faizine aktarımı güçlenmiştir. Eş zamanlı olarak, ticari kredi faizleriyle mevduat faizleri arasındaki negatif fark sona ermiş, bankacılık sektöründe daha sağlıklı bir denge oluşmuştur.

Tüketici kredisi faizleri ise, seçici kredi uygulamamız ile uyumlu olarak, ticari kredi faizlerinin oldukça üzerinde seyretmektedir. Uygulamakta olduğumuz para politikası stratejimizin olumlu bir yansıması olarak, geçtiğimiz Rapor dönemine kıyasla bireysel krediler önemli oranda yavaşladı.

Hatırlanacağı üzere, 2023 yılının ilk yarısında, kredi kartları ve taşıt kredileri öncülüğünde, bireysel kredi büyümesi tarihsel ortalamaların oldukça üzerine çıkmıştı. Aldığımız seçici kredi tedbirleri sonucunda, temmuz ayında bireysel krediler yeni limitlerle uyumlu bir şekilde büyümektedir.

Yansıda da görüldüğü üzere, 4 haftalık büyüme oranları, bireysel kredilerde, zirveye çıktığı nisan ayı başındaki yüzde 7,4’ten, ekim ayı itibarıyla yüzde 2,1’e geriledi. Bu oran, taşıt kredilerinde yüzde 0,8’e inerken, ihtiyaç kredilerinde yüzde 1,4 civarında nispeten yatay seyretmektedir.

Gerek tüketim gerekse borçlanma aracı olarak kullanılan bireysel kredi kartlarıyla yapılan harcamalar ise yüzde 4,2 ile görece yüksek bir hızda seyretmekle birlikte daha ılımlı bir patikaya doğru ilerlemektedir.

Ticari krediler ise süreklilik göstererek üretim kapasitesine katkıda bulunmaktadır. 2023’ün ilk yarısında görülen hızlanmanın ardından, ticari kredi büyümesi mayıs ayı sonunda durma noktasına gelmişti. Politika faizindeki kademeli ve istikrarlı artış ile makroihtiyati çerçevenin sadeleştirilmesi sayesinde piyasa mekanizmasının yeniden tesisini sağladık.

Böylece, reel sektöre Türk lirası cinsinden kredi akışının toparlanmasıyla ticari kredi büyümesi dengeli ve sürekli bir yapıya kavuştu. Kredi piyasası mekanizmasının işlevselliğindeki iyileşme, özel ve kamu bankaları ayrımında da kendini gösterdi. Özel bankalar da ticari kredi büyümesinde etkin bir rol üstlenir hale geldi.

Seçici kredi sıkılaştırmasına yönelik etkili adımlarımız sonucunda, ticari kredilerin kompozisyonundaki iyileşme de dikkat çekmektedir. Nitekim, mayıs-haziran döneminde durma noktasına gelen yatırım ve ihracat kredileri, temmuz-eylül döneminde toparlanarak, altı katın üzerinde bir artış göstermiştir.

Bankamız aracılığıyla kullandırılan reeskont ve yatırım taahhütlü avans kredilerinde bu dönemde belirgin bir artış gözlenmiştir. Böylelikle, reeskont ve yatırım taahhütlü avans kredileri, son 3 ayda ticari kredi kompozisyonuna hedeflenen yönde önemli bir katkı sunmuştur.

Mevduat gelişmelerine baktığımızda, ağustos sonunda aldığımız kur korumalı mevduattan Türk lirası vadeli mevduata geçişi teşvik eden kararlarımızın olumlu etkilerini görüyoruz. Bu kararlarımız sonucunda, Türk lirası tasarruf araçlarına ve özellikle vadeli mevduata olan talep artmıştır. 20 Ekim itibarıyla, sadece 8 hafta içerisinde, Türk lirası mevduat 970 milyar Türk lirası artarken, kur korumalı mevduat 300 milyar Türk lirası geriledi. Döviz cinsi mevduat da 3,9 milyar ABD doları geriledi.

Sonuç olarak, TL mevduatın toplam mevduat içindeki payı yaklaşık yüzde 5 artmıştır. Güçlendirdiğimiz düzenlemelerin mevduat kompozisyonu üzerindeki etkilerinin zaman içinde daha da belirgin hale gelmesini bekliyoruz.

Bu süreçte, rezervlerimizdeki artışın devam ettiğini de vurgulamak isterim. TCMB’nin uluslararası rezervleri haziran ayından bu yana güçlü bir şekilde artmaktadır. 20 Ekim itibarıyla, brüt uluslararası rezervler, mayıs sonuna kıyasla, 28 milyar dolardan fazla artış göstererek 126 milyar doların üzerine çıkmıştır.

Rezervler artarken kur korumalı mevduat bakiyesinde düşüş olması, mevduata geçiş stratejimizin doğru yolda olduğunu göstermektedir. Son dönemde uygulamaya koyduğumuz politikaların finansal piyasalardaki etkilerini de olumlu yönde görmekteyiz. Sıkı parasal duruş ve makroihtiyati sadeleşmeyi içeren politika normalleşmesi, CDS primini önemli ölçüde etkilemiştir.

Mayıs ayında 700 baz puan seviyesinde olan 5 yıllık CDS primi 370 baz puana kadar gerilemekle birlikte, jeopolitik gelişmelere rağmen halen 400 baz puanın altında seyretmektedir. Politika duruşumuz sayesinde gerçekleşen bir diğer olumlu gelişme de döviz kuru oynaklığındaki düşüştür. Bir ay vadeli ABD doları/Türk lirası opsiyonlarının ima ettiği oynaklık, mayıs ayında kaydedilen yüzde 60 civarından, keskin bir düşüşle yaklaşık yüzde 10’a gerilemiştir.

Konuşmamın başında da ifade ettiğim çeşitli olumsuz küresel gelişmelere rağmen, finansman koşulları dengeli bir seyir izlemektedir. Bütünsellik ve sürdürülebilirlik anlayışıyla geliştirdiğimiz politikalarımızı kararlılıkla uygulayarak, finansman koşulları üzerindeki olumlu etkileri daha da güçlendirmeyi hedefliyoruz.

Şimdiye kadar özetlediğim iktisadi görünümün ardından, sizlerle orta vadeli tahminlerimizi paylaşacağım. Öncelikle, modelleme çerçevemizi, tahmin performansımızı iyileştirmeye yönelik olarak, büyük şokların doğrusal olmayan etkilerini içerecek şekilde güncellediğimizi belirtmek isterim.

Bu çerçevede yıl sonu tahmin orta noktalarını 2023 için yüzde 65, 2024 için yüzde 36 ve 2025 için yüzde 14 olarak güncelledik. Tahmin aralıklarının alt ve üst noktalarını da 2023 yılı için yüzde 62 ve 68, 2024 yılı için ise yüzde 30 ve 42 olarak revize ettik.

Bu noktada, iki hususun altını çizmek isterim. İlk olarak, jeopolitik riskler ve yönetilen/yönlendirilen fiyatlara ilişkin belirsizliklerin artması nedeniyle tahminlerimiz üzerindeki belirsizlik aralığını genişlettik. İkinci olarak, tahminlerimizi yukarı yönlü güncellemiş olsak da dezenflasyonun başlama zamanı, dezenflasyonun hızı ve dezenflasyonun seyrinde bir değişiklik olmayacağını değerlendiriyoruz.

Tahmin patikamızın detaylarına gelecek olursak, Temmuz ve ağustos aylarındaki yüksek oranlı artışların ardından, tüketici fiyatlarındaki aylık artış eylülde zayıflamıştır. Öncü göstergeler, aylık enflasyonda başlayan yavaşlamanın ekim ayında sürdüğüne işaret etmektedir.

Para politikası karar metinlerimizde belirttiğimiz gibi, aylık enflasyonun ana eğiliminde de gerileme bekliyoruz. Bununla birlikte, aylık enflasyon patikasında kasım, ocak ve mayıs aylarında para politikasının etki alanı dışında kalan unsurlara bağlı olarak geçici yükselişler olacağını değerlendiriyoruz.

Örneğin, kasım ayında doğal gaz tüketiminin artmasıyla birlikte, hanelerin, bedelsiz kullanım sınırını aşacağını öngörüyoruz. Bu durum, enflasyonda yukarı yönlü mekanik bir etki oluşturarak, aylık enflasyonun kasım ayında geçici olarak yükselmesine sebep olacaktır. 2024 yılı ocak ayında ise, asgari ücret ayarlaması, fiyatları zamana bağlı belirlenen hizmet kalemlerindeki gelişmelerin ve otomatik vergi güncellemelerinin devreye girmesini bekliyoruz.

2024 yılı mayıs ayında ise, doğal gaz kaynaklı baz etkileriyle yıllık enflasyonda tepe noktasının gerçekleşeceğini göreceğiz. 2024 yılının ikinci yarısında parasal sıkılaştırmanın birikimli etkilerinin de devreye girmesiyle güçlü ve sürekli bir dezenflasyon sürecinin başlayacağını öngörüyoruz.

Şimdi tahminlerimizdeki güncellemenin kaynaklarından bahsetmek istiyorum. 2023 yıl sonu enflasyon tahminimizdeki 7 puanlık yukarı güncellemenin 2,9 puanı, Temmuz Enflasyon Raporu’ndaki öngörülerimizin üzerinde gerçekleşen enflasyonun yansımasıdır. 1,3 puan gıda fiyatlarındaki gelişmeler kaynaklıdır. Başta petrol olmak üzere enerji ithalatı fiyatlarındaki gelişmelerin etkisi ise 2 puandır.

Tahminlerimizi 2024 yıl sonu için ise 3 puan güncelledik. Bunun 1,4 puanlık kısmı enflasyonun mevcut seviyesinin önceki Rapor’da tahmin edilenden yüksek olmasının getirdiği etkidir. 1,5 puanı ise yönetilen-yönlendirilen fiyatlardan gelmektedir. Çıktı açığının tahminler üzerindeki etkisi ise düşürücü yönde olmuştur.

Daha önceki politika metinlerimizde de belirttiğimiz üzere, halen, öngördüğümüz dezenflasyon ve istikrar süreçlerinden önceki geçiş dönemini yaşıyoruz. Geçiş döneminde, Temmuz Enflasyon Raporu’nda da şeffaf bir şekilde paylaştığımız üzere, enflasyonda geçici bir yükselişe şahit oluyoruz.

Bu süreçte, enflasyondaki düşüşün sürdürülebilir bir şekilde başlamasını sağlayacak zemini özenle hazırlıyoruz. Para politikasının enflasyon üzerindeki etkisi, talebin yanı sıra, beklentiler, varlık fiyatları, finansal koşullar ve krediler gibi çeşitli kanallar tarafından belirlenmektedir. Bu çerçevede, parasal aktarım, birkaç çeyreğe yayılan etkilerle gerçekleşmektedir.

Enflasyon görünümünde belirgin bir iyileşme sağlanana kadar parasal sıkılaştırmaya devam edeceğiz. Parasal sıkılaştırma sürecimizin etkilerini, büyük ölçüde, dezenflasyonu tesis edeceğimiz 2024 yılında göreceğiz. Dezenflasyon döneminde, döviz kuru istikrarı, cari işlemler dengesinde iyileşme, sermaye akımlarında kalıcı güçlenme ve rezervlerde artış devam edecektir.

Dezenflasyon dönemini, öngörülebilirliğin artacağı, enflasyonun tek haneli rakamlara ulaşacağı ve kaliteli büyümenin yanı sıra, enflasyondaki düşüşün kalıcı olarak sağlanacağı istikrar dönemi takip edecektir. Tüm araçlarımızı enflasyon tekrar tek haneye ve orta vadeli hedefimize gerileyene kadar kararlılıkla kullanmaya devam edeceğimizi bu vesileyle yeniden vurgulamak isterim.”

Paylaşın

JPMorgan, Merkez Bankası İçin Yıl Sonu Faiz Tahminini Yükseltti: Yüzde 40

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) kademeli sıkılaşma söylemi sürerken ABD merkezli yatırım bankası JPMorgan, Merkez Bankası’nın (TCMB) 2023 yıl sonu faiz beklentisini yüzde 35’ten yüzde 40’a çekti.

JPMorgan daha önce 2023 yıl sonu için yüzde 35’lik öngörülerini paylaşırken, bu öngörüde yukarı yönlü düzeltme olabileceği sinyalini de vermişti. Bankanın 2024 yıl sonu faiz beklentisi ise yüzde 45 seviyesinde kaldı.

BlombergHT’nin aktardığına göre; JPMorgan’ın küresel gelişmekte olan piyasalar hisse araştırma ekibinin raporunda değerlendirmelerine yer verilen JPMorgan Türkiye Başekonomisti Fatih Akçelik, 2023 yıl sonu politika faizi tahminlerini yüzde 35’ten yüzde 40’a çıkardıklarını belirtti. Akçelik, TCMB’nin faiz kararı metnindeki şahin söylemin kalmaya devam ettiğini, dolayısıyla Kasım ve Aralık aylarında 250’şer baz puanlık faiz artışı beklediklerini söyledi.

Bankanın 2024 yıl sonu faiz beklentisi ise yüzde 45 seviyesinde kaldı. Akçelik 2024 beklentisine ilişkin beklentide yukarı yönlü risklerin olduğunu da belirtti. JPMorgan daha önce 2023 yıl sonu için yüzde 35’lik öngörülerini paylaşırken, bu öngörüde yukarı yönlü düzeltme olabileceği sinyalini de vermişti.

Merkez Bankası’nın kademeli sıkılaşma söylemi sürüyor

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) politika faizini beklentilere paralel artırırken, “parasal sıkılaştırmanın gerektiği zamanda ve ölçüde kademeli olarak güçlendirileceği” vurgusu yapmıştı.

Para Politikası Kurulu yüzde 30 seviyesinde bulunan bir haftalık repo faizini 500 baz puan artışla yüzde 35’e çıkarmıştı. Bloomberg HT anketine katılan ekonomistlerin beklentisi de 500 baz puanlık bir faiz artışı gerçekleştirilmesi yönündeydi.

Faiz kararı ile birlikte yayımlanan açıklamada TCMB, “Jeopolitik gelişmeler, enflasyon görünümünde petrol fiyatları kaynaklı risk oluşturmaktadır” demişti. Açıklamada, “Türk lirası mevduat payının artırılmasına yönelik ilave adımlarla parasal aktarım mekanizması güçlendirilmeye devam edilecektir” ifadeleri yer almıştı.

Son kararla Hafize Gaye Erkan yönetimindeki TCMB’nin aralıksız olarak gerçekleştirdiği faiz artışlarının toplamı 2 bin 650 baz puana ulaştı.

Paylaşın

Merkez Bankası, KKM Hedefini Tutturamayan Bankalara Yüzde 8 Komisyon Uygulayacak

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB), Kur Korumalı Mevduat (KKM) hedeflerini tutturamayan bankalara yüzde 8 komisyon uygulayacak. Merkez Bankası, KKM’de hedeflerin üzerine çıkan bankalar için ise komisyon oranı yüzde 0’a kadar indirilebilecek.

Merkez Bankası geçen hafta yaptığı sadeleşme adımlarının zorunlu karşılık üzerinden komisyon alımı çerçevesini çizen uygulama talimatını bankalara gönderdi.

Yazıda, yabancı para yükümlülükleri için tesis edilen zorunlu karşılıklar üzerinden komisyon alınacağının belirtildiği hatırlatıldı. Talimatta komisyon uygulamasında kur korumalı mevduat (KKM) hesapların yenilenmesi ve TL’ye geçişi ile TL’nin payının artırılmasına dönük önlemler alınacağı uyarısına vurgu yapıldı.

Bloomberg HTnin gördüğü talimata göre, “Kur/fiyat koruma desteği sağlanan hesaplar için Merkez Bankasınca belirlenen koşullara göre farklılaştırılmak üzere yıllık yüzde 8, belirlenen Türk lirası payına göre farklılaştırılmak üzere yıllık yüzde 3 oranında komisyon uygulamasına geçilmiştir” ifadelerine yer verildi.

Yenileme ve TL payından alınacak komisyon oranına temel teşkil edecek oranlar ise yüzde 100’ün üstü ve altı olarak belirlendi.

Buna göre yenileme ve TL’ye geçiş oranında yüzde 100’ün altında olan bankalar ve yüzde 85’in altında kalan katılım bankaları yüzde 6’nın üzerinde komisyon ödemiş olacak.

Bu hedeflerin üzerinde olan bankalar için ise oranı yüzde 0’a kadar indirmek mümkün olacak. TL payına göre komisyon da en yüksek yüzde 3 olacak, hedefin üzerine çıkılması halinde 0’a kadar indirilebilecek.

İstisna tutulan bankalar

Bunun dışında talimatta zorunlu karşılık komisyon uygulamasının TL payına geçiş oranında nasıl hesaplanacağına dair detaylar da yer aldı.

Buna göre gerçek kişiler için 4 hafta önceki TL payı oran değişimi yüzde 3,5’in altında kalan geçişlerde bankaya yüzde 2, tüzel kişiler için ise 18 Ağustos 2023’te hesaplanan payın altında kalan bankalardan yüzde 1 komisyon kesintisi yapılacak.

Yenileme ve TL’ye geçiş konusunda uygulanacak komisyondan, vadesi gelen mevduat tutarı 500 milyon liranın altında kalan bankalar istisna tutuldu.

Bunun dışında, gerçek kişiler için Türk lirası pay hesaplamasında payda kısmı 15 milyar Türk lirasının altında olan bankalar ve tüzel kişiler için Türk lirası pay hesaplamasında payda kısmı 10 milyar Türk lirasının altında olan bankalar da uygulamada istisna tutuldu.

Ayrıca talimatta katılım bankaları için gerçek kişi Türk lirası payı artış hedefi 3,5 yüzde puan yerine 1,75 yüzde puan olarak uygulanacağı da karara bağlandı. Ancak istisnadan faydalanabilecek banka sayısının çok sınırlı olduğu belirtiliyor.

Paylaşın

Merkez Bankası’ndan Türk Lirası’nı Destekleyen Yeni Adım

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), bankacılık sisteminde Türk Lirası’nın payını artırmaya yönelik adımlarla birlikte sadeleşme kapsamında ihracat kredileri ve firmaların krediye erişimine yönelik uygulama kolaylıkları getirdi.

Firmaların krediye erişimini kolaylaştırmak amacıyla bankalarca kullandırılan krediler için yüzde 30 oranında menkul kıymet tesis edilmesi uygulaması ile fatura karşılığı kredi uygulaması sona erdirildi.

Bankaların TL ticari kredilere referans oranın 1.8 katının üzerinde uyguladıkları faiz oranına göre menkul kıymet tesisi uygulamasının kaldırılmasına yönelik karar alındı. Faktoring şirketlerinin faktoring alacaklarına referans oranın 2.7 katının üzerinde uyguladıkları faiz oranına göre menkul kıymet tesisi uygulaması da sona erdirildi.

Türk lirasına geçişlerin hızlandığını gösteren veriler doğrultusunda gerçek kişiler için daha önce aylık yüzde 2’den yüzde 2.5’e yükseltilen Türk Lirası payı artış hedefi aylık yüzde 3.5’e çıkarıldı.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB),Menkul Kıymet Tesisi Hakkında Tebliğde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ’i Resmi Gazete’de yayımlanırken, makroihtiyati çerçevede sadeleşme hakkında basın duyurusu da web sitesinde yayınlandı.

Buna göre, firmaların krediye erişimini kolaylaştırmak amacıyla bankalarca kullandırılan krediler için yüzde 30 oranında menkul kıymet tesis edilmesi uygulaması ile fatura karşılığı kredi uygulaması sona erdirildi. Daha önce ihracat, yatırım ve KOBİ kredilerinde fatura muafiyet sınırı 50 bin TL’den 250 bin TL’ye çıkarılmıştı. Yeni kararla hiçbir kredi tutarında fatura şartı aranmayacak.

Bankaların TL ticari kredilere referans oranın 1,8 katının üzerinde uyguladıkları faiz oranına göre menkul kıymet tesisi uygulaması kaldırılacak. Faktoring şirketlerinin faktoring alacaklarına referans oranın 2,7 katının üzerinde uyguladıkları faiz oranına göre menkul kıymet tesisi uygulaması da sona erdirildi.

İhracat kredilerini desteklemek amacıyla net ihracatçılık kriterinin hesaplanmasında firmaların yatırım malı ithalatı hesaplamaya dahil edilmeyecek. Böylece menkul kıymet tesisi uygulamasında, yatırım kaynaklı ithalat harcamalarının net ihracatçılığı sınırlandırması önlenerek ihracat kredilerine erişim kolaylaşacak. TCMB, daha önce reeskont kredilerine erişimde net ihracatçılık şartını yatırım malı ithalatı dahil edilemeyecek şekilde revize etmişti.

Ayrıca, bankalarca satın alınan reel kesimin ihraç ettiği menkul değerler üzerinden yüzde 30 oranında menkul kıymet tesisi uygulamasına son verildi. TL’ye geçişlerin hızlandığını gösteren veriler doğrultusunda gerçek kişiler için daha önce aylık yüzde 2’den yüzde 2,5’e yükseltilen TL payı artış hedefi, aylık yüzde 3,5’e çıkarıldı.

Standart TL mevduatın toplam mevduat içindeki payını artırmayı amaçlayan TL payı artış hedefi, menkul kıymet uygulamasından çıkarılarak bankaların yabancı para mevduat için tesis ettikleri zorunlu karşılıklar üzerinden komisyon alınması uygulamasına eklendi.

Sadeleşme adımları kapsamında kur korumalı hesapların yenilenmesi veya TL’ye geçişine ilişkin menkul kıymet tesisi uygulaması sonlandırılarak Döviz dönüşümlü kur korumalı hesapların kademeli azaltılması hedefi, komisyon uygulamasında daha etkin bir şekilde yönetilecek. Ayrıca, TL’ye geçişin belirlenen hedeften yüksek olması durumunda, aşan kısım yenileme hedefine sayılacak.

Merkez Bankası Para Politikası Kurulu, dün tarihli kararında, sadeleşme sürecinin etki analizleri dikkate alınarak kademeli olarak ilerlediğini ve bu kapsamda TL mevduat payının artırılmasına yönelik ilave adımlarla parasal aktarım mekanizmasının güçlendirilmesine devam edileceğini belirtmişti.

Merkez Bankası’nın makroihtiyati çerçevede sadeleşme hakkında basın duyurusunda, kararlara ilişkin teknik detayların ilgili düzenlemelerde yer alacağı bildirildi.

Bakan Şimşek’ten açıklama

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Merkez Bankası’nın sadeleştirme kararlarına ilişkin sosyal medya hesabından açıklama yaptı. Şimşek, “Daha iyi işleyen bir piyasa ekonomisi için önemli sadeleşme adımları. Amaç krediye erişimi kolaylaştırmak ve TL’ye geçişi özendirmek” değerlendirmesinde bulundu.

Şimşek, Hazine destekli kredi garanti sistemi kapsamında hayata geçirilecek yeni destek paketine ilişkin değerlendirmede bulundu.

Yeni ekonomi programı kapsamında seçici kredi uygulamalarının önemine dikkati çeken Şimşek, bu yolla üretim ve ihracatı artırmayı amaçladıklarını belirterek, ihracatın ülke ekonomisi için önemine işaret etti.

Bugüne kadar Hazine destekli kredi garanti sistemiyle muhtelif sektörlerde faaliyet gösteren ve teminat yetersizliği yaşayan pek çok ticari işletmeye finansmana erişim imkanı sağlandığını vurgulayan Şimşek, “Güncel ekonomik gelişmeler kapsamında, sektörel ihtiyaçlar göz önüne alınarak yatırım, ihracat, sürdürülebilirlik yatırımları ve dijital dönüşüm odaklı yeni destek paketlerine yönelik çalışmalarımız tamamlanma aşamasına gelmiştir” diye konuştu.

Söz konusu destek paketlerinin, bankacılık sistemindeki mevcut makro ihtiyati çerçeve içerisinde kalınarak, piyasa koşulları ile bankacılık ilke ve prensiplerine göre kullandırılacağını bildiren Şimşek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“İhracatçımızın, reel sektörümüzün her zaman arkasındayız ve desteklemeye devam ediyoruz. Yeni destek paketimizle 25 milyar liralık garanti karşılığında 30 milyar liralık kredi imkanını firmalarımıza sunacağız. Yeni destek paketleriyle teminat yetersizliği yaşayan firmaların finansmana erişim imkanlarının kolaylaştırılması amaçlandı. Söz konusu kredi imkanının kredi garanti kurumları aracılığıyla sağlanması planlanıyor. Paketlerde genel itibarıyla işletme kredileri için 24 aya kadar, yatırım kredileri içinse 120 aya kadar vade belirlenebilecek.”

Bakan Şimşek, tahsis edilen kefalet limitleri belirlenirken yeni paketlerle benzer amaçlı olan diğer paketlerin kullanılmayan limitlerinin buraya aktarılmasının planlandığını belirterek, “Bakanlığımız ile Kredi Garanti Fonu AŞ, İhracatı Geliştirme AŞ ve Katılım Finans Kefalet AŞ arasındaki protokol çalışmalarının tamamlanmasının ardından yeni destek paketleri kapsamındaki kullandırımlara başlanacak” dedi.

Paylaşın