CHP ve AKP Arasında Kıl Payı Fark

ASAL Araştırma’nın son bir yıl içinde gerçekleştirdiği kamuoyu yoklamalarının ortalama sonuçları, Türkiye siyasetinde iki büyük parti arasındaki yarışın başa baş seyrettiğini ortaya koydu.

Haber Merkezi / Verilere göre muhalefetteki CHP ile iktidardaki AKP arasındaki fark yalnızca 0,6 puan seviyesinde.

Son bir yılın anket ortalamalarına göre tablo şu şekilde oluştu:

CHP: Yüzde 32,8
AKP: Yüzde 32,2
DEM Parti: Yüzde 9,1
MHP: Yüzde 8,2
İYİ Parti: Yüzde 4,9
Zafer Partisi: Yüzde 3,9
Yeniden Refah Partisi: Yüzde 3,0
Anahtar Parti: Yüzde 1,9
Türkiye İşçi Partisi: Yüzde 1,3
Diğer: Yüzde 2,7

Ortalamalar, Türkiye siyasetinde iki büyük parti arasındaki rekabetin oldukça sıkı bir dengede olduğunu gösteriyor. CHP yüzde 32,8 ile birinci sırada yer alırken, AKP yüzde 32,2 ile hemen arkasında bulunuyor.

Bu tablo, iki parti arasındaki farkın hata payı sınırları içinde kaldığına işaret eden “kıran kırana yarış” yorumlarını beraberinde getiriyor.

Üçüncü sırada yer alan DEM Parti yüzde 9,1’lik ortalama ile dikkat çekerken, onu yüzde 8,2 ile MHP takip ediyor.

Bu iki partinin, özellikle yerel seçim dinamikleri ve ittifak tartışmaları açısından kilit rol oynadığı değerlendiriliyor.

Listenin devamında İYİ Parti yüzde 4,9, Zafer Partisi yüzde 3,9 ve Yeniden Refah Partisi yüzde 3,0 seviyelerinde yer alıyor.

Yeni siyasi aktörlerden Anahtar Parti yüzde 1,9, Türkiye İşçi Partisi ise yüzde 1,3 oranında ölçüldü.

Ortalamalar, Türkiye’de siyasi tablonun iki büyük parti etrafında yoğunlaştığını ancak üçüncü blokta istikrarlı bir denge oluştuğunu gösteriyor. Küçük partilerin toplam oy oranı ise siyasetin giderek daha parçalı bir yapıya evrildiğine işaret ediyor.

ASAL verileri, özellikle CHP ve AKP arasındaki rekabetin önümüzdeki seçim sürecinin en belirleyici unsuru olmaya devam edeceğini ortaya koyuyor.

Paylaşın

Sandık Var, Demokrasi Yok: Rejimler Nasıl Çöküyor?

Demokrasiler artık darbelerle değil, seçimler ve yasalar yoluyla aşınıyor. Uzmanlara göre kurumların zayıflatılması, medya baskısı ve hukukun siyasallaşması, demokratik sistemleri içeriden çökerten başlıca dinamikler arasında yer alıyor.

Haber Merkezi / Son yıllarda uluslararası araştırmalar, demokrasilerin ani çöküşlerden çok, yavaş ve çoğu zaman fark edilmesi güç süreçlerle gerilediğini ortaya koyuyor. Siyaset bilimciler Steven Levitsky ve Daniel Ziblatt gibi isimler, bu süreci “demokratik aşınma” olarak tanımlıyor ve modern çağda otoriterleşmenin yeni biçimine dikkat çekiyor.

Bu tartışmaların merkezinde yer alan How Democracies Die adlı çalışma, demokrasilerin artık tanklar ve darbelerle değil, seçimle gelen liderler tarafından içeriden zayıflatıldığını savunuyor. Araştırmaya göre süreç genellikle hukuki görünüm altında ilerliyor ve bu nedenle toplum tarafından geç fark ediliyor.

Uluslararası kuruluşlar, özellikle son on yılda demokratik standartlarda belirgin bir gerileme yaşandığını raporluyor. Freedom House ve V-Dem Institute gibi kurumların verileri, ifade özgürlüğü, yargı bağımsızlığı ve seçim güvenliği gibi alanlarda ciddi aşınmalar olduğunu gösteriyor.

Uzmanlara göre demokrasilerin zayıflamasında dört temel işaret öne çıkıyor: siyasi liderlerin demokratik kurallara bağlılıklarının azalması, muhalefetin meşruiyetinin sorgulanması, medya ve ifade özgürlüğüne yönelik baskılar ve hukukun siyasi amaçlarla araçsallaştırılması.

Bu süreçte seçimler varlığını sürdürse bile rekabet eşitliği ortadan kalkabiliyor. Medya kontrolü, yargı üzerindeki baskı ve kamu kaynaklarının siyasi amaçlarla kullanımı, seçimlerin adil niteliğini zedeleyebiliyor. Böylece demokrasi biçimsel olarak varlığını korurken, işlevsel olarak zayıflıyor.

Siyaset bilimciler, bu durumu “seçimli otoriterlik” ya da “hibrit rejim” olarak tanımlıyor. Bu tür sistemlerde sandık kurulmaya devam etse de, demokratik denge ve denetim mekanizmaları büyük ölçüde işlevsiz hale geliyor.

Dijital çağın da bu süreci hızlandırdığına dikkat çekiliyor. Sosyal medya üzerinden yayılan dezenformasyon, kutuplaşmayı artırırken, kamuoyunun sağlıklı bilgiye erişimini zorlaştırıyor. Bu durum, demokratik tartışma kültürünü zayıflatıyor.

Uzmanlara göre demokrasilerin korunması, yalnızca seçimlerin düzenli yapılmasıyla değil; güçlü kurumlar, bağımsız yargı, özgür medya ve aktif bir sivil toplumun varlığıyla mümkün. Aksi halde, demokratik sistemler görünürde varlığını sürdürse bile içeriden aşınmaya devam ediyor.

Küresel eğilimler, demokrasinin artık ani krizlerle değil, yavaş ve sistematik değişimlerle sınandığını gösteriyor. Bu nedenle birçok araştırmacı, en büyük tehlikenin açık otoriterlikten çok “normalleşmiş gerileme” olduğuna dikkat çekiyor.

Paylaşın

Son Anket: CHP İle AK Parti Arasındaki Puan Farkı 4,21

Son seçim anketine göre; CHP, AK Parti’nin 4,21 puan önünde. Ankete katılan katılımcıların, yüzde 33,37’si CHP’ye, yüzde 29,16’sı ise AK Parti’ye oy verebileceklerini belirtti.

Haber Merkezi / Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) erken seçim çağrılarını sürdürürken araştırma ve anket sonuçları açıklanmaya devam ediyor.

Seçmen eğilimlerini ölçmek amacıyla düzenli araştırmalar yapan Gündemar Araştırma ve Danışmanlık, Mart 2026’ya ait “Milletvekili Seçimi” anket sonuçlarını kamuoyuyla paylaştı.

23-26 Mart 2026 tarihleri arasında Türkiye genelinde 2 bin 200 katılımcıyla gerçekleştirilen araştırmada, CATI (Bilgisayar Destekli Telefon Görüşmesi) ve CAWI (Bilgisayar Destekli Web Anketi) yöntemleri kullanıldı. Katılımcılara, “Bu pazar milletvekili seçimi olsa hangi siyasi partiye oy verirsiniz?” sorusu yöneltildi.

Araştırmada kararsız seçmenler, “fikrim yok” diyenler ve protesto oyları dağıtıldıktan sonra ortaya çıkan sonuçlar ve Şubat 2026’ya göre değişimler şöyle oldu:

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP): Yüzde 33,37 (+0,65 puan)
Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti): Yüzde 29,16 (-0,69 puan)
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti): Yüzde 7,94 (-0,89 puan)
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP): Yüzde 6,30 (+0,99 puan)
İYİ Parti: Yüzde 5,49 (+0,95 puan)
Zafer Partisi: Yüzde 5,47 (-0,03 puan)
Anahtar Parti: Yüzde 4,74 (-0,66 puan)
Yeniden Refah Partisi (YRP): Yüzde 3,43 (-0,67 puan)
Diğer Partiler: Yüzde 2,82 (+0,08 puan)
Türkiye İşçi Partisi (TİP): Yüzde 1,28 (+0,27 puan)

Sonuçlara göre Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), oy oranını artırarak yüzde 33,37 ile ilk sıradaki yerini korudu. Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) ise oy kaybı yaşayarak yüzde 29,16’ya geriledi. Böylece iki parti arasındaki fark 4 puanın üzerine çıktı.

Mart ayında Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) ve İYİ Parti’nin oy oranlarında dikkat çekici artışlar görülürken, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti)’nde düşüş eğilimi sürdü. Zafer Partisi sınırlı bir gerileme yaşarken, Anahtar Parti ve Yeniden Refah Partisi (YRP)’de düşüş öne çıktı. Diğer partiler ve Türkiye İşçi Partisi (TİP) ise sınırlı da olsa artış kaydetti.

Paylaşın

Her Beş Seçmenden Birinin Oyu Gasp Edildi

Tüm Belediye ve Yerel Yönetim Emekçileri Sendikası (TÜM-BEL SEN), 31 Mart 2024 yerel seçimlerinin ikinci yıl dönümünde muhalefet partilerinin kontrolündeki belediyelere yönelik siyasi baskının fotoğrafını çekti.

Açıklamada, İstanbul, Ankara, Antalya, Adana, Bursa ve Manisa gibi kritik kentlerde muhalefet partilerinin sandıktan birinci çıktığı hatırlatıldı. TÜM-BEL SEN, AKP-MHP iktidarının halkın demokratik iradesini tanımayan uygulamalara seçimlerin hemen ardından başladığını vurguladı.

Sendika, ilk olarak Van Büyükşehir Belediyesi’nde Abdullah Zeydan’ın mazbatasının gasp edilmeye çalışıldığını, bu girişim başarısız olunca Hakkâri Belediyesi ile kayyum sürecinin devreye sokulduğunu belirtti. Son iki yılda kayyum atanan belediyeler şöyle sıralandı:
Hakkari, Esenyurt, Batman, Mardin Büyükşehir, Halfeti, Dersim, Ovacık, Bahçesaray, Akdeniz, Siirt, Van Büyükşehir, Kağızman ve Şişli.

TÜM-BEL SEN açıklamasında, kayyum uygulamalarıyla seçme-seçilme hakkının fiilen işlevsiz kılındığı ve belediye kaynaklarının halkın istediği şekilde kullanılmasının önlendiği vurgulandı. Bununla sınırlı kalmayıp, “görevden uzaklaştırma”, “transfer” ve “yetki gaspları” ile son yerel seçimlerden bu yana onlarca belediyenin el değiştirdiği ifade edildi.

İstanbul, Van, Mardin, Adana ve Antalya gibi büyükşehirlerin de aralarında bulunduğu toplam 30 belediyede seçilmiş başkanlar veya eş başkanlar görevden alındı. Ayrıca 55 belediyede, belediye meclis aritmetiğinin değiştirilmesi gibi çeşitli yöntemlerle parti değişikliği yapıldı.

31 Mart 2026 itibarıyla, tutuklu yargılanan belediye başkanlarının sayısı 19 olarak kaydedildi. TÜM-BEL SEN’e göre, bazı belediye başkanları yüzde 50’nin üzerinde oy alarak seçilmiş olmasına rağmen görevden alındı; bu durum, sadece seçilmişlerin değil, onlara oy veren milyonların da demokratik haklarının ihlal edilmesi anlamına geliyor.

Demokratik İradenin Gaspı

Ülke genelinde 85 belediyede halkın oylarıyla belirlenen demokratik irade değiştirildi. Bu belediyelerdeki muhalefet temsilcilerinin, 2024’te toplam 8 milyon 845 bin 767 oy aldığı ve bunun Türkiye genelinde kullanılan oyların yüzde 20,5’ine karşılık geldiği belirtildi. Yani her beş seçmenden biri, oyunu kaybetmiş oldu.

CHP ve DEM Parti özelinde ise durum daha çarpıcı: CHP’nin 2024’te aldığı oyların yüzde 44,4’ü, DEM Parti’nin oylarının ise yüzde 27,7’si gasp edildi.

TÜM-BEL SEN açıklamasında, siyasi iktidarın yerel yönetimleri demokrasiden ve halktan kopartıp merkezin taşra birimlerine dönüştürme yönünde adımlar attığı vurgulandı. Kayyumlar ve görevden almalarla sınırlı kalmayıp, belediyelerin bütçeleri merkezi tek hesap sistemine dahil edilerek Anayasal özerklik hakları darbe aldı. Tasarruf tedbirleri gerekçesiyle merkezi ödeneklerden kesintiler yapılırken, ciddi yatırım projelerinin onayı artık merkezi hükümete bırakıldı.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2024 yerel seçimlerinden kısa süre sonra verdiği “belediyeleri silkeleyin” talimatı da hatırlatıldı. Hükümet, geçmiş dönemden birikmiş SGK borçlarının tahsilatı için birçok belediyenin bütçe gelirlerini kaynağından keserek yerel yönetimlerin finansal bağımsızlığını sınırlandırdı.

Paylaşın

Anket: Kadınların İlk Tercihi CHP

“Bu pazar genel seçim olsa, hangi partiye oy verirsiniz?” sorusunun yöneltildiği kadın seçmenlerin yüzde 36,2’i CHP yanıtını verirken, AK Parti diyenlerin oranı ise yüzde 27,5 oldu.

Haber Merkezi / Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) erken seçim çağrılarını sürdürürken araştırma ve anket sonuçları açıklanmaya devam ediyor.

ORC Araştırma 26 ilde 2 bin 160 kadın seçmenle 9-11 Ekim tarihleri arasında gerçekleştirdiği anket sonuçlarının bulgularını paylaştı.

Katılımcılara siyasi parti isimleri okunarak, “Bu pazar genel seçim olsa, hangi partiye oy verirsiniz?” sorusu yöneltildi.

Katılımcıların yüzde 36,2’i CHP yanıtını verirken AK Parti diyenlerin oranı yüzde 27,5 oldu. İki parti arasındaki farkın yüzde 8,7 olduğu görüldü.

MHP diyenlerin oranı yüzde 6,3 olurken DEM Parti diyenlerin oranı da yüzde 5,9 olarak ölçüldü. Ankette İYİ Parti diyen kadın seçmenlerin oranı yüzde 5,7 olurken Zafer Partisi diyenlerin oranı da yüzde 5,4 olarak kaydedildi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP): Yüzde 36,2
Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti): Yüzde 27,5
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP): Yüzde 6,3
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti):  Yüzde 5,9
İYİ Parti: Yüzde 5,7

Zafer Partisi: Yüzde 5,4
Yerli ve Milli Parti (YMP): Yüzde 3,2
Yeniden Refah Partisi (YRP): Yüzde 2,9
Saadet Partisi: Yüzde 2,5
Diğer: Yüzde 4,4

Paylaşın

Anket: CHP’nin Oy Potansiyeli Yüzde 44,6, AK Parti’nin Yüzde 41,8

Piar Araştırma’nın anketine göre, CHP’nin oy potansiyeli 44,6 olurken; AK Parti’nin ise yüzde 41,8 oldu. AK Parti 14 Mayıs genel seçimlerinde yüzde 36,30, CHP ise yüzde 25,80 oy almıştı.

Haber Merkezi / Ankette, İYİ Parti yüzde 18,3 oy potansiyeli ile üçüncü sırada yer alırken, MHP’nin oy potansiyeli ise yüzde 13,8 oldu. TİP’in oy potansiyeli yüzde 15,3, Zafer Partisi’nin yüzde 14,8, BTP’nin 13,6, DEM Parti’nin ise yüzde 12,7 oldu.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) erken seçim çağrılarını sürdürürken araştırma ve anket sonuçları açıklanmaya devam ediyor.

Piar Araştırma, Ekim 2025 tarihli son anket araştırması sonuçlarını yayınladı. Araştırma, 30 Eylül – 3 Ekim 2025 tarihleri arasında 26 ilde 2 bin 264 kişiyle yüz yüze gerçekleştirdi. Hata payı ±%2,06 olarak açıklandı.

Anket araştırmasına göre, CHP’ye “oy verebilirim” diyenlerin oranı yüzde 44,6, AK Parti’ye “oy verebilirim” diyenlerin oranı yüzde 41,8 oldu. AK Parti 14 Mayıs genel seçimlerinde yüzde 36,30, CHP ise yüzde 25,80 oy almıştı.

Piar Araştırma’nın “siyasi partiler oy potansiyeli” anket sonuçları şöyle:

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP): Yüzde 44,6
Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti): Yüzde 41,8
İYİ Parti: Yüzde 18,3
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP):  Yüzde 17,8
Türkiye İşçi Partisi: Yüzde 15,3
Zafer Partisi: Yüzde 14,8
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP): Yüzde 13,6
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti): Yüzde 12,7
Yeniden Refah Partisi: Yüzde 7,6
Yeni Yol Partisi: Yüzde 4,1

Paylaşın

Anket: CHP, İstanbul, Ankara Ve İzmir’de AK Parti’nin Önünde

ORC’nin anketine göre, İstanbul’da CHP yüzde 34,6 ile birinci parti olurken, AK Parti yüzde 31,7 ile ikinci sıradaki yerini korudu. Ankara’da  CHP’nin oy oranı yüzde 32,9 çıkarken, AK Parti yüzde 31,4 ile ikinci sırada yer aldı.

Haber Merkezi / İzmir’de CHP yüzde 41,9 ile birinci parti olurken, AK Parti yüzde 22,4 ile ikinci sıradaki yerini korudu.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) erken seçim çağrılarını sürdürürken araştırma ve anket sonuçları açıklanmaya devam ediyor. ORC Araştırma Şirketi İstanbul, Ankara ve İzmir’de yaptığı anket sonuçlarını açıkladı.

Açıklanan yeni araştırmada 1 – 3 Ekim 2025 tarihleri arasında Ankara, İstanbul ve İzmir’de yaşayan vatandaşlara ‘Bu pazar genel seçim olsa, hangi partiye oy verirsiniz?’ sorusu soruldu.

İstanbul:

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP): Yüzde 34,6
Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti): Yüzde 31,7
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti): Yüzde 7,4
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP):  Yüzde 5,5
İYİ Parti: Yüzde 4,5
Zafer Partisi: Yüzde 4,1
Yeniden Refah Partisi (YRP): Yüzde 2,5
Yerli ve Milli Parti (YMP): Yüzde 2,2
Türkiye İşçi Partisi: Yüzde 2
Saadet Partisi: Yüzde 1,9
Anahtar Parti (A Parti): Yüzde 1,6
Diğer: Yüzde 2

Ankara:

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP): Yüzde 32,9
Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti): Yüzde 31,4
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP):  Yüzde 8,0
İYİ Parti: Yüzde 6,1
Zafer Partisi: Yüzde 4,6
Yeniden Refah Partisi (YRP): Yüzde 3,2
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti): Yüzde 2,7
Yerli ve Milli Parti (YMP): Yüzde 2,1
Anahtar Parti (A Parti): Yüzde 2
Saadet Partisi: Yüzde 1,8
Türkiye İşçi Partisi: Yüzde 1,7
Diğer: Yüzde 3,5

İzmir:

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP): Yüzde 41,9
Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti): Yüzde 22,4
İYİ Parti: Yüzde 7,9
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti): Yüzde 7,5
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP):  Yüzde 4,7
Zafer Partisi: Yüzde 3,4
Yeniden Refah Partisi (YRP): Yüzde 2,6
Türkiye İşçi Partisi: Yüzde 2,2
Yerli ve Milli Parti (YMP): Yüzde 1,7
Saadet Partisi: Yüzde 1,4
Anahtar Parti (A Parti): Yüzde 1,3
Diğer: Yüzde 3

Paylaşın

DEM Partili Temelli: Dezenflasyon Programı Başarısız

İktidarın ekonomi politikalarına ilişkin sert eleştirilerde bulunan DEM Parti Grup Başkanvekili Sezai Temelli, 30 aylık dezenflasyon programının başarısız olduğunu söyledi.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Grup Başkanvekili Sezai Temelli, Meclis’te düzenlediği uzun açıklamada 1 Ekim’de başlayacak yeni yasama döneminin niteliğinin geçmiş dönemlerden farklı olması gerektiğini vurguladı.

Basın toplantısında konuşmasının büyük bölümünü Meclis’in sorumluluklarına, Kürt meselesinin demokratik çözümüne, yargı ve infaz düzenlemelerine, bütçe önceliklerine ve dış politika yaklaşımına ayıran Temelli, DEM Parti’nin bu süreçte nasıl bir rol üstleneceğini ayrıntılarıyla anlattı.

Konuşmasına Prof. Dr. İsmail Beşikçi’ye geçmiş olsun dilekleriyle başlayan Temelli, Beşikçi’nin Türkiye bilim ve sosyolojisi açısından önemine ve 1990’ların karanlığına karşı direnişine dikkat çekti. “Kürt halkının çok önemli bir dostu” olarak tanımladığı Beşikçi’nin sağlık durumunun olumlu seyrettiğini söyleyerek, “bir an önce aramıza dönmesini diliyoruz” ifadelerini kullandı. Bu giriş, konuşmanın tonu ve yönü açısından Temelli’nin tarihsel hafıza, hak arama ve bilimsel miras vurgusunu öne çıkardı.

Temelli, geçen yıl 1 Ekim’de Devlet Bahçeli’nin uzattığı elin ardından başlayan siyasi atmosferi hatırlatarak, bu yıl Meclis’in “başka bir yasama yılı” olması gerektiğini savundu. “Geçmişte gerilimden ve çatışmadan beslenen bir siyasetin artık son bulması gerektiğine inanarak o eli kabul ettik” diyen Temelli, yeni dönemde Meclis’in demokratik teamülleri içselleştiren, kuvvetler ayrılığını koruyan, denge-denetleme mekanizmalarını etkinleştiren bir yapıya dönüşmesi gerektiğini yineledi.

Temelli, 27 Şubat’ta Abdullah Öcalan’ın yayımladığı Barış ve Demokratik Toplum Manifestosu, PKK’nin kongre süreci ve 11 Temmuz’daki silah yakma töreninin tarihi önemini vurguladı. Bu üç gelişmeyi “tarihin yörüngesini değiştiren” adımlar olarak niteleyen Temelli, manifestonun ve kongrenin ortaya koyduğu iradenin Meclis tarafından dikkate alınması gerektiğini söyledi: “Kürt meselesi demokratik yöntemle çözülmelidir.”

Komisyon çalışmalarına ilişkin değerlendirmesinde Temelli, dinleme süreçlerinin kapsamlı olduğunu ancak yöntem ve uygulamada eksiklikler bulunduğunu belirtti. “Komisyona gelen tüm kesimler farklı görüşlere sahip olsalar da ortak bir yerde buluştular; bir mutabakat ortaya çıktı: Kürt meselesi demokratik yöntemle çözülmeli” diyerek, çıkan tespitlerin raporlaşmasının önemli bir adım olduğunu, ancak bunun Meclis’in yasama gündeminde somutlaşması gerektiğini söyledi.

Temelli, yeni dönemin önceliklerinden birinin “Demokratik Entegrasyon Yasaları” olduğunu söyledi. İsimlendirmede farklı tercihler olabileceğini kabul eden Temelli, “Çözüm Yasası”, “Geçiş Süreci Yasası” gibi adlandırmalar tartışılsa da, içerik ve amaç ne olursa olsun bu tür düzenlemelerin gecikmeksizin çıkarılması gerektiğini vurguladı.

Yargıya dair taleplerini de detaylandıran Temelli, şu noktaları öne çıkardı:

İnfaz Kanunu, TCK ve TMK’da yapılacak düzenlemeler ile cezaevlerindeki adaletsizliklerin giderilmesi;
Siyasi tutsakların, hasta tutukluların serbest bırakılması;
Eş Genel Başkanlar dahil olmak üzere siyasi mahpusların durumunun bir an önce çözüme kavuşturulması.

“Bu konuda gecikmeye mahal yok” mesajını veren Temelli, toplumun beklentisinin büyük olduğunu; milyonlarca insanın mağduriyetine son vermek için yargı paketlerinin peşi sıra Meclis gündemine gelmesi gerektiğini söyledi.

Temelli, sürecin merkezinde İmralı’nın bulunduğunu vurguladı: “Meclis bir an önce Başmüzakereci Öcalan ile görüşme zeminini yaratmalıdır.” Temelli, bu muhataplığın sürecin hızlanması ve güvence altına alınması bakımından belirleyici olduğunu savundu ve komisyondan bu konunun gündeme alınmasını ısrarla talep ettiklerini belirtti. Ayrıca Meclis’in vesayetçi, güvenlikçi zihniyetten arındırılması çağrısında bulundu.

Temelli, yaklaşan bütçe tartışmalarına dair somut taleplerini yineledi: “Yoksullukla mücadele eden, halka kaynak ayıran bir bütçe istiyoruz.” Mevcut bütçe anlayışını eleştirerek, kaynakların savaş sanayisine, sermayeye rant sağlayan projelere ayrılmasını sert biçimde eleştirdi. Eğitim, sağlık, yurt sorunu ve üniversite öğrencilerinin barınma gibi alanlarda yaşanan sorunlara dikkat çekti; “Barışın bütçesini var etmek demek yoksullukla mücadele etmektir” ifadelerini kullandı. Temelli, “Bu dönemin bütçesi artık bu olmalıdır” diyerek iktidarı ve Meclis çoğunluğunu halk öncelikli bir bütçe tasarısı hazırlamaya davet etti.

“Dezenflasyon Programı başarısız”

Ekonomik politikalara ilişkin sert eleştirilerde bulunan Temelli, 30 aylık Dezenflasyon Programı’nın başarısız olduğunu savundu. Programın esasen emekçileri ve emeklileri hedef aldığı, enflasyon ve geçim sıkıntısının sürdüğü görüşünü dile getirdi. TÜİK verilerine yönelik eleştirilerini yinelerken, hayat pahalılığına karşı “halk için barış bütçesi”nin çözüm olacağını belirtti.

Temelli, Gazze’deki insani krize ilişkin acil taleplerini tekrar etti: “Derhal silahların susması, insani yardımın ulaştırılması ve Filistin halkının korunması” önceliğidir. Barış planlarının ve anlaşmaların mükemmel olmadığını kabul eden Temelli, kalıcı çözümler için Filistin halkının gerçek muhatap alınmasının şart olduğunu söyledi. Suriye politikalarında da demokratik çözümün önemini vurgulayan Temelli, Türkiye’nin Ortadoğu’ya adil, bölge halklarının çıkarını gözeten bir pencereden bakması gerektiğini kaydetti.

Konuşmasını bitirirken Temelli, Meclis’e yönelik şu çağrıyı yineledi: “Muhalefetiyle ve iktidarıyla birbirini anlayan, müzakere edebilen; toplumun beklentilerini karşılayan bir yasama yılı hepimizin ortak talebidir. Bunun yolu kavga değil, ortak iradeden geçer.” Temelli, DEM Parti’nin Meclis’te bu hedefler doğrultusunda yerini alacağını ve müzakereden vazgeçmeyeceklerini bildirdi.

Paylaşın

Erken Seçim İsteyenlerin Oranı Yüzde 67,8

Muhalefetin “erken seçim” çağrılarına, iktidar “en erken 2027” yanıtını verse de, yapılan son seçim anketine katılan katılımcıların yüzde 67,8’i “erken seçim” yapılmalı cevabını verdi.

Ser – Ar Araştırma Şirketi’nin 25 – 28 Ağustos tarihleri arasında gerçekleştirdiği iki ayrı ankette, hem Cumhurbaşkanlığı seçiminde aday tercihleri hem de erken seçim beklentisine dair çarpıcı veriler ortaya kondu.

26 ilde 2100 kişiyle yapılan çalışmaya göre, Erdoğan’ın karşısında muhalefet adayları avantajlı bir konumda yer alırken, seçmenin önemli bir kısmı da önümüzdeki bir yıl içinde erken seçim yapılmasını istiyor.

Katılımcılara yöneltilen “Cumhurbaşkanlığı seçiminde adaylar bu şekilde olsa hangi adaya oy verirsiniz?” sorusuna verilen yanıtlarda, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı (İBB) ve CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu yüzde 44,5 ile ilk sırada yer aldı.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise yüzde 41,9 oy oranında kaldı. Aradaki fark 2,6 puan olarak hesaplandı.

Aynı ankette yer alan ikinci senaryoda, Ankara Büyükşehir Belediye (ABB) Başkanı Mansur Yavaş ile Erdoğan karşı karşıya geldi. Bu eşleşmede Yavaş yüzde 46,9 oyla Erdoğan’ın (yüzde 40,9) 6 puan önünde yer aldı. Sonuçlar, her iki adayın da Erdoğan karşısında önde olduğunu gösterirken, Yavaş’ın farkı daha yüksek tutturduğu dikkat çekti.

Aynı saha çalışmasında yöneltilen “Sizce önümüzdeki 1 yıl içinde erken seçim olmalı mı, olmamalı mı?” sorusuna ise seçmenin ezici çoğunluğu “Evet” yanıtı verdi. Erken seçim isteyenlerin oranı yüzde 67,8 olurken, “Hayır” diyenlerin oranı yüzde 28,5’te kaldı.

Yüzde 3,7’lik bir kesim ise fikir belirtmedi. Ankete göre her 10 seçmenden yaklaşık 7’si, mevcut siyasi tabloda sandığın bir yıl içinde yeniden kurulmasını istiyor.

Paylaşın

İşlem Merkezi Nedir, Nasıl Erişebilirim?

İşlem Merkezi, özellikle Windows 10 ve üzeri Windows işletim sistemlerinde, sık kullanılan ayarlar için bildirimleri ve kısayolları birleştiren ve yöneten bir özelliktir.

Haber Merkezi / Kullanıcılara önemli güncellemelere, uyarılara ve sistem işlevlerine hızlı erişim sağlar. Ayrıca, kullanıcıların ses seviyesi, ekran parlaklığı ve diğer sistem araçlarına erişim gibi bilgisayar ayarlarını kolayca yönetmelerine olanak tanır.

İşlem Merkezi, kullanıcı deneyimini önemli ölçüde iyileştiren çeşitli bildirim ve sistem ayarlarını yönetmek için tek noktadan çözüm sunmak üzere tasarlanmıştır. Uyarıları, mesajları ve güncellemeleri yönetmek için merkezi bir konum olması, kullanıcıların cihazları ve uygulamalarıyla etkileşim kurma biçimini kolaylaştırır.

Hem mobil cihazlarda hem de masaüstü işletim sistemlerinde değerli bir özellik olan İşlem Merkezi, ana görevlerinizden kesintiye uğramadan veya dikkatinizin dağılmadan bildirimleri hızlı bir şekilde görüntülemenizi, yanıtlamanızı ve yönetmenizi sağlar. Ayrıca, kullanıcıların çeşitli yapılandırma seçeneklerini kolayca değiştirmelerini veya ayarlamalarını sağlayan Wi-Fi, uçak modu ve ekran parlaklığı gibi sık kullanılan sistem ayarlarına ve araçlarına erişim sağlar.

Ayrıca, İşlem Merkezi, kullanıcıların bildirimlerini ve sistem ayarlarını tek bir yerden yönetmelerine olanak tanıyarak çoklu görev yönetimini kolaylaştırır. Mesajların sezgisel gruplandırılması ve kronolojik olarak sıralanması sayesinde, kullanıcıların birincil görevlerine devam ederken uygulamalarıyla bağlantıda kalmaları çok daha kolay hale gelir.

Bu, kullanıcıların bildirimlerine hızlıca göz atıp ayarlarda gerekli değişiklikleri minimum sürede yapabilmeleri sayesinde üretkenliğin artmasını sağlar. Bu nedenle, İşlem Merkezi’nin amacı, kullanıcıların cihazlarının bağlantısını etkili bir şekilde yönetebilmelerini, bildirimlere öncelik verebilmelerini ve temel ayarlara sorunsuz bir şekilde erişebilmelerini sağlayarak sorunsuz bir deneyim sunmaktır.

İşlem Merkezi hakkında sıkça sorulan sorular:

İşlem Merkezi’ne nasıl erişebilirim?

İşlem Merkezi’ne, genellikle görev çubuğunuzun sağ tarafında bulunan sistem tepsisindeki simgesine tıklayarak erişebilirsiniz. Ayrıca, doğrudan açmak için “Windows tuşu + A” kısayol tuşunu da kullanabilirsiniz.

İşlem Merkezi’ndeki bildirimleri özelleştirebilir miyim?

Evet, işletim sisteminizin ayarlar menüsüne gidip “Sistem”i seçip “Bildirimler ve eylemler”e tıklayarak İşlem Merkezi’ndeki bildirimleri özelleştirebilirsiniz. Buradan ayarları tercihlerinize göre düzenleyebilirsiniz.

İşlem Merkezi’ndeki bildirimlerimi nasıl temizlerim?

Bildirimlerinizi temizlemek için İşlem Merkezi’ni açın ve bildirim panelinin sağ üst köşesinde bulunan “Tüm bildirimleri temizle” düğmesine tıklayın. Bu, tüm bildirimleri tek seferde kaldıracaktır.

İşlem Merkezi’ni devre dışı bırakabilir miyim?

İşlem Merkezi’ni tamamen devre dışı bırakmak mümkün olmasa da, daha önce de belirttiğimiz gibi ayarlar menüsündeki “Bildirimler ve eylemler” bölümünden ayarları özelleştirerek görünen bildirim sayısını sınırlayabilirsiniz.

İşlem Merkezi üzerinden hangi kısayollara erişebilirim?

İşlem Merkezi, Wi-Fi, Bluetooth, ekran parlaklığı, Uçak modu gibi çeşitli ayar ve özelliklere kısayollar sağlar. Bu kısayollar özelleştirilebilir ve İşlem Merkezi’nde hangilerinin görüntüleneceğini kontrol edebilirsiniz.

Paylaşın