Seçimlere Girme Yeterliliğine Sahip Parti Sayısı 27’ye Yükseldi

Adalet Partisi (AP), Memleket Partisi (MP) ve Türkiye Değişim Partisi’nin (TDP) seçime katılabilme şartlarını yerine getirmesiyle birlikte, gelecek seçimlere katılabilecek parti sayısı 27’ye yükseldi.

İYİ Parti Yüksek Seçim Kurulu temsilcisi Mustafa Tolga Öztürk, Twitter hesabından seçime girebilecek parti sayısını paylaştı. Öztürk, Adalet Partisi, Memleket Partisi ve Türkiye Değişim Partisi’nin seçimlere girebilme şartlarını yerine getirdiğini belirterek, “Seçime girme yeterliliğine sahip parti sayısı 27 ye yükseldi” dedi.

Öztürk, “Çankırı İli Dodurga Belediye Başkanlığı ve Meclis Üyeliği Seçimine katılabilecek partiler” notuyla seçime girebilecek partilerin listesini de yayımladı. Öztürk’ün paylaşımı şöyle:

“Son yayınlanan seçime katılma yeterliliğine sahip partilere Adalet Partisi,Memleket Partisi ve Türkiye Değişim Partisi eklendi. Seçime girme yeterliliğine sahip parti sayısı 27 ye yükseldi. Çankırı İli Dodurga Belediye Başkanlığı ve Meclis Üyeliği Seçimine katılabilecek partiler.”

Paylaşın

CHP, AK Parti’ye Yaklaştı, Asıl Değişim MHP’de

Sosyal Demokrasi Vakfı Başkanı (SODEV) ve AKSOY Araştırma Şirketi’nin kurucusu Ertan Aksoy, gündemdeki son gelişmeleri, siyasilerin gündem belirleyen açıklamalarını ve bu açıklamaların toplum üzerindeki etkilerini analizlerle paylaştı.

Aksoy, “Bugüne kadar yaşanan her krizin özellikle vurduğu bir alan olurdu” diyerek şunları söyledi: “Kiminde istihdam etkilenirdi, kiminde bir sektörü yıkar geçerdi. Bu kriz, doğrudan vatandaşın kursağını vurdu” dedi.

Cumhuriyet’te seçim gündemiyle ilgili değerlendirmelerde bulunan Aksoy şöyle devam etti:

“Alt, orta altı, orta ve orta üstü gelir grupları ciddi bir hayat pahalılığıyla karşı karşıya. Kimi ekmeğini bulmaya kimi de yaşam standardını korumaya çabalıyor. Bu çabayı harcadığı her evrede öfkesini siyasete yönelttiği gibi umudu da yine siyasetin içinde arıyor.”

Aksoy şöyle devam etti:

“Enflasyonun etkisi, durumu herhangi bir ekonomik krizin ötesine taşıyor. Artık hakim olan görüş, bir yıllık veya altı aylık bir periyotta değil, aylık olarak satın alma gücünün düştüğüdür. Bu durumu anlamak için sorduğumuz bir soru var.”

MHP seçmenin sorulara verdiği yanıtlar dikkat çekti:

“Toplumun yarısı satın alma gücünün çok azaldığını ifade ederken, toplamda azaldı diyenlerin oranı %80,7. Özellikle MHP seçmeninin yanıtlarına dikkatinizi çekmek isterim. MHP seçmeninde bu oran %93,6. Görüldüğü üzere MHP tabanı, MHP üst yönetimi gibi ülkeyi güllük gülistanlık görmüyor.”

“Her ne kadar iktidar bloğu “ülkede ufak tefek sorunlar olduğunu ve bu ufak sorunların da dış mihraklardan kaynaklandığını” iddia etse de, toplum meseleye çok farklı bakmakta” diyen Aksoy araştırmanın sonuçlarıyla ilgili açıklamalarına şöyle devam etti: “Örneğin; hissedilen enflasyon oranını sorduğumuzda aldığımız yanıtlardan, sorunun üç beş zincir marketin fırsatçılığı ile izah edilemez bir seviyede olduğu anlaşılmakta. Hissedilen enflasyona verilen yanıtlar, yılbaşından bu yana anlamlı oranda değişti. Açıklanan oran veya bunun altında olduğunu düşünenlerin oranı toplamda %13,2’de kaldığı gibi, %100 ve üzeri olduğunu düşünenlerin oranı toplamda %64,9’dur.”

Aksoy, “Gelelim asıl konumuza…” diyerek yaşanan bu süreçlerin seçmenin tercihlerine nasıl yansıdığına ilişkin hazırladıkları anketin sonuçlarını paylaştı. Aksoy, “Tüm bu olumsuzlukların yarattığı manzara seçmenin tercihlerine nasıl yansıyacak? Bu sorunun yanıtını daha doğru anlamak açısından önce bugünkü tabloya bakalım” dedi.

Aksoy, bu hafta yaptıkları ölçüme göre partilerin oy dağılımını paylaştı. Anketin sonuçlarına göre AK Parti ve CHP’nin oy oranı birbirine yaklaşmış durumda. Sonuçlar şöyle:

AK Parti: Yüzde 30,7

CHP: Yüzde 29,0

İYİ Parti: Yüzde 13,3

HDP: Yüzde 10,4

MHP: Yüzde 7,5

Aksoy seçim anketiyle ilgili şu yorumu yaptı:

“CHP yeniden %29’a ulaştı. AKP, çekirdek diyebileceğimiz seçmenini koruyor. Asıl değişim Cumhur İttifakı’nın MHP kanadında. Birçok parti oy oranını az çok korurken, MHP yakın geçmişe göre %1 oy kaybetmiş durumda. MHP’nin eskiye göre iktidara ve uygulamalarına daha fazla sahip çıkması bu sonucun ana nedenlerinden biri.”

Aksoy son olarak ‘Oy tercihi değişimi’yle ilgili şunları söyledi: “Yazının asıl konusu olan enflasyonun seçmenin tercihlerine nasıl yansıyacağı sorusunun yanıtına gelirsek, yakın gelecekte iktidar adına daha riskli zamanların yaklaşmakta olduğunu anlıyoruz. Bu hafta seçim olsa oyunu Cumhur İttifakı’ndaki partilere vereceğini belirten seçmene “Seçime kadar yıllık enflasyonun bu seviyede devam etmesi oy tercihinizi etkiler mi?” diye sorduk. AKP seçmeninin %53,1’i, MHP seçmeninin %64’ü evet etkiler yanıtını vermektedir. Yine oy tercihimi etkiler yanıtını veren seçmene “Oy tercihinizin değişmesi durumunda tercihiniz ne yönde değişecektir?” sorusunu sorduk. Cumhur İttifakı partilerine oy vermeyi düşünen seçmenin, enflasyonun seçime kadar bu düzeyde devam etmesi halinde %43’ünün ittifakın dışındaki bir partiye oy vereceğini belirttiğini görüyoruz.”

Paylaşın

AK Parti’nin Cumhurbaşkanlığı Planı Ortaya Çıktı

MetroPOLL Araştırma Şirketi’nin son anketinde, seçimin ikinci tura kalması halinde Erdoğan’ın oylarının düştüğü görüldü. AK Parti Genel Merkezi, anket sonuçları sonrası harekete geçerek bu konuya yoğunlaştı.

Mayıs ayına girilmesiyle birlikte anket şirketleri de Nisan ayında gerçekleştirdikleri anketleri teker teker yayınlamaya başladı. MetroPOLL Araştırma Şirketi tarafından önceki gün yayınlanan ankette bir hayli dikkat çekti.

Yavaş ikinci turda arayı açıyor

Ankete göre Cumhurbaşkanlığı seçimi ikinci tura kaldığında Erdoğan, dört adaydan da daha az oy alıyor. Erdoğan ile Yavaş yarışırsa… Yavaş yüzde 53.9 alırken, Erdoğan yüzde 36.5’te kalıyor. Kararsızlar ve protestocuların oranı yüzde 9.

Erdoğan ikinci turda İmamoğlu’na da kaybediyor

Yavaş HDP’lilerin yüzde 73.2’sinin, MHP’lilerin yüzde 23.1’inin oyunu alıyor. Erdoğan ile İmamoğlu yarışırsa… İmamoğlu yüzde 49.7, Erdoğan yüzde 40 alıyor. Kararsızlar ve protestocular yüzde 9.8. İmamoğlu HDP’lilerin yüzde 82.6’sının, MHP’lilerin yüzde 8.3’ünün oyunu alabiliyor.

Hedef ilk turda seçimi bitirmek

Milli Gazete’nin haberine göre; AK Parti Genel Merkezi’nin de çeşitli anketler yaptırdığı ve anketlerde Erdoğan’ın ilk turda seçimi koparabileceği yönünde kanaat oluştuğu öne sürüldü. AK Parti Genel Merkezi işi şansa bırakmayarak Erdoğan’ı ilk turda seçtirmeyi hedefliyor. Çalışmalar da ilk tur ağırlıklı olacak.

Paylaşın

Seçimin Anahtarı Kürtler Ve HDP’de

MetroPOLL Araştırma Şirketi’nin sahibi ve yöneticisi Prof. Sencar, “İlk turda bütün bloklar kendi adaylarıyla seçime girdiklerinde Erdoğan’ı yalnızca Yavaş yenebiliyor. İkinci turda Erdoğan bütün olası rakiplerine karşı kaybediyor” dedi.

MetroPOLL Araştırma Şirketi, Türkiye’nin Nabzı Nisan 2022 anketinin sonuçlarını açıkladı.’Kararsızım’ ve ‘Protesto Oyu vereceğim’ diyenlerin oranı dağıtılmadığında birçok partinin yasallaşan yüzde 7 barajının altında kaldığı görüldü.

MetroPOLL’un araştırma sonuçları, kuruluş tarafından aşağıdaki tabloda sunuldu: Kararsızlar, protestocular ve “cevap yok” diyenler dağıtılınca  AKP yüzde 32.1’e, CHP yüzde 22.4’e, İYİP yüzde 18.6’ya, HDP yüzde 12.3’e, MHP yüzde 7.3’e, DEVA yüzde 2’ye çıkarken diğerleri yüzde 1.5’in altında kaldı.

“Mansur Yavaş Kürtler’in yüzde 70’inin desteğini alabilir”

MetroPoll Araştırma şirketinin sahibi Prof. Dr. Özer Sencar, son yaptığı anketin Ankara Büyükşehir Belediyesi Başkanı Mansur Yavaş’ın, Kürt seçmenden oy alamayacağı yolundaki genel kanıyı ortadan kaldırdığını söyledi.

EuroNews’den Dilek Gül’ün anketle ilgili sorularını yanıtlayan Sencar, “HDP’li seçmenin yüzde 70’i cumhurbaşkanı adayı olması durumunda Mansur Yavaş’ı destekleyeceğini söylüyor.” dedi.

Sencar’ın kenti anketinden belli başlı çıkarsamaları şöyle:

  • Seçim ortamına girildiğinde Kürtlerin veya HDP’lilerin nasıl davranacaklarını o zaman görürüz.
  • Bugün seçim ortamı olmadığı için ‘Erdoğan mı Mansur Yavaş mı?’ sorusuna insanlar daha rahat yanıt veriyor.
  • Erdoğan ile Yavaş rakip olursa, Erdoğan çok farklı seçim kampanyası yürütüp Mansur Yavaş’ın popülaritesini sarsabilir.
  • Erdoğan’a rakip olarak konumlandırıldığında diğer isimler, Erdoğan karşıtı olarak yığılıyor.

Yavaş, ilk turda ve ikinci turda yarışı Erdoğan’ın önünde  tamamlıyor

Bu arada MetroPoll Araştırma şirketinin aboneleri için düzenlediği ancak basına da sızan son anket, cumhurbaşkanlığı seçiminde Ankara Büyükşehir Belediyesi Başkanı Mansur Yavaş’ın, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın önünde yarışı önemli bir farkla önde bitireceğini ortaya koydu.

Araştırmanın ilginç bir sonucu, “HDP seçmeninden oy almaz” denilen Yavaş’ın olası ikinci turda Kürt seçmenlerden önemli ölçüde oy alabileceğini ve ikinci turu Erdoğan’ın önünde açık farkla bitirmesi.

Prof. Dr. Özer Sencar’ın sahibi olduğu MetroPoll Araştırma şirketinin üçlü senaryo hesaba katarak yaptığı nisan ayı anketine göre ilk turda olası sonuçlar şöyle:

  • Yavaş yüzde 44, Erdoğan yüzde 34.3, Selahattin Demirtaş yüzde 13.3.

İmamoğlu aday olursa?

  • Erdoğan yüzde 37.5, İmamoğlu yüzde 36.2, Demirtaş yüzde 13.8.

Akşener aday olursa?

  • Erdoğan yüzde 38.6, Akşener yüzde 34.2, Demirtaş yüzde 16.3.

Kılıçdaroğlu aday olursa?

  • Erdoğan yüzde 40.1, Kılıçdaroğlu yüzde 30.2, Demirtaş yüzde 15.2.

Seçim ikinci tura kalırsa?

Cumhurbaşkanlığı seçimi ikinci tura kaldığında Erdoğan, dört adaydan da daha az oy alıyor.

Erdoğan ile Yavaş yarışırsa:

  • Yavaş yüzde 53.9 , Erdoğan yüzde 36.5, kararsızlar ve protestocuların yüzde 9.

İkinci turda Yavaş HDP’lilerin de oyunu alıyor:

  • Yavaş HDP’lilerin yüzde 73.2’sinin, MHP’lilerin yüzde 23.1’inin oyunu alma potansiyeline sahip.

Erdoğan ile İmamoğlu yarışırsa:

  • İmamoğlu yüzde 49.7, Erdoğan yüzde 40, kararsızlar ve protestocular yüzde 9.8.
  • İmamoğlu HDP’lilerin yüzde 82.6’sının, MHP’lilerin yüzde 8.3’ünün oyunu alabiliyor.

Erdoğan ile Akşener yarışırsa: ,

  • Akşener yüzde 43.8, Erdoğan yüzde 41.9 kararsızlar ve protestocuları yüzde 13.7.

Erdoğan ile Kılıçdaroğlu yarışırsa:

  • Kılıçdaroğlu yüzde 43.3, Erdoğan yüzde 42.5 , kararsızlar ve protestocular yüzde 13.5.
Paylaşın

DEVA Partisi Neden ‘Kendi Logo Ve İsmiyle Seçime Girme’ Kararı Aldı?

DEVA Partisi’nin seçime kendi ismi ve logosuyla girme kararı geniş yankı uyandırdı. DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan’ın, partinin genel seçime “kendi adı ve logosuyla” girme kararının altında yatan nedenler, netleşmeye başladı.

BBC Türkçe’den Ayşe Sayın’ın haberine göre, DEVA Partisi Sözcüsü İdris Şahin, bu açıklamanın nedenini, “iktidar medyasına yakın çevrelerde DEVA Partisi kadrolarının başka siyasi parti amblemi altında seçime gireceği yönündeki paylaşımlar” üzerine yaptığını söyledi. Şahin, “İster ittifak içinde, ister ittifak dışında DEVA Partisi kendi adıyla seçime girecek” sözleriyle de bir ittifak çatısı altında da seçime girebileceklerini de ifade etti.

DEVA Partisi kaynakları kararın altında, partiye yönelik bu tür eleştirilerin önünü kesmenin yanı sıra, “milletvekili listesi tartışmalarına son verilmesi, rahatsız AKP tabanından daha fazla oy alma hesabı ve yeni parti olarak kendilerinin oy potansiyelini görmenin” hedeflendiğini söylüyor.

DEVA Partisi’nin kendi isim ve amblemiyle seçime girme isteği biliniyor. Gerek Ali Babacan ve gerekse parti yöneticileri, sık sık yeni kurulmuş bir parti olarak, “tartıya çıkmak ve seçmen gözündeki ölçülerini görmek istediklerini” dile getiriyorlardı.

Ali Babacan’ın Pazar akşamı yapılan son 6’lı masa toplantısında da bu tercihini dile getirdiği ancak bu yönde bir açıklama yapacağı konusunda net bir mesaj vermediği belirtiliyor.

Babacan’ın kararında, iktidara yakın medyada DEVA Partisi’nin CHP listelerinden seçime gireceği yönündeki algıyı kırma amacının yanı sıra, CHP’yle işbirliğinden rahatsız olan kesimlerin eleştirilerinin de etkili olduğu ifade ediliyor.

DEVA Partisi kaynakları, sadece iktidar yanlısı değil, CHP’ye yakın medya kuruluşlarını da işaret ederek, “Sadece tabanımıza yakın kesimlerden değil, paydaşlarımızın tabanlarından da bize yönelik tacize varan yaklaşımlar oldu. O nedenle bir anlamda umumi istek üzerine bu kararı aldık” yorumunu yapıyorlar.

Babacan açıklamasında, seçime kendi logoları altında, ittifakın parçası olarak mı yoksa ittifak dışında mı gireceği konusunda bir değerlendirme yapmadı.

Bu da ilk başta genel seçim için “6’lı masadan kopuş” olarak yorumlandı. DEVA Partisi Sözcüsü İdris Şahin, daha sonra “ister ittifak çatısı altında, ister ittifak dışında” vurgusu yaparak tutumlarına açıklık getirdi.

DEVA Partisi kaynakları, Babacan’ın özellikle böyle bir açıklama tercihinde bulunarak, “bir parti listesinden seçime girmeyeceklerini” duyurmayı tercih ettiğini belirtiyor:

“Biz burada sadece bir başka partinin listesinden seçime girme, başka parti listesinde erime seçeneğini ortadan kaldırmış olduk. Onun dışında ittifak çatısı olabilir veya tek başına kendi listemizle girebiliriz ama her şartta, başkasının listesinden seçime girme seçeneğini devre dışı bıraktık. Bir ittifak çatısı içinde olursa da kendi adımız ve logomuzla gireceğimizi deklare etmiş olduk.”

‘Parti tabanının eğilimi etkili oldu’

Edinilen bilgiye göre kararda, parti tabanının eğilimi de etkili oldu. Kamuoyu anketlerinde, parti tabanının yüzde 60’ı ve il başkanlarının büyük bölümü partinin “kendi isim ve logosuyla seçime girmesi” yönünde görüş bildirdi.

Yeni seçim sistemine göre yapılan simülasyonlarda, Millet İttifakı’nın en fazla “tek parti listesinden seçime girilmesi” halinde milletvekili çıkaracağı hesaplandı. Ancak bunun hem tabanda, hem de özellikle ittifakın taşıyıcısı olan CHP veya İYİ Parti açısından “liste krizine” yol açabileceği veya parti tabanlarında diğer partilerin “yük olarak görülebileceği” değerlendirildi.

Bu durumun özellikle rahatsız AKP seçmeninden oy almak isteyen DEVA Partisi aleyhine bir propagandaya da yol açabileceği öngörüldü.

Dün yapılan Genel Merkez Yönetim Kurulu’nda da bunun uzun uzun değerlendirildiğine işaret eden DEVA Partisi yöneticileri, ittifak çatısının yüzde 7 ülke barajını aşmak için önemli olduğunu, onun dışında her partinin zaten kendi oyuyla milletvekili çıkaracağını hatırlatarak, “O nedenle ittifak çatısı altında ya da tek başına seçime girme seçeneklerini masada tutuyoruz” diyorlar.

Partideki eğilim, yüzde 7 ülke barajının aşılamayacağının görülmesi halinde ittifak çatısı altında seçime girilmesi yönünde.

DEVA Partisi’nin başka bir siyasi partinin listesinden seçime girmesi halinde milletvekili çıkarma şansının daha fazla olacağı ifade edilmekle birlikte, “götürüsünün, getirisinden fazla olabileceği” hesaplandı.

Parti kaynakları bu konuda şu yorumu yaptı: “DEVA Partililer, diyelim ki İYİ Parti listesinden seçime girdi. Bu durumda İYİ Partililer tepki gösterecektir, milletvekili pazarlığı tartışmaları yaşanacak. CHP için de aynı durum söz konusu. Ayrıca bu durum bizim tabana yakın, AKP’den rahatsız seçmen açısından sıkıntı yaratabilirdi.”

Parti kaynakları, erken seçime mevcut Seçim Yasası ile gidileceği için, ittifak ve seçim işbirliğine ilişkin formüllerin buna göre yeniden değerlendirilebileceğini de ifade ediyorlar.

CHP: 6’lı masayı etkilemez

Babacan’ın açıklamasına CHP’den “sorun yok” mesajıyla yanıt geldi. CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, DEVA Partisi’nin seçimlere kendi isim ve logosuyla girmesinin ortak çalışma planını etkilemeyeceğini ifade etti:

“Sayın Babacan masadaki partilerle bir sorun olmadığını ve azami iş birliğinin süreceğini söyledi. Biz geçmişte seçimlere Millet İttifakı olarak girdik: CHP ayrıydı, İYİ Parti ayrıydı, Saadet Partisi ayrıydı. Bunlar olacaktır, böyle olur, çatı partisi olur, formül çok.

“Sayın Babacan 6’lı masa ile ilgili sorun olmadığını; güç ve işbirliğinin süreceğini söylediği için masa, ittifak ve demokrasimiz bakımından sorun görünmüyor.”

Paylaşın

Çarpıcı ‘Erken Seçim’ İddiası: İktidar Kasım Ayında…

DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı İdris Şahin, seçim tartışmaları devam ederken bir iddia ortaya attı. Şahin, iktidarın topluma ‘yalancı bir bahar yaşatarak’ Kasım ayında seçime girme planı olduğunu öne sürdü.

KRT TV’deki Olağan İşler programında erken seçim tartışmasına dair kritik açıklamalarda bulunan Şahin, “Şu an itibariyle CHP, her ne kadar seçim yasasında dört maddeyi Anayasa Mahkemesi’ne götürmüş olsa da, Yüksek Seçim Kurulu (YSK) bir karar alarak bir an önce adalet komisyonları aracılığıyla il ve ilçe seçim kurullarının oluşturulmasına dair kararını illere gönderdi. Ve hemen ardından bayram sonu, çok hızlı bir şekilde, 3 ay içerisinde bu kurulları oluşturacak. Ve olası bir seçimi Kasım ayında yapabilirler. Kasımda bir seçim bizim beklentimiz dahilinde, çünkü iktidarın bu kışı çıkartabilecek bir performansı yok. İktidar şu anda yoğun bakımda” ifadelerini kullandı.

İktidarın, seçime giderken ekonomik temelli bir plan yaptığını belirten Şahin, “Sadece ölüm öncesinde ‘acaba güzel bir hayat verebilir miyiz’ düşüncesiyle sağdan soldan bir kısım ekonomik destekler bulmaya çalışıyor. Bugün itibariyle, İsrail’le, Suudi Arabistan’la, Birleşik Arap Emirlikleri’yle yapılan görüşmelerin temelinde bir yalancı bahar yaşatmak; yani sonbaharda topuma bir yalancı bahar yaşatarak emekliye, dar gelirliye, sosyal yardıma ihtiyacı olan kesime 12.5 milyar gibi bir bütçe ayırarak ‘acaba sonbaharda böyle bir seçime gidebilir miyiz’ düşüncesi var” şeklinde konuştu.

Partisinin alternatif çalışmalarını da değindi

Şahin ardından, erken seçim sürecine dair DEVA Partisi’nin yol haritasını da şu sözlerle anlattı:

“Dolayısıyla burada hangi kanunla gireceğini, hangi yapıyla gireceğiniz belli olmadan bir değerlendirme yapmak son derece anlamsız olur. Lakin, biz İstanbul’da İl başkanlığımızın haricinde hiçbir kamuoyu anketini kendimiz yaptırmadık. Bayramdan sonra Seçim İşleri Başkanı olmam sebebiyle kendi birimimizde kurumsal iletişim başkanlımızla birlikte bir çalışma yürütüyoruz. Bayram sonunda 2-3 ayrı firmayla bu çalışmayı gerçekleştireceğiz.

‘Biz nerede güçlüyüz’, ‘ne yaparsak vatandaşa daha rahat ulaşabiliriz’ ve bu yapının içerisinde Millet İttifakı’nın bir bileşeni olarak ‘bu ittifak yapısı içerisinde kaldığımız zaman mı, parlamentoya temsil açısından Anayasa değişikliğine katkı sağlamak açısından daha büyük bir güç verebiliriz, yoksa ayrıca seçime girmek suretiyle mi bunu yapabiliriz’, bunlara ilişkin alternatif çalışmaları yapacağız. Bunlar, bayramdan sonra Mayıs ayının ortasında gerçekleştireceğimiz hususlar.”

Paylaşın

DEVA Partisi’nin Seçim Kararı Saadet ve Gelecek Partisi’ni Nasıl Etkiler?

Ali Babacan liderliğindeki Demokrasi ve Atılım Partisi’nin (DEVA) seçime kendi ismi ve logosuyla girme kararı geniş yankı uyandırdı. Partinin kurmaylarınca yapılan açıklamalarda altılı masadan kalkılmadığı, cumhurbaşkanı adaylığındaki ortaklığın sürdüğü vurgulandı.

Gazete Duvar’dan Serkan Alan’ın haberine göre DEVA’nın bu kararının ardından gözler, kısa bir süre önce Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’nun yaptığı, “Üçüncü ittifak olabilir”, “İttifak içinde ittifaklar olabilir” açıklamasına çevrildi. DEVA’nın seçim kararının ardından Saadet ve Gelecek Partisi’yle birlikte yer alabileceği üçüncü ittifakın rafa kalkıp kalkmadığı merak konusu oldu.

“Ortak sorunlarımız var ve ortak sorumluluk yüklenmemiz gerekiyor”

CHP, İYİ Parti, Saadet, DEVA, Demokrat Parti ve Gelecek Partisi’nin oluşturduğu masanın altılı şekilde devam edeceğini hatırlatan Saadet Partisi Sözcüsü Birol Aydın’a göre bu masa çevresinde bütün seçenekler, hem Millet İttifakı’nın en yüksek sayıda milletvekiline ulaşması hem de masada bulunan partilerin kendi tüzel kişiliklerini en yüksek şekilde temsil edecek milletvekili sayısına ulaşması doğrultusunda gözetilecek.

DEVA lideri Babacan ile SAADET lideri Temel Karamollaoğlu’nun açıklamalarının birbirine tezat olmadığını söyleyen Aydın, seçime giden süreçte önlerine birçok verinin geleceğini belirterek, “Üç ya da beş seçenek var. Yerine göre altı seçenek de oluyor. Bu seçeneklerden hangisi uygun olursa, onun etrafında aklın yolu birdir denilerek mutabakata varılacak” dedi.

Seçim hattına girildikçe köprünün altından daha çok su akacağını belirten Aydın, “Babacan’ın seçim açıklaması ittifak içinde ittifakın önünü kesiyor mu?” sorumuza ise şöyle yanıt verdi:

“Kesmez. Bu masa etrafında bulunanlar, bu masanın ortak kazanımı ve kendi kazanımlarının bileşkesi üzerinde bir arayış içerisindeler. Hiçbir siyasi parti bugünden, ‘ben şunun içindeyim ya da dışındayım’ diyemez. Çünkü süreç, veriler üzerine bina edilecek. Fotoğrafın bütünü önemli, ortak sorunlarımız var ve ortak sorumluluk yüklenmemiz gerekiyor.”

“‘Biz’ diye konuşma zamanıdır”

Gelecek Partisi Sözcüsü Serkan Özcan da başta Genel Başkan Ahmet Davutoğlu olmak üzere parti yetkililerinin bir süredir “Bir siyasi partinin seçime girmek için kurulduğu vurgusu” yaptığını hatırlattı. “Gelecek Partisi de logoyla seçime girecek mi” sorusuna ihtiyaç olmadığını söyleyen Özcan, “Çünkü partiler herhangi bir ittifak içerisinde bulunduğunda da logoları oy pusulasında yer alabiliyor” dedi.

Türkiye’nin içine düştüğü durumun vahametini anlamadan seçim üzerinden yapılacak “spekülasyonların” kimseye faydasının olmadığını söyleyen Özcan, “İki gün önce Türkiye’de hukuk sisteminin olmadığı, Türkiye’nin Avrupa hukuk sisteminden kopmayı göze alarak anayasayı, hukuku, kararları ayağının altına aldığı bir Osman Kavala ve Gezi yargılama sonucu gördük” dedi. Gelecek Partisi Sözcüsü Özcan sözlerini şöyle sürdürdü:

“Utanmamız gereken şey Türkiye’nin hukukta düştüğü durumdur. Utanmamız gereken şey demokraside Türkiye’nin düştüğü durumdur, Türkiye’nin içine girdiği yoksulluk ve yolsuzluk girdabıdır. Bunu aşmak için Meclis’te sayısal olarak en iyi sonucu ne verecekse en doğru strateji odur. Şu anda partileri yarıştırmanın, ‘ben şunu söylerim’, ‘Ben bunu yaparım’ diyerek ‘ben’ diye konuşmanın hiç kimseye faydası yok. ‘Biz’ diye konuşma zamanıdır.”

“Hiçbir öneri rafa kalkmaz”

Saadet Partisi lideri Karamollaoğlu’nun üçüncü seçenek, ittifak içinde ittifak önerisinin DEVA’nın kararıyla rafa kalkıp kalkmadığını sorduğumuz Serkan Özcan, “’Rafa kalktı’ demiyoruz. Hiçbir öneri rafa kalkmaz. Burası Türkiye, mücadele ettiğiniz insan da Tayyip Erdoğan. Hiçbir strateji, hiçbir ihtimal ortadan kalkmaz. Bunu bugünden kaldırmak, çok peşin şeyler söylemenin de hiç kimseye faydası olmaz” diye konuştu.

Paylaşın

AK Parti’nin ‘Sandık’ Planı Kulislerden Sızdı

Türkiye, seçim, zamanında yapılırsa Haziran 2023’te sandık başına gidecek. Bu seçimin “AK Parti açısından en zorlarından biri olacağı” bizzat iktidar temsilcileri tarafından dile getiriliyor.

AK Parti’nin seçimleri kazanabilmek için gelecek yılın ilk yarısında ekonomide bir dizi adım atacağına dikkat çekiliyor. İktidar emeklilerin bayram ikramiyesine zam için kapıyı kapadı. Ancak kulislerde “artışın gelecek yıl yapılacağı” konuşuluyor.

Ek zamlar seneye

Asgari ücrette yılın ikinci yarısında bir düzenleme yapılmasından da vazgeçildi. Cumhuriyet’ten Mustafa Çakır’ın haberine göre; kulislerde ise “Aralık ayındaki görüşmelerde gelecek yıl için yüksek oranlı bir artış yapılacağı” dile getiriliyor.

Bunun dışında gelecek yılın ilk yarısında memur ve memur emeklisine yüzde 8 toplusözleşme zammı verilecek. Ayrıca bu yılın ikinci yarısında oluşacak enflasyon farkı da yine ocak ayında yansıtılacak. Böylece maaşlarda önemli oranda artış yapılacak. Ayrıca iktidarın “ocak ayında yeni bir ek zammı gündeme getirebileceği” de belirtiliyor.

3600 yıl sonuna

3600 ek gösterge ile sözleşmelilere kadro konusundaki çalışmaların bu yıl içerisinde tamamlanması toplusözleşmenin bir gereği. Ancak iktidar son günlerde 3600 ek gösterge düzenlemesinin yılın sonunda yapılacağını dile getiriyor. Ayrıca sözleşmelilere kadro konusunun da 3600 ek gösterge sonrasında yaşama geçirileceği açıklandı. İki konu da bu yılın sonuna kalırsa bu uygulamaların sonuçları da 2023’te alınmaya başlanacak.

Seçim öncesi EYT

Emeklilikte yaşa takılanlar (EYT) yıllardır düzenleme yapılmasını bekliyor. İktidar ise sürekli erteliyor. Ancak sendika kulislerinde “EYT düzenlemesinin seçim öncesinde gündeme geleceği” konusunda genel bir beklenti var. Sendikacılar arasında bu konuda “kesin olacak” diyenler bulunuyor.

Resmi enflasyon yüzde 60’ın üzerinde. Beklentiler de bu yılın böyle gideceğini gösteriyor. Ancak yıl sonundan itibaren enflasyonda bir düşme bekleniyor. “Baz etkisinin” katkısıyla yıl sonundan itibaren enflasyonun düşeceği ekonomistler tarafından da dile getiriliyor. Kulislerde, iktidarın tüm bu gelişmelerin ardından ekonomide oluşacak “bahar havasıyla” birlikte seçime gideceği değerlendiriliyor.

Paylaşın

Erdoğan’ın Kafasındaki Seçim Planı: Son Altı Ay

Halktv yazarlarından Mehmet Tezkan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kafasındaki seçim planıyla ilgili bugünkü yazısında oldukça dikkat çeken bir öngörüde bulundu. 

Yazısında AK Parti hükümetini “İktidar bizler gibi oturmuş bekliyor… Oyuncu değil izleyici!..” sözleriyle eleştiren Mehmet Tezkan, yazısının devamında Erdoğan ve kurmaylarının seçimi kazanmak için son 6 ay kala harekete geçeceğini iddia etti.

AK Parti son altı aya hazırlanıyor

“Erdoğan son altı aya oynuyor!” başlıklı yazısında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Türkiye’nin kötü gidişatını kabul ettiğini ve bu durumun farkına vardığını söyleyen Tezkan, “Erdoğan uyandı gibi ama çaktırmıyor. Şimdilik hayal satmaya devam ediyor. Seçime kadar da satacak ama inanıyorum ki son altı aya hazırlanıyor. Son altı aya oynuyor…” ifadelerini kullandı.

Erdoğan’ın Siyaset bilimci Maurice Duverger’in “halk daima iktidarların son altı aylık uygulamalarına bakarak oy verir” söylemiyle yola çıkarak seçime 6 ay kala seçimi kazanmak için faaliyetlere başlayacağını öne süren Mehmet Tezkan “İktidarın tek sığınağı tek umudu Duverger’in bu tespiti. 2023’ün ilk yarısı ‘yağdır mevlam’ dönemi olabilir” diye yazdı.

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

Anket: Millet İttifakı, Cumhur İttifakı’nın Önünde

Türkiye Raporu Direktörü Can Selçuki, yaptıkları son araştırmanın sonuçlarını açıkladı. Çalışmaya göre AK Parti’nin oy oranı yüzde 32, CHP’nin oy oranı yüzde 25 olarak hesaplandı.

Türkiye Raporu Direktörü Can Selçuki Halk TV’deki Seda Selek ile Perdenin Önü Arkası programında son yaptıkları seçim anketinin verilerini paylaştı.

Nisan ayının ilk haftasında bilgisayar destekli telefon yoluyla Türkiye çapında 1500 kişi ile gerçekleştirilen anket İstanbul Ekonomi Araştırma kaynakları ve finansı ile gerçekleştirildi. Partilerin kararsızlar dağıtıldıktan sonraki oy oranları şöyle:

  • AK Parti: Yüzde 32
  • CHP: Yüzde 25
  • İYİ Parti: Yüzde 15
  • HDP: Yüzde 11
  • MHP: Yüzde 7

Can Selçuki anketle ilgili şu değerlendirmeyi yaptı:

“Şimdi birkaç trend var ki birkaç aydır devam ediyor. Onlara dikkat çekmek lazım. Şimdi biz araştırmalarımızda hep şuna bakıyoruz. Aynı sonuçları belirli aylarda üst üste alıyor muyuz? Yani trendler oluşuyor mu? İki temel şey var. Birincisi şu, Millet İttifakı yine Cumhur İttifakı’nın önünde. Yaklaşık 1, 1 buçuk, 2 puan kadar önünde. Geçtiğimiz ayda aynı sonuca ulaşmıştık.

Millet İttifakı derken 6’lı masayı kast etmiyorum. Cumhuriyet Halk Partisi’ni ve İYİ Parti’yi kast ediyorum. Cumhuriyet Halk Partisi’ni ve İYİ Parti’yi toplayınca Milliyetçi Hareket Partisi’nin ve AK Parti’nin üzerinde ki bu ikinci aydır. Mart ayında da aynı sonucu görmüştük. Gelecek, Saadet ve DEVA yok. Onların da oylarını topladığınızda yaklaşık yüzde 4 ile 5 arasında bir yere tekabül ediyor.

Memleket bu ay anketimizde çıkmadı. İki sonuç enteresandı. Yeniden Refah Partisi ankette ikinci ay üst üstte çıktı. Yüzde 0.5 civarında. Zafer Partisi’nin ilk defa anketimizde çıktığını görüyoruz. O da yaklaşık yüzde 0.5 civarında.”

Paylaşın